POLİTİKA
Bozcaada mendireği yeni projeyle 443 metre olacak 02 Mart 2026 Pazartesi - 11:41:08 Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde ’Bozcaada Limanı Yat Yanaşma Rıhtımı Yapım İşi Projesi’ ile adadaki 291 metre uzunluğundaki mendirek 152 metre daha uzatılarak toplam 443 metre olacak. Türkiye turizminin parlayan yıldızı, Çanakkale’nin incisi Bozcaada’nın doğasına zarar verilmeden yeni bir mendirek yapılacak. Adanın güzelliğine güzellik katacak bu projede, 291 metre uzunluğundaki mendirek 152 metre daha uzatılarak toplam 443 metre olacak. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe, GESTAŞ Genel Müdür Vekili Hasan İlhan Yürükçü ve Bozcaada AK Parti İlçe Başkanı Ünsal Yayım bir araya gelerek Bozcaada’ya yapılacak yeni mendirek projesi hakkında görüş alışverişinde bulundular. Projeye sadece mendirek uzatılma projesi olarak bakılmaması gerektiğine dikkat çeken AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, "Bu proje Bozcaada’nın doğasını ve tekneleri koruyan, kirletilmesini önleyen bir proje olacak. Bozcaada’yı hep birlikte koruyacağız. Koruyarak geliştirip, katma değerini artıracağız" dedi. İhale süreci tamamlandı Bozcaada Limanı Yat Yanaşma Rıhtımı Projesi’nin adaya büyük katma değer katacağını ifade eden AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, "Bugün verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Projenin ihalesi tamamlandı, şu anda yalnızca itiraz süreçleri devam ediyor. Sözleşmenin imzalanmasının ardından çalışmalara başlanacak" dedi. Proje süresi 3 yıl Projenin resmi süresinin 3 yıl olduğunu belirten Milletvekili Gider, yüklenici firmadan çalışmayı 1,5-2 yıl içerisinde tamamlamasını talep ettiklerini ifade etti. Projeye sadece mendirek uzatılma projesi olarak bakmamak gerektiğine dikkat çeken Milletvekili Gider; "Bu proje Bozcaada’nın doğasını, doğal yapısını koruyan, kirletilmesini önleyen ve tekneleri koruyan bir proje olacak" ifadelerini kullandı. Çalışmaların büyük bölümü denizden yürütülecek Bozcaada’nın inşaat aşamasında karadan taş taşımaya müsait olmadığını aktaran Milletvekili Gider, "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bu konuyu ilettik. Projede yaklaşık 600 bin ton taş ve 150 bin ton beton kullanılacak. Mendirek yapımında kullanılacak taşlar gemiler aracılığı ile denize dökülecek. Çalışmaların büyük bölümü denizden yürütülecek. Projeyi en kısa sürede faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Mendireğin uzatılmasıyla birlikte daha muhkem hale gelecek iskelede; balıkçı kayıkları ve yatlar için ilave kapasite artışı sağlanması amacıyla yeni bir çalışma başlatılacak. Bunun için hemen kurum izinlerine başvuru yapılacak. Ben inanıyorum ki sit ve doğal kurullar ile Bakanlığımız, en uygun şekilde bu izinleri de değerlendirecektir" şeklinde konuştu. "Bozcaada’yı korumak bizim birinci önceliğimiz" Bozcaada turizmini daha fazla katma değer üreten bir yapıya kavuşturmayı amaçladıklarına vurgu yapan Milletvekili Ayhan Gider, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bozcaada’yı korumak bizim birinci önceliğimiz. Bozcaada’yı geliştirmek demek, yeni inşaatlar yapılması demek asla değildir. Bozcaada’da yeni bir konuta tahammülümüz yok. Turizm tesislerini istiyoruz, adamıza yatlar gelsin istiyoruz, bunlarla ilgili altyapılar istiyoruz. Sağ olsun gerek ilçe teşkilatımız gerekse Belediye Başkanımızla bu konuda hemfikiriz. Bozcaada’yı hep birlikte koruyacağız. Koruyarak geliştirip, katma değerini artıracağız."
02 Mart 2026 Pazartesi - 11:32 Bozcaada mendireği yeni projeyle 443 metre olacak Çanakkale’nin Bozcaada ilçesinde ‘Bozcaada Limanı Yat Yanaşma Rıhtımı Yapım İşi Projesi’ ile adadaki 291 metre uzunluğundaki mendirek 152 metre daha uzatılarak toplam 443 metre olacak. Türkiye turizminin parlayan yıldızı, Çanakkale’nin incisi Bozcaada’nın doğasına zarar verilmeden yeni bir mendirek yapılacak. Adanın güzelliğine güzellik katacak bu projede, 291 metre uzunluğundaki mendirek 152 metre daha uzatılarak toplam 443 metre olacak. AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider, Bozcaada Belediye Başkanı Yahya Göztepe, GESTAŞ Genel Müdür Vekili Hasan İlhan Yürükçü ve Bozcaada AK Parti İlçe Başkanı Ünsal Yayım bir araya gelerek Bozcaada’ya yapılacak yeni mendirek projesi hakkında görüş alışverişinde bulundular. Projeye sadece mendirek uzatılma projesi olarak bakılmaması gerektiğine dikkat çeken AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider; "Bu proje Bozcaada’nın doğasını ve tekneleri koruyan, kirletilmesini önleyen bir proje olacak. Bozcaada’yı hep birlikte koruyacağız. Koruyarak geliştirip, katma değerini artıracağız" dedi. İhale süreci tamamlandı Bozcaada Limanı Yat Yanaşma Rıhtımı Projesi’nin adaya büyük katma değer katacağını ifade eden AK Parti Çanakkale Milletvekili Ayhan Gider; "Bugün verimli bir toplantı gerçekleştirdik. Projenin ihalesi tamamlandı, şu anda yalnızca itiraz süreçleri devam ediyor. Sözleşmenin imzalanmasının ardından çalışmalara başlanacak" dedi. Proje süresi 3 yıl Projenin resmi süresinin 3 yıl olduğunu belirten Milletvekili Gider, yüklenici firmadan çalışmayı 1,5-2 yıl içerisinde tamamlamasını talep ettiklerini ifade etti. Projeye sadece mendirek uzatılma projesi olarak bakmamak gerektiğine dikkat çeken Milletvekili Gider; "Bu proje Bozcaada’nın doğasını, doğal yapısını koruyan, kirletilmesini önleyen ve tekneleri koruyan bir proje olacak" ifadelerini kullandı. Çalışmaların büyük bölümü denizden yürütülecek Bozcaada’nın inşaat aşamasında karadan taş taşımaya müsait olmadığını aktaran Milletvekili Gider; "Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bu konuyu ilettik. Projede yaklaşık 600 bin ton taş ve 150 bin ton beton kullanılacak. Mendirek yapımında kullanılacak taşlar gemiler aracılığı ile denize dökülecek. Çalışmaların büyük bölümü denizden yürütülecek. Projeyi en kısa sürede faaliyete geçirmeyi hedefliyoruz. Mendireğin uzatılmasıyla birlikte daha muhkem hale gelecek iskelede; balıkçı kayıkları ve yatlar için ilave kapasite artışı sağlanması amacıyla yeni bir çalışma başlatılacak. Bunun için hemen kurum izinlerine başvuru yapılacak. Ben inanıyorum ki sit ve doğal kurullar ile Bakanlığımız, en uygun şekilde bu izinleri de değerlendirecektir" şeklinde konuştu. Bozcaada’yı korumak bizim birinci önceliğimiz Bozcaada turizmini daha fazla katma değer üreten bir yapıya kavuşturmayı amaçladıklarına vurgu yapan Milletvekili Ayhan Gider, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Bozcaada’yı korumak bizim birinci önceliğimiz. Bozcaada’yı geliştirmek demek, yeni inşaatlar yapılması demek asla değildir. Bozcaada’da yeni bir konuta tahammülümüz yok. Turizm tesislerini istiyoruz, adamıza yatlar gelsin istiyoruz, bunlarla ilgili altyapılar istiyoruz. Sağ olsun gerek ilçe teşkilatımız gerekse Belediye Başkanımızla bu konuda hemfikiriz. Bozcaada’yı hep birlikte koruyacağız. Koruyarak geliştirip, katma değerini artıracağız."
Düzce’nin gelecek 50 yılını uzmanlar planladı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:34 Düzce’nin gelecek 50 yılını uzmanlar planladı Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve İSKİ yetkilileri ile ilçe, belde belediye başkanları, kurum müdürlerini bir araya getirdi. Düzce’nin gelecek 50 yıldaki gelişme stratejisine rehber niteliği taşıyan Çevre Düzeni Planı, eksiklerin giderilmesinin ardından uygulamaya koyulacak. Düzce’de imar, tarım, turizm, sanayi ve ticaret stratejilerini yakından ilgilendiren Çevre Düzeni Planı’nın hazırlıkları sona erdi. İlki 2008 yılında hazırlanarak 2020 yılına kadar uygulanan Çevre Düzeni Planı’nın güncellenen veriler ve 2053 yılı projeksiyonunda hazırlanan yeni versiyonu, Başkan Faruk Özlü’nün ev sahipliğinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ve bakanlık yetkililerinin katıldığı toplantı ile istişare edildi. Toplantıya İSKİ yetkililerinin yanı sıra Düzce ilçe, belde belediye başkanları ile ilgili tüm kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı. "Düzce, gelişmesi bir yana genişlemesi gereken bir şehir" Tüm kurumların katkıları ile hazırlanan Çevre Düzeni Planı hakkında konuşan Başkan Özlü, "Uzun zamandır üzerinde çalıştığımız Düzce İli Çevre Düzeni Planı’nda son aşamaya geldik. Gerçekten uzun bir çalışma oldu. Bu plan üzerinde hep beraber konuşacağız, istişare edeceğiz. Sizlerin de son görüşlerini alarak bu plana son vereceğiz. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımız tarafından onaylanacak olan bu plan önümüzdeki en az 50 yıl boyunca Düzce’nin şehir planlaması konusunda bize rehber olacak. Düzce çok merkezde sıkışık kalmış bir halde, bu şehrin büyümesi lazım. Bizim amacımız şehri her anlamda genişletmek. Yaptığımız çalışmalarda örneğin spor kampüsü, adalet kampüsü gibi. Şıralık bölgesi, Düzcespor tesislerinin olduğu yer yaklaşık 137 dönüm, artık o bölge spor kampüsü. Merkezden oraya taşıdık, taşıdığımızda bize kızanlar oldu. Bu şehrin biraz genişlemesi ve rahatlaması lazım" dedi. "Deprem gerçeği ile hazırlanmış bir belge" Düzce’de örnek bir şehirleşme hamlesi yürüttüklerinden bahseden Başkan Özlü, 2019’da alınan kat sınırlaması kararını işaret ederek şunları söyledi: "Kat konusunda hassasiyetlerimiz var. 2019 yılında aldığımız meclis kararı ile Düzce’de 4 katın üzerinde bina yapılamaz dedik. Bu kararımızdan hiçbir zaman vazgeçmedik, esnemedik. Çevre düzeni planının şehrimizin gelişmesine, büyümesine rehberlik edecek bir plan olduğunu düşünüyorum. Bu önemli çalışmada emeği geçen tüm kurum ve kuruluş temsilcilerine teşekkür ediyorum." "Planın uygulanabilir olması güncel ve doğru verilere bağlı" Mekansal Planlama Genel Müdürü Yavuz Erdal Kayapınar ise, "Düzce’nin sahip olduğu konum sebebiyle sanayi, turizm, tarım ve bunlara paralel olarak ticaret sektörünün gelişmesine müsait bir yer olduğunu görüyoruz. Sektörler arası dengenin kurulması adına da bu planın uygulanmasının elzem olduğunu bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Üzerinde revizyon yaptığımız bu plandan bahsedecek olursak bu plan, Düzce Belediye Meclisi ve İl Genel Meclisi tarafından 2008 yılında 5302 sayılı Kanun kapsamında onaylanmış ve bugüne kadar da yürürlüktedir. Bu plan 2020 yılı projeksiyon alınarak hazırlanmış bir plandı. Şimdi bu revizyon çalışmaları ile gelecek 50 yıllık projeksiyona göre yeniden düzenlendi. Bu planın eksiksiz ve uygulanabilir bir seviyeye getirilmesi için Düzce Belediyesi nezdinde bugün aramızda olan ilçe ve belde belediyelerinin de en kısa zamanda, gelecek 50 yılda öngörülen nüfusa esas imar planlarının güncel halini bakanlığımıza iletmelerini istiyoruz. Bu konu gerçekten çok önemli bir konu" dedi. Çevre düzeni planı ayrıntılarının katılımcılar ile paylaşıldığı toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Bakan Tekin: "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 13:16 Bakan Tekin: "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz" dedi. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından medya içeriklerinde siber zorbalıkla mücadelede farkındalığın artırılması amacıyla ‘Siber Zorbalığa Karşı Dayanıklılık ve Empati Odaklı Yaklaşım’ çalışmasının sonuç toplantısı düzenlendi. Ankara’da özel bir otelde gerçekleştirilen toplantıda konuşan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, siber zorbalık konusunda RTÜK ile birlikte çalıştıklarını ve bu kapsamda MEB müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili programlara yer verdiklerini belirtti. Tekin, "MEB, toplumda karşı karşıya kaldığımız bütün sorunların çözümü noktasında rol üstlenmek zorunda olan bir bakanlık ve bu kapsamda milli birliğimizin ve beraberliğimizin temin edilmesinde hem toplumumuzun sağlıklı bir toplum, huzurlu bir toplum inşa edebilme sürecinde yoğun bir çaba içerisindeyiz. Medya okuryazarlığı konusunda öğrencilerimizde bir farkındalık oluşturmak amacıyla RTÜK ile ortak bir proje başlamıştık. Bunu iki boyutla yapmıştık. Bir tanesi MEB’in müfredatında medya okuryazarlığı ile ilgili farkındalığı arttıracak programlara yer vermek, ikincisi de MEB bünyesinde ‘1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek’ talebe hakkında kanun kapsamında yurt dışında dijital medyanın da dahil olduğu, medya okuryazarlığı konusunda lisansüstü eğitim yapmak üzere iletişimci arkadaşları yurt dışına gönderme sürecini başlatmıştık. Bunun devamında da geçtiğimiz yıl eğitim öğretim süreçlerimizde ciddi bir değişiklikle gündeme aldığımız ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ adıyla kamuoyunda bilinen öğretim programlarında yaptığımız değişikliklerle bu kapsamda 9 farklı okuryazarlık türünü programlarımızın içerisine dahil ettik. Bunlardan bir tanesi yine medya okuryazarlığı. Onu RTÜK ile beraber yürütüyoruz" diye konuştu. "İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor" Siber zorbalığın dijital dünyanın gelişmesi olduğu kadar başka problemlerden de kaynaklandığını ifade eden Tekin, "Her ne kadar bugün burada RTÜK’ün organize ettiği programdan siber zorbalık, dijital güvenlik ve koruyucu mekanizmalar başlığı altında konuşuyor olsak da ben bu meselenin aslında çağın ürettiği zihniyet ikliminden ayrı bir biçimde okunmaması gerektiğini düşünüyorum. İnsanın hayatı kendiliğinden bir düzen içerisinde artmıyor. İnsanı insan kılan, iradesine istikamet kazandıran, hürriyet ile hevesi birbirinden ayırmasını sağlayan bir çerçeveye ihtiyaç duyulmakta. Çerçeve anlamını muhafaza eden bir sınır olarak görmek lazım, haysiyeti koruyan bir ölçü olarak almak lazım. Mahremiyeti mümkün kılan durumu, edep duygusu olarak görmek gerekir. Birlikte yaşamayı sürdürülebilen, sürdürülebilir kılan saygı ve adalet zemini olarak görmek gerekiyor. Evlatlarımız için ise bu çerçeve güven üreten bir istikrar duygusu" şeklinde konuştu. "Gençlerimiz sadece okullarda değil, aynı zamanda sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar" Dijital dünyanın gençlerin fikirlerini paylaştığı bir ortam olarak gözükmesinin yanı sıra birtakım riskler de bulundurduğunu vurgulayan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ise, "Günümüz dünyasında gençlerimiz sadece okullarda, parklarda ya da sokaklarda değil, aynı zamanda ekranlar, oyunlar ve uygulamalar ile sosyal medya platformlarında da yer alıyorlar. Dijital dünya gençlerin arkadaşlık duygusu, eğlendiği, öğrendiği, düşündüğü ve fikirlerini paylaştığı yeni bir yaşam alanı haline gelmiş durumda. Fakat bu yeni yaşam alanı aynı zamanda dijital şirket, siber zorbalık, dijital bağımlılık, mahremiyet ihlali gibi pek çok riski beraberinde bulunduruyor. Bu anlamda gençlerimizin dijital dünyadaki risklere karşı dayanıklılığını artırarak, bilinçli bireyler olarak var olmalarını sağlamanın önemini bir kez daha ortaya koymamız gerekiyor" ifadelerine yer verdi. Düzenlenen programa Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, RTÜK Başkanı Mehmet Daniş, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcısı Adil Çalışkan ve öğrenciler katıldı. Program, öğrencilerle hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır" diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:49 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır" diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Güneş’in kıyafeti nedeniyle sosyal medyadan hedef alınmasına ilişkin, "’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum" dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen Grup Toplantısında konuştu. Konuşmasından önce Eskişehir’in Mihalgazi ilçesinden gelen ve yöresel kıyafetleriyle salonu dolduran kadınları selamlayan Erdoğan, "Belediye Başkanımız Zeynep Güneş’le birlikte tüm hanım kardeşlerime teşekkür ediyor, Anadolu kadınının bin yıllık asaletini yansıtan şu vakur duruşları için kendilerine şükranlarımı sunuyorum" dedi.Eskişehir Mihalgazi Belediye Başkanı Güneş’e kıyafeti üzerinden sosyal medyada hedef almasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, "Milletten aldığı yetkiyle ilçesine üç dönemdir hizmet eden başarılı bir kadın siyasetçiye; ’Şalvarlı kadının görevi ilçe yönetmek değildir, ahırda inek sağmaktır’ diyerek tahkir etmeye kalkan 28 Şubat artığı bu faşizan, bu ukala, kibirli, alçak zihniyeti bugün bir kez daha lanetliyorum. Yıllarca sırf başörtülerinden ötürü kadınların eğitim hakkını, kamuda çalışma hakkını, hatta seçilme hakkını gasp edenlerle; Anadolu kadınının asırlardır üzerinde gururla taşıdığı yazmasına, tülbentine, şalvarına, çarşafına, ehramına, fistanına dil uzatanlarla; milletimize tepeden bakan, milletimizi hor ve hakir görenlerle mücadelemizi her zeminde sonuna kadar devam ettireceğimizin bilinmesini istiyorum. Bu ülkede yasakçı ve baskıcı anlayışa göz yummadık ve yummayacağız. Kadınlara parmak sallayanlara meydanı terk etmedik, etmeyeceğiz. Eski karanlık günleri hortlatmaya çalışanların karşısında dimdik durduk, duracağız. Şerife Bacı’nın, Kara Fatma’nın, Nene Hatun’un yolundan giden tüm hanım kardeşlerimi bugün bir kere daha kemal-i hürmetle selamlıyorum" ifadelerini kullandı."Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir"Geçen hafta Suudi Arabistan ve Mısır’a önemli bir ziyaret gerçekleştirdiklerini hatırlatan Erdoğan, "İkili ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla ele almanın yanı sıra; Filistin, Suriye, Sudan başta olmak üzere güncel meseleleri kapsamlı şekilde istişare ettik. Her iki ziyaretimizden enerjiden savunmaya farklı alanlarda imzaladığımız toplam 12 anlaşma ile döndük. Özellikle yenilenebilir enerji alanında Suudi Arabistan’la imzaladığımız anlaşma stratejik öneme sahiptir. Bu anlaşmaya göre inşallah Suudi şirketleri Türkiye’de toplam 5 bin megavat gücünde güneş ve rüzgar santralleri inşa edecek. İlk aşamada Sivas ve Karaman’da biner megavatlık güneş enerjisi santralleri kurulacak. İki güneş enerjisi santrali projesi ile toplam 2,1 milyon hanenin elektrik ihtiyacını karşılamayı hedefliyoruz" diye konuştu.Cumartesi günü Ürdün Kralı 2. Abdullah bin Hüseyin’i misafir ettiklerini, oldukça verimli ve ikili ilişkileri güçlendiren istişarelerin yapıldığını aktaran Erdoğan, en kısa zamanda Ürdün’e bir ziyarette bulunmayı arzu ettiklerini söyledi."Dünyada ve bölgemizde tabiri caizse bir Türkiye rüzgarı esiyor"Diplomatik temaslar çerçevesinde Yunanistan Başbakanı Miçotakis’in bugün, Sırbistan Başbakanı Vuçic’in ise yarın Ankara’ya geleceğini kaydeden Erdoğan, "Önümüzdeki Pazartesi ve Salı günleri ise inşallah Birleşik Arap Emirlikleri’ni ve Etiyopya’yı ziyaret edeceğiz. Dünyada ve bölgemizde bir Türkiye rüzgarı esiyor. Türkiye olarak kendimiz için ne istiyorsak, dostlarımız, kardeşlerimiz için de aynısını istiyoruz. Kendimiz için nasıl huzur, güvenlik istiyorsak; nasıl istikrar, kalkınma, refah istiyorsak; komşularımız ve tüm kardeş ülkeler için de aynısını istiyoruz. Son dönemde hız verdiğimiz diplomatik çabalarımız işte bunun içindir. Bilinen bilinmeyen, görünen görünmeyen temaslarımızın temel gayesi aynı şekilde bölgesel barışa katkı sunmaktır. Hiçbir komplekse kapılmadan tüm aktörlerle görüşüyor, tamamen kardeşlik hissiyatı içinde fikir ve önerilerimizi muhataplarımızla paylaşıyoruz. İnsanlık tarihiyle yaşıt bir bölgenin kadim sakinleri olarak; son yıllarda çatışmalarla, kardeş kavgasıyla, Gazze’de olduğu gibi barbarlıkla anılan coğrafyamızın tekrar bir selam yurdu, yeniden bir güven ve esenlik yurdu olması için hüsnüniyetle çalışıyoruz" dedi."Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum"Suriye’nin yaklaşık 14 yıldır hasretini çektiği istikrara, barışa ve huzura süratle kavuşmasının en büyük temennileri olduğunu söyleyen Erdoğan, "Aynı kıbleye yönelen Suriyeli kardeşlerimizin birlik içinde, kardeşlik içinde aydınlık geleceklerini omuz omuza inşa etmesi bizim samimi arzumuzdur. Suriye konusunda Suudi Arabistan’ın, Mısır’ın ve Ürdün’ün de bizimle aynı hassasiyetleri taşıdığını görmekten büyük bir memnuniyet duydum. Suriye’nin huzuru için her üç ülkeyle inşallah birlikte hareket edeceğiz" ifadelerine yer verdi."Suriye’de bir tek canın yanıp gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir"Suriye meselesinde tavırlarının ilk günden beri net olduğunu, akan her damla kan ve gözyaşının kendilerinin de yüreklerini dağladığını vurgulayan Erdoğan, "Arap, Türkmen, Kürt, Nusayri fark etmeksizin Suriye’de bir tek canın yitip gitmesi bizim de canımızdan can kopması demektir. Suriye’ye vicdan merceğiyle bakan herkes bir defa şunu kabul edecektir; tıpkı aziz milletimiz gibi kardeş Suriye halkı da her şeyin en iyisine, en güzeline layıktır. Hiç şüphesiz bunu fazlasıyla hak etmektedir. 18 ve 30 Ocak mutabakatlarının tek ordu, tek devlet, tek Suriye temelinde titizlikle uygulanmasını bu bakımdan çok önemsiyoruz. Suriye’de kalıcı barışın ve istikrarın yol haritası belli olmuştur. Taraflar bunun idrakinde olarak yanlış hesap yapmamalı, eski hataları tekrar etmemeli, maksimalist taleplerle süreci zehirlememelidir. Şiddetin daha büyük şiddeti besleyeceği unutulmamalıdır" açıklamasında bulundu."Artık Suriye’nin yeraltı ve yerüstü zenginliklerinin tünel yapmaya, şehirlerin altında tünel kazmaya değil Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanmasının vakti gelmiştir"Suriye’nin yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlerin altında tünel kazmaya değil, Suriye halkının tüm kesimlerinin refahına harcanması zamanının geldiğine dikkati çeken Erdoğan, "Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın ülkesini bir an önce ayağa kaldırmaya yönelik samimi gayretlerinin en yakın şahidiyiz. Son operasyonlarla işgalden kurtarılan yerlerde de yeni yönetime karşı hem teveccühün hem büyük bir beklentinin oluştuğunu müşahede ediyoruz. Yeniden yeşeren umutlar inşallah bir daha kara kışa dönmeyecektir. En başta Türkiye buna izin vermeyecektir. Suriye hükümetinin en geniş siyasi katılım ve temsili sağlayacağına, etkili bir kalkınma planını hızla hayata geçireceğine yürekten inanıyorum. Türkiye olarak en uzun sınıra sahip olduğumuz, halkını dost, akraba ve kardeş bildiğimiz Suriye’deki gelişmeleri yakından takip etmeyi sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı."Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir, başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir"Türkiye’nin bölgesinde nüfuz arayışında olmadığını söyleyen Erdoğan, "Türkiye, bölgesinde tahakküm peşinde değildir. Başka ülkeleri dizayn etme arzusunda asla değildir. Tam tersine biz samimi bir şekilde kardeşlik istiyoruz, barış diyoruz. Hep birlikte kalkınalım, hep birlikte ortak geleceğimizi inşa edelim diyoruz. Halep’le birlikte Şam, Rakka, Haseke, Kamışlı da şen olana kadar; Der’alı çocuklarla birlikte Kobanili yavruların da yüzlerinde tebessüm çiçekleri açana kadar Suriyeli kardeşlerimizi bir an olsun yalnız bırakmayacağız. İşte son operasyonlar sırasında hemen talimatlarımızı verdik. AFAD’ımızı, Kızılay’ımızı ve insani yardım kuruluşlarımızı süratle harekete geçirdik. İlk etapta iki tır dolusu insani yardım malzemesini Suriye hükümeti ile iş birliği halinde Kürt kardeşlerimizin yaşadığı yerleşim yerlerine sevk ettik. Kardeşlik ve komşuluk hukukumuzun gereği neyse, Türkiye olarak bize ne düşüyorsa hiç tereddüt etmeden en güzel şekilde yerine getirdik. İnşallah Ramazan-ı Şerif boyunca yardımlarımız artarak devam edecek. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek Ramazan-ı Şerif ile birlikte Suriye’deki tüm kardeşlerimiz inşallah bu havayı teneffüs edecektir" diye konuştu."Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler""Biz can kurtarma peşindeyken birileri de çıkmış son derece kirli ve kışkırtıcı söylemlerle maalesef selden kütük kapma telaşına düşmüştür" diyen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Suriye konusunu iç siyasette istismar etmek suretiyle milli birlik ve dirliğimizi kundaklamayı amaçlayan bu rezil siyasetin koç başlığını ise ana muhalefetin genel başkanlık koltuğunda oturan zat ile yoldaşları yapmaktadır. Nasıl bir milyon kardeşimiz katledilirken Suriye’yi umursamadılarsa bugün de aynı durumdalar. Krizi fırsata çevirmek gibi ucuz bir hesap içindeler. Suriye’nin etnik temelli bir çatışmaya sürüklenme riski, bu komşu ve kardeş ülkenin tekrar kan gölüne dönme ihtimali bunları zerre miskal ilgilendirmiyor. Açık söylüyorum, ne Kürtler, ne Nusayriler ne de başkaları bunların umurlarında değil. Eğer öyle olsaydı 13,5 yıl boyunca Suriye halkının tepesine varil bombaları yağarken tepki gösterirlerdi. Öyle olsaydı Suriye’de terör örgütleri cirit atarken konuşurlardı. Öyle olsaydı henüz 3-4 yaşındaki masum yavruların cansız bedenleri sahile vururken seslerini çıkarırlardı. Öyle olsaydı Kürt kardeşlerimize kimlik dahi verilmezken buna itiraz eder, Suriyeli Kürtlerin hakları için mücadele ederlerdi. Kardeşlerim, ama bunu yapmadılar. 13,5 yıl boyunca sadece sustular, zulmü görmezden geldiler. Sınırımızın hemen ötesinde ne olup bittiğini gündemlerine bile almadılar. Daha vahimi; on yıllar boyunca Arapları, Kürtleri nasıl aşağıladılarsa bugün de aynı yerdeler. Bugün de aynı ideolojik bağnazlıkla hareket ediyorlar. Bunların vicdansızlıklarını gördükçe inanın onlar adına biz hicap duyuyoruz. Benim milletim bu istismarcıların gerçek niyetini artık çok net görüyor. Benim Kürt kardeşlerim oynanan oyunları artık çok net görüyor. Benim Arap vatandaşlarım kimlerin hangi çirkin senaryoların figüranı ve taşeronu olduğunu çok net biçimde görüyor. Bu gerçeği sadece CHP genel başkanı görmüyor. Bu zata akıl verenler görmüyor. Bu zatı parmağında oynatanlar, uzaktan kumandayla bu şahsı istedikleri gibi kontrol edenler, keyiflerine göre yönlendirenler görmüyor.""Zaman ve dünya değişiyor ama CHP’de ‘gelen gideni aratır’ gerçeği asla değişmiyor"Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Özel’den ortaya bir siyaset koymasını, proje üretmesini, milletin ve coğrafyadaki mazlumların derdiyle dertlenmesini beklemediklerini kaydederek, "Son kepazelikleriyle birlikte artık bundan ümidimiz kalmadı. Bari sorumlu, seviyeli, işgal ettiği koltuğa yakışır bir siyasi üslup benimsemesini; en azından bunu milletten ve CHP’li vatandaşlarımızdan esirgemesin. Hakaret etmeden, küfretmeden, tehdit etmeden, mikrofonu yumruklamadan, önüne gelene sataşmadan da bu ülkede siyaset yapılabileceğini öğrensin. Affınıza sığınarak söylüyorum; meyhane jargonuyla siyasetçilik oynamaktan artık vazgeçsin. Görüyoruz ki zaman değişiyor, dünya değişiyor, genel başkanlar değişiyor ama CHP’de ’gelen gideni aratır’ gerçeği asla ve asla değişmiyor. Biz eskisini ’oturduğu koltuğun hakkını vermiyor’ diye eleştiriyorduk; yerine gelen selefinden de kötü çıktı. Anlaşılan yeni genel başkanın kelime dağarcığı öncekinden daha sınırlı. Biz üslup sorunu var zannediyorduk, meğer sorun bizatihi üslubuymuş. Biz Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’ya yönelik edep ve nezaket dışı ifadelerini ayıplıyorduk, meğer beyefendi günlük hayatta da o seviyesiz kelimelerle iletişim kuruyormuş. Lafa gelince Türkiye’yi yönetmeye talipler ancak ne kendilerini ne de CHP’yi yönetebiliyorlar. Durum öyle yere vardı ki millet son günlerde dizi izlemeyi bıraktı; her akşam çayı, çekirdeği alıp CHP’nin skandallarını seyretmeye başladı. Entrika, kumpas, iftira, tuzak, komedi, trajedi ne ararsan hepsi var. Ne diyelim? Allah bunlara akıl, CHP’li vatandaşlarıma da sabır versin. Milletimiz, bilhassa kalbi, zihni, dili temiz evlatlarını bu zata maruz kalmaktan korumaya devam etsin" ifadelerine yer verdi."Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık"Erdoğan, ‘asrın felaketinin’ üçüncü sene-i devriyesinde Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de yer aldığı geniş bir heyetle Osmaniye’yi ziyaret ettiklerini belirterek, "Osmaniye’de tam bir kardeşlik tablosu çizildi. Bir dayanışma iklimi yaşandı. Bilhassa yeni konutları teslim edilen depremzedelerimizin sevincine şahit olmak bizler için tarifsiz bir bahtiyarlık kaynağıydı. 14-28 Mayıs seçimleri sürecinde meydanlarda bir söz vermiş; ’Evi yıkılan, iş yeri yıkılan depremzede kardeşlerimizin yanında olacağız’ demiştik. Allah’a sonsuz hamdolsun ki ahdimize sadık kaldık. Söz verdiğimiz şekilde 433 bin 667’si konut, 21 bin 690’ı iş yeri olmak üzere tam 455 bin 357 bağımsız bölümü tamamladık. 27 Aralık’ta Hatay’ımızda 455 bininci afet konutumuzun anahtarlarını hak sahibi kardeşlerimize takdim etmenin gururunu yaşadık. Osmaniye’de de konut, iş yeri ve köy evi olmak üzere toplam 12 bin 557 bağımsız bölümü hak sahiplerimizle buluşturduk. Deprem konutlarımız hayırlı uğurlu olsun diyorum. Sadece üç yıl gibi kısa bir sürede yazılan bu başarı hikayesi, büyük ve güçlü Türkiye’nin başarısıdır. Tüm dünyanın gıptayla takip ettiği bu başarı; asrın felaketinin üstesinden asrın dayanışmasıyla gelen 86 milyon vatandaşımızın başarısıdır. Devlet millet yürek yüreğe verdik, güç birliği yaptık, inandık, azmettik, çalıştık ve neticede ’olmaz’ denileni, ’imkansız’ denileni 3 yılda hayata geçirdik" şeklinde konuştu."Meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bize laf edemez"Başarılara rağmen muhalefetin kendilerini eleştirdiğini, yapılan işlere çamur attığını ve deprem bölgesindeki çalışmaları küçümsediğini söyleyen Erdoğan, " Yönettikleri şehirlerde insanlar kışın ortasında susuzluktan kıvranırken, çöp, çamur, çukur hayatın rutini haline gelmişken, bunlar utanmadan, sıkılmadan 6 Şubat depremlerinde en ağır yıkımı yaşayan Kahramanmaraş’taki yolları diline doluyor. Bir defa şunu herkes bilecek; meydanlarda bedava ev sözü verdikleri depremzedelerimizin huzuruna tek bir eserle dahi çıkamayanlar bugün bize laf edemez. 3 yıl sonra bile cek’li-cak’lı cümleler dışında somut projeleri olmayanların 455 bin konutu teslim eden iktidarımıza dil uzatması sadece hadsizlik değil, aynı zamanda edepsizliktir. Varsa eseriniz çıkar anlatırsınız, varsa tamamladığınız bir proje gider açılışını yapar, kurdelesini kesersiniz. Kendinize güveniyorsanız 3 yılda depremden özellikle ne yaptığınızı millete gösterirsiniz. Bunları yapamıyorsanız, en azından edebinizle susarsınız. Milletin gördüğünü inkar etmez, hizmeti karalamaz, esere kara çalmazsınız. Kendi yeteneksizliğinizi devlete çamur atarak kapatma yoluna gitmezsiniz. Ama bunlar ne taş üstüne taş koymayı, ne de edebince susmayı biliyor. Polemikle, laf cambazlığıyla günü kurtarmaya çalışıyorlar. Rant kapısına çevirdikleri siyaset gemisini yürütmenin hesabını yapıyorlar. Biz ise her zaman olduğu gibi yine işimize bakıyoruz. Milletimize nasıl daha iyi hizmet ederiz, buna odaklanıyoruz" ifadelerini kullandı.Erdoğan, Osmaniye’de ayrıca toplam yatırım tutarı 74 milyar 961 milyon lira olan 116 kalem yatırımın da açılışını gerçekleştirdiklerini aktararak, bu yatırımların da şehre ve Osmaniyelilere hayırlı olmasını diledi."11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak"Türkiye’de son 23 yılda yaşanan doğal afetlerin hiçbirinde vatandaşları mağdur etmediklerini söyleyen Erdoğan, "Hele hele milletimize faizle afet konutu hiçbir zaman ödetmedik. Olabilecek en uygun şartlarda hiç kimseyi yormadan, kimseyi sıkıntıya düşürmeden afetzede kardeşlerimizi yuvalarına kavuşturduk. 23 yıldır ne yaptıysak 6 Şubat deprem konutları için de aynısını yapıyoruz. Daha önce İzmir’de, Elazığ’da, Bozkurt’ta, Manavgat’ta milletimiz nasıl faizsiz, sabit fiyatlarla ev sahibi olduysa yine bu evlere de öyle sahip olacak. Bakınız İzmir’de afet konutlarının aylık taksiti 1600 lira, Elazığ’da taksitler sadece 1060 lira, Giresun’daki kardeşlerimiz afet konutları için 1400 lira ödüyor. Yani her bir kardeşimiz son derece sembolik rakamlarla ev sahipleri oldular. 11 ilimizdeki vatandaşlarımız da evlerine zorlanmadan çok uygun şartlarla faizsiz, sabit fiyatlarla kavuşacak. Son Kabine toplantımızda meseleyi enine boyuna değerlendirdik, titiz bir çalışmayla milletimiz için en uygunu neyse onu ortaya çıkardık" açıklamasında bulundu."455 bin konutun tüm altyapı bedellerini biz karşılıyoruz"Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen 11 ilde yapılan 455 bin konutun tüm altyapı bedellerini karşıladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Kalan fiyat üzerinden vatandaşlarımıza yüzde 50 indirim yapıyoruz, böylece altyapı dahil konut fiyatlarının yüzde 65’ini devletimiz ödüyor. Dahası 2 yıl ödeme almayacağız, vatandaşımız anahtarını teslim aldıktan 2 yıl sonra ödemeye başlayacak, 18 yıl boyunca da aynı fiyatla ödeyecek. Konutlarımızı ortalama 1 milyon 890 bin liralık fiyatla vatandaşımıza sunacağız. 3+1 konutlarımız için ayda 8 bin 750 lira taksit ödenecek, bu fiyat değişmeyecek, 18 yıl boyunca sabit, yani faizsiz olacak. Dediğim gibi ödemeler anahtarlar teslim alındıktan iki yıl sonra başlayacak. Vatandaşımıza bir alternatif daha sunuyoruz, peşin ödemek isteyen olursa Meclisimizde düzenleme yapacağız, 484 bin liradan, yani neredeyse dörtte bir fiyatına vatandaşlarımız bu evleri alabilecek. Bunu alırken kredi kullanmak isteyen vatandaşımıza da kamu bankalarımız gerekli kolaylığı sunacak. Yine köy evlerimizde altyapı maliyetlerini karşılayacak, ayrıca maliyet üzerinden yüzde 50 indirim yapacağız. Orada da ödemeler 18 yıl boyunca 8 bin 100 lira sabit taksitle olacak. Yine peşin almak isteyen vatandaşımız köy konutlarımızı da 448 bin liradan peşin olarak alabilecekler. Açıkladığımız ödeme rakamlarının hayırlı, uğurlu olmasını diliyoruz. Vatandaşlarımız yeni evlerinde huzurla, güvenle, güle güle otursunlar diyoruz" şeklinde konuştu."Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız"Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"biz siyaseti kendi ikbalimiz için değil, 86 milyonun her bir ferdinin huzuru, güvenliği, müreffeh ve mutlu yarınları için yapıyoruz. 24 yıldır siyaset arenasında niçin bulunduğumuzu, milletimizin bu görevlere bizleri hangi sebeplerle getirdiğini, mukaddes emanetini niçin bize tevdi ettiğini asla unutmadık, unutmuyoruz, hiçbir zaman da unutmayacağız. Buradaki arkadaşlarımla, teşkilatımızdaki tüm kardeşlerimle her zeminde hizmet etmenin, siyaset üretmenin, millete hizmet sancağını daha yükseğe çıkartmanın mücadelesi içindeyiz. Cumhur İttifakı olarak terörsüz Türkiye sürecini yine bu tasavvurla başlattık. Yaklaşık 16 aydır gizli-açık çeşitli sabotaj girişimlerine rağmen hamdolsun süreci başarıyla yürüttük. İttifak olarak dayanışma halinde, strateji ve taktik birliği içinde en kritik kavşaklarda cesaretli davranarak, gerektiğinde riske girerek süreci bugünlere kazasız, belasız getirdik. Suriye’nin kuzeyindeki belirsizliğin ortadan kalkması ve tam entegrasyonun sağlanmasına paralel olarak inşallah sürecin yükü daha da hafifleyecek, belli başlı konularda çok daha seri yol alma imkanı doğacaktır. İlgili kurumlarımız sınırlarımızın ötesindeki gelişmeleri titizlikle takip ediyor. Tarihi bir sorumluluk üstlenen Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonumuz nihai raporunu tamamlamak üzere. Komisyonda yer alan siyasi partilerin yapıcı katkılarıyla raporun tekemmül ettirileceğine inanıyorum. Şurası bir gerçek ki, raporun açıklanmasını müteakip siyaset kurumuna daha fazla görev ve sorumluluk düşecektir. Milli iradenin tecelligahı olan Meclisimiz inşallah sürecin yeni aşamasında da vazifesini güvenle yapacaktır. Biz AK Parti olarak ilk günden beri olduğu gibi mesuliyet bilinciyle hareket edeceğiz, her zamankinden daha yapıcı, daha kuşatıcı olacağız. Ülkemize sadece ekonomik maliyeti 2 trilyon doları bulan bu sorunun kalıcı biçimde çözülmesi için gövdemizi taşın altına koymaktan çekinmeyeceğiz. Elbette bu süreçte aziz şehitlerimizin, gazilerimizin ve hepsi birer metanet timsali olan şehit yakınlarımızın başını yere asla eğdirmeyecek, Türkiye’nin terörsüz istikbali için en doğru olanı kararlılıkla yapacağız."Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevlerini devreden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya bugüne kadarki hizmetleri için teşekkür etti. Ayrıca Erdoğan, görevi devralan yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek ile İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’ya muvaffakiyetler temenni etti.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Ak Kadınlar her zaman Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 12:45 AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Büyükgümüş: "Ak Kadınlar her zaman Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur" AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Ak Kadınlar her zaman davamızın, teşkilatımızın ve iktidara gelmemizle birlikte de Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur" dedi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından, teşkilatın kurumsal hafızasını güçlendirmek ve Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda yeni politikalar üretmek amacıyla ‘Köklerden Geleceğe Teşkilat Çalıştayı’ düzenlendi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın da katıldığı program AK Parti Genel Merkezi’nde gerçekleştirildi. Çalıştayda konuşan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Teşkilat Başkanı Ahmet Büyükgümüş, "Ak Kadınlar her zaman davamızın, teşkilatımızın ve iktidara gelmemizle birlikte de Türkiye’deki büyük dönüşümün öncüsü olmuştur. Verdiğiniz emekle sahada ortaya koyduğunuz cesaretle Ak davamızın bugünlere gelmesinde en büyük emeklerden biri şüphesiz kadınlara ve kadın kolları teşkilatımıza aittir" ifadelerini kullandı. "Bu toplantıda alınacak kararlar Türkiye yüzyılı hedeflerinde en büyük güç ve güven kaynağımız olacak" Verilen mücadeleyle birlikte güçlü bir hafıza ve geleceğin oluştuğunun farkında olduklarını aktaran Büyükgümüş, "Ancak burada duramayız. Dünyada büyük değişimler meydana gelirken aile, demografi, kadınların çok daha güçlü bir şekilde öncülük etmesi gereken bir geleceğin arifesindeyiz. O yüzden bugün sadece sahadaki gücümüzle, kararlılığımızla var olmanın değil aynı zamanda yeni fikirlerle, milletimizi buluşturacak yeni projelerle yola ‘her dem yeniden doğarız’ diyerek yeniden yollara revan olma vakti. O yüzden özellikle bugün final niteliğindeki bu toplantıda alınacak kararların ortaya koyulacak iradenin ve inşallah sahada öncelikle Ak Kadınlarla birlikte ama tüm teşkilatımızla birlik ve beraberlik halinde uygulamaya geçecek bu fikirler Türkiye yüzyılı hedeflerinde de bizim açımızdan en büyük güç ve güven kaynağımız olacak" şeklinde konuştu. "Türkiye’nin geleceğine Ak Kadınlar damgasını vurmaya devam edecek" Çalışmalarına kararlılıkla devam edeceklerini vurgulayan Büyükgümüş, "Biz Ak Kadınlarla beraber mücadele etmeye, Ak kadınların öncülük ettiği şehirlerde politikalar çerçevesinde yaşamaya her zaman gurur duyduk ve gurur duymaya da devam edeceğiz. Kim ne derse desin, kim gönlünden ne geçilirse geçilsin Türkiye’nin geleceğine Ak Kadınlar damgasını vurmaya devam edecek" dedi. "Bu süreç, teşkilat tarihimiz açısından kalıcı ve kıymetli bir istişare tecrübesi olarak kayda geçmiştir" AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, çalıştayların; aile yapısının güçlendirilmesi, kadın politikalarının sahadaki yansımalarının bütüncül bir bakışla değerlendirilmesi ve teşkilat mensupları arasında istişare kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla gerçekleştirildiğini dile getirerek "Kadın kolları teşkilatlarımızın köklerinden aldığı değerleri geleceğe taşıma hedefiyle yürütülen bu süreç yalnızca bu güne dair değerlendirmeler sunmakla kalmamış aynı zamanda teşkilat tarihimiz açısından kalıcı ve kıymetli bir istişare tecrübesi olarak kayda geçmiştir" ifadelerini kullandı. AK Parti’nin yalnızca bir siyasi parti değil aynı zamanda güçlü bir gönül hareketi ve adanmışlık hikayesi olduğunu anlatan Ercan, "Bu yüksek katılım, teşkilatımızdaki ‘vefa kültürünün’ ve ‘kurumsal hafızanın’ siyasetteki en güçlü karşılığıdır. Yıllarını bu davaya vermiş ablalarımızın, kardeşlerimizin aynı heyecanla masanın etrafında toplanması, AK Parti’nin neden ‘milletin partisi’ olduğunun en somut kanıtıdır" değerlendirmesinde bulundu. "Amacımız, önümüzdeki dönemi daha güçlü kılacak adımları netleştirmek" Çalıştay boyunca katılımcılara; Aile nüfus on yılı kapsamında hayata geçirilebilecek çalışmaların neler olması gerektiği, AK Parti’nin kadın politikalarına dair hangi konu başlıklarını ön plana çıkarması gerektiği ve 2028 seçimlerine yönelik seçim stratejilerinin hangi eksenlerde şekillenmesi gerektiği sorularının yöneltildiğini söyleyen Ercan, sözlerine şöyle devam etti: "Bütün bu başlıkların ortak bir hedefi var: Kadın teşkilatlarımızın sahadaki etkisini daha kapsayıcı, daha derinlikli ve daha sürdürülebilir kılmak. Amacımız; sadece mevcut durumumuzu tespit etmek değil, aynı zamanda önümüzdeki dönemi daha güçlü kılacak adımları netleştirmek, yol haritamızı daha sağlam temellere oturtmak ve teşkilatımızın potansiyelini en üst düzeyde harekete geçirmektir. Bu buluşma tamamlanan bir sürecin sonu değil daha güçlü adımların atılacağı yeni bir başlangıçtır. 81 ilimizde başlayan bu istişare süreci, bugün Ankara’da ortak akla ve ortak iradeye dönüşmektedir. Birazdan başlayacak oturumlarda; tecrübeyi gelecekle buluşturacak, sahadan gelen sesi merkeze alacak ve Türkiye Yüzyılı hedefine yakışır bir yol haritasını hep birlikte şekillendireceğiz."