Son Dakika
|
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Halk plajında İHA alarmı!
MSB: ''İran'dan ateşlenen füze imha edildi''
Putin’den İran’ın yeni lideri Hamaney’e tebrik
Ara tatil kalkıyor mu? Bakan Tekin iddialara açıklık getirdi
İsrail'den Beyrut'un güneyine yeni saldırı dalgası
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Beylikdüzü’nde direğe çarpan araç takla attı
Savaş halindeki ülke ihracatta ilk sırayı aldı
ABD Başkanı Trump, İran’daki savaşın "oldukça hızlı biteceğini" söyledi
ABD, İran’ın füze rampalarını vurdu
SAĞLIK
Dünya Uyku Günü Eskişehir’de farkındalık etkinlikleriyle kutlanacak
10 Mart 2026 Salı - 12:45:21
Tüm Uyku Tıbbı ve Araştırmaları Derneği (TUTDER) Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, her yıl mart ayının üçüncü haftasının cuma günü dünya genelinde kutlanan Dünya Uyku Günü etkinliklerinin bu yıl 13 Mart 2026 Cuma günü "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganıyla Eskişehir’de gerçekleştirileceği ve uyku sağlığının önemine dikkat çekileceğini belirtti. Prof. Dr. Fidan, uyku sağlığının bireylerin fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığı için hayati öneme sahip olduğunu belirterek, modern yaşamın getirdiği yoğun tempo, teknoloji kullanımı ve düzensiz yaşam alışkanlıklarının uyku düzenini olumsuz etkilediğini ifade etti. Özellikle gençler arasında düzensiz uyku alışkanlıklarının yaygınlaştığına dikkat çeken Prof. Dr. Vural Fidan, "Gençlerimizin sağlıklı bir yaşam sürmeleri, öğrenme kapasitelerinin artması ve zihinsel performanslarının korunması için kaliteli uyku büyük önem taşımaktadır. Dünya Uyku Günü vesilesiyle gençlerimize ulaşarak uyku farkındalığını artırmayı hedefliyoruz." Dünya Uyku Günü kapsamında toplumda uyku sağlığı bilincini artırmaya yönelik çeşitli bilgilendirme ve farkındalık çalışmaları gerçekleştirileceğini belirten Fidan, gençlere yönelik özel bir farkındalık çalışması da yapılacağını ifade etti. Bu kapsamda üzerinde "İyi Uyuyun, Daha İyi Yaşayın" sloganının yer aldığı farkındalık kalemleri gençlere hediye edilecek. Günlük yaşamda kullanılacak bu kalemlerle gençlerin uykunun önemini sürekli hatırlamaları ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeleri amaçlanıyor. Uzmanlar, düzenli ve kaliteli uykunun bağışıklık sistemini güçlendirdiğini, zihinsel performansı artırdığını ve birçok kronik hastalığın önlenmesine katkı sağladığını vurgularken, sağlıklı bir yaşam için uyku düzeninin korunmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. TUTDER Başkanı Prof. Dr. Vural Fidan, Dünya Uyku Günü dolayısıyla tüm toplumu uyku sağlığı konusunda bilinçli olmaya ve sağlıklı uyku alışkanlıkları geliştirmeye davet etti.
10 Mart 2026 Salı - 12:33
Erfelek’te verem farkındalığı
Sinop’un Erfelek ilçesinde "24 Mart Dünya Tüberküloz Günü" kapsamında düzenlenen etkinlikte, vatandaşlara tüberküloz (verem) hastalığına karşı korunma yöntemleri ve erken teşhisin önemi anlatıldı. Erfelek Şehit Dr. Mehmet Turan Yazlak Devlet Hastanesi tarafından "Verem Eğitimi ve Farkındalık Haftası" kapsamında organize edilen etkinlik ilçedeki Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuran vatandaşlara tüberkülozun bulaşma yolları, korunma yöntemleri ve modern tedavi seçenekleri hakkında bilgi verildi. Sağlık çalışanları, uzun süreli öksürük, gece terlemesi ve benzeri belirtilerin önemine dikkat çekerek erken teşhisin önemini vurguladı. Standı ziyaret eden vatandaşlara broşürler dağıtılarak hastalıkla mücadelede farkındalık artırıldı.
10 Mart 2026 Salı - 12:07
Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı
Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. İrfan Koca, kronik ağrılardan şikayetçi olan hastalar için önemli bir uyarıda bulundu. Prof. Dr. İrfan Koca, günlük muayene ve değerlendirme pratiğinde çoğu zaman gözden kaçan "geçirilmiş ameliyatların, diş ve iç organ kaynaklı problemlerin vücut mekaniği üzerindeki etkileri" konusunda açıklamalarda bulundu. "Ağrının kaynağı uzakta olabilir" Ağrının her zaman hissedildiği bölgeden kaynaklanmadığını, vücudun tüm sistemlerinin birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde çalıştığını belirten Prof. Dr. İrfan Koca, tanı sürecindeki bu önemli noktaya dikkat çekerek, "Günlük muayene pratiğinde genellikle yalnızca şikâyet edilen bölgeye odaklanılıyor; diz ağrıyorsa dize, bel ağrıyorsa bele bakılıyor. Oysa hastanın geçmişte geçirdiği sezaryen, apandisit, safra kesesi veya fıtık ameliyatları o bölgedeki dokularda ve fasya dediğimiz, tüm vücudu baştan başa saran bağ dokusu ağında yapışıklıklar oluşturabilir. Bu yapışıklıklar dokunun doğal esnekliğini bozarak, fasya aracılığıyla ameliyat bölgesinden oldukça uzaktaki eklemlerde bile kronik ağrılara yol açabilen bir mekanizma oluşturabilir" dedi. "Otonom sinir sistemi, diş problemleri ve zincirleme etkiler" Prof. Dr. İrfan Koca, yalnızca cerrahi operasyonların değil, dişlerle ilgili sorunların da vücutta "bozucu odak" oluşturarak sistemi etkileyebileceğini vurguladı. Prof. Dr. Koca, "Geçirilmiş ameliyatlar, diş çürükleri, gömülü dişler veya hatalı diş tedavileri otonom sinir sistemini olumsuz etkileyebilir. Bu durum vücudun kendini onarma mekanizmalarının dengesini bozarak, problemli bölgeyle doğrudan ilişkili görünmeyen farklı bölgelerde kronik ağrıların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilir. "Vücutta zincirleme mekanik etkiler" şeklinde konuştu. Vücut dengesi (postür) bozukluğu Dr. Koca, "Ameliyat sahasında gelişen doku sertleşmeleri veya çiğneme sistemindeki dengesizlikler vücut dengesini bozabilir. Bu durum kişinin farkında olmadan duruşunu değiştirmesine ve zamanla vücudun farklı bölgelerinde mekanik gerginliklerin ortaya çıkmasına neden olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavide kök nedeni bulmak önemli" Sadece ağrı kesiciler veya lokal tedavilerle bu tür kompleks sorunların kalıcı olarak çözülmesinin zor olabileceğini belirten Prof. Dr. İrfan Koca, manuel terapi, fasyal gevşetme ve nöral terapi gibi yöntemlerle hem mekanik yapışıklıkların hem de sinir sistemi üzerindeki bozucu etkilerin ele alınması gerektiğini ifade etti. Koca, "Hastalarımızı değerlendirirken yalnızca şikâyet edilen bölgeyi değil; hastanın geçirdiği cerrahi müdahaleleri, diş geçmişini ve iç organlara ilişkin klinik bulguları da potansiyel kök nedenler olarak değerlendiriyoruz. Otonom sinir sistemi ile doku gerginliğini birlikte ele aldığımızda; diz, boyun veya baş ağrısı yaşayan hastalarda daha kalıcı ve bütüncül bir iyileşme sağlamayı hedefliyoruz" diye konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 11:37
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine yeni kardiyoloji uzmanı atandı
Sağlık Bakanlığının son atama kararı kapsamında kardiyoloji uzmanı Dr. Atik Aksoy, Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniğinde göreve başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen devlet hizmeti yükümlülüğü kurası sonucunda Batman’a atanan Uzm. Dr. Aksoy’un göreve başlamasıyla birlikte hastanenin kardiyoloji kadrosu güçlendi. Yeni görevlendirmenin, bölgedeki kalp ve damar hastalıklarının tanı ve tedavisinde önemli katkılar sağlaması bekleniyor. Koroner arter hastalıkları, kalp ritim bozuklukları, kalp yetmezliği ve girişimsel kardiyoloji alanlarında hizmet veren Kardiyoloji Kliniğinde görev yapacak olan Uzm. Dr. Aksoy’un, Batman ve çevre illerden gelen hastalara sağlık hizmeti sunacağı belirtildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
2
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:44
Denizli Devlet Hastanesinde işleyiş normal bir şekilde devam ediyor
3
09 Mart 2026 Pazartesi- 13:25
Boğazına şeker kaçan 3 yaşındaki çocuk, Heimlich manevrasıyla kurtarıldı
4
09 Mart 2026 Pazartesi- 11:55
50-70 yaş arasında tarama, kolon kanserini önleyebilir
5
08 Mart 2026 Pazar- 17:06
Uzmanı açıkladı: "Oruç, beden ve ruhun farkına varmayı sağlar"
16 Ocak 2026 Cuma - 12:04
Profesörden ’üçlü salgın’ uyarısı: "H3N2, RSV ve COVID-19 aynı anda yayılıyor"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, Ocak 2026 itibarıyla Avrupa ve Türkiye genelinde solunum yolu enfeksiyonlarında ciddi bir artış yaşandığını belirterek, bu kışın "üçlü salgın" (tripledemic) ile geçtiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Özkaya, "Hastalarımız daha önce hiç yaşamadıkları kadar şiddetli ve yaygın vücut ağrılarından şikayet ediyor" dedi.
16 Ocak 2026 Cuma - 11:52
Voleybol maçında anlamlı çağrı: Rahim ağzı kanserine karşı tribünler konuştu
Medicana Sağlık Grubu; Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı’nın CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi B Grubu maçında, İtalya temsilcisi Igor Gorgonzola Novara ile gerçekleştirdiği karşılaşmada, rahim ağzı kanserine karşı toplumsal bilinci artırmaya yönelik bir adım attı. Sporun birleştirici gücünden ilham alan etkinlikte, tribünlerde açılan ‘Rahim Ağzı Kanserine Karşı Hadi Kızlar Savunmaya’ yazılı pankartla yüzlerce taraftara erken tanı ve korunmanın önemi hakkında mesaj verildi. Medicana International İstanbul, Ataköy, Çamlıca, Kadıköy ve Zincirlikuyu hastanelerinin uzman hekimleri ve çalışanları, İstanbul Burhan Felek Vestel Voleybol Salonu’nda CEV Kadınlar Şampiyonlar Ligi kapsamında oynanan Fenerbahçe Medicana - Igor Gorgonzola Novara maçında 1-31 Ocak Rahim Ağzı Kanseri Farkındalık Ayı’na dikkat çekti. Sporun birleştirici gücünden ilham alan bu etkinlikte, tribünlerde açılan "Rahim Ağzı Kanserine Karşı Hadi Kızlar Savunmaya" yazılı pankartla, yüzlerce taraftara düzenli taramaların önemine dair mesaj verildi. Tribünde farkındalık bandosu Kadın sporcuların sahadaki mücadelesiyle eş zamanlı olarak verilen bu mesajla, erken tanı ve korunmanın önemine dikkat çekilirken tribünlere gelen öğrenci bando takımı enerjik performansıyla salonu ayağa kaldırıp farkındalık mesajının büyük bir kitleye ulaşmasına katkı sağladı. Uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir Etkinliğe ilişkin değerlendirmede bulunan Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Doç. Dr. Suat Süphan Erşahin, rahim ağzı kanserinin en sık HPV virüsüyle ilişkili görülen jinekolojik bir kanser olduğunu söyleyerek, "Özellikle 30-50 yaş arası, cinsel olarak aktif kadınlarda daha sık karşımıza çıkar. Erken dönemde belirti vermemesi, hastalığın en önemli risklerinden biridir" dedi. Op. Dr. Sevde Çetinkaya ise bu hastalıkla ilgili, "Rahim ağzı kanseri uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. İleri evrelerde adet dışı kanamalar, ilişki sonrası kanama, kasık ağrısı ve anormal vajinal akıntılar görülebilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında hastalık çoğu zaman ilerlemiş olabilir" ifadelerini kullandı. Önlenebilir kanserler arasında yer alıyor Doç. Dr. Cihan Karadağ, "Bir hekim olarak şunu çok net söyleyebilirim; rahim ağzı kanseri, düzenli tarama ve HPV aşısı sayesinde büyük ölçüde önlenebilen bir hastalık. Buna rağmen hâlâ pek çok kadın geç tanı alıyor. Oysa kendiniz için ayıracağınız birkaç dakika, çocuklarınız, sevdikleriniz ve hayalleriniz için çok büyük bir adım. Bugün atacağınız küçük bir adım, yarın tüm hayatınızı koruyabilir" derken, Op. Dr. Murat Koç ise "Rahim ağzı kanseri önlenebilir kanserler arasında yer alır. Düzenli smear ve HPV testleri sayesinde hastalık henüz oluşmadan ya da çok erken evrede saptanabilir. HPV aşısının özellikle ilk cinsel temastan önce yapılması, koruyuculuğu belirgin şekilde artırır" şeklinde görüş verdi. Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Nilay Şengül, "Erken tanı konulan rahim ağzı kanserinde tedavi son derece yüz güldürücüdür. Günümüzde yalnızca hastalıklı dokunun çıkarılmasıyla, doğurganlık korunarak tedavi mümkün olabilmektedir. Tedavilerde ise cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi birlikte gerekebilir" diye konuştu. Kaptan Eda Erdem’den farkındalık mesajı Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takım Kaptanı Eda Erdem Dündar, maç sonunda rahim ağzı kanseri farkındalığına dikkat çekerek "Rahim ağzı kanseri erken teşhis edildiğinde tedavi edilebilen ve aşılarla önlemi alınan bir hastalık. Düzenli taramalar çok önemli. Bu nedenle rutin doktor kontrollerini yaptırarak önlem almak gerekmektedir" dedi. Fenerbahçe Medicana Kadın Voleybol Takımı’nın Liberosu Gizem Örge ise, "Sahada nasıl savunma yapıyorsak, sağlığımızı da aynı kararlılıkla savunmalıyız. Rahim ağzı kanseri erken tanıyla önlenebilir bir hastalıktır. Tüm kadınları kontrollerini yaptırmaya ve sağlıklarını ertelememeye davet ediyoruz" şeklinde konuştu. Takımın pasörü Arelya Karasoy "Güçlü kadınlar sahada olduğu kadar hayatın içinde de bilinçli olmalı. Rahim ağzı kanserine karşı atılacak en önemli adım düzenli kontrollerdir" ifadelerini kullandı.
16 Ocak 2026 Cuma - 11:51
Sağlık çalışanlarına mektuplu kanser tarama hatırlatması
SAMSUN (İHA) – Serviks kanseri farkındalık ayı etkinlikleri kapsamında Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı tarafından örnek bir farkındalık çalışmasına imza atıldı. Sağlık müdürlüğü bünyesinde farklı birimlerde görev yapan 372 personele, kişiye özel hazırlanan mektuplarla kanser taraması hatırlatması yapıldı. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Kanser Birimi tarafından hazırlanan ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Erol Suvacı ile kanser birimi çalışanları tarafından tek tek dağıtılan mektuplarda; serviks kanseri taramasını yaptıran personele teşekkür edilirken, taramasını yaptırmayan ya da zamanı gelen çalışanlara tarama hatırlatması yapıldı. "Seni bahanelerin değil, tercihlerin korur" Yapılan çalışma hakkında bilgi veren Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Uzm. Dr. Duygu Erol Suvacı, "Kanser taramalarının zamanında yapılması, erken teşhis ve tedavi için büyük önem arz ediyor. Erken teşhis için de mutlaka kanser taramalarının zamanında ertelenmeden yapılması, bu anlamda herkeste bir farkındalık oluşturulması gerekiyor. Biz de Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı olarak öncelikle farkındalığın kendimizden başlaması ve çevreye yayılması düşüncesiyle, ‘Seni Bahanelerin Değil, Tercihlerin Korur’ mottosuyla müdürlük bünyesindeki kurumlarda görev yapan çalışanlarımıza ulaşmayı, serviks kanseri taramalarını hatırlatmayı hedefledik. Bu amaçla kanser tarama birimimiz, serviks kanseri farkındalık ayın nedeniyle, 30-65 yaş arası kadın çalışanlarımızın verilerini tek tek tarayarak tarama yaptırıp yaptırmadıklarını belirledi ve tarama durumlarına göre 3 ayrı mektup hazırladı. Mektuplarda zamanında kanser taraması yaptıran çalışanlarımıza teşekkür ettik, henüz taramasını yaptırmayan ya da daha önce yaptırmış ama tarama tekrarına gelmeyen çalışanlarımıza da tarama zamanlarını geldiğini hatırlattık. Tüm çalışanlarımıza mektuplarımızı tek tek dağıttık. Çok olumlu geri dönüşler aldık ve her çalışanımızdan en az bir kişiye daha ulaşmalarını ve tarama hatırlatması yapmasını rica ettik. Serviks Kanseri Farkındalık Ayı vesileyle erken teşhis ve tedavinin en iyi kanserle mücadele yöntemi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, 30 – 65 yaş arası tüm kadınlarımızı da ücretsiz taramaları yaptırmak üzere KETEM’lerimize ve 1. basamak sağlık kuruluşlarımıza davet ediyoruz" dedi.
16 Ocak 2026 Cuma - 10:43
Bir fincan şifa derken sağlığınızdan olmayın
Anadolu’nun kadim bakım ve şefkat geleneği olan bitki çayları, kış aylarında içimizi ısıtırken, bilinçsiz kullanımda ciddi sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, geleneksel şifayı bilimsel verilerle harmanlayarak hayati uyarılarda bulundu. Hastalık durumunda ıhlamur kaynatma, boğazımız ağrıdığında adaçayı demleme yaşadığımız kültürün kıymetli parçalarından biri olsa da modern tıp, bu geleneksel uygulamaların her birey ve her şartta aynı derecede güvenli olmayabileceğini hatırlatıyor. Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Zeynep Altın, bitki çaylarını tamamen reddetmek yerine doğru bitkinin, doğru kişide ve doğru dozda kullanılması gerektiğini savundu. "Doğal olan zararsızdır" yanılgısı Toplumda bitki çaylarının tamamen zararsız olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunmakla birlikte, bu ürünler de ilaçlar gibi vücuda alındıktan sonra karaciğer ve böbrekler tarafından parçalanan edilen aktif maddeler içeriyor. Kontrolsüz ve uzun süreli tüketim, karaciğerde toksik etkiler oluşturabiliyor. Doç. Dr. Altın, klinik ortamda yeşil çay ekstresi, sinameki ve aloe vera gibi bitkilerin kontrolsüz kullanımına bağlı ciddi karaciğer ve böbrek hasarı olguları takip ettiklerini vurguladı. Şeker ve yüksek ısı şifayı "Yük" haline getiriyor Bitki çaylarının asıl faydası içeriğindeki polifenoller ve antioksidan maddelerden gelir. Ancak bu şifayı yanlış tüketim alışkanlıklarıyla yok edebiliyoruz: - Bal ve pekmez uyarısı: Bal veya pekmez 40-45C’nin üzerindeki sıcaklıklarda eklendiğinde içindeki hassas enzimler kaybolur ve ürün sadece bir şeker yükü haline gelir. - Bağışıklık yanılsaması: Rafine şeker eklenen çaylar kan şekerinde hızlı dalgalanmalara yol açarak bağışıklık sistemini zayıflatabilir ve iyileşme sürecini uzatabilir. - Öneri: Çaylar mümkünse şekersiz, tatlandırılacaksa ılık hale geldikten sonra çok az miktarda bal veya pekmezle tüketilmelidir. Kronik hastalar ve ilaç etkileşimlerine dikkat Vücut denge mekanizmaları hassas olan kronik hastalar için bitki çayları bazen bir tehdit haline gelebilir. - Tansiyon ve kalp hastaları: Meyan kökü, vücutta kortizol benzeri etki yaparak tansiyonu yükseltebilir ve ritim bozukluklarına yol açabilir. - Kan sulandırıcı kullananlar: Adaçayı, zencefil, zerdeçal ve yeşil çay gibi bitkiler kan sulandırıcılarla birlikte tüketildiğinde diş eti veya burun kanaması gibi kanama risklerini artırabilir. - Diyabet hastaları: Tarçın veya aloe vera gibi bitkiler, şeker ilaçlarıyla etkileşime girerek gece saatlerinde tehlikeli olabilecek ani hipoglisemilere (şeker düşmesi) neden olabilir. Ameliyat öncesi 1-2 hafta Cerrahi bir operasyon planlanıyorsa, bitki çaylarının en az 1-2 hafta önceden bırakılması hayati önem taşır. Zencefil, sarımsak ve yeşil çay gibi bitkiler ameliyat sırasında kontrolü zor kanamalara yol açabilirken, bazı bitkiler de anestezi ilaçlarının etkisini öngörülemez hale getirerek kalp ritim problemlerine zemin hazırlayabilir.
16 Ocak 2026 Cuma - 10:01
Çocuklar için güçlü bağışıklığın üç altın kuralı; beslenme, uyku, hareket
Havaların soğumasıyla birlikte enfeksiyon hastalıklarındaki artışa dikkat çeken Uzm. Dr. Ceren Hande Seyyar çocukları hastalıklardan korumanın en etkili yolunun dengeli beslenme, düzenli uyku ve düzenli hareketten geçtiğini söyledi. Bu üç kuralı "bağışıklık üçgeni" olarak tanımlayan Uzm. Dr. Seyyar, "Bol su içerek, hijyen kurallarına dikkat ederek ve gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınarak da bağışıklığın destekleneceği unutulmamalı." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Hande Seyyar, kış aylarında hava sıcaklıklarının düşmesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarının arttığını, ama bu artışın soğuk havadan kaynaklanmadığını söyledi. Seyyar, "Soğuk hava doğrudan hasta etmez; asıl sorun, bu dönemde kapalı ve kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmemizdir," diyerek yanlış bir algıya dikkat çekti. Seyyar, okulların, toplu taşıma araçları ve alışveriş merkezlerinin mikropların kolayca yayılabildiği alanlar olduğunu hatırlattı, soğuk havanın burun mukozasını kurutarak savunma sistemini zayıflattığını kaydetti. Soğuk hava burun savunmasını zayıflatıyor Burun mukozasının solunum yollarının ilk savunma hattı olduğunu, kuruduğunda virüslerin daha kolay yerleştiğini ifade eden Uzm. Dr. Seyyar, burun yıkaması yapmanın ve ortam havasını nemli tutmanın önemine dikkat çekti. Isınma için kullanılan doğalgaz, klima ve sobaların ortam havasını kurutarak bu riski artırdığını kaydeden Uzm. Dr. Seyyar, "Bu nedenle kış aylarında oda neminin dengede tutulması, burun yıkama gibi basit önlemlerin alınması ve mümkün olduğunca kalabalık ortamlardan uzak durulması önemli." diye konuştu. Bağışıklık üçgeni: Beslenme, uyku, hareket Hastalıklardan korunmada güçlü bağışıklık sisteminin önemine dikkat çeken Seyyar, önerilerde de bulundu. Seyyar, çocuklarda bağışıklığı güçlendiren üç temel alışkanlığı "bağışıklık üçgeni" olarak tanımlayarak şöyle konuştu: "Dengeli beslenme, bağışıklığın temel taşlarından biridir. Protein, sağlıklı yağlar, vitamin ve mineraller bağışıklık hücrelerinin gelişiminde kritik rol oynar. Sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin beslenme bağırsak sağlığını destekleyerek bağışıklığı güçlendirir. Aşırı işlenmiş ve şekerli gıdaların ise bağışıklık sistemini zayıflattığı akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu tür besinler uyku düzenini bozabilir, metabolik dengeyi ve bağışıklık yanıtını zayıflatabilir. Dolayısıyla sağlıklı beslenme sadece ne yediğimizle değil, ne yemediğimizle de ilgilidir. İkinci faktör uykudur. Uyku, vücudun onarım ve yenilenme zamanıdır. Özellikle derin uyku döneminde bağışıklık maddeleri artar ve vücut mikroplara karşı savunmasını güçlendirir. Yeterli ve kaliteli uyku, bağışıklık sisteminin en doğal destekçisidir. Uykusuzluk ise vücut direncini azaltır, hastalıklara yakalanma riskini artırır ve iyileşme süresini uzatır. Ayrıca yapılan çalışmalar, uykusuz bireylerde aşı sonrası antikor oluşumunun zayıfladığını göstermektedir. Bu nedenle, çocukların yaşına uygun sürede ve karanlık, sakin bir ortamda uyuması bağışıklık için büyük önem taşır. Kısacası; kısa uyku zayıf savunma, kaliteli uyku ise vücudun koruyucu kalkanıdır." Hareket bağışıklığı destekliyor Bağışıklık üçgenini tamamlayan üçüncü faktörün hareket olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Seyyar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Egzersiz sadece kasları değil, bağışıklığı da güçlendirir. Açık havada yapılan hafif tempolu yürüyüşler, bisiklet veya oyun aktiviteleri; kan dolaşımını artırarak bağışıklık hücrelerinin vücutta daha etkin dolaşmasını sağlar. Düzenli fiziksel aktivite, bağışıklığın güçlenmesine ve enfeksiyon riskinin azalmasına yardımcı olur. Bol su içmenin, gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmanın ve hijyen kurallarına dikkat etmenin bağışıklığın en doğal destekleri olduğu unutulmamalı. Sonuç olarak, çocuklarımızı kış hastalıklarından korumanın en güçlü yolu ‘düzen’dir. Düzenli uyku, düzenli hareket, dengeli beslenme ve gerektiğinde doktor kontrolünde takviyeler ile kışı sağlıklı geçirmek mümkündür."
16 Ocak 2026 Cuma - 09:54
Türkiye’de sayılı olan görüntülenme cihazları artık Eskişehir’de hizmet verecek
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde hizmete giren güncel teknoloji barındıran 5 radyolojik görüntüleme cihazı tanıtıldı. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık, Uygulama ve Araştırma Hastanesi, Radyoloji Anabilim Dalı’nda yeni teknolojiyi barındıran mamografi, ultrason ve 3 röntgen cihazı kesilen kurdele ele hizmete girdi. Modern cihazlar ile birlikte hastalara daha iyi ve hızlı sağlık hizmeti verilecek. "Hem bölgeye hem Eskişehir halkına hayırlı olsun" Açılış töreninde konuşan Başhekim Prof. Dr. Haluk Hüseyin Gürsoy, "Bu yıl itibariyle 3 tane modern yeni dijital röntgen cihazı ile hemen hemen Türkiye’de bir iki merkezde bulunan bir mamografi ünitesi hizmeti açıldı. Dijital röntgenlerden iki tanesi çok üst düzey cihazlar, bir tanesi orta düzeyde. Daha önceki cihazlar yaklaşık 20 yıllık cihazlar öyle söyleyelim. Şu andakiler ise son model, 2025 model diyelim. Mamografi ünitesinde aynı zamanda biopsi hizmeti verebilecek hocalarımız. Ultrasonu ile yeni yıl ile birlikte bir ünite halinde hizmeti açılacak. Herkese hayırlı olsun. Hem bölgeye hem Eskişehir halkına hayırlı olsun. İnşallah güzel hizmetler verecek hocalarımız" dedi. "Yani bu teknoloji sayesinde hem hasta hem de hekim açısından oldukça konforlu" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Radyoloji Anabilim Dalı Başkanı Profesör Dr. Uğur Toprak ise şöyle konuştu; "Şu anda 3 yeni son teknoloji ile donatılmış röntgen cihazı sahibi olduk. Bu cihazlar oldukça yüksek çözünürlüğe sahipler. Hasta açısından da şöyle özellikleri var, Olabildiğince düşük doz radyasyon ile çalışma imkânımız söz konusu ve hastanın en küçük hareketini algılayıp, eğer hasta hareket etmişse bu kamera sistemleri sayesinde onu yakalıyoruz ve tetkiklerin tekrar edilme riskini azaltıyoruz. Böylece bu yolla da radyasyon azaltılmış oluyor. Hızlı çekim söz konusu entürer anında doktorların ekranına düşüyor. Yani bu teknoloji sayesinde hem hasta hem de hekim açısından oldukça konforlu." "Meme kanseri tanısının erken konulması amaçlıyoruz" Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doktor Pınar Yıldız, "Burada meme kanserinin erken tanısını koymada ve tedaviye erken yönlendirmede çok önemli rolü olan mamografi cihazının açılışı için buradayız. Gerçekten erişkin sağlığında kanserler en sık öldüren kanserlerden bir tanesi kadınlarda meme kanseri. O yüzden erken tanının önemini biz her ortamda vurguluyoruz. Üniversitemizde de özellikle şehrimize, bölgemize böyle bir cihazın sahip olmak, bu cihaza erişmek bizim için çok önemliydi. Bununla birlikte meme kanseri tanısının erken konulması ve birçok kadının hayatının kurtulmasını amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de belki de en fazla 20 merkezde olabilen bir cihaza sahibiz" Son olarak cihazların yanında konuşan Radyoloji Anabilim Dalı Doktor Öğretim Üyesi Murat Tepe, "Ünitemizde, meme görüntüleme ünitemizde Ciotto Class 3000, yeni bir Türkiye’de de çok az sayıda merkezde bulunan bir mamografi cihazına sahibiz. Dijital mamografi, tomosantez, kontraslı mamografi gibi tetkikleri kolaylıkla artık ünitemizde yapabiliyoruz, hızlı bir şekilde yapabiliyoruz ve biyopsi ihtiyacı olan hastalara da çok konforlu bir şekilde hem tomosantez eşliğinde hem de kontraslı mamografi eşliğinde biyopsi yapabiliyoruz. Ayrıca biyopsi yaparken de bu cihazla yüzüstü pozisyonda oturur ya da ayakta değil yüzüstü pozisyonda biyopsi yapma şansına sahibiz. Bu da hasta konforunu çok artıran ve işlemi çok daha hızlı ve kolay yapmamızı sağlayan bir özellik. Hem hasta hem de hekim açısından çok konforlu hale geliyor meme görüntüleme işlemleri. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesi radyoloji ana bilim dalı bünyesinde kurulan meme görüntüleme ünitesindeki yeni mamografi cihazımız Ciotto Class 3000. Dijital mamografi, tomosantez, kontraslı mamografi ve bunun yanında tomosantez eşliğinde ve kontraslı mamografi eşliğinde biyopsi özelliklerimiz mevcut. Ayrıca prom pozisyonda yani yüzüstü pozisyonda da biyopsi yapabilen üst düzey bir, Türkiye’de belki de en fazla 20 merkezde olabilen bir cihaza sahibiz. Bölümümüze ve Eskişehir’e hayırlı olsun diliyorum" diye konuşarak cihazın artı yönlerinden bahsetti.
16 Ocak 2026 Cuma - 09:45
Devlet himayesindeki çocuklara dil ve konuşma terapisi imkanı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile Biruni Üniversitesi arasında, devlet himayesindeki çocuklara yönelik ücretsiz dil ve konuşma terapisi hizmetlerini kapsayan protokol imzalandı. Protokol ile ilk aşamada 100 çocuk terapiden faydalanacak.
16 Ocak 2026 Cuma - 09:34
Devlet himayesindeki çocuklara dil ve konuşma terapisi imkanı
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürlüğü ile Biruni Üniversitesi arasında, devlet himayesindeki çocuklara yönelik ücretsiz dil ve konuşma terapisi hizmetlerini kapsayan protokol imzalandı. Protokol ile ilk aşamada 100 çocuk terapiden faydalanacak. Devlet himayesindeki çocuklara ücretsiz dil ve konuşma terapisi imkanı sağlayacak olan protokol, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ve Biruni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adnan Yüksel’in katılımıyla gerçekleşti. "Toplumu bilinçlendirmeliyiz" Prof. Dr. Adnan Yüksel, yaptığı konuşmada, "Dil dediğimiz şey beyinden kaynaklı, konuşma dediğimiz ise motor bir süreç. Yani komut alıyor ama komuttan sonra kekemelik, hızlı konuşma, aksan bozukluğu, frekansı ayarlama gibi sorunlar olabiliyor. Dili, konuşması olmayan çocuğa dil konuşma terapisi olur mu diyorlar. Bu terapi, esas onlara olur. Dolayısıyla toplumu bilinçlendirmemiz gerekli. Bizim de en önemli görevimiz bakanlıkla beraber toplumu eğitmek" ifadelerini kullandı. "Üniversite ile iş birliği yapmaya devam edeceğiz" Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı İstanbul İl Müdürü Ömer Turan ise, bakanlık olarak sosyal konuların çözümü noktasında özellikle üniversitelerle iş birliğini önemsediklerini belirterek, "Biz daha önce üniversitenin diş hekimliğiyle, devlet korumasındaki tüm çocuklarımızın diş ve ağız yapısıyla alakalı birçok çalışmaya başlamıştık. Bir vakıf kültürü anlamında üniversitemize ne kadar teşekkür etsek az. Ağız yapısı, diş yapısı, gelişimle alakalı ve konuşmayı ciddi şekilde etkileyen faktörlerden bir tanesi. Allah’a hamdolsun, üniversitemiz bu konuda her daim bizimle beraber oldu. Birlikte olmaya da devam edeceğiz" dedi. Hem sorunlar hem de çözümler masaya yatırıldı Biruni Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dil ve Konuşma Terapisi Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, protokolün detaylarına ilişkin bilgiler verdi. Projenin TÜBİTAK 4008 Özel Gereksinimli Bireylere Yönelik Kapsayıcı Toplum Uygulamaları Destekleme Programı tarafından desteklendiğini belirten Kütükçü, "Biz bu projede, devlet himayesindeki çocukların dil konuşma ve iletişim problemlerini görüşmeyi ve daha sonra bu problemleri çözmek için adımlar atmayı hedefledik. ‘Dile Getir’ projemizde ilk başta bir çalıştay düzenledik. Çalıştaya çocuk evlerinde, çocuk sitelerinde çalışan sosyologlar, psikologlar ve bakım verenler katıldı. Aynı zamanda dil konuşma terapisi alanında hizmet veren akademisyen hocalarımız yer aldı. Çok verimli bir çalıştay oldu. Çalıştay sırasında çocukların yaşadığı güçlükleri tam olarak belirlemiş de olduk. Hazırladığımız çalıştay kitapçığımızı da paydaşlarımızla paylaşacağız" şeklinde konuştu. Ailelerle 6 haftalık eğitim düzenlenecek Projenin ikinci aşamasında çocuk evleri ve çocuk sitelerindeki personel ile tek günlük bir eğitim düzenlediklerini belirten Dr. Öğr. Üyesi Dilber Kaçar Kütükçü, üçüncü aşamayı ise şöyle anlattı: "Şimdi üçüncü aşamayı gerçekleştireceğiz. Yine sosyal ve ekonomik destek alan ailelerin çocuklarıyla günlük rutinlerde dil becerilerini, iletişim becerilerini desteklemelerine dair, ailelerle 6 haftalık eğitim düzenleyeceğiz." Dr. Kütükçü, "Bu proje kapsamında çocukların problemlerini belirleyelim, uzmanlarla dirsek teması halinde olalım istemiştik. Aynı zamanda çocuklara temas etmek de istiyoruz. Çocukların problemini belirledik ve yazdık şeklinde kalsın istemedik. Bu bağlamda da bir protokol hazırladık. Protokol kapsamında devlet himayesindeki çocuklarımıza Biruni Üniversitesi Dil ve Konuşma Terapisi kliniklerimizde ücretsiz dil değerlendirmesi, akabinde de dil ve konuşma terapisi vereceğiz. İlk aşamada 100 çocuğumuzu destekleyeceğiz. Daha sonraki süreçte çocukların değişen ihtiyaçlarını tespit ettikçe planlarımızı güncelleyerek yeni proje ve işbirlikleri ile devam etmeyi amaçlıyoruz" dedi. (EK-
16 Ocak 2026 Cuma - 09:30
Beyin sisi başka bir hastalığın habercisi olabilir
Zihinsel bulanıklık, kopukluk hissi ve düşüncelerde yavaşlama belirtileriyle beyin sisine dair açıklamalarda bulunan Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turgut, bu durumun altta yatan bir hastalığın habercisi olabileceğine dikkat çekti. Son yıllarda giderek daha fazla kişinin şikayet ettiği beyin sisinin tıbbi olarak başlı başına bir hastalık tanısı olmadığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Songül Turgut, bu durumun günlük yaşamı belirgin şekilde etkileyebileceğini söyledi. Beyin sisi belirtilerinin altta yatan başka sağlık sorunlarının habercisi olabileceğine vurgu yapan Dr. Turgut şöyle konuştu, "Zihinsel bulanıklık, net düşünememe, odaklanma güçlüğü, unutkanlık ve bilişsel performansta geçici azalma ile karakterize olan beyin sisinin nedenleri; yoğun stres ve kronik kaygı, uyku bozuklukları, dengesiz ve yetersiz beslenme, menopoz, gebelik, tiroid hastalığı gibi hormonal değişiklikler, COVID 19 sonrası dönem, B12 ve D vitamini eksikliği, fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu, hareketsiz yaşam gibi faktörler olabilir. Genellikle bu tarz altta yatan bir neden vardır ve geçicidir." "Kişi kendini her şey ağır çekimde ilerliyormuş gibi hissedebilir" Beyin sisinin doğrudan bir duyusal algı bozukluğu olmadığını ancak dikkat ve zihinsel berraklığın azalması nedeniyle algısal sorunlarla birlikte görülebileceğini belirten Dr. Turgut, "Beyin sisi yaşayan kişilerde çevreye karşı farkındalık azalabilir; kişi kendini kopuk ya da her şey ağır çekimde ilerliyormuş gibi hissedebilir. Kronik yorgunluk sendromu veya fibromiyalji kaynaklı beyin sisinde algı bulanıklaşır, düşünceler net gelmez. Bilgi işleme hızının düşmesi algısal yorgunluğa neden olabilir. Uyku eksikliği, inflamasyon ve stres gibi faktörler beyin bölgeleri arasındaki koordinasyonu bozarak bulanık algı hissini artırabilir. Eğer beyin sisi yetersiz veya bozuk bir yapıda ise beynin konumu veya hareketleri üzerinde olumsuz etki olabilir. Bu da sinir iletişiminde bozukluklara yol açarak algı işleme sorunlarına neden olabilir. Ayrıca beyin sisi, beynin ihtiyaç duyduğu besin maddelerini ve oksijeni iletmede önemli bir rol oynar. Bu iletimde sorun olması durumunda beyin hücrelerinin işlevi zayıflayabilir ve bu da algı sıkıntılarına yol açabilir" açıklamalarında bulundu. "Şikayetler uzun süre devam ediyorsa uzmanına başvurulmalı" Beyin sisinin genellikle ciddi bir sorun olmadığını; düzenli uyku, sağlıklı beslenme ve egzersizle düzelebileceğini ifade eden Dr. Turgut, "Ancak şikayetler uzun süre devam ediyorsa, giderek şiddetleniyorsa ya da algı bozukluğu, depresyon belirtileri ve unutkanlıkta belirgin artış gibi ek bulgular eşlik ediyorsa, altta yatan nörolojik ya da sistemik bir hastalığın incelenmesi için mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurulmalıdır. Ayrıca baş travmaları gibi durumların ardından da beyin sisi hasar görebilir. Bu hasar, beynin zarar görmesini önlemede yetersiz kalabilir ve sonucunda algı işleme sorunları ortaya çıkabilir. Tanı için kan testleri ve bilişsel değerlendirmeler yapılır. Burada altta yatan hastalık fark edilip uygun tedavi uygulanmalıdır" ifadelerini kullandı.
16 Ocak 2026 Cuma - 09:24
Hasta yakınlarına dualı manevi destek
Adana Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde bulunan ‘Palyatif Bakım Servisi’nde tedavi gören hastalara keman çalınarak müzik dinletisi sunuluyor. Serviste, hasta yakınları içinde Kur’an-ı Kerim okunup manevi destek hizmeti veriliyor. Ülke genelinde birçok hastanede bulunan palyatif bakım servisi, ağır ve kronik hastalığı bulunan vatandaşlara çok yönlü destek sunuyor. Karşıyaka Devlet Hastanesi’nde bulunan palyatif bakım servisi, tedavi gören hasta ve hasta yakınları için tıbbi tedavinin ötesine geçen, sosyal ve duygusal destek odaklı yeni bir dönemi hayata geçirdi. Yüreğir İlçe Müftülüğü ve Cumhuriyet Halk Eğitimi Merkezi ile yapılan işbirliği kapsamında, hastanede her hafta manevi destek buluşmaları ve müzik dinletileri düzenleniyor. Her cuma günü hastanede ilçe müftülüğünden gelen bir hocanın eşliğinde Kur’an-ı Kerim okunup dua ediliyor. Şifa veren notalar servis koridorlarında Usta öğreticiler tarafından da her hafta müzik dinletileri, servis koridorlarını adeta birer rehabilitasyon merkezine dönüştürüyor. Türk Sanat Müziği’nin unutulmaz eserleri, hem hastaların ağrı algısını hafifletiyor hem de refakatçilere kısa bir mola imkanı tanıyor. Konuyla ilgili Karşıyaka Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Nurşah Keskin İhlas Haber Ajansı muhabirlerine bilgi verdi.Keskin, "Palyatif bakım servisinde hastanın yaşam kalitesini arttırmaya yönelik bütüncül hizmetlerin tamamını kapsıyor. Bu hizmetler kapsamında, hastanın tıbbi tedavi süreçleri devam ederken manevi yönden tam bir iyilik halinde olması ya da buna yakın iyi hissetmesini sağlamayı amaçlıyoruz. İlçe müftülüğü ve halk eğitim merkezinin katkılarıyla hastalarımıza ve hasta yakınlarına destek oluyoruz" dedi. "Hastanın eve geçiş sürecini burada yönetiyoruz" Servis sorumlusu Dr. Filiz Arabacı ise, "Burada hem aileye hem de hastaya psikososyal destek veriyoruz. Hastanın hastaneden eve geçiş sürecini burada yönetiyoruz. Hasta yakınlarına bilgiler veriyoruz ve onların ihtiyaçlarını karşılıyoruz" ifadelerini kullandı. Hasta yakını Sevgi Konuşur da, "Bizim kimsemiz yok, sadece 2 kardeşiz. Buraya geldiğimizden bu yana burada bize sahip çıktılar. Buradaki bütün hizmetler çok güzel. Kardeşim bir kaza geçirdi ve o kazadan sonra beynine oksijen gitmiyor. Burada sadece hastanın iyileşmesi için çaba göstermiyorlar, yanındaki insanın da iyileşmesi için çaba gösteriyorlar. Burada olduğum için çok mutluyum" diye konuştu.
16 Ocak 2026 Cuma - 09:11
Akalazya hastalığına modern tedavi yöntemi
Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Altay Kandemir, Akalazya hastalığında kullanılacak yeni tedavi yöntemini anlattı. Kandemir, "Geleneksel olarak akalazya tedavisinde balon dilatasyon veya cerrahi yöntemler kullanılırdı. Günümüzde bu hedefe ulaşmada en modern ve etkili yöntemlerden biri POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) tedavisidir" dedi. Yemek yerken takılma hissi ve yutma güçlüğü ile kendini gösteren Akalazya hastalığında yeni bir tedavi çözümü geliştirildi. Zamanla beslenme yetersizliğine ve şiddetli kilo kaybına neden olan hastalığa karşı uyaran Liv Hospital Ulus Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Altay Kandemir, hastaların hayatını normale döndüren POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) yöntemini anlattı. Kandemir, endoskopik olarak gerçekleştirilen tedavinin Akalazya ile mücadelede yeni bir dönem başlattığını vurguladı. Akalazya nedir? Akalazya’nın yemek borusunun nadir görülen ancak yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen bir hastalığı olduğunun altını çizen Prof. Dr. Altay Kandemir, "Bu hastalıkta, yemek borusunun alt ucundaki kasların gevşeyememesi ve yemek borusunun gıdaları mideye itme yeteneğini kaybetmesiyle karakterize bir hastalıktır. Sonuç olarak hastalar uzun süredir devam eden yutma güçlüğü, göğüs ağrısı, yemek sonrası takılma hissi, zamanla kilo kaybı gibi şikâyetler yaşar. Akalazya tedavisinde amaç, yemek borusunun alt ucundaki bu kasın gevşemesini sağlayarak yiyeceklerin mideye rahat geçmesini sağlamaktır. Geleneksel olarak akalazya tedavisinde balon dilatasyon veya cerrahi yöntemler kullanılırdı. Günümüzde bu hedefe ulaşmada en modern ve etkili yöntemlerden biri POEM (Peroral Endoskopik Miyotomi) tedavisidir" ifadelerini kullandı. "POEM, tamamen endoskopik olarak, yani ağız yoluyla girilerek gerçekleştirilen bir işlemdir" diyen Prof. Dr. Kandemir, vücudun dışında hiçbir kesi, dikiş veya yara izinin oluşmayacağını belirtti. POEM tedavisinin avantajlarından bahseden Kandemir, şöyle devam etti: "Ciltte kesi yoktur, tamamen ağız yoluyla yapılır. Hastanede yatış süresi genellikle 1-2 gün ile sınırlıdır. İyileşme süreci hızlıdır, hasta kısa sürede günlük yaşamına döner. Uzun dönem başarı oranları oldukça yüksektir. Daha önce balon, botoks veya cerrahi tedavi uygulanmış hastalarda da etkili bir seçenektir. Akalazyanın tüm tiplerinde uygulanabilir." İşlem süreciyle ilgili olarak da açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kandemir, "POEM işlemi genel anestezi altında, donanımlı bir endoskopi ünitesinde gerçekleştirilir. Endoskopla yemek borusuna girilerek, tıkanıklığa yol açan kaslara müdahale edilir ve yemek borusu çıkışı gevşetilir. Böylece gıdalar rahatça mideye iner" dedi. "Sağlığınızı ertelemeyin" Yutma güçlüğünün sadece bir konfor sorunu olmadığını, aynı zamanda beslenme yetersizliği ve akciğer komplikasyonlarına yol açabilen ciddi bir durum olduğunu kaydeden Prof. Dr. Altay Kandemir, "Yutma güçlüğü yaşayan hastaların, gecikmeden bir gastroenteroloji uzmanına başvurarak güncel tedavi seçenekleri hakkında bilgi alması büyük önem taşır" diye konuştu.
15 Ocak 2026 Perşembe - 18:32
Muş’ta tedavi gören hasta, uçak ambulansla Ankara’ya nakledildi
Muş Devlet Hastanesinde tedavisi devam eden bir hasta, mevcut sağlık durumu doğrultusunda ileri düzey tetkik ve tedavi için uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi. Muş Devlet Hastanesinde tedavi gören 30 yaşındaki M.B.’nin ileri tetkik ve tedavi ihtiyacı nedeniyle harekete geçildi. Acil sağlık hizmetleri kapsamında hastane ambulansıyla Muş Sultan Alparslan Havalimanı’na getirilen hasta, burada hazır bekleyen Sağlık Bakanlığına ait uçak ambulansa alınarak Ankara Yenimahalle Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Nakil sürecinin, uzman sağlık ekipleri eşliğinde ve gerekli tüm tıbbi donanım sağlanarak güvenli şekilde gerçekleştirildiği bildirildi. Muş İl Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamada, hastanın Ankara’daki hastanede tedavisinin devam edeceği ifade edildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder