Son Dakika
|
Kuyumcukent AVM’de 20 milyonluk soygun
ABD Başkanı Trump: "İran’la görüşebilirim"
Esenler’de İBB şantiyesinde yangın: 3 konteyner zarar gördü
Esenler’de 4 katlı binanın çatısı alev alev yandı
Teknik direktör Engin Fırat son yolculuğuna uğurlandı
İran Ordusu, Hayfa’daki petrol ve gaz rafinerisi ile yakıt depolarını hedef aldı
Niğde’deki patlamanın boyutu gün ağarınca ortaya çıktı
İran Meclis Başkanı Galibaf: "Kesinlikle ateşkes peşinde değiliz"
İran’ın İsrail’e saldırılarında ölenlerin sayısı 13’e yükseldi
İzmir’de taksi şoförü ücret tartışmasında öldürüldü
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Denizli’de 4 büyüklüğünde deprem
İsrail’den Gazze Şeridi'ne saldırı
Okan Buruk: "Liverpool’a karşı ilk galibiyetin şans olmadığını gösterdik"
Trump: "Son birkaç saat içinde 10 adet mayın döşeme botunu veya gemisini imha ettik"
Hizbullah'ın İsrail'e ait uydu iletişim merkezine yönelik saldırısının görüntüleri ortaya çıktı
Pentagon, İran saldırılarında 140 ABD askerinin yaralandığını açıkladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı el-Burhan ile telefonda görüştü
SAĞLIK
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
10 Mart 2026 Salı - 16:08:13
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve solunum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik. Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu" dedi. Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Dr. Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimiz de rahat şu aşamada" diye konuştu. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı" dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibarıyla sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz" şeklinde konuştu.
10 Mart 2026 Salı - 16:02
Yüksek riskli beyin ameliyatı Ardahan’da ilk kez yapıldı
Ardahan’da sağlık hizmetleri her geçen gün geliştirilerek hasta odaklı tedavilerine bir yenisini daha ekledi. Kentte sağlık alanında önemli bir başarıya daha imza atıldı. İl genelinde ilk kez gerçekleştirilen yüksek riskli beyin ameliyatı, uzman doktorların titiz çalışması sonucu başarıyla tamamlandı. 29 yaşındaki Emre Toptaş, geçirmiş olduğu rahatsızlık ve buna bağlı olarak gelişen ani bilinç kaybı ve sonum kaybı sonrası Ardahan Devlet Hastanesine kaldırıldı. Hastaya yapılan tetkiklerde kanamanın damar yumağından kaynaklandığı belirlendi. Ardahan Devlet Hastanesi’nin 2. basamak sağlık kuruluşu olması dolayısıyla, dijital substraksiyon anjiyografi (DSA) imkanının bulunmaması ve sevkin zaman kaybına yol açacak olması nedeniyle hasta ameliyata alındı. Hastanın entübe halde ve bilincinin kapalı olarak acil servise getirildiğini hatırlatan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, "Biz gördüğümüzde hastayı şuuru yerinde değildi. Beyin kanaması olduğu zaman hani tomografi çektiğimizde anlayabiliyoruz bunu. Ama bu yaşta bir kaza geçirmeden birden bu kadar büyük bir beyin kanaması olması bizi şüphelendirdi. Damar yumağı olabilir mi, ya da damar büyümesi, anevrizma dediğimiz şey olabilir mi? Ona bakmak için bir tomografisini gördük. Tomografide AVM olduğunu gördük. Yani beyinde damar yumağı dediğimiz damarların iç içe geçmiş ve kanamış hali beyin cerrahisinin en zor dediğimiz ameliyatlarından birini yapacağımızı anladık o sırada. Sonra acil ameliyat kararı verdik. Yakınlarına da bilgi verdik. Ardahan’da DSA imkanlarının bulunmadığı, söz konusu hasta için sevk şanslarının olmadığı ve kanama kontrolü yapıp bunu planlayarak ameliyata almak için hızlıca hareket ettik’’ dedi. Dr. Eray, "Şahdamarı dediğimiz damarını bağladıktan sonra ameliyatta kanamasını kontrol edebilmek için kafatasını kaldırarak beyindeki o damar yumağını çıkardık. Kanamalı bir ameliyattı kendisi. Zor bir ameliyattır. Süresi de uzundur. Hayati riski de çok yüksektir. Çok nadir görülür beyin kanamalarında. 10 binde 5 kadar görülen bir durum. Hani onu görmüş olduk ve müdahale ettik. Şahdamarı bağlamamızın avantajı şu oldu. Kanamamızı kontrol etmemizi sağladı. Büyük ihtimal hani hayata tutunmasını sağlayan manevralardan biri oldu." Ameliyatı bitirdikten sonra yoğun bakımda 2 hafta takip ettiklerini aktaran Eray, "Kemiğini karnına koymuştuk kendisinin. Onu tekrar kafasına koymak için ikinci bir ameliyatı bekliyoruz. Sonra bir anjiyo görüntüleme yaptık tekrar. AVM dediğimiz damar yumağı çıktı mı diye. Onun da total olarak hepsinin çıktığını gördük. O yüzden içimizde rahat şu aşamada." Dedi. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Halit Anıl Eray, erken teşhisin beyin hastalıklarında hayati önem taşıdığına da dikkat çekerek, şiddetli baş ağrısı, denge kaybı ve görme bozukluğu gibi belirtiler yaşayan vatandaşların vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini de söyledi. Hasta Emre Toptaş da şu an kendisini çok iyi hissettiğini belirterek, "Durumum iyi. Hocam sağ olsun, hayatımızı kurtardı." dedi. İl Sağlık Müdürü İshak Askeroğlu ise Sağlık Bakanlığı’nın "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" kapsamında, projeleri Ardahan’da artırarak uygulamak istediklerini söyledi. Askeroğlu, "Bu zamana kadar ilimizde yapılamaz denilen ameliyatları, tedavileri yaptık. Onlardan birisi de Emre’ye uygulandı. Kendisine yaptığımız uygulama normalde ilimizin şartlarında bu tür hastaların ameliyatı oldukça büyük bir risk taşıyor. Ancak cerrahi ekibimiz ve sonrasında yoğun bakım ekibimizin yapmış olduğu özverili çalışmayla ilimizde daha önce hiç yapılmayan bu ameliyatı başarıyla yapmış oldular. Hastamız şu an itibariyle sağlığına kavuşmuş durumda. Yakın zamanda geçireceği ikinci bir ameliyatla da tedavisi tamamlanmış olacak. Ardahan’daki vatandaşlarımız için sağlık hizmetlerini en iyi şekilde sunmaya devam edeceğiz." dedi.
10 Mart 2026 Salı - 14:41
Türkiye’de 10 milyon kişi böbrek hastalığı riski altında
Prof. Dr. Aydın Türkmen, Türkiye’de 10 milyon kişinin böbrek hastalığı riski altında olduğunu söyledi. Dünya Böbrek Günü dolayısıyla açıklama yapan Türkiye Nefroloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Türkmen; Türkiye’de kronik böbrek hastalığının ciddi boyutlara ulaştığını belirterek, organ bağışı ve erken tanının hayati önem taşıdığını söyledi. Prof. Dr. Aydın Türkmen tarafından paylaşılan verilere göre, Türkiye’de kronik böbrek hastalığı görülme sıklığı yüzde 16 seviyesine ulaştı. Bu oranın yaklaşık 10 milyon kişinin böbrek yetersizliği riskiyle karşı karşıya olduğunu gösterdiğini belirten Türkmen; hastalığın sinsi ve ilerleyici yapısına dikkat çekerek erken tanının süreci durdurabileceğini veya yavaşlatabileceğini ifade etti. Vatandaşların düzenli sağlık kontrolü yaptırmasının büyük önem taşıdığını belirten Türkmen; hastalık, böbrek fonksiyonlarının yüzde 15’in altına düştüğü son evreye ulaştığında hastalar için diyaliz veya organ naklinin hayati seçenekler olduğunu söyledi. Her yıl yaklaşık 13 bin yeni hastanın diyaliz sistemine dahil olduğunu belirten Türkmen, Türkiye’de yıllık organ nakli sayısının yaklaşık 3 bin 500 seviyesinde kaldığını ifade etti. Organ naklinin hastalara yalnızca daha yüksek yaşam kalitesi sunmadığını, aynı zamanda diyalize göre yaşam süresini de anlamlı şekilde uzattığını dile getirdi. Türkiye’nin organ nakli cerrahisinde önemli başarılar elde ettiğini belirten Türkmen, bağış oranlarının ise istenilen seviyede olmadığını vurguladı. Batı ülkelerinde organ nakillerinin yüzde 90’ının kadavradan gerçekleştirildiğini ifade eden Türkmen, Türkiye’de ise bu oranın tam tersi olduğunu ve nakillerin yüzde 90’ının canlı donörlerden yapıldığını söyledi. Milyon nüfus başına düşen kadavra bağış sayısının Türkiye’de 5 civarında olduğunu belirten Türkmen, bu rakamın ABD ve İspanya gibi ülkelerde 50 seviyelerinde olduğunu dile getirdi. Çapraz nakil sistemi nakil sayısını artırabilir Donör sıkıntısının aşılması için çapraz nakil sisteminin önemine dikkat çeken Türkmen; doku veya kan grubu uyumsuzluğu nedeniyle nakil olamayan ailelerin ulusal bir havuzda toplanmasının, nakil sayılarını en az %10 artırabileceğini söyledi. Yeni yönetmeliklerle beyin ölümü tespit edilen vakalarda aileye haber verme sürecinin kolaylaştırılmasının bilimsel açıdan olumlu bir gelişme olduğunu belirten Türkmen, toplumsal farkındalığın da artırılması gerektiğini ifade etti. Nakilli annelerin başarı öyküsü Organ naklinin yalnızca bir tedavi yöntemi olmadığını, aynı zamanda hastalar için yeni bir hayat anlamına geldiğini belirten Türkmen; diyaliz aşamasındaki kadın hastaların anne olma ihtimalinin oldukça düşük olduğunu söyledi. Başarılı bir böbrek nakli sonrası ise birçok hastanın sağlığına kavuşarak bebek sahibi olabildiğini ifade eden Türkmen, kliniklerinde nakil sonrası anne olan yaklaşık 200 hastanın bulunduğunu belirtti. Türkmen; erken tanı, organ bağışı bilincinin artırılması, nakil sonrası düzenli takip ve merkezlerin sağ kalım oranlarına göre denetlenmesinin Türkiye’nin böbrek sağlığı politikası açısından büyük önem taşıdığını sözlerine ekledi.
10 Mart 2026 Salı - 14:29
OMÜ’de kadın kanserlerine yönelik farkındalık etkinliği
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölümü tarafından kadın kanserlerine yönelik farkındalık oluşturmak amacıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Etkinlik, Dr. Öğretim Üyesi Şükran Başgöl liderliğinde yürütülen EBE416 Entegre Uygulamaları II dersi kapsamında ve OMÜ Ebelik Topluluğu öğrencilerinin iş birliğiyle gerçekleştirildi. OMÜ Yaşam Merkezi’nde kurulan stantta, kadın kanserleri ve erken tanının önemi hakkında bilgilendirme yapıldı. Etkinlik kapsamında özellikle meme kanseri, serviks kanseri ve diğer jinekolojik kanser türleri hakkında farkındalık oluşturmayı amaçlayan eğitimler verildi. Katılımcıların kanser taramaları konusunda doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmalarını desteklemek amacıyla bilgilendirici broşürler de dağıtıldı. Stantta ayrıca eğitim amaçlı maketler kullanılarak uygulamalı anlatımlar yapılırken, erken tanının hayat kurtarıcı rolü vurgulandı ve düzenli taramaların önemi konusunda bilgilendirme gerçekleştirildi. Etkinlik boyunca OMÜ öğrencileri ile Yaşam Merkezi’ni ziyaret eden personel bilgilendirme standına yoğun ilgi gösterdi. Ebelik öğrencileri etkinlik sayesinde mesleki bilgi ve becerilerini toplum yararına kullanma fırsatı bulurken, toplum temelli sağlık eğitimine de katkı sundu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mart 2026 Salı- 11:37
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine yeni kardiyoloji uzmanı atandı
2
10 Mart 2026 Salı- 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
3
10 Mart 2026 Salı- 10:53
Kolon kanseriyle mücadelede erken teşhis hayat kurtarıyor
4
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
5
10 Mart 2026 Salı- 12:07
Prof. Dr. İrfan Koca’dan "Geçmeyen ağrı" uyarısı
12 Ocak 2026 Pazartesi - 01:28
Muğla’da 6 işletmeye 379 bin TL ceza
Muğla Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri tarafından eş zamanlı düzenlenen denetimlerde 6 işletmeye 379 bin 175 TL idari para cezası kesildi.
11 Ocak 2026 Pazar - 14:24
Kar ve buzda yürümenin altın kuralları
Memorial Kayseri Hastanesi Ortopedi Ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Fatih Karaaslan; karlı ve buzlu zeminde yürüme taktikleri verdi. Kayak sporu ile uğraşan bireylere de önerilerde bulunan Karaaslan; "Kayak sporuna başlamadan önce diğer sporlarda yaptığımız gibi vücudun kondisyonunu arttırıcı ısınma hareketleri yapmalıyız" dedi. Kayseri’nin soğuk ve bir kış şehri olduğunu söyleyen Prof. Dr. Fatih Karaaslan; yaşlı bireylerin mümkün olduğunca buzlanma olan havalarda dışarı çıkmamaları gerektiğini söyledi. Eller cepte yürünmemesi ve zemine uygun ayakkabıların giyilmesi gerektiğini ifade eden Karaaslan; "Şehrimiz bir kış şehri, karada yürürken eller cepte yürümüyoruz. Zemine uygun ayakkabılar mutlaka kullanılmalı. Adımlar küçük ve dikkatli şekilde atılmalı. Kemik erimesi durumunda el bileği başta olmak üzere; hayatı bazen tehdit edici ve sakatlayıcı omurga kırkları, kafa travmaları ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Mümkünse çok yaşlı hastalar ihtiyaç dışında; havanın soğuk, zeminin karlı olduğu zamanlarda dışarıya çıkmasınlar. Çıkmak zorundalarsa lütfen bu önerilerime uysunlar" şeklinde konuştu. Spor yaralanmaları ile de ilgilenen Prof. Dr. Fatih Karaaslan, kayak yapmak için gerekli olan ekipmanlara dikkat çekerek; "Erciyes Kayak Merkezi donanımlı bir tesis. Kayak şehrimizde yapılan bir spor. Profesyonel yapanlar ve amatör olarak bu spor ile uğraşanlar farklı önerilerim olacak; amatör başlayanlar mutlaka bir yaralanma önleyici bilgilendirmeyle başlamalı. Kayak sporuna başlamadan önce diğer sporlarda yaptığımız gibi vücudun kondisyonunu arttırıcı ısınma hareketleri yapmalıyız. Gerekli ve olmazsa olmaz teçhizatlarımız var. Bunların başında kask geliyor. Koruyucu ekipmanlarımızı mutlaka bulundurmamız gerekli. Kayağa uygun kıyafetler mutlaka bulundurulmalıdır. Her hangi yaralanma bunlara rağmen olursa zaten kayak merkezimizde olaya anında müdahale edecek ekipler var. Yaralanma sonrası hemen ilgili sağlık kuruluşuna ulaştırıyoruz. Biz ve benim gibi bir meslek taşlarım ortopedik açıdan bir problem varsa hemen ilgileniyoruz ve problemi çözüyoruz" ifadelerini kullandı.
11 Ocak 2026 Pazar - 13:50
Çukurca’da gözyaşı kanalı ameliyatları yapılmaya başlandı
Hakkari’nin Çukurca Devlet Hastanesi’nde göz hastalıkları alanında ileri düzey tedavi ve cerrahi uygulamalar başarıyla yapılmaya başlandı. Çukurca Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Polikliniği’nde görev yapan Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ahmet Özdemir tarafından gözyaşı kanalı tıkanıklıklarının tanı ve tedavisine yönelik ileri cerrahi girişimler yapılmaya başlandı. Bu hizmetle birlikte, gözyaşı kanalı tıkanıklığı yaşayan hastalar artık il dışındaki ileri merkezlere sevk edilmeden, kendi ilçelerinde tedavi olma imkânına kavuştu. Bu durum hem hastalar hem de hasta yakınları için zaman ve maliyet açısından önemli bir kolaylık sağladı. Son olarak, gözyaşı kanalı tıkanıklığı tanısı bulunan 3 yaşındaki bir kız çocuğuna, Ritleng Mono-K tüpü kullanılarak gözyaşı yolları entübasyonu işlemi başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan müdahalenin ardından hastanın klinik takibinin sorunsuz şekilde devam ettiği bildirildi. Gözyaşı kanalı tıkanıklıklarının tanı ve tedavisinde önemli bir merkez olma yolunda ilerleyen Çukurca Devlet Hastanesi, sunulan bu yeni hizmetlerle bölge halkının sağlık hizmetlerine erişimini önemli ölçüde kolaylaştırırken, ilçede verilen sağlık hizmetlerinin niteliğini de artırmış oldu.
11 Ocak 2026 Pazar - 13:32
Uzmanı uyardı: "Yüz felcinde erken müdahale kalıcı hasarı önlüyor"
Yüz felcinde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, zamanında başlanan tedavinin kalıcı hasarı önlediği konusunda uyardı. Yüz sinirinin hasar görmesiyle ortaya çıkan yüz felcinde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, yüzün bir tarafında mimik kaybı, göz kapatamama ve ağızda kayma gibi belirtilerle kendini gösteren hastalıkta, ilk günlerde başlanan tedavinin kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığını ifade ediyor. Uzmanlar, soğuk havalarda yüzün korunması ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğine dikkat çekti. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Gümüş, yüz felcinin aslında fasiyal paralizi denilen yüz sinirinin hasarı sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Yüzün bir tarafındaki bütün mimik kasları etkileniyor. Buna bağlı olarak hastanın gözünü kapatamama, ağızda sağlam tarafa doğru kayma, alın çizgilerini hareket ettirememe şeklinde yüzün bir tarafının etkilenmesi tablosu. İki şekilde ortaya çıkabilir. Yüze giden sinirin etkilenmesi sebebiyle ortaya çıkabilir ki bu en sık gördüğümüz tablodur. Bir kısmı da beyin bazı hastalıklar sonucu ortaya çıkabilir ki bu bizim için çok acil ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Aslında toplumda soğukta kaldım yüz felci oldu gibi bir algı var. Ancak bunu direkt soğuğa bağlamak mümkün değil. Soğuk insanın bağışıklık sistemini bir miktar baskılamakta buna bağlı olarak da yüz bölgesinde enfeksiyon ortaya çıkmakta ki viral enfeksiyonlar yüz sinirini etkileyip bu şekilde de yüz felci ortaya çıkarıyor ya da soğuğa bağlı yüz sinirini besleyen damarların etkilenmesi sonucu yüz felci ortaya çıkabiliyor. Soğuğun direkt etkisi olduğunu söyleyemem ama soğuğun indirekt olarak yüz felci yaptığını söyleyebiliriz" dedi. "Yüzün bütün mimik kaslarının etkilendiğini söyleyebiliriz" Yüz felcinin ilk belirtilerinin yüzün bir tarafındaki mimik kaslarının etkilenmesi olduğunu söyleyen Prof Dr. Haluk Gümüş, "Hastanın gözünü kapatamaması, ağzının sağlam tarafa doğru kayması, kulakta aşırı bir hassasiyet, dilde tat duyusunun etkilenmesi ve hastalar bazı sesleri daha yüksek olduğunu algılama şeklinde ortaya çıkabiliyor. Kulaklarında bir ağrı duyusu ortaya çıkabiliyor. Gözleri açık kalabiliyor. Alın çizgilerini kırıştıramıyorlar, kaşlarını kaldıramıyorlar şeklinde yüzün bütün mimik kaslarının etkilendiğini söyleyebiliriz. Özellikle soğuk rüzgarlarda yüzümüzü korumak, sıcak tutmak, vücut bağışıklığı sistemini korumak daha önemli ve bu şekilde soğuktan önlem alarak da yüz felcinin önüne geçirebilir" ifadelerini kullandı. "72 saat içerisinde gelir ve tedaviye başlanırsa çok büyük oranda düzeliyor" Yüz felcinden şüphelenmeye başlandıysa mutlaka hekime başvurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haluk Gümüş, "72 saat içerisinde gelir ve tedaviye başlanırsa çok büyük oranda düzeliyor. Çok küçük bir kısmında yüz felci bulguları kalabilir. O yüzden hastalar bu bulguları hissettiği anda hemen hekime başvurmalı ve hemen tedaviye başlanmalı ki bu şekilde hastada bir hasar kalmasın. Tedavi ile birlikte hap tedavisi uyguluyoruz. Bununla birlikte de hemen fizyoterapiye, fizik tedaviye başlamak lazım. İkisini birlikte başladığımız müddetçe hastaların büyük kısmı tamamen düzelebilmektedir. İlaç başlatacağımız zaman ya da tedavi edeceğimiz zaman hastalığın yaşı ya da farklı hastalık gruplarını değerlendirmek gerekiyor. Örneğin bazı ilaçlarımız şeker hastalığında ya da tansiyon hastalığında ciddi yan etki ortaya çıkarıyor. O yüzden hastanın çocuk olması, erişkin olması, yaşlı olması, karaciğer ya da böbrek yetmezliğinin oluyor olması bizim tedaviyi düzenlememiz de çok önemli bir faktör" diye konuştu.
11 Ocak 2026 Pazar - 13:13
Uzmanı uyardı: "Yüz felcinde erken müdahale kalıcı hasarı önlüyor"
Yüz felcinde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, zamanında başlanan tedavinin kalıcı hasarı önlediği konusunda uyardı. Yüz sinirinin hasar görmesiyle ortaya çıkan yüz felcinde erken tanı ve tedavinin büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, yüzün bir tarafında mimik kaybı, göz kapatamama ve ağızda kayma gibi belirtilerle kendini gösteren hastalıkta, ilk günlerde başlanan tedavinin kalıcı hasar riskini önemli ölçüde azalttığını ifade ediyor. Uzmanlar, soğuk havalarda yüzün korunması ve bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gerektiğine dikkat çekti. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Gümüş, yüz felcinin aslında fasiyal paralizi denilen yüz sinirinin hasarı sonucu ortaya çıktığını belirterek, "Yüzün bir tarafındaki bütün mimik kasları etkileniyor. Buna bağlı olarak hastanın gözünü kapatamama, ağızda sağlam tarafa doğru kayma, alın çizgilerini hareket ettirememe şeklinde yüzün bir tarafının etkilenmesi tablosu. İki şekilde ortaya çıkabilir. Yüze giden sinirin etkilenmesi sebebiyle ortaya çıkabilir ki bu en sık gördüğümüz tablodur. Bir kısmı da beyin bazı hastalıklar sonucu ortaya çıkabilir ki bu bizim için çok acil ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Aslında toplumda soğukta kaldım yüz felci oldu gibi bir algı var. Ancak bunu direkt soğuğa bağlamak mümkün değil. Soğuk insanın bağışıklık sistemini bir miktar baskılamakta buna bağlı olarak da yüz bölgesinde enfeksiyon ortaya çıkmakta ki viral enfeksiyonlar yüz sinirini etkileyip bu şekilde de yüz felci ortaya çıkarıyor ya da soğuğa bağlı yüz sinirini besleyen damarların etkilenmesi sonucu yüz felci ortaya çıkabiliyor. Soğuğun direkt etkisi olduğunu söyleyemem ama soğuğun indirekt olarak yüz felci yaptığını söyleyebiliriz" dedi. "Yüzün bütün mimik kaslarının etkilendiğini söyleyebiliriz" Yüz felcinin ilk belirtilerinin yüzün bir tarafındaki mimik kaslarının etkilenmesi olduğunu söyleyen Prof Dr. Haluk Gümüş "Hastanın gözünü kapatamaması, ağzının sağlam tarafa doğru kayması, kulakta aşırı bir hassasiyet, dilde tat duyusunun etkilenmesi ve hastalar bazı sesleri daha yüksek olduğunu algılama şeklinde ortaya çıkabiliyor. Kulaklarında bir ağrı duyusu ortaya çıkabiliyor. Gözleri açık kalabiliyor. Alın çizgilerini kırıştıramıyorlar, kaşlarını kaldıramıyorlar şeklinde yüzün bütün mimik kaslarının etkilendiğini söyleyebiliriz. Özellikle soğuk rüzgarlarda yüzümüzü korumak, sıcak tutmak, vücut bağışıklığı sistemini korumak daha önemli ve bu şekilde soğuktan önlem alarak da yüz felcinin önüne geçirebilir" ifadelerini kullandı. "72 saat içerisinde gelir ve tedaviye başlanırsa çok büyük oranda düzeliyor" Yüz felcinden şüphelenmeye başlandıysa mutlaka hekime başvurulması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haluk Gümüş, "72 saat içerisinde gelir ve tedaviye başlanırsa çok büyük oranda düzeliyor. Çok küçük bir kısmında yüz felci bulguları kalabilir. O yüzden hastalar bu bulguları hissettiği anda hemen hekime başvurmalı ve hemen tedaviye başlanmalı ki bu şekilde hastada bir hasar kalmasın. Tedavi ile birlikte hap tedavisi uyguluyoruz. Bununla birlikte de hemen fizyoterapiye, fizik tedaviye başlamak lazım. İkisini birlikte başladığımız müddetçe hastaların büyük kısmı tamamen düzelebilmektedir. İlaç başlatacağımız zaman ya da tedavi edeceğimiz zaman hastalığın yaşı ya da farklı hastalık gruplarını değerlendirmek gerekiyor. Örneğin bazı ilaçlarımız şeker hastalığında ya da tansiyon hastalığında ciddi yan etki ortaya çıkarıyor. O yüzden hastanın çocuk olması, erişkin olması, yaşlı olması, karaciğer ya da böbrek yetmezliğinin oluyor olması bizim tedaviyi düzenlememiz de çok önemli bir faktör" diye konuştu.
11 Ocak 2026 Pazar - 13:10
Serviks kanseriyle ilgili 10 önemli nokta
Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Firdevs Öztürk, Serviks Kanseri Farkındalık Günü kapsamında düzenli tarama testleri ve HPV aşısının hayati önem taşıdığını belirterek serviks kanserini 10 maddede anlattı. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Firdevs Öztürk, Serviks Kanseri Farkındalık Günü kapsamında yaptığı açıklamada, serviks kanserinin erken tanı ve koruyucu yöntemlerle büyük ölçüde önlenebildiğini söyledi. Düzenli tarama programlarının ve HPV aşısının hastalığa karşı en etkili koruma olduğunu vurgulayan Öztürk, serviks kanseriyle ilgili bilinmesi gereken 10 önemli noktayı paylaştı. "Serviks kanseri önlenebilir bir hastalıktır" Op. Dr. Firdevs Öztürk, HPV aşısı ve düzenli tarama testleri sayesinde serviks kanserinin önlenebilir bir kanser türü olduğunu belirtti. Serviks kanserinin neredeyse tamamının, cinsel yolla bulaşan İnsan Papilloma Virüsü (HPV) ile ilişkili olduğunu ifade eden Öztürk, virüsün kalıcı hale geldiğinde en büyük risk faktörünü oluşturduğunu söyledi. Hastalığın bir anda ortaya çıkmadığını belirten Öztürk, kanser öncesi hücresel değişikliklerin zaman içinde ilerleyerek kansere dönüştüğünü anlattı. Erken dönemde çoğu zaman belirti görülmediğini söyleyen Öztürk, bu nedenle tarama testlerinin hayati önem taşıdığını vurguladı. Basit ve ağrısız Pap Smear ve HPV testleri sayesinde kanser öncesi değişikliklerin tespit edildiğini söyleyen Öztürk, HPV aşısının özellikle cinsel yaşam başlamadan önce uygulandığında en yüksek korumayı sağladığını ancak her yaşta fayda sunduğunu ifade etti. "Her HPV kansere dönüşmez" HPV’nin çok yaygın olduğuna dikkat çeken Öztürk, bağışıklık sisteminin çoğu HPV enfeksiyonunu kendiliğinden ortadan kaldırdığını belirterek serviks kanserinin en çok bu yaş grubunda ortaya çıktığını ancak her yaşta görülebildiğini söyledi. Hastalığın erken aşamada tespit edilmesi durumunda tedavi başarısının oldukça yüksek olduğunu ve yaşam kalitesinin korunduğunu hatırlatan Öztürk düzenli jinekolojik muayeneler, tarama testleri ve HPV aşısı ile serviks kanserinin büyük ölçüde önlenebileceğini sözlerine ekledi.
11 Ocak 2026 Pazar - 12:09
Kepez’den vatandaşlara ücretsiz kanser taraması hizmeti
Kepez Belediyesi, Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Mobil Sağlık Merkezi ile vatandaşlara ücretsiz kanser taraması hizmeti sunuyor. Mobil Sağlık Merkezi, mahalleleri gezerek vatandaşlara rahim ağzı, kolon ve meme kanseri taramaları gerçekleştiriyor. Serviks (Rahim Ağzı) Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi önünde düzenlenen ücretsiz taramalardan, belediye çalışanları ve Teomanpaşa semt sakinleri faydalandı. Mobil Sağlık Merkezi, 12 Ocak’ta Barış Mahallesi Muhtarlık yanı, 13 Ocak’ta Yavuz Selim Mahallesi Muhtarlık yanı ve 16 Ocak’ta tekrar Belediye Sağlık Merkezi önünde hizmet vermeye devam edecek. Mobil Sağlık Merkezi’nde, rahim ağzı (serviks) kanseri taraması (HPV), Kolon CA taraması ve meme kanseri için mamografi taraması gerçekleştiriliyor. Mobil Sağlık Merkezi’nde yapılan tarama sonuçları, mamografi için Ulusal Tarama Mamografi Raporlama Merkezi’ne, rahim ağzı ve bağırsak kanseri taramaları için ise Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanser Daire Başkanlığı Ulusal HPV Laboratuvarı’na gönderiliyor. Risk grubunda tespit edilen hastalar ise Sağlık Bakanlığı’nın imkanlarıyla tedavi altına alınıyor.
11 Ocak 2026 Pazar - 11:58
Bayburt’ta SAKOM uygulama ve işleyişine yönelik eğitim düzenlendi
Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan Sağlık Afet Koordinasyon Merkezi (SAKOM) yönergesinin uygulama ve işleyişi kapsamında Bayburt’ta eğitim programı gerçekleştirildi. Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Birimi yöneticilerine, çalışanlarına yönelik düzenlenen eğitim, Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü SAKOM Birim Sorumlusu Uzm. Dr. Ari Avni Erbil ve SAKOM İdari Görevlisi Sami Erol tarafından verildi. Eğitim programında, SAKOM’un görev ve sorumlulukları, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin koordinasyonu, haberleşme süreçleri ile yönerge kapsamında yürütülecek uygulamalara ilişkin bilgilendirme yapıldı. Program kapsamında ayrıca, afet ve acil durumlarda sağlık hizmetlerinin etkin, hızlı ve koordineli bir şekilde yürütülmesi ve personelin görev tanımları ele alındı. Düzenlenen eğitim, katılımcıların sorularının yanıtlanmasının ardından sona erdi.
11 Ocak 2026 Pazar - 11:21
SDG’den kurtarılan Şeyh Maksud mahallesinden 400 terörist çıkarıldı
Halep’in Şeyh Maksud mahallesinden 400 terörist gece saatlerinde Genel Güvenlik ve Kızılay araçlarının eşlik ettiği 8 otobüsle bölgeden çıkarıldı.
11 Ocak 2026 Pazar - 11:13
Bayburt Devlet Hastanesine 2025 yılında 535 bin 889 hasta başvurdu
Bayburt Devlet Hastanesi, 2025 yılına ait hasta başvuru ve sağlık hizmeti verilerini açıkladı. Açıklanan verilere göre, 01 Ocak-31 Aralık 2025 tarihleri arasında hastanede toplam 535 bin 889 hasta muayene edildi. 2025 yılı boyunca Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) üzerinden randevulu olarak 157 bin 244, MHRS dışı ayaktan başvuru ile 210 bin 304 hastaya sağlık hizmeti sunulurken, acil servise başvuran hasta sayısı 168 bin 341 olarak kaydedildi. Veriler, acil servisin yıl boyunca en yoğun birimler arasında yer aldığını ortaya koydu. Poliklinik bazında değerlendirildiğinde, en fazla başvurunun 45 bin 67 muayene ile iç hastalıkları polikliniğine yapıldığı görüldü. İç hastalıklarını, 34 bin 10 muayene ile ortopedi polikliniği takip ederken, göz hastalıkları polikliniği 32 bin 88, çocuk polikliniği 31 bin 158 ve kadın hastalıkları polikliniği 27 bin 583 muayene ile yoğunluk yaşanan branşlar arasında yer aldı. 01 Ocak - 31 Aralık 2025 tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şu şekilde gerçekleşti: Uzman Aile Hekimliği: 12 bin 713 Anestezi Polikliniği: 3 bin 446 Beyin Cerrahi: 17 bin 520 Cildiye Polikliniği: 12 bin 199 Çocuk Cerrahisi: 2 bin 928 Çocuk Polikliniği: 31 bin 158 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 3 bin 369 Enfeksiyon Hastalıkları: 5 bin 882 Fizik Tedavi Polikliniği: 16 bin 396 Genel Cerrahi Polikliniği: 20 bin 669 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: bin 689 Göğüs Hastalıkları: 10 bin 287 Göz Hastalıkları Polikliniği: 32 bin 88 İç Hastalıkları Polikliniği: 45 bin 67 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 27 bin 583 Kalp Damar Cerrahisi: 4 bin 147 Kardiyoloji Polikliniği: 20 bin 881 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: 23 bin 105 Nöroloji Polikliniği: 16 bin 539 Ortopedi Polikliniği: 34 bin 10 Plastik Cerrahi Polikliniği: 2 bin 33 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: 12 bin 245 Üroloji Polikliniği: 11 bin 594 Acil servis hastası: 168 bin 341 2025 yılı içerisinde hastanede 3 bin 440 ameliyat gerçekleştirildi. Bunların yanı sıra 867 lokal ameliyat, bin 418 endoskopi, 595 kolonoskopi, 89 bronkoskopi ve 812 anjiyo işlemi yapıldı. Ayrıca 14 hastaya kalıcı kalp pili takıldığı, 326 kişinin Gebe Okulu danışmanlık hizmetinden faydalandığı bildirildi.
11 Ocak 2026 Pazar - 11:10
Ortapedik şikayetlerde diz ağrıları ilk sırada
BURTOM Konur Cerrahi Tıp Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Mehmet Akif Çuhadar, her yaştan insanı etkileyen yaygın sorunlardan biri olan diz ağrılarının ortopedi polikliniklerine yapılan başvurular arasında ilk sırada yer aldığını belirterek, "Diz ağrısına eşlik eden eklemde şişlik, kızarıklık, sertlik, ateş gibi belirtiler varsa ve diz ağrısı günlük aktiviteleri engelliyorsa rahatsızlık ilerlemeden doktora başvurulması gerekir" dedi. Op. Dr. Mehmet Akif Çuhadar, menisküs yırtıkları, ön çapraz bağ kopmaları, diz kapağı kıkırdak sorunları ve diz kireçlenmesi gibi sık görülen rahatsızlıklar hakkında değerlendirmelerde bulundu. Op. Dr. Çuhadar, diz ekleminin yapısı gereği büyük bir yük taşıdığını ve iç-dış menisküsler ile ön-arka çapraz bağların eklem stabilitesinde kritik rol üstlendiğini aktararak, ani burkulma ve dönme hareketleri sırasında en sık menisküs yırtıklarının görüldüğünü ifade etti. Menisküs yırtıklarının; ağrı, takılma hissi, merdiven inip çıkarken zorlanma ve bazı hastalarda eklemde kilitlenme gibi belirtilerle kendini gösterdiğini belirten Op. Dr. Çuhadar, tanıda fizik muayene ve MR görüntülemenin birlikte değerlendirildiğine dikkat çekti. Günümüzde menisküs tedavisinde genellikle artroskopik (kapalı) cerrahinin tercih edildiğini vurgulayan Op. Dr. Çuhadar, diz içine küçük kesilerden yerleştirilen kamera ve özel cerrahi aletler sayesinde hem tanının doğrulandığını hem de yırtık bölgenin onarıldığını, çoğu vakada yırtık kısmın çıkarıldığını; iyileşme potansiyeli olan seçilmiş olgularda ise menisküs tamirinin mümkün olduğunu kaydetti. Özellikle sporcularda yaygın görülen ön çapraz bağ kopmalarına da değinen Op. Dr. Çuhadar, dizde şiddetli şişlik, boşalma hissi ve kontrol kaybının tipik belirtiler arasında yer aldığını ifade ederek, kesin tanının MR ile doğrulandığını, aktif yaşam sürdüren ve dizde instabilite yaşayan hastalarda ön çapraz bağ rekonstrüksiyonunun artroskopik yöntemlerle gerçekleştirildiğini belirtti. Bu ameliyatlarda hastanın kendi tendonlarının kullanıldığı bilgisini paylaştı. Diz kapağı kıkırdak aşınmalarının da önemli bir sorun olduğunu dile getiren Op. Dr. Çuhadar, merdiven çıkma, uzun süre oturma ve çömelme gibi hareketlerde artan ön diz ağrısının bu tabloyu işaret ettiğini söyleyerek, kilonun kıkırdak üzerindeki baskıyı artırdığını hatırlatarak, uygun egzersiz programları, özel dizlikler ve kıkırdak yapısını destekleyici tedavilerin başarılı sonuçlar sunduğunu aktardı. İleri yaşta daha sık görülen diz kireçlenmesinin eklem deformitesine, hareket kısıtlılığına ve dinlenme ağrılarına neden olabildiğini; tedavi sürecinde egzersiz, kilo kontrolü, ilaç uygulamaları, enjeksiyon tedavileri ve fizik tedavinin önemli yer tuttuğunu ifade eden Op. Dr. Çuhadar, ileri düzey kireçlenmelerde ise total diz protezi ameliyatının gündeme geldiğini, bu cerrahiyle hasarlı eklem yüzeylerinin çıkarılıp yerine özel protezlerin yerleştirildiğini belirtti.
11 Ocak 2026 Pazar - 10:24
Van’da ‘Mekanik Ventilasyon Kursu’ düzenlendi
Türk Neonatoloji Derneği işbirliği ve Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde "Yenidoğanda Mekanik Ventilasyon Kursu" başarıyla gerçekleştirildi. Türk neonatoloji alanında bilimsel çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle öncü bir konumda bulunan Türk Neonatoloji Derneği’nin katkılarıyla düzenlenen kurs, Dernek Başkanı Prof. Dr. Esin Koç’un başkanlığında gerçekleştirildi. Eğitime, Van genelindeki tüm sağlık tesislerinden çocuk sağlığı ve hastalıkları ile yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde görev yapan hekimler yoğun ilgi gösterdi. Yenidoğan yoğun bakım alanında Türk Neonatoloji Derneği bünyesinde görev yapan ve alanında yetkin akademisyenlerin eğitimci olarak yer aldığı programda, güncel ve uygulamaya dönük başlıklar ele alındı. Kurs kapsamında; solunum fizyolojisi ve temel solunum destek ilkeleri, non-invaziv solunum desteği, konvansiyonel ve hacim garantili/hedefli mekanik ventilasyon modları, yüksek frekanslı osilatuvar ventilasyon (HFO) uygulamaları detaylı şekilde aktarıldı. Ayrıca solunum grafikleri ile monitörizasyon parametrelerinin yorumlanması, kan gazlarının değerlendirilmesi, mekanik ventilatörde hastanın izlenmesi, ventilatör tedavisinin sonlandırılması ve zor vakalar, vaka örnekleri eşliğinde münazara edildi. Eğitimler, hekimlerin klinik karar verme becerilerini artırmayı amaçlayan interaktif bir formatta gerçekleştirildi. Van İl Sağlık Müdürlüğü’nün ev sahipliğinde düzenlenen kursa, İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun ile Kamu Hastaneleri Başkanı Uzm. Dr. Sevcan Sağlam da katılarak süreci yakından takip etti. Yetkililer, bu tür bilimsel eğitimlerin yenidoğan sağlığına doğrudan katkı sunduğunu vurgulayarak, sağlık çalışanlarının mesleki gelişimini destekleyen organizasyonların önemine dikkat çekti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder