SAĞLIK
Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı 23 Mart 2026 Pazartesi - 16:49:09 Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48 DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:17 Alanya’da bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı. Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi. 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:07 "Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor" Karadeniz Bölgesi’nde artan nem ve hava değişimlerinin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 18:04 Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Türkiye, sağlıkta bölgesinin güven veren ülkesi hâline geldi" Erzincan’da 500 yataklı hastanenin açılışına katılan Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Türkiye’nin son 23 yılda sağlık alanında büyük bir dönüşüm yaşadığını belirterek, "Bugün ülkemizin her noktasına, her insana hakkaniyetli, erişilebilir ve güçlü bir sağlık hizmeti sunuyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonunun sağlık alanında da yeni hedefler ortaya koyduğunu vurgulayan Bakan Memişoğlu, bu anlayışla "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonunun hayata geçirildiğini söyledi. "Aile hekimliği yeni sistemle güçlendi" Memişoğlu, aile hekimliği sisteminin yeniden yapılandırıldığını belirterek, artık aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı takip edebildiğini, hastanelerle entegre sistem üzerinden işlem yapabildiğini ve MHRS üzerinden vatandaşlara doğrudan randevu oluşturabildiğini ifade etti. Aile hekimlerinin 1.859 ilacı yazabildiğini ve bazı ilaç raporlarını düzenleyebildiğini kaydeden Memişoğlu, 2025’in ilk 10 ayında 374 milyon başvurunun Aile Sağlığı Merkezlerine yapıldığını açıkladı. Kanser taramalarında 19 bin kişiye erken tanı konulduğunu da belirtti. "Türkiye sağlıkta küresel bir güç hâline geldi" Millî Teknoloji Hamlesi’nin sağlıkta en somut yansımalarından birinin yerli üretim olduğunu dile getiren Memişoğlu, modern tıp cihazları, geniş yoğun bakım kapasitesi ve bilimsel altyapıyla Türkiye’nin bölgesinde örnek gösterilen bir ülke hâline geldiğini söyledi. Gökbey hava ambulansları 2026’da hizmette Bakan Memişoğlu, 2026 yılının ikinci yarısından itibaren yerli ve millî Gökbey helikopterlerinin hava ambulansı olarak hizmete başlayacağını müjdeleyerek, "Bu, Türkiye’nin kendi mühendisliğiyle ürettiği ve hayat taşıyan bir gurur kaynağı olacak" dedi. "794 yeni hastane yaptık, mevcut hastanelerin yüzde 80’ini yeniledik" Son 23 yılda sağlıkta büyük bir devrim gerçekleştirildiğini belirten Memişoğlu, mevcut hastanelerin %80’inin yenilendiğini veya yeniden inşa edildiğini, 794 yeni hastanenin hizmete kazandırıldığını ve kamu hastanelerindeki yatak kapasitesinin 173 bine ulaştığını vurguladı. Erzincan’a 500 yataklı yeni hastane Bakan Memişoğlu, açılışı yapılan 500 yataklı Binali Yıldırım Üniversitesi Mengücek Gazi Eğitim Araştırma Hastanesi’nin, 80 poliklinik, 89 yoğun bakım yatağı, 59 acil müşahede yatağı ve 13 ameliyathanesiyle kentin sağlık kapasitesini ileri seviyeye taşıdığını ifade etti. Hastanenin 369 sismik izolatörle donatıldığını hatırlatan Memişoğlu, "Erzincan gibi deprem riski bulunan bir şehirde bu teknoloji çok büyük önem taşıyor" dedi. Deprem bölgesinde yatak kapasitesi yüzde 16 arttı 6 Şubat depremleri öncesi 23.733 olan kamu hastaneleri yatak kapasitesinin bugün 27.503’e yükseltildiğini belirten Memişoğlu, "Bölgede eski kapasiteyi çoktan aştık, yatırımlar devam ediyor" diye konuştu. "Merkezinde insan olan bir sağlık sistemi inşa ediyoruz" Her yatırımın merkezinde insan olduğunu söyleyen Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sadece kendine yeten değil; bölgesinde ve dünyada sağlık alanında güven veren, örnek alınan bir ülkedir" dedi. Konuşmasını Erzincan’a ve Türkiye’ye duyduğu güveni belirterek tamamlayan Bakan Memişoğlu, "Milletimizden aldığımız güçle üretmeye, eser siyasetiyle yol yürümeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun konuşmasının ardından Türkiye’nin son Başbakanı ve Türk Devletleri Teşkilatı Aksakallılar Heyeti Başkanı Binali Yıldırım’da katılımcılara hitap ederek hastanenin Erzincan’a hayırlı olması temennisinde bulundu. Daha sonra açılış gerçekleştirilerek hastane gezildi.
Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:24 Bölgenin ilk Glutensiz Kafesi Malatya’da açıldı Malatya Büyükşehir Belediyesi, özel beslenme ihtiyacı duyan Çölyak hastaları için bölgenin ilk Glutensiz Kafesi’ni açtı. Sümerpark içerisinde 300 metrekarelik alan üzerine inşa edilen Glutensiz Kafe, gluten hassasiyeti bulunan Çölyak hastaları ve vatandaşlara hizmet verecek. Glutensiz Kafenin açılışında konuşan Çölyak Derneği Başkanı Serpil Karslıoğlu, "Çölyak hastalaları için bu kafenin açılması çok önemli. Çok büyük bir ihtiyaç karşılandı. Malatya Büyükşehir Belediyesine teşekkür ediyoruz. Bizler için çok büyük bir farkındalık oldu. Dışarıda yemek yiyemiyorduk bu kafe sorununuzu giderecek" dedi. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, "Bugün burada yalnızca bir işletmenin kapısını aralamıyoruz. Aynı zamanda sosyal sorumluluğu önceleyen, erişilebilirliği güçlendiren ve insan odaklı belediyecilik anlayışımızın önemli bir nişanesini daha şehrimize kazandırıyoruz. Yaşamımızda temel ihtiyaçlarımızı karşılamak kadar, yaşam kalitemizi artıracak hizmetlere ulaşabilmek de büyük önem taşıyor. Özellikle Çölyak hastalığı gibi özel beslenme ihtiyacı olan vatandaşlarımız için dışarıda güvenle yemek yiyebilmek, sosyalleşebilmek bir lüks değil, temel bir haktır. Biz de bu hakkı güçlendirmek, hassasiyeti olan hemşerilerimize güvenli bir sosyal alan sunmak için bu adımı atıyoruz. Dezavantajlı grupların şehir hayatında karşılaştığı engelleri azaltmak birinci önceliğimizdir" dedi. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise, "Malatya’da her gün güzel şeyler oluyor. Malatya her geçen gün değişiyor, güzel hizmetlerle buluşmaya devam ediyoruz. Dezavantajlı gruplara olan hizmetlerimizi de artırıyoruz. Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er ve ekibinin çalışmasıyla böyle güzellikler ortaya çıktı" diye konuştu. Konuşmaların ardından bölgede ilk olan Glutensiz Kafenin açılışı yapıldı.
Muş’ta 112 ekipleri zorlu kış şartlarına hazır
24 Kasım 2025 Pazartesi - 15:06 Muş’ta 112 ekipleri zorlu kış şartlarına hazır Muş’ta çetin kış şartlarında hastaların mağduriyet yaşamaması için İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliği tüm hazırlıklarını tamamladı. Kent genelindeki 20 istasyonda hizmet veren İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı İl Ambulans Servisi 112 Başhekimliği, 366 köydeki vatandaşlara ulaşabilmek için kış mesaisine başladı. Bölgede görevlendirilen 262 personel, 28 ambulans ve 10 paletli ambulans ile vakalara anında müdahale etmek için hazır bekliyor. Çetin kış mevsimi öncesinde araçların bakım ve onarımlarının tamamlandığını belirten il İl Sağlık Müdürü Dr. Erol Ömür, ağır kış şartlarında hastaların en kısa sürede sağlık kuruluşlarına ulaştırılması için koordineli şekilde çalışacaklarını ifade etti. Özellikle kar yağışının yoğun olduğu yüksek rakımlı bölgelerde 7/24 görev başında olacağı Söyleyen Dr. Ömür, "Malumunuz, Muş ilimiz Doğu Anadolu Bölgesi’nde yer alan bir il. 392 bin nüfusa sahibiz ve yaklaşık 8 bin 178 kilometrekarelik alanda sağlık hizmeti veriyoruz. Hem Doğu Anadolu Bölgesi’nde bulunmamız hem de Bulanık, Malazgirt ve Varto olmak üzere rakımın yüksek olduğu üç ilçemizin bulunması nedeniyle, bin 500 metreyi aşan yüksekliklere sahip alanlarımız var. Kış şartları çetin geçtiği için gerekli tüm tedbirlerimizi aldık" dedi. Kış öncesi tüm tedbirlerin alındığı, ambulansların donanım ve bakımlarının tamamlandığını söyleyen Müdür Ömür, personelin ise gerekli eğitimlerden geçirildiği belirterek, "Araçlarımızın donanımları ve bakımları ile personelimizin eğitimleri konusunda hiçbir eksiğimiz kalmadı. Bu açıdan vatandaşlarımız rahat olsun; kendilerini güvende hissedebilirler. Bizler acil sağlık hizmetlerini 262 personel, 20 acil sağlık hizmetleri istasyonu ve 28 ambulansla vermekteyiz. Bu ambulansların yanında bir adet obez ambulans, bir adet "snow track" olarak adlandırılan kış tipi ambulans ve yaklaşık 10 adet palet takılabilir, kış şartlarına uygun 4x4 arazi aracımız mevcut. Ulaşımda herhangi bir sıkıntı yaşayacağımızı düşünmüyorum" ifadelerini kullandı. 112’nin yoğun çalışan bir hat olduğuna dikkat çeken Ömür, gereksiz çağrıların başka bir vatandaşın hayatını riske atabileceği uyarısında bulunarak, "Ulaşamayacağımız hiçbir köy ya da mezra yok. 366 köyümüz, 180’e yakın mezramız bulunuyor ve hepsine kırsalda yarım saat içinde, merkezde ise 10 dakikada ulaşabiliyoruz. Vatandaşlarımız bu konuda rahat olsunlar. Vatandaşlarımızdan istirhamımız; 112 malum çok yoğun çalışıyor. Gereksiz çağrılardan uzak duralım. Sizin gereksiz yaptığınız bir çağrı, başka bir vatandaşımızın hayatını ciddi ölçüde etkileyebilir. Lütfen gereksiz çağrılardan uzak duralım" dedi.
Psöriatik artritte erken tanı önem taşıyor
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:42 Psöriatik artritte erken tanı önem taşıyor Medical Point Gaziantep Hastanesi Romatoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Nuh Ataş, toplumda sık görülen ve ilerleyici özellik gösterebilen Psöriatik Artrit (Sedef Romatizması) konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Erken tanı konulmayan hastalarda kalıcı eklem hasarına kadar varabilen ciddi sonuçlar ortaya çıkabileceğine dikkat çeken Ataş, hastalığın yalnızca cildi değil, eklemleri ve hatta iç organları etkileyebileceğini belirtti. Psöriatik artritin çoğu zaman sedef hastalığı olan bireylerde görüldüğünü söyleyen Doç. Dr. Nuh Ataş, "Hastalar çoğu zaman eklem ağrısını yorgunluk, iş stresi ya da geçici bir zorlanmaya bağlı sanabiliyor. Oysa özellikle sabah tutukluğu, el ve ayaklarda şişlik, topuk ve tendon bölgelerinde ağrı, sedefle bağlantılı olabilecek romatizmanın ilk işaretleri olabilir. Günümüzde biyolojik ajanlarla çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Uygun hasta seçimi ve düzenli takip, hastalığın ilerlemesini durdurabiliyor" dedi. Doç. Dr. Ataş, psöriatik artritin kronik bir hastalık olduğunu ancak doğru tedaviyle hastaların yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabildiğini belirtti. Tedavide, iltihap baskılayıcı ilaçlar, biyolojik tedaviler, yaşam tarzı değişiklikleri ve düzenli takiplerin önemli olduğunu söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde psöriatik artritli hastalara dermatoloji, romatoloji ve fizyoterapi bölümlerinin ortak çalıştığı multidisipliner bir tedavi modeli uyguladıklarını ifade eden Ataş, "Sedef ve eklem birlikte değerlendiriyoruz. Bu sayede hem tanı süreci hızlanıyor hem de daha etkili tedavi planları oluşturabiliyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır’da mobil sigara bırakma polikliniği hizmete başladı
24 Kasım 2025 Pazartesi - 13:06 Diyarbakır’da mobil sigara bırakma polikliniği hizmete başladı Diyarbakır’da toplum sağlığını güçlendirmek ve sigara kullanımını azaltmak amacıyla hayata geçirilen mobil sigara bırakma polikliniği, vatandaşlara daha kolay erişim sağlamak için hizmete başladı. Diyarbakır İl Sağlık Müdürlüğü, tütünle mücadele kapsamında mobil sigara bırakma polikliniğini vatandaşlarla buluşturdu. Ücretsiz danışmanlık, değerlendirme, bağımlılık düzeyi tespiti ve tedavi yönlendirmesi sağlayan mobil poliklinik, Diyarbakır’ın farklı ilçe ve bölgelerine ulaşarak sağlıklı yaşamı teşvik etmeyi hedefliyor. Tam donanımlı araçta sigara bırakma konusunda uzman hekimler, psikologlar ve sağlık profesyonellerinden oluşan ekip görev alıyor. Bu sayede sağlık merkezine gidemeyen veya vakit bulamayan bireylere yerinde hizmet sunuluyor. Mobil poliklinikte yapılan değerlendirmeler sonucunda kişiye özel sigara bırakma planları oluşturuluyor, gerekli görülen durumlarda ücretsiz olarak ilaç tedavisi sunuluyor ve bırakma süreci profesyonel ekip tarafından düzenli olarak takip ediliyor. Bu kapsamlı yaklaşım, sigara bırakma sürecindeki başarı oranını artırmayı hedefliyor. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk yaptığı açıklamada, ’’Mobil sigara bırakma polikliniği sigara ile mücadelemizde önemli bir adım olacaktır. Tütün ve tütün ürünleri le mücadelemizde vatandaşlarımızda farkındalık oluşturmak ve tütün ve tütün ürünlerini kullanan kişilerin sigara bırakma hizmetlerine erişimini artırmak amacıyla mobil polikliniğimizi hizmete aldık. Alanında uzman hekimlerimizle sigara bırakma yolculuğunda vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Mobil sigara bırakma polikliniği, ilimizin farklı noktalarında vatandaşlarımızla buluşmaya devam edecek’’ dedi.
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca: "Geçmeyen ağrılardan "nöral terapi" ile kurtulun"
24 Kasım 2025 Pazartesi - 11:50 Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca: "Geçmeyen ağrılardan "nöral terapi" ile kurtulun" Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, nöral terapinin, tedaviye dirençli tüm ağrılı durumlarda, hastalıklara karşı koruyucu amaçla ve daha sağlıklı bir yaşam için başta olmak üzere birçok durum için uygulanan ve vücudun kendi kendini tamir mekanizmalarını harekete geçiren bütüncül bir tanı ve tedavi yaklaşımı olduğunu söyledi. Doç. Dr. Koca, "İlk olarak 1920’de Almanya’da kullanılmaya başlanan, Türkiye’de son 20 yıldır kullanımı yaygınlaşmaya başlayan nöral terapi, bütüncül ve tamamlayıcı tıbbın popüler bir yöntemi olarak biliniyor. Vücudun kendi kendini tamir etme mekanizmalarını harekete geçiren nöral terapi, insan vücutta birçok nedenle oluşan ve vücut işleyişini bozan hasarların vücut üzerindeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırır" dedi. Nöral Terapi nasıl bir uygulamadır Nöral Terapi’nin içeriği ve uygulanışına ilişkin merak edilen sorulara da cevap veren Doç. Dr. Koca, "Nöral terapi solüsyonu, serum fizyolojik ve lokal anestezikten oluşur. Tek kullanımlık çok ince uçlu enjektörler ile hastanın kliniğine göre ilgili bölgelerde deri içine ve ihtiyaç durumuna göre vücudun kilit noktalarına enjeksiyonlar yapılır. Böylece vücutta hali hazırda bulunan vücudun kendi kendini iyileştirme mekanizmalarının önündeki engellerin ortadan kaldırılması hedeflenir. Bu tedavide amaç sadece geçici olarak ağrıyı kesmek veya ilgili bölgeyi uyuşturmak değildir" dedi. Nöral Terapi hangi hastalıkların tedavisinde kullanılır Doç. Dr. Koca, nöral terapi ile tedavi edilebilen hastalıklarla ilgili "Boyun ve bel ağrıları, baş ağrısı, sinir sıkışmaları, kas ve bağ problemleri, omuz, diz ağrıları, romatizmal hastalıklar başta olmak üzere bir çok hastalıkta Nöral terapi uzun yıllardır başarılı bir şekilde uygulanmaktadır" şeklinde konuştu. Nöral Terapi’nin kaç seans uygulanır Nöral Terapi seans sayısı ve seans aralığının hastanın yaşına ve kliniğine göre farklılık gösterebileceğini ifade eden Doç. Dr. Koca, "Genel olarak nöral terapi 3-10 gün arası seanslar halinde uygulanır, ortalama 4-8 seans arası uygulanır. 1-2 seansta iyileşen hastalar olduğu gibi 8 seans üzerinde uygulanması gereken hastalar da olabilir" dedi. Nöral Terapinin yan etkileri var mıdır Doç. Dr. Koca, nöral terapinin yan etkileri ile ilgili olarak da, "Nöral terapi uygulamasından sonra, nadiren ve geçici olarak, baş dönmesi, uygulama bölgesinde hassasiyet, hafif ağrı ve renk değişikliği görülebilir" diye konuştu.