SAĞLIK
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" 27 Şubat 2026 Cuma - 21:05:40 Kastamonu’da şehit aileleri ve gazilerle iftar yemeğinde buluşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından düzenlenen "Gönül Sofrası" iftar programına katıldı. İftarda şehit aileleri, gazi ve gazi yakınlarıyla bir araya gelen Bakan Memişoğlu, sağlık hizmetleriyle ilgili açıklamalarda bulundu. "Sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir" Son 23 yılda Türkiye’deki sağlık hizmetlerinde tarihi dönüşüm olduğunu kaydeden Memişoğlu, "Bu değişimin temelinde; güçlü bir irade, milletine adanmış bir liderlik ve insanı merkeze alan bir vizyon vardır. Hep birlikte sadece tedavi eden değil, koruyan, geliştiren ve üreten bir sağlık sistemi inşa ettik. Koruyucu sağlık hizmetlerini yaygınlaştırdık. Birinci basamağı ve aile hekimliğini güçlendirdik. Şehir hastanelerimizle modern ve güçlü bir altyapı kurduk. Dijitalleşme ve teknoloji yatırımlarıyla sistemi sürekli yeniledik. Yerli ve milli üretim hamleleriyle sağlık teknolojilerinde küresel ölçekte söz sahibi bir Türkiye hedefini büyüttük ve kararlılıkla geliştirmeye devam ediyoruz. Bugün Türkiye, sağlıkta bölgesinde referans gösterilen bir ülkedir. Çünkü biliyoruz ki sağlık, Türkiye yüzyılı vizyonunun en güçlü başlıklarından biridir. Sağlıklı birey güçlü ailedir, güçlü aile güçlü toplumdur. Güçlü toplum ise güçlü Türkiye’dir. Bu anlayışla koruyucu ve önleyici hizmetleri daha da yaygınlaştırıyoruz. Bağımlılıkla mücadeleden kronik hastalıkların önlenmesine kadar vatandaşımızı sürecin merkezine alan proaktif bir yaklaşımı benimsiyoruz. Biz, sadece bugünün değil, geleceğin de sağlık sistemini planlıyoruz. İşte bu yüzden sağlıklı Türkiye yüzyılı diyoruz" dedi. "Memnuniyet oranı son bir yılda yüzde 69,4’e yükselmiştir" Verilerin sağlık hizmetlerinde doğru yolda olunduğunu gösterdiğini dile getiren Memişoğlu, "Sağlık çalışanlarımız bu sistemin omurgasıdır. Pandemide gösterdikleri fedakarlıklar, afetlerde ortaya koydukları gayret ve her gün sağlık tesislerimizde verdikleri emek milletimizin gönlünde müstesna bir yer edinmiştir. Bu güven, memnuniyet oranlarına da yansımaktadır. Sağlık hizmetleri memnuniyet oranı son bir yılda 6,2 puan artarak yüzde 69,4’e yükselmiştir. Şehir hastanelerimizde yüzde 70,8, kamu hastanelerimizde yüzde 71,2, aile sağlığı hizmetlerimizde yüzde 70,1 memnuniyet oranına ulaşılmıştır. Bu tablo, doğru yolda olduğumuzun somut bir göstergesidir" diye konuştu. "Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz" Daha güçlü sağlık sistemi için çalışmaya devam edeceklerini vurgulayan Memişoğlu, "Bu ilk iftar sofrasında bir kez daha sözlerimizi yineliyoruz. Milletimizin sağlığı için daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha erişilebilir, daha güçlü bir sağlık sistemi için durmadan ilerleyeceğiz. Bu yol inanç yoludur, hizmet yoludur, milletimize adanmışlık yoludur" şeklinde konuştu. Konuşmaların ardından AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu tarafından Bakan Memişoğlu’na, bir yetimin 6 aylık masraflarının karşılandığını gösteren bağışın yer aldığı sertifika takdim edildi. Kastamonuspor yönetimi tarafından da Bakan Memişoğlu’na forma hediye edildi. İftar programına Vali Meftun Dallı, AK Kastamonu milletvekilleri Halil Uluay ve Serap Ekmekci, Kastamonu Emniyet Müdürü Tamer Taş, AK Parti Kastamonu İl Başkanı Ahmet Sevgilioğlu, Kastamonu İl Sağlık Müdürü Dr. Fevzi Küçükyılmaz, şehit aileleri, gazi ve gazi yakınları ile vatandaşlar katıldı.
Emeklilerin ilaç yükü Manisa Büyükşehir ile hafifliyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:36 Emeklilerin ilaç yükü Manisa Büyükşehir ile hafifliyor Manisa Büyükşehir Belediyesi ile Manisa Eczacı Odası arasında imzalanan protokolün ardından, emeklilerin ilaç katkı paylarını karşılayacak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’nın başvuru şartları belli oldu. Ekonomik zorluklarla mücadele eden ihtiyaç sahibi emekli yurttaşlar için örnek bir sosyal destek projesi olarak ‘Emekli İlaç Katkı Payı Destek Programı’ Manisa Büyükşehir Belediyesi’nce hayata geçirildi. Başkan Besim Dutlulu ile Oda Başkanı Duygu Elmas Mutlu’nun protokol imzasıyla başlayan proje kapsamında Manisa Büyükşehir Belediyesi, SGK kapsamında emeklilerin reçeteli olarak temin ettikleri ilaçlar için ödedikleri katkı paylarını karşılayacak. Sosyal destekten yararlanmak isteyen ihtiyaç sahibi vatandaşlar; başvurularını Manisa Büyükşehir Belediyesi resmi internet sitesindeki ’Başvurular’ bölümünden, https://seninicin.manisa.bel.tr adresindeki ’Destek Al’ kısmından veya ’Üzüm’ mobil uygulaması üzerinden gerçekleştirebilirler. Başvurular, sosyal inceleme ve uygunluk değerlendirmesi sonucunda sonuçlandırılacak. Destek programıyla, özellikle sabit gelirli emeklilerin sağlık hizmetlerine erişiminin kolaylaştırılması ve ekonomik yüklerinin azaltılması amaçlanıyor. Destek programında başvurular, beyan edilen bilgilerin doğruluğu esas alınarak değerlendirilecek. Yanıltıcı veya eksik bilgi verilmesi halinde başvuru geçersiz sayılacak. Ayrıca uygun görülen başvurular için Büyükşehir Belediyesi’nce gerekli görüldüğü durumlarda yerinde inceleme yapılabilecek.
Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:18 Medicana Çeşme Tıp Merkezi’nde Sevgililer Günü’ne özel anlamlı buluşma Medicana Çeşme Tıp Merkezi, 14 Şubat Sevgililer Günü kapsamında anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Pelin Pınar’ın muayenesinde milli sporcu Çağla Kubat ve profesyonel sporcu Jimmy Diaz ağırlandı. Sporcu çift, kalp sağlığı, yaşam disiplini ve sevginin hayattaki yeri üzerine samimi bir röportaj gerçekleştirdi. Sporcu kimliklerinin ötesinde yaşam alışkanlıklarını ve sağlıklı yaşam yaklaşımlarını paylaşan çift, sevgi ve sağlığın ortak merkezinin "kalp" olduğuna dikkat çekti. Uzun yıllardır hem hayatı hem sporu birlikte paylaşan Kubat ve Diaz, kalp sağlığının yalnızca ileri yaşlarda değil; çocukluk döneminden itibaren kazanılması gereken bir yaşam alışkanlığı olduğunu vurguladı. "Sevgi hayatın her gününde var" Çağla Kubat, 14 Şubat’a büyük anlamlar yüklemediklerini ancak birlikte kurdukları hayatı ve ortak tutkularını hatırlatan özel bir gün olduğunu belirtti. Sporun yalnızca yarış kazanmak değil, gençlere ilham veren bir yaşam biçimi olduğunu ifade eden Kubat; düzenli antrenman, dengeli beslenme, yeterli dinlenme ve stres yönetiminin kalp sağlığının temel taşları olduğunu söyledi. "Mutluluk, kalbinize iyi baktığınızın göstergesidir" Jimmy Diaz ise yaşamda pişmanlık duymamak için her deneyime yüzde yüz verilmesi gerektiğini belirterek, kalbin sesini dinlemenin önemine dikkat çekti. Sağlıklı bir kalp için hareket, doğru beslenme, kaliteli dinlenme ve güçlü sosyal bağların önemini vurgulayan Diaz, mutluluğun kalp sağlığının en önemli göstergelerinden biri olduğunu ifade etti. Kalp sağlığı için temel mesaj Etkinlikte düzenli egzersiz, dengeli beslenme, yeterli uyku ve stres yönetiminin sürdürülebilir yaşam kalitesinin temel unsurları olduğu vurgulandı. Sporcu çift, sevgiyle kurulan bir hayatın bilinçli alışkanlıklarla desteklenen sağlıklı bir kalple bütünleştiğini ifade ederek genç sporculara da ilham vermeye devam ettiklerini belirtti. Medicana Çeşme Tıp Merkezi Uzm. Dr. Pelin Pınar ise kardiyolojik kontrollerin ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı, "Sevdiklerin ve kendin için kalbine iyi bak. Çünkü her şey kalpten" dedi.
Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu
14 Şubat 2026 Cumartesi - 14:04 Chicago’da ev bakarken, kendini Şırnak’ta buldu Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçen, sonrasında denklik sertifikası alan Pratisyen Dr. Seher Sena Elagöz, Chicago’dan bir hastaneden aldığı asistanlık teklifi vize engeline takılınca Şırnak’ın Uludere ilçesinde doktorluk yapmaya başladı. 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Dr. Seher Sena Elagöz, fakültenin 4’üncü yılında meme kanseri üzerine yaptığı çalışmayla Harvard Üniversitesi’nde sunum yapma hakkı kazandı. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulan Elagöz, bu süre zarfında ABD’ye gitme kararı aldı. Mezuniyet sonrası dünyanın en zor sınavları arasında gösterilen ABD tıp denklik sınavlarını bir yıl gibi kısa sürede başarıyla tamamlayan Dr. Elagöz, 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptı. Sonrasında ise orada asistanlığa başvuran Elagöz, Chicago’da bir hastaneden asistanlık teklifi aldı. Amerika’ya gitme hayali olan Dr. Elagöz, vize ile alakalı problemler yaşayınca Şırnak’ın Uludere ilçesindeki Ortabağ Aile Sağlık Merkezi’nde hasta bakmaya başladı. Dr. Elagöz, İHA muhabirine, dört çocuklu bir ailenin en küçük çocuğu olduğunu, 4 kardeşin 3’ünün doktor 1’inin mühendis olduğunu söyledi. Ablasının rol modeli olduğunu belirten Elagöz, doktor olmaya onu izleyerek, ona hayran olarak karar verdiğini ifade etti. Dr. Elagöz, sonrasında fakülteye girdiğini, fakülteye girince doğru bir karar verdiğini söyleyerek, "Annem, babam ikisi de fizikçiler. Babam fizik profesörü. Onların evinde, onlarla beraber büyüdüğüm zaman küçüklüğümden beri aslında büyüdüğüm ortamda bir akademiye, bir eğitime tabi tutuldum. Bununla beraber kendimi geliştirmiş oldum. 2022 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Mezun olduktan sonra Amerika’ya gitmeye karar verdim. Fakültenin 4’üncü yılında Harvard’da bir sunum yaptım. Meme kanseri ile alakalı bir araştırma yapmıştım okul ve Güler Hocam ile birlikte. O da dereceye girmişti ve biz Harvard’da sunum hakkı kazanmıştık. Bir hafta boyunca Amerika’da doktorları ve bilim insanlarını izleme fırsatı bulmuştum. Ve Amerika’ya gitmeye karar verdim" dedi. Mezun olduktan sonra bunun için çalışmalara başladığını aktaran Dr. Elagöz, konuşmasına şöyle devam etti: "1 yıl gibi kısa bir süre içerisinde Amerika’nın USEM sınavını başarı ile geçtim ve sonrasında denklik sertifikamı aldım. 1 yıl kadar da oradaki kliniklerde gönüllü olarak gözlemcilik yaptım. Sonrasında ise orada asistanlığa başvurdum. Chicago’dan da bir hastaneden asistanlık teklifi aldım. Aslında asistanlık için Amerika’ya gidecektim. Amerika’dan bir eğitim teklifi almıştım. Ama sonrasında vize ile alakalı problemler yaşadım. Amerika hayalim biraz sekteye uğrayınca ben de tekrar atamaya girip doktorluğuma devam etmek istedim. Çünkü benim için asıl amaç, nerede olduğum değil, doktorluk yapmak istediğimdi. Bu yüzden de atamaya girdim. Ben atamaya girdiğimde de genel kuradan Şırnak çıktı. Aslında Chicago’da ev bakarken bir baktım ki kendimi Şırnak’ta buldum." Şırnak’a geldiği için değil, Chicago’ya gidemediğim için ağladığını kaydeden Dr. Elagöz, "Ama buraya geldikten sonra her şey değişti. Buraya gelirken bir video çekmiştim. Biraz böyle hafif ağladığım bir videoydu. İnsanları bilmeden yanlışlıkla gücendirmişim galiba. Şırnak’a geliyorum diye ağladığımı düşündüler ama aslında Chicago’ya gidemediğim için ağlıyordum. Uludere ilçesinin Ortabağ köyüne görevlendirildim. Burada şunu fark ettim ki, onların sıcaklığı, her gün benim için çok basit bir bilgiyi söylediğimde bile, basit bir bilgi derken şöyle söyleyeyim, benim için tıp fakültesinde gündelik hayatta öğrendiğim bir bilgiyi söylerken buradaki insanlar için onun çok büyük bir hizmet, çok büyük bir nimet ve bunu gözlerindeki karşılığı, dualarındaki karşılığı benim için gerçekten paha biçilemez. Benim için en önemlisi buydu. Burada bulduğum sıcaklık aslında bana her şeyin bir sebebi olduğunu da hatırlattı. Buradaki inziva, buradaki sakinlik ile huzurlu hissediyorum" diye konuştu. Bölge halkının doktorlara duyduğu saygıyı başka hiçbir yerde görmediğini belirten Dr. Elagöz, "Burada bir güven var, burada bir mutluluk var, huzur var bunu hissettiriyorlar bana. İlk gelirken bu bilinmezliğin verdiği ister istemez bir korku vardı. Eminim ki, sadece doktor olarak ben değil, gelen tüm memurlarda oluyordur. Buralı olmayıp burayı bilmeyen insanlar, geldikleri zaman bu korkuyu emin ki yaşıyorlardır. Ama en rahat görebilecekleri örneklerden biri benim. Ben Sivas’ta doğdum ve Sivas’ın doğusuna daha önce hiç geçmedim. Daha önce hiçbir köyde yaşamamıştım. İlk defa bunları yaşıyorum. Ama buradaki yaşadığım her gün hem bana bir şey öğretiyor, hem de gerçekten de dualarla beraber maneviyatın ve huzurumu yükseltiyor. Bu, bana çok iyi geliyor" şeklinde konuştu. "Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay" Sağlık açısından Chicago ile Ortabağ arasında benzer sorunların olduğunu mukayese eden Dr. Elagöz, "Chicago çok büyük bir şehir, Ortabağ bir köy. Ama sağlık olarak karşılaştırırsak şu şekilde söylerim. Karşılaştığımız problemler aslında ortak. Bir doktorun karşılaşabileceği problemler, en büyüğü dil. Amerika’dayken ne kadar İngilizceyi iyi konuşsam da ana dilim değil. Biliyorsunuz çok uluslu ülke Amerika. İspanyolca konuşan oluyor, İngilizce bilmeyen oluyor. Orada arada çevirici bir sistemden yardım alıyordum. Burada da hastalar Kürtçe konuşuyorlar ve ben de Kürtçe bilmiyorum. Arada da çeviri yapmak için bizim burada ki arkadaşlarımız yardımcı oluyorlar. Ortak problemler dil problemi, birincisi bunların. Bir diğeri Amerika’da uzmana ulaşmak çok çok zor. Türkiye’de uzmana ulaşmak gerçekten çok kolay hastalarımız için. Amerika’da bu çok zor. Uzmana ulaşmak için bir sürü prosedürden geçmeniz gerekiyor. Bizim de köyümüzde uzmana ulaşmamız zor. Çünkü köyümüzde uzmanımız yok. O yüzden benzer problemler var aslında. Chicago büyük bir şehir. Ama biraz yalnız hissettiren bir şehir. Burada yolda yürürken, selam vermeden geçtiğim bir insan olmuyor. O yüzden burada kurduğumuz bağların derinliği gerçekten farklı bir seviyede. Chicago’da bunu bulamazdım. Önümüzde ki hafta Ramazan ayı başlıyor ve ben burada eminim çok güzel iftar sofraları olacak. Babama geçen gün telefonla konuşurken söyledim. Eski Ramazanları arıyorsan mutlaka seni Uludere’ye bekliyorum. Çünkü, çevreniz küçük ama çok sağlam ve çok derin bir çevre. Birbirinizden başka kimse yok ve onu hissediyorsunuz" ifadelerini kullandı. Ortabağ köyünde yaşayan 74 yaşındaki Sıddık Uslu, "Hocamız başımızın tacıdır. Hoş geldi, sefalar getirdi. Allah, bize gönderdi. Benim 4 tane kızım var. Bu birinci kızımdır. Çok çok teşekkürler ediyorum" dedi. Köy Muhtarı Suvar Kara da, uzun süredir sağlık personeli eksikliği yaşandığını belirterek, "Birkaç senedir Sağlık Ocağı var. Doktorumuz, hemşiremiz olmadığı için ciddi sıkıntılar yaşanıyordu. Allah, devletimizden razı olsun, köyümüze hem doktor, hem hemşire, hem ebe ataması yapmıştır. Devletimiz bu yönden çok güzel bir adım attı. Yeni atanan doktorumuz Seher hanım, bütün hastalarımızla birebir ilgileniyor. Doktorumuzdan son derece memnunuz. Köyümüze de yeni doktorumuz hayırlı uğurlu olsun" şeklinde konuştu.
Balıkesir, "Obezite ve Mide kanseri" zirvesine ev sahipliği yapıyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 13:13 Balıkesir, "Obezite ve Mide kanseri" zirvesine ev sahipliği yapıyor "Obezite ve Mide Kanseri Zirvesi" Balıkesir Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilecek. Kanser ve Obezite Derneği tarafından düzenlenen ilk sempozyum olma özelliğini taşıyan "Obezite ve Mide Kanseri Zirvesi", Balıkesir Üniversitesinin ev sahipliğinde, Doç. Dr. Ferhat Çay başkanlığında Balıkesir’de gerçekleştirilecek. Sempozyum, Balıkesir Üniversitesi Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacak ve Türkiye’nin dört bir yanından alanında uzman, akademik ve klinik deneyimi yüksek isimleri bir araya getirecek. Bilimsel içeriği, kapsamı ve katılım düzeyiyle dikkat çeken zirveye 255 katılımcı bekleniyor. Gerçekleştirilecek kapsamlı organizasyon, Balıkesir için yalnızca bir bilimsel etkinlik değil, aynı zamanda şehrin akademik ve sağlık alanındaki vizyonunu yansıtan önemli bir prestij organizasyonu olarak da görülüyor. Zirvede obezite cerrahisi, mide kanseri, multidisipliner hasta yönetimi, güncel cerrahi yaklaşımlar ve klinik deneyim paylaşımları ele alınacak. Sempozyumun en dikkat çeken başlıklarından biri ise robotik cerrahi eğitimi olacak. Katılımcılara yönelik planlanan bu eğitim, Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde verilen ileri düzey cerrahi eğitimler arasında yer alıyor ve organizasyona ayrı bir bilimsel değer katıyor. Sempozyum Başkanı Doç. Dr. Ferhat Çay, etkinliğe ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Bu zirve yalnızca bir bilimsel toplantı değil; bilgi paylaşımının, deneyim aktarımının ve geleceğin cerrahisinin konuşulduğu çok özel bir platform olacak. Türkiye’nin en değerli hocalarını Balıkesir’de buluşturmak bizim için büyük bir onur. Aynı zamanda robotik cerrahi eğitimi gibi yüksek teknolojili bir içeriği Balıkesir’e taşımak, şehrimiz adına çok kıymetli bir kazanımdır. Obezite ve Mide Kanseri Zirvesi, Balıkesir’in sağlık, bilim ve akademi alanında ulusal ölçekte görünürlüğünü artıran, uzun vadede referans organizasyonlardan biri olmayı hedefleyen güçlü bir bilimsel platform olarak konumlanıyor"
Kalp nakliyle 12 yıldır sağlıklı yaşıyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 12:37 Kalp nakliyle 12 yıldır sağlıklı yaşıyor Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde yapılan nakille 12 yıl önce kalp nakli olan Atilla Alay hayatına mutlu bir şekilde devam ediyor. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid tarafından Atilla Alay’a 42 yaşındayken kalp nakli yapıldı. 54 yaşında olan Atilla Alay, 12 yıldır herhangi bir problem olmadan hayatını devam ettirdiğini söyledi. "Kalp nakli sürecimde çok güzel geçti" Hastalık sürecinden bahseden 54 yaşındaki Atilla Alay, "Bir kas rahatsızlığım olmuştu. Ona bağlı olarak kalp yetmezliği gelişti. Kalp tamamen durma noktasına gelmişti. O süreçte Prof. Dr. Ömer Bayezid hocamla kardeşimin tavsiyesi üzerine, tanıştık. Beni acil nakil olacaklar listesine yazdırdı. Çünkü hayati riskim çok yüksekti. 12 yıl oldu. Yaklaşık 12 yıl önce Ömer hocam ve ekibi tarafından kalp nakli yapıldı. Kalp nakli sürecimde çok güzel geçti. Daha sonrasında gerekli kontrolleri vaktinde yaptırıyorum. Yani şu an herhangi bir problem yok. Yine 3 ayda bir kontrollerime geliyorum, o şekilde hayatımı devam ettiriyorum." dedi. "Hayatıma sağlıklı bir şekilde devam ediyorum" Atilla Alay "Hayati riskim yüksek olduğu için ilk önce yapay kalp planlandı. Daha sonra Ömer hocam hatta birkaç gün önce geldi bana moral verdi. Canını sıkma seni sağlık bir şekilde çıkartacağız buradan diye. Aslında nakil olacağım söylenmedi. Çok umutlanmayalım diye. Ama tabii ben anladım. O süreçten sonra nakil için uygun olduğum tespit edildi, ameliyata aldılar. Anamur’da vefat eden bir genç arkadaşın kalbi nakledildi. O süreçte bütün hocalarım olsun, çalışanlar olsun çok büyük emek gösterdi. Gerçekten hâlâ da öyle geldiğimiz zaman bizi ailenin bir ferdi gibi karşılıyorlar. O yüzden şu an çok mutluyum. Hayatıma sağlıklı bir şekilde devam ediyorum." şeklinde konuştu. "Eşimle hayatımızı devam ettiriyoruz" Emekli olduğunu söyleyen Atilla Alay, "Aslında teknik uzmandım ama bu rahatsızlığımdan sonra artık emekli olmaya karar verdim. Şu an eşimle birlikte emekli hayatı yaşamaya çalışıyoruz. Nakilden sonra eşimle tesadüfen bir aracı vasıtasıyla tanıştık ve ilk görüşte de zaten birbirimize uygun olduğumuzu karar verdik. Yaklaşık bir buçuk ay gibi kısa bir sürede de evlendik. Eşim Gaziantep’teydi, Antalya’ya geldi. Şu an mutlu bir şekilde eşimle hayatımızı devam ettiriyoruz." dedi. Atilla Alay, "Nakil esnasında birinci eşimle evliydim. Nakilden sonra biraz anlaşmazlıklarımız çıktı. Eski eşimle benden ayrılmak istedi. Ben de saygıyla karşıladım. Daha sonra 3 yıllık bekarlıktan sonra eşimle evlendim işte. Yaklaşık 5 yıldan beri de eşimle evliyim dediğim gibi çok mutlu bir şekilde hayatımızı devam ettiriyoruz." ifadelerini kullandı. "Organ bağışı hala tartışılan bir konu" Atilla Alay, "Organ bağışı toplumumuzda maalesef bazı tabulardan dolayı hala tartışılan bir konu. Aslında inancımız ne olursa olsun bir hayat kurtarmaktan daha güzel bir şey olmadığını düşünüyorum. Bu nedenle bütün insanları öldükten sonra çürüyüp toprak olacak organlarımızın bir başkalarına hayat vermesini tercih etmelerini diliyorum. İnşallah bu bilinç düzeyi artar ve organ bekleyen birçok hastalarımız şifa bulur ve hayatlarına devam ederler. Bu çok önemli." dedi. "Nakil olmasaydı eşim şu an biz tanışmıyor olabilirdik" Atilla Alay’ın eşi Nevin Alay "5 yıl önce evlendik. Herkesin bu bağışa katılmasını diliyorum ben. Çünkü gerçekten hayat kurtaran bir olay. Öyle bir nakil olmasaydı eşim şu an hayatta olamayabilirdi. Biz tanışmıyor olabilirdik. Yani herkesin buna yönelmesini istiyorum" şeklinde konuştu.
Samsun’da sağlık yatırımları yükseliyor
14 Şubat 2026 Cumartesi - 11:56 Samsun’da sağlık yatırımları yükseliyor Samsun’da sağlık altyapısını güçlendirecek toplam 5 milyar 609 milyon 314 bin TL’lik 8 ayrı yatırımın yapımı sürerken, en büyük payı 350 yataklı Atakum Devlet Hastanesi aldı. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde kent genelinde yürütülen projeler kapsamında 2 milyar 420 milyon TL proje bedeline sahip 350 yatak kapasiteli Atakum Devlet Hastanesi inşaatında fiziki gerçekleşme oranı yüzde 40’ın üzerine çıktı. Hastanenin 2027 yılında tamamlanarak hizmete açılması planlanıyor. 250 yatak kapasiteli Tekkeköy Devlet Hastanesi’nin proje bedeli 1 milyar 649 milyon TL olarak açıklandı. Geçen yıl yeniden başlanan projede çalışmalar sürerken, hastanenin bu yıl tamamlanması hedefleniyor. Bu yıl hizmete alınması planlanan 50 yatak kapasiteli Alaçam-Yakakent Devlet Hastanesi’nde ise fiziki gerçekleşme oranı yüzde 75 seviyesine ulaştı. 566 milyon TL proje bedeline sahip hastanede çalışmalar aralıksız devam ediyor. 40 milyon TL yatırım bedeli bulunan Çarşamba Sağlıklı Hayat Merkezi, 6 Aile Hekimliği Birimli Aile Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu projesinde fiziki gerçekleşme oranı yüzde 90 seviyesine çıktı. 25 yatak kapasiteli ve 283 milyon TL proje bedelli Ayvacık Devlet Hastanesi’nin ise 2027 yılında tamamlanması planlanıyor. İnşaatta fiziki gerçekleşme oranının yüzde 6 olduğu bildirildi. Öte yandan İl Sağlık Müdürlüğü hizmet binası, Halk Sağlığı Laboratuvarı, Sağlıklı Hayat Merkezi, 5 hekimli Aile Sağlığı Merkezi ile 112 Komuta Kontrol Merkezi yapım işlerinin toplam proje maliyeti 599 milyon TL olarak açıklandı. Yeni başlanan projelerin 2027 yılı içinde tamamlanması hedefleniyor. Ayrıca Vezirköprü Kamile Kavas 112 ASHİ Samsun Acil Sağlık Merkezi projesinde de fiziki gerçekleşme oranının yüzde 90’a yaklaştığı bildirildi.
Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:21 Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde "Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumu düzenlendi Biruni Üniversitesi ev sahipliğinde, Sağlık Bakanlığı’nın destekleriyle düzenlenen "2’inci Türkiye Sağlıklı Yaşam Tıbbı" sempozyumunda, sağlıklı uzun yaşam ile ilgili yaklaşımlar ele alındı. Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği tarafından sempozyum, Biruni Üniversitesi Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa Türkiye’nin önde gelen sağlık kuruluşlardan ve yurt dışından akademisyenler, hekimler ile sağlık profesyonelleri katıldı. Programda yaşam tarzı tıbbının bilimsel temelleri, uluslararası uygulamaları ve Türkiye’deki kurumsallaşma süreci ele alındı. "Bakış açısını değiştirmek ve sağlıklı yaşamı öne çıkarmak lazım" Sempozyumun ardından konuşan Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Bugün yurt dışından gelen misafirlerimizle beraber sağlıklı yaşam tıbbını konuşuyoruz. Aslında bu tamamen sağlık sektöründe ve doktorların eğitiminden, temelden değişmesi gereken bir durum. Çünkü biz doktorlar olarak hep hastalıkları tedavi ediyoruz. Oysa ki bakış açısını değiştirmek ve aslında nasıl sağlıklı ve uzun yaşamı sağlayacağımızı öne çıkarmamız lazım" dedi. "Sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" Sağlıklı yaşam tıbbının tıp fakültesi eğitimimizden başladığını söyleyen Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Eğitimle beraber aslında doktorlar olarak ve sağlık çalışanları olarak bizlerin görevi tüm toplumun sağlıklı yaşamını uzatmak ve bu konudaki bilgilendirmeyi arttırmak. Burada en önemli sacayakları egzersiz, beslenme, stres yönetimi ve düzenli uykudur. Yaşam tarzımızı değiştirmek ve bilinen risk faktörlerini; sigara gibi, alkol gibi yaşamımızdan uzaklaştırmakla aslında hastalıklardan korunmamız mümkün. Ve böylece de sağlıklı, uzun bir yaşama ulaşmamız mümkün" diye konuştu. Prof.Dr. Esra Kaytan Sağlam, "Tüm doktorlar ve sağlık çalışanları olarak halkımızı bu konuda eğitmeli, bilinci arttırmalı ve Sağlık Bakanlığımızın da yeni Sağlıklı Yaşam Tıbbı Sertifika Programları ile bu konuda tüm halkımıza, toplumumuza farkındalığı arttırıcı iyi bir yaşam verme konusunda çalışmamıza devam etmemiz lazım. Bugünkü sempozyumda da burada detaylarıyla tartıştığımız konuların temelleri bunlar" şeklinde konuştu. "Savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde" Yaşam Tarzı Tıbbı Derneği Başkanı Dr. Hande Türkyılmaz ise konuşmasında "Artık belirleyiciler patojenler değil, bizim tercihlerimiz diyoruz. Artık tehdit mikroplar değil, bizim metabolik yükümüz. Ve artık savaş meydanlarda değil, hücresel düzeyde meydana geliyor. Bu nedenle de içinde bulunduğumuz bu çağda artık sağlık politikalarının, bizim tıbbi yaklaşımlarımızın eksen değiştirmesi gerekiyor. Tedavi merkezli sistemden önleme merkezli bir sisteme, hastalık yönetiminden sağlık inşasına geçmemiz gerekiyor. Yaşam tarzı tıbbı sadece bireysel bir tercih değil, aslında kamusal bir sağlık stratejisi olarak karşımıza çıkıyor" dedi. "Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı" Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Toplum Sağlığı Hizmetleri ve Eğitim Dairesi Başkanı Dr. Aslıhan Külekçi Uğur konuşmasında, "Sağlıklı Hayat Merkezleri sağlıklı yaşamın teşvikini amaçlayan, bu amaç doğrultusunda da sağlıklı beslenme alışkanlığı kazandırılması, hareketli yaşam tarzının benimsetilmesi, sağlık okuryazarlığının geliştirilmesi hususu olması konusunda hızla yol alıyoruz. Artık kronik hastalıklarla mücadele etme zamanı ve en büyük savaşımızı bununla vereceğiz ve burada sağlıklı yaşam tıbbının kıymeti çok büyük. Çünkü sadece hastalığı iyileştirmek değil, yaşam tarzını değiştirerek ancak kronik hastalıklarla mücadele edebiliriz" dedi.
Sevgililer Günü’nde eşinden gelen hayat
14 Şubat 2026 Cumartesi - 10:05 Sevgililer Günü’nde eşinden gelen hayat Antalya’da yıllarca diyaliz tedavisi gören Fatma Aydın Dönmez, Sevgililer Günü’ne eşinin bağışladığı böbrekle giriyor. Dönmez, nakil sürecini anlatırken 8 yaşındaki kızlarının ameliyat öncesi kendisine, "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" diye sorduğunu belirterek, "Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı, saygısı hayatımın devam etmesini sağladı" dedi. Antalya’da yaşayan Fatma Aydın Dönmez’in yaşamını değiştiren süreç, bacak ağrısıyla başladı. Hastaneye başvuran Dönmez’e yapılan tahlillerde böbreklerinde rahatsızlık olduğu belirlendi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bölümü’nde yapılan ileri tetkiklerin ardından Dönmez’e yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi süreci devam ederken hamile kalan Dönmez’in böbrek fonksiyonları hamilelik döneminde daha da geriledi. Doğumun ardından diyaliz tedavisine başlanan Dönmez, uzun yıllar makineye bağlı bir yaşam sürdürdü. Yıllarca umutla organ bağışı bekledi Nakil için geçen yılları anlatan Fatma Aydın Dönmez, diyalizle geçen sürecin hem fiziksel hem de psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu söyledi. Organ bağışının önemine dikkat çeken Dönmez, yaşadıklarını şu sözlerle dile getirdi: "44 yaşındayım. Yaklaşık 9 yıllık evliyiz. İlk önce bacağımdaki ağrı nedeniyle hastaneye başvurdum. Ayağım uyuşmaya başlamıştı. Yapılan tahlillerde böbreklerde ciddi sıkıntı olduğu söylendi. Acil nefrolojiye yönlendirildik. O bölüme girdikten sonra bir daha çıkamadım. Biopsiler, tahliller derken yüksek tansiyona bağlı böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Tedavi altına alındım. Ardından hamilelik süreci başladı. Doğumla birlikte böbreklerim tamamen iflas etti. Diyaliz süreci başladı. Beş yıl boyunca organ bağışı bekledik ama ne yazık ki uygun organ bulunamadı." "Keşke bu fedakârlık gerekmeseydi" Uzun süre organ bağışı beklemelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirten Dönmez, eşinden yapılan naklin ardından sağlığına kavuştuğunu ancak yaşadığı duyguyu buruk bir sevinçle anlattı. Dönmez, "Eşim bu konuda hep çok ısrarcıydı. Biraz daha bekleyelim, belki organ bağışından bir haber gelir diyordum. Ama gelmeyince başka çaremiz kalmadı. Eşimin bana karşı olan sevgisi, fedakârlığı ve saygısı hayatımın devam etmesini sağladı. Ona minnettarım. Ama keşke bu fedakârlık gerekmeseydi. Keşke bir organ bağışıyla gerçekleşseydi. Ameliyata girerken beni uğurlaması bile benim için yeterliydi. Toprağa gidecek bir organın, başka bir bedende hayat bulması elbette çok daha anlamlı olurdu. Toplumda organ bağışı bilincinin artmasıyla bu farkındalığın güçleneceğine inanıyorum. Sevgi ise her şeyin en büyük gücü. Sevgi ve saygı, hayatın önünde gelen en kıymetli değerler. Eşim organını verse de vermese de ben onu her şeyden önce çok seven ve değer veren biriydim. Benim için o, rüyalarımın insanıydı" şeklinde konuştu. "Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?" Nakil sürecinin aile üzerindeki en ağır yükünün 8 yaşındaki kızları olduğunu ifade eden Dönmez, ameliyat öncesi yaşadıkları duygusal anları da şöyle paylaştı: "En zor olan çocuğumdu. Ameliyat öncesinde bana ‘Anne bir gün iyileşeceksin değil mi?’ diye soruyordu. Benim için dua ediyordu. Ameliyatın ardından kızımın ‘Anne, artık iyileştin, sağlıklısın değil mi?’ dediğini duydum ve gözlerindeki sevincin ışığını gördüm. Onunla birlikte ben de mutlu oldum." "Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşırım" Eşinin sağlık mücadelesine tanıklık etmenin kendisi için çok zor olduğunu belirten Deniz Dönmez ise süreci şu sözlerle anlattı: "9 yıllık evliyiz. Aynı yerde çalışıyoruz, kendi emlak ofisimiz var. Süreç bizim için gerçekten çok zordu. Sevdiğiniz bir insanın gözünüzün önünde erimesi çok ağır bir duygu. Uzun süre organ naklini bekledik. Sonunda doktorlarımız ‘Sen verici olabilirsin’ dedi. Hayatımı paylaştığım kişiyle organımı da paylaşmam benim için çok doğal. Ancak herkes bu sürece aynı duyarlılıkla yaklaşmıyor. Oysa organ nakli, bir hayatı kurtarmak demek. Bir çocuğun annesine, bir eşin sevdiğine, bir ailenin babasına yeniden kavuşması İnsanlar bunun ne anlama geldiğini bilse, organ bağışına çok daha fazla destek verir diye düşünüyorum."
Zor denilen ameliyat Van’da başarıyla yapıldı
14 Şubat 2026 Cumartesi - 09:52 Zor denilen ameliyat Van’da başarıyla yapıldı VAN (İHA) – Lokman Hekim Van Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Halil Başel, İstanbul ve Ankara’da yüksek riskli görülerek korkutulan iki hastayı Van’da başarıyla ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu. Ağrılı olup uzun yıllardır İstanbul’da yaşayan 53 yaşındaki Neriman Kılıç ile Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar da İstanbul ve Ankara’da hastane hastane gezdikten sonra Prof. Dr. Halil Başel’e ulaştı. Gittikleri hastanelerde ‘felç kalırsın, masada kalırsın’ gibi ifadelerle korkutulan hastalar, Prof. Dr. Başel’in ikna çalışmaları sonucu yapılan operasyonla sağlıklarına kavuştu. "En büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Halil Başel, özellikle büyük şehirlerde hastaların gereğinden fazla korkutulduğuna dikkat çekerek, "İlk hastamız Neriman Hanım aslında Ağrılı ancak uzun süredir İstanbul’da yaşıyor. Yaklaşık 4–5 ay önce kendisine glomus tümörü tanısı konulmuş. Bu süreçte maalesef hastamız fazlasıyla korkutulmuş. Ameliyatın muhtemel komplikasyonları sürekli anlatılmış. Gittiği her hekim farklı tetkikler istemiş; anjiyolar, biyopsiler yapılmış. E-Nabız üzerinden kayıtlarını incelediğimde, hastaya yapılmaması gereken pek çok işlemin yapıldığını gördüm. Tümör 6 santimetre büyüklüğündeydi. Açıkçası en büyük eforumuz ameliyattan ziyade hastayı ve ailesini ikna etmek oldu" dedi. "Felç kalırsın denilmiş, masada kalma korkusu yaşatılmış" Hastanın ve ailesinin ciddi bir psikolojik baskı altında Van’a geldiğini belirten Başel, süreci şu sözlerle aktardı: "Bilinçli bir oğlu vardı. Bana, ‘Hocam burada gittiğimiz hekimlerin hiçbiri sizin anlattıklarınızı söylemiyor, hep en kötü senaryolar anlatılıyor, biz çok korkuyoruz’ dedi. En son çekilen bir film sonrası hastaya, ‘Bu tümörü aldırırsan kesin felç olursun, masada kalma ihtimalin çok yüksek’ denilmiş. Bu tür söylemler hastayı tamamen yıpratmış." "Bir saatlik ameliyatla 6 santimlik tümör alındı" Hastanın Van’a gelmesinin ardından sürecin hızlı ve başarılı ilerlediğini ifade eden Başel, "Hastamızı İstanbul’dan Van’a getirmek en zor aşamaydı. Geldikleri gün tetkiklerini yaptık, ertesi gün ameliyata aldık. Ameliyat yaklaşık bir saat sürdü ve 6 santimetrelik tümörü tamamen çıkardık. Allah’a şükür hiçbir komplikasyon gelişmedi. Bu tür ameliyatlarda bazen ses kısıklığı olur ama bu bile yaşanmadı. Hastamız taburcu aşamasına geldi" diye konuştu. "Gözünü açtığında felç olmadığını görünce mutluluğu bize de yansıdı" Ameliyat sonrası anları da paylaşan Prof. Dr. Başel, sözlerini şöyle tamamladı: "Yoğun bakımda gözünü açtığında felç olmadığını fark etti ve çok mutlu oldu. Onun bu mutluluğu bizleri de son derece mutlu etti." "Bize ‘felç olursun’ dediler" Ameliyat sonrası konuşan Neriman Kılıç ise yaşadıklarını şu sözlerle anlattı: "Çok hastane gezdim. Bana ‘felç kalırsın, konuşamazsın’ dediler. Aylarca çok kötü günler geçirdim. Halil Hocayı bulduk, tümörümü başarılı bir şekilde çıkardı. Allah razı olsun." Neriman Kılıç’ın eşi Kıyasettin Kılıç ise "İstanbul’da yüzde 100 felç riski dediler. Önce Allah’a, sonra Halil Hocaya güvendik. Ameliyat çok başarılı geçti" ifadelerini kullandı. Hakkari’den Ankara’ya, oradan Van’a umut yolculuğu Prof. Dr. Halil Başel, ikinci hastanın ise Hakkarili 51 yaşındaki Şükriye Açar olduğunu belirterek, "Hakkari’de ameliyat yapılamaz denilerek Ankara’ya yönlendirilmiş. Orada da hastane hastane gezmişler. Bir yakınının tavsiyesiyle bize ulaştılar. Tümörü büyük ve iki taraflıydı. Hastayı Van’a aldık ve başarılı bir operasyon gerçekleştirdik. Yarın taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi. "Bizi çok korkuttular ama şimdi çok mutluyuz" Şükriye Açar da, Ankara’ya kadar gittiğini belirterek, "Onlarca doktora gittim. Beni çok korkuttular. ‘Masadan kalkamazsın’ dediler. Halil Hoca tümörümü çıkardı, hiçbir sıkıntı yaşamadım. Önce Allah, sonra hocamdan razıyım" şeklinde konuştu.