Son Dakika
|
Ordu’da kıyıya insansız deniz aracı vurdu
MHP ve DEM Parti bayramlaştı: "Terörsüz Türkiye" süreci öne çıktı
Arakçi: "Hürmüz Boğazı açık, temas halinde güvenli geçiş sağlamaya hazırız"
Bağcılar TEM’de yolcu otobüsü alevlere teslim oldu
ABD, İran petrolünün satışına 30 gün süreyle izin verdi
Bayram günü mahalle savaş alanına döndü: 3 ölü, 22 yaralı
Otomobilin çarptığı motosikletli tıp fakültesi öğrencisi hayatını kaybetti
Erzurum’da şüpheli ölüm!
İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’dan dünyaya uyarı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Siyonist İsrail malum yüzlerce, binlerce insanı katletti; İnşallah bunun bedelini de ödeyeceğinden hiç şüphem yok"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Bağdat ve Erbil’de havalimanı yakınlarında İHA saldırısı düzenlendi
U20 Grekoromen Güreş Milli Takımı şampiyon oldu
Almanya'da bayram coşkusu: Çocuklar kapı kapı gezip şeker topladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Nevruz mesajı
İstanbul’da cinayete kurban giden futbolcu genç son yolculuğuna uğurlandı
İran: "71. saldırıda İsrail'e ait askeri hedefler ile ABD üsleri hedef alındı"
Sınırda korkutan patlama: Tır küle döndü
SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor"
21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31
Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58
Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı
Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:27
Normal doğum Gümüşova’da anlatıldı
Düzce’nin Gümüşova ilçesinde anne ve anne adaylarına yönelik düzenlenen eğitim programında, normal doğumun önemi ve süreci detaylı şekilde anlatıldı. Normal Doğum Eylem Planı kapsamında Gümüşova İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde gerçekleştirilen "Doğal Olan Normal Doğum" konulu eğitim programında, katılımcılara doğum sürecine ilişkin kapsamlı bilgiler verildi. Gebe Okulu Koordinatörü Mükerrem Bayrak tarafından verilen eğitimde, anne ve anne adaylarına normal doğumun önemi, süreci ve sağladığı avantajlar hakkında kapsamlı bilgiler aktarıldı. Programda, normal doğumun anne ve bebek sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekilerek, doğum sürecine ilişkin doğru bilinen yanlışlar ele alındı. Eğitim süresince katılımcıların soruları yanıtlanırken, doğuma hazırlık süreci, gebelik döneminde dikkat edilmesi gereken hususlar ve sağlıklı bir doğum için öneriler paylaşıldı. Yetkililer, Normal Doğum Eylem Planı kapsamında benzer bilgilendirme çalışmalarının devam edeceğini belirterek, anne ve anne adaylarının bilinçlendirilmesine yönelik faaliyetlerin sürdürüleceğini ifade etti.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29
Bayramda çocukları şekerden uzak tutun
Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Mart 2026 Cuma- 11:04
Diyetisyen Ünal: "Bayramda günlük ortalama 3 ana, 3 ara öğün olarak beslenme planlanabilir"
2
13 Mart 2026 Cuma- 11:34
MSKÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden sigara dumanına karşı sosyal farkındalık projesi
3
20 Mart 2026 Cuma- 11:19
Uzmanından Ramazan sonrası beslenmeye kademeli geçiş uyarısı
4
10 Ağustos 2007 Cuma- 16:04
Cinsel gücü arttıran 'Kudret Narı'
5
17 Mart 2026 Salı- 12:25
Uzmandan bayram öncesi diş sağlığı uyarısı
01 Aralık 2025 Pazartesi - 09:39
Keçiören’de stajyer öğrencilere sağlık eğitimi
Keçiören Belediyesi, stajyer öğrencilere yönelik sağlık eğitimi programı düzenledi. Keçiören Belediyesi, gençlere yönelik projelerine ve hizmetlerine devam ediyor. Belediye bu kapsamda stajyer öğrencilere yönelik sağlık eğitimi programı düzenledi. İnsan Kaynakları ve Eğitim Müdürlüğü ile Keçiören İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde gerçekleştirilen eğitim, Belediye Meclis Toplantı Salonu’nda yapıldı. Öğrencilerin kişisel gelişimlerini desteklemek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını yaygınlaştırmak ve sağlık konularında farkındalıklarını artırmak amacıyla düzenlenen eğitim doktor, hemşire, diyetisyen ve psikologlardan oluşan uzman bir ekip tarafından verildi. Eğitim kapsamında koruyucu sağlık hizmetleri, ağız ve diş sağlığı, ergen sağlığı, ruh sağlığı, sağlıklı beslenme ve obezite, fiziksel aktivite ve egzersiz, bulaşıcı hastalıklar, cinsel sağlık ile bağımlılıkla mücadele gibi birçok başlık ele alındı. Program sonunda stajyer öğrencilere yönelik bir test uygulaması da gerçekleştirildi. "Gençlerimizin sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" Düzenlenen eğitim programında konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan, gençlere yönelik projelere devam edeceklerini belirterek, "Stajyer öğrencilerimize yönelik düzenlediğimiz bu sağlık eğitimiyle onların bilinçli, farkındalığı yüksek ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarına sahip bireyler olmalarını hedefliyoruz. İlçe Sağlık Müdürlüğü’müzün iş birliğiyle gerçekleştirilen eğitimde emeği geçen tüm sağlık görevlilerimize teşekkür ediyorum. Gençlerimizin hem mesleki gelişimlerine hem de sağlıklı bireyler olarak yetişmelerine katkı sağlamak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
01 Aralık 2025 Pazartesi - 09:38
Kış aylarında çocuklarda enfeksiyon riski artıyor: Uzmanlardan önemli uyarılar
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonlarına karşı aileleri uyardı. Grip aşısı, düzenli D vitamini kullanımı ve hijyen önlemlerinin önemine dikkat çeken Dikdur, özellikle bağışıklığı düşük çocukların risk altında olduğunu belirtti. Medicana International Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Harika Dikdur, kış aylarının gelmesiyle birlikte çocuklarda enfeksiyon sıklığının belirgin şekilde arttığını belirterek ailelere önemli uyarılarda bulundu. Dr. Dikdur, özellikle üst ve alt solunum yolu enfeksiyonlarının bu dönemde daha yaygın görüldüğünü ifade etti. Dr. Dikdur, çocuklarda burun akıntısı ile başlayan ve ardından gelişen öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gibi şikâyetlerin 2–3 günden uzun sürmesi durumunda mutlaka bir çocuk doktoruna başvurulması gerektiğini vurguladı. Bağışıklık sistemi zayıf ve alerjik bünyeye sahip çocukların bu süreçte daha yüksek risk altında olduğunu dile getirdi. Grip aşısının önemine de değinen Dr. Dikdur, "Bu dönemde yapılan grip aşıları, influenza virüsüne bağlı hastaneye yatış gerektirecek kadar ağır enfeksiyonları önler" dedi. Okul çağı çocuklarında yıllık kan tahlilinin önemine dikkat çeken Dikdur, vitamin ve mineral değerlerinin düzenli olarak takip edilmesi gerektiğini söyledi. Bitkisel tedavi adı altında doktor önerisi olmadan kullanılan ürünlerin ciddi böbrek ve karaciğer hasarına yol açabileceğini vurgulayan uzman doktor, aileleri bu konuda dikkatli olmaya çağırdı. Her çocuğun okul döneminde düzenli D vitamini kullanması gerektiğini belirten Dr. Dikdur, kan değerlerinde eksiklik tespit edilmesi hâlinde demir ve diğer vitamin-mineral desteklerinin yalnızca doktor önerisiyle başlanması gerektiğini söyledi. Ev ortamında alınması gereken önlemler hakkında da bilgi veren Dr. Dikdur, "Çocukların bulunduğu oda ısısı 20–22 dereceyi geçmemeli, nem oranı ise yüzde 40–50 arasında olmalıdır. İyi bir beslenme, düzenli uyku ve kalabalık ortamlardan uzak durmak enfeksiyon sıklığını azaltır" ifadelerini kullandı.
01 Aralık 2025 Pazartesi - 08:20
Vali Aydoğdu’dan hastalara moral ziyareti
Erzincan Valisi Hamza Aydoğdu, Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören vatandaşları ziyaret etti. Hastanede tedavi gören vatandaşlar ve yakınlarıyla bir süre görüşen Vali Aydoğdu, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ufuk Kuyrukluyıldız ve doktorlardan hastaların sağlık durumlarına ilişkin bilgi aldı. Vali Aydoğdu, tüm hastalara geçmiş olsun dileklerini ileterek acil şifalar temennisinde bulundu.
30 Kasım 2025 Pazar - 18:12
Patnos Devlet Hastanesi doğalgaza kavuştu
Ağrı Patnos Devlet Hastanesi’nde bir süredir devam eden doğalgaz dönüşüm çalışmaları başarıyla tamamlanarak hastane dün itibariyle doğalgaza kavuştu. Hastanenin altyapısının modernize edilmesi ve daha verimli bir ısınma sistemine geçilmesi amacıyla planlanan dönüşüm, ilgili kurum ve yöneticilerin yoğun çabalarıyla kısa sürede hayata geçirildi. Bu önemli sürecin hızlandırılmasında, Ağrı Milletvekili Ruken Kilerci, Ağrı Valisi Mustafa Koç, Ağrı İl Sağlık Müdürü Dr. Esra Başer, Patnos Kaymakamı Burak Dertlioğlu, Patnos Belediye Başkanı Abdülhalik Taşkın, Dedeli Belediye Başkanı Veysi Durak, Patnos Devlet Hastanesi Başhekimi Bahar Giryan Bulut ve hastane idaresi ile Patnos’ta faaliyet gösteren STK’ların kararlı takibi ve ısrarlı girişimleri belirleyici rol oynadı. Yetkililer, hem Ankara nezdindeki görüşmeler hem de yerelde yürütülen koordinasyon sayesinde teknik hazırlıkların hızla tamamlandığını belirtti. Doğalgazın devreye alınmasıyla birlikte hastanenin ısıtma sistemi tamamen modern bir yapıya kavuştu. Bu yenilik; hem hastalara, hem refakatçilere hem de sağlık çalışanlarına daha konforlu ve güvenli bir ortam sunacak. Doğalgaz açılışının ardından hastaneye gelen vatandaşlar, yapılan çalışmalardan duydukları memnuniyeti ifade ederek yetkililere teşekkür etti. Vatandaşlar, özellikle kış koşullarının etkili olduğu bu dönemde hastanenin yeni sistemle hizmet vermeye başlamasının büyük bir kolaylık olduğunu söyledi. Patnos Devlet Hastanesi yönetimi ise doğalgaza geçiş sürecine destek veren tüm kurumlara ve yöneticilere teşekkür ederek, vatandaşların daha kaliteli sağlık hizmeti alması için çalışmaların aralıksız sürdürüleceğini vurguladı. Hastanenin doğalgaza kavuşması, Patnos’ta sağlık altyapısının güçlendirilmesi adına önemli bir kazanım olarak değerlendiriliyor.
30 Kasım 2025 Pazar - 17:03
Yunusemre’de ‘Temiz Nefes Sağlıklı Gelecek" paneli
Yunusemre Belediyesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi işbirliğinde ‘Temiz Nefes Sağlıklı Gelecek’ isimli panel düzenlendi. Panelde akciğer sağlığını etkileyen faktörler ve koruma yolları ele alındı. Yunusemre Belediyesi ile Manisa Celal Bayar Üniversitesi işbirliğinde, toplumda sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak amacıyla "Temiz Nefes Sağlıklı Gelecek" paneli gerçekleştirildi. MASKİ İkiz Kuleler Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinlikte akciğer sağlığını etkileyen faktörler, riskler ve korunma yöntemleri bilimsel veriler ışığında ele alındı. Panele Yunusemre Belediye Başkan Yardımcıları Emine Özge Arslan ile Hakan Gürtunca, Manisa Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Mustafa Kılıç, belediye meclis üyeleri, birim müdürleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Panelin moderatörlüğünü Yunusemre Gençlik, Spor ve Eğitim Komisyonu Başkanı Hüseyin Sürel yaparken; konuşmacı olarak MCBÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Deniz Kızılırmak, Diyetisyen Sevcan İnci ve Fizyoterapist Başak Ertürk yer aldı. Programın açılışında konuşan Belediye Başkan Yardımcısı Hakan Gürtunca, Yunusemre Belediye Başkanı Semih Balaban’ın selamlarını ileterek sağlıklı yaşam için toplumsal farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekti. Uzmanlar panelde; hava kirliliğinin akciğerler üzerindeki olumsuz etkileri, sigara ve tütün ürünlerinin yol açtığı hastalıklar, beslenmenin solunum sağlığına katkısı, doğru nefes teknikleri ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dair bilgiler paylaştı. Katılımcılara günlük yaşamda uygulanabilecek basit ama etkili koruyucu sağlık önerileri de sunuldu. Panel, soru-cevap bölümünde vatandaşların merak ettikleri konuları uzmanlara yöneltmesiyle son buldu.
30 Kasım 2025 Pazar - 12:02
Konyaaltı’nda vatandaşlara diyabet ve kanser bilgilendirmesi
Konyaaltı Belediyesi, Dünya Diyabet Günü kapsamında Gürsu Emekli Kahvesi’nde vatandaşlara diyabet ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yaptı. Belediye hizmet binasında görev yapan personele yönelik de sağlık taraması gerçekleştirildi. Konyaaltı Belediyesi, Konyaaltı Sağlıklı Hayat Merkezi ekipleri iş birliğiyle Dünya Diyabet Günü dolayısıyla Gürsu Emekli Kahvesi’nde şeker tüketimi ve kanser taramaları konusunda bilgilendirme çalışması gerçekleştirdi. Diyetisyenler, vatandaşlara diyabetten korunma yolları, düzenli taramaların önemi ve doğru beslenme alışkanlıkları hakkında kapsamlı bilgiler verdi. Aynı zamanda toplum sağlığının yanı sıra çalışan sağlığını da önemseyen Konyaaltı Belediyesi, periyodik muayene süresi gelen memur ve işçi personelinin sağlık kontrollerini de tamamladı. Toplum ve çalışan sağlığının kendileri için her zaman öncelik olduğunu vurgulayan Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan, "Konyaaltı’ndaki her bireyin sağlıklı, güvenli ve bilinçli bir yaşam sürmesini önemsiyoruz. Hem vatandaşlarımızın hem de çalışma arkadaşlarımızın düzenli sağlık kontrollerine erişmesini sağlamak bizim sorumluluğumuz. Dünya Diyabet Günü dolayısıyla yapılan bilgilendirmeler ve personelimize yönelik periyodik sağlık taramaları, sağlığa verdiğimiz değerin göstergesi. Personelimize yönelik yapılan tetkikler kapsamında kan tahlilleri, işitme ve solunum testleri ile genel fiziksel muayeneler tamamlanırken, çalışanlara risk faktörleri ve erken teşhisin önemi konusunda da bilgilendir yapıldı. Bu iki yönlü sağlık çalışması ile Konyaaltı’nda sağlık farkındalığını artırmayı amaçladık" ifadelerini kullandı.
30 Kasım 2025 Pazar - 11:27
Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gece vardiyası ile bölgeye hitap ediyor
Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gece vardiyasına geçti. Hastane bu uygulama ile sadece ilçenin değil, bölgenin de ihtiyacını karşılamış oldu. Yaklaşık 2 buçuk yıl önce hizmete giren Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, bölgesindeki eksikliği de tamamlamış oldu. Günde 500’den fazla hastaya hizmet veren merkez, geçtiğimiz günlerde vatandaşların hizmete erişimini kolaylaştırmak için önemli bir adım daha attı. Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 4 hekimin görevlendirildiği gece vardiyası ile vatandaş odaklı hizmetlerine devam etti. Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi İzzettin Karaman, hastanelerinin 19 Haziran 2023’te hizmete açıldığını söyledi. Karaman, "İlk etapta 14 hekim ile hizmet verdik. Son 2 aylık süreç içerisinde Bakanlığımızın ve müdürlüğümüzün destekleri ile hekim sayımız 26’ya çıktı. Günlük ortalama 500 hastaya hizmet veriyoruz. Verdiğimiz hizmetler içerisinde dolgu, kanal tedavisi, pedotonti, protetik işlemler, diş taşı temizliği var ve ayakta gelen hastalara acil müdahalelerde bulunuyoruz. Hastanemizde 15 genel diş, 4 pedodonti, 3 endodonti ve 2 protetik kliniğimiz bulunmaktadır. Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak, Ergani dahil Çermik, Çüngüş, Dicle ve Elazığ’ın Maden ve Kovancılar ilçesinden de hasta kabulü alıyoruz. Merkez olarak gündüz hizmet vermekle birlikte 24 Kasım tarihi itibari ile gece vardiyası sistemine de geçmiş bulunmaktayız. Bu hizmetimiz 4 hekimle verilmektedir. Bu hizmetimize vatandaşlarımız, 182’den randevu alarak ya da MHRS mobil uygulamasına girerek randevu oluşturabilirler. Gece vardiyasında dolgu, kanal tedavisi, diş taşı temizliği ve ayakta gelen hastalarımıza acil müdahalelerde bulunuyoruz. Hastalarımız ikamet ettiği ilçelerinde çok rahatlıkla bu hizmetleri alabilmektedirler’’ dedi.
30 Kasım 2025 Pazar - 11:24
Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gece vardiyası ile bölgeye hitap ediyor
Diyarbakır’ın Ergani ilçesinde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, gece vardiyasına geçti. Hastane bu uygulama ile sadece ilçenin değil, bölgenin de ihtiyacını karşılamış oldu. Yaklaşık 2 buçuk yıl önce hizmete giren Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, bölgesindeki eksikliği de tamamlamış oldu. Günde 500’den fazla hastaya hizmet veren merkez, geçtiğimiz günlerde vatandaşların hizmete erişimini kolaylaştırmak için önemli bir adım daha attı. Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi, 4 hekimin görevlendirildiği gece vardiyası ile vatandaş odaklı hizmetlerine devam etti. Konu ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi İzzettin Karaman, hastanelerinin 19 Haziran 2023’te hizmete açıldığını söyledi. Karaman, ’’İlk etapta 14 hekim ile hizmet verdik. Son 2 aylık süreç içerisinde Bakanlığımızın ve müdürlüğümüzün destekleri ile hekim sayımız 26’ya çıktı. Günlük ortalama 500 hastaya hizmet veriyoruz. Verdiğimiz hizmetler içerisinde dolgu, kanal tedavisi, pedotonti, protetik işlemler, diş taşı temizliği var ve ayakta gelen hastalara acil müdahalelerde bulunuyoruz. Hastanemizde 15 genel diş, 4 pedodonti, 3 endodonti ve 2 protetik kliniğimiz bulunmaktadır. Ergani Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi olarak, Ergani dahil Çermik, Çüngüş, Dicle ve Elazığ’ın Maden ve Kovancılar ilçesinden de hasta kabulü alıyoruz. Merkez olarak gündüz hizmet vermekle birlikte 24 Kasım tarihi itibari ile gece vardiyası sistemine de geçmiş bulunmaktayız. Bu hizmetimiz 4 hekimle verilmektedir. Bu hizmetimize vatandaşlarımız, 182’den randevu alarak ya da MHRS mobil uygulamasına girerek randevu oluşturabilirler. Gece vardiyasında dolgu, kanal tedavisi, diş taşı temizliği ve ayakta gelen hastalarımıza acil müdahalelerde bulunuyoruz. Hastalarımız ikamet ettiği ilçelerinde çok rahatlıkla bu hizmetleri alabilmektedirler’’ dedi.
30 Kasım 2025 Pazar - 10:41
Kırklareli’nde gıda işletmelerine sıkı denetim
Kırklareli’nde gıda ürünleri satışı yapan işletmeler denetlendi. Denetimlerde mevzuata uygun olmayan gıda maddelerine el konuldu. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Gıda Kontrol Şubesi teknik ekipleri, Kırklareli merkezdeki toplu tüketim işletmelerinde yaptıkları denetimlerde, ürünlerin son tüketim tarihleri, muhafaza ve hijyen şartları kontrol edildi. Yapılan denetimlerinde, mevzuata uygun olmadığı tespit edilen kaşar peyniri ve sucuklara el konularak, işletmeler hakkında yasal işlem başlattı.
30 Kasım 2025 Pazar - 10:40
Op. Dr. Baysal: "Mide kanserinde çevresel faktörler aile faktörlerinden daha ön plandadır"
Mide kanserinde çevresel faktörlerin aile faktörlerinden daha ön planda olduğunu belirten Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, mide kanserinin kadınlara nazaran erkeklerde daha sık gözüken bir hastalık olduğunu belirtti. Elazığ Medilines Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Feridun Baysal, mide kanseri hakkında değerlendirmelerde bulunarak, mide kanserinde çevresel faktörlerin aile faktörlerinden daha ön planda olduğunu ifade etti. Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Feridun Baysal, "Mide kanseri özellikle erkek hastalarda daha sık gözüken bir kanserdir. En sık 60-70 yaş aralığında gözükür. A grubu kan sahibi olanlarda biraz daha sık görülür. Mide kanserinde çevresel faktörler aile faktörlerinden daha ön plandadır. Tuzlu beslenmek, kırmızı etle yoğun beslenmek bunlar mide kanserine yakalanma riskini arttıran faktörlerdir. Mide kanseri riski, toplumda çok sık gözükmesine rağmen takibi açısından endoskopi erken teşhiste bizim için oldukça önemlidir. O nedenle 40 yaşını aşmış bireylerde bir gün dahi mideleri ağrısa, mutlaka endoskopi öneririz. 40 yaş altındaki bireylerde ise ailelerinde mide kanseri yoksa bir ilaç tedavisi düzenleriz. 30 gün kullanırlar mide ağrıları geçmezse o zaman endoskopi ile teşhis koyarız. Yaşa bakmaksızın reflü varsa eğer endoskopiyi hastalarımıza öneririz. Endoskopi mide kanseri tanısında en önemli tanı aracımızdır. Endoskopide midede görülecek olan poliplerden ve kitlelerden alınan biyopsilerle mide kanseri teşhisi konulmaktadır. Helikobakter pilori dediğimiz bir bakteri midenin içerisinde yaşayabilir. Bu bakteri geçmeyen gastritler, ülserler ve mide kanserine yatkınlığı arttıran bir bakteridir. Bu tür mide ağrıları olanların midelerinde endoskopi yapımında Helikobakter pilori midelerinde çıkmışsa mutlaka bunun öldürülmesi gereklidir. Çünkü bu mide kanseri riskini arttıran bir bakteridir. Bunun önenmesini özellikle öneriyorum" dedi. Mide kanserinde genetik geçişlerin olduğunun altını çizen Baysal, "Çevresel faktörler, beslenme tarzları, sigara, etli yemekler, kızartmalı yemekler ve kebaplar mide kanseri riskini arttırırlar. APC ve CDH1 gibi bazı gen mutasyonlarında mide kanseri daha sık gözükür. Bu nedenler mide ağrısı olanlarda özellikle 40 yaşında üzerinde olanlara endoskopi, 40 yaş altına ise kısa bir ilaç tedavini öneririm. Mide kanserinin bulgularında zayıflama ve mide ağrısı gibi semptomlar olabilir. Bunlarda da uyanık olmakta fayda var. Erkeklerde kadınlara göre mide kanseri daha sık görülmektedir. Bunlar, tamamıyla yeme ve içme alışkanlıklarıyla alakalı. Sigara kullanımı yoğunundan dolayı erkeklerde mide kanseri kadınlara oranla bir tık daha fazla görünür" ifadelerini kullandı.
30 Kasım 2025 Pazar - 10:06
Soğuk havalarda en çok görülen cilt hastalıkları
Kış mevsiminde yaz aylarında göre daha fazla cilt problemi görüldüğünü belirten uzmanlar, özellikle de aşırı kuruluk sorunu ve nem kaybı ortaya çıkabildiğine dikkat çekti. Sonbahar aylarında havaların soğumasıyla beraber daha çok orta yaş ve üzeri kişilerde kollarda, bacaklarda, karın çevresi ve sırt bölgesinde deri kuruluğunda artış ve geceleri artan şiddetli kaşıntı ortaya çıkabileceğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Ümit Bostancı, "Deri kuruluğu giderilmediği sürece verilen kaşıntı kesici ilâçlar pek işe yaramaz. Deri kuruluğunu gidermenin tek yolu kuruyan bölgeleri kremlerle düzenli olarak nemlendirmektir. Sıcak suyla banyo yapılmamalı, cilt fazla keselenmemeli ve banyodan sonra bütün vücut mutlaka kremlerle nemlendirilmelidir. Saçlı deri, yüz, dış kulak yolu, kulak arkası gibi bölgeleri tutan, ilgili bölgelerde kızarıklık, kabuklanma, kaşıntı yapabilen bir egzama türüdür. Kış aylarında soğuk hava etkisi, güneş ışınlarının azalması ve artan stres ile beraber belirgin alevlenmeler görülebilir. Soğuk rüzgârdan korunmalı, dermatologlar tarafından önerilen fazla yağlı olmayan nemlendiriciler ve tedavi kremleri düzenli kullanılmalıdır" dedi. Sedef hastalığı ömür boyu devam eden süreğen bir deri hastalığı olduğunu belirten Bostancı, "Vücudumuzun herhangi bir bölgesinde veya çok yaygın şekilde kuraklık ve üzerinde kabuklanmalarla seyreder. Yaz aylarında yoğun güneş ışınlarının etkisiyle iyileşme eğiliminde olan hastalık kış aylarında azalan güneş ışınları, artan stres seviyesi, yine artan üst solunum yolu enfeksiyonları sebebiyle alevlenmeler ve artışlar gösterebilir" şeklinde konuştu. Kış aylarında güneşli havalarda güneş ışınlarından mümkün olduğunca faydalanmak gerektiğine dikkat çeken Bostancı, "Stres seviyesini azaltmak için açık güneşli havada yürüyüş, spor yapmak faydalı olacaktır. Hastalık belirtilerinin arttığı durumlarda bir dermatolog tarafından muayene edilmekte fayda vardır. Havaların soğumasıyla beraber hem soğuk rüzgârlı hava, hem soğuk sular elde tahriş egzamasını tetikleyebilir. Ellerde kuruluk, kaşıntı, kızarıklık, çatlama gibi belirtiler ortaya çıkar. Eller soğuk hava ve sudan korunmalı, soğuk suyla eller yıkanmamalı, bulaşık yıkarken pamuk astarlı eldiven takılarak deterjan ve soğuk sudan korunmalıdır. Su temasından sonra mutlaka ellere nemlendirici kremler uygulanmalıdır. Elleri yıkarken gliserinli sabunlar veya sabun içermeyen yıkama jelleri veya köpükler kullanılabilir" diye konuştu. Soğuğa bağlı kurdeşen özellikle soğuk su, soğuk hava, buz gibi maddelerle temas sonucu deride ortaya çıkan kaşıntılı kızarıklar ve kabarıklıklar ile seyrettiğini ifade eden Bostancı, "Tedavide soğuktan korunma ve bazı alerji ilaçları kullanılır. Kış aylarında soğuğa maruz kalma sonucu el, ayak, burun, kulak kepçesi gibi uç bölgelerde kaşıntılı, ağrılı kızarıklık kabarıklıklar görülür. Bilhassa kış boyunca devam eder. Kış aylarında soğuk havalarda eller, ayaklar, burun ve kulaklar soğuktan çok iyi korunmalıdır. Tedavi İçin mutlaka bir dermatologla temasa geçilmelidir" dedi.
30 Kasım 2025 Pazar - 10:00
Dünyada ilk defa görülen vaka Eskişehir’de tedavi edildi
Solunum problemiyle kendini gösteren ilk sinir kılıfı tümörü vakası olduğu belirtilen hasta Figen Kayhan (47), Eskişehir Şehir Hastanesi’nde tedavi edildi. Yaklaşık 3 yıldır ağrı çeken hasta, Prof. Dr. Vural Fidan tarafından yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. İki çocuk annesi Figen Kayhan, diş etinde şişlik, şiddetli ağrı ve solunum problemleri şikayetleri ile Eskişehir Şehir Hastanesi’ne müracaat etti. Kulak Burun Boğaz Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Vural Fidan tarafından yapılan tetkikler sonucunda, Kayhan’da oldukça nadir görülen sinir kılıfı tümörü bulunduğu belirlendi. Yaklaşık 45 dakika süren ameliyat sonucunda, hastanın sinir kılıfı temizlendi. Operasyon ile sağlığına kavuşan Kayhan, Prof. Dr. Fidan ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Öte yandan, bahse konu vakanın solunum problemiyle kendini gösteren ilk sinir kılıfı tümörü olduğu belirtildi. "Solunum problemiyle gelen ilk vaka olarak bilinmekte" Konuyla ilgili açıklamada bulunan Prof. Dr. Vural Fidan, "Geçenlerde bir hastamız çenesinde hafif hassasiyet, uyku esnasında tıkanıklıklar ve solunum problemleri nedeniyle hastanemize tarafıma başvurdu. Hastamızın alt çenesinde tespit ettiğimiz şişlikten dolayı bu şikayetlerin olduğunu değerlendirdik. Akabinde biyopsi sonucunda çıkan netice, çok çok nadir olan çene siniri tümörü olarak geldi. Buna istinaden yapmış olduğumuz ameliyatta, o dokuyu tümüyle temizleyerek hastamızın şikayetlerinin düzelmesini sağlama imkanı bulduk. Tespit etmiş olduğumuz sinir kılıfı tümörü, oldukça nadir görülen bir hastalık. Ayrıca, çene sinirinde bulunması şu an dünyada yayınlanmış 19’uncu vaka fakat solunum problemiyle gelen ilk vaka olarak bilinmekte. Hastanemizde bu hastayı değerlendirdikten sonra operasyonu yaparak hastamızın şifa ile taburculuğunu sağlıyoruz" dedi. "İçeride mevcut olan yaklaşık 5 santimetrelik kitleyi çıkarttık" Operasyonun detaylarına da değinen Fidan, "Hastamızı genel anestezi altında uyuttuktan sonra alt çeneyi otomatik ekartörler ile açarak çene iç kısmında yer alan sinirin kılıfını görüntüledik. Akabinde, o sinire zarar vermeyecek şekilde sinir kılıfını temizledik ve o içeride mevcut olan yaklaşık 5 santimetrelik kitleyi çıkarttık. Çevre dokular, özellikle damar sinir paketleri ve tükürük kanallarının zarar görmemesini sağlamaya çalıştık. Şükür ki herhangi bir komplikasyon yaşamadan hastamızı ameliyattan çıkarttık. Yaklaşık 45 dakika süren bir ameliyattı. Bu görüntüleme sistemlerinin bizlere oldukça faydası oluyor. Çünkü, bu sinirin görüntülenmemesi durumunda ne yazık ki hasar görmesi ve kişinin yüzünde ciddi görsel problemlere yol açması mümkün" şeklinde konuştu. "Her gün şişlik ve ağrım oluyordu, çok stresliydim" Hasta Figen Kayhan ise tedavi süreciyle ilgili şunları söyledi: "Dişimde bir et vardı, büyüme yaptı. Korktum, doktoruma başvurdum ama bir netice bulamadım. Birkaç yere daha gittim. Prof. Dr. Vural Fidan doktorumu önerdiler. Allah doktorumdan razı olsun, iyi bir ameliyat oldum. Korktuğum başıma gelmedi. Her gün şişlik ve ağrım oluyordu, çok stresliydim. Şükürler olsun ki doktorum beni kurtardı. Yaklaşık 3 senedir bu hastalık ile uğraşıyordum."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder