Son Dakika
|
Okulda dehşet saçan saldırganın poligonda atış talimi yaptığı görüntüler ortaya çıktı
Saldırıda öğrencilerine siper olan öğretmen, gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı
Okul saldırısında ölenler son yolculuğuna uğurlandı
ABD’den İran'la bağlantılı 3 kişi, 9 gemi ve 17 kuruluşa yaptırım
Saldırıda hayatını kaybedenlerin cenazeleri morgdan alındı
Rusya, gece boyu Ukrayna'yı vurdu: 1'i çocuk 17 ölü
Saldırının olduğu okulda sessizlik hakim
Şanlıurfa Valiliğinden Siverek’teki okul saldırısına ilişkin açıklama: 20 gözaltı
MSB: "Komando tugaylarının sayısının artırılmasına yönelik çalışmalar başlatılmıştır"
Narin Güran cinayetinde Nevzat Bahtiyar, 17 yıl hapis cezasına çarptırıldı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamalar Resmi Gazete’de
Avustralya vatandaşlarına Türkiye'ye girişte vize muafiyeti
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan: "ABD galip gelmeyecek, dünya ağır bedeller ödeyecek"
"Bayğaralar" suç örgütüne operasyon: 216 şüpheli tutuklandı!
PFDK'dan Burak Yılmaz ve Ali Yiğit Buruk kararı
Polis noktasına yönelik saldırıda yaralı ele geçirilen saldırgan tutuklandı
Galibaf: "Lübnan, kapsamlı ateşkesin ayrılmaz parçasıdır"
SAĞLIK
96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu
17 Nisan 2026 Cuma - 00:06:20
Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 21:59
Malazgirt’te ağır yaralanan çocuk mikrocerrahiyle sağlığına kavuştu
Muş’ta düşme sonucu yüzünden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, Muş Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 5 saat süren mikrocerrahi operasyonla tedavi edilerek sağlığına kavuşturuldu. Muş’un Malazgirt ilçesinde yaşanan kazada yüz bölgesinden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, 112 Acil Çağrı Merkezi koordinasyonuyla Muş Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerde çocuğun yüz bölgesinde derin kesi oluştuğu, bu kesiye bağlı olarak yüz sinirlerinde hasar meydana geldiği, çiğneme kaslarının etkilendiği ve tükürük bezi kanalında kopma olduğu tespit edildi. Bunun üzerine uzman ekipler tarafından acil olarak mikrocerrahi operasyon planlandı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonla hasar gören sinir, kas ve doku yapıları titizlikle onarıldı. Ameliyat sonrası hastanede tedavi ve takip süreci devam eden çocuğun genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Muş Devlet Hastanesi’nde ameliyatı gerçekleştiren Plastik Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Halil Işık, "Hasta bize geldikten sonra hastayı ameliyata alma kararı aldık. Gece 11 gibi ameliyata başladık. Kesiği incelediğimizde kesinin çok önemli bazı yapılara zarar verdiğini gördük. Hastanın yüzündeki kesi yüksekte düşme sonrası demir parçasının yüzünü kesmesiyle oluşmuş. Kesiği ameliyathane şartlarında incelediğimizde yüzdeki çiğneme kaslarının, yüzdeki mimik kaslarının, yüzdeki bazı sinirlerin ve yüzdeki tükürük bezi kanalının tamamen koptuğunu gördük" dedi. Kesiğin çok katmanlı ve derin bir yapıda olduğunu belirten Işık, planlama sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Kesi çok derin olduğu için ve birbirinden farklı yapılar, farklı derinlikte kesilmiş olduğu için önce bir planlama yapmamız gerekti. Kesileri derinden yüzeye doğru onarma kararı aldık. Ameliyatta bizim için en hassas nokta şuydu. Yüzde kesiden dolayı yüz sinirleri kesilmişti. Yüz sinirleri çok hassas yapılardır. Eğer bunları uygun şartlarda onaramazsak çocukta ileride kısmi veya tam yüz felci gelişme ihtimali vardı. Ameliyatta karşımıza çıkan bir diğer kritik nokta ise tükürük bezini kanalıydı. Bu kanal aslında çok derinde seyreder ancak yaralanma çok derin olduğu için tükürük bezini kanalı tamamen kesilmişti. Ameliyatta önce ağız içinde ilerlettiğimiz bir kılavuz ile tükürük bezin kanalının nereden koptuğunu gördük. Bunu tespit ettikten sonra ise tükürük bezin kanalının onarımına geçtik. Mikroskopu kullanılarak ve mikrocerrahi tekniklere sadık kalarak hastadaki hem yüz sinirlerini hem de tükürük bezini mikroskop altında onardık" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası sürece ilişkin bilgi veren Işık, hastanın durumunun iyiye gittiğini belirterek, "Ameliyat sonrasında hastamız yaklaşık tedavisinin 4. ayına girmiş durumda. Şu anda tükürük bezi sorunsuz şekilde çalışıyor. Yüzündeki sinirler de iyileşme aşamasında. Yüzündeki sinir iyileşmesi bazen 6 ay bulabilmektedir. Şu anda tedavisi sorunsuz şeklide devam ediyor" şeklinde konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 19:07
Mardin İl Sağlık Müdürü Yavuz, saldırıya uğrayan personeli ziyaret etti
Mardin Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Saffet Yavuz, Derik Devlet Hastanesini ziyaret ederek saldırıya uğrayan sağlık çalışanlarına geçmiş olsun dileklerini iletti. Olay, dün Derik Devlet Hastanesinde meydana geldi. İddiaya göre, hastanede çalışan bir şirket personelinin işten çıkarılması sonrası personelin babası T.E. ve ağabeyi A.Ü.E., hastaneye geldi. T.E. ve A.Ü.E., Başhekim Uzm. Dr. Aziz Zilan ile görüşmek istedi. Başhekimlik makamı önünde T.E. ve A.Ü.E ile sekreter ve güvenlik görevlileri arasında tartışma çıktı. Odasından çıkan Zilan ile sekreteri Zeynep Oktay, saldırıya uğradı. Olayın ardından hastane görevlilerinin ihbarı üzerine bölgeye polis ekipleri sevk edildi. 2 şüpheli gözaltına alındı. Olayla ilgili soruşturma devam ediyor. İl Sağlık Müdürü Yavuz, saldırıya uğrayan sağlık çalışanlarını ziyaret etti. Uzm. Dr. Yavuz sağlıkta şiddetin her türlüsüne karşı olduklarını belirterek, sağlık çalışanlarına yönelik hiçbir şiddetin kabul edilemez olduğunu ifade etti.
16 Nisan 2026 Perşembe - 19:06
Malatya’da hava ambulansı 19 yaşındaki hasta için havalandı
Malatya’nın Darende ilçesinde solunum yetmezliği geçiren 19 yaşındaki hasta için ambulans helikopter havalandı. Edinilen bilgiye göre, 19 yaşındaki H.G. Darende ilçesinde aniden rahatsızlandı. Solunum yetmezliği olduğu belirlenen hastaya ilk müdahale Darende Devlet Hastanesi’nde yapıldı. Hastanın durumunun ciddi olması nedeniyle hava ambulansı talep edildi. Kısa sürede ilçeye ulaşan hava ambulansı, hastayı alarak Turgut Özal Tıp Merkezi’ne sevk etti.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
14 Nisan 2026 Salı- 12:31
Taşıma su çilesi son buldu
2
16 Nisan 2026 Perşembe- 11:14
Yaşlı adamın ’tamir’ inadı kötü bitti: Borudan fışkıran suyla hastanelik oldu
3
16 Nisan 2026 Perşembe- 11:39
Ambulans helikopter zamanla yarıştı, kalp krizi geçiren hasta hayata tutundu
4
16 Nisan 2026 Perşembe- 11:38
Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı: ’Sihirli değnek değil’
5
16 Nisan 2026 Perşembe- 12:38
23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya’da başladı
16 Nisan 2026 Perşembe - 12:37
23. Türkiye Hemofili Kongresi Antalya’da başladı
Antalya’da başlayan 23. Türkiye Hemofili Kongresi’nde hemofilide kanamayı önlemeye yönelik tedavilerde gelinen aşama, son 15 yılda yaşanan gelişmeler ve deri altı uygulamaların hastaların yaşamına etkisi gündeme geldi. Tedavide profilaksi yaklaşımının son yıllarda belirgin şekilde güç kazandığını belirten Prof. Dr. Osman Bülent Zülfikar, "Yaklaşık 30 senedir kanamanın önlenmesi, yani profilaksi dediğimiz olay üzerinde çalışılıyor. Ama geldiğimiz dönemde artık son beş senedir zirveye ulaştı" dedi. Prof. Dr. Yeşim Dargaud, "Son 15 yıl içerisinde hemofili konusunda tedaviler, ürünler olağanın üzerinde gelişme kaydetti" derken, Prof. Dr. Kaan Kavaklı ise, "Deri altı tedaviler hastalarımızın ve ailelerimizin hayat kalitesini oldukça artırdı" ifadelerini kullandı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 12:17
Prof. Dr. Demir: "Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamak için elektrikli cihazların çalışmadıkları sürede mutlaka kapalı tutulması gerekiyor"
Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "Elektromanyetik, özellikle beyin rahatsızlıkları, sinir ve huzursuzluk gibi birtakım etkiler yapıyor. Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamak için elektrikli cihazların çalışmadıkları sürede mutlaka kapalı tutulması gerekiyor" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir elektromanyetik kirliliğin insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkında bilgiler verdi. Elektromanyetik kirliliğin, gözle görünmesi mümkün olmadığını belirten Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "Elektronik cihazların kullanımı ile oluşan çevresel atık olarak tanımlanıyor. Hava kirliliği denince akla soluduğumuz havada hissettiğimiz, boğazımızı yakan bir duman gelir. Oysa havamızı kirleten ve duyularımızla farkına varamadığımız bir kirletici daha vardır. Elektromanyetik dalgalarla çeşitli frekanslı elektromanyetik radyasyonla kuşatılmış bir çevrede yaşıyoruz. Baz istasyonları, radyo frekans dalgaları yayan radyo ve televizyon vericileri, yüksek gerilim hatları, hatta günlük hayatımızda sıkça kullandığımız ev aletleri nedeniyle elektromanyetik kirliliğe maruz kalıyoruz" ifadelerini kullandı. Dünya’nın yörüngesinde bulunan uyduların sayısının son birkaç yılda hızla arttığını ve bu durumun yörüngenin imdat çığlıklarına neden olmaya başladığını aktaran Dr. Demir, "Birleşmiş Milletler Uzay İşleri Ofisi’nin (UNOOSA) verilerine göre, 11 Haziran 2024 yılı tarihi itibarıyla gezegenimizin yörüngesinde dönen 11 bin 780 uydu bulunuyor. Bunların büyük bir çoğunluğu çalışıyor ve alçak dünya yörüngesinde yer alıyor. Elektromanyetik kirlilik çevre ve insan sağlığı üzerinde olumsuz etkilere sahip elektrik ve manyetik alan bileşenlerinin oluşturduğu alanın limit değerlerinin üzerinde olması anlamına geliyor. Elektromanyetik kirliliğin kaynağı, elektrik akımı taşıyan yer altı ve yer üstü elektrik hatları, TV ve bilgisayarlar, elektrikli ev aletleri, radar dalgaları, radyo ve TV vericileri, telsiz haberleşme sistemleri, kordonsuz telefonlar, GSM baz istasyonları ve cep telefonları gibi manyetiklerdir. Elektromanyetik kirliliğin insan sağlığı üzerinde ciddi etkileri var. Bu sebepten dolayı 2001 yılında elektromanyetik kirlilik, Dünya Sağlık Örgütü tarafından (DSÖ) kanserojen olarak duyurulmuştu. Elektromanyetik alanlara maruz kalmanın DNA ve kromozomlar üzerinde hasara yol açabilir. Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen ’Reflex Projesi’ sonuçlarında cep telefonlarının çeşitli insan hücre tipi hücrelerinde doğrudan kanser yapma potansiyeline sahiptir. DNA üzerinde UMTS’nin (3G) ikinci nesil teknolojiye göre 10 kat daha etkili ve kansere sebep olma ihtimalinin yüksektir" cümlelerini kullandı. Elektromanyatik’in özellikle beyin rahatsızlıkları, sinir ve huzursuzluk gibi birtakım etkiler yaptığını aktaran Prof. Dr. Demir, "Elektromanyetik radyasyona maruz kalmamak için elektrikli cihazların çalışmadıkları sürede mutlaka kapalı tutulması gerekiyor. Evlerimizde oda tanzimine, odadaki ortamın, eşyaların yerleştirilme biçimlerine dikkat edilmesi lazım. Örneğin prizlerin bulunduğu yerlere çocuk yatağını yaklaştırmamak, başucu yapmamak mikrodalga çalışıyorsa fırının önünde belli bir mesafede durmak, çalışma anında önünde beklememek, saç kurutma makinesinin manyetik alanı yüksek olduğu için sürekli kullanmak yerine aralıklarla kısa süreyle kullanılması gerekir. Yüksek gerilim hattı veya endişe duyulacak bir trafo yakınında yaşayan kişilerin ne kadar elektromanyetik kirliliğe maruz kaldıklarını mutlaka ölçtürmeleri gerekiyor. İkamet edecekleri evleri yüksek gerilim hatlarından ve baz istasyonlarından olabildiğince uzak yerlerde seçmeleri önemlidir" sözlerini kullandı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:53
Nilüfer Sağlık Buluşmaları’nda çocukluk aşılarının önemi vurgulandı
Nilüfer Belediyesi tarafından "Çocukluk Çağı Aşıları Koruyucu Sağlığın Temeli" konulu bilgilendirme semineri gerçekleştirildi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilara Yılmaz’ın konuşmacı olarak katıldığı seminere, ebeveynler ve öğrenciler yoğun ilgi gösterdi. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde düzenlenen seminerde, aşıların bağışıklık sistemini eğiten en önemli unsurlardan biri olduğunu açıklayan Dr. Dilara Yılmaz, toplum bağışıklığının korunması için aşılama oranının yüzde 85’in altına düşmemesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin aşılama konusunda başarılı bir ülke olduğunu ifade eden Yılmaz, çiçek hastalığının dünya üzerinden silinmesi ve çocuk felcinin ülkemizde son bulmasının bu başarının kanıtı olduğunu dile getirdi. Sosyal medya spekülasyonları ve ebeveynlerin aşı kararsızlığına da değinen Dr. Yılmaz, aşıların otizm veya kısırlık yaptığına dair iddiaların hiçbir bilimsel temeli olmadığını açıkladı. Aşılardaki belli içeriklerin sanılanın aksine vücuda zarar verecek düzeyde olmadığını, hatta günlük hayatta maruz kalınan miktarlardan çok daha düşük olduğunu kaydeden Yılmaz, "Doğal yolla hastalık geçirmek daha iyidir inanışı yanlıştır. Aşısız geçirilen kızamık gibi hastalıkların yıllar sonra ölümle sonuçlanabilecek hasarlara yol açabileceğini unutmamak gerekir" dedi. Seminerin sonunda aşı takibinin hem aile hekimleri hem de çocuk doktorları tarafından titizlikle yapıldığını belirten Dr. Dilara Yılmaz, "Aşılanmayan her çocuk, toplumdaki diğer çocukların da sağlığını tehdit etmektedir. Aşılar hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:39
Ambulans helikopter zamanla yarıştı, kalp krizi geçiren hasta hayata tutundu
Samsun’da kalp krizi geçiren bir hastanın imdadına Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hasta hızlıca helikopterle alınarak hastaneye yetiştirildi. Ladik ilçesinde yaşayan ve kalp piliyle hayatını sürdüren 55 yaşındaki Salih Torun, göğüs yoğun ağrı şikayetiyle 112’yi aradı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı. Ladik ilçesine havalanan helikopter zaman kaybetmeden hastayı Samsun Şehir Hastanesi’ne nakletti. 55 yaşındaki hasta tedavi altına alındı. Ambulans helikopter personeli hayat kurtarmaya devam ediyor.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:38
Uzmanından zayıflama iğnesi uyarısı: ’Sihirli değnek değil’
Diyetisyen Hande Selin Ok, son yıllarda popülerleşen zayıflama iğnelerinin obezite tedavisinde etkili olabildiğini ancak bilinçsiz kullanımın ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Ok, "Bu ilaçlar tek başına mucize yaratmaz, doğru beslenme ve yaşam tarzı değişikliğiyle desteklenmelidir. Sağlıklı kilo kaybı; planlı beslenme, yeterli protein, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzıyla mümkündür. İlacı değil, alışkanlığı kalıcı kılın." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Hande Selin Ok, son yıllarda kullanımının giderek arttığı zayıflama iğneleri hakkında önemli uyarılarda bulundu. Obezite tedavisinde kullanılan bu ilaçların doğru şekilde kullanılmasının önemli olduğunu belirten Ok, bilinçsiz kullanımın sağlık açısından riskler oluşturabileceğini söyledi. Zayıflama iğnelerinin "Liraglutide, Semaglutide ve Tirzepatid" etken maddelerini içeren farklı grupları bulunduğunu belirten Ok, bu ilaçların cilt altına enjeksiyon şeklinde uygulandığını ifade etti. Bu ilaçların GLP-1 reseptör agonistlerini taklit ederek mide boşalmasını yavaşlattığını, tokluk hissini artırdığını ve iştahı baskılayarak kilo kaybını desteklediğini dile getiren Ok, söz konusu ilaçların ilk olarak diyabet tedavisi için geliştirildiğini ancak obezite tedavisinde de kullanılabildiğini söyledi. Zayıflama iğnelerinin tek başına mucizevi bir çözüm olmadığını vurgulayan Ok, "Etkili ve sağlıklı sonuçlar için doğru beslenme alışkanlıklarıyla desteklenmeleri gerekir. Aksi halde kas kaybı, halsizlik, mide problemleri ve hızlı geri kilo alımı gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu ilaçlar bir sihirli değnek değildir." diye konuştu. Amaç sadece kilo kaybı değil, yağ kaybı olmalı GLP-1 tedavisi sırasında beslenmenin tedavinin en önemli parçalarından biri olduğunu belirten Ok, iştahın azalması nedeniyle kişilerin çok az yemeyi doğru bir yöntem olarak görmemesi gerektiğini ifade etti. Ok, tedavi sürecinde hedefin sadece kilo vermek değil, yağ kaybını sağlamak olması gerektiğini vurgulayarak protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çekti. İştahın azalmasıyla birlikte daha küçük porsiyonlarla doygunluk hissi oluşabildiğini belirten Ok, bu durumda tüketilen besinlerin besin değerinin yüksek olması gerektiğini söyledi. Ok, "Her öğünde yeterli protein kaynakları, lif içeren sebze ve tam tahıllar ile sağlıklı yağlar bulunmalıdır." dedi. Yağlı ve ağır yemekler mide şikayetlerini artırabilir GLP-1 tedavisi sırasında mide boşalmasının yavaşladığını belirten Ok, yağlı ve kızartılmış yiyeceklerin mide bulantısı ve rahatsızlık hissini artırabileceğini söyledi. Bu nedenle daha hafif pişirme yöntemlerinin tercih edilmesi gerektiğini belirten Ok, aşırı şekerli ve işlenmiş gıdaların da kan şekeri dalgalanmalarına yol açabileceğini ifade etti. Küçük porsiyonlarla ve yavaş yemek yemenin önemli olduğunu dile getiren Ok, hızlı tüketilen büyük porsiyonların mide bulantısına neden olabileceğini söyledi. Ayrıca basit karbonhidrat tüketiminin azaltılması ve lifli gıdaların kademeli olarak artırılması gerektiğini belirtti. Su tüketimi ve düzenli öğün önemli İştahın azalmasıyla birlikte su tüketiminin de ihmal edilebildiğini söyleyen Ok, suyun gün içine yayarak tüketilmesinin kabızlık riskini azaltacağını ve metabolizmayı destekleyeceğini belirtti. Öğün atlamanın da yanlış bir yaklaşım olduğunu vurgulayan Ok, gün içinde dengeli iki veya üç ana öğünün genellikle daha iyi tolere edildiğini ifade etti. Haftada en az iki veya üç gün direnç egzersizi yapılmasının ve yeterli uykunun da kilo kontrolü açısından önemli olduğunu söyleyen Ok, sağlıklı kilo kaybı için yaşam tarzı değişikliğinin şart olduğunu belirtti. Hızlı kilo kaybına aldanmayın Hızlı kilo kaybının her zaman sağlıklı olmadığına dikkat çeken Ok, kontrolsüz ve yetersiz beslenmenin saç dökülmesi, halsizlik, kas kaybı ve metabolizma yavaşlamasına yol açabileceğini söyledi. Diyet planlanırken yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite ve mevcut hastalıkların dikkate alınması gerektiğini belirten Ok, makro ve mikro besin ögelerinin dengeli şekilde planlanmasının önemine işaret etti. Doktor ve diyetisyen kontrolünün önemini vurgulayan Ok, şöyle konuştu: "Zayıflama iğneleri doktorun uygun gördüğü fazla kilolu veya obez bireylerde kullanılmalıdır. Tedavinin hekim tarafından planlanması ve süreçte diyetisyenin tıbbi beslenme tedavisini yürütmesi sağlıklı sonuç için büyük önem taşır. GLP-1 tedavisi bir başlangıçtır, ilacın bırakılmasının ardından eski beslenme alışkanlıklarına dönülmesi halinde kilo geri kazanımı kaçınılmaz olabilir. Sağlıklı kilo kaybı planlı beslenme, yeterli protein alımı, dengeli tabak ve sürdürülebilir yaşam tarzı ile mümkündür. Kalıcı olan ilaç değil, kazanılan sağlıklı alışkanlıklardır.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:30
Ambulans helikopter zamanla yarıştı, kalp krizi geçiren hasta hayata tutundu
Samsun’da kalp krizi geçiren bir hastanın imdadına Sağlık Bakanlığı’na bağlı ambulans helikopter yetişti. Hasta hızlıca helikopterle alınarak hastaneye yetiştirildi. Ladik ilçesinde yaşayan ve kalp piliyle hayatını sürdüren 55 yaşındaki Salih Torun, göğüs yoğun ağrı şikayetiyle 112’yi aradı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen hasta için Samsun merkezden ambulans helikopter havalandı. Ladik ilçesine havalanan helikopter zaman kaybetmeden hastayı Samsun Şehir Hastanesi’ne nakletti. 55 yaşındaki hasta tedavi altına alındı. Ambulans helikopter personeli hayat kurtarmaya devam ediyor. (FAU-
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:27
Niğde’de sağlıkta yeni dönem: 4 boyutlu ultrasonografi hizmeti başladı
Niğde Ömer Halisdemir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik önemli bir adım daha atıldı. Hastane bünyesinde 4 boyutlu ultrasonografi cihazı hizmet vermeye başladı. Perinatoloji Kliniği’nde kullanılmaya başlanan modern teknolojiye sahip cihaz, özellikle riskli gebeliklerin detaylı şekilde incelenmesine imkan tanıyor. Yeni sistem sayesinde gebelik süreci daha kapsamlı değerlendirilerek, anne ve bebek sağlığı açısından oluşabilecek riskler erken dönemde tespit edilebiliyor. Yapılan açıklamada söz konusu cihazın, merhum oğlu Yasin Katırcı adına hastaneye bağışta bulunan hayırsever Cumali Katırcı’nın destekleriyle temin edildiği belirtildi. Hastane yönetimi tarafından yapılan açıklamada, Katırcı’ya göstermiş olduğu duyarlılık ve katkılarından dolayı teşekkür edildi. Öte yandan hastanede; erken doğum riski, çoğul gebelikler ile anne ve bebeğe ait hastalıklar gibi riskli durumların tanı, takip ve tedavi süreçleri Perinatoloji Uzmanı Dr. Huriye Ezveci tarafından yürütüldüğü,yeni cihazla birlikte riskli gebeliklerin daha yakından izlenmesi ve sağlıklı doğum süreçlerinin desteklenmesinin hedeflendiği ifade edildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:18
Zayıflamak isteyenlere sağlıklı tavsiyeler
Türkiye’de sağlıklı beslenme alışkanlıklarının azalması ile birlikte obezite ve aşırı zayıflığa bağlı hastalıklarır da hızla yaygınlaştığını belirten uzmanlar, ideal kilosuna kavuşmak isteyen kişiler için beslenme ve diyet uzmanları eşliğinde uygulanacak doğru ve sağlıklı diyet programlarının büyük önem taşıdığını söyledi. Medicana Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Uzman Diyetisyen Veysel Ciğerli, yazın gelmesiyle zayıflama sürecine giren kişilerin yaptığı hatalara değinerek, hangi besinlerin tüketilmesi gerektiğini anlattı. Lifli gıdaların daha uzun süre tok tuttuğunu ancak midenin ne yenilirse yenilsin 4 saat içinde boşaldığını söyleyen Ciğerli, "Bir sonraki öğününüzde fazla yemeyi engellemek için 2-2,5 saatte bir beslenmenizde fayda vardır. Kan şekerinin dengelenmesi için ’3 ana, 3 ara öğün’ şeklinde beslenme kuralına uymak gerekmektedir" dedi. Düzenli kahvaltı edinme alışkanlığının sağlıklı bir hayat için şart olduğunu vurgulayan Ciğerli, "Metabolizma uyandıktan hemen sonra kahvaltı yapınca metabolizma hızlanmaya başlayacaktır. Aksi takdirde kahvaltı yapmadan öğle yemeğine kadar aç kalınırsa yavaşlamış metabolizma hızı ile birlikte diğer öğünümüzde daha fazla yemek kaçınılmaz olacağından kilo almakta beklenen bir sonuç olacaktır. Sabahın erken saatlerinde dengeli bir kahvaltı ile güne başlamak metabolizmamızın hızlanmasını sağlayarak, daha rahat kilo vermemize yardımcı olacaktır" diye konuştu. Zayıflamak için yemek tabaklarının ve çorba kaselerinin küçültülmesi tavsiyesinde bulunan Beslenme ve Diyet Uzmanı Ciğerli, şöyle devam etti: "Böylece ’sadece 1 kase çorba’ diye kendinizi kandırmazsınız. Psikolojik olarak o tabaktaki yemekleriniz bittiği zaman kendinizi doymuş hissedersiniz. Bir diğer önemli nokta da ekmek tüketimidir. Ekmek ve yerine geçen tahıl ürünleri yemeden zayıflamak söz konusu olduğunda ne yazık ki işin sağlık boyutundan hiç bahsedilmiyor. Bu denli bilinçsizce yapılan öneriler bireylerde birçok hastalığın artışına sebep olabiliyor. Tam tahıllı ekmek içeren diyet, lif oranı yüksek olduğundan dolayı acıkmayı geciktirir ve uzun süre tok kalmanıza yardımcı olur. Karbonhidrat kaynağı bir besin olan ekmeğin sindirimi ağızda başlar ve çok kısa sürede beyne tokluk sinyallerini iletir. Öğününüze bir parça ekmeği çiğneyerek başlayın. Böylece daha kontrollü bir öğün geçirerek, tokluk hissi sağlamış olacaksınız. Ayrıca tam tahıl ekmeği B12 vitamini hariç bütün B grubu vitaminlerinin temel kaynağıdır. "Lifli besinler sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlar" Liflerin sadece bitkisel kökenli besinlerde bulunduğunu belirten Ciğerli, "Lifler sindirim sisteminden parçalanmadan geçmektedir. Bu da kişinin uzun süre tok kalmasını sağlayarak daha az yemek yenmesini sağlamaktadır. Lifler, kandaki kötü kolesterolün düşürülmesine yardımcı olup, sindirim sisteminin daha aktif çalışmasını sağlamaktadır. Ayrıca lifli besinler kabızlığın geçmesini, hemoroid problemlerinin giderilmesini, vücudun şeker seviyesinin dengelenmesini sağlar, aynı zamanda kalp sağlığını koruma açısından da önem arz etmektedir. Yapılan araştırmalar lifli besin tüketenlerin, tüketmeyenlere göre daha fazla kilo verdiklerini ortaya koymuştur" dedi. Diyetisyen Ciğerli, lif içeren yiyecekleri de buğday kepeği, kepekli çavdar unu, arpa unu, yulaf, kuru erik, armut, narenciye ürünleri, elma, muz, fasulye, nohut, sarı ve yeşil mercimek, yeşil yapraklı sebzeler, karnabahar, lahana, brokoli, yeşil fasulye, salatalık, kereviz, soğan, domates, biber, patlıcan ve havuç olarak sıraladı. Ciğerli, sağlıklı bir zayıflama için paketli olarak satılan hazır gıdalardan uzak durulması gerektiğini ifade etti. Bu ürünlere gıdanın dayanıklılığını artırmak için katkı maddeleri, gıda boyaları ve kimyasal içeren yiyecekler konulduğuna dikkat çeken Ciğerli, "Evde yapılmayan, organik olmayan ve marketlerden alınan hemen hemen tüm paketli ürünler hazır gıdalar sınıfına girmektedir. Hazır gıdaları daha az tüketmek için domates salçası, biber salçası, turşu ve tarhana gibi bütün bir yıl tüketilebilecek besinleri evde yapabilirsiniz. Hazır bulyonları kullanmak yerine et, tavuk ve balık sularını evde hazırlamak, yemeğinize daha az katkı maddesinin girmesini sağlar" şeklinde konuştu. "Düzenli uyku metabolizma hızının artmasına yardımcı olur" "Tatlı krizlerinizde tercihinizi meyve ve kuru meyvelerden yana kullanın" diyen Uz. Dyt. Veysel Ciğerli, sözlerini şöyle tamamladı: "Tatlı ve şeker tüketimini azaltmak veya ortadan kaldırmak için mutlaka diyete doğal şeker içeren kuru meyveler, taze meyveler, meyveli yoğurtlar eklenmelidir. Bu besinleri ara öğün olarak tüketebilirsiniz. Artan sıcak havaların etkisiyle terleme sonucu sıvı kaybı artacağından su tüketimi arttırılmalıdır. Su, metabolizmanın hızlanmasına katkı sağlar, böbreklerdeki toksik maddelerin atımına yardımcı olur. Su içmek için susamayı beklemeyiniz. Ortalama yetişkin bir insanın 2-2,5 litre su tüketmesi, her mevsim ve yaş için önerilir. Metabolizmayı hızlandıran en temel faktör fiziksel aktivitenin arttırılmasıdır. Günlük hayatta yakın mesafelere araba ile gitmek yerine yürüyüşü tercih etmek, asansör kullanmak yerine merdivenleri kullanmak gibi fiziksel aktivitelerle ya da dans etmek gibi eğlenceli aktivitelerle hem kendinizi daha iyi hissedebilir hem de daha sağlıklı bir vücuda sahip olabilirsiniz. Düzenli uyku ile kilo kaybınızın ve diyete olan uyumunuzun direkt ilişkili olduğunu unutmayın. Düzenli uyku zihinsel gelişim ve dinlenmeyi olumlu yönde etkileyerek metabolizma hızının artmasına yardımcı olur."
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:14
Yaşlı adamın ’tamir’ inadı kötü bitti: Borudan fışkıran suyla hastanelik oldu
Erzurum’da çatıda güneş paneli tamir etmek isteyen 76 yaşındaki yaşlı adam, borudan fışkıran kaynar suyun kurbanı oldu. Gövdesinde ve ensesinde ikinci derece yanıklar oluşan yaşlı adam, "Kendi başıma iş yapmamam gerekirdi" diyerek pişmanlığını dile getirdi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 11:05
Karakoçan Devlet Hastanesi’nde ortopedi ameliyatları başladı
C Kollu Skopi (C-arm) cihazının tahsis edildiği Karakoçan Devlet Hastanesi’nde ortopedi ameliyatları başladı. Karakoçan Devlet Hastanesi’nde ortopedi ameliyatlarının yapılabilmesi için C Kollu Skopi (C-arm) cihazı hastaneye tahsis edildi. Hastanede göreve başlayan Ortopedi Uzmanı Halil Sami Postallı tarafından, yeni cihazın kullanımıyla birlikte kemik ameliyatlarının yapılmaya başlandığı bildirildi. C Kollu Skopinin ameliyathane ortamında hastanın iç yapısını anlık ve hareketli olarak görüntüleyen, X-ray tabanlı taşınabilir bir röntgen cihazı olduğu bildirildi. C şeklindeki yapısı sayesinde her açıdan görüntü alabilen cihazın özellikle ortopedi, travmatoloji, beyin cerrahisi, üroloji ve kardiyoloji işlemlerinde yüksek çözünürlüklü görüntü sağlayarak müdahalelerin daha güvenli ve hızlı yapılmasına imkan tanıdığını aktarıldı. Cihazın özellikle kırıkların düzeltilmesi, vida ve plak uygulamaları, kalça ve diz protez ameliyatları gibi ortopedi ve travmatoloji işlemlerinde etkin şekilde kullanılacağı ifade edildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 10:35
Mersin Şehir Hastanesinde sağlık okuryazarlığı paneli düzenlendi
Mersin Eğitim ve Araştırma Şehir Hastanesinde düzenlenen panelde, dijital çağda doğru sağlık bilgisine erişimin önemi vurgulanırken, sağlık okuryazarlığının erken yaşta kazandırılması gerektiğine dikkat çekildi. Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ile Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi iş birliğinde, Mersin Eğitim ve Araştırma Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen panel, sağlık çalışanları ve akademisyenlerin katılımıyla yapıldı. Programa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Ekici, Başhekim Prof. Dr. Mehmet Ballı ile çok sayıda sağlık yöneticisi ve personel katıldı. Programın açılışında konuşan Başhekim Mehmet Ballı, Türkiye’de sağlık okuryazarlığı seviyesinin artırılmasının önemine dikkat çekerek, bu bilincin erken yaşlarda kazandırılması gerektiğini ifade etti. İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici ise dijitalleşen dünyada sağlık bilgisinin doğru kaynaktan edinilmesinin kritik olduğunu vurguladı. Ekici, bireylerin dijital mecralardaki bilgilere temkinli yaklaşması gerektiğini belirterek, doğru bilgiye ulaşmanın sağlık hizmetlerinden etkin yararlanma açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi. Panelde, Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aslıhan Ardıç Çobaner ile Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Taylan sunumlarıyla programa katkı sundu. Akademisyenler, dijitalleşme sürecinde doğru bilgiye erişim, sağlık iletişimi ve medyanın toplum üzerindeki etkisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sunumların ardından katılımcılarla soru-cevap bölümü gerçekleştirildi. Program sonunda İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici ve Başhekim Mehmet Ballı tarafından akademisyenlere çiçek ve teşekkür plaketi takdim edildi.
16 Nisan 2026 Perşembe - 10:33
Op. Dr. Saray: "Kalça protezi hastaya yeni bir hayat sunuyor"
Gaziantep Özel Anka Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Ahmet Saray, özellikle ileri yaşlarda ve eklem kireçlenmesine bağlı olarak gelişen kalça ağrılarının, doğru tedaviyle büyük ölçüde ortadan kaldırılabileceğini vurguladı. Kalça ekleminde meydana gelen hasarın zamanla hareket kısıtlılığına ve ciddi yaşam kalitesi kaybına yol açtığını belirten Op. Dr. Ahmet Saray, "Hastalarımız genellikle uzun süre ağrıyla yaşamayı tercih ediyor. Oysa kalça protezi ameliyatları, doğru zamanda yapıldığında hastaya adeta ikinci bir hayat sunuyor "dedi. Gelişen teknolojiyle birlikte kalça protezi ameliyatlarının artık çok daha konforlu bir şekilde gerçekleştirildiğini dile getiren Op. Dr. Ahmet Saray, kullanılan yeni nesil protezler sayesinde hastaların ameliyat sonrası daha hızlı ayağa kalkabildiğini ve günlük yaşamlarına kısa sürede dönebildiğini belirtti. Minimal invaziv cerrahi tekniklerin dokulara daha az zarar verdiğini söyleyen Dr. Saray, bu sayede hem ameliyat sonrası ağrının azaldığını hem de iyileşme sürecinin hızlandığını ifade etti. Kalça protezi ameliyatının yalnızca ileri yaş grubuna değil, uygun görülen daha genç hastalara da uygulanabildiğini dile getiren Op. Dr. Ahmet Saray, özellikle kireçlenme, travma sonrası hasarlar ve doğuştan gelen kalça problemlerinin bu ameliyatı gerekli kılabildiğini söyledi.Ameliyat öncesi detaylı bir değerlendirme sürecinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Dr. Saray, her hastaya özel bir tedavi planı oluşturduklarının altını çizdi. Ameliyat sonrası sürecin de en az operasyon kadar önemli olduğuna dikkat çeken Op. Dr. Ahmet Saray, fizik tedavi ve rehabilitasyonun hastanın yeni eklemine uyum sağlamasında kritik rol oynadığını belirtti. Dr. Saray, "Doğru bir rehabilitasyon programı ile hastalarımız kısa sürede bağımsız hareket edebilir hale geliyor ve ağrısız bir yaşama kavuşuyor.Kalça ağrısı yaşayan ve günlük yaşamında kısıtlılık hisseden herkes vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerek. Erken tanı ve doğru tedavinin yaşam kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri olduğunu unutulmamalı" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder