Son Dakika
|
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Zeytinburnu’nda 28 milyon lira değerinde sahte altın ele geçirildi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
"Kazığımı niye aldın" kavgası: 1’i ağır 4 yaralı
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
Borsa İstanbul’da yeni rekor
Ağrı’da kayınbirader dehşeti: Eniştesini 7 kurşunla vurdu
Kars’ta 2200 rakımda 50 santim kar
Edirne’de tır yön tabelasına çarptı: Sürücü yaralandı
İstanbul’da yoğun sis: Boğaz hattı trafiğe kapatıldı
SAĞLIK
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35:12
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 13:44
Dr. Kilim: "Çocuklarda demir eksikliği sessiz bir tehdit"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğünü ve zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin özellikle 6 ay ile 5 yaş arasındaki çocuklarda sık görüldüğü belirtti. Demir eksikliğine zamanında önlem alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Dr. Kilim, "Çocuk sağlığı açısından kritik öneme sahip olan demir, büyüme ve gelişmenin temel yapı taşlarından biridir. Ancak son yıllarda yapılan gözlemler, çocuklarda demir eksikliğinin giderek daha yaygın hale geldiğini ve çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğini ortaya koymaktadır. Demir, vücutta oksijen taşıyan hemoglobinin üretimi için gereklidir. Eksikliği durumunda ise kansızlık (anemi), bağışıklık sisteminde zayıflama ve gelişimde gerileme gibi sonuçlar ortaya çıkabilir" dedi. "Belirtiler her zaman belirgin olmayabilir" Ailelerin dikkat etmesi gereken başlıca belirtiler hakkında bilgi veren Dr. Kilim, "Sürekli yorgunluk ve halsizlik. İştahsızlık. Soluk cilt rengi. Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğü. Sık hastalanma. Bu belirtiler başka sağlık sorunlarıyla karıştırılabileceği için düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. "Risk faktörleri artıyor" Uzm. Dr. Esra Kilim, demir eksikliğinin önlenebilir bir sağlık sorunu olduğunun altını çizerek, dengeli ve çeşitli beslenme alışkanlıklarının kazandırılmasının önemine dikkat çekerek, "Dengesiz beslenme alışkanlıkları, işlenmiş gıdaların artan tüketimi ve demir açısından zengin besinlerin yeterince alınmaması, demir eksikliğinin başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Özellikle sadece süt ağırlıklı beslenen çocuklarda risk daha yüksek görülmektedir. Kırmızı et, yumurta, yeşil yapraklı sebzeler, kuru baklagiller ve pekmez gibi demir açısından zengin besinlerin düzenli tüketilmesi önerilmektedir. Ayrıca, C vitamini içeren gıdalar demir emilimini artırdığı için beslenme planına dahil edilmelidir" şeklinde konuştu. "Erken tanı, sağlıklı gelecek" Dr. Kilim, "Çocuklarda demir eksikliği erken teşhis edildiğinde kolaylıkla tedavi edilebilmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli olması ve çocuklarının gelişimini yakından takip etmesi büyük önem taşımaktadır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
3
05 Mayıs 2026 Salı- 09:34
"Polenler ve hava kirliliği astımı tetikliyor"
4
05 Mayıs 2026 Salı- 12:06
Çocuklarda alerjiye dikkat: "Besin ilişkili anafilaksileri çok sık görmeye başladık"
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:20
Sağlık çalışanları iftar sofrasında buluştu
Eskişehir Alpu Hastanesi’nde görevli sağlık çalışanları, iftar programında bir araya geldi. Program, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, başkan ve başkan yardımcılarının katılımıyla gerçekleştirildi. İftar sofrasında buluşan sağlık çalışanları, hep birlikte oruçlarını açtı. Ardından açıklamalarda bulunan İl Müdürü Bildirici, sağlık çalışanlarının özverili çalışmalarına dikkat çekti. Birlik ve dayanışmanın sağlık hizmetlerindeki önemini vurgulayan Bildirici, sağlık hizmetlerinin kesintisiz devam edebilmesi için tüm çalışanların gösterdiği fedakârlığın büyük bir takdiri hak ettiğini ifade etti.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 10:15
"Migren hastalarına oruç tavsiyeleri"
Migreni tetikleyen en önemli faktörlerden birinin uzun süreli açlık olduğunu belirten Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, "Bu nedenle migren hastalarının sahur öğününü atlamaması kritik öneme sahiptir. Dengeli bir sahur öğünü, gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Yeterli sıvı alımı da migren kontrolünde temel bir unsurdur. İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi. Ramazan ayında özellikle migren hastalarında uzun süreli açlık ve susuzluğun baş ağrılarını artırabileceğine dikkat çeken VM Medical Park Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Merve Korukcu, alınabilecek önlemler hakkında önemli açıklamalarda bulundu. "Dengeli bir sahur öğünü şikayetleri azaltır" Migren hastalarının sahur öğününü atlamamasının kritik öneme sahip olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Sahur öğününün atlanması, gün içinde kan şekeri düşüklüğüne bağlı baş ağrılarını artırabilir. Dengeli bir sahur öğünü gün içindeki şikayetleri azaltabilir. Sahurda kan şekerini dengede tutacak, uzun süre tokluk sağlayacak protein ve lif ağırlıklı besinler tercih edilmelidir. Yumurta, yoğurt, peynir, tam tahıllı ürünler ve ceviz gibi sağlıklı yağ kaynakları önerilmektedir. Basit şeker içeren gıdalardan kaçınılması, ani kan şekeri düşüşlerinin önüne geçilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı. "Yeterli miktarda su tüketin" Yeterli sıvı alımının migren kontrolünde temel bir unsur olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Korukcu, "İftar ile sahur arasında yeterli miktarda su tüketilmesi, susuzluğa bağlı baş ağrılarının önlenmesine katkı sağlar" dedi. "Gün içinde kısa dinlenme araları planlanmalı" Uyku düzeninin korunmasının da migren yönetiminde önemli rol oynadığını işaret eden Uzm. Korukcu, "Sahur nedeniyle değişen uyku saatleri, düzensiz ve yetersiz uyku atakları artırabilir. Mümkün olduğunca düzenli uyku saatleri oluşturmak ve gün içinde kısa dinlenme araları planlamak faydalı olacaktır" ifadelerini kullandı. "Şiddetli ve farklı ağrılarda doktora başvurulmalı" Uzun süreli açlığın kan şekeri dengesini etkileyebileceğini belirten Uzm. Dr. Korukcu, "Kan şekeri düşüklüğü ve susuzluk beyin damarlarında değişikliklere neden olabilir. Bu durum özellikle migren hastalarında daha şiddetli ve uzun süren ataklara yol açabilir" şeklinde konuştu. Baş ağrısının şiddetinin artması, görme kaybı veya bulantı-kusma gibi farklı belirtilerin eşlik etmesi durumunda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Merve Korukcu, "Ramazan döneminde artan baş ağrıları ihmal edilmemeli, özellikle kronik migren hastaları düzenli kontrollerini aksatmamalıdır" diyerek sözlerini tamamladı.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 09:34
Doğum sonrası yenilenmeye bütüncül yaklaşım: Anne estetiği
Hamilelik ve emzirme sürecinin vücutta bıraktığı değişimlerin tek bir bütünsel cerrahi planlama ile düzeltilebildiğini belirten Medicana Sağlık Grubu Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, toplumda ‘mommy makeover’ olarak bilinen anne estetiği hakkında merak edilenleri paylaştı. Doğum sonrası karın, meme ve vücut hatlarında oluşan değişimlerin tek bir anestezi altında gerçekleştirilen kombine estetik cerrahi uygulamalarla planlandığını belirten Medicana International Ankara Hastanesi Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ahmet Demirhan Dal, bu cerrahi planlamayla iyileşme sürecinin daha verimli yönetilebildiğini ve kadının kendisini fiziken ve ruhen iyi hissetmesine destek olmanın amaçlandığını söyledi. Dal, "Doğum sonrası en sık karşılaşılan sorunlar arasında karın kaslarında ayrışma, memelerde sarkma ve hacim kaybı ile bölgesel yağlanmalar yer alır. Anne estetiği ile gevşeyen karın bölgesi sıkılaştırılır ve karın duvarı güçlendirilir. Böylece yalnızca estetik bir iyileşme değil, duruş bozukluğuna bağlı bel ve karın ağrılarında da azalma sağlanabilir. Meme dikleştirme, küçültme ya da silikon protez uygulamaları ile daha dik ve doğal bir görünüm elde edilebilir. Liposuction sayesinde ise bel, basen ve karın yan bölgeleri şekillendirilerek daha orantılı bir vücut formu oluşturulur" ifadelerini kullandı. Kişiye özel planlanmalı Aynı anda tüm işlemlerin uygulanması iyileşme sürecine dair zaman yönetimi açısından avantaj sağlayabilse de her hasta için uygun olamayacağını belirten Dal, "Özellikle diyabet, hipertansiyon, kalp hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişiler mutlaka detaylı bir sağlık değerlendirmesinden geçirilmelidir. Genel anestezi altında yapılan ve ortalama 4-6 saat sürebilen bu ameliyatlarda, hastanın genel sağlık durumu büyük önem taşır. Uzun süren cerrahiler anestezi risklerini artırabileceği gibi iyileşme sürecini de zorlaştırabilir. Bu nedenle bazı hastalarda işlemler iki aşamalı planlanabilir. Yoğun sigara kullanımı da yara iyileşmesini olumsuz etkileyebileceğinden ameliyat öncesi mutlaka hekimle paylaşılmalıdır" açıklamasında bulundu. Doğum sonrası hormonların dengelenmesi, meme dokusunun hacim değişikliklerinin tamamlanması ve karın bölgesinin toparlanması sonrası ameliyatın uygun olduğunun altını çizen Dal, "Daha kalıcı ve öngörülebilir sonuçlar elde edebilmek için ameliyatın doğumdan en az 6 ay sonra planlanması önerilir. Emzirme bittikten sonra ise en az 3-6 ay geçmesi beklenmelidir. Yakın zamanda yeniden gebelik planlayan kadınlara karın germe ve meme ameliyatları önerilmez. Çünkü yeni bir gebelikte karın kasları yeniden gevşeyebilir, meme hacmi değişebilir ve tekrar sarkma oluşabilir" diye konuştu. İyileşme süresi 2 hafta Dal, ameliyat sonrası iyileşme sürecine dair şu ifadeleri kullandı: "Sadece meme ameliyatı veya düşük hacimli liposuction uygulanan hastalarda genellikle 1 gece yatış yeterlidir. Karın germe ameliyatı eklenen hastalar ise çoğunlukla 2 gece hastanede takip edilir. İlk günlerde özellikle karın germe sonrası ağrı daha belirgin olabilir. Bu nedenle ağrı kontrolü sağlanmadan taburculuk önerilmez. Ortalama 1. haftada drenler alınır ve eriyen dikişler kullanıldığı için ayrıca dikiş alma işlemi gerekmez. Hastalar yaklaşık 2 hafta içinde günlük ve sosyal yaşamlarına büyük ölçüde dönebilir. 3. haftada seroma kontrolü, 3. ayda ise yara iyileşmesi ve iz değerlendirmesi yapılır. Uygun bakım ve düzenli kontrollerle iyileşme süreci genellikle kontrollü ve konforlu ilerler."
27 Şubat 2026 Cuma - 21:05
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir"
Kastamonu’da şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde buluşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gönül Sofrası" iftar programına katıldı. İftarda şehit aileleri, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya gelen Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir" Son 23 yılda Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde tarihi dönüşüm olduğunu kaydeden Memişoğlu, "Bu değişimin temelinde; güçlü bir irade, milletine adanmış bir liderlik ve insanı merkeze alan bir vizyon vardır. Hep birlikte sadece tedavi eden değil, koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemi inşa ettik. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdık. Birinci basamağı ve aile hekimliğini güçlendirdik. Şehir hastanelerimizle modern ve güçlü bir altyapı kurduk. Dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarıyla sistemi sürekli yeniledik. Yerli ve milli üretim hamleleriyle sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini büyüttük ve kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir. Çünkü biliyoruz ki sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir. Sağlıklı birey güçlü ailedir, güçlü aile güçlü toplumdur. Güçlü toplum ise güçlü Türkiye’dir. Bu anlayışla koruyucu ve önleyici hizmetleri daha da yaygınlaştırıyoruz. Bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalıkların önlenmesine kadar vatandaşımızı sürecin merkezine alan proaktif bir yaklaşımı benimsiyoruz. Biz, sadece bugünün değil, geleceğin de sağlık sistemini planlıyoruz. İşte bu yüzden sağlıklı Türkiye yüzyılı diyoruz" dedi. "Memnuniyet oranı son bir yılda yüzde 69,4’e yükselmiştir" Verilerin sağlık hizmetlerinde doğru yolda olunduğunu gösterdiğini dile getiren Memişoğlu, "Sağlık çalışanlarımız bu sistemin omurgasıdır. Pandemide gösterdikleri fedakarlıklar, afetlerde ortaya koydukları gayret ve her gün sağlık tesislerimizde verdikleri emek milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Bu güven, memnuniyet oranlarına da yansımaktadır. Sağlık hizmetleri memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükselmiştir. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaşılmıştır. Bu tablo, doğru yolda olduğumuzun somut bir göstergesidir" diye konuştu. "Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz" Daha güçlü sağlık sistemi için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bu ilk iftar sofrasında bir kez daha sözlerimizi yineliyoruz. Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha erişilebilir, daha güçlü bir sağlık sistemi için durmadan ilerleyeceğiz. Bu yol inanç yoludur, hizmet yoludur, milletimize adanmışlık yoludur" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu tarafından Bakan Memişoğlu’na, bir yetimin 6 aylık masraflarının karşılandığını gösteren bağışın yer aldığı sertifika takdim edildi. Kastamonuspor yönetimi tarafından da Bakan Memişoğlu’na forma hediye edildi. İftar programına Vali Meftun Dallı, AK Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Kastamonu Emniyet Müdürü Tamer Taş, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:27
Karapınar’da sağlık okuryazarlığı programı
Konya’nın Karapınar İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen Sağlık Okuryazarlığı Ramazan’da Sağlık Programı kapsamında, Karapınar Devlet Hastanesi bünyesinde bilgilendirme standı kuruldu. Ramazan ayı dolayısıyla vatandaşların sağlık konusunda bilinçlendirilmesini amaçlayan program, ilçe halkından yoğun ilgi gördü. Kurulan stantlarda vatandaşlara Koruyan Sağlık, Tedaviye Erişim, Acil Müdahale ve Yaşam Kurtarma istasyonlarında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Sağlık personelleri tarafından özellikle Ramazan ayında dikkat edilmesi gereken beslenme düzeni, kronik hastalıkların takibi ve acil durumlarda doğru müdahale konularında bilgiler verildi. Program kapsamında vatandaşların boy ve kilo ölçümleri gerçekleştirilerek vücut kitle indeksleri hesaplandı ve gerekli durumlarda ilgili birimlere yönlendirme yapıldı. Ayrıca tansiyon ve kan şekeri ölçümleri de yapılarak riskli değerlere sahip vatandaşlar uygun branş polikliniklerine yönlendirildi. Yetkililer, toplum sağlığını koruma ve sağlık okur yazarlığını artırma amacıyla benzer etkinliklerin yıl boyunca devam edeceğini belirtti.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:22
Nazilli’de anne sütünün önemi anlatıldı
Aydın’ın Nazilli ilçesinde sağlık personeline yönelik düzenlenen farkındalık eğitimi ile emzirme danışmanlığı, doğru teknikler ve Bebek Dostu Hastane uygulamaları konusunda farkındalık artırıldı. Nazilli Devlet Hastanesi’nde görev yapan sağlık personeline yönelik "Anne Sütünün Önemi ve Bebek Dostu Hastane Farkındalık Eğitimi" düzenlendi. Gerçekleştirilen programda anne sütünün bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişmesindeki kritik rolü ele alınırken, doğru emzirme teknikleri hakkında kapsamlı bilgilendirme yapıldı. Eğitimde ayrıca Bebek Dostu Hastane uygulamaları çerçevesinde doğumdan hemen sonra emzirmenin erken başlatılmasının önemi, anne ve bebeğin aynı ortamda kalmasının gerekliliği ile annelere etkin ve doğru emzirme danışmanlığı sunulması konuları değerlendirildi. Eğitim çalışmalarıyla sağlık personelinin bilgi düzeyi ve farkındalığının artırılmasının hedeflendiği belirtilirken, anne ve bebek sağlığının korunmasına yönelik uygulamaların hastane bünyesinde kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:20
Didim’de MR ünitesi hizmete girdi
Sağlık altyapısı güçlendirilen Didim Devlet Hastanesi’nde hastalar, ileri görüntüleme hizmetine ilçe merkezinde erişebilecek. Didim Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan Manyetik Rezonans (MR) ünitesi hizmete alındı. Hastanede sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmak ve teknolojik imkanları üst seviyeye taşımak amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında tamamlanan MR ünitesi, hasta kabulüne başladı. Yeni üniteyle birlikte vatandaşların ileri görüntüleme hizmetlerine daha hızlı ve etkin şekilde ulaşmasının hedeflendiğini ifade eden Didim Devlet Hastanesi’nden yapılan açıklamada tanı ve tedavi süreçlerinin de önemli ölçüde hız kazanacağı vurgulandı. İlçede sağlık altyapısını güçlendiren yatırımın, özellikle sevk ihtiyacını azaltarak hastalara zaman ve erişim kolaylığı sağlayacağı ifade edildi.
27 Şubat 2026 Cuma - 17:02
10 ülkeden katılımın olduğu yarışmada SUBÜ ekibine ikincilik ödülü
Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen Sağlıkta İnovasyon Yarışması neticelendi. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) "Vita Grup" takımı, hazırladıkları projeyle üniversite öğrenci kategorisinde ikincilik ödülünü kazandı. 10 farklı ülkeden toplam 355 yarışmacının katılım sağladığı yarışmanın ödül töreni, Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde yapıldı. Törene; Sakarya Vali Yardımcısı Dr. İsmail Altan Demirayak, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, üniversite temsilcileri ve öğrenciler katıldı. Törende konuşan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, sağlık alanında yerli ve yenilikçi çözümler üretmenin önemine değindi. İnovatif düşüncenin ve farklı disiplinlerin bir araya gelmesinin üretim sürecine katkı sağladığını belirten Sarıbıyık, yarışmaya katılan öğrencileri ve destek veren kurumları tebrik etti. SUBÜ Akyazı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Dr. Cansu Keskin’in danışmanlığını yürüttüğü Vita Grup takımı, "Life Lift" isimli projeleriyle kürsüye çıktı. Ülkü Fatma Yıldırım, Buse Baytar, İrem Nur Tomakin, Eda Vuran ve Ermiya Ceyhan’dan oluşan takıma ödüllerini SAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Özer Köseoğlu takdim etti.
27 Şubat 2026 Cuma - 16:36
Her 10 kadından birini etkileyen sinsi hastalık: Endometriozis
Halk arasında ’çikolata kisti’ olarak bilinen endometriozis, üreme çağındaki her 10 kadından birinde görülerek önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Uzmanlar, belirtileri pek çok hastalıkla karıştırılabildiği için tanı sürecinin gecikebildiğine dikkat çekiyor. Hastalığın teşhisinin bazı vakalarda 10 yılı bulabildiği belirtilirken, bu süreçte hastalar farklı branşlarda birçok doktora başvurarak zaman kaybedebiliyor. Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kadını etkilediği tahmin edilen endometriozis, bel ve sırt ağrısı, kronik yorgunluk, karın ağrısı, şişkinlik ve gaz gibi toplumda sık görülen şikayetlerle kendini gösterebiliyor. Ancak bu belirtiler çoğu zaman başka nedenlere bağlandığından hastalık fark edilmeden ilerleyebiliyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Nuray Bozkurt, Endometriozis Farkındalık Ayı kapsamında yaptığı açıklamada, "Rahmin iç duvarını döşeyen dokunun rahim dışında yerleşmesi olarak tanımlanan endometriozis, bazı hastalarda hiçbir belirti vermeden ilerleyebilirken; çoğu hastada kronik karın ağrısı, özellikle adet döneminde şiddetli ağrı ve aşırı kanama gibi ciddi sorunlara yol açabiliyor" dedi. Aynı zamanda Endometriozis ve Adenomyozis Derneği yönetim kurulu üyesi olan Bozkurt, hastalığın erken tanısının yaşam kalitesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Kısırlığa kadar gidebilen riskler taşıyor Endometriozisin bağırsakları etkilemesi durumunda ağrılı dışkılama; mesaneye yayılması halinde ise kanlı idrar ve yanma gibi şikayetler görülebiliyor. Üreme organlarında oluşturduğu hasar ise kısırlığa kadar varabilen ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Uzmanlardan önemli uyarı Bozkurt, şiddetli adet ağrısı, geçmeyen karın ve bel ağrısı, ağrılı ilişki ve aşırı kanama gibi şikayetlerin normal kabul edilmemesi gerektiğini belirterek, bu belirtileri yaşayan kadınların vakit kaybetmeden bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurmalarını önerdi. Mart ayı Endometriozis Farkındalık Ayı dolayısıyla uzmanlar, erken teşhisin hem hastalığın ilerlemesini önlemede hem de kadınların yaşam kalitesini artırmada kritik rol oynadığını hatırlatarak toplumsal bilinçlendirme çalışmalarının artırılması gerektiğinin altını çiziyor.
27 Şubat 2026 Cuma - 16:19
Aydın’da acil sağlık filosuna 16 yeni ambulans
Sağlık Bakanlığı ve hayırseverlerin desteğiyle Aydın’a kazandırılan 16 yeni ambulans, düzenlenen törenle hizmete alınırken, yeni araçlarla birlikte il genelinde 2026 yılında 81 kara ambulansı ve 52 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile 7 gün 24 saat kesintisiz hizmet sunulacak. Aydın’a sağlık alanında önemli bir destek daha geldi. Sağlık Bakanlığı tarafından tahsis edilen 15 ambulans ile hayırsever bağışçının katkılarıyla alınan 1 ambulans olmak üzere toplam 16 yeni araç, Aydın İl Sağlık Müdürlüğü envanterine katıldı. Ambulanslar, İl Sağlık Müdürlüğü bahçesinde düzenlenen törenle teslim edildi. Törene Aydın Valisi Yakup Canbolat, AK Parti Aydın Milletvekilleri, İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, kurum müdürleri, siyasi parti başkanları ve sağlık çalışanları katıldı. Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul törende yaptığı konuşmada acil sağlık hizmetlerinin her geçen gün güçlendiğini belirtti. Şenkul, "Yaşama yol ver sloganıyla görev yapan 740 acil sağlık hizmetleri personelimiz, 2025 yılı içerisinde toplam 2 milyon 800 bin kilometre yol kat ederek 123 bin 500 vakaya ulaşmış ve vatandaşlarımıza zamanında, etkin ve nitelikli sağlık hizmeti sunmuştur. Bu rakamlar, teşkilatımızın azmini, fedakârlığını ve insan hayatına verdiği değerin bir göstergesidir. Envanterimize kazandırılan 16 yeni ambulans ile birlikte 2026 yılında 81 kara ambulansı ve 52 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu ile, il genelinde 7 gün 24 saat kesintisiz acil sağlık hizmeti sunmaya devam edeceğiz. İlimize kazandırılan bu 16 yeni ambulans; güncel tıbbi donanımları, ileri teknolojik altyapıları ve yüksek güvenlik standartları ile acil durumlarda vatandaşlarımıza en kısa sürede ulaşılmasına önemli katkılar sağlayacaktır. Aynı zamanda bu yatırımlar, sahada büyük bir özveriyle görev yapan sağlık personelimizin çalışma şartlarını daha güvenli ve daha güçlü hale getirecektir. Ambulanslarımızın Aydın’ımıza kazandırılmasında, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere, Sağlık Bakanımıza ve emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca, acil sağlık hizmetlerimize bağışladıkları ambulans ile önemli katkı sağlayan, Çine Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı’na da teşekkür ediyorum. Sağlık Bakanlığı’mızın ’Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık’ vizyonu doğrultusunda, acil sağlık hizmetlerimizi her geçen gün daha da ileriye taşımaya kararlılıkla devam ederek, ilimize kazandırılan bu ambulansların hayırlı olmasını temenni ediyorum" dedi. Anahtarlar teslim edildi Konuşmaların ardından ambulansların anahtarları şoförlere teslim edilirken, yeni araçlar görev yapacakları istasyonlara dualar eşliğinde uğurlandı. Ambulanslar; Efeler 2, 5, 7 ve 10 No’lu ASHİ; İncirliova 1; Germencik 1; Söke 5 ve 6; Kuşadası 3 ve 5; Didim 1; Çine 1 ve 2; Karpuzlu 1; Nazilli 1 ve 7 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonlarında görev yapacak.
27 Şubat 2026 Cuma - 15:10
GAÜN’de altın kan çalışmasına "En İyi Sözel Bildiri" birinciliği
Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Hastanesi’nde gerçekleştirilen ve dünyada "Altın Kan" (Rhnull) olarak bilinen son derece nadir kan grubuna sahip bir hastanın hayatını kurtaran doğum operasyonu, tıp dünyasında önemli bir başarıya imza attı. GAÜN Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Okan ve ekibinde yer alan Transfüzyon Merkezi Sorumlusu Mustafa Tekin tarafından 9. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde sunulan çalışma, "En İyi Sözel Bildiri" birincilik ödülüne layık görüldü. Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Okan, yaklaşık 6 milyonda bir görülen Rhnull fenotipinin yönetimine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu kan grubunda kan hücrelerinin yüzeyinde bulunması gereken Rh antijenlerinin tamamen eksik olduğunu belirtti. Rh sisteminde 50’den fazla antijen bulunduğunu hatırlatan Okan, Rhnull bireylerde bu yapıların hiçbirinin yer almaması nedeniyle kanın biyolojik olarak "isimsiz" kabul edildiğini ifade etti. "Altın kan" adlandırmasının kanın renginden değil, tıptaki değerinden kaynaklandığını vurgulayan Okan, Rh antijenlerinin yokluğunun kan hücrelerini daha kırılgan hale getirebildiğini ve bunun kronik kansızlık ile halsizlik gibi klinik tablolara yol açabildiğini kaydetti. Rhnull fenotipine sahip bireylerin Rh içeren kanları reddettiğini belirten Okan, bu hastalara Rh negatif kanın dahi verilemediğini, yalnızca aynı fenotipe sahip donörlerden temin edilen kanın güvenle kullanılabildiğini söyledi. "Altın Kan" operasyonun başarısında multidisipliner yaklaşımın etkili olduğunu ifade eden Prof. Dr. Okan, bu kana sahip olan hastaları için Türk Kızılayı aracılığıyla İspanya’dan temin edilen ve çözüldükten sonra yalnızca 72 saat kullanım süresi bulunan dondurulmuş kanların titizlikle Gaziantep’e ulaştırıldığını bildirdi. Prof. Dr. Okan, Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Neslihan Bayramoğlu Tepe’nin gerçekleştirdiği yüksek riskli sezaryen operasyonu ile anne ve bebeğin sağlıklı şekilde hayata tutunduğu aktardı. Çalışmayı kongrede sunan GAÜN Hastanesi Transfüzyon Merkezi Sorumlusu Mustafa Tekin ise Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyan bu operasyonun, 9. Hematolojik Nadir Hastalıklar Kongresi’nde, güçlü lojistik planlama ve tıbbi koordinasyon başarısı sayesinde bilim jürisi tarafından en iyi çalışma seçildiğini ifade etti.
27 Şubat 2026 Cuma - 15:10
Başkan Aydemir’den Balıkesir’e 29 yeni hekim müjdesi
AK Parti Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir, Balıkesir’e 11 uzman ve 18 pratisyen olmak üzere toplam 29 yeni hekim ataması yapılacağı müjdesini verdi. Balıkesir’in sağlık ihtiyaçlarına yönelik yürütülen yoğun diplomasi trafiği sonuç verdi. AK Parti İl Başkanı Mehmet Aydemir, münhal kadroların netleşmesiyle birlikte müjdeyi hemşehrileriyle paylaştı. 127. Dönem Devlet Hizmet Yükümlülüğü kapsamında yapılacak atamalarla, şehrin hem uzman hekim branşlarındaki ihtiyacı giderilecek hem de acil servis ve birinci basamak sağlık hizmetleri nefes alacak. Yeni atama döneminde özellikle uzmanlık gerektiren kritik branşlara ağırlık verilmesi dikkat çekti. Balıkesir genelindeki hastanelerde görev yapacak 11 uzman hekimin branş dağılımı, şehrin sağlık taleplerine doğrudan yanıt verecek. Buna göre beyin ve sinir cerrahisi, endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları, göz hastalıkları, 3 iç hastalıkları, ortopedi ve travmatoloji, 2 fiziksel tıp ve rehabilitasyon ve 2 acil tıp uzmanı atanacak. Ayrıca, Balıkesir’in dört bir yanındaki sağlık kuruluşlarında görev alacak olan 18 pratisyen hekim, vatandaşlara sunulan ilk müdahale ve temel sağlık hizmetlerinin kalitesini artıracak. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Aydemir, Balıkesir’e kazandırılacak bu kadroların rastlantı olmadığını, Ankara ve Balıkesir arasında kurulan güçlü bir iş birliği ve koordinasyonun meyvesi olduğunu vurguladı. Sağlık yatırımlarının artarak devam edeceğini belirten Aydemir, her bir kadronun Balıkesir halkı için büyük bir önem taşıdığını ifade etti. Başkan Aydemir, sağlıkta yapılacak atamaların mimarlarına özel olarak teşekkür ederek, şu ifadeleri kullandı: "Balıkesir’imizin ihtiyaçlarına her zaman hassasiyetle yaklaşan başta AK Parti Genel Başkan Yardımcımız ve Balıkesir Milletvekilimiz Belgin Uygur hanımefendiye; kıymetli milletvekillerimiz İsmail Ok, Mustafa Canbey ve Ali Taylan Öztaylan’a, ayrıca süreci titizlikle takip eden ve koordinasyonu sağlayan İl Sağlık Müdürümüz Miraç Çavdar’a şehrimiz adına teşekkürlerimi sunuyorum. Balıkesir’imize hayırlı olsun."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder