Son Dakika
|
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
MÜSİAD eski Başkanı Bayram Ali Bayramoğlu tutuklandı
Ordu’da sahile insansız araç olduğu değerlendirilen cisim vurdu
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Trump: "NATO ülkeleri, İran konusunda hiçbir şey yapmadı, bunu asla unutmayın"
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
İran, İsrail'e misilleme saldırılarını sürdürüyor
İBB soruşturmasında Muhittin Böcek’in 2 şoförü gözaltına alındı
UEFA’dan Atilla Karaoğlan’a görev
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Rutte: "NATO çok güçlü bir ittifak, bunu Türkiye'ye yönelen üç füze konusunda gördünüz"
Mehmet Topal, yeniden Petrolul Ploieşti’de
Depreme alışverişte yakalandılar, yarıda bırakıp kaçtılar
ABD Başkanı Trump: "İran müzakere halinde ve bir anlaşmaya varmayı çok istiyor"
Suudi Arabistan, BAE, Kuveyt ve Bahreyn’e yeni saldırılar
Hürmüz'de Hint gemilerine uygulanan yasak nedeniyle Hindistan'da gaz krizi
Kurtulmuş: "Gazze soykırımı insanlığın ortak bir ayıbı olarak hepimizin gözü önündedir"
SAĞLIK
Manisa’da diyabet hastalarının şeker ölçüm sensörleri Büyükşehir’den
26 Mart 2026 Perşembe - 18:31:21
Manisa Büyükşehir Belediyesi, diyabetle mücadele eden vatandaşların yaşam kalitesini artırmak için anlamlı bir projeyi hayata geçirdi. Sosyal belediyecilik anlayışıyla başlatılan çalışma kapsamında, Manisa’da ikamet eden ihtiyaç sahibi Tip-1 diyabet hastalarına şeker ölçüm sensörü desteği verilecek. Özellikle 18 yaşını dolduran bireylerde devlet desteğinin sona ermesiyle oluşan mağduriyeti gidermeyi hedefleyen Manisa Büyükşehir Belediyesi, yüksek maliyeti nedeniyle temin edilmekte zorlanılan bu cihazları hak sahibi vatandaşlara ücretsiz ulaştıracak. Destekten yararlanmak için Manisa il sınırlarında ikamet etmek, diyabet tanısı almış olmak ve sosyal yardım kriterlerine uygunluk şartı aranacak. Başvurular dijital ortamda alınacak 18 yaş altı hastaların başvuruları devlet desteği kapsamında oldukları için kabul edilmeyecek. Proje yalnızca 18 yaş üzeri ihtiyaç sahiplerini kapsayacak. Adaylar, Manisa Büyükşehir Belediyesinin resmi internet sitesindeki başvuru linki üzerinden form doldurarak taleplerini iletebilecek. Başvuru sırasında sağlık raporunun sisteme yüklenmesi zorunlu tutulurken, raporu eksik olan başvurular geçersiz sayılacak. "Bu cihazlar lüks değil, hayati bir ihtiyaçtır" Hizmetin önemine dikkat çeken Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, vatandaşların sağlığa erişimini kolaylaştırmaya devam edeceklerini belirterek şunları söyledi: "Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak en öncelikli görevimiz, hemşehrilerimizin yaşam kalitesini artırmak ve halk sağlığını korumak adına her türlü imkanı seferber etmektir. Şeker ölçüm sensörleri, diyabet hastalarımız için bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur. 18 yaşından sonra bu desteğin kesilmesi hemşerilerimizi hem sağlık hem de ekonomik açıdan zor bir durumda bırakıyordu. Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak bu yükü devralıyor ve sensörleri ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza biz sağlıyoruz. Kimsenin imkansızlık nedeniyle sağlığından ödün vermesine izin vermeyeceğiz. Her zaman yanınızdayız"
26 Mart 2026 Perşembe - 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
Hatay’da Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi, faaliyete başlamasından bu yana yaklaşık 20 bin hastaya hizmet vererek 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. Asrın felaketinin ardından Defne ilçesine kısa sürede inşa edilen Defne Devlet Hastanesi, bölgedeki afetzede vatandaşlara şifa dağıtmaya devam ediyor. Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi; 2 fizik tedavi uzman hekimi, 11 fizyoterapist, 2 fizik tedavi teknikeri ve 1 ergoterapi teknikeriyle vatandaşlara hizmet sunuyor. Fizik Tedavi Ünitesi; yaklaşık 20 bin hastaya hizmet sunarken, hasta başına ortalama 15 seans olmak üzere toplamda 300 bin fizik tedavi seansı gerçekleştirdi. 15 yatak kapasitesi, 4 yataklı egzersiz odası ve 1 ESWT odası ile donatılan fizik tedavi ünitesi; halen aylık ortalama 500 hastaya fizik tedavi hizmeti veriyor. Açıldığı günden bu yana mesai saatleri dışında da hizmet sunan fizik tedavi ünitesi, akşam saatlerinde de tedavi imkanı sağlayarak özellikle gündüz saatlerinde hastaneye gelemeyen vatandaşlar için büyük kolaylık oluşturuyor. Bu yönüyle fizik tedavi ünitesi, sunduğu akşam hizmeti ile bölgede örnek ve öncü bir birim olma özelliğini taşıyor.
