Son Dakika
|
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Antalya’da düzensiz göçmen botu faciası: 14 ölü
Buldan’da 5.1’lik depremin ardından bazı işletmelerde hasar meydana geldi
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ davasının görülmesine başlandı
Türkiye'nin gönderdiği F-16'lar KKTC'de
Teknik Direktör Engin Fırat hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Savaş halindeki ülke ihracatta ilk sırayı aldı
ABD Başkanı Trump, İran’daki savaşın "oldukça hızlı biteceğini" söyledi
ABD, İran’ın füze rampalarını vurdu
‘Ekrem İmamoğlu suç örgütü’ davasında ara karar
ABD Adalet Bakanlığı ve Halkbank, İran yaptırımları davasında uzlaşmaya vardı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev ile görüştü
Trump’tan Avustralya’ya İran Milli Kadın Futbol Takımı oyuncularına iltica hakkı vermesi çağrısı
SAĞLIK
Yeni Dikili Devlet Hastanesi hizmete başladı
10 Mart 2026 Salı - 10:27:31
İzmir’in sağlık altyapısını güçlendirecek önemli yatırımlardan biri olan 75 yataklı yeni Dikili Devlet Hastanesi hizmete açıldı. Modern mimarisi ve donanımıyla dikkat çeken yeni hastane, Dikili ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlara daha nitelikli ve kapsamlı sağlık hizmeti sunacak. Toplam 15 bin 10 metrekare açık alan, 3 bin 969 metre kare kapalı alan üzerine kurulan ve 4 kattan oluşan yeni hastane binası, hasta ve sağlık çalışanlarının konforu düşünülerek tasarlandı. Yeni Dikili Devlet Hastanesi bünyesinde 14 bakslı, 2 terapi ve 1rehabilitasyon odalı Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Ünitesi, 15 yataklı acil servis, 10 üniteli hemodiyaliz merkezi, 20 poliklinik odası, 2 Sancılı Doğum Lohusa (SDL) odalı doğumhane, 5 yataklı erişkin yoğun bakım ünitesi, 4 kuvöz kapasiteli yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunuyor. Hastanede ayrıca 2 genel ameliyathane (bunlardan biri ortopedi ameliyatları için kurşun kaplı olarak tasarlandı) ve 1 lokal ameliyathane olmak üzere toplam 3 ameliyathane salonu yer alıyor. Sağlık hizmetlerinin geniş bir yelpazede sunulacağı hastanede; eskiden tek karma olan servisten palyatif bakım birimi de olmak üzere 3 servis oluşturuldu. Servislerde 26 tek kişilik nitelikli odaların yanında 14 âdet çift kişilik oda bulunuyor. Tanı ve teşhis süreçlerinin hızlı ve etkin şekilde yürütülmesi amacıyla bilgisayarlı tomografi, ultrason, röntgen ve kemik dansitometresi gibi modern görüntüleme cihazları da hastanede hizmete sunuldu. "İzmir’de sağlık yatırımlarımız aralıksız sürüyor" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, yeni hastanenin hizmete başlamasıyla ilgili yaptığı açıklamada, İzmir genelinde sağlık yatırımlarının devam ettiğini belirtti. Kul, "İzmir’de vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve nitelikli şekilde ulaşabilmesi için yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Yeni Dikili Devlet Hastanemiz de bu vizyonun önemli bir parçasıdır. Modern altyapısı, güçlü teknolojik donanımı ve sağlık çalışanlarımızın özverili hizmetiyle Dikili ve çevre ilçelerde yaşayan vatandaşlarımıza önemli katkı sağlayacaktır." dedi. Yeni hastanenin bölge için önemli bir ihtiyaç olduğunu vurgulayan Kul, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak, tanı ve tedavi süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek öncelikli hedefimizdir. Yeni Dikili Devlet Hastanemizin ilçemize ve bölgemize hayırlı olmasını diliyorum." ifadelerini kullandı. Yeni Dikili Devlet Hastanesi ile birlikte ilçede sağlık hizmetlerinin kapasitesi artırılırken, vatandaşların ileri tetkik ve tedavi için farklı merkezlere gitme ihtiyacının da önemli ölçüde azaltılması hedefleniyor.
10 Mart 2026 Salı - 10:22
Çayırova Devlet Hastanesi inşaatında deprem izolatörlerinin montajına başlandı
Kocaeli’nin Çayırova ilçesinde yapımı devam eden 200 yataklı devlet hastanesinin inşaatında sismik izolatörlerin montaj çalışmalarına başlandı. İlçede yapımı süren Çayırova Devlet Hastanesi şantiyesinde temel atma işlemleri, çevre istinat duvarları ve teknik binanın kaba inşaatı büyük ölçüde tamamlandı. Muhtemel afet durumlarına karşı deprem izolatörlü olarak projelendirilen hastanenin temelinde izolasyon ünitelerinin yerleştirilmesi işlemine geçildi. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, şantiye alanını ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi ve yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. "Yapının temelinde 156 adet deprem izolatörü kullanılacak" Başkan Çiftçi, yaptığı açıklamada, hastanenin deprem güvenliği ön planda tutularak inşa edildiğini belirtti. İzolatörlerin imalat ve montaj aşamasında olduğunu aktaran Çiftçi, şunları kaydetti: "Çayırova Devlet Hastanemiz, talebimiz doğrultusunda deprem izolatörlü olarak yapılıyor. Bu aşamada deprem izolatörlerinin, imalatları ve montajı yapılıyor. Hastane şantiye alanımızda büyük bir imalat var. Bunlar tamamlandıktan sonra hızlı bir şekilde katlarımızın imalatına geçilecek. Teknik binamızın kaba inşaatı tamamlandı. Bir yandan sismik izolatörler inşa edilirken, diğer yandan da diğer çalışmalar devam ediyor. Hastane binamızın deprem güvenliğini en üst seviyeye çıkarmak ve muhtemel bir deprem anında zeminden gelen sarsıntının yapıya minimum düzeyde iletilmesini sağlamak amacıyla, yapının temelinde 156 adet deprem izolatörü kullanılacak." 200 yatak kapasitesiyle hizmet verecek Taban alanı 8 bin 700 metrekare, toplam yapı inşaat alanı ise 45 bin 518 metrekare olarak projelendirilen hastane, tamamlandığında 200 yatak kapasitesine sahip olacak. Sağlık tesisi bünyesinde 51 yoğun bakım yatağı, 75 poliklinik, 6 ameliyathane, doğumhaneler, 26 acil müşahede yatağı ve 8 diyaliz ünitesi yer alacak.
