SAĞLIK
22 Nisan 2026 Çarşamba - 17:40 SANKO Üniversitesinde "Ameliyathanede güvenli cerrahi" konferansı düzenlendi SANKO Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu (SHMYO) Ameliyathane Hizmetleri Programı tarafından "Ameliyathanede Güvenli Cerrahi" konulu konferans düzenlendi. Sağlık alanında eğitim gören öğrenciler ile akademisyenleri bir araya getiren etkinlikte, cerrahi süreçlerde hasta güvenliğinin önemi ve enfeksiyon kontrolüne yönelik güncel yaklaşımlar ele alındı. SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı konferansta yaptığı konuşmada, "Serviste veya yoğun bakımda yatan hastalarda, hatta poliklinik hastalarında dahi asepsi ve antisepsi kurallarına hem hastalarımızın sağlığı hem de kendi sağlığımız için mutlaka riayet etmemiz gerekmektedir" dedi. Hastane enfeksiyonlarının önlenmesinde alınması gereken önlemler ve sağlık çalışanlarının bu konudaki sorumluluklarını dadetaylı şekilde değerlendiren Prof. Dr. Dağlı, konferansın düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. SANKO Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve SHMYO Müdürü Prof. Dr. M.Metin Bayram ise cerrahi alan enfeksiyonlarının sağlık sistemi üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Prof. Dr. Bayram, "Elimizdeki bilimsel veriler, cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta güvenliği, morbidite ve mortalite oranları ile sağlık hizmetlerinin maliyeti üzerinde ciddi ve çok yönlü bir etkiye sahip olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu kapsamda, ameliyathane giriş çıkışları dahil olmak üzere tüm cerrahi süreçlerin, Enfeksiyon Kontrol Komiteleri tarafından belirlenen standartlara titizlikle uygun şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir" ifadelerini kullandı. Ameliyathanede güvenli cerrahi SANKO Üniversitesi Tıp FakültesiEnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Ana Bilim Dalı BaşkanıDoç. Dr. Mustafa Tanrıverdi de konferansa konuşmacı olarak katılarak "Asepsi ve Antisepsi İlkeleri" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Tanrıverdi, sağlık bakımı ile ilişkili enfeksiyonların önlenmesinde temel ilkelerin önemine vurgu yaptı. Asepsi ve antisepsi ilkelerinin önemine değinenDoç. Dr. Tanrıverdi,bu kurallara uyulduğu takdirde hastalık ve ölüm oranlarında belirgin bir azalma sağlanabileceğini söyledi. SANKO Üniversitesi SHMYO Ameliyathane Hizmetleri Program Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Ali Melik ise "Cerrahi Alan Enfeksiyonları" başlıklı sunumu ile cerrahi alan enfeksiyonlarının hasta üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, "Cerrahi alan enfeksiyonları, ameliyat sonrası dönemde hasta güvenliğini ciddi şekilde tehdit eden ve hastanede yatış süresini uzatan önemli komplikasyonlar arasında yer almaktadır" diye konuştu. Ayrıca, bu enfeksiyonların gelişim mekanizmaları ve risk faktörlerinin doğru anlaşılmasının önemine değinen Dr. Öğr. Üyesi Melik, ameliyathane ve anestezi teknikerlerinin sorumluluklarına dikkat çekti. Dr. Öğr. Üyesi Melik, öğrencilerde farkındalık oluşturmanın gerekliliğini dile getirerek, güvenli cerrahi uygulamalarının temel ilkelerinin eğitim sürecinde etkin şekilde aktarılması gerektiğini belirtti. SANKO Üniversitesi Hastanesi Sorumlu Uzm. Hemşiresi Songül Karakuzulu da "Ameliyathane Giriş-Çıkış Kuralları" başlıklı sunum ileameliyathane kurallarına uyumun hayati önem taşıdığını anlattı. Karakuzulu, "Güvenli cerrahinin sağlanmasında ameliyathane giriş ve çıkış kurallarına eksiksiz uyum büyük önem taşımaktadır. Enfeksiyon riskinin azaltılması, ancak bu kuralların tüm ekip tarafından bilinçle ve titizlikle uygulanmasıyla mümkün olacaktır" şeklinde konuştu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 16:33 Cizre’de gıda denetimleri hız kesmiyor: Ekipler sahada teyakkuzda ŞIRNAK (İHA) – Şırnak’ın Cizre ilçesinde vatandaşların güvenilir gıdaya ulaşmasını sağlamak amacıyla yürütülen denetim faaliyetleri aralıksız devam ediyor. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, 5996 sayılı kanun kapsamında ilçedeki işletmeleri mercek altına aldı. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü, halk sağlığını korumak ve gıda güvenliğini en üst seviyede tutmak amacıyla denetimlerini sıkılaştırdı. Teknik personeller tarafından yürütülen faaliyetler kapsamında, marketler, fırınlar, kasaplar ve üretim tesisleri mevzuat hükümlerine uygunluk yönünden tek tek inceleniyor. 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" çerçevesinde gerçekleştirilen denetimlerde, işletmelerin hijyen koşulları, ürünlerin son kullanma tarihleri, saklama koşulları ve resmi belgeleri kontrol edildi. Yapılan açıklamada, denetimlerin planlı ve düzenli bir takvim doğrultusunda yürütüldüğü belirtildi. Konuyla ilgili yapılan bilgilendirmede, saha faaliyetlerinin sadece belirli dönemlerle sınırlı kalmadığı vurgulanarak "İlçe Müdürlüğü teknik personelleri tarafından yürütülen denetim faaliyetleri, ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda planlı ve düzenli bir şekilde aralıksız olarak sürdürülmektedir. Vatandaşlarımızın sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşması önceliğimizdir’’ denildi. Mevzuata aykırı hareket eden işletmelere yönelik idari yaptırımların uygulanacağı belirtilirken, denetimlerin kararlılıkla devam edeceği kaydedildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 16:11 Bingöl UMKE uluslararası arenaya açılıyor Bingöl UMKE Lojistik, Eğitim ve Operasyon Merkezi, dünyada ilk kez üç farklı EMT verifikasyonunun aynı anda gerçekleştirildiği merkez olarak uluslararası arenaya açılıyor. Kuzey Anadolu ile Doğu Anadolu fay hatlarının kesişim noktasında yer alan Bingöl’de UMKE, son yıllarda gösterdiği gelişimle birlikte uluslararası standartlara ulaşarak önemli bir başarıya imza attı. Yıllar önce sınırlı imkanlarla küçük bir depoda hizmet veren UMKE, yaklaşık 1,5 yıllık süreçte büyütülerek özellikle son 6 ayda önemli bir kapasite artışı sağladı. Eski Kadın, Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesinin bulunduğu alana UMKE Lojistik, Eğitim ve Operasyon Merkezi kuruldu. Ayrıca merkezin kapasitesi ilerleyen zamanlarda 105 bin metrekareye yükseltilirken, helikopter pisti, sahra hastaneleri, aşevi üniteleri, mobil haberleşme aracı, sağlık tırı gibi birçok yeni ekipmanlar eklendi. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) hem merkez hem de Türkiye teşkilatından değerlendirme ekipleri Bingöl’de incelemelerde bulunurken, kardeş ülke Azerbaycan’dan gelen ekipler de süreci yerinde takip ediyor. EMT verifikasyonları kapsamında Bingöl UMKE alanında hem EMT Tip-1’in sabit ve mobil yapıları hem de EMT Tip-2 verifikasyonu aynı anda gerçekleştiriliyor. Bu durum, dünyada ilk kez Bingöl’de hayata geçirilerek merkezin uluslararası alandaki önemini ortaya koyuyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi Sağlık Acil Durumları Programı Sorumlusu Oleg Storozhenko, "Bugün UMKE’nin doğrulama görevi için Türkiye’de, Bingöl’de bulunmak gerçekten büyük bir keyif ve ayrıcalık. UMKE, sadece DSÖ Avrupa bölgemizin değil, küresel ölçekteki en büyük ekiplerden biri. UMKE ekibini uzun zamandır tanıma ayrıcalığına sahibim. Onların doğrulama görevinde ilk kez 2020 yılında ’EMT Tip 2’ (Acil Tıbbi Ekip) olarak yer almıştım ve o zamandan beri kapasitelerini sürekli geliştirdiklerini ve güçlendirdiklerini görüyorum. Sadece Türkiye düzeyinde değil, diğer ülkeler düzeyinde ve küresel ölçekte de çalışabiliyorlar. Bölgemizde ve dünyanın her yerinde UMKE’nin başarılı operasyonlarını görüyoruz. Şunu da belirtmeliyim ki UMKE, ulusal kapasiteleri güçlendirerek ve EMT çalışmalarını ulusal sağlık sistemlerine entegre ederek tüm dünya Acil Tıbbi Ekipleri (EMT) için yeni bir standart belirledi. Artık dünyanın dört bir yanındaki tüm ekipler UMKE tecrübesini örnek alıyor ve biz de bunu daha ileriye yaymaya hazırız" dedi. Azerbaycan Cumhuriyeti Olağanüstü Haller Bakanlığı çalışanı Revan İsmayilov ise, "Biz kardeş Türk devletinin çağrısı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün desteğiyle burada bulunuyoruz. Buradaki görüşmelerimiz kapsamında, Türkiye Devleti’nin EMT Tip 1, Tip 2 ve Sabit-Mobil grup ekibinin doğrulama sürecine katıldık. Her şey çok güzeldi. Burada, kendimize özel olarak örnek olsun diye Türkiye Devleti’nden bilgiler topladık. İnşallah gelecekte kendi EMT ekiplerimizin kurulmasında da büyük bir katılım sağlayacağız" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da Gebe Okulları ile sağlıklı nesillere güçlü adım
17 Nisan 2026 Cuma - 10:01 Diyarbakır’da Gebe Okulları ile sağlıklı nesillere güçlü adım Diyarbakır’da anne ve bebek sağlığını güçlendirmek amacıyla İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde yürütülen Gebe Okulu hizmetleri, il genelinde yaygın şekilde sürdürülüyor. Gerçekleştirilen bilgilendirme çalışmalarında yer alan kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Sertaç Ayçiçek, gebe okullarının yalnızca gebelik sürecinde değil, gebelik öncesinden itibaren önemli bir rehberlik sunduğunu belirtti. Uzm. Dr. Ayçiçek, "Gebelik planlayan ya da gebelik sürecinde olan tüm kadınlarımızın bu eğitimlerden faydalanması gerekiyor. Gebe okullarımızda; doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası süreçler detaylı şekilde anlatılmakta, anne adaylarımız birebir eğitimler ve danışmanlık hizmetleri ile desteklenmektedir" dedi. Normal doğumun önemine de dikkat çeken Uzm. Dr. Ayçiçek, "Normal vajinal doğum, sezaryen doğuma kıyasla hem anne hem bebek açısından daha fizyolojik ve sağlıklı bir süreçtir. Anne ile bebek arasındaki bağın güçlenmesine katkı sağlarken, komplikasyon riskleri de daha düşük olmaktadır. Bu nedenle normal doğumu desteklemek ve doğru bilgilendirme yapmak büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Gebe Okullarının riskli gebeliklerin erken tespiti ve doğru yönlendirilmesi açısından da önemli bir görev üstlendiğini aktaran Uzm. Dr. Ayçiçek, bu sayede muhtemel sağlık sorunlarının önüne geçilebildiğini kaydetti. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk ise il genelinde gebe okulu hizmetlerinin her geçen gün daha da güçlendirildiğini ifade etti. Asiltürk, "Anne ve bebek sağlığı, sağlık hizmetlerimizin en öncelikli alanlarından biridir. Bu kapsamda ilimiz genelindeki hastanelerimizde ve Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde hizmet veren gebe okullarımız ile anne adaylarımıza kapsamlı eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. Amacımız, gebelik sürecinin her aşamasında anne adaylarımızın yanında olmak ve sağlıklı nesillerin temellerini güçlendirmektir" diye konuştu.
Mersin’de geliştirilen kalp kapağı patent aldı
17 Nisan 2026 Cuma - 09:41 Mersin’de geliştirilen kalp kapağı patent aldı Mersin’de geliştirilen, mekanik ve biyolojik özellikleri bir arada sunan yerli kalp kapağının ameliyatlarda kolaylık sağlaması, cerrahi süreci kısaltması ve kalpte oluşabilecek hasarı azaltması hedeflenirken, iki parçalı yapısıyla dikkat çeken çalışma patent alarak tescillendi. Mersin Üniversitesi (MEÜ) Teknoloji Transfer Ofisi bünyesinde akademisyenlerin yürüttüğü çalışmalar sonucunda geliştirilen kalp kapağı, patent alarak önemli bir başarıya imza attı. Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Erin Tüysüz ile mühendis Zülfü Doğan’ın birlikte yürüttüğü çalışma kapsamında, kalp hastalarına yönelik yeni bir kapakçık türü geliştirildi. Sağlık alanında yenilikçi bir çözüm sunmayı hedefleyen çalışma, Türk Patent ve Marka Kurumu’na yapılan başvurunun ardından ulusal patent tescil belgesi almaya hak kazandı. Geliştirilen mekanik ve biyolojik kalp kapağı çeşidinin ilerleyen süreçte daha geniş kullanım alanı bulması amaçlanıyor. Geliştirilen yeni kalp kapağının, mevcut kapaklardan farklı olarak iki komponentten oluştuğu belirtildi. İç ve dış halka olmak üzere tasarlanan yapı sayesinde, özellikle ameliyat sırasında kapak değişiminin daha kolay hale gelmesi hedefleniyor. İkinci ameliyatlarda avantaj sağlayacak Yeni kapak sistemiyle, daha önce kapak ameliyatı geçiren hastalarda yeniden operasyon gerektiğinde mekanik kapaktan biyolojik kapağa ya da biyolojik kapaktan mekanik kapağa dönüşümün mümkün olabileceği ifade edildi. Bu durumun ameliyat süresini kısaltarak kalpte oluşabilecek hasarı azaltabileceği vurgulandı. Çalışmanın patent sürecinin tamamlanmasının ardından prototip geliştirme, dayanıklılık testleri, hayvan deneyleri ve uluslararası onay süreçlerinin yürütülmesi planlanıyor. İlerleyen dönemde ürünün hem Türkiye’de kullanılması hem de ihracat potansiyeline ulaşmasının hedeflendiğini belirtiliyor. "Yeni bir kapak türü olarak patentini almış bulunuyoruz" Kalp kapağı hastalıklarının toplumda sık karşılaşılan rahatsızlıklar arasında yer aldığını belirten Prof. Dr. Mehmet Erin Tüysüz, "Biz açık kalp cerrahisinde, mekanik ve biyolojik kapaklar olmak üzere farklı kapak türleri kullanarak bu ameliyatları gerçekleştirmekteyiz. Ameliyat süreçlerinde birtakım zorluklar görünce yeni bir kapağın ortaya çıkmasına vesile olduk. Bu kapak, mevcut kapaklardan farklı olarak iki komponentten oluşuyor. Mevcut kapaklar tek bir komponentten oluşurken, bizimki iç ve dış halka olmak üzere iki parçadan oluşup, bu parçaların ameliyat esnasında değişimini kolaylaştıran yeni bir kapak türü olarak patentini almış bulunuyoruz" ifadelerini kullandı. "Ameliyatlarda kalpteki hasarlanmayı azaltan bir yapıya sahip" Mekanik ve biyolojik kalp kapakları arasındaki farklara da değinen Tüysüz, "Mekanik kapaklarda Kumadin dediğimiz bir kan sulandırıcı ilaç kullanıyoruz. Bizim kapaklarımızda, eğer bir kapak ameliyatı daha öncesinden olmuş bir hasta yeniden bir kapak ameliyatı ihtiyacı duyduğunda, mekanik kapağı biyolojik kapağa dönüştürebilme şansına sahip oluyoruz. Aynı zamanda biyolojik kapağı da mekanik kapağa çevirebiliyoruz. Ameliyatın süresini kısaltan ve ikincil ameliyatlarda kalpteki hasarlanmayı azaltan bir yapıya sahip" şeklinde konuştu. "Dışa bağımlılığı azaltacak" Çalışmanın bundan sonraki sürecine ilişkin bilgi veren Tüysüz, "Öncelikle patentini aldık. Bundan sonraki süreç, prototiplendirme, kapağın fonksiyonlarını ve dayanıklılığını test eden yöntemler, hayvan deneyleri, daha sonra da FDA gibi kurumlardan alınan onaylarla insanda denenmesi. Bu, kalp hastalıkları ve özellikle daha önce kapak ameliyatı olmuş hastalar için iyi bir gelişme. Ülkemiz için de hem artı bir değer oluşturması hem de ilerleyen dönemlerde dışa bağımlılığı azaltacak olması önemli. Kendi ülkemizin içerisinden böyle bir ürünün ortaya çıkması ve diğer ülkelere ihraç aşamasına gelmesi bizim açımızdan sevindirici olacaktır. İnşallah ilerleyen dönemlerde bu kapağı kullanılır hale getiririz" dedi.
Erkekler dikkat: Uzun süreli koltuk ısıtma sperm kalitesini etkiliyor
17 Nisan 2026 Cuma - 09:28 Erkekler dikkat: Uzun süreli koltuk ısıtma sperm kalitesini etkiliyor Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, araç içi koltuk ısıtma sistemlerinin uzun süreli kullanımının sanıldığından daha riskli olabileceğini söyleyerek "Uzun süreli kullanım testis ısısını yükselterek sperm kalitesini olumsuz etkileyebilir. Özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin dikkatli olması gerekiyor" uyarısında bulundu. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Emre Salabaş, kış aylarında konfor amacıyla kullanılan araç içi koltuk ısıtma sistemlerinin erkek üreme sağlığı üzerindeki etkilerine ilişkin uyarılarda bulundu. Testislerin sağlıklı sperm üretebilmesi için, vücut ısısından yaklaşık 2-3 derece daha düşük bir sıcaklıkta kalması gerektiğini belirten Doç. Dr. Salabaş, bu doğal ısı dengesinin bozulmasının sperm kalitesini olumsuz etkileyebileceğini ifade etti. "Küçük bir ısı artışı bile farka yol açabilir" Doç. Dr. Salabaş, konuyla ilgili yapılmış bir çalışmanın, 90 dakikalık sürüşte ısıtmalı koltukların bölgesel sıcaklığı ortalama yarım derece yükselttiğini ortaya koyduğunu belirterek ,"Dışarıdan bakıldığında küçük gibi görünen bu artış, testisler için anlamlı bir değerdir çünkü testislerin çalışabileceği ısı aralığı çok dardır. Uzun süreli ve sık tekrarlayan kullanım sperm hareketini azaltabilir ve döllenme şansını düşürebilir" dedi. "Kontrollü kullanım önemli" Kısa süreli kullanımın genellikle risk oluşturmadığını belirten Doç. Dr. Salabaş, özellikle çocuk sahibi olmayı planlayan erkeklerin daha dikkatli davranması gerektiğini söyledi. Salabaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Koltuk ısıtma sistemleri yalnızca koltuk ısınana kadar kullanılmalı, ardından kapatılmalıdır. Uzun yolculuklarda belirli aralıklarla mola vermek ve hava dolaşımına izin veren rahat kıyafetler tercih etmek faydalıdır. İyi haber şu: bu etkiler büyük ölçüde geri dönüşlüdür. Kullanım azaltıldığında sperm değerleri birkaç ay içinde düzelme eğilimi gösterir."
Erzurum’da "Kan Bağışı Hayat Kurtarır" kampanyasına yoğun katılım
17 Nisan 2026 Cuma - 09:01 Erzurum’da "Kan Bağışı Hayat Kurtarır" kampanyasına yoğun katılım Erzurum Valiliği koordinesinde, Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile Türk Kızılayı iş birliğinde düzenlenen "Kan Bağışı Hayat Kurtarır" kampanyasında Erzurum Valisi Aydın Baruş ve Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut da kan bağışında bulunurken, 100 Aile ve Sosyal Hizmetler çalışanı da kan vererek kampanyaya destek oldu. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü yerleşkesinde düzenlenen programa Erzurum Valisi Aydın Baruş, Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut, Türk Kızılayı Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez, kurum personeli ve çok sayıda bağışçı katıldı. Program kapsamında Erzurum Valisi Aydın Baruş ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut da kan bağışında bulunarak kampanyaya destek verdi. Etkinlikte kamu personeliyle bir araya gelen Vali Baruş, kan bağışının yalnızca bireysel bir yardım değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmanın en güçlü örneklerinden biri olduğunu vurguladı. Vali Aydın Baruş, yaptığı açıklamada kamu kurumlarının sadece asli görevlerini yerine getiren yapılar olmadığını, aynı zamanda toplumsal duyarlılığı artıran sosyal sorumluluk çalışmalarında da öncü rol üstlenmesi gerektiğini belirtti. Kan bağışının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Baruş, "Türk Kızılayı’nın yürüttüğü kan bağışı kampanyaları ülkemiz açısından son derece kıymetlidir. Hepimizin bir gün kana ihtiyaç duyabileceğini unutmamamız gerekiyor. Bir yakınımızın ameliyat sürecinde, bir hastanın tedavisinde ya da beklenmedik acil durumlarda kan en temel ihtiyaçlardan biri haline geliyor. Bu nedenle kan bağışını dönemsel değil, sürekli bir duyarlılık haline getirmeliyiz. Bir defa bağış yapmak yeterli değildir. Hem bireyler olarak hem de kamu kurumları olarak bu sorumluluğu canlı tutmak zorundayız. Bugün burada personelimizle birlikte gerçekleştirilen bu anlamlı bağış kampanyasını çok önemsiyorum. Duyarlılık gösteren herkese teşekkür ediyor, tüm Erzurumlu hemşehrilerimizi kan bağışında bulunmaya davet ediyorum." dedi. Erzurum Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Hasan Aykut da kampanyanın önemli bir sosyal sorumluluk örneği olduğunu ifade ederek, kurum olarak böyle anlamlı bir çalışmanın içinde yer almaktan memnuniyet duyduklarını söyledi. Aykut, yaklaşık 100 personelin gönüllü olarak kan bağışında bulunduğunu belirterek, "Bugün burada personelimizin gösterdiği duyarlılık bizleri son derece memnun etti. Kan bağışı, doğrudan hayat kurtaran ve toplumsal faydası çok yüksek olan bir dayanışma örneğidir. Özellikle afetlerde, acil sağlık durumlarında ve çeşitli tedavi süreçlerinde kan ihtiyacı daha da artmaktadır. Bu anlamlı kampanyaya destek veren personelimize teşekkür ediyorum. Yapılan bağışlarla yaklaşık 300 vatandaşımıza umut olacağız. Kurum olarak bundan sonra da toplumsal farkındalık oluşturan çalışmalarda yer almaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Türk Kızılayı Erzurum Şube Başkanı Hüseyin Bekmez ise kan bağışının süreklilik gerektiren bir ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, toplumun tüm kesimlerinin bu konuda hassasiyet göstermesi gerektiğini dile getirdi. Bekmez, Kızılay’ın yıl boyunca yürüttüğü kampanyalarda en büyük gücün gönüllü bağışçılar olduğunu belirterek, "Kan acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır. Hastanelerde tedavi gören hastalarımız, ameliyat bekleyen vatandaşlarımız ve acil müdahale gerektiren durumlar için düzenli kan stokunun korunması büyük önem taşıyor. Erzurum’da kurumlarımızın ve vatandaşlarımızın bu konuda ortaya koyduğu duyarlılık bizleri mutlu ediyor. Bugün burada verilen her ünite kan, bir başka hayat için umut demektir. Kampanyaya destek veren Valiliğimize, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğümüze ve tüm bağışçılarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu. Etkinlik boyunca Türk Kızılayı ekipleri tarafından bağışçılarla yakından ilgilenilirken, kan bağışının ardından katılımcılara çeşitli ikramlarda bulunuldu. Kurum personelinin yoğun ilgi gösterdiği kampanya, hem farkındalık oluşturması hem de toplumsal dayanışmayı güçlendirmesi açısından anlamlı bulundu. Erzurum’da kamu kurumlarının iş birliğiyle gerçekleştirilen "Kan Bağışı Hayat Kurtarır" kampanyası, kan bağışının önemine dikkat çeken güçlü bir sosyal sorumluluk örneği olarak takdir topladı.
96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu
17 Nisan 2026 Cuma - 00:06 96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
Malazgirt’te ağır yaralanan çocuk mikrocerrahiyle sağlığına kavuştu
16 Nisan 2026 Perşembe - 21:59 Malazgirt’te ağır yaralanan çocuk mikrocerrahiyle sağlığına kavuştu Muş’ta düşme sonucu yüzünden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, Muş Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 5 saat süren mikrocerrahi operasyonla tedavi edilerek sağlığına kavuşturuldu. Muş’un Malazgirt ilçesinde yaşanan kazada yüz bölgesinden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, 112 Acil Çağrı Merkezi koordinasyonuyla Muş Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerde çocuğun yüz bölgesinde derin kesi oluştuğu, bu kesiye bağlı olarak yüz sinirlerinde hasar meydana geldiği, çiğneme kaslarının etkilendiği ve tükürük bezi kanalında kopma olduğu tespit edildi. Bunun üzerine uzman ekipler tarafından acil olarak mikrocerrahi operasyon planlandı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonla hasar gören sinir, kas ve doku yapıları titizlikle onarıldı. Ameliyat sonrası hastanede tedavi ve takip süreci devam eden çocuğun genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Muş Devlet Hastanesi’nde ameliyatı gerçekleştiren Plastik Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Halil Işık, "Hasta bize geldikten sonra hastayı ameliyata alma kararı aldık. Gece 11 gibi ameliyata başladık. Kesiği incelediğimizde kesinin çok önemli bazı yapılara zarar verdiğini gördük. Hastanın yüzündeki kesi yüksekte düşme sonrası demir parçasının yüzünü kesmesiyle oluşmuş. Kesiği ameliyathane şartlarında incelediğimizde yüzdeki çiğneme kaslarının, yüzdeki mimik kaslarının, yüzdeki bazı sinirlerin ve yüzdeki tükürük bezi kanalının tamamen koptuğunu gördük" dedi. Kesiğin çok katmanlı ve derin bir yapıda olduğunu belirten Işık, planlama sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Kesi çok derin olduğu için ve birbirinden farklı yapılar, farklı derinlikte kesilmiş olduğu için önce bir planlama yapmamız gerekti. Kesileri derinden yüzeye doğru onarma kararı aldık. Ameliyatta bizim için en hassas nokta şuydu. Yüzde kesiden dolayı yüz sinirleri kesilmişti. Yüz sinirleri çok hassas yapılardır. Eğer bunları uygun şartlarda onaramazsak çocukta ileride kısmi veya tam yüz felci gelişme ihtimali vardı. Ameliyatta karşımıza çıkan bir diğer kritik nokta ise tükürük bezini kanalıydı. Bu kanal aslında çok derinde seyreder ancak yaralanma çok derin olduğu için tükürük bezini kanalı tamamen kesilmişti. Ameliyatta önce ağız içinde ilerlettiğimiz bir kılavuz ile tükürük bezin kanalının nereden koptuğunu gördük. Bunu tespit ettikten sonra ise tükürük bezin kanalının onarımına geçtik. Mikroskopu kullanılarak ve mikrocerrahi tekniklere sadık kalarak hastadaki hem yüz sinirlerini hem de tükürük bezini mikroskop altında onardık" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası sürece ilişkin bilgi veren Işık, hastanın durumunun iyiye gittiğini belirterek, "Ameliyat sonrasında hastamız yaklaşık tedavisinin 4. ayına girmiş durumda. Şu anda tükürük bezi sorunsuz şekilde çalışıyor. Yüzündeki sinirler de iyileşme aşamasında. Yüzündeki sinir iyileşmesi bazen 6 ay bulabilmektedir. Şu anda tedavisi sorunsuz şeklide devam ediyor" şeklinde konuştu.