POLİTİKA
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" 08 Mayıs 2026 Cuma - 16:08:53 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Türkiye, istiklaline kast edeceklerin bileğini bükecek kudrete sahiptir" - "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı" "Bugün Türkiye yeni nesi savaş, uçağını, SİHA’larını, elektronik harp sistemlerini, tankını, savaş gemilerini inşa eden, denizin derinliklerinden uzayın boşluğuna kadar her alanda yazılım ve kendi sistemleri yapan bir ülkedir"- "Türkiye Savunma Sanayi’nde yüzde 80 oranında dışa bağımlı bir ülkeydi. Dışa bağımlığımızı tersine çevirdik. 2025 yılında ihracatta ilk defa yılda 10 milyar doların üzerine çıktık"- "Nisan ayı ihracat rakamları geçen yılki ivmenin devam ettiğini gösteriyor. Savunma ihracatımız Nisan ayında 962 milyon dolara çıktı. Geçen yıla göre yüzde 28 artış oldu. İlk 4 ayda 2 milyar 871 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik"- "Kısa vadede hedefimiz 11 milyar doları aşarak bu alanda ilk 10 ülke arasına girmek"- "Dost, kardeş ve müttefiklerimize güven veren bu başarı hikayesini yazmak kolay olmadı. Ambargolarla kısıtlamalarla önümüz kesilmek istendi. Parasını ödediğimiz sistemleri vermedikleri günler oldu. Sadece dışardan değil içerden de ihanete, kumpasa maruz kaldık. İçimize yerleşmiş ve yerleştirilmiş Truva atlarının sabotajları ile mücadele ettik"- "Kimi zaman ekonomiyi eğip bükerek, kimi zaman "balıklar ürküyor" gibi komik hamlelerle savunma sanayimizi engellemeye çalıştılar" (İSTANBUL) - İstanbul Fuar Merkezinde düzenlenen SAHA EXPO 2026 kapanış programında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "İmzalanan 182 anlaşma ile toplam 8 milyar dolarlık işlem hacmine ulaşıldı. Türk Savunma Sanayi artık yalnızca bölgesinde değil dünyada rağbet gören, güven veren, dikkatle izlenen bir ekosistem haline gelmiştir" dedi.
Başkan Tatık tamamlanan 5 yatırımı Tavaslıların hizmetine açıyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 18:06 Başkan Tatık tamamlanan 5 yatırımı Tavaslıların hizmetine açıyor Tavas Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Şehit Polis Veli Kabalay Çocuk Gelişim Merkezi, Emekli Kıraathanesi, Havuz Kafe, Kültür Sanat Evi Kafe ve Evlilik Ormanı projeleri 19 Eylül Cuma günü toplu açılış töreni ile vatandaşın hizmetine sunulacak. Tavaslı vatandaşların konfor alanını artırmak, sosyal yaşamlarını desteklemek ve çocukların daha iyi eğitim almaları amacıyla hayata geçirdiği Şehit Polis Veli Kabalay Çocuk Gelişim Merkezi, Emekli Kıraathanesi, Havuz Kafe, Kültür & Sanat Evi Kafe ve Evlilik Ormanı projelerinin yapımı tamamlandı. Tavas Belediyesi tarafından ilçeye kazandırılan 5 proje toplu açılış töreni ile vatandaşın hizmetine sunulacak. Toplu açılış programı 19 Eylül Cuma Günü Tavas Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek. Gece gündüz demeden Tavas’a daha iyi hizmet sağlamak amacıyla aralıksız devam ettiklerini belirten Tavas Belediye Başkanı Kadir Tatık, "Tavas Belediyesi olarak ilçemize kazandırdığımız; Şehit Polis Veli Kabalay Çocuk Gelişim Merkezi, Emekli Kıraathanesi, Havuz Kafe, Kültür Sanat Evi Kafe ve Evlilik Ormanı’mızın Toplu Açılış Törenini büyük bir coşkuyla gerçekleştireceğiz.19 Eylül 2025 Cuma günü saat 16.00’da Tavas Belediyesi Kültür Merkezimizde düzenleyeceğimiz Toplu Açılış Törenimize tüm halkımız davetlidir" ifadelerini kullandı.
AK Parti Aydın İl Başkanı Erdem: "Büyükşehir meclisi hizmet platformudur, protesto alanı değildir"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 17:26 AK Parti Aydın İl Başkanı Erdem: "Büyükşehir meclisi hizmet platformudur, protesto alanı değildir" AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, parti binasında yaptığı basın açıklamasında, "Aydın BŞB meclis toplantısı bir hizmet ve kalkınma platformudur. Eylem ve protesto alanı değildir" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi’nin yaşanan tartışmaların ardından ikinci kez ertelenmesinin ardından AK Parti Aydın İl Başkanı Mehmet Erdem, parti binasında belediye başkanları ile birlikte basın açıklamasında bulundu. "12 Eylül 2025 Cuma günü gerçekleştirilen Aydın Büyükşehir Belediye (BŞB) Meclis Toplantısı’nı CHP grubu provake ederek, eylemle gösteri yapmıştır. Aydın BŞB meclis toplantısı bir hizmet ve kalkınma platformudur. Eylem ve protesto alanı değildir" diyerek konuşmasına başlayan Erdem, CHP grubunun yapılması planlanan hizmetlere ret oyu vererek, vatandaşların hizmet almasını engellediğini ifade etti. Erdem açıklamasında, "Meclis Başkanlık Divanı’na kalem ve su şişesi fırlatılması, alınacak kararların önünü kesmek adına sürecin bilinçli şekilde tıkanması, demokratik teamüllere ve siyasetin saygınlığına gölge düşürmüş, Aydın halkının beklediği hizmetlerin önünü kapatmıştır. 16 Eylül 2025 Salı günkü toplantı öncesi gerekli tedbirler alınmış Cuma günü yaşanan olayların tekrar etmemesi sağlanmıştır. Gerçekleştirilen meclis oturumunda CHP Grubu, Aydın’ın geleceğini şekillendirecek ve vatandaşlarımızın yaşam kalitesini doğrudan yükseltecek hayati yatırımlara ret oyu kullanmıştır. Bu yatırımlar arasında, Şehir Hastanesi’ne yeni bağlantı yollarının yapılması, Yeni Dörtyol Köprülü Kavşağı projesi, 17 ilçede sıcak asfalt çalışmaları, Köy yollarının asfalt kaplama çalışmaları, Yeni evsel atık depolama ve bertaraf tesislerinin inşası, Efeler kuzey çevre yolunun kamulaştırma kararı, Didim’e yeni şehirlerarası otogar yapılması, Tralles Antik Kenti kazı çalışmalarına destek verilmesi gibi toplamda yaklaşık 2 milyar liralık yatırım paketi bulunmaktadır. Ayrıca imar komisyonuna sevk edilen tüm değişiklikler trafo merkezi kurulacak alanlardır. Bu projelerin her biri, Aydın’ın ulaşım altyapısından çevre sağlığına, turizmden şehircilik hizmetlerine kadar geniş bir alanda kente değer katacak, istihdamı artıracak ve vatandaşlarımızın yaşamını kolaylaştıracak niteliktedir. Ancak CHP Grubu’nun sorumsuz muhalefet anlayışı, Aydın’ın geleceğini ipotek altına alan bir engel olarak karşımıza çıkmıştır. Aydın’ın artık kısır çekişmelere ve anlamsız gösterilere kaybedecek tek bir günü yoktur. Şehrimizin hak ettiği yatırımlara kavuşması, vatandaşlarımızın kaliteli hizmetlere erişimi ve geleceğe güvenle bakabilmesi için herkesin sorumlu ve sağduyulu davranması gerekmektedir. Bu noktada bir kez daha vurgulamak isteriz ki; AK Parti olarak Aydın’ın kalkınmasına engel çıkaran her girişimi milletimizin vicdanına havale ediyor, halkımızın takdirine sunuyoruz" dedi.
BBP Genel Başkanı Destici: "Müslümanlar sabreder ama günü geldiğinde Kudüs’ün hesabını sorar"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 17:01 BBP Genel Başkanı Destici: "Müslümanlar sabreder ama günü geldiğinde Kudüs’ün hesabını sorar" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "İsrail bilmelidir ki, Müslümanlar sabreder ama günü geldiğinde Kudüs’ün de, Filistin’in de, Gazze’nin de elbette hesabını bir gün sorar" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, parti genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında İsrail’in 7 Ekim 2023’ten bu yana Gazze’ye yönelik şiddetli saldırılarını kınayarak, İslam ülkelerinin bu saldırılar karşısında sessiz kaldığını ve bu durumdan dolayı tepkili olduğunu dile getirdi. Destici, İslam ülkelerinin İsrail’e karşı daha sert yaptırımlar uygulaması gerektiğini de sözlerine ekledi. "İsrail’in Savunma Bakanlığı’nın ‘Gazze’yi yok edeceğiz’ sözleri dünyaya açıkça bir tehdittir" İsrail’in Filistinlileri açlığa ve susuzluğa mahkum bıraktığını belirten Destici, "7 Ekim 2023’ten bu yana ölenlerin sayısı resmi rakamlara göre 65 binin üzerindedir. Gayriresmi rakamlar bunun 100 binin üzerinde olduğunu ifade etmektedir. Hepsine Allah’tan rahmet diliyorum. İnanılmaz bir mücadele sergiliyorlar. İnsanlığa ve Müslümanlara ders veriyorlar. Yeryüzüne büyük bir ders vererek savunmalarını ve mücadelelerini devam ettiriyorlar. Soykırımcı İsrail Savunma Bakanlığı’nın ‘Gazze’yi yok edeceğiz’ şeklindeki sözleri dünyaya açıkça bir tehdit ve soykırımın itirafıdır. Aslında dünyadan ziyade İslam dünyasına bir tehdittir. ‘Biz yok edeceğiz, siz de hiçbir şey yapamayacaksınız’ demektedir. Bu saldırılar insanlık değerlerini, uluslararası hukuku ve vicdanı ayaklar altına almaktadır. Gazze’de çocuklar, kadınlar, yaşlılar katledilmektedir. İnsanların evlerinden zorla çıkartılması, göçe zorlanması asla kabul edilemez. Burada bir savaş değil, topyekun bir yıkım ve yok etme siyaseti uygulanmakta, dünyanın gözleri önünde soykırım yapılmaktadır. Büyük Birlik Partisi olarak her zaman mazlum Filistin halkının yanındayız. Bu mesele sadece Filistin’in, Gazze’nin değil, sadece Kudüs’ün değil, insanlığın vicdanının, ümmetin meselesidir. Sessiz kalmak zalimin safında yer almaktır" diye konuştu. "Sessiz kalan İslam ülkeleri, soykırımcı İsrail’in safında yer almaktadırlar" İslam ülkelerinin İsrail’in soykırımına gerekli tepkileri vermediklerini ve bu durumun neredeyse 3 yıldır devam ettiğini ifade eden Destici, "Bugün sessiz kalan İslam ülkelerinin sözde liderleri açıkça terörist soykırımcı İsrail’in safında yer almaktadırlar. İsrail’e yönelen füzeleri, bombaları kendi hava sahalarında imha edip, İsrail’in Müslümanlara gönderdiği füzelere yol verenler, terörist İsrail’in, soykırımcı İsrail’in yol arkadaşlarıdır. Onlar sözde Müslüman’dır. Büyük Birlik Partisi olarak ve Türk milleti olarak terörist İsrail’in Gazze’ye yönelik bu yeni kara saldırısını da en güçlü şekilde kınıyoruz, lanetliyoruz. Uluslararası toplum artık ikiyüzlü tavrını bırakmalı, bu zulme karşı net bir duruş sergilemelidir. Birleşmiş Milletler sadece açıklama yapmakla yetinmemeli, fiili yaptırımlarla İsrail’i artık durdurmalıdırlar. Birkaç gün önce İslam İşbirliği Teşkilatı Katar’da toplandı. Cumhurbaşkanımızın konuşmalarının dışında güçlü bir tepki duyuldu mu İsrail’e karşı? Toplantının sonucu ne? Var mı sonuç? Türkiye’nin ‘İsrail’e tam bir ambargo uygulansın’ teklifi kabul edilmedi. Bu sözler Türkiye dışında başkası tarafından tekrar edilmedi. Tıpkı Cumhurbaşkanımızın dediği gibi ‘İsrail artık laftan anlamıyor’. İsrail’e karşı tüm İslam ülkeleri İspanya’nın gösterdiği tavrı gösteremiyorlar. İspanya gibi net tavır ortaya koyan dünya ülkelerini de yanına alarak İsrail’e karşı net bir tavır, karşı duruş, ilişkileri kesmek ve tamamen ambargo koymak gerekir. Büyük Birlik Partisi olarak susmadık ve susmayacağız. Boyun eğmedik ve eğmeyeceğiz. Filistin halkının yanında, Gazzeli kardeşlerimizin yanında, Kudüs davasının arkasında dimdik durmaya devam edeceğiz" dedi. "Kudüs, üç dinin de kutsal kabul ettiği bir şehirdir" Kudüs’ün üç din tarafından önemli görülen manevi bir şehir olduğunu ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun bu durumu görmezden geldiğini belirten Destici, "Kudüs, üç dinin de kutsal kabul ettiği bir şehirdir: Müslümanlık, Hristiyanlık ve Yahudilik. Gidip görenler, bunu çok net bir şekilde de anlar. Ancak biz Müslümanlar için özel bir manevi değere sahiptir. Çünkü bizim ilk kıblemizdir. Sevgili Peygamberimiz Hazreti Muhammed Mustafa (sav) oradan Mirac’a yükselmiştir. Bu yüzden Müslümanlar için vazgeçilmezdir. İsrail bilmelidir ki Müslümanlar sabreder ama günü geldiğinde Kudüs’ün de, Filistin’in de, Gazze’nin de elbette hesabını bir gün sorar. Bu hakikati görmezden gelmek ve siyasi söylem malzemesi haline getirmek, bu gerçekleri asla değiştirmeyecektir. Kudüs hiçbir şekilde tek taraflı politikaların ve siyasi çıkarların konusu olamaz. Türkiye, Kudüs’ün barış ve adalet temelinde korunması yönündeki kararlı duruşunu sürdürecektir. Filistin halkının haklı davası, uluslararası toplumun ortak vicdanı olmaya devam edecektir" dedi. Düzenlenen basın toplantısının ardından Destici, basın mensuplarına ve partililere üzüm ikramında bulundu ve sohbet etti.
DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:44 DEM Parti Grup Başkanvekili Koçyiğit: "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor" DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, "Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor" dedi. DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun somut adımlar atması gerektiğinin altını çizerek, ’Terörsüz Türkiye’ sürecinde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemelere değindi. Koçyiğit, "Sayın Öcalan’ın çağrısının derinleşmesi, ilerlemesi ve sonuç alması için Meclis Komisyonu’nun, biz milletvekillerinin ve siyaset kurumunun da üzerine düşen sorumluluğu derhal yerine getirmesi gerekiyor. 1 Ekim olmadan sürecin ihtiyacı olan yasaların genel çerçevesinin en azından bu komisyonda konuşulması ve ihtisas komisyonlarına genel çerçevenin aktarılması gerektiğini düşünüyoruz. Bu daha fazla ertelenmeyecek, ötelenmeyecek bir zorunlu süreç olarak önümüzde duruyor. Yoksa aksi takdirde komisyon kendi varlık gerekçesine uygun bir pratik sergilememiş olacaktır. Bu da süreci sekteye uğratacaktır. 11 Temmuz’da silah yakan Barış ve Demokratik Toplum Grubu ülkeye dönemedi. Çünkü bizim bir yasamız yoktu. Çünkü Meclis bir yasa yapmadı, bunun yasal ve hukuki zeminini yapmadı. O zaman buradan sormamız gerekiyor, öncelikli işimiz nedir komisyon olarak? Bizim gerçek anlamda silah bırakanların ülkeye dönüşünü sağlayabilecek ve bugüne kadarki bütün hukuki sorumlulukları ortadan kaldıracak bir yasal düzenlemeyi hızla tartışmamız ve pratik adımları atmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. Koçyiğit, iki temel talepleri olduğunu söyleyerek, "Birincisi hızlı bir şekilde komisyonun bir alt komisyonuna adaya gitmesi ve sürecin baş aktörü olan Sayın Öcalan’la görüşmesi, bu konuda cesur olması, sorumluluk alması. İkincisi 1 Ekim’e çok az bir zaman kaldı. Hızlı bir şekilde sürecin ihtiyacı olacak yasal düzenlemelerin çerçevesini tartışmaya başlamamız ve bu konuda da hızla ilerleme sağlamamız gerekli" şeklinde konuştu. Koçyiğit, başka yöntemlerin düşünülüp düşünülmediğine ilişkin soruya, "Burada süreci yürüten baş aktör olarak Sayın Öcalan bulunuyor. O zaman çok açık ve net; gidilmesi, konuşulması, tartışılması gerekiyor. Başka formülleri hiç konuşmadık ve doğru olacağını da düşünmüyoruz. Bizim milletvekilleri olarak tüm cezaevlerine gidip istediğimiz tutukluyla görüşme hakkımız var. O yüzden buna farklı anlamlar yüklenmesini, bunu bir ayağa gitmek olarak değerlendirmenin kendisini yanlış görüyoruz. O zaman tamam açın İmralı’nın kapılarını, Sayın Öcalan gelsin Meclis’te konuşsun. Açın İmralı’nın kapılarını, Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü sağlayın, o düşüncelerini gelsin komisyona anlatsın, gelsin bize anlatsın. Bugün böyle bir koşul yoksa ortada o zaman komisyonun doğal olarak İmralı’ya gitmesi ve Sayın Öcalan ile konuşması gerekiyor. Herhangi bir dönemde değiliz, o yüzden cüret etmek, cesaret etmek gerekiyor. Sorumluluk almayan bir komisyonun Kürt sorununun demokratik çözümünde ne kadar katkı sunacağını da hepimizin sorması gerekiyor. Bu komisyon süreçteki en önemli eşiklerden bir tanesiydi" dedi.
Günel; Meclis toplantılarının canlı yayınlanmasını istedi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:36 Günel; Meclis toplantılarının canlı yayınlanmasını istedi Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili ve Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, yaptığı basın açıklaması Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi toplantılarının canlı yayınlanmasını istediklerini belirtti. Bu talebi Aydın için ve CHP grubunda yer alan 47 Meclis üyesi adına dile getirdiğini kaydeden Ömer Günel, "Cumhuriyet Halk Partisi grubunun saklayacak bir şeyi olsa, böyle bir talebi olmaz. Halkın her şeyi görmesini istiyoruz. Biz hukuk çerçevesinde bize güvenen, partimize 344 bin üç oy veren Aydın halkının hakkını, hukukunu korumaya devam edeceğiz" dedi. Meclis toplantısı sırasında kendisine söz verilmediğini ve bu uygulamanın Meclis teamülleri ve çalışma yönetmeliğine aykırı olduğunu da ileri süren Aydın Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkan Vekili ve Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel "Bir partinin temsilcisi konumunda olan meclis grup başkan vekiline meclis başkanı söz vermek zorundadır. Cumhuriyet Halk Partisi grubunun çalışma isteği, Aydın’a hizmet arzusu var. En ufak bir blok muhalefet irademiz yok, kararımız yok. Tüm yetkililere, tüm arkadaşlarım adına buradan bir kez daha çağrı yapıyorum. Her zaman sulhtan yanayız. Hiçbir zaman savaş, kavga ya da kaos bizim tarzımız değil. Kaos hizmet üretmek istemeyenlerin yöntemidir. Küfür, hakaret söylenecek sözü olmayanların yöntemidir. Bizim böyle bir yöntemimiz yok. CHP Grup Başkan Vekiline söz verilmemesi sadece 47 meclis üyesinin susturulması değildir, 344 bin üç oyun susturulması demektir. Bunu herkes böyle bilsin" ifadelerine yer verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:22 Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Bağlıca’da düzenlenen Dışişleri Bakanlığı Yerleşkesi temel atma töreninde konuştu. Yerleşkenin hayırlı olmasını dileyen Erdoğan, "Sözlerimin hemen başında, isimleri Cebeci Asri Mezarlığı’ndaki kitabeyle birlikte milletimizin kalbine de şanla, şerefle ve elbette hüzünle yazılan tüm şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum. Rabbim ruhlarını şad, mekanlarını inşallah cennet eylesin. Yine buradan sizlerin vasıtasıyla dünyanın dört bir yanında devletimizi başarıyla temsil eden, bayrağımızı gururla dalgalandıran diplomatlarımıza sevgilerimi, saygılarımı gönderiyorum. Mevla işlerini kolaylaştırsın, yar ve yardımcıları olsun" dedi. Dışişleri Bakanlığı’nın Doktor Sadık Ahmet Caddesi üzerindeki binasının 1988 yılından beri tam 37 yıldır kuruma hizmet verdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu binanın Bakanlığın son yıllarda genişleyen vizyonuna, artan ihtiyaçlarına ve personel sayısına cevap vermekte yetersiz kaldığını söyledi. Bu sorunu aşmak amacıyla geçici çözüm olarak Bakanlık birimlerinin Ankara’nın farklı yerlerine dağıtılması hususunun gündeme geldiğini ancak bunun sorunu tam olarak çözemediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Farklı birimlerin mekânsal bakımdan birbirinden kopuk olması; hem iç işleyişte, hem hizmetlerin etkinliğinde çeşitli güçlükleri beraberinde getirdi. Aslında bir süredir Bakanlığımızı, üstlendiği görevlerin ve temsil ettiği misyonun ağırlığına uygun, modern bir yerleşkeye kavuşturmak istiyorduk. Nasip bugüneymiş. En sonunda içimize sinen bir projeyle inşallah bu ihtiyacı gideriyoruz" açıklamasını yaptı. Yeni hizmet binasıyla ilgili bilgileri paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bakanlığımızın yeni yerleşkesi, toplam 548 bin metrekare büyüklüğünde bir arsa üzerinde konumlanıyor. Eskişehir yolu ile Bağlıca Bulvarı’nın kesişim noktasında inşa edilecek yeni hizmet binamız, çevredeki diğer kamu kurumlarına da yakın olacak" dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 334 bin 500 metrekare kapalı alana sahip yerleşkenin protokol bloğu ofis yapıları, konferans merkezi olmak üzere üç ana kısımdan oluşacağını bildirdi. Erdoğan, "Bunun 203 bin metrekaresi toprak üstü, 131 bin 500 metrekaresi ise toprak altı hacimleri kapsıyor. Projenin toplam inşaat alanı ise 354 bin metrekareyi buluyor. Yerleşke, günlük 6 bin kişiye hizmet verecek bir kapasiteyle tasarlandı. Bin 600 araçlık kapalı otoparkı, 750 kişilik konferans salonu 2 bin 600 kişilik yemekhane ve çeşitli destek birimleri, 1 adet 80 kişilik ve 2 adet 40 kişilik basın toplantısı salonuyla yerleşkemiz; modern, konforlu ve organizasyonel verimliliği yüksek bir eser olacaktır" açıklamasını yaptı. "Ankara’ya yeni bir siluet, Türkiye’ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik" Yapının 360 bin metrekarelik yeşil alanı ve 146 bin metrekare büyüklüğündeki sert zemin düzenlemesiyle herkesin rahat edeceği, kullanıcı dostu, ekolojik ve estetik bir yapı olarak şehre değer kazandıracağını belirten Erdoğan, "Mimarideki ’biçim işlevi takip eder’ ilkesine biz bu projede ’biçim gücü ifade eder’ anlayışını da ekledik. Böylece başkent Ankara’ya yeni bir siluet, Türkiye’ye dış ilişkilerde güçlü bir mimari temsil kazandırmayı hedefledik. Ülkemizin küresel duruşunu yansıtan, güçlü, modern ve kalıcı bir eser olan bu yerleşkenin, şehrimizin simgelerinden biri olacağına inanıyorum. Her bakımdan iftihar verici bir projeyi Dışişleri Bakanlığımıza kazandıracak olmaktan büyük mutluluk duyduğumuzu belirtmek istiyorum" diye konuştu. Hariciye teşkilatının asırlara dayanan geleneğiyle devletin yüz akı olmuş bir kurum olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devlet teşkilatı içinde tarih boyunca müstesna bir mevkiye sahip olan Bakanlığın aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı olduğunu sözlerine ekledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dışişleri Bakanlığının tarihine, misyonuna ve temsil sorumluluğuna layık, ihtiyaçlarına göre tasarlanan müstakil bir hizmet binasına kavuşacak olmasının çok kıymetli bir adım olduğunu dile getirdi. Yerleşkenin Türk diplomasisinin hafızasını, bugününü ve geleceğini aynı çatı altında buluşturacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bu proje inşallah Dışişleri Bakanlığımızın gurur tablosu olacak, şehrimizde yıldız misali parlayacak. Bugün attığımız temelin hızla yükselmesini ve hasretle beklediğinizi bildiğim projenin bir an önce tamamlanmasını yürekten temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. Projeye katkı yapan herkese tebriklerini ileten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uluslararası siyasetin giderek daha değişken, daha belirsiz ve öngörülmez bir hal aldığına dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel krizlere dikkat çektiği konuşmasında ,"Sık sık söylüyorum; bilhassa içinde bulunduğumuz bölgede her sabah gözlerimizi yeni bir krize açıyoruz. Hükümet olarak tüm bu krizleri, çatışmaları ve belirsizlikleri milletimizin âli menfaatlerine halel getirmeden başarıyla yönetmenin gayretindeyiz. Balkanlar’dan Orta Asya’ya, Afrika’dan Latin Amerika’ya, Avrupa’dan Asya-Pasifik’e kadar geniş bir coğrafyada istikrar ve işbirliğinin kökleşmesi için samimiyetle çaba harcıyoruz. Gerektiğinde sesimizi yükseltiyor, hakkı haykırıyoruz" dedi. "Her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz" Türkiye’nin yürüttüğü diplomasi ve barış çabalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Gerektiğinde çatışan tarafları aynı masa etrafında buluşturuyoruz. Gerektiğinde mekik diplomasisiyle krizleri daha fazla büyümeden çözmeye çalışıyoruz. Kimi zaman yumuşak gücümüzü, kimi zaman da sert güç yeteneklerimizi kullanarak, gelişmeleri ülkemiz lehine yönlendiriyoruz. Neticede her daim hakkın, hukukun, huzurun ve adaletin yanında yerimizi alıyoruz" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin diplomasi anlayışının artık herkes tarafından görülüp kabullenildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu dost-düşman fark etmeksizin artık herkes görmüş ve kabullenmiştir: Türkiye, güçlünün haklı olduğu değil, haklının güçlü olduğu bir dünyaya inanmakta ve böyle bir dünyanın mücadelesini vermektedir. ’Dünya beşten büyüktür’ tespitimiz bu mücadelenin küresel ölçekte adeta sembolü haline dönüşmüştür" açıklamasını yaptı. Türkiye’nin aynı zamanda dost ve müttefikleri için kara gün dostu bir ülke olduğunu ifade eden Erdoğan, "Deprem ve sel gibi doğal afetlerden kardeşlerimizin egemenliğini hiçe sayan mütecaviz eylemlere kadar, bu konudaki hassasiyetimizi farklı vesilelerle çok net ortaya koyduk. Başları dara düştüğünde dost ve kardeşlerimize yardım elimizi uzattık. Savunma sanayii kapasitelerini güçlendirmelerine yardımcı olduk. İkili işbirliklerimizi genişleterek ekonomik kalkınmayı destekledik. Hak ve çıkarlarını koruma çabalarında kendilerine her platformda destek verdik. Yani, büyük devlet refleksi neyi icap ettiriyorsa, biz de ona göre davrandık. İnşallah aynı ilkeli tavrımızı bundan sonra da sürdüreceğiz" değerlendirmesini yaptı. "Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz" Türk dış politikasının önceliklerinin istikrarı korumak, huzuru büyütmek, barışı sağlamak ve kardeşlik bağlarını güçlendirmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bizim boş lafla, mulagatla, ucuz polemikle işimiz olmaz. Biz, sınırlarımız içinde ve ötesindeki hedeflerimize kilitlenmiş durumdayız. Şunu altını çizerek ve aynı zamanda gururla belirtmek istiyorum: Bugün Türkiye; hem içeride, hem bölgesinde kendi oyununu kurma ve bunu kimin ne dediğine bakmadan uygulama kudretine sahip bir ülkedir. Tıpkı usta bir satranç oyuncusu gibi her hamlemizi en ince detayına kadar planlıyor; ardından soğukkanlılıkla hayata geçiriyoruz" şeklinde konuştu. "Biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz" "Hiçbir tahrik, bizi hedeflerimize ulaşmaktan alıkoyamayacaktır" diyen Erdoğan, "Allah’ın izniyle tuzağa düşmeyiz; provokasyona gelmeyiz; mikrofon ve klavye kabadayılarının kuru tehditlerine prim vermeyiz. Diplomasinin dili nezakettir; Türkiye’nin dış siyaseti de barış odaklıdır. Fakat bu demek değildir ki, hadsizlikler karşısında susacak, sinecek veya geri adım atacağız. Asla gerilimden beslenenlerin, bölgemizi kan deryasına çevirmek isteyenlerin, coğrafyamızda istikrarsızlığı körükleyenlerin karşısında tarih boyunca olduğu gibi bugün de, yarın da inşallah dimdik duracağız. Tekrar ediyorum biz zulme ve zalime boyun eğmeyiz" şeklinde konuştu. "Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir" Türkiye’nin İsrail’in vahşi saldırıları altında hayatta kalma mücadelesi veren Gazzeli mazlumların yanında olmasını kimsenin engelleyemeceğini bir kez daha vurgulayan Erdoğan, "Suriye’den Yemen’e, Lübnan’dan Katar’a İsrail haydutluğunun hedefi olan tüm kardeşlerimizle tam bir dayanışma içinde olmayı sürdüreceğiz. Faili ister örgüt ister devlet olsun, terör ve katliam bir akıl kilitlenmesidir. Bölgemizi esir alan bu kanlı kilit, inşallah eninde sonunda kırılacaktır. Zulümle, soykırımla, barbarlıkla, masum çocukların hayatları pahasına kendilerine güvenli bir gelecek inşa edeceklerini zannedenler; tarihteki niceleri gibi mutlaka kaybedecek, döktükleri kanda boğulacaklardır. Bundan kaçış, kurtuluş yoktur" dedi. "Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır" "Asırlarca İslam’ın bayraktarlığını üstlenen bir milletin efradı olarak, 400 yıl Kudüs-ü Şerife hizmetkarlık yapmanın şerefini yaşadık" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Netenyahu bunları bilmez. Buradan haykırıyorum, belki öğrenir. ’La ilahe illallah, İbrahim halilullah’ ifadesinde anlamını bulan hürmet, hikmet, hoşgörüyle bu övülmüş şehri, tüm inanç mensupları için yüzyıllar boyunca bir barış ve esenlik yurdu haline biz getirdik. Müslümanlar gibi Hristiyanların ve Musevilerin de hakkına riayet ettik. Bugün de şairin ifadesiyle kalbimizin yarısı Mekke, diğer yarısı Medine’dir; bunların üstünde de bir tül misali Kudüs vardır. Kudüs, bizimle birlikte 2 milyarlık İslam aleminin ortak davası, hafızası ve ortak mirasıdır. ’Arzın üstünde bir sancak, görkemli bir çınar’ olarak gördüğümüz Kudüs-ü Şerifi namahrem ellerin kirletmesine izin vermeyiz." "Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Netanyahu’nun söylemlerine sert tepki gösterdi. Türkiye’nin duruşundan asla taviz vermeyeceğinin altını çizen Erdoğan, "Biliyorum, Hitler özentisi tiplerin ’kuyruk acısı’ belki de hiç geçmeyecek. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızda, bundan 27 yıl önce ortaya koyduğumuz tavrı, belki de hiçbir zaman unutmayacaklar. Varsın onlar öfke nöbetleri geçirmeye devam etsin. Biz, Müslümanlar olarak Doğu Kudüs üzerindeki haklarımızdan tek bir geri adım dahi atmayacağız. Bütün semavi dinlerce kutsal kabul edilen Kudüs’ün tekrar barış, huzur ve güven şehri olması için mücadelemiz sarsılmaz bir azimle, hız kesmeden, gerilemeden, gevşemeden inşallah devam edecektir. Aynı şekilde 1967 sınırları temelinde başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, egemen, toprak bütünlüğü haiz bir Filistin Devleti’nin kurulması için de tüm gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor" Türkiye’nin Hariciye Teşkilatı’nın köklü geleneğine dikkat çeken Erdoğan, "1523’te Reisü’l-Küttablığın teşekkülüyle bugünkü manada temelleri atılan Hariciye teşkilâtımızın 500’üncü yıl dönümünü 2023’te idrak etmiştik. Bu köklü diplomasi mirası, milletimizin aklı, feraseti ve sabrı ile yoğrulmuş; daima saygı uyandırmış, örnek alınmıştır. Bugün burada, 2025 senesinde, bu yeni karargâhın temellerini atarken, aynı birikimin üzerine yenilerini ekliyoruz. Sizlerin de görevlerinizi bilgi, yetkinlik, fedakârlık ve özgüvenle beş asırlık Hariciye müktesebatının yanı sıra, 2000 yılı aşan devlet geleneğimizin rehberliğinde yerine getireceğinize gönülden inanıyorum. Milletimizin Bakanlığımızdan beklentisi her zaman yüksek olmuştur. Bugün de karşı karşıya bulunduğumuz tehditlerin büyüklüğü, bu beklentiyi daha da artırmaktadır. Bakanlığımızın bu beklentiyi karşılama noktasında en küçük bir zafiyete düşmeyeceğini çok iyi biliyorum. Dışişleri Bakanlığımız, bugün dünyanın hatırı sayılır diplomasi merkezleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Birazdan temelini atacağımız yerleşkemizin de hizmete girmesiyle inşallah Bakanlığımızın çalışma imkan ve kabiliyetleri daha da artacaktır. Yerleşkemiz tamamlandığında Türkiye’nin küresel barış, istikrar ve adalet için verdiği mücadelenin yeni üssü haline gelecektir" dedi. Burada alınacak kararlar, yürütülecek müzakereler ve tüm dünyaya verilecek mesajların Türkiye’nin küresel vizyonuna güç katacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Temel atma törenini gerçekleştirdiğimiz bu hizmet binasının Hariciye Teşkilatımıza layık, ikonik bir eser olacağından hiçbir şüphe duymuyorum. Böyle bir projeye öncülük eden Dışişleri Bakanımızı; projeye destek veren Çevre Bakanımızı, projeyi yürütecek olan TOKİ Başkanlığımızı bir kez daha tebrik ediyorum" diye konuştu. Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende inşaatın süresi ile ilgili müteahhit firmadan bilgi aldı. Yerleşkenin yapımını üstlenen firmanın yetkilisine çalışmaların ne kadar sürede tamamlanacağını soran Erdoğan, “2 yılda tamamını bitireceğiz efendim” cevabını aldı. Bunun üzerine Erdoğan, “2 yılda tamamını bitireceksin. Bu çok önemli. Ekran dışında salonda olanlar buna şahit. Ama bir de Türkiye geneli buna şahit” dedi. Yaşanan diyalog törene katılanları gülümsetti.
Bakan Fidan: "Dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında modern bir karargaha sahip olacaktır"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 16:00 Bakan Fidan: "Dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında modern bir karargaha sahip olacaktır" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin stratejik öneme sahip olduğunu dile getirerek, "Kimi zaman başka kurumların çatısı altında, kimi zaman farklı binalara dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında çağın ihtiyaçlarına cevap veren modern bir karargaha sahip olacaktır" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin temel atma töreninde konuştu. Projeyi 9 Ağustos 2024 tarihinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunduklarını belirten Bakan Fidan, Dışişleri Bakanlığı’nın yeni yerleşkesinin stratejik öneme sahip olduğunu dile getirerek, "Kimi zaman başka kurumların çatısı altında, kimi zaman farklı binalara dağılmış halde hizmet eden bakanlığımız artık tek çatı altında çağın ihtiyaçlarına cevap veren modern bir karargaha sahip olacaktır. Yeni yerleştiğimiz bu bakımdan stratejik önemi haiz bir projedir. Bugün temellerini attığımız yerleşkeyle dış politikamızın kurumsal mekanını çağımıza ve vizyonumuza uygun şekilde yeniden tasarlıyoruz. Yeni yerleşkemiz diplomasi anlayışımızın dönüşümünü, kurumsal gücümüzün katlanarak artışını, çağı yakalama ve ötesine geçme irademizi ve Türkiye yüzyılı hedeflerine yürüyüşümüzü sembolleştiren bir eser olacaktır. Devletimizin uluslararası arenadaki vakarının yansıyacağı bu mekan, diplomasi tarihimizde yeni bir sayfa açarken geçmişten tevarüz eden birikimimizi de yarınlara taşıyacak güçlü bir sembol olacaktır. Zat-ı devletlerinin ifade ettikleri üzere bizim alametifarikamız eser ve hizmettir" ifadelerini kullandı. Hariciye için azameti, işlevi ve sembolik değeriyle müstesna bir merkez inşa edildiğine dikkati çeken Bakan Fidan, "Yerleşkemiz iki etapta tamamlanacak. İlk etabın 550 gün içinde, tamamının ise inşallah 3 yıl içerisinde hizmete girmesi hedeflenmektedir. Sayın Cumhurbaşkanım, küresel ve bölgesel ölçekte karşı karşıya kaldığımız güçlü ve etkin bir dış politika ihtiyacını daha da görünür kılmaktadır. Bakanlığımızın sürekli değişen ve evrilen bir dünyada daha verimli çalışabilmesi ve meydan okumalara etkin bir şekilde cevap verebilmesi için daima kendini yenileyen, çağa uyum sağlayan bir yapıda olması gerekiyor. Bu sebeple kurumsal olarak gelişimi önceliyor, kendimizi sürekli gözden geçirerek, yenileyerek vazifemizi en güzel şekilde ifa etmeye gayret ediyoruz. Bu çerçevede zat-ı devletlerinin yüksek tensipleriyle mevzuatımızı güncelledik. Teşkilat yapımızı, personel ve terfi politikalarımızı çağımızın ihtiyaçlarına cevap verebilecek hale getirdik" diye konuştu. "Kapsamlı diplomatik münasebetlere uzanan bir evrim yaşanmıştır" Türkiye’nin yurt dışındaki ağını genişlettiklerini aktaran Bakan Fidan, şu ifadelere yer verdi: "263 dış temsilciliğimizle dünyanın en geniş üçüncü diplomasi ağına sahibiz. Sayın Cumhurbaşkanım, modern diplomasinin teşekkülüyle birlikte 17. ve 18. yüzyılların teammülleri yerini yeni usullere ve daha kurumsal yöntemlere bırakmıştır. Geçici mahiyette yürütülen temaslardan bugün karşılıklı bağlılıklarla örülü, girift ve kapsamlı diplomatik münasebetlere uzanan bir evrim yaşanmıştır. Günümüz dünyasında artık uluslararası ilişkilerin çok boyutlu, çok katmanlı ve çok paydaşlı niteliği öne çıkmaktadır. Bu çerçevede asırlara dayanan bir geleneğin mirasçısı olan Dışişleri Bakanlığımız da kanunla zat-ı devletlerinin tayin ettiği dış politika vizyonunu hayata geçirmek, bütün yönleriyle koordine etmek ve küresel alanda temsili sağlamakla mükelleftir. Sizin vizyonunuz tarihimizin derinliklerinden süzülüp gelen ve asırlardır devam eden hak ve hakikat yolculuğumuzun modern çağda stratejik duruşa dönüşmüş halidir. Bu anlayış doğrultusunda ülkemizin güvenlik, savunma, teknoloji, ekonomi, ticaret, enerji, ulaştırma, sağlık, kültür, turizm dahil hedeflerini bütüncül olarak ele almaktayız. Tüm bu sahalarda dış ilişkilerimizi tüm boyutlarıyla uygulama ve koordine etme sorumluluğumuzu ilgili kurum ve kuruluşlarımızla yakın ve etkin bir eş birim içerisinde yerine getirmekteyiz. İşte bu yoğun faaliyet döngüsünü uyumla yürütmek ve zat-ı devletlerinin tensipleriyle belirlenen stratejiyi hayata geçirmek, güçlü bir altyapı ve titiz bir kurumsal çalışma gerektirmektedir." Savaşların önlenmesinde ve sonlandırılmasında Türkiye’nin diplomatik gücünün belirleyici rol oynadığını vurgulayan Bakan Fidan, Türkiye’nin bölgede barışın, istikrarın ve adaletin teminatı olduğunu söyledi. "24 yıllık serüven sonucunda sahada etkin ve masada güçlü bir aktör olarak yerini almıştır" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde yürütülen diplomasi sayesinde İsrail’in gayrimeşru politikaları ve siyonizmin zulmünün ifşa edildiğini ve Filistin davasının uluslararası mecralarda ivme ve destek kazandığını belirten Fidan, Rusya’yla Ukrayna arasında tarafları doğrudan buluşturabilen diplomasi masasını kurabilen tek lider olduğunu aktararak, "Bugün Ukrayna’dan Suriye’ye, Kafkasya’dan Afrika Boynuzu’na uzanan geniş bir coğrafyada Türkiye bölgesel dinamiklere yön verebilen bir aktör haline gelmiştir. Etrafımız yangın yerine dönmüşken nice krizlerin ve savaşların ortasında Türkiye sizin güçlü duruşunuz sayesinde hem bu ateş çemberinin dışında kalabilmiş hem de onu yönlendirebilen bir kudret olarak öne çıkmıştır. Diplomasimizin gücü işte burada tecelli etmektedir. Diplomasi tarihimizden asırlar boyunca süzülen mirası milletimizin iradesiyle sahiplenen AK Parti hükümetleri dış politika vizyonumuzu yeni ufuklara taşımıştır. Dışişleri Bakanlığımız bu anlayışla topyekün bir dış politika hamlesi hedeflemekte ve üzerine düşen görevleri başarıyla yerine getirmektedir. Ülkemiz 24 yıllık serüven sonucunda sahada etkin ve masada güçlü bir aktör olarak yerini almıştır. Artık bölgesel ve küresel konularda söz sahibi bağımsız ve milli bir dış politika uygulayan bir Türkiye var" ifadelerine yer verdi. "Milli bütçeye yük olmadan inşallah proje hayata geçecek" Konuşmasının sonunda projenin hayata geçirilmesinde katkıda bulunan kurum ve kuruluşlara teşekkür eden Fidan, "Cumhurbaşkanım, projenin hayata geçilmesinde katkılarını esirgemeyen müsaadenizle başta Milli Savunma Bakanımız (Yaşar Güler) olmak üzere, ki kendileri özellikle arazinin sizin tensiplerinizle verilmesinde büyük rol oynadılar. İnşallah bir kısım daha var, onu da söz verdiler, alacağız. Hazine ve Maliye Bakanlığımıza ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na eski arazimizi özelleştirdiler. Oradan gelen bütçeyle milli bütçeye yük olmadan inşallah proje hayata geçecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımıza, Bakanımıza (Murat Kurum) ve TOKİ Başkanımıza (Mustafa Levent Sungur) huzurlarınızda gerçekten çok teşekkür ediyorum. Sizin uygun görüşünüzden sonra projeyi hızla hayata geçirmek için arkadaşlar büyük bir süratle çalışıyorlar. Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza özellikle teşekkür etmek istiyorum Cumhurbaşkanım. Mimarımız Öykü Hançerlioğlu ve Urbanist Mimarlık Firması’na, projenin alt yüklenicisi Cevahir Yapıya ve mühendisinden işçisine alın teri döken tüm emekçi kardeşlerimize en içten şükranlarımı sunuyorum" dedi. Törene Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri katıldı.
Bakan Yumaklı: "Erzurum Kavuşturan Göleti bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacak"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 15:24 Bakan Yumaklı: "Erzurum Kavuşturan Göleti bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacak" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Erzurum’un Pasinler ilçesinde 2027 yılında tamamlanması planlanan Kavuşturan Göleti’nin bin 60 dekarlık tarım arazisini modern sulama sistemine kavuşturacağını açıkladı. Bakan Yumaklı, Erzurum’un su kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla yapımına 2023 yılında başlanan Pasinler Kavuşturan Göleti için çalışmaların tüm hızıyla sürdüğünü bildirdi. Gövde sıyırma kazıları tamamlanan, derivasyon, dipsavak ve cebri boru imalatları devam eden Pasinler Kavuşturan Göleti’nde gelecek yıldan itibaren su tutulmasının planlandığını açıklayan Yumaklı, bölgede sulu tarıma geçilmesiyle birlikte üreticilerin farklı ürünler ekip dikebileceğini vurguladı. "Bin 60 dekarlık tarım arazimiz modern sulama sistemine kavuşacak" Bakan Yumaklı, projeye ilişkin şu bilgileri aktardı: "Pasinler Kavuşturan Göleti, bölge tarımı için büyük önem taşıyor. Proje tamamlandığında üreticilerimiz modern sulama ile tanışacak, bin 60 dekarlık tarım arazimiz modern sulama sistemine kavuşacak. Dadaşlar diyarı ilimizde yaklaşık 203 milyon liraya mal olması öngörülen göletin hizmete girmesi ve sulu tarıma geçilmesiyle sulama maliyetleri düşecek, hem verim hem de üreticilerimizin geliri artacak. Bölge kalkınmasına da büyük katkı sağlayan bu tür projelerin sayısını artırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Kadim kentimizin su kaynaklarını değerlendirmeye ve bereketli topraklarını inşallah bu tür projelerle suyla buluşturmaya devam edeceğiz." "Karpuzun en kalitelisini biz Erzurum Pasinler’de yetiştireceğiz" Yapım çalışmaları son hızıyla devam eden göletin kendileri için can suyu niteliğinde olduğunu belirten Kavuşturan Mahallesi Muhtarı ve üretici Sefa Taşçı, "Demirdöven Barajı sulamasından köyümüz faydalanmakta ama yetersizdi, sulanmayan arazilerimiz vardı. Bu göletle beraber Allah izin verirse diğer arazilerimiz de sulanacak ve ürün çeşitliliğimiz çoğalacak, çoğaldı da. Şu anda ayçiçeği, mısır, şeker pancarı ve yeni ürün olarak da karpuz ektik. Allah nasip ederse inşallah karpuzun en kalitelisini biz Erzurum Pasinler’de yetiştireceğiz" ifadelerini kullandı. "Komşularımız tekrar geri döndüler ve arazilerini işliyorlar" Daha önce köyde su olmadığı için göçler yaşandığını aktaran Taşçı, "Çok göç vermiştik ama şimdi örnekleri de var, dışarıdan, toprağını bırakıp giden, sulayamayarak arazisini bırakıp giden köy komşularımız tekrar geri döndüler ve arazilerini işliyorlar, ekiyorlar. Bize bu hizmeti sunan başta Cumhurbaşkanımız ve devlet büyüklerimizden Allah razı olsun. Su var, hayat var" diye konuştu. Kavuşturan Göleti’nde 221 bin metreküp su depolanacak Erzurum’un Pasinler ilçesinde 2027 yılında tamamlanması planlanan Kavuşturan Göleti, temelden 26,4 metre yüksekliğe sahip olacak. Kil çekirdekli kaya dolgu tipinde inşa edilecek olan gölet, 221 bin metreküp su depolamasıyla bin 60 dekar tarım arazisine hayat verecek. Proje ile Erzurum’da tarım arazilerinin verimliliğinin artması hedefleniyor.