SAĞLIK
96 yaşındaki kadının bağışlanan karaciğeri bir hastaya umut oldu 17 Nisan 2026 Cuma - 00:06:20 Rize’de beyin ölümü gerçekleşen 96 yaşındaki kadının karaciğeri, vasiyeti üzerine çocukları tarafından bağışlanarak Malatya’da nakil bekleyen bir hastaya umut oldu. Uzun yıllar Almanya’da yaşadıktan sonra 4 yıl önce eşini kaybetmesi üzerine memleketi Rize’ye gelen 96 yaşındaki 5 çocuk annesi Refiye Kıdal, yaşlılığa bağlı nedenlerle hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden Kıdal’ın sağlığında organlarını bağışladı ve organ bağşını vasiyet etti. Beyin kanaması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden Kıdal’ın karaciğeri Malatya’da organ bekleyen bir hastaya nakledilmek üzere Rize’den yola çıktı. Rize Devlet Hastanesi’nde gerçekleşen ameliyatın ardından alınan karaciğer karayolu ile Rize-Artvin Havalimanı’na getirildi, ardından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait uçakla Malatya’ya gönderildi. Annesinin bu kararının kendilerine de sürpriz olduğunu ifade eden Hüseyin Kıdal, "Bize sürpriz oldu. Annem babam yurt dışında yaşıyordu. Orada bu kararı vermişler. Mutlu olduk. Annemizi kaybettik ama böyle bir şey yapmasından mutlu olduk. Hiçbir hastalığı yoktu, beyin kanaması geçirdi. Aniden gelişen bir beyin kanaması. Süreç hızlı ilerledi, yoğun bir beyin kanaması yaşadık. Onun sonunda işte cenazemizi beklerken böyle bir şey yaptığını söylediler. Biz de ailece karar verdik annemizin, babamızın bu kararına. İyi bir şey yapmış, insanların da yapmasında fayda var. Biz de karar verdik evlatlar olarak ailece, hepimiz yapacağız. Organ bildiğimiz kadarıyla Malatya’da organ bekleyen bir kardeşimize gidiyor. İnşallah sağlığına kavuşur" dedi. "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz" Yaşadıkları kaybın tarifsiz bir acı olduğunu ancak organının başka bir bedende can bulacak olmasının da kendilerini mutlu ettiğini sözlerine ekleyen Kıdal, "Bu ailenin ferdi olarak mutluyuz. Bir yerde bir kaybımız var, sonsuz bir kayıp, telafisi mümkün olmayan bir kayıp. Bir kaybımız var ama annemin, babamın böyle bir karar vermesi bizi bayağı bir mutlu etti. Karşı tarafa inşallah uyum sağlar, yani ömrüne bereket katılır. Bize de dua eder, annemize dua eder" ifadelerini kullandı. "Aile üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler" Hastanın organ bağışı sürecine değinen Rize Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Sakın, "Hastamız 4 gün öncesinde RTEÜ Eğitim ve Araştırma Hastanemizde beyin damar tıkanıklığı tanısıyla başvurmuş. Orada yapılan işlemlerden sonrasında yoğun bakım takipleri için hastanemiz yoğun bakımına aldık. Hem hastamızın tedavisinin hem de gidişatta neler yapacağımızla ilgili tanı ve tedavi işlemlerini yaparken maalesef hastamıza beyin ölümü tanısı koyduk. Daha sonrasında aileyle görüşme yaptık. Aile görüşme esnasında bize üzücü haberden sonra organ bağışlamak istediklerini söylediler. Bunun üzerine de biz Sağlık Bakanlığımız bölge koordinasyon merkezimizle iletişime geçerek organizasyona başladık" dedi. "Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz" 96 yaşında bir insandan organ naklini ilk kez gerçekleştirdiklerine değinen Uzm. Dr. Sakın, "İtalya’da, Amerika’da 100 yaş üzeri ve 100 yaş civarında vakalar var. Türkiye’de ise özellikle Rize için söylüyorum, Rize’de ilk vakamız, ilk hastamız 96 yaşında. Bizim işimiz hastalarımızı iyileştirmek, onun için uğraşıyoruz. Onun için çaba gösteriyoruz. Küçücük bir umudumuz bile olsa sonuna kadar her şey yapmakla yükümlüyüz ve yapıyoruz da" ifadelerini kullandı. Organ bağışının önemine de değinen Sakın, "Artık organ bağışı yapmak Türkiye’de çok çok daha kolay" şeklinde konuştu.
16 Nisan 2026 Perşembe - 21:59 Malazgirt’te ağır yaralanan çocuk mikrocerrahiyle sağlığına kavuştu Muş’ta düşme sonucu yüzünden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, Muş Devlet Hastanesi’nde yaklaşık 5 saat süren mikrocerrahi operasyonla tedavi edilerek sağlığına kavuşturuldu. Muş’un Malazgirt ilçesinde yaşanan kazada yüz bölgesinden ağır yaralanan 10 yaşındaki çocuk, 112 Acil Çağrı Merkezi koordinasyonuyla Muş Devlet Hastanesi’ne sevk edilerek tedavi altına alındı. Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerde çocuğun yüz bölgesinde derin kesi oluştuğu, bu kesiye bağlı olarak yüz sinirlerinde hasar meydana geldiği, çiğneme kaslarının etkilendiği ve tükürük bezi kanalında kopma olduğu tespit edildi. Bunun üzerine uzman ekipler tarafından acil olarak mikrocerrahi operasyon planlandı. Yaklaşık 5 saat süren operasyonla hasar gören sinir, kas ve doku yapıları titizlikle onarıldı. Ameliyat sonrası hastanede tedavi ve takip süreci devam eden çocuğun genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Muş Devlet Hastanesi’nde ameliyatı gerçekleştiren Plastik Cerrahi Uzmanı Operatör Doktor Halil Işık, "Hasta bize geldikten sonra hastayı ameliyata alma kararı aldık. Gece 11 gibi ameliyata başladık. Kesiği incelediğimizde kesinin çok önemli bazı yapılara zarar verdiğini gördük. Hastanın yüzündeki kesi yüksekte düşme sonrası demir parçasının yüzünü kesmesiyle oluşmuş. Kesiği ameliyathane şartlarında incelediğimizde yüzdeki çiğneme kaslarının, yüzdeki mimik kaslarının, yüzdeki bazı sinirlerin ve yüzdeki tükürük bezi kanalının tamamen koptuğunu gördük" dedi. Kesiğin çok katmanlı ve derin bir yapıda olduğunu belirten Işık, planlama sürecine ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Kesi çok derin olduğu için ve birbirinden farklı yapılar, farklı derinlikte kesilmiş olduğu için önce bir planlama yapmamız gerekti. Kesileri derinden yüzeye doğru onarma kararı aldık. Ameliyatta bizim için en hassas nokta şuydu. Yüzde kesiden dolayı yüz sinirleri kesilmişti. Yüz sinirleri çok hassas yapılardır. Eğer bunları uygun şartlarda onaramazsak çocukta ileride kısmi veya tam yüz felci gelişme ihtimali vardı. Ameliyatta karşımıza çıkan bir diğer kritik nokta ise tükürük bezini kanalıydı. Bu kanal aslında çok derinde seyreder ancak yaralanma çok derin olduğu için tükürük bezini kanalı tamamen kesilmişti. Ameliyatta önce ağız içinde ilerlettiğimiz bir kılavuz ile tükürük bezin kanalının nereden koptuğunu gördük. Bunu tespit ettikten sonra ise tükürük bezin kanalının onarımına geçtik. Mikroskopu kullanılarak ve mikrocerrahi tekniklere sadık kalarak hastadaki hem yüz sinirlerini hem de tükürük bezini mikroskop altında onardık" ifadelerini kullandı. Operasyon sonrası sürece ilişkin bilgi veren Işık, hastanın durumunun iyiye gittiğini belirterek, "Ameliyat sonrasında hastamız yaklaşık tedavisinin 4. ayına girmiş durumda. Şu anda tükürük bezi sorunsuz şekilde çalışıyor. Yüzündeki sinirler de iyileşme aşamasında. Yüzündeki sinir iyileşmesi bazen 6 ay bulabilmektedir. Şu anda tedavisi sorunsuz şeklide devam ediyor" şeklinde konuştu.
Düşük bağışıklığın gizli sinyallerine dikkat
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:53 Düşük bağışıklığın gizli sinyallerine dikkat Sık tekrarlayan enfeksiyonlar, bitmek bilmeyen yorgunluk ve geç iyileşen yaralar vücudunuzun bir imdat çağrısı olabilir. Modern yaşamın getirdiği yoğun stres, uykusuzluk ve dengesiz beslenme gibi faktörlerin bağışıklığın düşmesine neden olabileceğini belirten Medicana Sağlık Grubu Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, yetişkinlerde yılda 5-6 kereden fazla görülen grip vakalarının derinlemesine araştırılması gerektiği konusunda uyardı. Güçlü bir bağışıklık sistemi, hastalıklara karşı vücudun en önemli savunma hattı ancak bazen yaşam tarzı alışkanlıkları, bazen de altta yatan gizli kronik rahatsızlıklar bu hattın kırılmasına neden olabiliyor. Vücudun savunma sisteminin neden zayıfladığına dair önemli bilgiler veren Medicana International İzmir Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, sadece sık hastalanmanın değil, aynı zamanda açıklanamayan halsizlik ve stresin de bağışıklık üzerinde doğrudan belirleyici olabildiğini söyledi. Bağışıklık sisteminin zayıfladığını gösteren en önemli belirtileri sıralayan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Sık sık hastalanma (üst solunum yolu enfeksiyonu, grip, ishal), enfeksiyonların uzun sürmesi ve ağır geçmesi, sürekli yorgunluk hali, yaraların geç iyileşmesi, sık uçuk çıkması sayılabilir. Bağışıklığı düşüren yaygın nedenler arasında stres uykusuzluk, yetersiz beslenme, vitamin mineral eksiklikleri, kronik hastalıklar, kullanılan bazı ilaçlar (kortizon, kemoterapi) sigara ve alkol tüketimi sayılabilir" dedi. Hastalıklar sık tekrar ediyor ve uzun sürüyorsa araştırılmalı Güçlü bir bağışıklıkta olmaması gereken durumları sıralayan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, özellikle hastalıkların sık tekrar etmesi, uzun ve ağır seyretmesi gibi durumlarda altında yatan nedenlerin detaylıca araştırılması gerektiğini belirtti. Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Kalabalık ve kapalı ortamlarda vakit geçirenler sık grip geçirebilir. Erişkinler yılda 2-4 kez, çocuklarda 6-8 kez geçirmek normal sayılabilir. Erişkinlerde yılda 5-6 kez grip oluyorsa, hastalık bitmeden tekrar başlıyorsa, uzun sürüyorsa ve ağır seyrediyorsa ve eşlik eden açıklanmayan kilo kaybı gece terlemeleri, lenf bezlerinde büyüme, aşırı halsizlik varsa mutlaka araştırılmalıdır" mesajını verdi. Öte yandan uzun süren halsizlik durumuna da açıklık getiren Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Uzun süren halsizlik durumunun en sık görülen nedenleri arasında anemi (kansızlık), tiroid hastalıkları, kronik enfeksiyonlar, metabolik hastalıklar, kalp ve akciğer hastalıkları, psikolojik nedenler sayılabilir. Bağışıklık sistemini zayıflatan hastalıklar (HIV, kanser vs.) nedenler arasında görülebilir" dedi. Vitamin eksiklikleri bağışıklığı doğrudan etkiler Vitamin eksikliklerinin bağışıklık sistemini doğrudan etkilediğini dile getiren Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Bağışıklık sisteminin hücrelerinin üretimi, iletişimi ve mikroplarla ve hastalıklarla savaşması büyük ölçüde vitaminlere bağlıdır. Eksikliklerinde vücut savunması düşer ve iyileşme süresi uzar" diye konuştu. Vitamin eksikliğinin tespit edilmesi için uygulanan yöntemleri ele alan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: "Tam kan sayımı, vitamin mineral düzeyleri, hasta değerlendirmesi sonrasında yapılacak ek testler (HIV, immünglobulinler, tümör markerları gibi) tanı konulmasında fayda sağlayabilir. Ancak tüm bunlar alanında uzman hekimlerin değerlendirmesiyle ortaya çıkabilir. Ayrıca stresin bağışıklık sistemini olumsuz etkilediği bilinen bir gerçek. Stres durumunda vücutta kortizol hormonu artar. Uzun süre yüksek kalması halinde bağışıklık hücrelerinin sayısının azalması, vücudun savunma mekanizmalarının yanıtının düşmesine neden olur. Vücudun inflamasyon dengesi bozulur ve bağışıklık sistemi zayıflar." Güçlü bir bağışıklık için tavsiyelerde bulunan Uzm. Dr. Tuğba Kızılok Erdoğan, "Sağlıklı ve dengeli beslenme, yeterli uyku, sıvı tüketimi ve mümkünse stresten uzak durmak bağışıklığı olumlu yönde etkileyecektir" dedi.
Sağlıklı Hayat Merkezi vatandaşları bekliyor
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:15 Sağlıklı Hayat Merkezi vatandaşları bekliyor Erzurum Aziziye Sağlıklı Hayat Merkezi, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının yöneticilerini ağırladı. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan tüm hizmetler tamamen ücretsiz olup, yapılan başvurular e-Nabız sistemine yansımamakta, muayene nedeni görülmemektedir. Böylece endişe sebebi olan kayıtlar oluşmaz. Sağlıklı bir gelecek için iş birliğiyle çalışmaya devam ediyoruz" denildi. "Sağlıklı Hayat Merkezleri uzman ekiplerle hizmette" İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, vatandaşları Sağlık Bakanlığının ’’hastalığa değil, sağlığa yatırım yapma’’ anlayışı doğrultusunda aktif hizmet veren ve tüm hizmetleri ücretsiz olan Sağlıklı Hayat Merkezlerine davet ederek, "Vali Yardımcımız Didem Dinç Özay ve kurum amirlerimizle beraber Aziziye Saltuklu Sağlıklı Hayat Merkezimizi ziyaret ettik. İlimizde Şükrüpaşa, Ceylanoğlu, Solakzade, Yıldızkent ve Aziziye Saltuklu Sağlıklı Hayat Merkezlerimizde uzman ekiplerimizle sizlerin hizmetindeyiz. Sağlıklı Hayat Merkezlerinde; Beslenme Danışmanlığı (Diyetisyenlerimizle fazla kilolar ve obezite ile mücadele), Kronik Hastalıklar ve Fiziksel Aktivite Danışmanlığı (Spor salonumuz ve fizyoterapistlerimiz), Kadın ve Üreme Sağlığı Danışmanlığı, Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (Ketem) Danışmanlığı, Ruh Sağlığı Danışmanlığı (Psikologlar), Çocuk ve Ergen Sağlığı Danışmanlığı, Tütün ve Madde Bağımlılığı Danışmanlığı, Enfeksiyon Kontrol Hizmetleri, Koruyucu Ağız ve Diş Sağlığı Danışmanlığı ve Diğer Tıbbi Hizmetler tamamen ücretiz olarak sunulmaktadır" dedi.
Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı
16 Nisan 2026 Perşembe - 09:00 Kurban Bayramı’nda parmağını kesti, başına gelmeyen kalmadı Kocaeli’de Kurban Bayramı’nda yaşadığı bıçak kesiğinin ardından başvurduğu iki özel hastanedeki yanlış tedavi iddiaları sebebiyle parmağı ampute edilen ve çalışma kabiliyetini kaybederek işinden olan Nurettin Güleryüz, "tıbbi ihmal" iddiasıyla tedaviyi yürüten doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Edinilen bilgiye göre, 7 Haziran 2025’te Kurban Bayramı dolayısıyla bıçak temizlerken sağ el başparmağını kesen Nurettin Güleryüz (34), bir özel hastanenin acil servisine başvurdu. İddiaya göre, hastanede detaylı tetkik yapılmadan pansuman uygulanan Güleryüz’e ilaç reçete edilerek taburcu edildi. Şikayetlerinin devam etmesi ve kanamanın durmaması üzerine ertesi gün aynı hastaneye tekrar giden Güleryüz’e bu kez dikiş atıldı. Parmağını hareket ettirememesi üzerine 19 Haziran’da Gebze’deki başka bir özel hastaneye başvuran Güleryüz, tendon yaralanması şüphesiyle tedaviye alındı. Farklı tarihlerde yapılan EMG ve MR tetkiklerinde sinir hasarı ile tendon kopması tespit edilen hasta, 2 Eylül’de ameliyat edildi. Süreç içerisinde parmağın çürüdüğü ve kurtarılamayacağının belirtilmesi üzerine Güleryüz, başvurduğu başka bir hastanede ampute operasyonu geçirdi. Öte yandan, ameliyatların ardından ağrıları devam eden Güleryüz’ün kolunda metal parça bulunduğu ve bu parçanın parmak bölgesinden dirseğe doğru ilerlediği öne sürüldü. Ayrıca, fabrikada temizlik personeli olarak çalışan Nurettin Güleryüz’ün hastane sürecinde işten çıkarıldığı da öğrenildi. "Yüzde 46 olan engellilik oranı yüzde 75’e yükseldi" Güleryüz’ün avukatı Barış Kurt, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde, özel hastanede görevli hekimlerin tıp kurallarına aykırı hareket ederek ihmalde bulunduklarını ileri sürdü. Olayın basit tıbbi komplikasyon olmadığını savunan Kurt, "Başparmakta oluşan kesilerde tendon ve sinir hasarı ihtimali basit muayene ile dahi anlaşılabilecek durumdur. Buna rağmen şüpheli hekimler gerekli özeni göstermemiştir. Doğru teşhis zamanında konulmuş olsaydı, gerekli cerrahi müdahale gecikmeden yapılacak ve müvekkil kalıcı sakatlık yaşamayacaktı. Müvekkilin yaralanma öncesinde yüzde 46 olan engellilik oranı, yaşanan süreç sonrası yüzde 75’e yükselmiştir. Bu durum müvekkilin yaşamını ve çalışma gücünü ciddi şekilde etkiledi. Sorumlular hakkında taksirle yaralama, görevi kötüye kullanma ve ihmali davranışla yaralama suçlarından soruşturma yürütülmesini talep ediyoruz" dedi. "Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler" iddiası Yaşadıklarını anlatan Nurettin Güleryüz ise "Kurban Bayramı’nın ikinci günü bıçağı temizlerken yanlışlıkla parmağımı kestim. Özel hastaneye gittim ve doktorla görüştüm. Doktor bize parmağın yapıştırılması gerektiğini söyledi. Parmağı pansumanın ardından yapıştırıp gönderdiler ve ilaç yazdılar. İlaç yazdıkları halde herhangi bir film, röntgen çekilmedi. Parmağımın kanaması devam edince ikinci akşam yine hastaneye gittik. Parmağıma dikiş attılar ve yine röntgen, film çekmeden herhangi işlem yapmadan gönderdiler. Bu süreçte pansumanlarımızı yaptırdık. Bundan sonra bize 10 gün süresince pansuman yapmamız gerektiğini söylediler. Bayram tatili olduğu için hiçbir yere gidemedik" diye konuştu. "Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz" Güleryüz, bayramın ardından başka bir özel hastaneye başvurduğunu anlatarak, "Buradaki hastanede acil ameliyata alınmam gerektiği söylendi. Burada da MR veya herhangi tetkik yapılmadan ameliyata alındım. Ondan sonra 2 kez daha ameliyat geçirdim. Bu süreçte doktorlar parmağımın kurtarılamayacağını söyledi. Parmağımın tendon damarı ve sinir damarı tutmadı. Parmağım çürümeye başladı. Bize yaptıkları teklif şu oldu; ’Parmağı bükeriz, katlayıp geriye bırakırız’ dediler. Biz de kabul etmedik. ’Çürümüş parmağı içeriye nasıl katlayabilirsiniz?’ dedik. Onlar da yapacak başka çarelerinin olmadığını söylediler. Biz de başka hastanelerden randevu aldık ve başka hastanelere gittik. Parmağın ampute edilmesi gerektiği söylendi. Parmağım ampute edildi. Büyük ihtimalle ikinci gittiğim hastane sebebiyle parmağımı kaybettim çünkü ameliyatlardan sonra herhangi röntgen ya da MR çekimi yapılmadı. Bunu doktora söylediğimiz halde doktor bizi dinlemedi. Bize ’iyiye gidiyor’ dedi" ifadelerini kullandı. "Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim" İkinci hastanedeki ameliyatların ardından kolunda ağrılar hissettiğini söyleyen Güleryüz, sözlerini şöyle noktaladı: "Doktorlara bileğime doğru ağrılarım olduğunu sürekli ifade etmeme rağmen beni dinlemediler. Sonradan kolumda metal kaldığını öğrendik. Bunun ihmal olduğunu düşünüyoruz. Çünkü kola metal nasıl girebilir? Ben 9 aydır çalışamıyorum. Kalp rahatsızlığım sebebiyle yüzde 46 engelliyken şu anda yüzde 75 engelli durumuna düştüm. Erken emeklilik dilekçesi verdim ancak henüz sonuç gelmedi. Bu konuda çok mağdurum. Yetkililerin bunu duymasını istiyorum. Savcılığa suç duyurusunda bulunduk. Yaklaşık 9 aydır henüz soruşturma izni gelmedi. Süreci bekliyoruz, henüz dava açılmış değil. Kolumda bırakılan metal ilerliyor. Pazartesi günü bunun için de operasyon geçireceğim. Çıkarılıp çıkarılamayacağı net değil. Elimde titremelerim var, çalışamıyorum ve işveren tarafından işten çıkarıldım. Yetkililerden destek ve konunun incelenmesini talep ediyorum."
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10 Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:27 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ’Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir"
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:23 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ‘Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.