Son Dakika
|
Irak’ta Haşdi Şabi karargahına saldırı: 7 ölü, 13 yaralı
Altın fiyatı düştü, Kuyumcukent’te gram altın tükendi
Ünlü yapımcı Erol Köse hayatını kaybetti
İran Dışişleri Bakanlığı'ndan müzakare açıklaması!
Trump’tan İran kararı!
Konya’da akraba kavgasında 1 kişi vuruldu
Fatih’te çöken binaların ardından çevrede hasar tespit çalışması başlatıldı
Bursa’da bıçaklı kavga...Boğazı kesilen kişi hayatını kaybetti
Hakkari ve Yüksekova’da eğitime kar engeli
İsrail ordusu: "Tahran’a geniş çaplı bir saldırı dalgası başlatıldı"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
ABD'nin Teksas eyaletindeki petrol rafinerisinde patlama
Trump: "Beş gün süre veriyoruz, sonra duruma bakacağız"
Netanyahu: "Herhangi bir anlaşmada hayati çıkarlarımızı koruyacağız"
Yandı sandılar cinayet çıkı: Kağıt ve tahtaları ayçiçeği yağıyla tutuşturup yangın çıkarmış
Bursa’da sis: Mudanya yolunda görüş mesafesi düştü
ABD’de yolcu uçağının iniş sırasında hizmet aracına çarptığı anın görüntüleri ortaya çıktı
Arabulucuların ABD ve İran'ı İslamabad'da bir araya getirmeye çalıştığı iddiası
SAĞLIK
Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:49:09
Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48
DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:17
Alanya’da bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu
Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı. Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi. 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:07
"Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor"
Karadeniz Bölgesi’nde artan nem ve hava değişimlerinin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
23 Mart 2026 Pazartesi- 11:07
Yapay zeka doktorunuz değil
2
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:52
Türkiye’de tüberküloz vakaları 19 yılda yüzde 65 azaldı
3
23 Mart 2026 Pazartesi- 10:56
Ekran başında geçen süre çocukların motor gelişimini yavaşlatıyor
4
22 Mart 2026 Pazar- 11:01
Çocuğunuzu bahar alerjisinden korumanın yolları
5
23 Mart 2026 Pazartesi- 09:06
Mısır’da hasar gören kalp Türkiye’de şifa buldu
21 Kasım 2025 Cuma - 10:41
Uzmanından uyarı: "Sarı serum ölümcül olabilir"
Sivas Devlet Hastanesi Acil Tıp Uzmanı Dr. Fatih Ulu, sosyal medyada popüler hâle gelen "sarı serum" uygulamasına karşı önemli uyarılarda bulundu. "Hızlı toparlanma" ve "enerji verme" gibi iddialarla sunulan bu serumların bilimsel bir dayanağı olmadığını belirten Dr. Ulu, araştırmalarda da etkinliğine dair herhangi bir bulguya rastlanmadığını söyledi. Grip ve soğuk algınlığında çoğu hastanın bol sıvı tüketimiyle rahatlıkla iyileştiğini ifade eden Dr. Ulu, "Acil servise sarı serum talebiyle gelmek yanlış yönlendirilmenin sonucudur" dedi. Bu serumların yalnızca ağızdan beslenemeyen veya vitamin-mineral emilimi bozulmuş hastalarda, doktor kararıyla ve uygun koşullarda uygulanabileceğini vurguladı. Halk arasında "atom serum" olarak bilinen karışımın kişiye göre değişen içeriklere sahip olduğunu belirten Dr. Ulu, genellikle C vitamini, B grubu vitaminleri, mide koruyucular ve antibiyotikler içerdiğini söyledi. "Ölümlere yol açabilir" Dr. Ulu, bilinçsiz damar içi uygulamaların ciddi alerjik reaksiyonlara, yoğun bakım ihtiyacına ve ölümlere yol açabileceğini hatırlatarak, "Daha önce almış olmak tekrar alerji olmayacağı anlamına gelmez. Alerji, ilk saniyeden 24 saate kadar herhangi bir anda ortaya çıkabilir" uyarısında bulundu. Damar yoluyla verilen ilaçların çok hızlı etkime kapasitesine sahip olduğunu belirten Dr. Ulu, solunum yollarında daralma, ani tansiyon düşüşü ve bilinç kaybı gibi ölümcül sonuçların görülebileceğini söyledi.
21 Kasım 2025 Cuma - 10:34
Su arıtma cihazlarının gizli gücü: Bazı zararlı metalleri ortadan kaldırıyor
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (Van YYÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Yönten, evlerde kullanılan su arıtma cihazlarının zararlı mineraller üzerindeki etkilerini bilimsel verilerle ortaya koyduklarını belirterek, "Literatüre göre zararlı kabul edilen bazı ağır metallerin cihazlar tarafından tutulduğunu, özellikle beşli ve altılı filtrasyon sistemlerinin bu unsurları suyun dışına çıkardığını tespit ettik" dedi. Van YYÜ Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahap Yönten, danışmanlığını yürüttüğü evsel su arıtma cihazlarının mineral giderimi isimli kapsamlı bilimsel tezli yüksek lisans çalışmasının sonuçlarını İhlas Haber Ajansı ile paylaştı. Yüksek lisans öğrencisi Yüksek Çevre Mühendisi Zümrüt Ünal tarafından yapılan tez çalışmasında hem arıtma cihazlarının mineral seviyeleri üzerindeki etkisini hem de tüketicilerin dikkat etmesi gereken kritik noktaları ortaya koyduğunu dile getiren Prof. Dr. Vahap Yönten önemli bilgiler verdi. "Su arıtma cihazlarının faydalarını hepimiz yaşıyoruz" Prof. Dr. Vahap Yönten, su arıtma cihazlarının artık birçok evde yaygın olarak kullanıldığını hatırlatarak, "Malumunuz, hepimiz su arıtma cihazları kullanıyoruz. Suyun fiziksel ve kimyasal parametrelerini referans değer aralıklarına getirmek amacıyla kullanılan bu cihazların faydalarını hepimiz tecrübe edinmişizdir. Bilinçli tüketiciler olmak adına bu konuyla ilgili bir tez çalışması yaptık ve çalışmamızı üniversitemizin ilgili enstitüsünde yayınladık. Araştırmamız YÖK Tez Merkezi kayıtlarına da geçti" dedi. "Oldukça ilginç ve değerli sonuçlara ulaştık" Prof. Dr. Vahap Yönten, "Su Arıtma Cihazlarındaki Mineral Değişiminin İncelenmesi" başlıklı tez kapsamında suyun içeriğini detaylı biçimde analiz ettiklerini vurgulayarak, "Tezimizde oldukça ilginç ve değerli sonuçlara ulaştık. Vücudun ihtiyaç duyduğu bazı mineraller bizler için son derece önemlidir. Su arıtma cihazlarının, bu kıymetli elementlerin bir kısmını belirli düzeylerde tuttuğunu ve bazı istenmeyen elementleri de immobilize ederek içme suyuna katkı sağladığını gözlemledik" ifadelerini kullandı. "Zararlı ağır metallere karşı etkili filtreleme görevi yapıyor" Prof. Dr. Yönten, cihazların zararlı metalleri etkili biçimde filtrelediğini söyleyerek, "Literatüre göre zararlı kabul edilen bazı ağır metallerin cihazlar tarafından tutulduğunu, özellikle beşli ve altılı filtrasyon sistemlerinin bu unsurları suyun dışına çıkardığını tespit ettik. Dolayısıyla su arıtma cihazlarının hem faydalı hem de zararlı minerallere karşı belirli bir giderim sağladığını bilimsel verilerle kanıtlamış olduk" diye konuştu. "Filtre kalitesi ve değişim süresi hayati öneme sahip" Çalışmanın önemli bulgularından birinin de cihaz bakımının tüketici sağlığı açısından kritik olduğuna değinen Prof. Dr. Vahap Yönten, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Araştırmamızın bir başka önemli sonucu ise tüketicilerin kullandıkları su arıtma cihazlarının filtre kalitesine, filtrasyon sistemine ve filtre değişim periyotlarına mutlaka dikkat etmeleri gerektiğidir. Çalışmamızda 15 farklı mineralin değerlerini tek tek inceleyerek bu sonuca ulaştık. Elbette, her mineral sudan yeterli düzeyde alınamıyor. Bu nedenle günlük yaşamda alkali veya mineral takviyeli gıdaların tüketilmesi, örneğin günde bir soda içmek ya da mineral seviyesi yüksek su ve gıdaları tercih etmek oldukça önemlidir. Hem mineral takviyesi yaparak hem de bilinçli şekilde su arıtma cihazı kullanarak sağlıklı su tüketiminin mümkün olabileceğini bilimsel çalışmalarımızla ortaya koyduk. " Konu ile ilgili bilgi almak isteyenler Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Kütüphanesi’nden veya YÖK Tez Merkezinden yayınlanan teze ulaşabilirler." (YLM-MSA-Y)
21 Kasım 2025 Cuma - 10:14
Acil Durum Hastanesine taşınma planlamaları yerinde değerlendirildi
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, Denizli Devlet Hastanesi Yönetimi ve branş sorumlu hekimleriyle birlikte inşaatı biten ve yerleşim planlamalarının yapıldığı 500 yataklı Acil Durum Hastanesinde kapsamlı incelemelerde bulundu. Modern yapısı ve ileri tıbbi donanımıyla şehrin sağlık hizmeti sunumunda önemli bir yeri olacak yeni hastanede çalışmaların son aşamaya geldiği belirtildi. Ziyaret kapsamında İnşaat Firma yetkililerinden bilgi alan İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk ve beraberindeki heyet, acil servis planlamasından polikliniklere, ameliyathanelerden, yoğun bakım üniteleri ve görüntüleme merkezlerine kadar tüm bölümleri dolaştı, birimler ve servisler yerleşim planlarını yerinde değerlendirdi. 500 yatak kapasiteli Acil Durum Hastanesine taşınma hazırlıklarının yapıldığını belirten Öztürk, "Bugün burada incelediğimiz Acil Durum Hastanemizde Denizli Devlet Hastanemizin buraya taşınması için hastane yönetimimizle kapsamlı bir planlama yapıyoruz. Merkezefendi İlçesi Karahasanlı Mahallesi’nde yaklaşık 47 bin metrekare kapalı alana sahip 104 yoğun bakım yatağı ile birlikte toplam 500 yatak kapasitesine sahip hastanemizde; 106 poliklinik, 14 ameliyathane, anjiyografi ünitesi, MR, BT, mamografi, röntgen, USG ve kemik dansitometri gibi ileri teknoloji tıbbi cihazlarımız bulunacak. Bugün de hastanemizin geldiği noktayı, hizmet planlamalarımızı ve birimlerimizin yerleşim planlamalarını Hastane Yönetimimiz ve Sorumlu Hekimlerimizle birlikte yerinde değerlendirdik. En yakın sürede tüm birimlerimizi, modern bir ortamda, vatandaşlarımıza daha geniş, daha konforlu ve daha nitelikli sağlık hizmeti sunulacak yeni hastanemize taşımayı hedefliyoruz. Acil Durum Hastanemizi bir an önce vatandaşlarımızın hizmetine sunmak için heyecanlıyız" diye konuştu.
21 Kasım 2025 Cuma - 10:10
Depremin en karanlık günlerinden doğan ışık: Melike’nin 14 yıllık tedavi yolculuğu
Van’da 2011 depremi sonrası kurulan konteyner kentte dünyaya gelen Melike Gülşen Cesur, gözündeki şaşılık ve kaymadan dolayı 14 yıldır Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Bülent Timuçin tarafından takibi yapılıyor. 2011 depremi sonrası kurulan konteyner kentte dünyaya gelen Melike Gülşen Cesur, yaşamının ilk günlerinden itibaren zorlu bir mücadelenin içine doğdu. Aile depremin izlerini atlatamadan bu kez bir trafik kazasıyla sarsıldı; Gülşen’in babası ağır yaralı kurtulsa da kalıcı sakatlık nedeniyle çalışamaz hale geldi. Bu süreçte Gülşen’in hayatına umut olan kişi ise onu 14 yıldır ücretsiz takip eden Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgür Bülent Timuçin oldu. Depremin en karanlık günlerinde başlayan hikâye 2011’de yaşanan büyük Van depremi, binlerce aile gibi Cesur ailesini de evsiz bıraktı. Melike Gülşen, o günlerde kurulan konteyner kentte dünyaya geldi. Aile hem maddi hem psikolojik açıdan zor bir sürecin içindeyken, Melike Gülşen’in sağlık sorunları da düzenli takip gerektiriyordu. Trafik kazası ailenin yükünü daha da ağırlaştırdı Depremden birkaç yıl sonra meydana gelen trafik kazası, ailenin yükünü dayanılmaz bir noktaya taşıdı. Baba ağır yaralandı ve kalıcı sakatlık nedeniyle çalışamaz hale geldi. Tam bu zorlu dönemde devreye giren isim, Van’da birçok sosyal soruna dokunan çalışmalarıyla bilinen Gazeteci Deniz Başdinç oldu. Ailenin durumunu öğrendikten sonra Melike Gülşen’i, halk tarafından çok sevilen ve insani yönüyle tanınan Dr. Özgür Bülent Timuçin ile buluşturdu. Bu buluşma, küçük bir kızın geleceğini değiştiren dönüm noktası oldu. Gönüllere taht kuran doktor: Dr. Özgür Bülent Timuçin Dr. Timuçin, Melike Gülşen’i tam 14 yıldır ücretsiz olarak takip ediyor. Yalnızca bir doktor olarak değil, bölge halkının gönlünde yer edinmiş bir insan olarak tanınıyor. Bir dönem özel bir merkezde çalışmasına rağmen hastasının takibini ücretsiz sürdüren Timuçin, hastalarına yaklaşımı, yardımseverliği ve vicdani tutumu nedeniyle Van’da "gönüllere taht kuran doktor" olarak anılıyor. Bugün Melike Gülşen’in kontrolleri Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinde devam ederken, aile her ziyaretinde aynı ilgiyi ve desteği görmeye devam ediyor. "Bu destek olmasaydı ayakta duramazdık" Cesur ailesi, yıllara yayılan bu dayanışmanın kendileri için ne anlama geldiğini şu sözlerle ifade ediyor: "Deprem, yoksulluk, hastalık… Çok şey yaşadık ama Deniz Başdinç’in desteği ve doktorumuzun vicdanı olmasaydı bugünlere gelemezdik. 14 yıldır yanımızdan ayrılmayan bir doktorumuz var, bu bize güç veriyor." Dayanışmanın en güzel örneği Büyüyünce doktor olacağını ve kendisini tedavi eden doktorunu hiç unutmayacağını ifade eden Melike Gülşen Cesur’un hikâyesi, Van’da depremle başlayan acıların, iyilikle ve dayanışmayla nasıl hafifletilebildiğini gösteriyor. Bir gazetecinin duyarlılığı, bir doktorun gönüllülüğü ve bir ailenin umuda tutunma çabası, bir çocuğun hayata daha güçlü tutunmasını sağladı.
21 Kasım 2025 Cuma - 10:01
Aynı anda iki kalp krizi geçiren hasta zamanında müdahaleyle kurtarıldı
Van’da aynı anda iki damarının tıkanması sonucu kalbi duran 69 yaşındaki Gülmehmet Akdağ, Lokman Hekim Van Hastanesinde yapılan zamanında müdahaleyle hayata döndürüldü. Van’ın Edremit ilçesinde yaşayan 4 çocuk babası Gülmehmet Akdağ, yaklaşık 10 gün önce hastane yakınlarında arkadaşlarıyla oturduğu sırada fenalaştı. Kalp krizi geçirdiği değerlendirilen Akdağ, arkadaşları tarafından ambulans beklenmeden hızla Lokman Hekim Van Hastanesi’ne ulaştırıldı. Acil servise kalbi durmuş halde getirilen Akdağ’a burada dakikalarca kalp masajı uygulandı. Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Tuncer ve ekibinin başarılı müdahalesiyle hayata döndürülen Akdağ’ın taburculuk işlemleri için hazırlıklar sürüyor. "İki ana damarının tamamen tıkalı olduğu görüldü" Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Mustafa Tuncer, hastanın yakınları tarafından kalbi durmuş şekilde acile getirildiğini belirtti. Tuncer, "Yapılan EKG’de hem kalbin arka yüzünü besleyen sağ damar hem de ön yüzünü besleyen sol damar olmak üzere iki ana damarının tamamen tıkalı olduğu görüldü. Bu süreçte hastamızın kalbi sürekli duruyordu. Biz de aralıksız olarak kalp masajına ve elektriksel kardiyoversiyon dediğimiz şoklamaya devam ettik. Hastada ciddi bir umut kalmayınca, yakınlarını beklemeden acilen anjiyoya aldık. Yapılan anjiyografide, EKG ile uyumlu olarak hem kalbin arka yüzünü besleyen sağ damar hem de ön yüzünü besleyen sol damar, iki ana damar ağızdan tamamen tıkalıydı. Uyguladığımız işlem sonucu her iki damarı açtıktan sonra hastanın ritim bozuklukları ve kalp durması düzeldi" dedi. "Çok nadir karşılaştığımız bir durum" Hastanın tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini dile getiren Tuncer, "Takiplerimizde beyninde herhangi bir hasar olmadığını gördük ve hasta uyandı. Bu sonucun alınmasında kalp masajının başarılı olması ve hastanın zayıf yapılı olması en önemli etkenlerdi. Çok nadir karşılaştığımız bir durum. Daha önce benzer şekilde kurtardığımız hastalar oldu ancak bu hastamızda aynı anda iki damarın tıkalı olması çok nadir görülen ve kurtulma ihtimali çok düşük bir durumdu. Hastamızın vadesi yetmemiş, öyle söyleyelim. Biz de yaşamasına vesile olduk. Şu anda hastamız gayet iyi, gelen gideni tanıyor. Aksilik olmazsa yarın taburcu edeceğiz" diye konuştu. "Keşke herkes benim gibi şanslı olsa" Başarılı müdahaleyle hayata döndürülen Gülmehmet Akdağ ise yaşadıklarını şöyle anlattı: "Çarşıda emekli arkadaşlarımla oturup sohbet ediyorduk. Bir anda gözlerim kararmaya başladı. Şu an anlıyorum ki hastaneye çok yakındım. Arkadaşlar ambulans çağırmadan beni apar topar hastaneye yetiştirdiler. Hastaneye ulaştıktan sonra kendimde değilmişim. Kalbim birkaç kez durmuş, tekrar çalıştırmışlar. Direnç gösterdiğim anlarda da müdahaleye devam etmişler. Sağ olsunlar, benim kurtuluşuma vesile olmuşlar. Aynı anda iki kalp krizi geçirmişim; binde bir görülen bir durum. Mustafa Tuncer hocamızın bunu fark ederek her iki damarı da açması büyük bir başarı. Keşke herkes benim gibi şanslı olup böyle kritik bir durumda işini layıkıyla yapan bir doktora denk gelebilse."
21 Kasım 2025 Cuma - 09:57
Bayburt’ta üstün başarı gösteren diş hekimlerine teşekkür belgesi verildi
Bayburt İl Sağlık Müdürlüğünce 17-23 Kasım Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında program düzenlendi. Programda, yıl içinde üstün başarı gösteren diş hekimlerine teşekkür belgeleri verildi. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Harun Sivlim, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde görev yapan diş hekimlerinin 22 Kasım Dünya Diş Hekimleri Günü’nü kutladı. Etkinlik çerçevesinde pasta kesimi gerçekleştirilerek, yıl boyunca üstün performans gösteren diş hekimlerine teşekkür belgeleri takdim edildi. Sivlim, Bayburt Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi yöneticilerine özverili çalışmaları dolayısıyla teşekkür ederek, başarı temennilerinde bulundu.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:54
Kütahya Şehir Hastanesi’nde farkındalık etkinliği
Kütahya Şehir Hastanesi Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde, Dünya Prematüre Günü dolayısıyla prematüre doğumlara dikkat çekmek ve toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla etkinlik düzenlendi. Programa Hastane Başhekimi, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi Pediatri Ana Bilim Dalı Başkanı, başhekim yardımcıları, uzman doktorlar, asistan hekimler, ebe ve hemşireler ile prematüre bebek sahibi aileler katıldı. Etkinlikte prematüre bebeklerin yaşadığı zorluklar, erken doğumun nedenleri ve erken müdahalenin önemi üzerine bilgilendirmelerde bulunuldu. Sağlık çalışanları ile aileler arasında duygu dolu anların yaşandığı programda, prematüre bebeklerin hayata tutunma süreçleri bir kez daha vurgulandı. Dünya Prematüre Günü kapsamında düzenlenen etkinliğin, toplumda prematüre doğumlara yönelik farkındalığın artırılmasına önemli katkı sağladığı belirtildi.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:51
Karacabey Devlet Hastanesi’ne anlamlı bağış
Karacabey Anadolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği, Karacabey Devlet Hastanesi’ne modern tıp uygulamalarında önemli bir yere sahip olan Ven Görüntüleme Cihazı bağışında bulundu. Karacabey Devlet Hastanesi Başhekimliği’nde gerçekleşen ve Karacabey Anadolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Osman Sol ile dernek üyeleri Bahattin Er, Esat Çelik ve Şakir Ağraş’ın hazır bulunduğu bağış töreninde konuşan Başhekim Muzaffer Şenveli; sağlık hizmetlerinin niteliğini artırmayı amaçlayan bu anlamlı desteğin özellikle damar erişiminin zor olduğu hastalarda büyük kolaylık sağlayacağını, Karacabey Devlet Hastanesi’nin son dönemde bünyesine kazandırmış olduğu cihazlar ve yeni göreve başlayan nitelikli sağlık kadrosuyla Karacabey halkına kaliteli sağlık hizmeti sunma yolunda gelişimini sürdürdüğünü ifade etti. Başhekim Muzaffer Şenveli; "Karacabey Anadolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin bu değerli katkısı hastanede sunulan sağlık hizmetlerinin hızına, konforuna ve güvenliğine önemli ölçüde katkı sağlayacak." dedi. Başhekim Şenveli, yapılan bağışın hem hastalar hem de sağlık çalışanları için büyük bir kazanım olduğunu belirterek Karacabey Anadolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Osman Sol’un şahsında tüm dernek yönetimi ve üyelerine teşekkür etti. Dernek Başkanı Osman Sol, yaptığı açıklamada; "Daha güzel ve daha yaşanabilir bir Karacabey için her alanda katkı vermek amacıyla kuruluşunu tamamlayan Karacabey Kültür ve Yardımlaşma Derneği’nin ilk bağışının Karacabey Devlet Hastanesi’ne olmasından dolayı mutuyuz. Son dönemde Karacabey Devlet Hastanesi’nin kalite standartlarını yükselterek Karacabey halkına daha kaliteli hizmet vermeye başlamasından dolayı Başhekim Muzaffer Şenveli’ye teşekkür ediyoruz" dedi. Ven Görüntüleme Cihazı; cilt altındaki damarları ışık teknolojisiyle görünür hâle getirerek hemşirelerin ve sağlık personelinin damara çok daha hızlı ve doğru şekilde ulaşmasına imkân tanıyor. Bebekler, çocuklar, yaşlı bireyler, obez hastalar, dehidrate olanlar ve kemoterapi tedavisi gören hastalarda sıkça karşılaşılan damar bulma güçlüğünü önemli ölçüde azaltıyor. Böylece birden fazla iğne girişimi ihtiyacı ortadan kalkıyor, cilt bütünlüğünün korunması sayesinde enfeksiyon riski azalıyor. Ayrıca damar yolunun hızlı açılması, acil ve rutin işlemlerde zaman kazandırarak özellikle kritik vakalarda hayati önem taşıyor.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:51
Tavşanlı’nın şifalı sularına ziyaretçi akını
Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde bulunan termal tesisler, şifalı suları ve doğal ortamıyla hem kent merkezinden hem de çevre il ve ilçelerden gelen ziyaretçilerin akınına uğruyor. Tesise gelen vatandaşlar, termal sularda dinlenerek hem şifa buluyor hem de keyifli vakit geçiriyor. Özellikle hafta sonları büyük bir yoğunluk yaşanan tesislerde ziyaretçiler, tesisleri bir gelenek haline getirdiklerini belirtiyor. Arkadaşlarıyla birlikte düzenli olarak termale geldiğini söyleyen İsmail Keleş, "Her hafta Perşembe ve Pazar günleri sabah erken saatlerde geliyoruz. Şifa aramanın yanı sıra burada arkadaşlarımızla toplanıp keyifli bir kahvaltı yapıyoruz. Burası bizim için bir sosyalleşme alanı" dedi. Tesislerin ünü bölge dışına da taşmış durumda. Giresun’dan gelen Ülfet Cengiz, termal tesisi çok beğendiğini belirterek, "Tavşanlı’ya geldim ve burayı çok sevdim. Termal sular başta romatizmal hastalıklar olmak üzere bir çok rahatsızlığına şifa oluyor. Kesinlikle tekrar gelmeyi düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Hem bölge halkının hem de şehir dışından gelen misafirlerin gözde adresi haline gelen Göbel Termal Tesisleri, fiziksel rahatlamanın yanı sıra sosyal bir buluşma noktası olarak da tercih edilmeye devam ediyor.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:48
Bulanık’ta ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ projesiyle öğrenciler bilgilendirildi
MUŞ (İHA) – Muş’un Bulanık İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" projesi kapsamında Elmakaya İlk ve Ortaokulundaki öğrencilere eğitim verildi. Bulanık İlçe Sağlık Müdürlüğü, Elmakaya İlk ve Ortaokulunda öğrencilerle bir araya gelerek, "Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek" projesi kapsamında sağlıklı beslenmeden hijyene, acil durum bilgilerinden UMKE görevlerine kadar birçok konuda eğitim verdi. Etkinlikte sağlık ekipleri tarafından farklı istasyonlar kuruldu ve her istasyonda öğrenciler uygulamalı olarak bilgilendirildi. Program kapsamında öğrenciler, sağlıklı beslenme alışkanlıkları hakkında bilgilendirildi; meyve, sebze ve dengeli öğünlerin önemi anlatıldı. Ayrıca diş temizliği ve el yıkamanın sağlık üzerindeki etkileri, doğru yöntemler gösterilerek uygulamalı olarak öğretildi. Öğrenciler steteskop ve tansiyon aleti kullanımı ile ilgili temel bilgiler aldı; kalp atışlarını dinlemeyi ve tansiyon ölçmeyi öğrenerek sağlık ölçüm araçlarını tanıdı. Bu sayede çocuklar hem teorik hem de pratik olarak sağlık uygulamalarına hâkim oldu. Ayrıca programda 112 Acil Çağrı Hattı’nın doğru kullanımı hakkında bilgilendirmeler yapıldı. Öğrenciler, acil durumlarda kime, neyi ve nasıl bildirmeleri gerektiğini uygulamalı olarak öğrenerek acil çağrı farkındalığı kazandı. Etkinlikte UMKE (Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri) de tanıtıldı. Öğrencilere, UMKE ekiplerinin deprem, sel ve kaza gibi acil durumlarda görev alanları ve kurtarma faaliyetleri anlatıldı; ekiplerin halkın hayatını korumak için nasıl hazır beklediği uygulamalı olarak gösterildi. Programın sonunda öğrenciler, sağlık konulu şiirler okuyarak etkinliğe katılım sağladı ve öğrendiklerini paylaşmanın mutluluğunu yaşadı.
21 Kasım 2025 Cuma - 09:47
Okul başarısı sadece ders çalışmakla artmaz
Milyonlarca öğrenci ara tatil sonrası yeniden ders başı yaparken, Uzm. Dr. Ceren Hande Seyyar, çocuklarının okul başarısını artırmak isteyen ebeveynlerin genellikle takviyelere yöneldiğine dikkat çekti. Başarıyı sadece ders çalışmaya indirgememek, başarı için takviyelere sarılmamak gerektiğini belirten Uzm. Dr. Seyyar, "Uyku, etkili çalışma yöntemleri, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme ve stres yönetimi öğrenme sürecinde belirleyici faktörlerdir." dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Ceren Hande Seyyar, çocuklarının okul başarısını artırmak isteyen ailelere önemli uyarı ve önerilerde bulundu. Uzm. Dr. Seyyar, yeterli ve kaliteli uykunun, öğrenmenin en önemli destekçisi olduğunu, derin uykunun bilgilerin kalıcı hafızaya dönüşmesini sağladığını kaydetti. REM uykusunun yeni sinir yollarını güçlendirdiğini belirtti. "Ön beyin uykuda dinlenir; ertesi gün dikkat, planlama ve problem çözme becerileri artar," diyerek başarıda fiziksel aktivitenin, beslenmenin etkilerini anlattı. Beslenme, beyin fonksiyonlarını etkiliyor Çocukların okul başarısının sağlıklı ve dengeli beslenmeyle doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayan Dr. Seyyar, "Düzenli kahvaltı yapan çocuklar gün boyunca daha enerjik olur, dikkat dağınıklığı azalır. Protein, tam tahıllar, sebze, meyve ve omega-3 içeren gıdalar beyin fonksiyonlarını destekler. Ayrıca, kan şekeri dengesinin korunması yorgunluk ve motivasyon kaybını önler. Eiziksel aktivite de beynin oksijen ve glikoz seviyesini artırarak sinir hücrelerinin daha etkili çalışmasını sağlar. Düzenli egzersiz motivasyonu yükseltir, stres hormonu kortizolü düşürür ve uyku kalitesini artırır. " Etkili çalışma yöntemleriyle verim artıyor Öte yandan Uzm. DR. Seyyar, çocuğun okul başarısının artmasında stres yönetiminin ve sosyal desteğin önemine dikkat çekti. Seyyar, rutinler oluşturmanın, hedefler belirlemenin ve aile-öğretmen desteği almanın stresle başa çıkmayı kolaylaştırdığını söyledi. Seyyar, stresin kontrol altında tutulmasının, öğrenmeye odaklanmayı ve başarıyı artırdığını kaydetti. Uzm. Dr. Seyyar, etkili çalışma yöntemleriyle verimin daha da arttığını ifade etti. Ders çalışırken düzenli aralıklarla tekrar yapılmasının ve yazılı çalışmaların öğrenmeyi güçlendirdiğini ifade eden Dr. Seyyar, "Yazmak sadece motor belleği değil, anlamayı ve bilgiyi geri çağırmayı da destekler. Zamanlayıcı kullanmak ve çalışma rutini oluşturmak, derslerden maksimum verim alınmasını sağlar." diye konuştu. Takviyeleri yalnızca doktor taviyesiyle kullanın Ebeveynlerin çocuklarının akademik başarılarını artırmak için sıklıkla vitamin ve besin takviyelerine yöneldiğini vurgulayan Uzm. Dr. Seyyar, bu konuda dikkatli olunması gerektiğini ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Demir, B12 ve D vitamini eksiklikleri dikkat, hafıza ve öğrenmeyi olumsuz etkileyebilir. Ancak takviyeler yalnızca eksiklik durumunda ve doktor gözetiminde kullanılmalıdır. Omega-3 yağ asitlerinin bilişsel fonksiyonlar için önemli olduğu unutulmamalı. Balık tüketimi düşük olan çocuklarda bu destek dikkat ve hafıza üzerinde olumlu etkiler yaratabilir. Özetleyecek olursak okul başarısı yalnızca ders çalışmakla değil; uyku, beslenme, fiziksel aktivite, etkili çalışma ve stres yönetimiyle şekillenir. Çocuğun kendi ritmine uygun bir plan ve destekleyici bir ortam, uzun vadede hem başarıyı hem motivasyonu artırır."
21 Kasım 2025 Cuma - 09:39
Uzmanından uyarı: "Çatlak da bir kırıktır. İster ince bir ’saç teli’ çatlağı olsun, ister kemiğin tamamen ayrıldığı bir kırık olsun, her ikisi de ’kırık’ olarak tanımlanır"
Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Batu Ertan, "Çatlak da bir kırıktır. İster ince bir ’saç teli’ çatlağı olsun, ister kemiğin tamamen ayrıldığı bir kırık olsun, her ikisi de ’kırık’ olarak tanımlanır. Bu nedenle kemik bütünlüğünü bozan her türlü travma ciddiye alınmalıdır" dedi. Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Batu Ertan, kırık vakalarının dikkate alınması gerektiğini söyledi. Ertan, tatil döneminde çocuklarda kırık vakalarının arttığını belirterek, çocuklarda basit bir düşme olarak görülen travmaların kemiğin büyüme merkezi olan kıkırdaklara zarar vererek büyüme sürecini etkileyerek kalıcı sorunlara yol açabileceğini vurguladı. "Çocuk kemiği, bir yetişkin kemiğinin küçük bir kopyası değildir" Okulların ara tatile girmesiyle birlikte çocukların fiziksel aktivitelerinin artmasının oyun ve spor sırasında yaşanan düşmelerin de çoğalmasına neden olduğunu belirten Ertan, "Çocuk kemiği, bir yetişkin kemiğinin küçük bir kopyası değildir, kendine özgü bir yapısı ve maalesef kendine özgü riskleri vardır. Çocuk kemiğinin içeriği, bir yetişkinin sert ve daha kırılgan olan kemiğinden farklıdır. Bu esneklik, kemiğin kırılmak yerine bükülmesine neden olabilir. Bu durum, çocuklara özgü ’yaş ağaç kırığı’ ve ’torus kırığı’ isimleri verilen iki tipik kırık modelini ortaya çıkarır. Yaş ağaç kırığında kemiğin bir tarafı bükülürken, gerilime maruz kalan diğer tarafı kırılır. Torus kırığı ise genellikle el bileği gibi bölgelerde, düşme sırasında oluşan baskı kuvvetiyle kemiğin bir tarafında ‘çökme/kabarma’ şeklinde görülür" şeklinde konuştu. "Bir yetişkinde aynı düşme bağ yırtılmasına neden olabilirken, bir çocukta bu kuvvet büyüme plağı yaralanmasına yol açabilir" Büyüme kıkırdağı konusunda ebeveynleri uyaran Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Batu Ertan, "Uzun kemiklerin uçlarında, eklemlere yakın bölgelerde bulunan ve kemiğin uzamasını sağlayan kıkırdak plaklardır. Çocuk kemiklerinin büyüme merkezi olan bu kıkırdak yapılar, bir travma anında kemiğin güçlü bağlarından daha zayıftır. Bir yetişkinde aynı düşme bağ yırtılmasına neden olabilirken, bir çocukta bu kuvvet büyüme plağı yaralanmasına yol açabilir. Bu yaralanmalar, kemiğin gelecekteki şeklini ve uzunluğunu belirlediği için acil ve doğru müdahale gerektirir. Bu bölgedeki bir hasar fark edilmez veya yanlış tedavi edilirse, büyüme plağı kısmen veya tamamen durabilir. Bu durum, o uzvun diğer tarafa göre kısa kalmasına veya kemiğin yanlış bir açıyla büyüyerek eğri olmasına neden olabilir" diye konuştu. "Çocuk kırıklarının büyük çoğunluğu alçı veya atel gibi yöntemlerle başarıyla tedavi edilebilir" Ertan, ebeveynler arasındaki en yaygın ve tehlikeli yanılgılardan birinin ‘çatlak’ ve ‘kırık’ ayrımı olduğunu vurgulayarak, "Çatlak da bir kırıktır. İster ince bir ’saç teli’ çatlağı olsun, ister kemiğin tamamen ayrıldığı bir kırık olsun, her ikisi de ’kırık’ olarak tanımlanır. Bu nedenle kemik bütünlüğünü bozan her türlü travma ciddiye alınmalıdır. Özellikle küçük yaş grubundaki çocuklar ağrıyı tam olarak tarif edemeyeceği için kullanmaktan kaçındıkları, dokunmaya karşı hassasiyet gösterdikleri, belirgin şekil bozuklukları, şişlik, morarma ve devam eden ağrı fark edildiğinde bir uzmana başvurulmalı. Çocuk kırıklarının büyük çoğunluğu cerrahiye gerek kalmadan, alçı veya atel gibi yöntemlerle başarıyla tedavi edilebilir. Çocuklarımızın düşmesini veya yaralanmasını tamamen engellememiz mümkün değil. Ancak doğru gözlemi yaparak ve şüphelendiğimizde vakit kaybetmeden bir ortopedi ve travmatoloji uzmanına başvurarak, bu yaralanmaların çocuğumuzun gelecekteki sağlığını etkilemesinin önüne geçebiliriz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder