SAĞLIK
Bahar aylarında çocuk sağlığı için dikkat zamanı 23 Mart 2026 Pazartesi - 16:49:09 Mevsim geçişlerinde çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklar artış gösterebiliyor. Uzmanlar, ebeveynlerin belirtileri yakından takip etmesi ve günlük alışkanlıklara özen göstermesinin önemine dikkat çekiyor. Mevsim geçişleriyle birlikte çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonları ve ateşli hastalıklarda artış gözlenebiliyor. Özel Adatıp Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Erbil Sak, bahar aylarında çocuk sağlığında dikkat edilmesi gereken konulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Sak, hava sıcaklıklarındaki ani değişimlerin ve artan polen yoğunluğunun çocukları etkileyebildiğini belirterek, "Mevsim geçişlerinde özellikle soğuk algınlığı, boğaz enfeksiyonları, öksürük ve ateş gibi şikâyetler daha sık görülebiliyor. Bağışıklık sistemi bu dönemde daha hassas hale gelebilir. Uzun süren öksürük, yüksek ateş, halsizlik ve iştahsızlık gibi durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. Erken dönemde yapılan muayene sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar" dedi. "Günlük alışkanlıklar önemli rol oynar" Bahar aylarında çocukların sağlığını korumak için düzenli uyku, dengeli beslenme ve yeterli sıvı tüketiminin önemine dikkat çeken Uzm. Dr. Sak, "Hijyen alışkanlıklarının sürdürülmesi ve çocukların dinlenmesine özen gösterilmesi bu dönemde koruyucu bir yaklaşım olabilir. "Bazı çocuklar bu süreci hafif geçirirken, bazıları daha sık enfeksiyon yaşayabilir. Bu nedenle belirtiler bireysel olarak değerlendirilmelidir" diye konuştu.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:48 DEHB çocukların okul ve sosyal hayatını etkileyebiliyor Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) çocukların hem akademik başarısını hem de sosyal ilişkilerini olumsuz etkileyebileceğini belirten Psikolog İrem Güler, "Sosyal ilişkilerde dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu’nun (DEHB) yalnızca çocukluk dönemine özgü bir durum olmadığına dikkat çekiliyor. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Psikolog İrem Güler, bu nörogelişimsel tablonun ergenlik ve yetişkinlikte de devam edebileceğini, ancak doğru tanı ve çok yönlü destekle bireylerin yaşam kalitesinin belirgin şekilde artırılabileceğini vurguladı. "DEHB dikkat, dürtü ve aktiviteyi etkileyen bir durumdur" DEHB’nin dikkat süreçlerini, dürtü kontrolünü ve aktivite düzeyini etkileyen bir durum olduğunu belirten Güler, "DEHB; yalnızca çocuklara özgü değildir, pek çok bireyde ergenlik ve yetişkinlik döneminde de varlığını sürdürür. Tanı için belirtilerin genellikle 12 yaşından önce başlaması beklenir ancak her zaman bu dönemde fark edilmeyebilir" diye konuştu. "‘Çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" DEHB’nin belirtilerinin dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik olmak üzere üç ana başlıkta toplandığını ifade eden Güler, "Dikkatini sürdürmekte zorlanma, sık hata yapma, eşyaları kaybetme ve görevleri organize edememe dikkat alanındaki güçlükler arasındadır. Hiperaktivite yerinde duramama ya da içsel huzursuzluk şeklinde ortaya çıkabilir. Dürtüsellik ise söz kesme, sırasını bekleyememe ve sonuçlarını düşünmeden hareket etme gibi davranışlarla kendini gösterir. Her bireyde aynı belirtiler görülmeyebilir. Dikkat eksikliği ile hiperaktivite her zaman birlikte görülmez. Bu nedenle ‘çok hareketli değilse DEHB değildir’ düşüncesi doğru değildir" açıklamasında bulundu. "Okul başarısı ve sosyal ilişkiler etkilenebilir" DEHB’nin akademik performansı dolaylı olarak etkileyebileceğini aktaran Güler, "Dikkatini sürdürememe, ödevleri organize edememe ve zaman yönetiminde zorlanma notlara yansıyabilir. Sosyal ilişkilerde ise dürtüsellik nedeniyle akran ilişkilerinde sorunlar yaşanabilir. Ancak doğru destekle çocuklar hem akademik hem de sosyal alanlarda önemli gelişmeler gösterebilir" dedi. "Tanı süreci çok yönlü değerlendirme gerektirir" Güler, tanının tek bir teste dayanmadığını vurgulayarak "Tanı süreci uzman tarafından yürütülür. Gelişim öyküsü, aile ve öğretmen gözlemleri ile belirtilerin birden fazla ortamda görülüp görülmediği birlikte değerlendirilir. Bazı durumlarda bilgisayar tabanlı testler de süreci desteklemek amacıyla kullanılabilir" şeklinde konuştu. Tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Güler, şu bilgileri paylaştı: "İlaçlar dikkat ve dürtü kontrolünü düzenlerken, psikolojik destek bireye zaman yönetimi ve başa çıkma becerileri kazandırır. Hafif durumlarda yalnızca psikolojik destek yeterli olabilirken, orta ve ağır vakalarda iki yöntemin birlikte uygulanması daha etkili sonuçlar verir." Ailelere önemli uyarılar Ebeveynlerin ev ortamında sağlayacağı düzenin önemine dikkati çeken Güler, "Tutarlı bir günlük rutin oluşturmak, görevleri küçük parçalara bölmek, görsel hatırlatıcılar kullanmak ve çocuğun başarılarını takdir etmek motivasyonu artırır. Ekran süresinin sınırlandırılması ve düzenli uyku alışkanlığı da belirtilerin kontrolünde önemli rol oynar" ifadelerini kullandı. DEHB’li bireylerin güçlü yönlerine de değinen Güler, "Bu bireyler ilgi duydukları alanlarda yoğun odaklanma geliştirebilir. Hızlı problem çözme ve farklı düşünme becerileri sık görülen özellikler arasındadır. Doğru destekle bu özellikler önemli bir avantaja dönüşebilir" diye konuştu. Toplumda DEHB ile ilgili yanlış bilgilerin yaygın olduğunu söyleyen Güler, "DEHB tembellik ya da yaramazlık değildir. Nörobiyolojik temelli bir durumdur. ‘Sadece çocuklarda görülür’ ya da ‘ilaçlar çocuğu robotlaştırır’ gibi yanlış inanışlar, bireylerin destek almasını geciktirebilir" ifadelerine yer verdi. Güler, doğru tanı ve uygun destekle DEHB’li bireylerin hem eğitim hem de sosyal yaşamda başarılı ve üretken bireyler olabileceğinin altını çizdi.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:17 Alanya’da bayram tatili süresince 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunuldu Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Ramazan Bayramı tatili süresince Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti sunulduğunu açıkladı. Bayram tatili süresince hastanede verilen sağlık hizmetlerini değerlendiren Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, "Arife günü de dâhil olmak üzere bayram tatili boyunca bin 221 sağlık personelimizle birlikte; Acil Servis, ameliyathane, yoğun bakım, doğumhane, diyaliz ve tüm yataklı servislerimizde kesintisiz sağlık hizmeti sunduk’’ dedi. 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildi Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bayram tatili boyunca 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verildiğini aktaran Karakuş ‘’Bayram tatilinde Acil Servis’te 3 bin 768 hastaya sağlık hizmeti verirken, 81 hastamızın ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Ayrıca 121 hastamızın yatışı yapılarak tedavilerine yataklı servislerimizde devam edildi. Bu süreçte 4 bebeğimiz hastanemizde dünyaya gözlerini açtı ve ailelerinin mutluluğuna ortak olduk. 86 hastamıza diyaliz hizmeti verilirken, 5 hastamıza da anjiyo işlemi uygulandı. Yönetim ekibimiz, bayram süresince görev yapan sağlık personelimizle koordineli bir şekilde çalışarak hasta yoğunluğuna göre gerekli planlamaları ve takviyeleri gerçekleştirdi. Sağlık tesisimiz ve birimlerimiz yerinde incelenerek hizmetlerin aksamaması sağlandı. Bu yoğun süreçte büyük bir özveri ve ekip ruhuyla çalışan, Ramazan Bayramı’nı hastalarımızla birlikte geçirerek kesintisiz sağlık hizmeti sunan tüm meslektaşlarıma ve sağlık çalışanlarımıza şahsım ve vatandaşlarımız adına teşekkür ediyorum. Tedavisi devam eden hastalarımıza da acil şifalar diliyorum" ifadesini kullandı.
23 Mart 2026 Pazartesi - 16:07 "Mevsimsel grip sanılıyor, kronik astıma dönüşebiliyor" Karadeniz Bölgesi’nde artan nem ve hava değişimlerinin alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz Bölgesi’nde son yıllarda artış gösteren alerjik solunum yolu hastalıklarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Bölgenin nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsünün alerjik hastalıkları tetiklediğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, özellikle geçmeyen solunum şikayetlerinin mevsimsel hastalıklarla karıştırılmaması gerektiğini vurguladı. Karadeniz’in iklim özelliklerinin alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" şeklinde konuştu. "Belirtiler grip ile karıştırılmamalı" Alerjik hastalık belirtilerinin çoğu zaman grip ile karıştırıldığını dile getiren Uzm. Dr. Uluışık, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetler mevsimsel grip ile karıştırılmamalıdır" ifadelerine yer verdi. Bu tür şikayetlerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtiler sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Bu belirtiler alerjik astımın habercisi olabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşebilir" Alerjik hastalıkların ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, "Erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor. Özellikle risk grubunda yer alan bireylerin dikkatli olmalı ve düzenli kontrollerini aksatmamalı" diye konuştu. "Polen, nem ve ev tozu en önemli tetikleyiciler" Uzm. Dr. Uluışık, bahar aylarında artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğine dikkat çekerek, "Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğu, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarları hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer alıyor" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklardan korunmak için bazı önlemlerin alınması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Uluışık, "Risk grubundaki kişilerin sigara dumanından uzak durmaları, yaşam alanlarını düzenli havalandırmaları ve kontrollerini aksatmamaları önemlidir" ifadelerine yer verdi. "Erken tanı ile kontrol mümkün" Alerjik hastalıkların erken tanı ile kontrol altına alınabileceğini belirten Uzm. Dr. Uluışık, şu ifadelere yer verdi: "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür. Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin."
Kışın görünmeyen tehdit: soğuk hava ve kirlilik KOAH’ı tetikliyor
21 Kasım 2025 Cuma - 09:37 Kışın görünmeyen tehdit: soğuk hava ve kirlilik KOAH’ı tetikliyor Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem İliaz, KOAH’ın kış aylarında daha agresif bir seyir izlediğine dikkat çekerek bu dönemde vakalarda artış olduğunu söyledi. Soğukların ve hava kirliliğinin KOAH’ı doğrudan tetiklediğini vurgulayan Prof. Dr. İliaz, "Soğuk hava, hava yollarını daraltıp tahriş ederek solunumu zorlaştırır. Bu nedenle özellikle KOAH ve astım hastaları için kış aylarında nefes almak çok daha güç bir hâle gelir" dedi. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Sinem İliaz, Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kişinin yaşam konforunu sessizce daraltan, uzun soluklu bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Merdiven çıkmak, kısa bir yürüyüş yapmak ya da birkaç dakika sohbet etmenin bile zamanla büyük bir çabaya dönüşebileceğine aktaran Prof. Dr. Sinem İliaz, KOAH’ın kış aylarında daha agresif hale geldiğini ve bunun da şikayetlerde artışa neden olduğunu söyledi. Soğuk hava, KOAH ve astım olanları tetikiliyor Soğuk algınlığı ve kirliliğin KOAH için en kötü kombinasyonu olduğunu belirten Prof. Dr. Sinem İliaz, sözlerini şöyle sürdürdü; "Soğuk hava solunduğunda, akciğerlerdeki hava yolları tıpkı yoğun trafikte sinirlenen insanlar gibi tepki verir: Tahriş olur, daralır ve nefes almak zorlaşır. Soğuk hava, KOAH, astım veya hassas hava yolları olan kişilerde öksürüğü tetikler, hırıltılı solunuma ve nefes darlığına neden olur. Balgam üretimini artırır, bu da hava yollarını tıkar ve nefes almayı daha da güçleştirir. Sıcaklık inversiyonu sırasında soğuk hava yere çökerken, sıcak hava yukarıda kalıyor. Bu nedenle alttaki soğuk hava yükselemiyor ve toz, duman, egzoz gibi kirleticiler yer seviyesinde hapsoluyor. Böyle bir ortamda dışarıda sadece kirli havayı değil, saatlerce hatta günlerce havada asılı kalan yoğun ve bayat bir kirliliği solumuş oluyoruz. KOAH hastalarının zaten hassas olan akciğerleri bu yükü taşıyamaz, hastalığı alevlendirir ve yatışlara yol açabilir." Viral enfeksiyonlar tabloyu dahada kötüleştiriyor Kış aylarında KOAH hastaları için sıradan bir gribin bile ciddi bir sorun haline gelebileceğini söyleyen Prof. Dr. İliaz, kışın viral enfeksiyonların belirgin şekilde arttığını belirterek şu uyarıda bulundu; "Viral enfeksiyonlar KOAH’ta akut alevlenmelere neden olabilir. Bu durum, hastanın günlük şikâyetlerinin aniden çok daha kötüleşmesi anlamına gelir. Soğuk havalarda pencereleri kapatıp, ısıtıcıları çalıştırıyoruz hatta odaları yeterince havalandırmıyoruz. Toz akarları, bu tarz havasız ortamlarda daha rahat çoğalıyor. Yemek pişirme, tütsü veya yanlış ısıtıcı kullanımları da semptomları şiddetlendiriyor" ifadelerini kullandı. Dumanlı ve sisli havalarda dışarı çıkmayın Prof. Dr. İliaz, kışın KOAH’ın kötüleşmemesi için yapılması gerekenleri de sıraladı; -Her yıl kış başlamadan önce grip aşısı yaptırın, zatürre (pnömokok) aşısını ihmal etmeyin. -Güneş doğduktan sonra hava ısındıktan sonra dışarı çıkın. -Maske veya atkı kullanın. Burnunuzun etrafını kapatmak, soluduğunuz havayı ciğerlere ulaşmadan önce ısıtır ve hava yollarına ‘yumuşak bir iniş’ sağlar. -Hava sisli veya dumanlıysa yürüyüşe çıkmayın.
Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uzmanlar uyarıyor
21 Kasım 2025 Cuma - 09:16 Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uzmanlar uyarıyor Mevsim geçişlerinin solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görüldüğü dönemler olduğunu belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava değişimlerine hazırlıksız yakalanmanın hastalık riskini arttırdığını söyledi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar ile akciğer hastalarının daha dikkatli olması gerektiğine dikkat çekerek, soğuk hava, ıslanma ve rüzgâra maruz kalmanın solunum yollarındaki bakterilerin yerleşmesini kolaylaştırdığını ve enfeksiyon riskini artırdığını, çeşitli bilimsel çalışmaların da bu durumu desteklediğini kaydetti. Mevsim geçişlerinde basit önlemlerle enfeksiyon riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Özlü, "Mevsim geçişleri, solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görüldüğü dönemlerdir. Bunun nedeni, insanların hava değişimlerine hazırlıksız yakalanmasıdır. Sabah evden çıkarken hava soğuk göründüğü için kat kat giyiniriz; ancak öğleye doğru hava ısınır ve terleriz. Ya da tam tersi olur: Hava sıcak görünür, ince bir kıyafetle dışarı çıkarız ama birden soğur, yağmur başlar, üşür ve ıslanırız. Bu nedenle mevsim geçişlerinde çok dikkatli olmak gerekir. Özellikle kronik hastalığı olanların ve akciğer hastalarının kendilerini koruması çok önemlidir. Soğuk hava, ıslanma ve rüzgâra maruz kalma durumu, solunum yollarındaki bakterilerin yerleşmesini ve enfeksiyon oluşumunu kolaylaştırabilir. Bu konuda yapılmış çalışmalar da bunu desteklemektedir. Bu yüzden bu dönemlerde daha tedbirli olmak gerekmektedir. Havaya uygun giyinmek, en azından hazırlıklı olmak önemlidir. Hava sıcaksa kalın giyinmeyi önermiyoruz ancak havanın aniden soğuyabileceğini göz önünde bulundurarak yanınıza bir kazak veya mont almak faydalı olur" dedi. "Bol sıvı tüketimi çok önemli" Bol sıvı tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Özlü, "Bol sıvı tüketilmesi özellikle gribal enfeksiyonlar ve solunum yolu enfeksiyonlarında çok önemlidir. Bitkisel çaylar, uygun şekilde demlendiğinde boğazı rahatlatıcı ve öksürüğü azaltıcı etki gösterebilir. Bal da öksürük üzerinde rahatlatıcı etkiye sahip olduğundan, doğal bal ile hazırlanan bitkisel çaylar tüketilebilir. Ancak içeceklerin çok sıcak olmamasına dikkat etmek gerekir; aşırı sıcak içecekler boğazı tahriş edebilir. Ayrıca bitkisel çayları da aşırıya kaçmadan, ölçülü şekilde tüketmek uygun olur" diye konuştu.
Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uzmanlar uyarıyor
21 Kasım 2025 Cuma - 09:14 Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına karşı uzmanlar uyarıyor Mevsim geçişlerinin solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görüldüğü dönemler olduğunu belirten Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, hava değişimlerine hazırlıksız yakalanmanın hastalık riskini arttırdığı söyledi. Prof. Dr. Tevfik Özlü, mevsim geçişlerinde sabah ve öğle saatleri arasında yaşanan sıcaklık farklarının, yanlış giyim tercihlerine yol açtığını belirterek "Sabah evden çıkarken hava soğuk göründüğü için kat kat giyiniriz; ancak öğleye doğru hava ısınır ve terleriz. Ya da tam tersi olur: Hava sıcak görünür, ince bir kıyafetle dışarı çıkarız ama birden soğur, yağmur başlar, üşür ve ıslanırız. Bu nedenle mevsim geçişlerinde çok dikkatli olmak gerekir" dedi. Özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar ile akciğer hastalarının daha dikkatli olması gerektiğine dikkat çeken Özlü, soğuk hava, ıslanma ve rüzgâra maruz kalmanın solunum yollarındaki bakterilerin yerleşmesini kolaylaştırdığı ve enfeksiyon riskini artırdığı ifade ederek çeşitli bilimsel çalışmaların da bu durumu desteklediği kaydetti. Mevsim geçişlerinde basit önlemlerle enfeksiyon riskinin önemli ölçüde azaltılabileceğini belirten Özlü, "Mevsim geçişleri, solunum yolu enfeksiyonlarının en sık görüldüğü dönemlerdir. Bunun nedeni, insanların hava değişimlerine hazırlıksız yakalanmasıdır. Sabah evden çıkarken hava soğuk göründüğü için kat kat giyiniriz; ancak öğleye doğru hava ısınır ve terleriz. Ya da tam tersi olur: Hava sıcak görünür, ince bir kıyafetle dışarı çıkarız ama birden soğur, yağmur başlar, üşür ve ıslanırız. Bu nedenle mevsim geçişlerinde çok dikkatli olmak gerekir. Özellikle kronik hastalığı olanların ve akciğer hastalarının kendilerini koruması çok önemlidir. Soğuk hava, ıslanma ve rüzgâra maruz kalma durumu, solunum yollarındaki bakterilerin yerleşmesini ve enfeksiyon oluşumunu kolaylaştırabilir. Bu konuda yapılmış çalışmalar da bunu desteklemektedir. Bu yüzden bu dönemlerde daha tedbirli olmak gerekmektedir. Havaya uygun giyinmek, en azından hazırlıklı olmak önemlidir. Hava sıcaksa kalın giyinmeyi önermiyoruz ancak havanın aniden soğuyabileceğini göz önünde bulundurarak yanınıza bir kazak veya mont almak faydalı olur" dedi. "Bol sıvı tüketimi çok önemli" Bol sıvı tüketiminin çok önemli olduğuna dikkat çeken Özlü, "Bol sıvı tüketilmesi özellikle gribal enfeksiyonlar ve solunum yolu enfeksiyonlarında çok önemlidir. Bitkisel çaylar, uygun şekilde demlendiğinde boğazı rahatlatıcı ve öksürüğü azaltıcı etki gösterebilir. Bal da öksürük üzerinde rahatlatıcı etkiye sahip olduğundan, doğal bal ile hazırlanan bitkisel çaylar tüketilebilir. Ancak içeceklerin çok sıcak olmamasına dikkat etmek gerekir; aşırı sıcak içecekler boğazı tahriş edebilir. Ayrıca bitkisel çayları da aşırıya kaçmadan, ölçülü şekilde tüketmek uygun olur" diye konuştu. (BK-ÖS-Y)
Muğla’da Zeytinyağı bilinci çocuk yaşta filizleniyor
20 Kasım 2025 Perşembe - 17:48 Muğla’da Zeytinyağı bilinci çocuk yaşta filizleniyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, ‘Geleceğin Tadımcılarını Yetiştiriyoruz’ projesi kapsamında ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik zeytinyağı eğitimlerini sürdürüyor. Doğaya duyarlı, kaliteli üretime dayalı bir bilinç oluşturmayı amaçlayan proje, Muğla Ticaret Borsası Duyusal Analiz Laboratuvarında düzenlenen uygulamalı eğitimlerle hayata geçiriliyor. Muğla Ticaret Borsası ve Zeytin Dostu Derneği ile ortaklaşa düzenlenen eğitimlerde öğrencilere zeytin ağacının önemi, doğru zeytinyağı üretim süreçleri, kaliteli zeytinyağının sağlık üzerindeki etkileri ve doğru tadım teknikleri anlatıldı. Ayrıca kaliteli ve kusurlu zeytinyağının ayrımını yapmalarına yardımcı olmak amacıyla tadım uygulamaları gerçekleştirildi. Her ay ücretsiz eğitim imkânı Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen eğitimler, talep doğrultusunda her ay ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor. Kurumsal, bireysel ve grup katılımlarına açık olan eğitimlere başvurular Büyükşehir Belediyesi web sitesinin etkinlikler bölümünden ya da 444 48 01 numaralı çağrı merkezinden yapılabiliyor. Zeytin Dostu Derneği Duyusal Analiz Panelleri Lideri Eczacı Atilla Totoş ise zeytinyağı bilincinin çocuk yaşta kazandırılması gerektiğini belirterek, "Bu eğitimleri zeytinyağı ile ilgili toplumsal bilincin yükselmesi için veriyoruz. Kusursuz zeytinyağının yararlarına ancak doğru bilgiyle ulaşılabilir. Çocuklar öğrenme çağında oldukları için en doğru bilgiye ilk ağızdan ulaşmaları çok değerli. Türkiye’nin en kıymetli zeytin bölgelerinden birindeyiz ve ürünün değerini artırmak için çalışıyoruz. Büyükşehir Belediyesi ve Ticaret Borsası bu süreçte önemli destek veriyor" dedi. Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Ziraat Mühendisi Birben Öz Yılmaz, "Öğrencilerimize doğru zeytinyağı üretimini, zeytinyağının sağlık açısından önemini ve kaliteli-kalitesiz yağın ayrımını uygulamalı olarak öğretiyoruz. Amacımız gelecekte doğaya duyarlı, kaliteli üretim bilincine sahip nesiller yetiştirmek" Başkan Aras: "Muğla’nın Zeytinyağı kültürünü geleceğe taşıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla, binlerce yıllık zeytin kültürüyle Anadolu’nun en kadim üretim merkezlerinden biridir. Zeytinyağı sadece bir gıda değil, bu coğrafyanın yaşam biçimidir. Çocuklarımızın üretim süreçlerini doğru öğrenmesi, kaliteli zeytinyağını tanıması ve doğaya duyarlı bir bilinçle yetişmesi bizim için büyük değer taşıyor. ‘Geleceğin Tadımcıları’ projesiyle aslında zeytinin geleceğini, yani Muğla’nın geleceğini koruyoruz. Bu iş birliğine katkı sunan tüm kurum ve uzmanlarımıza teşekkür ediyorum"
Muğla Büyükşehir Belediyesi ücretsiz HPV aşısı başvurusu başladı
20 Kasım 2025 Perşembe - 17:36 Muğla Büyükşehir Belediyesi ücretsiz HPV aşısı başvurusu başladı Muğla Büyükşehir Belediyesi, toplum sağlığının korunması ve gelecek nesillerin daha sağlıklı şartlarda yetişmesi amacıyla koruyucu sağlık hizmetlerine yönelik çalışmalarını kararlılıkla sürdürüyor. Önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkan Rahim ağzı kanseri, son yıllarda HPV (İnsan Papilloma Virüsü) kaynaklı vakaların artış göstermesiyle birlikte daha fazla gündeme gelirken, Büyükşehir Belediyesi 9-45 yaş aralığındaki bireylere yönelik ücretsiz aşı uygulamasını hayata geçirdi. Büyükşehir’den Ttplum sağlığı için kararlı adımlar Rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısından yararlanmak isteyen ve başvuru şartlarını taşıyan vatandaşların gerekli belgelerle birlikte Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü’nün ilçe hizmet birimlerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Detaylı bilgi almak isteyenler, 444 48 01 numaralı Muğla Büyükşehir Belediyesi Çağrı Merkezinden destek alabilir. HPV nedir? HPV (İnsan Papilloma Virüsü), cilt ve mukozalarda enfeksiyona neden olabilen bir virüs türüdür. Bazı türleri, rahim ağzı başta olmak üzere çeşitli kanser türleriyle ilişkilendirilmektedir. HPV aşısı, bu virüsün neden olduğu ciddi hastalıklara karşı koruma sağlamaktadır. Başkan Aras: "HPV Aşısı Konusunda Toplumsal Bilinç Oluşturarak Vatandaşlarımızın Sağlığını Korumayı amaçlıyoruz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Halk sağlığını tehdit eden hastalıklara karşı koruyucu hizmetler sunmak, yerel yönetim anlayışımızın en önemli unsurlarından biridir. Bu doğrultuda, rahim ağzı kanserine karşı koruma sağlayan HPV aşısı uygulamasını başlatarak özellikle genç kuşakların sağlığını güvence altına almayı hedefliyoruz. Son yıllarda HPV kaynaklı kanser vakalarındaki artış, bu alanda farkındalık çalışmalarını ve koruyucu sağlık hizmetlerini daha da önemli hale getirmiştir. Biz de hem bu konuda toplumsal bilinç oluşturmak hem de vatandaşlarımızın sağlığını korumak amacıyla ücretsiz HPV aşısı uygulamamızı hayata geçirdik. Uygulamamızda başvurular devam ediyor. Tüm vatandaşlarımızı, sağlıklı bir gelecek için bu fırsattan yararlanmaya davet ediyorum" dedi.
5 dakikalık kontrol hayatını değiştirebilir
20 Kasım 2025 Perşembe - 16:23 5 dakikalık kontrol hayatını değiştirebilir Akciğer kanseri erken evrede teşhis edildiğinde tamamen iyileşme şansının oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Didar Tekeli Yazıcı, 5 dakikalık kısa kontrollerin insan hayatını değiştirebildiğini belirtti. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında açıklamalarda bulunan Uzm. Dr. Yazıcı, akciğer kanserinin dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kanser türü olduğunu belirtti. Oldukça sinsi ilerlediği için çoğu zaman geç fark edilmediğine dikkat çeken Yazıcı, "En önemli risk faktörü tütün ürünleridir. Akciğer kanserinin yüzde 85’i tütün ile ilişkilidir. Bunun yanı sıra pasif içiciler, hava kirliliğine maruz kalanlar, asbest veya radon gazı maruziyeti olan kişiler de risk de risk altındadır. Yani tütün ürünleri içmiyor olmak tamamen güvenli olduğumuz anlamına gelmez" şeklinde konuştu. Belirtiler genellikle hafif başladığını vurgulayan Yazıcı, "Geçmeyen öksürükler, balgamda kan görülmesi, nefes darlığı, sırt ağrıları, göğüs ağrıları, açıklanamayan kilo kayıpları olabilir. Şikâyetleri mevsimsel veya sigara kaynaklı deyip, geçiştirmemek gereklidir. Çünkü bu belirtiler hastalığın erken evre habercileri olabilir. Günümüzde tıbbın ilerlemesi ile birlikte tanı için çeşitli görüntüleme yöntemlerimiz var. Şüphe dahilinde ve hastanın akciğer grafisinde uyumlu belirtiler varlığında hastalarımıza tomografi kontrolleri yapmaktayız. Bu kontroller sayesinde hastalarımız daha erken tanı alabilmektedir. Bu da tedavi başarısını ve hastaların yaşam süresini ciddi şekilde arttırmaktadır" dedi. Özellikle 55 yaş üzeri ve uzun süre sigara içmiş bireylerde erken kontroller oldukça kıymetli olduğunun altını çizen Yazıcı, "Polikliniklerimizde geç kalmanın verdiği üzüntüyü yaşayan hastalarımızı görüyoruz. Hâlbuki yalnızca 5 dakikalık kısa kontroller bir insanın hayatını değiştirebiliyor. Akciğer kanserinden korunmak için tütün ürünlerinden uzak duralım ve vücudumuzdaki değişiklikleri önemseyelim. Akciğer Kanseri Farkındalık Ayı olan bu ayda kendimiz ve sevdiklerimiz için yeni bir başlangıca dönüştürelim. Unutmayalım ki erken tanı hayat kurtarır" diye konuştu.
Medical Point Gaziantep’ten ’Dünya Çocuk Hakları Günü’ne özel etkinlik
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:21 Medical Point Gaziantep’ten ’Dünya Çocuk Hakları Günü’ne özel etkinlik Medical Point Gaziantep Hastanesi, 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü kapsamında anlamlı bir etkinlik düzenledi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Engelsiz Yaşam Merkezi’nde düzenlenen programda çocuklar için çeşitli aktiviteler gerçekleştirildi, farkındalık çalışmaları yapıldı. Etkinlikte çocuklar hem eğlendi hem de hakları konusunda bilgilendirildi. Uzman ekip tarafından hazırlanan atölyelerde çocukların kendilerini ifade etmeleri, özgüvenlerinin desteklenmesi ve sosyal etkileşimlerinin artırılması hedeflendi. "Gerektiğinde aşılarına ulaşabilmeli ve güvenli bir aile ortamında büyümesi sağlanmalıdır" Etkinlikle ilgili konuşan Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Kilim, "Bugün burada 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü nedeniyle bir araya geldik. Çocuk hakları dediğimiz kavram, her çocuğun güven, sevgi ve saygı dolu bir ortamda büyüme hakkına sahip olması demektir. Bu hak, dil, din, ırk ayrımı olmaksızın tüm dünya çocukları için geçerlidir. Bir çocuk, sağlık hizmetine rahatlıkla ulaşabilmeli; hem hastalık döneminde hem de sağlıklı olduğu zamanlarda düzenli takipleri yapılmalıdır. Gerektiğinde aşılarına ulaşabilmeli ve güvenli bir aile ortamında büyümesi sağlanmalıdır. Eğitim, oyun, sevgi ve beslenme gibi temel ihtiyaçlar birer hak olup, kesinlikle lütuf değildir. Biz çocuk hekimleri olarak her çocuğun sağlığı, güvenliği ve mutluluğu için çalışıyoruz. Ancak en büyük sorumluluk ailelerimizle birliktedir. Çocukların güven, sevgi ve huzur içinde büyümesi, fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının zamanında fark edilip gerekli desteğin verilmesi hayati önem taşır" dedi. "Bugün burada, geleceğimizin mimarı olan çocuklarımız için toplandık" Etkinlikle konuşan Uzman Dr. Öznur Kademli ise, "Bugün burada, geleceğimizin mimarı olan çocuklarımız için toplandık. 20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü, yalnızca bir kutlama değil, yetişkinlerin sorumluluklarını hatırlaması için önemli bir farkındalık günüdür. Bir çocuk; dili, dini, ırkı veya ekonomik durumu ne olursa olsun yaşama, korunma ve iyi bir geleceğe sahip olma hakkına sahiptir. Biz çocuk hekimleri olarak sahada bunun en yakın tanıklarıyız. Her çocuğun hak ettiği şartlarda büyüyebilmesi için elimizden geleni yapmaya devam ediyoruz" diye konuştu. Medical Point Gaziantep Hastanesi yetkilileri, çocukların her alanda eşit haklara sahip olduğunu vurgulayarak bu tür farkındalık faaliyetlerinin devam edeceğini belirtti.
Öğrencilere ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi
20 Kasım 2025 Perşembe - 15:09 Öğrencilere ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi Denizli İl Sağlık Müdürlüğü ve Denizli İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle 17-23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında Zübeyde Hanım Anaokulu öğrencilerine ağız ve diş sağlığı taraması yapıldı. Öğrencilere eğitim verilerek ağız ve diş sağlığının önemine vurgu yapıldı. 17-23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası’nda çocuklara diş fırçalama alışkanlığını kazandırmak, erken yaşlarda ağız ve diş sağlığının önemini anlamalarını sağlamak amacıyla Zübeyde Hanım Anaokulu’nda etkinlik düzenlendi. Denizli İl Sağlık Müdürü Uz.Dr. Berna Öztürk, İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan, öğretmenler ve öğrencilerin katıldığı etkinlikte Diş Hekimi Fethiye Çelik tarafından öğrencilere ağız ve diş bakımının nasıl yapılacağı, doğru diş fırçalama teknikleri konusunda bilgi verildi. Diş maketi üzerinde diş fırçalamanın nasıl yapılacağını öğrenen minik öğrenciler, hem eğlendi, hem de merak ettikleri soruları sordu. Etkinlik sonunda açıklama yapan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk; koruyucu diş hekimliği uygulamalarının güçlendirilmesinin ve toplumun ağız bakımı konusunda bilinçlendirilmesinin diş çürüğü ve diş eti hastalıklarının önlenmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Öztürk; "Toplumda ağız ve diş sağlığı bilincini artırmak, koruyucu diş hekimliği hizmetlerini teşvik etmek, çocuklarda erken yaşta ağız bakım alışkanlığı kazandırmak, ağız-diş sağlığının genel sağlık üzerindeki etkileri hakkında farkındalık oluşturmak amacıyla ülkemizde 17-23 Kasım Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası olarak kutlanmaktadır. İlimizde de Denizli İl Sağlık Müdürlüğü olarak koruyucu ağız ve diş sağlığı hizmetleri kapsamında anasınıfı, 1., 2., 3. ve 4. Sınıf öğrencilerine Ağız ve Diş Sağlığı farkındalık eğitimleri verilmektedir. Bu kapsamda 2025 yılı içinde şu ana kadar 79 bin 588 öğrenci ve 3 bin 891 öğretmene ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi. Yine hafta kapsamında vatandaşlarımızın yoğun olduğu alanlarda stant açarak farkındalık çalışmaları yürütüyoruz. Bugün de İl Milli Eğitim Müdürlüğümüz ile birlikte Zübeyde Hanım Anaokulu’ndaki öğrencilerimize bir araya gelerek, öğrencilerimize ağız ve diş sağlığı eğitimi verildi ve diş muayeneleri yapıldı. Bugünün anısına da çocuklarımıza cesaret madalyalarını verdik. Desteklerinden dolayı Milli Eğitim Müdürlüğümüze ve taramaları gerçekleştiren sağlık çalışanlarımıza çok teşekkür ediyorum" dedi. İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan da erken yaşta ağız ve diş sağlığı bilincinin oluşturulmasının büyük önem taşıdığını vurgulayarak, çocuklara yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının Toplum Ağız ve Diş Sağlığı Haftası boyunca sürdüğünü belirtti. Diş fırçalama alışkanlığının küçük yaşta kazanılmasının ilerleyen yıllarda karşılaşılabilecek sağlık sorunlarını büyük ölçüde azaltacağını ifade etti. Her kademedeki okullarımızda yıl boyunda sağlık konularında İl Sağlık Müdürlüğümüzle ortaklaşa öğrencilerimize yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının yapıldığını belirten İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çalışkan desteklerinden dolayı İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk’e ve ekibine teşekkür etti.