Son Dakika
|
Bebek Otel’deki kaçak yapılar yıkıldı
Balçova’daki hain saldırının iddianamesi hazır
Küba'dan Trump'a: "Kimse bize ne yapacağımızı dikte edemez"
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Durum tamamen kontrol altına alındı"
Şarkıcı Cansever'den sevindiren haber
Otobüs otomobili kağıt gibi ezdi: 3 ölü, 1 yaralı
Diyarbakır’daki güvercin otelinde çıkan yangında 100’den fazla kuş telef oldu
Bebek Otel’de kaçak bölümler yıkılıyor
İran’daki protestolarda ölü sayısı 544’e yükseldi
5 ildeki FETÖ operasyonunda 81 şüpheli yakalandı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Clay Consumption Remains Common in Parts of Kyrgyzstan
Tamirci çırağı karga
Sırbistan’da kızaktan düşen iki genç, arkadan gelen aracın altında kaldı
’Sazan Sarmalı’ ile 3.5 milyarlık vurgun: Yakayı ele verdiler
Şarkıcı Cansever'den sevindiren haber
Kaza yapınca aracını bırakıp gitti, o anlar kameraya yansıdı
’Dur’ ihtarına uymayan sürücü polis aracına çarptı: 2’si polis 3 yaralı
ABD hükümetinden Minneapolis’e ek güvenlik gücü
SAĞLIK
Trabzon’dan Gaziantep’e şifa yolculuğu
12 Ocak 2026 Pazartesi - 17:24:26
Trabzon’dan Gaziantep’e gelerek Gaziantep Özel ANKA Hastanesi’nde tedavi gören 49 yaşındaki Tülay Şalvarcı, kapalı by-pass ameliyatı sonrası kısa sürede sağlığına kavuştu. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Gökhan Gökaslan tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonun ardından Şalvarcı sağlığına kavuştu. Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşayan Şalvarcı, Prof. Dr. Gökhan Gökaslan, Kalp ve Damar Cerrahisi Koordinatörü Mustafa Artar ve Anka Hastanesi kalp merkezi ekibi ile fotoğraf çektirdi. Ameliyat sonrası takip sürecinin ardından hasta, 4 gün sonra taburcu edilerek günlük yaşamına döndü. Taburculuk sonrası sürecini hekim önerileri doğrultusunda sürdüren hasta, Trabzon’a dönüşünü kendi aracıyla gerçekleştirdi. Prof. Dr. Gökhan Gökaslan, kapalı kalp ameliyatlarıyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Kapalı by-pass cerrahisi, uygun hastalarda göğüs kemiği açılmadan uygulanabilen bir yöntemdir. Bu cerrahi teknik, ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha kontrollü ilerlemesine ve hastanın günlük yaşamına daha kısa sürede dönmesine imkan tanıyabilir. Her hasta için yöntem seçimi, detaylı değerlendirme sonrası planlanır." ifadelerini kullandı.
12 Ocak 2026 Pazartesi - 17:03
Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk bebek dünyaya geldi
Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nin Aydın Şehir Hastanesi’nde bugün hasta kabulüne başlamasının ardından ilk bebek dünyaya geldi. Aydın Şehir Hastanesi’nde ilk doğum gerçekleşti. Müşerref ve Murat Serter çiftinin, Kadın Doğum Uzmanı Nilgün Avşar Benzer ve doğum ekibi tarafından gerçekleştirilen normal doğumla sağlıklı olarak dünyaya gelen bebekleri Arya, Aydın Şehir Hastanesi’nde doğan ilk bebek oldu. Hastane yöneticileri tarafından anne ve baba ziyaret edilerek kız bebek için tebrik edildi.
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:46
Uzmanı uyardı: Kış aylarında artan kusma ve ishal vakalarına dikkat
Kış aylarında özellikle çocuklar ve yaşlıları etkileyen kusma ve ishal vakalarının büyük bölümünün viral kaynaklı olduğunu söyleyen İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor. El hijyeni ve bol sıvı tüketimi salgınlardan korunmada kritik rol oynar" dedi. Soğuk kış aylarıyla birlikte kusma ve ishal vakalarında artış yaşandığını belirten Liv Hospital Samsun İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, özellikle son haftalarda çocuklar ve yaşlılar arasında görülen salgınların büyük bölümünün viral kaynaklı mide-bağırsak enfeksiyonlarından oluştuğunu söyledi. Norovirüs ve rotavirüs gibi etkenlerin kış aylarında kapalı alanlarda daha kolay yayıldığına dikkat çeken Gökrem, ani başlayan kusma, sulu ishal, karın ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin bu dönemde sık görüldüğünü ifade etti. "Kapalı alanlar ve hijyen eksikliği bulaşı artırıyor" Uzm. Dr. Gökrem, soğuk havalarda bağışıklık sisteminin zayıflamasının ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin salgınların yayılmasını hızlandırdığını belirtti. Uzm. Dr. Gökrem, "Özellikle okul, kreş ve toplu yaşam alanlarında virüsler çok hızlı bulaşabiliyor. Aynı tuvaletin kullanılması, yeterince yıkanmayan eller ve ortak eşyalar enfeksiyon zincirini büyütüyor" diye konuştu. "Bol sıvı tüketimi hayati önem taşıyor" Hastalık süresince bol sıvı tüketiminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Gökrem, tedavi sürecinde gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınılması gerektiğinin altını çizdi. Viral enfeksiyonlarda antibiyotiklerin etkili olmadığını hatırlattı. "Bu belirtilerde mutlaka doktora başvurun" Yüksek ateş, şiddetli halsizlik, ağızdan sıvı alamama ve uzun süren ishal durumlarında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Manolya Gökrem, korunmanın en etkili yolunun el yıkama alışkanlığı, gıdaların iyi yıkanması ve hastalık belirtileri olan kişilerin kalabalık ortamlardan uzak durması olduğunu belirtti.
12 Ocak 2026 Pazartesi - 15:23
Karla kaplı mezrada hastaya ulaşmak için zamanla yarıştılar
Batman’ın Sason ilçesinde yoğun kar yağışı nedeniyle yolu kapanan mezrada rahatsızlanan 63 yaşındaki hasta, ekiplerin özverili çalışmasıyla hastaneye ulaştırıldı. Sason ilçesine bağlı Çakırpınar köyü Kayadibi mezrasında yaşayan 63 yaşındaki Mehmet Emin Yiğit, genel vücut ağrısı şikayetiyle rahatsızlandı. Yakınlarının durumu 112 Acil Sağlık Komuta Kontrol Merkezine bildirmesi üzerine ekipler harekete geçti. Ancak yoğun kar yağışı nedeniyle bölgeye ambulansla ulaşım sağlanamadı. Bunun üzerine 112 acil sağlık ekipleri, Özel İdare ekiplerinden destek talep etti. Yaklaşık 6 saat süren yoğun çalışmalar sonucunda mezra yolu ulaşıma açıldı. Yolun açılmasının ardından hasta, yakınlarının yardımıyla kızakla ambulansa taşındı. Ambulansta ilk müdahalesi yapılan Mehmet Emin Yiğit, daha sonra Sason Devlet Hastanesine sevk edildi. Ekiplerin zorlu kış şartlarına rağmen yürüttüğü koordineli çalışma, vatandaşların takdirini topladı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
08 Ocak 2026 Perşembe- 12:33
Psikolog uyardı: "Akran zorbalığına karşı toplumsal iş birliği şart"
2
12 Ocak 2026 Pazartesi- 10:07
Az su, soğuk hava: İdrar yolu enfeksiyonları artıyor
3
12 Ocak 2026 Pazartesi- 10:28
Soğuk havalar diyabeti tetikliyor
4
12 Ocak 2026 Pazartesi- 10:01
Grip vakaları artıyor; C vitaminini yanlış besinde aramayın
5
12 Ocak 2026 Pazartesi- 11:12
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Barut: "Sık idrara çıkma ve yanma sistit habercisi olabilir"
14 Ekim 2025 Salı - 13:25
Gürcü sağlık çalışanları, 1 gününü Samsun’daki hastanede geçirdi
SAMSUN (İHA) – Gürcistan’dan gelen, aralarında doktorların da bulunduğu 16 kişilik sağlık grubu, Samsun’daki özel bir hastanede 1 gün geçirerek burada uygulanan yöntemleri ve işleyişi gözlemleme fırsatı buldu. Medicana International Samsun Hastanesi, aralarında doktor, hemşire, sağlık memuru ve tıp öğrencileri bulunan 16 kişilik heyeti ağırladı. 1 tam günü hastanede geçiren Gürcü sağlık çalışanları; hasta bakım hizmetleri, poliklinikler, ameliyathaneler, servis, yoğun bakım ve tüm birimleri yerinde görerek Türk uzmanlardan bilgi aldı. Gürcü sağlık çalışanlarını Samsun’da ağırlamaktan memnun olduklarını ifade eden Medicana International Samsun Hastanesi Genel Müdürü Güner Armutlu, "Bu ziyaretin hem misafirlere hem de bizlere olumlu yansımasını umut ediyorum. Gürcistan’la bir bağımız var. 2 ofisimizle Batum ve Tiflis’te hizmet veriyoruz. Bugünden sonra birlikteliğimiz güçlenerek devam eder diye umuyorum. Medicana International Samsun Hastanesi, bölgenin en büyük hastanelerinden biri. 250 yatak kapasiteli hastanemizde organ nakli hariç tüm ameliyatların yapıldığı bir hastaneyiz. 800 çalışanımız var ve bunların 100’ü doktor kadrosunda yer alıyor. 108 yoğun bakım yatağımız var. Kardiyoloji, kalp ve damar cerrahisi, beyin cerrahisi, onkoloji, göz, üroloji, ortopedi, plastik cerrahi, kulak, burun ve boğaz, göğüs cerrahisi ve göğüs hastalıkları bölgede en güçlü olduğumuz branşlar. Bunların dışındaki tüm branşlarda da kabul gören bir hastaneyiz. Medicana olarak yurt dışında da Bosna-Hersek’in yanı sıra İngiltere’de Londra ve Manchester’da hastanelerimiz var. Tıbbın en üst teknolojisini kullanan, sağlıkta dünyadaki tüm gelişmeleri yakından takip edip anında kendi bünyesinde uygulamaya sokan gelişime çok açık, değişimi yakından takip eden ve bu kapsamda da Türkiye’nin en gelişmiş hastanesiyiz" dedi. Ziyaretin sonunda Gürcü heyeti de kendilerine olan yaklaşım ve nezaketten memnun kaldıklarını, hastane yönetimine güzel ev sahipliği ve bilgi aktarımı için teşekkür ettiklerini ifade ettiler. Armutlu da ziyaretten memnun kaldıklarını ve yeni heyetlerin de ilerleyen günlerde hastanelerine gelebileceklerini sözlerine ekledi.
14 Ekim 2025 Salı - 13:19
Denizli kanser taramalarında üst sıralarda yer aldı
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk başkanlığında İlçe Sağlık Müdürleri ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanları’nın katılımıyla Birinci Basamak Sağlık Hizmetleri Değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Toplantıda açıklamalarda bulunan Uz. Dr. Berna Öztürk, "Ekim ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi yapan 30 merkezin içinde ilimizden Pamukkale KETEM 1., Merkezefendi KETEM 8. ve Mobil Kanser Tarama Tırımız da 11. sırada yer aldı" dedi. Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Aytekin Polat, Başkan Yardımcıları ve Birim Sorumlularının da katıldığı toplantıda; il genelinde yürütülen birinci basamak sağlık hizmetlerinin mevcut durumu ele alınarak sahada yürütülen çalışmaların etkinliği, hizmet kalitesi ve vatandaş memnuniyetine yansımaları ayrıntılı olarak incelendi. İlçe Sağlık Müdürlükleri ve Toplum Sağlığı Merkezlerinin GÖREN izleme ve değerlendirme sistemindeki birinci basamak sağlık hizmetleri göstergeleri üzerinden hizmet değerlendirmesi yapıldı. Halk Sağlığı Başkanlığı birim sorumluları tarafından birim sunumları yapılarak, iş ve işleyişe yönelik bilgilendirme ve değerlendirmelerin de yapıldığı toplantıda; İlçe Sağlık Müdürleri ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlarının talep ve önerileri görüşüldü. Toplantı sonunda, 2025 yılında kanser taramalarında ve "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında hedef nüfuslara gören en çok başarılı performans sergileyen ilçelere teşekkür belgesi verildi. İl Sağlık Müdürümüz Uz. Dr. Berna Öztürk, emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına tebriklerini ileterek ekipleri adına başarılı ilçelerin İlçe Sağlık Müdürü ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlarına belgelerini takdim etti. Denizli, Türkiye’de birinci sırada yer aldı İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan verilere göre Denizli’nin, Türkiye geneli büyük bir başarı elde ettiğini belirterek, Ekim Ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi ile meme kanseri taraması yapan ilk 30 merkezin içinde birinci olduklarını söyledi. Uz. Dr. Berna Öztürk; "Sağlık Bakanlığımız tarafından Ekim ayında ilk 10 gün içinde en fazla mamografi çekimi yapan 30 merkezin içinde ilimizden Pamukkale KETEM 1., Merkezefendi KETEM 8. ve Mobil Kanser Tarama Tırımız da 11. sırada yer aldı. 2018 yılından bu yana yürüttüğümüz Pembe Şehir Projemiz ile bugüne kadar kanser taramalarında birçok başarı ve birincilik elde ettik. Bu yılda aynı hedefle çalışmalarımız devam ederken İlimizden 3 merkezin Türkiye geneli ilk 30’a girmesi bizleri yine gururlandırdı. Bu başarıda emeği olan tüm sağlık çalışanlarımıza emekleri için çok teşekkür ediyorum. Yine yıl bazında yürütülen kanser tarama programları ve "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" programlarında başarı gösteren, bugün belge verdiğimiz tüm ilçelerimizi kutluyorum. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığının temelini oluşturduğunu bir kez daha vurgulayarak il ve ilçelerimizde özveriyle çalışan tüm sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum" diye konuştu.
14 Ekim 2025 Salı - 12:21
Bir kontrol, bir hayat: Meme kanserine karşı farkındalık buluşması SGM’de
Sakarya Büyükşehir Belediyesi ve İl Sağlık Müdürlüğü’nün iş birliği ile 16 Ekim Perşembe günü "Sevdikleriniz İçin, Kendiniz İçin: Bir Kontrol Bir Hayat" adlı meme kanseri farkındalık konferansı düzenlenecek. Prof. Dr. Havva Belma Koçer konuşmacı olarak katılacağı program saat 13.00’da SGM’de gerçekleştirilecek. Sakarya Büyükşehir Belediyesi Sosyal Gelişim Merkezi’nde düzenlenen eğitim ve konferanslar tüm hızıyla devam ediyor. Son olarak Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ve İl Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenecek konferansta meme kanserine dair detaylar ele alınacak. Meme kanseri farkındalık ayı çerçevesinde "Sevdikleriniz İçin, Kendiniz İçin: Bir Kontrol Bir Hayat" başlığı adı altında düzenlenecek konferans, 16 Ekim Perşembe günü saat 13.00’da Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Özel bir hastanenin Meme ve Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Havva Belma Koçer’in konuşmacı olarak katılacağı konferansta erken teşhisin önemi, kendi kendine muayene yöntemleri ve modern tedavi yaklaşımları hakkında önemli bilgiler paylaşılacak.
14 Ekim 2025 Salı - 12:05
Başkan Murat Ercan, çölyaklı vatandaşlarla piknikte buluştu
Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, ilçede yaşayan çölyak hastaları ve ailelerini özel bir piknik etkinliğinde ağırladı. Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde yemekler yenildi, çocuklar oyunlar oynadı, sohbetler edildi. Başkan Ercan çölyaklı vatandaşlara desteklerinin devam edeceğini açıkladı. Glütensiz ekmek yardımı ve sosyal destek kartına 3 ayda bir yapılan ödemelerle çölyaklı vatandaşların glutensiz gıdaya ulaşmalarına yardımcı olan Sincan Belediyesi, farkındalık oluşturmak adına özel bir piknik tertip etti. Geleneksel hale gelen piknik etkinliği bu yıl Eko Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde gerçekleşti. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan çölyaklı vatandaşların her biriyle ayrı ayrı ilgilendi, sohbet etti, fotoğraf çektirdi. Renkli görüntülere sahne olan etkinliğe 350 kişi katıldı, çölyak hastalarının beslenme ihtiyaçlarına uygun ikramlar sunuldu. Aileler doğayla iç içe zaman geçirirken, çocuklar tamamı geri dönüşüm malzemelerinden inşa edilen parkta gönüllerince oynadı. Piknik buluşmasının çölyak konusunda farkındalığı arttırması da hedeflendi. Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, "Günlük ekmek temini, glütensiz gıda desteği ve her 3 ayda bir destek kartı aracılığıyla sağladığımız yardımlarla ilçemizde yaşayan çölyak hastası vatandaşlarımıza destek oluyoruz. Çölyakın bir yaşam biçimi olduğunu her fırsatta söylüyorum. Bugün de burada güzel bir piknik organizasyonunda bir araya geldik. Katılımlarınızdan dolayı çok teşekkür ederim. Çölyaklı vatandaşlarımızın ihtiyaç duydukları ürünlere kolay ulaşabilmeleri için elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 11:55
Meme kanseri hakkında A’dan Z’ye bilinmesi gerekenler
Meme kanseri dünyada her yıl milyonlarca kadını etkilerken, Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin dörtte birini oluşturuyor. Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül, "Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı yüzde 99’a kadar çıkmaktadır" diyerek erken tanının önemine dikkat çekti. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 2,3 milyon kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Türkiye’de kadınlarda görülen kanserlerin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturan bu hastalık, her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca karşılaşabileceği ciddi bir risk olarak öne çıkıyor. Memorial Antalya Hastanesi Meme Cerrahisi Bölümü’nden Op. Dr. Halit Özgül, 15 Ekim Dünya Meme Sağlığı Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Türkiye’de meme kanseri en sık 35-45 yaş aralığında görülmektedir. Dünya genelinde en sık 45-55 yaş aralığında ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de vakaların yarısından fazlası 50 yaş öncesinde tanı almaktadır" dedi. "Erken tanı tedavide başarı oranını artırıyor" Meme kanserinde en kritik unsurun erken teşhis olduğunu vurgulayan Özgül, "Erken evrede yakalanan meme kanserinde tedavi başarısı yüzde 99’a kadar çıkmaktadır. Ortalama sağkalım oranı yüzde 90 civarındadır. Erken tanıda tedavi daha kısa, daha kolay ve daha az maliyetlidir" ifadelerini kullandı. Kendi kendine meme muayenesinin ve düzenli kontrollerin önemini vurgulayan Özgül, hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilebileceğini söyledi. Özgül, "Meme kanserinde erken teşhis, tedavi başarısını artıran en kritik faktördür. Kendi kendine meme muayenesi, düzenli doktor kontrolleri ve mamografi gibi tarama yöntemleri, hastalığın henüz belirti vermeden tespit edilmesini sağlayabilir. Uzmanlar, 20 yaşından itibaren her kadının ayda bir kez kendi kendine meme muayenesi yapmasını öneriyor. 40 yaşından sonra ise düzenli mamografi taramaları, risk faktörlerine bağlı olarak daha erken yaşlarda bile başlamalı. Unutmayın, erken teşhis sadece tedavi sürecini kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda hayat kurtarır" diye konuştu. "Belirtileri göz ardı etmeyin" Op. Dr. Halit Özgül, meme kanserinde en çok dikkat edilmesi gereken belirtilerin altını çizerek, "Memede ele gelen sert ve ağrısız kitle, meme şeklinde değişiklik veya asimetri, ciltte çukurlaşma ve portakal kabuğu görünümü, meme başında akıntı ve koltuk altında şişlik en önemli uyarı işaretleridir. Bu belirtilerden herhangi birinin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması hayati önem taşır" şeklinde konuştu. "Risk faktörlerini tanıyın" Kadın olmanın en temel risk faktörü olduğunu belirten Özgül, diğer önemli riskleri şöyle sıraladı: "Yaş faktörü, aile öyküsü ve BRCA1/2 gen mutasyonu, obezite ve hareketsiz yaşam, sigara ve alkol kullanımı, doğum yapmamak veya emzirmemek, uzun süreli hormon tedavileri meme kanseri riskini artırır." Hastalığa karşı alınabilecek önlemlere ilişkin de konuşan Özgül, "Sağlıklı beslenme alışkanlığı edinmek, haftada en az üç saat egzersiz yapmak, sigara ve alkolden uzak durmak, sağlıklı kiloyu korumak ve gereksiz radyasyondan kaçınmak korunmada büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Cerrahi tedavide modern yöntemler etkili sonuç veriyor" Meme kanserinde cerrahi tedavinin en temel ve etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Özgül, modern tekniklerle artık hem sağlık hem de estetik açıdan başarılı sonuçlar alınabildiğini şu şekilde söyledi: "Cerrahi tedavi, özellikle erken evrede hem sağkalım hem de yaşam kalitesini belirleyen ana faktördür. Meme koruyucu cerrahide tümör ve çevresindeki sağlıklı dokunun çıkarılmasıyla kozmetik avantaj sağlanır ve sonrasında radyoterapi uygulanır. Büyük veya çok odaklı tümörlerde total mastektomi tercih edilir. Modifiye radikal mastektomide meme dokusu ile birlikte aksiller lenf nodları çıkarılır. Sentinel lenf nodu biyopsisi ile koltuk altındaki ilk lenf nodları incelenir; eğer temizse geniş diseksiyon gerekmez ve lenfödem riski azalır. Onkoplastik cerrahi ve rekonstrüksiyon ameliyatlarıyla tümör çıkarılırken estetik ve onarım yöntemleri birlikte uygulanabilir. Bu sayede hem kanser kontrolü hem de psikolojik iyilik hali sağlanır."
14 Ekim 2025 Salı - 11:45
Evde hemodiyaliz uygulaması Türkiye’de ilk kez ilçe bazında Sakarya’da hayata geçiyor
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Nefroloji Kliniği tarafından iki yıl önce başlatılan evde hemodiyaliz uygulaması, Türkiye’de ilk kez ilçe düzeyinde Akyazı’da hayata geçmeye hazırlanıyor. Ayrıca Karasu ilçesinde de eğitim çalışmalarının başlatılacağı bildirildi. Sakarya’da ev hemodiyalizi tedavisi alan hastaların iki yıllık süreçlerini başarıyla tamamlamaları dolayısıyla Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kutlama programı düzenlendi. Programa İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Özcan Öktem ve Hastane Başhekimi Doç. Dr. Fatih Günysu katılarak hastalar, sağlık çalışanları ve eğitim ekibiyle bir araya geldi. Ev hemodiyalizi, hastalara tedavilerini kendi evlerinde daha özgür ve konforlu bir şekilde sürdürebilme imkanı sunan çağdaş bir tedavi yöntemi olarak dikkat çekiyor. SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, uygulamanın Sakarya’da yaygınlaşmasında desteklerinden dolayı İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir’e teşekkür ederek kısa sürede önemli bir mesafe kat edildiğini ifade etti. Toplantıya katılan ev hemodiyalizi hastaları da deneyimlerini paylaşarak, tedavi yöntemiyle yaşam kalitelerinin belirgin şekilde arttığını vurguladı. Hastalar evde hemodiyaliz sayesinde daha özgür bir yaşam sürdüklerini, ten renklerinin açıldığını, günlük performanslarının arttığını, daha önce kullandıkları birçok ilaca artık ihtiyaç duymadıklarını dile getirdi. Türkiye’de ilk kez ilçe düzeyinde Akyazı’da başlatılan ev hemodiyalizi eğitimlerine dikkat çeken Prof. Dr. Hamad Dheir, SEAH Nefroloji Kliniğini çalışmalarıyla Karasu’da eğitim çalışmalarının başlayacağını belirtti. Dheir, "Bakanlığımızın izni doğrultusunda, İl Sağlık Müdürlüğümüzün desteğiyle evde hemodiyaliz uygulamasını birçok ilçemize yaymak istiyoruz. Eğitim programlarıyla hastalar, tedavilerini kendi evlerinde güvenle uygulayabilecek bilgi ve beceriye sahip hale geliyor. Diyaliz hastalarımız bu uygulamayla hayat konforunu artırıyor ve daha sağlıklı bir süreçte ilerliyor" diye konuştu.
14 Ekim 2025 Salı - 11:25
Kapalı bypass yöntemi ile daha kontrollü iyileşme süreci
Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, kalp damar hastalıklarının tedavisinde kullanılan kapalı bypass yöntemi hakkında bilgi verdi. Kapalı bypassın, göğüs kemiğinin tamamen açıldığı klasik ameliyatlardan farklı olarak daha küçük kesilerle uygulandığını ifade eden Sakarya Özel Adatıp Hastanesi Kardiyovasküler Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Önder Teskin, bu yöntem sayesinde uygun hastalarda ameliyat sonrası iyileşme sürecinin daha kontrollü ilerlediğini belirti. Tıkalı kalp damarlarında cerrahi girişim için kapalı bypassın ciddi bir alternatif olduğunu söyleyen Prof. Dr. Teskin, "Her hasta için ayrı planlama yapılır. Damar yapısı, kişinin genel sağlık durumu ve varsa ek hastalıkları göz önünde bulundurularak yöntem belirlenir" diye konuştu. Kalp damar cerrahisinin temel hedefinin kalbin ihtiyaç duyduğu kanı almasını sağlamak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Teskin, "Kapalı bypass, bu hedefe ulaşmak için kullanılan yöntemlerden biridir. Ancak her hasta için uygunluğu ayrı ayrı değerlendirilir" şeklinde konuştu. Kalp ve damar hastalıklarında erken başvurunun önemine değinen Prof. Dr. Önder Teskin, "Göğüs ağrısı, nefes darlığı ve çabuk yorulma gibi şikâyetler ciddiye alınmalı. Bu tür belirtiler olduğunda bir uzmana başvurmak, doğru tedavi planlaması için büyük önem taşır" ifadelerini kullandı.
14 Ekim 2025 Salı - 11:22
Uzman Doktor Şirin Elmi: "Eller mikropların vücuda giriş kapısıdır"
Günlük hayatta fark etmeden dokunduğumuz yüzeyler, mikropların vücudumuza taşınmasına neden olarak enfeksiyon riskini artırıyor. Uzman Doktor Şirin Elmi, "Eller mikropların vücuda giriş kapısıdır, bu yüzden el yıkamak hastalıklara karşı en etkili savunmadır" dedi. Memorial Antalya Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzman Doktor Şirin Elmi, "15 Ekim Dünya El Yıkama Günü" dolayısıyla bir açıklama yaptı. Gün içinde kapı kolları, telefon ekranları, toplu taşıma tutamaçları veya market sepetleri gibi sayısız yüzeye dokunulduğuna dikkati çeken Şirin, "Bu yüzeyler, bakterilerden virüslere ve mantarlara kadar birçok mikroorganizmayı taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, ellerimizdeki mikroplar ağız, burun veya göz yoluyla vücuda taşındığında enfeksiyon riski yüzde 20-30 oranında artıyor. Uzmanlara göre el yıkamamak, yalnızca kişisel hijyen eksikliği değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu anlamına geliyor" dedi. "Eller, mikropların vücudumuza giriş kapısıdır" El hijyeninin bulaşıcı hastalıklarla mücadeledeki kritik rolüne işaret eden Elmi, "Ellerimizi her gün kapı kolları, telefon ekranları, market arabaları gibi sayısız yere değdiriyoruz. Ancak günlük yaşamda bunların ardından hemen el yıkamak akla gelmiyor. Oysa el yıkamayı ihmal etmek ciddi sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Eller, mikropların vücudumuza giriş kapısıdır" diye konuştu. "Kirli eller hastalıkları tetikliyor" Kirli ellerin birçok hastalığı tetikleyebileceğini belirten Elmi, "Örneğin ishal ve gıda zehirlenmeleri sık görülür. Salmonella veya Norovirüs gibi mikroplar, kirli ellerle yemek hazırlarken kolayca bulaşır. Dünya Sağlık Örgütü, el hijyeni eksikliğinin her yıl milyonlarca ishal vakasına yol açtığını belirtmektedir. Özellikle çocuklarda bu durum ciddi sonuçlar doğurabilir. Bir diğer tehlike, solunum yolu hastalıklarıdır. Grip, soğuk algınlığı ve hatta koronavirüs, ellerimizle yüzümüze dokunduğumuzda hızla yayılır. Araştırmalar, el yıkamanın bu tür hastalıkların bulaşma riskini yüzde 30-40 azalttığını gösteriyor" ifadelerini kullandı. "Cilt enfeksiyonlarından parazitlere kadar risk" El hijyeninin yalnızca solunum yolu enfeksiyonlarıyla değil, cilt sağlığıyla da doğrudan bağlantılı olduğunu vurgulayan Elmi, "Kirli ellerdeki bakteriler, küçük bir sıyrık yoluyla kana karışıp ciddi enfeksiyonlara, hatta MRSA gibi dirençli bakterilere neden olabilir. Parazitler de cabasıdır. Özellikle çocuklarda görülen bağırsak parazitleri, kirli ellerle ağza taşınan yumurtalardan bulaşır. Bu durum karın ağrısı ve halsizlik gibi sorunlara yol açar. Kısacası, ellerimizi yıkamazsak mikroplar için kırmızı halı sermiş oluruz" diye konuştu. "El yıkamak hastalıklara karşı en etkili savunma" Doğru el yıkama alışkanlığının önemine de değinen Elmi, "Elleri yemek yemeden veya hazırlamadan önce, tuvaletten sonra, hapşırdıktan ya da öksürdükten sonra ve eve geldiğinizde mutlaka yıkamak gerekir. Dışarıdaysanız ve suya erişiminiz yoksa en az yüzde 60 alkol içeren bir el dezenfektanı kullanabilirsiniz. Ancak elleriniz gözle görülür şekilde kirliyse sabun ve su olması şarttır" dedi.
14 Ekim 2025 Salı - 10:55
2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi gerçekleşti
Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesi, 10-11 Ekim tarihleri arasında kadın sağlığı uzmanlarını ağırladı. İki gün süren 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi’nde bilimsel oturumların yanı sıra canlı cerrahi uygulamaları da gerçekleştirildi. 2. Akdeniz Obstetrik ve Jinekoloji Kongresi Başkent Üniversitesi Adana Kışla Sağlık Yerleşkesinde gerçekleştirildi. Kongrenin açılış konuşmasını yapan Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Erhan Şimşek konuşmasına, Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal ve Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer’e katkılarından dolayı teşekkür ederek başladı. Prof. Dr. Şimşek, derneğin kurucu başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik’in önderliğinde Antalya’dan Kahramanmaraş’a uzanan 11 farklı merkezdeki üniversite ve eğitim hastanelerinin değerli akademisyenlerini bir araya getirdiklerini, bu sayede Akdeniz Bölgesi’nde kadın sağlığı odaklı faaliyetlerin başlamış olduğunu ifade etti. Pandemi ve deprem gibi büyük zorlukların hemen ardından, ilk kongrenin 180 katılımcının yer aldığı başarılı bir organizasyonla gerçekleştirdiklerini belirten Şimşek, "Bugün ise siz değerli hocalarımızın katkılarıyla kongremiz çok daha kapsamlı ve güçlü bir hale gelmiştir. Katılımınız ve desteğiniz için hepinize gönülden teşekkür ediyor, kongremizin verimli, keyifli ve bilimsel açıdan zengin geçmesini diliyorum" dedi. Akdeniz Kadın Sağlığı Derneği Kurucu Başkanı Prof. Dr. Hüsnü Çelik, derneğin beş yıl önce kurulduğunu hatırlatarak, "Yüz yüze ve çevrim içi olmak üzere toplam 83 toplantı gerçekleştirdik. Bu, mesleğimize ve derneğimize olan bağlılığımızın somut bir göstergesidir"diye konuştu. Federasyonun mottosunun "Sağlıklı Kadın, Güçlü Toplum, Güvenli Gelecek" olduğunu vurgulayarak sözlerine başlayan Prof. Dr. Gürkan Uncu, bölge başkanları ve yönetim kurulu üyelerinin özverili çalışmalarıyla meslektaşlar arasında dayanışmayı güçlendirmeyi, bilgi paylaşımını artırmayı ve kadın sağlığının korunması ile geliştirilmesine katkı sunmayı amaçladıklarını belirtti. "Bilgiyi paylaşmak hekimliğin en önemli sorumluluğudur" Başkent Üniversitesi Sağlık Kuruluşları Direktörü Prof. Dr. Ali Haberal’da, konuşmasına geçtiğimiz yıl yaşamını yitiren tıp dünyasının duayen ismi Prof. Dr. Ali Ayhan’ın "Sevgiyi ve bilgiyi paylaşalım" sözüyle başladı. Haberal, bu sözün Ali Ayhan hocanın vizyonunu ve hekimlik anlayışını özetlediğini belirterek, "Bu motto, bugünkü toplantının da anlamını yansıtmaktadır" diyerek vurgu yaptı. Haberal, bilgi ve teknolojinin hızla değiştiği bir çağda kadın doğum camiasının sürekli gelişiminin kaçınılmaz olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Önemli olan, kadın doğum alanında çalışan hekimlerin bir arada olması, bilimsel çalışmaların güçlenmesi ve ülkemizin uluslararası platformlarda en iyi şekilde temsil edilmesidir. Jinekolojik onkoloji alanında çalışan bir hekim olarak, merhum hocamız Prof. Dr. Ali Ayhan’ın öncülüğünde Türkiye’nin uluslararası derneklerde kabul görmesine ve ülkemizin bu platformlarda temsil edilmesine tanıklık ettim. Bu gelişme, ülkemiz adına son derece kıymetli bir adımdı. Diliyorum ki, derneklerimiz ve federasyonlarımız bundan sonra da uluslararası kongrelerde etkinliklerini artırarak güçlü bir biçimde varlık göstermeye devam eder." Kadın doğum uzmanlığına olan ilginin azaldığına dikkat çeken Haberal, federasyonların Sağlık Bakanlığı ile iş birliği yaparak mesleğin hukuki güvencesinin güçlendirilmesi ve branşın yeniden cazip hale getirilmesinin önemine değindi.
14 Ekim 2025 Salı - 10:49
Prof. Dr. Yasemin Kılıç Öztürk’ten uluslararası başarı
Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Yasemin Kılıç Öztürk, Eylül ayında Kuzey Makedonya’nın Üsküp kentinde düzenlenen Uluslararası Katılımlı 21. Kuzey Makedonya Cumhuriyeti Doktorları Kongresi’ne 41 kişilik Türk heyetiyle katılarak ülkemizi başarıyla temsil etti. Kongrede konuşma yapan Kuzey Makedonya Sağlık Bakanı Azir Aliu ile çalışmalarını paylaşan Prof. Dr. Öztürk, aynı zamanda kongre düzenleme komitesinde de görev aldı. Program kapsamında üç Türk akademisyenle birlikte Makedonya’da ilk kez düzenlenen Yara Bakım Kursu’nu gerçekleştiren Prof. Dr. Öztürk, Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği’nde yürütülen "Palyatif Bakımda Nutrisyon Uygulamaları" konulu sunumunu da paylaştı. Kongre süresince düzenlenen Makedon Tabip Odası’nın 80. kuruluş yıldönümü kutlama etkinliğinde, Makedonya Cumhurbaşkanı Gordana Siljanovska’nın katılımıyla gerçekleştirilen törende Prof. Dr. Yasemin Kılıç Öztürk, "Makedon Tabip Odasını Uluslararası Alanda Destekleyen Bilim İnsanı" ödülüne layık görüldü.
14 Ekim 2025 Salı - 10:29
Uzmanından uyarı: "İleri derecedeki varis hayatı tehdit edebilir"
Varisin ilerlemesiyle ciddi sağlık sorunlarının gelişebileceğine dikkati çeken Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, "Varis, sadece estetik bir sorun olarak düşünülmemelidir. İleri derecede ve yaygın varislerde tromboflebit, derin ven trombozu ve akciğer embolisi gibi ciddi tablolar gelişebilir" dedi. Varis, bacak toplardamarlarının genişlemesiyle ortaya çıkan ve toplumda oldukça sık görülen bir damar hastalığı olarak biliniyor. Medical Park Ankara Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Murat İlkar Gelişen, varisin özellikle 40 yaş üzeri kadınlarda daha sık rastlandığını belirterek, "Bu durumun görülmesinde hormonal faktörlerin önemli rol oynadığı düşünülüyor" dedi. Vakaların yüzde 30’unda ailesel yatkınlık var Uzm. Dr. Gelişen, varisin oluşumunda genetik geçişin etkili olduğunu vurgulayarak, "Vakaların yaklaşık yüzde 30’unda ailesel yatkınlık vardır. Uzun süre ayakta kalmak veya hareketsiz şekilde oturmak da riski artırır" diye konuştu. Belirtiler ve riskler Varis hastalarında genellikle bacaklarda ağrı, ödem, yanma hissi, gece krampları ve huzursuzluk şikâyetlerinin görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Gelişen, hastalığın sadece estetik bir sorun olarak düşünülmemesi gerektiğini ifade etti. Gelişen, "İleri derecede ve yaygın varislerde tromboflebit, derin ven trombozu ve akciğer embolisi gibi ciddi tablolar gelişebilir. Bu durumlar solunum yetmezliğine ve hatta ölüme yol açabilir" dedi. Tanı ve tedavi yöntemi Varis tanısının fizik muayene ve venöz renkli doppler ultrasonografiyle konduğunu belirten Gelişen, günümüzde hastalığın evresine göre farklı tedavi yöntemlerinin başarıyla uygulandığını söyleyerek, "Skleroterapi, köpük skleroterapi, lazer veya radyofrekans ablasyon ve toplardamar yapıştırma (vein sealing) gibi modern teknikler sayesinde etkin sonuçlar alınabiliyor. Deneyimli cerrah tarafından uygun yöntem seçilirse varis tedavisi oldukça başarılıdır" ifadelerini kullandı. Tedavi sonrası aynı damarda tekrarlama olmadığını ancak bacakların başka bölgelerinde yeni varislerin gelişebileceğini hatırlatan Uzm. Dr. Gelişen, varis çoraplarının da hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını ancak tedavi edici olmadığını belirtti. Varisten korunmak için önerilerde bulunan Uzm. Dr. Gelişen, "Varis oluşumunu engellemek için düzenli yürüyüş yapmak, yüzmek, fazla kilolardan kurtulmak ve uzun süre ayakta kalmamaya dikkat etmek gerekir. Bacaklarda daha önce olmayan yeşil damarlar, ağrı veya şişlik fark edildiğinde mutlaka kalp ve damar cerrahisi hekimine başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi.
14 Ekim 2025 Salı - 10:26
Uykudan uyandıran küme baş ağrısına dikkat
Sonbahar aylarının gelmesiyle birlikte bazı baş ağrısı türlerinde belirgin bir artış yaşanıyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hatice Şap, özellikle sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde sıklığı artan küme baş ağrısına karşı uyarılarda bulundu. Küme baş ağrısının, genel baş ağrıları arasında migren ve gerilim tipi baş ağrılarından sonra en sık görülen üçüncü tipteki baş ağrısı olarak bilindiğini belirten Medicana Konya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Hastalar bu ağrıyı genellikle başın bir tarafında, göz çevresinde hissedilen dayanılmaz bir ağrı olarak tarif eder. Ağrı o kadar şiddetlidir ki, kişi oturamaz hale gelir, sürekli dolaşmak zorunda kalır" dedi. "Biyolojik saatteki dengesizlik rol oynayabilir" Küme baş ağrısının kesin nedeni henüz bilinmese de dönemsel olarak bahar ve sonbahar aylarında artış göstermesinin vücudun biyolojik saatindeki bir dengesizlikle ilişkilendirildiğini belirtilen Nöroloji Uzmanı Dr. Hatice Şap, "Araştırmalar, yüzün duyusunu sağlayan sinirlerde ağrıyla ilişkili hormonlar olan serotonin ve histamin salınımının bu ağrılarda etkili olduğunu düşündürüyor. Ayrıca hipotalamustaki işlev bozuklukları da ağrının ortaya çıkmasında rol oynayabiliyor" şeklinde konuştu. "Gözde kızarma ve yaşarma eşlik edebilir" Küme baş ağrısına sıklıkla gözde kızarma, yaşarma, yüzde terleme, burun akıntısı veya tıkanıklık, göz kapağında düşüklük ve yüzde ödem gibi belirtilerin eşlik ettiğini ifade eden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Bu tür ağrılar genellikle uykuda başlar ve kişiyi her gece aynı saatte uyandırabilir. Bir atak 15 dakika ile 3 saat arasında sürebilir ve bazı hastalarda günde 7-8 defa tekrarlanabilir. Özellikle 20-50 yaş aralığındaki bireylerde ve kadınlarda erkeklere nazaran daha nadir görülür. Ancak her iki cinsiyet için de sigara ve alkol önemli tetikleyici unsurlar arasındadır. Bu nedenle tedavi sürecinde bu maddelerden uzak durulması büyük önem taşır" uyarısında bulundu. "Oksijen tedavisi ve sinir blokajı çözüm olabiliyor" Küme tipi baş ağrısı için standart bir tedavi şekli olmadığını kaydeden Uzm. Dr. Hatice Şap, "Küme baş ağrısı yaşayan kişilerin, mutlaka bir nöroloji uzmanına başvurmaları gerekir. Küme dönemi ağrı atakları 6 ile 12 hafta arasında sürebilir. Örnek vermek gerekirse, küme dönemleri her sonbahar başında başlayarak kış dönemi başında bitebilir. Bu ağrılar hastayı uykudan uyandıracak kadar şiddetli olabilir. Erken tanı ve uygun tedavi, hastaların yaşamını önemli ölçüde kolaylaştırır. Bazı hastalarda çok basit bir yöntem olan 15-20 dakikalık oksijen tedavisi atağı sonlandırabiliyor. Ancak bu yöntemden fayda görmeyen hastalarda ilaç tedavileri uygulanır. Dirençli vakalarda ise sinir blokaj tedavisi ile etkili sonuçlar alınabilir" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder