Son Dakika
|
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Ünlü yapımcı Erol Köse hayatını kaybetti
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
Fatih’te çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı
Bursa’da bıçaklı kavga...Boğazı kesilen kişi hayatını kaybetti
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
İsrail ordusu: "Tahran’a geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı"
İran’ın son füze saldırıları İsrail’deki birçok bölgede maddi zarara yol açtı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Netanyahu: "Herhangi bir anlaşmada hayati çıkarlarımızı koruyacağız"
Yandı sandılar cinayet çıkı: Kağıt ve tahtaları ayçiçeği yağıyla tutuşturup yangın çıkarmış
Bursa’da sis: Mudanya yolunda görüş mesafesi düştü
ABD’de yolcu uçağının iniş sırasında hizmet aracına çarptığı anın görüntüleri ortaya çıktı
Arabulucuların ABD ve İran'ı İslamabad'da bir araya getirmeye çalıştığı iddiası
Rusya: "Durumu yakından izlemeyi sürdürüyor ve kısa sürede barışçıl bir seyir kazanacağını umuyoruz"
İstanbul Havalimanı bayramda 873 Bin 851 yolcuya ev sahipliği yaptı
SAĞLIK
Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:49:09
Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:17
Alanya’da bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı. Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi. 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:07
"Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor"
Karadeniz Bölgesi’nde artan nem ve hava değişimlerinin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
22 Mart 2026 Pazar- 11:35
Dünyada şu ana kadar 60 kişide olan bu vakanın sonuncusu Diyarbakır’da görüldü
2
22 Mart 2026 Pazar- 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
3
22 Mart 2026 Pazar- 10:24
Alışılmış öfke normalleşiyor
4
23 Mart 2026 Pazartesi- 11:07
Yapay zeka doktorunuz değil
5
22 Mart 2026 Pazar- 09:32
Bayram sonrası sıvı tüketimine dikkat
23 Kasım 2025 Pazar - 09:58
Kışın şifa kaynağı kestane tezgâhlarda yerini aldı
Havaların iyice soğumasıyla birlikte Erzincan sokaklarında kestane kokusu yeniden yükselmeye başladı. Hava sıcaklıklarının düşmesiyle ocaklarını yakan kestaneciler, soğuk akşamlarda vatandaşlara nostaljik bir lezzet sunmaya devam ediyor. Erzincan’da uzun yıllardır bir kültür hâline gelen kestane tüketimi, özellikle akşam saatlerinde artan ilgiyle birlikte bu yıl da vatandaşların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor. Şehrin işlek noktaları olan Dörtyol kavşağı ve sokak kesişimlerinde tezgâh açan satıcılar, havaların iyice soğumasıyla satışların belirgin şekilde arttığını ifade etti. Geçen yıl 100 gramı 80 liradan satılan kestanenin, bu yıl 100 liraya alıcı bulduğu belirtildi. Kestaneciler, artık evlerde soba bulunmamasının tüketimi dışarıya yönlendirdiğini söyleyerek, "Gündüz satışlarımız az olur. Ocaklar ikindiden sonra yanar ve talep akşamları yoğunlaşır" dedi. "Kışın vazgeçilmezi kestane kansere karşı koruyor" Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Senanur Canpolat, kestanenin yalnızca lezzetli değil aynı zamanda güçlü bir şifa kaynağı olduğunu belirtti. Kestanenin kansere karşı koruyucu etkisi bulunduğunu vurgulayan Canpolat, şu bilgileri paylaştı: "Kestane; kalsiyum, magnezyum, manganez, fosfor, çinko ve potasyum gibi mineraller açısından oldukça zengindir. Kan basıncını düzenler, kalp ve damar hastalıklarına karşı korur. Flavonoidler açısından zengin olduğu için güçlü bir antioksidandır ve serbest radikallerin zararlarına karşı vücudu korur." Canpolat, kestanenin kolesterol düşürücü etkisi olduğunu, ayrıca B1, B2, B9 ve C vitaminlerini de içeren besleyici bir tohum olduğunun altını çizdi. "Günde 5 adetten fazla tüketmeyin" Diyetisyen Senanur Canpolat, özellikle kilo kontrolü amacıyla kestanenin ölçülü tüketilmesi gerektiğini belirterek önemli uyarılarda bulundu: "Üç büyük boy kestane yaklaşık bir dilim ekmeğe eşdeğer kaloriye sahiptir. Bir oturuşta 15 kestane tüketen bir kişi, beş dilim ekmek yemiş gibi olur ve 350 kalori alır. Bu nedenle günlük tüketim 5 adedi geçmemelidir." Kestanenin orta glisemik indeksli bir besin olduğunu hatırlatan Canpolat, şeker hastalarının tüketimde dikkatli olması gerektiğini söyledi. En sağlıklı pişirme yöntemi haşlama Uzmanlara göre kestane birçok şekilde pişirilebilse de en sağlıklı yöntem haşlama. Dyt. Canpolat, haşlamanın hem kalori değerini düşürdüğünü hem de kestanenin nemini artırdığını belirterek, şu önerilerde bulundu: "Kestane; tavada, fırında, közde veya haşlama olarak pişirilebilir. Ancak en sağlıklısı haşlamadır. Bu durum porsiyon kontrolünü ortadan kaldırmaz, yine ölçülü tüketilmelidir."
23 Kasım 2025 Pazar - 09:40
Prof. Dr. Ali Murat Tatlı: "Akciğer kanseri tedavisinde sağ kalım oranları artıyor"
Onkoloji uzmsnı Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, son yıllarda yaşanan tıbbi gelişmelerle birlikte akciğer kanserinde sağ kalım oranlarının arttığını kaydetti. Memorial Antalya Hastanesi Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, akciğer kanserinde son 20 yılda yaşanan tıbbi gelişmeleri ve erken tanının önemini anlattı. Prof. Dr. Tatlı, akciğer kanserinin hem dünyada hem Türkiye’de kanser kaynaklı ölümler arasında ilk sıralarda yer aldığını belirterek, hastalığın boyutunu, "Dünyada her yıl yaklaşık 2,5 milyon yeni akciğer kanseri vakası görülüyor. Bunun 1 milyon 800 bini yaşam kaybıyla sonuçlanıyor" sözleriyle özetledi. Türkiye’de de durumun benzer olduğuna dikkat çeken Tatlı, yılda 41 bin yeni akciğer kanseri tanısı konduğunu, hastalığın özellikle erkeklerde en sık görülen kanserler arasında yer aldığını belirtti. "Sigara tüm kanser ölümlerinin üçte birini tetikliyor" Akciğer kanserinde en önemli risk faktörünün sigara olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Tatlı, tütün ürünleriyle mücadelenin hayati önem taşıdığını belirterek, "Sigara ve tütün ürünlerini tamamen hayatımızdan çıkarabilsek, tüm kanserlere bağlı ölümlerin üçte birini önleyebiliriz" ifadelerini kullandı. Elektronik sigaranın gençler arasında hızla yayıldığını söyleyen Tatlı, bu ürünlerin güvenli olmadığına dikkati çekerek, "Elektronik sigara masum değil. Amerika’da birçok hasta bazlı verilerde bu elektronik sigarayla ilişkili göğüs hastalıkları takiplerinde yeni yeni birçok vakalar oluştu. Akciğerin kronik yetmezliği gelişip ve geri dönüşümsüz olan vakalar da var. Ve bu kanserden daha mı basit dersiniz? Değil tabii ki. Gerçekten sigarayla mücadele önemli olduğu gibi günümüzde elektronik sigarayla mücadelede önemli bir yol gibi görünüyor" diye konuştu. "Belirti olmasa bile risk grubunda tarama şart" Akciğer kanserinde erken tanının yaşam süresi açısından belirleyici olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tatlı, risk grubundaki bireyler için taramanın şart olduğuna vurgu yaptı, belirti gösteren hastalarda ise en sık görülen bulguları şöyle sıraladı: "Açıklanamayan hızlı kilo kaybı, iştahsızlık, geçmeyen kuru öksürük, kanlı balgam, nefes darlığı ve göğüs ağrısı" Prof. Dr. Tatlı, yoğun sigara geçmişi olan kişiler için taramanın hayati olduğunu belirterek, "40-45 yaşlarından itibaren düşük dozlu radyolojik taramalar erken tanı için koruyucudur" dedi. "Akıllı ilaçlar ve immünoterapi çığır açtı" Prof. Dr. Tatlı, akciğer kanseri tedavisinin son 20 yılda büyük bir dönüşüm geçirdiğini vurgulayarak, moleküler testler ve yeni nesil hedefe yönelik ilaçların sağkalımı dramatik şekilde artırdığını belirtti. Prof. Dr. Tatlı, "EGFR mutasyonunun keşfi tedavide milat oldu. Üçüncü nesil hedefe yönelik ilaçlarla EGFR mutasyonu taşıyan hastalarda ortalama yaşam süreleri 3 yılın üzerine çıktı. Şu an beyin metastazı gibi kötü bir hastalık dönemine bile üçüncü jenerasyon ALK inhibitörleriyle son birkaç yıldır çıkan klinik çalışma sonuçları bizleri o kadar mutlu etti ki; 5 yılın üstünde hala ortalama yaşam sürelerin üstünde. Yani 100 hastanın yüzde 50’sinden fazlası hala 5 yıldan fazla sağ kalımda" dedi. İmmünoterapinin de aynı dönemde tedaviye yeni bir yön verdiğini ifade eden Tatlı, "Dördüncü evre hastalıkta beş yıllık sağ kalım oranları yüzde 5’ten yüzde 30-40’lara yükseldi. Bu, akciğer kanserinde çığır açtı" diye konuştu. "Tedavi sonrası yakın takip şart" Akciğer kanseri hastalarının tedavi sonrası takibinin kritik olduğunun altını çizen Tatlı, "Evre 1 ve evre 2’de bile tekrarlama riski yüzde 50’lere yakın. Bu nedenle adjuvan tedaviler ve moleküler testler hayati önemde" dedi. Yeni jenerasyon hedefe yönelik ilaçlar ve immünoterapilerin erken evrede de kullanılmaya başlandığını kaydeden Tatlı, "EGFR mutasyonu olan erken evre hastalarda hastalığın tekrarlama riskini yüzde 70-80 azaltıyor" şeklinde konuştu. "Sigarayı bıraktığınız gün risk sıfırlanmıyor" Akciğer kanserinin önlenmesi için en etkili yöntemin sigarayı bırakmak olduğunu söyleyen Tatlı, ancak bırakıldıktan sonra riskin hemen ortadan kalkmadığını hatırlatarak, "Risk, sigarayı bırakmanın ardından zaman içinde azalır. Bu nedenle hem sigarayı bırakmak hem de düzenli takip olmak şarttır" diye konuştu.
23 Kasım 2025 Pazar - 09:34
Cerrahi işlem gerektirmeyen modern teşhis: ’EBUS’
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Başak Burgazlıoğlu, akciğer hastalıklarının teşhisinde önemli bir yer edinen Endobronşiyal Ultrasonografi (EBUS) yöntemi sayesinde pek çok hastada cerrahi işleme gerek kalmadan teşhis koymanın mümkün olduğunu söyledi. EBUS’un modern tıbbın sunduğu en gelişmiş tanı tekniklerinden biri olduğunu belirten Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Burgazlıoğlu, "EBUS, bronkoskopi cihazının ucuna yerleştirilen özel ultrason probu sayesinde akciğerlerin iç yapısını ve çevresindeki lenf bezlerini detaylı şekilde görüntülememizi sağlar. Klasik bronkoskopi ile ulaşamadığımız derin bölgeleri bu yöntemle değerlendirebiliyor ve gerektiğinde biyopsi alarak kesin teşhise ulaşabiliyoruz. Böylece pek çok hastada cerrahi işleme gerek kalmadan teşhis koymak mümkün oluyor" dedi. Dr. Burgazlıoğlu, EBUS’un özellikle, akciğer kanseri şüphesi olan hastalarda teşhis ve evreleme esnasında kullandığını ifade ederek diğer teşhisleri ise şu şekilde sıraladı; "Görüntüleme yöntemlerinde lenf bezi büyümesi tespit edilen olgular. Sarkoidoz, tüberküloz gibi hastalıkların teşhisi, Nedeni bilinmeyen mediastinal (göğüs içi) kitlelerin değerlendirilmesi gibi işlemlerde kullanılmaktadır. İşlem, hastaya konfor sağlayacak şekilde sedasyon veya hafif anestezi altında gerçekleştirilmektedir. Ağız yoluyla ilerletilen bronkoskop yardımıyla hedef bölge ultrason eşliğinde görüntüleniyor ve ince bir iğne ile doku örneği alınıyor. Ortalama 30-45 dakika süren işlem sonrası hastalar birkaç saat dinlendirilip aynı gün taburcu olabiliyor." EBUS’un en önemli avantajının cerrahi girişim gerektirmemesi olduğunu vurgulayan Dr. Burgazlıoğlu, "Radyasyon içermediği için güvenli bir yöntemdir. Teşhis başarısı oldukça yüksektir ve komplikasyon oranı son derece düşüktür. Hastalarımızın büyük bir kısmı işlem sonrası günlük hayatlarına hızla dönebilmektedir. EBUS sonrası iyileşme sürecinin oldukça rahat geçirilmektedir. Boğazda hafif ağrı veya ses kısıklığı olabilir. Ancak kısa sürede kendiliğinden geçer. Hastalar genellikle ertesi gün normal yaşamlarına dönebilmektedir" diye konuştu. EBUS’un günümüzde göğüs hastalıkları alanında teşhis doğruluğunu artıran, hastalar için ise cerrahi müdahaleyi azaltarak konfor sağlayan önemli bir teknoloji olduğunu belirten Dr. Burgazloğlu, "Medicana Bursa Hastanesi’nde bu avancer yöntemi deneyimli ekibimizle güvenle uyguluyoruz. Amacımız, hastalarımıza en doğru tanıyı en konforlu şekilde sunmak" diyerek sözlerini tamamladı.
23 Kasım 2025 Pazar - 09:32
Sağlık Bakanlığı her gün 1.7 milyon hastaya randevu veriyor
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) ile günde ortalama 1.7 milyon hastaya randevu verildiğini açıkladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, MHRS ile günde ortalama 1.7 milyon kişiye randevu verildiğini belirterek, dünyada bu seviyede hizmet veren tek hastane planlama sistemi olduğunu söyledi. Randevu sorunları iddiaları hakkında konuşan Memişoğlu, "Randevu sorunu var deniliyor. Bugün ‘Randevu alamadım’ diyen vatandaşımız varsa kendi aile hekimine gider, eğer gerçekten aile hekimi o hastanın herhangi bir hastanede randevu ihtiyacı varsa alabildiğini görecek. Şimdiye kadar 6 milyon vatandaşımıza aile hekimleri hastanelerden randevu alabildi" dedi. Yoğunluğun azaltmak için randevu talebi yüksek branşlarda poliklinik sayısının artırıldığını, mesai kaydırma uygulamalarının yaygınlaştırıldığını, vatandaşlara randevuların mesajla hatırlatıldığını ifade eden Memişoğlu, randevu problemini yüzde 90 azalttıklarını açıkladı. Memişoğlu, OECD’nin raporuna dikkati çekerek, "Hastaların yüzde 22’sinin bir-iki ay beklediği, yüzde 26’sının iki ay ile bir sene arasında beklediği görülüyor. Yüzde 4’ü de uzman hekimden randevu alabilmek için bir seneden fazla beklemek zorunda kalıyor" ifadelerine yer verdi. Aile hekimlerinde reçete yazmaya kısıtlama iddialarına cevap Aile hekimlerinde reçete yazmanın kısıtlandığı iddialarına yönelik Memişoğlu, "Yazdıkları reçetenin üçte biri antibiyotik, ağrı kesici ve mide koruyucu ilaçlardan oluşuyordu. Akılcı ilaç kullanımı doğrultusunda yapılan düzenlemelerle bu ilaçların kullanım oranı beşte bire kadar geriledi. Aile hekimlerinin düzenli aralıklarla kronik hastalık ve kanser taramaları yapmalarını teşvik edecek düzenlemelerle obezite, kardiyovasküler hastalık, diyabet, hiper-tansiyon gibi kronik hastalıklarının taramalarında büyük bir artış sağlandı. Son bir yılda toplam 105 milyon tarama ve izlem yapıldı" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, kamu hastanelerinde 438 MR ve 689 BT cihazıyla hizmet verildiğini ve 2025 yılının ilk altı ayında yaklaşık 16 milyon MR ve 17 milyon BT çekimi gerçekleştirildiğini açıkladı. Ayrıca Bakan Memişoğlu tetkikler için ortalama randevu süresinin USG’de 5 gün, MR’da 9 gün, BT’de ise 2 gün olduğunu belirterek, "Acil hastalarımıza gerekli tüm tetkikler ve görüntüleme hizmetleri anında verilmektedir" dedi. Memişoğlu, akılcı görüntüleme programı olan RADİS’i 2026 yılında devreye alacaklarını açıkladı. Hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına cevap Sağlık Bakanı Memişoğlu, hekimlerin yurt dışına gittiği iddialarına yönelik, "Toplam 233 bin hekimimizden 2025 yılında yurt dışına giden hekim sayımız sadece 412. Bunun yanında geçmiş yıllarda yurt dışına giden hekimlerimizden 249’u bu yıl ülkemize geri dönerek sağlık sistemimize katıldı. 2024 yılında 15 bin 382 hekimimiz tıp fakültelerimizden mezun olmuştur" ifadelerine yer verdi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 20:10
Diyarbakır’da 15 ambulans ve çok sayıda sağlık kuruluşu törenle hizmete alındı
Diyarbakır’da 15 ambulans ve sağlık kuruluşları açılışları gerçekleştirilerek hizmete alındı. Kentte, 15 ambulans ile yapımı tamamlanan 9 aile sağlığı merkezi, 7 acil sağlık hizmetleri istasyonu, sağlıklı hayat merkezi ve 24 poliklinik odasının açılışı gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürlüğü yerleşkesinde gerçekleştirilen törende konuşan Vali Murat Zorluoğlu, hizmete alınan 15 ambulansla kentin ambulans filosunu çok daha iyi hale getirdiklerini söyledi. Türkiye’nin her alanda çok büyük değişim ve dönüşüm yaşadığını ifade eden Zorluoğlu, bu değişim ve dönüşümlerden en çok payı alanın sağlık sektörü olduğunu kaydetti. Türkiye’de sağlık altyapısında kat edilen mesafenin göz kamaştırıcı olduğunu aktaran Zorluoğlu, "Bu manada ilimizde kendine düşen payı çok şükür fazlasıyla almış, almaya devam ediyor. Kayapınar ilçemizde çok modern 1000 yataklı yepyeni bir şehir hastanesi yükseliyor. Yüzde 63 mertebesinde tamamlanmış durumda. İnşallah tamamlandığında şehrimize sağlık anlamında çok büyük katkı sağlayacak modern bir hastaneye kavuşmuş olacağız. Aynı zamanda üniversite hastanemiz de epey zamandan beri artık bölgeye hizmet etmekte zorlanır hale gelmişti kapasite itibarıyla. Geçtiğimiz yıl projesi yapıldı ve inşallah önümüzdeki yılın mart-nisan ayı gibi ihalesi gerçekleştirilecek. Orası da 600 yatak olarak planlanıyor ancak 105 bin metrekarelik bir kapalı alana sahip, arzu edildiğinde 1000 yatağa kadar çıkarılabilecek" dedi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 17:06
(Düzeltme) Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim
Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" programı çerçevesinde, Kumluca’da çocuklarda sağlık okuryazarlığını artırmak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını küçük yaşlardan itibaren kazandırmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle düzenlenen program, Kumluca Sultan Alpaslan ilkokulunda yapıldı. Etkinliğe, Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir, daire amirleri, yöneticiler, öğretmenler, sağlık çalışanları ve çok sayıda öğrenci katıldı. "Çocuklara hem teorik hem uygulamalı eğitim" Kumluca İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi, programın amacını anlattı. Müdür Mehmet Çiftçi, "Temel eğitim kademesindeki öğrencilere önce teorik ardından uygulamalı eğitimler verilmesi hedefleniyoruz. Çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlık bilinci kazandırmak, sağlıklı yaşam alışkanlıkları oluşturmak için okullarda saha faaliyetleri planlandık" dedi. Aksu İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Çiftçi ayrıca etkinlik çerçevesinde okul bahçesinde kurulan stantlarda çocuklara sağlıklı yaşamla ilgili uygulamalı eğitimler verildiğini ifade etti. Mehmet Çiftçi, doğru beslenme, hijyen, hareketli yaşam gibi konularda farkındalık çalışmaları yapıldığını ve öğrencilerin edindikleri bilgileri ailelerine de aktaracaklarını belirtti. Kumluca İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Tekdemir ise "Bu programla ilkokul çağındaki çocuklara küçük yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam alışkanlıkları kazandırmayı, sağlık konularındaki bilgi düzeylerini artırmayı hedefliyoruz" ifadelerini kullandı. Program da ayrıca öğrencilere sağlıklı elçileri belgeleri takdim edildi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:51
Çanakkale’de hijyenik olmayan şarküteri işletmesinde el konulan ürünler imha edildi
Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yapılan denetimde mide bulandıran görüntülerin ortaya çıktığı bir şarküteri işletmesinde ele geçirilen ürünler imha edildi. Gökçeada İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü kontrol görevlilerince et, et ürünleri ve süt ürünleri satan işletmede gerçekleştirilen denetimler sırasında bir şarküteri mağazasında et ve et ürünlerinin, sütlerin ve kanatlı etlerinin (tavuk eti) uygun şartlarda muhafaza edilmemesinden kaynaklı bozulmuş olduğu, son tüketim tarihi geçmiş gıda ürünleri bulunduğu, işletmenin genel ve özel hijyen şartlarını sağlamadığı tespit edildi. Ekipler tarafından bozuk olduğu ve son tüketim tarihi geçmiş olan ürünlere el konuldu. Şarküteri işletmesine yapılan denetim sonucunda işletme faaliyetten men edilip mühürlendi. 840 kilogram kanatlı eti, bin 169 kg kırmızı et, 112,5 litre süt imha edildi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:27
Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ tatbikatı
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde ‘TAMP’ (Türkiye Afet Müdahale Planı) tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi’nde, afetlere hazırlık çerçevesinde TAMP tatbikatı başarıyla gerçekleştirildi. AFAD, UMKE, 112 ve kolluk kuvvetleri ile koordineli şekilde yapıldı. Gerçeği aratmayan tatbikatta senaryo gereği Kepez Liman yolunda Belediye Otobüs ile kimyasal madde yüklü bir aracın kaza yapması sonucunda 35 kazazede hastaneye getirildi. Kimyasal maddeden etkilenen kazazedeler, sağlık ekipleri tarafından KBRN (Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer) Arındırma Ünitesinde arındırılarak gerekli tedavilerine başlandı. Yatışı gerekli olan hastalar ise uygun görülen servislere yerleştirildi. HAP (Hastane Afet Planı) Başkanı olarak görev alan Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, tatbikatta görev alan tüm çalışanlara, Sivil Savunma Birimine ve sürece destek veren üniversiteli öğrencilere teşekkür ederek, afetlere hazırlık konusunda yapılan bu çalışmaların büyük önem taşıdığını vurguladı.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 16:16
SCÜ öğrencileri, doğru diş fırçalama tekniklerini anlattı
Sivas’ta 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri vatandaşları bilinçlendirmek için stant kurdu. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi öğrencileri 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla alış-veriş merkezinde stant açtı. Vatandaşlara diş fırçalama eğitimleri vererek diş sağlığı konusunda soruları yanıtlayan öğrenciler standı ziyaret edenler broşürler dağıttı. Çocuklarla da yakından ilgilenerek diş sağlığı konusunda eğitimler veren üniversite öğrencileri, diş fırçalama alışkanlığını oluşturmayı amaçladılar. Etkinlikte konuşan Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof.Dr Recai Zan, "22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası dolayısıyla açtığımız bu stantta toplumumuzun ağız ve diş sağlığı konusunda becerilerini ve ilgilerini arttırmayı amaçladık. Tüm meslektaşlarımın 22 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftasını kutluyorum" dedi.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 15:10
Organ bağışı ile başka hastaya umut oldu
Edremit Devlet Hastanesi’nde, yoğun bakımda tedavi gören ve beyin ölümünün gerçekleşen hastanın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Edremit Devlet Hastanesi’nde beyin kanaması nedeniyle yoğun bakımda tedavi gören bir hastanın gece beyin ölümü gerçekleşti. Hastanın bağışlanan karaciğeri Bursa Uludağ Üniversitesi’nden gelen sağlık ekibi tarafından teslim alınarak nakil bekleyen hastaya umut oldu. Başhekim Opr. Dr. Oktay Yıldırım, sürecin başından sonuna kadar özveriyle görev yapan Organ Koordinatörü Aykut Aksu, ameliyathane ekibi, yoğun bakım çalışanları ve tüm sağlık personeline teşekkür etti. En büyük teşekkürün ise hayat kurtaran bu karar ile birçok hastaya yeniden yaşam umudu veren donörün ailesine ait olduğu vurgulandı.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 14:13
Uzmanından uyarı: "Çocukların büyük kısmı yaşamının bir döneminde çürük ile karşılaşıyor"
Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Uzamanı Dr. Burcu Kurtiş, "Çocuklarda özellikle 3 ila 12 yaş aralığında diş çürüğü ve ağız-diş hastalıkları sosyal ve ekonomik açıdan toplumsal yük oluşturuyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Küresel Hastalık Yükü Çalışması (GBD) verilerine göre de çocukların büyük kısmı yaşamının bir döneminde çürük ile karşılaşıyor" dedi. Güven Çayyolu Tıp Merkezi Çocuk Ağız ve Diş Sağlığı Uzamanı Doktor Burcu Kurtiş, 20 -26 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftasına özel açıklamalarda bulundu. Uzm. Dr. Kurtiş, Türkiye’de ağız ve diş dağlığı verilerine bakıldığında özellikle 3 ila 12 yaş arası çocuklarda çürük, dolgu ve çekilmiş diş sayısında artış olduğunu kaydederek, Türk Diş hekimliği Birliği’nin ağız ve diş sağlığı verilerini paylaştı. Kurtiş, "5 yaş grubunda hiç çürüğü olmayan çocuk oranı yüze 30,2, 12 yaş grubunda yüzde 38,9, 15 yaş grubunda yüzde 38,8 ve 35 ila 44 arası yaş grubunda yüzde 24,2’dir. En az bir diş kaybı olanlar 5 yaş grubunda yüzde 3,4, 12 yaş grubunda yüzde 7,9, 15 yaş grubunda yüzde 16,2 ve 35 ila 44 yaş grubunda yüzde 89,3 olarak bildirilmiştir" ifadelerini kullandı. "Türkiye’de diş macunu kullanımı yıllık 85 ml" Kurtiş, 2022 yılında yapılan çalışma verilerine göre yıllık kişi başı diş fırçası kullanım oranı yüzde 0,33, diş macunu kullanım miktarının ise yıllık 85 ml olarak belirlendiğini ifade ederek," Bu oranlar toplum ağız ve diş sağlığımız için çok sağlıklı görünmemektedir. Türkiye özelinde son analizler ve meta-analizler 2015 ila 2025 döneminde diş çürüğünde yüksek görülme sıklığı bildiriyor: 2024 - 2025 yayınlarında Türkiye çocuklarında çürük görülme sıklığı meta-analizle ortalama yüzde 75,6 olarak raporlanmış, 12 yaş grubunda yüzde 66,1 gibi spesifik verilere rastlandı. Yine yerel çalışmalarda 3 ila 6 yaş ve okul çağı çocuklarında yüzde 70’lere varan görülme sıklığı bildiriliyor" diye konuştu. "Doğumdan sonra ilk bin gün rafine şeker kullanımına dikkat" Çocuklarda özellikle 3 ila 12 yaş aralığında diş çürüğü ve ağız-diş hastalıkları sosyal ve ekonomik açıdan toplumsal yük oluşturduğunu söyleyen Kurtiş, "Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Küresel Hastalık Yükü Çalışması (GBD) verilerine göre de çocukların büyük kısmı yaşamının bir döneminde çürük ile karşılaşıyor. İlk süt dişi çıkar çıkmaz pedodontik muayenelerin yapılması, düzenli kontroller, ağızda ve dişlerde oluşan biyofilmin düzenli olarak temizlenmesi, beslenmenin ağız ve diş sağlığının iyileştirilme için düzenlenmesi, solunum ve çiğneme alışkanlıklarının pedodontik olarak kontrol edilmesi, uygun fırça ve diş ipi seçilerek ağız hijyeninin sağlanması gerekiyor. Doğumdan başlayarak ilk bin gün rafine şekerin diyette yer almaması, günlük su tüketiminin yeterli düzeyde olması sağlanarak çocuklarımızın ağız ve sağlıklarının iyileştirilebilmesi mümkündür" ifadelerini kullandı.
22 Kasım 2025 Cumartesi - 13:33
Novo Nordisk Türkiye’den klinik araştırma alanında iş birliği
Novo Nordisk Türkiye, Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile gerçekleştirdiği yeni iş birliği protokolüyle, Türkiye’nin klinik araştırma kapasitesini güçlendirecek ve yenilikçi tedavilere erişimi artıracak bir adım daha attı. Beş yıl boyunca geçerli olacak bu protokol; klinik araştırmaların yanı sıra eğitim, Ar-Ge ve bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları desteklemeyi hedefliyor. Novo Nordisk Türkiye, klinik araştırmalarda süreç verimliliğini artırmak, hekimlerin yeni tedavi yöntemleriyle tanışmalarını ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişimini sağlamak için Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile iş birliğine imza attı. Şirket bu iş birliği çerçevesinde diyabet, obezite, nadir hastalıklar, kardiyovasküler gibi birçok terapi alanında çeşitli eğitim programları düzenleyerek, klinik dünyasındaki uluslararası gelişmeleri aktararak, bilimsel etkinliklerde ortak çalışmaları destekleyerek araştırma süreçlerinin daha etkin, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacak. 7 ülkenin klinik araştırmaları Türkiye’den yönetiliyor Yapılan açıklamaya göre şirket, Türkiye’den yönetilen bölgesel klinik araştırma merkezinde Türkiye’nin yanında Cezayir, Fas, Lübnan, Mısır, Umman, Suudi Arabistan dahil olmak üzere toplam 7 ülkedeki klinik araştırmalarını koordine ediyor. Bu merkezde 2025 yılında 34 aktif çalışmada 1.200’den fazla hasta yer aldı. Bu araştırmaların 28’i Türkiye’de gerçekleştirildi. Son 5 yılda Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalık gibi terapi alanlarında Novo Nordisk’in toplam 8 klinik çalışması yürütülürken, 2026 yılında yeni protokol kapsamında bu sayıya en az 7 yeni klinik çalışmanın eklenmesi planlanıyor. Novo Nordisk’in son 5 yılda Türkiye’de klinik araştırmalara yaptığı toplam yatırım 1 milyar TL’yi aştı ve bu yatırımların her yıl katlanarak artması hedefleniyor. Şirketin hasta odaklı yaklaşımından güç alan bu stratejik ortaklık, yalnızca klinik çalışma sayısının artmasını değil; aynı zamanda araştırma kalitesinin yükselmesini, hekimlerin bilgi birikiminin gelişmesini ve hasta yaşam kalitesine kalıcı katkı sağlanmasını hedefliyor. İş birliğini değerlendiren Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Çiloğlu, "Şirket ile imzaladığımız bu protokol, vizyonumuzu güçlendiren stratejik bir adım niteliğinde. Bu iş birliği, klinik araştırma kapasitemizi artırmanın ötesinde; hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini güçlendirecek, hastalarımıza daha güncel ve etkin tedavi seçenekleri sunmamıza olanak sağlayacak. Özellikle diyabet, obezite ve kardiyovasküler hastalıklar gibi bölgemizde yaygın görülen sağlık sorunlarında, global ölçekte kullanılan en güncel tedavi seçenekleri çok daha hızlı bir şekilde hastalarımızın hizmetine sunulabilecek" dedi. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hilmi Erdem Sümbül, "Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak geçmişten bugüne güçlü bir bilimsel birikimle çalışıyor ve uluslararası standartlarda araştırmalar yürütüyoruz. Şirket ile daha güzel işler başarabilmek adına imzaladığımız bu iyi niyet sözleşmesi, klinik araştırmalardaki kapasitemizi daha da güçlendirecek ve ülkemizin bilimsel katkısını ileriye taşıyacak önemli bir adım" ifadelerini kullandı. Novo Nordisk Türkiye Genel Müdürü Bike Başaklar iş birliğiyle ilgili şunları söyledi: "Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile imzaladığımız bu yeni protokol, bir iş birliğinden öte bilimsel bilginin paylaşımı, klinik deneyimin güçlenmesi ve daha fazla hastanın yenilikçi tedavilere erişmesi için atılmış somut bir adım. Amacımız, endüstri ve hastane iş birliğiyle klinik çalışma süreçlerini daha etkin hale getirerek, Türkiye’nin bölgesel araştırma gücünü artırmak ve uluslararası ölçekte fark oluşturacak projelere imza atmak. Bu iş birliğiyle hem hekimlerin öğrenme yolculuğunu destekliyor hem de hastalar için tedaviye erken erişim fırsatı oluşturuyoruz. Türkiye’nin klinik araştırmalarda bölgesel liderliğini güçlendirecek bu ortaklığın, kalıcı bilimsel değer oluşturacağına yürekten inanıyoruz."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder