Son Dakika
|
İran'dan ateşkes çıkışı: "Ateşkes, yeni suçlar için moladır"
Narkotik polisinden ’Cono’lara operasyon: 55 gözaltı
Dağıstan'daki selde 6 kişi hayatını kaybetti
MHP İstanbul İl ve 39 İlçe teşkilatı feshedildi
Tokat merkezli 12 ilde yasa dışı bahis operasyonu: 64 gözaltı
Narin cinayetinde Nevzat Bahtiyar’ın yeniden yargılanmasına başlandı
İran Devrim Muhafızları’ndan Hürmüz Boğazı açıklaması
Netanyahu’dan Trump’a kurtarma operasyonu tebriği
ABD ve İsrail’in gece boyunca İran’a düzenlediği saldırılarda can kaybı 34’e yükseldi
Antalya’da feci kaza: 2 kişi hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Khartoum’s Marina Park Reopens After Years of War
Süper Lig’de 28. hafta görünümü
Bakan Bolat: "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Türkiye’ye son 23 yılda her alanda çağ atlattık"
Kupa Voley’de finalin adı Ziraat Bankkart-Galatasaray
Tayland'da Charnvirakul hükümeti resmen göreve başladı
İBB davasında sanıkların cezaevi şartlarına ilişkin iddialar yalanlandı
1 kişinin öldüğü teleferik kazasında davası ek bilirkişi raporu sunuldu
Şanlıurfa’da korkutan yangın: Mahsur kalanlar kurtarıldı
POLİTİKA
Malatya’da yeni çarşıda tüm dükkanların mayıs sonu itibarıyla teslim edilmesi bekleniyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 23:01:07
AK Parti Malatya Milletvekili Bülent Tüfenkci, Malatya Çarşısı alanında incelemelerde bulundu, taşınan esnafları ziyaret etti. Ziyarete Malatya Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Evren, Kuyumcular Odası Başkanı Hanifi Yayla ve partili yöneticiler de katıldı. Ziyarette yeni çarşıdaki taşınma süreci, teslim takvimi ve esnafın durumu değerlendirildi. Tüfenkci, mayıs ayı sonu itibarıyla dükkân ve bağımsız bölümlerin teslim edilmesinin beklendiğini söyledi. Ziyarette konuşan Malatya Esnaf ve Sanatkârlar Kredi Kefalet Kooperatifi Başkanı Ali Evren, taşınma sürecinin uzadığını ancak esnafın iş yerlerine geçişinin başlayacağını söyleyerek, "Biraz süremiz uzamış oldu ama inşallah o günleri atlattık. Yavaş yavaş iş yerlerimize taşınacağız. Esnafımız taşındıktan sonra aş ve iş devam edecektir. Bir an evvel bitirmesini biz istiyoruz. Memleketimiz için hayırlı ve uğurlu olsun. başta Sayın Cumhurbaşkanımıza, değerli bakanıma, milletvekillerime, özellikle teşekkür ediyoruz. Hayırlı uğurlu olsun Malatya’mıza" dedi. Kuyumcular Odası Başkanı Hanifi Yayla, "Emeği geçenlere teşekkür ederiz. Sayın bakanımla çarşımızı gezdik. Gerçekten çok güzel bir çarşı çıkıyor. Daha da güzel olacak" diye konuştu. Milletvekili Bülent Tüfenkci, Akpınar Çarşısı ile diğer ticaret alanlarında incelemeler yaptıklarını, taşınan esnafın görüşlerini dinlediklerini söyledi. Tüfenkci, yeni çarşı alanında 5 bin 700 bağımsız bölümün bulunduğunu ifade ederek, teslim sürecinin mayıs sonuna kadar tamamlanmasının beklendiğini kaydetti. Tüfenkci, "Bugün hem Kuyumcular Oda Başkanımız hem Esnaf Kefalet Kooperatifleri Başkanımız, teşkilatımız ve esnaf arkadaşlarımızla beraber hem Akpınar Çarşımızı hem diğer çarşılarımızdaki 5 bin 700 bölümün yer aldığı çarşılarımızı gezdik. Gerçekten çok güzel ve Malatya’ya yakışır bir çarşı hâline gelmiş. Buraya taşınan arkadaşlarımızın memnuniyetlerini görmek, onlara hayırlı olsun demek bizleri ziyadesiyle memnun etti. İnşallah tamamen açıldığında, mayıs ayının sonu itibarıyla bütün dükkânları ve bağımsız bölümleri teslim etmiş olacaklar. İçeride hummalı bir çalışma var. Bu çalışmanın mayıs sonu itibarıyla biteceğini umut ediyoruz ve bütünüyle faaliyete geçtiğinde gerçekten bölgenin de ticari merkezlerinden biri hâline tekrardan gelecek" dedi. Saray Mahallesi ve çevresindeki yeni ticaret alanlarına da değinen Tüfenkci, kent merkezindeki dönüşümün etap etap sürdüğünü söyledi. Tüfenkci, "Saray Mahallesi’ndeki yepyeni bir çarşı ve yepyeni bir Malatya’yı, Niyazi Mısri ve Valilik civarında oluşan yeni çarşılarımızla beraber, yeni bir camimizi de Malatya’nın merkezine yapmış olacağız. Bir bütün hâlinde Malatya yepyeni bir Malatya hâline gelecek. Şimdiden taşınan esnaflarımıza hayırlı olsun. Çarşımız Malatya’mıza hayırlı olsun" dedi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:59
CHP Genel Başkanı Özel: "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, "Gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin ‘Yılın Başarılı Gazetecileri Ödülleri’ törenine katıldı. Törende konuşan Özel, tutuklu gazetecilerin haksız yere içeride olduğunu söyleyerek, "17 gazeteci arkadaşın halen daha cezaevlerinde tutuklu olduğunu altını çizmek boynumuzun borcu. Maalesef burada şunu düşünmek, konuşmak durumundayız. Yargı, basın özgürlüğü üzerinde de bir siyasi sopaya dönüşmüş durumda. ‘Dezenformasyonla mücadele’ düzenlemesi çıkarken gazetecilik meslek örgütleri, basın emek örgütleri itiraz ettiler. Bizler itiraz ettik, bütün muhalefet partileri buna itiraz ettiler" şeklinde konuştu. Hayatını kaybeden gazetecileri de anan Özel, "Bugün Hayatını Kaybeden Gazeteciler Günü. Musa Anter, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Hrant Dink ve adını sayamadığım bütün gazetecileri rahmetle ve minnetle anıyorum. Bir kez daha ailelerinin ve basın camiasının acısını paylaşıyorum" diye konuştu. "Bütün ödül alanları kutluyorum" Özel, ana muhalefet partisi lideri olarak haksızlıkları dile getirdiğini belirterek, "Ana muhalefet lideri olarak partisi adına söz kuran ve seçim meydanlarında da protesto alanlarında, eylemlerinde de en yoğun ve en tepkili kesimin emekliler olduğunu gören birisi olarak ben kim bilir kaç saat bu konuyu konuştum, her grup toplantısında konuştum. Buradaki bütün ödül alan haberler gerçekten bir gazetecilik faaliyetini de aşan ve çok önemli bir toplumsal sorumluluğu yerine getiren, konuşulmayanı konuşturan, duyulmayanı duyuran, görünmeyeni gösterirken hepimizin vicdanına dokunan bu inanılmaz ve etkisi de çok büyük olmuş haber için kendilerini ve bütün ödül alanları kutluyorum" dedi. "Gazetecilerin emeklerinin sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var" Özel, gazetecilerin mesleğini özgürce yapabilmesini dilediğini söyleyerek, "Bundan sonra gazetecilerin öldürülmediği, gazetecilerin hapsedilmediği, gazetecilerin acı çekmediği ve maalesef emeklerinin bu kadar yoğun sömürülmediği bir Türkiye’ye ihtiyaç var. Ümit ediyoruz ki bir şey değişecek ve her şey değişecek" ifadelerini kullandı. Törene ayrıca Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve siyasetçiler katıldı.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:48
Akçakoca Belediye Meclisi’nde gergin anlar
DÜZCE (İHA) – Düzce’de Akçakoca Belediyesi Meclis toplantısında CHP’li Belediye Başkanı Fikret Albayrak, denetim raporlarındaki harcamaları eleştiren AK Partili Belediye Meclis Üyesi Zafer Küçük ile tartıştı. Ardından toplantıyı görüntüleyen basın mensuplarının üzerine yürüyen Albayrak, gazetecileri kovdu. Akçakoca Belediyesi’nin nisan ayı toplantısının ilk birleşimi yapıldı. Oturumda AK Partili Meclis Üyesi Zafer Küçük, Akçakoca Belediyesi’nin denetim raporlarındaki bazı harcamaları eleştirdi ve raporu okuyarak harcamaları sıralamaya başladı. Bu sırada Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak yerinden kalkarak, Meclis Üyesi Küçük’ün yaptığı açıklamanın kanuna aykırı olduğunu, denetim rapor sonuçlarının meclis toplantısında açıklayamayacağını ve basına servis edilemeyeceğini ileri sürdü. Çıkan tartışma üzerine verilen aranın ardından Başkan Albayrak, meclis üyelerine "Bu memlekette hırsıza hırsız diyeceksiniz" diyerek tepki gösterdi. Ardından meclis toplantısını görüntülemeye çalışan basın mensuplarını fark eden Albayrak, "Ne çekiyorsun" diyerek basın mensuplarının üzerine yürüdü. Araya girenlerin ayırması ile Albayrak uzaklaştırılırken, zabıta ve belediye çalışanları basın mensuplarını toplantıdan dışarı çıkardı. Meclis toplantısının ertelendiği öğrenildi.
