POLİTİKA
25 Nisan 2026 Cumartesi - 19:44 CHP Genel Başkanı Özel: "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Özgür Özel, "Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Genel Merkezinde gerçekleştirilen Belediye Başkanları Buluşmasına katıldı. Özel, yaptığı konuşmada, "Bugün beş ayrı salonda toplandık. Burada büyükşehrin ilçe belediyeleri vardı. İkinci katta belde belediye başkanlarımız vardı başımızın gözümüzün üstüne. Dördüncü katta illerin ilçe belediyeleri, yedinci katta il belediyeleri, 12’nci katta da büyükşehir belediyeleri vardı. Her bir masa tartıştı, önerdi. Çünkü kötülük durmuyor, plan yapıyor, saldırıyor. Elbette stratejimiz, mitinglerimiz, mücadelemiz, hukuk mücadelemiz devam edecek. Ama onlar nasıl durmuyorlarsa biz de durmayacağız" ifadelerini kullandı. Görüşmelerde herkesin teker teker dinlendiği ve gerekli raporların alındığını belirten Özel, "Bu akşam, yarın, yarın akşam, pazartesi günkü Parti Meclisi’ne yerel yönetimlerden, sizin her birinizin önerileri, talepleri, parlak fikirleri, gördüğü varsa aksaklıklar, düzeltilmesi gereken hususlar hepsi alınıp, Parti Meclisi’nde ve MYK’da çalışılacak" diye konuştu. "Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız" Özel, CHP’li belediyelere yönelik operasyonlara ilişkin konuşan Özel, "Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak nerede olduğumuzu, nerede durduğumuzu, bundan sonra nasıl duracağımızı biliyoruz. Cumhuriyet Halk Partili belediyeler, mücadeleden bir adım geri atmayacağız. Biraz önce söylediğimiz gibi işimize odaklıyız. Partimizde, Meclis’te, belediyelerde görevimizin başındayız. Milletin elimize verdiği bayrağı tutuyoruz, asla bırakmayız. Bayrağı bırakırsak, millet o bayrağı bir daha bize emanet etmez. En zor dönemde verdi ve herkes şunu bilsin. Öyle bir coğrafyadayız ki; sistemin tamamı bunun için de artık ne varsa, ama gözleyen de millet sonunda. Bu coğrafyanın kendisi belki de coğrafya kader ya. Sistemin tamamı devletin bütün yerleşik gelenekleri, genleri ve milletin ta kendisi, partimizi bir stres ve direnç testine tabi tutmaktadır" açıklamasında bulundu. "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız" Zorluklara karşı mücadele edeceklerini vurgulayan Özel, şu ifadeleri kullandı: "Asla ve asla zora, baskıya teslim olmayız. Kötülükle geri adım atmayız. Cumhuriyet Halk Partili belediye başkanları olarak milletin verdiği görevi nasıl alnımızın akıyla hep birlikte yapıyorsak en geç iki yıl sonra bu salondaki herkes ya daha önemli görevlerde ya da iktidar partisinin belediye başkanı olarak görevde olacak. İktidarın belediye başkanları bu salonda, benimle birlikte. Siz sadece partinin değil, ülkenin umudusunuz. Sadece ülkenin değil bütün mazlum milletlerin umudusunuz. 100 yıl önce olduğu gibi, örnek olacağız, tek adamı da yeneceğiz, baskıları kıracağız, hep birlikte iktidara yürüyeceğiz. Bu mücadele bugünün değil, yarının mücadelesidir. Yolunuz açık olsun, hepinizi seviyorum, hepinize güveniyorum. Hepinize sonuna kadar inanıyorum. İyi ki sizinle aynı partideyim, iyi ki sizinle aynı yolda yürüyorum."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 19:17 İçişleri Bakanı Çiftçi: "Siyaset, halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek çalışmaktır İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Türk Talebe Birliği Genel Merkezi’nde "Siyaset Okulu"nun açılış programına katıldı. Bakan Çiftçi, "Eğer ahlak yoksa eğer sorumluluk duygusu yoksa eğer ideal yoksa ilerleme dediğimiz şey sadece bir illüzyondan, bir yanılsamadan ibaret olacaktır. Ona göre; başkalarının kavramlarıyla düşünen bir toplum, kendi kaderini tayin edemez. Bu yüzden gençlerin en önemli görevi, kendi medeniyetinin kavramlarıyla düşünmeyi öğrenmektir" dedi. İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Milli Türk Talebe Genel Merkezi’nde açılan "Siyaset Okulu"nun açılış programına katıldı. Programa Bakan Çiftçi’nin yanı sıra, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Eski Başkanı İsmail Kahraman, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar ile Milli Türk Talebe Birliği Genel Başkanı Tahsin Başarır katıldı. Açılışta konuşma yapan Bakan Çiftçi, "Milli Türk Talebe Birliği, bizim koordinatlarımızın çizildiği, fikir dünyamızın şekillendiği, dava şuurunun ruhlarımıza sindiği bir adres, bir cemiyettir. Milli Türk Talebe Birliği; Medine’de ruhuyla Ravza’yı bekleyen, kefenini giyip Anadolu’ya yürüyen, erenleriyle gönüllere giren, savletiyle Doğu’yu ve Batı’yı titreten, Kudüs’ü doruklarda bekleyen, Sultan Alparslanların, Fahrettin Paşaların, Ahmet Yesev’lerin, Abdülhamid Hanların iradelerini kuşananların cemiyetidir. Milli Türk Talebe Birliği; ’Yeniden Büyük ve Güçlü Türkiye’ diyen, Anadolu’nun saf çocuğunu ayağa kaldıran, dava taşını gediğine koyan, Ayasofya’nın zincirlerini kıran, yeniden minarelerinden Ezan-ı Muhammedi’leri okutturan milletin adamı, muhterem Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın cemiyetidir, ocağıdır" diye konuştu. "Başkalarının kavramlarıyla düşünen bir toplum, kendi kaderini tayin edemez" Bakan Çiftçi, konuşmasının devamında, "Bugün burada bir siyaset okulu vesilesiyle bir araya gelmiş olsak da, aslında konuşacağımız mesele yalnızca bir siyaset teorisi ya da siyaset pratiği değildir. Bugün burada konuşacağımız mesele; bir medeniyetin anlamı, bir milletin istikameti ve bir gençliğin omuzlarına yüklenen büyük sorumluluktur. Eğer ahlak yoksa eğer sorumluluk duygusu yoksa eğer ideal yoksa ilerleme dediğimiz şey sadece bir illüzyondan, bir yanılsamadan ibaret olacaktır. Ona göre; başkalarının kavramlarıyla düşünen bir toplum, kendi kaderini tayin edemez. Bu yüzden gençlerin en önemli görevi, kendi medeniyetinin kavramlarıyla düşünmeyi öğrenmektir" dedi. "Siyaset; halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek çalışmaktır" Çiftçi, "Bugün sizler yalnızca bir üniversite öğrencisi, bir genç insan değilsiniz. Sizler aynı zamanda, bu milletin yarınını şekillendirecek olan iradenin temsilcilerisiniz. Bu yüzden taşıdığınız sorumluluk sadece bireysel bir sorumluluk değildir, tarihi bir sorumluluktur. Güçlü olanın haklı sayıldığı, çıkarın adaletin önüne geçtiği bir düzende huzur mümkün değildir. Siyaset, makam, mevki, şan, şöhret için aracı kılınacak bir uğraş alanı da değildir. Siyaset; hırs, kibir ve enaniyeti tatmin aracı da değildir. Siyaset; halka hizmeti Hakk’a hizmet bilerek çalışmaktır. Bugün Türkiye, tarihinin en kritik eşiğindedir. Dünya yeniden şekillenirken Türkiye de bu dönüşümün merkezinde yer almaktadır. Bizim coğrafyamız sadece bir toprak parçası değil, aynı zamanda bir sorumluluk alanıdır. "Türkiye Yüzyılı" vizyonu, bu sorumluluğun farkında olmanın bir ifadesidir. Bu vizyon sadece ekonomik kalkınmayı değil; aynı zamanda kültürel, ahlaki ve fikri bir yükselişi hedeflemektedir. ‘Yeniden Büyük ve Güçlü Türkiye’ ideali, ancak bu çok boyutlu anlayışla mümkün olabilecektir. Sizlere tavsiyem; daha çok okuyun, farklı düşünceleri tanıyın ama kendi medeniyetinizin perspektifini de kaybetmeyin. Eleştirin, sorgulayın, tartışın ama bunu yaparken ahlaktan ve saygıdan asla taviz vermeyin. Çünkü gerçek entelektüellik sadece bilgi sahibi olmak değil, aynı zamanda erdem sahibi de olmaktır. Bizler sadece bugünün değil, yarının da sorumluluğunu taşıyoruz. Bu sorumluluğu layıkıyla yerine getirmek için çalışmak, üretmek ve kendimizi de geliştirmek zorundayız" şeklinde konuştu.
Emine Erdoğan: "İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak"
17 Ekim 2025 Cuma - 15:30 Emine Erdoğan: "İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak" İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda konuşan Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan, "İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz, bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak, sürdürülebilir bir geleceğin temelleri burada atılacak" dedi. Sıfır Atık Vakfı tarafından "Uluslararası Sıfır Atık Forumu" düzenlendi. Şişli’de bir otelde düzenlenen forum, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Birleşmiş Milletler (BM) Çevre Programı (UNEP) ve BM-Habitat iş birliğiyle "Sıfır Atık Hareketi: İnsan, Mekan, Dönüşüm" temasıyla gerçekleştirildi. Forumda dünya genelinden bakanlar, uluslararası kuruluş temsilcileri, akademisyenler, çevre liderleri, özel sektör temsilcileri, gençlik örgütleri ve medya mensupları bir araya geldi. Forumun anlatıldığı video gösterimiyle başlayan program, Emine Erdoğan’ın insanlığa yaptığı çağrıların yer aldığı videoyla devam etti. Forumda konuşan Emine Erdoğan, insanlığın geleceği için tarihi bir buluşmaya ev sahipliği yaptıklarını ifade ederek, ilkini düzenledikleri Uluslararası Sıfır Atık Forumu’nda katılımcılarla heyecanı ve umudu paylaşmaktan duyduğu memnuniyeti belirtti. Forum boyunca paylaşılacak her bilginin, kurulacak her dostluk ve işbirliğinin, atılacak küçük ya da büyük her adımın daha yaşanabilir bir dünyaya hizmet edeceğine inandığını söyleyen Erdoğan, "Hepiniz, tarihin ilk evrensel çevre kanununun kaleme alındığı topraklara, medeniyetler abidesi İstanbul’umuza hoş geldiniz" ifadelerini kullandı. "Ne var ki insanlık, bu yüzyıla geldiğinde değişimin değil, değiştirmesi gereken şeylerin kendisi oldu" Emine Erdoğan, "Meşhur bir sözde şöyle denir, ‘Dünyada görmek istediğiniz değişimin kendisi olun.’ Ne var ki insanlık, bu yüzyıla geldiğinde değişimin değil, değiştirmesi gereken şeylerin kendisi oldu. Döngüsel tüketim modellerine geçmek yerine tüketim toplumlarına dönüştü. Geride bıraktığı atıklarla yeryüzüne çöpten dağlar, okyanuslara plastikten adalar ekledi. Kendi eliyle sahte ihtiyaçlardan ve yapay mutluluklardan örülü bir dünya kurdu. ‘Düşünüyorum, öyleyse varım’ dediği yerden ‘Tüketiyorum, öyleyse varım’ noktasına savruldu" diye konuştu. Yapılan anketlerin insanların yüzde 85’inin ihtiyacından hep daha fazlasını satın aldığını söylediğini, reklamların "Ne kadar çok tüketilirse o kadar değerli olunacağını" fısıldadığını kaydeden Erdoğan, üzerinde "indirim" etiketi olan her ürünü ihtiyaç olmamasına rağmen almanın kar sayıldığını kaydetti. Bir şey kırıldığında onu tamir etmek yerine yenisinin alındığını belirten Erdoğan, "Ucuz ve seri üretim, ‘ucuza yenilemeyi’ bizlere bir fırsat olarak sunuyor. Ancak ne yazık ki hiçbir şey ucuza yenilenmiyor. Bir kot pantolonun üretilmesi için 3 bin 781 litre su kullanıldığını bilseydik, ‘ucuza yeniledik’ der miydik? Teknolojik atıklarının toprağı, suyu zehirlediğini bilseydik, sapasağlam telefonlarımızı yeniler miydik? Bir dilim ekmeğin bugün dünyada gıdaya erişimi olmayan 150 milyon çocuğun hayali olduğunu hatırlasaydık, artan yemeklerimizi bu kadar kolay çöpe atabilir miydik? Denizlerde biriken plastiklerin balıkların bedenine, oradan da soframıza döndüğünü bilseydik, kullandığımız pet şişeyi doğaya bırakabilir miydik? Küçücük sandığımız sigara izmaritlerinden çözünen toksik madde ve kimyasalların çevrenin ilk üç kirleticisinden biri olduğunu ve metrekareye 116 izmarit düştüğünü bilseydik, izmaritlerimizi yere atabilir miydik? Bunlar ne kadar pahalı harcama kalemleri değil mi? İşte, tek bir ürün için tüketilen enerji, su, doğal kaynaklar ve insan emeği, sözde ucuza yenilemenin perde arkasındaki yüksek bedelleridir" şeklinde konuştu. "Sıfır atık, umut ürettiğimiz yepyeni bir dönemin adıdır" Sıfır atığın yepyeni bir dönemin adı olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, "Meşhur yazarlarımızdan Yaşar Kemal’in dediği gibi, ‘Yaşam, umutsuzluktan umut üretmektir. İnsan, umutsuzluktan umut üreterek bugüne kadar gelmiştir.’ Bizler bugün, umutsuzluğun değil, bilakis büyük bir dönüşümün eşiğindeyiz. Sıfır atık, umut ürettiğimiz yepyeni bir dönemin adıdır" diye konuştu. "İnsanlığın iyiliği için elinden geleni geldiği kadarıyla yapma gayretinde olan milyonlara ihtiyacımız var" Bazen sıfır atık yaşam modelini uygulamanın zor olduğu yönünde eleştiriler duyduğunu aktaran Erdoğan, "Şunun altını çizmek isterim ki bizim ‘Sıfır Atığı’ mükemmel bir şekilde uygulayan bir azınlığa değil, küçük adımları kararlılıkla atan, evindeki organik atıkları kompost yaparak gübreye dönüştüren, restoranda artan yemeğini çekinmeden yanında götüren, elektrikli cihazını bekleme modunda bırakmayıp kapatan, velhasıl ‘Ben mi kurtaracağım dünyayı?’ demeden insanlığın iyiliği için elinden geleni geldiği kadarıyla yapma gayretinde olan milyonlara ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı. "Anadolu’da ‘çöpe atmak’ kimsenin tanımadığı bir kavramdı" Emine Erdoğan, çoğu zaman sıfır atığın çağın yeni bir fikri gibi konuşulduğunu vurgulayarak, oysa her inancın, her kültürün doğayla dost bir yaşamın rehberini insanlara sunduğunu söyledi. Tarihin belli bir dönemine kadar hanelerde üretilen atıkların dünya için bir endişe nedeni olmadığına dikkati çeken Erdoğan, "Mesela, Anadolu’da ‘çöpe atmak’ kimsenin tanımadığı bir kavramdı. Henüz, okul etkinliklerinin ve hobi kurslarının dışına çıkamayan ‘ileri dönüşüm’, eşyaların ve ürünlerin bitmeyen yolculuğuydu. Kalan yemekleri başka bir yemeğe çevirmek, kırılan ürünleri tamir etmek, bir çocuğa küçük gelen kıyafeti başka bir çocuğa giydirmek hayatın kendisiydi. Bir şey satın alacaksak, onun değerini belirleyen moda olması değil ‘evladiyelik’ olup olmamasıydı. Mobilya gibi dayanıklı ürünler, nesilden nesile geçerdi. Kalan kumaşlar, ‘kırkyama’ denilen sanat eserlerine dönüşürdü. Tarım ve hayvancılıkta organik gübre kullanılırdı. Artan yemekler toprağın, kuşun, diğer mahlukatın nasibi olurdu. Şimdi, burada hepimize çok önemli bir sorumluluk düşüyor. Bu salonda 108 farklı ülkeden çok kıymetli katılımcılar var. Sizler, kökleri derinlere uzanan kültürlerden geliyorsunuz. Her kültürün kendi coğrafyasıyla bütünleşmiş, ilham verici doğa dostu yaşam pratikleri var. İnanıyorum ki bu uygulamaları araştırır ve hayata kazandırırsak insanlar için de önemli bir motivasyon kaynağı sağlamış oluruz" dedi. Emine Erdoğan, küresel Sıfır Atık hedeflerini gerçekleştirme yolunda devletlere, uluslararası ve bölgesel kuruluşlara önemli roller düştüğünü vurguladı. "Türkiye olarak var gücümüzle çözümün parçası olmak için çalışıyoruz" Erdoğan, "Gururla ifade etmek istiyorum ki Türkiye olarak iklim krizindeki payımızın çok düşük olmasına rağmen var gücümüzle çözümün parçası olmak için çalışıyoruz. 2017 yılında Türkiye’de başlattığımız Sıfır Atık Hareketi, bu hedefin en net göstergesidir. Bu yolun başında ülkemizde yüzde 13 olan geri kazanım oranımızı yüzde 36 seviyesine çıkardık. Bugüne kadar 74,5 milyon ton atığı geri kazandık. Ekonomimize 256 milyar lira kazanç sağladık. ‘Sıfır Atık Mavi Hareketi’ kapsamında yaklaşık 285 bin ton deniz çöpünü topladık. Dünyadaki hiçbir krize seyirci kalmayan bir ülke olarak çevre krizinin çözümünde de yer almayı, insanlığa karşı sorumluluğumuzu yerine getirmek olarak kabul ettik. Bu anlayışla sıfır atık girişimimizi zamanla uluslararası düzeye taşıdık" ifadelerini kullandı. "Ne mutlu ki biz bu yola çok kilometre ekledik" 2022 yılında Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Antonio Guterres ile "İyi Niyet Beyanı"nı imzalayarak, küresel bir hareket başlattıklarını hatırlatan Erdoğan, BM Genel Kuruluna sundukları sıfır atık konulu kararın 105 ülkenin eş sunuculuğunda güçlü bir oybirliğiyle kabul edildiğini ifade etti. Ülkelerin bu mutabakatının insanlık ailesinin çevre meselesindeki dayanışma ruhunu ortaya koyan çok anlamlı bir örnek olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, "Bu karar neticesinde 30 Mart tüm dünyada Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilirken, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin ve şahsımın başkanlığında Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Danışma Kurulu kuruldu. 2023’den bu yana Danışma Kurulumuzla dünyadaki en iyi sıfır atık uygulamalarını öne çıkarmak, uygulamayı yaygınlaştırmak ve farkındalığı artırmak misyonuyla çalışıyoruz. Ne mutlu ki biz bu yola çok kilometre ekledik" diye konuştu. "İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak" 2023’te küresel sıfır atık çalışmalarının merkezi olması amacıyla Türkiye’de Sıfır Atık Vakfını kurduklarını belirten Emine Erdoğan, "Vakfımız, büyük bir iştiyak ve yüksek bir enerjiyle Danışma Kurulumuzun faaliyetlerine en güçlü desteği veriyor. Vakfımız bünyesinde sıfır atık alanında, iyi uygulama ve politika paylaşımında uluslararası bir merkez olan Sıfır Atık Enstitüsünü kurduk. Ayrıca Küresel Sıfır Atık Ödülleri projemizi de geçtiğimiz 30 Mart kutlamalarında New York’ta duyurduk. Kurulumuzun sekretaryasını büyük bir özveriyle yürüten Birleşmiş Milletler Habitat’ın Türkiye’de bölgesel bir ofis açması için gerekli adımları attık. İnanıyorum ki, güzel İstanbul’umuz bundan sonra sıfır atığın başkenti olacak; sürdürülebilir bir geleceğin temelleri burada atılacak. Ben bu vesileyle huzurlarınızda Sıfır Atık Vakfımıza ve Birleşmiş Milletler Danışma Kurulu üyelerimize özel olarak teşekkür etmek istiyorum. Gerçekten titiz çalıştılar, kısa zamana büyük başarılar sığdırdılar ve çok güçlü bir alkışı hak ediyorlar" şeklinde konuştu. Erdoğan, iklim değişikliğiyle mücadelede bugüne kadar genellikle belediye atık miktarı, plastik kirliliği, doğrusal üretim-tüketim gibi başlıkların gündemde olduğunu söyledi. "İsrail, Gazze’de tarihin en vahşi soykırımını yaparken bir yandan da ‘eko-kırım’ yaptı" Emine Erdoğan, "Fakat bugün en çok, savaşların çevreye verdiği tahribatı, yeryüzüne bıraktığı derin yara izlerini konuşmalıyız. Savaşların iklim değişikliğiyle mücadelemizdeki kazanımlarımızı nasıl sıfır noktasına gerilettiğini anlatmalıyız. Bunun en acı örneği, bugün Filistin’de yaşanıyor. İsrail, Gazze’de tarihin en vahşi soykırımını yaparken bir yandan da ‘eko-kırım’ yaptı. Gazze’deki yıkımdan geri dönüştürülmesi belki bir asır sürecek 61 milyon ton enkaz kaldı. Ağaç mahsullerinin yüzde 97’si, yıllık mahsulün yüzde 82’si, çalılık alanların yüzde 95’i yok oldu" dedi. "Gazze’de yok olan çevre, tüm insanlığa aittir" Mühimmat, katı atık ve arıtılmamış kanalizasyondan kaynaklanan toprak kirliliğinin gıda üretimini imkansız hale getirdiğine dikkati çeken Erdoğan, "Ne insanların yaşayabileceği bir yer kaldı, ne hayvanların otlayacağı alanlar ne de kuşların ve su canlılarının barınacağı bir çevre. O yüzden şu gerçeğin altını kalın çizgilerle çizelim: Savaşlar durmadıkça tabiatın yaralarını saramayız. Nesiller arası adaleti sağlayamayız ve şunu lütfen unutmayalım; Gazze’de yok olan çevre tüm insanlığa aittir. Dünyanın bir ucunda, belki bizden kilometrelerce uzakta yaşanan savaşlar, yok olan türler, kuruyan göller, büyüyen çöller, aslında yanı başımızdalar. Çünkü ekosistem bir bütündür. Gazze’nin çoraklaşan toprakları bize de uzanır. Başka bir kıtada çekilen su ve gıda kıtlığı, bizim soframızı da yoksullaştırır. O yüzden Sıfır Atık Hareketi demek küresel vicdan demektir. Bu vicdan haritasını ne kadar büyütürsek, kimsenin geride kalmadığı bir dünyayı o ölçüde tesis edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Sizleri İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak küresel Sıfır Atık Hareketi’nin bir parçası olmaya davet ediyorum" Emine Erdoğan, Kızılderili liderlerin bir karar alacaklarında o kararın yedi nesli nasıl etkileyeceğini göz önünde bulundurduklarını ifade ederek, "İşte bu ‘Yedi Nesil İlkesi’, adil bir dünya için aradığımız cevaptır. Gerçek liderlik yarını inşa edebilmektir. Gelin biz de bugün attığımız adımların, henüz doğmamış milyarlarca insanın yaşam koşullarını belirleyen kelebek etkisini hesap edelim. Çünkü hayat, devam eden bir hikayedir. Bugün yazdığımız satırlarla geçmişin hatalarını temize çekebilir ve insanlık için yepyeni bir sayfa açabiliriz. Bu duygu ve düşüncelerle sözlerime son verirken, sizleri İyi Niyet Beyanı’nı imzalayarak küresel Sıfır Atık Hareketi’nin bir parçası olmaya davet ediyorum. Her birinize katılımınız için teşekkür ediyorum. Bu anlamlı organizasyona öncülük eden Sıfır Atık Vakfımıza, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği ve Tarım ve Orman Bakanlıklarımıza ve etkinliğin tüm paydaşlarına en kalbi şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, sıfır atıktan ilhamla yapılan "Yusuf’un Gömleği" adlı eseri Emine Erdoğan’a hediye etti. Ardından protokol ile birlikte aile fotoğrafı çektirildi. Foruma Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sıfır Atık Başkanı Samet Arbaş, Azerbaycan Ekoloji ve Doğa Kaynağı Bakanı Muhtar Aliyev, Birleşmiş Milletler Habitat Genel Sekreter Yardımcısı ve İcra Direktörü Anacalaudia Rossbach, Birleşmiş Milletler Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu üyeleri ve akademisyenler katıldı. 18-19 Ekim tarihlerinde devam edecek olan forumda "Davranış Değişimi: Zihin Değişirse Sistem Değişir", "Sıfır Atık Hareketine Öncülük Eden Kadınlar", "Tek Kullanımlıktan Dayanıklı Teknolojiye", "Daha Akıllı Atık: Yapay Zeka Etkisi" ve "Döngüsel Dönüşüme Öncülük Eden Şehirler" gibi başlıklar altında oturumlar gerçekleştirilecek. Bu yılki teması "İnsan, Mekan, Dönüşüm" olan forum, çevre, ekonomi ve toplumun kesişiminde yer alan dönüşüm süreçlerine odaklanarak, insanın doğayla ilişkisini yeniden düşünmeye çağırıyor.
AK Parti’den vergi düzenlemelerine ilişkin yeni kanun teklifi
17 Ekim 2025 Cuma - 14:13 AK Parti’den vergi düzenlemelerine ilişkin yeni kanun teklifi AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, "İmalat dışı sektörlerdeki işverenlerimize sağlanan 4 puanlık Hazine prim teşvikini 2 puana indiriyoruz. Burada imalat sektöründeki yüzde 5’lik prim desteği de aynen olduğu gibi devam edecek" dedi. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, AK Parti Aksaray Milletvekili Hüseyin Altunsoy, Osmaniye Milletvekili Seyfi Gürsoy ve Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık ile birlikte basın toplantısı düzenledi. 36 maddelik Vergi Kanunu’nda değişiklik içeren teklif hakkında bilgi veren Güler, "Maddelerden birisi mesken kira gelirlerine uygulanan istisna. Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı alan vatandaşlarımız hariç olmak üzere yeniden düzenliyoruz. Gayrimenkullerin devir ve iktisaplarında beyan edilen alım satım bedelinin gerçek durumu yansıtmadığının tespiti halinde uygulanan ceza kayıt dışılığı caydırmak amacıyla. Ve Vergi Usul Kanunu’nda uygulanan oransal bir düzenleme getiriyoruz. Bu düzenlemede yüzde 25 olarak uygulanan caydırma cezası, diğer Vergi Usulü Kanunu’nda yer alan maddelerde olduğu gibi bir kat olarak değerlendirilecektir. Bu adımla beraber emlak beyanlarının da gerçek değerler üzerinde yapılmasını arz ediyoruz. Sıfır araçların ilk tescil işlemleri ile tescil edilmiş araçların ikinci el satış ve devirlerinden noterler tarafından satış ve devir bedeli üzerinden asgari bin TL’den az olmamak üzere oransal manada binde 2 oranında nisbi noter harcı getirmiş bulunuyoruz. Kuyumculuk, ikinci el motorlu kara taşıtı ve taşınmaz ticareti yetki belgeleri, bazı özel sağlık kuruluşları belgeleri, kıymetli madenler ve ticari havacılık işletme ruhsatları yıllık bir harca tabi tutulacaktır. Bundan sonra da bu harç doğrultusunda bu faaliyetlerin yürütülmesini arz ediyoruz. Sosyal güvenlik sistemi, toplumun refahını güvenlik altına alan en kritik kamu hizmet alanlarından biridir. Bu sistemin hem aktüeryal dengesini sağlamak ve sürdürülebilirliğini güçlendirmek, aynı zamanda bu kurumumuzun gelir ve gider dengesi arasında belli bir oranı sağlamak ve güçlü yapısınıı sürdürülebilir mahiyet içerisinde devam ettirilmesini arzu ediyoruz. Bu bağlamda doğum hariç borçlanma prim oranını yüzde 32’den yüzde 45’e çıkartıyoruz. Ve durdurulan Bağ-Kur sigortalılık sürelerinin ihya prim oranında yüzde 45 olarak sistemde belirlenmesini ve sistemin sürdürülebilirliğini de sağlamış oluyoruz. Malüllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları prim oranının işveren hissesi yüzde 11’den yüzde 12’ye çıkartılmakta. Ve ilgili sigorta kollarının prim oranlarının yükseltilmesiyle mevcut SGK kurumumuzun finansal sürdürülebilirliğini sağlamaya gayret ediyoruz. Yine imalat dışı sektörlerdeki işverenlerimize sağlanan 4 puanlık Hazine prim teşvikini 2 puana indiriyoruz. Burada imalat sektöründeki yüzde 5’lik prim desteği de aynen olduğu gibi devam edecek" dedi. Yeni düzenleme ile çalışanlar daha yüksek emekli maaşı alabilecek Güler şöyle devam etti: "5510 sayılı kanunun 80. maddesinde yapılan değişiklikte prime esas günlük kazanç üst sınırı asgari ücretin 7.5 katı iken, bunu 9 katına çıkıyoruz. Çünkü üst değer noktasında maaş ölçüsü içerisinde 7.5 katın mevcut güncel uygulamalarda çok esnek olmadığı yönünde değerlendirmelerimiz oldu ve bunu 9 katına çıkartarak herhalde makul bir uygulamayı da burada sağlamış oluyoruz. Böylece sigortalıların emekli aylıkları ve diğer sosyal güvenlik haklarında, yani emeklilikten sonra da daha yüksek emeklilik maaşı alabilmesi noktasında haklarının iyileştirilmesini sağlamış oluyoruz. Gelir ve aylık bağlanmış olanlarda prim borçlarının gelir ve aylıklarından yüzde 25 oranını geçmemek üzere kesilmesi sağlanarak, kurumunun alacakları da yine bu konuda güvence altına alınıyor." Deprem bölgesindeki illere 3.6 trilyon harcandığını söyleyen Güler, 2025 yılı ilave finansman ihtiyacını karşılamak için Bütçe Kanunu ile belirlenen net borç kullanım tutarına 595 milyar Türk lirası ilave edileceğini söyledi. Emlak vergilerine ilişkin düzenleme yapılıp yapılmayacağı sorusu üzerine Güler, "Emlak vergileriyle ilgili arkadaşlar çalışıyoruz. Teknik çalışma tamamlanmadı henüz. Tabii şunu da üzülerek söylemek istiyorum. Aynı mahalle içinde, aynı hudut içinde ve aynı ilçe içerisinde maalesef farklı değerlendirmeler ve farklı mağduriyetler oluşturacak şekilde malumunuz emlak vergisine esas olan iki alt unsur var. Bir o binanın bulunduğu arsa değerindeki artış oranı, ikincisi de o binanın değerinden kaynaklı artış oranı. Tabii bunların belli bir denge içerisinde oluşturulması lazım" ifadelerini kullandı. SGK teşvik primlerinin 4 puandan 2 puana inmesine ilişkin soruya Güler, "İmalat sanayii hariç olmak üzere, yani üretim sanayii hariç olmak üzere geçmiş yıl da dahildi yüzde 5 desteğimiz devam ediyor. Bizimki diğer alanlar dediğimiz hizmet sektörü ve diğer alanlar. Arkadaşlar bu bir destek, istisna. Bizim de sosyal güvenlik kurumumuzun hem ekonomik mali durumunun, konumunun gelecek yıllara da güçlü bir şekilde devamı noktasında uygulama ve desteklenmesi gerekiyor. Şimdi bu istisna dedik, destek dedik normal uygulamaya esas olacak şekilde" cevabını verdi. "Genel olmayacak, ama bir şartlı af olabilir" Genel af olup olmayacağı sorusu üzerine Güler, "Genel olmayacak, ama bir şartlı af olabilir. Pişmanlığın yanı sıra işte silaha eli değenler değmeyenler diye. Bundan sonra da olmaz. Çünkü geçmiş yıllarda ülkemizde gerek 1970’li yıllarda, gerekse de en son AK Parti döneminden önce 1990’lı yıllarda çıkan af kanununa baktığımızda arkadaşlar bunun beklentiyi karşılamadığını, suça karışmış, suç işlemiş kişilerin tahliye olduktan kısa bir süre sonra tekrar cezaevine döndüklerini görüyoruz. Umut hakkı kanunlarımızda yok. Bizim kanunlarımızda dediğim gibi koşullu salıverme şartları vardır, ceza ertelemesi vardır. Bizim temel hedefimiz bir genel af veya kısmi af gibi bir durum değil" dedi.
BBP Karabük İl Başkanı Kesgin: "Zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır"
17 Ekim 2025 Cuma - 13:45 BBP Karabük İl Başkanı Kesgin: "Zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır" BBP Karabük İl Başkanı Murat Kesgin, 100. Yıl Camii’nde düzenlenen etkinlikte yaptığı konuşmada, Doğu Türkistan ve Filistin’de yaşananların insanlık suçu olduğunu belirterek, "Zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır" dedi. BBP Karabük İl Başkanlığı tarafından 100. Yıl Camii’nde düzenlenen programda, Doğu Türkistan ve Filistin’de yaşanan zulüm ve soykırımlara dikkat çekildi. Etkinlikte konuşan İl Başkanı Murat Kesgin, Çin hükümetinin Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanlara yönelik uygulamalarını eleştirdi. "Doğu Türkistan’da soykırım dinî, millî ve kültürel değerler üzerinden yapılıyor" Kesgin, "Çin hükümeti Doğu Türkistan’da yaşayan Müslümanların ibadet etmelerini engellemekte, camileri yıkmakta, ibadet edenleri hapsetmekte, çocukları ailelerinden zorla ayırmakta, başta kadınlar olmak üzere insanları zorla çalıştırmakta ve kendi kültürlerini unutturmak istemektedir. Şüphesiz ki yapılan bu zulüm bir insanlık suçudur" dedi. "Filistin’deki işgal toprak üzerinden yürütülüyor" Filistin’deki zulmün farklı şekilde gerçekleştiğini söyleyen Kesgin, "İsrail devleti Filistin topraklarını işgal etmiş, Filistin halkını zorla göçe zorlamış, binlerce kişiyi katletmiştir. Zulüm ister dinî, ister millî, isterse toprak üzerinden yapılsın; sonuç değişmiyor. Zulüm her yerde zulümdür" diye konuştu. Zulme karşı durmanın bir vicdan meselesi olduğuna dikkat çeken BBP İl Başkanı Kesgin, "Zulme sessiz kalmak, zulme ortak olmaktır. Bu nedenle zulme karşı çıkmak, zalimin karşısında olmak, mazlumun yanında yer almak bir insanlık görevidir. Bu görev, insan olmanın, vicdan sahibi olmanın, ahlaklı olmanın bir gereğidir" ifadelerini kullandı. Konuşmasında Alperenlik vurgusu yapan Kesgin, "Biz, Alperenlerin torunları olarak mazluma karşı susan dilsiz şeytan olmayacağız. Her zaman ve her yerde Firavun’un karşısında saf tutacağız" dedi. "Doğu Türkistan ve Filistin davası bizim davamızdır" Doğu Türkistan ve Filistin’in, Alperenlerin öncelikli ve millî meseleleri olduğunu söyleyen Kesgin, "Soydaşlarımızın ve dindaşlarımızın hassasiyetleri bizim hassasiyetimizdir. Davaları bizim davamızdır. Allah’ın izniyle bir gün bu aziz millete, ’Yaşasın tam bağımsız Doğu Türkistan, yaşasın tam bağımsız Filistin’ demeyi nasip edecektir" şeklinde konuştu. Kesgin, Türk-İslam dünyasına çağrıda bulunarak, "Bir an önce kendimize gelip kardeşlerimize sahip çıkmalıyız. Zalimlere karşı birleşip TURAN’da buluşmalı, yeniden Ebabil kuşlarını beklemektense, bizler birer Ebabil olmalıyız" diyerek sözlerini tamamladı.
Bakan Uraloğlu proje açılışları için Antalya’ya geliyor
17 Ekim 2025 Cuma - 13:16 Bakan Uraloğlu proje açılışları için Antalya’ya geliyor Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, yarın 3 karayolu projesinin açılışını ve bir projenin de temel atma törenini gerçekleştirecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 18 Ekim Cumartesi günü Antalya’da Kepezüstü ve Sanayi Farklı Seviyeli Kavşakları ile Elmalı Şehir Geçişi, Elmalı-Finike Yolu kapsamında Elmalı–Avlanbeli arasının resmi açılış törenlerini gerçekleştirecek. Bakan Uraloğlu, ayrıca yine Elmalı–Finike Yolu kapsamında inşa edilecek olan Avlanbeli–Finike arasının da temelini atacak. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 18 Ekim Cumartesi günü Antalya’da 3 karayolu projesinin açılışını ve bir projenin de temel atma törenini gerçekleştirecek. Resmi açılış törenleri gerçekleştirilecek olan Kepezüstü ve Sanayi Farklı Seviyeli Kavşakları hakkında bilgi veren Bakan Uraloğlu, "Kepezüstü Farklı Seviyeli Kavşağı’nı Burdur-Antalya, Korkuteli-Antalya, Batı Çevre Yolu, Şehir Hastanesi Bağlantı Yolu ile şehir merkezine giden 5 ana aksın kesişim noktasında, 332 metre uzunluğunda, bitümlü sıcak karışım kaplamalı olarak inşa ettik. Sanayi Farklı Seviyeli Kavşağı’nı ise Antalya şehir merkezini Batı Çevre Yolu’na bağlayan aks üzerinde 360 metre uzunluğunda yine aynı standartta tamamladık" ifadelerini kullandı. "Her gün ortalama 95 bin 500 araç geçişinin olduğu bölgede yaşanan trafik yoğunluğu rahatlattık" Bakan Uraloğlu, her iki projenin de hemzemin kavşak modelinden farklı seviyeli kavşak standardına yükseltildiğini belirterek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Kepezüstü Farklı Seviyeli Kavşağı ile; ana aksların kesişim noktasında yer alan ve Antalya Şehir Hastanesine de erişim sağlaması bakımından her gün ortalama 95 bin 500 araç geçişinin olduğu bölgede yaşanan trafik yoğunluğu rahatlattık. Hemzemin kavşakta hizmet veren sinyalizasyon sistemini, devre dışı bırakıp trafiğin dur-kalk yapmaksızın akışını sağladık. Burdur-Antalya ve Korkuteli-Antalya arasında transit geçiş imkânı tesis ettiğimiz kavşağımız ile kavşak geçiş süresini 7 dakikadan 1 dakikaya düşürdük." "Sanayi farklı seviyeli kavşağı ile geçiş süresini 1 dakikaya indirdik" Sanayi Farklı Seviyeli Kavşağı’nda ise günlük ortalama 58 bin 500 araç geçişinin yaşandığını belirten Bakan Uraloğlu, "Özellikle akşam ve sabah saatlerinde bölgede artan trafik yükünü rahatlattık. Transit geçiş imkânı sağlayarak kavşak geçiş süresini 4 dakikadan 1 dakikaya indirdik. Her iki kavşak bölgesinde de hızlı, kesintisiz, konforlu ve güvenli bir ulaşım tesis ettik" açıklamasında bulundu. Bakan Uraloğlu ayrıca, Kepezüstü ve Sanayi farklı seviyeli kavşakları ile zamandan 1 milyar 561 milyon lira, akaryakıttan 148 milyon lira olmak üzere yıllık toplam bir milyar 709 milyon lira tasarruf sağlayacaklarını belirterek, karbon salınımını 638 ton azaltacaklarını bildirdi. "Elmalı-Finike arasında 60 kilometrelik bölünmüş yol aksı tesis edilecek" Bakan Uraloğlu, Elmalı-Finike yolu kapsamında da gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi verdi. Bakan Uraloğlu, "Cumartesi günü 7 kilometrelik Elmalı Şehir Geçişi’ni ve Avlanbeli’ne kadar uzanan 22 kilometrelik kesimini kapsayan toplam 29 kilometre uzunluğundaki Elmalı-Avlanbeli kesimini hizmete sunacağız Avlanbeli-Finike arasının da 31 kilometre uzunluğunda bitümlü sıcak karışım kaplamalı bölünmüş yol standardına yükseltmek amacıyla temelini atacağız." dedi. Elmalı-Avlanbeli arasındaki 29 kilometrelik kesimi tamamlanan projede; yapım çalışmaları başlatılacak Avlanbeli-Finike kesiminin de bitirilmesiyle Elmalı-Finike arasında 60 kilometrelik bölünmüş yol aksı tesis etmiş olacaklarını belirten Bakan Uraloğlu, açıklamasına şu şekilde devam etti: "Elmalı-Avlanbeli arasının tamamlanmasıyla bu kesimdeki seyahat süresi 26 dakikadan 18 dakikaya indi. Proje ile zamandan 307 milyon lira, akaryakıttan 94 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 401 milyon lira tasarruf sağlanacak, karbon salınımı ise 5 bin 717 ton azaltılacak. Avlanbeli-Finike kesiminin de bitirilmesiyle Elmalı-Finike Yolu’nun tamamında seyahat süresi 53 dakikadan 37 dakikaya inecek, zamandan 429 milyon lira, akaryakıttan 135 milyon lira olmak üzere yıllık toplam 564 milyon lira tasarruf sağlanacak, karbon salınımı 8 bin 223 ton azaltılacak."