Son Dakika
|
Uşak Belediyesi’ne operasyon: Belediye başkanı ile birlikte 11 kişi gözaltına alındı
Galatasaray - Fenerbahçe derbisinin tarihi belli oldu
İstanbul'da 4 cezaevi aracı kaza yaptı
İran Dışişleri Bakanı Arakçi: "Minab'daki okul saldırısı savaş suçudur"
Üç kişinin öldüğü bar saldırısının dehşet anları
İran Devrim Muhafızları: "Hürmüz Boğazı kapalıdır, her türlü gemi geçişi sert karşılık bulacaktır"
Uşak Belediyesi’ne rüşvet operasyonu: Başkan da dahil 11 gözaltı
Trump: "İran, benimle anlaşma yapmak için yalvarıyor"
İran, ABD'nin 15 maddelik teklifine resmen yanıt verdi
Yenidoğan çetesi davasında ara karar!
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Kaybolan otizmli Fırat her yerde didik didik aranıyor
Diyarbakır’da bir günde 3 kuyumcu hedef alındı
Formula 1’de sıradaki durak Japonya
Uyuşturucu soruşturmasında Hande Erçel ifade verdi
Sürücüsüz araç trafiğe çıktı, kaza böyle geldi
Apartman dairesine tırmanıp girdi, dizüstü bilgisayar çaldı
Tokyo’daki AVM’de bıçaklı saldırı dehşeti: Saldırgan dahil 2 ölü
SAĞLIK
Sağlıklı nesiller için bilim insanları Konya’da buluştu
27 Mart 2026 Cuma - 16:19:47
Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi, NEÜ Hemşirelik Fakültesi ve NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi tarafından, iç ve dış paydaşların katkılarıyla çocuk sağlığının üç farklı alanını tek çatı altında toplayan IMPEDCON 2026 etkinliğinin açılış programı düzenlendi. 27-29 Mart tarihleri arasında devam edecek olan 1. Uluslararası Meram Pediatri Hemşireliği, 3. Uluslararası Meram Pediatri ve 4. Uluslararası J Project İmmün Yetmezlikler Kongrelerinin açılış programında konuşan NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, NEÜ’nün öncülüğünde çok sayıda kongre ve sempozyumların gerçekleştirildiğini aktardı. Prof. Dr. Zorlu, üniversite olarak bu alanda marka haline geldiklerini belirterek, "Markalaşmış çok sayıda kongre ve sempozyumumuz var. Bir taraftan Konya da bu programların merkezi olmaya başladı. Aynı anda 3 farklı kongreyi tek çatı altında gerçekleştirebilmek de ayrı bir maharet. Türkiye’nin ve dünyanın farklı bölgelerinden kıymetli bilim insanlarını bir araya getirmek, gerçekten ciddi bir organizasyon ve çalışma gerektirir" dedi. Son zamanlarda bölgede yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Cem Zorlu, "Bölgemiz adeta bir ateş çemberi içerisinde. Kongremize İran’dan katılan bilim insanlarının da bulunması bu açıdan ayrı bir anlam taşıyor. Artık Orta Doğu’da kanın akmadığı, barışın hakim olduğu ve insanların korku içinde yaşamadığı bir dönemin başlamasını ümit ediyoruz" diye konuştu. Kongrenin öneminden bahsederek konuşmasına başlayan Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, böyle bir organizasyonun Konya’da gerçekleştiriliyor olmasının onur ve gurur verici olduğunu belirterek emeği geçenlere teşekkür etti. "Hepimiz sağlıklı nesiller yetiştirmek için çalışıyoruz" IMPEDCON 2026’nın üç ana bakış açısıyla tasarlandığını ifade eden Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli ise, "Çocuk sağlığının sadece hastalıkların tedavisiyle sınırlı olmadığına inanıyoruz. Koruyucu tıptan yenidoğan bakımına, kronik hastalık yönetiminden bağışıklık sistemi hastalıklarına kadar uzan geniş bir yelpazeyi kapsar. Bu nedenle, çocuk sağlığı, disiplinler arası iş birliğinin en güçlü örneklerinden biridir. Ayrıca, güçlü bir hemşirelik altyapısı olmadan kaliteli çocuk sağlığı hizmetlerinin mümkün olmadığını da biliyoruz. Öte yandan bağışıklık sistemi ve hastalıkları, özellikle çocukluk döneminde günümüzde daha da önem kazanmıştır. Bu kapsamda İmmünoloji Kongresi, bağışıklık sisteminin temel mekanizmalarından klinik immünolojiye kadar geniş bir bakış açısı sunacaktır. Bu üç kongrenin eş zamanlı olarak düzenlenmesi, modern tıbbın ruhunu yansıtıyor: İş birliği, bilgi paylaşımı ve bütüncül bir yaklaşım. Çocuk doktorları, hemşireler, immünologlar ve diğer sağlık profesyonelleri olarak hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz. Sağlıklı nesiller yetiştirmek. Bu kongre; yalnızca bilgi paylaşımını değil, aynı zamanda yeni iş birliklerinin temellerini atmayı, genç meslektaşlarımız için ilham verici bir bilimsel ortam oluşturmayı ve güçlü disiplinler arası etkileşimi amaçlamaktadır" şeklinde konuştu. Çocuk sağlığının geliştirilmesinin ortak bir çaba gerektirdiğine yürekten inandıklarını söyleyen NEÜ Hemşirelik Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Emine Geçkil de "Doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık profesyonelleri, tek bir ekibin ayrılmaz parçalarıdır. Çocukların bakımına kattığımız her dokunuş, her karar ve her bilgi parçası, hayatları değiştirme ve geleceği şekillendirme gücüne sahiptir" ifadelerini kullandı. Açılış programına, NEÜ Rektörü Prof. Dr. Cem Zorlu, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz, NEÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şükrü Nail Güner, NEÜ Hemşirelik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Emel Ege, NEÜ Seydişehir Kamil Akkanat Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Kongre Başkanı Prof. Dr. İsmail Reisli, NEÜ Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ali Rıza Tunçdemir, NEÜ Nezahat Keleşoğlu Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ayhan Uludağ ile çok sayıda akademisyen ve öğrenci katıldı.
27 Mart 2026 Cuma - 15:51
Genç Onkologlar Kemer’de Buluştu: Bilim ve hukuk aynı platformda
Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2’nci Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’nde genç onkologlar bir araya geldi. Antalya’nın Kemer ilçesinde düzenlenen ‘2. Ulusal Onkoloji Fellow Kongresi’, genç onkoloji uzmanları ile bilim insanlarını bir araya getirdi. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği tarafından organize edilen kongre, bu yıl ikinci kez gerçekleştirilirken, genç hekimlerin mesleki gelişimine odaklanan yapısıyla dikkat çekti. Kongrede, onkoloji alanında uzmanlık eğitimi alan ya da yeni uzman olmuş genç hekimlerin erken dönemde birlikte çalışması, sunum becerilerini geliştirmesi ve güncel bilimsel bilgilere erişiminin artırılması hedeflendi. Aynı zamanda mesleğe olan ilgi ve bağlılığın güçlendirilmesi, Türkiye’deki onkoloji alanındaki sorunların paylaşılması ve çözüm yollarının tartışılması da toplantının öncelikli başlıkları arasında yer aldı. Kişiselleştirilmiş Onkoloji Derneği Genel Sekreteri Uğur Coşkun, kongrenin gençlere yönelik olması açısından önemli bir boşluğu doldurduğunu belirterek Avrupa’dan ve farklı ülkelerden katılan uzmanların da katkısıyla uluslararası bir vizyonun tartışıldığını ifade etti. Coşkun, özellikle Batı ülkelerindeki eğitim modellerine benzer şekilde, yoğun ihtisas sürecinde edinilen bilgi ve tecrübelerin genç hekimlere erken dönemde kazandırılmasının temel hedef olduğunu vurguladı. Kongrede bilimsel oturumların yanı sıra hukuki konular da geniş yer buldu. Danıştay ve Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nden hakimlerin katılımıyla, hekimlerin sıklıkla karşılaştığı malpraktis davaları, bilirkişi raporları ve ilaçların geri ödeme süreçlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yapıldı. Bu sayede katılımcılar, mesleki uygulamalarını doğrudan etkileyen hukuki süreçler hakkında birinci elden bilgi edinme fırsatı yakaladı. Aytuğ Üner ise kongrede bağırsak, akciğer ve baş-boyun kanserleri başta olmak üzere birçok kanser türünün ele alındığını belirterek, yapay zeka destekli tanı yöntemleri, hasta ile iletişim ve yeni tedavi yaklaşımlarının da detaylı şekilde incelendiğini aktardı. Üner, bilimsel içeriğin yanı sıra hukukçularla yapılan etkileşimin farklı bakış açıları kazandırdığını dile getirdi. Genç hekimleri temsilen İmdat Erolu, daha önce benzer etkinliklerde genellikle dinleyici konumunda olduklarını belirterek bu kez sahnede yer alıp güncel bilimsel gelişmeleri tartışma fırsatı bulduklarını söyledi. Erolu, bu yaklaşımın genç onkologlar için yol gösterici olduğunu ifade etti. Yurt dışından katılan konuşmacıların da yer aldığı kongrede, vizyoner yaklaşımlar ve uluslararası deneyimler paylaşılırken, genç hekimlerin mesleki donanımının artırılması adına önemli bir platform oluşturuldu. 29 Mart’ta sona erecek kongre, hem bilimsel hem de mesleki dayanışma açısından verimli oturumlara sahne oldu.
27 Mart 2026 Cuma - 15:39
Bozkır Devlet Hastanesi Diyaliz Ünitesi’nin kapasitesi artırıldı
Konya’nın Bozkır İlçe Devlet Hastanesi’nde hizmet veren Diyaliz Ünitesi’nin cihaz ve yatak kapasitesi yükseltilerek tescilli cihaz ve yatak kapasitesi 9+1’e, toplam hizmet verecek diyaliz cihazı sayısı 14’e çıkartıldı. Bozkır’da özellikle yaz tatili döneminde artan diyaliz hasta taleplerini karşılamak, hastaların tedavi bekleme sürelerini azaltmak ve hizmet kalitesini yükseltmek amacıyla cihaz sayısı, yatak kapasitesi ve fiziksel alanın genişletilmesi için yapılan çalışmalar tamamlandı. Hastaneye yeni kazandırılan 5 adet hemodiyaliz cihazının temini ve kurulumu ile birlikte diyaliz ünitesinin kapasitesi 9+1’e çıkartıldı. Cihaz ve yatak tescil izin işlemleri tamamlanırken, diyaliz ünitesi yaz tatili diyalizinde kullanılması planlanan cihazlarla birlikte toplamda 14 adet diyaliz cihazı ile hizmet vermeye başladı. Yapılan çalışmalar sonucu diyaliz ünitesi 79 hastaya kadar hizmet verme kapasitesine ulaşmış oldu. Bozkır Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Gökhan Bilgehan, diyaliz ünitesinin Bozkır ve mahallelerinin yanı sıra diyaliz ünitesi bulunmayan Ahırlı, Yalıhüyük ilçeleri ile Hadim ve Akören ilçelerinin bazı mahallelerinde yaşayan hastalara da hizmet verdiğini belirterek, "Diyaliz ünitemizde mevcut durumda tedavi gören hasta sayımız bugün itibari ile 33’dür. Her ay ünitemizde tedavi gören hasta sayımıza göre yapılan tedavi seans sayımız farklılık göstermektedir. Diyaliz ünitemizde 2025 yılı içinde aylık ortalama 36,5 hastamıza, aylık ortalama 370 seans diyaliz yapılmıştır. Yaz tatili döneminde yapılan yaz tatil diyalizi ile birlikte 2025 yılı Haziran ve Temmuz ayı içinde 43, Ağustos ayında 49, Eylül ayında 44 hastamıza diyaliz hizmeti sunulmuştur. 2025 yılı yaz tatili döneminde diyaliz tedavisi verdiğimiz hasta sayımız bazı aylarda 49’a kadar yükselmiştir. Özellikle yaz tatili döneminde ve bayram tatillerinde diyaliz ünitemize tedavi için başvuru yapan hasta talebimiz fazla olmaktadır. Yaz tatil diyalizi yaptığımız ve maksimum kapasite de hasta aldığımız halde bu talepleri karşılamakta zorlanmaktaydık. Kurumumuza yeni kazandırılan diyaliz cihazlarımıza ek olarak yine envanterimizde bulunan ve tatil diyalizinde kullanılmak üzere ayrılan 4 adet diyaliz cihazı ile birlikte toplamda 14 cihaz ve yatak kapasitesi ile halkımızın diyaliz tedavi talepleri kurumumuzca karşılanmış olacaktır" dedi.
27 Mart 2026 Cuma - 14:26
Tavşanlı’da geleceğin odyometristlerine kariyer rehberliği
Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tavşanlı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen "Kariyer Buluşması ve İşitme Günleri" etkinliği ile Odyometri bölümü öğrencileri sektörün önde gelen isimleriyle bir araya geldi. Tavşanlı Kültür Sarayı’nda gerçekleştirilen programa akademik kadro, sektör temsilcileri ve çok sayıda öğrenci katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan etkinlikte, işitme sağlığının dünü, bugünü ve geleceği masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan yetkililer, odyometrinin işitme sağlığının korunmasından rehabilitasyonuna kadar uzanan, teknolojiyle iç içe bir alan olduğunu vurguladı. Öğrencilerin sadece teorik bilgiyle yetinmemesi gerektiğini belirten konuşmacılar, bu tür buluşmaların mesleki bakış açısını geliştirmek ve güncel uygulamalarla tanışmak adına büyük fırsat sunduğunu ifade etti. "İşitme Günleri 2026" kapsamında, alanında uzman isimler öğrencilere deneyimlerini aktardı. Sektörde 20 yılı geride bıraktığını belirten Odyometrist Cenk Caba, işitme cihazı sektörünün sadece verilerden ibaret olmadığını, doğrudan bireyin yaşam kalitesine dokunan kritik bir süreç olduğunu söyledi. Caba, "Bu alana ulaştığınız andan itibaren kopamıyorsunuz. Sizlerin de mezun olduğunuzda bu alanda evrimleşeceğinize ve bizlerden daha iyi katkılar sağlayacağınıza inanıyorum" dedi. Eğitim seminerinde Dr. Öğretim Üyesi Mehmet Fatih Sanver, Öğretim Görevlisi Büşra Türkoğlu ve Öğretim Görevlisi Ömer Faruk Demir akademik perspektif sunarken; Uzman Odyometrist Fatih Kırmızıgül ve Okan Hüdayet ise saha tecrübelerini paylaştı. İşitme cihazı teknolojilerindeki son gelişmelerin ve Türkiye distribütörlüğü yürütülen bazı markaların uygulama tekniklerinin anlatıldığı seminer, öğrencilerin sorularının yanıtlanmasıyla sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
26 Mart 2026 Perşembe- 17:04
Defne Devlet Hastanesi Fizik Tedavi Ünitesi 300 bin seans gerçekleştirdi
2
26 Mart 2026 Perşembe- 10:27
Boynunda kemoterapi, kalbinde meslek aşkı: İki farklı kanser ile mücadele eden hekimin sarsılmaz azmi
3
26 Mart 2026 Perşembe- 14:43
Nefes darlığı her zaman akciğer kaynaklı olmak zorunda değil
4
27 Mart 2026 Cuma- 12:50
Gıda etiketlemesinde yeni dönem: Menüde içerik ve kalori zorunlu olacak
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
09 Kasım 2025 Pazar - 09:53
Doç. Dr. Erden: "Dünyada her yıl yaklaşık 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır"
Akciğer kanserinin en önemli risk faktörünün sigara kullanımı olduğunu vurgulayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, "Dünyada yaklaşık her yıl 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Akciğer kanseri teşhisi koyulan insanların her yıl 2 milyonu hayatını kaybetmektedir" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, akciğer kanseri farkındalık ayı nedeniyle açıklamalarda bulundu. Akciğer kanserinin gerek dünyada gerekse de Türkiye’de giderek sayısı artan ve yüksek ölüm oranlarına sahip çok ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Ersin Şükrü Erden, "Dünyada yaklaşık her yıl 2 buçuk milyon insana akciğer kanseri teşhisi konulmaktadır. Akciğer kanseri teşhisi koyulan insanların her yıl 2 milyonu hayatını kaybetmektedir. Ülkemizde duruma bakacak olursak her yıl yaklaşık 40 bin yeni akciğer kanseri vakası tespit edilmektedir. Akciğer kanserleri, hücre tipine bağlı olarak 2 ana gruba ayrılmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanseri ve küçük hücre dışı akciğer kanserleridir. Küçük hücreli akciğer kanseri, yaklaşık vakaların yüzde 10-15’ini oluşturmaktadır. Küçük hücre dışı akciğer kanserleri ise vakaların yüzde 85-90’ını oluşturmaktadır. Küçük hücreli akciğer kanserleri oldukça hızla seyirli ve kötü promozlu türü oluşturmaktadır. Küçük hücre dışı akciğer kanserleri ise küçük hücreli akciğer kanserine göre daha yavaş gelişim göstermektedir" diye konuştu. Çoğu vakanın erken dönemde sessiz olduğunu aktaran Erden, "Herhangi bir şikayete sebep olmaz. Akciğer kanseri; 3 haftadan fazla süren öksürük, daha önceden var olan öksürüğün karakter değiştirmesi, balgam çıkarma, kanlı balgam çıkarma, öksürükle ağızdan kan gelmesi, nefes darlığı, ses kısıklığı, yutma güçlüğü, omuz ağrısı ve sırt ağrısı gibi birçok şikayete sebebiyet vermektedir. Akciğer kanserinin teşhisinde öncelikli olarak hastanın ilgili hekime başvurması gerekmektedir. Hekim tarafından hastanın başlangıçta muayenesi yapılmakta, kan tahlilleri alınmakta ve akciğer grafisi çekilmektedir. Akciğer grafisinde herhangi bir şüphe tespit edilen hastalarda akciğer tomografisi çekilmektedir. Gerekli vakalarda pet-ct kullanılabilmektedir. Akciğer kanserinin en önemli risk faktörü sigara kullanımıdır. Vakaların yüzde 90’ında etken sigara olmaktadır. Sigara dışında yine kansere sebep olacak risk faktörleri, pasif sigara içimi, radon gazı, asbest maruziyeti, arsenik maruziyeti ve herhangi bir sebeple göğüs bölgesine daha önceden radyoterapi görmesi ve verem gibi hastalıkların bıraktığı izler akciğer kanseri açısından risk faktörlerini oluşturmaktadır" ifadelerini kullandı.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:44
Dökülen saçlar vücudun bir alarmı olabilir
Toplumda yaygın görülen saç dökülmesinin vücudun verdiği önemli bir "sağlık sinyali" olabileceğini ve günde 100 telin üzerindeki kaybın normal olmadığını belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Umut Mert Yıldırım, "Bu durumun altında stres, hormonal değişiklikler veya bağışıklık sorunları yatabilir. Erken teşhisle çoğu dökülme geri döndürülebilir" dedi.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:34
Uzmanı uyardı: Bitki çaylarını dozunda kullanın
Havaların soğumasıyla vatandaşlar bitki çayına yönelirken, uzmanlar, dozunda kullanılan bitki çayının tedavi edici olduğunu ama dozundan fazla kullanılan çayın hastalıklara, hatta içerdiği aktif maddelerden dolayı ölüme bile sebep olabileceği konusunda uyarıyor. Bitki çaylarının soğuk algınlığı, sindirim sistemi problemleri gibi çeşitli basit hastalıklarda ilaca gereksinimi azaltmak için kullanıldığını vurgulayan uzmanlar, dozundan fazla kullanımının çeşitli hastalıklara hatta ölüme sebep olabileceğini belirtiyor. Gebelikte ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çaylarının günde birer fincan içilebileceğini söyleyen uzmanlar, emziren annelerin rezene, kimyon, anason gibi çayları ek olarak kullanabileceğini tavsiye etti. Medicana Konya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, bitki çaylarının soğuk algınlığı, sindirim sistemi problemleri gibi çeşitli basit hastalıklarda ilaca gereksinimi azaltmak için kullanılan çaylar olduğunu belirterek, "Bitki çayları içerdiği çeşitli bileşiklerden dolayı çeşitli farmakolojik etkiler göstermektedir. Bu nedenle kontrollü ve dozunda kullanım çok önemlidir. Etiketi, içeriği, kaynağı belli olmayan bitkilerden uzak durulmalıdır. Çünkü bitki çayları içerdiği aktif maddelerden dolayı ölümcül olabilir. Dozunda kullanılırsa tedavi edici, dozunun üzerine çıkarıldığı zaman çeşitli hastalıklara hatta ölüme de sebep olabilir. Bitki çaylarının uzun süreli ve fazla dozla kullanılmasıyla birlikte alerjik reaksiyonlar görülebiliyor. Fazla laksatif içerik kullanıldığı zaman elektroliz kaybı, potasyum kaybına sebep olabiliyor. Karaciğer ve böbrek üzerinde yüke sebep olabiliyor. Hatta karaciğer kanserine kadar sebep olabiliyor. Dozunda kullanılmadığı ve uzun süreli kullanımdan dolayı bu etkilerle karşılaşılabilir" dedi. "Kan sulandırıcı, tansiyon, diyabet, antipsikotik ilaç kullananlar bitki çayı kullanırken mutlaka doktoruna danışmalı" Kaynağı belli olmayan bitkilerde toksik madde karışmış olabileceğini söyleyen Uzm. Dyt. Beyza Vural Öten, "Pestisit içeriği olabilir. Fakat etkiyi artırmak amaçlı içeriğindeki bitkinin etkisinin artırılması amaçlı içeriğine belirtilmeyen bazı maddeler karıştırılabilir. Örneğin zayıflama çayları gibi. Bunlardan kesinlikle uzak durmalıyız. Etiketi, üreticisi, kaynağı belli, Sağlık Bakanlığı’ndan onaylı bitki çayları eczanelerden ya da marketlerden alınıp kullanılabilir. Örneğin soğuk algınlığında kış aylarında çok fazla tercih edilen ada çayı, çok fazla kullanıldığında 15-20 grama kadar çıktığı zaman kalp çarpıntısına sebep olabiliyor. Çarpıntı problemleri, kalp yetmezliğine sebep olabiliyor. Kan sulandırıcı ilaç, tansiyon ilaçları, diyabet ilaçlar veya antipsikotik ilaç kullananlar bitki çayı kullanırken mutlaka doktoruna danışmalı. Çünkü bitki çayı bu ilaçların emilimini yavaşlatabiliyor ya da bozabiliyor. Bu sebeple mutlaka doktor kontrolü ile kullanmalılar" şeklinde konuştu. "Tansiyon ilacı kullananların yeşil çay tüketiminde dikkatli olmasını tavsiye ederim" Gebelikte anne adaylarının ıhlamur, kuşburnu gibi bitki çaylarını günde birer fincan içilebileceğini ifade eden Beyza Vural Öten, "Emziren anneler için rezene, kimyon, anason gibi çaylar bunlara ek kullanılabilir. Fakat ilk 6 ay bebeklere kesinlikle bitki çayı verilmemeli. 6 aylık olduktan sonra anne makul miktarda bu çaylardan tüketebilir. Zayıflamak isteyenlerin sıklıkla tükettiği yeşil çay metabolizma hızı üzerinde çok etkili, yağ yakımı üzerinde etkili bileşikler içeriyor. Fakat fazla tüketildiğinde yine tansiyon dengesizliğine sebep olabilir. Özellikle tansiyon ilacı kullananların yeşil çay tüketimin de dikkatli olmasını tavsiye ederim" diye konuştu.
09 Kasım 2025 Pazar - 09:27
Geçici felç hafife alınmamalı
Bazı hastalarda felç belirtileri, 24 saatten kısa sürede tamamen düzelebildiğini belirten uzmanlar, bu durum, halk arasında ‘geçici felç’ olarak bilindiğini ancak bu geçici ataklar asla hafife alınmaması gerektiği konusunda da uyardı. Her felç yatalak bırakmadığını ancak her inme acil müdahale gerektirdiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Büşra Er uyarıyor, "İnme hâlâ dünyada en sık görülen ölüm ve sakatlık sebeplerinden biri olduğunu vurguladı. Toplumda ’felç’ denilince akla genellikle yatalak kalmanın geldiğini, ancak bu algının doğru değildir. Felç, beyni besleyen damarların tıkanması sonucu o bölgedeki beyin hücrelerinin işlevini yitirmesiyle ortaya çıkar. Tıkanan damarın beynin hangi bölgesini beslediğine göre belirtiler değişir. Kol veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, görme kaybı ya da yüzde asimetri en sık görülen belirtilerdir. Ancak her felç kalıcı değildir" dedi. Dr. Büşra Er, "Bazı hastalarda felç belirtileri 24 saatten kısa sürede tamamen düzelebilir. Bu durum, halk arasında ‘geçici felç’ olarak bilinir. Ancak bu geçici ataklar asla hafife alınmamalıdır. Çünkü bu kişilerde önlem alınmazsa ilerleyen dönemde kalıcı felç gelişme riski oldukça yüksektir. İnme önlenebilir bir hastalıktır. Risk faktörlerine karşı hayat tarzı değişikliğinin önemi vardır. Yüksek tansiyon, diyabet, sigara kullanımı, aşırı alkol tüketimi, obezite, yüksek kolesterol, hareketsiz yaşam ve yetersiz uyku inme riskini artıran en önemli faktörlerdir. Düzenli egzersiz yapmak, Akdeniz tipi beslenmek, yeterli uyku ve stres yönetimi beyin damar sağlığını korur diye konuştu. Dr. Er, beyin kanaması ile beyin felcinin sıklıkla karıştırıldığını da sözlerin ekleyerek şöyle konuştu; "Beyin kanaması, genellikle yüksek tansiyona bağlı damar yırtılması sonucu gelişirken, inme damar tıkanıklığı nedeniyle beyin dokusunun beslenememesi sonucu oluşur. Ancak bazı durumlarda inme sonrası da kanama meydana gelebilir. Özellikle ilk 4,5 saat içinde hastaneye başvuran hastalarda damar açıcı tedaviyle ciddi iyileşmeler sağlanabilir. Erken teşhisin inme tedavisinde en kritik aşamadır. Yüzde kayma, konuşma bozukluğu, kol veya bacakta ani güçsüzlük gibi belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden 112’yi aramak gerekir. İnme, zamanla yarışılan bir hastalıktır; her geçen dakika milyonlarca beyin hücresi kaybedilmektedir. Erken müdahale, hem yaşamı hem de yaşam kalitesini kurtarır."
09 Kasım 2025 Pazar - 09:23
Ağrıyla kıvranan 2 yaşındaki çocuğun bağırsağından 3 santimlik iğne çıktı
İstanbul’da 2 yaşındaki çocuk iddiaya göre 3 santimlik iğne yuttu, bağırsağı delen iğne başarılı operasyonla çıkarıldı. Ameliyatı gerçekleştiren Çocuk Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Sefa Sağ, "Yaklaşık 3 santim boyunda bir toplu iğnenin ince bağırsağı deldiğini ve içeriğin de karın içerisine dolduğunu gördük. Ameliyatı başarılı bir şekilde tamamladık, yaklaşık 1 saat süren bir ameliyattı. Çok ciddi bir karın ağrısı, kusma söz konusuydu, ameliyatını yapmasaydık Allah göstermesin çocuğun ölümüyle sonuçlanabilecek bir hadiseydi, çok dikkatli olunmalı" dedi. İstanbul’da 2 yaşındaki çocuk iddiaya göre toplu iğne yuttu sonrasında adeta karın ağrısıyla yerinde duramaz hale geldi. Babaanne, küçük çocuğun şikayetleri üzerine Şehit Prof. Dr. İlhan Varank Sancaktepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne götürdü. Burada yapılan tetkiklerde 2 yaşındaki çocuğun ince bağırsağında yaklaşık 3 santimlik toplu iğne olduğu ve bağırsağı deldiği belirlendi. Görüntülemeler sonrası 30 Ekim akşamı Çocuk Cerrahisi Kliniği Eğitim ve İdari Sorumlusu Doç. Dr. Sefa Sağ ve ekibi hemen ameliyata girdi. Başarılı operasyonla iğne olduğu noktadan alınırken aile de rahat bir nefes aldı. Doç. Dr. Sağ ise taburcu edilen hastasının durumuna ilişkin bilgi verirken yabancı cisim yutmalarına karşı ailelere önemli uyarılarda bulundu. "Yaklaşık 3 santim toplu iğnenin ince bağırsağı deldiğini, içeriğin karın içerisine dolduğunu gördük" Çocuklarda yabancı cisim yutulmasına yönelik konuşan ve hastasına ilişkin bilgi veren Doç. Dr. Sefa Sağ, "Soluk borusuna kaçması durumunda çocuğun Allah göstermesin ölümüyle veya ömür boyunca yatağa bağımlı kalmasıyla neticelenebilecek sonuçlar doğurabiliyor. Yutulması durumunda da gastrointestinal sistemin herhangi bir yerine takılmadığı müddetçe ekseriyâ yabancı cisimlerin dışarıya çıkmasını bekliyoruz. Yabancı cisim yutulmasını 2 grupta inceleyebiliriz. Sıvı ve katı cisimler olarak sıvı; evde kullanılan kimyasal temizlik malzemelerinin yutulması çok ciddi problemler oluşturabilmekte. Ağızda, yemek borusunda ve midede yanıklar meydana getirebilmekte. Uzun dönemde çocukların hayat kalitesini oldukça etkileyen sonuçlar doğurabilmekte. Katı cisimlerden de ekseriyâ kendiliğinden çıkmasını bekleriz ancak böyle delici, kesici aletlerin yutulmasında ise herhangi bir bağırsağın veya gastrointestinal sistemin bir parçasında delinmeler meydana getirebiliyor. Bu çocuğumuzda da aynen böyle bir hadise meydana gelmişti. Sanırım 1 gün önce ailenin yuttuğunu tahmin ettiği bir yabancı cisim; toplu iğne. Ertesi gün bağırsakta delinmeyle sonuçlanmış ve çocukta da ciddi semptomlar meydana getirmişti. Bu şekilde hasta bize başvurdu. Tetkikler sonucunda yabancı cismi tespit ettik, semptomları ve bulgularına göre de çocuğu ameliyata aldık. Yaklaşık 3 santim boyunda bir toplu iğnenin ince bağırsağı deldiğini, ince bağırsaktaki içeriğin de karın içerisine dolduğunu gördük. Ameliyatı başarılı bir şekilde tamamladık, yaklaşık 1 saat süren bir ameliyattı" dedi. "Çocuğun ölümüyle sonuçlanabilecek bir hadiseydi" Heimlich Manevrasının herkes tarafından bilinmesi gerektiğini aktaran Doç. Dr. Sağ, sözlerine şöyle devam etti, "Soluk borusu haricinde bir yutulma şüphesi varsa mutlaka sağlık profesyonellerinin haberi olması gerekiyor. Sıklıkla gördüğümüz mıknatıs yutma, özellikle çoklu yutmalarda bağırsaklarda delinmeleri sıklıkla görebiliyoruz. Saat pilleri, disk piller mide sıvısıyla etkileşime girip midede delinmeler meydana getirebiliyor. İçerdiği cıva gibi çeşitli kimyasalların vücuda karışmasıyla çocuk sağlığını çok ciddi tehlikeye sokabilecek sonuçlar doğurabiliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre 1 milyondan fazla çocuk 1 yıl içerisinde ev kazalarından kaybediliyor. Bunları minimuma indirmek mümkün. Evdeki temizlik maddelerinin kilitli dolaplarda saklanması veya çocuğun yutabileceği maddelerin ise çocuktan uzak tutulması önemli çünkü çocuklar belli bir yaş grubuna göre ağzıyla bazı cisimleri tanımayı tercih edebiliyor. Bu cisimler de soluk borusuna veya yemek borusundan gastrointestinal sisteme kaçabiliyor, dikkatli olmak çok önemli. Hastamız, 2 yaşındaydı, fark edilmemesi çok mümkün değil çünkü çocukta çok ciddi bir karın ağrısı, kusma vs. söz konusuydu, ameliyatını yapmasaydık Allah göstermesin çocuğun ölümüyle sonuçlanabilecek bir hadiseydi" Öte yandan, yaklaşık 3 santimlik toplu iğne filme yansıyan görüntüsüyle gözler önüne serildi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 15:39
Nazilli’de anne adaylarına birebir destek
Aydın’ın Nazilli ilçesinde anne adayları, doğuma hazırlık sürecinde bilgilendirilerek "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında birebir destek almaya başladı. Aydın İl Sağlık Müdürlüğü’nün "Doğal Olan Normal Doğum Eylem Planı" çerçevesinde yürüttüğü "Her Gebeye Bir Ebe" projesi kapsamında, Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri anne adaylarını bilgilendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Cumhuriyet Sağlıklı Hayat Merkezi Gebe Okulu’ndan hizmet alan iki anne adayı evlerinde ziyaret edildi. Ziyaretlerde, yaklaşan doğum süreci, normal doğumun önemi ve doğum sonrası dönem hakkında bilgilendirmelerde bulunuldu. Anne adaylarına ihtiyaç duyduklarında birebir destek sağlayacak ebenin iletişim bilgileri paylaşılırken, kadın ve çocuk sağlığını merkeze alan "Annelik Yolculuğu" mobil uygulaması da tanıtıldı. Nazilli İlçe Sağlık Müdürlüğü yaptığı açıklama ile projenin hedefinin anne adaylarının doğum sürecine bilinçli ve güvenli şekilde hazırlanmasını sağlamak olduğunu belirtti.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 14:55
Babaeski’de organ bağışının önemine dikkat çekildi
Babaeski Devlet Hastanesi’nde. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla, organ bağışı bilincini artırma konusunda bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Kırklareli’nin Babaeski ilçesinde gerçekleştirilen etkinlikte, hastaneye gelen hastalar ve ziyaretçileri, sağlık personeli tarafından organ bağışı hakkında bilgilendirildi. Hastane görevlileri, organ bağışının kimlere umut olduğu, bağış sürecinin nasıl işlediği ve organ bağışının tıbbi açıdan önemi üzerine birebir bilgilendirme yaptı. Vatandaşlar, organ bağışıyla ilgili merak ettikleri soruları sorarken, görevli personeller süreci anlaşılır bir şekilde anlattı. Etkinlik sırasında vatandaşlara bilgilendirme broşürleri dağıtıldı.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 14:05
Ortaca’daki sağlık tesisleri yerinde incelendi
Muğla’nın Ortaca ilçesinde bulunan sağlık tesislerini inceleyen İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, bölgedeki sağlık hizmetlerinin sürekli iyileştirilmesi için çalıştıklarını vurguladı. Muğla İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, kurum yöneticileriyle birlikte Ortaca’daki sağlık tesislerinde incelemelerde bulunarak hizmet kalitesi, altyapı şartları ve vatandaş memnuniyetine yönelik değerlendirmelerde bulundu. Beraberindeki kurum yöneticileriyle birlikte Ortaca Devlet Hastanesi ve ek hizmet binası, Ortaca 1 No’lu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu, Ortaca İlçe Sağlık Müdürlüğü, Ortaca Merkez 2 No’lu Aile Sağlığı Merkezi ve Göçmen Sağlığı Birimi’ni ziyaret eden Müdür Akça, sağlık tesislerinin mevcut durumu, sunulan hizmetlerin niteliği, personel durumu ve fiziki altyapı şartları yerinde incelendi. İl Sağlık Müdürü Dr. Eriş Başaran Akça, tesislerde görev yapan sağlık çalışanlarıyla bir araya gelerek görüş alışverişinde bulundu. Ayrıca hastalar ve hasta yakınlarıyla da sohbet eden Akça, vatandaşların memnuniyetini ve önerilerini dinleyerek sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasına yönelik değerlendirmelerde bulundu. Ziyaretin sonunda Dr. Akça, sağlık tesislerinde yürütülen çalışmaların yerinde gözlemlenmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Bölgedeki sağlık hizmetlerinin sürekli iyileştirilmesi ve vatandaşlarımızın ihtiyaçlarının daha etkin biçimde karşılanması için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 13:18
Kayseri’de Bebek Dostu Hastaneler ulusal ekip tarafından değerlendirildi
Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı çerçevesinde, Kayseri’deki sağlık tesisleri Ulusal Bebek Dostu Hastane Değerlendirme Ekibi tarafından değerlendirildi. 3-7 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirilen değerlendirmeler kapsamında; doğum sayısı 500 ve üzeri olan Bebek Dostu Hastane unvanına sahip kamu, üniversite ve özel hastanelerinin sürdürülebilirlik çalışmaları yerinde incelendi. Ayrıca birinci basamak sağlık kuruluşlarından bir Sağlıklı Hayat Merkezi, bir Aile Sağlığı Merkezi ve bir Göçmen Sağlığı Merkezi de değerlendirmeye dahil edildi. Değerlendirme programının sonunda, Kayseri Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen toplantıda Ulusal Bebek Dostu Değerlendirme Ekip Sorumlusu Uzm. Dr. Refia Gözdenur Savcı, şehirde yürütülen çalışmalar ve değerlendirme sonuçlarına ilişkin verileri katılımcılarla paylaştı. Toplantıda konuşan Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan ise sürecin önemine dikkat çekerek şunları söyledi; "Bakanlığımız tarafından yürütülen bu değerlendirme faaliyeti, anne sütüyle beslenmenin teşviki ve bebek dostu uygulamaların sürdürülebilirliğini göstermesi açısından son derece kıymetlidir. Bizlere aktarılan bilgilerden yola çıkarak zaman kaybetmeden gerekli düzenleme ve iyileştirme faaliyetlerini tamamlamalıyız. Bu vesileyle değerlendirme ekibimize emekleri ve sağlık tesislerimize yapmış oldukları katkılar sebebiyle şükranlarımı sunuyorum. Ayrıca ilimizde sağlık hizmetlerinin en iyi şekilde sunulması noktasında emek veren tüm sağlık çalışanlarımıza ve anne sütüyle beslenmenin teşviki konusunda sahada büyük bir özveriyle görev yapan tüm arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum" dedi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:53
Söke Devlet Hastanesi’nden organ bağışı farkındalığı
Organ Bağışı Haftası kapsamında Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi tarafından hastane içerisinde bilgilendirme standı kuruldu. Stantta vatandaşlara organ bağışının önemi anlatılarak farkındalık oluşturuldu. Etkinlikte, organ bağışının hayati önem taşıdığı vurgulanarak "Organ bağışı, hayat kurtarır; bir bağış, birçok insana umut olur" mesajı verildi. Gün boyu süren etkinlikte vatandaşlar organ bağışı süreci hakkında bilgilendirildi, bağışta bulunmak isteyenlere de gerekli yönlendirmeler yapıldı. Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi yetkilileri, bu tür farkındalık çalışmalarının toplumda duyarlılığı artırmak açısından büyük önem taşıdığını belirterek, organ bağışının yaygınlaşması için benzer etkinliklerin sürdürüleceğini ifade ettiler.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 12:06
Anlamlı buluşmada lokma dağıttılar
Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde organ bağışı farkındalığını artırmak amacıyla lokma dağıtıldı. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mine Gürsaç Çelik ile oyuncular Wilma Elles ve Emre Özmen organlarını bağışlayanların ruhu için hayır lokması dağıttı. Etkinlikte, "Vefat eden insanlar unutulmaz, onların bağışı başkalarına hayat olur" mesajı öne çıkarıldı. Özmen, "Sessiz kahramanlar adına vesile oluyoruz. Herkesin buraya gelip bilinçlenmesi lazım" dedi. Elles, "Bir kişinin organ bağışıyla 7-8 kişi kurtarılabilir. 34 bin kişi organ bağışı bekliyor. Hepimiz bir gün organ bekliyor olabiliriz. Çok güzel deneyim ve güzel bir kültür. Her zaman hayatını kaybedenleri de düşünmeliyiz. Hayattan sonra hayat vermek istiyorsanız organlarımızı bağışlamak güzel bir şey" dedi.
08 Kasım 2025 Cumartesi - 11:59
İstinye Üniversitesi Bilim Nişanı, Harvard Üniversitesi’nden Prof. Dr. Daniel Cahill’e takdim edildi
Kanser araştırmalarında son yıllarda yaşanan gelişmeler, tıp biliminin yönünü yeniden tanımlıyor. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Daniel Cahill, beyin tümörlerinin genetik yapısına dair yürüttüğü öncü araştırmalarla bu dönüşümün önde gelen isimleri arasında yer alıyor. Prof. Dr. Cahill, İstinye Üniversitesi tarafından 2025-2026 akademik yılı Bilim Nişanı ile onurlandırıldı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder