SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı 10 Mart 2026 Salı - 16:08:13 Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02 Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41 Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir"
13 Ocak 2026 Salı - 09:33 Dr. Öksüz: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir" Cerrahi işlem gerektirmeyen endoskopik sleeve gastroplasti yöntemini anlatan Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz, sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" dedi. Acıbadem Adana Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Murat Öksüz, obezite tedavisinde cerrahi olmayan bir yöntem olan endoskopik sleeve gastroplasti (ESG) hakkında önemli bilgiler verdi. ESG’nin midenin içinden endoskop kullanılarak yapılan, kesme ve çıkarma işlemi gerektirmeyen bir yöntem olduğunu belirten Dr. Öksüz, mideye atılan özel dikişlerle hacmin küçültüldüğünü ve midenin tüp şeklini aldığını söyledi. İşlemin genel anestezi altında yapıldığını ve karında herhangi bir kesi olmadan tamamen ağızdan gerçekleştirildiğini anlatan Dr. Öksüz, ortalama 60 ila 90 dakika süren operasyon sonrasında hastaların genellikle aynı gün veya ertesi gün taburcu olabildiklerini ifade etti. Vücut kitle indeksi belirleyici Bu yöntemin genellikle Vücut Kitle İndeksi (VKİ) 30-40 arasında olan bireyler için uygun olduğunu vurgulayan Dr. Öksüz, diyet ve egzersize rağmen kilo veremeyen, cerrahi obezite ameliyatına uygun olmayan ya da ameliyat olmak istemeyen hastaların bu tedaviyi tercih edebileceğini dile getirdi. Ayrıca fazla kiloya bağlı şeker, tansiyon ve uyku apnesi gibi sorunları olanlar için de bir seçenek olduğunu ekledi. Uygunluğun mutlaka doktor tarafından değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. İşlem sonrası iyileşme sürecine de değinen Dr. Öksüz, hastaların ilk birkaç gün sıvı ve yumuşak gıda tükettikten sonra birkaç hafta içinde aşamalı olarak normal beslenme düzenine geçebildiklerini belirtti. Öksüz, genellikle 2-3 gün içinde günlük hayata dönülebildiğini, işlem sonrası oluşabilen hafif karın rahatsızlığı veya bulantının ise kısa süreli olduğunu aktardı. "İlk yıl yüzde 20 kayıp" Sonuçların kişiye göre değişmekle birlikte ilk yıl içinde toplam vücut ağırlığının yüzde 15-20’sinin verilmesinin beklendiğini kaydeden Dr. Öksüz, bu kaybın kan şekeri kontrolü, tansiyon, kolesterol ve karaciğer yağlanması gibi sağlık sorunlarında belirgin iyileşme sağladığına dikkat çekti. Daha az yemekle daha hızlı doygunluk sağlandığını belirten Dr. Öksüz, yaşam tarzı değişiklikleri ile birlikte sonuçların çok daha başarılı olacağını vurguladı. "Geri dönüşü olan bir yöntem" Klasik cerrahi yöntemlere göre daha düşük risk taşıyan bu yöntemin geri dönüşlü ve düzeltilebilir olduğunu hatırlatan Dr. Öksüz, "Tüp mide veya gastrik bypass gibi ameliyatlardan farklı olarak mide kesilip çıkarılmaz; sadece içeriden dikişle daraltılır. Gerekirse dikişler gevşetilebilir veya işlem tekrarlanabilir. Anestezi ve enfeksiyon riski daha düşüktür" diye konuştu. Düzenli beslenme desteği ve hekim kontrolünün önemine işaret eden Dr. Öksüz, sözlerini şöyle tamamladı: "Endoskopik sleeve gastroplasti, doğru hasta grubunda oldukça başarılı sonuçlar verir. Cerrahi işlemlere göre daha hızlı iyileşme süreci ve günlük yaşama çabuk dönüş sağlaması önemli avantajlardır."
Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz"
12 Ocak 2026 Pazartesi - 21:00 Zonguldak Valiliğinden KYK yurdundaki zehirlenme iddialarına ilişkin açıklama: "Yemek ve su numuneleri temiz" Zonguldak Valiliği, Kozlu ilçesindeki KYK yurdunda zehirlenme iddialarının ardından alınan yemek ve su numunelerinin temiz çıktığını belirterek, şebeke suyunda mikrobiyal kirlilik tespit edildiğini açıkladı. Zonguldak Valiliği, 6 Ocak’ta Kozlu KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda yaşanan ve basına "gıda zehirlenmesi" olarak yansıyan olayla ilgili açıklama yaptı. Alınan yemek numunelerinin Tarım ve Orman Bakanlığı Bolu Gıda Kontrol Laboratuvarı’nda incelendiği belirtilen açıklamada, "Yapılan analizler sonucunda yemek numunelerinde herhangi bir olumsuzluk tespit edilmemiştir. Ayrıca yurtta kullanılan ambalajlı sulara ait analiz sonuçlarında da olumsuz bir bulguya rastlanmamıştır" ifadelerine yer verildi. Açıklamada aynı gün sadece öğrencilerin değil, yurt çevresinde ikamet eden vatandaşların da benzer şikayetlerle sağlık kuruluşlarına başvurduğu belirtildi. Bölgedeki farklı noktalardan alınan şebeke suyu numunelerinde "mikrobiyal kirlilik" tespit edildiği bildirildi. İlgili kurumların şebeke suyundan tekrar numune alarak geniş çaplı inceleme başlattığını duyuran Valilik, vatandaşlara uyarıda bulundu. Açıklamada, "İnceleme süreci tamamlanıncaya kadar Kozlu Merkez Mahallesi’nde şebeke suyunun tedbir amacıyla kaynatılarak tüketilmesi tavsiye edilmektedir" denildi. Öte yandan, olay günü ve takip eden 3-4 gün boyunca artan bulantı ve kusma şikayetlerinin son iki gündür normal seviyelere döndüğü kaydedildi.
Uzmanı uyardı: Kış aylarında artan kusma ve ishal vakalarına dikkat
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46 Uzmanı uyardı: Kış aylarında artan kusma ve ishal vakalarına dikkat Kış aylarında özellikle çocuklar ve yaşlıları etkileyen kusma ve ishal vakalarının büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor. El hijyeni ve bol sıvı tüketimi salgınlardan korunmada kritik rol oynar" dedi. Soğuk kış aylarıyla birlikte kusma ve ishal vakalarında artış yaşandığını belirten Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, özellikle son haftalarda çocuklar ve yaşlılar arasında görülen salgınların büyük bölümünün viral kaynaklı mide-bağırsak enfeksiyonlarından oluştuğunu söyledi. Norovirüs ve rotavirüs gibi etkenlerin kış aylarında kapalı alanlarda daha kolay yayıldığına dikkat çeken Gökrem, ani başlayan kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin bu dönemde sık görüldüğünü ifade etti. "Kapalı alanlar ve hijyen eksikliği bulaşı artırıyor" Uzm. Dr. Gökrem, soğuk havalarda bağışıklık sisteminin zayıflamasının ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin salgınların yayılmasını hızlandırdığını belirtti. Uzm. Dr. Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor" diye konuştu. "Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Hastalık süresince bol sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gökrem, tedavi sürecinde gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkili olmadığını hatırlattı. "Bu belirtilerde mutlaka doktora başvurun" Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, ağızdan sıvı alamama ve uzun süren ishal durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Manolya Gökrem, korunmanın en etkili yolunun el yıkama alışkanlığı, gıdaların iyi yıkanması ve hastalık belirtileri olan kişilerin kalabalık ortamlardan uzak durması olduğunu belirtti.
Yemek borusu kanseri olan hastaya cerrahi operasyonla yeni yemek borusu yapıldı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:00 Yemek borusu kanseri olan hastaya cerrahi operasyonla yeni yemek borusu yapıldı Yutma güçlüğü şikâyetiyle Denizli Devlet Hastanesi’ne başvuran 66 yaşındaki Şengül Korkmaz’a yemek borusu kanseri teşhisi konuldu. Yemek borusu alınan hastaya, midesinden yeni yemek borusu yapılarak sağlığına kavuşturuldu. Denizli Devlet Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Polikliniğine 3 ay önce yutma güçlüğü, mide bulantısı, sırt ağrısı şikâyetleriyle başvuran 66 yaşındaki Şengül Korkmaz’a yapılan tahlil ve tetkiklerden sonra yemek borusu kanseri teşhisi kondu. Denizli Devlet Hastanesi’nde radyoterapi (ışın tedavisi) ve kemoterapi tedavisi gören Korkmaz, Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Barış Dirim ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Mahmut Kaan Demircioğlu gözetiminde ameliyata alındı. Ameliyatta midesinden yeni yemek borusu yapılan hasta 12 gün süren zorlu tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Ameliyatla ilgili bilgi veren Gastroenteroloji Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Barış Dirim; "Ameliyatta kanserli yemek borusunu onkolojik prensiplerle çıkarabilmek için hastamızın karın, göğüs kafesi boşluğu ve boyun bölgesine müdahale ettik. ‘Üç alan cerrahisi’ olarak da adlandırılan ‘McKeown total özefajektomi’ cerrahi tekniğini uyguladık. Çıkarmış olduğumuz yemek borusunun yerine, tüp haline getirdiğimiz mideyi boyun bölgesine dikerek sindirim sisteminin devamlılığını sağladık. Hastamızın beslenmesini erken dönemde ince bağırsağından vücut dışına uzattığımız tüp aracılığıyla sağladık. Akciğer, kalp ve sindirim sistemi fonksiyonları normale dönünce, ağızdan gıda alımını da sağlayarak iyileşme sürecini tamamladık" dedi. Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Mahmut Kaan Demircioğlu ise "Bu tür ameliyatların deneyimli ellerde ve donanımlı ekiplerce gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. Hastanemizde Gastroenteroloji Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji yandal uzman hekimleri olarak kalın ve ince bağırsak, mide ve yemek borusu, pankreas, karaciğer hastalıkları ve kanserlerinin kapalı (laparoskopik) ve açık cerrahi tedavilerini gerçekleştirmekteyiz. Hastamızın onkolojik tedavi aşamasından taburculuğuna kadar geçen süreçte yoğun emeği olan medikal ve radyasyon onkolojisi uzman hekimlerimize, anestezi ve yoğun bakım uzman hekimlerimize, tüm hemşire ve anestezi teknisyen ekibimize şükranlarımızı sunarız" dedi.
Erzincan’da 2025 sağlık hizmetleri verileri açıklandı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 14:39 Erzincan’da 2025 sağlık hizmetleri verileri açıklandı Erzincan’da 2025 yılı sağlık hizmetleri değerlendirme verileri açıklandı. İl genelinde 2025 yılı içerisinde toplam 43 bin 528 adet 112 vakasına müdahale edildi. Vakaların 27 bin 102’si kentsel, 16 bin 426’sı kırsal alanlarda gerçekleşti. Kentsel vakalarda ortalama ulaşım süresi 5,8 dakika, kırsal vakalarda ise 13,5 dakika olarak kaydedildi. İl genelinde 24 istasyon ve 46 ambulans ile hizmet sunulurken, yıl boyunca 84 bin 450 çağrı alındı. Acil sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi kapsamında 2025 yılında 4 yeni ambulans hizmete alındı. Ambulans başına maliyet 3 milyon 659 bin 760 TL olurken, toplam yatırım maliyeti 14 milyon 639 bin 40 TL olarak gerçekleşti. Aşılama hizmetlerinde il genelinde %94 aşılama oranına ulaşıldığı belirtilirken, toplum sağlığının korunmasına yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü ifade edildi. Birinci basamak sağlık kuruluşlarında yıl boyunca 806 bin 437 muayene gerçekleştirildi, 209 bin 256 başvuru alındı. Bu rakamlar, birinci basamak sağlık hizmetlerinin vatandaşlar tarafından yoğun şekilde tercih edildiğini gösterdi. Doğum istatistiklerine göre ise Erzincan’da 2025 yılında toplam 2 bin 177 doğum gerçekleşti. İl genelindeki primer sezaryen oranı %28,71 olarak açıklandı. Açıklamada ayrıca, bağışçı Bedirhan Aydın tarafından merhum Hafız Mehmet Aydın adına yaptırılan Hafız Mehmet Aydın Aile Sağlığı Merkezinin, 5 Aile Hekimliği Birimi ile yaklaşık 17 bin nüfusa hizmet verdiği belirtildi. Merkez, aynı zamanda Merkez ilçenin doğu kanadına hizmet sunan 3 acil sağlık hizmetleri istasyonundan birine ev sahipliği yapıyor. İl genelinde birinci basamak sağlık hizmetleri kapsamında 33 Aile Sağlığı Merkezi, 94 Aile Hekimliği Birimi ve 2 Sağlıklı Hayat Merkezi ile vatandaşlara kesintisiz sağlık hizmeti sunulduğu bildirildi.
Kış aylarında "D vitamini" uyarısı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 14:07 Kış aylarında "D vitamini" uyarısı Acıbadem Kayseri Hastanesi Dahiliye Uzmanı Dr. Hasan Yeşilkaya, güneş ışığının azaldığı kış aylarında D vitamini eksikliğinin daha sık görüldüğünü belirterek, D vitamini düzeylerinin düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. D vitamininin yalnızca kemik sağlığı için değil, kas-iskelet sistemi ve bağışıklık sistemi açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayan Yeşilkaya, "D vitamini sadece bir vitamin değil, aynı zamanda vücutta sentezlenmesi gereken bir hormondur. Aktif hale gelebilmesi için karaciğerde ve böbrekte hidroksilasyon işleminden geçmesi gerekir. Bu yüzden hem vitamin hem de hormon gibi kabul edilir. Eksikliği ise toplumda oldukça yaygındır" dedi. D vitamini sentezinde güneş ışığının belirleyici rol oynadığını ifade eden Yeşilkaya, "Güneş ışığının D vitamini sentezleyebilmesi için dik açıyla gelmesi gerekir. Kış aylarında güneş ışınları dünyaya yatay açıyla ulaştığı için bu sentez yeterli olmaz. Ayrıca soğuk hava nedeniyle dışarı çıkamamak ya da kalın kıyafetler giymek de D vitamini üretimini azaltır" diye konuştu. "Cam arkasından gelen güneş işe yaramaz" Güneşlenme ile ilgili yanlış bilinen noktalara da değinen Yeşilkaya, "Cam balkon ya da araç içinde iken gelen güneş ışığı D vitamini sentezleyemez. Cam, D vitamini sentezleyen UV ışınlarını geçirmez. Ayrıca güneş kremi kullanımı da D vitamini sentezini engeller. Bununla beraber, yazın ‘D vitamini alacağım’ diye saatlerce güneşte kalmak ise cilt kanseri riskini artırabilir. Bir fayda sağlamak isterken, başka bir soruna yol açmamak gerekir" ifadelerini kullandı. Türkiye’nin güneşli bir ülke olmasına rağmen D vitamini eksikliğinin sık görülmesinin nedeninin bu durumlar olduğunu belirten Yeşilkaya, "D vitamini sentezi için güneş ışığı dik açıyla gelmeli. Camın arkasında değil, doğrudan güneş ışığı cilde temas etmeli ve ciltte güneş koruyucu krem olmamalıdır. Bu şartlar çoğu zaman sağlanamadığı için özellikle kış aylarında eksiklik kaçınılmaz hale geliyor" dedi. "Bebeklerde ciddi D vitamini eksikliği olursa bacaklarda eğrilik görülebilir" D vitamini eksikliğinin bebeklerden yetişkinlere kadar her yaş grubunu etkileyebileceğini vurgulayan Dr. Yeşilkaya, "Bebeklerde ciddi D vitamini eksikliği olursa bacaklarda eğrilik (Raşitizm) görülebilir. Bu nedenle anneler, bebeklerine D vitamini damlası verir. Anne sütünde yeteri kadar D vitamini bulunmadığı için, bu destek mutlaka gereklidir" şeklinde konuştu. Yetişkinlerde ise D vitamini eksikliğinin kemik erimesi (osteoporoz), iskelet sisteminin zayıflaması, kas ve eklem ağrıları gibi sorunlara yol açabildiğini belirten Yeşilkaya, "Belirti vermese bile zaman zaman D vitamini düzeylerinin ölçülmesi faydalıdır, tedavisi düşük maliyetli ve kolaydır" dedi. "Gıdalar tek başına yeterli değil" D vitamininin bazı hayvansal gıdalarda bulunduğunu, ancak bunun genellikle yeterli olmadığını ifade eden Yeşilkaya, "Balık, karaciğer, kırmızı et ve yumurta sarısında az miktarda D vitamini vardır. Ancak bu gıdaları fazla tüketmek kolesterol yüksekliği ve gut hastalığı gibi başka sağlık sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, çoğu zaman ilaç tedavisiyle D vitamini desteği vermek gerekir" diye konuştu. D vitamininin vücutta aktif hale gelebilmesi için karaciğer ve böbreklerde hidroksilasyon işleminden geçmesi gerektiğini belirten Yeşilkaya, "Ciddi karaciğer ya da böbrek hastalığı olan kişilerde D vitamini eksikliği daha sık görülebilir. Bu nedenle bu hasta gruplarında daha dikkatli olunmalıdır" ifadelerini kullandı. Dr. Hasan Yeşilkaya, D vitamini eksikliğinin yaygın bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, "Toplumda farkındalık arttıkça, bu eksiklik kolay ve etkili şekilde tedavi edilebilir" dedi.