POLİTİKA
19 Nisan 2026 Pazar - 23:57 "İstanbul Deklarasyonu"nda ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesine vurgu İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birliği (PAB) 152. Genel Kurulu, yayımlanan "İstanbul Deklarasyonu" ile tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesi de kabul edilirken, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na ise Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. Dünyanın dört bir yanından parlamento temsilcilerinin katıldığı PAB 152. Genel Kurulu’nın son gününde barışın tesisi, küresel ekonomi ve Orta Doğu’daki krizlere yönelik çözüm önerileri içeren karar taslakları, Genel Kurul onayına sunuldu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. İstanbul Deklarasyonu’nda silahlı çatışmalar ve jeopolitik gerginliklerdeki artıştan, uluslararası hukuk ihlallerinden, süregiden terörizm ve aşırıcılık tehdidinden ve toplumların kapsayıcılıktan uzaklaşmasına dair çekinceler vurgulandı. Yeni teknolojiler, dezenformasyon ve iklim değişikliğinin neden olduğu meselelere işaret edilen deklarasyonda, diyalog ve diplomasinin zayıflamasından, buna karşılık barışın güç yoluyla sağlanabileceği düşüncesinin yayılmasından duyulan endişeye dikkat çekildi. Deklarasyonda cezasızlık kültürünün hesap verebilirliği aşındırdığı ve istikrarsızlığı derinleştirdiği kaydedilerek, barış, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne işaret edildi. Çatışma ortamlarında sivillerin korunmasının öncelikli olması gerektiği vurgulanan deklarasyonda, uluslararası insancıl hukuka tam riayetin gerekliliği belirtildi. Parlamenter diplomasiyi ve uluslararası iş birliğini güçlendirmenin önemi vurgulanan deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: "Deklarasyon, demokratik, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir yönetişim anlayışı ile yeni teknolojiler karşısında sorumlu yönetim politikalarının geliştirilmesini tavsiye ediyor. Diyalog, işbirliği ve güvenin teşvik edilmesini, çatışmaların önlenmesine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne katkı sunulmasını taahhüt ediyor." Genel Kurul’da karar tasarıları kabul edildi 152. Genel Kurul Toplantısı’nda barışın inşasından sürdürülebilir kalkınmaya dair bir dizi karar tasarısı kabul edildi. Kapanış oturumunda, "Barış ve Uluslararası Güvenlik Daimi Komitesi" tarafından hazırlanan çatışma sonrası yönetim mekanizmalarına ilişkin karar tasarısı onaylandı. Sürdürülebilir Kalkınma Daimi Komitesi’nin korumacı politikalarla mücadeleyi öngören karar tasarısı da Genel Kurul’dan geçti. Ayrıca bu oturumda gündeme alınan Orta Doğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeki ateşkes süreçlerini desteklemeyi amaçlayan acil gündem maddesi de karara bağlandı. 153. Genel Kurul Tanzanya’da düzenlenecek Kapanış töreninde, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. PAB Genel Sekreterliği görev süresinin sonuna gelen Martin Chungong için de veda töreni düzenlendi. Zirve, PAB Marşı’nın çalınması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş’un kapanış konuşmasıyla sona erdi. PAB Genel Kurulu’nda Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunmasına ilişkin acil gündem maddesi de kabul edildi. Genel Kurul’da, "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesinin eklenmesi kabul edildi. İstanbul’da yapılan toplantıda Katar, Türkiye, Avustralya, Fransa, Brezilya, Zambiya, Polonya, Portekiz ve İtalya’nın yanı sıra Arap Grubu, Latin Amerika ve Karayipler Grubu ile Afrika Grubu tarafından sunulan Genel Kurul gündemine acil bir madde eklenmesine ilişkin öneri oylandı. Oylamada ateşkesin korunması ve barışın desteklenmesine ilişkin öneri bin 316 kabul, 3 ret ve 51 çekimser oy ile gerekli üçte iki çoğunluğu sağlayarak kabul edildi. Kararda, son dönemde artan silahlı çatışmaların uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Çatışmaların yol açtığı insani sonuçlara dikkat çekilen kararda, artan sivil kayıplar ve kötüleşen insani koşullar karşısında acil ve ortak bir uluslararası çabanın gerekliliği ifade edildi. Kararda, uluslararası insancıl hukuk ile uluslararası insan hakları hukukuna her koşulda saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Sivil altyapıya yönelik saldırılar ile insani yardımın engellenmesine ilişkin endişelerin dile getirildiği kararda, ateşkeslerin korunması, müzakere süreçlerinin yeniden başlatılması ve gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Kararda, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği vurgulanarak, cezasızlık kültürünün şiddeti beslediği, ihlaller karşısında hesap verebilirliğin sağlanmasının kalıcı ve adil bir barış için hayati önemde olduğu ifade edildi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Deprem bölgesinde 2 bin 591 ceza davası açıldı"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 14:14 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç: "Deprem bölgesinde 2 bin 591 ceza davası açıldı" Kahramanmaraş’ta düzenlenen Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’nda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç,11 ilde 2 bin 591 ceza davası, 64 bin 663 hukuk davası ve 116 bin 696 idari dava açıldığını söyledi. 6 Şubat depremlerinden etkilenen ve 11 ili kapsayan, ’Deprem Bölgesi Değerlendirme Toplantısı’ düzenlendi. Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Tunç, "Şu anda devam eden soruşturmaların yargılama aşamasına büyük ölçüde geçildi. Şu an ilk derece yargılamalar daha çok yoğun. Artık istinafa da intikal etmeye başladı. Sonrasında Yargıtay’ın huzuruna da gelecek. Tabi burada uygulama birliği çok önemli. Çok sayıda farklı mahkemelerimiz var. 11 vilayetimizde farklı mahkemelerden farklı kararlar çıktığında bu da adalete olan güveni sarsacaktır. Bu nedenle bir görüş birliğine varılmış olması ve uygulamada özellikle temyiz aşamasına varacağı kadar geçecek sürede ve temyizle birlikte zaten karar oluştuğunda bu süreç içerisinde mağduriyetlerin olmaması bakımından bir değerlendirme toplantısına ihtiyaç olduğu kararına varmıştık. Bu kapsamda da bunun Kahramanmaraş’ta yapılmasını ve gelinen 2,5 yıllık süreci değerlendirmek istedik" dedi. "2 bin 591 ceza davası açıldı" Konuşmasını sürdüren Bakan Tunç, "Bu kapsamda, 2 bin 380 kişi hakkında 11 vilayetimizde depremle ilgili ceza soruşturması açılmıştı. Şu anda 148 tutuklu, 60 hüküm özlü, 208 kişi tutuklu durumda. Halihazırda 837 soruşturma var. 2 bin 591 ceza davası açılmış durumda. Davalar devam ediyor. 986 kişi hakkında da adli kontrol kararı verilmişti. Bir yandan cezaevi yargılamaları sürerken diğer yandan da idari yargı ile ilgili süreçler de aksamadan devam ediyor. İdari yargı ile ilgili şu ana kadar bölgede 116 bin 696 dava açıldı. 83 bin 321 davada ilk derecede karar verildi. 26 bin 493’ü istinafa intikal etti. 19 bin 592’si bölge idare mahkemesinde istinafta karara bağlandı. 40 bin 270 derdest dosya bulunuyor idari yargıda. Ağır hasar tespiti ve yıkım kararlarına karşı 43 bin 365 dava açıldı. 39 bin 769 karar verildi. Yani yüzde 92’si karara bağlandı. İptal kararı verilen 18 bin 151 bina var. Bu da yaklaşık 150 bin bağımsız bölümün yıkımdan kurtulduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı. ’Hukuk davalarıyla ilgili 64 bin 663 dosya açıldı’ Hukuk davalarıyla ilgili de rakamları da paylaşan Bakan Tunç, "Bugüne kadar 64 bin 663 dava açıldı. 57 bin 574 ilk derece davası, 7 bin 711 istinafta, 2 bin 491’i karara bağlandı, 5 bin 520’si de bölge adliye mahkemesinde devam ediyor. Toplam derdest dosya sayısı 12 bin 609 hukuk davaları bakımından. Bu süreçleri hızlandırmak için de Hakimler ve Savcılar Kurulu ve Adalet Bakanlığı olarak bölgede yeni mahkemelerin kurulması gerekiyordu. Bu konuda da hem bakanlık olarak hem de HSK olarak elimizi çabuk tuttuk. 153 yeni mahkeme ilk etapta kurulmasını sağladık. Sonrasında 654 adli, 28 idari olmak üzere toplam 682 ilk derece mahkemesinin bölgede kurulmasını sağladık. Bunların büyük bir bölümü de faaliyete geçti" diye konuştu. ’Farklı bilirkişi raporları farklı sonuçlara yol açabiliyor’ Bakan Tunç, bilirkişi raporları arasında farklılıklar bulunduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Yargı mensuplarımızdan gelen öneriler var. Özellikle ceza soruşturmalarından, bilirkişi raporlarından kaynaklanan farklılıklar var. Çünkü bu dosyalar farklı illerde farklı üniversitelere gittiler. Üniversitelerimizin verdiği raporlar arasında farklı görüşler olduğunu da görüyoruz. Bu farklı görüşler yargılama neticesinde farklı sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle birliği sağlamak ve hakkaniyetli, adaletli bir sonuca ulaşmak gerekir. Konu çok boyutlu. Yarım asır önce yapılan binalar, deprem yönetmelikleri, eski mevzuatlar var. Bu karmaşık yapıda adaletli bir yargılama çok önemli." ’Uygulama birliği adaletin sağlanması için çok önemli’ Sözlerini sürdüren Tunç, "Yargılanan, özellikle bu depremde kusuru olanlar elbette adalet önünde hesap verecek. Ancak yargılama sürecinin adil ve hakkaniyetli olması çok önemli. Mağduriyetlere neden olmadan hakkaniyeti, adil bir sonuca vararak ceza soruşturmalarında en sağlıklı kararlara ulaşmak hedefimiz. Bu kararların istinaf ve Yargıtay denetiminde ictihat birliği oluşturacağını düşünüyoruz. Buradan çıkan sonuçlar çok önemli. Uygulama sorunlarıyla ilgili dile getireceğiniz hususlar çok değerli olacak. Bunlar masaya yatırılacak. Mevzuat veya kanundan kaynaklanan sıkıntılar varsa, bunların kanun teklifi taslakları hazırlanarak milletvekillerimize arz edilecek" şeklinde konuştu. Toplantıya Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un yanı sıra milletvekilleri, depremin merkezi Kahramanmaraş’ın yanı sıra Diyarbakır, Elazığ, Adana, Osmaniye, Adıyaman, Malatya, Şanlıurfa, Hatay, Gaziantep ve Kilis’ten yargı mensupları, kaymakamlar, hakimler ve savcılar katıldı.
MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman: "Terörsüz Türkiye taviz süreci değildir"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 13:28 MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman: "Terörsüz Türkiye taviz süreci değildir" MHP Genel Sekteri İsmet Büyükataman MHP Bursa İl Başkanlığı’nda basın mensupları ile bir araya geldi. Terörsüz Türkiye sürecine dair açıklamalarda bulunan Büyükataman, süreci baltalamak için algı operasyonu yönetenlere "Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerde terörle müzakere değil mücadele olduğunu milletimiz gayet iyi bilmektedir" dedi. MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleri ve "Derdiniz Derdimizdir" sohbet programları çerçevesinde Bursa’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Terörsüz Türkiye gündemi üzerine açıklamalarda bulunan Büyükataman, süreci baltalamak ve algı operasyonu yapmak isteyenlere "Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerde terörle müzakere değil mücadele vardır" ifadelerini kullandı. MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, "Terörsüz Türkiye İçin Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları" toplantılarının 81 ilde gerçekleştirilmesinin ardından son bulduğunu ve sürece yönelik algı operasyonlarını bertaraf ettiklerini kaydetti. Vatandaşın sıkıntılarını dinlemek için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretleri ve "Derdiniz Derdimizdir" sohbetlerinin devam edeceğini belirten Büyükataman, "Milliyetçi Hareket Partisi olarak her zaman aziz milletimizin yanında olan bir siyaset anlayışını benimsiyoruz. Bizler günü birlik siyasi menfaatler için değil aziz milletimizin huzuru, refahı ve güvenliği için mücadele ediyoruz. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin Türk siyasetine örnek teşkil eden "Önce Ülkem Ve Milletim Sonra Partim Ve Ben" düsturuyla her şeyden önce Türkiye ve Türk milleti diyoruz. Her vatandaşımıza ulaşıyor, her insanımızın derdiyle dertlenip çözüm üretmeye çalışıyor, aziz milletimizden hiçbir zaman kopmuyoruz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak iç ve dış gelişmeleri de dikkatle takip ediyoruz. Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimize kararlı adımlarla yürürken iç cephemizin daha da sağlamlaşması için sadece elimizi değil gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmiyoruz. Bu anlamda Milliyetçi Hareket Partisi olarak 9 Ağustos 2025 tarihinde başlattığımız "Terörsüz Türkiye İçin Millî Birlik ve Dayanışma Buluşmaları" 27 Eylül 2025’te başarılı bir şekilde son bulmuştur. Bu toplantılar, 9 ayrı bölgede 81 ilimizi kapsayacak şekilde gerçekleştirilmiş, Terörsüz Türkiye hedefimiz anlatılmış ve bu süreçte yapılan algı operasyonları, karalama kampanyaları bertaraf edilmiştir. Sivil toplum kuruluşları, mesleki örgütler, muhtarlarımız, yöre insanlarımızla görüşmeler sağlanmış ve son derece olumlu geri dönüşler alınmıştır. Aziz milletimizin bu toplantılara gösterdiği yoğun ilgi ve yüksek katılım bir defa daha partimizin Türk milletinin gönlündeki tartışmasız yerini göstermiştir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak önümüzdeki süreçte de vatandaşlarımızla buluşmalarımız devam edecektir. Bu doğrultuda aziz milletimizin tasasını dinlemek, kaygısını anlamak, sıkıntılarını paylaşmak için; Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin talimatlarıyla "Hayırlı Günler Komşum" ziyaretlerimizi ve "Derdiniz Derdimizdir" sohbetlerimizi bütün il ve ilçelerimizi kapsayacak şekilde başlatmış bulunmaktayız. Sohbet ve ziyaret programlarımızda Terörsüz Türkiye hedefimiz başta olmak üzere; ekonomiden, toplumsal sorunlara ve dar gelirli vatandaşlarımızın sıkıntılarına kadar "Dinlemedik dert Paylaşılmadık sorun Kalmayacak" ve sorunların çözümü için Milliyetçi Hareket Partisi var gücüyle çalışmaya devam edecektir" diye konuştu. "Terörsüz Türkiye, Türk milletinin zırhı olacak bir stratejidir" Terörsüz Türkiye ile birlikte sadece yurt içi değil Akdeniz’den Ege’ye, Balkanlar’dan Kafkas’lara kadar Türk Milleti’nin çıkarlarının korunacağını söyleyen Büyükataman, "Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024 tarihinde toplumsal uzlaşıya, milli birliğimize ve bin yıllık kardeşliğimize el uzatarak attığı tarihi adım, Terörsüz Türkiye adıyla bir devlet politikasına dönüşmüştür. Terörsüz Türkiye, küresel emperyalist komploların ve Siyonist emellerin tasfiyesini sağlayacak milli bir duruş olmakla birlikte, Cumhuriyet tarihimizin en stratejik hedefidir. Yaptığımız hiçbir hamle boşuna değildir, yaklaşık bir yıl gibi bir süre içerisinde bölücü terör örgütü kendini ön şartsız bir şekilde feshetmiştir. Elbette 41 yılı bulan bölücü terör sorununun bir günde çözümünü beklemiyoruz. Fakat gelinen nokta ve elde edilen somut kazanımlar son derece önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti meselenin sahibidir ve yetkili tüm kurumlarıyla süreci yönetmektedir. Büyük Türk milleti, Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’ye ve Milliyetçi Hareket Partisi’ne olan güvenini göstermiş, terörsüz Türkiye hedefini sahiplenmiştir. Terörsüz Türkiye, yalnızca ülkemizde değil bölgemizde de barış ve istikrar umutlarını arttırmıştır. Umutları arttırdığı gibi Soykırımcı İsrail’in de hesaplarını bozmuştur. İsrail; Suriye’de filizlenen istikrara ve bütünlüğe engel olmak için SGD/PYD’yi kışkırtarak Terörsüz Türkiye hedefimize açıkça saldırmaktadır. Bu aşamada Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, siyasi istikrarının sağlanması ve SGD/YPG gibi ayrılıkçı unsurların silah bırakıp Şam hükümetine entegre olması son derecede önemlidir. Suriye’nin siyasi ve toprak bütünlüğüyle egemen bağımsızlığı Türkiye Cumhuriyeti’nin ihmal etmeyeceği politik ve diplomatik görüşüdür. İşte bu yüzden Terörsüz Türkiye hedefimiz bölgemizde yaşanan gelişmelerden ayrı düşünülmemelidir. Terörsüz Türkiye, yalnızca yurt içinde değil tüm bölgemizde istikrarı sağlayacak, Akdeniz ve Egede ’ki çıkarlarımızı koruyacak, Balkanlardan Kafkaslara Türk milletinin zırhı olacak bir stratejidir. Türkiye Cumhuriyeti hem içerde hem de dışarda terörün kökünü kazımaya kararlıdır. Elinde silah olanlara, terörü bir araç olarak kullananlara fırsat verilmeyecek, terörle mücadelemiz tavizsiz bir şekilde devam edecektir" dedi. "Terörsüz Türkiye taviz süreci değildir" Terörsüz Türkiye’nin bir müzakere değil, mücadele süreci olduğunu belirten Büyükataman, "Terörsüz Türkiye hedefinden rahatsız olan, iftiralarla ve olmadık algı operasyonlarıyla partimize saldıran çevreler tarihi bir yanlışın içerisindedir. Ne yazık ki, CHP ve İP Siyonizm’in çarkını döndürmekte, emperyalist tezgâha figüranlık yapmaktadırlar. Bir yanda yolsuzluk batağında çırpınan CHP Terörsüz Türkiye konusunu istismar etmeye kalkarken, diğer yanda siyasi duruşu şaibeli olan İP bu tarihi hedefe yalanlarla saldırmaktadır. Şükürler olsun ki; fitne aşılamak için pusuda bekleyen emperyalizm ve yerli işbirlikçileri aziz milletimizin üstün ferasetine takılmıştır. Büyük Türk milleti, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı etrafında kenetleniştir. Bizim çizgimiz nettir, teröre taviz yoktur, silahların gölgesinde siyaset yapma çabalarına müsamaha gösterilmeyecektir. Terörsüz Türkiye, bir taviz süreci, al-ver pazarlığı değildir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin olduğu yerde terörle müzakere değil mücadele olduğunu milletimiz gayet iyi bilmektedir. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bölücü terörün son bulmasında asıl payın sahibidir ve destansı mücadeleleri unutulmayacağı gibi bu mücadeleye gölge düşürülmesine de asla izin verilmeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleriyle Türk milletinin birliğini, dirliğini ve dayanışma azmini kıracak hiçbir dayatma veya teklifin geçerliliği yoktur. Anayasal Vatandaşlık ezberiyle Türklüğü etnik yapıya indirgeyerek anayasadan tasfiye emeli olmayacak duaya âmin demekten farksızdır. Anayasanın 66. Maddesiyle ilgili polemik yapmak, zemin yoklamak, kara propagandaya girişmek abesle iştigaldir ve sonu da hüsrandır. Milletimizin adı Türk milletidir. Devletimiz Türkiye Cumhuriyeti devletidir. Türkiye Devleti ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Terörsüz Türkiye hedefimiz bu ebedi bütünlüğü korumak ve yeni yüzyılda bütün yönleriyle güvenceye kavuşturmaktır. Cumhur İttifakı, Türkiye’nin egemenlik hukukunu, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini zayıflatacak hiçbir yanlışa müsaade etmeyecektir" şeklinde konuştu. "MHP tüm vatandaşları ‘Türk Milleti’ tanımı ile kucaklamaktadır" Milliyetçi Hareket Partisi’nin Türkiye’de yaşayan tüm vatandaşları ‘Türk Milleti’ tanımı kucakladıklarını ve Türkiye’nin 2’inci yüzyılına Türk mührü vurulacağını kaydeden Büyükataman, "Terörsüz Türkiye milli güvenliğimiz açısından son derece önemli bir hedef olmasının yanında sosyal barışın ve toplumsal mutabakatın sağlanması açısından da büyük rol oynamaktadır. Türk ile Kürt arasına saçılmak istenen emperyalizm menşeli nifak tohumları ve ayrılıkçı emeller Terörsüz Türkiye" hedefi ile yok edilecektir. Türkiye Cumhuriyeti devletini, Türk milletinin birlikte yaşama ülküsü ve aynı kaderi paylaşma iradesi kurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları Türk milletinin eşit ve saygın fertleridir. Biz, Türk’üyle Kürdü’yle, Alevi’siyle Sünni’siyle hep birlikte Türkiye’yiz, hepimiz Türk milletiyiz. Milliyetçi Hareket Partisi, bu anlayışla ülkemizde yaşayan her vatandaşımızı "Türk milleti" tanımı içinde kucaklamaktadır. Genel Başkanımız Devlet Bahçeli’nin de ifade ettiği gibi; Yeni yüzyılın ikinci yılında "Terörsüz Türkiye" gaye ve gayretiyle ayağımıza vurulan emperyalist prangalar kırılacak, ezeli ve ebedi kardeşliğimiz ortak kader mizanında iyice billurlaşıp ayrılmaz bütün haline gelecektir’. Terörün son bulmasıyla, Türkiye’nin yaklaşık 40 yıldır terörle mücadeleye ayırmak zorunda kaldığı bütçe ülkemizin kalkınmasına aktarılacak, yeni yatırımlarla ekonomimiz bir nefes alacaktır. Ekonomik ve Sosyal kalkınmamızla birlikte Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimize daha güçlü adımlarla ilerlememizin yolu açılacaktır. Aziz milletimizi hak ettiği refaha ve huzura kavuşturmanın, yeni yüzyıla Türkiye Cumhuriyeti’nin ismini altın harflerle yazdırmanın zamanı gelmiştir. Terörsüz Türkiye hedefinin gerçekleşmesiyle beraber, ülkemiz yeni yüzyıla Türk mührünü vuracaktır. Cumhur İttifakı ve Milliyetçi Hareket Partisi her türlü ihanetin, bölücü terörün kökünü kazıyacak, Türk ve Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi mutlaka başarıya ulaştıracaktır" ifadelerini kullandı.
Gazze ve Filistin halkı için koştular
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:51 Gazze ve Filistin halkı için koştular Bursa’da Ak Parti Gençlik kolları tarafından mazlum Gazze ve Filistin halkı için "Bir adım Bir Umut Koşusu" düzenledi. Yarışa katılacak sporcu sayısı kadar Gazze’deki masum çocuklar için yemek bağışı yapılacağı belirtildi. Ak Parti İl ve İlçe yöneticileri ile bazı Ak Parti Belediye başkanları ile 17 ilçeden 270 kişinin katıldığı Bir adım Bir Umut Koşusu Erdem Saker Botanit Parkında yapıldı. Pelikanlı gölün hemen yanından verilen startın ardından sporcular botanik park içerisinde oluşturulan 5 kilometrelik parkuru 2 tur koştuktan sonra bitiş noktasına ulaştılar. Koşu öncesi açıklama yapan AK Parti İl Gençlik Kolları Başkanı Furkan Akın, "Bir Adım, Bin Umut" sloganıyla Bursa’dan Gazze’ye bir ses olmak için toplandıklarını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Gazze’deki zulme karşı gösterdiği kararlı duruşa Bursa’dan destek olmak istediklerini belirten Akın, "Bugün bu organizasyona katılan kişi sayısı kadar öğün, tarafımızca Gazze’ye yemek bağışında bulunulacak. Buradan Bursa’nın 17 ilçesinden gelen genç kardeşlerimizle bir mesaj vermek, Gazze’ye umut olmak istedik. Burada 270 kişi koşu alanında yarışa katılarak, bizlere eşlik ediyor. Gazze’deki zulüm bitene kadar, oradaki mazlumlar özgürlüğe kavuşana kadar, zulmün sona erdiği son güne kadar bizler, Türkiye’den, Gazze’ye ses, umut olmaya devam edeceğiz. İnşallah bu kararlı mücadele, bir gün oradaki mazlumların hürriyetiyle sonuçlanacak" diye konuştu. Etkinliğe gençlik kolları üyelerinin yanısıra, Gürsu Belediye Başkanı Mustafa Işık, Kestel Belediye Başkanı Ferhat Erol, Ak Parti Bursa İl Başkan Yardımcısı Kamil Bayramiç, Ak Parti Osmangazi İlçe Başkanı Adnan Kurtuluş, Mudanya İlçe Başkanı Arif Bayrak da katıldı.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Gazze’deki insani katliamı bitirmemiz gerekiyor, barış için ön cephelerde olmaya devam edeceğiz"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:24 Dışişleri Bakanı Hakan Fidan: "Gazze’deki insani katliamı bitirmemiz gerekiyor, barış için ön cephelerde olmaya devam edeceğiz" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da TRT World Forum kapsamında düzenlenen panelde konuştu. Bakan Fidan, "Gazze’deki insani katliamı bitirmemiz gerekiyor. Ateşkesin kendisi tek başına çözüm değil. Bölgede barış iki devletli çözümün farkına varılmasıyla olur. Bununla birlikte Gazze’nin Filistinliler tarafından yönetilmesi gerektiğini görmeliyiz ve süreci dikkatli bir şekilde ilerletmeliyiz. Türkiye diplomasi ve diyaloga açık olmaya devam edecek. Böylelikle daha dengeli ve daha temsili yüksek bir düzen kurulacak. Barış için ön cephelerde olmaya devam edeceğiz" dedi. ‘Diyaloğa ve çok yönlülüğe açığız’ Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum’a katıldı. Program kapsamında düzenlenen panelde konuşan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Şu anki uluslararası sistemin tanımına bakacak olursak ve tek bir kelimeyle anlatacak olursak bu kelime kesinlikle belirsizlik olur. Halihazırda olan dengeler değişiyor ve parametreler belirsiz bir şekilde büyüyor. Küresel devletler de artık fonksiyonelliğini kaybediyor. Bölgesel stabiliteyi koruyacak olan kurumlar da bu hızla birlikte çalışamıyorlar ve kompleks krizlerle başa çıkamıyorlar. Küresel düzende uluslararası kurumlara güven sağlamamız gerekiyor. Bu da tekrardan insanları çok kutupluluğa doğru itiyor. Bizim vizyonumuz açık. Kurumlarla birlikteyiz, diyaloğa ve çok yönlülüğe açığız. Bu zorlu zamanlarda ortak güvenlik ve geleceğin refahı için birliği bir arada tutmak istiyoruz. Kolektif aksiyonlarla, paylaşılan sorumluluklarla ve stratejik öngörülerle birlikte ilerleyebiliriz. İlk olarak güçlü bir uluslararası sisteme ihtiyacımız var. Bunu başarmak için de sistemi tekrardan yapılandırmalıyız. Birleşmiş Milletler‘in verimliliğini artırmamız gerekiyor. Günümüzde kuralların olmamasından dolayı zorluk çekmiyoruz, uygulamaların eşit olmamasından dolayı sorun yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye daha demokratik şekilde ilerlemek istediğini ifade eden Bakan Fidan, "Adaletli bir şekilde bizim temsilcilere ihtiyacımız var. Yeni etkiler ve yeni güçler artıyor. Yeni hiyerarşiler tekrardan tanımlanıyor. Burada hala uluslararası düzenin dengesini aradığını görüyoruz. Yeni yönlü iş birliklerine ve kurumlara ihtiyacımız var. Türkiye bunu daha çeşitli bir şekilde sunmak için ve küresel bir şekilde katılım sağlamak için çok çalışıyor. Daha güçlü ve fonksiyonel bir uluslararası düzeni biz bölgesel sahiplikle sağlayabiliriz. Bu temeli kuracaktır, genelde bölgesel problemlerle karşılaşıyoruz ve bu durumlarda uluslararası çözüme ihtiyaç duyuluyor. Mesela Balkanlar’da, komşular arasındaki ikili ve çok yönlü diyalogu destekledik; bir arabulucu yolu bulduk. Normalizasyona yardımcı olduk. Kapsayıcı platformlarda bölgemizin stabilitesi için çalışıyoruz ve partnerlerimizle birlikte güvenlik ve insani sorunları aşıyoruz. Türkiye’nin durumuna bakacak olursanız sizin de tanıklık edebileceğiniz gibi iş birliklerimizi artırıyoruz. Afrika’da da tekrar iş birliklerimizi geliştiriyoruz ve iki taraf için de kârlı oldu. Bütün bu örnekler aynı kapıya çıkıyor. Stabilite tek başına yapılamaz. Bizim buna şekil vermemiz gerekir ve güvene ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. ‘Gazze’deki insani katliamı bitirmemiz gerekiyor’ Uluslar barış ve refah için kendi sorumluluklarını bölgelerinde kabul ettikleri zaman küresel düzen de bunu takip etmek durumunda kalacaklarını aktaran Bakan Fidan, "Eğer bu olmazsa insanların acı çektiğini görüyoruz, Orta Doğu’da da durum bu şekilde. Gazze’de bunun en trajik sonuçlarını gördük. Cumhurbaşkanı Erdoğan yoğun bir diplomatik emek harcadı ve kendisi soykırımı durdurup adaleti getirmeye çalıştı. İletişim gruplarımızın katkılarıyla birlikte Gazze’deki duruma uluslararası farkındalık kazandırdık. Bu aynı zamanda kritik bir rol de oynadı, insanlar Filistin’in durumunu gördü. Burada küresel güçlerin nasıl çözüm üretebileceğini görüyoruz kendi bölgelerindeki krizlerde. Uluslararası sistemi nasıl aksiyona çağırabileceklerini görüyoruz. Yapılan tüm diyaloglarda kolektif barışın peşinden koşuyoruz. İsrail’in devam eden agresyonundan dolayı ateşkes kırılganlığını sürdürüyor. Bizim Gazze’deki insani katliamı bitirmemiz gerekiyor. Ateşkesin kendisi tek başına çözüm değil. Bölgede barış iki devletli çözümün farkına varılmasıyla olur. Bununla birlikte Gazze’nin Filistinliler tarafından yönetilmesi gerektiğini görmeliyiz ve süreci dikkatli bir şekilde ilerletmeliyiz" dedi. ‘Barış için ön cephelerde olmaya devam edeceğiz’ Barış için ön cephelerde olmaya devam edeceklerini belirten Bakan Fidan, "Sürdürülebilirlik, uluslararası kurumlarla birlikte sağlanabilir. Türkiye’nin bölgesel ve küresel barışta bir diğer katkısı ise Rusya-Ukrayna savaşının çözümü olabilir. Yapıcı diyaloglarla birlikte Türkiye tarafları İstanbul’da masaya getirdi. Görüşmelerden sonra taraflar tarafından diyalog kuruldu. Biz şuna inanıyoruz: Diplomasi, Ukrayna’daki sorunu çözmek için kritik bir rol oynuyor. Bölgesel ve uluslararası iş birliğini daha da güçlendirmek istiyoruz, bununla ilerleyebileceğimizi biliyoruz. Türkiye diplomasi ve diyaloga açık olmaya devam edecek. Böylelikle daha dengeli ve daha temsili yüksek bir düzen kurulacak. Barış için ön cephelerde olmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Milletvekili Hatipoğlu: "Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ifadeleri kınıyorum"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 12:01 Milletvekili Hatipoğlu: "Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ifadeleri kınıyorum" İyi Partili Erhan Usta’nın Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş’a yönelik ifadeleriyle ilgili açıklamada bulunan AK Parti Eskişehir Milletvekili Nebi Hatipoğlu, "Meclisimizin iradesini, geleneğini ve itibarını hedef alan bu üslup sadece Sayın Başkanımıza değil, milletin temsil makamına da yöneltilmiş açık bir saygısızlıktır" dedi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda İyi Partililer ile TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş arasında gerilim yaşandı. İyi Partili Erhan Usta’nın, "PKK sevdanız nereden geliyor" demesi üzerine Başkan Kurtulmuş salonu terk etti. Olay siyasi isimlerin tepkisini çekerken, Milletvekili Nebi Hatipoğlu konuyla ilgili açıklamada bulundu. Hatipoğlu’nun açıklamasında, "Yüce Meclisimizin vakarına yakışmayan, Meclis Başkanımız Sayın Numan Kurtulmuş’a yönelik saldırgan ve seviyesiz ifadeleri şiddetle kınıyorum. Meclisimizin iradesini, geleneğini ve itibarını hedef alan bu üslup sadece Sayın Başkanımıza değil, milletin temsil makamına da yöneltilmiş açık bir saygısızlıktır. Demokratik zeminde söz söyleyemeyenlerin, hakareti siyaset zanneden bu anlayışı milli iradeye zarar vermekten başka bir işe yaramaz. Meclis kısır kavgaların değil, milletin sözüyle şekillenen yüksek bir kurumdur. Bu gerçeği hazmedemeyenlerin her cümlesi, aslında milletin değerlerine yönelmiş bir saldırıdır" ifadeleri yer aldı.
Başkan Aras: "Bizler günü kurtaran değil, yarını kuran işler için çalışacağız"
01 Kasım 2025 Cumartesi - 10:58 Başkan Aras: "Bizler günü kurtaran değil, yarını kuran işler için çalışacağız" Başkanlığını Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yaptığı Kıyı Ege Belediyeler Birliği Meclisi, 2025 yılı Ekim ayı olağan toplantısını İzmir’de gerçekleştirdi. Birlik tüzüğünün 13. maddesi gereği düzenlenen toplantı, 31 Ekim 2025 Cuma günü saat 14.00’te Balçova’da yapıldı. Toplantıya, Birliğe üye belediyelerin başkanları ve meclis üyeleri katıldı. Toplantıda birliğe yeni üye olma talebinde bulunan belediyelerin başvuruları değerlendirildi ve oylamaya sunuldu. Ayrıca 2026 yılı çalışma planı ve mali bütçe tasarısı görüşülerek karara bağlandı. Komisyon raporlarının da ele alındığı toplantıda, önümüzdeki döneme ilişkin iş birliği ve ortak projeler hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. Başkan Aras: "Birlikte geliştirdiğimiz vizyonu bölgeye yayıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Birlikler, bölgesel kalkınmanın anahtarıdır. Çünkü belediyeler, birbirinden öğrenerek güçlenir. Deneyimler paylaşıldıkça, uygulamalar ortaklaştırıldıkça ve birikimler genişletildikçe, tek bir kentin başarısı bütün bir bölgenin kazanımına dönüşür. Bizler, şehirlerimizde halkımızın refahı için ürettiğimiz her hizmeti ortaklaştırarak büyütüyor, birlikte geliştirdiğimiz vizyonu bölgeye yayıyoruz" dedi. Başkan Aras: "Birliğimiz ulusal ölçekte büyüyen bir ağ haline geldi" Başkan Aras: "Kıyı Ege Belediyeler Birliğimiz, her geçen gün etki alanını genişletiyor. Birliğimiz yalnızca kıyı kentleriyle sınırlı kalmamış, Türkiye’nin dört bir yanından belediyelerin aramıza katılmasıyla ulusal ölçekte büyüyen bir ağ haline gelmiştir. Kıyı Ege Belediyeler Birliği olarak özellikle bilimsel alanda yürüttüğümüz çalıştaylarla bölgemizin sorunlarını kalıcı olarak çözmek için yeni yollar arıyoruz. Bilim insanlarını, yerel yönetimleri, kamu kurumlarını, meslek odalarını, sivil toplum örgütlerini ve uluslararası kuruluşları bir araya getiriyor; ortak akılla bölgemiz için kalıcı çözümler üretiyoruz" Başkan Aras: "Yerel yönetimler ve merkezi yönetim bir bütündür" Belediyelerin artan sorumluluklarına göre azalan bütçelerine değinen Başkan Aras, "Belediyeler, kendi sorumluluk alanının ötesine geçerek halkın temel ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyor. Kreşler, huzurevleri, öğrenci yurtları ve kent lokantaları açmak durumunda kalıyor. Bugün belediyeler, her alanda ve herkes için hizmet üretmeye çalışıyor. Kent yoksulluğuyla mücadele için bütçelerimizin önemli bir bölümünü sosyal desteklere ayrılıyoruz. Yerel yönetimler ve merkezi yönetim bir bütündür. Bizler hizmeti halka ulaştıran ilk halkayız. Merkezi yönetim, yerel yönetimler, kamu ve özel kurumlar halkımızın refahı için birlikte çalışmalıdır" dedi. Aras: "Kentlerimiz geleceğe hazırlayan projelere devam edeceğiz" Yerel yönetimlerin halkın ve şehirlerin geleceğini etkilediğine değinen Başkan Aras, "Yerel yönetimler, demokrasinin ve kalkınmanın en güçlü kaleleridir. Bizler, şartlar ne olursa olsun vatandaşımızın refahını artıracak, kentlerimizi geleceğe hazırlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Amacımız: Afetlere karşı dirençli, iklim dostu kentler kurmak, kadınların, gençlerin ve çocukların yaşamın öznesi olduğu demokratik bir yapı inşa etmek, üreticiyi, köylüyü ve emekçiyi destekleyen, adil ve üretken bir ekonomi oluşturmak, kültürü, tarihi ve ortak değerleri geleceğe taşımak ve yerelden yükselen kalkınmayı ülke geneline yaymaktır. Doğasıyla barışık, altyapısıyla güçlü, sosyal yapısıyla adil, yönetimiyle katılımcı, ekonomik yapısıyla üretken kentler inşa etmek için canla başla çalışıyoruz. Birliğimizin gücü ortak akıldan ve dayanışmadan doğuyor. Bizler günü kurtaran değil, yarını kuran işler için ortak akılla, ortak vizyonla çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Sanal Ortamda Kumarla Mücadele Eylem Planı Genelgesi Resmi Gazete’de
01 Kasım 2025 Cumartesi - 01:45 Sanal Ortamda Kumarla Mücadele Eylem Planı Genelgesi Resmi Gazete’de Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı Genelgesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı Genelgesi Resmi Gazete’de yayımlandı. Genelgede yasa dışı kumarın toplumsal yapının korunması açısından önemi vurgulanarak, "Aile bütünlüğünü bozan, sosyal ilişkileri zayıflatan, gençler basta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini hedef alan yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumar faaliyetleri; mezkûr zararlarının yanı sıra kayıt dışı ekonomiyi artırmakta ve suç gelirlerinin aklanmasına zemin hazırlayarak kamu düzeni açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Bu bakımdan yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumarla etkin mücadele; kamu güvenliğinin sağlanması, toplumsal yapının korunması ile ekonomik ve sosyal refahın sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşımaktadır" ifadelerine yer verildi. Genelgede yeni önemlerinin gerekliğine değinilerek, "Sanal dünyanın büyümesi, sosyal medyanın yaygınlaşması ve finansal teknolojilerin çeşitlenmesiyle yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumar faaliyetlerinin niteliği ve yayılma alanı önemli ölçüde değişmiştir. Sosyal medya, ödeme altyapıları ve kripto varlıklar gibi araçlar bu faaliyetlere erişimi kolaylaştırarak mevcut soruna sınır ötesi bir boyut kazandırmıştır. Bu durum tespit, müdahale ve izleme kapasitesinin sürekli geliştirilmesini ve yenilikçi önlemlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır. Halihazırda çok yönlü bir biçimde yürütülmekte olan bu mücadelede sorunun teknolojik ve finansal altyapısının ulaştığı seviye ve uluslararası boyutunun bulunması nedeniyle hukuki ve idari altyapının güçlendirilmesi, teknik yetkinlik ve denetim kapasitesinin artırılması, kurumlar arası koordinasyonun geliştirilmesi, uluslararası ölçekte işbirlikleriyle sorunun kaynağında çözümüne dair tedbirler alınması ve vatandaşlarımıza yönelik koruma ve farkındalık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması elzemdir" denildi. MASAK koordine edecek Genelgede eylem planını MASAK’ın koordine edeceği belirtilerek, "Bu kapsamda yasa dışı bahis, şans oyunları ve kumar faaliyetlerinin sanal mecralar, finansal sistem, reklam ve tanıtım kanalları ile uluslararası boyuttaki tüm aşamalarında tespiti ve engellenmesi amacıyla Mali Suçlan Araştırma Kurulu Başkanlığı koordinasyonunda kamu kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla is birliği içinde ‘Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı (2025-2026)’ hazırlanmıştır. Söz konusu Eylem Planı, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından eylemlerden sorumlu ve eylemlerin gerçekleştirilmesinde is birliği yapılacak olan kurum ve kuruluşlarıyla paylaşılacak, Eylem Planının uygulama ve izleme faaliyetleri koordine edilecektir. Bu itibarla Sanal Ortamda Yasa Dışı Bahis, Şans Oyunları ve Kumarla Mücadele Eylem Planı (2025-2026) kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerine düsen görev ve sorumlulukları hassasiyetle yerine getirmesi, Eylem Planının uygulanması ve izlenmesi sürecinde ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardımın bütün kamu kurum ve kuruluşlarınca titizlikle ve öncelikle sağlanması hususunda gereğini rica ederim" ifadeleri kullanıldı.
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
01 Kasım 2025 Cumartesi - 01:25 Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar hakkında karar Resmi Gazete’de yayımlandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzası ile yayımlanan atama kararları ile birlikte, Dışişleri Bakanlığında açık bulunan Enerji, Çevre ve Sınıraşan Sular Genel Müdürlüğüne Zafer Ateş, İkili İlişkiler Genel Müdürlüklerine Korkut Güngen, Togan Oral, Tugay Tunçer, Mustafa Pulat ve Volkan Işıkçı, Destek Yurtdışı Genel Müdür Yardımcılığına Çınar Ergin, Kuzey Afrika Genel Müdür Yardımcılığına Mehmet Fazıl Şekerci, NATO ve Avrupa-Atlantik Güvenlik ve Savunma Genel Müdür Yardımcılığına Ali Emre Özen atandı. Karara göre Milli Eğitim Bakanlığında Ağrı İl Milli Eğitim Müdürü Yakup Turan ve Ankara İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Koçak görevden alındı. Ağrı İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Hasan Kökrek, Ankara İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Murak Küçükali, Aydın İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Elazığ İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet Yiğit, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Siirt İl Milli Eğitim Müdürü Salih Sadoğlu, Elazığ İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Beraat Şahin, Erzurum İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Aydın İl Milli Eğitim Müdürü Süleyman Ekici, Siirt İl Milli Eğitim Müdürlüğüne İlhan Saz ve Zonguldak İl Milli Eğitim Müdürlüğüne Uygar Keskin atandı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında İş Başmüfettişi Furkan Yıldız görevden alındı. Bakanlıkta açık bulunan İş Müfettişliğine Esma Gülçiçek Can atandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında ise açık bulunan Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcılığına Alpaslan Akkurt getirildi. Türk Standartları Enstitüsünde açık bulunan 1. Hukuk Müşavirliğine Suat Savaş atandı. Adli Tıp Kurumunda ise Adli Tıp Yedinci İhtisas Kurulu Üroloji Üyeliğine İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali İhsan Taşçı, Adli Tıp Sekizinci İhtisas Kurulu Acil Tıp Üyeliğine İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim İkizceli, Adli Tıp Üçüncü İhtisas Kurulu Göz Hastalıkları Üyeliğine İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Öğr. Üyesi Esra Biberoğlu Çelik görevlendirildi.