10 Mart 2026 Salı - 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnetin cerrahi bir işlem olduğunu belirterek ailelerin bu konuda dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnetin steril ameliyathane şartlarında ve uzman hekimler tarafından yapılmasının ihtimal riskleri önemli ölçüde azalttığını söyledi. Sünnet öncesinde mutlaka uzman hekim muayenesinin yapılması gerektiğini belirten Karagözoğlu, bazı çocuklarda doğuştan gelen anomalilerinin bulunabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. Akın Karagözoğlu, "Bazı çocuklarda halk arasında ‘peygamber sünneti’ olarak bilinen hipospadias gibi doğumsal anomaliler görülebilmektedir. Bu gibi durumlarda sünnet derisi ileride yapılacak cerrahi müdahalede kullanılabileceği için sünnetin ertelenmesi gerekebilir. Bu nedenle sünnet öncesinde mutlaka uzman hekim değerlendirmesi yapılmalıdır" dedi. Sünnet işleminin uygun anestezi yöntemleriyle gerçekleştirilmesinin çocukların işlem sırasında ağrı ve stres yaşamamasını sağladığını belirten Karagözoğlu, hastane ortamında yapılan sünnetin enfeksiyon ve kanama gibi komplikasyonların önüne geçilmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Ailelere önemli uyarılarda bulunan Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Ürolojisi Uzmanı Op. Dr. Akın Karagözoğlu, sünnet işleminin merdiven altı uygulamalar yerine mutlaka hastane ortamında ve alanında uzman hekimler tarafından yapılması gerektiğini belirterek, çocuk sağlığının her şeyden önce geldiğini ifade etti.
10 Mart 2026 Salı - 10:18
Eskişehir Şehir Hastanesi’nin hizmetleri değerlendirildi
Eskişehir Şehir Hastanesi’nin 2025 Yılı Kurum Sağlık Hizmeti Değerlendirme Toplantısı, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda, sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ve önümüzdeki döneme yönelik planlamalar ele alındı. Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Fatih Alper Ayyıldız tarafından hastanenin genel işleyişi ve hizmet kalitesini artırmaya yönelik yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verildi. Hastane yönetimi ve ilgili birim sorumluları tarafından ise MHRS verileri, randevu sistemi ve hasta kabul süreçleri, tıbbi ve destek hizmet alanlarının işleyişi ile mali durum ve bütçe kullanımı değerlendirilerek yürütülen çalışmalar ele alındı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
2
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:44
Denizli Devlet Hastanesinde işleyiş normal bir şekilde devam ediyor
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:55
50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir
5
08 Mart 2026 Pazar- 17:06
Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
17 Ocak 2026 Cumartesi - 10:02
Uzmanından çağrı: "HPV taramaları birlikte rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önlemek mümkündür"
Ocak ayı, rahim ağzı kanserine karşı farkındalığın artırılması ve koruyucu sağlık uygulamalarının hatırlatılması açısından önemli bir dönem olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, rahim ağzı kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çekerek, özellikle çocukluk çağında yapılan HPV aşısı ve düzenli taramaların hastalığa karşı en etkili koruma yöntemleri arasında yer aldığını vurguluyor. Güven Hastanesi Erişkin Aşı Polikliniği’nden Uzm. Dr. İrem Altunoluk, "HPV aşısı ve düzenli smear testi ile HPV taramaları birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önlemek mümkündür" dedi. Güven Hastanesi Erişkin Aşı Polikliniği’nden Uzm. Dr. İrem Altunoluk, rahim ağzı kanserinin en sık nedeninin Human Papilloma Virüs (HPV) enfeksiyonu olduğunu belirterek, "HPV, cinsel yolla bulaşan ve yaşam boyunca kadınların ve erkeklerin büyük bir kısmının karşılaşabildiği son derece yaygın bir virüstür. Çoğu zaman bağışıklık sistemi virüsü temizler; ancak bazı yüksek riskli HPV tipleri yıllar içinde rahim ağzı kanserine yol açabilir" diye konuştu. "Özellikle HPV 16 ve 18, rahim ağzı kanseri vakalarının büyük bir kısmında etkilidir" Rahim ağzı kanserlerinin önemli bir bölümünden HPV’nin yüksek riskli tiplerinin sorumlu olduğunu ifade eden Altunoluk, "Özellikle HPV 16 ve 18, rahim ağzı kanseri vakalarının büyük bir kısmında etkilidir. Bu nedenle bu tiplere karşı koruma sağlayan HPV aşısı, kanserden korunmada çok güçlü bir araçtır" diye konuştu. Aşı için en etkili dönem 9-14 yaş arası HPV aşısının ideal olarak cinsel aktivite başlamadan önce yapılması gerektiğini vurgulayan Altunoluk, "9-14 yaş arası kız ve erkek çocuklarında bağışıklık yanıtı daha güçlüdür ve bu yaş grubunda genellikle 2 doz aşı yeterlidir. Ancak bu, daha ileri yaşlarda aşının yapılamayacağı anlamına gelmez" ifadelerini kullandı. 15 yaş sonrasında da HPV aşısı uygulanabiliyor 15 yaş ve sonrasında da HPV aşısının güvenle uygulanabildiğini belirten Altunoluk, "Cinsel olarak aktif olmak ya da daha önce HPV ile karşılaşmış olmak, aşının yapılmasına engel değildir. Aşı, henüz karşılaşılmamış HPV tiplerine karşı da koruma sağlar. Bu yaş grubunda aşı genellikle 3 doz şeklinde uygulanır" dedi. Erkeklerin aşılanması toplum sağlığı için kritik HPV aşısının yalnızca rahim ağzı kanserine karşı değil; vajina, vulva, anüs, penis ve boğaz kanserleri ile genital siğillere karşı da koruma sağladığını vurgulayan Altunoluk, "Bu nedenle erkeklerin aşılanması hem bireysel sağlık hem de toplum sağlığı açısından son derece önemlidir" diye konuştu. "HPV taramaları birlikte rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önlemek mümkündür" HPV aşısı yapılmış olsa bile düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlatan Altunoluk, "HPV aşısı ve düzenli smear testi ile HPV taramaları birlikte uygulandığında rahim ağzı kanserini büyük ölçüde önlemek mümkündür. Ocak ayı, bu konuda farkındalık kazanmak ve geç kalmadan önlem almak için önemli bir fırsattır" ifadelerini kullandı.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:49
Kış mevsimi solunum yolu enfeksiyonu riskini artırıyor
Kış mevsimine girilmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, vücut dengesini olumsuz etkileyerek enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor. Uzmanlar, bu dönemde özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr..Gürdal Yılmaz, son dönemlerde SARS-CoV denilen Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği yönünde bir algı oluştuğunu ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıktığını hatırlattı. Prof. Dr. Gürdal Yılmaz "Kış mevsimine girmekle birlikte hava bazen karlı, bazen de güneşli oluyor. Dolayısıyla hava sıcaklıklarında dalgalanmalar yaşanıyor. Bu dalgalanmalarla birlikte vücudumuzun dengesi bozulabiliyor. Bu durum, bizi enfeksiyon hastalıklarına yatkın hâle getiriyor. Özellikle influenza virüsü, norovirüs, RSV virüsü ve SARS ile karşılaşıyoruz. SARS-CoV dediğimiz Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği gibi bir algı var ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıkıyor" dedi. Dünyanın birçok yerinden koronavirüs vakalarının bildirilmeye devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Kış mevsimine girmekle birlikte hava bazen karlı, bazen de güneşli oluyor. Dolayısıyla hava sıcaklıklarında dalgalanmalar yaşanıyor. Bu dalgalanmalarla birlikte vücudumuzun dengesi bozulabiliyor. Bu durum, bizi enfeksiyon hastalıklarına yatkın hâle getiriyor. Özellikle influenza virüsü, norovirüs, RSV virüsü ve SARS ile karşılaşıyoruz. SARS-CoV dediğimiz Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği gibi bir algı var ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıkıyor. Özellikle eşlik eden bir hastalığı olan kişilerde bu enfeksiyonlar daha ağır seyrede biliyor. İnfluenza da ağır seyrede biliyor. Kliniğimize gelen hastalarımızın hemen hemen yarısı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle başvuruyor. Bunların birkaç tanesi influenza, ara ara da SARS olabiliyor. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun için önlemlerimizi almamız şart. Beslenmemize ve uykumuza dikkat etmemiz gerekiyor. Dünyanın hemen hemen her yerinden koronavirüs vakaları bildiriliyor. Koronavirüs ile ilgili yeni aşı çalışmaları hâlen devam ediyor. Riskli hastalığı olan, özellikle kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişilerde aşılar hayat kurtarıcıdır. Temkinli bir şekilde aşı çalışmaları sürdürülüyor" ifadelerini kullandı. "10 kişiden 3-4’ü öksürüyor" Toplu alanlarda öksürüğün oldukça yaygın hâle geldiğini belirten Yılmaz, bir alışveriş merkezinde 10 kişiden en az 3-4’ünün öksürdüğünü kaydederek, "Bir alışveriş merkezine gittiğinizde, 10 kişiden en az 3-4’ünün öksürdüğünü görebilirsiniz. Öksürük bir savunma mekanizması olmakla birlikte balgamı söküp atarken etrafa yayılmaya da neden olabiliyor. Bu durum mikroorganizmaların başka insanlara bulaşmasını kolaylaştırıyor. O nedenle toplu alanlarda daha dikkatli olmalı, bulaş açısından kendimizi korumalıyız. Öksürük, solunum yollarında herhangi bir durumun göstergesi olabilir. Bu durum alerjik de olabilir, enfeksiyona bağlı da gelişebilir. Ayrıca geniz akıntısına bağlı olarak da öksürük görülebilir" şeklinde konuştu. "Toplumda virüse karşı bir bağışıklık gelişti" Toplumda virüse karşı bir bağışıklılık geliştiğine dikkat çeken Yılmaz, "Toplumda virüse karşı bir bağışıklık gelişti. Virüsün önceki dönemlere göre daha az ölümcül seyretmesi söz konusu. Nasıl ki 2010 yılında görülen Domuz Gribi (H1N1) günümüzde tek tük vaka olarak karşımıza çıkıyorsa, SARS-CoV-2’yi de ilerleyen dönemlerde bu şekilde göreceğiz. Burada önemli olan, özellikle KOAH, kalp hastalığı ve diyabet gibi eşlik eden hastalıkları olan kişilerin bu enfeksiyonlardan korunmasıdır" diye konuştu. "Bu dönemde en sık solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz" Bu dönemde en çok solunum yolu enfeksiyonlarıyla karşılaştıklarını ifade eden Yılmaz, "Özellikle beslenmeye ve uyku düzenine çok dikkat edilmelidir. Toplu alanlarda öksüren ve hapşıran kişilerden mümkün olduğunca uzak durulmalı, en az iki metre mesafe bırakılmalıdır. Hasta olan, öksüren ve hapşıran kişilerin maske takmasını öneriyoruz. Bu dönemde en sık solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz. Özellikle boğaz ağrısı ve öksürük şikâyetiyle gelen hastalar dikkat çekiyor. Geniz akıntısı olan hastalar da sıklıkla görülüyor. Bunlar mevsimin getirdiği hastalıklardır. Geçen seneye göre belirgin bir artış yok diyebiliriz. Geçen yıl da vardı, bu yıl da var" dedi.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:47
Kış mevsimi solunum yolu enfeksiyonu riskini artırıyor
Kış mevsimine girilmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, vücut dengesini olumsuz etkileyerek enfeksiyon hastalıklarına yakalanma riskini artırıyor. Uzmanlar, bu dönemde özellikle solunum yolu enfeksiyonlarına karşı dikkatli olunması gerektiğini vurguluyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr..Gürdal Yılmaz, son dönemlerde SARS-CoV denilen Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği yönünde bir algı oluştuğunu ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıktığını hatırlattı. Prof. Dr. Gürdal Yılmaz "Kış mevsimine girmekle birlikte hava bazen karlı, bazen de güneşli oluyor. Dolayısıyla hava sıcaklıklarında dalgalanmalar yaşanıyor. Bu dalgalanmalarla birlikte vücudumuzun dengesi bozulabiliyor. Bu durum, bizi enfeksiyon hastalıklarına yatkın hâle getiriyor. Özellikle influenza virüsü, norovirüs, RSV virüsü ve SARS ile karşılaşıyoruz. SARS-CoV dediğimiz Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği gibi bir algı var ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıkıyor" dedi. Dünyanın birçok yerinden koronavirüs vakalarının bildirilmeye devam ettiğine dikkat çeken Yılmaz, "Kış mevsimine girmekle birlikte hava bazen karlı, bazen de güneşli oluyor. Dolayısıyla hava sıcaklıklarında dalgalanmalar yaşanıyor. Bu dalgalanmalarla birlikte vücudumuzun dengesi bozulabiliyor. Bu durum, bizi enfeksiyon hastalıklarına yatkın hâle getiriyor. Özellikle influenza virüsü, norovirüs, RSV virüsü ve SARS ile karşılaşıyoruz. SARS-CoV dediğimiz Covid-19 enfeksiyonlarının bittiği gibi bir algı var ancak tek tük de olsa vakalar ortaya çıkıyor. Özellikle eşlik eden bir hastalığı olan kişilerde bu enfeksiyonlar daha ağır seyrede biliyor. İnfluenza da ağır seyrede biliyor. Kliniğimize gelen hastalarımızın hemen hemen yarısı solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle başvuruyor. Bunların birkaç tanesi influenza, ara ara da SARS olabiliyor. Bunlara dikkat etmemiz gerekiyor. Bunun için önlemlerimizi almamız şart. Beslenmemize ve uykumuza dikkat etmemiz gerekiyor. Dünyanın hemen hemen her yerinden koronavirüs vakaları bildiriliyor. Koronavirüs ile ilgili yeni aşı çalışmaları hâlen devam ediyor. Riskli hastalığı olan, özellikle kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişilerde aşılar hayat kurtarıcıdır. Temkinli bir şekilde aşı çalışmaları sürdürülüyor" diye konuştu. "10 kişiden 3-4’ü öksürüyor" Toplu alanlarda öksürüğün oldukça yaygın hâle geldiğini belirten Yılmaz, bir alışveriş merkezinde 10 kişiden en az 3-4’ünün öksürdüğünü kaydederek, "Bir alışveriş merkezine gittiğinizde, 10 kişiden en az 3-4’ünün öksürdüğünü görebilirsiniz. Öksürük bir savunma mekanizması olmakla birlikte balgamı söküp atarken etrafa yayılmaya da neden olabiliyor. Bu durum mikroorganizmaların başka insanlara bulaşmasını kolaylaştırıyor. O nedenle toplu alanlarda daha dikkatli olmalı, bulaş açısından kendimizi korumalıyız. Öksürük, solunum yollarında herhangi bir durumun göstergesi olabilir. Bu durum alerjik de olabilir, enfeksiyona bağlı da gelişebilir. Ayrıca geniz akıntısına bağlı olarak da öksürük görülebilir" dedi. "Toplumda virüse karşı bir bağışıklık gelişti" Toplumda virüse karşı bir bağışıklılık geliştiğine dikkat çeken Yılmaz, "Toplumda virüse karşı bir bağışıklık gelişti. Virüsün önceki dönemlere göre daha az ölümcül seyretmesi söz konusu. Nasıl ki 2010 yılında görülen Domuz Gribi (H1N1) günümüzde tek tük vaka olarak karşımıza çıkıyorsa, SARS-CoV-2’yi de ilerleyen dönemlerde bu şekilde göreceğiz. Burada önemli olan, özellikle KOAH, kalp hastalığı ve diyabet gibi eşlik eden hastalıkları olan kişilerin bu enfeksiyonlardan korunmasıdır" diye konuştu. "Bu dönemde en sık solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz" Bu dönemde en çok solunum yolu enfeksiyonlarıyla karşılaştıklarını ifade eden Yılmaz, "Özellikle beslenmeye ve uyku düzenine çok dikkat edilmelidir. Toplu alanlarda öksüren ve hapşıran kişilerden mümkün olduğunca uzak durulmalı, en az iki metre mesafe bırakılmalıdır. Hasta olan, öksüren ve hapşıran kişilerin maske takmasını öneriyoruz. Bu dönemde en sık solunum yolu enfeksiyonları ile karşılaşıyoruz. Özellikle boğaz ağrısı ve öksürük şikâyetiyle gelen hastalar dikkat çekiyor. Geniz akıntısı olan hastalar da sıklıkla görülüyor. Bunlar mevsimin getirdiği hastalıklardır. Geçen seneye göre belirgin bir artış yok diyebiliriz. Geçen yıl da vardı, bu yıl da var" dedi. (BK-ÖS-Y)
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:32
Bakan Memişoğlu ve Rektör Hacımüftüoğlu bir arada: Sağlık yatırımları ve üniversite projelerine tam destek
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, bir dizi programa katılmak üzere geldiği Erzurum’da temaslarda bulundu. Ziyaret kapsamında Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu da programa eşlik etti. Bakan Memişoğlu’nun Erzurum programı çerçevesinde; Erzurum Valiliği ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi ziyaret edilerek şehrin sağlık vizyonu, mevcut yatırımlar ve kurumlar arası iş birliğini güçlendirmeye yönelik değerlendirmeler gerçekleştirildi. Erzurum’un simge eserlerinden Ulu Camiinde vatandaşlarla birlikte Cuma namazı eda edildi ardından ise asırlardır sürdürülen Binbir Hatim geleneği kapsamında yapılan dualara hep birlikte iştirak edildi. Program kapsamında Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı Erzurum Kongre Binası da ziyaret edildi. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Erzurum Kongresinde Rize delegesi olarak görev yapan ve İstiklal Madalyası sahibi olan merhum dedesi Mehmet Necati Memişoğlu’nun oturduğu sıraya oturarak dedesinin aziz hatırasını dualarla yâd etti. Milli Mücadele’nin simge mekânında yaşanan bu anlamlı anlar, katılımcılar tarafından büyük bir vefa örneği olarak değerlendirildi. İlaç ve Aşı Üretiminde Erzurum Hedefe Yürüyor Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun başkanlığında düzenlenen "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı: Erzurum Sağlık Yöneticileri Toplantısı"nda ise Erzurum’daki sağlık hizmetleri ve devam eden projeler ele alındı. Toplantıda Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, üniversite bünyesinde yürütülen akademik ve bilimsel çalışmalar, Araştırma Hastanesinin sağlık hizmetlerindeki etkin rolü ile hayata geçirilen ve planlanan sağlık projeleri hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Rektör Hacımüftüoğlu, özellikle İlaç, Aşı ve Biyoteknoloji Enstitüsü, İlaç Hammadde Merkezi ve bu alanda yürütülen Ar-Ge faaliyetlerine dikkat çekerek, Erzurum’un ilaç üretiminde önemli bir merkez haline gelmesini hedefleyen çalışmaların kararlılıkla sürdüğünü ifade etti. Birçok önemli hastalığın tedavisine yönelik yürütülen bilimsel çalışmaların, Sağlık Bakanı Memişoğlu’nun güçlü desteğiyle önemli aşamalara ulaştığını vurguladı. "Atatürk Üniversitesi, Bölgesi İçin Büyük Önem Taşıyor" Türkiye’de son yıllarda sağlık alanında önemli değişim ve dönüşümleri hayata geçirdiklerini belirten Bakan Memişoğlu, bu yenilenmeye öncülük eden şehirlerden olan Erzurum’un ve Atatürk Üniversitesinin taşıdığı misyona değinerek: "Erzurum ziyaretimizde bir kez daha gördük ki Atatürk Üniversitesi, yalnızca bölgesi için değil ülkemizin sağlık vizyonu açısından da stratejik bir merkezdir. Üniversite bünyesinde yürütülen ilaç ve aşı çalışmalarında kat edilen mesafe, Türkiye’nin sağlık alanında dışa bağımlılığını azaltma ve küresel ölçekte söz sahibi olma hedefi bakımından büyük değer taşımaktadır. Araştırma Üniversitesi kimliğiyle Atatürk Üniversitesi, özellikle bölgenin sağlık yükünü omuzlayan kritik bir görev üstlenmekte; hem bilimsel üretim hem de hizmet kapasitesiyle ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ vizyonunun en güçlü dayanaklarından biri haline gelmektedir" ifadelerini kullandı. Toplantıda, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmaya yönelik atılacak adımlar ile üniversite-kamu iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunulurken, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonu doğrultusunda Erzurum’un sağlık alanındaki potansiyelinin daha da ileriye taşınması konusunda görüş birliğine varıldı.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:29
Bir yıl yutma mücadelesi veren doktor, doğum günü pastasını yutabilmenin mutluluğunu yaşadı
Toplumda görülme sıklığı 100 binde bir ile beş arasında değişen ve nadir hastalıklar grubunda yer alan akalazya, 56 yaşındaki dermatoloji doktoru Lütfiye Çoban’ın yaşam kalitesini bir yıl boyunca olumsuz etkiledi. Hekim olması nedeniyle şikâyetlerini reflü sanarak kendi kendine tedavi etmeye çalışan Çoban, yutma güçlüğü nedeniyle uzun süre düzgün beslenemedi. Doktor arkadaşları tarafından uygulanan tedaviyle yutma kabiliyeti geri gelen dermatoloji doktoru Çoban, hastanede kesilen doğum günü pastasını rahatça yeyip yutabilmenin mutluluğuna yaşadı.
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:25
Bir yıl yutma mücadelesi veren doktor, doğum günü pastasını yutabilmenin mutluluğunu yaşadı
Toplumda görülme sıklığı 100 binde bir ile beş arasında değişen ve nadir hastalıklar grubunda yer alan akalazya, 56 yaşındaki dermatoloji doktoru Lütfiye Çoban’ın yaşam kalitesini bir yıl boyunca olumsuz etkiledi. Hekim olması nedeniyle şikâyetlerini reflü sanarak kendi kendine tedavi etmeye çalışan Çoban, yutma güçlüğü nedeniyle uzun süre düzgün beslenemedi. Doktor arkadaşları tarafından uygulanan tedaviyle yutma kabiliyeti geri gelen dermatoloji doktoru Çoban, hastanede kesilen doğum günü pastasını rahatça yİyip yutabilmenin mutluluğuna kavuştu. Uzun süredir yutma güçlüğü yaşayan 56 yaşındaki dermatoloji doktoru Lütfiye Çoban, akalazya hastalığı nedeniyle katı gıdaları rahatlıkla tüketemez hale geldi. Kendi hekimlik bilgisinin de etkisiyle şikâyetlerini başlangıçta reflü olarak değerlendiren Çoban, doğru tanı ve tedaviyle Memorial Göztepe Hastanesi’nde sağlığına kavuştu. Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay tarafından uygulanan Peroral Endoskopik Miyotomi (POEM) yöntemi sonrası, uzun bir aradan sonra ilk kez rahatça yemek yiyebilen Çoban, doğum gününde pastasından ilk lokmayı aldı. "Hekim olmam kendi kendime tanı koyma hatasına yol açtı" Hasta Lütfiye Çoban, tanı sürecine ilişkin yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Akalazya tanısını yaklaşık bir-üç ay önce aldım. Ancak şikâyetlerim yaklaşık bir yıldır vardı. Başlangıçta daha hafifti ve hekim olmam nedeniyle kendi kendime tanı koyma hatasına düştüm. Daha çok reflü olduğunu düşündüm ve bir süre reflüye yönelik kendi kendime tedavi uygulamaya çalıştım." "Lokmaların geçişini kolaylaştırmak için su içmek zorundaydım" Hastalığın zamanla ilerlediğini belirten Çoban, yaşadığı süreci şöyle aktardı: "Hastalık sinsi ilerlediği için şikâyetlerim giderek arttı. Yemeklerle boğazda takılma hissi oluşmaya başladı. Her öğünde lokmaların geçişini kolaylaştırmak için neredeyse bir bardak su içmek zorunda kalıyordum. En çok zorlayan ise gece öksürükleri oldu. Şikâyetler artınca yapılan tetkiklerle tanı netleşti ve tedavi sürecine geçtik." "Bugün su içmeden kahvaltı yapabildim" Tedavi sonrası yaşadığı değişimi ise "Yaklaşık 24 saat önce tedavim gerçekleştirildi. Uygulanan yöntem çok konforlu, açık bir ameliyat olmaması büyük avantaj. Kısa sürede toparlanabiliyorsunuz. Bugün su içmeden kahvaltı yapabildim. Doğum günüm iki gün önceydi ama o gün pasta yiyemedim. Şimdi ise rahatlıkla doğum günü pastamı yiyebileceğim" şeklinde anlattı. "Tanı gecikirse tedavi zorlaşıyor" Hastanın tedavi sürecini anlatan Memorial Göztepe Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Süleyman Günay, akalazyanın tanı sürecine şöyle dikkat çekti: "Yutma sırasında ‘yediklerim yemek borumda kalıyor’ şikâyetiyle başvuran hastalar çoğu zaman reflü tanısıyla uzun süre takip edilebiliyor ya da psikolojik nedenlere bağlanabiliyor. Akalazya hastalığında tanı süresi genellikle üç ila beş yıl değişiyor. Bu hastamız bir yıl içinde tanı aldığı için şanslı." Akalazyanın sessiz ilerleyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen bir hastalık olduğunu vurgulayan Günay, "Yiyecekler yemek borusunda biriktiği için özellikle yatış pozisyonunda öksürük atakları görülebilir, akciğerlere kaçma nedeniyle zatürre gelişebilir. Tanı geciktiğinde yemek borusu genişler ve yapısı bozulur; bu da tedaviyi zorlaştırır ve tedaviye yanıtı olumsuz etkiler" dedi. "POEM yöntemi açık bir cerrahi operasyon değil" Uygulanan yönteme ilişkin bilgi veren Günay, sözlerine şöyle devam etti: "Bu hastada tanı, ilaçlı yemek borusu filmi, endoskopi ve manometri testlerinin birlikte değerlendirilmesiyle konuldu. Uyguladığımız POEM yöntemi açık bir cerrahi operasyon değildir. Vücutta kesi olmaz, işlem tamamen endoskopik olarak gerçekleştirilir. Kaslar gevşetildiğinde hastanın şikâyetleri hızla ortadan kalkar." "Her merkezde uygulanabilen bir tedavi değil" Hastalığın nadir görüldüğünü hatırlatan Günay, erken tanının önemine dikkat çekerek son olarak şu bilgileri paylaştı: "Akalazya, toplumda görülme sıklığı yüz binde bir ile beş arasında değiştiği için nadir hastalıklar grubunda yer alır. Her merkezde uygulanabilen bir tedavi değildir; deneyim ve altyapı gerektirir. Bu nedenle Türkiye’nin farklı bölgelerinden hastalar başvurmaktadır. Hastamız da Antalya’dan geldi." (NŞ-
17 Ocak 2026 Cumartesi - 09:03
Uzmanından "Hipertansiyonda hayati yanılgı" uyarısı
Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermediği için ‘sessiz katil’ olarak adlandırıldığını belirterek, "Birçok hasta, ‘Tansiyonum yükselince başım ağrıyor, ağrım yoksa tansiyonum iyidir" der. Bu, hayati bir yanılgıdır’ uyarısında bulundu. Neredeyse hiçbir belirti vermeden ortaya çıkan ve sessizce ilerleyip vücudu etkisi altına alan hipertansiyon, birçok hastalığa da yol açıyor. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, açıklamalarda bulundu. Modern hayatın hızı içinde çoğumuzun kalp sağlığını ihmal ettiğini belirten Baykan, "Kalp krizinde en büyük düşmanımız ‘belki geçer’ diyerek beklemektir. Avrupa Kardiyoloji Cemiyeti (ESC) kılavuzları, damar tıkanıklığında geçen her dakikanın kalp kası kaybı anlamına geldiğini vurgular. En tipik belirti, göğüs kafesinin ortasında, geniş bir alanda hissedilen baskı, sıkışma veya ağırlık hissidir. Bu ağrı sol kola, çeneye veya sırta yayılabilir. Şeker hastalarında ve kadınlarda ağrı çok hafif olabilir. Sadece ani nefes darlığı, mide bulantısı, bayılma veya açıklanamayan bir yorgunlukla kendini gösterebilir. Eğer bu şikayetler istirahatte başlıyor ve 10 dakikadan uzun sürüyorsa, kendi aracınızla değil, mutlaka tam donanımlı bir ambulansla hastaneye ulaşmalısınız" dedi. "Asıl tehlike, COVID-19 virüsünün kendisidir" Son yıllarda 30’lu, 40’lı yaşlarda kalp krizi vakalarıyla daha sık karşılaştıklarını belirten Baykan, "Toplumda bu artışın tek sorumlusu olarak COVID-19 aşılarını görme eğilimi var. Amerikan Kardiyoloji Derneği (ACC) verilerine göre, gençlerdeki artışın asıl nedenleri genetik/ailesel yatkınlık, erken yaşta başlayan obezite, yoğun tütün/elektronik sigara kullanımı ve kronik strestir. Aşıların çok nadir görülen kalp kası iltihabı (miyokardit) riski olduğu bilinmektedir, ancak bu durum genellikle hafiftir. Asıl tehlike, COVID-19 virüsünün kendisidir. Virüs, damar yapısında aşının oluşturduğu riskten kat kat daha fazla hasar ve pıhtılaşma riski oluşturmaktadır. Genç yaştaki ani kayıpların genellikle altında yatan asıl neden, kontrol edilmemiş genetik kolesterol yükü ve kötü yaşam alışkanlıklarıdır" ifadelerini kullandı. "Yüksek basınç damarlarınıza, böbreklerinize ve kalbinize kalıcı zararlar verir" Hipertansiyonun çoğu zaman hiçbir belirti vermediğine dikkat çeken Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, "Birçok hasta ‘Tansiyonum yükselince başım ağrıyor, ağrım yoksa tansiyonum iyidir’ der. Bu, hayati bir yanılgıdır. Vücut yüksek tansiyona zamanla alışır ve siz kendinizi iyi hissedersiniz. Ancak o sırada yüksek basınç damarlarınıza, böbreklerinize ve kalbinize kalıcı zararlar verir. İdeal tansiyon 120/80 mmHg’dir. 140/90 mmHg ve üzeri mutlaka tedavi edilmelidir. Belirti beklemek, damarın hasar görmesini, kalbin büyümesini veya inme riskini göze almaktır" dedi. "Spor yaparken göğüste ağrı veya göz kararması oluyorsa durun" Tempolu yürüyüş ve bisikletin kalbin en sevdiği aktiviteler olduğunu belirten Baykan, "Hafta içi hiç hareket etmeyip sadece pazar günü halı sahada veya ağır bir antrenmanda kendini zorlamak, kalp krizini tetikleyebilir. Kalp, aniden binen yükü değil, düzenli ve kademeli artan aktiviteyi sever. Spor yaparken göğüste ağrı, alışılmadık bir nefes darlığı, çarpıntı veya göz kararması oluyorsa durun. Bunlar ‘zorlanma belirtisi’ değil, bir ‘dur’ ihtarıdır. Efor testi ve basit bir muayene, sporun sizin için bir risk değil, bir şifa olmasını sağlar" ifadelerini kullandı.
16 Ocak 2026 Cuma - 22:29
Bingöl’de UMKE’den zorlu kış şartlarında hayat kurtaran müdahale
Bingöl’de etkili olan yoğun kar yağışı nedeniyle kara yolu ulaşımının sağlanamadığı bölgede, UMKE ekipleri zorlu kış şartlarında bir hastaya ulaşarak sağlık ekiplerine teslim etti. Edinilen bilgilere göre, Bingöl’e bağlı Sancak Beldesi Yaygınçayır Köyü Üsküdar mezrasında kalp yetmezliği şikâyetiyle sağlık hizmetine ihtiyaç duyan 77 yaşındaki erkek hasta M.S.A. için yardım çağrısında bulunuldu. Yoğun kar yağışı nedeniyle kara yolu ulaşıma kapalı olan bölgeye, UMKE ekipleri tam paletli araçla sevk edildi. UMKE ekipleri tarafından hastaya ulaşılarak gerekli ilk değerlendirmeler yapılırken, hasta daha sonra 112 Acil Sağlık ambulans ekiplerine güvenli bir şekilde teslim edildi. M.S.A., Bingöl Devlet Hastanesine sevk edilerek tedavi altına alındı. Yetkililer, zorlu kış şartları ve olumsuz hava koşullarının etkili olduğu bölgelerde vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini sağlamak amacıyla UMKE ve 112 Acil Sağlık ekiplerinin koordineli ve fedakârca çalışmalarını aralıksız sürdürdüğünü belirtti.
16 Ocak 2026 Cuma - 22:15
Kırşehir’de her hastalıkta antibiyotik kullanılınca tedarik sıkıntısı oluştu
Kırşehir Eczacı Odası Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Halil Durukafa, özellikle antibiyotiklerin eczanelerde bulunamamasının temel nedeninin dünya genelinde yaşanan etken madde ve tedarik sıkıntısı olduğunu söyledi. Durukafa, ilaçlar üzerindeki euro kurunun düşük olmasının da ilaç bulunurluğunu olumsuz etkilediğini belirterek, "Özellikle zam dönemlerinde depolar ve firmalardan antibiyotik girişleri zayıflıyor. Bu durum eczanelerde de ilaçların yer almamasına neden oluyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörüleri ve Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda akılcı ilaç kullanımı planlarının hayata geçirildiğini ifade eden Durukafa, "Bizler de Türk Eczacıları Birliği olarak bu planlara destek veriyoruz. Antibiyotik her hastalıkta kullanılmaz. Mutlaka doktor kontrolü ve önerisiyle kullanılmalıdır" diye konuştu. Kurtuluş Ekici adlı vatandaş ise toplumda yanlış ilaç kullanımına yönelik alışkanlıklar bulunduğuna dikkat çekerek, "En ufak ağrıda bile antibiyotik talep edenler oluyor. Bu durum hem yanlış hem de tehlikeli" ifadelerini kullandı.
16 Ocak 2026 Cuma - 22:02
Kırşehir’de her hastalıkta antibiyotik kullanılınca tedarik sıkıntısı oluştu
Kırşehir’de yanlış ilaç kullanımı ve ilaç tedarikinde yaşanan sorunlara ilişkin açıklamalarda bulunan 34. Bölge Aksaray-Kırşehir Eczacı Odası Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Halil Durukafa, özellikle antibiyotiklerin eczanelerde bulunamamasının temel nedeninin dünya genelinde yaşanan etken madde ve tedarik sıkıntısı olduğunu söyledi. Durukafa, ilaçlar üzerindeki euro kurunun düşük olmasının da ilaç bulunurluğunu olumsuz etkilediğini belirterek, "Özellikle zam dönemlerinde depolar ve firmalardan antibiyotik girişleri zayıflıyor. Bu durum eczanelerde de ilaçların yer almamasına neden oluyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün öngörüleri ve Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları doğrultusunda akılcı ilaç kullanımı planlarının hayata geçirildiğini ifade eden Durukafa, "Bizler de Türk Eczacıları Birliği olarak bu planlara destek veriyoruz. Antibiyotik her hastalıkta kullanılmaz. Mutlaka doktor kontrolü ve önerisiyle kullanılmalıdır" diye konuştu. Vatandaş Kurtuluş Ekici ise toplumda yanlış ilaç kullanımına yönelik alışkanlıklar bulunduğuna dikkat çekerek, "En ufak ağrıda bile antibiyotik talep edenler oluyor. Bu durum hem yanlış hem de tehlikeli" ifadelerini kullandı. (EÖ-AG-BK
16 Ocak 2026 Cuma - 17:14
Tekirdağ’a 6 yeni ambulans
Sağlık Bakanlığı’nca Tekirdağ’a tahsis edilen 6 adet yeni ambulans törenle hizmete alındı. Valilik önündeki törende konuşan Vali Recep Soytürk, sağlık hizmetlerinin her geçen gün daha da güçlendiğini belirterek, "Çok şükür sağlık hizmetimiz her geçen gün güçleniyor. Hem hastaneler yapıyoruz hem yeni cihazlar alıyoruz. Çok şükür sıfır ambulanslarımız geldi. Arkadaşlarımız zaten çok hızlı, zamanında müdahale ediyorlar. Ben takip ediyorum ve çok memnunum. Bu araçlarla inşallah daha güzel görevler yapacaklar diye düşünüyorum. Hayırlı olsun, kazasız belasız çalışmalar diliyorum" ifadelerini kullandı. Konuşmanın ardından Vali Soytürk, yeni ambulansların anahtarlarını şoförlere tek tek teslim ederek görevlerinde kolaylıklar diledi. Törene İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Lütfi Çağatay Onar’ın yanı sıra protokol üyeleri ve sağlık çalışanları katıldı. Yeni ambulansların kent genelinde acil sağlık hizmetlerinin daha hızlı ve etkin sunulmasına katkı sağlaması hedefleniyor.
16 Ocak 2026 Cuma - 16:28
Bayburt’ta kar ve tipi nedeniyle hastaneye gidemeyen vatandaşa jandarma yetişti
Bayburt’un Demirözü ilçesine bağlı Akyaka köyünde rahatsızlanan ve olumsuz hava şartları nedeniyle hastaneye gidemeyen Velat Sarıhan, Bayburt İl Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından kar motoruyla bulunduğu yerden alınıp, sağlık ekiplerine ulaştırıldı. Kar ve tipinin yolları ulaşıma kapattığı Akyaka köyünde rahatsızlanan Sarıhan’ın yakınlarının ihbarı üzerine jandarma ve sağlık ekipleri bölgeye sevk edildi. Ekipler, kar motoruyla Sarıhan’ın bulunduğu adrese ulaştı. Jandarma ekiplerinin desteğiyle sağlık ekiplerine teslim edilen Sarıhan, paletli ambulansa alındı. İlk müdahalesi burada yapılan Sarıhan, daha sonra hastaneye götürüldü. Bayburt İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin, olumsuz hava şartlarında vatandaşların mağduriyet yaşamaması için çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü bildirildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder