SAĞLIK
Uzmanı açıkladı: "Bayramda kurulan ilişkiler ruh sağlığını güçlendiriyor" 21 Mart 2026 Cumartesi - 11:52:31 Sivas Medicana Hastanesi Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası işe dönüşte yaşanan isteksizliklerin oldukça normal olduğunu söyleyerek, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram, kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır" dedi. Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramların bireylerin psikolojisi üzerinde genellikle olumlu etkiler oluştururken, bu dönemlerde artan sosyal etkileşim, kişilerin kendilerini bir gruba ait hissetmelerini sağlarken yalnızlık duygusunu azaltıyor. Aynı zamanda paylaşma ve empati gibi duyguların güçlenmesi, bireylerin kendilerini daha anlamlı ve değerli hissetmesine katkı sunuyor. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Medicana Sivas Hastanesi’nde görevli Uzman Psikolog Kerime Begüm Özkaya, bayram sonrası uyum sürecine dikkat çekerek, "Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir" dedi. "Pozitif duyguları artırır" Kerime Begüm Özkaya, bayramlarda kişinin aidiyet duygusunun arttığını belirterek, "Bayramlarda insanlar günlük hayatın yoğun temposundan uzaklaşarak daha çok sosyal ilişkilerine yöneliyor. Aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar bu dönemlerde artış gösteriyor. İnsanlar bayram süresince paylaşma, yardımlaşma ve birlikte vakit geçirme gibi davranışlara daha fazla önem veriyor. Yeni kıyafetler, hazırlanan ikramlar ve yapılan ziyaretler bayram coşkusunu artırıyor. Bu süreçte bireyler hem duygusal hem de sosyal açıdan daha yoğun bir dönemden geçiyor. Bayramlar, toplumda birlik ve beraberlik duygusunun güçlendiği özel zamanlar olarak dikkat çekiyor. Bayramlar, ruh sağlığını güçlendiren sosyal köprülerdir. Bayramlar sadece kültürel ve dini günler değil aynı zamanda insanların duygusal dünyasını güçlü şekilde etkileyen sosyal dönemlerdir. Bayramlar insanların psikolojisi üzerine genellikle olumlu ve güçlendirici etkileri oluşturur. Bayram psikolojisi bireylerin aidiyet, paylaşma, mutluluk, özlem ve hüzün gibi yoğun duygularını aynı anda yaşayabildiği bir süreçtir. Psikolojik açıdan değerlendirecek olursak, bayramlar kişilere aidiyet ve bağlılık duygusunu arttırır. Bayramlarda aile ziyaretleri, akraba buluşmaları ve toplu kutlamalar olur. Bu durum kişi de bir yere ait olduğunu ve yalnız değilim duygusunu güçlendirir. Sosyal bağların güçlenmesi psikolojik dayanıklılığı ve pozitif duyguları arttırır" dedi. "Kısa sürelide olsa iş stersiden uzaklaştırır" Özkaya, bayramda insanların geçmişi ile bağ kurduğunu söyleyerek, "Bayramlar günlük hayatın rutininden çıkmayı sağlar. Yeni kıyafetler, ikramlar, ziyaretler ve hediyeler gibi gelenekler dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının artmasına yardımcı olur. Stres ve yorgunluğu azaltır. Bayram tatilleri ve sosyal ortamlar insanların iş ve hayat stresinden kısa süreli de olsa uzaklaşmanızı sağlar. Ruhsal rahatlama ve yenilenme hissini oluşturur. Paylaşma ve empatiyi güçlendirir. Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, büyükleri ziyaret etmek gibi davranışlar işin empati ve merhamet duygusunu arttırır. Yardım etmek kişinin kendini daha değerli ve anlamlı hissetmesini sağlar. Kişide geçmişi ve hatırlarla bağ kurmayı sağlar. Bayramlar çoğu insanlar için çocukluğunu hatırlatan zamanlardır. Bu da kişide nostaljik ve sıcak duyguların yaşanmasını sağlar. Bayramlar bazı insanlar için de zorlayıcı olabilir. Her zaman herkes için aynı derecede mutlu geçmeyebilir. Yalnız yaşayan kişiler, yakınını kaybetmiş olanlar, aile ilişkileri zor olan kişiler, bayramlarda yalnızlık veya hüzün hissedebilir. Bu da gayet normaldir. Bu nedenle bayramlarda çevremizdeki insanları hatırlamak, bir telefon etmek ya da kısa bir ziyaret gerçekleştirmek bile kişinin kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olabilir" diye konuştu. "Bayram dönüşü işte yaşanan isteksizlik normaldir" Bayram sonrası adaptasyon sürecinden bahseden Özkaya, "Psikolojik olarak en sağlıklı bayram kişinin kendini zorlamadan ama mümkün olduğunca bağ kurduğu, paylaştığı ve anlam bulduğu bayramlardır. Ayrıca bahsetmek gerekirse bayram sonrası işe dönüşü yaşama isteksizlik oldukça normaldir. İnsan zihnin dinlenme ve sosyal bağların yoğun olduğu bir dönemden tekrar sorumlulukların olduğu bir ortama geçer. Bu da tabi ki zorlayıcıdır. Bu süreçte bireyin kendini birkaç gün uyum süresi tanıması iş yükünü parçalar haline bölmesi ve günlük rutinini yeniden oluşturmayı adaptasyonu kişide kolaylaştırır. Bu yüzden bu yaşadığımız olumsuzluklarda bayram sonrasında gayet normaldir. Herkese huzurlu, sağlıklı ve mutlu bayramlar diliyorum" şeklinde konuştu.
21 Mart 2026 Cumartesi - 10:58 Hemşirelikten bağışçılığa: Bu kez kendi hücreleriyle hayat kurtardı Tunceli Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, yıllar önce verdiği kök hücre örneğinin eşleşmesiyle bu kez kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastaya umut oldu. Ovacık Devlet Hastanesi’nde görev yapan hemşire Mavi Altay, 6 yıl önce verdiği kök hücre örneğinin bir hastayla eşleşmesi üzerine bağış sürecine dahil oldu. Sağlık çalışanı olarak mesleği gereği her gün hastaların tedavisine katkı sunan Altay, bu kez farklı bir sorumluluk üstlenerek doğrudan bağışçı oldu. Yapılan tetkik ve hazırlıkların ardından süreci tamamlayan Altay, kendi hücrelerini bağışlayarak bir hastanın yaşam mücadelesine destek verdi. "Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" Bağış sürecinde ve sonrasında yaşadıklarını anlatan Mavi Altay, bir hemşire olarak hastaların hayatına dokunduğunu ancak kendi canından bir parça vererek hayat kurtarmış olmanın çok daha güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Altay, "Kızılay’a 6 sene önce kök hücre için örnek vermiştim. Aralık ayında geri dönüş oldu. Örnekler bir hastayla uyuşmuş. Açıkçası bu beni biraz heyecanlandırdı, tedirgin etti, süreçle ilgili bilmediklerim vardı. Sonra Kızılay’daki arkadaşlarla görüştüm. Sağ olsunlar sorularımın hepsini sağlıklı bir şekilde cevapladılar. Sonraki süreçte ilk önce chek up yapıldı. İstanbul’daki chek up sürecinden sonra dokular hastayla uyuştuğu için yaklaşık 15 gün sonra kök hücre tüp toplama işlemi olacaktı. Onun öncesinde bir ilaç verip kanımdaki kök hücreyi artırdılar. İlaç 5 gün sürdü. Hafif kemik ağrısı, grip gibi hafif semptomları oldu. Onun dışında bir sıkıntı yaşamadım. Bu işlemlerden sonra kök hücre toplama işlemine geçtik. Bu süreçte arkadaşlar yine yardımcı oldular. Yaklaşık 3 saat sedyede uzanmak zorundaydım. Bu işlemler esnasında hareket edemiyordum. Ama gayet uyumlu, hoş sohbet insanlarla tatlı bir iletişim halinde olduk. Çekindiğim, korktuğum yerlerde benimle ilgilendiler. İşlem gayet güzel geçti. Sonraki süreçte öğrenebildiğim kadarıyla kök hücre bağışında bulunduğum arkadaşın da iyileşmiş olduğunu duydum. Gayet mutluyum. Bir hemşire olarak zaten insanların hayatına dokunuyorduk ama özellikle kan bağışı yaptıktan sonra kendimden bir parça verdikten sonra birinin hayatını kurtarmış olmak çok güzel. Söyleyebileceğim en önemli şey, bunu sadece bir hastanın hayatını kurtarmak olarak görmesinler. Hastanın yakınları, çevresindeki insanlar, hastayla birlikte her gün hastaneye giden, hasta için uğraşan insanlar için de yapsınlar. Hepimizin başına gelebilecek bir hastalık, hepimizin yaşayabileceği bir sorun. Vereceğimiz bir miktar kanla bir kişinin hayatına dokunabiliriz" diye konuştu. "Yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum" Altay, "Etrafımdaki insanlardan çok olumlu tepkiler aldım. Herkes yaptığımın ne kadar gururlu, güzel bir şey olduğundan bahsetti. Ben de çok mutlu oldum. Sonrasında unu çok düşündüm; eğer o bağışı yapmasaydım ne kadar üzüleceğimi, bir insanın hayatına dokunamayacağımı ya da o kişinin bu hastalıktan iyileşemeyeceğini düşündüm ve gerçekten yaptığım şeyden dolayı kendimle gurur duyuyorum. Herkesin canı gönülden yapabileceği bir şeyi yaptım belki ama bence çok önemli bir şey, herkesin de yapması lazım. Buradan söyleyebileceğim en önemli şey herkesin kemik iliği örneği vermesi ve hastalara ulaşması. Bir çocuk, belki bir yetişkin, belki bir anne, belki dede, hala. Yani birine yardım edebiliriz. Onların hayatlarını güzelleştirebiliriz. Bu süreç benim için sadece 20 günden ibaretti. Yani 20 gün içerisinde sadece 5 gün ilaç aldım ama diğer tarafta o hasta belki bir sene daha benim kök hücremi alacak. İyileşecek olsa bile 1 sene hastanede kalacak. Onun için daha yıpratıcı, daha uzun bir süreç" dedi.
21 Mart 2026 Cumartesi - 09:29 Bayramda çocukları şekerden uzak tutun Diyetisyen Gamze Söylemez, bayramlarda çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğunu dikkat çekerek, "Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz" dedi. Ramazan Bayramı’ndaki tatlı tüketiminin en çok karşılaştıkları sorulardan birisi olduğunu söyleyen Diyetisyen Gamze Söylemez, sözlerine şöyle devam etti, "Burada dikkat edilmesi gereken kurallardan birisi daha çok sütlü tatlılar tercih edilmeli. Şerbetli tatlılar kan şekerini hızlı yükselttiği için hızlı da düşürebilir. Bu yüzden özellikle kronik hastalığı olan şeker, diyabet tarzı, tip bir tip iki diyabet hastaları, kolesterol problemi olanlar, özellikle gebe danışanlarıma da çok özellikle bu konuda uyarılarda bulunuyorum. Daha çok sütlü ve meyveli tatlılar tercih edebilirsiniz. Yemeklerden en azından iki saat sonra sindirim tamamlandıktan sonra tatlı tüketirseniz metabolizma anlamında sizin için daha kolay olacaktır. Kronik hastalığı olanları burada özellikle uyarmak istiyorum. Lütfen yemeklerden hemen sonra ya da çok fazla porsiyonlarda tatlı tüketmeyin. Birkaç eve davete gidiyorsanız en azından bir iki tanesini seçip bunları da güne bölerek tatlı tüketimini bu şekilde tamamlayabilirsiniz. Her tatlı tüketiminden sonra bol bol su içme ve egzersiz yaparak en azından sindirimini kolaylaştırmaya yardımcı olabilirsiniz." "Sofranızda koyu yeşil yapraklı sebzeler olsun" Diyetisyen Gamze Söylemez, "Çay, kahve içilecekse, daha açık tüketilmemeli, demli tüketilmemeli ve yemeklerden yarım saat sonra tüketilmelidir. Bu kısma da önem veriyorum. Her sofrada mutlaka koyu yeşil yapraklı sebzeleri bulundurmalısınız. Zeytinyağlı sebzelere önem vermelisiniz. Havalar ısınıyor. Bahar aylarının, mevsim sebzeleri çok çok yoğunlukta. Bu yüzden bunları da sofralarda mutlaka bulundurmalısınız. Ramazanda özellikle kahvaltı, iki ara öğün ve bir ana öğün demiştik. Kahvaltımızı konuştuk. Ara öğün olarak daha çok bitkisel proteinlerden koyu, yeşil yapraklı sebzeleri bulundurabilir. Süt, ayran tüketebilir. Fındık, badem, ceviz gibi yağ tohumları da ara öğünlere de dahil edebilirsiniz. Yine cilt elastikiyeti için cildin parlaklığı için de meyveleri kullanabilirsiniz. Özellikle koyu renkli meyvelerin, antioksidan kapasiteleri çok yüksek olduğu için meyvelerde mutlaka ara öğünlerde tüketilmelidir. Akşam yemeğinden sonraki tüketilen ara öğün olarak da genelde bizim toplumunuzda tatlı tüketimi çok fazla oluyor. Daha çok kuru meyvelere yönelebilir bireyler. Kuru kayısı, kuru hurma, kuru incir tarzı, kuru meyvelerde tatlı ihtiyacımızı önemli ölçüde azaltacaktır." Dedi. "Çocukların gelişimi için önemli detay" Ramazan Bayramı’nda özellikle çocuklara çok fazla çikolata ikramlarında bulunulduğuna dikkat çeken Söylemez, "Buradan da uyarmış olalım. Çocuklarınıza daha çok şekeri olmayan, daha doğal şekerli meyve suları ikram edebilirisiniz. İçerisinde rafine şeker eklenmeyen meyve suları çocuklarınızın büyüme gelişiminde ve beyin gelişiminde de önemli ölçüde farklılık gösterecektir. Daha çok şekerlerden ziyade kendi ev yapımı sütlü tatlılarınızı ikram edebilirsiniz. Burada da böyle birazcık daha tabuları yıkmış olabiliriz diye düşünüyorum. Daha dikkatli olursak çünkü beslenme temelinde çocuklarla devam eden bir şey. Çocukları nasıl yetiştirirseniz ilerleyen dönemlerde yetişkinlerde bu noktada daha bilinçli ilerleyeceğini düşünüyorum" dedi.
Dr. Küçükyalçın: "Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir"
29 Kasım 2025 Cumartesi - 10:00 Dr. Küçükyalçın: "Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir" Tunceli Devlet Hastanesi’nde Göğüs Hastalıkları Uzmanı olarak görev yapan Dr. Sedef Küçükyalçın, Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, "Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir. Bunlardan en az 70’inin akciğer kanserine sebep olduğu bilinmektedir" dedi. Akciğer kanserinin Türkiye’de ve dünyada en sık görülen kanser türleri arasında yer aldığını belirten Tunceli Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Sedef Küçükyalçın, özellikle tütün kullanımının ve tütün dumanına maruziyetin en büyük risk faktörleri arasında bulunduğunu söyledi. Küçükyalçın, akciğer kanseri belirtilerinin çoğu zaman sinsi ilerlemesi nedeniyle tanının geç konabildiğini vurgulayarak vatandaşlara tütün ürünlerinden uzak durma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları geliştirme çağrısında bulundu. Akciğer kanseri belirtilerinin sinsi ve belirsiz ilerlediğini ve bu yüzden tanının geç konulduğunu belirten Dr. Sedef Küçükyalçın, "Akciğer kanseri günümüz dünyasında en sık görülen kanser çeşitlerinden biri. Özellikle erkeklerde 1’inci sırada, kadınlarda 2’nci sırada. Akciğer kanseri için risk faktörlerine bakacak olursak en önemli sebeplerden biri sigara dumanı. Sigara, tütün, nargile gibi tütün dumanına maruz kalmak. Çevresel ve mesleki maruziyetler, özellikle aspest maruziyeti, herhangi bir nedenden ötürü radyasyona maruz kalmak, hava kirliliği ve ailede akciğer kanseri öyküsü olması sayılabilir. Tütün dumanı 7 binden fazla kanserojen madde içermektedir. Bunlardan en az 70’inin akciğer kanserine sebep olduğu bilinmektedir. Akciğer kanseri ile ilgili belirtileri sayacak olursak özellikle nefes darlığı, geçmeyen ve uzun süren öksürük, öksürmekle ağızdan kan gelmesi ya da öksürmekle kanlı balgam tükürmek, istemsiz kilo kaybı, iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, ses kısıklığı gibi sebeplerle hastalar polikliniğimize başvurabiliyor. Akciğer kanseri belirtileri sinsi ve belirsiz seyretmekte. Bundan ötürü kanser tanısı geç konabilmektedir. Bizler de akciğer kanseri farkındalık ayı vesilesi ile hastalarımızın tütün ve tütün ürünleri içeren ürünleri kullanmamalarını, dumansız hava sahası uygulamalarını desteklemelerini ve sağlıklı yaşam tarzını benimsemelerini önermekteyiz" şeklinde konuştu.
Aydın Şehir Hastanesi’nde test süreci devam ediyor
29 Kasım 2025 Cumartesi - 09:47 Aydın Şehir Hastanesi’nde test süreci devam ediyor Sağlık Bakanlığı’nın 2020 yatırım programına alınarak 2021 yılı Kasım ayında merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan Aydın Şehir Hastanesi açılış için gün saymaya başlarken, ayda ortalama 450 bin hastaya hizmet verecek olan hastanede test süreci devam ediyor. Türkiye’nin 21. Şehir Hastanesi Aydın’da açılış için gün sayarken, sağlık hizmetlerinin daha nitelikli sunulması amacıyla merkez ilçe Efeler’de inşaatına başlanan hastanede sona gelindi. Aydın ve Ege Bölgesi’nin uluslararası kalitede bir sağlık kampüsü haline gelmesi beklenen Şehir Hastanesi’nde çalışmalar 24 saat esasına göre tüm hızıyla devam ederken hastanedeki cihazların da testleri sürüyor. Aydın Şehir Hastanesi, Aralık ayı itibariyle hizmete girmeye hazırlanırken, Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, son hazırlıkları yerinde inceledi. Şehir Hastanesi’nde yürütülen taşınma, teknik hazırlık ve test süreçlerini yerinde incelemek üzere hastaneyi ziyaret eden Şenkul, ziyareti sırasında hasta kabul alanları, poliklinikler, laboratuvarlar, yanık ve hiperbarik üniteleri, yoğun bakım odaları, ameliyathaneler, yataklı servisler ile kadın doğum servisi ve doğum salonunda detaylı incelemelerde bulundu. Ekiplerin koordinasyonu, teknik altyapı hazırlıkları ve donanım süreçlerini de değerlendiren Şenkul, özellikle iklimlendirme, bilişim altyapısı ve havalandırma sistemlerinde yürütülen testler hakkında yüklenici firma yetkililerinden bilgi aldı. Taşınma sürecinin hem hasta güvenliğini hem de hizmetin kesintisiz şekilde sürdürülmesini esas aldığını belirten İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, "Şehir Hastanemiz modern altyapısı ve güçlü hizmet kapasitesiyle ilimize büyük bir değer katacak. Taşınma ve hazırlık çalışmalarını yakından takip ediyor, tüm detayların eksiksiz şekilde tamamlanması için ekiplerimizle koordineli olarak çalışıyoruz" dedi.
Hastadan çıkan taşları sayamadılar
29 Kasım 2025 Cumartesi - 09:19 Hastadan çıkan taşları sayamadılar Manisa’nın Soma ilçesinde karın ağrısı şikayetiyle Soma Devlet Hastanesine başvuran 70 yaşındaki Ayşe Çobanlar’ın safra kesesinden 20 binin üzerinde taş çıkarıldı. Doktorların sayamadığı taşlar yapay zeka aracılığıyla yapılan sayımda 20 binin üzerinde olarak belirlendi. Manisa’nın Soma ilçesinde karın ağrısı şikayetiyle hastaneye başvuran 70 yaşındaki Ayşe Çobanlar’ın safra kesesinden 20 binin üzerinde taş çıkarıldı. Operasyonu gerçekleştiren Opr. Dr. Muhammet Burak Koyuncu, vakayı hem hastalar hem de sağlık çalışanları açısından oldukça nadir görülen bir durum olarak değerlendirirken ve dikkat çekici olarak değerlendirdi. "Taşları sayamadık" Operasyonu gerçekleştiren Opr. Dr. Muhammet Burak Koyuncu, "Öncelikle hastamız hastanemizi duymuş, bizi duymuş. Daha önceden de zaten hastamızın eşini ameliyat etmiştik burada başarılı bir operasyonla. Daha sonra yoğun şiddetli ağrıları olması sebebiyle tarafımıza başvurduğunda hemen servise yatışını yaptırdık. Çekilen görüntülerde yapılan muayenesinde ana safra kanalına taşlarının düştüğünü ve yoğun iltihap geçirdiğini gördük hastamızda. Gerekli tedaviyi yaptık ve acil ameliyata aldık. Ameliyatta laparoskopik yöntemle başarılı bir şekilde kolesistektomi ameliyatını tamamladık. Piyesi açtığımızda ise çok fazla miktarda boyutları 2 milim 3 milim arasında olan çok fazla miktarda taş mevcuttu. Biz sayamadık, yapay zekaya açıkçası tahminde bulundurduk. 20 binin üzerinde taş olduğunu tespit etti. Önemli olan da bu taşları bu safra kesesi içerisinden perfore etmeden, batına perfore olmadan çıkarmaktı. Bunu başarılı bir şekilde yaptık. İşlerimizde yolunda gitti. Şu an post top 1. günündeyiz. Bir aksilik olmazsa hastamızı yarın taburcu edeceğiz. Hastamız mutlu, biz mutluyuz. Böyle bu tarz nadir vakaları Soma’da yapmak gerçekten hem bizim için hem hastalar için hem de vatandaşlarımız için gurur verici" dedi. Çıkan taş sayısına hasta da inanamadı Bergama’da birkaç kere gittim doktora ama denk gelmedi. Ağrılarım çok sıklaştı. Eşimin eczacı kalfası olması nedeniyle bana her gün iğne yapmak zorunda kaldı. Fırat Bey’i aradık doktorumuzu ve durumu anlattık. O da hemen gelmemizi istedi. Acilden giriş yaptırdık. Gerekli tedavilerimi yaptılar. Uygulamalarını yaptılar. Ameliyatlarını yaptılar. Beni bu durumdan kurtardılar" diyerek ameliyatı gerçekleştiren Opr. Dr. Muhammet Burak Koyuncu ve Soma Devlet Hastanesi ekibine teşekkür etti. "Bu bir rekor" Ameliyat sonrası hastasını ziyaret eden Opr. Dr. Muhammet Burak Koyuncu, Ayşe Çobanlar’a bir rekorun sahibi olduğunu belirterek, "Yalnız safra kesenden çok fazla taş çıktı. 20 binin üzerinde taş çıktı. Yani bu bir rekor. Sana ait aslında. Çok çok kötü bir rekor olabilir ama çok şükür. Çok şükür tertemiz sağlıklı bir şekilde bitti" şeklinde konuştu. Hastanın eşi Abdullah Çobanlar da doktor ve ekibine teşekkür ederken, Soma Devlet Hastanesi Başhekimi Gökhan Kıvanç Yaşar, "Hastanemizde gerçekleştirilen bu başarılı operasyon, uzman hekim kadromuzun deneyimi ve sağlık personelimizin özverili çalışmasının bir sonucudur. Nadir görülen bu tarz vakalarda doğru ekipman, hızlı müdahale ve tecrübeli cerrah çok büyük önem taşıyor. Opr. Dr. Muhammet Burak Koyuncu ve ekibini göstermiş oldukları hassasiyet ve başarılı cerrahi süreç için tebrik ediyorum. Soma Devlet Hastanesi olarak bölgemize en kaliteli sağlık hizmetini sunmaya devam edeceğiz" dedi.
Büyükşehir Belediyesi’nden Samsun’a 100 ambulans
28 Kasım 2025 Cuma - 15:44 Büyükşehir Belediyesi’nden Samsun’a 100 ambulans Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun’a 100 yeni ambulans kazandırdıklarını açıkladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, Samsun Şehir Hastanesini ziyaret ederek sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınları ile bir araya geldi. Başkan Doğan’a ziyaretleri sırasında İl Sağlık Müdürü Mustafa Uras da eşlik etti. Ziyaretin ardından açıklama yapan Başkan Halit Doğan, "Samsun’umuzda dev bir sağlık yatırımı hizmete başladı. Samsun Şehir Hastanemizi; İl Sağlık Müdürümüz Sayın Mustafa Uras ile birlikte ziyaret ettik. Kıymetli hemşehrilerimiz ve sağlık çalışanlarımızla bir araya geldik. İlk hastalarımızın memnuniyetine şahitlik ettik. Sadece Samsun için değil bölge için de önemli bir yatırım olan hastanenin şehrimize kazandırılmasında emeği olan başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere herkese şükranlarımı sunuyor; Samsun’umuza hayırlı olmasını diliyorum. Samsun her şeyin en güzelini hak ediyor" ifadelerini kullandı. 100 ambulans Şehir Hastanesi ziyareti sırasında önemli bir müjdeyi de kamuoyuyla paylaşan Doğan, "Bizim bütçemiz şehrin bütçesi, şehrimizin ihtiyaçları ise birinci önceliğimiz. Samsun’da sağlık altyapısının daha da güçlenmesi, acil müdahale kapasitesinin artırılması için önemli bir adım atarak 100 yeni ambulansı şehrimize kazandırıyoruz. 100 yeni ambulansın sağlık envanterine eklenmesi ile sağlık hizmeti de daha hızlı ve sağlıklı işleyecek. Samsun için çalışmaya devam ediyor, şehrimizin ihtiyaç duyduğu her alanda hizmetlerimizi sürdürüyoruz. Bu hizmetler Samsun’daki birlik ve beraberliğin eseridir" şeklinde konuştu. Büyükşehir Belediyesi tarafından şehre kazandırılan 100 yeni ambulans, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun katılımıyla gerçekleşecek programın ardından hizmete alınacak.
Diyarbakır’da öğrencilere sağlıklı yaşam eğitimi
28 Kasım 2025 Cuma - 15:42 Diyarbakır’da öğrencilere sağlıklı yaşam eğitimi Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü ile İl Millî Eğitim Müdürlüğü’nün ortaklaşa yürüttüğü "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı kapsamında, Kayapınar Vehbi Koç İlkokulunda öğrenciler için kapsamlı bir sağlık farkındalık etkinliği düzenlendi. Program açılış ve kurdele kesimiyle başladı. Ardından İl Milli Eğitim Müdürlüğü bando takımı tarafından verilen mini konser, öğrencilere keyifli anlar yaşattı. Okulda kurulan stantlarda çocuklara ağız ve diş sağlığı, kişisel hijyen, sağlıklı beslenme, fiziksel aktivite, ilk yardım ve 112 acil sağlık hizmetleri gibi konularda uygulamalı eğitimler verildi. Sağlık ekipleri öğrencilere günlük yaşamda kullanabilecekleri pratik bilgiler aktardı. Etkinliğin en renkli anlarından biri ise "Sağlık Elçisi" rozeti töreni oldu. Yöneticiler, stantlarda eğitim alan öğrencilere özel olarak hazırlanan Sağlık Elçisi rozetlerini takarak onları sağlık konusunda bilinçlendirilen birer gönüllü elçi ilan etti. Rozetlerini gururla takan çocuklar, öğrendikleri bilgileri aileleri ve arkadaşlarıyla paylaşacaklarını söyledi. Etkinliğe İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Millî Eğitim Müdürlüğü yöneticileri de katılarak öğrencilerle yakından ilgilendi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, bu programların önemiyle ilgili yaptığı konuşmada, ‘’Çocuklarımızın erken yaşta sağlık bilinci kazanması, geleceğin daha sağlıklı nesillerine yapılan en değerli yatırımdır. Bugün verilen eğitimler, bir etkinliğin ötesinde yaşam boyu sürdürülecek sağlıklı alışkanlıkların temelini oluşturuyor. Sağlık Elçisi rozeti alan her bir öğrencimiz, hem kendi sağlığına hem de çevresine örnek olacak, sağlık okuryazarlığının artmasına katkı sunacaktır. Bu çalışmalarımız kararlılıkla devam edecektir’’ dedi. "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" Projesi ile çocukların hem sağlığı koruma bilinci kazanması hem de topluma örnek bireyler olarak yetişmesi hedefleniyor.
Bursa’nın sağlık tarihi Nilüfer’de mercek altına alındı
28 Kasım 2025 Cuma - 14:45 Bursa’nın sağlık tarihi Nilüfer’de mercek altına alındı Nilüfer Belediyesi ve Türk Tıp Tarihi Kurumu iş birliğiyle düzenlenen "Kentler ve Tıp Tarihi-2 Bursa Sağlık Tarihi Sempozyumu" başladı. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nin ev sahipliği yaptığı etkinlikte, Bursa’nın sağlık geçmişi uzman isimler tarafından ele alındı. Nilüfer Belediyesi, kentin kültürel belleğine katkı sunan çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türk Tıp Tarihi Kurumu ile ortaklaşa düzenlenen "Kentler ve Tıp Tarihi - 2 Bursa Sağlık Tarihi Sempozyumu", Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde başladı. Sempozyumun açılışına Nilüfer Belediye Başkan Vekili Demirhan Aslan, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Prof. Dr. Alpaslan Türkkan, Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Bukle Erman, Sağlık Müzesi Proje Yöneticisi ve sempozyum eş başkanı Op. Dr. Ceyhun İrgil ile Türk Tıp Tarihi Kurumu Başkanı ve sempozyum eş başkanı Prof. Dr. Gülten Dinç katıldı. "Müzemizde 72 bin ziyaretçi ağırladık" Sempozyumun açılışında konuşan Nilüfer Belediye Başkan Vekili Demirhan Aslan, tarih ve sağlık alanındaki bu tür akademik çalışmalara destek vermekten memnuniyet duyduklarını ifade etti. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nin önemine değinen Aslan, "Müzemiz özellikle Cumhuriyet dönemi ve Bursa tıp tarihi alanında önemli bir kaynak oluşturdu. Kurulduğu günden bu yana 72 bin ziyaretçiyi ağırlamanın gururunu yaşıyoruz. Toplum sağlığı alanında böyle bir değerin Nilüfer’de bulunması bizler için çok kıymetli" dedi. Türk Tıp Tarihi Kurumu Başkanı Prof. Dr. Gülten Dinç ise ‘Kentler ve Tıp Tarihi’ etkinliklerini iki yılda bir düzenlediklerini belirtti. İlk etkinliğin Gaziantep’te yapıldığını hatırlatan Dinç, "İkincisini Bursa Sağlık Tarihi Sempozyumu adıyla gerçekleştiriyoruz. Katılımcıların değerli katkılarıyla Bursa’nın sağlık tarihini tüm yönleriyle irdeleyeceğiz" diyerek, iş birliği için Nilüfer Belediyesi’ne teşekkür etti. Sempozyum eş başkanı Op. Dr. Ceyhun İrgil de yaptığı konuşmada özellikle genç katılımcıların ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, verimli bir sempozyum temennisinde bulundu. Üç oturumda 17 sunum Açılış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlara geçildi. Toplam üç oturumda 17 sunumun gerçekleştirildiği sempozyumun ilk bölümünde "Cumhuriyet Öncesi Bursa Sağlık Tarihi", ikinci bölümünde ise "Cumhuriyet Sonrası Bursa Sağlık Tarihi" konuları ele alındı. Günün son oturumu ise "Bursalı Hekim ve Eczacıları Anma" başlığıyla gerçekleştirildi. Sempozyum programı, ikinci günde yapılacak kültürel gezilerle sona erecek. Katılımcılar, Nilüfer Belediyesi Dr. Hüseyin Parkan Sanlıkol Müzik Enstrümanları Müzesi’ni ziyaret ettikten sonra Gölyazı’da saha incelemelerinde bulunacak.
Osmangazi’de minikler sağlıklı gülüşlerin sırrını öğrendi
28 Kasım 2025 Cuma - 14:43 Osmangazi’de minikler sağlıklı gülüşlerin sırrını öğrendi Osmangazi Belediyesi’nin hizmete kazandırdığı kreşlerde eğitim gören miniklere, uzman diş hekimleri tarafından ağız ve diş sağlığı konusunda bilgilendirici eğitimler veriliyor. Bu eğitimler sayesinde çocuklar, küçük yaşlardan itibaren ağız ve diş bakımını doğru yöntemlerle yapmayı öğrenerek sağlıklı alışkanlıklar kazanıyor. İlçedeki tüm çocukların eşit hizmet almasını hedefleyen Osmangazi Belediyesi, modern kreşlerinde miniklere ağız ve diş sağlığına yönelik kapsamlı eğitimler sunuyor. Bu eğitimlerde çocuklar, diş hekimlerinin rehberliğinde diş ve ağız bakımını doğru tekniklerle yapmayı uygulamalı olarak öğreniyor. Ayrıca ağız sağlığını korumak için günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken noktalarda ayrıntılı şekilde anlatılıyor. Osmangazi Belediyesi’nin düzenlediği Ağız ve Diş Sağlığı Eğitimleri kapsamında Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakımevi’ndeki minikler, Diş Hekimi Melek Güler’den 6 yaşında çıkan dişlerinin gelişim sürecinden, doğru beslenmenin diş sağlığına etkisine kadar birçok konuda bilgi aldı. Çocuklar, şekerli ve paketli gıdalardan uzak durmanın, düzenli fırçalamanın ve sağlıklı alışkanlıklar edinmenin önemini öğrendi. Eğitim kapsamında miniklere ağız muayenesi de yapıldı. "Çocukların ağız ve diş sağlığı eğitimi alması çok önemli" Ayça Azak Kreş ve Gündüz Bakım Evi’ndeki çocuklara diş bakımı ile ağız hijyeni nasıl olmalı konusunda bilgiler verdiklerini ifade eden Diş Hekimi Melek Güler, şu şekilde konuştu: "Özellikle çocuklarda süt dişlerinin dökülme döneminde bir korku oluşabiliyor. Bu nedenle çocukları bilgilendirdik ve ağız muayenesi yaptık. Ağız sağlığı açısından paketli gıdalardan uzak durmaları gerektiğini anlattık. Süt dişi zannettikleri 6 yaşında çıkan dişlerine daha iyi bakmaları gerektiğini vurguladık. Ayrıca dişlerin nasıl doğru fırçalanması gerektiği ve günde kaç kez fırçalanması gerektiği konusunda kapsamlı bilgiler verdim. Bu yaşlardaki çocukların ağız ve diş sağlığı eğitimi alması, ilerleyen dönemlerde büyük avantaj sağlıyor. Çünkü bu sayede çocuklar diş hekiminin kapısını korkmadan çalabiliyor. Aksi durumda küçük problemler büyüyerek daha ciddi sorunlara dönüşebiliyor." Küçük yaşlardan itibaren düzenli kontrollere gitmenin ve ağız hijyenine dikkat etmenin büyük önem taşıdığının altını çizen Güler, "Çocukların süt dişleri dökülürken ‘acaba dişim çıkacak mı, acıyacak mı?’ gibi endişeler yaşaması çok normal. Bu noktada onları doğru bilgilendirmemiz, sürecin daha rahat geçmesini sağlıyor. Çocuklar bazen çürük nedeniyle diş kaybı yaşıyor ve bu durum darlığa neden olabiliyor. Ardından sürekli dişlerinin eğri çıkması veya çürümeye daha yatkın olması gibi sorunlarla karşılaşabiliyorlar. Bu nedenle erken yaşta muayene, bilgilendirme ve ağız hijyenine dikkat etmek hem aileler hem çocuklar için son derece önemli" açıklamalarında bulundu.
Bakan Memişoğlu: "Türkiye’yi sağlıkta dünyaya yön veren ülke haline getireceğiz"
28 Kasım 2025 Cuma - 14:32 Bakan Memişoğlu: "Türkiye’yi sağlıkta dünyaya yön veren ülke haline getireceğiz" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin artık sadece sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bunun bilimini ve teknolojisini de üreten bir ülke olma yolunda olduğunu belirterek, "Türkiye’yi sağlıkta teknoloji ve bilim anlamında dünyaya yön veren, insanlara sağlıkla ilgili ulaşımını sağlayan bir ülke haline getireceğiz" dedi. Bir dizi ziyaret ve temaslarda bulunmak üzere Mersin’e gelen Bakan Memişoğlu, kent programına valilik ziyaretiyle başladı. Vali Atilla Toros, vali yardımcıları, kaymakamlar ve birim müdürleri tarafından karşılanan Memişoğlu’na öğrenciler çiçek takdim etti. Valilik şeref defterini imzalayan Bakan, daha sonra basına kapalı gerçekleştirilen görüşmede Vali Toros’tan kentteki sağlık yatırımlarına ilişkin brifing aldı. Brifingin ardından beraberinde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ kapsamında 63. il ziyareti olan Mersin’de sağlık yatırımlarını değerlendirdi. Mersin’in sağlık altyapısının güçlü olduğunu ve gelişmiş bir şehir olduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Çünkü burada bir Şehir Hastanemiz ve bir üniversite hastanemiz ile beraber toplam özel hastaneler dahil 25 hastanemiz ile sağlık hizmeti veriyoruz. Sağlık hayat merkezlerimiz ve aile hekimliklerimizle birlikte burada Türkiye’ye örnek bir sağlık hizmeti veriyoruz ama yetmez, daha iyisini yapacağız" diye konuştu. "Mezitli’deki hastane 2026 yılı başında hizmete açılacak" Memişoğlu, 2002 yılından itibaren Mersin’de şehir hastanesiyle birlikte toplam 16 hastanenin hizmete açıldığı bilgisini vererek, açılan yeni hastanelerle yatak kapasitesinin 2500’den 5500’e çıkarıldığını söyledi. Mersin’in bu konuda daha da yatak kapasitesi ilave etmeye ihtiyacı olan bir şehir olduğunu kaydeden Bakan Memişoğlu, bu yöndeki çalışmaların devam ettiğini ifade etti. Mezitli ilçesindeki hastanenin 2026 başında hizmete açılacağı bilgisini de paylaşan Bakan Memişoğlu, 150 yataklı hastanenin yüzde 95’nin bitmiş durumda olduğunu belirterek, Mersin’de daha çok hastane planlamasının olacağını söyledi. "Öncelikli amacımız hastalanmadan insanlarımızı kontrol etmek ve takip etmek" diyen Bakan Memişoğlu, şöyle devam etti; "Onun için de aile hekimlikleriyle beraber tarama programlarımızı yapıyoruz. Toplumumuzdan şunu istiyoruz, hastalanmadan bedenlerine bakacak, aile hekimliklerine ve sağlık hayat merkezlerinde olacak olan arkadaşlarımıza ulaşmalarını istiyoruz. Biliyorsunuz sağlık hayat merkezlerinden de toplumumuz direk artık MHRS üzerinden randevu alabilirler. Ne randevuları bunlar? Diyetlisiysen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimi, diş hekimi gibi bir çok branşta sağlık hayat merkezlerimiz toplumumuzu bekliyor. Orada aile danışmanlığından, sağlıklı hayat danışmanlığına kadar her türlü hizmeti verebiliyoruz. Çoğu insan bilmiyor ama fizyoterapist eşliğinde plates salonlarında bile hareketi öğretiyoruz. Bu konuda toplumumuzu kötü beslenmeden ve hareketsizlikten uzak durmalarını sağlıyoruz." Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile TÜSEB’in Türk Tıp Kurultayı’nda beraber olduklarını hatırlatan Bakan Memişoğlu, "Gerçekten çok başarılı bir süreç oldu. Türkiye artık sadece sağlık hizmeti sunan değil, aynı zamanda bunun bilimini ve teknolojisini de üreten bir ülke olma yolunda. Bu konuda çaba harcayan herkese teşekkür ediyorum. Biz, Cumhurbaşkanımızın dediği gibi çalışacağız, üreteceğiz, irademizi ortaya koyacağız, çalışkanlıklarımızı ortaya koyacağız, bilgimizi ortaya koyacağız ve Türkiye’yi sağlıkta teknoloji ve bilim anlamında dünyaya yön veren, insanlara sağlıkla ilgili ulaşımını sağlayan bir ülke haline getireceğiz. Bizler gece gündüz insanlık için, insanlar için, iyilik için çalışmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu’nu Mersin programında önceki dönem Hazine ve Maliye Bakanı, Mersin Milletvekili Nureddin Nebati ile AK Parti Mersin Milletvekili Ali Kıratlı da eşlik etti.
Akciğer kanseri sigara içmeyenlerde de görülüyor
28 Kasım 2025 Cuma - 13:58 Akciğer kanseri sigara içmeyenlerde de görülüyor Akciğer kanserinin en sık görülen kanser türü olduğunu belirten Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Fatih Gürler, "Maalesef akciğer kanseri artık sigara içmeyenlerde ve özellikle kadınlarda da görülme sıklığı artmaya başladı" dedi. Türkiye’de de dünyada da en sık görülen kanser hastalıkları arasında üst sıralarda yer alan kanser türünün akciğer kanseri olduğuna dikkat çeken Acıbadem Kayseri Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Fatih Gürler "Kanser, vücudumuzdaki sürekli yenilenmenin bir aşamada sekteye uğraması ve kontrolsüz hücre çoğalmasıyla nitelendirdiğimiz bir hastalıktır. Hangi organda bu çoğalma meydana gelirse, o organın kanseri olur. Akciğer kanserinin şöyle bir durumu var, tüm yaş gruplarını baz aldığımızda en sık görülen kanser türü akciğer kanseridir" diye konuştu. Tüm dünyada her yıl neredeyse 2 milyondan fazla yeni akciğer kanseri teşhisi konulduğunu ve yine her yıl 2 milyona yakın insanın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybettiğini aktaran Dr. Gürler, bu durum sebebiyle akciğer kanserinin diğer kanser türlerinden ayrıştığını ve daha çok dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. "Sigara akciğer kanseri riskini 20 kat arttırıyor" Sigaranın, akciğer kanserinde çok önemli bir risk faktörü olduğunun altını çizen Dr. Gürler, sigara içildiği zaman sigara dumanının geçtiği tüm yolların doğrudan akciğer kanserinin geliştiği yollar olduğunu ifade etti. Sigaranın akciğer kanseri riskini 20 kata kadar artıran bir özelliği bulunduğuna dikkat çeken Dr. Gürler, "Ancak sigara tek başına büyük etken değildir; bütün kanserlerde olduğu gibi çevresel etkenler de çok önemlidir. Stres, kötü hava şartları, asbest maruziyeti gibi unsurların her biri farklı risk faktörleridir. Günümüzde sadece sigara içenlerin akciğer kanseri olacağı düşünülmemelidir. Maalesef gün geçtikçe artan akciğer kanseri vakalarında sigara içmeyenlerde ve özellikle kadınlarda da akciğer kanserinin arttığını görüyoruz" dedi. "Hastaların yüzde 50’den fazlasına ileri evre tanısı konuluyor" Akciğer kanserinin sinsi bir hastalık olduğuna işaret eden Dr. Gürler, hastaların yüzde 50’den fazlasına ileri evre tanısı konulduğunu belirtti. Üç haftadan fazla süren bir öksürük, kilo kaybı, halsizlik, tükürmekle ve öksürmekle kan gelmesi gibi durumların hastalığın belirtileri olarak sayıldığını dile getirdi. Tanı konulurken basit bir tomografi ile hastalığın tespit edilebileceğini söyleyen Dr. Gürler, öncelikle akciğerdeki anormal olan yapıyı tespit etmek ve buradan biyopsi almak; sonrasında hastalığın evresini ortaya çıkarmak için diğer yöntemlere başvurmak gerektiğini anlattı. "50 yaşın üzerinde olup sigara içenlere tomografi öneriyoruz" Dr. Gürler hastalığın tedavisi için erken evrelerde ameliyat önerdiklerini, ileri evrelerde ise kemoterapi ve radyoterapinin devreye girdiğini ifade etti. Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yönelik uygulanan immünoterapi yönteminin de artık ön plana çıktığına değinen Dr. Gürler sözlerini şöyle tamamladı: "Tarama programı şu an dünyada sınırlı ülkelerde vardır. Ülkemizde bir tarama programı yok. Fakat 50 yaşın üzerinde olan, sigara içen veya ailesinde kanser öyküsü bulunan kişilerin düşük dozlu tomografi çektirmesi, akciğerdeki erken evredeki lekelerin ve şüpheli lezyonların tespit edilmesine imkân sağlayacaktır. Bu bir devlet politikası değildir ama biz bu hastalara öneriyoruz."