06 Nisan 2026 Pazartesi - 21:20
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Kabinesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Beştepe’de toplandı. Yaklaşık 2,5 saat süren toplantının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan gündeme dair değerlendirmelerde bulundu. Açıklamasında İran-ABD-İsrail savaşının dünya ekonomisine etkisinden bahseden Erdoğan, bu savaşı sonlandırmak için siyasi ve diplomatik girişimlerini sürdürdüklerini ifade etti. Savaşın ekonomik yükünden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aldıkları önlemler sayesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğinde sorun yaşamayacağını söyledi. "Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum" Muhalefetin suni bir gündem üretme çabasında olduğunu ve erken seçim iddiaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Birileri bu vatan için meydanlarda nutuk atarken, kimileri de yolsuzluklarını perdelemek için nutuk önünde poz verirken, Cumhurbaşkanı ve kabinesi olarak Türkiye Yüzyılını inşa mücadelemizi azimle sürdürüyoruz. Türkiye ana muhalefetin beyhude bir çabayla köpürtmeye çalıştığı yapay gündemlere takılmadan hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor. Açık ve net ifade etmek isterim ki hükümetimiz gündemine hakimdir. Bize kimse gündem dayatamaz. Hangi bahaneyle olursa olsun kimse Türkiye’nin gündemini suni tartışmalarla saptıramaz, enfekte edemez. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken veya ara seçimin yer almadığının bilinmesini istiyorum. Bölgemizde krizler, çatışmalar, büyük çalkantılar yaşanırken bizim tek bir gündemimiz vardır. O da ülkemizi bu ateşten uzak tutmak ve milletimizin sofrasındaki ekmeğini büyütmektir. Bunun dışındaki her tartışmayı havanda su dövmek olarak görüyoruz. Biz havanda su dövme değil iş yapma hizmet üretme milletimize hizmet etme peşindeyiz. Biz yatırıma, üretime, hizmete, kalkınmaya gitmesi gereken kaynakları hortumlayanlarla hukuk dairesi içinde mücadele etmenin çabasındayız. Biz ülkemizin itibarını hem ulusal ölçekte hem uluslararası ölçekte daha da artırmanın mücadelesini veriyoruz. Başkaları ne yaparsa yapsın biz işimize bakıyoruz, önümüze bakıyoruz, Türkiye’yi güçlü ekonomisiyle, büyük ekonomisiyle küresel oyuncu haline getirmeye bakıyoruz" ifadelerini kullandı. "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor" Daha önce yapılan ve muhalefet tarafından karşı çıkılan projelerin şu an meyvesini verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Muhalefetin ‘israf, ne gerek var’ diyerek kötülediği yatırımlarımız bugün görüyoruz ki Türkiye’yi küresel rekabette çok avantajlı bir konuma getiriyor. Türkiye’nin uluslararası yatırımcıların gelecek planlamalarında bir istikrar adası olarak, bir güvenli liman olarak öne çıktığını görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz" dedi. "Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil, enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor" İran’a yönelik saldırıların başlamasıyla küresel ekonominin yakın tarihin en ağır şoklarından biriyle yüzleştiğini söyleyen Erdoğan, "Hürmüz Boğazı fiilen kapandı. Hürmüz sıradan bir geçiş olmanın ötesinde dünyadaki petrolün yüzde 20’sinin ve doğal gazın çok önemli bir kısmının taşındığı kritik bir hattır. Mesele sadece enerji de değildir. Petrokimya ürünleri, gübreler, ilaç ham maddeleri ve yarı iletken üretiminde kullanılan helyum gibi birçok kritik mamül de bu boğazdan geçiyor. Yani Hürmüz’ün kapanması yalnızca bir sektörü değil enerjiden tarıma sanayiden teknolojiye her alanda küresel ekonomiyi derinden sarsıyor. Mesela Avrupa’nın son 30 günde fosil yakıt faturası 17 milyar dolar kabardı. Doğal gaz fiyatı yüzde 100 petrol ise yüzde 60 oranında artış kaydetti. Dünyaya şöyle bir göz attığımızda tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bazı ülkelerde akaryakıta kota getirildiğini, bazı ülkelerde okulların belirli günlerde kapatıldığını, bazı ülkelerde kamu hizmetlerinin kısıtlanmasının tartışıldığını görüyoruz. Hamdolsun Türkiye bu karamsar tablonun dışındadır. Enerji arz güvenliği tedariki ve depolama noktasında bir sorunumuz yok. Türkiye’nin Basra’dan veya Hürmüz geçişli herhangi bir LNG tedariki bulunmuyor. Yaklaşık yüzde 10’luk petrol ve petrol ürünü ithalatımız buradan gelmesine karşın bunlar bizim kolayca yönetebileceğimiz oranlardır. Muhalefetin yıllardır bizi eleştirdiği enerjide kaynak ülke çeşitlendirme politikamızın değeri işte bugünlerde anlaşılmaktadır" ifadelerini kullandı. "Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız" Bölgede yaşanan savaş sonucunda Türkiye’nin herhangi bir gıda sıkıntısı yaşamayacağını söyleyen Erdoğan, "Gübre ve ham madde tedariklerimizi de zaten çok önceden yapmıştık. Savaştan bu yana alternatif ülkelerden uygun fiyata üre gübresi temini için gümrük vergisini sıfıra indirdik. Keza bazı gübre cinslerinde de gümrük vergisini sıfırladık. İhracat kapasitesine sahip olduğumuz gübrelerin ihracatını da durdurarak bu ürünlerin yurt içinde daha fazla kullanılabilmesinin önünü açtık. Ayrıca antrepolarda bulunan üre gübresinin Türkiye üzerinden yurt dışına transitini ve yeniden ihracını durdurduk. Gübre gibi tarımsal üretim girdilerinde sıkıntımız yoktur. Aldığımız tedbirler sayesinde inşallah gıda arz güvenliğinde de hiçbir sorun yaşamayacağız. Fahiş fiyat artışlarıyla milletin ekmeğine kan doğrayan savaş fırsatçılarına yönelik denetimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor" açıklamasında bulundu. "50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu" Savaş nedeniyle ekonomik olarak da herhangin bir sıkıntı yaşanmayacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dış borcumuzun ve toplam dış finansman ihtiyacımızın millî gelire oranı tarihsel ortalamaların altındadır. Dış dengeden bütçe disiplinine, Merkez Bankası rezervlerinden bankacılık sektörümüze kadar temel göstergelerde geçmişte karşılaşılan dış şoklara kıyasla çok daha sağlam bir noktadayız. Bunlara ilaveten krizin ekonomiye ve piyasaya menfi etkilerini proaktif bir yaklaşımla sınırlı tutmaya gayret ediyoruz. Savaşın başlamasından sadece 5 gün sonra Eşel Mobil Sistemi’ni devreye aldık. Küresel petrol fiyatlarındaki sert artış karşısında vatandaşımıza bir koruma kalkanı oluşturduk. Motorinde litre başına 17 lira, benzinde ise 12 liraya yakın artış pompaya yansıtılmadı. Şimdiye kadar toplam 50 milyar lirayı bulan ek maliyet, Eşel Mobil Sistemi sayesinde devletimiz tarafından sübvanse edilmiş oldu. Tüm bunları söylerken elbette her şey güllük gülistanlık demiyoruz. Bölgemizdeki savaşın küresel ticarete yansımalarından, özellikle ihracat boyutunda kuşkusuz biz de etkileniyoruz. Ancak biz üretimi, ihracatı ve turizmi ayakta tutan işletmelerimizi güçlü desteklerle koruyor, bu fırtınalı dönemi atlatmalarına yardımcı oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor" Hafta sonu yeni bir ekonomik paketi daha kamuoyuyla paylaştıklarını ve Türkiye’nin güçlü bir ekonomiye sahip olduğunu belirten Erdoğan, "Hazine ve Maliye Bakanlığımızın kefalet desteğiyle turizm ve ihracat odaklı sektörlere yönelik yeni bir kredi imkânını devreye aldık. Bu kredinin toplam büyüklüğü 120 milyar liradır. Turizm işletmeleri için 60 milyar lira, ihracatçılar için 42 milyar lira ve katılım finans alanında 18 milyar lira ek limit tanımladık. Böylece finansmana erişimde yaşanabilecek daralmaların önüne geçmeyi ve reel sektörün nakit akışını korumayı hedefliyoruz. Turizm sektörümüze ve ihracatçılarımıza hayırlı olsun diyorum. Dezenflasyon programımızda da herhangi bir taviz söz konusu değildir. Her zaman söylediğimiz gibi istihdamın, üretimin ve ihracatın korunması bu süreçte de önceliğimiz olmayı sürdürecektir. Vatandaşlarımız endişeye kapılmasın, iş dünyamız müsterih olsun. Türkiye, stratejik coğrafyasıyla, güçlü ve modern altyapısıyla, genç ve nitelikli iş gücüyle, İstanbul Finans Merkezi ile ve daha birçok avantajıyla yeni dönemin doğal cazibe merkezlerinden biri olmaya namzettir. Dünyanın önde gelen şirketleriyle gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bunun emarelerini bizzat gördük. Yurt dışında da bunun sinyallerini şimdiden almaya başladık. Ülkemize düşmanlığı bilinen yabancı medya organlarında bile Türkiye’nin yeni dönemin parlayan yıldızı olacağına dair haberler yazılıyor. Enerji nakil hatlarında daha güvenli alternatifler konuşulmaya başlandı. Talimatlarımız doğrultusunda ekonomi kurmaylarımız şu an Türkiye’yi çok uluslu şirketler için bölgesel yönetim merkezi olarak güçlü bir şekilde konumlandırmak, transit ticarette küresel cazibe merkezine dönüştürmek, İstanbul Finans Merkezi’ni dünyanın önde gelen finans merkezlerinden biri hâline getirmek için yoğun çaba sarf ediyorlar. Tıpkı salgın döneminde olduğu gibi bu küresel krizin de ülkemizin önünde yeni kapılar açacağına biz yürekten inanıyoruz" diye konuştu. "Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın" İsrail hükümetinin savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürdüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle devam etti: "İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkumlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek, komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor. Şunu bir defa çok açık söylemek durumundayım: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil, hakkın, hukukun, sulhün ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz. Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz. Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir. Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hale geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler yarın kendilerinin de barışa, adalete, hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur. İşte en son Hitler bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş, hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da Hitler rolünü oynamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir. Biz kendi insanımızla ve kardeşlerimizle bölgedeki tüm halklar için barış istemeye, barış için çabalamaya inşallah devam edeceğiz." "(Terörsüz Türkiye süreci) Süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz" Terörsüz Türkiye sürecinden de bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerek dünyanın gidişatı, gerekse bölgemizdeki gelişmeler, Ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız terörsüz Türkiye sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerine titrediğimiz süreç 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur. Bu anlayış birliğini sürecin müteakip aşamalarının sağlıklı bir zeminde iletilmesi bakımından çok kıymetli buluyoruz. Her ne kadar bölgemizdeki çatışma atmosferi ülkenin, milletin ve siyasetin gündemini kaplıyor olsa da, raporun çizdiği perspektif çerçevesinde süreçle ilgili çalışmaların ivme kazanmasında fayda olduğu kanaatindeyiz. Özellikle bölgemizin yeniden dizayn edilmeye çalışıldığı Türkler, Kürtler, Araplar ve Farsların arasına yeni duvarlar örülmek istendiği bu dönemde oynanan oyunları ancak terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge vizyonunun temsil ettiği değerlerle etkisiz hale getirebiliriz. Siyasi parti gruplarının da meseleye bu zaviyeden yaklaşmaları, küçük hesapların peşine takılmak yerine ülkeye ve millete karşı sorumluluk bilinciyle davranmaları en samimi temennimizdir. Bu hassas günlerde söz söyleyen herkesin dikkatli olması gerektiğinin, bu ülkede kardeşliği perçinleyen, birlik ve beraberliğimizi güçlendiren, sürecin yükünü azaltan yapıcı bir üslupla hareket etmesi gerektiğinin altını tekrar önemli çizmek istiyorum. İktidar ve ittifak olarak biz, omuzlarımızdaki sorumluluğun idraki içinde, büyük devlet vizyonumuza yakışır biçimde süreci titizlikle yönetiyoruz" dedi. "İç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız" Türk’üyle, Kürt’üyle, Arap’ıyla, Laz’ıyla, Alevi’si ve Sünni’siyle 86 milyon olarak hep beraber büyük bir aile olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Hepimiz tarihin en zor zamanlarında acıları birlikte göğüslemiş, birlikte beka mücadelesi vermiş, kanları birbirine karışmış bir milletin evlatlarıyız. Bilhassa içinde bulunduğumuz günlerde birlik ve beraberliğimizi ne kadar sağlam tutarsak geleceğimize o derece güvenle bakabiliriz. Ama iç kalemizin duvarlarında bir gedik açılmasına müsaade edersek, başka ülkelerin yaşadığı sıkıntılarla Allah korusun biz de karşılaşırız. Rabbim milletçe dayanışmamızı muhafaza eylesin. Ülkemizi ve milletimizi her türlü fitneden korusun diyorum. Diliyor ve umuyoruz ki, sürecin sonunda kazanan tüm Türkiye olsun, barut kokusuna boğulmuş bölgemiz olsun, tüm kardeş halklar olsun" ifadelerini kullandı. "Risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" Kanser Haftası nedeniyle çağrıda da bulunan Erdoğan, "1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası vesilesiyle erken teşhisin önemine dikkat çekmek istiyorum. Biliyorsunuz dünyada pek az örneği olan bir uygulamayla ülkemizde kanser taramalarını tamamen ücretsiz gerçekleştiriyoruz. Bu kapsamda son bir yılda 7 milyon 700 bin vatandaşımıza ücretsiz kanser taraması yapıldı. Erken evrede kanser teşhisi konulan vatandaşlarımızın tedavilerine vakit kaybetmeksizin başlandı. Erken tanı sayesinde 28 bin vatandaşımız cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyulmadan hamdolsun sağlına tekrar kavuştu. Özellikle risk grubundaki vatandaşlarımızdan kanser taraması yaptırmayı ihmal etmemelerini kendilerinden rica ediyoruz" ifadelerine yer verdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Nisan 2026 Cuma- 12:46
Adalar’da elektrikli araç krizi: Eski sistem kaldırıldı, yeni şartlar tepki çekti
2
06 Nisan 2026 Pazartesi- 12:18
MHP İstanbul İl Teşkilatı ve 39 ilçe teşkilatı birlikte feshedildi
3
06 Nisan 2026 Pazartesi- 16:09
AK Parti Genel Başkanvekili Ala: "(Yeni anayasa çalışmaları) Birinci aşama neredeyse nihayetlendi"
4
02 Nisan 2026 Perşembe- 13:17
Başkan Yarka’dan İLBANK’a yatırım çıkarması
5
04 Nisan 2026 Cumartesi- 10:51
Ak Parti Bursa İl Başkanı Gürkan’dan CHP Lideri Özgür Özel’e sert tepki
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:42
Diyarbakırlı vatandaşlardan Devlet Bahçeli’ye tam destek
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Diyarbakır’ın Sur İlçe Başkanı Şakir Erdin, ilçedeki esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi. Diyarbakırlı vatandaşlar, Terörsüz Türkiye sürecinde yaklaşımı nedeni ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye tam destek verdi. MHP Sur İlçe Başkanı Şakir Erdin, tarihi ilçede esnaf ve vatandaşlarla tek tek görüşecek Terörsüz Türkiye süreci hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Esnaf ve vatandaşlardan tam destek alan Erdin ‘’Bir daha Sur ilçesinde kötü olaylar yaşanmayacak’’ dedi. Esnaf ve vatandaşlar ise MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür ederek, ‘’Arkasındayız, katılıyoruz ve inşallah barışı o bize getirecek" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye sürecinde Diyarbakır’da Bahçeli’ye büyük teveccüh oldu’’ Şakir Erdin, özellikle Terörsüz Türkiye süreci döneminde Diyarbakır’da, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye büyük bir teveccühün olduğunu dile getirdi. Erdin, "Kendilerinin yapmış olduğu açıklamada ‘İmralı’ya heyet gönderilsin’ denildiğinde Sur halkını kapı kapı dolaştık. Herkes genel başkanımıza büyük bir sevgi ve destek gösteriyor. Sürecin başarıya ulaşmasını umut ediyoruz. Tamamen herkes barışa inanıyor, özellikle Sur esnafı. Sur’a gelen yerli ve yabancı turistlerin bölgeyi görmesi için yapılan çalışmalarla birlikte, artık algıların kırıldığını ve herkesin barışa hazır olduğunu görüyoruz’’ şeklinde konuştu. ‘’Devletimizin ve milletimizin yanındayız’’ Ayrıca hendek olaylarında Sur ilçesinde yıkılan Kurşunlu Caminin yanında, MHP İlçe Başkanlığı açan Şakir Erdin, böyle bir yerde başkanlık açmanın manevi duygulara çok iyi geldiğini ifade etti. Erdin, "Sur hendek olaylarında halkımızın yaşadığı acılar hala kalbimizde ve bugün bile izlerini görüyoruz. Sur’un bazı bölgelerinde o dönemden kalan kalıntılar duruyor, yaralarımız tam anlamıyla sarılmış değil. Örnek vermek gerekirse, bakın, bu alanlar hendeklerden kalan tahribatın izleridir. Buralar, Sur’umuzun tamamen zarar gördüğü, pek çok yarasının kapanmadığı yerlerdir. Hendek olayları sırasında oluk oluk kan akarken bazı insanlarımız bölgeden kaçmak zorunda kaldı, hatta ülke dışına gidenler oldu. Biz o gün buradaydık, bugün de buradayız, yarın da burada olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi olarak burada bir binamız var; burada üç hilalimiz, Türk bayrağımız dalgalanıyor. Devletimizin ve milletimizin yanındayız. Elimizden geldiğince bu yaraları sarmaya çalışıyoruz" dedi. Milliyetçi Hareket Partisi İlçe Başkanlığının burada açılmasının tek sebebinin de yaraların daha hızlı sarılması, vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek ve daha güçlü şekilde hitap edebilmek olduğunu aktaran Erdin, şu ifadeleri kullandı: ‘’Buradayız ve kapılarımız sonuna kadar halkımıza açıktır. Bir daha bu tür acıların Diyarbakır’da, Sur’da yaşanmamasını umut ediyoruz. Cumhur ittifakı olarak, genel başkanımızın yaptığı açılımla birlikte Allah’ın izniyle bu olayları bir daha yaşamayacağımız inancıyla yolumuza devam ediyoruz."
22 Kasım 2025 Cumartesi - 09:35
Doç. Dr. Akıncı: "ABD ve Türkiye ilerleyen dönemde daha iyimser bir noktaya gelecek"
Suudi Arabistan’a satılacak F-35 savaş uçaklarının Türkiye’ye İsrail’in baskıları nedeniyle satılmadığına vurgu yapan Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. Berat Akıncı, "Amerika Birleşik Devletleri’yle Türkiye NATO ittifakı açısından müttefik bir ülke. İlerleyen dönemlerde tarafların daha iyimser bir noktaya geleceğine inanıyorum" dedi. Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman, Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump’ı Beyaz Saray’da ziyaret etti. 7 yıl sonra ilk kez ABD’ye giden Selman, kapsamlı bir tören ile karşılandı. İki liderin görüşmesinden sonra Suudi Arabistan’a F-35 savaş uçağı satıldı. Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Berat Akıncı, konuyla ilgili İhlas Haber Ajansı muhabirine açıklamalarda bulundu. "Suudi Arabistan F-35 alıp hava kuvvetlerini güçlendirmek istiyor" Prens Selman’ın Amerika’ya yaptığı görüşmenin kendi geleceği açısından önemli olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Akıncı, "Prens Selman açısından bu görüşme, çok kritik bir öneme sahip. Çünkü Cemal Kaşıkçı cinayetinden bu yana Prens Selman’ın Amerika Birleşik Devletleri’ne ziyareti söz konusu değildi. Suudi Arabistan’ın uluslararası meşruiyetini tekrar kazanması açısından, İsrail’in Orta Doğu’da oluşturmuş olduğu güvenlik krizinin bir sonucu olarak Suudi Arabistan bölgede güvende hissetmek istiyor. Suudi Arabistan F-35 alıp hava kuvvetlerini güçlendirmek istiyor. Amerika Birleşik Devletleri de bu işin hem ekonomik tarafını hem de körfez ülkelerinin dengelerini düşünüyor" ifadelerini kullandı. "İsrail, Trump yönetimini baskılıyor" Türkiye’ye F-35 savaş uçağı satışının İsrail tarafından engellendiğini ancak çok yakın bir dönemde bu satışın gerçekleşeceğine inandığını belirten Doç. Dr. Berat Akıncı, daha sonra şunları söyledi: "Amerika Birleşik Devletleri’yle Türkiye NATO ittifakı açısından müttefik bir ülke. Dolayısıyla burada Türkiye’nin F-35 uçağı alma talebi müttefiklik ruhuyla açıklanabilecek bir durum. Ancak Amerika Birleşik Devletleri, İsrail tarafından baskılanıyor. İsrail, Türkiye’nin hava kuvvetlerinin gelişmiş uçak alması bakımından Trump yönetimini baskı altında tutuyor. Bu noktada Suudi Arabistan’a Amerika Birleşik Devletleri tarafından F-35 uçaklarının verilecek olmasının Türkiye’nin ne kadar haklı bir talebi olduğunu gösteriyor. İlerleyen dönemlerde tarafların daha iyimser bir noktaya geleceğine inanıyorum." "Bu planın geçmesi olumlu" Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin ABD Başkanı Donald Trump’ın hazırladığı 20 maddelik Gazze planını içeren karar tasarısının lehinde oy kullandığına ancak Rusya ve Çin’in çekince koyduğuna da vurgu yapan Doç. Dr. Akıncı, "Rusya ve Çin’in, Trump’ın Gazze planına yönelik çekince koyduğunu görüyoruz. Bu aslında Rusya ve Çin açısından bakınca anlaşılabilir bir çekince. Bölgenin bir barışa adım atılması, akan kanın durması ve tekrar savaşa dönülmemesi noktasında Trump’ın planının güvenlik konseyinden geçmesi olumlu bir durum"ifadelerini kullandı.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 00:11
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Aile hekimlerimiz daha önce yazamadığı bin 859 ilacı yazabilir hale geldi"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Aile hekimlerimiz daha önce yazamadığı bin 859 ilacı yazabilir hale geldi. Böylece vatandaşlarımız sağlık hizmetlerini çok daha yakın aile hekimlerinden alabilir hale geldi" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumların görüşmeleri katıldı ve milletvekillerinin sorularını cevap verdi. Memişoğlu, Sayıştay denetimlerine işaret ederek, "Sayıştay 2023 denetim raporunda toplam 19 bulgu yer almışken yaptığımız iyileştirmeler sonucunda 2024 yılında denetim raporundaki bulgu sayısı 12’ye düşürülmüştür. Bu sonuç denetim süreçlerine verdiğimiz önemin, yaptığımız düzenlemelerin, kursal iyileştirme çalışmalarımızın somut bir göstergesidir. Aynı hassasiyeti 2024 yılı denetim raporlarında da tüm hususları tek tek çalışıyor. Süreçlerimizi düzeltmeye ve güçlendirmeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Aile hekimlerinin reçetelerini engelledikleri eleştirilerine Memişoğlu, "Tam aksine biz aile hekimliğinde düzenlenen ilaç raporlarının ve reçetelerin kapsamını geliştirdik. Aile hekimlerimiz daha önce yazamadığı bin 859 ilacı yazabilir hale geldi. Böylece vatandaşlarımız sağlık hizmetlerini çok daha yakın aile hekimlerinden alabilir hale geldi. Oluşturduğumuz yeni modelle koruyan sağlık politikalarımızın merkezine aile hekimi yerleştirdik. Koruyucu sağlık hizmetlerimizin kapsamını genişleterek aile hekimlerimizin düzenli aralıklarla kronik hastalık ve kanser taramaları yapmalarını teşvik edecek düzenlemeler yaptık. Bu sayede obezite, kardiyovasküler hastalık, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastaların tanımalarına büyük bir artış sağladık. Toplam 105 milyon tarama ve izleme yaptık. Tarama ve takip programlarımızı geliştirmeye devam ediyoruz" diye konuştu. Memişoğlu, şöyle konuştu: "Aile hekimleri o hastayı hastaneye gönderirken direkt o gönderdiği bilgi notu yazabiliyor. Hastanın durumunu ifade edecek bilgilendirmeleri de yapabiliyor. Tam tersine. Hastaneye giden hasta, hastanedeki hekim tarafından muayene edilip gerekli tepkiler yapıldığı zaman o hekim o hastayla beraber elektronik sistemde bilgi yazıp aile hekimine mesaj ve bilgi gönderebiliyor." "Şehir hastanelerinin sahibi ve yöneticisi Sağlık Bakanlığı’dır" Şehir hastanelerinin sahibi ve yöneticisinin Sağlık Bakanlığı olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Kamu Özel İşbirliği, sadece bir finansman ve yapım modelidir. Bu model, devletin bütçe imkanlarını zorlamadan büyük ölçekli yatırımları daha kısa sürede hayata geçirmek amacıyla kullanılmaktadır. Şehir hastanelerinin sahibi ve yöneticisi Sağlık Bakanlığı’dır. Hastanelerin yönetimi sevk ve idaresi tıbbi süreçlerin tamamı Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir. Özel sektörün sürece katkısı ise yalnızca hastanelerin inşa edilmesi, teknolojik altyapının kurulması, bazı destek hizmetlerinin sunulması ile sınırlıdır. Yani şehir hastanelerimiz kamu hastaneleridir ve tüm sağlık hizmetlerinin planlanması ve yürütülmesi Bakanlığımız tarafından yapılmaktadır. Kamu Özel İşbirliği şehir hastaneleri kapsamında yapılan ödemelerle ilgili iddiaların çok büyük kısmı yanlış veya eksik bilgilerden kaynaklanıyor. Kamu Özel İşbirliği kapsamında yapılan ödemeler, iki ana kalemden oluşmaktadır. Birincisi, kullanım bedeli olarak adlandırılmış kalem. Kullanım bedeli, bu hastanede inşaatı, modern sağlık altyapısı, tıbbi teknolojik yatırımları ve akıllı bina sistemleri için yapılan devasa yatırımların karşılığı olarak ödenen ücrettir. KÖİ kullanım bedeli ödemeleri bakanlığımız bütçesinin harcamalarının içindeki payı artmamakta. Aksine her yıl düzenli olarak azalmaktadır" dedi. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Sağlık Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesi kabul edildi.
21 Kasım 2025 Cuma - 23:19
Bursa Şehir Hastanesi ve YHT Garı bağlantı yollarının temeli atıldı
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, temeli atılan Bursa Şehir Hastanesi ve YHT Garı bağlantı yolunun, Bursa Şehir Hastanesi ve Yüksek Hızlı Tren garına erişim imkanı sağlayacağını belirterek, "Şehir içerisindeki yolların yapılmasını biz elbette belediyelerden bekleriz. Ancak burada bu noktada bir irade olmadığı gördüğümüz için biz, milletvekillerimiz, valilik ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte istişare ederek le beraber, valilikle birlikte istişare ederek bu sorumluluğu da üzerimize aldık" dedi. Bursa Şehir Hastanesi ve YHT Garı bağlantı yolları temeli, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla atıldı. Törende konuşan Bakan Uraloğlu, "Yüksek Hızlı Tren Garı’mıza doğrudan erişim sağlayacak 3 kilometre uzunluğundaki bağlantı yollarımızın temelini atıyoruz. Bursa’nın potansiyelini en üst düzeye çıkararak, ulaşımın her moduyla daha etkin hale getirmek için çalışıyoruz. Bursa, Uludağ’ın eteklerinde, ipek yolu üzerindeki tarihiyle, Ulu Camii ve Yeşil Türbesi ile, sanayisiyle Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biri. Marmara ve Ege Bölgeleri arasında uzanan gelişmiş otoyol ve bölünmüş yol güzergahında geçiş noktası olan şehrimiz her geçen gün büyüyor. Bu sebeple Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Bursa’nın şehir merkezi, ilçeleri ve çevre illerle ulaşım standardını yeni ulaşım yatırımlarıyla güçlendiriyoruz. Bursa Şehir Hastanemiz, 2019’da hizmete girdiğinden beri milyonlarca hastamıza, vatandaşımıza şifa kapısı oldu. Açılışının ardından hem şehir hastanesine erişim hem de İstanbul-İzmir Otoyolu nedeniyle bu kesimde trafik yoğunluğu giderek arttı. Ayrıca aynı bölgede Bakanlığımız tarafından yapımı sürdürülen Yüksek Hızlı Tren garı ve metro hatlarının merkez istasyonu da bulunuyor. Bu dev yatırımları, birbirine doğrudan ve konforlu bir şekilde bağlanmadıkça tam anlamıyla verimli olamazdı. İşte bugün temelini attığımız 3 kilometrelik bölünmüş yol standardında hizmet verecek bağlantı yolları projemiz tam da bu ihtiyacı karşılıyor. Bağlantı yollarımız tamamlandığında, Bursa Şehir Hastanemize alternatif bir güzergâh sunarak otoyoldaki trafik yükünü azaltacak, acil durumlarda ambulansların ve vatandaşlarımızın hastaneye en hızlı ve en güvenli şekilde ulaşmasını sağlayacak. Yüksek Hızlı Tren garımıza ve metro istasyonuna doğrudan ulaşarak toplu taşıma ile, hareketlilik ve erişilebilirliği arttırarak Bursa’nın bölgesel ulaşım vizyonunu güçlendirecek, artan yolcu ve yük trafiğini daha etkin yöneterek Bursa’nın bölgesel merkez olma gücünü arttıracaktır" dedi. "Bursa’ya 23 yılda 272 milyarlık yatırım" Ulaştırma Bakanlığı olarak Bursa’ya yapılan yatırımlardan bahseden Uraloğlu, "2002 yılından bu yana Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Bursa’nın ulaşım ve iletişim altyapısına yaklaşık 272 milyar lira yatırım gerçekleştirdik. Bölünmüş yol uzunluğunu 195 kilometreden 613 kilometreye, bitümlü sıcak kaplama yol uzunluğunu 148 kilometreden 811 kilometreye çıkardık. İstanbul-Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu’nu açtık. Bursa Çevre Otoyolu, Bursa-Eskişehir-Ankara yolu, Bursa-Balıkesir-İzmir Yolu, Bursa-Çanakkale yolu, Bursa-Mudanya gibi önemli güzergahları bölünmüş yol olarak tamamladık. İğdir Tüneli ile Bursa-İnegöl-Bozüyük Yolunda, Mezit Tüneli’ni tamamlayarak trafiğe açtık. Balıkesir-Susurluk-Karacabey yolunda, Mustafakemalpaşa Giriş Köprülü Kavşağı ile Kosova ve Koşuboğazı Köprülü Kavşaklarını inşa ettik. Bursa-İnegöl-Bozüyük yolunda, Yenice, Yenişehir, İnegöl Organize Sanayi Bölgesi, Domaniç ve Kurşunlu Köprülü Kavşaklarını tamamladık. İnegöl Şehir Geçişinde Mesudiye Farklı Seviyeli Kavşağını kazandırdık. İznik Çevre Yolu’nu açtık. Geçtiğimiz Temmuz Doğancı Tüneli ve bağlantı yollarının açılışını gerçekleştirdik. Bugün itibarıyla da Teknosab Kavşağı, Çalı Yolu, Yenişehir Batı Kesimi Sanayi Kavşağı ve YHT İstasyonu bağlantı yolu, Erenler-Harmancık yolu gibi 20 ayrı karayolu projemizin çalışmalarına devam ediyoruz. Elbette Bursa’da sadece karayolu yatırımlarıyla sınırlı kalmıyor, Bursa’nın ulaşım ağını ulaşımın tüm modlarıyla birlikte geliştiriyoruz. 201 kilometre uzunluğunda ve 8 istasyondan oluşan Bandırma-Bursa-Yenişehir-Osmaneli Hızlı Tren hattımızı inşa ediyoruz. 106 kilometrelik Osmaneli-Bursa kesimini 2026 yılı 2. yarısı içinde, 95 kilometrelik Bursa-Bandırma arasını ise 2028 yılında işletmeye almayı hedefliyoruz. Bursa’da devam etmekte olan önemli ulaşım projelerimizden biri de 6 kilometre uzunluğunda, 4 istasyon ve 1 adet 110 bin metrekare raylı sistem araçlarının parklanacağı ve bakımlarının yapılacağı depo sahasından oluşan; Emek-YHT Gar-Şehir Hastanesi Hafif Raylı Sistem Hattı kısa adıyla Şehir Hastanesi Metrosu’dur. Saatte 88 kilometre tasarım hızı ile günlük 410 bin yolcuya hizmet verecek. Bildiğiniz üzere 2024’te Geçit-Balat İstasyonunun yapımını tamamlayarak işletmeye açtık ve Bursa Büyükşehir Belediyesine devrettik. Geri kalan kesimini de inşallah 2026 yılında hizmete sunacağız" diye konuştu. Bu yatırımlar sayesinde Bursa’nın kazanımlarını aktaran Bakan Uraloğlu, "Togg’u üreten, otomotivde, tekstilde, tarımda lider, Uludağ’ıyla, tarihiyle, deniziyle turizmde lider, şehir hastanesiyle sağlıkta lider bir dünya şehri haline geliyor. Biz de Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı olarak Bursa’nın bu yükselişine destek vermeye devam edeceğiz. Bu düşüncelerle, Bursa Şehir Hastanesi ve YHT Garı Bağlantı Yollarımızın hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Bu eserin hayata geçmesinde emeği olacak Karayolları Genel Müdürlüğümüzün değerli çalışanlarına, yüklenici firmalarımıza ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Bursa’da belediyenin yapması gerekeni de biz yapıyoruz" Bakan Uraloğlu, "Karayolları Genel Müdürlüğü ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının görevi ulusal ağ bütünlüğünü sağlamaktır. Şehir içerisindeki yolların yapılmasını biz elbette belediyelerden bekleriz. Ancak burada bu noktada bir irade olmadığı gördüğümüz için biz, milletvekillerimiz, valilik ve çalışma arkadaşlarımızla birlikte istişare ederek le beraber, valilikle birlikte istişare ederek bu sorumluluğu da üzerimize aldık. Bunu da Bursa’ya bakanlık olarak AK Parti hükümetleri olarak Bursa’ya kazandırmış olacağız" dedi.
21 Kasım 2025 Cuma - 22:13
Başkan Kul’dan açıklama
SAMSUN (İHA) – Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışılmaktadır" dedi. Terme Belediye Başkanı Şenol Kul hakkındaki iddialara yaptığı açıklama ile yanıt verdi. Başkan Kul açıklamasında, "Son günlerde bazı siyasi çevreler tarafından, Terme Belediyesi ve şahsım hakkında kamuoyunu yanıltmaya yönelik bilinçli bir bilgi kirliliği oluşturulmaya çalışılmaktadır. Gündeme taşınan iddialar gerçeklerle örtüşmemekte, kamuoyunda algı oluşturmayı hedefleyen siyasi içerikli söylemlerden ibaret görünmektedir. Söz konusu konular zaten Terme Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmiş ve yargısal süreç resmen başlamıştır. Bizim duruşumuz açıktır: Yargı sürecine saygı duyuyor, tüm iddiaların hukuk çerçevesinde en doğru şekilde aydınlatılması için gerekli tüm iş birliğini sağlıyoruz. Hem kamuoyunun hem de iddia sahiplerinin, yargı makamlarının yürüttüğü bu süreci beklemesi en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Gerçek dışı ve maksatlı biçimde yayılmaya çalışılan söylemler ise Terme’mize zarar vermekten başka bir sonuç doğurmamaktadır. Biz, Terme için çalışmaya; şeffaflık, hukuk ve milletimizin emanetine sadakatle görevimizi yürütmeye devam ediyoruz. ‘Temiz siyaset, temiz çevre, hesap verebilirlik ve temiz toplum’ ilkeleri doğrultusunda hizmet üretiyor; her türlü görüş, öneri ve yapıcı eleştiriye açık olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz" diye konuştu.
21 Kasım 2025 Cuma - 21:24
Milli Eğitim Bakanı Tekin: "Mardin’de derslik sayısı 3 bin 280’den 9 bin 675’e çıktı"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, 2002-2003 eğitim öğretim yılında Mardin’de toplam 3 bin 280 derslik bulunduğunu, bu dersliklerin yaklaşık yarısının bugün ekonomik ömrünü tamamlamış durumda olduğunu belirterek, "Şu an ise sahip olduğumuz derslik sayısı 9 bin 675, bu gerçekten çok önemli. Aynı şekilde o gün 4 bin 779 öğretmenimiz var iken bugün Bugün 13 bin 905 öğretmenimiz var Mardin’de" dedi. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Mardin’de İl Milli Eğitim Müdürlüğünde İl Eğitim Değerlendirme toplantısına katıldı. Toplantının ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Tekin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olduğu tarihten itibaren eğitim yatırımlarının devrim niteliğinde ilerlediğini belirtti. Tekin, "2002’den itibaren 2003 ile başla bütün bütçe takvimlerimizde Milli Eğitim Bakanlığı hep birinci sırada yer aldı. Bu bir yanıyla benim biraz önce söylediğim demokratikleşme göstergeleri açısından ülkemizin farklı bir statüye kavuşturdu hem de eğitim öğretim altyapımız gerçekten çok güçlendi" dedi. "Derslik sayımız 3 kat artmış durumda" 2002-2003 eğitim öğretim yılında Türkiye genelinde yaklaşık 360 bin derslik bulunduğunu hatırlatan Bakan Tekin, "O gün sahip olduğumuz derslik sayısının iki katından daha fazla dersliğimiz var şu anda. Yaklaşık olarak 360 bin civarında dersliğimiz vardı 2002-2003 eğitim öğretim yılında. Türkiye genelinde ekonomik ömrünü tamamlayanlar, yıkılanlar, depremde yıkılanlar vesaire düşündüğümüzde hemen hemen yarısı kadar bir derslik 2002 öncesinden kalmış oluyor. Dolayısıyla bugün sahip olduğumuz 750 bin dersliğe baktığımızda derslik sayımız işte 200 bin olduğunu kabul edersek en az 3 kat artmış durumda" ifadelerini kullandı. Aynı gelişmenin öğretmen sayısında da yaşandığını vurgulayan Tekin, konuşmasını şöyle sürdürdü: "O gün öğretmen başına düşen öğrenci sayımız, bulunduğu nokta ülkemizin sıralaması açısından baktığımızda bugünkü ile kıyas bile kabul etmez bir noktadayız. Tabii bunlar bir taraftan uluslararası göstergeler açısından Türkiye’yi eğitim öğretim istatistikleri açısından farklı noktalara taşıyor. Bir taraftan da eğitim öğretimimizin nitelik olarak da daha verimli daha başarılı hale gelmesine sebep oluyor. Bunun göstergesi de yine uluslararası derecelendirme ve ölçme değerlendirme mekanizmaları, Pisa, Teams gibi sınavlar. Oralarda da baktığımızda ülkemiz gerçekten çok farklı bir noktaya erişmiş oluyor. Bunları anlatma sebebim şu; dün bütçe görüşmelerimizi yaptığımız için sıcağı sıcağına bunları da bir kez daha paylaşmak istedim. Aynı göstergeler Mardin içinde geçerli. Biz dün geç saatlerde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden ayrıldık. Sabahleyin erken saatlerde Diyarbakır üzerinden Mardin’e geldik. Mardin’de bu anlamda hem il değerlendirme toplantısı hem öğretmen arkadaşlarla sohbet hem okul ziyaretleri yaptık. Bu değerlendirme toplantımızda şunu gördük, Türkiye ile ilgili biraz önce söylediğim rakamların benzeri Mardin için de geçerli." "Mardin’de derslik sayısı 3 bin 280’den 9 bin 675’e çıktı" 2002-2003 eğitim öğretim yılında Mardin’de toplam 3 bin 280 derslik bulunduğunu, bu dersliklerin yaklaşık yarısının bugün ekonomik ömrünü tamamlamış durumda olduğunu belirten Bakan Tekin, "Şu an ise sahip olduğumuz derslik sayısı 9 bin 675, bu gerçekten çok önemli. Aynı şekilde o gün 4 bin 779 öğretmenimiz var iken bugün Bugün 13 bin 905 öğretmenimiz var Mardin’de. Bu tabii istatistiklere de yansıyor bu rakamlar. Mesela ilköğretimde 2002-2003 eğitim öğretim yılında derslik başına düşen öğrenci sayımız 50, orta öğretimde 37, öğretmen başına düşen öğrenci sayısı itibarıyla baktığımızda da ilköğretimde 35, orta öğretimde 28" şeklinde konuştu. Tekin, ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısının 50’den 24’e, ortaöğretimde 37’den 20’ye düştüğünü; öğretmen başına düşen öğrenci sayısının ise ilkokullarda 35’ten 20’ye, ortaokullarda 15’e, ortaöğretimde ise 28’den 13’e indiğini ifade etti. Bu rakamların OECD ortalamalarına yakın olduğunu belirtti. UNDP raporlarına göre Türkiye’nin, dersliklerinin tamamı internet erişimi bulunan ve etkileşimli tahtalarla donatılan nadir ülkelerden biri olduğunu aktaran Tekin, "Fiziki altyapıyla birlikte teknolojik altyapının da güçlendirdik. 2024-2025 eğitim öğretim yılı başı itibarıyla da Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adıyla programlarımızı revize ettik. Programlarımızı revize ederken de şunu söyledik, dedik ki fiziki altyapı, teknolojik altyapı itibarıyla artık bambaşka bir Türkiye var. Dolayısıyla programlarımızı da buna göre revize etmemiz gerekiyor" dedi. Toplantıya Mardin Valisi Tuncay Akkoyun, AK Parti Mardin Milletvekilleri Faruk Kılıç ve Muhammed Adak, AK Parti Mardin İl Başkanı Mehmet Uncu, İl Milli Eğitim Müdürü Ali Eyyüpkoca ve ilçe milli eğitim müdürleri katıldı.
21 Kasım 2025 Cuma - 20:44
Bakan Uraloğlu: "Önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz"
Bursa’nın İnegöl ilçesinde ölümlü ve yaralamalı kazaların meydana geldiği İnegöl Ağaç İşleri Kavşağı’nda yapımı tamamlanan yeni köprülü kavşak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla hizmete açıldı. Bakan Uraloğlu, "Önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz. 2026 yılında biz Bursa’ya yaptığımız gezilerden bir tanesini inşallah Ankara’dan İstanbul’dan hızlı trenle yapmış olacağız, projeyi yakından takip ediyoruz" dedi. Açılış törenine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa milletvekilleri, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı. Törende konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, "Burası Türkiye’nin en önemli akslarından bir tanesi. Sadece Bursa’yı, İnegöl’ü ilgilendiren bir karayolu değil. Türkiye karayolu açısından da önemli bir yer. İşte bu yol üzerinde bu üst geçit ve inşallah tamamlanacak iki tane daha üst geçitte bu yoldaki, konforu, hızı, güvenliği artırmış olacağız. Onların ilk adımının açılışını bugün gerçekleştiriyoruz. Bursalı hemşehrilerimiz özellikle İnegöllü hemşehrilerimiz bu yapılan yatırımın ne kadar önemli olduğunu farkındalar. Bursa gerçekten en önemli sanayi şehirlerinden. Tarımda önemli şehirlerinden. İnegöl’de gerçekten Türkiye ekonomisinin gözbebeği ilçelerinden bir tanesi. Burada yapılan bu açılışla inşallah buradaki trafik çok daha rahatlamış, güvenli hale gelmiş olacak. Ben bu manada emeği geçen tüm kardeşlerimize, karayolcu arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz günlerde bir Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili hızlı trene binmiş, bir paylaşım yapmış. Ne kadar heyecanlandığını, mutlu olduğunu kendi paylaşımından görebiliyorsunuz. Ben diyorum ki bütün vatandaşlarımıza Bursa’ya gelirken o heyecanı yaşatalım, önümüzdeki yıl hızlı trenimize kavuşalım diyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, "Küçük gibi görünse de kilitleri açmasından dolayı aslında büyük işler görürler. Kapı ne kadar büyük olursa olsun ufacık bir anahtardır. Dolayısıyla aslında Ankara’dan başlayan Eskişehir, İnegöl Bursa hattının doğrudan Kocaeli, İzmir ve İstanbul’u bağlayan hatta baktığımızda aslında işin özü İnegöl etrafında dönüyor. Bu hat aynı zamanda iş hattı, ekonomik hattı yani Türkiye’nin ekonomisini sırtlayan ve taşıyan hat. Bulunan en önemli yer de İnegöl’dür. Sadece bu yatırım İnegöl olarak değil aslında tüm bu coğrafi alanı düşünerek ele aldığınızda ne kadar önemli bir yatırımın şu anda yapıldığını anlarsınız" dedi. "Ekonomik büyüme ulaşım altyapısından geçiyor" Bakan Uraloğlu, "Bakanlığı döneminde hani atom Mustafa desek yanlış bir şey demeyiz. Çalışkanlığıyla gerçekten ülkeye hizmet eden Mustafa Varank kardeşimiz şimdi vekilimiz ve komisyon başkanımız. Tabi bir itirafla başladı ben de o itirafla devam edeyim onun bıraktığı yerden. Elbette gerçekten çok çalışıyoruz. Gece gündüz demeden ne kadar gücümüz yeterse, yoruluyor muyuz? Elbette yoruluyoruz ama yorulduğumuz yerde bakıyoruz ki Cumhurbaşkanımız ne yaptı? Ona bakınca diyoruz ki; bizim bu yaptığımız hiçbir şey. Daha yapacak çok işimiz var deyip yolumuza devam ediyoruz, biz öyle dinleniyoruz. Bugün Bursa’mıza iki büyük müjdeyle geldim. Öğleden sonra şehrimizin kalbine Bursa Şehir Hastanesi ve yüksek hızlı tren garımıza nefes aldıracak bağlantı yollarının temelini yine Bursalı kardeşlerimizle beraber atacağız. Ama önce burada İnegöl’ün giriş kapısında ülkemizin doğudan batıya uzanan en önemli koridorlarından birini daha güvenli daha hızlı daha konforlu hale getirmenin gururunu beraberce yaşıyoruz. Biliyorsunuz, yol medeniyettir. Sanayi, üretim, turizm, ticaret, emniyet ve dünya ile bütünleşme demektir. Ekonomik büyümenin birinci şartı güçlü bir ulaşım altyapısıdır, olmazsa olmazdır. Karayolu taşımacılığı da aktarmasız, güvenli, esnek, hızlı ve kolay ulaşımın vazgeçilmez ulaşımın modu olarak karşımıza çıkmaktadır. Karayolları gelişmiş ülkeler için hem uluslararası hem de yurt içi taşımacılık faaliyetlerinde kilit bir rol oynamakta ve adeta lojistik sistemin kılcal damarları olarak hayati bir fonksiyonu da üstlenmektedir. Bu gerçeğin bilinciyle Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 23 yıllık dönem içerisinde karayollarında adeta yeni bir çağın kapılarını da araladık, kapılarını da açtık çok şükür. Ülkemizin dört bir yanında doğu-batı, kuzey-güney demeden her tarafı baştanbaşa yüksek standartlı yol ağlarıyla karayolcu kardeşlerimizle donattık" dedi. "Nereden nereye" Uraloğlu, "2002 yılında bakın 6 bin 100 bin kilometre yolumuz vardı, bunu hep söylüyoruz ama tekrar etmekte de fayda var. Sadece 6 ilimiz birbirine bölünmüş yollarla bağlanıyordu. Bunu tam 5 kat artırarak bugün 29 bin 947 kilometreye çıkardık çok şükür ve 77 ilimizi de bölünmüş yollarla birbirine bağlamış olduk. 1714 kilometre olan otoyol ağımızı Bursa’mızın da içerisinde olduğu illerde başta olmak üzere 3796 kilometreye çıkardık. BSK kaplamalı yani sıcak asfalt yolların uzunluğunu 8591 kilometreden 31527 kilometreye çıkardık. Hani Cumhurbaşkanımız diyor ya "Nereden nereye". Gerçekten, bizde bunları karayolcu kardeşlerimizle bütün ekiplerimizde, milletvekillerimizle, il yönetimimizle, valiliklerimizle beraber çok şükür hayata geçirdik. Yüksek dağları tünellerle, derin vadileri köprü ve viyadüklerle geçerek birbirine bağladık. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 811 kilometreye çıkardık. Tünel uzunluğumuzu 813 kilometreye çıkardık. Fark ettiyseniz bölünmüş yol uzunluğumuzu da 30 bin kilometrenin eşiğine getirdik. Sadece birkaç adım kaldı. Sene sonuna kadar inşallah 30 bin kilometreye çıkaracağız. Bakın Cumhurbaşkanımız AK Parti’mizin seçim vaatlerinde 15 bin kilometre bölünmüş yol koymuştu ilk etapta. Ve insanlar şunu demişti; Türkiye’de bu bölünmüş yolları nereye yapacaksın? Bakın biz 15 bin kilometreyi bitrdik. Onun üzerine bir 8 bin 9 bin daha yaptık ve şimdi 30 bin kilometrelere çıkarmış oluyoruz. Dile kolay, bu Bursa’dan yola çıksanız bakın 30 bin kilometre Bursa’dan yola çıksanız dünyanın çevresini 4te 3’ünü artık çevreliyorsunuz yaklaşık. Yani dünyanın 40 bin kilometre 30 bin kilometreyle 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaptık. Şöyle de yaklaşabiliriz; Bursa’dan Çin’in Şanghay şehrine yani büyük okyanusun kıyılarına kadar yaklaşık 3 kez ulaşabilecek bir mesafe demektir. İnşallah bu yıl bitmeden az önce dediğim gibi 30 bin kilometreyi yakalamış olacağız. Sadece birkaç kilometremiz kaldı. Kıymetli İnegöllü kardeşlerim ben burada sayılardan, rakamlardan bahsediyorum aslında bahsettiklerim sadece rakamlar değildir. Bir destanın çok büyük bir parçasıdır. İnegöl giriş kavşağı da bu destanın yeni bir adımıdır, yeni bir satırıdır. Bu satır İnegöl’ün sanayicisine, çiftçisine, esnafına, işçisine siz üretmeye devam edin biz sizin yolunuzu açmaya devam edeceğimizin mesajıdır" dedi. "106 kilometrelik hatta sinyalizasyon kalmadı" Uraloğlu, "İhracatıyla tüm lokomotif şehirlerinden birisidir. İnegöl ise bu lokomotifin en güçlü motorlarından biri. Mobilya sektöründe dünya markası olmuş her yıl milyonlarca dolar ihracat yapan, alın teriyle emekle büyüyen bir ticaret merkezi. Belediye Başkanımız söyledi 160 ülke. Gerçekten tebrik ediyorum. Allah daha fazlasını yapmayı bizlere nasip etsin. İşte bu üretim gücünü, bu bereketli emeğin dünyaya açılan kapısı da güvenli, hızlı ve kesintisiz yollarla olmalıdır. Açılışını yaptığımız İnegöl giriş kavşağı tam da bu ihtiyaç için hayata geçmiştir. Bu kavşağımız 152 metre uzunluğunda 6 açıklıklı farklı seviyeli köprülü kavşak olarak inşa ettik, tasarladık. Bağlantı yollarıyla birlikte 1.1 kilometre uzunluğundaki projemiz Bursa- İnegöl-Eskişehir devlet yolunun en kritik noktasında yükseldi. Bakın İnegöl’ümüzün girişinde her gün ortalama gidiş- dönüş yaklaşık 60 bin araç giriş- çıkış yapıyor. Bunların neredeyse 5’te 1’i yani 10 bin üzerinde ağır taşıt trafiğine sahip. İşte tam da bu yoğunlukta vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini en üst seviyede tutmak, aynı zamanda İnegöl mobilyasını dünyaya ulaştıran tırlarımızı, firmalarımızı, kamyonlarımızı kesintisiz akışa kavuşturmak için bu kavşağı inşa ettik. İnegöl giriş kavşağı artık şehir merkezine giriş- çıkış yapan araçlarımızla, transit geçen ağır taşıtlarımızı birbirinden tamamen ayırmış durumdadır. Trafik yoğunluğunu azaltarak daha akıcı bir akış sağlamış olduk. Böylece zamandan yıllık 1 milyar 200 milyon lira, akaryakıttan 50 milyon lira olmak üzere toplam yıllık 1 milyar 250 milyon lira tasarruf sağlamış olacağız. Değerli kardeşlerim bunları sadece bir rakam olarak değerlendirmeyin. Bakın buraya yaptığımız yatırımı bir yıldan daha az sürede ülkemize kazandırmış oluyoruz. Yani sanayici kardeşlerimiz bilir, bunun ne anlama geldiğini de takdir ederler. Ne kadar doğru iş yaptığımızın belgesidir. Çevreye zarar veren araçların da karbon emisyonunu da yıllık olarak tam 308 ton azaltarak hem doğamızı koruyarak hem de temiz bir gelecek için bir adım atmış olduk yeşil Bursa’mız için. Bu kavşakla birlikte Bursa Turanköy kavşağından Eskişehir’in sınırına kadar ulaşan tam 106 kilometrelik güzergahımızla artık tek bir sinyalizasyonlu kavşak kalmamıştır. Bu da ayrıca bir kıymetlidir. 106 kilometrelik tamamen yüksek standartlı, konforlu, hızlı, kesintisiz bir yol haline gelmiştir. Bir nevi otoyol standartlarına yükseltilmiştir. İnegöl’ümüzün sanayicisi, çiftçisi, esnafı artık ürünlerini daha hızlı daha güvenli ve daha ekonomik şekilde limanlara, iç piyasaya ve ihracat kapılarına ulaştırabilecek. Bu aynı zamanda Ankara’dan iç Anadolu’dan, doğudan gelen misafirlerimizi, turistlerimizi, iş insanlarımızı yeşil Bursa’mıza kesintisiz bir şekilde bağlayacaktır. Tekrar kavşağımız hayırlı uğurlu olsun. Değerli Kardeşlerim biz size büyün, üretin, ihracat rekorları kırın diyoruz. Siz de bunu fazlasıyla yapıyorsunuz. Biz de sözümüzü tutuyoruz" dedi. Hzlı tren sözü Bakan Uraloğlu, "Siz üretmeye devam edin, biz yolunuzu açmaya devam edeceğiz diyoruz ve bunu da hayata geçiriyoruz. İnegöl giriş kavşağı işte bu sözün tam da nişanesidir. Konuşma metninde yoktu öğleden sonraki programa ayırdım ama burada da İnegöllü kardeşlerimle paylaşayım. Biz İnşallah önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz. 2026 yılında biz Bursa’ya yaptığımız gezilerden bir tanesini inşallah Ankara’dan İstanbul’dan hızlı trenle yapmış olacağız, projeyi yakından takip ediyoruz. Nazar etme ne olur, çalış senin de olur diyoruz ya onun için de bazen muhalif kardeşlerimizde onların haklı eleştirilerinin başımızın üzerinde yeri vardır. Ama bu anlamda onların da eleştirdiği bu konuları biz İnşallah hayata geçirmiş olacağız" diye konuştu. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle köprülü kavşak hizmete açıldı. Açılışın sonunda Bakan Uraloğlu’na, İnegölspor Başkanı Kani Ademoğlu tarafından üzerinde isminin yer aldığı İnegölspor forması hediye edildi.
21 Kasım 2025 Cuma - 20:42
Ölümlü kazaları bitiren köprülü kavşağı Bakan Uraloğlu açtı
Bursa’nın İnegöl ilçesinde ölümlü ve yaralamalı kazaların meydana geldiği İnegöl Ağaç İşleri kavşağında yapımı tamamlanan yeni köprülü kavşak Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun katılımıyla hizmete açıldı. Açılış sayesinde Bursa Ankara yolu aksında 106 kilometre boyunca sinyalizasyon sistemi olmadan kolaylıkla ulaşım sağlanmış olacak. Açılış törenine Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bursa Valisi Erol Ayyıldız, İnegöl Kaymakamı Eren Arslan, Bursa milletvekilleri, Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, siyasi parti temsilcileri, ilçe belediye başkanları ile davetliler katıldı. Törende konuşan AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, "Burası Türkiye’nin en önemli akslarından bir tanesi. Sadece Bursa’yı, İnegöl’ü ilgilendiren bir karayolu değil. Türkiye karayolu açısından da önemli bir yer. İşte bu yol üzerinde bu üst geçit ve inşallah tamamlanacak iki tane daha üst geçitte bu yoldaki, konforu, hızı, güvenliği artırmış olacağız. Onların ilk adımının açılışını bugün gerçekleştiriyoruz. Bursalı hemşehrilerimiz özellikle İnegöllü hemşehrilerimiz bu yapılan yatırımın ne kadar önemli olduğunu farkındalar. Bursa gerçekten en önemli sanayi şehirlerinden. Tarımda önemli şehirlerinden. İnegöl’de gerçekten Türkiye ekonomisinin gözbebeği ilçelerinden bir tanesi. Burada yapılan bu açılışla inşallah buradaki trafik çok daha rahatlamış, güvenli hale gelmiş olacak. Ben bu manada emeği geçen tüm kardeşlerimize, karayolcu arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Geçtiğimiz günlerde bir Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili hızlı trene binmiş, bir paylaşım yapmış. Ne kadar heyecanlandığını, mutlu olduğunu kendi paylaşımından görebiliyorsunuz. Ben diyorum ki bütün vatandaşlarımıza Bursa’ya gelirken o heyecanı yaşatalım, önümüzdeki yıl hızlı trenimize kavuşalım diyorum. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi. Bursa Valisi Erol Ayyıldız, "Küçük gibi görünse de kilitleri açmasından dolayı aslında büyük işler görürler. Kapı ne kadar büyük olursa olsun ufacık bir anahtardır. Dolayısıyla aslında Ankara’dan başlayan Eskişehir, İnegöl Bursa hattının doğrudan Kocaeli, İzmir ve İstanbul’u bağlayan hatta baktığımızda aslında işin özü İnegöl etrafında dönüyor. Bu hat aynı zamanda iş hattı, ekonomik hattı yani Türkiye’nin ekonomisini sırtlayan ve taşıyan hat. Bulunan en önemli yer de İnegöl’dür. Sadece bu yatırım İnegöl olarak değil aslında tüm bu coğrafi alanı düşünerek ele aldığınızda ne kadar önemli bir yatırımın şu anda yapıldığını anlarsınız" dedi. "Ekonomik büyüme ulaşım altyapısından geçiyor" Ulaştırma Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Bakanlığı döneminde hani atom Mustafa desek yanlış bir şey demeyiz. Çalışkanlığıyla gerçekten ülkeye hizmet eden Mustafa Varank kardeşimiz şimdi vekilimiz ve komisyon başkanımız. Tabi bir itirafla başladı ben de o itirafla devam edeyim onun bıraktığı yerden. Elbette gerçekten çok çalışıyoruz. Gece gündüz demeden ne kadar gücümüz yeterse, yoruluyor muyuz? Elbette yoruluyoruz ama yorulduğumuz yerde bakıyoruz ki Cumhurbaşkanımız ne yaptı? Ona bakınca diyoruz ki; bizim bu yaptığımız hiçbir şey. Daha yapacak çok işimiz var deyip yolumuza devam ediyoruz, biz öyle dinleniyoruz. Bugün Bursa’mıza iki büyük müjdeyle geldim. Öğleden sonra şehrimizin kalbine Bursa Şehir Hastanesi ve yüksek hızlı tren garımıza nefes aldıracak bağlantı yollarının temelini yine Bursalı kardeşlerimizle beraber atacağız. Ama önce burada İnegöl’ün giriş kapısında ülkemizin doğudan batıya uzanan en önemli koridorlarından birini daha güvenli daha hızlı daha konforlu hale getirmenin gururunu beraberce yaşıyoruz. Biliyorsunuz, yol medeniyettir. Sanayi, üretim, turizm, ticaret, emniyet ve dünya ile bütünleşme demektir. Ekonomik büyümenin birinci şartı güçlü bir ulaşım altyapısıdır, olmazsa olmazdır. Karayolu taşımacılığı da aktarmasız, güvenli, esnek, hızlı ve kolay ulaşımın vazgeçilmez ulaşımın modu olarak karşımıza çıkmaktadır. Karayolları gelişmiş ülkeler için hem uluslararası hem de yurt içi taşımacılık faaliyetlerinde kilit bir rol oynamakta ve adeta lojistik sistemin kılcal damarları olarak hayati bir fonksiyonu da üstlenmektedir. Bu gerçeğin bilinciyle Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 23 yıllık dönem içerisinde karayollarında adeta yeni bir çağın kapılarını da araladık, kapılarını da açtık çok şükür. Ülkemizin dört bir yanında doğu-batı, kuzey-güney demeden her tarafı baştanbaşa yüksek standartlı yol ağlarıyla karayolcu kardeşlerimizle donattık" dedi. Nereden nerey Uraloğlu, "2002 yılında bakın 6 bin 100 bin kilometre yolumuz vardı, bunu hep söylüyoruz ama tekrar etmekte de fayda var. Sadece 6 ilimiz birbirine bölünmüş yollarla bağlanıyordu. Bunu tam 5 kat artırarak bugün 29 bin 947 kilometreye çıkardık çok şükür ve 77 ilimizi de bölünmüş yollarla birbirine bağlamış olduk. 1714 kilometre olan otoyol ağımızı Bursa’mızın da içerisinde olduğu illerde başta olmak üzere 3796 kilometreye çıkardık. BSK kaplamalı yani sıcak asfalt yolların uzunluğunu 8591 kilometreden 31527 kilometreye çıkardık. Hani Cumhurbaşkanımız diyor ya "Nereden nereye". Gerçekten, bizde bunları karayolcu kardeşlerimizle bütün ekiplerimizde, milletvekillerimizle, il yönetimimizle, valiliklerimizle beraber çok şükür hayata geçirdik. Yüksek dağları tünellerle, derin vadileri köprü ve viyadüklerle geçerek birbirine bağladık. Köprü ve viyadük uzunluğumuzu 811 kilometreye çıkardık. Tünel uzunluğumuzu 813 kilometreye çıkardık. Fark ettiyseniz bölünmüş yol uzunluğumuzu da 30 bin kilometrenin eşiğine getirdik. Sadece birkaç adım kaldı. Sene sonuna kadar inşallah 30 bin kilometreye çıkaracağız. Bakın Cumhurbaşkanımız AK Parti’mizin seçim vaatlerinde 15 bin kilometre bölünmüş yol koymuştu ilk etapta. Ve insanlar şunu demişti; Türkiye’de bu bölünmüş yolları nereye yapacaksın? Bakın biz 15 bin kilometreyi bitrdik. Onun üzerine bir 8 bin 9 bin daha yaptık ve şimdi 30 bin kilometrelere çıkarmış oluyoruz. Dile kolay, bu Bursa’dan yola çıksanız bakın 30 bin kilometre Bursa’dan yola çıksanız dünyanın çevresini 4te 3’ünü artık çevreliyorsunuz yaklaşık. Yani dünyanın 40 bin kilometre 30 bin kilometreyle 4’te 3’ü kadar bölünmüş yol yaptık. Şöyle de yaklaşabiliriz; Bursa’dan Çin’in Şanghay şehrine yani büyük okyanusun kıyılarına kadar yaklaşık 3 kez ulaşabilecek bir mesafe demektir. İnşallah bu yıl bitmeden az önce dediğim gibi 30 bin kilometreyi yakalamış olacağız. Sadece birkaç kilometremiz kaldı. Kıymetli İnegöllü kardeşlerim ben burada sayılardan, rakamlardan bahsediyorum aslında bahsettiklerim sadece rakamlar değildir. Bir destanın çok büyük bir parçasıdır. İnegöl giriş kavşağı da bu destanın yeni bir adımıdır, yeni bir satırıdır. Bu satır İnegöl’ün sanayicisine, çiftçisine, esnafına, işçisine siz üretmeye devam edin biz sizin yolunuzu açmaya devam edeceğimizin mesajıdır" dedi. 106 kilometrelik hatta sinyalizasyon kalmadı Uraloğlu, "İhracatıyla tüm lokomotif şehirlerinden birisidir. İnegöl ise bu lokomotifin en güçlü motorlarından biri. Mobilya sektöründe dünya markası olmuş her yıl milyonlarca dolar ihracat yapan, alın teriyle emekle büyüyen bir ticaret merkezi. Belediye Başkanımız söyledi 160 ülke. Gerçekten tebrik ediyorum. Allah daha fazlasını yapmayı bizlere nasip etsin. İşte bu üretim gücünü, bu bereketli emeğin dünyaya açılan kapısı da güvenli, hızlı ve kesintisiz yollarla olmalıdır. Açılışını yaptığımız İnegöl giriş kavşağı tam da bu ihtiyaç için hayata geçmiştir. Bu kavşağımız 152 metre uzunluğunda 6 açıklıklı farklı seviyeli köprülü kavşak olarak inşa ettik, tasarladık. Bağlantı yollarıyla birlikte 1.1 kilometre uzunluğundaki projemiz Bursa- İnegöl- Eskişehir devlet yolunun en kritik noktasında yükseldi. Bakın İnegöl’ümüzün girişinde her gün ortalama gidiş- dönüş yaklaşık 60.000 araç giriş- çıkış yapıyor. Bunların neredeyse 5’te 1’i yani 10.000 üzerinde ağır taşıt trafiğine sahip. İşte tam da bu yoğunlukta vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini en üst seviyede tutmak, aynı zamanda İnegöl mobilyasını dünyaya ulaştıran tırlarımızı, firmalarımızı, kamyonlarımızı kesintisiz akışa kavuşturmak için bu kavşağı inşa ettik. İnegöl giriş kavşağı artık şehir merkezine giriş- çıkış yapan araçlarımızla, transit geçen ağır taşıtlarımızı birbirinden tamamen ayırmış durumdadır. Trafik yoğunluğunu azaltarak daha akıcı bir akış sağlamış olduk. Böylece zamandan yıllık 1 milyar 200 milyon lira, akaryakıttan 50 milyon lira olmak üzere toplam yıllık 1 milyar 250 milyon lira tasarruf sağlamış olacağız. Değerli kardeşlerim bunları sadece bir rakam olarak değerlendirmeyin. Bakın buraya yaptığımız yatırımı bir yıldan daha az sürede ülkemize kazandırmış oluyoruz. Yani sanayici kardeşlerimiz bilir, bunun ne anlama geldiğini de takdir ederler. Ne kadar doğru iş yaptığımızın belgesidir. Çevreye zarar veren araçların da karbon emisyonunu da yıllık olarak tam 308 ton azaltarak hem doğamızı koruyarak hem de temiz bir gelecek için bir adım atmış olduk yeşil Bursa’mız için. Bu kavşakla birlikte Bursa Turanköy kavşağından Eskişehir’in sınırına kadar ulaşan tam 106 kilometrelik güzergahımızla artık tek bir sinyalizasyonlu kavşak kalmamıştır. Bu da ayrıca bir kıymetlidir. 106 kilometrelik tamamen yüksek standartlı, konforlu, hızlı, kesintisiz bir yol haline gelmiştir. Bir nevi otoyol standartlarına yükseltilmiştir. İnegöl’ümüzün sanayicisi, çiftçisi, esnafı artık ürünlerini daha hızlı daha güvenli ve daha ekonomik şekilde limanlara, iç piyasaya ve ihracat kapılarına ulaştırabilecek. Bu aynı zamanda Ankara’dan iç Anadolu’dan, doğudan gelen misafirlerimizi, turistlerimizi, iş insanlarımızı yeşil Bursa’mıza kesintisiz bir şekilde bağlayacaktır. Tekrar kavşağımız hayırlı uğurlu olsun. Değerli Kardeşlerim biz size büyün, üretin, ihracat rekorları kırın diyoruz. Siz de bunu fazlasıyla yapıyorsunuz. Biz de sözümüzü tutuyoruz" dedi. Hzlı tren sözü Bakan Uraloğlu, "Siz üretmeye devam edin, biz yolunuzu açmaya devam edeceğiz diyoruz ve bunu da hayata geçiriyoruz. İnegöl giriş kavşağı işte bu sözün tam da nişanesidir. Konuşma metninde yoktu öğleden sonraki programa ayırdım ama burada da İnegöllü kardeşlerimle paylaşayım. Biz İnşallah önümüzdeki yıl Bursa’mıza yüksek hızlı trenle seyahat edeceğiz. 2026 yılında biz Bursa’ya yaptığımız gezilerden bir tanesini İnşallah Ankara’dan İstanbul’dan hızlı trenle yapmış olacağız, projeyi yakından takip ediyoruz. Nazar etme ne olur, çalış senin de olur diyoruz ya onun için de bazen muhalif kardeşlerimizde onların haklı eleştirilerinin başımızın üzerinde yeri vardır. Ama bu anlamda onların da eleştirdiği bu konuları biz İnşallah hayata geçirmiş olacağız" diye konuştu. Konuşmaların ardından kurdele kesimiyle köprülü kavşak hizmete açıldı. Açılışın sonunda Bakan Uraloğlu’na, İnegölspor Başkanı Kani Ademoğlu tarafından üzerinde isminin yer aldığı İnegölspor forması hediye edildi.
21 Kasım 2025 Cuma - 20:12
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung Türkiye’yi ziyaret edecek
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle 24-25 Kasım tarihlerinde Türkiye’ye devlet ziyareti gerçekleştireceğini açıkladı. İletişim Başkanı Duran, sosyal medya hesabından konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Kore Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Lee Jae-myung, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davetine icabetle 24-25 Kasım 2025 tarihlerinde Türkiye’ye devlet ziyareti gerçekleştirecektir. Stratejik ortağımız Kore Cumhuriyeti’nden Devlet Başkanı düzeyinde gerçekleştirilecek olan bu ziyaret, ülkelerimiz arasında Kore Savaşı’ndan bu yana tesis edilen güçlü bağlar ve dostluk temelli münasebetlerin daha da geliştirilmesine vesile olacaktır" dedi. Görüşmelerin Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacağını belirten Duran, "24 Kasım’da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılacak görüşmelerde, ikili ilişkiler tüm veçheleriyle gözden geçirilecek olup, enerji, savunma sanayii, ulaştırma, altyapı, yüksek teknoloji, kültür ve turizm alanlarında iş birliğini daha da geliştirecek adımların ele alınması öngörülmektedir. Ziyaret çerçevesinde ayrıca, güncel bölgesel ve küresel meselelere ilişkin görüş alışverişinde bulunulması ve ikili iş birliğimizin ahdi zeminini güçlendirecek muhtelif belgelerin imzalanması planlanmaktadır" ifadelerini kullandı.
21 Kasım 2025 Cuma - 18:44
DEM Parti: "(Komisyonun İmralı’ya gitme kararı) Karar, kalıcı barışa vesile olsun"
DEM Parti’den, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun İmralıya gitme kararına ilişkin yapılan açıklamada, "Ziyaretin, 86 milyonun ortak geleceğine, demokratik özgür birlikteliğimize, eşit yurttaşlık ve kalıcı barışa vesile olmasını diliyoruz" denildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu yapılan oylama ile İmralı’ya gitme kararı aldı. 32 komisyon üyesi ‘evet’, 2 üye ‘hayır’ oyu verdi, 3 üye ise çekimser kaldı. Komisyonun kararının ardından DEM Parti’li Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, yazılı açıklama yaptı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun aldığı İmralı’ya gidiş kararını, Türkiye’nin demokratik olgunluğunun ve barış iradesinin en somut ifadesi olarak karşılandığı belirtilen açıklamada, "Gerçekleşecek İmralı ziyareti, on yıllardır yaşanan acıların kalıcı olarak sona ermesi ve toplumsal uzlaşının tesis edilmesi yolunda atılmış tarihsel bir adım olacaktır" denildi. Komisyonun İmralı’ya gitmesinin Türkiye’de yeni bir dönemin kapısını aralayacağı belirtilen açıklamada, "Öcalan ile yapılacak görüşmelerin, sürecin sağlıklı ve güvenli biçimde ilerlemesinde belirleyici bir rol oynayacağına olan inancımız tamdır. Bu ziyareti gerçekleştirecek olan Komisyon üyelerini yürekten kutluyor, Komisyon çalışmalarında yapıcı rol üstlenen tüm siyasi partilere ve Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’a teşekkürlerimizi sunuyoruz. Ayrıca Komisyonun kurulması, sükunet içinde çalışmalarını gerçekleştirmesi, halkların barış talebini görmesi ve İmralı’ya gitme iradesini cesaretle ortaya koyması dolayısıyla siyasi sorumluluk alan Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve ittifak partilerimiz EMEP ve TİP’e teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verildi. Açıklamada, "Bu ziyaretin, 86 milyonun ortak geleceğine, demokratik özgür birlikteliğimize, eşit yurttaşlık ve kalıcı barışa vesile olmasını diliyoruz. Barışı inşa etmek hepimizin ortak görevi ve sorumluluğudur. Siyasal görüşlerimiz farklı olsa da, ortak geleceğimiz ve kalıcı barışın inşası için bu ülkenin geleceği adına sözü olan herkesi çözüm ve barış ortak paydasında buluşmaya çağırıyoruz" ifadeleri kullanıldı.
21 Kasım 2025 Cuma - 18:29
CHP Genel Başkanı Özel: "Programımızla herkese kendisini ait hissedeceği, güven duyacağı, sırtını yaslayacağı bir devlet vadediyoruz"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, parti programı taslağının tanıtım toplantısında, "Biz bu programımızla herkese kendisini ait hissedeceği, güven duyacağı, sırtını yaslayacağı bir devlet vadediyoruz" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ‘Güçlü Yurttaş, Güvenli Gelecek, Kazanan Türkiye’ CHP Parti Programı Taslağı ve Yaklaşım Belgeleri tanıtım toplantısında yaptığı konuşmada CHP’nin yeniliğin ve değişimin partisi olduğunu belirtti. Özel, Türkiye’nin kurumları ve kurallarının örselendiğini söyleyerek, "Şüphesiz Türkiye, 102 yıl önce büyük mücadelelerle o dönemin kuşatmalarından, işgallerinden kurtarılmıştır. Ülkemiz 102 yıl sonra bu kez küçük bir zümrenin demokrasiyi ve adaleti hedef alan kuşatması altındadır. Bugün Cumhuriyetimizin kendini hatırlamasına, kuruluş ruhuyla çağın kuşatmasından kurtarılmasına ihtiyaç duymaktadır. Program metnimizde bunun işaret fişeği yakılmıştır. İşte bu nedenle bu ülkenin demokratları, egemenliğin yalnızca millete ait olduğuna inanan, onurlu yurttaşları en az bu ülkeyi kuran kahramanlar kadar cesur ve inançlı olmak durumundadır. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu inançla bu güzel ülkeyi çöküşün eşiğinden döndürmek için mücadele vermekten tereddüt etmedik, etmiyoruz, etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı. "Yüzde 3 seçim barajıyla halkın Meclis’teki temsilinde hakkaniyet sağlanacaktır" Programın ana sütunlarından birinin demokrasi olduğunu vurgulayan Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu program yeniden milli egemenliğe dayalı, hukuk devleti inşa etme kararlılığımızın nişanesidir. Devlet yurttaşların kontrolünde olacak ve her an denetlenecek. Her bir yurttaşın özgürlüğü ve kazanımları garanti altına alınacak. Her bir yurttaşın hukuk önünde eşit olduğu bir düzen kurulacak. Güçlü yurttaşların güçlü Meclis’ine dayalı kuvvetler ayrılığı ilkesini esas alan parlamenter sistem mutlaka kurulacaktır. Yurttaş güçlü oldukça sistem de güçlü olacak. Yüzde 3 seçim barajıyla halkın Meclis’teki temsilinde hakkaniyet sağlanacaktır. Siyasi partilerin Hazine yardımını yüzde 1 oy eşiğine indireceğiz. Siyasi Ahlak Kanunu’nu mutlaka çıkaracağız. Kamu İhale Kanunu’nu yeniden yazıp, suistimale izin vermeyeceğiz. Yolsuzlukla mücadeleyi hayatın merkezine yerleştireceğiz. Siyasetin finansmanını mutlaka şeffaflaştıracağız. Devlette lükse, şatafata değil, hizmete öncelik vereceğiz. Devletin kurumlarından israfı söküp atacağız." "Kamu aklını hayata geçiren bir yönetim anlayışını belirlemek zorundayız" Vatandaşların en büyük sorunlarından birinin ekonomi olduğuna değinen Özel, "Sadece bir avuç insanın zenginleştiği, geri kalan herkesin sefalete yelken açtığı bu kara düzeni milletimizle birlikte ters yüz etme sorumluluğundayız. Planlı, öngörülebilir, üretime dayalı kamucu ekonomiyi inşa edeceğiz. İktidarımızda daha iyi kazanmanın yolu ancak daha yenilikçi fikirler, daha verimli üretim ve daha iyi hizmet vermekten geçecek. Herkes çabasının karşılığını adil biçimde alacak. Planlamacı, kamu aklını hayata geçiren bir yönetim anlayışını belirlemek zorundayız" açıklamasında bulundu. "Vergi adaletini mutlaka sağlayacağız" Özel, vergi sistemlerine de düzenleme getireceklerini aktararak, "Vergi adaletini mutlaka sağlayacağız. Çok kazanandan çok, az kazanandan az alacak, hiç kazanmayandan da hiç vergi almayacağız. Gelirde adaleti sağlayacak, eşit işe eşit ücreti mutlaka uygulayacağız. Asgari ücrete, emekli ve memur maaşlarına gerçek enflasyon farkının yanında büyüme ve refah payı ile iyileştirmeler yapacağız. Birkaç yıl içinde asgari ücretle çalışanların oranını düşürecek, asgari ücreti tüm Avrupa’da olduğu gibi işe başlayanların bir yıl süreyle aldığı, sonra hızla uzaklaştıkları biz hizmet haline getirecek, asgari ücreti temel ücret ya da ortalama ücretin biraz altında olan bir ücret olmaktan mutlaka çıkaracağız" diye konuştu. "Yoksulluğu yönetmeye değil, yoksulluğu yok etmeye geliyoruz" Köylüyü yeniden milletin efendisi yapacaklarını söyleyen Özel, "Tarımda ithalata bağımlılığı bitireceğiz. Çiftçilere ve besicilere kanundan öngörülen destekleri vereceğiz. Köylüyü yeniden milletin efendisi yapacağız. Ekonomide dönüşümün dört ayağına inanıyoruz: Yeşil, mor, dijital ve nitelikli istihdam dönüşümü. Doğayı koruyan, kadını güçlendiren, teknolojiyi halka kazandıran, herkesi nitelikli işlere ulaştıran bir büyüme modelini mutlaka kuracağız. Güçlü sosyal devlet anlayışımızla kimseyi geride, biçare bırakmayacağız. Biz yoksulluğu yönetmeye değil, yoksulluğu yok etmeye geliyoruz. Temel Vatandaşlık Geliriyle kimse yoksulluğa terk edilmeyecek. Sosyal yardımları hak ettiği için, bu ülkenin vatandaşı olduğu için daha fazla ve daha adil dağıtacağız. Yardım almak için kimse birilerinin tanıdığı olmak ya da bir partiye üye olmak zorunda olmayacak" şeklinde konuştu. "Çocukların, kadınların, yaşlıların, engellilerin yaşamına dokunan bir refah devletini kuracağız" Özel, program kapsamında yapacakları diğer değişikliklere ilişkin, "Her çocuk ücretsiz okul yemeğine, nitelikli eğitime ulaşacak. Kamu kreşleriyle bakım hizmetlerini kadının sırtından alacağız. Kadınlara istihdamda kolay ve çok yer açacağız. Sağlıklı hizmeti parayla değil, yurttaşlık hakkıyla alınabilen bir hizmet haline getireceğiz. Her yurttaş, nitelikli, kamucu, parasız, eşit sağlık hizmetine erişecek. Barınma bir yatırım aracı değil bir insan hakkıdır. Rant yerine kamusal faydayı esas alan konut politikalarıyla başını sokacak bir eve sahip olmayı hayal olmaktan çıkaracağız. Biz yaşlılığı hayattan çekilme değil; aktif, üretken ve onurlu bir yaşam evresi olarak görüyoruz. Yaşlılarımızın bu onurlu hayatını güvence altına alacağız. Sosyal devleti bütün kurumlarıyla, mekanizmalarıyla yeniden hayata geçireceğiz. Çocukların, kadınların, yaşlıların, engellilerin, yaşamına dokunan bir refah devletini kuracağız" açıklamasında bulundu. "Dış politika, kurumsal bir çerçevede yürütülecek" CHP iktidarında dış politikanın yeniden milletin çıkarları yönünde evrileceğine dikkati çeken Özel, sözlerini şöyle sürdürdü: "CHP iktidarı, dünyadaki hiçbir lidere karşı boynunu bükmeyen, halkından aldığı güç dışında hiçbir liderle güç aramayan, ülkenin menfaatleriyle birtakım ilişkileri al ver pazarlıklarına sokmayan bir zemine mutlaka oturtulacak. Dış politika, kurumsal bir çerçevede yürütülecek. Oğullar, damatlar, enişteler üzerinden ciddiyetsiz bir yöne evrilmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti pasaportu yeniden saygınlık kazanacak. Dünyanın her yerinde vatandaşlarımız devleti yanında hissedecek. Ülkemiz bölgesel istikrarın da güvencesi olacak. Keyfiyetten uzak, ciddi bir dış politika bölgemize de umut olacak. Orta Doğu’daki özgün yerimizi, bir yıldız gibi parlayan bölgesel barış ve refah ülkesi konumumuzu mutlaka kuracağız. Türkiye kısa sürede Avrupa Birliği’ne tam üye olacak ve gençler başta olmak üzere; milletimiz yasaksız Türkiye’ye ve vizesiz Avrupa’ya kavuşacak." Özel, programın en önemli başlıklarından birinin dirençlilik olduğunu söyleyerek, "Afetlerde, krizlerde, belirsizliklerde toplumun ayakta kalabileceği kurumsal direnç sistemlerini kuracağız. Afet yönetiminden iklim krizine kadar her alanda hazırlıklı olacağız. Artık depremlerde, sellerde, orman yangınlarında milletimiz sanki devlet yokmuş gibi kendi başının çaresini aramayacak. Güçlü yurttaşla güvenli geleceği kuracağız" dedi. "Biz bu programımızla herkese kendisini ait hissedeceği, güven duyacağı, sırtını yaslayacağı bir devlet vadediyoruz" Özel, mücadelelerini kararlılıkla sürdüreceklerini belirterek, şu ifadeleri kullandı: "Kötülüğe karşı mücadelemizi cesaretle ve kararlılıkla sürdüreceğiz. Gerekirse sistemi çürümenin başladığı dip noktalara kadar topyekün değiştirmenin kararında olacağız. Kötülüğü kökünden kazıyacağız. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şey, sorunları görmezden gelen değil; onlarla yüzleşen, çözen, siyaset üreten bir anlayıştır. İç barış meselesine de bu pencereden baktık, bakmaya devam ediyoruz. Toplumsal barışımızı sağlamayı olmazsa olmaz görüyoruz. Türkiye’ye adaleti de demokrasiyi de barışı da getirmeye kararlıyız. Bu devlet, milletin devletidir. Egemenlik sadece millete aittir. Biz bu programımızla herkese kendisini ait hissedeceği, güven duyacağı, sırtını yaslayacağı bir devlet vadediyoruz. Birilerinin eşit, birilerinin daha az eşit olduğu, birilerinin güvende tutulup milyonların güvencesiz bırakıldığı, birilerinin servet sahibi olup milyonların geçim derdi çektiği bu kara düzeni değiştirmeye ant içtik. Bu yolda yürüyeceğiz."
21 Kasım 2025 Cuma - 18:25
Parti grupları İmralı’ya gidecek temsilcisini yarın TBMM Başkanlığı’na bildirecek
Siyasi parti grupları, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gidecek temsilcisini, yarın TBMM Başkanlığına bildirecek. Komisyonun nihai raporunun hazırlanması için teklif ve görüşlerin de 28 Kasım Cuma akşamına kadar bildirmesi istendi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında TBMM Tören Salonu’nda toplandı. Toplantının birinci kısmında komisyon üyeleri bugüne kadar yapılan ve bundan sonra yapılması muhtemel çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Toplantının ikinci oturumunun kapalı yapılması oylanarak kabul edildi. Bu oturumda, hazırlanacak nihai rapor başta olmak üzere bundan sonraki aşamalar ele alındı. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, üye tam sayının 5’te 3 nitelikli çoğunluğunun oyuyla İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’na gidilmesini kararlaştırdı. Ayrıca, İmralı Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna gidecek temsilcilerin parti gruplarınca yarın sabaha ve Komisyonun nihai raporunun hazırlanması için teklif ve görüşlerin de 28 Kasım Cuma akşamına kadar TBMM Başkanlığına bildirilmesi istendi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder