SAĞLIK
Başkan Çerçioğlu: "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" 09 Mart 2026 Pazartesi - 21:30:15 Aydın Ağız Ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni ziyaret eden Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, vatandaşların ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalara devam edeceklerini vurgulayarak "Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" dedi. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu tarafından Nazilli’nin ardından merkez ilçe Efeler’e de kazandırılan Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, hizmetlerine devam ediyor. Tamamıyla ücretsiz hizmet veren poliklinik, açıldığı ilk günden bu yana vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Modern yapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman kadrosu ile kent merkezinde hizmet sunmaya başlayan polikliniği ziyaret eden Başkan Çerçioğlu, hastalarla sohbet etti, incelemelerde bulundu. Efeler ilçesinde bir polikliniğin daha hizmet vermeye başlayacağını müjdeleyen Başkan Çerçioğlu, "Nazilli’nin ardından merkez ilçemizde de ücretsiz ağız ve diş sağlığı hizmetlerimizi hemşehrilerimizle buluşturduk. Burada 10 ünite ile hizmete başladık, kısa süre içerisinde de yoğun ilgiyle karşılandı. Hemşehrilerimizden gelen talep üzerine ilçe merkezimizde, çarşı olarak bilinen bölgede 15 üniteli bir polikliniği daha hizmete açacağız. Gezici diş kliniği projemiz de yakın zamanda hizmet vermeye başlayacak. Şimdiden projelerimizin ve yatırımlarımızın Aydınımıza hayırlı olmasını diliyorum. Vatandaşlarımızın ücretsiz diş sağlığı hizmetlerine erişimi için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Diş tedavisi bizden, gülümsemesi sizden" ifadelerini kullandı. Aydın Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nde hayata geçirilen hizmetlerden memnuniyet duyduklarını belirten vatandaşlar, Başkan Çerçioğlu’na teşekkür etti.
09 Mart 2026 Pazartesi - 16:22 Manisa Şehir Hastanesi’nde bir ilk daha Manisa Şehir Hastanesi’nde Çocuk Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi ilk kez uygulanarak başarıyla tamamlandı. Manisa Şehir Hastanesi’nde çocuk sağlığı alanında önemli bir uygulama daha hayata geçirildi. Çocuklarda fleksible bronkoskopi işlemi hastanede ilk kez uygulanmaya başlandı. Çocuk Göğüs Hastalıkları Hekimi Uzm. Dr. Mehmet Mustafa Özaslan tarafından gerçekleştirilen işlem, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları ve kronik öksürük şikayetleri bulunan 11 yaşındaki Münire Gaffari isimli hastaya tanı amacıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan işlem sonrası hasta kısa süreli gözlem altında tutuldu ve bir gün yatışının ardından taburcu edildi. Fleksible bronkoskopi işleminin özellikle tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kronik öksürük, hemoptizi (kanlı balgam) ve kontrolü zor astım öyküsü bulunan çocuklarda tanı ve tedavi sürecinde önemli bilgiler sağlayan ileri bir yöntem olduğu belirtildi. Uygulama sayesinde solunum yollarının ayrıntılı şekilde görüntülenebildiği, bu sayede altta yatan hastalığın belirlenmesine ve uygun tedavi planının oluşturulmasına önemli katkı sağlandığı ifade edildi. Manisa Şehir Hastanesi’nde uygulanmaya başlanan bu yöntemle birlikte çocuk hastaların tanı ve tedavi süreçlerinin daha etkin ve hızlı şekilde yürütülmesinin hedeflendiği kaydedildi.
09 Mart 2026 Pazartesi - 14:45 Saruhanlı’da yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde 14 bin 413 metrekare alanda yapılacak yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, yıllardır yürüttükleri girişimlerin sonuç verdiğini belirterek hastanenin 450 günde tamamlanacağını söyledi. Sağlık Bakanlığı tarafından Manisa’nın Saruhanlı ilçesinde yapılacak olan yeni devlet hastanesinin yapım çalışmalarına başlandı. 14 bin 413 metrekare alan üzerine inşa edilecek olan hastanenin temel kazı çalışmalarının başladığı bildirildi. Saruhanlı Belediye Başkanı Ekrem Cıllı, Cengiz Topel Mahallesi’nde İlçe Jandarma Komutanlığı binasının yanındaki arsada başlayan çalışmaları yerinde inceleyerek yetkililerden bilgi aldı. Başkan Cıllı, burada yaptığı açıklamada yeni hastanenin ilçenin sağlık altyapısını önemli ölçüde güçlendireceğini belirterek, inşaatın 450 takvim günü içerisinde tamamlanmasının planlandığını ifade etti. Üç katlı olarak inşa edilecek olan devlet hastanesinde 2 ameliyathane, 1 doğumhane, yoğun bakım üniteleri ve 18 poliklinik bulunacağını kaydeden Cıllı, ilçenin uzun süredir yeni bir hastaneye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Mevcut hastanenin 1997 yılında Saruhanlı Kaymakamlığı, belediye ve vatandaşların katkılarıyla Hastane Yaptırma Derneği çatısı altında hizmete açıldığını hatırlatan Cıllı, artan nüfus ve fiziki şartlar nedeniyle artık ihtiyaca cevap veremediğini dile getirdi. AK Parti İlçe Başkanlığı döneminden bu yana yeni hastane konusunu yakından takip ettiklerini ifade eden Cıllı, "Nihayet yıllardır sürdürdüğümüz çabalar sonuç verdi. Sayın Cumhurbaşkanımızın takdirleriyle Saruhanlımızda yeni devlet hastanesinin yapımına başlandı. Saruhanlımız için belirlediğimiz beş büyük hayalimizden biri daha gerçeğe dönüşüyor. İlçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı uğurlu olsun." dedi. Cıllı ayrıca, hastanenin ilçeye kazandırılmasında emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile AK Parti Manisa milletvekillerine teşekkür etti.
Soğuk havalarda egzersiz, kalbi daha fazla yoruyor
19 Ocak 2026 Pazartesi - 12:03 Soğuk havalarda egzersiz, kalbi daha fazla yoruyor Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Tetik, soğuk havalarda kalbin daha fazla zorlandığını belirterek, özellikle risk grubundaki vatandaşları açık alanda ağır egzersiz yapmamaları konusunda uyardı. Manisa Celal Bayar Üniversitesi (CBÜ) Tıp Fakültesi Hafsa Sultan Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ömer Tetik, soğuk havaların kalp krizi riskini artırdığına dikkat çekerek, özellikle risk grubunda bulunan vatandaşların açık alanda ağır egzersizlerden kaçınması gerektiğini söyledi. Son haftalarda ülke genelinde etkili olan soğuk hava dalgasının sağlık üzerinde ciddi olumsuzluklara yol açabildiğini belirten Prof. Dr. Tetik, bu dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları, gribal enfeksiyonlar ve Covid-19’un yanı sıra kalp ve damar hastalıklarının da daha sık görülebildiğini ifade etti. Soğuk havalarda vücudun savunma mekanizması olarak damarlarını büzdüğünü vurgulayan Prof. Dr. Tetik, "Vücut, hayati organlara kan akışını artırmak için özellikle cilt damarlarını büzüyor. Bu durum kalbin daha hızlı ve daha fazla çalışmasına neden oluyor. Kalbin iş yükünün artması ise risk faktörü bulunan hastalarda kalp krizini tetikleyebiliyor" dedi. Sigara kullananlar, obezite sorunu olanlar, sağlıksız beslenenler, genetik yatkınlığı bulunanlar, diyabet, hipertansiyon ve kan yağları yüksek olan hastaların daha büyük risk altında olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tetik, sağlıksız yaşam alışkanlıklarının bu riski daha da artırdığını kaydetti. Soğuk havalarda kalp damarlarının da büzüşerek kalbe giden oksijen miktarını azalttığını belirten Prof. Dr. Tetik, "Özellikle daha önce koroner stent takılmış, koroner arter hastalığı ya da damar sertliği bulunan kişilerde kalp krizi daha sık karşımıza çıkıyor. Son haftalarda bunu klinik olarak da gözlemliyoruz" diye konuştu. Açık havada ağır egzersizlere karşı uyarılarda bulunan Prof. Dr. Tetik, "Soğuk havalarda açık alanda çok ağır egzersizlerden kaçınılmalı. Sağlıklı beslenmek, bol su içmek, sıkı ve sıcak tutacak şekilde giyinmek büyük önem taşıyor. Özellikle göğüs ön duvarını koruyan kalın giysiler ve kaşkollar ihmal edilmemeli" ifadelerini kullandı.
Hayat Hastanesi yönetimi Mudanya muhtarlarıyla buluştu
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:54 Hayat Hastanesi yönetimi Mudanya muhtarlarıyla buluştu Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Doktor Ahmet Özkul, Mudanya muhtarlarını Hayat Hastanesi’nde düzenlenen kahvaltı organizasyonunda ağırladı. Hayat Hastanesi ile sağlık anlaşması bulunan Mudanya muhtarlarının katılımıyla gerçekleşen buluşmada, Hayat Sağlık Grubu’nun mevcut yatırımları, devam eden projeleri ve bölge halkına yönelik sağlık hizmetleri ele alındı. Programın açılışında konuşan Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Uzman Doktor Ahmet Özkul, bu yıl kuruluşlarının 48. yılını kutladıklarını belirterek, Bursa ve çevresinde nitelikli sağlık hizmeti sunma hedefiyle çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. Ankara Yolu üzerindeki Hayat Hastanesi’nin yanı sıra Mudanya Yolu’nda hizmet veren iki tıp merkezi ve İstanbul Pendik’te bulunan Hayat Şifa Hastanesi ile geniş bir hizmet ağına sahip olduklarını vurguladı. Yeni hastane yolda İzmir Yolu üzerinde yapımı devam eden yeni hastane projesi hakkında da bilgi veren Uzm. Dr. Özkul, 12 katlı ve akıllı bina statüsünde inşa edilen tesisin 40 bin metrekarelik kullanım alanına sahip olacağını söyledi. Yeni hastanenin; 200 hasta odası, 50 yoğun bakım yatağı, 10 ameliyathane, 90 poliklinik odası ve 350 araçlık otopark kapasitesiyle Bursa sağlık altyapısına önemli katkı sunacağını dile getirdi. Projenin 2027 yılının ikinci yarısından sonra hizmete alınmasının hedeflendiğini belirtti. Toplumun tüm kesimleriyle güçlü iletişim kurmayı önemsediklerini ifade eden Uzm. Dr. Özkul, yerel yöneticilerle yapılan bu tür buluşmaların sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Hayat Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Hayat Hastanesi Başhekimi Uzman Doktor Fatih Özkul ise grubun uluslararası alandaki çalışmalarına değinerek, 2025 yılı Ağustos ayında Kosova’da irtibat bürosu açtıklarını, Eylül ayında ise Malezya’daki bir hastane ile isim lisans hakkı ve yönetim sözleşmesi imzaladıklarını aktardı. Sosyal sorumluluk faaliyetlerine de önem verdiklerini belirten Uzm. Dr. Fatih Özkul, Türkiye Hayat Sağlık Vakfı aracılığıyla eğitim, sağlık ve sosyal destek alanlarında birçok projeyi hayata geçirdiklerini ifade etti. Mudanya Muhtarlar Derneği Başkanı ve Çağrışan Mahallesi Muhtarı Ahmet Gül ise Hayat Hastanesi yönetimine ev sahiplikleri için teşekkür ederek, Hayat Hastanesi’nin Bursa’nın önemli sağlık markalarından biri olduğunu söyledi. Program, Hayat Hastanesi yönetimi ile Mudanya muhtarlarının birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı ile sona erdi.
Moleküler inceleme ile tiroit hastaları gereksiz yere ameliyat olmayacak
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:41 Moleküler inceleme ile tiroit hastaları gereksiz yere ameliyat olmayacak Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, moleküler inceleme testi sayesinde tiroit hastalarının gereksiz yere ameliyat olmasının önüne geçildiğini ve ömür boyu ilaç kullanmaktan kurtulduğunu söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi doktorlarından Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, tiroit nodülleri hakkında bilgilendirmede bulundu. Ameliyat olunması durumunda ömür boyu ilaç kullanılması gerektiğini ifade eden Gökosmanoğlu, gereksiz ameliyatların önüne geçmek için kliniklerinde moleküler inceleme testlerini uyguladıklarını belirterek açıklamalarda bulundu. "Moleküler inceleme tiroit hastalarının gereksiz ameliyat olmasının önüne geçiyor" Moleküler incelemenin önemine değinen Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Doç. Dr. Feyzi Gökosmanoğlu, "Tiroit nodüllerinde şüpheli durum olduğunda geçmişte hastalar doğrudan ameliyata alınıyordu. Ameliyat edilen bu hastaların ortalama yüzde 70’ine yakınının iyi huylu adenom olduğu ortaya çıkıyor ve hastalar gereksiz yere ameliyat ediliyordu. Son yıllarda dünyada, ülkemizde ve kliniğimizde uygulanan moleküler inceleme yöntemiyle, şüpheli nodüllerin kanser olup olmadığı daha net şekilde belirlenebiliyor. Bu inceleme tanıyı güçlendiriyor ve ameliyat gerekip gerekmediğine daha güçlü verilerle karar verilmesini sağlıyor. Bu yöntemle hastaların gereksiz ameliyat olmalarının önüne geçilebiliyor. Şüpheli nodüllerde kanser olmama ihtimali ortalama yüzde 70 civarındadır. Gereksiz yere ameliyat edilen hastalar ömür boyu tiroit ilacı kullanmak ve her 3-6 ayda bir tiroit hormon düzeylerini kontrol ettirmek zorunda kalıyor. Ameliyat olmayan hastaların ise ilaç kullanmasına gerek kalmıyor ve yalnızca takip yeterli oluyor. Bu durum hastaların yaşam konforunu ciddi şekilde etkiliyor" dedi. Kötü huylu çıkan nodüller sonrası yapılacaklardan da bahseden Doç. Dr. Gökosmanoğlu, "Moleküler inceleme testi öncesinde kliniğimizde tru-cut biyopsi yapıyoruz. Alınan biyopsi örneği üzerinden moleküler inceleme gerçekleştiriyoruz. Sonuçlar ortalama 1 ay içinde çıkıyor ve bu sürede hastanın tanısı netleşmiş oluyor. Moleküler inceleme sonucu iyi huylu çıktığında hastaların ameliyat olmasına gerek kalmıyor, 6 ayda bir ultrasonografi ile takip edilmeleri yeterli oluyor. Kötü huylu çıktığında ise elimizde çok önemli bir veri elde edilmiş oluyor. Aynı zamanda kanserin agresif olup olmadığı, yayılma potansiyeli de değerlendirilebiliyor. Bu sayede hastaya uygulanacak cerrahinin kapsamı, yani daha agresif bir cerrahi mi yoksa lobektomi gibi daha sınırlı bir cerrahi mi olacağına daha sağlıklı karar verilebiliyor" diye konuştu.
Halsizlik ve ateş şikayetlerinde artış
19 Ocak 2026 Pazartesi - 11:32 Halsizlik ve ateş şikayetlerinde artış Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Deniz, son dönemde halsizlik, ateş, kas ağrısı, boğaz ağrısı ve öksürük şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvurularda artış yaşandığını söyledi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Derya Deniz, bu belirtilerin çoğu zaman basit bir gribal enfeksiyon olarak değerlendirildiğini ancak Covid-19 başta olmak üzere solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzer bulgular gösterdiğine dikkat çekti. Uzayan halsizlik ve yüksek ateşin önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Deniz, "Özellikle birkaç gün içinde gerilemeyen ateş, geçmeyen halsizlik, kuru öksürük ve nefes darlığı varsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı" dedi. Covid-19’un tamamen ortadan kalkmadığını belirten Dr. Deniz, hastalığın artık daha hafif seyredebildiğini ancak bunun geç tanıya yol açabildiğini ifade etti. Dr. Deniz, "Belirtiler hafif başlasa da risk grubundaki kişiler için ciddi sonuçlar doğurabilir" diye konuştu. Dr. Deniz, ileri yaş grubundaki bireyler, kronik hastalığı bulunanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olanların bu süreçte daha dikkatli olması gerektiğini vurgularken, kapalı ve kalabalık ortamlarda maske kullanımının ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin önemine işaret etti. Dr. Deniz, şikayetlerin 2-3 günden uzun sürmesi halinde vakit kaybedilmeden hekime başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi.
GİBTÜ öğrencilerinden depremzede anneler ve hamile kadınlar için inovasyon projesi
19 Ocak 2026 Pazartesi - 10:30 GİBTÜ öğrencilerinden depremzede anneler ve hamile kadınlar için inovasyon projesi Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (GİBTÜ) Ebelik Bölümü öğrencileri, depremde ampute olan anneler için yapay el, hamile kadınlar için ise anne ile çocuğun sağlığını kontrol edecek sensörlü takip cihazı geliştirdi. Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Ebelik Bölümü öğrencileri, ’Ebelikte İnovasyon’ dersi kapsamında iki önemli çalışmaya imza attı. Öğrenciler, depremde ampute olan anneler için yapay el, hamile kadınlar için ise anne ile çocuğun sağlığını kontrol edecek sensörlü takip cihazı geliştirdi. GİBTÜ Ebelik Bölümü öğrencileri, geliştirdikleri projelerle yatırımcılardan destek bekliyor. Öğrenciler hazırladıkları projelerin geliştirilmesi durumunda topluma fayda sağlayacağını belirtti. "Projeyi depremzede anneler için geliştirdim" Projesini depremde ampute olan anneler için geliştirdiğini söyleyen öğrenci Gülseren Canpolat, "Ben bu projeyi depremzede anneler için geliştirdim. Kolunu kaybeden annelerin bu proje ile çocuklarının karnını rahatça doyurabilmesi için. Anne bu ele istediği şekli verebilir. Bu şekilde bebeğinin karnını doyurmakta zorluk yaşamaz. Ben bunu kendi imkanlarımla yaptım. Projemin geliştirilmesi istiyorum" dedi. "Anne ve bebeğin sağlığı kontrol altında olacak" Annelerin sağlığının kontrol altında tutulması adına proje yaptığını ifade eden öğrenci Damla Soysal ise, "Bu projeyi çevrede gördüğüm hamilelerin yaşadığı sıkıntı dolayısıyla yaptım. Hamileler çok hareketsiz kalıyor. Hareketsizlik nedeniyle de hamilelerin sorun yaşadığını düşündüm. Aynı zamanda bizler bunları manuel olarak konumlandırmak zorunda kalıyoruz. Biz bunu gebeye taktığımız anda sensörler otomatik çalışacak. Yanda bulunan sistemlerle ebenin sistemine aktarım sağlanacak. Böylece anne ve bebeğin sağlığı kontrol altında olacak. Ebeler, hamile kadınları ve bebeklerin sağlığını uzaktan izleyebilecek" diye konuştu.
Dr. Demirçubuk: "Antibiyotik her öksürüğün ilacı değil"
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:43 Dr. Demirçubuk: "Antibiyotik her öksürüğün ilacı değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, özellikle mevsim geçişlerinde çocuklarda sık görülen öksürük, burun akıntısı ve ateş gibi şikayetlerin büyük bölümünün viral kaynaklı solunum yolu enfeksiyonlarından kaynaklandığını belirterek, gereksiz antibiyotik kullanımına karşı aileleri uyardı. Üst solunum yolu enfeksiyonlarının önemli bir kısmının virüsler nedeniyle ortaya çıktığını vurgulayan Dr. Demirçubuk, viral enfeksiyonlarda antibiyotik kullanımının fayda sağlamadığını söyledi. Dr. Demirçubuk, "Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin hiçbir etkisi yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı hem çocukların bağışıklık sistemine zarar verebilir hem de antibiyotik direncinin artmasına yol açar" dedi. "Öksürük tek başına antibiyotik nedeni değildir" Öksürüğün, solunum yollarını temizlemeye yarayan doğal bir savunma mekanizması olduğuna dikkat çeken Dr. Demirçubuk, soğuk algınlığı, grip ve benzeri viral enfeksiyonlarda öksürüğün günlerce sürebileceğini belirtti. Bu durumlarda antibiyotik yerine istirahat, bol sıvı tüketimi ve hekimin önerdiği destekleyici tedavilerin yeterli olacağını ifade etti. "Antibiyotik ancak hekim gerekli görürse kullanılmalı" Antibiyotiklerin yalnızca bakteriyel enfeksiyonlarda etkili olduğunu vurgulayan Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, "Kulak iltihabı, zatürre ya da bazı boğaz enfeksiyonları gibi durumlarda antibiyotik tedavisi gerekebilir. Ancak bunun kararını mutlaka hekim muayenesi ve gerekli değerlendirmeler sonrası vermek gerekir. Ailelerin kendi kendine antibiyotik başlatması son derece sakıncalıdır" dedi. "Antibiyotik direnci küresel bir sorun" Gereksiz ve bilinçsiz antibiyotik kullanımının, dünya genelinde ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturduğunu belirten Demirçubuk, "Yanlış antibiyotik kullanımı bakterilerin direnç kazanmasına neden olur. Bu da ileride gerçekten antibiyotiğe ihtiyaç duyulduğunda tedavinin zorlaşması anlamına gelir" ifadelerini kullandı. Ailelere önemli uyarılarda bulunan Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Ayşe Gümüş Demirçubuk, çocuklarda ateşin üç günden uzun sürmesi, genel durum bozukluğu, nefes darlığı, morarma veya beslenme güçlüğü gibi belirtiler görüldüğünde mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirterek, "Her öksürükte antibiyotiğe sarılmak yerine doğru tanı ve doğru tedavi için hekime danışılmalıdır" diye konuştu.
Kahta’da çocukların ameliyathaneye giden yolu oyunla başlıyor
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:41 Kahta’da çocukların ameliyathaneye giden yolu oyunla başlıyor Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi’nde hayata geçirilen yeni uygulama ile ameliyat olacak çocuklar, korkularını geride bırakarak ameliyathaneye akülü oyuncak arabalarla gidiyor. Özellikle sünnet için hastaneye gelen çocukların daha rahat ve mutlu bir süreç geçirmesi amaçlanan uygulama, hem ailelerden hem de sağlık çalışanlarından tam not aldı. Hastane yönetimi tarafından temin edilen akülü oyuncak araçlar sayesinde çocuklar, daha önce sedye veya tekerlekli sandalye ile götürüldükleri ameliyathaneye artık eğlenerek ulaşıyor. Uygulama, çocukların ameliyat öncesi yaşadığı kaygı ve stresi azaltırken, hastane ortamına daha kolay uyum sağlamalarına da katkı sunuyor. Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mustafa Akel, uygulamaya ilişkin yaptığı açıklamada çocukların psikolojisinin en az fiziksel sağlıkları kadar önemli olduğunu vurguladı. Uzm. Dr. Akel, "Çocuklarımız ameliyat sürecinde korku ve endişe yaşayabiliyor. Biz de bu korkuları en aza indirmek, onların ameliyathaneye daha huzurlu ve mutlu girmelerini sağlamak amacıyla akülü araba uygulamasını başlattık. Çocuklarımızın yüzündeki tebessüm, uygulamanın ne kadar doğru bir adım olduğunu gösteriyor" dedi. Ailelerin de memnuniyetle karşıladığı uygulamanın önümüzdeki süreçte yaygınlaştırılması hedeflenirken, Kahta Devlet Hastanesi çocuk dostu sağlık hizmetleriyle örnek olmaya devam ediyor.
Milli sağlik teknolojisinde güçlü adım: TCT Sağlık Teknolojileri hematolojik kanserler için yerli CAR-T’de teknoloji transferini tamamladı
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:26 Milli sağlik teknolojisinde güçlü adım: TCT Sağlık Teknolojileri hematolojik kanserler için yerli CAR-T’de teknoloji transferini tamamladı TCT Sağlık, hematolojik kanserler için geliştirilen Nespe-cel (AT101) CAR-T tedavisinde teknoloji transferini tamamlandı, 2026’da yerli üretim hedefleniyor. TCT Sağlık, hücre ve gen tedavileri alanında Türkiye’de sürdürülebilir bir üretim ve uygulama kapasitesi oluşturma hedefi doğrultusunda, Nespe-cel (AT101) yeni nesil CAR-T hücre tedavisi için yürüttüğü teknoloji transferini tamamladı ve üretim hazırlığı çalışmalarında gelinen aşamayı kamuoyuyla paylaştı. TCT Sağlık’tan yapılan açıklamada, AbClon ile yürütülen lisans ve teknoloji transferi programının, Türkiye’de hayata geçirilmesi planlanan CAR-T üretim altyapısının yüksek kalite standartları, tekrarlanabilir üretim süreçleri ve ölçeklenebilirlik esaslarıyla uyumlu biçimde kurgulanmasının temelini oluşturduğu vurgulandı. TCT Sağlık, bu adımla yalnızca ileri hücresel tedavilere erişimi artırmayı değil, aynı zamanda Türkiye’yi CAR-T ve hücre-gen tedavileri alanında bölgesel bir üretim ve uygulama merkezi haline getirmeyi hedefliyor. Nespe-cel’in üretim süreçlerinin Türkiye’ye yüksek kapasitede uyarlanması kapsamında, Cytiva Fast Trak Ar-Ge ekibinin katkısıyla yürütülen proses geliştirme ve optimizasyon çalışmaları tamamlanmıştır. Bu ileri çalışmalar Cytiva’nın tam otomatik ve entegre Cell Therapy FlexFactory platformu üzerinde gerçekleştirilerek GMP standartları ile FDA ve EMA düzenleyici gereklilikleriyle uyumlu, ölçeklenebilir bir üretim altyapısı oluşturuldu. 2026’da yerli üretim kapasitesi iki merkezle büyüyor TCT Sağlık, hücre ve gen tedavileri alanında Türkiye’de sürdürülebilir bir üretim kapasitesi oluşturma hedefi doğrultusunda, 2026 yılı içinde ilgili izin süreçleri ve düzenleyici gereklilikler çerçevesinde iki ayrı yerli üretim merkezini kurarak devreye almayı planladığını duyurdu. Şirketten yapılan açıklamada, kurulumuna başlanan altyapıların GMP uyumluluğu, uçtan uca izlenebilirlik, güçlü kalite kontrol sistemleri ve standartlaştırılmış üretim süreçleri esas alınarak tasarlandığı, bu merkezlerin başta Nespe-cel olmak üzere ileri hücresel tedavilerde Türkiye’nin ölçeklenebilir, güvenilir ve sürdürülebilir bir üretim ve uygulama kapasitesine kavuşmasında kritik rol üstleneceği vurgulandı. TCT Sağlık açıklamasında, CAR-T gibi ileri tedavilerin "tek başına bir ürün" olarak değil, uçtan uca yönetilmesi gereken bir klinik süreç olarak ele alınması gerektiğinin altını çizerek; üretim kapasitesi kadar uygulama merkezlerinin hazırlığı (readiness), hasta sevk ve koordinasyon modeli, uzun dönem izlem ve sürdürülebilir ödeme yaklaşımları gibi başlıkların da ekosistemin vazgeçilmez unsurları olduğu vurgulandı. Kamuoyuna düzenli bilgilendirme ve uygulama merkezleri ağı TCT Sağlık, 2026 yılı boyunca düzenli, şeffaf ve anlaşılır bir kamuoyu bilgilendirme yaklaşımıyla CAR-T ve ileri hücresel tedaviler alanında doğru ve güvenilir bilgi paylaşımını sürdürmeyi hedeflediğini açıkladı. TCT Sağlık’ın bu kapsamda üniversiteler ve sağlık kurumlarıyla iş birliğini genişleterek, CAR-T tedavilerinin klinik uygulamasına yönelik uygulama merkezi altyapı ve hazırlık çalışmalarını yaygınlaştırmayı planladığını da kamuoyuyla paylaştı. TCT Sağlık CEO’su Dr. Erkan Mankan, konuya ilişkin değerlendirmesinde, Türkiye’nin ileri hücresel tedaviler alanında kalıcı bir kapasiteye kavuşmasının stratejik önemine dikkat çekerek, "Bizim hedefimiz net: Türkiye’de CAR-T tedavisini yalnızca konuşulan ya da takip edilen bir teknoloji olmaktan çıkarıp; uluslararası standartlarda, yüksek kaliteyle ve nitelikli insan kaynağıyla birlikte üreten, sürdürülebilir ve güvenilir bir kapasite haline getirmek istiyoruz. Bu yaklaşımın, hem hastaların ileri tedavilere erişimini güçlendireceğine hem de ülkemizin hücre ve gen tedavilerinde bölgesel bir merkez olma vizyonuna katkı sağlayacağına inanıyoruz" ifadelerini kullandı.
Uzmanı uyardı: "Yetersiz uyku, çocuklarda sık hastalıkların nedeni olabilir"
19 Ocak 2026 Pazartesi - 09:04 Uzmanı uyardı: "Yetersiz uyku, çocuklarda sık hastalıkların nedeni olabilir" Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nesiman Alili, ara tatilde bozulan uyku düzeninin çocukların bağışıklık sistemini olumsuz etkileyebileceğine dikkat çekerek, "Ara tatilde bozulan uyku düzeni, çocukların bağışıklığını zayıflatıp sık enfeksiyonlara yakalanmalarına, halsizlik ve dikkat sorunlarına yol açabilir" dedi. Güven Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Nesiman Alili, ara tatillerde çocukların uyku düzeninin fark edilmeden bozulabildiğini belirterek, geç saatlere kadar tablet, telefon ve televizyon kullanımının, sabahları geç uyanma alışkanlığına yol açtığını ifade etti. Tatil sonrası okula dönüş sürecinde hem çocukların hem de ebeveynlerin zorlandığını dile getiren Alili, "Uyku, çocukların bağışıklık sisteminin en önemli yapı taşlarından biridir" diye konuştu. "Büyüme hormonu uyku sırasında çalışır" Uzm. Dr. Nesiman Alili, yetersiz ve düzensiz uykunun çocukların günlük enerjisinden bağışıklık sistemine kadar pek çok alanı etkilediğini vurgulayarak, "Yetersiz ve düzensiz uyku; sık enfeksiyonlara yakalanma, halsizlik, dikkat dağınıklığı ve hatta davranış sorunlarına yol açabilir. Çünkü büyüme hormonu ve bağışıklığı güçlendiren birçok mekanizma, en aktif şekilde uyku sırasında çalışır" dedi. "Ekranları yatmadan en az 1 saat önce kapatın" Ara tatilde uyku düzeninin korunmasının önemine değinen Uzm. Dr. Nesiman Alili, ailelere şu önerilerde bulundu: "Ara tatilde de mümkün olduğunca uyku saatlerini çok kaydırmamaya, ekranları yatmadan en az bir saat önce kapatmaya ve akşam rutinlerini korumaya özen gösterin. Akşam saatlerinde çay, kola/enerji içeceği ve çikolata gibi kafein içeren gıdalar uykuya geçişi zorlaştırır. Sık hastalanan, gündüz aşırı uykulu olan veya horlayan çocuklarda uyku kalitesi ayrıca değerlendirilmelidir. Unutmayın, düzenli uyku sadece dinlenmek değil; çocuğun sağlıklı büyümesi ve hastalıklara karşı güçlü olması demektir. Tatili bitirirken uyku düzenini yavaş yavaş normale çekmek, okula dönüşü ve bağışıklığı çok daha güçlü hale getirecektir."