POLİTİKA
Balıkesir Büyükşehir Belediyesinden ’soruşturma’ açıklaması 11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:57:20 İçişleri Bakanlığı, Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın hakkında 2024 yılında gerçekleştirilen bir ihaleye ilişkin soruşturma izni verdi. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi ise belediye bütçesinden herhangi bir ödeme yapılmadığını ve bu nedenle kamu zararı oluşmadığını açıkladı. Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "4734 sayılı Kamu İhale Kanunu uyarınca belediye başkanları, ihale yetkilisi veya harcama yetkilisi sıfatını taşımamaktadır. Bu kapsamda, söz konusu işin nasıl yapılacağına ilişkin Belediye Başkanımızın herhangi bir talimatı, yazılı emri ya da dahli bulunmamaktadır. Söz konusu işlemin tespitinin hemen ardından süreç derhal durdurulmuş, belediye bütçesinden herhangi bir ödeme yapılmamış ve bu nedenle kamu zararı oluşmamıştır". Sorumlular hakkında en ağır idari işlemler uygulandığı belirtilen açıklamanın devamında, "Konunun öğrenilmesiyle birlikte gerekli idari işlemler gecikmeksizin tesis edilmiştir. Bu kapsamda, İlgili Daire Başkanı görevden alınmış, hakkında idari soruşturma başlatılmış, Disiplin Kurulu tarafından en ağır disiplin cezalarından biri olan, "kademe ilerlemesinin durdurulması" cezası verilmiş ve cezai yönden gerekli işlemlerin yürütülmesi amacıyla dosya Balıkesir Valiliği’ne intikal ettirilmiştir" açıklaması yapıldı. Kamu yararı ve şeffaf yönetim ilkesi kararlılıkla sürüyor Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak, Balıkesir halkının emanet ettiği kaynakları, şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukuka bağlılık ilkeleri doğrultusunda yönetmeye devam edeceğimizi, kamu yararını her şartta ön planda tutacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiririz açıklaması yapıldı.
11 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:54 Başkan Hallaç uluslararası sempozyuma ev sahipliği yaptı Adıyaman’ın Kahta ilçe Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç öncülüğünde Kahta, uluslararası düzeyde önemli bir ilmi buluşmaya ev sahipliği yaptı. Kâhta Belediyesi’nin paydaş olduğu ve Adıyaman Üniversitesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Sahabe ve Safvan b. Muattal Sempozyumu" kapsamında Kahta’ya gelen yerli ve yabancı akademisyenler, Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç’ı makamında ziyaret etti. 07-09 Mayıs tarihleri arasında Adıyaman’da düzenlenen ve "Sahabe ve Kardeşlik Hukuku" temasıyla gerçekleştirilen sempozyuma; Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç, Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Keleş ile çok sayıda akademisyen katıldı. Türkiye’nin farklı üniversitelerinden ve yurt dışından gelen akademisyenleri makamında ağırlayan Başkan Hallaç, Kahta’nın tarihi, kültürel ve turistik değerleri hakkında kapsamlı bilgiler vererek ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Program kapsamında akademisyenler, Safvan Bin Muattal Camii ve Külliyesi başta olmak üzere Kâhta’nın tarihi ve turistik mekânlarını ziyaret etti. İlçenin manevi mirası ve kültürel zenginlikleri, konuk akademisyenlerden büyük ilgi gördü. Sempozyum programında konuşan Rektör Prof. Dr. Mehmet Keleş, bu yılki sempozyumda yalnızca ilmî bir konunun değil; insanlığın bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğu kardeşlik, merhamet ve birlikte yaşama ahlâkının ele alındığını ifade etti. Kâhta Belediye Başkanı Mehmet Can Hallaç ise konuşmasında, Safvan b. Muattal’ın iffetli, sadık ve vakar sahibi kişiliğiyle sahabe ahlakının önemli temsilcilerinden biri olduğunu belirterek, kabrinin Adıyaman’da bulunmasının şehre önemli bir manevi sorumluluk yüklediğini söyledi. Başkan Hallaç ayrıca, Kâhta’nın yalnızca tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda manevi değerleriyle de önemli bir merkez olduğunu ifade etti. Böylesine anlamlı bir sempozyumun Kâhta’da gerçekleştirilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Başkan Hallaç, programa emeği geçen herkese teşekkür etti. Başkan Hallaç, sempozyumun ilim dünyasına ve toplumsal birlik anlayışına önemli katkılar sunmasını temenni etti. Program, hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.
AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı
09 Nisan 2026 Perşembe - 21:26 AK Parti’de devir teslim: Nilhan Ayan göreve başladı AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanlığı görevine getirilen Nilhan Ayan, düzenlenen devir teslim törenin ardından görevine başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Çevre ve Şehircilik Başkanı Sevilay Tuncer’in yerine Nilhan Ayan getirildi. Ayan, AK Parti Genel Merkez binasında düzenlenen devir teslim töreniyle görevine resmen başladı. Genel Başkan Yardımcısı Ayan, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tensipleriyle göreve layık görülmenin gururunu yaşadığını ifade ederek, "Şahsıma bu kıymetli göreve tevdi eden Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyor; çevreye duyarlı, sürdürülebilir ve insan odaklı şehircilik anlayışını daha ileri taşımak için aziz milletimize hizmet yolunda var gücümüzle çalışacağımızı ifade ediyorum. Hizmet bayrağını devraldığım Sayın Sevilay Tuncer Başkanımıza da bugüne kadar göstermiş olduğu gayretleri ve başarılı çalışmalarından dolayı hassaten teşekkür ediyorum. Türkiye Yüzyılı hedeflerimiz doğrultusunda, AK Parti’mizin huzur ve güven veren sancağı altında şehirlerimizi geleceğe taşıyan eser ve hizmet siyaseti anlayışımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" açıklamasında bulundu. Nilhan Ayan kimdir? Ayan, 5 Şubat 1980 yılında İstanbul’da doğdu. 1998’de Acıbadem Özel Doğuş Lisesi’nden, 2002 yılında Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Fakültesi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun oldu. 2009’da Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisansını tamamladı. 2002-2005 yılları arasında haber editörlüğü ve muhabirliği yaptı. 2011-2012’de sabah ve gece haberlerinde editörlük ve spikerlik yaptı. 2020-2023 yılları arasında Kızılay Kadın İstanbul İl Başkanlığı yaptı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Kentsel Dönüşümü eğitimi aldı. 2022 yılında IFRC İlk Yardım sertifikası aldı. 2023 yılında Harvard Üniversitesi Early Childhood Development: Global Strategies for Implementation eğitimi aldı. Nilhan Ayan evli ve bir çocuk annesidir. Orta seviyede İspanyolca, ileri seviye’de İngilizce bilmektedir.
CHP Genel Başkanı Özel: "Türkiye’de Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı"
09 Nisan 2026 Perşembe - 20:16 CHP Genel Başkanı Özel: "Türkiye’de Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı" CHP Genel Başkanı Özgür Özel, "Türkiye’de Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı. O günlerde Türkiye’nin serbest dolaşımını, vizesiz Avrupa’yı mümkün kılacak birtakım çalışmalar yürütülüyordu" dedi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nu ziyaret etti. Gelecek Partisi Genel Merkezi’nde baş başa görüşen ikili, görüşmenin ardından ortak basın açıklaması düzenledi. Özel, ABD/İsrail ve İran savaşına değinerek, savaşın kazananı olmadığını belirtti ve bu savaşın dünya ekonomisini ciddi oranda etkilediğini ifade etti. Ayrıca Özel, İYİ Parti ziyaretinde dile getirdiği erken seçim veya ara seçim teklifini de yineledi. "CAO görev almış arkadaşlarımızın İran’da yaşananlarla ilgili yapmış oldukları çalışma var" Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi’nde (CAO) görev alan 11 ekonomistin özellikle İran’da yaşanan savaştan ötürü petrol fiyatlarıyla ilgili çalışmalar yaptığını belirten Özel, "Başbakanımıza öncelikle İran’da yaşananlarla ilgili ki zaten zaman zaman telefon görüşmeleriyle, bazen kendisinin liderlik ettiği uluslararası topluma çağrı yapan yaklaşımlarla meseleyi birlikte sürekli gündemimizde tutuyoruz. İlk günlerde yapılan hava saldırısında hayatını kaybeden kız çocuklarıyla ilgili kendisinin liderliğinde başlatılan imza kampanyasında birlikte çalışmıştık. Oradan başlayarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin hem bu konudaki düşüncelerini, yaklaşımlarını, Sayın Başbakan’ın kıymetli analizlerini, değerlendirmelerini karşılıklı ifade etme ve dinleme fırsatı oldu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin Ekonomi Eşgüdüm Konseyi var. Merkez Yönetim Kurulumuzda ve CAO’da görev almış olan 11 ekonomist arkadaşımızın İran’da yaşananlarla özellikle de petrol fiyatlarında artışın tetiklediği, enerji maliyetlerine yönelik olarak yapmış oldukları çalışma var. Hem kırılgan grupları nasıl koruyacağımızı, hem de Türkiye’nin kalkınmasına sekte vurabilecek olan bu olağandışı duruma karşı nasıl tedbirler alınması gerektiğini öneren bir acil eylem planımız vardı. Bu konudaki çalışmamızı kendilerine arz ettik" diye konuştu. "Türkiye’de Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı" Davutoğlu’nun başbakanlığı döneminde Türkiye’nin önemli bir dönüm noktasından geçtiğini ifade eden Özel, "Bunun yanı sıra geçtiğimiz günlerde de daha doğrusu hangi genel başkanla konuşacak olursak olalım, konu Siyasi Ahlak- Siyasi Etik Yasası, siyasetin finansmanı noktasına gelince, Sayın Başbakanı anmadan bahsi açmıyoruz. Çünkü Türkiye’de, Davutoğlu’nun Başbakanlığı döneminde çok kritik bir süreç yaşandı. O günlerde Türkiye’nin serbest dolaşımını, vizesiz Avrupa’yı mümkün kılacak birtakım çalışmalar yürütülüyordu. Zaten orada Türkiye’nin önündeki ajandadaki 4 eksikten biri Siyasi Ahlak Yasası’ydı. Kendisi orada son derece kararlı bir tutum gösterdi. Avrupa’nın beklentilerinin yanında bunun Türkiye’deki siyasetin ve tüm siyasetçilerin kendilerini seçen milletimize karşı bir borcu, bir sorumluluğu olduğunu söyledi. Çok kararlılıkla bu konuda bir çalışmayı yürüttü. O gün biz Adalet ve Kalkınma Partisi içindeki farklı görüş ayrılıklarına karşı kendisinin ve ekibinin kararlı duruşunu hep birlikte izledik, bütün Türkiye izledik" ifadelerine yer verdi. Davutoğlu’ndan erken seçim veya ara seçime destek Davutoğlu ise, erken seçim veya ara seçimin gerektiğini, bu konuda muhalefet partilerinin tekliflerine açık olduklarını ve destekleyeceklerini dile getirdi.
İçişleri Bakanı Çiftçi, Beşiktaş’taki terör saldırısında yaralanan polisle görüştü
09 Nisan 2026 Perşembe - 20:13 İçişleri Bakanı Çiftçi, Beşiktaş’taki terör saldırısında yaralanan polisle görüştü İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul Beşiktaş’ta polis noktasına gerçekleştirilen terör saldırısında yaralanan ve hastanede tedavisi süren komiserle telefonda görüşerek geçmiş olsun dileklerini iletti. Resmi temasları kapsamında Azerbaycan’da bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, İstanbul Beşiktaş’taki İsrail Konsolosluğu önünde gerçekleştirilen terör saldırısı sırasında yaralanan ve hastanede tedavisi süren Komiser Burak Tolga Atik ile telefonda görüştü. İstanbul Valisi Davut Gül ve İstanbul İl Emniyet Müdürü Selami Yıldız, hastanede tedavisi devam eden Atik’in yanında hazır bulundu. Komiserle telefonla görüntülü konuşan Bakan Çiftçi, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Resmi temaslarımız kapsamında bulunduğumuz can Azerbaycan’ın başkenti Bakü’den, İstanbul Valimiz Davut Gül ziyareti vesilesiyle, İstanbul Beşiktaş’ta gerçekleştirilen menfur saldırıda yaralanan ve iki gündür tedavisi devam eden kahraman komiserimiz Burak Tolga Atik kardeşimiz ile görüntülü görüşerek geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Görevleri başında hain saldırıya maruz kalan tüm emniyet mensuplarımız; milletimizin huzuru, devletimizin bekası ve kamu düzeninin temini için büyük bir cesaret ve fedakârlıkla görev yapmaktadır. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki; devletimiz tüm imkânlarıyla kahraman polislerimizin yanındadır. Bu alçak saldırılar, güvenlik güçlerimizin kararlılığını asla zayıflatamayacaktır. Yaralanan polislerimize acil şifalar diliyor, görevleri başındaki tüm emniyet mensuplarımıza üstün başarılar temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı"
09 Nisan 2026 Perşembe - 19:56 Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, ABD ve İran arasında gerçekleşen ateşkes ve İsrail’in Lübnan’ın saldırıları hakkında konuştu. "Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz" Görüşmede bölgedeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını söyleyen Fidan, "Malumunuz, bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm hâlinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir" Bölgenin, 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Fidan, "Küresel ölçekte ciddi etkiler oluşturan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir. Ayrıca İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu. "Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır" Bölgede kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birinin de Suriye’nin istikrarı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarda Suriye’nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız birdir; mutluluğumuz ortaktır. Güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklıselimin gereğidir" dedi. "İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır" Bölgedeki barışın önünde en büyük engelin İsrail olduğuna vurgu yapan Bakan Fidan, "Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur; İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail’in Lübnan’daki işgalini sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı. Antalya Diplomasi Forumu’na Cumhurbaşkanı Şara’nın da katılacağını duyuran Dışişleri Bakanı Fidan memnuniyet duyduklarını da ifadelerine ekledi. "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır" ABD ve İran arasındaki ateşkese ve savaşın bitmesi için gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere dair de konuşan Bakan Fidan, "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olması, aslında çok uzun tartışmalardan sonra, savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus olmuştur. Biliyorsunuz, iki görüş vardı: ‘İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım, sonra ateşkes olsun’ ve ‘Önce ateşkes olsun, sonra anlaşmaya varalım’ görüşleri. Sonra ortada birleşildi. Denildi ki, ‘Ön çerçevede mutabık kalalım ve tartışacağımız konuları, ateşkesle beraber hayata geçirelim’ şeklinde bir orta yol bulundu. Bunun için de cumartesi günü görüşmeler başlayacak. Burada Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz gerek onlar sürekli sahnedeydi. ‘Nasıl açarız, nasıl daha iyi çözümler getiririz, her iki tarafı da dengeli tutabilecek, sürecin içinde tutabilecek ne yapabiliriz?’ hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç dört hafta, sürekli yoğun diplomasi ve bir akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu. Ama daha olayların çok başındayız" ifadelerine yer verdi. "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Ateşkes ve gerçekleşecek barış görüşmelerinin sabote edilememesi gerektiğini söyleyen Fidan şöyle devam etti: "Biliyorsunuz, dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler. Şunu hatırlatmak isterim, tartışılacak olan konular çok zor başlıklar. Bunların bir kısmı daha önce Amerika ile İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı. Burada bir yere varılmıştı, bir anlayış birliği oluşmuştu. Özellikle nükleer konularda. Ama şu anda orada bile birtakım git-gellerin olduğunu görebiliyoruz. Özellikle zenginleştirme konusunda. Ben burada şu anda bir pozisyon belirtmek istemiyorum ki taraflar bu konuda daha rahat ve esnek hareket edebilsinler. Ama nükleer konu, en fazla tartıştıkları konuydu. O konuda bile görüş farklılıkları olabilir. Onun dışında, daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceğidir. Çünkü Hürmüz Boğazı sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktasıdır. Bunu bütün dünya, son bir aylık savaş sürecinde çok net bir şekilde hissetti ve gördü." "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz" Bölgesel güvenliğin sağlanmasının da önemli olduğunu belirken Bakan Fidan, "Bölge ülkeleri ile İran’ın da bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Türkiye olarak biz, son 1,5-2 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz. Bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkeleri, bir kısmı Körfez’de, bir kısmı Körfez dışında olan ülkeler, İran ile olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışları, buna mukabil İran’ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri, her zaman için bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Biz, bölgesel sahiplenme prensibinden hareketle, tarafların bir araya gelerek, bölgenin evlatları olarak, artık bölgede bulunan ulus devletlerin sınırları belli, bayrakları belli, bulundukları yerler belli olduğu bir düzende, herkesin birbirine saygıyı, egemenliğe saygıyı, toprak bütünlüğüne saygıyı deklare edeceği ve bunun etrafında güvenlik ve kalkınma gibi alanlarda iş birliğini ilerletecek bir mekanizmayı esas görüyoruz. Bunu yapabiliriz ve yapmalıyız. Esasında bu savaş çıkmasaydı, Türkiye bu konuda ileri adımlar atma yönünde ilerliyordu. Çünkü bölgedeki müttefiklerimiz de, ortaklarımız da ve dostlarımız da buna ikna olmuşlardı. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması gerekmektedir" dedi. Gerçekleştirilecek görüşmeler için iki haftanın yeterli olamayabileceğinden bahseden Fidan, tarafların mutabık kalmasıyla ateşkesin devam edebileceğini ve böylelikle görüşmelerinde devam edeceğini söyledi. Tüm dünyanın ilgisinin bu görüşmede olacağını dile getiren Fidan, ayrıca bu savaşın bitmesi konusunda tüm dünyanın ortak bir fikre sahip olduğunu belirtti. "Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" Filistin meselesiyle ilgili sorulan bir soruya da cevap veren Fidan, "Gazze’de yürüyen görüşmelerle ilgili bu savaşın başından beri biliyorsunuz, bir konuya dikkat çektik. Bu savaş devam ederken ve buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken, lütfen dünya kamuoyu Gazze’de olup bitenden de dikkatini almasın. Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail’in suistimal etme mekanizması devreye giriyor. Biliyorsunuz, Gazze barış planının uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada, belli taraflara düşen yükümlülükler var. Ara bulucular olarak, bunların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze’den sorumlu yüksek temsilci Nikolay Miladinov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz, Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Ondan önce de Türkiye’ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu. Kendileri de bilgilendirme yaptılar. Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas, kendine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi. Ama İsrail’in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler ve bulgular var. Hamas, haklı olarak, ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcıdır. Ondan sonra ikinci aşamaya geçelim yaklaşımı söz konusudur. Bunlar nelerdir? Ağırlıklı olarak birçok konu var. Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların, söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi olmaması gelmektedir. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin sınır kapılarının açık tutulması, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına ilişkin politikanın hala istikrara kavuşmamış olmasıdır. Diğer taraftan, Gazze’lilerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze’ye girip yönetimi devralmamış olması gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular vardır. Şu anda heyetlerimiz Kahire’dedir. İkinci görüşme için tekrar bir araya gelmek üzere çalışmaktadırlar. Heyetler hem ara bulucular kendi aralarında bir araya gelmektedir hem de Hamas ile bir görüşme yapılması, mümkünse planlanmaktadır. Bu da ikinci aşamaya doğru nasıl gidileceğini görmek içindir. Biz diplomasiden, diyalogdan umudumuzu kesmiyoruz. Bütün gücümüzle bu alana asılıyoruz. Bütün ortaklarımızla beraber bu işi koordine ediyoruz. Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" "İstikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz" Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de, toplantının çok zor bir süreçte gerçekleştiğini ifade ederek, "Bölgemizde farklı farklı gelişmeler görüyoruz. Özellikle Suriye’nin ileri ve gelişimi sırasında. Tabii bizim ilişkilerimiz özellikle kazan kazana bağlı bir ilişkilerdir ve stratejik ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor Türkiye ile. Ankara’da güvenilir ve bağlı bir şekilde bir işbirliği ortak bulduk. Biz de böylelikle istikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda kardeş Türkiye ülkesi ile birlikte enerji, ticaret, altyapı gibi alanlarda büyük bir işbirliği içerisindeyiz. Böylelikle bütün tehditleri de bertaraf etmekteyiz" dedi. "Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya sadık kalacağımızı belirtmek istiyorum" Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin enerji konusu olduğuna değinen Şeybani, Hazar Denizi ve Akdeniz’deki işbirliğinin artacağını vurguladı. Burada gerçekleştirilecek projenin önemine değinen Şeybani, "Buradaki gerçekleştireceğimiz projeler de her iki ülke için çok büyük bir önem arz etmektedir. Ülkenin müesseselerini yeniden inşa etmek, hızlı bir şekilde ilerlemekte. Ve şunu söylemem gerekir ki ilk parlamentoyu Suriyeliler için Haseke’de başlayacaktır. Böylelikle yakında bu parlamentonun ilk oturumu gerçekleştirilmiş olacağız. Biz de Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya tamamen sadık kalacağımızı buradan bir kez daha belirtmek istiyorum. Böylelikle hem sınırlar, petrol kuyularıyla ilgili tüm anlaşmaları yerine getiriyoruz" diye konuştu. "Bütün Suriye oluşumlarını tek çatı altında olmasına önem veriyoruz" Suriye’de tek ülke, tek ordu ve egemenliği inşa edeceklerini vurgulayan Şeybani, "Hem Kürt kardeşlerimize de hem de bütün Suriye oluşumlarının tek çatı altında olmasına önem veriyoruz. Hem güvenlik ve askeri cihazların da birlikte olması bizim için de gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Tabii bizim ulusal çabalarımız da uluslararası çabalarımızla bağlıdır. ABD ve İran arasındaki bu barış gerçekten çok önemlidir. Böylelikle bölgedeki istikrarı destekleyecektir. Sayın basın mensupları, Suriye 14 yıl boyunca çok büyük bir kayıp vermiştir. Ne yazık ki milyonlarca şehitler ve milyonlarca göç verdik. Bundan dolayı büyük bir etki altında kalmıştık. Ancak biz tekrar yeniden ayağa kalkmalıyız. Bu tür durumların bir daha ileride engellenmesi için çabalarımızı sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bölgedeki ülkelerin birbirlerinin egemenliğini koruması gerekiyor" şeklinde konuştu. İsrail’in bölgede hale genişlediğine dikkati çeken Şeybani, "İsrail bazı bölgeleri halen genişlemekte. Hem havadan hem de karadan saldırılarına ve ihlallerine devam etmektedir. Tabii biz de ABD’nin arabuluculuğuyla güvenlik bir anlaşmayı sağladık. Ancak İsrail’in ne yazık ki gelişimci politikalarıyla bu da baltalanmış oldu. Biz de tekrar ABD’yi ve uluslararası toplumu 1974 anlaşmasına sadık kalmalarını davet ediyoruz. Ve nitekim böylelikle Suriye daha iyi bir şekilde önümüzdeki dönemde ilerleyecektir. Son olarak da Türkiye hükümetine bizleri stratejik bir şekilde destekledikleri için teşekkür ediyoruz. Yeni Suriye her zaman gelişmeye hazır olacaktır, yatırımlara hazır olacaktır" dedi.
Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı"
09 Nisan 2026 Perşembe - 19:55 Bakan Fidan: "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "Dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler" dedi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani ile Ankara’da bir araya geldi. Gerçekleşen görüşmenin ardından iki bakan ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, ABD ve İran arasında gerçekleşen ateşkes ve İsrail’in Lübnan’ın saldırıları hakkında konuştu. "Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz" Görüşmede bölgedeki sıcak gelişmeleri tekrar etraflıca değerlendirme imkanı bulduklarını söyleyen Fidan, "Malumunuz, bölgemiz gerçekten çok sıcak günlerden geçiyor. Her türlü istişareye, dayanışmaya, görüş alışverişine her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Bu Türkiye olarak bizi bölgemizle daha fazla eş güdüm içerisinde olmaya bir bakımdan mecbur kılıyor. Bölgemizin istikrarını, güvenliğini ve huzurunu bir bütün olarak görüyoruz. Bu doğrultuda, kalıcı istikrarın tesisi amacıyla bölge ülkeleriyle yakın eş güdüm hâlinde yoğun gayretlerimizi kararlılıkla ilerletiyoruz" ifadelerini kullandı. "İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir" Bölgenin, 28 Şubat’ta başlayan savaşla birlikte yakın tarihinin en ciddi sınamalarından biriyle karşı karşıya kaldığına dikkati çeken Fidan, "Küresel ölçekte ciddi etkiler oluşturan bu savaş karşısında, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde komşularımızla ve ortaklarımızla yakın bir iş birliği ve temas trafiği içerisinde bulunduk. Bu temaslarımızda savaşa nihai bir son vermeye yönelik gayretleri sürekli gündemde tuttuk ve bunun için çalıştık. Bu çerçevede, kardeş Pakistan’ın aktif şekilde destek verdiğimiz girişimiyle varılan iki haftalık ateşkesi büyük memnuniyetle karşılıyoruz. Ateşkesin sahada Lübnan’ı da kapsayacak şekilde tam olarak uygulanmasını ve sürecin kalıcı bir barışa evrilmesini temenni ediyoruz. Bunun yolunun ancak diyalog, diplomasi ve karşılıklı güvenin yeniden tesis edilmesiyle mümkün olacağını tüm taraflara vurguluyoruz. Bu çerçevede, Pakistan’da başlayacak görüşmelerde tarafların uzlaşmacı, esnek, sabırlı ve yapıcı bir tutum sergilemeleri de ayrıca önem taşımaktadır. Yaşanan krizlerden gerekli dersler çıkarılmalıdır. İsrail’in müzakere sürecini sabote etmeye yönelik bilinen eylemlerine karşı aklıselimle hareket edilmesi zaruridir. Özellikle dünya kamuoyunun da İsrail’in muhtemel sabotaj hamlelerine karşı hazır olması ve gerekli tepkiyi koyacak durumda bulunması gerekmektedir. Ayrıca İran ve Körfez ülkeleri arasındaki ilişkilerin daha sağlam bir temele dayandırılarak normalleşmesi de dahil olmak üzere bölgede yeni bir güvenlik ve barış mimarisinin tesis edilmesini ümit ediyoruz. Türkiye olarak bu süreçte aktif rol oynamaya ve gerekli her türlü katkıyı vermeye hazır olduğumuzu tekrar ifade ediyorum" diye konuştu. "Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır" Bölgede kalıcı barış ve huzurun en önemli yapı taşlarından birinin de Suriye’nin istikrarı olduğunu ifade eden Bakan Fidan, "Suriye halkı 14 yıl boyunca şiddet ve zulümle mücadele etmiş ve 8 Aralık 2024’te tarihi bir devrime imza atmıştır. Suriyeli kardeşlerimiz, devrimden bugüne kadar geçen kısa süre içerisinde ülkelerinin siyasi ve ekonomik açıdan yeniden imarı yolunda sabırla ve azimle ilerlemiş, istisnai bir başarı kaydetmiştir. Gelinen noktada, Suriye’nin bölgemizdeki krizin menfi yansımalarından uzak tutulması gerekliliği açıktır. Son dönemde Suriye ile yürüttüğümüz yoğun diplomasi trafiğinin arka planında da esasen bu amaç yatmaktadır. Suriye’nin sürdürülebilir istikrara kavuşması sürecinde kaydedilen ilerlemenin olumsuz etkilenmemesi önceliğimizdir. Türkiye, bu yönde yürüttüğü çabalarda Suriye’nin her zaman yanında olacaktır. Suriye ile derdimiz ve tasamız birdir; mutluluğumuz ortaktır. Güvenliğimiz ve istikrarımız birbirini tamamlar niteliktedir. Bu çerçevede ülkede devam eden entegrasyon sürecini de yakından takip etmekteyiz. Bu sürecin kesintiye uğramadan, Suriye’nin ve komşularının selameti çerçevesinde nihayete erdirilmesi ülkemiz açısından önem ve önceliğini korumaktadır. Miadı dolmuş ve bazı çevreler nezdindeki kullanışlılığını artık yitirmiş olan plan ve projelere yeni Suriye’de yer olmayacaktır. Bölgemizde süregelen krizler karşısında Suriyeli kardeşlerimizin kapsayıcı bir anlayış etrafında birleşip ülkeyi ileriye taşımaya odaklanması aklıselimin gereğidir" dedi. "İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır" Bölgedeki barışın önünde en büyük engelin İsrail olduğuna vurgu yapan Bakan Fidan, "Uluslararası toplumun artık net bir şekilde idrak etmesi gereken hakikat şudur; İsrail yayılmacılığı sona ermedikçe Orta Doğu’da kalıcı barış, istikrar ve güvenliğin inşası mümkün olmayacaktır. İsrail’in bölgede kendi jeopolitik hesaplarını dış müdahaleler yoluyla dayatmasına artık bir dur denmelidir. Netanyahu hükümeti bugün hala savaş bahanesiyle Gazzelileri kıtlık koşullarına mahkum etmekte, Batı Şeria’daki iki devletli çözümü ortadan kaldırmaya yönelik hukuksuz adımlarına her gün bir yenisini eklemekte, Doğu Kudüs’te ibadet özgürlüğünü sistematik biçimde kısıtlamaktadır. İsrail, Gazze’deki soykırımını şimdi Lübnan’a taşımaktadır. Bölgede ateşkesin daha mürekkebi kurumadan Lübnan’da çocuk veya sivil gözetmeksizin sürdürülen İsrail saldırıları yüzlerce cana mal olmakta, bölgeyi daha da derin bir insani krize sürüklemektedir. İsrail’in Lübnan’daki işgalini sonlandırılması ve sivil halkın korunması ertelenemez bir öncelik haline gelmiştir. Tüm bölgemizin huzuru ve küresel istikrar bakımından kritik önem taşıyan şu hususu bir kez daha vurgulamak istiyorum; Netanyahu hükümetinin bölgedeki ateşkesi ve yoğun gayretlerle tesis edilen müzakere süreçlerini bir kez daha sabote etmesine kesinlikle izin verilmemelidir" ifadelerini kullandı. Antalya Diplomasi Forumu’na Cumhurbaşkanı Şara’nın da katılacağını duyuran Dışişleri Bakanı Fidan memnuniyet duyduklarını da ifadelerine ekledi. "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır" ABD ve İran arasındaki ateşkese ve savaşın bitmesi için gerçekleştirilmesi planlanan görüşmelere dair de konuşan Bakan Fidan, "Cumartesi günü başlaması planlanan görüşmeler, gerçekten savaşın durdurulması için ortaya konabilmiş tek somut mekanizmadır. Bir ateşkes eşliğinde bu görüşmelerin yapılıyor olması, aslında çok uzun tartışmalardan sonra, savaş devam ederken tarafların mutabık kalabildiği bir husus olmuştur. Biliyorsunuz, iki görüş vardı: ‘İlk önce tam kapsamlı bir anlaşmaya varalım, sonra ateşkes olsun’ ve ‘Önce ateşkes olsun, sonra anlaşmaya varalım’ görüşleri. Sonra ortada birleşildi. Denildi ki, ‘Ön çerçevede mutabık kalalım ve tartışacağımız konuları, ateşkesle beraber hayata geçirelim’ şeklinde bir orta yol bulundu. Bunun için de cumartesi günü görüşmeler başlayacak. Burada Pakistanlı kardeşlerimize çok teşekkür ediyoruz. Gerçekten her türlü çabayı ortaya koydular. Taraflar tıkandığı zaman gerek biz gerek onlar sürekli sahnedeydi. ‘Nasıl açarız, nasıl daha iyi çözümler getiririz, her iki tarafı da dengeli tutabilecek, sürecin içinde tutabilecek ne yapabiliriz?’ hep bunun arayışı içerisinde olduk. Gerçekten son üç dört hafta, sürekli yoğun diplomasi ve bir akıl oyununun oynandığı bir süreç oldu. Ama daha olayların çok başındayız" ifadelerine yer verdi. "İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı" Ateşkes ve gerçekleşecek barış görüşmelerinin sabote edilememesi gerektiğini söyleyen Fidan şöyle devam etti: "Biliyorsunuz, dün ateşkes ilan edildi. Daha görüşmelere geçmeden hemen ilk arıza ortaya çıktı. İsrail, beklediğimiz gibi oyun bozuculuğunu yaptı ve Lübnan’a, o ana kadar gerçekleştirmediği çapta geniş kapsamlı bir hava harekatı icra etti. Çok fazla sayıda sivilin ölümüne sebep olan bir hava harekatıydı. İsrail’in bu provokasyonu eşliğinde devam edecek olan bu görüşmeler, haliyle zor geçecek görüşmeler. Şunu hatırlatmak isterim, tartışılacak olan konular çok zor başlıklar. Bunların bir kısmı daha önce Amerika ile İran arasında yapılan görüşmelerde çok sık tartışılmış konulardı. Burada bir yere varılmıştı, bir anlayış birliği oluşmuştu. Özellikle nükleer konularda. Ama şu anda orada bile birtakım git-gellerin olduğunu görebiliyoruz. Özellikle zenginleştirme konusunda. Ben burada şu anda bir pozisyon belirtmek istemiyorum ki taraflar bu konuda daha rahat ve esnek hareket edebilsinler. Ama nükleer konu, en fazla tartıştıkları konuydu. O konuda bile görüş farklılıkları olabilir. Onun dışında, daha önce tartışmadıkları ama bu savaş vesilesiyle devreye giren yeni hususlar var. Bunlardan birisi Hürmüz Boğazı’nın bundan sonraki durumu ve seyrüsefer emniyetinin geleceğidir. Çünkü Hürmüz Boğazı sadece Körfez ülkelerini değil, bütün küresel ekonomiyi çok yakından ilgilendiren bir geçiş noktasıdır. Bunu bütün dünya, son bir aylık savaş sürecinde çok net bir şekilde hissetti ve gördü." "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz" Bölgesel güvenliğin sağlanmasının da önemli olduğunu belirken Bakan Fidan, "Bölge ülkeleri ile İran’ın da bu vesileyle bir uzlaşma zeminine gitmesi ve aralarında bulunan örtülü veya açık ne kadar problemli alan varsa çok açık ve şeffaf bir şekilde ortaya konması ve bunun da bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Türkiye olarak biz, son 1,5-2 yıldır Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz bir bölge vizyonuna sahibiz. Bunu taraflara ifade etmekteyiz. Taraflar, özellikle bölgedeki Arap ülkeleri, bir kısmı Körfez’de, bir kısmı Körfez dışında olan ülkeler, İran ile olan sorunlarını dışarıdan aktör çağırarak halletme arayışları, buna mukabil İran’ın bölgede vekil unsurlar aracılığıyla yayılma girişimleri, her zaman için bölgede çok ciddi gerilimlere sebep olmuştur. Biz, bölgesel sahiplenme prensibinden hareketle, tarafların bir araya gelerek, bölgenin evlatları olarak, artık bölgede bulunan ulus devletlerin sınırları belli, bayrakları belli, bulundukları yerler belli olduğu bir düzende, herkesin birbirine saygıyı, egemenliğe saygıyı, toprak bütünlüğüne saygıyı deklare edeceği ve bunun etrafında güvenlik ve kalkınma gibi alanlarda iş birliğini ilerletecek bir mekanizmayı esas görüyoruz. Bunu yapabiliriz ve yapmalıyız. Esasında bu savaş çıkmasaydı, Türkiye bu konuda ileri adımlar atma yönünde ilerliyordu. Çünkü bölgedeki müttefiklerimiz de, ortaklarımız da ve dostlarımız da buna ikna olmuşlardı. Artık bölge savaşlardan yoruldu, bölge işgallerden yoruldu, bölge terörden yoruldu, bölge iç savaşlardan yoruldu, bölge kandan yoruldu. Bölgenin, ilk başta Müslümanların, bölgenin evlatlarının bir arada barış ve huzur içinde yaşaması gerekmektedir" dedi. Gerçekleştirilecek görüşmeler için iki haftanın yeterli olamayabileceğinden bahseden Fidan, tarafların mutabık kalmasıyla ateşkesin devam edebileceğini ve böylelikle görüşmelerinde devam edeceğini söyledi. Tüm dünyanın ilgisinin bu görüşmede olacağını dile getiren Fidan, ayrıca bu savaşın bitmesi konusunda tüm dünyanın ortak bir fikre sahip olduğunu belirtti. "Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" Filistin meselesiyle ilgili sorulan bir soruya da cevap veren Fidan, "Gazze’de yürüyen görüşmelerle ilgili bu savaşın başından beri biliyorsunuz, bir konuya dikkat çektik. Bu savaş devam ederken ve buna ilişkin gayretlerimizi yoğunlaştırırken, lütfen dünya kamuoyu Gazze’de olup bitenden de dikkatini almasın. Çünkü bunu yaptığınız anda İsrail’in suistimal etme mekanizması devreye giriyor. Biliyorsunuz, Gazze barış planının uygulanmasında çeşitli aşamalar ortaya konmuştu. Birinci aşamada, belli taraflara düşen yükümlülükler var. Ara bulucular olarak, bunların taraflar tarafından hayata geçirilmesi için çalışmaya başladık. Şimdi bu esnada yeni oluşturulan Gazze heyetinin de işin içinde şu anda aktif rol aldığını görüyoruz. Özellikle Gazze’den sorumlu yüksek temsilci Nikolay Miladinov ve ofisinin de işe başladığını görüyoruz. Biliyorsunuz, Hamas heyeti geçtiğimiz hafta Türkiye’ye geldi. Ondan önce de Türkiye’ye gelmişti. Bizler kendileriyle uzun uzun görüştük. Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından da birinci toplantıdan sonra bir kabulleri oldu. Kendileri de bilgilendirme yaptılar. Şimdi şöyle bir durumdayız: Birinci aşamanın uygulanmasında birtakım problemler var. Hamas, kendine düşeni büyük ölçüde yerine getirdi. Ama İsrail’in bu aşamada, birinci aşamayla ilgili belli sözlere bağlı kalmadığına ilişkin veriler ve bulgular var. Hamas, haklı olarak, ikinci aşamaya geçmeden önce birinci aşamada İsrail tarafından yapılmamış hususların hayata geçirilmesi konusunda ısrarcıdır. Ondan sonra ikinci aşamaya geçelim yaklaşımı söz konusudur. Bunlar nelerdir? Ağırlıklı olarak birçok konu var. Bunların başında insani yardımlara ilişkin miktarların, söz verildiği veya anlaşmada öngörüldüğü gibi olmaması gelmektedir. İkincisi, hasta hareketliliğine ilişkin sınır kapılarının açık tutulması, özellikle Refah Sınır Kapısı’nın açık tutulmasına ilişkin politikanın hala istikrara kavuşmamış olmasıdır. Diğer taraftan, Gazze’lilerden müteşekkil 15 kişilik teknik yönetim heyetinin hala Gazze’ye girip yönetimi devralmamış olması gibi birinci aşamaya ilişkin tamamlanmamış konular vardır. Şu anda heyetlerimiz Kahire’dedir. İkinci görüşme için tekrar bir araya gelmek üzere çalışmaktadırlar. Heyetler hem ara bulucular kendi aralarında bir araya gelmektedir hem de Hamas ile bir görüşme yapılması, mümkünse planlanmaktadır. Bu da ikinci aşamaya doğru nasıl gidileceğini görmek içindir. Biz diplomasiden, diyalogdan umudumuzu kesmiyoruz. Bütün gücümüzle bu alana asılıyoruz. Bütün ortaklarımızla beraber bu işi koordine ediyoruz. Her türlü provokasyon, zorlama ve engelleme vardır; ancak biz ısrarla bu yolda ilerlemeye devam edeceğiz" "İstikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz" Suriye Dışişleri Bakanı Şeybani de, toplantının çok zor bir süreçte gerçekleştiğini ifade ederek, "Bölgemizde farklı farklı gelişmeler görüyoruz. Özellikle Suriye’nin ileri ve gelişimi sırasında. Tabii bizim ilişkilerimiz özellikle kazan kazana bağlı bir ilişkilerdir ve stratejik ilişkilerimiz gittikçe gelişiyor Türkiye ile. Ankara’da güvenilir ve bağlı bir şekilde bir işbirliği ortak bulduk. Biz de böylelikle istikrarı daha da güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Aynı zamanda kardeş Türkiye ülkesi ile birlikte enerji, ticaret, altyapı gibi alanlarda büyük bir işbirliği içerisindeyiz. Böylelikle bütün tehditleri de bertaraf etmekteyiz" dedi. "Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya sadık kalacağımızı belirtmek istiyorum" Türkiye ile Suriye arasındaki ilişkilerin enerji konusu olduğuna değinen Şeybani, Hazar Denizi ve Akdeniz’deki işbirliğinin artacağını vurguladı. Burada gerçekleştirilecek projenin önemine değinen Şeybani, "Buradaki gerçekleştireceğimiz projeler de her iki ülke için çok büyük bir önem arz etmektedir. Ülkenin müesseselerini yeniden inşa etmek, hızlı bir şekilde ilerlemekte. Ve şunu söylemem gerekir ki ilk parlamentoyu Suriyeliler için Haseke’de başlayacaktır. Böylelikle yakında bu parlamentonun ilk oturumu gerçekleştirilmiş olacağız. Biz de Suriye ile SDG arasındaki anlaşmaya tamamen sadık kalacağımızı buradan bir kez daha belirtmek istiyorum. Böylelikle hem sınırlar, petrol kuyularıyla ilgili tüm anlaşmaları yerine getiriyoruz" diye konuştu. "Bütün Suriye oluşumlarını tek çatı altında olmasına önem veriyoruz" Suriye’de tek ülke, tek ordu ve egemenliği inşa edeceklerini vurgulayan Şeybani, "Hem Kürt kardeşlerimize de hem de bütün Suriye oluşumlarının tek çatı altında olmasına önem veriyoruz. Hem güvenlik ve askeri cihazların da birlikte olması bizim için de gerçekten çok büyük bir önem arz ediyor. Tabii bizim ulusal çabalarımız da uluslararası çabalarımızla bağlıdır. ABD ve İran arasındaki bu barış gerçekten çok önemlidir. Böylelikle bölgedeki istikrarı destekleyecektir. Sayın basın mensupları, Suriye 14 yıl boyunca çok büyük bir kayıp vermiştir. Ne yazık ki milyonlarca şehitler ve milyonlarca göç verdik. Bundan dolayı büyük bir etki altında kalmıştık. Ancak biz tekrar yeniden ayağa kalkmalıyız. Bu tür durumların bir daha ileride engellenmesi için çabalarımızı sarf etmemiz gerekiyor. Aynı zamanda bölgedeki ülkelerin birbirlerinin egemenliğini koruması gerekiyor" şeklinde konuştu. İsrail’in bölgede hale genişlediğine dikkati çeken Şeybani, "İsrail bazı bölgeleri halen genişlemekte. Hem havadan hem de karadan saldırılarına ve ihlallerine devam etmektedir. Tabii biz de ABD’nin arabuluculuğuyla güvenlik bir anlaşmayı sağladık. Ancak İsrail’in ne yazık ki gelişimci politikalarıyla bu da baltalanmış oldu. Biz de tekrar ABD’yi ve uluslararası toplumu 1974 anlaşmasına sadık kalmalarını davet ediyoruz. Ve nitekim böylelikle Suriye daha iyi bir şekilde önümüzdeki dönemde ilerleyecektir. Son olarak da Türkiye hükümetine bizleri stratejik bir şekilde destekledikleri için teşekkür ediyoruz. Yeni Suriye her zaman gelişmeye hazır olacaktır, yatırımlara hazır olacaktır" dedi.
Tarım ve Orman Bakanlığından, bir çiftçinin satamadığı kıvırcıkların koyunlara yem edildiği iddialarına yalanlama
09 Nisan 2026 Perşembe - 19:29 Tarım ve Orman Bakanlığından, bir çiftçinin satamadığı kıvırcıkların koyunlara yem edildiği iddialarına yalanlama Tarım ve Orman Bakanlığı, sosyal medyada Mersin’in Tarsus ilçesinde bir çiftçinin kıvırcık marullarını satamadığı için ürünlerin tarlada kalarak koyunlara yem edildiğine dair paylaşımların gerçeği yansıtmadığını açıkladı. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, "Bazı sosyal medya platformlarında, Mersin’in Tarsus ilçesinde bir çiftçimizin kıvırcık marullarını satamadığı için ürünlerin tarlada kalarak koyunlara yem edildiğine dair yer alan paylaşımlar gerçeği yansıtmamaktadır. Bahse konu videonun çekildiği arazi, Tarsus ilçesi Kulak Mahallesi’nde, bir üreticimiz tarafından işlenmektedir. Yapılan incelemede, üreticimiz ürününü henüz tarladayken satmıştır. Ürünü satın alan kişi, marulların büyük bir çoğunluğunu hasat ederek pazara sunmuş, tarlada kalan ürün ise kalite standartlarının düşük olması nedeniyle alıcı tarafından hasat edilmemiştir. Tarla sahibi üreticimiz, bir sonraki üretim sezonu için fotoğraflarda da yer aldığı gibi tarlasının bir kısmına karpuz fidesi dikmiştir. Tarlada kalitesinden dolayı hasat edilmeyen ürünlerin küçükbaşlar tarafından tüketildiği esnada, başka bir kişi tarafından olay kayda alınmış ve çarpıtılarak sosyal medyadan paylaşılmıştır. Söz konusu üreticimiz, paylaşılan videonun içeriğiyle bir ilgisinin olmadığını, ürününü sattığını ve şu an söz konusu arazide karpuz ekili olduğunu resmi makamlara beyan etmiştir. Sosyal medya mecralarında dolaşıma sokulan iddialar gerçeği yansıtmamakta olup, tarımsal üretim süreçlerindeki olağan hasat artığı ve ürün değişimi işlemleri manipüle edilerek kamuoyu yanıltılmaya çalışılmıştır. Bu vesileyle Tarım ve Orman Bakanlığı olarak üreticilerimizin her daim yanında olduğumuzu, dezenformasyon içeren paylaşımlara karşı hassasiyetle yaklaştığımızı bir kez daha kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız" ifadelerine yer verildi.
Bakan Bak Akkuyu NGS’de konuştu: "Büyüyen, gelişen, güçlü bir Türkiye var"
09 Nisan 2026 Perşembe - 18:55 Bakan Bak Akkuyu NGS’de konuştu: "Büyüyen, gelişen, güçlü bir Türkiye var" Mersin’de yapımı süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ni (NGS) mühendis adaylarıyla ziyaret eden Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, "İran ile İsrail ve Amerika arasındaki savaş sürecinde Hürmüz Boğazının kapatılması, dünyada enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ifade eden bir süreç oldu. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyoruz; gerçekten bugüne kadar ne kadar önemli adımlar attığını görüyoruz "dedi. Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, ’Genç Enerji-Akkuyu Nükleer Programı’ çerçevesinde Gülnar ilçesinde yapımı devam eden Akkuyu NGS’yi, Diyarbakır’dan gelen mühendislik fakültesi öğrencileri ile gezdi. Akkuyu Eğitim Merkezinde bilgi alan Bakan Bak, öğrencilerin izlenimlerini de sordu. Öğrenciler, Türkiye’nin enerji ihtiyacının yüzde 10’unun karşılayacak NGS’yi ziyaret edip önemli bir tecrübe elde etme fırsatı yakaladıklarını söyledi. Daha sonra santralin seyir terasına geçen Bak, Akkuyu Nükleer A.Ş. Genel Müdürü Sergei Butckikh ve diğer yetkililerle görüştü, öğrencilere katılım belgesi vererek onlarla özçekim yaptı. Bugün gençlerle beraber Türkiye’nin nükleer yatırımlarının en önemlisi olan Akkuyu Santralini ziyaret ettiklerini belirten Bakan Bak, "Gençlik ve Spor Bakanlığı olarak Enerji Bakanlığımızla beraber ortak yürüttüğümüz ’Genç Enerji’ projesi çerçevesinde geçen yıldan itibaren üniversitelerden yaklaşık 200 öğrenci nükleer santrali ziyarete getirilmişti. Bu yılki yapılan planlamada ülkemizin mühendislik bölümlerinde okuyan yaklaşık 500 öğrencimizi buraya davet ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Cumhurbaşkanımızın ne kadar önemli adımlar attığını görüyoruz" Çukurova Basketbol Takımının Avrupa Kupası finalini de Mersin’de izleyeceklerini belirten Bakan Bak, "Hem onu izlemeye geldik hem de gençlerimizle beraber buradaki çalışmaları yerinde görmeye geldik. Gerçekten ülkemiz açısından da önemli. Ben de tabii kendim makine mühendisiyim. O zaman okuduğumuz yıllarda nükleer enerji kürsüsü vardı bizim Teknik İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Fakültesi’nde. Oraya gitmiştim nükleer kürsüye, sormuştuk; ’İşte nükleer çalışmak istiyorum, santral var mı?’. Tabii ülkemizde santral olmadığı için ben fikrimi değiştirmiştim o zaman otomotiv ve endüstri mühendisliği üzerine çalışmaya karar vermiştim. Ama şimdi çok şükür gençlerimizin heyecanını gördük, burada onlara santralin nasıl işlediğini anlattılar. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyoruz; gerçekten bugüne kadar ne kadar önemli adımlar attığını görüyoruz" diye konuştu. "Büyüyen, gelişen, güçlü bir Türkiye var" Dünyada yaşanan krizlerde de enerji arzının ne kadar önemli olduğunun ortaya çıktığını kaydeden Bak, "İran ile İsrail ve Amerika arasındaki bu savaş sürecinde Hürmüz Boğazının kapatılması, dünyada enerji güvenliğinin ne kadar önemli olduğunu ifade eden bir süreç oldu. Ülkemizin yaklaşık elektrik ihtiyacının yüzde 10’u gibi bir kapasitesini karşılayacak olan tesisi canlı olarak görmek de çok heyecan verici bir mühendis olarak. Bütün gençlerimizi heyecanlandırdı. Onların soruları oldu, ilgililerden cevaplarını aldılar, kafalarında enerjiyle ilgili konular ortaya çıktı. Bu ülkenin enerjiye ihtiyacı var. Büyüyen, gelişen, güçlü bir Türkiye var. Savunma sanayinden teknolojiye kadar pek çok alanda. Ama enerji konusunda da çok büyük yatırımlar yapıldı. Hem hidrolik yatırımlar hem güneş enerjisi hem rüzgar başta olmak üzere yatırımlar yapıldı. Bu da nükleer kısmı. Bundan sonraki süreçte inanıyoruz ki dünyada da bir trend var malumunuz nükleer enerjiye dönüşle alakalı. Almanya’da da bunu görüyoruz. Ama her şeyin özeti şu. Biz gençlerimizin çok iyi yetişmesini istiyoruz. Bu süreçte onlarca, yüzlerce gencimiz Moskova’ya gitti, orada eğitimler aldılar. Siz de onları takip edeceksiniz, gelecekte de bu yapılacak olan santrallerin ülkemizde enerji konusunda sizler görev alacaksınız, sizler yapacaksınız. Ama bu bir hatıra, bu bir tarihi bir gün sizler açısından da. Bunları arkadaşlarınıza, çevrenize anlatın. Türkiye’nin enerji macerasını, nükleer enerji macerasını yaşamış oluyorsunuz" diye konuştu. "Türkiye bu bölgede güçlü olmaya devam edecek" Savunma sanayiinde ve enerji alanında da güçlü bir Türkiye olduğuna değinen Bakan Bak, "Her zaman söylüyorum yaptığımız çalışmalar, Türkiye bir enerji köprüsü, pek çok boru hattının, enerji hattının aktığı bir köprü. Bunu da çok iyi şekilde değerlendirmemiz lazım. Türkiye bu bölgede güçlü olmaya devam edecek. Cumhurbaşkanımıza liderliği için teşekkür ediyoruz, Enerji Bakanlığımıza da bu projedeki çabalarından dolayı teşekkür ediyoruz. Gençlerimize güveniyoruz, size inanıyoruz" diyerek sözlerini tamamladı. Programda Bakan Bak’a, Vali Atilla Toros, AK Parti Mersin milletvekilleri Ali Kıratlı, Hasan Ufuk Çakır ve AK Parti İl Başkanı Adem Aldemir’de eşlik etti.