POLİTİKA
Başkan Kul: "Vatandaşımızın her bir kuruşu bize emanet" 04 Mart 2026 Çarşamba - 23:53:28 Samsun’un Terme Belediye Başkanı Şenol Kul, "Vatandaşımızın her bir kuruşu bize emanettir ve biz bu emanetin bekçisi olmaya devam edeceğiz" dedi. Başkan Şenol Kul, Mart ayı Meclis Toplantısı’nda gündeme dair açıklamalarda bulundu. Belediye binasının yıkım süreci ve tadilat masrafları üzerinden yürütülen dezenformasyon çalışmalarına tepki gösteren Başkan Kul, şeffaf belediyecilik vurgusu yaptı. Belediye binasının yıkılacağı bilinmesine rağmen içine fahiş masraflar yapıldığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını belirten Başkan Kul, "Siyaset nezaket ve dürüstlük işidir; iddiayı ortaya atan, ispatla yükümlüdür. Birileri bir şey yazıyor ve herkesin buna inanması bekleniyor. Göreve geldiğimiz günden bugüne kadar binamızda yapılan tüm tadilatların toplam bedeli sadece 1 milyon 300 bin TL civarındadır. 15 milyon TL gibi hayali rakamlarla kamuoyunu yanıltmaya çalışanlara en güzel cevabı resmi kayıtlarımız vermektedir. Vatandaşımızın her bir kuruşu bize emanettir ve biz bu emanetin bekçisi olmaya devam edeceğiz" diye konuştu. Terme’nin çehresini değiştirecek Büyük Meydan Projesi ve diğer vizyon yatırımların hayata geçmesinde güçlü bir iş birliği yürüttüklerini ifade eden Başkan Kul, destekleri için Samsun’un siyasi liderlerine teşekkür etti. Başkan Kul, "İlçemizdeki dev projelerin hayata geçmesinde ve Terme’ye kazandırılan her hizmette bizlerden desteğini esirgemeyen Milletvekilimiz Mehmet Muş ile Samsun Büyükşehir Belediye Başkanımız Halit Doğan’a Terme halkı adına canıgönülden teşekkür ediyorum. Mevcut esnafımızı da gözeterek attığımız bu adımlarla, şehrimizin yarınlarını el birliğiyle inşa ediyoruz" şeklinde konuştu.
04 Mart 2026 Çarşamba - 23:45 AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok gündeme dair önemli açıklamalar TBMM Genel Kurulunda İYİ Parti’nin grup önerisi üzerine AK Parti Grubu adına söz alan Önceki Dönem İçişleri Bakanı, AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Altınok, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Maalesef, bölgemiz bir ateş çemberi içerisinde ama bu ateş çemberi içerisinde olmak bugünün meselesi değil sadece; İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batılı emperyalist devletlerin İsrail’in kuruluşunu sağlamalarından sonraki süreçte Orta Doğu’da kan ve gözyaşı hiçbir zaman durmadı. Maalesef, akmaya devam ediyor; daha bundan altı ay öncesine kadar burada İsrail’in Gazze’deki Filistinlilere yapmış olduğu katliamı konuşuyorduk; 70 binin üzerinde insan, büyük bir kısmı kadın ve çocuk olmak üzere katledildi ama kimsenin, Batı değerlerini savunduğunu iddia eden Batılı devletlerin hiçbirisinin hemen hemen sesi çıkmadı. Bugün de yine İran gibi Orta Doğu coğrafyasının en kadim devletlerinden bir tanesine İsrail- Amerika iş birliğiyle saldırılıyor. Sebep ne? "Nükleer silahı olmasın ve balistik füzeleri olmasın." Bunu diyen ülkeler hem nükleer silaha sahip hem de balistik füzelere sahip, en güçlü silahlara sahip ülkeler. ‘Bizde olacak, bir başkasında olmayacak. Biz mahallenin kabadayısı olacağız, bir başkası sesini çıkaramayacak’ anlayışıyla çoluğu çocuğu, insanları katletmeye devam ediyorlar bu mübarek ramazan gününde. Bütün bu gelişmeler neticesinde, değerli arkadaşlar, ülkemiz açısından en büyük avantajımız Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın küresel vizyonu sayesinde ülkemizi, devletimizi bu ateş çemberinin dışında tutabilme gayretimiz ve başarımızdır diye düşünüyorum. İsrail’in niyetini biliyoruz, arzımevut niyetlerini de biliyoruz, İran’la kalmayacaklarını da biliyoruz; Orta Doğu coğrafyasında güçlü, kendilerine rakip olabilecek, kendilerine "hayır" diyebilecek bir devletin var olmasını istemediklerini biliyoruz. Buna göre, yirmi üç yıldır Ak Parti hükûmetleri döneminde çok büyük işler yapmış olmamıza rağmen en önemli işimiz savunma sanayi noktasında ülkemizi getirdiğimiz çok muazzam noktadır. Eksikliklerimiz yok mu? Tabii ki var eksikliklerimiz. İnşallah Kaan’ı da kendi savaş uçaklarımızı da başka alanlardaki ihtiyaç duyduğumuz diğer silahlarımızı da en kısa sürede, en gayretli bir şekilde üretme ve savunma sanayi noktasında dışa bağımsız olma oranımızı, yüzde 80’lere çıkardığımız o oranı, yüzde 90’lara, 95’lere çıkarabilme gayretini özellikle göstermekteyiz, o gayreti göstereceğiz. Buradaki en önemli işimiz Türkiye’deki 86 milyon insanımızla bir ve beraber olabilme noktasındaki gayretimizi devam ettirebilmemizdir. Farklı siyasi partilerde olabiliriz, farklı siyasi fikirlerimiz olabilir ama ortak noktamızın Türkiye Cumhuriyeti devleti ve 86 milyon insanımızın iyi ve sağlıklı bir memlekette, sağlıklı bir ortamda, güvenli bir ortamda yaşayabilmelerini sağlamak olduğunu hepimizin bilmesi lazım gelir. Bu noktada, özellikle terörsüz Türkiye çalışmalarında hemen hemen bütün siyasi partilerin katılımıyla ortak noktalarda buluşulabildiğini göstermiş olan bu Türkiye Büyük Millet Meclisinin bundan sonraki çalışmalarda da ülkemizin menfaati, milletimizin geleceği adına atılabilecek olumlu adımlarda birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceğine inanıyorum.’’
04 Mart 2026 Çarşamba - 23:37 BBP Genel Başkanı Destici: "Türk milleti vatanı söz konusu olduğunda canını düşünmez" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "Türkiye ne Afganistan’a benzer ne Suriye’ye benzer, ne Irak’a benzer ne Filistin’e benzer, ne Sudan’a Somali’ye, ne Venezuela’ya ne İran’a benzer. Türkiye, Türk milleti vatanı söz konusu olduğunda canını düşünmez" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, partisinin Keçiören İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen İftar programına katıldı. Programda konuşan Destici, dünya Müslümanlarının durumuna değinerek, "Doğu Türkistan’dan Filistin’e, Kafkaslar’dan Türkmen eline, Myanmar’a kadar hala pek çok Türk coğrafyasında ve İslam coğrafyasında kan ve gözyaşı akmaya devam ediyor. Gazze’deki kardeşlerimiz yıkık dökük binalar arasında Ramazan’ı geçirmeye çalışıyor. Doğu Türkistan’dakiler Kızılçin’in zulmü altında Ramazan’ı karşılıyor. Myanmar’dakiler, Yemen’dekiler, Sudan’dakiler, Somali’dekiler bir taş çorbayı bulamadan iftar yapıyor, üç hurma bulamadan sahur yapıyor" ifadelerini kullandı. Türk milletinin vatanı için yapabileceklerini aktaran Destici, "Türkiye ne Afganistan’a benzer ne Suriye’ye benzer, ne Irak’a benzer ne Filistin’e benzer, ne Sudan’a Somali’ye, ne Venezuela’ya ne İran’a benzer. Türkiye, Türk milleti vatanı söz konusu olduğunda canını düşünmez. Rahmetli şehit liderimiz Muhsin Başkanımızın tam buna uygun bir güzel sözü var. Biz kan dökmeyi seven bir millet değiliz. Ama gerektiğinde dünyanın şah damarını kesmesini de biliriz. Onun için Türkiye’ye parmak sallayanlar şunu bilsinler ki Türkiye’nin o parmak sallayanları da o parmakları da onun arkasındaki güçleri de kıracak, yenecek, mağlubiyete uğratacak gücü de, azmi de, kararlılığı da vardır" diye konuştu. Programa, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve partililer katıldı.
04 Mart 2026 Çarşamba - 23:24 Bakan Gürlek: "İzmir, Ankara ve İstanbul’da bir irtibat bürosu kuracağız" Adalet Bakanı Akın Gürlek, "İzmir, Ankara ve İstanbul’da da bir izdüşümü yani bir irtibat bürosu kuracağız. Pilot olarak bu illerimizi belirledik" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Adalet Komisyonu üyeleriyle iftar programında bir araya geldi. Programda konuşma yapan Bakan Gürlek, yasama organının hukuk alanındaki rolüne işaret ederek, "TBMM Adalet Komisyonu, Yasama organının hukuk alanındaki iradesini temsil etmektedir. Özellikle TBMM Adalet Komisyonu bünyesinde ele alınan düzenlemeler yargı sisteminin istikametini belirlemektedir. Komisyon üyelerimize kıymetli çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" diye konuştu. "Ortaya koyduğumuz reform belgeleri hukuk devletini güçlendirme amacı taşımaktadır" Adalet Bakanlığının reform belgeleri ve eylem planlarına değinen Bakan Gürlek, "Ortaya koyduğumuz reform belgeleri ve eylem planları hukuk devletini güçlendirme amacı taşımaktadır. Bizler sürekli olarak yeni eylem planları ve yeni reform belgeleriyle birlikte yasalarımızı, mevcut kazanımlarımızı bunun üzerine inşa etmekteyiz. Bu kapsamda Bakanlık olarak özellikle milletvekillerimize kanunların yapım sürecindeki çalışmalarda da arkadaşlarımız teknik destek sağlamaktadır. Adalet Bakanlığı Mevzuat Genel Müdürlüğü olarak bu konuda milletvekillerimize teknik destek sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. Toplumun adalet sistemine güveninin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara işaret eden Adalet Bakanı Gürlek, "Yapmış olduğumuz kanunlarla birlikte toplumun adalet sistemine duyduğu güvenin pekiştirilmesi, hukuki güvenliğin ve hukuki öngörülebilirliğin arttırılması, yargılamanın hızlandırılması, özellikle alternatif çözüm yollarının daha etkin kullanımına yönelik birçok önemli kazanım elde edildi" şeklinde konuştu. "Kadınlarımızın yaşadığı sorunları güncel olarak takip ediyoruz" Kadına karşı şiddetle mücadele ve 12. Yargı Paketi’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Gürlek, "Özellikle kadına karşı şiddet konusunda etkin mücadele yöntemleri son zamanlarda çıkan kanunlarla belirlendi. Mağdur kadınlarımızın yaşadığı bir kısım sorunları güncel olarak takip ediyoruz. Bunlara ilişkin de tekrardan 12. Yargı Paketimizde özellikle düzenleme yapmayı, milletvekillerimizin huzuruna getirmeyi planlıyoruz" dedi. "Çocukları şiddete sevk eden olayları araştıracak şekilde bir çalışma yapmayı hedefliyoruz" Suça sürüklenen çocuklara ilişkin çalışmalara da değinen Bakan Gürlek, "Suça sürüklenen çocuk kavramı var. Bu konuda da maalesef artık çocuk kavramı değişti. Yani çocuklarımızı şiddete iten etkenlerin araştırılması gerekiyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı ile birlikte bir platform kurduk. Biz, hem Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı hem de Milli Eğitim Bakanlığımızla birlikte özellikle çocukları eğitim ya da aile yapısından itibaren şiddete sevk eden olayları araştıracak şekilde bir çalışma yapmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. "Suça sürüklenen çocukların cezalarının tamamını çekmesi konusunda bir düşüncemiz var" Çocukların karıştığı suçlar ve toplumdaki cezasızlık algısının kırılması için adımlar atacaklarını ifade eden Bakan Gürlek, "Suça sürüklenen çocukların cezalarının tamamını çekmesi konusunda bir düşüncemiz var. Bu konuda da zaten Meclisimizde de bir komisyon kuruldu. Bunların hepsinin hep birlikte masaya yatırılması lazım. Bu konuda biz özellikle toplumda çocukların karıştığı suçlar ve toplumdaki cezasızlık algısının kırılması için adımlar atacağız. Amacımız uygulamada karşılığı olan ve somut iyileşme üreten düzenlemeleri ortaya koymak" dedi. "İzmir, Ankara ve İstanbul’da bir irtibat bürosu kuracağız" Hakimler ve Savcılar Kurulu nezdinde başlatılan çalışmalara değinen Bakan Gürlek, HSK bünyesinde Yargı Etkinliği ve Verimliliği Bürosu olduğunu belirterek, "İzmir, Ankara ve İstanbul’da da bir izdüşümü yani bir irtibat bürosu kuracağız. Pilot olarak bu illerimizi belirledik. Öncelikli olarak hedef süre aşılmış mı aşılmamış mı ona bakacağız. Hedef süre aşılmış ve dosya kararı çıkmıyorsa bunun sebeplerini araştırmaya başlayacağız. Yapay zeka da kullanacağız. Özellikle en çok şikayet edilen konular, bölgesel olarak hangi konulardan vatandaşın memnun olmadığı ortaya çıkacak. Eğer hakimden kaynaklanan, mahkemenin çok yoğun olduğundan kaynaklanan bir sebepse HSK bunu anlık olarak görecek. Oraya müdahale edecek. Ya yeni bir mahkeme açacak ya da yeni bir hâkim takviye edecek. Davanın uzaması hakimden kaynaklanmışsa bu konuda HSK’nın terfi, atama ya da yer değiştirme cezalarını daha etkili uygulayacağız. Bunun toplumuzda karşılık bulacak ve fayda sağlayacaktır. Burada herhangi bir kanun değişikliğine gerek yok" diye konuştu.
DEM Parti grup toplantısı
10 Şubat 2026 Salı - 16:55 DEM Parti grup toplantısı DEM Parti Eş Genel Başkanı Tulay Hatımoğulları Oruç, "Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır" dedi. DEM Parti Eş Genel Başkanı Oruç, partisinin grup toplantısında konuştu. Oruç, 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketine değinerek, "Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Hatay’da memleketimdeydim, aylarca kaldım orada ve yaşanan her ana tanıklık ettim." Depremin üstünden üç yıl geçmesine rağmen konteynırlarda yaşayan insanlara dikkat çeken Oruç, "Adıyaman’da, Hatay’da yurttaşlarımız konteynırda yaşıyor. Yirmi bir metrekareye üç yıldır sığdırılmış hayatlar söz konusu. Ve biz buradan bir kez daha soruyoruz. Deprem vergileri nerede? Bu vergilerle depreme dayanıklı ortalama 100 metrekare büyüklüğünde tam bir milyon ev yapılabilirdi" şeklinde konuştu. SDG ile Suriye yönetimi arasında 30 Ocak’ta yapılan mutabakata değinen Oruç, "Uluslararası topluma düşen görev bu mutabakatın sağlıklı bir şekilde hayata geçmesi için destek ve katkı sunmaktır. Türkiye’ye bu konuda çok daha büyük görev ve sorumluluklar düşüyor. 30 Ocak mutabakatı sabote edilmemeli. Komşu ülke Suriye’de bu mutabakatın hayata geçmesi için azami düzeyde bir katkı sağlanmalı. Bu hem Suriye’nin hem Türkiye’nin geleceği için hayati önemdedir. Gelelim Türkiye’deki sürece. Bakın 30 Ocak mutabakatıyla şimdilik bir yol alınıyor. Artık Türkiye’deki iktidarın ve devlet aklının elinde mazeret kalmamış olmalı. Şimdi süreci hızlandırmanın tam da zamanı. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ortak rapor yazım sürecinde sona gelmiş bulunuyor. Bizce bu rapor temennilerin ötesine geçmelidir. Barışı gerçekten mümkün kılacak siyasal ve hukuki bir çerçeve ortaya koyulmalıdır. Sürecin gereklilikleri yerine getirilmelidir. Biz DEM Parti olarak bu barış sürecini üç temel perspektiften ele alıyoruz. Birincisi demokratikleşmedir. Barış demokrasiden sonra hatırlanacak bir hedef değildir. Demokrasiyle eş zamanlı yürütülmek zorundadır. Bu yüzden demokratikleşmenin vazgeçilmez şartı kayyum uygulamaları kaldırılmalıdır. Seçilmişler makamlarına kayyumlar kendi görevlerine dönmelidir. Komisyon raporu barış sürecini güvenceye alacak özgürlük yasalarını ve demokratik entegrasyon düzenlemelerini açıkça önermelidir. Barış dağda olanların, sürgünde olanların, ülkesinden koparılanların demokratik yaşama onurlu bir biçimde katılımı sağlayacak bir süreçtir. Siyasal faaliyetleri nedeniyle cezaevinde tutulan siyasetçilerin özgürlüğüne kavuşması bu sürecin önemli parçalarından birisidir. Ana dilde eğitim bir lütuf değildir, bir haktır. Kalıcı güvence ise anayasal vatandaşlık ve tekçiliği reddeden eşit yurttaşlıktır. İkincisi hukuktur. Hukukun askıya alındığı yerde barış kalıcı olamaz. AYM, AİHM kararlarının uygulanmadığı bir ülkede barış söylemi inandırıcılığını yitiriyor. Kent uzlaşısı nedeniyle tutuklu bulunanlar bütün seçilmiş belediye başkanları derhal serbest bırakılmalıdır. Komisyon raporu TCK, TMK ve infaz kanununda kapsamlı değişiklikleri önermelidir. TMK demokratik siyaseti kriminalize eden bir araç olmaktan çıkarılmalı. İnfaz rejimi toplumsal barışı güçlendirmeli" dedi. Umut hakkına yönelik olarak Oruç, "Umut hakkı sayın Abdullah Öcalan dahil ağırlaştırılmış müebbet rejimindeki siyasi tutsaklar için tanınmalı, hukuki bir zemin tanınmazsa hukuki zemin eksik kalır. Ayrıca şu bilinmeli ki bu sürecin en önemli aktörü sayın Abdullah Öcalan’dır ve buna göre hareket edilmelidir. Üçüncüsü ise özgürlükler. Barış toplumun nefes alması demektir. Düşünce ve ifade özgürlüğü örgütlenme ve basın özgürlüğü olmadan barış olamaz. İnanç ve ibadet özgürlüğü sağlanmalıdır" diye konuştu. DEM heyeti ile Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmesine ilişkin soruya Oruç, "Heyetimizin programında Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşme var fakat bunun ne zaman gerçekleşeceğine dair henüz bir bilgimiz yok. Bununla ilgili bir gelişme oldukça heyetimiz ve parti sözcülerimiz sizinle paylaşacaklar. Resmi talepte henüz bulunulmadı ama bir görüşme talebinin olduğu zaten herkesçe biliniyor. Gerçekleştiği zaman tarihini paylaşacağız" şeklinde konuştu.
Özel: "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış, anladım ki sen hırsızmışsın"
10 Şubat 2026 Salı - 16:55 Özel: "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış, anladım ki sen hırsızmışsın" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın" dedi. Özel, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu. Özel, Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın iddialarına cevap verdi. Özel, Özarslan’ın kendisine gelerek, "’Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun. Ben buna inanmak istemiyorum. Ben o gün gözleri ateş gibi parlayan ve inandığını söyleyen Mesut’u görmek istiyorum. Ama anlıyorum ki o Mesut da yalanmış. Anladım ki sen hırsızmışsın. Ve hırsızlığını bilenlerle, hırsızlığını görenlerle uzlaşarak kendini kurtarmaya çalışıyorsun. O zaman sen layığını bulmuşsun" dedi. Özel, Keçiören Belediye Başkanı hakkında iddialarla ilgili olarak Özarslan’ı Genel Merkeze çağırdığını hatırlatarak, "Ben dedim ki; ’eğer bir kabahatin varsa şimdi söyle, bizim yolsuzluk yapanla işimiz olmaz. Türkiye bize umudunu bağlamış, eğer korktuğun bir şey varsa bunu bize söyle ve gereğini yap. Dedi ki ’söylenenlerin tamamı iftira, asla yolsuzluğa, hırsızlığa bulaşmadığını’ öyle yeminlerle burada başta Mansur Başkan ve 15 belediye başkanımız, 14 belediye başkanımız, herkes şahit; her birimize, her sorana öyle büyük büyük büyük yeminlerle, çocuklarını yeminlere katarak, ailesini o berbat yeminlere ispatlara katarak her şeyi söyleyerek inkar etti. Üç gün öncesine kadar, üç gün öncesine kadar" şeklinde konuştu. Özel, konuşmasına şöyle devam etti: "Öğreniyoruz ki çarşamba günü AK Parti’ye katılacak. Telefonlar açılıyor, il başkanının telefonlarını açmıyor, arkadaşlarının telefonlarını açmıyor, şehirden kaçıyor. En yakınları ’evet katılıyordu’ diyorlar. Ve bunun üzerine, bunun üzerine kendisine öncesinde bir gün önce telefon açıyorum. Binbir tane yemin! ’Ya deme böyle’ dediği övgüler bana... ’Sen Atatürk’ten sonra partinin başına gelmiş en büyük lidersin’ diye başlayan, kendisine sinkaflı yakıştırmalarla ’ben öyle haysiyetsiz miyim, öyle nokta nokta mıyım, böyle bilmem ne miyim’ falan... Ertesi gün telefonları kapıyor. Ve bunun üzerine de kendisine telefonla ulaşamadığım için kendisine mesaj atıyorum. O mesajları ki ’efendim anneme küfretti...’ Haşa! Ne anne, seni doğuran annen utanır her lafı annesini karıştırdığı için. Onun dışında ne söyleyeceğim kişilik tespitine yöneliktir. Aileye yönelik bir kastım varsa Allah cezamı versin. Ama benim birileri oradan bir de yalandan diyor; ’milli değerlerimize sövdü, şuna sövdü...’ İşte şey yapacak ya... ’Kutsal değerlerimize sövdü, aileme sövdü.’ Birini ispatla birini!" Özel, mesajları okuyarak, "CHP Genel Başkanı nerede? Birileri nerede? CHP nasıl bir parti? Birileri nasıl bir parti? Aleyhimizde sızdırılan ve güya mahkemeye verilecek belge; öyle bir yanlışın içindesin ki; dün hırsız dediklerinin, alçak dediklerinin, sana hırsız diyenlerin, sana saldıranların koynuna girmeye kalkıyorsun. Onlar seni aldatıyor oğlum, onlar seni aldatıyor. Bir kusurum varsa, bir hırsızlığım varsa... Bir kusurun varsa, bir hırsızlığın varsa... Ben bunu zaten hazmetmem. Ama seni hırsızlığınla hazmedenlere gidiyorsan zaten yanlış yoldasın. Şimdi bunlar benim utanacağım ve onun kanıtları... Aramızda geçen konuşmaların, ona söylediklerimin ve onun söylediklerinin onun sızdırdığı dökümleri. Sen bana geldin ve dedin ki; ’Genel Başkanım bende hata yok, kusur yok, yalan atıyorlar, iftira atıyorlar, sakın inanmayın. Bana güvenin ben kul hakkı yemedim, ben rüşvet yemedim, ben hırsızlık yapmadım’ dedin. Ben de sana inandım. Şimdi sana inanmayanlara, güya sana iftira atanlara teslim oluyorsun. Ya da onlara giderek bana yalan attığını, aslında hırsız olduğunu itiraf ediyorsun" ifadelerini kullandı.
Bakan Güler: "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol"
10 Şubat 2026 Salı - 16:44 Bakan Güler: "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Kilis İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada ’Terörsüz Türkiye’ sürecine vurgu yaparak, "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" dedi. Bakan Güler, Türkiye’nin sınırlarında ve sınır ötesinde güvenliği tesis eden ülke konumunda olduğunu vurgulayarak, "Fırat Kalkanı Harekâtı DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş, Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır" ifadelerini kullandı. Bir dizi program ve ziyaret için Kilis’te bulunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Terörsüz Türkiye süreci, Suriye’deki gelişmeler, savunma sanayi ve geleceğe yönelik önemli açıklamalarda bulundu. "Fırat Kalkanı Harekâtı, DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır" Sınır ötesi harekatlarla Kilis’te ve sınır bölgesinde huzur ve güvenin hakim kılındığını belirten Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Yakın tarihte Suriye’de patlak veren iç savaşla birlikte Kilis bir kez daha tarihsel bir sınavdan geçmiştir. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü sınırımızın hemen güneyinde kontrolsüz alanların oluştuğu bu süreçte terör örgütleri ortaya çıkan boşluktan faydalanarak ülkemizi doğrudan tehdit eder hâle gelmiştir. Sınır karakollarımız dâhil şehir merkezine düşen roketler maalesef can kayıplarına sebep olduğu gibi güvenlik riskini de artırmıştır. O günleri hepimiz hatırlıyoruz: Tarlasına rahatça giremeyen çiftçiler işine giderken endişe duyan esnaf geçici olarak başka illere göç etmek zorunda kalanlar olmuştu. Ancak devletimiz bu saldırganlığa karşı derhal gerekli tedbirleri almış önce meşru müdafaa kapsamında saldırılara misliyle karşılık verirken müteakiben sınır ötesi harekâtların icrasına yönelmiştir. Bu zor dönemde Kilisli kardeşlerimiz her zaman olduğu gibi yine devletine olan güveni ile ferasetli bir duruş sergilemişlerdir. Nitekim kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin icra ettiği Fırat Kalkanı Harekâtı, DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır. Bu harekâtlarla Kilis’ten Gaziantep’e ve Hatay’a kadar uzanan sınır hattımızda güvenlik yeniden tesis edilmiştir. Bugün, Kilisli kardeşlerimiz işine güvenle gidebiliyorsa çiftçilerimiz tarlasını ekip biçebiliyorsa bu tablo Mehmetçiğin sahadaki emsalsiz fedakârlığının doğrudan sonucu olduğu gibi niçin Suriye’de olduğumuzun da cevabıdır. Dolayısıyla kahraman ordumuzun Suriye’deki varlığı asil milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğini ileriden sağlamak için üstlendiğimiz sorumluluğun bir gereğidir" dedi. "Türkiye yalnızca sınırlarında değil sınır ötesinde de güvenliği tesis edip istikrar üreten güçlü ve güvenilir bir ülkedir" Türkiye’nin sadece sınırlarda değil, sınır ötesinde de güvenliği tesis ettiğini ifade eden Bakan Yaşar Güler, "Gelinen noktada herkes şunu görmüştür ki Türkiye yalnızca sınırlarında değil sınır ötesinde de güvenliği tesis edip istikrar üreten güçlü ve güvenilir bir ülkedir. Suriye’de rejimin sona ermesi ve yeni yönetimin göreve gelmesiyle bölge yeni bir döneme girmiştir. Kilis bu yeni dönemde yalnızca güvenliğin değil başta Öncüpınar Sınır Kapısı olmak üzere ticari geçişlerin ve ekonomik canlanmanın da kilit merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Önümüzdeki dönemde, gümrük kapılarında ticari faaliyetlerin artması da Kilis’in uzun vadeli kalkınmasına stratejik bir imkân sunacaktır. Unutulmamalıdır ki tarih boyunca Gaziantep ve Kilis’in geleceği Halep’ten Halep’in geleceği de Kilis ve Gaziantep’ten ayrı olmamıştır. Bugün her iki dost ve kardeş halkın menfaatine olacak şekilde daha müreffeh bir yaşam ve bölgesel kalkınma için en başta ticari ve ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu durum Kilisli kardeşlerimiz için de yeni istihdam kapılarının açılmasına zemin hazırlayacaktır. Kilis halkı sağlanan istikrar derinleştikçe ve yeni yatırımlarla kazanımlarını daha fazla hissedecektir" ifadelerini kullandı. "YPG/PYD/SDG terör örgütünün anlaşma hükümlerine ivedilikle uyması, silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" Konuşmasında ’Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Bakan Güler, "Elbette bu sürecin kalıcı olması için güvenlikten taviz verilmemesi öncelikli meselemizdir. Bu hususta devletimizin Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde başlattığı ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle iç cephemizi tahkim ederken sınırlarımızın tam güvenliği için Suriye’nin de tek merkezli, egemen ve bütün bir yapı hâlinde güçlenmesini desteklemektedir. Türkiye olarak Suriye’deki gelişmeleri uzun vadeli bir bölgesel güvenlik mimarisi perspektifiyle ele almakta, Terörsüz Türkiye sürecimizin başarısı açısından çok önemli görmekteyiz. Artık gelinen aşamada YPG/PYD/SDG terör örgütünün 10 Mart ve 18 Ocak’taki anlaşma hükümlerine ivedilikle uyması silahlı tüm unsurlarını feshederek bireysel ve denetlenebilir biçimde devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yoludur. Entegrasyon anlaşmasının uygulanmaya başlamasını memnuniyetle ve yakından takip ediyoruz. Gerçek şu ki hem Suriye’nin hem de bölgenin istikrarı için mutabakatın uygulanması Suriye’nin egemenliği toprak bütünlüğü ve birliği temelinde adımların atılması bir tercih değil, zorunluluktur. Bir kez daha vurgulamak isterim ki dış desteklere bel bağlayarak ’Terörsüz Türkiye’ hedefimizi sekteye uğratmaya çalışanlara birliğimizi ve kardeşliğimizi bozmaya yönelik her türlü girişime karşı koyma kararlılığımız tamdır’ şeklinde konuştu. "Güvenlik anlayışımız bugünü değil aydınlık yarınlara ulaşmayı ve geleceğimizi güvence altına almayı hedeflemektedir" Bakan Güler, geleceği garanti altına alacak bir güvenlik anlayışı ile hareket ettiklerini de sözlerine ekleyerek, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yerli ve millî savunma sanayimizin sağladığı imkân ve kabiliyetlerle terörle mücadele ve sınır güvenliğinde olduğu gibi Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de kararlılıkla korumaktadır. Aynı şekilde pek çok coğrafyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir orduya ve diplomatik etkinliğe sahip olduğumuzu memnuniyetle ifade etmek isterim. Şunu özellikle belirmek isterim ki bizim güvenlik anlayışımız yalnızca bugünü değil aydınlık yarınlara ulaşmak için geleceğimizi de güvence altına almayı hedeflemektedir. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için büyük gayretler gösteriyoruz" diye konuştu. Konuşmanın ardından AK Parti Kilis İl Danışma Meclisi Toplantısı Bakan Güler başkanlığında basına kapalı olarak gerçekleştirildi.
Bakan Güler: "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol"
10 Şubat 2026 Salı - 16:41 Bakan Güler: "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti Kilis İl Danışma Meclisi toplantısında yaptığı konuşmada ’Terörsüz Türkiye’ sürecine vurgu yaparak, "YPG/PYD/SDG terör örgütünün silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" dedi. Bakan Güler, Türkiye’nin sınırlarında ve sınır ötesinde güvenliği tesis eden ülke konumunda olduğunu vurgulayarak, "Fırat Kalkanı Harekâtı DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş, Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır" ifadelerini kullandı. Bir dizi program ve ziyaret için Kilis’te bulunan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, AK Parti İl Danışma Meclisi Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Terörsüz Türkiye süreci, Suriye’deki gelişmeler, savunma sanayi ve geleceğe yönelik önemli açıklamalarda bulundu. "Fırat Kalkanı Harekâtı, DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır" Sınır ötesi harekatlarla Kilis’te ve sınır bölgesinde huzur ve güvenin hakim kılındığını belirten Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Yakın tarihte Suriye’de patlak veren iç savaşla birlikte Kilis bir kez daha tarihsel bir sınavdan geçmiştir. Suriye’de devlet otoritesinin çöktüğü sınırımızın hemen güneyinde kontrolsüz alanların oluştuğu bu süreçte terör örgütleri ortaya çıkan boşluktan faydalanarak ülkemizi doğrudan tehdit eder hâle gelmiştir. Sınır karakollarımız dâhil şehir merkezine düşen roketler maalesef can kayıplarına sebep olduğu gibi güvenlik riskini de artırmıştır. O günleri hepimiz hatırlıyoruz: Tarlasına rahatça giremeyen çiftçiler işine giderken endişe duyan esnaf geçici olarak başka illere göç etmek zorunda kalanlar olmuştu. Ancak devletimiz bu saldırganlığa karşı derhal gerekli tedbirleri almış önce meşru müdafaa kapsamında saldırılara misliyle karşılık verirken müteakiben sınır ötesi harekâtların icrasına yönelmiştir. Bu zor dönemde Kilisli kardeşlerimiz her zaman olduğu gibi yine devletine olan güveni ile ferasetli bir duruş sergilemişlerdir. Nitekim kahraman Türk Silahlı Kuvvetlerimizin icra ettiği Fırat Kalkanı Harekâtı, DEAŞ’a ağır darbeler vurmuş Zeytin Dalı Harekâtı ise PYD/YPG’nin oluşturmak istediği terör koridorunu parçalamıştır. Bu harekâtlarla Kilis’ten Gaziantep’e ve Hatay’a kadar uzanan sınır hattımızda güvenlik yeniden tesis edilmiştir. Bugün, Kilisli kardeşlerimiz işine güvenle gidebiliyorsa çiftçilerimiz tarlasını ekip biçebiliyorsa bu tablo Mehmetçiğin sahadaki emsalsiz fedakârlığının doğrudan sonucu olduğu gibi niçin Suriye’de olduğumuzun da cevabıdır. Dolayısıyla kahraman ordumuzun Suriye’deki varlığı asil milletimizin ve sınırlarımızın güvenliğini ileriden sağlamak için üstlendiğimiz sorumluluğun bir gereğidir" dedi. "Türkiye yalnızca sınırlarında değil sınır ötesinde de güvenliği tesis edip istikrar üreten güçlü ve güvenilir bir ülkedir" Türkiye’nin sadece sınırlarda değil, sınır ötesinde de güvenliği tesis ettiğini ifade eden Bakan Yaşar Güler, "Gelinen noktada herkes şunu görmüştür ki Türkiye yalnızca sınırlarında değil sınır ötesinde de güvenliği tesis edip istikrar üreten güçlü ve güvenilir bir ülkedir. Suriye’de rejimin sona ermesi ve yeni yönetimin göreve gelmesiyle bölge yeni bir döneme girmiştir. Kilis bu yeni dönemde yalnızca güvenliğin değil başta Öncüpınar sınır kapısı olmak üzere ticari geçişlerin ve ekonomik canlanmanın da kilit merkezlerinden biri hâline gelmektedir. Önümüzdeki dönemde, gümrük kapılarında ticari faaliyetlerin artması da Kilis’in uzun vadeli kalkınmasına stratejik bir imkân sunacaktır. Unutulmamalıdır ki tarih boyunca Gaziantep ve Kilis’in geleceği Halep’ten Halep’in geleceği de Kilis ve Gaziantep’ten ayrı olmamıştır. Bugün her iki dost ve kardeş halkın menfaatine olacak şekilde daha müreffeh bir yaşam ve bölgesel kalkınma için en başta ticari ve ekonomik iş birliklerinin geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu durum Kilisli kardeşlerimiz için de yeni istihdam kapılarının açılmasına zemin hazırlayacaktır. Kilis halkı sağlanan istikrar derinleştikçe ve yeni yatırımlarla kazanımlarını daha fazla hissedecektir" ifadelerini kullandı. "YPG/PYD/SDG terör örgütünün anlaşma hükümlerine ivedilikle uyması, silahlı unsurlarını feshederek devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yol" Konuşmasında ’Terörsüz Türkiye’ süreci ile ilgili de önemli açıklamalarda bulunan Bakan Güler, "Elbette bu sürecin kalıcı olması için güvenlikten taviz verilmemesi öncelikli meselemizdir. Bu hususta devletimizin Cumhurbaşkanımızın vizyoner liderliğinde başlattığı ’Terörsüz Türkiye’ hedefiyle iç cephemizi tahkim ederken sınırlarımızın tam güvenliği için Suriye’nin de tek merkezli, egemen ve bütün bir yapı hâlinde güçlenmesini desteklemektedir. Türkiye olarak Suriye’deki gelişmeleri uzun vadeli bir bölgesel güvenlik mimarisi perspektifiyle ele almakta, Terörsüz Türkiye sürecimizin başarısı açısından çok önemli görmekteyiz. Artık gelinen aşamada YPG/PYD/SDG terör örgütünün 10 Mart ve 18 Ocak’taki anlaşma hükümlerine ivedilikle uyması silahlı tüm unsurlarını feshederek bireysel ve denetlenebilir biçimde devlet kurumlarına entegre olması tek çıkar yoludur. Entegrasyon anlaşmasının uygulanmaya başlamasını memnuniyetle ve yakından takip ediyoruz. Gerçek şu ki hem Suriye’nin hem de bölgenin istikrarı için mutabakatın uygulanması Suriye’nin egemenliği toprak bütünlüğü ve birliği temelinde adımların atılması bir tercih değil, zorunluluktur. Bir kez daha vurgulamak isterim ki dış desteklere bel bağlayarak ’Terörsüz Türkiye’ hedefimizi sekteye uğratmaya çalışanlara birliğimizi ve kardeşliğimizi bozmaya yönelik her türlü girişime karşı koyma kararlılığımız tamdır’ şeklinde konuştu. "Güvenlik anlayışımız bugünü değil aydınlık yarınlara ulaşmayı ve geleceğimizi güvence altına almayı hedeflemektedir" Bakan Güler, geleceği garanti altına alacak bir güvenlik anlayışı ile hareket ettiklerini de sözlerine ekleyerek, "Türk Silahlı Kuvvetlerimiz yerli ve millî savunma sanayimizin sağladığı imkân ve kabiliyetlerle terörle mücadele ve sınır güvenliğinde olduğu gibi Mavi ve Gök Vatanımızdaki hak ve menfaatlerimizi de kararlılıkla korumaktadır. Aynı şekilde pek çok coğrafyada güvenlik ve istikrar sağlayan bir orduya ve diplomatik etkinliğe sahip olduğumuzu memnuniyetle ifade etmek isterim. Şunu özellikle belirmek isterim ki bizim güvenlik anlayışımız yalnızca bugünü değil aydınlık yarınlara ulaşmak için geleceğimizi de güvence altına almayı hedeflemektedir. Millî Savunma Bakanlığı ve Türk Silahlı Kuvvetleri olarak bu sorumluluğu en iyi şekilde yerine getirmek için büyük gayretler gösteriyoruz" diye konuştu. Konuşmanın ardından Bakan Güler başkanlığından AK Parti Kilis İl Danışma Meclisi Toplantısı basına kapalı olarak gerçekleştirildi. (SVY-Y)
Sosyal belediyecilikte Konya farkı
10 Şubat 2026 Salı - 16:36 Sosyal belediyecilikte Konya farkı Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, sosyal dayanışmayı güçlendiren, ihtiyaç duyulan her noktaya ulaşan ve hizmeti gönül diliyle üreten bir şehir yönetimini esas aldıklarını belirterek, hayata geçirdikleri tüm çalışmaları, vatandaşların zor zamanlarını ferahlatmak ve ihtiyaçlarına kalıcı çözümler üretmek amacıyla, büyük bir hassasiyetle yürüttüklerini ifade etti. Başkan Uğur İbrahim Altay, Büyükşehir Belediyesi tarafından 2025 yılında Sağlık ve Sosyal Hizmetler alanında yapılan çalışmaları ve 2026 yılı projelerini düzenlediği basın toplantısında kamuoyu ile paylaştı. Büyükşehir Belediyesi Taş Bina Kültür Sanat’ta düzenlenen programda konuşan Başkan Altay, iyi günde olduğu kadar, kötü günde de tüm vatandaşların yanında olmayı temel bir sorumluluk olarak gördüklerini belirterek, "Birbirini tamamlayan her projemiz, aileyi merkeze alan ve yükleri hafifleten bir anlayışla hayata geçirilmektedir. Bu projelerle hemşehrilerimizin sıkıntılarına yönelik bütüncül bir sosyal destek yaklaşımı sağlıyoruz. Bu kapsamda, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 2025 yılının ‘Aile Yılı’; 2026-2035 döneminin ise ‘Aile ve Nüfus 10 Yılı’ olarak ilan edilmesi; ülkemizde aile kurumunun korunması açısından son derece önemlidir. İşte bu bilinçle bizler de yerel yönetim anlayışımızın merkezine aileyi koyuyoruz" ifadelerini kullandı. 2025 yılında 496 milyon lira Sosyal Kart desteği 2025 yılında; sosyal karttan su faturasına, eğitim desteğinden deprem bölgesi çalışmalarına kadar hayata gerçekleştirdikleri çalışmaları detayları ile anlatan Başkan Altay, "Bu doğrultuda, dar gelirli ailelerimizin temel ihtiyaçlarını karşılayabilmek için, şehir merkezinde Selçuklu, Meram ve Karatay Belediyelerimizle birlikte olmak üzere, 31 ilçemizde yürüttüğümüz Sosyal Kart uygulaması ile 2025 yılında 496 milyon 730 bin TL Sosyal Kart desteğinde bulunduk" dedi. İlkokuldan üniversiteye kadar öğrencilerin her zaman yanında olduklarını kaydeden Başkan Altay, 2025 yılı boyunca farklı desteklerle, 31 ilçede 152 bin 181 öğrenciye 226 milyon 171 bin lira eğitim desteğinde bulunduklarını söyledi. Başkan Altay, "Eğitim alanında örnek olan desteklerimizle, 2018-2025 yılları arasında öğrencilerimize toplamda 465 Milyon 691 bin lira katkı sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. 2018’den bu yana sosyal destek çalışmalarının tutarı 1 milyar 833 milyon lira Aileyi merkeze alan, insan onurunu önceleyen ve sosyal dayanışmayı güçlendiren belediyecilik anlayışını aynı kararlılıkla sürdüreceklerini vurgulayan Başkan Altay, "Konya Büyükşehir Belediyesi olarak 2018-2025 yılları arasında yaptığımız tüm sosyal destek çalışmalarının tutarı 1 milyar 833 milyon lira oldu" dedi. Üniversite öğrencilerine 300 milyonluk destek başladı Belediye olarak 2026 yılında yine Konyalıların hayatına dokunacak pek çok önemli projelerin müjdesini veren Başkan Altay, "Ailesi Konya’da ikamet eden, dar gelirli, 1 Ocak 2000 yılı ve sonrası doğumlu olan ve devlet üniversitelerinde ilk defa örgün lisans okuyan öğrencilerimizin ailelerine toplam 10 bin lira destek sağlıyoruz. Söz konusu desteği, bu ay ve Mayıs ayında 5 bin liralık iki eşit taksit halinde ödeyerek toplam 30 bin ailemize ulaştıracağız. Böylece, üniversite öğrencilerimize 300 milyonluk liralık destekte bulunmuş olacağız" diye konuştu. Yeni evlenen gençlere tek seferlik 30 bin lira nakdi destek Başkan Altay, evlenecek gençlerin daha rahat nefes almasını sağlamak adına yeni destekler sunduklarını kaydederek, "Konya’da ikamet eden dar gelirli, yeni evli çiftlerimize tek seferde 30 bin lira nakdi destek sağlayacağız. Bu destekle; dar gelirli çiftlerimizin düğün sonrası karşılaştıkları ekonomik zorlukları hafifletmeyi ve evliliklerine daha güvenli bir başlangıç yapmalarını amaçlıyoruz" dedi. İlk kez evlenecek çiftlere 3 yıl süreyle aylık 5 bin lira kira desteği Başkan Altay’ın ilk kez açıkladığı bir başka müjde de kira desteği oldu. Başkan Altay, bu destekle ilgili şunları söyledi: "Yine; nakdi desteğe ek olarak, genç çiftlerimizin ailelerini güçlendirmek ve huzur içinde yuva kurmalarını desteklemek adına kapsamlı bir kira desteği programı başlatıyoruz. Proje kapsamında, Konya il sınırları içerisinde ikamet eden ve belirlenen kriterleri taşıyan ilk defa evlenecek çiftlerimize; 3 yıl süreyle aylık 5 bin lira kira desteği sağlayacağız. Ayrıca, destek süresi içerisinde bebek sahibi olan çiftlerimize yüzde 25 ek destek uygulayacağız" ifadelerine yer verdi. Dar gelirli ve yeni bebek sahibi olan ailelere 12 ay boyunca destek Gençlerin yuva kurma heyecanında yanlarında olmak kendileri için ne kadar önemliyse, o yuvaya bir canın katıldığı ilk anda da aileleri yalnız bırakmamanın da aynı derecede kıymetli olduğunu vurgulayan Başkan Altay, "Bu anlayışla, yeni bebek sahibi olacak ailelerimiz için, onların bu özel dönemine destek olacak yeni bir program başlatıyoruz. Konya’da ikamet eden, dar gelirli ve yeni bebek sahibi olan ailelerimize 12 ay boyunca aylık 2 bin lira destek vereceğiz. Bu destekle; bebeklerin sağlıklı gelişimini desteklemeyi ve aile bütçesinin üzerindeki yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz. Ayrıca, yakında ebeveyn olacak ailelerimize yönelik ek bir destek programı daha hazırladık. Söz konusu program; 28 ilçemizde ve mahallelerimizde, yeni bebek sahibi olacak ailelerimize, içerisinde temel ihtiyaç malzemelerinin bulunduğu destek çantalarını ulaştırmayı hedefliyor. Yaklaşık 12 bin ailemize ulaşmayı hedeflediğimiz bu proje kapsamında, bebeklerimizin ve annelerimizin ilk dönem ihtiyaçlarını karşılarken hem ailelerimize destek olacak hem de dayanışma kültürümüzü güçlendireceğiz" açıklamasını yaptı. Soğuk yemek desteği 31 ilçede yaygınlaşacak Başkan Altay, ayrıca çeşitli nedenlerle yemek yapma imkanını kaybetmiş vatandaşlar için 9 ilçede halihazırda devam eden ve örnek bir uygulama olan Soğuk Yemek Desteği’nin kapsamını 2026 yılı içerisinde 31 ilçenin tamamında uygulanacağının da müjdesini verdi. Hafızlık öğrencilerine aylık 2 bin lira destek Başkan Altay, İl Müftülüğüne bağlı Kur’an kursları ile Milli Eğitim’e bağlı proje okullarında hafızlık eğitimi yapan ortaokul ve lise öğrencilerine de aylık 2 bin lira eğitim desteği sağlayacaklarını, söz konusu desteğe önümüzdeki ay başlayacaklarını da müjdeledi. Vatani görevini yapacak gençlere yönelik çalışmayı da açıklayan Başkan Altay, "Sosyal belediyecilik anlayışımızın bir gereği olarak, askere gidecek gençlerimizin bu mukaddes göreve gönül rahatlığıyla gidebilmelerini sağlamanın sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu kapsamda, Konya il sınırları içerisinde ikamet eden gençlerimize, zorunlu askerlik süreleri boyunca aylık bin lira olmak üzere toplam 6 bin lira destek sağlayacağız. Destek ödemeleri, gençlerimizin kendi IBAN hesaplarına doğrudan aktarılacak" ifadelerini kullandı. Umre ödüllü siyer bilgi yarışması Başkan Altay, Konya genelinde düzenleyecekleri "Umre Ödüllü Siyer Bilgi Yarışması" ile 5 ile 12. sınıf aralığındaki öğrencilere yönelik, iki aşamalı ve dört kategoriden oluşan geniş kapsamlı bir organizasyonu daha hayata geçirdiklerini paylaşarak, "Yarışma sonunda başarı dilimine giren 100 öğrencimize ve anne-babalarına umre ziyareti hediye edeceğiz. Böylelikle toplamda öğrencilerimizle ve anne-babalarıyla birlikte 300 kişiyi umreye göndermiş olacağız" dedi. "Vefa Timi" projesi Önümüzdeki dönemde dezavantajlı vatandaşlara yönelik çalışmaların daha da güçlenerek devam etmesini arzu ettiklerini kaydeden Başkan Altay, bu kapsamda Konya’ya değer katacak Vefa Timi Projesi’nden de bahsetti. Başkan Altay, "Vefa Timi, özellikle yaşlı, engelli ve sosyal destek ihtiyacı bulunan vatandaşlarımıza yönelik, düzenli ziyaret ve yerinde destek anlayışıyla gerçekleştireceğimiz bir sosyal hizmet modelidir. Bu yapıyla, kimseyi yalnız bırakmayan, ihtiyaçları yerinde tespit eden ve insani teması merkeze alan güçlü bir dayanışma ağı oluşturmayı hedefliyoruz" diye konuştu. Başkan Altay, bu desteklerle Türkiye’ye örnek bir çalışma yürüttüklerine dikkati çekerek, "Bunu yaparken de mutlaka birebir iletişim kurmayı arzu ediyoruz. Bir taraftan öğrencilerimize eğitim desteği veriyoruz, bir taraftan da engellilerimizin, ihtiyaç sahiplerimizin hayatlarını normalleştirmeye çalışıyoruz" açıklamasını yaptı. Eğitim ve farkındalık çalışmaları Son olarak 2026 yılında eğitim ve farkındalık çalışmalarını da hayata geçirmeyi planladıklarını ifade eden Başkan Altay, "Toplumun farklı kesimlerine yönelik destekleyici programlar sunmayı hedefliyoruz. Bu kapsamda; ailedeki tüm bireyleri kapsayan çeşitli eğitimleri hemşehrilerimizle buluşturacağız. Bu eğitimlerle ailelerimizin mutluluğuna katkı sağlamayı, ailelerimize ulaşmayı hedefliyoruz" dedi. "Sorumluluğumuzu yalnızca şehrimizle sınırlı tutmuyoruz" Başkan Altay, yaptıkları tüm bu çalışmaların her birinin, "Konya Modeli Belediyecilik" anlayışının sosyal sorumluluk duygusunu güçlendiren ve genele yayılmasını sağlayan kıymetli projeler olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Konya Büyükşehir Belediyesi olarak sorumluluğumuzu yalnızca şehrimizle sınırlı tutmuyoruz. Deprem bölgelerinden Gazze’ye kadar, insanlığın yara aldığı her yerde ve zor durumda kalınan her noktada, Konyalı hemşehrilerimizin destekleriyle dayanışmanın en güçlü tarafı olmaya devam edeceğiz. Tüm bu projeleri hayata geçirirken asıl amacımız, toplumumuzun en temel yapıtaşı olan aile kurumunu güçlendirmek ve geleceğe sağlam bir miras bırakabilmektir." "Aile ilişkilerinin hala devam ettiği ender şehirlerden birisiyiz" Özellikle aile yapısını güçlendirmeyi ve son dönemde nüfus artış hızının düşmesi nedeniyle evliliği teşvik edici uygulamalara bu yıl itibariyle başladıklarını belirten Başkan Altay, "Aslında yapmaya çalıştığımız şey şu; Konya’da yaşayan ihtiyacı olan herkesin bir destek şemsiyesi altında olmasını sağlamak. Bu aslında hepimizin vebali. Biz de bu sorumluluğu Konyalılar adına, Konyalıların verdiği destekle yürütüyoruz. İnşallah bu sosyal yardımlarımız özellikle aile yapısının güçlenmesine, nüfus artış hızımızın tekrar eski seviyelere gelmesine, insanlarımızın huzur ve refah içinde yaşamasına vesile olacak. Konya, bunu yapma sorumluluğu en yüksek olan şehirdir. Çünkü biz hassasiyetleri devam eden, özellikle aile ilişkilerinin hala devam ettiği ender şehirlerden birisiyiz. İnşallah bunu güçlendirmek için hep birlikte bundan sonra da gayret etmeye devam edeceğiz" sözleriyle konuşmasını tamamladı. "Aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz" Hayata geçirdikleri tüm projelerin hayırlara vesile olmasını temenni eden Başkan Altay, "Tüm projelerimizde bizlere destek veren ve her zaman ilham kaynağımız olan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanımız Mahinur Özdemir Göktaş’a, ilgili kurum ve kuruluşlara ve tüm hemşehrilerimize şükranlarımı sunuyorum. Konya’mızın huzuru ve refahı, gençlerimizin ise her alanda daha güçlü yarınlara hazırlanması için aynı kararlılık ve azimle çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Kula Belediye Meclisi’nde arsa satışı ve teminat talebine ret
10 Şubat 2026 Salı - 16:05 Kula Belediye Meclisi’nde arsa satışı ve teminat talebine ret Kula Belediye Meclisi’nde, belediyeye ait taşınmazların satışı ve belediye iştiraki olan şirketin SGK borçlarına karşılık arsaların teminat gösterilmesi maddeleri oy çokluğuyla reddedildi. Kula Belediye Meclisi’nin son toplantısında, belediyenin mali tablosu ve biriken borçların tasfiyesine yönelik kritik maddeler görüşüldü. Toplantıda ilk olarak, mülkiyeti belediyeye ait olan bazı arsaların satışına yönelik hazırlanan teklif meclis üyelerinin onayına sunuldu. Daha önce de gündeme gelen satış talebi; Cumhur İttifakı üyeleri, bağımsız üyeler ve bazı CHP’li meclis üyelerinin oylarıyla ikinci kez kabul edilmedi. Meclisin bir diğer önemli gündem maddesi ise Kula Belediyesi bünyesindeki Beşibiryerde Şirketi’nin yaklaşık 13 milyon TL’yi bulan SGK borçlarının yapılandırılması oldu. Söz konusu borçların yapılandırılabilmesi amacıyla belediyeye ait taşınmazların teminat olarak gösterilmesi teklif edildi. Ancak bu madde de meclisteki çoğunluğun oylarıyla reddedildi. Görüşmeler sırasında söz alan muhalefet ve bağımsız meclis üyeleri, borçların kamu taşınmazları üzerinden kapatılması yöntemine karşı çıkarak, bu durumun belediyenin gelecekteki varlıkları açısından risk oluşturabileceğini savundu. Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez ise belediyenin içinde bulunduğu mali tabloyu paylaşarak, borçların ödenebilmesi ve hizmetlerin aksamaması adına bu satış ve yapılandırma hamlelerinin zorunlu olduğunu ifade etti. Bazı meclis üyelerinin borçların mülk satışı ile kapatılmasına yönelik eleştirileri üzerine, Başkan Dönmez ile üyeler arasında gergin anlar da yaşandı. Meclis, gündemdeki diğer maddelerin görüşülmesinin ardından sona erdi.