SAĞLIK
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" 27 Şubat 2026 Cuma - 21:05:40 Kastamonu’da şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde buluşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gönül Sofrası" iftar programına katıldı. İftarda şehit aileleri, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya gelen Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir" Son 23 yılda Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde tarihi dönüşüm olduğunu kaydeden Memişoğlu, "Bu değişimin temelinde; güçlü bir irade, milletine adanmış bir liderlik ve insanı merkeze alan bir vizyon vardır. Hep birlikte sadece tedavi eden değil, koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemi inşa ettik. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdık. Birinci basamağı ve aile hekimliğini güçlendirdik. Şehir hastanelerimizle modern ve güçlü bir altyapı kurduk. Dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarıyla sistemi sürekli yeniledik. Yerli ve milli üretim hamleleriyle sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini büyüttük ve kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir. Çünkü biliyoruz ki sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir. Sağlıklı birey güçlü ailedir, güçlü aile güçlü toplumdur. Güçlü toplum ise güçlü Türkiye’dir. Bu anlayışla koruyucu ve önleyici hizmetleri daha da yaygınlaştırıyoruz. Bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalıkların önlenmesine kadar vatandaşımızı sürecin merkezine alan proaktif bir yaklaşımı benimsiyoruz. Biz, sadece bugünün değil, geleceğin de sağlık sistemini planlıyoruz. İşte bu yüzden sağlıklı Türkiye yüzyılı diyoruz" dedi. "Memnuniyet oranı son bir yılda yüzde 69,4’e yükselmiştir" Verilerin sağlık hizmetlerinde doğru yolda olunduğunu gösterdiğini dile getiren Memişoğlu, "Sağlık çalışanlarımız bu sistemin omurgasıdır. Pandemide gösterdikleri fedakarlıklar, afetlerde ortaya koydukları gayret ve her gün sağlık tesislerimizde verdikleri emek milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Bu güven, memnuniyet oranlarına da yansımaktadır. Sağlık hizmetleri memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükselmiştir. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaşılmıştır. Bu tablo, doğru yolda olduğumuzun somut bir göstergesidir" diye konuştu. "Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz" Daha güçlü sağlık sistemi için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bu ilk iftar sofrasında bir kez daha sözlerimizi yineliyoruz. Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha erişilebilir, daha güçlü bir sağlık sistemi için durmadan ilerleyeceğiz. Bu yol inanç yoludur, hizmet yoludur, milletimize adanmışlık yoludur" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu tarafından Bakan Memişoğlu’na, bir yetimin 6 aylık masraflarının karşılandığını gösteren bağışın yer aldığı sertifika takdim edildi. Kastamonuspor yönetimi tarafından da Bakan Memişoğlu’na forma hediye edildi. İftar programına Vali Meftun Dallı, AK Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Kastamonu Emniyet Müdürü Tamer Taş, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.
OMÜ’de yenilenen Merkezi Sterilizasyon Ünitesi hizmete alındı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:31 OMÜ’de yenilenen Merkezi Sterilizasyon Ünitesi hizmete alındı Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi’nde, Merkezi Sterilizasyon Ünitesi (MSÜ) yenilenerek hizmete alındı. 2026 yılı itibarıyla tamamlanan çalışma ile ünitenin fiziki alanı ve cihaz kapasitesi artırıldı. OMÜ bünyesinde 2011 yılında 450 metrekare alanda hizmet vermeye başlayan eski ünitenin yerine, bin metrekare kapalı alana sahip yeni bir merkez kuruldu. Hastanede aktif olarak hizmet veren 28 ameliyathanenin yanı sıra servis ve polikliniklerin sterilizasyon işlemleri de bu merkezde gerçekleştiriliyor. Yapılan yatırım kapsamında cihaz parkurunda da artış sağlandı. Buhar sterilizatör sayısı 4’ten 7’ye, yıkama-dezenfeksiyon cihazı sayısı ise 4’ten 8’e çıkarıldı. Hassas malzemeler için kullanılan hidrojen peroksit sterilizatör sayısı 2’ye yükseltilirken, etilen oksit sistemi korunarak kullanılmaya devam ediliyor. Ünitede günlük ortalama bin adet barkodlu cerrahi set ve bohçanın hazırlık ve takip işlemleri gerçekleştiriliyor. Hastaneden edinilen bilgiye göre, cerrahi hizmetlerin ve hasta güvenliğinin önemli unsurlarından biri olan Merkezi Sterilizasyon Ünitesi’nin uluslararası standartlara uygun şekilde yeniden yapılandırıldığı belirtildi. Artan ameliyathane kapasitesi ve modern tıbbi ihtiyaçlara cevap verecek şekilde planlanan yeni ünitenin, hastanenin sterilizasyon süreçlerini tek merkezden yürüttüğü ifade edildi. "Güçlü bir teknolojik altyapı ile yeniden hizmete açıldı" OMÜ Rektörü Prof. Dr. Fatma Aydın, "Sağlık hizmetlerinin kalitesini belirleyen en önemli faktörlerden biri, tanı ve tedavilerin yanı sıra sistemin güvenli ve sürdürülebilir olmasıdır. Sterilizasyon üniteleri de hastanemizin görünmeyen ancak bu unsurlarda önemli rol oynayan birimlerinden biridir. Hem çalışan sağlığı hem de hastalarımızın ve sistemin güvenliği açısından sterilizasyon üniteleri çok önemli görevler üstleniyor. Tanı ve tedavi süreçlerinde, komplikasyonların önlenmesinde önemli rol oynuyor. Hastane yatış sürelerini kısaltıyor, operasyon sürelerini azaltıyor ve güvenli bir ortam oluşturuyor. Barkod sistemi ile olası riskler önceden tespit ediliyor ve hızlıca önlem alınabiliyor. 2011 yılında açılan bu ünitemiz, şimdi genişletilerek kapasitesi artırıldı, modernize edildi ve güçlü bir teknolojik altyapı ile yeniden hizmete açıldı" dedi. Tıp Fakültesi Başhekimi Prof. Dr. Ünsal Özgen ise "Benim açımdan önemli olan, ihtiyaca cevap vermekti. İhtiyacımız; teknolojik olarak yenilenmek, kapasite artışına cevap vermek ve dünya standartlarını yakalamaktı. Bu üç hedefe de ulaştık" diye konuştu.
Yeni doğan bebeklerde erken nörolojik değerlendirmenin hayati önem taşıyor
16 Şubat 2026 Pazartesi - 16:11 Yeni doğan bebeklerde erken nörolojik değerlendirmenin hayati önem taşıyor Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yasin Levend Özçelik, yeni doğan bebeklerde erken nörolojik değerlendirmenin hayati önem taşıdığını belirterek, özellikle ailesinde doğumsal beyin ve omurga hastalığı öyküsü bulunanların mutlaka uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini vurguladı. Özel Denizli Tekden Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Yasin Levend Özçelik, doğumsal beyin ve konjenital hastalıklar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Doğumsal beyin ve omurga hastalıklarının anne karnındaki gelişim sürecinde ortaya çıktığını belirten Özçelik, bu hastalıkların bir kısmının doğumdan hemen sonra fark edilebildiğini, bazılarının ise ilerleyen dönemlerde belirti verdiğini ifade etti. Yeni doğan bebeklerin mutlaka nörolojik değerlendirmeden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Özçelik, "Özellikle yeni doğan çocuklarımızın ileride daha ciddi sorunlarla yüzleşmemesi, kalıcı sakatlıklara yol açabilecek problemlerle karşılaşmaması için erken dönemde muayene büyük önem taşımaktadır. Bu ilk değerlendirmeleri çocuk hekimleri yapmaktadır. Ancak daha hassas ve nadir görülen hastalıklar açısından dikkatli olunmalıdır" dedi. Aile öyküsünün önemine dikkat çeken Özçelik, ailesinde doğumsal beyin ya da omurga hastalığı bulunan bireylerin daha titiz davranması gerektiğini belirterek, "Bu tür hastalıkların akrabalarda görülmesi durumunda, çocuk sahibi olmadan önce ve doğum sonrasında beyin cerrahisi uzmanı tarafından kontrol yapılmasını tavsiye ediyoruz" diye konuştu. Erken tanının çocukların geleceği açısından hayati olduğunun altını çizen Özçelik, erken dönemde tespit edilen pek çok hastalığın uygun tedavi ve takip ile ileride oluşabilecek ciddi nörolojik sorunların ve kalıcı hasarların önüne geçebileceğini sözlerine ekledi.
Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde Holep dönemi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:39 Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde Holep dönemi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisi, Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirildi. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, gelişen teknolojiyi yakından takip ederek insan sağlığı adına en güncel yöntemleri uygulamaya devam ediyor. Bu kapsamda hastanede görevli Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Üroloji Kliniği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Akkoç ve klinik ekibi, iyi huylu prostat büyümesi (BPH) tedavisinde kullanılan en ileri tekniklerden biri olan HoLEP (Holmium Lazer Enükleasyon Prostat) cerrahisini Alanya’da ilk kez başarıyla gerçekleştirdi. İdrar yapmada zorlanma şikâyetiyle takip edilen 68 yaşındaki A.A. isimli hastaya yapılan tetkiklerin ardından HoLEP ameliyatı önerildi. Hastanın onayının alınması sonrasında operasyon, kapalı yöntemle ve yüksek enerjili holmium lazer teknolojisi kullanılarak başarıyla tamamlandı. Güncel ve bilimsel gelişmeler yakından takip ediliyor Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Ali Akkoç, "Üroloji kliniği olarak güncel ve bilimsel gelişmeleri yakından takip ediyor, hastalarımıza en uygun ve etkin tedavi seçeneklerini sunmayı önemsiyoruz. HoLEP cerrahisi; prostat dokusunun lazer yardımıyla kapsül seviyesinden tamamen ayrılarak çıkarılmasına imkan tanıyan, her boyuttaki prostata uygulanabilen ve etkili sonuçlar sunan modern bir yöntemdir. Bu yöntemin uygulanabilmesi; ileri düzey cerrahi deneyimin yanı sıra güçlü bir teknolojik altyapı ve özellikli cerrahi ekipmanlar gerektirmektedir. Daha az kanama, kısa kateter süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajları sayesinde doğru hasta grubunda yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bu yöntemin artık hastanemizde uygulanabiliyor olması bizler için gurur vericidir." ifadelerini kullandı. Tedavi seçenekleri genişletildi Prof. Dr. Akkoç ayrıca, "Bu cerrahi yöntemin uygulanabilmesi için gerekli teknolojik altyapının hastanemize kazandırılmasında emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Sağlanan bu imkân, kliniğimizin tedavi seçeneklerini daha da genişletmiştir" dedi. Üroloji kliniği hekimleri, anestezi ekibi ve ameliyathane çalışanlarının koordineli çalışmasıyla gerçekleştirilen operasyon, Alanya’da prostat büyümesi tedavisinde uygulanan cerrahi yöntemlere önemli bir yenilik kazandırmış oldu.
Ramazanda hazımsızlığa demirhindi şerbeti
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:28 Ramazanda hazımsızlığa demirhindi şerbeti Kayseri’de 13 yıldır aktarıcılık yapan Muhammet Hanzala Altun; Ramazan ayında iftar sonrası yaşanan hazımsızlığa karşı önerilerde bulunarak; "Hazımsızlık gibi rahatsızlıklara ramazan şerbetleri öneriyoruz, vatandaşlarımız demirhindi şerbeti içilebilir" dedi. Ramazan ayının kış mevsimine denk gelmesi nedeniyle yaz aylarına oranla daha az susuzluk hissedileceğini belirten Altun, yine de gün içerisinde su tüketilememesi ve iftarda bir anda ağır yemekler yenilmesi nedeniyle hazımsızlık yaşanabildiğini söyledi. Hazımsızlık şikâyetine karşı demirhindi şerbetini tavsiye eden Altun; "Ramazan yaklaşıyor ve kışa denk geldi. Yaz kadar susuzluk yaşamayacak olsak da gün içerinde su tüketemediğimiz ve bir anda ağır yemekler yediğimiz için hazımsızlıklar yaşanıyor. Hazımsızlık gibi rahatsızlıklara ramazan şerbetleri öneriyoruz, vatandaşlarımız demirhindi şerbeti içilebilir. İçine narçiçeği ve tarçın katılarak gün içinde kaybetmiş olduğumuz sıvıyı dengelemek için kullanılır. Ayrıca kabızlık tarzı bir durum yaşanacak olursa da rezene, anason, kişniş tavsiye ediyoruz. Bu gıdaların düzenli olarak tüketilmesini öneriyoruz. Orucu açtıktan sonra sahura kadar bol miktarda sıvı tüketilmeli. Suyun içine tarçın atılabilir veya demirhindi şerbeti, hibiskus şerbeti, mor reyhan şerbeti yapıla bilir bu gıdaların tüketilmesi bağırsaklara ve hazımsızlığa faydalı olacağını sunuyoruz" şeklinde konuştu.
Ramazan ayında reflü artıyor: Uzmanından sahur uyarısı
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:08 Ramazan ayında reflü artıyor: Uzmanından sahur uyarısı Medipol Sağlık Grubu, Ramazan ayında sağlığın korunması, kronik hastalıkların yönetimi ve doğru beslenme alışkanlıklarının ele alındığı "Ramazan ve Sağlık Paneli’ni düzenledi. Dikkat edilmesi gereken noktaların multidisipliner bir bakış açısıyla ele alındığı panelde, oruç süresince artan reflü şikayetinin önüne geçmek için sahurdan hemen sonra uyumamak gerektiği belirtildi. Ramazan ayının sağlık üzerindeki etkileri ve oruç sürecinde dikkat edilmesi gerekenler, Medipol Mega Üniversite Hastanesi’nde düzenlenen ‘Ramazan ve Sağlık Paneli’nde masaya yatırıldı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun’un moderatörlüğünde gerçekleşen panelde; iç hastalıkları, nefroloji, gastroenteroloji, ruh sağlığı ve beslenme alanındaki deneyimli uzmanlar, ramazanı sağlıklı geçirmek için önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Ramazanda sağlıktan ödün vermeden ibadet edilmeli Panelin moderatörlüğünü üstlenen Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bilal Boztosun, ramazan ayının hem ruhsal hem de fiziksel olarak dengeli geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Hastaların oruç tutma konusunda zaman zaman ısrarcı olabildiğini belirten Boztosun, sağlık faktörünün her şeyden önce geldiğini ifade ederek, "Sağlığımızı tehlikeye sokmayacaksa elbette oruç tutulabilir. Ancak önceliğimiz her zaman sağlığımız olmalı. Ramazanda kurulan zengin sofralar ve uzun süren sohbetler fazla yemek tüketimine yol açabiliyor. Dengeli beslenme ve egzersiz ihmal edilmemeli. İbadet ederken sağlıktan ödün verilmemesi gerekiyor" dedi. Prof. Boztosun, herkes için huzurlu ve sağlıklı bir Ramazan temennisinde bulundu. Yaşlılarda oruç bireysel olarak değerlendirilmeli İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Sevgi Aras, Türkiye’de ortalama yaşam süresinin uzamasıyla birlikte yaşlı nüfusun arttığına dikkat çekerek, yaşlanmaya bağlı fizyolojik değişimlerin Ramazan ayında daha yakından takip edilmesi gerektiğini belirtti. Ağız kuruluğu, görme ve koku alma problemleri gibi durumların yaşlılıkla birlikte sık görülebildiğini ifade eden Prof. Dr. Aras, vücudun su ihtiyacı devam etmesine rağmen su içme isteğinin azalabildiğini söyledi. Yaşlılığın beslenme açısından da çeşitli zorlukları beraberinde getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aras, oruç tutma kararının mutlaka bireysel sağlık durumuna göre değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Orucun faydalarına dikkat çeken Prof. Dr. Aras, ancak bu sürecin hekim kontrolünde ve bilinçli şekilde yönetilmesinin önem taşıdığını ifade etti. "Suyu zamana yayarak tüketin" Nefroloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şehmus Özmen, ramazanda su tüketiminin önemine vurgu yaparak, "Ramazanda suyu belli bir miktarı hesap ederek içmek gerekiyor. İki litreyi iftar-sahur arasına sığdırmamız gerekiyor. İftarda yarım litre, arada bir litre, sahurda da yarım veya 1 litre tüketilmesinin daha sağlıklı olduğunu söyleyebilirim. Su tüketme kısmı herkes için önemli ama kronik böbrek hastalığı olanlar için çok daha önemli. Çünkü böbrekler suya daha bağımlı oluyor ve su eksikliği onlarda bir hasara neden olabiliyor. Hastalıkların kötüleşmesine neden olabiliyor" dedi. "Kabızlığın önüne geçmek için lifli gıdalar tüketin" Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Esin Korkut, ramazan süresince mide sorunlarının önüne geçilmesi için önemli tavsiyelerde bulundu. İftarda hızlı yemek yemenin midede ağırlık, şişkinlik ve reflü yakınmaları oluşturacağını belirten Korkut, "İftarı bir çorba veya bir bardak ılık suyla açmak gerekir. Hızlı hızlı yemek değil, bolca çiğneyerek, yavaş yavaş yemek önemli. Küçük molalarla, çorbadan sonra sofrada 10 dakikalık bir sohbet molası iyi gelecektir. Lif oranını mutlaka artırmak gerekiyor. Çünkü ramazan süresince beraberinde kabızlık yaşanıyor. Ağır yemekler önermiyoruz. Daha çok sebze ağırlıklı, fırında pişmiş gıdalar ve balık gibi proteinler öneriyoruz" dedi. Ramazanda çay, kahve yerine bitki çayı önerisi Ramazanda su içmenin önemini hatırlatan Prof. Dr. Korkut, çay, kahve gibi içeceklerin suyun yerine geçmeyeceğini hatırlatarak, "Rezene çayı, kekik çayı gibi bitki dostu mide çaylarını ön plana almak gerekir" uyarısında bulundu. Korkut, kahvaltı benzeri sahur önerisinde bulunarak yumurta, zeytin, peynir gibi gıdalar tüketilmesini önerdi. Reflü tarzında yakınmaların çok sık yaşandığını belirten Korkut, özellikle sahurdan sonra hemen uyumanın bu şikayetlere neden olduğunu belirtti. Korkut, "Sahurdan sonra hemen yatmamayı, en azından yarım saat, bir saat oturmayı öneriyoruz. İş koşulları nedeniyle bunu sağlamak mümkün olmayabiliyor. Reflü yastıkları ya da yatak başını bir 30 cm yükseltip sol yana yatmayı reflü hastalarına önerebiliriz" diye konuştu. Oruç ruhsal dayanıklılığı artırıyor Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Taha Can Tuman, ramazan ayında tutulan orucun yalnızca fiziksel değil, ruhsal açıdan da önemli katkılar sağladığını belirtti. Oruç tutmanın stresi azalttığını, dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etkiler oluşturduğunu ifade eden Doç. Dr. Tuman, bu sürecin ruhsal dayanıklılığı artırdığını söyledi. Uzun süreli açlığın bazı bireylerde depresyona karşı koruyucu etki gösterebildiğini dile getiren Doç. Dr. Tuman, ancak bu dönemde uyku düzeninin bozulabildiğine dikkat çekti. İftar ve sahur saatlerinin mümkün olduğunca düzenli tutulması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Tuman, gün içerisinde yapılacak kısa süreli uykuların zihni dinlendirdiğini ve uzun vadede ruh sağlığını olumlu etkilediğini belirtti. Ramazan ayının aynı zamanda aile ve sosyal bağları güçlendiren özel bir dönem olduğuna işaret eden Doç. Dr. Tuman, bu sürecin manevi yönünün ruh sağlığına önemli katkılar sunduğunu ifade etti. Doğru sıralama kilo kontrolünü belirliyor Diyetisyen Fatma Betül Çelebi, ramazan ayında kilo alımının temel nedeninin fazla kalori tüketimi olduğunu belirterek, kişinin oruç tutmasına rağmen kilo almaya devam etmesinin genellikle yanlış beslenme sıralamasından kaynaklandığını söyledi. İftarda sebze ve protein ağırlıklı beslenmenin önemine dikkat çeken Çelebi, yemeğe pilav gibi karbonhidrat ağırlıklı besinlerle başlamanın kilo artışına zemin hazırlayabileceğini ifade etti. Düşük kalorili ancak besleyici gıdaların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Çelebi, çorba tüketiminin ardından 10-15 dakika ara vererek ana yemeğe geçmenin tokluk kontrolü açısından faydalı olduğunu belirtti. Öğünlere avokado gibi sağlıklı yağ kaynaklarının eklenmesinin uzun süre tok kalmaya yardımcı olacağını dile getiren Çelebi, tam buğday ekmeğinin de tercih edilmesini önerdi.
Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:07 Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi ilk kez uygulanarak 3 prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Sağır, yöntemin özellikle büyük hacimli prostatlarda etkili sonuç verdiğini söyledi. Yaklaşık bir aydır idrar yapamama şikayeti bulunan ve sondalı olarak yaşamını sürdüren bir hastaya da bu yöntemin uygulandığını belirten Uzm. Dr. Sağır, hastanın prostatının büyük olması nedeniyle kanamaya yol açtığını ve kan sulandırıcı ilaç kullandığını ifade etti. Hastaneye kısa süre önce kazandırılan HOLEP cihazı sayesinde bu tür vakaların artık kapalı yöntemle ve güvenli şekilde tedavi edilebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sağır, şöyle konuştu: ’’Hastanemizin aldığı HOLEP cihazı ile hastamızın ameliyatını yapmayı uygun bulduk. 60 yaş üzeri hastalarımızda genellikle prostat sorunları ortaya çıktığından dolayı ve 60 yaş üzeri yeterli prostat cerrahi düşündüğümüz hastaların hepsinde uygulanabilir. Ameliyatı gayet güzel geçti ameliyattan sonra da genellikle açık cerrahi ameliyatlarda normalde bir hafta yatırdığımız hastaları HOLEP cihazı sayesinde yarın taburcu etmeyi düşünüyoruz" Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Kaya da cihazın kısa süre önce hastaneye kazandırıldığını belirterek, "Yaklaşık bir ay önceden aldığımız HOLEP cihazı sayesinde hastanemizde artık daha kısa bir süre içerisinde bu prostat ameliyatlarına yapıp hastalarımıza daha kısa sürede taburcu etme imkanı sağladık. Bize bu imkanları sağladıkları için sağlık Bakanlığımıza Mardin Valiliğimize ve il sağlık müdürlüğümüze çok teşekkür ediyoruz" dedi. Ameliyat edilen hastanın kızı Şükriye Dalmaz ise operasyonun başarılı geçtiğini kaydederek, "Ameliyatı güzel geçti. Riskli diyorlardı kimse yapmıyordu. Hocamızdan Allah razı olsun ameliyatı güzel geçse gerçekten bu kadar güzel geçmesini beklemiyorduk" şeklinde konuştu.
Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi
16 Şubat 2026 Pazartesi - 14:00 Mardin’de HOLEP yöntemiyle 3 büyük prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ileri lazer teknolojisine dayalı HOLEP yöntemi ilk kez uygulanarak 3 prostat ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Süleyman Sağır, yöntemin özellikle büyük hacimli prostatlarda etkili sonuç verdiğini söyledi. Yaklaşık bir aydır idrar yapamama şikayeti bulunan ve sondalı olarak yaşamını sürdüren bir hastaya da bu yöntemin uygulandığını belirten Uzm. Dr. Sağır, hastanın prostatının büyük olması nedeniyle kanamaya yol açtığını ve kan sulandırıcı ilaç kullandığını ifade etti. Hastaneye kısa süre önce kazandırılan HOLEP cihazı sayesinde bu tür vakaların artık kapalı yöntemle ve güvenli şekilde tedavi edilebildiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sağır, şöyle konuştu: ’’Hastanemizin aldığı HOLEP cihazı ile hastamızın ameliyatını yapmayı uygun bulduk. 60 yaş üzeri hastalarımızda genellikle prostat sorunları ortaya çıktığından dolayı ve 60 yaş üzeri yeterli prostat cerrahi düşündüğümüz hastaların hepsinde uygulanabilir. Ameliyatı gayet güzel geçti ameliyattan sonra da genellikle açık cerrahi ameliyatlarda normalde bir hafta yatırdığımız hastaları HOLEP cihazı sayesinde yarın taburcu etmeyi düşünüyoruz" Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Kaya da cihazın kısa süre önce hastaneye kazandırıldığını belirterek, "Yaklaşık bir ay önceden aldığımız HOLEP cihazı sayesinde hastanemizde artık daha kısa bir süre içerisinde bu prostat ameliyatlarına yapıp hastalarımıza daha kısa sürede taburcu etme imkanı sağladık. Bize bu imkanları sağladıkları için sağlık Bakanlığımıza Mardin Valiliğimize ve il sağlık müdürlüğümüze çok teşekkür ediyoruz" dedi. Ameliyat edilen hastanın kızı Şükriye Dalmaz ise operasyonun başarılı geçtiğini kaydederek, "Ameliyatı güzel geçti. Riskli diyorlardı kimse yapmıyordu. Hocamızdan Allah razı olsun ameliyatı güzel geçse gerçekten bu kadar güzel geçmesini beklemiyorduk" şeklinde konuştu.
Doç. Dr. Eser, "Çay ve kahve demir emilimini azaltabilir"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 13:13 Doç. Dr. Eser, "Çay ve kahve demir emilimini azaltabilir" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin vücutta oksijen taşınmasını sağlayan hemoglobin düzeyinin düşmesi sonucu ortaya çıktığını belirterek önemli açıklamalarda bulundu. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu söyledi. Dr. Eser, "Kansızlık (anemi), toplumda sık görülmesine rağmen çoğu zaman geç fark edilen önemli bir sağlık sorunu. Özellikle uzun süren halsizlik ve çabuk yorulma şikayetlerinin ciddiye alınması gerekiyor" dedi. "Her halsizlik basit bir yorgunluk değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, aneminin en sık görülen belirtilerinin halsizlik, baş dönmesi, nefes darlığı, çarpıntı ve soluk cilt olduğunu ifade ederek, "Hastalarımızın bir kısmı uzun süredir devam eden yorgunluğu günlük hayatın temposuna bağlıyor. Oysa basit bir kan testiyle kansızlık kolayca tespit edilebilir. Erken tanı, tedavi sürecini oldukça kolaylaştırır" ifadelerini kullandı. "En sık neden, demir eksikliği" Aneminin birçok nedeni olduğunu belirten Eser, en yaygın türün demir eksikliği anemisi olduğunu kaydetti. Bunun yanı sıra B12 vitamini ve folik asit eksiklikleri, kronik hastalıklar ve bazı genetik faktörlerin ve kemik iliği yetersizlikleri dahil diğer kemik iliği hastalıkları da kansızlığa yol açabildiğini söyledi. Özellikle adet gören kadınlar, hamileler, yetersiz beslenen bireyler ve kronik hastalığı olan kişilerin risk grubunda bulunduğuna dikkat çekti. "Bilinçsiz takviye kullanmayın" Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, "Her kansızlık demir eksikliğine bağlı değildir. Yanlış ve kontrolsüz takviye kullanımı farklı sağlık sorunlarına neden olabilir. Bu nedenle mutlaka uzman değerlendirmesi sonrası tedavi planlanmalıdır" ifadelerine yer verdi. Beslenme ve düzenli kontrol önemli Demir açısından zengin besinlerin tüketilmesinin önemine değinen Eser, kırmızı et, baklagiller ve yeşil yapraklı sebzelerin beslenmede yer alması gerektiğini belirtti. Ayrıca C vitamininin demir emilimini artırdığını, çay ve kahvenin ise demir emilimini azaltabileceğini hatırlattı. Tedavi edilmediğinde aneminin kalp sorunları, gebelikte komplikasyonlar ve çocuklarda gelişim geriliği gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Eser, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Çocuklarda göz tembelliğine dikkat: "Erken teşhis hayati önemde"
16 Şubat 2026 Pazartesi - 12:46 Çocuklarda göz tembelliğine dikkat: "Erken teşhis hayati önemde" Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, "Çocuklarda göz tembelliği erken dönemde fark edilmezse, ilerleyen yaşlarda kalıcı görme problemlerine yol açabilir" dedi. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Candan Karaca, çocuklarda göz tembelliğinin erken fark edilmesinin büyük önem taşıdığını belirterek, "Çocuk tek gözünü kapatarak bakıyorsa, okuma-yazmada zorlanıyorsa, boyama yaparken çizgilerin dışına taşıyorsa, oyun oynarken hareketli cisimleri takip etmekte güçlük çekiyorsa ya da başını ve boynunu eğerek bakıyorsa göz tembelliğinden şüphelenmek gerekir. Çocuklarda bu belirtilere mutlaka dikkat edin. Tek gözünü kapatarak bakma, okuma-yazmada zorlanma, boyama sırasında çizgilerin dışına taşırma, hareketli cisimleri takipte güçlük, başını/ boynunu eğerek görmeye çalışma. Bu işaretler göz ardı edilmemesi gerekmektedir. Özellikle ailede şaşılık, kayma veya göz tembelliği öyküsü varsa risk daha da artmaktadır" diye konuştu. "Düzenli muayene şart" Göz tembelliğinin erken dönemde fark edilmesi gerektiğini belirten Candan Karaca, "İlerleyen yaşlarda kalıcı görme problemlerine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocukların belirli periyotlarla düzenli göz muayenesinden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okul öncesi dönemde ve ilkokul çağında yapılacak kontroller, olası sorunların erken teşhis edilmesini sağlamaktadır. Şüphe duyulan her durumda vakit kaybetmeden bir göz hastalıkları uzmanına başvurulmalı. Düzenli muayeneler sayesinde çocuklarımızın gelecekte sağlıklı bir görme yetisine sahip olması mümkündür" şeklinde konuştu.