POLİTİKA
19 Nisan 2026 Pazar - 23:57 "İstanbul Deklarasyonu"nda ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesine vurgu İstanbul’da düzenlenen Parlamentolar Arası Birliği (PAB) 152. Genel Kurulu, yayımlanan "İstanbul Deklarasyonu" ile tamamlandı. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. Ayrıca "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesi de kabul edilirken, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na ise Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. Dünyanın dört bir yanından parlamento temsilcilerinin katıldığı PAB 152. Genel Kurulu’nın son gününde barışın tesisi, küresel ekonomi ve Orta Doğu’daki krizlere yönelik çözüm önerileri içeren karar taslakları, Genel Kurul onayına sunuldu. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş tarafından yönetilen kapanış oturumunda, "Gelecek Nesiller için Umudu Yeşertmek, Barışı Sağlamak ve Adaleti Temin Etmek" temasıyla hazırlanan İstanbul Deklarasyonu oy birliğiyle kabul edildi. İstanbul Deklarasyonu’nda silahlı çatışmalar ve jeopolitik gerginliklerdeki artıştan, uluslararası hukuk ihlallerinden, süregiden terörizm ve aşırıcılık tehdidinden ve toplumların kapsayıcılıktan uzaklaşmasına dair çekinceler vurgulandı. Yeni teknolojiler, dezenformasyon ve iklim değişikliğinin neden olduğu meselelere işaret edilen deklarasyonda, diyalog ve diplomasinin zayıflamasından, buna karşılık barışın güç yoluyla sağlanabileceği düşüncesinin yayılmasından duyulan endişeye dikkat çekildi. Deklarasyonda cezasızlık kültürünün hesap verebilirliği aşındırdığı ve istikrarsızlığı derinleştirdiği kaydedilerek, barış, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğüne işaret edildi. Çatışma ortamlarında sivillerin korunmasının öncelikli olması gerektiği vurgulanan deklarasyonda, uluslararası insancıl hukuka tam riayetin gerekliliği belirtildi. Parlamenter diplomasiyi ve uluslararası iş birliğini güçlendirmenin önemi vurgulanan deklarasyonda şu ifadelere yer verildi: "Deklarasyon, demokratik, kapsayıcı ve temsil kabiliyeti yüksek bir yönetişim anlayışı ile yeni teknolojiler karşısında sorumlu yönetim politikalarının geliştirilmesini tavsiye ediyor. Diyalog, işbirliği ve güvenin teşvik edilmesini, çatışmaların önlenmesine ve sorunların barışçıl yollarla çözümüne katkı sunulmasını taahhüt ediyor." Genel Kurul’da karar tasarıları kabul edildi 152. Genel Kurul Toplantısı’nda barışın inşasından sürdürülebilir kalkınmaya dair bir dizi karar tasarısı kabul edildi. Kapanış oturumunda, "Barış ve Uluslararası Güvenlik Daimi Komitesi" tarafından hazırlanan çatışma sonrası yönetim mekanizmalarına ilişkin karar tasarısı onaylandı. Sürdürülebilir Kalkınma Daimi Komitesi’nin korumacı politikalarla mücadeleyi öngören karar tasarısı da Genel Kurul’dan geçti. Ayrıca bu oturumda gündeme alınan Orta Doğu başta olmak üzere kriz bölgelerindeki ateşkes süreçlerini desteklemeyi amaçlayan acil gündem maddesi de karara bağlandı. 153. Genel Kurul Tanzanya’da düzenlenecek Kapanış töreninde, Ekim 2026’da düzenlenecek 153. PAB Genel Kurulu’na Tanzanya’nın ev sahipliği yapacağı bildirildi. PAB Genel Sekreterliği görev süresinin sonuna gelen Martin Chungong için de veda töreni düzenlendi. Zirve, PAB Marşı’nın çalınması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından TBMM Başkanı Kurtulmuş’un kapanış konuşmasıyla sona erdi. PAB Genel Kurulu’nda Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunmasına ilişkin acil gündem maddesi de kabul edildi. Genel Kurul’da, "Orta Doğu ve diğer bölgelerde ateşkeslerin korunması ve barışın desteklenmesi için eşgüdümlü parlamenter çabalara duyulan acil ihtiyaç" başlıklı acil gündem maddesinin eklenmesi kabul edildi. İstanbul’da yapılan toplantıda Katar, Türkiye, Avustralya, Fransa, Brezilya, Zambiya, Polonya, Portekiz ve İtalya’nın yanı sıra Arap Grubu, Latin Amerika ve Karayipler Grubu ile Afrika Grubu tarafından sunulan Genel Kurul gündemine acil bir madde eklenmesine ilişkin öneri oylandı. Oylamada ateşkesin korunması ve barışın desteklenmesine ilişkin öneri bin 316 kabul, 3 ret ve 51 çekimser oy ile gerekli üçte iki çoğunluğu sağlayarak kabul edildi. Kararda, son dönemde artan silahlı çatışmaların uluslararası barış ve güvenlik açısından ciddi bir tehdit oluşturduğu vurgulandı. Çatışmaların yol açtığı insani sonuçlara dikkat çekilen kararda, artan sivil kayıplar ve kötüleşen insani koşullar karşısında acil ve ortak bir uluslararası çabanın gerekliliği ifade edildi. Kararda, uluslararası insancıl hukuk ile uluslararası insan hakları hukukuna her koşulda saygı gösterilmesi gerektiği vurgulandı. Sivil altyapıya yönelik saldırılar ile insani yardımın engellenmesine ilişkin endişelerin dile getirildiği kararda, ateşkeslerin korunması, müzakere süreçlerinin yeniden başlatılması ve gerilimin daha fazla tırmanmasının önlenmesi çağrısında bulunuldu. Kararda, diyalog ve diplomasiye öncelik verilmesi gerektiği vurgulanarak, cezasızlık kültürünün şiddeti beslediği, ihlaller karşısında hesap verebilirliğin sağlanmasının kalıcı ve adil bir barış için hayati önemde olduğu ifade edildi.
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi
31 Ekim 2025 Cuma - 22:22 TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye diye ortaya koyduğumuz çabalar, bütün bölgenin terörsüz hale gelmesinin de önünü açmaz mı? Bunun için her birimizin fedakarca bu çalışmalara destek vermemiz lazım" dedi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve Sayıştay’ın 2026 yılı bütçe tekliflerini görüşmek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Görüşmelerde Sayıştay bütçeleri komisyon tarafından kabul edilirken, 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanunu teklifi görüşmeleri devam ediyor. Görüşmede konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Değerli arkadaşlar yüzde 52 civarında bir artış buraya bütçeye koyduk. Ümit edelim ki bunu harcamayız. Meselenin aslı şudur herhangi bir yeri güzelleştirmek, herhangi bir yere tefrişatı artırmak falan değil. Meclisimizin fevkalade büyük bir mekan sorunu olduğunu ben her gün yaşıyorum. Bir grup yeni bir grup kurulduğunda Yeni Yol Partisi grubu kurulduğunda gruba nasıl nerede yer vereceğiz konusu biliyorsunuz bir sorun haline geldi. Hakikaten bütün iyi niyete rağmen yer bulamadığımız için dolayısıyla meclisimizin belki 40-50 yıl mekan sorununu çözebilecek yeni bir bina yapılmasıyla ilgili düşünce faslında, henüz projelerde ortada olmayan bir proje. Beraber yaparız projesini gösteririz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, sermaye giderindeki artışın 5 milyar TL olduğunu belirterek, bunun 3 milyarının bina yapımı için ayrılmış ihtiyati pay olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "Cari transferlerden bir tek sivil toplum kuruluşuna bir ödeme yapılmamıştır ve yapılmayacaktır. Zaten böyle bir şey söz konusu olamaz. Burası önceki yıllarda da olduğu gibi. Önceki dönem milletvekillerimizin sağlık harcamaları cari transferler yoluyla karşılanıyor. Onun vermiş olduğu rakamı da tam söyleyeyim. 3 milyar 170 milyon liralık bir sağlık giderleri söz konusudur" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’na ilişkin şunları kaydetti: "Bu komisyonu ben kurmadım. Bu komisyon siyasi partilerden biri hariç 11’inin genel başkanlarının, parti yönetimlerinin uygun görmeleriyle, desteklemeleriyle ve katılımlarıyla kuruldu. Bakın bir günde de kurulmadı. Başta Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Özgür Özel, DEM Parti’nin eş genel başkanları, Yeniyol Partisi’nin başkanları olmak üzere grup başkanları olmak üzere yapılan görüşmeler, konuşmalar sonucunda oluşmuş olan bir komisyondur. Bütün partiler burada elinin taşın altına koydu. Herkes burada bu sorunun çözülebilmesi için üzerine ne düşüyorsa bu tarihi sorumluluğu yerine getirmek için gayret sarf ettiler. İnşallah sonuç alacağımızı ümit ediyorum. Şunu ifade etmek isterim. Arkadaşlar 102. yılını kutladığımız bir Cumhuriyetten bahsediyoruz. 102 yılın 50 yılı terörle geçti. On binlerce bu ülkenin insanı öldü, genç yaşta öldü. 2013 yılında üniversiteden bir grup arkadaşımızla yaptığımız çalışmada o günün rakamlarıyla terörün Türkiye’ye maliyeti 1.3 trilyon dolardı. Alternatif maliyetleriyle birlikte. Şimdi en az bunun iki katıdır. Terörsüz Türkiye diye ortaya koyduğumuz bu çabaları yine birçok arkadaşımız ifade etti. Bütün bölgenin terörsüz hale gelmesinin de önünü açmaz mı? Bunun için her birimizin fedakarca bu çalışmalara destek vermesi lazım." Diyarbakır’da okuduğu dizilere alakalı konuşan Kurtulmuş, "Diyarbakır’daki Dicle Üniversitesi’nde yaptığım konuşmanın sonunda yaptığım söylediğim Kürtçe sözler anonim sözlerdir. Herhangi bir şaire ait değildir. Herhangi bir divanda yer almamaktadır. Anonim Kürt halkının bildiği dizelerdir. İki, üç dizedir. Şimdi bunu ben orada söylüyorum. Ne diyor? El ele, gönül gönüle hep beraber barış ve birlik içinde yaşayalım. Bu sözün, herhangi bir kimseye zararı var mıdır? Dolayısıyla bu sözün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin sosyal medya hesabından yayınlanmış olması da ayrı bir polemik konusu yapılmamalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi sosyal medya hesabından resmi başkanlık hesabından şimdiye kadar benim dönemimde de benden önceki dönemlerde de 100’ün üstünde Türkçe’nin dışında dilde yayın yapılmıştır" dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye’nin savunma gücü 7 milyar dolar seviyesinden, kısa sürede 10 milyar doların üzerine çıktı"
31 Ekim 2025 Cuma - 20:37 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Türkiye’nin savunma gücü 7 milyar dolar seviyesinden, kısa sürede 10 milyar doların üzerine çıktı" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Türkiye’nin savunma gücü 7 milyar dolar seviyesinden, çok kısa bir süre içinde 10 milyar doların üzerine çıktı" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum 2025’in "Stratejik Özerkliğin İnşası, Türkiye ve Küresel Savunma Paradigması" panelinde konuştu. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen forum İstanbul’daki bir otelde başladı. İki gün boyunca küresel konuların masaya yatırılacağı forumun açılışını Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yaptı. Ardından Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ’Stratejik Özerkliğin İnşası: Türkiye ve Küresel Savunma Paradigması’ başlıklı oturumun açılış konuşmasını yaptı. Türkiye’nin küresel savunma vizyonuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "Türkiye şu anda bir güç halinde ve küresel bir şekilde de mimari bir yapı oluşturuyor. Şu anda bağımsız politika vizyonlarımızla birlikte yapıcı bir yol oluşturmak istiyoruz. Tabii ki ülkeler kendi savunma kapasitelerini artırmaya devam ediyor. NATO’nun kolektif güçleriyle birlikte, özellikle müttefiklerimizle burada teknolojik inovasyonu görüyoruz. Stratejik özerkliğin de birlikte var olabileceğini gözlemliyoruz ve burada uluslar için bir model oluşturuyoruz. Bağımlılık olmadan bir güç oluşturulabileceğini de görüyoruz" dedi. "Savunma ürünlerinde yüzde 20’den yüzde 80’e artış gördük" Küresel alanda güçlü olmanın önemine dikkat çeken Yılmaz, "Günümüzde artık hem kendimiz güçlü olmalıyız hem de üretim yapmamız gerekiyor. Bu anlayış, Türkiye’nin stratejik özerkliğinin temelinde yatıyor. Güç olmadan adaletin sürdürülemez olduğunu görüyoruz. Özellikle Gazze ve Suriye örneklerinde Türkiye’nin tarihi tecrübeleri, uluslararası kurumların da ötesine geçti. Son yıllarda Türkiye bu felsefeyi politikalara dönüştürdü. Savunma ürünlerinde yüzde 20’den yüzde 80’e bir artış gözlemledik. En önemli sektörlerde değişimi 21’inci yüzyılda gördük. Donanım dışında, Türkiye’nin savunma sektörü ulusal bir dil de gösterdi. 250 binden fazla şirket, binlerce genç profesyonel ve uzman ile ilerledik. 180’den fazla ülke ile birlikte çalıştık. Türkiye’nin savunma gücü 7 milyar dolar seviyesinden, çok kısa bir süre içinde 10 milyar doların üzerine çıktı. Bu süreçte, değer eklenmiş ekonomi hedeflerimize doğru ilerlediğimizi gözlemliyoruz ve etkilerini görüyoruz" ifadelerini kullandı. "Yerli sistemlerimiz stratejik bağımsızlığımızı temsil ediyor" Savunma sanayisindeki yerli üretimin önemine vurgu yapan Yılmaz, "Savunma sektörü sadece güvenlik için değil, bağımsızlık politikaları için de kritik öneme sahip. Türkiye’de araç üretimleri yeniden hayata geçti ve küresel olarak da çok daha fazla ilerleme kaydedildi. Yerli platformlarımız; Bayraktar, HÜRJET, ATAK, TCG Anadolu, ATMACA ve GÖKDOĞAN gibi sistemlerle yalnızca teknolojik başarılarımızı değil, stratejik bağımsızlığımızı da temsil ediyor. İlk Altay tankları tekrar Türk Silahlı Kuvvetleri’ne teslim edildi ve Türkiye’nin savunma modernizasyonu çabalarında tarihi bir ana imza atıldı" diye konuştu. Türkiye’nin terörle mücadelesi ve bölgesel alandaki güvenliğe değinen Yılmaz, "FETÖ, PKK ve DEAŞ gibi sürekli devam eden tehditlerden kurtularak bölgesel güvenliği sağladığımızı görüyoruz. Türkiye, gelişmiş savunma mekanizmalarıyla diplomatik seviyede de yeni bir katmana geçiyor. Rusya ve Ukrayna arasındaki görüşmelerden başlayarak, Karadeniz’e gönderilen yeşil tedariklerle Türkiye, çatışma sonrası istikrarın sağlanmasına ve yeniden inşasına katkıda bulundu. Ayrıca insani yardımlar ve ateşkesler aracılığıyla Türkiye, güvenlik ile siyasetin birbirine zıt olmadığını, aksine birbirini besleyerek ortak sorumluluk oluşturabileceğini gösterdi" şeklinde konuştu. "Maalesef Netanyahu yönetimi, mevcut kırılgan ateşkesi bozma çabası içinde ve sürekli bahaneler arıyor" İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin de konuşan Yılmaz, "Maalesef Netanyahu yönetimi, mevcut kırılgan ateşkesi bozma çabası içinde ve sürekli bahaneler arıyor. Uluslararası topluluk, müdahalede çok geç kaldı ve insani yardım için barışçıl bir ortam oluşturmakta gecikti. Uzun vadeye bakacak olursak, Gazze’nin yeniden inşasında gecikmeler yaşandı, durum hala çok kırılgan. Uluslararası toplulukta katkı sağlayan ülkeler, bu anlaşmanın bozulmasına katkı sağlayan ülkelerin farkında olmalı. Türkiye olarak elimizden geleni yapıyoruz, ateşkesi güçlendirmek ve insani yardımı yeterli şekilde sağlamak için çalışıyoruz" dedi. Yılmaz, "Türkiye olarak tek başımıza daha adil bir dünya oluşturamayız. Müttefiklere ihtiyacımız var, daha çok uluslararası diyaloğa, iş birliğine, katılımcılara ve partnerlere ihtiyacımız var bu yeni düzeni kurmak için. Bu tek bir merkezi güçten gelen bir düzen olmayacak, iş birliği ile ilerlememiz gerekiyor. Bu nedenle uluslararası toplantıların yapılması ve farklı bakış açılarını öğrenmek, bölgemizin ve küresel durumların geleceği açısından çok önemli" diye konuştu.
Uber’den Türkiye’ye 200 milyon dolarlık yatırım
31 Ekim 2025 Cuma - 19:11 Uber’den Türkiye’ye 200 milyon dolarlık yatırım Uber, dördüncü küresel Teknoloji Geliştirme ve Yazılım Merkezi’ni Türkiye’de kuracağını duyurdu. Şirket, teknoloji merkezine önümüzdeki beş yıl içinde 200 milyon dolar yatırım yapmayı hedefliyor. Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fatih Kacır, "Uber’in İstanbul’da kuracağı teknoloji merkezi, Türkiye’nin kabiliyetine, istikrarına ve genç insan kaynağına duyulan güvenin açık göstergesidir. Uber, Türkiye’yi yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda bir inovasyon üssü olarak görüyor. Önümüzdeki beş yılda 200 milyon dolarlık yatırımla kurulacak teknoloji merkezinde 500’e yakın yetkin teknoloji uzmanı görev alacak. Bu merkez, Uber’in küresel operasyonlarında kritik rol üstlenecek teknolojilerin geliştirilmesine öncülük edecek" dedi. Uber, Türkiye’de hayata geçireceği önemli bir projeyi paylaşmak üzere 31 Ekim 2025 Cuma günü Esma Sultan Yalısı’nda özel bir etkinlik düzenledi. Etkinlik, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ve Uber Global CEO’su Dara Khosrowshahi’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türkiye’nin yüksek teknoloji üreten bir ülke olma yolunda önemli bir eşiği geçtiğini vurgulayarak, "Bizler hızla yaşanan dijital dönüşüm sürecini, yüksek teknoloji ve katma değer üreten bir Türkiye’nin inşası yolunda tarihi bir fırsat penceresi olarak görüyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde son 23 yılda bu fırsatı gerçeğe dönüştürecek bir Ar-Ge ve inovasyon altyapısı oluşturduk" dedi. Kacır, 2000’li yılların başında Türkiye genelinde Ar-Ge çalışmalarında yer alan insan kaynağının 29 bin kişi olduğunu hatırlatarak, "Bugün 311 bin kişilik Ar-Ge insan kaynağına sahibiz. 113 teknoparkta faaliyet gösteren 12 bin firma yapay zekâdan siber güvenliğe, finans teknolojilerinden yeşil dönüşüme kadar geniş bir alanda inovasyon odaklı çalışmalar yürütüyor. Millî Teknoloji Hamlemizi mümkün kılacak kazanımlara imza atıyor" ifadelerini kullandı. "TOGG, teknoloji ekosistemimizin en güçlü örneği" Bakan Kacır, Türkiye’nin otomotivdeki tecrübesini yerli ve milli elektrikli otomobil TOGG ile yeni bir lige taşıdıklarını belirterek, "TOGG, bugün 30’dan fazla Türk teknoloji girişimiyle yakın iş birliği içinde çalışıyor. Ülkemizde mobilite alanındaki yenilikçi girişimlerin doğmasına ve dünyaya açılmasına öncülük ediyor" diye konuştu. Teknolojide paradigma değişimi yaşanan her alanın Türkiye için yeni fırsatlar sunduğunu vurgulayan Kacır, "Canlı, yenilikçi ve rekabetçi bir girişimcilik ekosistemine sahip olmamız büyük önem taşıyor. Bu anlayışla girişimciliği destekleyen, yatırım ortamını güçlendiren çok boyutlu politikaları hayata geçiriyoruz" dedi. "Türkiye, Avrupa’nın parlayan yıldızı" Gençlerin teknoloji geliştirme süreçlerinde önemli rol üstlendiğini ifade eden Kacır, "TEKNOFEST ile milyonlarca gencimizi yapay zekadan roket teknolojisine kadar birçok alanda teknoloji yolculuğuna dahil ediyoruz. Avrupa’da tohum aşamasında en fazla girişimin yatırım aldığı ikinci ülke olduk. 4,6 milyar liralık kamu kaynağını doğrudan girişimlerimize yönlendirdik ve bu desteklerin 120 milyar liralık özel sektör yatırımını harekete geçirdiğini gördük" dedi. Bakan Kacır, Türkiye’nin teknoloji girişimciliğinde Avrupa’nın "parlayan yıldızı" haline geldiğini belirterek, "Bugün 7 milyar dolar değerlemeyi aşan 7 girişimimizin 6’sının arkasında Bakanlık olarak sağladığımız destekler yer alıyor" diye konuştu. "Uber’in yatırımı, Türkiye’nin teknoloji üssü vizyonunu güçlendirecek" Konuşmasında Uber’in Türkiye’de yapacağı yeni yatırımın önemini vurgulayan Bakan Kacır, "TrendyolGo ortaklığıyla ülkemizdeki faaliyetlerini genişleten Uber’in İstanbul’da kuracağı teknoloji merkezi, Türkiye’nin kabiliyetine, istikrarına ve genç insan kaynağına duyulan güvenin açık göstergesidir. Uber, Türkiye’yi yalnızca bir pazar değil, aynı zamanda bir inovasyon üssü olarak görüyor. Önümüzdeki beş yılda 200 milyon dolarlık yatırımla kurulacak teknoloji merkezinde 500’e yakın yetkin teknoloji uzmanı görev alacak. Bu merkez, Uber’in küresel operasyonlarında kritik rol üstlenecek teknolojilerin geliştirilmesine öncülük edecek" dedi. Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunun bu başarıların temelinde olduğunu ifade eden Bakan Kacır, "34 olan ortanca yaşımızla Avrupa’dan 10 yaş daha genç, teknolojiye hâkim bir nüfusa sahibiz. Bu insan kaynağımız, Türkiye’yi küresel bir teknoloji üssüne dönüştürme yolculuğumuzun en kıymetli gücüdür. Gümrük Birliği ve ticaret anlaşmalarıyla 1 milyardan fazla nüfusa erişim imkânı, 62 milyondan fazla uluslararası ziyaretçisi, tedarik zincirlerinin kalbindeki konumu ve nitelikli insan kaynağıyla Türkiye cazibe merkezi olmayı sürdürecek" ifadelerini kullandı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Artık terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 18:43 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Artık terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, "Artık biz terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz" dedi. Kars’ta AK Parti Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş’ün katılımıyla yapıldı. Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programın açılışında konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş, Terörsüz Türkiye sürecini partililere anlattı. Büyükgümüş, "15 Temmuz hain darbe girişiminden 3 hafta sonra Türkiye’ye Cumhurbaşkanımız şöyle seslendi, dünyaya şunu ilan etti, dedik ki, artık biz terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz. Yürüttüğümüz uluslararası harekatlarla Suriye’de, Irak’ta sağladığımız kombinasyonla elhamdülillah terör örgütünün belini orada da kırdık. Hemen sınırlarımızda bir terör devletinin oluşmasına elhamdülillah AK Parti’nin ortaya koyduğu siyasi cesaretle ve liderine ne pahasına olursa olsun sahip çıkmasıyla bunu da başardık" dedi. Büyükgümüş, "Şimdi geldiğimiz noktada terör örgütü artık ’ben terör varlığımı sona erdireceğim, varlığımı sürdüremem ve terör örgütü kendimi tasfiye edeceğim’ diye açıklamada bulundu. Şimdi istihbarat ve savunma birimlerimiz çok detaylı bir şekilde bu silah yakmaları, bırakmaları ve terör örgütünün kendini feshetme sürecini takip ediyor. Meclis’te de milletvekillerimiz işin demokratik denetimini yapmak, savunma ve istihbarat birimlerimizin yürüttüğü çalışmaları zaman zaman incelemek, katkı sunmak için orada Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bu işin demokratik denetimini gerçekleştiriyor. Şimdi geldiğimiz noktada terör örgütü ya kendini feshedecek, ya silahları bırakacak ya da bırakacak. Bunun bir başka yolu yok. Bizim terörle mücadelemiz durmuş, duraksamış değil. Bizim terörle mücadelemiz bitmiş de değil. Bizim tek mücadele ettiğimiz terör örgütü PKK da değil. Onun için bu önümüzdeki dönem provokasyonlara, yalanlara, iftiralara, sokakta belli hassasiyetleri taşıyarak eylemlerde bulunmaya karşı AK Parti teşkilatlarımız Kars’ta ve 81 ilimizde güçlü, kararlı, cesaretle duracak. O yüzden bu dönem yapacağımız çalışmalar, şehirlerimizi ortaya koyacağımız irademiz geçmişe nazaran bir ayrı önem taşıyor" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından diğer siyasi partilerden AK Parti’ye geçen vatandaşlara rozetleri takıldı. AK Parti Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısı’na Milletvekili Adem Çalkın, eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, AK Parti Kars İl Başkanı Muammer Sancar ve partililer katıldı. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
Bakan Fidan: "Türkiye’nin SAFE mekanizmasına etkin katılımı hem ikili ilişkilerimiz hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşıyor"
31 Ekim 2025 Cuma - 18:39 Bakan Fidan: "Türkiye’nin SAFE mekanizmasına etkin katılımı hem ikili ilişkilerimiz hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşıyor" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Türkiye’nin SAFE mekanizmasına etkin katılımı hem ikili ilişkilerimiz hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna ile Ankara’da bir araya geldi. Görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, Eston mevkidaşı ile görüşmesinde Estonya’nın güvenliği başta olmak üzere Baltık ülkelerinin durumunu görüştüklerini kaydetti. Türkiye ve Estonya’nın şu anki ikili ticaret hacminin 520 milyon dolar civarında olduğuna dikkati çeken Bakan Fidan, en kısa zamanda 1 milyar dolar mertebesine çıkarmayı hedeflediklerini aktardı. "Avrupa Güvenlik Mimarisi, caydırıcı kapasiteye ulaşmak zorundadır" Savunma sanayiinin iş birliğinin geliştirmeyi hedeflediği alanlardan birini oluşturduğunu vurgulayan Bakan Fidan, "Teknoloji, dijitalleşme, siber güvenlik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda ortak çalışmalar gerçekleştirmek istiyoruz. Görüşmelerimizle bölgemizdeki bağlantısallığın geliştirmesine sunabileceğimiz katkıları da ele alıyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye geçtiğimiz nisan ayında ‘Üç Deniz Girişimi’ne stratejik ortak oldu. Üç Deniz Girişimi çerçevesinde, Estonya ile beraber geliştirebileceğimiz projelere ayrıca önem atfediyoruz. Bugünkü görüşmelerimizde NATO kapsamındaki iş birliğimizi ve Avrupa Atlantik Bölgesi’nin güvenliği konusunu da ele alıyoruz. Türkiye NATO’nun doğu kanadındaki müttefikleriyle dayanışma içinde hareket etmektedir. Bu çerçevede NATO Baltık Hava Polisi misyonunda önümüzdeki yıl görev almayı planlıyoruz. Sürekli olarak vurguladığımız gibi Avrupa Güvenlik Mimarisi, caydırıcı kapasiteye ulaşmak zorundadır. Bu bakımdan dar siyasi hesaplar yerine stratejik bir bakış açısıyla hareket edilmesi tüm tarafların çıkarınadır" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin SAFE mekanizmasına etkin katılımı hem ikili ilişkilerimiz hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır" Türkiye’nin, Avrupa Birliği’nin (AB) savunma ve güvenlik alanındaki girişimlerinin NATO’yu tamamlayıcı nitelikle olması gerektiğini düşündüğünü belirten Fidan, "Bu alanda atılacak adımların AB üyesi olmayan müttefikleri de kapsayacak şekilde yürütülmesini açıkçası bekliyoruz. Keza, Türkiye’nin SAFE mekanizmasına etkin katılımı hem ikili ilişkilerimiz hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik önem taşımaktadır" diye konuştu. "Türkiye’nin, AB adaylık sürecinde yaşanan tıkanıklıkların aşılabileceğine inanıyoruz" Görüşmede, Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin de ele aldığını aktaran Bakan Fidan, "Zamanın ruhu Türkiye-AB ilişkilerine uzun vadeli çıkarlarımız açısından bakılmasını gerekli kılmakta. Sayın Cumhurbaşkanımız bu konudaki irademizi ortaya koymuştur. Her fırsatta da koymaya devam etmektedir. Aynı kararlılığı AB tarafının da göstermesi halinde, Türkiye’nin adaylık sürecinde yaşanan tıkanıklıkların aşılabileceğine inanıyoruz. Bu vesileyle Estonya’nın ülkemizin AB üyeliğine uzun yıllardır verdiği destek için ayrıca huzurlarınıza teşekkür etmek istiyorum" dedi. "Türkiye olarak müzakereleri desteklemeyi sürdüreceğiz" Rusya-Ukrayna savaşı için adil ve kalıcı bir çözüm gerektiğini dile getiren Bakan Fidan, "Savaşı sona erdirmeye yönelik müzakerelerin önünde bazı zorluklar var. Ancak bu zorluklar diplomatik çözüm arayışlarını asla engellememeli. Türkiye olarak müzakereleri desteklemeyi sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. "Kalıcı barış umudunun korunması ve bölgesel güvenliğin tesisi bakımından İsrail’in ateşkese riayet etmesi şarttır" Gazze’deki son gelişmelerin de görüşmede masaya yatırıldığını belirten Bakan Fidan, "Netenyahu, bütün dünyanın gözleri önünde ateşkesi ihlal etmek ve soykırımı yeniden başlatmak için bahane aramakta. Kalıcı barış umudunun korunması ve bölgesel güvenliğin tesisi bakımından İsrail’in ateşkese riayet etmesi şarttır. Türkiye olarak, Şarm el-Şeyh deklarasyonuna imza atarak önemli bir sorumluluk üstlendik. Bugün de ilgili tüm ülkelerle yakın temas ve işgüdüm halinde ateşkesin kalıcı olması için çaba harcamaktayız. Uluslararası toplumun da İsrail’e gerekli mesajları vermesi bu açıdan önem taşımaktadır" dedi. "Gazze’nin yeniden inşası için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" Ayrıca, Türkiye’nin, Gazze’ye yönelik insani yardımlarının da aralıksız devam ettiğini aktaran Bakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, AFAD ve Kızılay yetkilileri Refah Sınır Kapısında yardım çalışmalarının yürütüldüğünü vurgulayarak, "910 ton malzeme taşıyan insani yardım gemimiz 17 Ekim günü, El Ariş Limanı’na ulaştı. Müteakip insani yardım seferinin hazırlıkları da inşallah yakında tamamlanacak. Ayrıca, Filistinli kardeşlerimizi tedavi amacıyla ülkemize getirmek için tüm imkanlarımızı da hala hazırda seferber etmiş durumdayız. Gazze’nin yeniden inşası için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "10 Mart Mutabakatının tümüyle ve tamamıyla uygulanması elzemdir" Suriye’de ulaştırma, sağlık ve enerji gibi konularda somut projelerin yürütüldüğünü aktaran Fidan, "Suriye’nin toprak bütünlüğü ve birliği açısından önem taşıyan 10 Mart Mutabakatının tümüyle ve tamamıyla uygulanması elzemdir. Bu entegrasyon fırsatının gerçekçi bir yaklaşımla değerlendirilmesi Suriye’nin geleceği bakımından anlamlı bir gelişme olacaktır" dedi. Rusya’nın Estonya hava sahasını ve bizim toprak bütünlüğünü ihlal ettiğinde NATO’nun 4. Maddesi ile ilgili konsültasyon sürecinin devreye sokulduğunu hatırlatan Estonya Dışişleri Bakanı Tsahkna, Türkiye’nin her zaman Estonya’nın yanında olduğunu söyledi. "Bizim için Türkiye son derece güvenilir bir ortak" NATO’nun doğu kanadına bakıldığında Türkiye’nin önemli bir rol oynadığını aktaran Tsahkna, "Önümüzdeki yıl yine bu hava polisiyle ilgili misyonda Türkiye’ye yer alacak. Bu son derece önemli bir iş birliği olacak. Savunma sanayi açısından bakıldığında da tabii ki Estonya son derece önemli satın alımlar gerçekleştiriyor. Türkiye’den de bunları gerçekleştiriyoruz. Bizim için Türkiye son derece güvenilir bir ortak. Tabii ki birçok farklı alanda; dijitalleşme, enerji, eğitim, turizm gibi birçok farklı alanda da iş birliğimiz devam edecek ve önümüzdeki yıllarda da gelişmeye devam edecek" dedi. "İsrail’e çok baskı yapılması gerekiyor" Türkiye’nin Gazze’de başta ateşkes ve esirlerin serbest bırakılması sürecindeki çabalarının Avrupa’dan takip edildiğini belirten Tsahkna, barış görüşmelerini yakından takip ettiklerini dile getirerek, "Gazze’deki insani durum gerçekten felaket seviyesinde. Bu anlamda İsrail’e çok baskı yapılması gerekiyor ve bu barış çabalarının sürdürülebilmesi için ABD Başkanı Donald Trump’ın sürdürdüğü bu barışla ilgili olarak yine Türkiye gibi başka ülkelerinde bu baskıyı sürdürmesi gerekiyor ve bu durumdan bir şekilde çıkmaması gerekiyor. Bu konuya çözüm bulabilmek tabii ki kolay değil" diye konuştu. Açıklamaların ardından, Bakan Fidan basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Bakan Fidan, kendisine yöneltilen, "AB üyesi olmayan Türkiye ve İngiltere gibi NATO ülkelerinin Avrupa güvenliğine katkıları neler olabilir? Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin öngörüleriniz nelerdir?" sorusu üzerine, "AB ile ilgili ilişkilerimiz başka bir aşamaya geçiyor. Bu hafta özellikle dün yapılan Şansölye Merz tarafından ziyaret önemliydi. Toplantılar sonrası iki liderin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda iradelerini yeniden beyan etmeleri aslında Avrupa Birliği ile ilişkilerimizde en önemli bir gelişmelerinden birisi diye düşünüyorum. Cumhurbaşkanımız bu konudaki Türkiye’nin stratejik hedefinin AB üyeliği olduğu konusundaki iradelerini beyan etmişlerdir. Şansölye Merz de Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ilgili üyelik konusunda Almanya’nın pozitif görüşünü ve desteğini ifade etmişlerdi. Bu bence kıymetli. Bundan sonra tabii epey zamandır yapılmayan, dondurulan yüksek düzeyli temasların başlatılması, mekanizmaların işletilmesi fevkalade önemli. Bunlar tabii üyelikle ilgili konular. Üyeliğe gidilirken arada atılması gereken bazı konular var. Vize serbestliği, gümrük birliğinin güncellenmesi ve başka birkaç teknik konu daha var. Bu konudaki görüşmelerimiz devam ediyor" değerlendirmesinde bulundu. "İngiltere, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yeni Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulmasında ortak hareket etmeleri gerektiği konusunda vizyon sahibi stratejik politikacılar hemfikir" Bakan Fidan, Türkiye-AB ilişkilerini yeni dönemde, yeni bir ruhla, mevcut jeopolitik ortamın oluşturduğu yeni atmosferde ele alındığına işaret ederek, "İngiltere, AB, Türkiye, Norveç gibi kuzey kanadında olan Doğu, Batı, Kuzey kanadı, bütün bunların bir araya gelip Avrupa Bölgesi’nin genel manada AB ile aşan bir Avrupa Bölgesi var. İngiltere’nin, Türkiye’nin içinde olduğu. Yeni bir güvenlik mimarisi anlayışı nasıl olabilir? Bölgemiz bu güvenlik mimarisinin altında daha nasıl istikrar, refah, huzur üretebilir? Sadece bölge halkları için değil, bölgenin etkilediği bütün coğrafyalar için. Türkiye bu çalışmaların, bu arayışların içerisindedir, içinde olmaya da devam etme yönünde bir irade beyanı mevcuttur. Dostlarımızın bu konudaki stratejik görüşe sahip olan ve bu işin kıymetini bilen, ehemmiyetini anlayan dostlarımız bu meseleye büyük önem vermekteler. İngiltere, Türkiye ve Avrupa Birliği’nin yeni Avrupa güvenlik mimarisinin oluşturulmasında ortak hareket etmeleri gerektiği, belli bir senkronizasyonun olması gerektiği konusunda bu işin uzmanları ve vizyon sahibi stratejik politikacılar hemfikir. Bu yöndeki çalışmalarımız devam ediyor" dedi. "Siyasi mutabakatın da fiili uygulamaya dönmesi yönündeki aşamalarda sürekli çalışıyoruz" Şarm el-Şeyh’te imzalanan anlaşma sonrası İsrail’in barış mutabakatını ihlal etmesi ve insani yardımlara yeterli miktarda izin verilmemesinin sorulması üzerine Bakan Fidan, şu ifadeleri kullandı: "Gerçekten çok yoğun bir mesai ile ve emekle ulaşılan ateşkesin devam ettirmesi yönünde kaygılarımız var mı? Var. Özellikle İsrail’in Netanyahu hükümetinin nihai hedeflerini engelleyecek olan bu ateşkesin ve barış anlaşmasının kırılgan bir zeminde devam etmesi için belli çevrelerin ciddi çalışması olduğunu görüyoruz. Ama buna rağmen ateşkesin devam etmesi, orada devam eden artık soykırımın yeniden başlamaması ve yerlerinden edilmiş insanların evlerine dönmeleri konusunda bir insani mutabakat var. Bu insani mutabakatın siyasi mutabakata, siyasi mutabakatın da fiili uygulamaya dönmesi yönündeki aşamalarda sürekli çalışıyoruz." "İstediğimiz miktarda insani yardımların içeriye girmesinin önünde hala İsrail tarafından konulan engeller var" Şarm el-Şeyh’te atılan imzaların siyasi mutabakatın en üst seviyesi olduğuna dikkati çeken Fidan, "Trump’la beraber Cumhurbaşkanımız ve diğer garantör devletlerin imza atmış olması bu açıdan tarihi bir dönüm noktasıydı. Şimdi birkaç alanda beraber aynı anda çalışıyoruz. Birincisi ateşkesin devam etmesi için, ortada yanlış anlaşılmaların olmaması için taraflarla müzakereler sürekli devam ediyor. İnsani yardımların içeriye girmesi için gerekli çalışmalar var. Ama üzülerek ifade etmek isterim ki istediğimiz miktarda insani yardımların içeriye girmesinin önünde hala İsrail tarafından konulan engeller var. Diğer taraftan ikinci aşamaya nasıl geçilmeli, istikrar gücü ve diğer barış planında belirtilen organların nasıl hayat bulacağı meselesi şu anda tartışılan konular. Bazılarında ileri tartışmalar yapılıyor, bazılarında başlangıç aşamasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı çıkarılmasıyla alakalı bir çalışma bir taraftan devam ediyor. Diğer taraftan ulusal istikrar gücüne yönelik askeri formasyon nasıl teşekkül ettirilecek ona yönelik devam eden sessiz çalışmalar var belli ülkeler tarafından. Biz bunların hepsini takip ediyoruz, hepsinin içerisindeyiz" dedi. "Sekiz ülkenin siyasi liderleri Trump ile New York’ta bir araya gelerek çok önemli bir tarihi anlaşmanın zeminini oluşturmuşlardı" Gazze’nin yeniden imarına ilişkin siyasi olarak çalışmalar devam ettiğini dile getiren Fidan, "İstihbarat teşkilatımız gerekli alandaki çalışmalarla ilgili muhataplarıyla çalışmalarını yapıyorlar. Diplomatlarımız yoğun çalışma halindeler. Askerlerimiz kendi muhataplarıyla muhtemel askeri oluşumlar için neler olur, olmalı buna yönelik toplantılara iştirak ediyorlar. Çok yoğun, kurumları da esas alan bir çalışma trafiği var. Tabii ki bu çalışma trafiğini sürekli Cumhurbaşkanımızı bilgilendiriyoruz. Onun bir çerçeve talimatı var. O yönde bu çalışmalar koordine edilmekte. Diğer taraftan biz geldiğimiz aşamayı değerlendirmek ve bir sonraki aşamada hep beraber neler yapabiliriz diye New York’ta Trump’la beraber bir araya gelen ülkelerin Dışişleri Bakanları ile Pazartesi günü inşallah İstanbul’da bir toplantı gerçekleştireceğiz. Bu toplantı bizim açımızdan oldukça önemli. Biliyorsunuz bu sekiz ülkenin siyasi liderleri Trump ile New York’ta bir araya gelerek çok önemli bir tarihi anlaşmanın zeminini oluşturmuşlardı. Orada bir görüş birliği oluştu. O görüş birliğinden sonra da bir barış planı ortaya çıktı. Bu barış planına da gerçekten devam eden krizin çözülmesi için herkes açısından bir umut ışığı oldu. Şimdi bunun önünde engeller var mı? Sorunlar neler? Bir sonraki aşamada neler yapmamız gerekiyor? Batı’daki dostlarımızla neler konuşacağız? Amerika ile devam eden görüşmelerde ne türden destekler var? Bunların hepsini Pazartesi günü yapacağımız inşallah toplantıda ele alacağız. Bu ve buna benzer çalışmalarımız devam ediyor. Her gün çok sayıda basına yansıyan yansımayan telefon görüşmelerimiz var. Diplomatlarımızın temasları da devam ediyor" ifadelerine yer verdi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, "Artık biz terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz"
31 Ekim 2025 Cuma - 18:33 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, "Artık biz terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz" Kars’ta AK Parti Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısı yapıldı. Toplantıya katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, Terörsüz Türkiye süreciyle ilgili açıklamalarda bulundu. Kültür ve Turizm Müdürlüğü Konferans Salonu’nda düzenlenen toplantı saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Programın açılışında konuşan Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, " Türkiye’ye Cumhurbaşkanımız şöyle seslendi, dünyaya şunu ilan etti, dedik ki: "Artık biz terör tehdidinin kapımıza gelmesine müsaade etmeyeceğiz, terörü kaynağında yok edeceğiz" ve yürüttüğümüz uluslararası harekatlarla Suriye’de, Irak’ta sağladığımız kombinasyonla elhamdülillah terör örgütünün belini orada da kırdık. Hemen sınırlarımızda bir terör devletinin oluşmasına elhamdülillah AK Parti’nin ortaya koyduğu siyasi cesaretle ve liderine ne pahasına olursa olsun sahip çıkmasıyla bunu da başardık" dedi. Büyükgümüş, "Şimdi geldiğimiz noktada terör örgütü artık "ben terör varlığımı sona erdireceğim, varlığımı sürdüremem ve terör örgütü kendimi tasfiye edeceğim" diye açıklamada bulundu. Şimdi istihbarat ve savunma birimlerimiz çok detaylı bir şekilde bu silah yakmaları, bırakmaları ve terör örgütünün kendini feshetme sürecini takip ediyor. Mecliste de milletvekillerimiz işin demokratik denetimini yapmak, savunma ve istihbarat birimlerimizin yürüttüğü çalışmaları zaman zaman incelemek, katkı sunmak için orada Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında bu işin demokratik denetimini gerçekleştiriyor. Şimdi geldiğimiz noktada Terör örgütü ya kendini feshedecek, ya silahları bırakacak ya da bırakacak. Bunun bir başka yolu yok. Aksi durumda bizim terörle mücadelemiz durmuş, duraksamış değil. Bizim terörle mücadelemiz bitmiş de değil. Bizim tek mücadele ettiğimiz terör örgütü PKK da değil. Onun için bu önümüzdeki dönem provokasyonlara, yalanlara, iftiralara, sokakta belli hassasiyetleri taşıyarak eylemlerde bulunmaya karşı AK Parti teşkilatlarımız Kars’ta ve 81 ilimizde güçlü, kararlı, cesaretle duracak. O yüzden bu dönem yapacağımız çalışmalar, şehirlerimizi ortaya koyacağımız irademiz geçmişe nazaran bir ayrı önem taşıyor" diye konuştu. Yapılan konuşmaların ardından diğer siyasi partilerden AK Parti’ye geçen vatandaşlara rozetleri takıldı. AK Parti Genişletilmiş Danışma Meclisi Toplantısı’na milletvekili Adem Çalkın, 65. Hükümette Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan, AK Parti Kars İl Başkanı Muammer Sancar ve partililer katıldı. Toplantı daha sonra basına kapalı olarak devam etti.
Gemlik’te durdurulan kafe inşaatı tartışmalara yol açtı
31 Ekim 2025 Cuma - 18:24 Gemlik’te durdurulan kafe inşaatı tartışmalara yol açtı Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren, şikâyet nedeniyle inşaatı durdurulan Gemlik Kafe önünde bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamaya belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri, CHP Gemlik İlçe Başkanı Servet Pehlivan, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gemlik Belediye Başkanı Şükrü Deviren yaptığı konuşmada, projenin tamamen kamu yararına hayata geçirildiğini belirterek şunları söyledi: "Gemlik’in mavisiyle, yeşiliyle, tarihiyle ne kadar güzel bir yerde yaşadığımızı biliyoruz. Ancak bu güzelliklerin halkın yararına kullanılması gerekirken, kamu faydasına yapılan bir çalışmanın durdurulmasıyla karşı karşıyayız. Biz göreve geldiğimiz günden bu yana hep şunu söyledik: ‘Gemlik’te birlikte başaracağız.’ Çünkü Gemlik, dayanışmayı hak eden bir şehir. Burası geçmişte günde birkaç kişinin uğradığı bir yerdi, şimdi yüzlerce Gemliklinin nefes aldığı bir mekan haline geldi. Evet, kurallar var, ama çok net bir kamu yararı da var. Gemlik Kafe tıpkı Bursa’daki BURFAŞ kafeleri gibi, halkın uygun fiyatlarla kaliteli hizmet alabileceği bir sosyal tesis olacak. Burada ne bir ibadethane vardı, ne tuvalet. Şimdi her ikisi de var, insanlar güvenle vakit geçirebiliyor." Başkan Deviren, şikayetlere de tepki göstererek şöyle devam etti: "CİMER’e yapılan başvurularla bu alanın kaldırılması istenmiş. Ben MHP İlçe Başkanı’na teşekkür ediyorum; geldi, çayımızı içti, bilgi aldı. Çünkü biz şeffafız. Ama kimileri sormadan, dinlemeden şikayet etmeyi tercih etti. Kapımız herkese açık, gelin konuşalım. Burada yapılan her şey Gemlik halkı içindir. Bu tesis 150 bin Gemliklinin malıdır. Eğer birileri burayı yıkmak istiyorsa, buyursun gelsin; ben buradayım. Gerekirse burada otururum, ama bu alanın yıkılmasına izin vermem. Çünkü bu yer ne CHP’nin, ne Şükrü Deviren’indir; bu halkın malıdır." "Halka hizmet, en büyük şereftir" Gemlik Belediye Başkanı Deviren, konuşmasının sonunda halka seslenerek şunları söyledi: "Biz halka hizmeti, Hakk’a hizmet olarak gören bir anlayışın temsilcisiyiz. Cumhuriyet Halk Partisi’nin adındaki ‘halk’ kelimesi bizim için sadece bir isim değil, bir sorumluluktur. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği bu partinin temel ilkesi budur: ‘Halka hizmet, en büyük şereftir. Bu tesisi yıkmak değil, yaşatmak gerekir. Çünkü burası Gemlik’in geleceğine dair umudun, dayanışmanın, birliğin sembolüdür. Bu yapıya sahip çıkın, çünkü bu sizin. Gemlik’i daha yaşanabilir bir şehir yapmak için hep birlikte çalışacağız, başaracağız."
Başkan Bozbey: "Bursa’ya hizmet etmek bizim için onurdur"
31 Ekim 2025 Cuma - 18:18 Başkan Bozbey: "Bursa’ya hizmet etmek bizim için onurdur" Kendileri için en değerli makamların halkla buluştukları alanlar olduğunu söyleyen Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, Kestel’de tarım ve hayvancılıktan ulaşıma, kentsel dönüşümden restorasyonlara kadar birçok alanda çalışma yürütüldüğünü belirtti. Vatandaşların talep ve önerilerini dinlemek, sorunları yerinde tespit edip hızlı çözümler üretmek amacıyla başlatılan ‘Başkan Bozbey Burada’ projesinin, son durağı Kestel ilçesi oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin tüm yönetim kadrosu ile birlikte ilçeye çıkarma yapan Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, gün boyunca toplumun tüm kesimleriyle bir araya geldi. Her mahalleye eşit ve adil hizmet Başkan Mustafa Bozbey, ilk olarak göreve yeni seçilen CHP Kestel İlçe Başkanı Yıldıray Atlı ve yönetimini ziyaret ederek başarılar diledi. Daha sonra Kestel ilçesindeki muhtarlarla bir araya gelen Başkan Mustafa Bozbey, mahalle ve köylerde hayata geçirilen projeleri anlatarak, geleceğe dönük planları paylaştı. Muhtarların talep ve önerilerini de dinleyen Başkan Bozbey, birlikte yönetim anlayışıyla Bursa’nın her mahallesine eşit ve adil biçimde hizmetleri ulaştıracaklarını söyledi. Üreticilerin ve esnafın görüşleri alındı Kestel Ziraat Odası ziyaretinde tarımın ve hayvancılığın Bursa için taşıdığı önemi vurgulayan Başkan Mustafa Bozbey, üreticilerin emeğine değer katmaya ve yanlarında olmaya devam edeceklerini dile getirdi. Daha sonra Kestel Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifine uğrayan Başkan Mustafa Bozbey, esnafın yaşadığı sorunları dinleyerek birlikte çözümler üretti. Program kapsamında Kestel Minibüs, Kamyon, Şoför ve Otomobilciler Odası’nı da ziyaret eden Başkan Bozbey, şoför esnafının karşılaştığı sorunları ve çözüm yollarını birlikte değerlendirdi. Başkan Bozbey, ziyaretlerin ardından Kestel Kent Meydanı’nda vatandaşların talep ve önerilerini dinledi. Alanda bulunan Sağlık Otobüsü vatandaşların muayenesini ücretsiz yaparken, iş arayanlar da Bursa İş Ofisi standında forum doldurma imkanı buldu. "Halkımızı tek tek dinleyerek taleplerini alıyoruz" ’Başkan Bozbey Burada’ projesi kapsamında ilçeleri tek tek gezmeye devam ettiklerini söyleyen Başkan Mustafa Bozbey, Türkiye’de olmayan bir projeyle her 15 günde bir Büyükşehir Belediyesi’ni ilçelere taşıdıklarını belirtti. Belediyenin sadece binalarda değil; sokaklarda, mahallelerde, ilçelerde vatandaşlarla buluşmak zorunda olduğunu ifade eden Başkan Mustafa Bozbey, "Bizim için en değerli makam, halkımızla buluştuğumuz alanlardır. Halkımızı tek tek dinleyerek taleplerini alıyoruz. Yarından itibaren de arkadaşlarımız bu talepleri çözmek için adım atmaya başlayacaklar. Yüz yüze görüşmeler yaparak Bursalıların derdini dert ediniyoruz. Daha önceki ziyaretimizde aldığımız talepleri değerlendirdik. Kestel’e, Büyükşehir Belediyesi’ni ilgilendiren konuların önemli kısmını çözdük" dedi. "Çiftçimin ayakta kalmasını, mutlu olmasını istiyoruz" Kestel’in sanayisi, tarımı ve doğasıyla kentin önemli ilçelerinden birisi olduğunu söyleyen Başkan Bozbey, "Hava kalitesi açısından ilçe sıkıntı yaşanıyor. Hava kalitesinin pek olumlu olmadığını hepimiz anlayabiliyoruz. Bununla ilgili çalışmalar yapılıyor. Halkımızın, temiz hava soluma ihtiyacı var ve bunu sağlamak zorundayız. Ayrıca kırsal mahallelerimizde birçok hizmeti yerine getirdik. Tarım ve hayvancılık konusunda Bursa’da yıllardır yapılmayan destekleri bir bir yaşama geçiriyoruz. Çiftçimizin ayakta kalmasını, mutlu olmasını ve gelecekle ilgili kaygı taşımamasını istiyoruz. Çiftçimizin yüzü güldüğünde, esnafımızın ve herkesin de yüzü gülecek. Desteklerimizi artırarak sürdüreceğiz" diye konuştu. "Geçmişimize sahip çıkarak geleceğimizi belirliyoruz" İlçenin güneyinde köylerin soğuk hava deposu talebi olduğunu hatırlatan Başkan Bozbey, bu konuda hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu vurguladı. Serme’de mevsimlik tarım işçileri için konaklama merkezine de destek olduklarını açıklayan Başkan Bozbey, "Öte yandan bu bölgede, afet durumlarında kullanabileceğimiz alanları da tespit ettik. Bursa, birinci deprem bölgesinde bulunuyor. Kestel’de de 50-60 yıllık binalar var. Bu binaların kentsel dönüşümü konusunda ekiplerimiz çalışma yapıyor. Ayrıca Barakfakih’e otomatik toprak altı damlama sulama sistemi kuruyoruz. Ümitalan Mahallesi’ne çok amaçlı binamızı kazandırıyoruz. İş arayanlarla işverenleri buluşturan Bursa İş Ofisi’nin şubesini açıyoruz. Diğer taraftan Babasultan Mahallesi’ndeki Geyikli Baba Türbesi ve camii, belediyemiz tarafından aslına uygun şekilde restore edildi. Bizler geçmişimize, kültürel varlıklarımıza sahip çıkarak geleceğimizi belirliyoruz" dedi. "Halkımızın ‘Allah razı olsun’ demesi, iyi sözler söylemesi bizim için yeterli" Bursa’nın 17 ilçesinde kilometrelerce yol ve asfalt çalışması yapıldığını ifade eden Başkan Bozbey, "Bazen ‘Başkanım yolu bitirdiniz. Gelin bir kurdele kesin’ diyorlar. Ama gerek görmüyoruz. Halkımız zaten bunu kullanıyor. Nilüfer’de de bu anlayıştaydık. Büyükşehir Belediyesi’nde de aynı anlayıştayız. Halkımızın ‘Allah razı olsun’ demesi, iyi sözler söylemesi bizim için yeterli. Ayrıca Kestel’de yoğun şekilde mezarlık alanı talebi oldu. Bu konuda çimento fabrikası bir feragat yapması gerekiyor. Sonrasında İl Hıfzıssıhha Kurulu kararıyla da resmi bir hüviyet kazanacak ve mezarlık sorununu önemli ölçüde gidermiş olacağız" diye konuştu. "İsteğimiz, halkımızın gülümsemesidir" Bir buçuk senedir Büyükşehir Belediyesi’nde vatandaşlarla birlikte yol yürüdüklerini anlatan Başkan Bozbey, "Önümüzdeki süreyi de en güzel hizmetlerle değerlendirerek Bursa’nın ve Kestel’in sorunlarını en aza indirmek istiyoruz. Bursa’ya hizmet etmek bizim için onurdur. Bizim isteğimiz, halkımızın gülümsemesidir. Bu yöndeki çabamız devam edecek" dedi. Seden Bozbey de üretici kadınlarla buluştu Bu arada Başkan Mustafa Bozbey’in eşi Seden Bozbey de Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği’nde Derekızık Mahallesi Muhtarı Burcu Bayyiğit, Vanimehmet Mahallesi Muhtarı Nuray Soylu, Aksu Mahallesi Muhtarı Kamil Koparan ve Kestelli üretici kadınlarla bir araya geldi. Kadınların beklentilerini dinleyen Seden Bozbey, çözüm önerileri ve yeni projeler hakkında fikir alışverişinde bulundu. ‘Başkan Bozbey Burada’ projesi kapsamında üretici kadınlarla buluşarak çalışmalara katkı sunmayı hedeflediklerini belirten Seden Bozbey, kentin güçlü kadınlarıyla gelişimini sürdüreceğini vurguladı. Buluşmadan dolayı büyük mutluluk duyduklarını dile getiren kadınlar da Seden Bozbey’e teşekkür etti.
Muş’ta planlanan 392 projeden 248’i tamamlandı
31 Ekim 2025 Cuma - 17:33 Muş’ta planlanan 392 projeden 248’i tamamlandı Muş Valisi Avni Çakır, ilde 2025 yılı 3. dönem itibarıyla toplam 392 projenin planlandığını belirterek, "Bu projelerimizden 248’i tamamlanmış, 10’u devam etmekte, 7’si ihale aşamasında, 17’sine henüz başlanmamış ve 13 proje ise tasfiye edilmiştir" dedi. Muş’ta 2025 yılı 4. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Vali Avni Çakır başkanlığında gerçekleştirildi. Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıya, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Çakır, il genelinde yürütülen ve planlanan projeler hakkında değerlendirmelerde bulunarak, yatırımların zamanında ve verimli bir şekilde tamamlanmasının önemine vurgu yaptı. Vali Çakır, kamu kaynaklarının etkin kullanımına dikkat çekerek, kurumlar arası koordinasyonun artırılması gerektiğini ifade etti. Toplantı, kurum temsilcilerinin sunumları ve proje değerlendirmeleriyle devam etti. Vali Çakır, 2025 yılı 3. dönem itibarıyla toplam 392 projenin planlandığını belirterek, "Bu projelerimizden 248’i tamamlanmış, 10’u devam etmekte, 7’si ihale aşamasında, 17’sine henüz başlanmamış ve 13 proje ise tasfiye edilmiştir. Yatırım programında yer alan projelerin toplam bedeli 27 milyar 537 milyon 474 bin 312 TL’dir. Bu projelerin önceki yıllar harcaması 5 milyar 877 milyon 725 bin 239 TL, 2025 yılı ödeneği ise 4 milyar 224 milyon 635 bin 841 TL’dir. Genel toplamda yatırımlarımız için 2025 yılında 2 milyar 857 milyon 183 bin 112 TL harcama yapılmış olup, yüzde 43,39 oranında nakdi gerçekleşme ve yüzde 75,58 oranında fiziki gerçekleşme sağlanmıştır. Bu veriler, ilimiz açısından hem önemli bir potansiyeli hem de ciddi bir sorumluluğu ortaya koymaktadır. Bu potansiyelin en üst düzeyde değerlendirilebilmesi için hepimizin aynı kararlılık ve özveriyle görev yapması zorunludur" dedi. Toplantıda yatırımcı kuruluşların bölge ve il müdürleri, yürütülen projelerin son durumuna ilişkin sunumlar yaptı. Katılımcılar, yatırımların seyri ve karşılaşılan sorunlar hakkında bilgi alışverişinde bulunarak, koordinasyonun artırılması yönünde görüşlerini paylaştı.
Muş’ta 4. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı
31 Ekim 2025 Cuma - 17:23 Muş’ta 4. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı yapıldı Muş’ta 2025 yılı 4. Dönem İl Koordinasyon Kurulu Toplantısı, Vali Avni Çakır başkanlığında gerçekleştirildi. Afet ve Acil Durum İl Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen toplantıya, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Toplantının açılışında konuşan Vali Çakır, il genelinde yürütülen ve planlanan projeler hakkında değerlendirmelerde bulunarak, yatırımların zamanında ve verimli bir şekilde tamamlanmasının önemine vurgu yaptı. Vali Çakır, kamu kaynaklarının etkin kullanımına dikkat çekerek, kurumlar arası koordinasyonun artırılması gerektiğini ifade etti. Toplantı, kurum temsilcilerinin sunumları ve proje değerlendirmeleriyle devam etti. Vali Çakır, 2025 yılı 3. dönem itibarıyla toplam 392 projenin planlandığını belirterek, "Bu projelerimizden 248’i tamamlanmış, 10’u devam etmekte, 7’si ihale aşamasında, 17’sine henüz başlanmamış ve 13 proje ise tasfiye edilmiştir. Yatırım programında yer alan projelerin toplam bedeli 27 milyar 537 milyon 474 bin 312 TL’dir. Bu projelerin önceki yıllar harcaması 5 milyar 877 milyon 725 bin 239 TL, 2025 yılı ödeneği ise 4 milyar 224 milyon 635 bin 841 TL’dir. Genel toplamda yatırımlarımız için 2025 yılında 2 milyar 857 milyon 183 bin 112 TL harcama yapılmış olup, yüzde 43,39 oranında nakdi gerçekleşme ve yüzde 75,58 oranında fiziki gerçekleşme sağlanmıştır. Bu veriler, ilimiz açısından hem önemli bir potansiyeli hem de ciddi bir sorumluluğu ortaya koymaktadır. Bu potansiyelin en üst düzeyde değerlendirilebilmesi için hepimizin aynı kararlılık ve özveriyle görev yapması zorunludur" dedi. Toplantının devamında yatırımcı kuruluşların bölge ve il müdürleri, yürütülen projelerin son durumuna ilişkin sunumlar yaptı. Katılımcılar, yatırımların seyri ve karşılaşılan sorunlar hakkında bilgi alışverişinde bulunarak koordinasyonun artırılması yönünde görüşlerini paylaştı.