26 Mart 2026 Perşembe - 16:58
Tıpta nadir vaka: Eğri göğüs kafesi ve skolyoza rağmen kalbi saatlerce durdurularak hayata döndürüldü
Doğuştan göğüs deformitesi ve ileri düzey skolyozun kalp ve damar yerleşimini değiştirdiği 69 yaşındaki hasta, Samsun Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen yüksek riskli ve nadir ameliyatla hayata tutundu. Samsun’un Ayvacık ilçesinde yaşayan Ali Akan, ileri derecede nefes darlığı ve halsizlik şikayetleriyle hastaneye başvurdu. Hastada yapılan tetkiklerde, kalpten çıkan ana damar olan aortta hayati risk taşıyan ciddi genişleme ve ileri kapak yetmezliği tespit edildi. Ayrıca "dolikoaorta" olarak adlandırılan, aortun normalden uzun ve kıvrımlı olduğu nadir bir damar yapısına sahip olduğu belirlendi. Göğüs deformitesi ve omurga eğriliği nedeniyle kalp ve büyük damarların yerleşiminin tamamen değiştiği hastada, aortun göğüs kemiği altında derin ve ulaşılması güç bir konumda bulunması ameliyatı zorlaştırdı. Yüksek risk taşıyan vaka için Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ve Samsun Şehir Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doktor Öğretim Üyeleri Dr. Emrah Ereren ve Dr. İlker Hasan Karal, Göğüs Cerrahisi Dr. Öğretim Üyesi Gül Temel, Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Hüseyin Ağırbaş’tan oluşan ekip standart yöntemlerin dışına çıkarak özel bir operasyon planı hazırladı. Ameliyatta klasik tam göğüs açılması yerine "inferior parsiyel sternotomi" yöntemi tercih edilirken, operasyonun başlangıcında kasık damarları üzerinden kalp-akciğer makinesine bağlanarak güvenli dolaşım sağlandı. 3 saat boyunca kalbini durdurdular Yaklaşık 3 saat boyunca kalbin durdurulduğu ameliyatta, genişlemiş ve uzamış aort tamamen çıkarılarak yerine biyolojik kapak içeren yapay damar yerleştirildi. Kalbi besleyen damarlardan birinin uygun pozisyonda olmaması nedeniyle ileri cerrahi tekniklerden "cabrol yöntemi" kullanılarak damar ile yeni aort arasında bağlantı kuruldu. Aortun üst bölümündeki yapısal farklılıklar da özel greftlerle yeniden oluşturularak ana damarla birleştirildi. Kalp-akciğer makinesi desteğiyle gerçekleştirilen operasyon sırasında hastanın beyin ve organ dolaşımı stabil şekilde korundu. Ameliyat sonrası kalp ritminin kendiliğinden normale döndüğü, hastanın herhangi bir destek tedavisine ihtiyaç duyulmadan cihazdan ayrıldığı ve genel sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Yapılan işlem hakkında bilgi veren Kalp ve Damar Cerrahisi Doktor Öğretim Üyesi Dr. Emrah Ereren, "Normal ameliyatlarda biz kalp, akciğer pompasına girdiğimiz için kalp ameliyatlarında bir miktar kalp duruyor. Vücut ısısı 30 dereceye kadar düşürülüyor. Yine ameliyat esnasında ameliyatın yerleşiminden ve kemikle olan ilişkisinden dolayı hastayı kasık damarlarında kalp ve akciğer pompasına bağladık. Bu standart yaklaşımlarından dolayı bu hastaya özel uygulamalar yapmak zorunda kaldık. Özellikle göğüs kafesinin kalbe bası yaptığı nokta vardı. Şah damarları da göğüs kemiği ile ilişki içindeydi. Bu ilişkinin olmadığı kısımları açarak ameliyatı yaptık. Yandan yapmak mümkün değildi. Kaburga aralıkları çok daralmıştı. Buradaki en büyük problem aorta ulaşmaktı. Göğüs ön arka çapı çok arttığı için aort çok derinde ve serbest diyebileceğimiz bir pozisyonda değildi. Koroner damarlarını yeni koyduğumuz grefte bağlayarak çözdük" dedi. "Bir sıkıntı yaşamadık" Anestezi Uzmanı Doç. Dr. Şenay Canikli Adıgüzel, "Bu tür hastalar özellik içerirler. Bu özellik nedeniyle bizim farklı hazırlıklarımızın olması gerekiyor. Hastayı öncenden bildiğimiz için özellikle hava yolu sağlama gereçlerimizi temin ederek hazırlamıştık. Sıkıntı yaşamadan cerrahi için anestezi şartlarını sağlayabildik. Solunum makinesinden ayrılma aşamasında da bir sıkıntı yaşamadık" diye konuştu. Göğüs Cerrahisi Uzm. Dr. Öğretim Üyesi Necmiye Gül Temel, "Kalp damar cerrahisi açısında sıkıntılı bir cerrahiydi. Bizim tecrübeli olduğumuz bir bölüm. Çok şükür bir sıkıntı yaşamadan hastamız toparladı" şeklinde konuştu. Hasta Ali Akan ise çok iyi durumda olduğunu yeniden hayata döndüğünü söyledi.
26 Mart 2026 Perşembe - 15:56
Medline Adana Hastanesi’nde radyasyon onkolojisi bölümü hizmete girdi
Modern tıbbın önemli tedavi alanlarından biri olan radyasyon onkolojisi bölümü Medline Adana Hastanesi’nde düzenlenen açılış ile bölge halkının hizmetine girdi. Medline Adana Hastanesi’nde hizmete giren radyasyon onkolojisi bölümü, ileri teknoloji cihaz altyapısının yanı sıra alanında deneyimli ve uzman hekim kadrosu ile de dikkat çekiyor. Hastane yönetimi, bölümün açılması ile beraber kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi uygulamalarını yüksek hassasiyet ve hasta odaklı bir yaklaşımla sunmayı hedefliyor. Hizmete alınan radyasyon onkolojisi bölümü için hastanede düzenlenen açılış etkinliği oldukça geniş bir katılımla gerçekleşti. Etkinliğe hastanenin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, Radyasyon Onkolojisi Uzmanı Dr. Fatma Akdoğan, farklı branşlardan çok sayıda hekim, sağlık çalışanları, personeller ve misafirler katıldı. Dr. Attila: "Hastalarımıza güncel tedavi yöntemlerini sunuyoruz" Etkinlikte kısa bir konuşma yapan Medline Adana Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Kemal Attila, büyük emekler ve uzun bir sürecin sonunda gerçekleştirdikleri yatırımın, sundukları sağlık hizmetlerinin kalitesini daha da artırmaya yönelik önemli bir adım olduğunu söyledi. Radyasyon onkolojisinin, kanser tedavisinde cerrahi ve kemoterapi ile birlikte en temel üç yaklaşımdan biri olarak kabul edildiğini ifade eden Dr. Attila, "Günümüzde gelişen teknoloji ile birlikte radyoterapi uygulamaları çok daha hassas, güvenli ve etkili hale gelmiş, hastalara daha konforlu bir tedavi süreci sunulmaya başlanmıştır. Radyasyon onkolojisinin önemi, yalnızca tedavi edici rolüyle sınırlı değildir; aynı zamanda kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmada da kritik bir yere sahiptir. Bu yönüyle radyasyon onkolojisi, modern onkolojik tedavi yaklaşımlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Buradaki amacımız, hastalarımıza güncel tedavi imkanlarını sunarak onların bu süreçlerini en etkin ve başarılı şekilde yönetmektir" dedi. Radyasyon onkolojisi bölümünün sadece Adana’ya değil, bölgenin sağlık altyapısına da ciddi katkılar sağlaması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
25 Mart 2026 Çarşamba- 15:59
Patnos Devlet Hastahanesi’nde modern cerrahi operasyonu
2
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
3
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
4
25 Mart 2026 Çarşamba- 08:59
"Her az yiyen çocuk iştahsız değil"
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 16:10
Ankara’da ‘Dünya Tüberküloz Günü’ sempozyumu düzenlendi
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:13
Uzmanından hamilelere grip aşısı tavsiyesi
Gebe olan kişilere grip aşısı yapılmasının hayati önem taşıdığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Prof. Dr. Faruk Buyru, "Ağır seyredilen gribal enfeksiyonlar bebekte gelişme geriliğine ve erken doğuma neden olabiliyor. Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli. Aşılama sayesinde hastalık daha hafif geçer, antiviral tedavi gereksinimi azalır, anne adayının hastaneye yatma ihtimali düşer" dedi. Yüksek ateş, halsizlik, kırgınlık, kas ve baş ağrısı ile seyreden grip, risk grubunda ölümcül olabilen bir hastalık. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyada 290 bin ila 650 bin kişi solunum yolu ilişkili nedenlerle hayatını kaybediyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Faruk Buyru, gribin hamilelerde ağır seyrettiğini kaydediyor. Buyru, "Gebelikte bir takım değişiklikler ortaya çıkıyor. Gebenin bağışıklık sistemi baskılanıyor, kan değerlerinde bir takım değişiklikler ortaya çıkıyor ve enfeksiyonlar daha ağır seyredebiliyor. Normal kişilerde çok fazla problem çıkartmayan solunum yolu enfeksiyonları gebede daha ağır seyredip, hem anne hem bebek açısından bir takım problemlere neden olabiliyor" ifadelerini kullandı. "Grip virüsü gebelerde normal kişilere göre daha hızlı yayılabilir" Gebelikte anne bedeninin bebeği kabul edebilmesi için bağışıklık sistemi fizyolojik olarak baskılandığını, bu durumun da infeksiyonlara karşı savunmayı zayıflattığına dikkat çeken Buyru, "Gebelikte akciğer kapasitesi azalıyor, diyafram yukarı doğru yükseliyor. Bu nedenle enfeksiyonların akciğerlere ilerleme riski artıyor. Grip virüsü gebelerde normal kişilere göre daha hızlı yayılabilir ve akciğer dokusunda iltihaplanma yani zatürre gelişebilir. Yüksek ateş, nefes darlığı, hızlı solunum, halsizlik durumu hastaneye yatış ihtiyacı gerektirir. Gribin zatürreye neden olmaması için 48 saat içerisinde eğer belirtiler gerilemediyse antiviral tedavi başlamak büyük önem taşıyor" dedi. Gebelik sürecinde doktor kontrolünde ilaç kullanıldığını belirten Buyru, "Eğer semptomlar ağır seyrediyorsa doktoruna danışarak hastanede tedavi yapılması tercih edilebilir. Bu annenin ve bebeğin etkilenmemesi açısından çok önemli. Çünkü ağır seyredilen gribal enfeksiyonlar bebekte gelişme geriliğine ve erken doğuma neden olabiliyor. Onu önlemek amacıyla ağır seyreden enfeksiyonlarda hastaneye yatırmayı tercih ediyoruz. İlaç kullanmama diye bir şey söz konusu değil. Tabi birtakım ilaçların gebelikte kullanımı sakıncalı. Ama hekimin önerdiği ilacı hastanın ya da anne adayının, gebenin kullanması önerilir. Annenin ürettiği antikorlar plasenta yoluyla bebeğe geçiyor. Bebek doğduktan sonra ilk 6 ay bu antikorlarla korunur. Bu nedenle yeni doğan için de çok önemli koruyucu" ifadelerini kullandı. "Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli" Grip aşısının bebek ve anne için güvenli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Faruk Buyru, "Grip aşısı hem anne hem bebek için güvenli. Aşılama sayesinde hastalık daha hafif geçer, antiviral tedavi gereksinimi azalır, anne adayının hastaneye yatma ihtimali düşer. Alışveriş merkezleri, toplu taşıma ve kapalı alanlarda virüs yükü çok yüksek olabilir. Mecbur olmadıkça bu ortamda uzun kalmamak önemli. Grip virüsü en çok eller ve damlacıklar yoluyla bulaşıyor. 20 saniye ellerin sabunla yıkanması, ağız, burun, gözler virüsün giriş kapısı olduğu için kirli ellerle dokunulmaması gerekiyor. Yeterli uyku, dengeli beslenme, su tüketiminin artırılması, stresten uzak durmak da gripten korunmak için önemli" dedi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 10:00
Arslanoğlu, "Diyabet görülme yaşı okul öncesine indi"
DÜZCE(İHA) – Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını ve diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini söyledi. Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "14 Kasım Dünya Diyabet Günü" dolayısıyla bilgilendirmede bulundu. Çocuklarda diyabet görülme sıklığı hakkında bilgi veren Arslanoğlu, "Genel çocuk diyabeti sayılarının arttığı şeklinde bir takibimiz var, ancak sağlam istatistik veri yok. Ama çocuklarda tip 2 diyabetin arttığını, bir de diyabet görülme yaşının okul öncesi, hatta süt çocuklarına indiğini rahatlıkla söyleyebiliriz" dedi. Çocukluk döneminde en sık tip 1 diyabet görüldüğünü bildiren Arslanoğlu, "Şu anki şartlarda ömür boyu insülin tedavisi gerektiren bir durumdur. Ancak eskiden çocuk diyabetliler içinde tip 2 diyabetin oranı yüzde 1’lerdeyken şimdi özellikle bizim hitap ettiğimiz coğrafyada yüzde 10’larda olduğunu görüyoruz" şeklinde konuştu. Çocuklarda diyabetin erken belirtileri Çocuklarda diyabet belirtileri hakkında ailelere bilgilendirmede bulunan Prof. Dr. Arslanoğlu, "Daha önceki durumuna göre artan su içme, idrara çıkma, yatağını ıslatma, halsizlik ve zayıflama en önemli belirtilerdir. Tablo ağırlaştığı zaman sık ve derin nefes alma, ağızda asetona benzer koku, kusma ve hatta bilinç bulanıklığı eklenir" ifadelerine yer verdi. Çocuklarda diyabet tedavisinin genel prensip olarak erişkinlerden farklı olmadığını belirten Arslanoğlu, ancak çok daha yoğun ve titizlikle uygulanması ve çok daha sık güncellemeler yapılması gerektiğinin altını çizdi. İnsülin tedavisi alan çocukların günlük yaşamında dikkat etmesi gerekenler hakkında bilgi veren Çocuk Endokrinoloji Uzmanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "En önemlisi en az 4 kez yapılacak olan insülin enjeksiyonlarının, zamanlama dahil, aksatılmamasıdır. İkinci sırada düzenli şeker takibi gelir. Ardından planlı beslenme. Planlı beslenme diyet anlamına gelmez, tabii sağlıklı beslenmelerini öneriyoruz, ama asıl önemli olan öğün alındığında önceden insülin gerektiğini unutmayarak gereksiz ara atıştırmalardan kaçınmaktır" dedi. Teknolojik gelişmelerin en çok çocuk diyabetliler için gerekli olduğunu vurgulayan Arslanoğlu, "Öncelikle glukoz sensörleri sayesinde hem defalarca parmak delmekten kurtuldular hem de daha konforlu bir şekilde şeker dalgalanmaları hakkında kat kat fazla bilgiye sahip olmaya başladılar. Ama bundan bile önemli bir şey var. Çocuklarda günden güne insülin ihtiyacı o kadar değişiyor ki, şu anda yarı yapay pankreas diyebileceğimiz akıllı pompalar olmadan aşırı sapmaları önlemek çok zor. İşte burada yine teknoloji devreye giriyor" ifadelerine yer verdi. "Çocuklar insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmeli" Diyabet tedavisinde son yıllarda öne çıkan yeniliklere de değinen Prof. Dr. Arslanoğlu, "Bu yenilikler başlıca üç kanalda ilerliyor: Teknoloji, hücresel tedaviler ve bağışıklık değiştirici tedaviler. Anlaşılması için yapay pankreas, kök hücre ve ilaç-aşıyla diyabetin silinmesi olarak özetleyebiliriz" dedi. Fiziksel aktivitenin çocuk diyabetlilerin genel sağlığı üzerinde çok olumlu etkileri olduğunu belirten Arslanoğlu, "Ancak diyabetli çocuğun insülin kullanırken aktivite yönetimi hakkında eğitim görmesi gerekir. Aksi takdirde ağır, yaşamı tehdit eden şeker düşüklükleri yaşanabilir. Bazı adrenalin salgılatıcı etkinliklerde de geçici şeker yükselmesi görülebilir" şeklinde konuştu. Diyabet Haftası vesilesiyle ailelere ve topluma mesaj vererek açıklamasını tamamlayan Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Endokrinoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. İlknur Arslanoğlu, "Çevremizi koruyarak ve yaşam tarzımızı sağlıklı hale getirerek diyabetten korunabilir veya diyabetliysek diyabetin vücudumuzda tahribat yapmasını önleyebiliriz. Diyabet hakkında bilinçlenerek erken tanı konmasını sağlayabilir ve diyabetli bireylere okulda, işte, toplum yaşamında fırsat eşitliği sağlayabiliriz" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 09:28
Akciğer kanserinde erken teşhis ve cerrahi müdahale hayat kurtarıyor
Akciğer kanseri, dünya genelinde en sık rastlanan ve ölümcül seyreden kanserlerden biri olarak öne çıkar. Her ne kadar ciddi bir sağlık sorunu olarak karşımıza çıksa da erken teşhis ve bilinçli yaklaşımlarla bu hastalıkla mücadele etmek mümkündür. Erken evrelerde genellikle belirgin bir belirti göstermemesi, teşhisi zorlaştırabilir ve tedavinin gecikmesine neden olabilir. Ancak günümüzde tıbbi gelişmeler ve artan farkındalıkla birlikte, erken tanı şansı da yükselmektedir. Medicana Sağlık Grubu Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muharrem Erol, akciğer kanserinde erken tanı ve cerrahi tedavinin hayatta kalma oranlarını belirgin biçimde artırdığını vurguladı. Medicana Bursa Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Erol, akciğer kanserinin hem erkeklerde hem kadınlarda en sık görülen ve en fazla ölüme yol açan kanser türlerinden biri olduğunu belirterek, "Ne yazık ki hastalık çoğu zaman ileri evrelere gelene kadar belirgin bir belirti vermez. Bu nedenle erken tanı, tedavi başarısının en kritik anahtarıdır" dedi. Doç. Dr. Erol, akciğer kanserinin tedavisinde cerrahi müdahalenin yeri ve zamanlamasının hayati önem taşıdığını belirterek, "Tümör küçükken ve diğer organlara yayılmamışken yapılan ameliyat, hastalığın tamamen ortadan kaldırılma şansını büyük ölçüde artırır. Erken evrede yapılan cerrahi tedavilerde 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 70’lerin üzerindedir. Bu oran, ileri evrelerde dramatik biçimde düşmektedir" ifadelerini kullandı. Gelişen teknoloji sayesinde minimal invaziv yöntemlerin artık hastalar için önemli avantajlar sunduğunu da belirten Doç. Dr. Erol, "Videotorakoskopik cerrahi teknikleri ile hastalar daha kısa sürede iyileşiyor, ağrı ve komplikasyon oranları azalıyor" diye konuştu. Doç. Dr. Muharrem Erol, özellikle uzun yıllar sigara kullanmış ve 50 yaş üzeri bireylerin düşük doz bilgisayarlı tomografi ile düzenli tarama yaptırmasının erken tanı açısından hayati önem taşıdığını belirterek, "Akciğer kanseri erken yakalandığında tedavi edilebilir bir hastalıktır. Farkındalık, düzenli kontrol ve zamanında cerrahi müdahale, hayat kurtarır" ifadelerini kullandı.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 09:27
298 işletmeye denetim yapıldı
Erzurum’da yem, gıda ve gıda ile temas eden madde malzeme üreten işletmelere yönelik denetimler devam ediyor. Erzurum’da 31 Ekim-7 Kasım 2025 tarihleri arasında; 298 denetim yapıldı. Denetimlerde karşılaşılan olumsuzluklar için 5 idari yaptırım uygulandı. Analize dayalı yapılan çalışmalarda 22 adet numune alındı. Tüketicilerin her an ulaşabilecekleri Alo 174 Gıda hattı ile gelen 10 başvuru değerlendirildi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 08:59
Restoratif Diş Hekimliği Derneği’nin 26. Uluslararası Kongresi Gaziantep’te gerçekleşti
Gaziantep’te Restoratif Diş Hekimliği Derneği tarafından düzenlenen 26. Uluslararası Kongre, Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden akademisyen ve diş hekimlerinin katılımıyla yapıldı. Gaziantep Üniversitesi (GAÜN) Diş Hekimliği Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Derya Gürsel Sürmelioğlu’nun başkanlığında gerçekleştirilen kongrenin açılışına; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkan Yardımcısı Cuma Güzel, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, SANKO Üniversitesi Genel Sekreteri Dr. Yusuf Ziya Yıldırım, GAÜN Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Tarakçıoğlu, Gaziantep Diş Hekimleri Odası Başkanı Dr. Dt. Yücel Özbaş ve GBB Sağlık Hizmetleri Şube Müdürü İsmail Özer katıldı. Açılış konuşmalarında, Gaziantep’in bilimsel toplantılar için uygun bir şehir olduğu ve bu tür etkinliklerin sağlık alanındaki gelişmelere katkı sunduğu ifade edildi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep’in tarihi ve kültürel özelliklerinin yanı sıra bilimsel çalışmalara da ev sahipliği yaptığını belirterek, bu tür etkinliklerin kent tanıtımına katkı sağladığını söyledi. Restoratif Diş Hekimliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Esra Can, kongrenin bilimsel bilgi paylaşımını artırdığını ve meslektaşlar arasındaki iletişimi güçlendirdiğini dile getirdi. Kongre kapsamında ayrıca 10 Kasım Atatürk’ü Anma Programı düzenlendi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ebediyete intikalinin 87. yıl dönümü dolayısıyla yapılan törende, Doç. Dr. Mehmet Biçiçi, Atatürk’ün bilimsel düşünceye verdiği önemi vurgulayan bir konuşma yaptı. Bilimsel oturumların yanı sıra düzenlenen sosyal etkinliklerde katılımcılar, Gaziantep’in gastronomisi ve kültürel mirası hakkında bilgi edindi. Kapanışta, kongreye katkı sunan tüm katılımcılara teşekkür edilerek bir sonraki kongreye yönelik hazırlıkların başlatıldığı bildirildi.
12 Kasım 2025 Çarşamba - 02:04
Obezite Üniteler ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik Resmi Gazete’de
Obezite Üniteler ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelikte değişiklik yapılması hakkında yönetmelik Resmi Gazete’de yayımlandı. Obezite tedavisinde hizmet sunumunu daha sistematik, güvenli ve bilimsel standartlara dayalı hale getirmek amacıyla Sağlık Bakanlığınca düzenlenen "Obezite Üniteleri ve Obezite Cerrahisi Uygulama Üniteleri Hakkında Yönetmelik" Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile obezite tedavisi süreçlerinde; cerrahi dışı programların güçlendirilmesi, klinik başarı göstergelerinin izlenmesi ve hasta güvenliğinin artırılması hedefleniyor. "Önce medikal tedavi" yaklaşımı tüm merkezlerde zorunlu hale geldi Yönetmelik ile birlikte, daha önce de mevzuatta yer alan "önce diyet, yaşam tarzı değişikliği ve medikal tedavi" ilkesi artık tüm obezite birimlerinde standart hale getirildi. Bu kapsamda obezite tedavisinde hastaların öncelikle yaşam tarzı düzenlenecek, beslenme alışkanlıkları değiştirilecek. Gerekirse psikolojik ve davranışsal destek verilerek medikal tedavi alması sağlanacak. Cerrahi tedavi ise klinik olarak gerekli görülen durumlarda yalnızca uygun kriterleri karşılayan hastalarda uygulanabilecek. Bu sayede, her hastanın kişisel ihtiyaçlarına uygun, bütüncül ve kademeli bir tedavi sürecinin yürütülmesi sağlanacak. Obezite ünitelerinin klinik başarı ve performansı sistematik olarak değerlendirilecek Yeni düzenleme ile yalnızca merkezlerin fiziki şartları değil, sunulan tedavinin etkinliği, güvenliği ve sürdürülebilir klinik başarısı da izlenecek. Merkezlerin performansı klinik kalite göstergeleri üzerinden sistematik olarak değerlendirilecek. Sonuçlara göre merkezler "yeterli", "kısmen yeterli" veya "yetersiz" olarak sınıflandırılacak. "Kısmen yeterli" merkezler için iyileştirme planı zorunluluğu getirilirken, "yetersiz" bulunan merkezlerin faaliyetleri gerekirse durdurulabilecek. Bu yapıyla obezite cerrahisinde hasta güvenliği, klinik kalite ve hesap verebilirlik esası güçlendirilmiş olacak. Obezite cerrahisi sadece belgeli ve onay almış uzmanlar tarafından yapılabiliyor Obezite cerrahisi uygulamaları yalnızca Sağlık Bakanlığı tarafından verilen "Obezite Cerrahisi Uygulama Belgesi"ne sahip genel cerrahi uzmanları tarafından gerçekleştirilebiliyordu. Bu kapsama çocuk cerrahisi uzmanları da eklendi. Obezite Cerrahisi belgesini alabilmek için ise belirli sayıda vaka deneyimi, Sağlık Bakanlığınca tanımlanan eğitimlerin tamamlanması ve "Obezite Cerrahisi Onay Komisyonu" tarafından değerlendirilme şartları aranıyor. Obezite ünitelerine multidisipliner ekip ve elektronik takip zorunluluğu getirildi Yeni yönetmelik ile her obezite ünitesinde diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, hemşire ve ilgili uzman hekimlerden oluşan multidisipliner ekip bulunması zorunlu hale getirildi. Ayrıca tüm tedavi süreçleri elektronik kayıt sistemi üzerinden izlenecek ve yıllık değerlendirmelere tabi tutulacak. Bu yapıyla tedavi etkinliği dijital olarak takip edilecek, ulusal ölçekte karşılaştırılabilir klinik kalite verileri elde edilecek. Sağlık Bakanlığı, bu düzenleme ile obezite tedavisinde bilimsel rehberlere dayalı, sonuç odaklı ve sürdürülebilir bir ulusal sağlık hizmeti modeli oluşturmayı amaçlıyor. Bu kapsamda yeni yönetmelik ile cerrahi dışı tedavi programlarının güçlendirilmesi, bilimsel rehberlere dayalı klinik uygulama birliğinin oluşturulması, hasta güvenliğini ve hesap verebilirliği merkeze alan bir denetim sisteminin kurulması ile klinik başarı göstergelerinin düzenli olarak ölçülmesi hedefleniyor.
11 Kasım 2025 Salı - 14:47
MSKÜ’nün sağlık taraması hayat kurtardı, küçük öğrenci şifa buldu
MSKÜ’nün "Birlikte Gelişim Programı" kapsamında başlattığı Menteşe’nin Dokuzçam Mahallesi’nde öğrencilere yönelik yapılan sağlık taramasında ameliyatlık durumu tespit edilen öğrenci tedavi edildi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) geçtiğimiz Mayıs ayında "Birlikte Gelişim Programı" başlatmış, Menteşe’nin kırsal kesimi olan Dokuzçam Mahallesi’nde öğrenci ve velilerle bir araya gelerek, sağlık kontrolü gerçekleştirmişti. Program kapsamında Tıp Fakültesi tarafından öğrencilere yönelik yapılan genel sağlık taramasında 1 öğrencinin ameliyatlık durumu tespit edilmişti. Gelişen sürecin ardından öğrenci, İnguinal bölgesinden ameliyat olarak sağlığına kavuştu. Erken teşhisin önemine vurgu yapan Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Cüneyt Karakuş, "Üniversite olarak başlattığımız bu program kapsamında kırsal mahallelerdeki çocuklarımıza sağlık taraması uygulamalarımız olacak. Bunun ilk ayağını Dokuzçam Mahallesi’nde gerçekleştirmiştik. Orada muayeneler sırasında 1 öğrencinin ameliyatlık durumunu tespit etmiştik. Bu noktada erken teşhis çok önemli. Akabinde hemen harekete geçtik ve süreci takip ettik. Çocuğumuzun ameliyatı başarılı geçti. 1 günlük dinlenme sonrasında taburcu ettik. Bu tür taramalara devam edeceğiz" diye konuştu.
11 Kasım 2025 Salı - 14:27
Mevsim geçişlerinde solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
Mevsim geçişlerinde artan öksürük ve boğaz ağrısı gibi basit şikayetlerin ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına dönüşebileceği uyarısında bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, "Basit bir boğaz ağrısı veya hafif öksürük, birkaç gün içinde ciddi bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebilir. Özellikle kronik hastalığı olan, yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde bu tablo çok daha ağır seyredebilir" dedi. Havaların soğuması ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin artmasıyla birlikte Kasım ayında solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Liv Hospital Samsun Dahiliye (İç Hastalıkları) Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, özellikle bu dönemde grip, bronşit ve zatürre gibi hastalıkların hızla yayıldığını belirterek vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Uzm. Dr. Gökrem, "Basit bir boğaz ağrısı veya hafif öksürük, birkaç gün içinde ciddi bir akciğer enfeksiyonuna dönüşebilir. Özellikle kronik hastalığı olan, yaşlı veya bağışıklığı zayıf kişilerde bu tablo çok daha ağır seyredebilir" diye konuştu. "Kasım ayı, vücudun direncini sınayan bir dönem" Bu dönemde mevsim aşılarının ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Gökrem, bağışıklık sistemini güçlü tutmanın önemine dikkat çekti. "Kasım ayı, vücudun direncini sınayan bir dönemdir diyen" Dr. Manolya Gökrem, yeterli su tüketimi, dengeli beslenme, düzenli uyku ve el hijyeninin hastalıklardan korunmada temel rol oynadığını söyledi. Uzm. Dr. Gökrem ayrıca, "Uzun süren ateş, öksürük veya nefes darlığı gibi şikayetlerde gecikmeden bir dahiliye uzmanına başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.
11 Kasım 2025 Salı - 13:59
Servergazi Devlet Hastanesi Denizli’de bir ilke imza attı
Denizli Servergazi Devlet Hastanesi, enerji yönetimi alanında yürüttüğü kapsamlı çalışmalar sonucunda Enerji Yönetim Sistemi Belgesi almaya hak kazandı. Böylece hastane, Denizli’de bu belgeyi almaya hak kazanan ilk kamu hastanesi unvanını elde ederek önemli bir başarıya imza attı. Enerji politikaları kapsamında da büyük önem verilen bu alanda, "Enerji Kaynaklarının ve Enerjinin Kullanımında Verimliliğin Arttırılmasına Dair Yönetmelik" doğrultusunda kapsama dahil kuruluşların Enerji Yönetim Sistemi kurarak güncel tutmaları zorunlu hale getirildi. Bu kapsamda Servergazi Devlet Hastanesi, 2025 yılı Nisan ayı itibariyle başlatılan ve detaylı çalışmalar içeren süreçte, akredite belgelendirme kuruluşu tarafından iki aşamalı denetime tabi tutuldu. Tüm kriterleri başarıyla yerine getirerek denetimlerde başarılı olan hastane, Türkiye’de ISO 50001:2018 Belgesi almaya hak kazanan sayılı kurumlardan biri oldu. Denizli ilinde kamu kurumları içeresinde, Enerji Yönetim Sistemi sertifikasına sahip ilk kamu hastanesi unvanını elde etti. "Enerjini boşa harcama, sahip çık anlayışıyla sürdürülebilir gelecek için çalışıyoruz" Enerji verimliliğinin yalnızca maliyet tasarrufu değil, aynı zamanda çevreye duyarlı bir yönetim anlayışının göstergesi olduğunu vurgulayan Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, ‘Enerjini Boşa Harcama, Sahip Çık’ sloganıyla yıllardır enerji verimliliği çalışmalarına önem verdiklerini söyledi. Öztürk: "Müdürlüğümüze bağlı hastanelerin tamamında enerji verimliliği ve tasarrufu çalışmaları uzun yıllardır özveri ile yapılmaktadır. Tükettiği elektriğin tamamından fazlasını güneş enerjisinden sağlayan Kale Devlet Hastanemiz, bu özelliği ile Türkiye’de sayılı kamu binaları arasına girdi. Enerjinin verimli kullanılması esasına dayanan enerji verimliliği politikaları, bir taraftan ekonomik büyüme ve sosyal kalkınma hedeflerinin sürdürülebilirliği ile doğrudan ilişkili olması, diğer taraftan ise sera gazı salınımlarının azaltılmasında oynadığı kilit rol nedeniyle hassasiyetle ele alınması gereken alanların başında geliyor. Bu amaç ve hedefler doğrultusunda hazırlanan ‘Enerji Yönetim Sistemi’ standardı ile işletmeler ve kurumlar, enerji tüketiminin doğru yönetilmesi, enerji maliyetlerinin düşürülmesi ve çevresel etkinin azaltılması konusunda avantaj sağlıyor. Servergazi Devlet Hastanemizin TS EN ISO 50001:2018 Enerji Yönetim Sistemi Sertifikasını alması bizleri çok sevindirdi. Enerji verimliliği alanında sürdürdüğümüz güzel çalışmaların belgelendirilmesinin ve Denizli’de yine bir ilk olmanın gururu ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bu belgenin alınmasında emeği olan Hastane Yönetimimize ve tüm çalışanlarımıza teşekkür ederim, Hastanemize hayırlı olsun. Bu adım Cumhurbaşkanlığımızın Kamu Binalarında Enerji Tasarrufu konulu 2023/15 sayılı genelgesi doğrultusunda hedeflenen enerji tasarrufunun sağlanabilmesi için atılmış önemli bir adım olmakla birlikte, bu doğrultuda yürütülen çalışmalar açısından da örnek teşkil ediyor. Sağlık tesislerimizde enerji yönetimi kültürünün yerleşmesine ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakılmasına katkı sağlayacak enerji verimliliğine yönelik adımlarımız geliştirilerek atılmaya devam edecektir" diye konuştu.
11 Kasım 2025 Salı - 12:37
Çocuk gelişiminde kırmızı bayraklara dikkat
Bebek gelişiminin normal olup olmadığı anlamak için ebeveynlilerin bebeğin davranışlarındaki kırmızı bayrak belirtileri dikkat etmeleri konusunda uyarılarda bulunan Özel Denizli Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor İlter Paydur, "Kırmızı bayrakların erken teşhisi çocuğunuzun gelişimine çok büyük katkı, çok büyük avantaj sağlanabilir" dedi. Bebek gelişiminde bir eksiklik olup olmadığını anlamak için ilk 18 aylık süreçte bebeğin hareketlerinin doğru gözlemlenmesi gerektiğini dikkat çeken Özel Denizli Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlter Paydur, bebeğin davranışlarında ve hareketlerinde gelişim yavaşlığının sinyallerini veren belirtileri ile ilgili uyarılarda bulundu. Özel Denizli Tekden Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İlter Paydur, "Ebeveyninler tarafından en çok merak eden konu, çocuğumun gelişimi normali mi, çocuğumun gelişiminde gerilik var mı sorusu. Her bebeğin gelişim hızı farklıdır. Ama bazı durumlar var ki bu bunları erken fark etmek çok önemli. Bizler bu durumu kırmızı bayrak ismini veriyoruz. Kırmızı bayrakları erken tespit etmezsek, bazı destek tedavileri kaçırabiliriz. Kırmızı bayrakları erken teşhis edebilirsek çocuğun gelişimine büyük katkı sağlayabiliriz. O yüzden bu kırmızı bayrakları bilmek çok önemli. Bebeğimizde ilk 3 ay dikkat etmeniz gereken şunlar, bebeğimiz 3 aylık olduğu halde boynunu dik tutamıyorsa, elleri sürekli sıkı sıkı yumruk şeklindeyse, ellerini ve kollarını eşit kullanmıyorsa, yüze bakmıyor göz teması kurmuyorsa ve çok tiz, ince bir sesle ağlıyorsa bunlar bizim için çok önemli uyarı işaretleridir. Bu tür durumlarda bebeğin gelişimini yakından takip etmek gerekir. 6’ıncı aya kadar kollarından kaldırdığınızda başı geride kalıyorsa, Bebeğiniz size çok gevşek ya da set geliyorsa, kucağı alınca kendini geri atıyorsa ve bacaklarını çaprazlıyorsa bunlarda değerlendirilmesi gereken olaylardır. 9’uncu ayda hala desteksiz oturamıyorsa, objeyi uzanırken hep aynı elini kullanıyorsa ya da tek taraflı sürünüyorsa bunlarda kırmızı bayraklardan bazılarıdır. Özellikle asimetrik hareketler bu dönemde çok önemlidir. 18’inci aya kadar hala yürüyemiyorsa, ayağının üzerine basmakta zorlanıyorsa ya da hareketlerinde asimetri varsa mutlaka bir uzmanın değerlendirmesi gerekmektedir. Bu saydığım durumlar her hangi birisini bebeğinizde tespit ederseniz, bekleyelim geçer demek yerine, mutlaka bir çocuk doktoru tarafından değerlendirilmesi çok önemlidir. Unutmayın ki ne kadar erken tedaviye başlanırsa çocuğunuzun gelişimine çok büyük katkı, çok büyük avantaj sağlanabilir" ifadelerini kullandı.
11 Kasım 2025 Salı - 12:27
Bursa’da büyük afet hazırlığı başladı
Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, 26-27 Kasım tarihlerinde gerçekleştirilecek Ulusal Tatbikat öncesi hazırlık toplantısı gerçekleştirdi. İl Ambulans Komuta Kontrol Merkezi Başhekimliğinde düzenlenen toplantıya, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin’in yanı sıra sağlık yöneticileri ve ilgili birim sorumluları katıldı. Toplantıda tatbikatın senaryosu, görev dağılımları, saha uygulamaları, lojistik hazırlıklar ile birimler arası koordinasyon ve planlaması ayrıntılı şekilde ele alındı. Afetlere tam Hazırlık AFAD koordinasyonunda yapılan bu yılki Ulusal Tatbikatın Bursa’nın yanı sıra İstanbul, Kocaeli, Yalova, Bilecik, Tekirdağ ve Sakarya illerinde eş zamanlı olarak gerçekleştirileceğini belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, "Tatbikat 26 Kasım saat 11.30’da tüm sağlık tesislerinde çök-kapan-tutun uygulamasıyla başlayacak. Ardından il genelinde farklı senaryolar üzerinden saha uygulamaları yapılacak. Tatbikatla, olabilecek bir afet durumunda sağlık hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve ekiplerin müdahale kapasitesinin arttırılmasını amaçlıyoruz." diye konuştu. Tatbikat günü tüm sağlık ekiplerinin görev yerlerinde hazır olacağını dile getiren Uzm. Dr. Çetin, gerçeğe en yakın senaryolarla hazırlanan bu tatbikatın, afetlere karşı hazırlıklı olmayı ve sağlık ekiplerinin organize müdahale reflekslerini ölçebilmeleri açısından büyük önem taşıdığının altını çizdi.
11 Kasım 2025 Salı - 12:15
Uzmanından ’Deli dana’ uyarısı
Bolu’da geçtiğimiz ay ’deli dana’ hastalığı teşhisi konulan kadının tedavisi sürerken, 20 yıllık veteriner hekim Ayhan Güneş hastalıka ilgili önemli uyarılarda bulundu. Deli dananın genellikle insanlara sakatattan bulaştığını belirten Güneş, semptomlar ortaya çıktığında "iş işten geçmiş olduğunu" ve hastalığın tedavisinin mümkün olmadığını söyledi. Güneş, "İnsanda 6-12 ay içerisinde ölüm görülür" diyerek, kaçak kesim etlerden uzak durulması ve etlerin iyi pişirilmesi konusunda uyardı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder