SAĞLIK
Bel ağrısının ilacı planlı hareket 04 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:19:34 Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41 Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu gebelikte tansiyon konusunda anne adaylarını uyardı. Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, "Gebelik süreci, anne adayının hem kendi sağlığı hem de bebeğinin gelişimi açısından büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Bu süreçte en sık karşılaşılan risklerden biri olan gebelikte tansiyon, erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun genellikle belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde hem anne hem de bebek için oluşabilecek riskleri en aza indirebiliriz" ifadelerini kullandı. Belirtiler göz ardı edilmemeli Gebelikte yüksek tansiyonun bazı durumlarda baş ağrısı, görme bozuklukları, ani kilo artışı, el ve yüzde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Op. Dr. Hamidanoğlu, bu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Anne ve bebek için risk oluşturabilir Kontrol altına alınmayan gebelik hipertansiyonunun; erken doğum, plasenta sorunları ve bebeğin gelişim geriliği gibi ciddi problemlere neden olabileceğini belirten Op. Dr. Hamidanoğlu, "Bu nedenle tansiyon takibi ihmal edilmemeli, doktorun önerdiği şekilde beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapılmalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir gebelik için öneriler Op. Dr. Hamidanoğlu, anne adaylarına düzenli doktor kontrollerini aksatmamaları , tuz tüketimini sınırlamaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, stresten uzak durmaları, doktor önerisi dışında ilaç kullanmamaları önerisinde bulundu. Son olarak Op. Dr. Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bilinçli ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün. Anne adaylarımızın en küçük şüphede bile hekime başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41 Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, çocukların bağışıklık sistemini etkileyerek üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor" dedi. Uzm. Dr. Baver Demir, özellikle okul çağındaki çocuklarda Soğuk algınlığı ve benzeri viral hastalıkların bu dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Dr. Demir, "Mevsim geçişlerinde vücut, değişen hava şartlarına uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor. Çocukların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi ve temasın artması da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor" ifadelerini kullandı. "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir" Dr. Baver Demir, "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir. Bu dönemde çocukların hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve bağışıklığı destekleyici yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Dr. Demir, ebeveynlere çocuklarının sağlığını korumak adına dengeli beslenme, düzenli uyku ve bol sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek, "El yıkama alışkanlığının kazandırılması ve hasta bireylerle temasın sınırlandırılması, enfeksiyonların önlenmesinde en etkili yöntemler arasındadır" şeklinde konuştu. Belirtilerin uzun sürmesi, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, erken müdahalenin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini vurguladı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:08 Erzurum’da tıbbın geleceği konuşuldu: Medaı’26 zirvesi sona erdi Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen ve tıp dünyası ile yapay zekâyı bir araya getiren Erzurum MedAI’26 programı, düzenlenen kapanış oturumuyla başarıyla tamamlandı. Erzurum’da tıp ve teknolojinin geleceğine ışık tutan önemli bir organizasyona imza atıldı. İki gün boyunca devam eden Erzurum MedAI’26 programı, alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Tıbbın geleceği ile yapay zekâ teknolojilerinin entegrasyonunun ele alındığı zirvede, uzmanlar değerli bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. "Bilim Ve Teknolojiyi Merkeze Almaya Devam Edeceğiz" Programın kapanışına katılan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, belediye olarak bilime ve teknolojiye verdikleri önemi vurguladı. Aynalı, şehrin geleceğine yön verecek bu tür projelere destek vermekten gurur duyduklarını belirterek, "Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; bilimi ve teknolojiyi merkeze alan projeleri desteklemeye, şehrimizi geleceğe taşıyacak çalışmalara katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Emeği Geçenlere Teşekkür Organizasyon sonunda, programa katkı sunan tüm paydaşlara ve yoğun katılım gösteren davetlilere teşekkür edildi. Erzurum’un teknoloji üssü olma yolundaki vizyonuna katkı sağlayan MedAI’26, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği
06 Mart 2026 Cuma - 12:17 Tıp Fakültesi öğrencilerinden hipertansiyon farkındalığı etkinliği Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencileri tarafından Sosyal Sorumluluk Projesi kapsamında hipertansiyon farkındalığına yönelik bir etkinlik gerçekleştirildi. Hastane girişinde kurulan stantta vatandaşların tansiyon ölçümleri yapılarak hipertansiyon hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik, Doç. Dr. Mahluga J. Demirkapu öncülüğünde düzenlendi. Tıp Fakültesi öğrencileri tarafından kurulan bilgilendirme standında hastaneye gelen vatandaşların tansiyonları ölçülerek hipertansiyonun riskleri, belirtileri ve korunma yöntemleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında vatandaşlara, yüksek tansiyonun erken teşhis edilmesinin sağlık açısından büyük önem taşıdığı anlatılırken, düzenli tansiyon ölçümünün ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının hastalıkların önlenmesinde önemli rol oynadığı vurgulandı. Kurulan bilgilendirme standını hastane yönetimi adına Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhan ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Demir ziyaret etti. Ziyarette öğrencilerden yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alan yöneticiler, toplumsal farkındalık oluşturmaya yönelik bu tür sosyal sorumluluk projelerinin önemine dikkat çekti. Gerçekleştirilen etkinlikte, hipertansiyonun erken tanısının hayat kurtarıcı olabileceği hatırlatılarak, vatandaşların düzenli sağlık kontrollerini yaptırmaları ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeleri gerektiği ifade edildi.
Sultanhanı’nda hastaneye bağışlanan cihazlarla teşhis ile tedaviler daha hızlı yapılabilecek
06 Mart 2026 Cuma - 12:05 Sultanhanı’nda hastaneye bağışlanan cihazlarla teşhis ile tedaviler daha hızlı yapılabilecek Aksaray’ın Sultanhanı ilçesinde bulunan Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesine hayırsever iki kardeş tarafından biyokimya, hormon ve ultrason cihazı bağışlandı. Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesine hayırsever iki kardeş tarafından bağışlanan biyokimya, hormon ve ultrason cihazları hizmet vermeye başladı. Cihazlar sayesinde ilçe halkı tedavi ve tetkiklerini farklı bir merkeze gitmeden ilçede yaptırabilecek. Bu sayede hem zamandan tasarruf edilecek hem de erken teşhis ile tedaviler daha hızlı yapılabilecek. Konuyla ilgili bilgiler veren Sultanhanı Dr. Hüseyin Ağır İlçe Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mehmet Köse, "Örnek teşkil edecek bir bağış. Bu devlet hastanesi kurumuna yapılan ilklerden birisi olan biyokimya ve hormon cihazı bağış usulü temin yoluyla alındı. Bu cihazların daha öncesinde biz dış merkezlere tahlillerin yapılması için yolluyorduk. Böylece bu tetkikler kurumunuzda yapılmış olacak ve en hızlı, en etkin şekilde kullanmayı planlamaktayız. Bu cihazların sayesinde özellikle hormon cihazı sayesinde acilde kritik öneme sahip olan tropolin yani kan kalp enzimini anında dakikalar içerisinde çıkarmış olacağız. Aynı zamanda biyokimya cihazımızda karaciğer fonksiyon testleri, tiroit fonksiyon testlerini hızlıca ve etkin şekilde hizmet vermeyi planlamaktayız. Bu bağışlar bizim için çok kıymetli ve çok kritik. Böylece merkeze sevk edeceğimiz hastaları burada tedavi edip hem merkezin yoğunluğunu alıp hem de burada daha etkin ve verimli şekilde kullanmış olacağız" dedi. Hastane İdari Mali İşler Müdürü Mehmet Ağır ise "Hastanemize bağışta bulunan kardeşler hastanemize biyokimya ve hormon cihazımızı ve 1 yıllık kit masraflarını tamamen karşılayıp bağış yaptılar. Bu halkımız için çok önemli bir gelişme oldu. Bu cihaz sayesinde kalp krizi gibi rahatsızlıkları daha önceden tespit eden bir cihaz olduğu için bize diğer hastanelere sevki daha azaltacak, hastane bünyesinde daha verimli çalışmamızı sağlayacak. Bu bağışçı kardeşlerimiz daha önce de hastanemize ultrason cihazı bağışlamışlardı, bu sayede kadın polikliniğimizi haftada bir gün açmış bulunduk. Merkeze giden hasta sayımızı azalttık, kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.
Sağlıklı oruç için sahur atlanmamalı, iftar kontrollü yapılmalı
06 Mart 2026 Cuma - 11:08 Sağlıklı oruç için sahur atlanmamalı, iftar kontrollü yapılmalı Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı, Ramazan ayında beslenme düzeninin doğru planlanmaması halinde halsizlik, kan şekeri dengesizliği ve kilo artışı gibi sorunların ortaya çıkabileceğini belirterek, "Ramazan’da metabolizmayı koruyarak sağlıklı bir şekilde oruç tutmak mümkündür. Bunun için iftar ve sahur öğünlerinin dengeli olması gerekir" dedi. Ramazan ayında uzun süren açlık ve susuzluk nedeniyle vücudun metabolik olarak farklı bir düzene geçtiğini ifade eden Arabalı, bu süreçte yanlış beslenme alışkanlıklarının çeşitli sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Uzun açlık sonrası aşırı yemek sindirim sorunlarına yol açabilir Oruç sırasında vücudun enerji üretiminde bazı fizyolojik değişiklikler meydana geldiğini belirten Arabalı, "İlk saatlerde karaciğerde depolanan glikojen kullanılır, daha sonra ise enerji için yağ depoları devreye girer. Uzun süreli açlık sonrası hızlı ve aşırı yemek tüketimi kan şekerinde ani yükselmeye neden olabilir. Bu durum halsizlik, baş ağrısı ve sindirim sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle Ramazan’da dengeli ve kontrollü beslenmek çok önemlidir" diye konuştu. Orucu hafif ve kontrollü şekilde açmak gerekir İftar sırasında mideyi yormadan beslenmenin önemine dikkat çeken Arabalı, şu önerilerde bulundu: "Oruç açarken su ve 1-2 adet hurma ile başlanabilir. Ardından hafif bir çorba tüketmek sindirim sistemini hazırlamaya yardımcı olur. Ana yemeğe geçmeden önce 10-15 dakika beklemek hem mideyi rahatlatır hem de aşırı yemek tüketimini engeller" İftarda dengeli tabak önemli İftar öğününde dengeli bir tabak oluşturulması gerektiğini belirten Arabalı protein, lif ve kompleks karbonhidratların birlikte tüketilmesinin önemine dikkat çekerek, "İftarda ızgara tavuk, balık veya yağsız kırmızı et gibi protein kaynakları tercih edilmeli. Bunun yanında bol salata ve sebze tüketilmeli; tam tahıllar veya bulgur gibi kompleks karbonhidratlar tercih edilmelidir. Beyaz ekmek, pide ve şerbetli tatlıların aşırı tüketimi kan şekerini hızla yükselterek kilo artışına neden olabilir" dedi. Tatlı tüketimi sınırlı olmalı Ramazan ayında en sık yapılan hatalardan birinin şerbetli tatlıların fazla tüketilmesi olduğunu belirten Arabalı, "Tatlı tüketimi haftada 1-2 kez ile sınırlandırılmalı. Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar, güllaç ya da meyve ve yoğurt tercih edilebilir. Ayrıca tatlı iftardan hemen sonra değil, en az 1-2 saat sonra tüketilmelidir" diye konuştu. Sahur öğünü metabolizma için kritik Sahur öğününün atlanmasının metabolizmayı olumsuz etkilediğini belirten Diyet Uzmanı Arabalı, "Sahuru sadece su içerek geçiştirmek metabolizmayı yavaşlatır ve gün içinde halsizliğe neden olabilir. Sahurda yumurta, peynir, yoğurt gibi protein kaynakları tercih edilmeli. Bunun yanında tam tahıllar, yulaf, ceviz, badem ve bol yeşillik içeren dengeli bir tabak oluşturulmalıdır" ifadelerini kullandı. Su tüketimi ihmal edilmemeli Ramazan ayında en sık yapılan hatalardan birinin yetersiz su tüketimi olduğunu belirten Arabalı, "Günlük ortalama 2-2,5 litre su tüketimi hedeflenmelidir. Çay ve kahve suyun yerini tutmaz. Aşırı kafein tüketimi vücuttan sıvı kaybını artırabilir" uyarısında bulundu. İftar sonrası yürüyüş sindirimi destekler Ramazan’da hafif fiziksel aktivitenin de önemli olduğunu belirten Arabalı, "İftar sonrası yaklaşık 30 dakikalık hafif tempolu yürüyüş hem sindirimi kolaylaştırır hem de kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur" dedi. Bazı hastalık grupları dikkatli olmalı Arabalı diyabet, hipertansiyon, gebelik ve emzirme dönemindeki bireylerin oruç konusunda mutlaka hekim kontrolünde karar vermeleri gerektiğini belirterek, "Ramazan ayında sağlıklı bir beslenme planı oluşturulduğunda hem metabolizma korunabilir hem de daha dengeli bir oruç süreci geçirilebilir" diye konuştu.
’Menopoz’ bir çalışan sağlığı ve verimlilik meselesi
06 Mart 2026 Cuma - 10:22 ’Menopoz’ bir çalışan sağlığı ve verimlilik meselesi Menopoz gerçeği özellikle çalışan kadınlar için en önemli sorunların başında geliyor. Menopoz, dünya genelinde ise yaklaşık 1,1 milyar kadını etkiliyor. Dünya genelinde kadınların iş gücüne katılım oranı her geçen gün artarken, özellikle 45 yaş ve üzerindeki kadınlar ekonominin en hızlı büyüyen ve en tecrübeli grubunu temsil ediyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kadınların büyük çoğunluğu bu dönemi 45-55 yaşları arasında yaşarken, Türkiye’de bu ortalama 47-49 yaş aralığına iniyor. Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Turnalar Çetinkaya da menopoz sürecinin çalışma hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyor. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu’nun (UNFPA) verilerine göre, dünya genelinde 2025 itibarıyla yaklaşık 1,1 milyar kadın menopoz döneminde bulunuyor. Harvard Pilgrim Sağlık Bakım Enstitüsü tarafından Mayıs 2025’te yayımlanan kapsamlı araştırmaya göre; sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bölgelerde yaşayan ve yüksek stres altında çalışan kadınlar, akranlarına göre ortalama 2 yıl daha erken menopoza giriyor. Deloitte’un ‘Women at Work 2024’ raporundan veriler, kadınların giderek daha fazla menopoz semptomlarıyla çalışmaya devam etmek zorunda kaldığını gösteriyor. Ağır semptomlara rağmen çalışmaya devam edenlerin oranı bir yılda yüzde 20’den yüzde 40’a çıkarken işveren desteği alan kadın oranının yüzde 30’dan yüzde 19’a düşmesi dikkat çekiyor. Esnek uygulamalar Endüstriyel psikoloji alanında çalışmalar yapan Yaşar Üniversitesi Psikoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Turnalar Çetinkaya, menopozun her kadında farklı yaşanan doğal bir süreç olsa da çoğunlukla iş hayatını zorlaştıran semptomlar oluşturduğunu vurguluyor. Çetinkaya, konuyla ilgili şunları söylüyor: "Araştırmalar, iş yerinin fiziksel ve psikososyal şartlarının menopoz semptomlarını ağırlaştırabildiğini gösteriyor. Yetersiz havalandırma, yüksek ortam sıcaklığı, katı mola ve tuvalet politikaları kadınların bu süreci daha zor yaşamasına neden oluyor. Buna bir de menopozun hala tabu olması eklenince, birçok kadın damgalanma ve yetersiz algılanma korkusu nedeniyle yaşadıklarını gizlemeyi tercih ediyor. Menopoz, kadınların iş hayatındaki deneyimini doğrudan etkileyen, ancak uzun yıllardır görmezden gelinen bir gerçek. Oysa destekleyici kurumlar, deneyimli kadın çalışanlarını kaybetmiyor; aksine bağlılığı, üretkenliği ve kurumsal sürdürülebilirliği güçlendiriyor." Fiziksel şartlar Dr. Çetinkaya, "Kurumların öncelikle menopozu açıkça tanıyan iş yeri politikaları geliştirmesi ve ayrımcılığa karşı sıfır tolerans yaklaşımı benimsemesi gerekiyor. Fiziksel ortamda yapılacak havalandırma iyileştirmeleri, ortam ısısının düzenlenmesi ve kıyafet kurallarındaki esnekliklerin yanı sıra; esnek çalışma saatleri ile hibrit modellerin sunulması kadınların bu süreci daha verimli geçirmesini sağlayabilir. Ayrıca sağlık sigortaları kapsamında menopoz danışmanlığına erişimin kolaylaştırılması ve yöneticilere yönelik farkındalık eğitimleri, kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası haline gelmeli" diyor. Sürecin psikolojik boyutuna da değinen Dr. Neslihan Turnalar Çetinkaya, zihinsel sağlığın en az fiziksel belirtiler kadar kritik olduğunu vurguluyor.
Çine’de sağlık personeline organ bağışı eğitimi
06 Mart 2026 Cuma - 10:08 Çine’de sağlık personeline organ bağışı eğitimi Çine Devlet Hastanesi’nde sağlık personeline yönelik organ bağışı, beyin ölümü süreci ve organ nakli konularında bilgilendirme ve farkındalık eğitimi düzenlendi. Çine Devlet Hastanesi’nde sağlık personeline yönelik organ bağışı, beyin ölümü süreci ve organ nakli konularında bilgilendirme ve farkındalık eğitimi gerçekleştirildi. Gerçekleştirilen eğitim sunumunda, organ bağışının önemi, beyin ölümü sürecinin doğru ve etkin şekilde yönetilmesi ile organ nakli süreçlerine ilişkin kapsamlı bilgiler paylaşıldı. Eğitimde, organ bağışının artırılması için sağlık personelinin süreçteki rolünün büyük önem taşıdığı vurgulanırken, beyin ölümü tanısı sonrası yürütülen işlemler ve organ nakli süreçleri hakkında da detaylı bilgilendirme yapıldı. Toplumda organ bağışı bilincinin artırılmasına katkı sağlamak ve sağlık hizmetlerinin niteliğini geliştirmek amacıyla benzer eğitim faaliyetlerinin devam edeceğini belirten Çine Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Hastanemizde organ bağışı, beyin ölümü süreci ve organ nakli konularında sağlık personelimize yönelik bilgilendirme ve farkındalık eğitimi gerçekleştirildi. Toplumda organ bağışı bilincinin artırılmasına katkı sunmak ve sağlık hizmetlerinin niteliğini geliştirmek amacıyla eğitim faaliyetlerimiz devam edecektir" ifadeleri yer aldı.
Dr. Bekfilavioğlu: "Akut böbrek yetmezliği erken müdahale edilmezse ciddi sonuçlara yol açabilir"
06 Mart 2026 Cuma - 10:07 Dr. Bekfilavioğlu: "Akut böbrek yetmezliği erken müdahale edilmezse ciddi sonuçlara yol açabilir" Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Garip Bekfilavioğlu, akut böbrek yetmezliğinin ani gelişen ve erken müdahale edilmediğinde hayati risk oluşturabilen önemli bir sağlık sorunu olduğuna dikkat çekti. Uzm. Dr. Garip Bekfilavioğlu, akut böbrek yetmezliğinin böbreklerin kandaki atık maddeleri süzme görevini yeterince yapmaması sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Akut böbrek yetmezliği, böbrek fonksiyonlarının kısa süre içerisinde hızla azalmasıyla gelişir. Bu durumda vücutta zararlı maddeler birikir ve hastanın genel sağlık durumu kısa sürede bozulabilir" dedi. Belirtiler kısa sürede ortaya çıkabiliyor Akut böbrek yetmezliğinin belirtilerinin genellikle hızlı geliştiğini ifade eden Bekfilavioğlu, özellikle bazı şikâyetlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Garip Bekfilavioğlu, "İdrar miktarında azalma, bacak ve ayaklarda şişlik, halsizlik, mide bulantısı, iştahsızlık ve nefes darlığı gibi belirtiler görülebilir. Bazı hastalarda tansiyon yükselmesi ve bilinç bulanıklığı da ortaya çıkabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir" diye konuştu. Birçok farklı nedenle gelişebilir Akut böbrek yetmezliğinin farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini belirten Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Garip Bekfilavioğlu, ciddi sıvı kaybı, enfeksiyonlar, bazı ilaçların bilinçsiz kullanımı ve idrar yollarındaki tıkanıklıkların hastalığa neden olabileceğini ifade etti. "Erken tanı konulduğunda akut böbrek yetmezliği çoğu zaman tedavi edilebilir" diyen Bekfilavioğlu, tedavi sürecinde altta yatan nedenin ortadan kaldırılmasının, sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanmasının ve gerekli durumlarda diyaliz tedavisinin uygulanabileceğini ifade etti. Böbrek sağlığını korumak mümkün Böbrek sağlığını korumak için bazı basit önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Bekfilavioğlu, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Nefroloji Uzmanı Dr. Garip Bekfilavioğlu, "Yeterli su tüketmek, bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınmak, tansiyon ve şeker hastalığını kontrol altında tutmak böbrek sağlığı için oldukça önemlidir. Özellikle risk grubunda bulunan kişilerin düzenli olarak sağlık kontrollerini yaptırmaları gerekir" diye konuştu.