SAĞLIK
Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir 29 Mart 2026 Pazar - 11:32:05 Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
29 Mart 2026 Pazar - 11:07 Uzmanlardan pulmoner rehabilitasyon çağrısı Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, akciğer sağlığının yaşam kalitesi açısından temel bir rol oynadığını vurgulayarak "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir" dedi. Pulmoner Rehabilitasyon kapsamında açıklama yapan Acıbadem Bursa Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Karadağ, kronik solunum yolu hastalıklarında ilaç tedavisinin yanı sıra pulmoner rehabilitasyonun hayati önem taşıdığını belirterek, "KOAH, astım, bronşektazi ve akciğer sertleşmesi gibi kronik hastalıklar milyonlarca insanın yaşamını olumsuz etkiliyor. Pulmoner rehabilitasyon, hastaların nefes kapasitesini artırarak günlük yaşamlarını daha bağımsız sürdürebilmelerini sağlar" dedi. "Amaç, hastaların aktif yaşamdan kopmamasını sağlamak" Bu yılın Pulmoner Rehabilitasyon sloganının "Sağlıklı Nefes, Aktif Yaşam: Her Adımda Güçlen!" olduğunu belirten Karadağ, "Bu slogan, hastaların yalnızca yaşamlarını sürdürmesini değil, aynı zamanda aktif bir yaşamın parçası olmalarını hedefliyor. Amacımız, nefes darlığı nedeniyle günlük aktivitelerden uzaklaşan hastaların yeniden hareketli bir yaşama kavuşmasını sağlamaktır" diye konuştu. "Pulmoner rehabilitasyon sadece nefes egzersizinden ibaret değildir" Pulmoner rehabilitasyonun kapsamlı bir tedavi yaklaşımı olduğuna dikkat çeken Karadağ, "Bu süreç yalnızca nefes egzersizlerinden oluşmaz. Egzersiz programları, beslenme danışmanlığı ve psikososyal destek ile hastaların hem fiziksel hem de ruhsal olarak güçlenmesi hedeflenir" dedi. Hastaların çoğu zaman nefes darlığı nedeniyle hareket etmekten kaçındığını belirten Karadağ, "Hastalarımız genellikle ‘Nefesim yetmiyor, o yüzden hareket etmiyorum’ diyor. Oysa tam tersine, hareketsizlik nefes darlığını daha da artırır. Pulmoner rehabilitasyon ile bu döngüyü kırarak hastaların günlük yaşamlarını daha rahat sürdürebilmelerini sağlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Pulmoner rehabilitasyon ilaç tedavisi kadar önemli bir destek yöntemidir" Pulmoner rehabilitasyonun kronik akciğer hastalıklarının yönetiminde önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Karadağ, "İlaçlar hava yollarını açarken, rehabilitasyon vücudun oksijeni daha verimli kullanmasını sağlar. Kas gücünü artırır, dayanıklılığı geliştirir ve nefes darlığını azaltır" dedi. Bu tedavinin aynı zamanda hastaneye yatış oranlarını azaltabildiğini belirten Karadağ, "Doğru uygulanan rehabilitasyon programları, hastalık ataklarını azaltarak hastaneye başvuru ve yatış oranlarını düşürebilir. Bu da hem hastaların yaşam kalitesini artırır hem de sağlık sistemi üzerindeki yükü azaltır" diye konuştu. "Psikolojik olarak da olumlu katkı sağlar" Kronik nefes darlığının zamanla psikolojik sorunlara da yol açabileceğini ifade eden Karadağ, "Uzun süre nefes darlığı yaşayan hastalarda kaygı, özgüven kaybı ve sosyal izolasyon görülebilir. Pulmoner rehabilitasyon, fiziksel iyileşmenin yanı sıra psikolojik dayanıklılığı da artırır ve hastaların sosyal yaşama yeniden katılmasına yardımcı olur" şeklinde konuştu. "Nefes darlığı yaşlanmanın kaçınılmaz sonucu değildir" Pulmoner rehabilitasyonun özellikle günlük yaşam aktivitelerinde zorlanan hastalar için önemli bir fırsat olduğunu vurgulayan Karadağ, "İlaç tedavisine rağmen merdiven çıkarken, yürürken ya da günlük işlerini yaparken nefes darlığı yaşayan kişiler mutlaka değerlendirilmelidir. Nefes darlığı, yaşlanmanın ya da hastalığın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Doğru tedavi ve rehabilitasyon ile yaşam kalitesi belirgin şekilde artırılabilir" dedi.
29 Mart 2026 Pazar - 10:08 Uzm. Dr. Murat Oynak: "Kriyoablasyon cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj" Girişimsel Radyoloji Uzm. Dr. Murat Oynak kanser tedavisinde uygulanan kriyoablasyonun cerrahiye uygun olmayan hastalar için büyük avantaj sağlayan, tümörü dondurarak yok eden etkili bir yöntem olduğunu söyledi. Tıbbi teknolojideki gelişmeler, kanser tedavisinde yeni ve alternatif yöntemleri gündeme getirmeye devam ediyor. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için öne çıkan kriyoablasyon yöntemi, minimal invaziv yapısı ve hızlı iyileşme süreciyle dikkat çekiyor. Dondurma tedavisi olarak da bilinen yöntem, farklı kanser türlerinde uygulanabilirliği ile hastalara önemli avantajlar sunuyor. Aşırı soğuk ile tümör öldürülüyor Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Antalya Memorial Hastanesi Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Murat Oynak, "Kriyoablasyon ya da dondurma yöntemi uzunca bir süredir kullanılan klasik ablasyon yöntemlerinden bir tanesidir. Bu yöntemle vücuda özel bir takım iğneler ile girilir. Vücuttaki herhangi bir doku ya da tümör dondurularak tahrip edilir. Bu esnada iğnenin içinden argon gazı devridaim yaptırılır ve bu devridaim iğnenin uç kısmından -20 ile -80 derece arasında değişen bir soğukluk oluşturur. Bu soğukluk tümörü ya da patolojik dokuyu tahrip ederek öldürür" dedi. Diğer yöntemlerden farklı bir mekanizma Radyofrekans, mikrodalga ve lazer gibi yöntemlere de değinen Oynak, "Radyofrekans, mikrodalga ve lazer genellikle birbirine benzeyen ablasyon yöntemleridir ve ülkemizde daha çok bu yöntemler kullanılır. Krioablasyon ise bunlarda tamamen ayrı bir mekanizma ile çok ayrı özellikleri ve üstünlükleri olan bir tekniktir. Dolayısıyla gerektiği zaman mutlaka başvurulması gereken büyük bir potansiyeli olan bir yöntemdir" diye konuştu. Tümör küçülüyor, yaşam kalitesi artıyor Kriyoablasyonun etkilerine ilişkin bilgi veren Oynak, "Kriyoablasyon sayesinde kanser hücreleri ölür ve tümör küçülür veya tamamen yok olur. Vücut, ölü dokuyu doğal mekanizmalarla emer ve ortadan kaldırır. Ağrı azalır (özellikle pankreas kanserinde). Safra yolları üzerindeki baskı hafifler ve tümörün çevreye yayılma riski azalır. Genel olarak hastanın yaşam kalitesi artar, çünkü invaziv olmayan bir yöntemle tedavi sağlanır" ifadelerini kullandı. Kanserin her aşamasında uygulanabiliyor Kriyoablasyonun kullanım alanlarına değinen Oynak, "Kriyoablasyon, kanser tedavisinde genellikle erken evre kanserlerde tercih edilen bir yöntemdir. Özellikle tümörün organ sınırlarını aşmadığı, lokalize olduğu durumlarda uygulanır. Cerrahi müdahaleye uygun olmayan hastalar için alternatif bir seçenek olarak kullanılır ve standart tedavilere (kemoterapi, radyoterapi) ek olarak destekleyici rol oynar. Prostat, böbrek, karaciğer, meme, akciğer, pankreas, yumuşak doku ve kemik kanserleri gibi çeşitli türlerde etkili olabilir. İleri evrelerde ise ağrı azaltma, tümör küçültme için kullanılabilir, ancak primer tedavi olarak erken aşamalarda daha yaygındır" dedi. Cerrahiye göre önemli avantajlar sağlıyor Yöntemin avantajlarını sıralayan Oynak, "Kriyoablasyonun cerrahiye göre başlıca avantajları; minimal invaziv olması, düşük risk ve yan etki oranı, lokal anestezi ile uygulanabilmesi, hızlı iyileşme süreci ve soğuk uygulamaya bağlı doğal anestezi etkisi olarak sıralanabilir" diye konuştu.
Uzman Doç. Dr. Dişli: "Nakillerle birçok hasta hayata tutunmaktadır"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 15:44 Uzman Doç. Dr. Dişli: "Nakillerle birçok hasta hayata tutunmaktadır" Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin önemine değinerek, " Nakillerle birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta hayata tutunmaktadır" dedi. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen etkinlikte konuşan Anesteziyoloji ve Reanimasyon Yandal Uzmanı Doç. Dr. Zeliha Korkmaz Dişli organ naklinin insan hayatındaki önemine dikkat çekerek, "Organ nakli beyin ölümü gerçekleştikten sonra, hasta yakınlarının izniyle bir insanın organlarının başka bir insana tedavi amacıyla nakledilmesi işlemidir. Bu sayede birçok hasta yeniden sağlığına kavuşmakta, hayata tutunmaktadır" dedi. Organ bağışının kimlerden yapılabildiğine ilişkin de bilgi veren Dişli, "Organ bağışı canlı donörlerden ya da beyin ölümü gerçekleşmiş bireylerden yapılabilir. Canlı donörlerde 18 yaşını doldurmuş ve kendi rızasıyla bağış yapan kişilerden nakil yapılabilir. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerde ise yakınlarının onayıyla organ bağışı gerçekleştirilebilir" ifadelerini kullandı. Kalp, akciğer, karaciğer, böbrek, pankreas, ince bağırsak gibi birçok organın yanı sıra kornea, kalp kapakçığı, kemik, deri ve tendon gibi dokuların da bağışlanabildiğine dikkat çeken Dişli, organ bağışının toplumsal sorumluluk olduğunu belirtti. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz ise Türkiye genelinde 32 binin üzerinde hastanın organ beklediğini ifade ederek, "Özellikle beyin ölümü gerçekleşmiş kadavralardan yapılan bağışlar yeterli değil. Bu nedenle her yıl yüzlerce hasta organ beklerken hayatını kaybediyor. Organ bağışı haftası boyunca farkındalık artırıcı eğitim faaliyetlerimiz devam ediyor" diye konuştu. Hastane konferans salonu yanında kurulan organ bağışı standının hafta boyunca açık olacağını belirten Yılmaz, vatandaşların e-Nabız üzerinden de organ bağışı yapabileceğini kaydetti. Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Engin Yılmaz, sürece destek veren Başhekim Doç. Dr. Fatih Gönültaş ve hastane yönetimine teşekkür ederek tüm vatandaşları organ bağışı standına davet etti.
Milas’ta 40 yıllık içme suyu hattı yenileniyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 14:04 Milas’ta 40 yıllık içme suyu hattı yenileniyor MUSKİ Genel Müdürlüğü, Milas ilçesi Söğütcük Mahallesi’nde sık sık arızalara neden olan içme suyu hattını yenileme çalışmalarına başladı. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın büyük önem gösterdiği kanalizasyon ve içme suyu altyapısının güçlendirilmesi konusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü ekipleri son olarak Milas’ın Söğütcük Mahallesi’nde çalışma başlattı. Bu kapsamda mahallede 40 yıldır kullanılan ve kullanım ömrünü tamamlamış içme suyu hatları yenileniyor. Toplam 800 metre uzunluğundaki yeni hat çalışmaların tamamlanmasıyla birlikte vatandaşlar bir daha su kesintisi yaşamayacak. Sık sık patlayan hatlar yenileniyor Milas Söğütçük Mahallesini besleyen hatların kullanım ömürlerini doldurması nedeniyle bölgede sık sık hat arızaları meydana geliyordu. Bu nedenle su kesintileri yaşanıyor ve vatandaşların günlük hayatları bu kesintiler nedeniyle olumsuz etkileniyordu. Sürekli arıza tamirat çalışmaları su kaybının yanı sıra maddi ve iş gücü kaybına da sebep olması nedeniyle MUSKİ ekipleri hattın yenilenmesine karar verdi. Hat üzerinde yapılan inceleme ve proje çalışmaları ile birlikte 800 metrelik kısmın tamamen değiştirilmesi için çalışmalar başladı. Bölge halkının yaşamış su kesintisi sorunlarının, yapılacak yenileme işlemleriyle son bulacağını belirten MUSKİ Milas 1. Bölge 5. İşletme Ekipler Sorumlusu Mevlüt Kara, "Söğütcük Mahallemizde sık sık arıza yapan boruları yenileme çalışması yapmaktayız. Devamlı arıza olduğu için vatandaşlar su kesintisi yaşama. Bundan sonraki bölümde inşallah hatlarımızı yenilediğimizde su kesintisi yaşamayacaktır vatandaşlarımız. Rahat bir su kullanımı sağlayacaktır" dedi.
Başkan Seçer: "Lösemi toplumsal bir sorun"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:54 Başkan Seçer: "Lösemi toplumsal bir sorun" Mersin’de ‘Lösemili Çocuklar Haftası’ kapsamında çocuklar ve aileleriyle buluşan Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, löseminin yalnızca sağlık değil toplumsal bir sorun olduğunu belirterek, tedavi sürecindeki çocuklara ve ailelerine hem kurumların hem de bireylerin destek olması gerektiğini vurguladı. Türkiye Belediyeler Birliği Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında lösemi hastası çocuklar ve aileleriyle bir araya geldi. Başkan Seçer, hastalığın son aşamasında olan ve son dozunu alacakları ilacın ardından sağlığına kavuşacak çocuklarla sohbet ederek, moral ve motivasyon verdi. Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Lösemi toplumsal bir sorun. Bu hastalıkla mücadele eden çocuklarımıza ve ailelerine destek olmak başta devletin kurumlarının görevi ama kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak da onlara katkı sağlayabilirsiniz" dedi. "Çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı sorunlarda, hepimize görev düşüyor" Lösemi hastası çocuklar ve ailelerine herkesin destek olması gerektiğini belirten Seçer, "Özellikle çocuklarımızın tedavi sürecinde ailelerin yaşadığı maddi ve manevi sorunlar var. Maddi sorunların yanı sıra, psikolojik sorunlar da yaşıyorlar. Orada sizlere de bizlere de bizler gibi kurumlara da görev düşüyor. Bu toplumsal soruna kamu, özel, vakıf ya da bireysel olarak onlara herkes katkı sağlayabilir" ifadelerine yer verdi. LÖSEV Adana İl Koordinatörü Betül Özgüven tarafından Başkan Seçer’e ‘farkındalık rozeti’ takdim edilen ziyaretin sonunda Başkan Seçer de çocuklara içinde oyuncaklar ve boyama kitaplarının olduğu hediye paketi verdi.
Grip ve soğuk algınlığı belirtileri ve tedavi yolları
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:22 Grip ve soğuk algınlığı belirtileri ve tedavi yolları Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Funda Karaduman Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı, birbirine benzeyen ancak iki ayrı hastalıktır. İki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik belirtileri baş göstermektedir. Bu belirtileri ağır yaşayanların mutlaka bir hekime görünmesi yaşam kalitesi açısından önem taşımaktadır" dedi. Grip ve soğuk algınlığı hakkında bilgi veren Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Funda Karaduman Yalçın, bu hastalıklarının tanımı, belirtileri ve korunmanın yolları hakkında bilgiler vererek uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Yalçın, "Grip ve soğuk algınlığı halk arasında sıkça karıştırılsa da farklı virüslerin neden olduğu iki ayrı solunum yolu enfeksiyonudur. Grip, influenza virüsü kaynaklıdır ve ani başlayan, daha ağır seyreden bir hastalıktır. Soğuk algınlığı ise genellikle rinovirüs gibi daha hafif seyirli virüslerle ortaya çıkar. Her iki hastalıkta da burun akıntısı, öksürük ve halsizlik görülebilir. Ancak gripte tablo daha şiddetlidir: Grip belirtileri; yüksek ateş, titreme, kas ağrıları, baş ağrısı, yoğun halsizlik, kuru öksürük. Soğuk algınlığı belirtileri ise, Hafif ateş, burun tıkanıklığı, boğaz ağrısı, hapşırma, hafif öksürüktür. Gripte hastanın günlük yaşamını sekteye uğratacak düzeyde yorgunluk yaşadığını, soğuk algınlığında ise semptomların daha hafif seyretmektedir. Her iki hastalıkta da antibiyotik kullanımı genellikle gereksizdir çünkü nedenleri viraldir. Bu anlamda tedavide şu noktalara dikkat çekersek; gripte antiviral ilaçlar, özellikle ilk 48 saatte başlanırsa etkili olabilir. Soğuk algınlığında semptomları hafifletici destekleyici tedaviler (burun spreyi, ağrı kesici, bol sıvı tüketimi) yeterlidir. Her iki durumda da istirahat, hijyen kurallarına dikkat ve bağışıklık sistemini destekleyici beslenme önemlidir. Grip ve soğuk algınlığından korunmak için de şunlara dikkat etmeliyiz. Grip aşısı: Özellikle risk grubundakiler (65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar) için her yıl önerilir. El hijyeni: Virüslerin yayılmasını önlemenin en etkili yollarından biridir. Kapalı alanlarda maske kullanımı: Özellikle salgın dönemlerinde toplu alanlarda maske takmak bulaş riskini azaltır. Beslenme ve uyku düzeni: Bağışıklık sistemini güçlü tutmak için dengeli beslenme ve yeterli uyku şarttır. Grip ve soğuk algınlığı, basit gibi görünse de özellikle risk gruplarında ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Belirtileri ciddiye almak, erken dönemde hekime başvurmak ve koruyucu önlemleri ihmal etmemek toplum sağlığı açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
Bakan Memişoğlu: "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda toleransımız olmayacak"
05 Kasım 2025 Çarşamba - 13:11 Bakan Memişoğlu: "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda toleransımız olmayacak" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, toplumda sağlıklı yaşamanın bilincini artırmak adına eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak" dedi. Sağlık Bakanı Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı tarafından 4-5 Kasım tarihlerinde düzenlenen ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Sağlıklı Yaşam Planı Çalıştayı’na katıldı. Türkiye’nin sağlık ve refah düzeyini 10 yıl içinde dönüştürmek adına kapsamlı bir yol haritası oluşturmayı amaçlayan programda konuşan Memişoğlu, ’Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli diyoruz. Burada koruyan çok önemli bir kelime esasında. O da şu; sağlığımızı kaybetmeden sağlıklı kalmayı öğrenmemiz gerekir. Özellikle toplum artık şehirde ve her türlü imkana ulaşılabilir halde. Öyle olunca da yaşam tarzı değişmiş durumda. Onun için sağlık politikalarını da buna göre oluşturmamız lazım ve topluma sağlıklı kalmayı, sağlığını kaybetmeden bedenine bakmayı ve onu nasıl yöneteceğini öğretmemiz ve bilinçli hale getirmemiz gerekir" ifadelerini kullandı. Kurumlarla ortak hareket edecekleri bir eylem planı oluşturmanın gerekliliğini vurgulayan Bakan Memişoğlu, "Toplumun sağlığını koruyacak bir politikayı bütün kurumlarımızla, bütün paydaşlarımızla beraber bir plan dahiline bir 10 yıllık eylem planı oluşturmamız gerekiyor. Yani herkesin ayrı çalışacağı değil, bu sistemde sadece Sağlık Bakanlığı değil, toplumun ve kurumların hepsinin ortak hareket edeceği bir eylem planını hazırlamamız lazım. Eğer beslenmeniz sağlıklı değilse, yaşadığınız ortam sağlıklı değilse, stres yükünüz fazlaysa, hareketsizliğiniz varsa, hareket alanlarınızı oluşturmamışsa sağlıklı kalma şansınız yok. Öncelikle bunu toplumun kendisinin talep etmesi ve onu politika haline getirmemiz gerekiyor" açıklamasında bulundu. "Eylem planını hem kurumlarıyla hem toplumlarıyla yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz" Toplumun her türlü riski bilmesi gerektiği için sahaya çıktıklarını anlatan Memişoğlu, "Biz neden sahaya çıktık, kilo ölçtük, boy ölçtük? Toplum bunun farkında olsun ve talep etsin diye. Çünkü toplumun da kilolu olduğu zaman hastalanacağını, eklem hastalıklarından, kalp hastalıklarına, her türlü hastalığa karşı riskli olduğunu bilmesi lazım. Sigara içen insanın akciğer kanserine yakalanacağını, nefes darlığını, KOAH dediğimiz akciğer hastalıklarına yakalanacağını, uyku kalitesinin, yaşam kalitesinin düşeceğini bilmesi lazım. Bugün biz niye sahaya çıktık? Proaktif sağlık, koruyucu sağlıkla ilgili bir politika oluşturuyoruz. Neden? Toplum farkında olsun. Bu eylem planını hem kurumlarıyla hem toplumlarıyla yol haritası oluşturmaya çalışıyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Toplumun kültürünü bilincini arttırmak için bir eylem planı hazırlıyoruz" Toplumda bilinci artırmak adına eylem planı hazırladıklarını dile getiren Memişoğlu, "Biz, baktığınız zaman şeker oranında yüksek olan gıdayı, biz yasaklamaktan çok toplumun şekeri az olan gıdaya talep etmesini arzu ediyoruz. Ben diyecek, bakacak, benim sağlığıma bu, evet şekeri yüksek diyecek. Biz bununla da ilgili esasında kural, mevzuatsal çalışmalar da yapıyoruz. Ama şu da var, bunu endüstriyle beraber de yapmak lazım. Yani bunu talep ettiğiniz zaman toplum olarak endüstri veya bunu üreticiler de buna yönelik hareket edeceklerdir. Onun için toplumun kültürünü bilincini öncelikle arttırmak için bir eylem planı hazırlıyoruz" diye konuştu. "Hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak" Türkiye’nin neredeyse sağlıkta bir numara olduğunu ifade eden Memişoğlu, şu ifadeleri kullandı: "Açık ve net söylüyorum. Bundan sonra Türkiye’nin önceliği tedavi değil, sağlıklı kalmaktır bizim politikamız. Tedavi, dünyanın en iyi tedavisini yapıyoruz. Bugün dünyada Türkiye sağlıkta bir numara neredeyse. Hem hizmet anlamında hem kalite anlamında hem ulaşılabilirlik anlamında. Ama biz hastalığı tedavi ediyoruz. Biz hastalanmış insanlara bakmak istemiyoruz. Bir daha söylüyorum. Biz hastalanmış insanlara bakmak istemiyoruz. Hastalık olmadan topluma sağlıklı kalma bilincini oluşturmak için bu toplantıları yapıyorlar. Burada her türlü paydaş var, üniversiteler var, Türkiye’nin her bir yerinden insanlar gelmişler. Bilim ışığı altında bizim politikalarımızı, on yıllık sağlıklı kalma ve eylem planını ve geleceğimiz stratejik planı hazırlamak için bir çalıştay bu. Diğer kurumlarla da konuşup artık Türkiye’nin sağlıklı yol haritasını çizeceğiz ve çok net söylüyorum, hem sigara konusunda hem şekerli gıdalar konusunda da bizim açıkçası toleransımız olmayacak."
Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi yenilenen yüzüyle hizmete başladı
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:42 Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi yenilenen yüzüyle hizmete başladı Sağlık Bakanlığı kurumsal kimlik dönüşümü kapsamında, Van’da 10 Aile Sağlığı Merkezi (ASM) yeni kimliğiyle hizmet vermeye başladı. Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun talimatları doğrultusunda, ülke genelinde Aile Sağlığı Merkezlerinin (ASM) kurumsal kimlik standartlarına uygun hale getirilmesi çalışmaları sürüyor. Bu çerçevede Van’da da Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlık Bakanlığı tarafından belirlenen kurumsal kimlik rehberine uygun şekilde yenileniyor. İl genelinde yürütülen çalışmalarla, mevcut fiziki yapılar, tabela düzenleri, iç ve dış mekan tasarımları ile bilgilendirme materyalleri kurumsal kimlik standartlarına göre revize ediliyor. Çalışmaların amacı, birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu merkezlerde vatandaşlara daha düzenli, erişilebilir ve kurumsal bir hizmet ortamı sağlamak, ayrıca Türkiye genelinde görünürlük ve hizmet standardizasyonu oluşturmak olarak açıklandı. Bu kapsamda kentteki 10 ASM, kurumsal kimlik rehberine uygun hale getirildi. Yenilenen merkezlerden biri olan İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi, Karpuzalan Mahallesi’nde modern yüzüyle hizmet vermeye başladı. Konuya ilişkin konuşan İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi Aile Hekimi Dr. Mazhar Yalçın, Sağlık Bakanlığı’nın 2025 yılında ASM’lerin standardizasyonuna yönelik kapsamlı bir çalışma başlattığını belirtti. Dr. Yalçın, "Bu kapsamda, Şubat ayında tüm ASM’lere ilçe sağlık müdürlükleri aracılığıyla anketler gönderilerek öneri ve talepler toplandı. Ardından Temmuz ayında Bakanlığımız tarafından, Aile Sağlığı Merkezlerinin standardizasyonuna ilişkin bir kılavuz yayınlandı. Bu kılavuzda, ASM’lerin en küçük detayına kadar nasıl olması gerektiği; kapıların rengi, iç duvarların boyası, dış tabelaların tasarımı gibi tüm unsurlar ayrıntılı bir şekilde açıklandı. İl Sağlık Müdürlüğümüz de bu kılavuz doğrultusunda il genelinde bir çalışma başlattı" dedi. "Fiziki düzenlemeler kılavuza uygun hale getirildi" Kentte ilk etapta 10 ASM’nin seçildiğini ve bu merkezlerden birinin de İpekyolu 18 Nolu Aile Sağlığı Merkezi olduğunu dile getiren Yalçın, "ASM’mizde yaklaşık 15-20 gün süren yoğun bir çalışma yürütüldü. İç duvarlar boyandı, dış tabelalar yenilendi, fiziki düzenlemeler kılavuza uygun hale getirildi. Özellikle iş tabelalarımız yenilenerek kurumsal kimliğe uygun bir görünüme kavuştu. Bu yenileme çalışmaları, hem bizim çalışma şartlarımızı önemli ölçüde iyileştirdi hem de vatandaşlarımızın ASM’ye bakışını olumlu yönde etkiledi. Gelen hastalar, yeni renklerin ve düzenlemelerin ASM’ye ferah ve modern bir hava kattığını ifade etti. Sonuç olarak, Aile Sağlığı Merkezleri artık çok daha kurumsal, düzenli ve vatandaş memnuniyetini önceleyen bir yapıya kavuştu" diye konuştu. ASM’nin yeni fiziki yapısını ve kurumsal kimliğini gören hastalar ise çalışmada emeği geçenlere teşekkür etti.
Hollywood gülüşü ilgi topluyor
05 Kasım 2025 Çarşamba - 12:20 Hollywood gülüşü ilgi topluyor Son yıllarda görselliğe yönelik estetik işlemler tüm dünyada giderek daha fazla ilgi toplarken, özellikle ünlü isimler arasında "Hollywood gülüşü" olarak adlandırılan diş hekimliği uygulamasına olan talep de hızla artıyor. Dişlerin şekli, rengi ve dizilimini düzenleyerek doğal, simetrik ve etkileyici bir gülüş elde etmeyi amaçlayan bu estetik diş hekimliği uygulaması; diş beyazlatma, porselen kaplamalar (veneer), diş eti şekillendirme, gerekirse implant ve restoratif işlemleri kapsıyor. Her hastaya özel planlanan tedavi süreci, kişinin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösteriyor. Türkiye, son dönemde hem gelişmiş diş hekimliği altyapısı hem de deneyimli uzmanlarıyla bu alanda dünyanın önde gelen destinasyonlarından biri haline geldi. İstanbul’daki Dr. Cinik Tıp Merkezi de bu merkezler arasında öne çıkıyor. Kurum bünyesinde görev yapan Dr. Eda Tınaş, hem yerli hem de yurt dışından gelen hastalara modern teknoloji ve uzman ekip desteğiyle hizmet verdiklerini belirterek, "Hollywood gülüşü, yalnızca estetik değil, kişinin özgüvenini de artıran bir uygulama. Her bireyin yüz hatlarına uygun olarak planlandığında son derece doğal sonuçlar elde edilebiliyor" dedi. Dr. Cinik Tıp Merkezi’nde uygulanan bu estetik gülüş tasarımı, pek çok tanınmış ismin de tercihi oldu. Fransa ve Arjantin kökenli eski futbol yıldızı David Trézéguet, klinikte yapılan zirkonyum kaplama işlemiyle daha beyaz ve simetrik bir gülüşe kavuştu. Bir dönem Türkiye’de de forma giyen Brezilyalı golcü Mario Jardel de aynı merkezde benzer bir estetik diş tedavisinden geçti. Dr. Cinik ekibi, bu örneklerin uluslararası arenada Türkiye’nin diş estetiği alanındaki başarısını göstermesi açısından önemli olduğunu vurgularken, son yıllarda ünlü isimlerin tercihiyle "Hollywood gülüşü"nün dünya genelinde adeta bir trend haline geldiğini belirtiyor.
Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:59 Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi Organ bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Yalova illerini de kapsayan Bursa bölgesinin il sağlık müdürleri, organ nakil koordinatörleri ve hastane yöneticileri Bursa Şehir Hastanesi’nde düzenlenen koordinasyon toplantısında bir araya geldi. Son 14 yılda 12’nci kez Türkiye lideri olan Bursa bölgesinin, bu başarısında emeği geçenlerin onurlandırıldığı toplantıda; vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan vatandaşların konuşmaları da duygu dolu anlar yaşattı. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen toplantıya Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, Yalova İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halim Ömer Kaşıkcı’nın yanı sıra bölgenin organ nakil koordinatörleri, kamu ve özel hastanelerinin yöneticileri de katıldı. Organ bağışı ile ilgili uluslararası sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin kurdele kesimi ile başlayan toplantıda Bursa Bölge Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan, bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili sunum gerçekleştirdi. Bursa yeniden zirvede Doç. Dr. Çalışkan’dan sonra kürsüye çıkan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin ise, Sağlık Bakanlığı’nın organ bağışı konusuna oldukça hassasiyet yaklaştığını belirtti. Organ bağışının zor bir konu olduğunu ancak dışarıdan bakıldığında bu zorluğun anlaşılamadığına dikkat çeken Çetin, "Bu stresli ortamda kişi eğer sağken organ bağışına yönelik beyan bırakmadıysa mevzuatımız gereği aileden izin almadan organlarını alamazsınız. Gerçekten zor bir ortam. Bir taraftan aileler yaslarını yaşıyor, bir taraftan 7-8 kişiye umut olma imkânı var. Bu kritik zamanı yönetemezseniz işler yürümüyor. Balıkesir Şehir Hastanesi ve Bursa Şehir Hastanesi öncülüğünde ve diğer illerimizin katkılarıyla geçtiğimiz yıl Antalya’ya devrettiğimiz organ bağışı birinciliğini bu yıl geri aldık. Hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kızımın vasiyetini yerine getirdik" Toplantı, vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan kişilerin konuşmaları ile devam etti. Geçtiğimiz yıl geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ve organlarıyla birçok hastaya umut olan Rabia Seyhan’ın annesi Selma Seyhan’ın yaptığı konuşma, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kızının vasiyetini yerine getirdiklerini dile getiren anne Seyhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Merhume Rabia Seyhan’ın annesiyim. Bundan tam 16 ay öncesi trafik kazası geçirdi. Kazadan 2 gün önce kendisiyle bir konuşma yapmıştık. Ben organlarımı bağışlayacağım demişti. Pazar günü de kaza geçirdi. 11 gün yoğun bakımda kaldı. Sonrasında vefat etti organlarını bağışladık. Kızımızın vasiyetini yerine getirdik. Hem üzücü hem de gurur verici bir şey. Kızımın vasiyeti yerine geldi. Nice canlara can oldu. Kalbini verdiğimiz kişi de vefat ettiğini duydum. Allah rahmet eylesin. İnşallah öbür dünyada buluşmuşlardır. Organları herkes bağışlasın. Nice genç yaşta organ bekleyen hastalarımız var. Bir insana can olmak bütün insanlara can olmaktır. Ben buna inanarak kızımın organlarını verdim." Program, nakil sayesinde hayata tutunan bireylerin görüşleriyle devam etti. Daha sonra Bursa bölgesinin Türkiye’nin zirvesinde yer almasında emeği geçen kişilere teşekkür belgeleri takdim edildi.
Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:56 Organ bağışında lider bölgenin yöneticileri bir araya geldi Organ bağışında Balıkesir, Bilecik, Çanakkale, Yalova illerini de kapsayan Bursa bölgesinin il sağlık müdürleri, organ nakil koordinatörleri ve hastane yöneticileri Bursa Şehir Hastanesi’nde düzenlenen koordinasyon toplantısında bir araya geldi. Son 14 yılda 12’nci kez Türkiye lideri olan Bursa bölgesinin, bu başarısında emeği geçenlerin onurlandırıldığı toplantıda; vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan vatandaşların konuşmaları da duygu dolu anlar yaşattı. 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası kapsamında düzenlenen toplantıya Bursa Vali Yardımcısı Hulusi Doğan, Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Çetin, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Ferhat Damkacı, Yalova İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Halim Ömer Kaşıkcı’nın yanı sıra bölgenin organ nakil koordinatörleri, kamu ve özel hastanelerinin yöneticileri de katıldı. Organ bağışı ile ilgili uluslararası sanatçıların eserlerinin yer aldığı serginin kurdele kesimi ile başlayan toplantıda Bursa Bölge Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan, bölgede yürütülen çalışmalarla ilgili sunum gerçekleştirdi. Bursa yeniden zirvede Doç. Dr. Çalışkan’dan sonra kürsüye çıkan Bursa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çetin ise, Sağlık Bakanlığı’nın organ bağışı konusuna oldukça hassasiyet yaklaştığını belirtti. Organ bağışının zor bir konu olduğunu ancak dışarıdan bakıldığında bu zorluğun anlaşılamadığına dikkat çeken Çetin, "Bu stresli ortamda kişi eğer sağken organ bağışına yönelik beyan bırakmadıysa mevzuatımız gereği aileden izin almadan organlarını alamazsınız. Gerçekten zor bir ortam. Bir taraftan aileler yaslarını yaşıyor, bir taraftan 7-8 kişiye umut olma imkânı var. Bu kritik zamanı yönetemezseniz işler yürümüyor. Balıkesir Şehir Hastanesi ve Bursa Şehir Hastanesi öncülüğünde ve diğer illerimizin katkılarıyla geçtiğimiz yıl Antalya’ya devrettiğimiz organ bağışı birinciliğini bu yıl geri aldık. Hepinize çok teşekkür ediyorum" dedi. "Kızımın vasiyetini yerine getirdik" Toplantı, vefat eden yakınlarının organlarını bağışlayan kişilerin konuşmaları ile devam etti. Geçtiğimiz yıl geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybeden ve organlarıyla birçok hastaya umut olan Rabia Seyhan’ın annesi Selma Seyhan’ın yaptığı konuşma, katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kızının vasiyetini yerine getirdiklerini dile getiren anne Seyhan, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Merhume Rabia Seyhan’ın annesiyim. Bundan tam 16 ay öncesi trafik kazası geçirdi. Kazadan 2 gün önce kendisiyle bir konuşma yapmıştık. Ben organlarımı bağışlayacağım demişti. Pazar günü de kaza geçirdi. 11 gün yoğun bakımda kaldı. Sonrasında vefat etti organlarını bağışladık. Kızımızın vasiyetini yerine getirdik. Hem üzücü hem de gurur verici bir şey. Kızımın vasiyeti yerine geldi. Nice canlara can oldu. Kalbini verdiğimiz kişi de vefat ettiğini duydum. Allah rahmet eylesin. İnşallah öbür dünyada buluşmuşlardır. Organları herkes bağışlasın. Nice genç yaşta organ bekleyen hastalarımız var. Bir insana can olmak bütün insanlara can olmaktır. Ben buna inanarak kızımın organlarını verdim." Program, nakil sayesinde hayata tutunan bireylerin görüşleriyle devam etti. Daha sonra Bursa bölgesinin Türkiye’nin zirvesinde yer almasında emeği geçen kişilere teşekkür belgeleri takdim edildi. (AB-
İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem
05 Kasım 2025 Çarşamba - 11:43 İzmir Can Hastanesi’den ’Evde Sağlık’ta yeni dönem İzmir’in köklü sağlık kuruluşlarından İzmir Can Hastanesi, hastaların hastaneye gelmeden profesyonel sağlık hizmeti alabilmesini sağlayan Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile dikkat çekiyor. Evde Sağlık Hizmeti; muayene, tetkik, tedavi, pansuman, enjeksiyon, serum takılması, laboratuvar örneklerinin alınması ve kronik hastalık takibi gibi birçok hizmeti kapsıyor. Böylece, özellikle yaşlı, yatağa bağımlı veya kronik hastalığı bulunan bireyler, hastaneye gitmek zorunda kalmadan kendi evlerinde güvenle sağlık hizmeti alabiliyor. İzmir Can Hastanesi Evde Sağlık Birimi Sorumlusu Dr. Onur Duygu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi: "Evde Sağlık hizmetimizle, hastalarımızın konforunu ve güvenliğini ön planda tutuyoruz. Amacımız, sağlık hizmetini ev ortamına taşıyarak iyileşme sürecine katkı sağlamak. 7 gün 24 saat ulaşılabilir yapımızla İzmir’in her noktasına hizmet veriyoruz." Evde Sağlık ekibi, hastaların ihtiyaçlarına göre kişiselleştirilmiş bakım planları oluşturuyor ve süreç boyunca hekim kontrolünde takip sağlıyor. Hastaneye gelemeyen hastalar, "Evde Sağlık Hattı" üzerinden randevu alarak bu hizmetten kolayca faydalanabiliyor. 7/24 Ulaşılabilirlik Evde Sağlık Birimi, haftanın her günü ve günün her saati hizmet sunuyor. Hastalar detaylı bilgi ve randevu için 0232 715 40 00 ya da 0532 064 15 57 üzerinden iletişime geçebiliyor.