SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
87 yaşındaki hastanın karnından 4,5 kilogramlık tümör çıkarıldı
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:49 87 yaşındaki hastanın karnından 4,5 kilogramlık tümör çıkarıldı Karın şişliği ve nefes darlığı şikayeti ile Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvuran yaşlı kadının karnından yapılan operasyon sonrası 4,5 kilogramlık tümör çıkartıldı. Gaziantep’te yaşayan 87 yaşındaki Safiye Özoğlu, karnında şişlik, büyüme ve nefes darlığı şikayeti ile yaklaşık iki hafta önce Gaziantep Şehir Hastanesi’ne başvurdu. Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Özoğlu’nun karnında bir tümör olduğu tespit edildi. Ailenin onayının ardından Özoğlu, Doç. Dr. Yücel Yüksel tarafından yapılan operasyon sonrası karnındaki 4,5 kilogramlık tümörün alınmasıyla sağlığına kavuştu. Karnındaki şişlik ameliyattan sonra inen yaşlı kadın hastanede başarıyla gerçekleştirilen ameliyat sonrası taburcu edilecek. Operasyon hakkında bilgi veren Gaziantep Şehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Yücel Yüksel, ameliyata aldıkları Safiye Özoğlu’nun karnındaki kitlenin başarıyla alındığını belirtti. Hastanın şişkinliğe bağlı gelişen ağrı ve nefes darlığı gibi şikayetler üzerine hastaneye başvurduğunu belirten Yüksel, "Hastayı rahatlatacak bir ilk ameliyat yapmayı planladık. Ameliyatta işler yolunda gitti. Sağ olsun Doç. Dr. Mehmet Onurgül ve Dr. Kerem Özgür ile beraber ameliyatı çok başarılı bir şekilde yaptık. Hastanın karnında yaklaşık 4,5 kilogramlık 30 santimlik bir tümörü vardı. 2,5 saatlik bir ameliyat sonrası tümörü çıkardık. Hastamız tümörden kurtuldu ve 3 gün yoğun bakımda yattı. Yine hastamız Dr. Barış bey tarafından takip edildi. Bugün 13’üncü günü ve artık yavaş yavaş gitme vakti geldi" dedi. Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Halil Kalkan ise "Hastanemiz bünyesinde Safiye teyzemize yapılan ameliyat yaşı ve kitlenin büyüklüğü itibariyle çok özellikli ve zor bir işlemdi. Genel cerrahi kliniğimizde bu tarz işlemleri yapmak için mahir bir ekip var. Sağ olsunlar hekimlerimiz buradaki süreci yönettiler. Hekimlerin ameliyat yapmak konusunda çekincelerinin olduğu bir dönemde 87 yaşında bir hastaya bu tarz büyük bir ameliyatın yapılması bizler için de gurur verici bir durum oldu. Emeği geçen tüm hekim arkadaşlarımıza teşekkür ederiz" diye konuştu. Safiye Özoğlu’nun oğlu Beyhan Özoğlu, annesinin ameliyat sonrası rahat bir nefes aldığını belirterek operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Yücel Yüksel ve ekibi ile hastane personeline teşekkür etti.
Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant dönemi
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:42 Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde implant dönemi Samsun’da ağız ve diş sağlığı alanında önemli bir adım atıldı. Kamu hastanelerinde implant tedavileri resmen başlarken, vatandaşlar artık bu hizmetten kamu güvencesi altında faydalanabilecek. Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde hayata geçirilen implant uygulamalarıyla birlikte, uzun süredir planlanan altyapı çalışmaları tamamlanarak hizmete açıldı. Randevu sistemi üzerinden yürütülecek uygulamalar, uzman hekimler tarafından yapılan değerlendirmelerin ardından gerçekleştirilecek. Samsun Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi Başhekimi Cihan Kocabaş, implant tedavilerinin başlamasına ilişkin yaptığı açıklamada, "Bugün, hastanemiz ve Samsun halkı adına çok önemli bir gelişmeyi sizlerle paylaşmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uzun süredir planlanan ve altyapı çalışmaları titizlikle yürütülen implant tedavileri, bugün itibarıyla hastanemizde başarıyla başlatılmıştır. Randevu ile başvuran hastalarımızın implant talepleri, uzman hekimlerimizden oluşan kurul tarafından ayrıntılı şekilde değerlendirilmekte; uygun endikasyonu bulunan hastalarımıza randevu verilerek implant uygulamaları gerçekleştirilmektedir. Hastalarımız, MHRS üzerinden entegre hekimlerimize randevu oluşturabilmektedir. İmplant tedavileri; hem fonksiyonel hem de estetik açıdan hastalarımızın yaşam kalitesini doğrudan etkileyen, çağdaş diş hekimliğinin en önemli uygulamalarından biridir. Bu hizmetin artık hastanemizde sunuluyor olması, vatandaşlarımızın kamu güvencesi altında güvenli ve nitelikli sağlık hizmetine erişimini sağlayacaktır. Bu sürecin hayata geçirilmesinde emeği geçen başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere, İl Sağlık Müdürlüğümüze, hastane yönetimimize, hekimlerimize ve tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. İmplant tedavilerinin Samsun’umuza ve tüm hastalarımıza hayırlı olmasını diliyorum" dedi.
ADÜ’de sağlık çalışanlarına temel yaşam desteği eğitimi
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:16 ADÜ’de sağlık çalışanlarına temel yaşam desteği eğitimi Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümünde görev yapan sağlık çalışanlarına, kontrast madde kullanımına bağlı gelişebilecek acil durumlara karşı Temel Yaşam Desteği (CPR) eğitimi verildi. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Radyoloji Bölümünde görev yapan sağlık çalışanlarına yönelik Temel Yaşam Desteği (CPR) eğitimi düzenlendi. Eğitimle, kontrast madde kullanımı sırasında ve sonrasında gelişebilecek muhtemel kardiyak arrest durumlarında doğru ve etkili müdahalenin sağlanması amaçlandı. Eğitim, Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Melih Savaş tarafından teorik ve uygulamalı olarak gerçekleştirildi. Program kapsamında ani kalp durması durumunda yapılması gereken temel müdahaleler, doğru kalp masajı teknikleri ve solunum desteği uygulamaları ayrıntılı şekilde ele alındı. Eğitim süresince acil durumlarda hızlı ve doğru müdahalenin hayati önemi vurgulanırken, katılımcılar uygulamalı çalışmalarla bilgi ve becerilerini pekiştirme imkanı buldu. Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi yönetimi tarafından yapılan açıklamada, sağlık hizmetlerinin kalitesini ve hasta güvenliğini artırmaya yönelik eğitim faaliyetlerinin tüm birimleri kapsayacak şekilde düzenli olarak devam edeceği belirtildi.
Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor
15 Ocak 2026 Perşembe - 09:08 Mide kanseri yıllar içinde gelişiyor, risk faktörleri ve erken belirtiler hayat kurtarıyor Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, mide kanserinin çoğu zaman yıllar içerisinde yavaş ilerleyen ve genellikle çeşitli risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkan ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Trabzon İmperial Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Çalık, beslenme alışkanlıklarının mide kanseri riskini doğrudan etkilediğini belirterek, "Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır" dedi. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimalinin arttığına dikkat çeken Çalık, "Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle pernisiyöz anemi gibi hastalıklar mide kanserine zemin hazırlayabiliyor. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artıyor" diye konuştu. "Mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır" Mide kanserinin çoğu zaman önlenebilir bir hastalık olduğunu kaydeden Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri genellikle yıllar içinde yavaş gelişen bir hastalıktır ve çoğu zaman bazı risk faktörlerinin birikmesiyle ortaya çıkar. Toplumun bu riskleri bilmesi, erken tanı açısından büyük önem taşır. Mide kanserinin en önemli nedenlerinden biri, mideye yerleşen ’Helicobacter pylori’ adlı bakteridir. Bu bakteri uzun yıllar midede kaldığında iltihap, doku kaybı ve zamanla kansere giden değişikliklere yol açabilir. Bu nedenle mide şikâyeti olan kişilerin gerekli testleri yaptırması önemlidir. Beslenme alışkanlıkları da mide kanseri riskini doğrudan etkiler. Aşırı tuzlu, tütsülenmiş, salamura ve işlenmiş gıdalar, mideyi uzun vadede tahriş ederek riski artırır. Buna karşılık taze sebze ve meyveden fakir beslenme koruyucu etkiyi azaltır. Sigara kullanımı ve aşırı alkol tüketimi de mide kanseri riskini belirgin şekilde yükseltir. Bazı mide hastalıkları kansere zemin hazırlar. Uzun süreli mide iltihabı, mide dokusunun incelmesi, mide iç yüzeyinde hücre değişiklikleri, mide polipleri ve özellikle ’pernisiyöz anemi’ gibi durumlar risklidir. Daha önce kanser dışı nedenlerle mide ameliyatı geçiren kişilerde de yıllar sonra mide kanseri gelişme ihtimali artabilir. Aile öyküsü önemli bir faktördür. Birinci derece akrabasında mide kanseri olan kişilerde risk daha yüksektir. Kan grubu A olanlarda ve nadiren de olsa bazı kalıtsal genetik hastalıklar, genç yaşta mide kanserine yol açabilir. Mide kanseri erkeklerde, ileri yaşlarda ve düşük sosyoekonomik şartlarda daha sık görülür. Ayrıca obezite özellikle midenin yemek borusuna yakın kısmında gelişen kanserler için risk oluşturur. Sonuç olarak mide kanseri çoğu zaman önlenebilir veya erken yakalanabilir bir hastalıktır. Sağlıklı beslenme, sigaradan uzak durma, mide şikâyetlerinin ihmal edilmemesi ve risk grubundaki kişilerin düzenli kontrollerini yaptırması gerekli durumlarda endoskopi hayat kurtarıcıdır" şeklinde konuştu. "Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez" Mide kanserinin erken dönemde çoğu zaman belirti vermediğini belirten Prof. Dr. Çalık, "Mide kanseri erken dönemde çoğu zaman belirti vermez ya da basit mide rahatsızlıklarıyla karışabilecek yakınmalarla seyreder. Bu nedenle hastalık genellikle geç evrede fark edilir. En sık görülen erken belirtiler arasında hazımsızlık, mide yanması, şişkinlik ve çabuk doyma yer alır. Kişi az yemekle doymaya başlar ve yemek sonrası rahatsızlık hissi yaşar. Bu şikâyetler uzun süre geçmezse dikkate alınmalıdır. Hastalığın ilerlemesiyle birlikte iştahsızlık ve istemsiz kilo kaybı ortaya çıkar. Sürekli bir halsizlik, çabuk yorulma ve günlük yaşamı zorlaştıran bir güçsüzlük hissi gelişebilir. Bunun önemli nedenlerinden biri gizli mide kanamalarına bağlı oluşan kansızlıktır. Mide ağrısı, özellikle geceleri artan, künt ve sürekli bir ağrı şeklinde hissedilebilir. Bazı hastalarda bulantı ve kusma görülür; ileri evrelerde kusmukta kan veya kahve telvesi görünümü olabilir. Dışkının siyah renkte olması da mide kanamasının bir işareti olabilir. Tümör mide çıkışına yakınsa, yemeklerin midede takılıyormuş gibi hissedilmesi, aldığı besinleri içeren kusma görülebilir. Yemek borusuna yakın yerleşimlerde ise yutma güçlüğü ortaya çıkabilir. İleri evrelerde ele gelen karın kitlesi, karında sıvı birikimi, lenf bezlerinde büyüme (özellikle sol köprücük kemiği üstünde sert bezeler) ve nadiren ciltte veya göbek çevresinde sertlikler saptanabilir" ifadelerini kullandı. Ne zaman doktora başvurulması gerektiği konusunda bilgi veren Prof. Dr. Çalık, "Uzun süredir geçmeyen mide şikâyetleri varsa, açıklanamayan kilo kaybı ve iştahsızlık gelişmişse, kansızlık saptanmışsa, siyah dışkı veya kanlı kusma görülmüşse bu belirtiler her zaman mide kanseri anlamına gelmez, ancak mutlaka araştırılmalıdır. Erken tanı, mide kanserinde tedavinin başarısını belirleyen en önemli faktördür" dedi.
Yuttuğu madeni para canından edecekti, endoskopik yöntemle kurtarıldı
14 Ocak 2026 Çarşamba - 18:58 Yuttuğu madeni para canından edecekti, endoskopik yöntemle kurtarıldı Siirt’te boğazına madeni 5 lira kaçan 8 yaşındaki çocuk, hastanede iki bölümün doktorunun endoskopik müdahalesiyle kurtarıldı. Yabancı cisim yutma şikayetiyle ailesi tarafından Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesine getirilen 8 yaşındaki Y.K.’ya yapılan ilk değerlendirme ve görüntüleme tetkiklerinin ardından ilgili branşlar tarafından operasyona alındı. Y.K.’nın yemek borusuna kadar ilerlediği tespit edilen madeni para, Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Yaren Dirik ve Kulak Burun Boğaz (KBB) Hekimi Dr. Yasin Gökçınar tarafından endoskopik yöntemle çıkartıldı. Kulak Burun Boğaz (KBB) uzmanı Dr. Yasin Gökçınar, 8 yaşındaki çocuk hasta için sabah saatlerinde başvurulduğunu söyledi. Sabah açlığında çocuğu ameliyata aldıklarını belirten Dr. Gökçınar, "Görüntülemeyle, hastanın hikayesi ve ailesinin 5 lira yuttuğunu söylemesi üzerine tetkiklerini değerlendirip ameliyata aldık. Bu süre zarfında hastamız aç bekledi, her hangi bir şey yiyip içmedi. Bu, önemli. Herhangi bir yabacı cisim yutma, soluk borusuna kaçması durumunda önemli bir durum. Acil hava yolu durumu gelişebilir. Hava yolu tıkanması durumunda direkt solunum sıkıntısı oluşabiliyor ve hasta hayatını kaybedebiliyor. Çocuklarımızın yabancı cisimlerle oynamasına çok aşırı müsade etmemekte fayda var. Çocuk, şanslı bir çocuk. Çünkü soluk borusu yerine mutak borusuna girmiş bir para. Soluk borusuna gitseydi hayatını kaybedebilirdi. Mideye gitmeden hocamızın da desteğiyle çıkartmış olduk. Hastamız taburcu oldu, gayet iyi durumda." Gastroenteroloji uzmanı Dr. Yaren Dirik ise, hastanın para yutma şikayetiyle geldiğini söyleyerek, "Yaptığınız ön tetkiklerde kulak burun boğazla birlikte değerlendirdiğimizde paranın yemek borusuyla ağız tabanı arasında, KBB’nin hem de gastroenteolojinin ortak girişiyle yapabileceği bir alanda olduğunu tespit ettik. Tespitten sonra KBB ile istişarede bulunduk. Ortaklaşa işleme aldık ve madeni 5 lirayı ameliyatsız bir şekilde endoskopik olarak çıkardık" diye konuştuk.
Akşehir Devlet Hastanesi 2025’te 900 bine yakın hastaya hizmet verdi
14 Ocak 2026 Çarşamba - 18:21 Akşehir Devlet Hastanesi 2025’te 900 bine yakın hastaya hizmet verdi Konya’nın Akşehir İlçe Devlet Hastanesi, 2025 yılı boyunca sunduğu sağlık hizmetleriyle bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürdü. Hastane, yıl içinde 900 bine yakın hastaya sağlık hizmeti sundu. Başhekim Uzm. Dr. Bülent Erdem, 2025 yılına ilişkin yaptığı değerlendirmede, verilen hizmetlerin büyüklüğüne dikkat çekti. Erdem, yıl boyunca 300 bine yakın acil hasta, 17 bin yatan hasta tedavisi gerçekleştirildiğini belirterek, "Hastanemiz sadece ayaktan değil, ileri düzey tedavi ve yataklı hizmetlerde de önemli bir yükü üstlenmiştir. Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine hızlı, kaliteli ve güvenli şekilde ulaşması için tüm ekibimizle özveriyle çalışıyoruz. 2025 yılında elde edilen bu rekor düzeyindeki rakamlar, hastanemizin bölge için ne kadar önemli bir görev üstlendiğinin açık göstergesidir" ifadelerini kullandı. 2025 yılında hastanede 25 bine yakın ameliyat yapılırken, yaklaşık bin hastaya yoğun bakım, bin 300 yenidoğan hastaya ise özel bakım hizmeti verildi. Aynı yıl içerisinde bin doğum başarıyla gerçekleştirildi. Tanı ve tedavi hizmetlerinde de yüksek rakamlara ulaşıldı. Hastanede 150 bin röntgen, 37 bin tomografi, 55 bin ultrason ve 48 bin MR çekimi yapıldı. Ayrıca 600 anjiyo, 2 bin 750 endoskopi ve kolonoskopi işlemi gerçekleştirildi. Fizik tedavi ve kronik hastalık hizmetlerinde de önemli bir rol üstlenen Akşehir Devlet Hastanesi’nde 45 bin 600 seans fizik tedavi, 7 bin 200 seans diyaliz hizmeti sunuldu. Evde sağlık hizmetleri kapsamında ise 7 bin 214 ev ziyareti yapılarak hastalara yerinde sağlık hizmeti ulaştırıldı. Yaklaşık 69 uzman hekim, 30 pratisyen hekim, 300 hemşire, 50 ebe ve toplamda 950 personel ile hizmet veren hastane, 1 milyar 200 milyon liralık yıllık bütçesiyle Akşehir ve çevre ilçeler için adeta bir sağlık devi konumunda bulunuyor.