Son Dakika
|
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Trump, 9 yıl aradan sonra tarihi zirve için Çin'de
Fransa'da kruvaziyer gemisinde 'norovirüs' şüphesi
Özkan Yalım’ın verdiği ek ifade ortaya çıktı: "Özgür Özel’e 1.2 milyon TL verdim"
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Sel felaketinin boyutu gün ağarınca ortaya çıktı!
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaraylı futbolcu Torreira’ya saldıran şüpheli tutuklandı
Bakan Gürlek: "Ceza infaz sistemimizi insanı merkeze alan yaklaşımla güçlendirmeyi sürdürüyoruz"
Mersin’deki fabrika yangınında acı haber: 1 işçi hayatını kaybetti
Ateşte tavlanan emek: 45 yıldır kalaycılığı yaşatıyor
Bakan Fidan, Belçikalı mevkidaşı Prevot ile bir araya geldi
Şırnak’ta dere taştı, köylüler evlerini boşalttı
İsrail’in Lübnan’a yönelik son saldırılarında bilanço netleşti: En az 13 ölü
POLİTİKA
Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketi sonrası vakıflara 30 milyon lira kaynak aktarıldı
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:46:37
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketinin ardından her iki ilde faaliyet gösteren vakıfları 30 milyon lira kaynak aktarıldığını açıkladı. Bakan Göktaş sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Şanlıurfa ve Samsun’da meydana gelen sel felaketinden etkilenen vatandaşlarımızın yanındayız. Bu kapsamda, afetten etkilenen vatandaşlarımızın ilk etapta acil ve temel ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla, her iki ilimizde faaliyet gösteren Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na (SYDV) 30 milyon lira tutarında kaynak aktardık. SYDV ekiplerimiz; saha incelemesi, hane ziyaretleri ve hasar tespit çalışmalarını ilgili kurumlarla koordine içinde yürütmeye devam ediyor. Psikososyal Destek Ekiplerimiz ile ilk andan itibaren sahadayız. Afetten etkilenen vatandaşlarımıza psikososyal destek hizmeti veriyoruz. Rabbim, ülkemizi ve milletimizi her türlü afetten korusun" ifadelerini kullandı.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:38
Genelkurmay Başkanı Bayraktaroğlu, NATO Askeri Komite Başkanı Dragone ile görüştü
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu, NATO Askeri Komite Başkanı (CMC) Oramiral Giuseppe Cavo Dragone ile video konferans yöntemiyle görüştü. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu ve NATO Askeri Komite Başkanı (CMC) Oramiral Giuseppe Cavo Dragone arasında video konferans yöntemiyle görüşme gerçekleştirildi. Görüşmede, bölgesel savunma ve güvenlik konuları görüşüldü.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 18:04
Başkan Er: "Raylı sistemimiz AYGM tarafından onaylandı"
Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Raylı sistemimiz Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) tarafından onaylandı. İnşallah Stratejik Bütçeden onay alırsak hayata geçecek" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi mayıs ayı toplantısı Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er başkanlığında gerçekleştirildi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından başlayan Büyükşehir Belediye Meclisi mayıs ayı toplantısı, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in gündemi değerlendiren konuşmalarıyla başladı. Başkan Er, Malatya’nın modern ve dirençli bir yapıya kavuştuğunu ifade ederek, şehrin emin adımlarla ayağa kalktığını söyledi. Başkan Er, "Malatya çok emin adımlarla ayağa kalktı. Şehrimiz artık depremin yaralarını sardı. Geleceğin Malatya’sını inşa ediyoruz, final aşamasındayız" ifadelerini kullandı. "Caddelerimizi genişlettik" Modern, dirençli ve güzel bir şehrin oluştuğuna dikkati çeken Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Caddelerimizi genişlettik. Fuzuli Caddemiz tek gidiş geliş bir yola sahipti, şimdi çift gidiş çift geliş olacak. Bu yol, Kernek üzerinden Güney Kuşak Yolu ile birleşecek. Yaklaşık 7 dönüm olan Kernek Parkını da 35 dönüme çıkarıyoruz. Proje çalışmalarına başladık. Ayrıca, devamında Çamlık bölgesine de seyir terası yapma planımız var. İnönü Caddesinin genişliğini de 30 metreye çıkaracağız. Cadde üzerinde yıkılması gereken 18 bina var. Kışla Caddesinin genişliğini 30 metreye çıkarıldı. Caddenin bir tarafı tamamladı, diğer tarafı dirençten dolayı kaldı ama orayı da önümüzdeki dönemde kentsel dönüşüme çözeceğiz" dedi. 4 milyar liralık spor yatırımı gerçekleştiriyoruz" Malatyalıları ev ve iş yerlerine kavuştururken, donatı alanlarını da yaptıklarını aktaran Başkan Er, şunları kaydetti: "2,5 milyar liralık bir spor yatırımı yaptık. Spor Toto ile yapacağımız anlaşmayla 1,5 milyar liralık yatırım daha yapacağız. Böylece 4 milyar liralık spor yatırımı gerçekleştiriyoruz. 63 gençlik ve spor yatırımını Malatya’mıza kazandırıyoruz. 6 büyük spor kompleksi, Engelsiz Yaşam Merkezi ikinci etabı, Amatör Spor Evi yatırımlarımız var. Bölgenin en büyük kütüphanesini belediye binamızın içerisinde yaptık, tamamlandı. Spor ve kütüphane yatırımlarımız devam ediyor. Sanat Sokağında Çocuk Kütüphanesini açacağız. Bunun yanında iki kitap kafe açacağız, ihaleleri bitti." "Bölgenin en büyük ileri biyolojik arıtma tesisi bitmek üzere" Hatay’da düzenlenen "Türkiye’nin COP31’e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" paneline katıldığını ve önemli görüşmeler yaptığını kaydeden Başkan Er, toplantının bir ayağının Malatya’da yapılması noktasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına öneride bulunduklarını belirtti. Kentte çevreyle ilgili ciddi projelerinin olduğunu kaydeden Başkan Er, "Duranlar’da bölgenin en büyük ileri biyolojik arıtma tesisi bitmek üzere. Eskimalatya’da arıtmayla ilgili ikinci aşama onaylandı. Suyu arıtıp, tarımsal sulamada kullanacağız. Duranlar’daki ileri biyolojik arıtma tesisindeki sularda arıtılarak, tarımsal sulamaya kazandırılacak. Organize Sanayi Bölgesinde de kimyasal atıkların arıtılmasıyla ilgili çalışmamız var. Malatya’da artık atık sular, arıtılmadan doğaya deşarj edilmeyecek. Kapıkaya’da çöp alanı oluşturduk, ihalesi başladı" dedi. "Ulaşıma yönelik ciddi projeleri ele aldık" Malatya’da ulaşıma yönelik önemli projeleri ele aldıklarını dile getiren Başkan Er, şunları kaydetti: "Raylı sistemimiz Altyapı Yatırımları Genel Müdürlüğü (AYGM) tarafından onaylandı. İnşallah Stratejik Bütçeden onay alırsak hayata geçecek. 12 yeni nesil körüklü otobüs aldık. Sisteme kattığımız otobüslerle, 185 otobüse ulaştık. Yine sisteme katmayı planlarımız akülü otobüslerle, İkizce ile İnönü Üniversitesi arasındaki trambüs hattı tamamlanacak. Mevcut otobüsleri de batarya sistemine dönüştürme planımız var. Güney ve Kuzey Kuşak yollarımız tamamlandı. Kuzey Çevre Yolu da bu sene tamamlanacak. Beylerderesi’nde ikinci viyadük ile ilgili çalışmamız var, dolgular devam ediyor. Bunun yanında alternatif yolu Malatya’mıza kazandırmak için çalışmalara başladık. İkizce’den başlayacak olan yol, İnekpınarı ve Yakınca’dan geçerek Adıyaman yoluna bağlanacak. Kamulaştırma ve dolgu çalışmamız sürüyor." Eğitime destek vermeye devam ediyoruz" Malatya’da eğitime yönelik önemli çalışmalar yürüttüklerini aktaran Başkan Sami Er, "Geçen gün 340 okulda 18 bin 500 öğrencimiz LYS ve YKS deneme sınavlarına tabii tutuldu. Ücretsiz kitap ve internet desteğimiz var. Maddi durumu iyi olmayan öğrencilerimizin sınav ücretlerini de karşılıyoruz. Spor ve kütüphane yatırımlarımız hızlı bir şekilde devam ediyor" diye konuştu. Malatya’da spora yatırım yaparken kentte yıllardır unutulan futbol heyecanını yeniden kazandırdıklarını anlatan Başkan Er, "Malatyaspor ve Yeni Malatyaspor’u içine düştükleri borç sarmalından çıkaramadık. Düşme hattında olan 3. Lig’deki Malatya Yeşilyurtspor’a Büyükşehir, Battalgazi ve Yeşilyurt belediyeleri olarak el attık. Takımımız, 2. Lig’e çıkmak için Play-off finali oynayacak. İnşallah Ankara’dan şampiyonlukla döneceğiz. Geçen gün statta 20 bin kişi vardı, Malatya’nın futbola be kadar susadığını orada gördüm. Malatya’nın bu tür etkinliklerle öne çıkması lazım. Takımımızın isminin ve renginin değişmesiyle ilgili bir kamuoyu yoklaması yapacağız. Malatya’ya yakışacak bir isimle takımımız ligde mücadele edecek" dedi. Gündem maddeleri görüşüldü Yoğun programı nedeniyle konuşmalarını tamamladıktan sonra Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısından ayrılan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in yerine meclis gündem görüşmelerine Malatya Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkan Vekili Ramazan Ayhan devam etti. İlk olarak ek gündem maddelerinin gündeme alınması görüşüldü ve oy birliği ile ek gündem maddeleri gündeme alındı. Büyükşehir Belediye Meclis toplantısında gündem maddeleri arasında yer alan Büyükşehir Belediyesi’nin 2025 Mali Yılı Kesin Hesabı görüşülerek oy çokluğu ile kabul edilerek, karara bağlandı. Diğer maddelerin bir kısmı ilgili komisyonlara havale edildi. Bazı gündem maddeleri ise bir sonraki toplantıda görüşülmek üzere oylanarak ertelendi. Malatya Büyükşehir Belediye Meclisi mayıs ayı toplantılarının II. birleşiminin ise 18 Mayıs Pazartesi günü saat 14.00’te yapılmasına karar verildi.
13 Mayıs 2026 Çarşamba - 17:56
Okul saldırılarını araştırmak için kurulan Komisyon Kahramanmaraş’a gidecek
TBMM Şanlıurfa ile Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, bölgede inceleme yapmak ve taziyede bulunmak üzere Kahramanmaraş’a gidecek. Şanlıurfa ile Kahramanmaraş Okul Olaylarını ve Dijital Riskleri Araştırma Komisyonu, AK Parti Tokat Milletvekili Yusuf Beyazıt Başkanlığında toplandı. Komisyonda, Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Betül Ulukol, İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Koçtürk, Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alperen Bıkmazer sunum yaptı. Komisyonun açılışında konuşan Komisyon Başkanı Beyazıt saldırıların yaşandığı bölgeye ziyaret edeceklerini belirterek "Komisyon üyelerimizden oluşan bir heyetle 14-15 Mayıs yani yarın, perşembe ve cuma günü Kahramanmaraş’a gerçekleştireceğimiz inceleme ziyaretinden bahsetmek istiyorum. Bahsi geçen inceleme ziyareti kapsamında hayatını kaybeden çocuklarımızın ve öğretmenimizin mezarlarını ziyaret edecek, ailelerine taziye ziyaretinde bulunacak, hastanede tedavi gören yavrumuzu, evladımızı ziyaret edeceğiz. Ayrıca, yaralanan çocuklarımızın da evlerine yine ziyaretler yapacağız. Kahramanmaraş Valiliğinde İl Millî Eğitim Müdürü, İl Emniyet Müdürü, İl Jandarma Komutanı, İl Sağlık Müdürü ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdüründen oluşan bir heyetten konu hakkında kısa bir bilgi alacağız" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
12 Mayıs 2026 Salı- 10:57
Dikili’de yeni hastane hizmete açıldı
2
12 Mayıs 2026 Salı- 11:34
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
3
12 Mayıs 2026 Salı- 14:30
AK Parti’ye katılacağı iddia edilen Burcu Köksal, AK Parti Genel Merkez binasına geldi
4
12 Mayıs 2026 Salı- 14:55
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
5
12 Mayıs 2026 Salı- 16:34
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan: "Ankara Çıkrıkçılar Yokuşu’ndaki kardeşlerimiz nasıl bizim insanımızsa Berlin’deki, Brüksel’deki vatandaşlarımız da canımızdan birer parçadır."
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:23
Bakan Tunç: "CHP’li delegelerin yapmış olduğu başvuru sonucu süreç başlatıldı. İstinaf yolu açık, süreç devam ediyor."
Bakan Tunç: "CHP’li delegelerin yapmış olduğu başvuru sonucu süreç başlatıldı. İstinaf yolu açık, süreç devam ediyor."
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:21
Bakan Tunç: "CHP İl kongresiyle ilgili yargılama süreci devam ediyor. Kongrelerle ilgili kararı mahkemeler verecektir."
Bakan Tunç: "CHP İl kongresiyle ilgili yargılama süreci devam ediyor. Kongrelerle ilgili kararı mahkemeler verecektir."
03 Eylül 2025 Çarşamba - 11:09
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Işık Ercan: "Şehit ve gazi ailelerinin özelinde aldığımız tepkiler tamamen olumlu tepkiler"
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, "Türkiye satında dolaştığımızda genelde şehit ve gazi ailelerinin özelinde aldığımız tepkiler tamamen olumlu" dedi. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, "Terörsüz Türkiye" kapsamında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın şehit aileleri ve Gazilere gönderdiği mektuplara ilişkin açıklama yaptı. AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, şuana kadar 2 bin şehit ve gazi ailelerine mektupları ulaştıklarını belirtti. Türkiye’de yaklaşık 20 bin aile olduğunu ifade eden Ercan "Eylül sonuna kadar bütün bu mektupları dağıtımını tamamlayacağız. Şöyle birazcık vakit aldı çünkü şehit ailelerimizin ismine özel hazırlandı bütün zarflarımız ve mektuplarımız. Dolayısıyla o isimleri de yazarken ama bir iki hafta içerisinde gayet güzel bir rakama ulaştık. Eylül sonu itibariyle de nşallah tüm şehit ailelerimize ulaşma hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Gittiği her şehirde şehit ve gazi ailelerini kendisinin bizzat ziyaret ettiğini vurgulayan Ercan, "Bunun haricinde malumunuz Terörist Türkiye buluşmaları kapsamında bütün genel başkan yardımcılarımız, milletvekillerimiz, herkes sahada bu yaz döneminde. Keza benim MYK üyelerim, MKYK herkes sahada ve özellikle bütün şehit ailelerimizi, gazi ailelerimizi ziyaret ediyoruz. Şuana kadar aldığımız tepki şu şekilde, ‘Yeter ki başka anneler ağlamasın, yeter ki başka evlatlar şehit olmasın. Biz bu süreci her şekilde destekliyoruz’ şeklindeydi bütün söylemleri" diye konuştu. "Şehit ve gazi ailelerinin özelinde aldığımız tepkiler tamamen olumlu tepkiler" Terörsüz Türkiye kapsamında ilk ziyaretlerinin Kars iline olduğunu hatırlatan Ercan, "Yani Kars’tan Edirne’ye, bütün Türkiye’ye, 81 ilimizde, bütün Türkiye satında dolaştığımızda genelde şehit ve gazi ailelerinin özelinde aldığımız tepkiler tamamen olumlu tepkiler. ‘Biz kesinlikle bu süreci destekliyoruz. Daha fazla verecek canımız yok bizim bu yolda’ diyorlar. Çok da haklılar ve inşallah da son bulur diyoruz bu süreçle birlikte. Daha fazla şehidimiz olmaz diye ümit ediyoruz" dedi. Terörsüz Türkiye kapsamında normal vatandaşlara iletilmek üzere hazırlanan bir başka mektup olduğunu bildiren Ercan," Kadın kollarımız bütün evlere giriyor. Anne razı olursa evdekileri de zaten razı etmesi çok daha kolay oluyor öyle söyleyeyim. Zaten yaralanan da asıl yaralı olan da kalpleri yaralı olan da şehit ve gazi ailelerimizde özellikle annelerimiz. Onun için annelerimizi razı ettiğimiz zaman onların gönüllerini aldığımız zaman inşallah bu Terörsüz Türkiye sürecinin çok daha rahat ve kolay ilerleyeceğini düşünüyoruz. Bunu da yaptığımızı düşünüyorum yapma gayretindeyiz kadın kolları olarak özellikle. Malumunuz zaten haneleri evleri çok rahat bir şekilde dolaşıyoruz" açıklamalarında bulundu. AK Parti Kadın Kolları olarak Terörsüz Türkiye kapsamında 922 ilçede ziyaretlerin devam ettiğini aktaran Ercan, "Eylül sonu itibariyle yine bizim ziyaretlerimiz kadın kolları olarak 922 ilçe ziyaretimizi de sadece 81 il değil illerin yanında ilçe ziyaretlerimizi de tamamlamış olacağız inşallah" dedi. Ercan, Terörsüz Türkiye kapsamında şehit ve gazi ailelerine verilen mektuplara ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bilgilendirmeleri yaptıklarını ve dağıtım sonucunda bir rapor vereceklerini söyledi. "İnşallah önümüzdeki dönemde sayıların artması en büyük hedefimiz" Kadın Belediye Başkanlarının başarısını çok önemsediklerinin altını çizen Ercan, "Kadın belediye başkanlarımızın başarısını ben çok önemsiyorum. Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı olarak aslında bütün kadınlarımız her alanda başarılı olsun istiyoruz tabii ki ama özellikle belediye başkanlarımız kendi bulundukları ilçelerde illerde başarılı olursa kadın daha önümüzdeki dönemde sayıların da artmasının canı gönülden istiyorum. Bunun için ben de Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı olarak elimden gelen desteği veriyorum onlara kendilerine. Bu anlamda da Sayın Bakanlarımızla görüştürdük ilk aşamada. Aramıza yeni katılan belediye başkanlarımız da var kadın belediye başkanlarımız biliyorsunuz. Sayıları da belki artacak ileriki dönemde. Hem kendi teşkilat yapımımızı bilgilendirmek açısından kendilerine ve bütün belediye başkanlarımıza. Hem de tabii bizler bu işe ne kadar önem veriyorsak kadın yöneticilere Sayın Cumhurbaşkanımız da keza aynı şekilde önem veriyor. Malumunuz şu anda meclisteki temsiliyetimiz %20’lere ulaştı kadınlar olarak. Ben istiyorum ki inşallah belediye başkanlığı temsilinde de en az %20 olsun ama bu bile yetmez. İnşallah önümüzdeki dönemde sayıların artması en büyük hedefimiz. Başarılı kadın belediye başkanlarımızın sayısının artması" ifadelerine yer verdi.
02 Eylül 2025 Salı - 23:03
Sultanhisar Belediyesi’nden kamuoyu açıklaması: İddialar gerçeği yansıtmamaktadır
Sultanhisar Belediyesi, son günlerde ilçedeki imar uygulamalarına ilişkin iddialar üzerine kamuoyu açıklaması yaptı. İddiaların gerçeği yansıtmadığı belirtilen açıklamada "Sultanhisar’da yürütülen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı revizyonu hakkında bazı asılsız iddialar gündeme getirilmektedir. Halkımızın doğru bilgilendirilmesi adına bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur" denildi. Söz konusu imar planının 3 günde hazırlanmış bir plan değil, yaklaşık 16 ay boyunca, tam 27 farklı kamu kurum ve kuruluşundan görüş alınarak titizlikle hazırlanmış ve Büyükşehir Belediyesinin onayına sunularak hazırlandığı belirtilen açıklamada "Kaldı ki Sultanhisar Kent merkezi ve çevresine yönelik nazım imar planı Büyükşehir Belediyesince 22/04/2024 tarihinde onaylanmış ve bu onay tarihinde de rant iddia edenler kişiler bu meclis toplantısında bulunarak onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planına herhangi bir itirazları bulunmamaktadır. Kamuoyuna yansıtıldığı gibi "imar planı genişletildi" iddiası kesinlikle doğru değildir. Planın adında da geçtiği üzere bu bir revizyon planıdır, yani mevcut durumun yeniden düzenlenmesidir. İlçe sınırlarımızda imar alanını büyütmek gibi bir durum mümkün değildir. Halkımızı yanıltmaya yönelik bu söylemler tamamen asılsızdır" ifadeleri kullanıldı. "Nysa Oteli’nin bulunduğu alan 25 yıl önce imar planına alınmıştır" Özellikle Nysa Oteli’nin bulunduğu alanın 2000’li yıllarda imar planına alındığı belirtilen açıklamada "2016 yılında yapılan değişiklik ve ilave de mahkeme tarafından incelenmiş, herhangi bir usulsüzlük veya rant tespiti yapılmadığı için dava reddedilmiştir. Yani bu konuda da herhangi bir şaibe söz konusu değildir. Hazırlanan planlarda üniversitelerden alınan bilimsel raporlar ve jeolojik-etüt çalışmaları dikkate alınmıştır. Fay hattı üzerinde kalan bölgeler ile heyelan riski taşıyan yerler açıkça yapı yasaklı alan olarak belirlenmiştir. Bu durum, tamamen halkımızın can ve mal güvenliği için yapılmış bir düzenlemedir. Bilimsel raporlara göre Nysa otelin bulunduğu alan 2016 yılında yapılan tadilat ve ilave imar planına göre daha küçültülmüştür. Bu alanda ilave bir alan artışının yapılması söz konusu değildir" denildi. Açıklamanın devamında; "Bahsedilen 251 ada 25 parsel numaralı taşınmazın olduğu bölge nazım imar planında yüksek yoğunluk olan bölgededir. Kaldı ki 251 ada 25 parsel numaralı taşınmaz için 2002 yılında 5 kat rejimli mevzi imar planın yapılarak onaylanmıştır. Belediyemizce 2014 yılında Sultanhisar Belediye başkanlığı görevine başlamadan önceki yönetim tarafından revizyon ve ilave uygulama imar planı yapılarak bahse konu bu parselin etrafı imar planı içerisine alınmıştır. Yani söz konusu parselin imar planı onanması geçmişi 2002 yıllarına dayanmaktadır. 2014 yılında yapılan revizyon ve ilave uygulama imar planında bu bölgede kurumlardan alınan görüş doğrultusunda termal turizm tesis alanları oluşturulmuş ve yapılaşma koşulları E:1,00 ve 1,50 olarak belirlenmiştir. Halen askı sürecinde olan Sultanhisar kent merkezi ve çevresine ilişkin yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planında termal turizm tesis alanı imar planında kalan bölgeler konut alanı olarak planlanmıştır. Kısacası, ortaya atılan tüm rant iddiaları asılsızdır. Hiçbir vatandaşımızın hakkı gasp edilmemiştir, edilmeyecektir. Ne bugünkü yönetimin, ne de belediyemizin hiçbir şekilde kişisel veya kurumsal rant sağlaması söz konusu değildir. Bizler bu süreçte haksız ithamlarla mağdur edilmiş bulunuyoruz. Ancak halkımızın bilmesini isteriz ki, hazırlanan bu planlar kanunlara uygun, şeffaf ve eşitlik ilkesi gözetilerek yapılmıştır" ifadeleri kullanıldı.
02 Eylül 2025 Salı - 22:49
MHP Kayseri’de ‘38 Günde 3838 Üye’ hedefiyle yol çıktı
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kayseri İl Teşkilatı, yeni bir üye kampanyasına start verdi. ‘38 günde 3838 üye’ hedefiyle yola çıkan teşkilat, Kayseri’de birlik ve beraberlik ruhunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy, İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın, İl Divanı ve 16 ilçe başkanının katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda kampanyanın startı verildi. Milletvekili Baki Ersoy, Kayseri’nin her zaman MHP’nin kalesi olduğunu vurgulayarak, "Bu hedef sadece bir rakam değil; gönüllere dokunmanın, davamızı büyütmenin ve geleceğe daha güçlü adımlarla ilerlemenin göstergesidir" dedi. İl Başkanı Enes Ertuğrul Kalın ise konuşmasında, "Kayseri’de gönül seferberliği başlatıyoruz. 38 gün içinde 3838 yeni üyeyi partimize kazandırarak MHP’nin gücüne güç katacağız" ifadelerini kullandı. MHP Kayseri İl Teşkilatı, belirlenen hedef doğrultusunda sahada aktif çalışmalara başlayacak. İlçe teşkilatlarının katılımıyla yürütülecek üye kampanyasının, Kayseri’de güçlü bir karşılık bulması bekleniyor.
02 Eylül 2025 Salı - 22:48
CHP Genel Başkanı Özel: "Gürsel Tekin’i partiden ihraç ettik"
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Gürsel Tekin’in Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini ve partiden ihraç edildiğini açıkladı. CHP İstanbul İl Kongresi’nin iptali için açılan davada CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik’in görevinden uzaklaştırma kararının alınmasının ardından, CHP Genel Başkanı Özel bir televizyon programında açıklamalarda bulundu. "Mahkemeye itiraz edilecek" Özel, CHP olarak hukuken yapılması gereken her adımı yapacaklarını belirterek, "Hukukçu arkadaşlar bakıyorlar. Elbette mahkemeye itiraz edilecek ama bir yandan bu mahkemenin yaptığı bu iş Türkiye’de seçim hukukunu askıya alıyor. Bu karar, İstanbul’daki bir asli hukuk mahkemesinin aldığı karar. Bundan önceki asli hukuk mahkemeleri gelen davayı görevsizlik dedi ve Ankara’ya yolladı çünkü siyasi partilerin genel merkezleri Ankara’dadır. İllerin tüzel kişilikleri yoktur. Siyasi partilerin ve onların illerdeki yönetimlerinin aleyhine açılan dava Ankara’da görülür. Bu en temel kural, Ankara’da böyle bir hakim bulamadıkları için İstanbul’daki bir hakime bu kararı aldırmışlar. Bu durum hukuk sistemi açısından tamamen bir kanunsuzluk hali olduğu için Anayasa Mahkemesi’ne bu durum açısından tedbir talebi ile başvuracağız" diye konuştu. Mahkeme tarafından alınan görevden uzaklaştırma kararının Cumhuriyet Halk Partisince hukuken ve siyaseten yok hükmünde olduğunu söyleyen Özel, mahkeme tarafından alınan kararı tanımadıklarını, CHP İstanbul İl Başkanı Çelik’in görevinin başında olduğunu ifade etti. "Gürsel Tekin’i partiden ihraç ettik" Gürsel Tekin’in Yüksek Disiplin Kurulu’na sevk edildiğini ve partiden ihraç ettiklerini açıklayan Özel, "Diğer dört arkadaşımız (Zeki Şen, Hasan Babacan, Müjdat Gürbüz ve Erkan Narsap) arkadaşımızın açıklamalarını bilmediğimiz için onlar da görevi kabul ederlerse onları da ihraç edeceğiz. CHP’nin ne il başkanlığına ne de genel merkezine CHP’lilerin seçmediği biri giremez" dedi. "CHP’nin kurultayını iptal etmeye kalkmak siyasi cesaret ister" Özel, 15 Eylül’de görülecek olan CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davaya değinerek, "Mahkeme, mahkemeyi sürdürdü birtakım kararlar aldı, alıyor. O kendi takip etmesi gereken yol haritasını takip ediyor. O konuda mahkemeye ’şunu yapacak, bunu yapacak’ diyemem ama CHP’nin kurultayını iptal etmeye kalkmak da çok büyük bir siyasi cesaret ister, siyasi gözü dönmüşlük ister. Denemesi bedava ama Saraçhane’de İBB’yi kayyuma teslim etmeyen CHP, bu partiyi de bu partinin binasını da üyelerinin iradesini de kimseye teslim etmez" açıklamasında bulundu. "Cumhurbaşkanlığı adaylığında son güne kadar adayımız İmamoğlu" Cumhurbaşkanlığı adaylığı için en doğru ismin aday olarak gösterileceğine dikkati çeken Özel, sözlerine şöyle devam etti: "Bir partinin genel başkanı doğal cumhurbaşkanı adayıdır. Aday olursan ilan edersin, olursun. Türkiye’deki siyaset sistemi de, geleneği de buna müsait. Geçmişte bunun örnekleri de çok oldu. Hatta, parlementer sistem de partinin genel başkanı milletvekili adayı olur, seçimi hangi parti kazanırsa onun genel başkanına hükümeti kurma görevi verilir. Bu yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde CHP, genel başkanı aday gösterdiği de göstermediği de oldu. İki ihtimalin de olduğu bir yerde ben adayın belirlenmesinde ya da kendisi aday olursa tartışmasız aday olabilen bir noktada olduğum için objektif olamayacağı için kendime baştan böyle bir kısıt koydum, bu kurala da uyuyorum. Ben aday olmadım, Ekrem beyi aday göstermedim. MYK’da, PM’de ve il başkanları ile yaptığımız 8 toplantı sonunda doğru yöntemin ön seçim olduğuna karar verdik. Ekrem bey, ön seçime 4 gün kala gözaltına alınıp, ön seçim günü tutuklandı. Benim en temel cevabım; son güne kadar adayımız İmamoğlu. Ekrem İmamoğlu benim gösterdiğim bir aday değil 15 buçuk milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının adayı ama o gün olamazsa en doğru adaya bakılır. Nasıl bakılır? Bence anketlere bakılır ama anketlerde çıkan isim örneğin bir isim kesin kazanıyorsa bence o isim aday olmalıdır. Onu da kendimi ilan etmek yerine yine Ekrem İmamoğlu’nun adaylığında olduğu gibi yine toplumsallaştırmak lazım. Belki yine sandık kurulur, bu kişinin adaylığına ne diyorsunuz deyip bir güven oyu tesis edilebilir. Aynı şartlarda birden çok aday kazanıyordur, o zaman sandık kurulur topluma siz karar verin denilir. Baktığınızda Mansur bey tüm anketlerde CHP’nin yadsıyamayacağı bir aday alternatifidir ama Mansur bey de bütün zorluklara rağmen kendi belediyesine odaklı çalışıyor. Toplum tarafından beğeniliyor ve takdir ediliyor."
02 Eylül 2025 Salı - 22:19
AK Parti Aydın İl Kadın Kolları Başkanlığı’na Edremit atandı
Aydın AK Parti İl Kadın Kolları Başkanlığı’na Şahika Edremit atandı. Yeni görevlendirme AK Parti Aydın İl başkanlığı tarafından duyuruldu. Aydın Büyükiehir Belediye Başaknı Özlem Çerçioğlu’nun CHP’den istifa edip AK Parti’ye katılmasının ardından Aydın’da AK Parti’ye yeni bir heyecan geldi. Partide yoğunluk devam ederken her geçen gün üye sayısında da artışların devem ettiği öğrenildi. Bu arada bir süredir boş olan AK Parti Aydın İl Kadın Kolları Başkanlığı görevine Şahika Edremit’in atandığı açıklandı. AK Parti Aydın İl Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada "AK Parti Aydın İl Kadın Kolları Başkanlığı görevine Şahika Edremit atanmıştır. Kendisine yapacağı görevlerde başarılar diliyoruz. Bu görevi devreden Ebru Alp Kayır’a teşekkür ediyoruz. Aydın AK Kadınlarımıza hayırlı olsun" ifadelerine yer verildi.
02 Eylül 2025 Salı - 21:41
AK Parti MYK toplantısı sona erdi
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında yapılan AK Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısı sona erdi. Parti genel merkezinde basına kapalı gerçekleştirilen toplantı 3 saat sürdü.
02 Eylül 2025 Salı - 21:19
Bakan Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Aliyev ile bir araya geldi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Türkiye’de ağırladı. Bakan Işıkhan, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni öncesinde Bakan Aliyev ile bir görüşme gerçekleştirdi. Işıkhan, ikili görüşmede Aliyev’in göreve geldikten sonra ilk yurt dışı ikili ziyaretini Türkiye’ye yapmış olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde kabul etti. Kabule, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da eşlik etti. Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni kapsamında Bakanlık Reşat Moralı Toplantı Salonu’nda bir program düzenlendi. İmza töreninde konuşma yapan Bakan Vedat Işıkhan, "Tek Millet, İki Devlet" şeklinde tanımlanan ikili ilişkilerin her geçen gün gelişiyor olmasından büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanlarımızın imzalamış oldukları Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerimiz ’müttefiklik’ seviyesine ulaşmıştır. Çalışma Bakanlıkları olarak bu ilişkilere katkı sağlayacak ve ona yeni boyutlar kazandıracak iş birliğimizi geliştirme yönünde ortak bir iradeye sahibiz. Bugün 12’ncisini düzenlediğimiz ’Ortak Daimi Komisyon’, mevcut iş birliği anlaşmamız çerçevesinde 23 yıldır ortak çalışmalarımızı kolaylaştırıyor. Pek çok ülke ile benzer iş birliği yöntemlerimiz bulunsa da gururla ifade edebilirim ki, en köklü ve uzun soluklu ’Ortak Daimi Komisyon’, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu mekanizmadır" diye konuştu. "İlk ziyaret Türkiye’ye" Daha önce gerçekleştirilen iş birliği toplantılarında verimli temaslarda bulunduklarının altını çizen Bakan Işıkhan, "Kıymetli kardeşim Sayın Aliyev, o dönemde Bakan Yardımcısı olarak katkılarını sunmuştu. Şimdi ise Bakan olarak ilk yurt dışı ikili ziyaretini, ikili ilişkilerimize yakışır bir şekilde, Türkiye’ye gerçekleştiriyor. Bakü’de gerçekleştirdiğimiz 11’inci Ortak Daimi Komisyon Toplantısında kararlaştırılan otuz maddelik 2024-2025 Eylem Planı, büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu durum, somut iş birliğimizin ne kadar verimli ilerlediğinin göstergesidir" dedi. "Protokol iş birliğini derinleştirecek" 12’nci Ortak Daimi Komisyon Toplantısı’nın mevcut iş birliğinin derinleşmesine katkı sağlayacağını belirten Işıkhan, "Kıymetli kardeşimle imza altına alacağımız Toplantı Protokolü ve eki Eylem Planı ile çalışma hayatı, istihdam hizmetleri, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, rehberlik ve teftiş gibi önemli alanlarda önümüzdeki dönemde Bakanlıklarımız arasında gerçekleştirilecek işbirliğimiz daha somut hale getirilecektir" ifadelerini kullandı. "Karşılıklı yatırım ve istihdam genişletiliyor" Karşılıklı olarak; yatırımların yaklaşık 38 milyar doları bulduğunu belirten Bakan Işıkhan, "Vatandaşlarımıza nitelikli istihdam olanaklarını da genişletiyoruz. Bakanlıklarımız arasında yakın ilişkilerin geliştirilmesine de büyük bir önem veriyoruz. Pek çok uluslararası platformda birlikte hareket ediyoruz. Bu kapsamda Bakü’de kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı Çalışma Merkezi’nin faaliyete geçmiş olmasını çok önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Ankara’da, ’Türk Devletlerinde Çalışma Hayatı ve Sosyal Koruma Konferansı’nı gerçekleştirmiştik. Bu iş birliğimizin devamı niteliğindeki Türk Devletleri Teşkilatı Çalışma Bakanları Toplantısı’na Azerbaycan’ın Aralık ayında ev sahipliği yapacak olmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz" dedi. "OECD Beceriler Zirvesi’ne özel davet" Bakan Işıkhan, "Öte yandan, OECD ile iş birliğinde 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz ’OECD Beceriler Zirvesi’ne Azerbaycan’ın özel davetlimiz olarak katılacağını bildirmekten şeref duyuyorum. Her alanda olduğu gibi çalışma, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında da tecrübe ve birikimlerimizin paylaşılmasını çok değerli buluyorum" diye konuştu. Protokol kapsamında teknik ekiplerin hazırladıkları Eylem Planı’nın somut çalışmalar içerecek olmasının işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına vurgu yapan Işıkhan protokolün hayırlı olmasını dileyerek, "Bakanlar olarak bizler de çalışmaların uygulanmasını sıkı bir şekilde takip edeceğiz. Bu süreçleri sorunsuz bir şekilde yürüttüğümüz Azerbaycanlı muhataplarımıza ve teknik ekiplerimize teşekkür etmek istiyorum. İmzalayacağımız protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Konuşmalarının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planını imzaladı.
02 Eylül 2025 Salı - 21:14
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP’nin İstanbul İl Kongresi’nin iptaline ilişkin açıklama
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP’nin İstanbul İl Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin, "Görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından, kayyum olarak değil, koyulmuş yani. Yargı süreci devam ediyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışta iç ve dış politikanın yanı sıra Çin seyahatine dair değerlendirmeler yaptığını söyledi. MYK’nın birinci gündeminin, Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi olduğunu belirten Çelik, "Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu doğrusunu söylemek gerekirse Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak, insanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması, insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir" diye konuştu. "ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur" Bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik de olduğunu aktaran Çelik, "Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşru otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir karardır. Bu uluslararası hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların, tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması, her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyetin ve adaletin gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptali ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde, orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda, Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bütün konuşmalarında, Filistin davasını en yüksek sesle haykırdığına dikkat çeken Çelik, "Dolayısıyla bu sene de Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere, pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır. Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan aşmıştır. Bu bir katliam şebekesiyle insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın, Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar" 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığını aktaran Çelik sözlerini şu şekilde sürdürdü: "En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz. Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbe’nin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir." "Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir" Bazı komşu ülkelerin, Türkiye’nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin Çelik, "Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin Çelik Kubbe’de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve ’herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz" dedi. Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, "Bu sene TEKNOFEST gençliğini Mavi Vatan’la buluşturan TEKNOFEST Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla birlikte TEKNOFEST’in bu sene Deniz Kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin Mavi Vatan vurgusu ve Mavi Vatan’ın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısında da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii sık sık kahraman Silahlı Kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır" açıklamalarında bulundu. "Terörsüz Türkiye" sürecine değinen Çelik, "Biliyorsunuz Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor. Ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturmasıyla ilgili bir komisyonun kurulmuş olması Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesih ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması PKK’nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir" diye konuştu. "PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda Terörsüz Bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir" diyen Çelik, "Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında ’Terörsüz Türkiye’ söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK’nın açılış konuşmalarında ’Terörsüz Türkiye’ konusunda bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini bazılarının odak kaybı yaşadığını ve bu gündemlerin doğru olmadığını ve bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyleyen Çelik, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarının hem komisyonla ilgili hem Suriye’yle ilgili son derece önemli olduğunu vurguladı. "Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" Terörsüz Türkiye derken PKK’nın şu adresi ya da bu adresinin değil bütün adreslerinin, şube legal ve illegal yapılanmalarının tamamını fesih edilmesi gerektiğini ve silah bırakmasının daha bu sürecin başında ifade ettiklerini hatırlatan Çelik, "Bunun dışındaki yaklaşımlar olursa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecine zarar verir. Terörsüz Türkiye süreciyle Terörsüz Bölge süreci iki ayrı süreç değildir, bunlar entegre süreçlerdir. Çünkü bunlar ülkemize dönük terör tehdidi topraklarımızın içinde gerçekleştiği gibi asıl merkezleri topraklarımızın dışındaki ülkelerdir. O ülkelerdeki otoriteler bunu bu tehdidi bertaraf edecek bir irade ortaya koymayınca Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki çerçevesinde bu terörle mücadelesine uluslararası hukuka uygun olarak sürdürmüştür. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" değerlendirmelerinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır" sözlerine dikkat çeken Çelik, "Silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve Terörsüz Bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak kendisine başka bir pozisyon belirlemek bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz" dedi. Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğunu vurgulayan Çelik, "Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor. İşte diyor ki Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz. Hayır. Hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir. Türklerin kazanımı değildir. Arapların kazanımı değildir. Sünnilerin kazanımı değildir. Alevilerin kazanımı değildir. Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını kendi kimliğinin, kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin, kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Aslında herhangi bir terör örgütü ben şu mezhepten gruplar ya da bu etnik gruptan gruplar adına onların hakları adına savaşıyorum dediğinde mücadele ediyorum dediğinde aslında bunu binlerce kere Orta Doğu’da gördük. Bunların hepsi bir takım emperyalist planların bugün bunun yerini birtakım siyonist planlar almıştır. Onların taşeronu olarak hareket etmek anlamına gelir. Biz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte, bunu hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük olarak bir takım devletlerin örtülü operasyonlarını görüyoruz. Silah bırakması gerekenlerin bir takım zikzak açıklamalarının arkasındaki organizasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz. Hem ülkemizin kazanımı için ülkemizdeki herkesin kazanımı için. Hem de bölgemizdeki yakın bölgemizdeki Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Nusayrilerin, Dürzilerin, Yezidilerin, herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerekir. Biz bunu net bir şekilde büyük bir Türkiye içerisinde demokrasiyle Türkiye’nin içerisinde bir takım reformlarla büyük yollar aldık. Büyük mesafeler katettik, yıllar içerisinde. Dolayısıyla hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerin giderilmesi süreci her zaman dinamik bir süreçtir. Ama bu süreçlerin terör örgütlerinin meşruiyet kazanması ya da birtakım arkasındaki organizasyonları net şekilde gördüğümüz bir takım bölgedeki hareketliliklerin kendisine yerleşik alan bulması şeklinde ajandalara sahip olmaması gerekir" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir" Terörsüz Türkiye sürecinde vatandaşların müsterih olması gerektiğini belirten Çelik, "En baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir. Bunlardan taviz yoktur. Bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur. Bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. Aynı şekilde biz komşumuz Suriye’nin egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğüne sahip tek tek ülke tek Suriye ve tek ordu temelinde geleceğe bakmasının şimdiye kadar ki yaşanmış deneyimler çerçevesinde en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Hem bu kardeş Suriye halkı için hem kardeş Suriye devleti için hem Türkiye’nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır. Bunun dışına çıkan yaklaşımların bizim tarafımızdan tabii ki olumlu görünmesi herhangi bir şekilde söz konusu olmayacaktır. Mümkün değildir" dedi. Soru-Cevap "Türkiye Yüzyılı" buluşmaları kapsamında yapılan anketler ve o anketlerde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, "Biz vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor cevap vermekle mükellefiz. Kaygıları oluyor. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, vatandaşlarımızın eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var. Çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Ve gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Her yerde veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz. Ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Bahçeli’ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler. Tabii ki bir takım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrası nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri boyutunun, hem istihbari boyutunun, hem siyasi boyutunun, hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir" şeklinde cevap verdi. Bir gazetecinin, PYD yöneticisi Salih Müslimin "Yeni Suriye hükümetinde ademi merkeziyetçilik reddedilirse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız" açıklamasına ilişkin sorusuna Çelik, şöyle cevap verdi: "Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslüm’ün bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz dediğimiz gibi Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun terörsüz bölge sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD’nin SDG’nin silah bırakmasına yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı bugün sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var, bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Tabi o açıklamada zaman zaman biliyorsunuz bu teröre destek verenler bir takım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında ademi merkeziyetçilik diye bahsettiği şey bir ademi merkeziyetçilik değil. Ademi merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığını ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz. Onun ademi merkeziyetçilik dediği şey bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçiklerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanımız ’bir gece ansızın gelebiliriz’ mottosuyla ifade etmişti. Biz bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin ’Terörsüz Bölge’ ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz." "Terörsüz Türkiye" sürecini sabote etmek isteyen bazı devletler olduğunu gördüklerini ifade eden AK Parti Sözcüsü Çelik, şunları kaydetti: "Özellikle siyonist soykırımcılık bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada ben ademi merkeziyetçilik falan diyerekten esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz. Onun için bizim bu uyarları yaptığımız zaman birileri tutup bir abrakadabra yapıyor ya da siyasi manipülasyon yapıyor, Kürtlerin kazanımları tehdit ediliyor diye herhangi bir terör örgütünün kazanımı Kürtlerin kazanımı değildir. Birisi PKK’nın kazanımından bahsediyorsa birisi SDG’nin kazanımından bahsediyorsa bunun bir başkasının DEAŞ’ın kazanımından bahsetmesinden bir farkı yoktur. Dolayısıyla esas mesele terörden kurtulmaktır. Burada da herhangi bir terör örgütünü mazur görmeye ona kadar mazeret üretmeye dönük yaklaşımlar doğru yaklaşımlar değildir. Nitekim bazı devletler adına konuşanların da üslup değiştirdiğini görüyoruz. Geçmişte tek Suriye’yi savunurken bugün federasyonun bir tık altı diye melez bazı ifadeler kullanıyorlar. Bunların hepsi yanlış ifadelerdir. Bunlar Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG aşağıda bir takım ayrılıkçı Dürziler ki Dürzilerin genelini temsil etmiyor. Batı tarafında da yine arkasında başka organizasyonlar olan Suriye’deki Alevi kardeşlerimiz Nusayri kardeşlerimiz adına hareket ettiğini söyleyen birtakım başka odaklar Suriye’de bir kaos stratejisinin peşinde koşuyorlar. Bunu net bir şekilde görüyoruz." CHP’nin İstanbul Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin ise Çelik, şunları söyledi: "Bunu herhangi bir şekilde değerlendirmedik. Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı falan deniyor. Halbuki yerli süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından, kayyum olarak değil, koyulmuş yani. Yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci devam ediyor biz de onu takip ediyoruz."
02 Eylül 2025 Salı - 21:12
Bakan Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Aliyev ile bir araya geldi
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Türkiye’de ağırladı. Bakan Işıkhan, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni öncesinde Bakan Aliyev ile bir görüşme gerçekleştirdi. Işıkhan, ikili görüşmede Aliyev’in göreve geldikten sonra ilk yurt dışı ikili ziyaretini Türkiye’ye yapmış olmasından dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev’i Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti. Kabule, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan da eşlik etti. Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planı İmza Töreni kapsamında Bakanlık Reşat Moralı Toplantı Salonunda bir program düzenlendi. İmza töreninde konuşma yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, "Tek Millet, İki Devlet" şeklinde tanımlanan ikili ilişkilerin her geçen gün gelişiyor olmasından büyük mutluluk duyduğunu vurgulayarak, "Sayın Cumhurbaşkanlarımızın imzalamış oldukları Şuşa Beyannamesi ile ilişkilerimiz "müttefiklik" seviyesine ulaşmıştır. Çalışma Bakanlıkları olarak bu ilişkilere katkı sağlayacak ve ona yeni boyutlar kazandıracak işbirliğimizi geliştirme yönünde ortak bir iradeye sahibiz. Bugün 12’ncisini düzenlediğimiz "Ortak Daimi Komisyon", mevcut İşbirliği Anlaşmamız çerçevesinde 23 yıldır ortak çalışmalarımızı kolaylaştırıyor. Pek çok ülke ile benzer işbirliği yöntemlerimiz bulunsa da gururla ifade edebilirim ki, en köklü ve uzun soluklu "Ortak Daimi Komisyon", Türkiye ile Azerbaycan arasındaki bu mekanizmadır" diye konuştu. "İlk ziyaret Türkiye’ye" Daha önce gerçekleştirilen işbirliği toplantılarında verimli temaslarda bulunduklarının altını çizen Bakan Işıkhan, "Kıymetli Kardeşim Sayın Aliyev, o dönemde Bakan Yardımcısı olarak katkılarını sunmuştu. Şimdi ise Bakan olarak ilk yurt dışı ikili ziyaretini, ikili ilişkilerimize yakışır bir şekilde, Türkiye’ye gerçekleştiriyor. Bakü’de gerçekleştirdiğimiz 11’inci Ortak Daimi Komisyon Toplantısında kararlaştırılan otuz maddelik 2024-2025 Eylem Planı, büyük ölçüde tamamlanmıştır. Bu durum, somut işbirliğimizin ne kadar verimli ilerlediğinin göstergesidir" dedi. "Protokol işbirliğini derinleştirecek" 12’nci Ortak Daimi Komisyon Toplantı’sının mevcut işbirliğinin derinleşmesine katkı sağlayacağını belirten Işıkhan, "Kıymetli kardeşimle imza altına alacağımız Toplantı Protokolü ve eki Eylem Planı ile çalışma hayatı, istihdam hizmetleri, sosyal güvenlik, iş sağlığı ve güvenliği, rehberlik ve teftiş gibi önemli alanlarda önümüzdeki dönemde Bakanlıklarımız arasında gerçekleştirilecek işbirliğimiz daha somut hale getirilecektir" ifadelerini kullandı. "Karşılıklı yatırım ve istihdam genişletiliyor" Karşılıklı olarak; yatırımların yaklaşık 38 milyar Doları bulduğunu belirten Bakan Işıkhan, "Vatandaşlarımıza nitelikli istihdam olanaklarını da genişletiyoruz. Bakanlıklarımız arasında yakın ilişkilerin geliştirilmesine de büyük bir önem veriyoruz. Pek çok uluslararası platformda birlikte hareket ediyoruz. Bu kapsamda Bakü’de kurulan İslam İşbirliği Teşkilatı Çalışma Merkezi’nin faaliyete geçmiş olmasını çok önemli bulduğumuzu ifade etmek isterim. Geçtiğimiz yıl Ekim ayında Ankara’da, "Türk Devletlerinde Çalışma Hayatı ve Sosyal Koruma Konferansı"nı gerçekleştirmiştik. Bu işbirliğimizin devamı niteliğindeki Türk Devletleri Teşkilatı Çalışma Bakanları Toplantısına Azerbaycan’ın Aralık ayında ev sahipliği yapacak olmasından büyük bir mutluluk duyuyoruz" dedi. "OECD Beceriler zirvesine özel davet" Bakan Işıkhan, "Öte yandan, OECD ile işbirliğinde 27-28 Nisan 2026 tarihlerinde İstanbul’da düzenleyeceğimiz "OECD Beceriler Zirvesi"ne Azerbaycan’ın özel davetlimiz olarak katılacağını bildirmekten şeref duyuyorum. Her alanda olduğu gibi çalışma, istihdam ve sosyal güvenlik alanlarında da tecrübe ve birikimlerimizin paylaşılmasını çok değerli buluyorum" diye konuştu. Protokol kapsamında teknik ekiplerin hazırladıkları Eylem Planı’nın somut çalışmalar içerecek olmasının işbirliğinin daha da derinleşmesine katkı sağlayacağına vurgu yapan Işıkhan protokolün hayırlı olmasını dileyerek, "Bakanlar olarak bizler de çalışmaların uygulanmasını sıkı bir şekilde takip edeceğiz. Bu süreçleri sorunsuz bir şekilde yürüttüğümüz Azerbaycanlı muhataplarımıza ve teknik ekiplerimize teşekkür etmek istiyorum. İmzalayacağımız protokolün hayırlara vesile olmasını diliyorum" şeklinde konuştu. Konuşmalarının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan ve Azerbaycan Çalışma ve Halkın Sosyal Koruması Bakanı Anar Aliyev, Ortak Daimi Komisyon 12’nci Toplantısı ve 2026-2027 Eylem Planını imzaladı. (ME
02 Eylül 2025 Salı - 21:03
AK Parti Sözcüsü Çelik’ten CHP’nin İstanbul Kongresi’nin iptaline ilişkin açıklama
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, CHP’nin İstanbul Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin "CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Toplantısı devam ederken parti genel merkezinde açıklamalarda bulundu. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açılışta iç ve dış politikanın yanı sıra Çin seyahatine dair değerlendirmeler yaptığını söyledi. MYK’nın birinci gündemin her zaman olduğu gibi Netanyahu hükümetinin her geçen gün daha fazla katliam yaparak Gazze’deki soykırımı devam ettirmesi olduğunu belirten Çelik "Dünyanın gözü önünde Gazze’nin işgal edilmesine dair talimatlar verildiği ve buna göre hareket planları hazırlandığı açık bir şekilde ifade ediliyor. Bu doğrusunu söylemek gerekirse Nazilerin yaptığı cinayetleri bile geride bırakacak, insanlık tarihinin en hunharca, en barbarca katliam siyasetinin, soykırımın bir örneğidir. Bunu gerçekleştirenlerin eninde sonunda bir insanlık mahkemesinde yargılanması, insan haysiyetinin, insan onurunun ve insanlık adına var olan bütün değerlerin gereğidir" diye konuştu. "ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur" Bütün dünyada Filistin’in tanınması yönünde çok anlamlı, çok değerli bir hareketlilik de olduğunu aktaran Çelik, "Tam bu hareketlilik karşısında ise ABD yönetiminin Filistinli yetkililerin vizelerini iptal etmesi son derece yanlış olmuştur. Birleşmiş Milletler gibi meşru otoriterlerin, devletlerin sesini duyuracağı bir platformun işlevsizleşmesi ve zemininin kaybolması anlamına gelmektedir bu. Dolayısıyla gerek Devlet Başkanı Mahmut Abbas’ın gerek diğer yetkililerin vizelerinin iptal edilmesi adaletsiz ve hakkaniyetsiz bir karardır. Bu uluslararası hukuk, meşru zeminler, Birleşmiş Milletler zemininde artık zaten büyük oranda yıpranmış olan objektif yaklaşımların, görülmeyen objektif yaklaşımların, tamamen berhava olduğunu, tek taraflı olarak bir takım işlemlerin yapıldığını göstermektedir. Bu karardan geri dönülmesi gerekir. Çünkü Filistinlilerin sesinin duyurulması, her meselede olduğu gibi Filistin meselesinde de saldırıya uğrayanların, soykırıma maruz kalanların sesinin duyulması meselenin doğası, hakkaniyetin ve adaletin gereğidir. Tabii bu olmadığı takdirde, vizelerin iptali ile ilgili karar düzeltilmediği takdirde, orada pek çok devlet başkanı, hükümet başkanı Filistin’in sesi olacaktır. Kuşkusuz bu konuda, Filistin’in gür sesi olma konusunda en gür ses Sayın Cumhurbaşkanımızdan çıkacaktır" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda bütün konuşmalarında, Filistin davasını en yüksek sesle haykırdığına dikkat çeken Çelik, "Dolayısıyla bu sene de Cumhurbaşkanımızın konuşması başta olmak üzere, pek çok liderin konuşmasıyla birlikte Filistin davası Gazze’de Netanyahu hükümetinin gerçekleştirdiği soykırım Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na damgasını vuracaktır. Bu artık devletlerin meselesi olmayı çoktan aşmıştır. Bu bir katliam şebekesiyle insanlık ittifakı arasında bir meseledir. İnsanlık ittifakı eninde sonunda değerlerin kazanımı, medeniyetin kazanımlarının korunması için bu katliam şebekesini yenmek zorundadır. Dolayısıyla hep beraber Sayın Cumhurbaşkanımızın Filistinli yetkililere izin verilmese bile Sayın Cumhurbaşkanımızın yapacağı konuşmanın, Filistin’in en gür sesi olarak Birleşmiş Milletler’de ve bütün dünyada yankılanacağını görüyoruz, değerlendiriyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar" 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı içinde barındıran Zafer Haftası kapsamında birçok önemli gelişmenin de yaşandığını aktaran Çelik sözlerini şu şekilde sürdürdü: "En önemlilerinin başında Çelik Kubbe ile ilgili geldiğimiz nokta söz konusu oldu. Bütün dünyada yankılandığı gibi ülkemizin savunması açısından da son derece önemli bir eşik geçilmiş oldu. Görüldüğü gibi geçmişte sıradan bir tabanca almak için başvurduğumuzda bize bunları bile vermeyenler, ambargo uygulayanlar bugün Türkiye’nin savunma sanayisinin geldiği noktayı manşetlerinden indiremiyorlar. Tabii bizim savunma sanayimiz kimse için bir tehdit değil. Kendi milli güvenliğimiz için bunu gerçekleştiriyoruz, bu başarılara imza atıyoruz. Geldiğimiz noktada, dünyanın barbarlık tarafından teslim alınmaya çalışıldığı ve Türkiye’nin etrafında neredeyse dünyadaki çatışmaların yüzde 70’e yakınının gerçekleştiği bir ortamda ve büyük potansiyel krizlerin var olduğu bir ortamda, savunma sanayimizin geldiği nokta tabii ki gurur vericidir. Bu bakımdan Çelik Kubbenin dünyada bu kadar yankılanması, herkesin aslında bütün bu meseleleri hem okumakta hem de bunlara karşı savunma sanayi açısından somut tedbir almakta çok geç kaldıklarını itiraf ettiği bir noktada Türkiye’nin öngörüsünün, Cumhurbaşkanımızın vizyonunun Türkiye’yi içinde tuttuğu hattın ne kadar kıymetli olduğu bir kere daha görülmektedir." "Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir" Bazı komşu ülkelerin, Türkiye’nin yerli entegre hava savunma sistemi Çelik Kubbe’ye dair endişeli açıklamalarına ilişkin Çelik, "Tabii bazı komşu ülkeler, Türkiye’nin Çelik Kubbe’de attığı imzanın kendileri için tehdit oluşturduğunu söylüyor. Onlara bir kere daha ifade ediyoruz. Türkiye’nin gücü kimse için tehdit değildir. Türkiye’nin gücü barışın teminatıdır. Ama Ege’de, Akdeniz’de, başka yerlerde hiç kimsenin yanlış işler peşinde koşmaması lazım. Meseleleri masada, müzakereyle, diplomasiyle halletmemiz lazım. Bu işlerin sahaya kalmaması lazım. Dünyanın zaten büyük streslerle yüklü olduğu, büyük fay hatlarının tetiklendiği bir dönemde daha fazla strese ve fay hattının tetiklenmesine gerek yok. Onun için biz komşularımızla barış içerisinde ve ’herkesin güvenliği bizim güvenliğimizdir, herkesin refahı bizim refahımızdır’ ilkesiyle hareket ediyoruz. Kimsenin güvenliğinde bir zaafa düşmesini, kimsenin refahtan mahrum kalmasını arzu etmiyoruz. Topyekun bir barış, topyekun bir refah peşinde koşuyoruz" dedi. Mavi Vatan vurgusunun ve bu konuda atılan adımların son derece önemli olduğunun altını çizen Çelik, "Bu sene TEKNOFEST gençliğini Mavi Vatanla buluşturan TEKNOFEST Mavi Vatan’ın hayata geçirilmesi de bu konudaki gelişmelerin gün yüzüne çıkması, gençlerimizin bu alandaki çalışmalarının teşvik edilmesi bakımından son derece önemlidir. Milli Savunma Bakanlığı ve Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’yla birlikte TEKNOFEST’in bu sene Deniz Kuvvetlerimizle birlikte böylesine kapsamlı bir şekilde yapılmış olması, aslında Türkiye’nin Mavi Vatan vurgusu ve Mavi Vatan’ın geleceğine dönük olarak etrafımızdaki denizlerde oluşan kaynamalara karşı, daha büyük meydan okumalara karşı hazırlıkları açısında da son derece önemlidir. Burada gençlerin yaptığı çalışmalar, orada ortaya konulan icatlar, kazanımlar geleceğe denizlerde de damga vuracağımızı göstermesi bakımından önemlidir. Tabii sık sık kahraman Silahlı Kuvvetlerimize gerek devlet kurumlarımız tarafından, savunma sanayi kurumlarımız tarafından, gerek diğer alanlarda bu teslimatların yapılması, bunların birleşik ve entegre bir şekilde gündeme gelmesi, önümüzdeki dönemin önümüze gelecek meydan okumaları açısından son derece kıymetli sonuçlar doğuracaktır" açıklamalarında bulundu. Terörsüz Türkiye sürecine değinen Çelik, "Biliyorsunuz Sayın Devlet Bahçeli’nin tarihi çağrısı Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet başkanı olarak koyduğu iradeyle Cumhur İttifakı bu konuda yekpare bir şekilde bu konuyu sonuca ulaştırmaya kararlı olduğunu süreci başlatan taraf olarak da ifade etmiştir. Cumhur İttifakı’nın buradaki duruşu net bir şekilde bütün gelişmelerle bir şekilde doğrulanıyor. Ne kadar kıymetli olduğu görülüyor. Cumhur İttifakı’nın yanı sıra tabii Sayın Cumhurbaşkanımızın devlet kurumlarına talimat vermesiyle birlikte bu süreçle ilgili olarak aynı zamanda bir devlet politikası haline gelmiştir. Yine burada Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin PKK terör örgütünün fesih ve silah bırakmasıyla ilgili yol haritası oluşturması ve dayanak oluşturması, yasal dayanak oluşturmasıyla ilgili bir komisyonun kurulmuş olması Yüce Meclis’in buraya katılan partilerle birlikte siyasi partilerin desteğini de alacak şekilde sürecin yürütülmesine imkan vermektedir. Tabii komisyon vesilesiyle komisyonun asıl odağının PKK’nın fesih ve silah bırakması olduğunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Bunun dışında başka konuların öne çıkarılmaya çalışılması PKK’nın fesih ve silah bırakılması gündeminin perdelenmesi, örtülmesi ya da aksatılmasına dönük bir takım gündemler ve ajandalar olarak gündeme gelmektedir. O daha bu işin tabii ki silah bırakma ve fesih sürecinin gerçekleşmesidir" açıklamalarında bulundu. PKK terör örgütünün bütün şube ve uzantılarıyla, bütün illegal yapılarıyla, bütün finans odaklarıyla ve propaganda merkezleriyle bu Terörsüz Türkiye ve aynı zamanda Terörsüz Bölge sürecine uygun olarak yapılan çağrılar çerçevesinde silah bırakması ve kendisini feshetmesi gerekir" sözlerini kullanan Çelik, "Bunun dışında herhangi bir şekilde bu odağın kaybına yol açacak davranışların aslında terörsüz Türkiye söylemini kullanmakla birlikte bu süreci akamete uğratacak davranışlar ve söylemler olduğunu ifade etmek isteriz" diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın MYK’nın açılış konuşmalarında Terörsüz Türkiye konusunda bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini bazılarının odak kaybı yaşadığını ve bu gündemlerin doğru olmadığını ve bir odak kaybı yaşanmaması gerektiğini ifade ettiğini söyleyen Çelik, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin yaptığı açıklamalarının hem komisyonla ilgili hem Suriye’yle ilgili son derece önemli olduğunu vurguladı. "Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" Terörsüz Türkiye derken PKK’nın şu adresi ya da bu adresinin değil bütün adreslerinin, şube legal ve illegal yapılanmalarının tamamını fesih edilmesi gerektiğini ve silah bırakmasının daha bu sürecin başında ifade ettiklerini hatırlatan Çelik, "Bunun dışındaki yaklaşımlar olursa Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge sürecine zarar verir. Terörsüz Türkiye süreciyle Terörsüz Bölge süreci iki ayrı süreç değildir, bunlar entegre süreçlerdir. Çünkü bunlar ülkemize dönük terör tehdidi topraklarımızın içinde gerçekleştiği gibi asıl merkezleri topraklarımızın dışındaki ülkelerdir. O ülkelerde ki otoriteler bunu bu tehdidi bertaraf edecek bir irade ortaya koymayınca Türkiye Cumhuriyeti Birleşmiş Milletler şartının kendisine verdiği yetki çerçevesinde bu terörle mücadelesine uluslararası hukuka uygun olarak sürdürmüştür. Dolayısıyla Terörsüz Türkiye’yle Terörsüz Bölge sürecini birbirinden ayırmaya çalışmak sağlıklı bir yaklaşım değildir" değerlendirmelerinde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Yüzünü Ankara’ya ve Şam’a dönenler kazanacaktır" sözlerine dikkat çeken Çelik, "Silah bırakmaktan kaçınmak, Suriye’deki merkezi yapıyı sabote edecek davranışlar içerisine girmek ve Türkiye’deki Terörsüz Türkiye sürecinden ve Terörsüz bölge sürecinden kendisini ayrıştırmak kendisine başka bir pozisyon belirlemek bununla birlikte silahlanmak şeklindeki davranışların bütün bu sürece karşı davranışlar olarak kodlanması gerektiğini değerlendiriyoruz" dedi. Devlet Bahçeli’nin yaptığı açıklamaların son derece önemli olduğuna dikkat çeken Çelik, " Şimdi burada bunları söylediğimiz zaman birileri tutuyor. İşte diyor ki Kürtlerin kazanımlarına karşı bir şeyler söylüyorsunuz. Hayır. Hiçbir terör örgütünün varlığı ya da hiçbir terör örgütünün birileri tarafından desteklenmesi Kürtlerin kazanımı değildir. Türklerin kazanımı değildir. Arapların kazanımı değildir. Sünnilerin kazanımı değildir. Alevilerin kazanımı değildir. Dürzilerin, Nusayrilerin, Şiilerin hiç kimsenin kazanımı değildir. Hiç kimse herhangi bir terör örgütünün varlığını ya da birileriyle iş tutmasını kendi kimliğinin kendi aidiyetinin, kendi mensubiyetinin kendi siyasal kimliğinin, etnik kimliğinin, mezhebi kimliğinin kazanımı olarak görmemelidir. Terörün kimseye kazandıracağı bir şey yoktur. Aslında herhangi bir terör örgütü ben şu mezhepten gruplar ya da bu etnik gruptan gruplar adına onların hakları adına savaşıyorum dediğinde mücadele ediyorum dediğinde aslında bunu binlerce kere Orta Doğu’da gördük. Bunların hepsi bir takım emperyalist planların bugün bunun yerini bir takım siyonist planlar almıştır. Onların taşeronu olarak hareket etmek anlamına gelir. Biz terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge sürecini sonuca erdirmekte, bunu hedeflerine ulaştırmakta kararlıyız. Buna dönük olarak bir takım devletlerin örtülü operasyonlarını görüyoruz. Silah bırakması gerekenlerin bir takım zikzak açıklamalarının arkasındaki organizasyonları görüyoruz. Onun için bir kere daha ifade ediyoruz. Hem ülkemizin kazanımı için ülkemizdeki herkesin kazanımı için. Hem de bölgemizdeki yakın bölgemizdeki Türklerin, Arapların, Kürtlerin, Sünnilerin, Alevilerin, Şiilerin, Nusayrilerin, Dürzilerin, Yezidilerin, herkesin kazanımı için terör örgütlerinin silah bırakması ve terör gündeminin ortadan kalkması gerekir. Biz bunu net bir şekilde büyük bir Türkiye içerisinde demokrasiyle Türkiye’nin içerisinde bir takım reformlarla büyük yollar aldık. Büyük mesafeler kat ettik. Yıllar içerisinde. Dolayısıyla hak ve özgürlükler konusundaki eksikliklerin giderilmesi süreci her zaman dinamik bir süreçtir. Ama bu süreçlerin terör örgütlerinin meşruiyet kazanması ya da bir takım arkasındaki organizasyonları net şekilde gördüğümüz bir takım bölgedeki hareketliliklerin kendisine yerleşik alan bulması şeklinde ajandalara sahip olmaması gerekir" şeklinde konuştu. "Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir" Terörsüz Türkiye sürecinde vatandaşların müsterih olmasını gerektiğini belirten Çelik, "En baştan itibaren söyledik. Bu meselelere bakışımız Terörsüz Türkiye’ye ulaşma hedefinde esas bunun şemsiyesi tek vatan, tek millet, tek devlet, tek bayrak ülkesidir. Bunlardan taviz yoktur. Bunlarla ilgili bir pazarlık yoktur. Bunlarla ilgili bir müzakere yoktur. Devletin nitelikleriyle ilgili ve milletin değerleriyle ilgili herhangi bir pazarlık söz konusu değildir. Aynı şekilde biz komşumuz Suriye’nin egemen bir devlet olarak toprak bütünlüğüne sahip tek tek ülke tek Suriye ve tek ordu temelinde geleceğe bakmasının şimdiye kadar ki yaşanmış deneyimler çerçevesinde en doğrusu olduğunu düşünüyoruz. Hem bu Suriye kardeş Suriye halkı için hem kardeş Suriye devleti için. Hem Türkiye’nin milli güvenliği için en doğru yol haritasıdır. Bunun dışına çıkan yaklaşımların bizim tarafımızdan tabii ki olumlu görünmesi herhangi bir şekilde söz konusu olmayacaktır. Mümkün değildir" dedi. SORU CEVAP "Türkiye Yüzyılı" buluşmaları kapsamında yapılan anketler ve o anketlerde "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin toplumdaki bakış açısı ve tablonun sorulması üzerine Çelik, "Biz vatandaşlarımızla buluşuyoruz, vatandaşlarımızın tabii ki soruları oluyor cevap vermekle mükellefiz. Kaygıları oluyor. Vatandaşlarımızın soruları oluyor, kaygıları oluyor, vatandaşlarımızın eleştirileri oluyor, geleceğe dönük uyarları oluyor. Hepsini not ediyoruz, başımızın üstünde yeri var. Çünkü memleketin sahibi ve bütün bu süreçlerin sahibi millettir. Ve gittiğimiz yerlerde bu sorulara tabii ki açık yüreklilikle cevap veriyoruz. Her yerde veriyoruz. Kameraların önünde de veriyoruz. Ama aynı zamanda vatandaşlarımızın Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sayın Bahçeli’ye dönük yüksek güvenlerini de görüyoruz. Onların yanlış yapmayacağını, devlet ve millet aleyhine herhangi bir işe izin vermeyeceğini net bir şekilde vatandaşlarımızın vurguladıklarını da görüyoruz. Bu süreçler doğası gereği işin içinde siyasetin olduğu, devlet kurumlarının çalıştığı, sahada bir sürü gelişmenin olduğu süreçler. Tabii ki bir takım başka devletlerin sabotajlarına da dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte de bu tecrübeleri yaşadık. Bu açılardan baktığımızda biz çok yönlü, çok kapsamlı, iyi çalışılmış, tarihi dersleri çıkarılmış, bundan sonrası nereye gitmesi gerektiği konusunda kafamızın berrak olduğu, hem askeri boyutunun, hem istihbari boyutunun, hem siyasi boyutunun, hem toplumsal boyutunun çok yönlü olarak ele alındığı bir süreçtir" şeklinde cevap verdi. Bir gazetecinin, PYD yöneticisi Salih Müslimin "Yeni Suriye hükümeti Ademi merkeziyetçilik reddedilirse bağımsızlık talep etmek zorunda kalacağız" açıklamasına ilişkin Çelik şu şekilde cevap verdi: "Yakın zamanda PYD yöneticisi Salih Müslüm’ün bahsettiği açıklamasını gördüm. Önceki açıklamalarıyla birleşik bir açıklama. Biz dediğimiz gibi Şam’daki merkezi hükümetle çatışma şeklindeki bir tutumun terörsüz bölge’ sürecine karşı bir tutum olduğunu değerlendiriyoruz. Aynı şekilde PYD’nin SDG’nin silah bırakmasına yani Suriye PKK’sının silah bırakmasını engellemeye çalışanların bu terörsüz bölge ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecine karşı bu gün sayın Bahçeli’nin açıklamasında da var, bu işi geciktirmeye, zamana oynamaya ve sulandırmaya dönük bir yaklaşım olduğunu görüyoruz. Tabi o açıklamada zaman zaman biliyorsunuz bu teröre destek verenler bir takım meşru kavramları tüketim malzemesi olarak kullanırlar. Aslında Ademi Merkeziyetçilik diye bahsettiği şey bir Ademi Merkeziyetçilik değil. Ademi Merkeziyetçilik dediğinin fiili karşılığını ne olduğunu bilecek milli güvenlik bilincine sahibiz. Onun Ademi Merkeziyetçilik dediği şey bizim açımızdan terör devletçiğidir. Dolayısıyla terör devletçilerine müsaade etmeyeceğimizi geçmişte Cumhurbaşkanımız bir gece ansızın gelebiliriz mottosuyla ifade etmişti. Biz bir devlet politikası olarak ve bütün siyasi partilerin katılımıyla yüce mecliste kurulmuş bir komisyonla bu sürecin ’Terörsüz Bölge’ ve ’Terörsüz Türkiye’ sürecinin hedefine ulaşması için bu gayreti gösteriyoruz." "Terörsüz Türkiye" sürecini sabote etmek isteyen bazı devletler olduğunu gördüklerini ifade eden AK Parti Sözcüsü Çelik, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle siyonist soykırımcılık bu süreci sabote etmek istiyor. Birisi çıkıp da burada ben Ademi Merkeziyetçilik falan diyerekten esasında altyazısında terör devletçiği olan bir yaklaşım ortaya koyarsa biz bunun ne olduğunu görecek tecrübeye sahibiz. Üzerinde çok düşünmemize bile gerek yok. Bir saniye içerisinde bunu teşhis ederiz. Onun için bizim bu uyarları yaptığımız zaman birileri tutup bir abrakadabra yapıyor ya da siyasi manipülasyon yapıyor kürtlerin kazanımları tehdit ediliyor diye herhangi bir terör örgütünün kazanımı kürtlerin kazanımı değildir. Birisi PKK’nın kazanımından bahsediyorsa birisi SDG’nin kazanımından bahsediyorsa bunun bir başkasının DAEŞ’ın kazanımından bahsetmesinden bir farkı yoktur. Dolayısıyla esas mesele terörden kurtulmaktır. Burada da herhangi bir terör örgütünün mazur görmeye ona kadar mazeret üretmeye dönük yaklaşımlar doğru yaklaşımlar değildir. Nitekim bazı devletler adına konuşanların da üslup değiştirdiğini görüyoruz. Geçmişte tek Suriye’yi savunurken bugün federasyonun bir tık altı diye melez bazı ifadeler kullanıyorlar. Bunların hepsi yanlış ifadelerdir. Bunlar Suriye’nin kuzeydoğusunda SDG aşağıda bir takım ayrılıkçı Dürziler ki Dürzilerin genelini temsil etmiyor. Batı tarafında da yine arkasında başka organizasyonlar olan Suriye’deki Alevi kardeşlerimiz Nusayri kardeşlerimiz adına hareket ettiğini söyleyen bir takım başka odaklar Suriye’de bir kaos stratejisinin peşinde koşuyorlar. Bunu net bir şekilde görüyoruz." CHP’nin İstanbul Kongresi’nin İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptal edilmesine ilişkin Çelik, şunları söyledi: "Bunu herhangi bir şekilde değerlendirmedik. Nihayetinde mahkeme ile ilgili bir süreç orada sadece bazı yayınlarda kayyum atandı falan deniyor. Halbuki yerli süreci gördüğümüz kadarıyla devam ediyor. İhtiyati tedbir kararı almış orada mahkeme ve daha önceki bir CHP il yönetimini tekrar atamış. Bir öncekinde siyasi yasaklık durumu olduğu içindir belki o. Onu mahkemenin nasıl takdir ettiğini bilemiyorum ama bu ihtiyati tedbir olarak gündeme gelmiş bir şey. Biz siyasi partilerin bu şekilde gündeme gelmesini istemeyiz ama siyasi partiler açısından herhangi bir usulsüzlük varsa da bunu mahkemenin tespit etmesi ve bununla ilgili adım atması da işleyen yargı süreciyle ilgilidir. O bakımdan onunla ilgili herhangi bir detay değerlendirme yapmamız doğru değil ama görüldüğü kadarıyla CHP yönetimi alınmış ve daha önceki bir CHP il yönetimi oraya ihtiyati tedbir açısından kayyum olarak değil koyulmuş yani yargı süreci devam ediyor. İtiraz süreci, devam ediyor biz de onu takip ediyoruz."(MKM-
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder