SAĞLIK
29 Mart 2026 Pazar - 14:22 Atakum’da vatandaşlara genel sağlık taraması gerçekleştirildi Samsun’un Atakum ilçesinde, 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik genel sağlık taraması yapıldı. Sağlıklı hayat konusunda vatandaşları bilgilendirmek için düzenlenen program yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi, Samsun İl Sağlık Müdürlüğü ve Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) işbirliğinde düzenlenen ‘Kadın Sağlığını Geliştirme Programı’ kapsamında Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde vatandaşlara yönelik genel sağlık taraması gerçekleştirildi. Program, toplum sağlığını koruma, güçlendirme çalışmaları kapsamında 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik düzenlendi. Uzman sağlık personeli eşliğinde kanser taramasına katılan vatandaşlar tansiyon, şeker ölçümü gibi hizmetlerden faydalanmanın yanı sıra kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması hakkında önemli bilgiler aldı. Kadınlar, programda rahim ağzı taramasına katılarak mobil kanser tarama aracında HPV ve DNA testi verdi. Kanserde erken tanı ve tedavi sürecine dikkat çekilen organizasyon, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. Programda konuşan OMÜ Halk Sağlığı Hemşireliği Ana Bilim Dalında görevli Dr. Öğretim Üyesi Figen Çavuşoğlu, "Bu program öncelikle, 35-70 yaş aralığındaki tüm kadınların ve 50-70 yaş aralığındaki tüm erkeklerin, ulusal kanser tarama programı çerçevesinde erken tanı ve tarama programına katılımlarını desteklemek için düzenlendi. Aynı zamanda cinsel sağlık ve üreme sağlığı kapsamında aile planlaması, menopoz ve menopoza uyum, kalp sağlığını koruma, diyabetle yaşam gibi başlıklar altında hakkında kadınlarımızı bilinçlendirmek ve kadın sağlığını güçlendirmek için buradayız. Stantlar açtık ve sağlık uygulamaları yapıyoruz. Sağlık İl Müdürlüğünün mobil kanser tarama aracı var. Bu aracın içerisinde rahim ağzı kanserine yönelik HPV ve DNA testi için tarama yapılıyor. Bugünkü programımızın yanı sıra 10 Nisan’da Ömer Halisdemir Parkı’nda ve 24 Nisan’da da Çakırlar Korusunda olacağız, tüm Atakumluları etkinliklere bekliyoruz" dedi. Sağlık taramaları devam edecek Atakum Belediye Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürü Şafak Ari Emir, programa yoğun katılım olmasından duydukları memnuniyeti ifade ederek "Burada kadın sağlığını güçlendirme başlığı altında OMÜ Halk Sağlığı ve Hemşirelik Bölümü öğrencileri ve İl Sağlık Müdürlüğü ile bir tarama programı gerçekleştirdik. Sağlık tarama programına, kadınların yoğun ilgisi oldu. Nisan ayı içerisinde 10 Nisan ve 24 Nisan tarihlerinde iki sağlık tarama faaliyeti gerçekleştireceğiz" diye konuştu. Sunulan sağlık tarama hizmetinden yararlanan vatandaşlar ise bu etkinliklerin kadın sağlığı ve kadının gelişimi açısından olumlu bulduklarını belirtti. Etkinliklerin devamını beklediklerini söyleyen vatandaşlar, "Her bilgiye her zaman, her yerde ulaşamıyoruz. Ayağımıza gelen böyle bir hizmet için üniversitemize, Atakum Belediyesi’ne ve İl Sağlık Müdürlüğü’ne çok teşekkür ediyoruz" ifadelerine yer verdiler.
29 Mart 2026 Pazar - 11:32 Ani baş dönmesi Vertigo habercisi olabilir Baş hareketiyle aniden ortaya çıkan baş dönmesi; vertigonun ilk belirtisi olabileceğini belirten Eskişehir Özel Ümit Hastanesi KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şiddetli baş dönmesi, denge kaybı ve çift görme gibi belirtilerin görülmesi halinde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini söyledi. Vertigo, kişinin kendisinin ya da çevresinin dönüyor, sallanıyor veya hareket ediyormuş gibi hissettiği bir baş dönmesi türü olarak tanımlanıyor. Bu durum çoğu zaman denge kaybı, mide bulantısı ve günlük aktiviteleri sürdürmede zorluk gibi şikâyetlerle birlikte görülüyor. Vertigo şikâyeti ile başvuran hastalarda ilk adımın ayrıntılı değerlendirme olduğunu belirten Salahova, "Baş dönmesi şikâyeti ile gelen hastalarımızın öncelikle detaylı hikâyesini alıyoruz. Baş dönmesinin nasıl başladığını, ne kadar sürdüğünü ve beraberinde başka şikâyetlerin olup olmadığını sorguluyoruz. Ardından muayene ile vertigonun kaynağını ayırt etmeye çalışıyoruz" dedi. Santral ve kulak kaynaklı vertigo ayrımı Vertigo farklı nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabildiğini aktaran Dr. Salahova, bazı durumlarda sorunun beyinden kaynaklanabildiğini, bu durumlarda; şiddetli baş dönmesi, yürüme güçlüğü ve belirgin dengesizlik ve çift görme gibi nörolojik belirtiler görülebildiğini söyledi. Bu tür durumlarda hastaların nöroloji uzmanına yönlendirildiğini ifade eden Salahova, "KBB alanında ise vertigonun en sık görülen nedeni kulak içindeki denge organıyla ilgili sorunlar. Bu hastalıkların başında halk arasında ‘kulak kristallerinin oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo geliyor. Kısaca BPPV olarak tanımlanan bu rahatsızlık, adından da anlaşılacağı gibi iyi huylu, kısa süreli ataklar halinde ortaya çıkan ve başın belirli pozisyonlarıyla tetiklenen bir vertigo türüdür." İfadelerini kullandı. Hastalığın; özellikle 50 yaş sonrası bireylerde ve kadınlarda daha sık görüldüğünü belirten Salahova, BPPV’nin genellikle şu hareketlerle ortaya çıktığını söyledi: Yatağa uzanma veya yatakta dönme, başın yukarı ya da aşağı hareket ettirilmesi, ani baş hareketleri gibidir." Tanı ve tedavide manevralar kullanılıyor Salahova, "BPPV’nin tanı ve tedavisinde özel manevralar uygulanıyor. Bu manevralarla kulak içindeki denge kristallerinin doğru konuma yönlendirilmesi ve baş dönmesinin ortadan kaldırılması hedefleniyor"dedi. Bazı hastalarda vertigo rehabilitasyonuna da ihtiyaç duyulduğunu belirten Salahova, "Sık tekrarlayan vertigo ataklarında dengeyi güçlendiren egzersizler uyguluyoruz. Stabiliteyi artıran egzersizler, proprioseptif çalışmalar ve gövde stabilizasyonu bu tedavinin bir parçası" diye konuştu. Hareketsizlik vertigoyu artırabilir Vertigo yaşayan birçok kişinin baş dönmesinin tekrar etmesinden korktuğu için hareket etmekten kaçındığını belirten Dr. Salahova, bunun yanlış bir yaklaşım olduğuna dikkat çekti ve tedavinin önemli bir parçasının hastayı yeniden hareket etmeye teşvik etmek ve hareketsizliğin önüne geçmek olduğunu vurguladı. Ne zaman doktora başvurulmalı Baş dönmesi kısa süreli ve hafif olsa bile bazı durumlarda mutlaka uzman değerlendirmesi gerektiğine dikkat çeken KBB Uzmanı Nargız Salahova, özellikle şu belirtiler varsa gecikmeden doktora başvurulmasını önerdi: Şiddetli ve uzun süren baş dönmesi, yürüme güçlüğü, çift görme veya konuşma bozukluğu ve şiddetli dengesizlik."
Türk Kızılay’dan çocuklara ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz ağız ve diş sağlığı bakımı
04 Kasım 2025 Salı - 14:20 Türk Kızılay’dan çocuklara ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz ağız ve diş sağlığı bakımı Türk Kızılay ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi (AYBÜ) ortaklığında geliştirilen projeyle gönüllü doktorlar tarafından çocuklara ve ihtiyaç sahibi vatandaşlara ücretsiz ağız ve diş tedavisi uygulanacak. Türk Kızılay ve Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi arasında geliştirilen proje ile çocuklara ve ihtiyaç sahiplerine gönüllü doktorlar aracılığıyla ağız ve diş sağlığı bakımı ve tedavisi uygulanacak. Türk Kızılay ekipleri tarafından kurulacak mobil diş kliniklerinde gönüllü doktorlar tarafından sağlık taramaları yapılacak. Türk Kızılay Genel Merkezi’nde düzenlenen imza töreninde, Türk Kızılay Genel Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz ve beraberindeki Kızılay yöneticileriyle, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu ve heyetini misafir etti. Törende atılan imzalarla proje kamuoyuna ilan edildi. İmza töreninin ardından Türk Kızılay Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. "Mobil diş kliniğimizle Yıldırım Beyazıt Üniversitesi hocalarımıza destek vereceğiz" Ağız ve diş sağlığı hizmetlerinde ‘bir gülümse’ projesi adıyla aslında yeni bir projeyi hayata geçirmiş olduklarını aktaran Yılmaz, "Burada tabii Kızılay perspektifini anlatmam gerekirse, Kızılay’ın temelde ana vizyon belgesinde şu yazar, herkes için esenlik ve güvenli yaşam. Güvenli yaşam konusunu, afetlere hazırlık, kendimizi güvende tutmak anlamında çokça işleriz. Esenlik dediğimiz zaman ise aslında bu esenliğin içinde her türlü iyi olma hali var. Dolayısıyla çok büyük bir kısmını da aslında sağlık oluşturuyor. Kızılay’ın tarihine de baktığımız zaman hekimler tarafından kurulan, bugüne kadar istisnai birkaç tanesi dışında hep hekimler tarafından genel başkanlığı üstlenilmiş ve gerek halk sağlığı alanında, gerek sağlığa ulaşma anlamında, son dönemde kan hizmetlerinin sağlanması anlamında, sağlık alanındaki biyoteknoloji projeleri anlamında Kızılay olarak çok önem verdiğimiz bir alan sağlık. Sağlık dediğimiz zamanda tabi ki diş sağlığı çok önemli bir yer tutuyor. Ve doğrusunu söylemek gerekirse bugün özellikle küçük yaştaki çocuklara baktığımız zaman Sağlık Bakanlığı’mızın Halk Sağlığı Hizmetleri Genel Müdürü’nün çok güzel projeleri var. Dişleri fırçalamak anlamında ya da diş sağlığı muayenesi yapmak anlamında dönem dönem. Ama tabi bir ortodonti tedavisi gibi belli yaş aralığında müdahale edildiğinde hayatın kalanını daha güzel gülümseyerek geçirilmesi anlamında çok ciddi bir aslında ihtiyaç da var. Burada biz mobil diş kliniğimizle Yıldırım Beyazıt Üniversitesi hocalarımıza destek veriyor olacağız. Esas iş tabi onların" ifadelerini kullandı. "İhtiyaç sahibi bir ailemiz varsa ortodonti tedavisini gerekirse biz karşılayacağız" Özellikle Ankara’nın daha kırsal yerlerinde, ihtiyaç duyan yerlerinde sağlık taramalarının gerçekleştirileceğini ifade eden Yılmaz, "Taramalar gerçekleştikten sonra diş hekiminize başvurun tarzında değil de devamını da takip edeceğimiz aslında bence bu projenin en önemli farkı bu. Şuradan randevu alarak gelebilirsiniz. Tabi burada belli tedavilerin karşılanamadığı durumlar da olabiliyor. Özellikle ortodonti tedavilerinde. Burada eğer ihtiyaç sahibi bir ailemiz varsa ortodonti tedavisini ya da daha ileri bir tedaviyi karşılayamayacak durumdaysa orada da Kızılay olarak tekrar biz devreye gireceğiz. Dolayısıyla bir şekilde o çocuğun gülümsemesini soldurmamaya çalışacağız. Çünkü biz hep biliriz özellikle biz yaştakiler. Eğer insanın dişleri sağlıklıysa çok rahat gülümseyerek konuşabilen insanlar haline geliyor. Ankara’da başlatacağımız bu projenin ben birçok aileye, birçok çocuğumuza böyle bir güzellik kazandıracağına inanıyorum. Burada Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’ne çok teşekkür ediyorum bu iş birliği için" şeklinde konuştu. İmza töreninin ardından konuşan Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Cengiz Köseoğlu şu açıklamalarda bulundu: "Her iki kurumun da, Kızılay’ımızın da, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nin de misyon ve vizyonuna uygun bir iş birliği yapacağımız için gerçekten çok mutluyum. Bu anlamda sağlık alanında yapabileceğimiz ne varsa biz üniversite olarak yapmaya hazırız. Malum üniversitelerin fonksiyonlarından biri de topluma hizmettir. Biz Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi olarak topluma katkı, topluma hizmet yönümüzü hep ön plana çıkartmaya çalışan, bu topluma hizmet etmek için gayret eden bir üniversite olmaya çalışıyoruz. İnşallah biz bugün Ankara’nın mücavirinde başkanımın da dediği gibi ihtiyacı olan kesimlere ulaşıp, bu diş sağlığı konusunda onları gülümsetecek işler yaparız. Onların öncelikle rahatsızlıklarının tespiti, daha sonra da yine başkanımın gayet isabetli bir biçimde belirttiği gibi biz de ona göre tedbirlerimizi alalım. Sadece sende şu rahatsızlık var, muayene ol, tedavi ol değil de onun devamını da getirecek bir sistem kuralım. Bu anlamda ben başkanımızın konuşmasından anladım, bu süreç içerisinde de elini taşın altına sokmaya hazır bir kurum gördüm. Siz bu işin içinde olduğunuz müddetçe, arkasında olduğunuz müddetçe biz üzerimize düşen ne varsa yapmaya hazırız. Gerçekten Ankara’mız için, ülkemiz için, toplumumuz için hayırlı olsun. Güzel bir iş birliğine vesile olduğu için arkadaşlarıma, hocalarıma, Kızılay’ın değerli ailesine teşekkür ediyorum. Ben de hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum."
Basit önlemlerle çocukları hastalıklardan korumak mümkün
04 Kasım 2025 Salı - 13:25 Basit önlemlerle çocukları hastalıklardan korumak mümkün Dr. Hatice Kübra Erkilet, okul ortamında uzun süre vakit geçiren çocukların bulaşıcı hastalıklara daha kolay yakalanabileceğini belirterek basit önlemlerle korunmanın mümkün olduğunu söyledi. Özel Ümit Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Kübra Erkilet, okul çağındaki çocukların aynı ortamda uzun süre vakit geçirdikleri için bulaşıcı hastalıklara daha kolay yakalanabileceklerini belirtti. Dr. Erkilet, bu hastalıkların genellikle öksürük, hapşırık, kirli eller veya ortak kullanılan eşyalarla yayıldığını ifade ederek, "Nezle, grip, gastrointestinal enfeksiyonlar ve döküntülü hastalıklar okul ortamında sık görülür" dedi. Çocukları bu hastalıklardan korumak için alınabilecek önlemleri sıralayan Erkilet, şu bilgileri paylaştı: "Ellerin sık sık yıkanması, kişisel eşyaların paylaşılmaması, dengeli beslenme ve yeterli uyku gibi basit önlemler çok önemlidir. Ayrıca aşıların zamanında yapılması hem çocuğun hem de çevresindekilerin sağlığını korur. Düzenli fiziksel aktivite - örneğin yürüyüş, bisiklet, oyun oynamak - bağışıklık hücrelerinin aktivitesini artırır. Sigara dumanından uzak tutmak solunum yollarını korur. Bunlar basit ama en etkili koruyucu yöntemlerdir." Dr. Erkilet, çocuklarla birlikte sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazanılmasının önemine de dikkat çekerek, "Birlikte sağlıklı alışkanlıklar kazanmak, çocuklarımız için değerli bir yatırımdır" ifadelerini kullandı.
Demir eksikliği anemisi çocuklardan gebelere: Halk sağlığı sorunu
04 Kasım 2025 Salı - 12:44 Demir eksikliği anemisi çocuklardan gebelere: Halk sağlığı sorunu Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi kapsamında açıklamalarda bulunan Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, demir eksikliği anemisi hakkında bilgiler verdi. Demir eksikliğinin halk sağlığı sorunu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Cangül, "Demir eksikliği Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre toplumun dörtte birini etkiliyor" ifadelerini kullandı. Türk Hematoloji Derneği tarafından düzenlenen 51. Ulusal Hematoloji Kongresi, 28 Ekim-2 Kasım tarihleri arasında Antalya’da gerçekleştirildi. Kongre kapsamında katılımcılara bilgi veren Türk Hematoloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Şule Ünal Cangül, demir eksikliği anemisinin toplumda en sık görülen sağlık sorunları arasında yer aldığını belirtti. Prof. Dr. Cangül, demir eksikliği anemisinin özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar arasında daha yaygın görüldüğünü vurgulayarak, şu ifadelere yer verdi: "Demir eksikliği Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre toplumun dörtte birini etkiliyor ve bazı yaş grupları bu açıdan daha da riskli. Hangi yaş grupları bunlar? Çocukluk dönemi, çocukluk döneminde de özellikle süt çocukluğu dönemi ve ergenlik dönemi. Yine onun dışında yaşlı popülasyonu, bu dönemde bazı beslenme sorunları, bağırsak kanamaları nedeniyle etkileniyor. Kadınlar da hem adet kanamaları hem de gebelik dönemlerinde demir eksikliğini artmış yatkınlığı geliştiriyorlar. Bu dönemler hem demir eksikliğinin daha da sık görüldüğü dönemler hem de sonuçlarının yine önemli olduğu dönemler. Demir eksikliği gebe kadınların yüzde 40’ında var. Doğurganlık çağında ama gebe olmayan kadınların yüzde 30’unda var. Okul öncesi çocukların da yaklaşık yarısında var." Öğrenme ve iş yaşamını da etkiliyor Demir eksikliğinin sadece kansızlık yapmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Cangül, öğrenme ve bilişsel fonksiyonlar üzerindeki olumsuz etkilerine şu şekilde işaret etti. "Öğrenmeyi geciktiriyor. Odaklanmayı zorlaştırıyor. Kelime sayısı azalabiliyor, geç cümle kurulabiliyor. Okul başarısı düşüyor. İş performansı azalıyor. Egzersiz intoleransı oluyor, sosyal sonuçları da ortaya çıkıyor." Çocuklarda sık enfeksiyon geçirme, fiziksel gelişimde gerilik, ağız köşelerinde yaralar, saç dökülmesi, nabız hızlanması ve ileri vakalarda kalp yetmezliğinin de demir eksikliğinin sonuçları arasında yer aldığını ifade eden Cangül, "Bazı çalışmalarda süt çocukluğundaki demir eksikliğinin uzun dönemde bilişsel fonksiyonları kalıcı olarak etkileyebileceğine dair görüşler var" dedi. Önleyici programlar uygulanıyor Prof. Dr. Cangül, Türkiye’de demir eksikliğini önlemeye yönelik yürütülen programlar hakkında da bilgi verdi. Prof. Dr. Cangül, "Demir gibi Türkiye Projesi kapsamında 2004 yılından beri aile hekimleri tarafından vaktinde doğan bebeklere 4. ayda, prematüre doğanlara ise 2. ayda demir başlanıyor ve 12. aya kadar devam ediliyor. 9. ayda tarama kan testi yapılıyor. Eğer profilaksiye rağmen demir eksikliği görülüyorsa tedavi programına alınıyorlar" dedi. Gebelik döneminde uygulanan profilaksinin erken doğum riskini azalttığını ve bebeklerin doğum sonrası dönemde daha sağlıklı gelişmesine katkı sağladığını belirten Cangül, "Eğer bir kadın demir eksikliği olmaksızın gebeliğini tamamlarsa bebeği daha az demir eksikliği geliştiriyor" diye konuştu. Demirden zengin gıdalar vurgusu Demirden zengin gıdaların tüketiminin önemine işaret eden Prof. Dr. Cangül, şu önerilerde bulundu: "Beslenmede de ilk 6 ay sadece anne sütü, 2 yaşına kadar anne sütüne devam, anne sütünü artıracak programların teşvik edilmesi, onun dışında inek sütüne ilk bir yılda başlanmaması, 7. aydan itibaren yavaş yavaş demir içeriği zengin gıdaların ek gıdalara eklenmesi son derece önemli. Beslenmenin düzeltilmesi en önemli şey, demirden zengin gıdaların diyette arttırılması gerekir. Kırmızı et önemli bir demir kaynağı, bunun dışında yumurta önemli bir demir kaynağı, baklagiller, pekmez, kuru üzüm bunların da diyette bir şekilde arttırılmaya çalışılması lazım." Demir eksikliğinin bireyin hayat boyu sağlığını ve sosyal yaşamını etkileyebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Cangül, erken tespit ve doğru beslenmenin önemine dikkat çekti.
Sincan Belediyesi’nden ‘Kızılay Haftası’ semineri
04 Kasım 2025 Salı - 12:22 Sincan Belediyesi’nden ‘Kızılay Haftası’ semineri Sincan Belediyesi 29 Ekim-4 Kasım tarihleri arasında kutlanan Kızılay Haftası’na özel farkındalık semineri düzenledi. Ankara’nın Sincan Belediyesi, bireylere yönelik farkındalık etkinliklerine devam ediyor. Bu kapsamda Sincan Belediyesi, toplum sağlığına yönelik çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Kızılay Haftası kapsamında, toplumsal farkındalığı artırmak ve kan bağışının önemini vurgulamak amacıyla farkındalık semineri düzenledi. Düzenlenen programda Hematoloji Uzmanı Dr. Ali Koşar Sincanlılara kan bağışının önemini anlattı. Kan vermenin vücuda olan faydalarından bahsetti, ve Kızılay’ın önemi üzerinde durdu. Sağlıklı bir bireyin yılda 4 defa kan vermesi vurgulandı Düzenlenen programda açıklamalarda bulunan Dr. Koşar, kan bağışının öneminden bahsetti, sağlıklı bir bireyin yılda 4 kez kan verebileceğini ifade etti. Sağlık açısından olumlu etkilerine dikkati çekerek; kimlerin kan verip, kimlerin veremeyeceğini örnekler vererek anlattı. Kan bağışının toplumda dayanışma duygusunu da güçlendirdiğine vurgu yapan Koşar, "Bu bilincin yaygınlaşması daha sağlıklı bir toplumun temelini oluşturur" ifadelerini kullandı. Lale Konferans Salonu’nda gerçekleşen seminere konuşmacı olarak Hematoloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Koşar katıldı. Vatandaşlar seminer sonrasında akıllarına takılan sorulara yanıt bulurken, farkındalık semineri dolayısıyla Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan’a teşekkür etti.
Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’
04 Kasım 2025 Salı - 11:52 Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’ Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, grip aşısının inaktif yani canlı olmayan bir aşı olduğunu ve gebelerde güvenli bir şekilde uygulanabileceğini söyledi. Grip aşısı ile annenin karşılaşacağı birçok sorunun önüne geçilebileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, "Havalar soğudu, okullar açıldı ve grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle bir de gebeyse kişi ne yapacak? Son zamanlarda hastaların çok sık sorduğu bir soru. Gebelerde grip aşısının yapılması güvenli ve gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Bizim için gebelikte grip aşısının yapılmasında herhangi bir handikap bulunmamaktadır. Gebelikte grip aşısını yaptık, biz ne fayda sağlayacağız dersek de annenin herhangi bir influenza sonrasında maternal bir pnömoni geçirmesini önlemiş olacağız. Hastanede yatışı önlemiş olacağız ve herhangi bir fetal komplikasyonun da önüne geçmiş olacağız. Sonuçta anneyi koruduğumuzda bebeği de otomatikman koruyoruz. Anneye yaptığımız aşı özellikle gebeliğin bitiminden sonraki ilk 3 ile 6 ayda annenin kanında bulunan antikorlar sayesinde bebeğe de enzim yoluyla geçmekte. Bu da bebeği grip enfeksiyonlarına karşı korumaktadır" dedi. Şahin, grip aşısının inaktif bir aşı olduğunu söyleyerek, "Dolayısıyla hem kendimizi korumak için hem de bebeğimizi korumak için özellikle Eylül ve Kasım aylarında grip aşısını yaptırmamız faydamıza olacaktır. Grip aşısı canlı bir aşı değildir. Dolayısıyla inaktif bir aşı olduğu için rahatlıkla yapılabilir. Yan etki bizim çok korktuğumuz bir konu. Yan etki olarak gördüğümüz şey ise genelde kolda hafif bir kızarıklık ve ağrı. Genelde bunun dışında bir yan etkiye rastlamamaktayız. Dolayısıyla gebeysek rahatlıkla grip aşımızı uygulatabiliriz" ifadelerini kullandı.
Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’
04 Kasım 2025 Salı - 11:51 Gebelerde grip aşısı ‘güvenli’ Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, grip aşısının inaktif yani canlı olmayan bir aşı olduğunu ve gebelerde güvenli bir şekilde uygulanabileceğini söyledi. Grip aşısı ile annenin karşılaşacağı birçok sorunun önüne geçilebileceğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Doç. Dr. Seda Şahin, "Havalar soğudu, okullar açıldı ve grip mevsimi yaklaşıyor. Özellikle bir de gebeyse kişi ne yapacak? Son zamanlarda hastaların çok sık sorduğu bir soru. Gebelerde grip aşısının yapılması güvenli ve gebeliğin herhangi bir döneminde yapılabilir. Bizim için gebelikte grip aşısının yapılmasında herhangi bir handikap bulunmamaktadır. Gebelikte grip aşısını yaptık, biz ne fayda sağlayacağız dersek de annenin herhangi bir influenza sonrasında maternal bir pnömoni geçirmesini önlemiş olacağız. Hastanede yatışı önlemiş olacağız ve herhangi bir fetal komplikasyonun da önüne geçmiş olacağız. Sonuçta anneyi koruduğumuzda bebeği de otomatikman koruyoruz. Anneye yaptığımız aşı özellikle gebeliğin bitiminden sonraki ilk 3 ile 6 ayda annenin kanında bulunan antikorlar sayesinde bebeğe de enzim yoluyla geçmekte. Bu da bebeği grip enfeksiyonlarına karşı korumaktadır" dedi. Şahin, grip aşısının inaktif bir aşı olduğunu söyleyerek, "Dolayısıyla hem kendimizi korumak için hem de bebeğimizi korumak için özellikle Eylül ve Kasım aylarında grip aşısını yaptırmamız faydamıza olacaktır. Grip aşısı canlı bir aşı değildir. Dolayısıyla inaktif bir aşı olduğu için rahatlıkla yapılabilir. Yan etki bizim çok korktuğumuz bir konu. Yan etki olarak gördüğümüz şey ise genelde kolda hafif bir kızarıklık ve ağrı. Genelde bunun dışında bir yan etkiye rastlamamaktayız. Dolayısıyla gebeysek rahatlıkla grip aşımızı uygulatabiliriz" ifadelerini kullandı.
Şap hastalığıyla mücadelede Türkiye kontrollü şekilde ilerliyor
04 Kasım 2025 Salı - 11:44 Şap hastalığıyla mücadelede Türkiye kontrollü şekilde ilerliyor Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, ülke genelinde görülen şap hastalığı ile mücadele çalışmalarının kapsamlı bir şekilde sürdürüldüğü ifade edilerek, "Aşılama oranı yüzde 92’ye ulaşmıştır. Türkiye’deki tüm büyükbaş hayvan varlığı ilk tur aşılamadan geçirilmiş olup, ikinci tur aşılama kampanyası başlatılmıştır" denildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından, şap hastalığı serotipi SAT-1 ile ilgili paylaşım yapıldı. Bakanlık, ülke genelinde görülen şap hastalığı ile mücadele çalışmalarını planlı, kontrollü ve bilimsel temelde yapıldığını açıkladı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Salgın kontrol altına alınmıştır. Ülke genelinde yürütülen yoğun aşılama, karantina ve saha denetimleri sayesinde hastalığın yayılımı büyük oranda sınırlandırılmıştır. Aşılama oranı yüzde 92’ye ulaşmıştır. Türkiye’deki tüm büyükbaş hayvan varlığı ilk tur aşılamadan geçirilmiş olup, ikinci tur aşılama kampanyası başlatılmıştır. Sahadan düzenli olarak numune akışı sağlanmakta, virüsün genetik yapısı takip edilmektedir. Bilim dışı iddialara karşı adli süreç başlatılmıştır. Sosyal medyada aşıların hayvanları hasta ettiğine yönelik gerçeğe aykırı paylaşımlar yapan kişiler hakkında adli işlemler başlatılmıştır. Acil Eylem Planı kapsamında tüm süreçler titizlikle yürütülmektedir. İl ve ilçe müdürlükleri, laboratuvarlar ve saha ekipleri, Bakanlığımızın Acil Eylem Planı doğrultusunda koordineli şekilde görev yapmaktadır. Veteriner sağlık personeli 7/24 sahadadır. Hastalığın yayılımını önlemek amacıyla denetim, aşılama ve numune alma faaliyetleri aralıksız devam etmektedir. Konuyla ilgili Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile sürekli temas halinde olunarak teknik bilgi paylaşımı yapılmakta, ülkemizdeki gelişmeler düzenli olarak raporlanmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı olarak hayvan sağlığının korunması, hayvancılığın sürdürülebilirliği için tüm tedbirler alınmaya devam etmektedir."