Son Dakika
|
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
MİT ve Suriye istihbaratından ortak operasyon: Firari casus yakalandı
Vedat Muriç: "Hepsi benim arkadaşım ama yarınki maç bambaşka"
Kosova Teknik Direktörü Foda: "Şansımız yüzde 50"
İsrail’de Bazan petrol rafinerisi vuruldu
Ekrem İmamoğlu, hakkında "hakaret ve tehdit" suçlarından soruşturma başlatıldı
Gemlik ve Kumla’yı lodos vurdu, çok sayıda tekne battı
Diyarbakır’da okul servisi kaza yaptı: 13’ü öğrenci 15 yaralı
Böcek’in başdanışmanı Cem Oğuz gözaltına alındı
Etimesgut Belediyesinde zimmet soruşturması: 4 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Eurovision Şarkı Yarışması ilk kez Asya'da düzenlenecek
Tayland Kralı, yeni hükümet kabinesini onayladı
İstanbul’da metrekareye 97 kilogram yağış düştü
Afganistan ve Pakistan'ı sel vurdu: 47 ölü
Bursa’da tarım arazileri sular altında kaldı
54 milyon değerinde uyuşturucu ele geçirildi
ABD ve İsrail saldırıları İran’da şiddetli patlamalara yol açtı
SAĞLIK
Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği hizmete açılıyor
31 Mart 2026 Salı - 14:54:27
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’nun öncülüğünde hayata geçirilen Ağız ve Diş Sağlığı Poliklinikleri, Nazilli ve Efeler ilçelerinin ardından Koçarlı’da da vatandaşların hizmetine sunuluyor. Tamamen ücretsiz olarak hizmet verecek olan Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği, ilçede yaşayan vatandaşların ağız ve diş sağlığı hizmetlerine hızlı ve kolay bir şekilde ulaşabilmesini sağlayacak. Nazilli ve Efeler ilçelerinde kısa sürede vatandaşlardan yoğun ilgi gören poliklinik; güçlü teknik altyapısı, çağdaş tıbbi donanımı ve uzman sağlık personelleri ile Koçarlı’da da hizmet verecek. Vatandaşların ihtiyaçları göz önünde bulundurularak planlanan poliklinikte, ağız ve diş sağlığı alanında birçok hizmet sunulacak. Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, sağlık yatırımlarının kent genelinde devam edeceğini belirterek, "Tüm ilçelerimizde hemşehrilerimizi yatırım ve projelerimiz ile buluşturmaya devam ediyoruz. Nazilli ve Efeler ilçelerimizin ardından Koçarlı’da da Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ni hizmete açıyoruz. Aydınımız için çalışmayı, yatırımlarımızı kentimize kazandırmayı sürdüreceğiz. Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’nin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum. Hizmetle büyüyen Aydın" ifadelerini kullandı. Gündoğan Mahallesi Çine Caddesi üzerinde bulunan Aydın Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binasında 2 Nisan Perşembe gününden itibaren hizmete başlayacak olan Koçarlı Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği ile ilgili detaylı bilgi ve randevu almak isteyen vatandaşlar, 0256 761 41 09 numaralı telefon üzerinden iletişime geçebilecek.
31 Mart 2026 Salı - 13:38
Uzmanından vertigoyu azaltan besin önerileri
Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, vertigo hastalığına değinerek; "Paketli gıdalar katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Diyetisyeni Burcu Akbeyaz Özger, Ramazan ayı dolayısıyla ve yaz aylarının yaklaşmasıyla vatandaşların vertigoyla karşı karşıya kalabileceklerini söyledi. Vertigonun belirtilerine değinen Özger, semptomların daha az görülmesi ve vertigodan korunmak için beslenme önerilerinde bulundu. Paketli gıdalar ve dondurulmuş ürünlerin tüketilmemesi gerektiğini ifade eden Özger; "Ramazan süreci ve yazın gelmesiyle birlikte vücudumuzdaki sıvı oranı azalmaya başlıyor. Bununla birlikte vertigo ile karşılaşabiliyoruz. Vertigo ile beraber baş dönmesi, denge kaybı, bulantı ve kulak çınlaması gibi semptomlarla karşılaşabiliyoruz. Bunun sebebi, iç kulaktaki denge mekanizmasının bozulmasından kaynaklanıyor. Vertigonun tedavisinde beslenme büyük bir önem taşıyor. Bu süreçte vertigonun beslenme ile ilgili olan tedavisini konuşacağız. Dondurulmuş gıda ürünlerini bu süreçte sodyum içerdiğinden dolayı önermiyoruz. Sodyum içeriği yüksek olan besinler vertigoyu tetikleyebiliyor. Paketli gıdalar ise katkı maddesi ve yüksek oranda tuz içermesinden kaynaklı vertigoyu tetikleyebiliyor. Yüksek tuz oranı, iç kulaktaki sıvı dengesini bozarak vertigo semptomlarını artırıyor. Bu yüzden olabildiğince tuzlu gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Vertigo için kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalara da dikkat etmemiz gerekiyor. Kırmızı et ve dışarıdan aldığımız işlenmiş etler, kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar sınıfına giriyor. Bunların tüketimini azaltmamız gerekiyor. Kolesterol seviyesi yüksek olan gıdalar aynı şekilde kan dolaşımını etkileyerek vertigo semptomlarını artırabiliyor" şeklinde konuştu. "Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor" Bu süreçte alışkanlıkların değişmesi gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Özger, kafein ve alkollü içeceklerden uzak durulması gerektiğini belirterek; "Bizler günde 2-2,5 litre kadar su tüketiminin artırılmasını istiyoruz. Akdeniz tipi beslenmeyi öneriyoruz. Akdeniz tipi beslenmede meyve tüketimi çok önemlidir. C vitamininden zengin meyveleri tüketerek; çilek, yaban mersini, ananas, narenciye, kayısı ve üzüm gibi besinlerin tüketimini artırabiliriz. Bu besinlerle vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabiliriz. Kuru yemiş olarak fındık, badem ve ceviz tüketimi de vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olabilir. Sebze tüketimi olarak kuşkonmaz, ıspanak ve diğer yapraklı sebzelerden faydalanabiliriz. Brokoli ve biber gibi C vitamininden zengin sebzelerle birlikte bu süreci daha rahat bir şekilde atlatabiliriz. Ayrıca ne kadar az yağlı protein tüketirsek o kadar iyi olur. Derisiz tavuk, balık ve kinoa gibi besinlerle birlikte vertigonun oluşturduğu baş dönmesi azaltılabilir. Bu süreçte alışkanlıklarımızın değişmesi gerekiyor. Kafein ve alkol tüketimini olabildiğince kısıtlamalarını istiyoruz. Bunların yerine daha fazla taze meyve ve sebze tüketiminin artması, evde yapılan fırın yemeklerinin tercih edilmesi, tam tahıllı gıdaların tüketilmesi ve omega-3 açısından zengin beslenmek oldukça fayda sağlayacaktır. Evde kullandığımız dondurulmuş gıdaların tüketimini azaltalım. Kızartılmış ve paketli gıdalardan uzak duralım. Trans yağlı yiyeceklerden de uzak durmak vertigonun semptomlarını azaltmaya yardımcı olacaktır" ifadelerini kullandı.
31 Mart 2026 Salı - 13:35
Ulukışla’daki diyaliz hastaları artık tedavi için ilçe dışına gitmeyecek
Niğde’nin Ulukışla ilçesinde kurulan diyaliz ünitesi ile artık hastalar ilçe dışına gitmeden tedavi edilecek. Ulukışla İlçe Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan diyaliz ünitesi ile hasta nakil ambulansı düzenlenen programla hizmete sunuldu. Bu sayde, kronik böbrek yetmezliği bulunan hastalar artık ilçe dışına gitmeden tedavi olabilecek. Program kapsamında hastanede kurulan diyaliz ünitesi ile hizmete alınan hasta nakil ambulansını inceleyen Vali Nedim Akmeşe, sağlık hizmetlerinin etkin, erişilebilir ve kaliteli şekilde sunulmasının önemine dikkat çekti. Vali Akmeşe, yapılan yatırımlarla ilçede sağlık hizmetlerinin kapasitesinin önemli ölçüde artırıldığını ifade ederek projeye katkı sağlayanlara teşekkür etti. AK Parti Niğde Milletvekili Prof. Dr. Cevahir Uzkurt ise, "Bugün Ulukışla halkımıza yeni bir sağlık hizmeti kazandırmanın mutluluğu içerisindeyiz. Bu diyaliz merkezimiz Ulukışla’da ihtiyacı olan hastalarımız için özellikle Pozantı’ya, Niğde’ye ya da özel sektördeki diyaliz merkezlerine giden hastalarımız için son derece önemliydi. Yaklaşık 36 hastamıza hizmet verecek diyaliz merkezimizin açılışını gerçekleştiriyoruz. Bütün Ulukışlalı hemşehrilerimize hayırlı olsun diyorum" ifadelerini kullandı. Hastaneye kazandırılan yeni hasta nakil ambulansı da sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştıracak. İlçede mevcut ambulans sayısına eklenen araç sayesinde, planlı hasta nakillerinin daha hızlı ve etkin şekilde gerçekleştirilmesi, acil ambulansların üzerindeki yükün hafifletilmesi amaçlanıyor. Açılış programına Niğde Valisi Nedim Akmeşe, AK Parti Niğde Milletvekili Prof. Dr. Cevahir Uzkurt, Ulukışla Kaymakamı Emir Osman Gökçe, Ulukışla Belediye Başkanı Ali Uğurlu, İl Sağlık Müdürü Doğan Bahadır İnan, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Kürşad Ramazan Zor, hastane yöneticileri ve hayırsever iş adamları katıldı.
31 Mart 2026 Salı - 13:10
Genel Cerrahi Uzmanı Yılmaz: "40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riski daha yüksektir"
Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek olduğunu aktaran Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, "Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor" dedi. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Serkan Yılmaz, mide kanseri hakkında uyarılarda bulunarak açıklamalarda bulundu. Elazığ ve çevre illerde mide kanserinin yaygın görüldüğünü belirten Yılmaz, "Hastalar genellikle şişkinlik, hazımsızlık, erken doyma hissi, ağızdan kan gelmesi ve dışkıda kan görülmesi gibi şikayetlerle başvuruyorlar. Bu tür belirtilerin mide kanserinin habercisidir. Tanı sürecinde endoskopi yöntemiyle mide içerisindeki lezyonlar görünmüyor. Buradan alınan parçalarla kesin teşhisin konuluyor. Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde mide kanseri ameliyatlarının çoğunlukla kapalı yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Bu yöntemin hastada daha az ameliyat izi bırakması, kesilerin daha hızlı iyileşmesi ve iş hayatına dönüşün daha erken olmasını sağlıyor. Özellikle 40 yaş üzerindeki bireylerde mide kanseri riskinin daha yüksek oluyor. Midede yanma, ekşime, halsizlik ve aşırı kilo kaybı gibi şikayetlerin önemsenmesi gerekiyor. Bu tür şikayetleri olanların vakit kaybetmeden endoskopi yaptırmaları erken teşhis ve tedavi açısından hayati önem taşıyor" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Mart 2026 Cumartesi- 10:10
Uzmanlardan gençlerde artan kolon kanserine karşı tarama testi çağrısı
2
30 Mart 2026 Pazartesi- 14:53
Algoloji uzmanları İzmir’de buluştu; ağrı pili uygulamasını akıllı gözlükle anlık olarak izledi
3
30 Mart 2026 Pazartesi- 10:16
Sağlık çalışanları koro oluşturdu, Türk halk müzikleri seslendirildi
4
30 Mart 2026 Pazartesi- 11:32
Geçmeyen öksürüğe dikkat: Soğuk havalarla virüsler artışta
5
25 Mart 2026 Çarşamba- 12:16
Annesini kanserden kaybeden lise öğrencisi, kanseri teşhis eden yapay zeka destekli proje geliştirdi
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:17
ERÜ Hastanelerinden, Meme Kanseri Farkındalık Standı
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında halkı bilinçlendirmek amacıyla stant açıldı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimliği ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nın katkılarıyla etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde açılan farkındalık standına, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, Genel Cerrahi AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Celal Akcan, Doç. Dr. Mustafa Gök, öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları katıldı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, yaptığı açıklamada; "Her yıl ekim ayında meme kanserine dikkat çekmek için etkinlikler düzenlenmektedir. Kadınlarımıza meme kanseri ile ilgili bilgiler verilerek önemi hakkında farkındalık amaçladık. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Erken teşhis ve tedavi ile hastalıktan tam olarak kür şansı elde edilmektedir. Bunun için kadınlarımızın her yıl düzenli bir şekilde meme kanseri taramasına gelmesi gerekmektedir. Bu önerilerimiz 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, bir farklılık tespit etmesi durumunda genel cerrahi uzmanına başvurması, 25 yaşından sonra klinik muayeneye gelmesi, 40 yaşından sonra ise mamografi çekilmesidir. Meme kanseri tarama sıklığı kişinin meme kanseri riskine göre değişebilmektedir. İlaveten sağlıklı bir yaşam tarzı, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak meme sağlığı üzerine olumlu etkiler oluşturmaktadır" diye konuştu. Stantta görevli öğretim üyeleri, hekimler ve sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınlarına broşür dağıtarak, meme kanseri ve muayenesi konusunda bilgi verdi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:38
Ordu Diş Hekimliği Fakültesi’nden 410 engelli hastaya şefkat eli
Ordu Üniversitesi (ODÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Günübirlik Engelli Kliniği, yıl izinde 410 engelli bireyin diş tedavisini başarıyla tamamladı. Ordu Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi bünyesinde hizmet veren Günübirlik Engelli Kliniği, yıl boyunca gerçekleştirdiği çalışmalarla engelli bireylerin ağız ve diş sağlığına erişimini kolaylaştırmayı hedefledi. Tedavi süreci ameliyathane sorumlu hekimleri Dr. Öğr. Üyesi Didem Odabaşı ve Doç. Dr. Damla Torul tarafından yürütülürken, ameliyathane hemşiresi Serpil Taşkın da sürece aktif destek verdi. Uzman ekip, özel gereksinimli bireylerin güvenli ve konforlu bir ortamda tedavi alabilmeleri için özveriyle çalıştı. Klinik bünyesinde diş çekimi, dolgu, kanal tedavisi, protez ve koruyucu uygulamalar gibi çeşitli işlemler gerçekleştirildi. Uygulanan tedaviler sayesinde birçok engelli birey hem ağız ve diş sağlığına kavuştu hem de yaşam kalitesini artırdı.
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:38
2025 Yılı 2. Bölge ASKOM Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi
Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen 2025 Yılı 2. Bölge Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) Toplantısı, Kayseri, Nevşehir ve Niğde illerinin katılımıyla Kayseri Şehir Hastanesinde gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Nevşehir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Hasan Tartar, Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Kafadar, Kayseri Devlet Hastanesi Başhekim Doç. Dr. İsmail Altıntop ve ilgili sağlık yöneticileri ve birim sorumluları katılım sağladı. Toplantı öncesinde acil sağlık hizmetlerinin etkin ve koordineli yürütülmesinin önemine değinen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, "Hepinizin bildiği gibi ASKOM toplantılarımız, bölgemizde sunulan acil sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu güçlendirmek ve yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek adına bizler için kıymetli. Toplantı kapsamında bölge illerimizin acil sağlık hizmetleri sunumları ile iller arası hasta sevkleri ve nedenlerini değerlendireceğiz. Görüş ve önerileriniz bizler için büyük önem taşıyor. Katılımlarınız için teşekkür ediyor, verimli bir toplantı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Açış konuşmasının ardından, Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Şık, Niğde Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Harun Yardımcı ve Nevşehir İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Çağrı Serçe’nin sunumu eşliğinde, illerin acil sağlık hizmet verileri, yıllık çağrı ve ambulans vaka sayıları, kırsal ve kentsel vaka ulaşım oranları, istasyon sayıları, il dışı hasta sevk sayıları ve vaka dağılım oranları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:01
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklara kalkan olan 8 besini sıraladı
Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Selva Oturakçıibogil, soğan ve sarımsağın, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan koruduğunu ve düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini desteklediğini söyledi. Havaların bir sıcak bir soğuk seyrettiği sonbahar aylarında, özellikle grip ve nezle gibi hastalıklar çok daha sık görülüyor. Bu dönemde sağlıklı kalmanın en etkili yolu ise güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktan geçiyor. Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisten Selva Oturakçıibogil, bağışıklığı doğal yoldan desteklemenin en güzel yolunun taze sebze ve meyveleri sofralardan eksik etmemek olduğunu söyledi. Diyetisyen Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklardan korunmak için sofralarda mutlaka yer alması gereken 8 besini şöyle sıraladı: Turunçgiller Portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini yönünden oldukça zengin besinlerdir. Bu meyveler bir yandan bağışıklığı güçlendirirken bir yandan da zengin lif içerikleriyle sindirim sistemine destek olurlar. Soğan ve sarımsak Soğan ve sarımsak, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan korur, düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini destekler. Aynı zamanda sindirim sistemini düzenleyip bağırsak sağlığını da korurlar. Ceviz, badem, fındık E vitamini, çinko, magnezyum ve Omega-3 açısından zengin olan bu yağlı tohumlar, bağışıklığı destekleyen en değerli besinler arasında yer alır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için bu besinlerden günde bir avuç çiğ olarak tüketmek oldukça faydalıdır. Zencefil İçeriğindeki "gingerol" maddesi sayesinde zencefil, vücudu enfeksiyonlara karşı korur ve bağışıklığı güçlendirir. Üstelik zencefil, isteğe göre çay olarak içilebildiği gibi yemeklerde de kullanılabilir. Balık Soğuk su balıkları, içerdikleri zengin Omega-3, A ve B vitaminleriyle bağışıklık sistemini destekler. Bu nedenle haftada iki kez, sağlıklı yöntemler olan ızgara, buğulama veya fırında pişirerek balık tüketmek önem kazanır. Yoğurt Özellikle doğal yollardan yelde edilen yoğurt, bağırsak florasını dengede tutarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca yoğurdun içerdiği laktik asit de mikroplara karşı vücuda koruma sağlar. Balkabağı Beta karoten ve lif içeriği oldukça yüksek olan balkabağı, vücudu mikroplardan korur, hücre yenilenmesine yardımcı olur ve bağışıklığı artırır. Aynı zamanda C vitamini içeriğiyle soğuk algınlığına karşı da etkin bir koruma sağlar. Bitki çayları Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı ve ekinezya gibi bitki çayları, antioksidan içerikleriyle vücudu güçlendirirler. Özellikle adaçayı, boğaz ağrısı ve iltihaplanmalara karşı iyi gelir. Ancak kronik hastalığı olanların ve hamilelerin bu çayları tüketmeden önce doktoruna danışması önemlidir.
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:29
Yurt dışından gelen mide kanseri hastası Mersin’de sağlığına kavuştu
Yurt dışından mide kanseri tedavisi için Mersin’e gelen yabancı uyruklu hasta yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Sağlık turizmi kapsamında mide kanseri tedavisi için yurt dışından Türkiye’ye gelen 56 yaşındaki yabancı uyruklu Mahmoud Nashas, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alındı. Hastanın yapılan değerlendirmeleri sonucunda, Cerrahi Onkoloji Kliniği ekibi tarafından cerrahi tedavi uygulanmasına karar verildi. Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemil Yüksel ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik radikal subtotal gastroktomi ameliyatında, mide kanserine neden olan tümörlü bölge çevre dokulara zarar verilmeden çıkarıldı. Ameliyat sonrası süreci sorunsuz geçen Nashas, kısa sürede beslenmeye başladı ve hızla iyileşme gösterdi. Doç. Dr. Yüksel, hastanın genel durumunun iyi olduğunu belirterek, "Mide kanserinde erken tanı ve multidisipliner yaklaşım büyük önem taşıyor. Hastamızın tedavi süreci, ekip çalışmasının ve ileri cerrahi tekniklerin bir sonucudur" dedi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise yapılan başarılı operasyonun, kurumlarının uluslararası düzeydeki tıbbi yetkinliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Prof. Dr. Ballı, "Hastanemiz, ileri teknolojiye sahip ameliyathaneleri, alanında deneyimli uzman kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla hem ülkemizden hem de yurt dışından gelen hastalara en üst düzeyde sağlık hizmeti sunmaktadır. Sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen bu başarılı operasyon Türkiye’nin sağlık alanındaki gücünü dünyaya yansıttığının en somut göstergesidir" ifadelerini kullandı.
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:34
Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "(Gazze’ye insani yardım) Açık olduğu müddetçe içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz"
Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Gazze’ye gönderilen yardımlara ilişkin, "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" dedi. Her yıl Kızılay Haftası kapsamında kurulan ‘Kızılay Haftası Sokağı’nın açılışı Türk Kızılay Etimesgut Yerleşkesinde yapıldı. 330’dan fazla okuldan gelen anasınıfı ve ilkokul öğrencileri için düzenlenen etkinlik kapsamında, Kızılay’ın faaliyetlerinin tanıtıldığı ve uygulamalı olarak gösterildiği stantlar yer alıyor. 5 Kasım’a kadar açık olacak etkinlik alanında öğrenciler; afet parkuru, iklim kahramanları, dijital müze, iyilik kolisi gibi 12 farklı oyun ve etkinlik alanında eğlenceli zaman geçirirken, afet hazırlığı ve iklim değişikliği konusunda farkındalıklarını geliştirebilecek. Bu yılki teması ’İklim Değişikliği ve Afet Bilinci’ olan etkinliğin açılışında konuşan Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, temaya ilişkin, "Afet riski engelleyebileceğimiz bir konu değil. Ama afet kaynaklı zarar görebilirlik bir taraftan maruziyetle bir taraftan da kırılganlıkla çok alakalı. Dolayısıyla toplumda bir direnç bir mukavemet oluşturmak bizim ana hedefimiz olmak durumunda. Burada direnç dediğimiz zaman birincisi başımıza her ne gelirse gelsin o afetle ya da o afet riskiyle baş etmeyi öğrenmek daha en küçük yaşlardan başlaması gereken bir konu. Burada çocuklarımıza herhangi bir afet durumunda sel olabilir, yangın olabilir, deprem olabilir. Kendilerini nasıl koruyacakları dışarıya çıkarken ellerindeki o afet çantasını nasıl hazırlayacakları Hangi durumda nasıl ayağa kalkabilmekle alakalı neler öğrenmeleri gerektiği bütün bunları öğretiyor" şeklinde konuştu. "Buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği" Türk Kızılay’ın her daim genç olduğunu dile getiren Yılmaz, "Aslında Kızılay’ın geleceğine yatırım yapıyoruz. Çünkü buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği. Kızılay 157 yaşında bir kurum ama her daim genç. Çünkü her zaman nesilden nesile bu bayrağı devretmeyi bilen bir kurum. Bunu da şu anda Kızılay Kolları’mızla yapıyoruz. 18 bin öğretmenimiz, 18 bin okulumuz 81 ilde 450 bin öğrencimize Kızılay Kolu esasında aslında faaliyetlerde bulunuyor. Kızılay haftasında da bu faaliyetleri yoğunlaştırmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" Gazze’ye gönderilen insani yardımlara ilişkin konuşan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Son ateşkesten sonra günlük 400 civarında bir tır içeri girmeye başladı. Bu işin güzel tarafı ama bizi tedirgin eden taraf şu ki ateşkese rağmen hala bombalamalar ya da ihlaller olduğu müddetçe insani yardımın da tekrar kesintiye uğraması riski var ve bu bir ciddi bir kırılganlık oluşturuyor. Dolayısıyla bir taraftan da bu kırılganlığın meydana gelmemesi için savunuculuğu devam ettiriyor olmamız lazım. Kalıcı barışa dönmesi için de aslında uluslararası kamuoyunun insani diplomasiyi yürütüyor olması son derece önemli. Yeni bir gemimizin hazırlığını yapmaya başladık. Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz. Ama dediğim gibi duamız kalıcı barışa dönüşmesi endişemiz ise bu kırılganlık ortamında yardımların tekrar kesintiye uğrama riski."
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:13
Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor
Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşandına dikkat çekti. Karaman, kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat edilmesi, sigara dumanından uzak durulması, kişisel hijyen ve grip aşısının ihmal edilmemesi konularında uyarıda bulundu. İzmir Can Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığını, bunun sonucunda solunum yolu enfeksiyonlarının da artış göstermeye başladığını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirme yapan Karaman, "Havalar soğumaya başladı ve aynı zamanda değişken hale geldi. Evde ve okulda toplu yaşamın artması, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Tekrarlayan ve uzayan solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda daha sık görülebiliyor. Her 8-10 çocuktan birinde alerjik bünye vardır. Alerjik yapı genetik özellik taşır, bu nedenle aile bireylerinde de benzer şikayetler gözlemlenebilir. Evde sigara içen kişiler varsa, çocuklarda öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şikayetleri daha sık görülür ve tekrarlayıcı hale gelir." dedi. Yalnızca evde sigara içilmemesinin yeterli olmadığını vurgulayan Karaman, "Sigara içen kişilerin üzerindeki koku ve ifrazatlar da çocuklarda şikayetleri artırır. Aynı şekilde yoğun parfüm ve deodorant kullanımı da benzer şekilde solunum yollarını tahriş eder." uyarısında bulundu. Yılda bir kez grip aşısı Sık enfeksiyon geçiren, alerjik bünyeye sahip ya da kronik hastalığı olan çocuklar için yılda bir kez grip aşısı yapılmasının önerildiğini aktaran Prof. Dr. Özkan Karaman, "Grip aşısı yılda en az dört kez grip geçirilmesini engelleyebilir. Buna karşın, bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddia edilen birçok ilacın bilimsel olarak hiçbir faydası bulunmamaktadır. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda artan öksürük ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek en etkili önlemler; kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat etmek, sigara dumanından uzak durmak, kişisel hijyeni korumak ve grip aşısını ihmal etmemek." diye konuştu.
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:58
Erzurum’da doktordan hayat kurtaran kritik müdahale
Erzurum’un Oltu ilçesi Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde örnek bir tıbbi başarıya imza atıldı. Uzman Dr. Anıl Türköz, kalp zarında sıvı birikmesine (perikardiyal efüzyon) bağlı olarak kardiyak tamponad gelişen 76 yaşındaki Yusuf Özbek isimli hastaya, acil şartlarda perikardiyosentez işlemini başarıyla uyguladı. Hayati risk taşıyan bu müdahale, Oltu Devlet Hastanesi tarihinde ilk kez gerçekleştirildi. Genellikle ileri düzey kardiyoloji merkezlerinde yapılabilen bu nadir işlem, hastanenin acil servisinde mevcut teknik imkânlar kullanılarak başarıyla sonuçlandırıldı. Zamanında yapılan müdahale sayesinde hastanın kalp fonksiyonları normale döndü ve yaşamı kurtarıldı. İşlemin ardından bir gün boyunca yoğun bakımda takip edilen Özbek, serviste sürdürülen tedavisinin ardından şifa ile taburcu edildi. Uzman Dr. Anıl Türköz, olay anında gösterdiği hızlı ve doğru tıbbi yaklaşım sayesinde kritik bir anda zamanla yarışarak hastanın hayatını kurtardı. Bu başarı, Oltu Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosunun bilgi, deneyim ve teknik donanım düzeyinin her geçen gün arttığını bir kez daha ortaya koydu. Hastanenin son dönemde acil servis ve yoğun bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi, yeni cihaz yatırımları ve uzman kadro desteğiyle bölge sağlık hizmetlerinde referans merkez olma yolunda önemli ilerlemeler kaydettiği vurgulandı. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu tür kritik acil müdahalelerin başarıyla yapılabiliyor olması, bölgemizde sağlık hizmetlerine olan güveni artırmakta ve hastaların büyük merkezlere sevk edilme ihtiyacını azaltmaktadır. Sağlık ekibimizi tebrik ediyor, özverili çalışmalarının devamını diliyoruz." Oltu Devlet Hastanesi yetkilileri, hasta güvenliği ve tıbbi kalite standartlarını yükseltmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Bu başarı hikâyesi, bölge halkına "Sağlık hizmetlerinde güçlü bir merkez artık çok yakınınızda" mesajını verdi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:58
Doç. Dr. Eser’den kanama ve pıhtılaşma bozuklukları uyarısı
Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, kanama ve pıhtılaşma bozuklukları uyarısında bulundu. Kanama ve pıhtılaşma bozuklukları, çoğu zaman fark edilmeyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen hastalıklar arasında yer alıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, toplumda sık görülen bu durumlara karşı erken teşhisin önemine dikkat çekti. Uzun süren burun veya diş eti kanamaları gibi belirtilerin pıhtılaşma bozukluklarının habercisi olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Eser, "Vücutta nedeni açıklanamayan morluklar, uzun süren burun veya diş eti kanamaları gibi belirtiler pıhtılaşma bozukluklarının ilk habercisi olabilir. Bu tür durumlar asla hafife alınmamalıdır" dedi. Kan pıhtılaşmasının, vücudun kendini koruma mekanizması olduğunu ancak bazı durumlarda bu sistemin aşırı veya yetersiz çalışmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Eser, "Pıhtılaşma sistemi dengesizleştiğinde, damarlarda istenmeyen pıhtılar oluşabilir. Bu da beyin, kalp veya akciğer gibi hayati organlarda tıkanmalara yol açabilir. Diğer tarafta, yetersiz pıhtılaşma ise kontrolsüz kanamalara neden olur. Her iki durum da hayatı tehdit edebilir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Eser, ailede benzer hastalık öyküsü bulunan bireylerin, sık sık morarma veya uzun süren kanamalar yaşayan kişilerin mutlaka bir hematoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı. Sağlıklı bir yaşam için düzenli kontrol ve erken tanının önemine değinen Eser, "Basit bir kan testiyle bile birçok kanama veya pıhtılaşma bozukluğu tespit edilebilir. Erken tanı hayat kurtarır" diye konuştu.
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:26
Bolu’da bir hastada ’deli dana’ hastalığı tespit edildi
Bolu’da boğaz ağrısı, mide bulantısı ve baş dönmesi şikayetiyle hastaneye başvuran kadın hastada, beyin omurilik sıvısına (BOS) yapılan testlerde 'deli dana' hastalığı tespit edildi.
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:11
Uzmanı uyardı: "Akciğer kanserinde beslenme bağışıklığı etkiliyor"
Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkcıoğlu, "Son dönemde üzerinde durulan Akdeniz tipi beslenmenin, özellikle taze sebze ve meyve tüketiminin akciğer kanseri gelişimine engel olabileceği düşünülmektedir" dedi. Kanser hastalarında beslenme önemli bir yer tutuyor. Konuyla ilgili bilgiler veren Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkcıoğlu, "Tedavi sürecinde ihtiyacımız olan şey hem psikolojik durumumuzun hem de vücudumuzun güçlü ve dirençli olmasıdır. Bunu sağlayabilmek için mümkün olduğunca iyi bir beslenme planı ve takviye gıdalar gerekecektir. Bilimsel veriler beslenme yetersizliğinin bağışıklık sisteminin çöküşüne ve kaşeksi olarak adlandırdığımız aşırı kilo kaybına bağlı hastalığın seyrinin kötüleşmesine yol açtığını göstermektedir" ifadelerini kullandı. Özellikle bazı kanser hastalarının iştahsız olmalarına rağmen şişmanlamış gibi yanıltıcı bir görünümde olduğunu belirten Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, bunun altında kas kitlesinin aşırı azalması ancak vücut yağ oranının aşırı artışı ile kendini gösteren ‘sarkopenik obezite’nin yattığını ve bunun da vücutta yaygın enflamasyonun göstergesi olduğunu söyledi. "Kilo, vücutta enflamasyonun artışına yol açıyor" Kanser hastalarında görülen kronik enflamasyon ve beslenme bozukluğunun tedaviye yanıtı ve bağışıklık sistemini etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, "Beslenme bozukluğunda bağışıklık sisteminden salınan ve kansere karşı hücrelerin savunmasını arttıran maddelerin üretimi bozulmaktadır. Obezitede ise yağ hücrelerinden salınan bazı maddeler vücutta enflamasyonun artışına yol açmaktadır. Yani hem beslenme bozukluğuna bağlı aşırı zayıflama hem de aşırı kilo alma kanserin gidişatını kötüleştiren ve tedaviye yanıtı olumsuz etkileyen durumlardır" diye konuştu. "Sigara ve hava kirliliği gibi çevresel etkenler de önemli" Akciğer kanseri olan hastanın beslenmesinde antienflamatuar ve antioksidan yiyeceklerin tedaviye olumlu katkı yapacağını aktaran Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, rafine gıdalar ve yağların kanser gelişimi üzerine olumsuz etkisi olduğunu anlattı. Kanserden korunmak için öncelikle çevresel faktörleri değiştirmek gerektiğinin altını çizen Fındıkcıoğlu, "Sigara, hava kirliliği gibi etkenlerin yanı sıra obezitenin de kanser oluşumunda önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Kilo kontrolü ve sağlıklı beslenme kanserden korunmak için alınabilecek başlıca önlemlerdir. Son dönemde en çok üzerinde durulan Akdeniz tipi beslenmenin kanser gelişimine engel olabileceği düşünülmektedir" şeklinde konuştu. "Ispanak, tavuk ve balık kuersetin içerir" Özellikle taze sebze ve meyve tüketiminin akciğer kanserini önleyebileceğine değinen Fındıkcıoğlu, "Bu besinler çok çeşitli fitokimyasallar, antioksidanlar, lifler ve mineraller içermekte, kanseri önlemede ve kilo kontrolünde önemli rol oynamaktadırlar. Bitkisel gıdalar bağışıklık sistemini ve koruyucu hormonları aktive etmektedir. Ispanak, brokoli, Brüksel lahanası, havuç, bezelye, domates, biber başlıca nişastasız sebze grubunda sayılabilir. Kuersetin içeren başlıca besinler; domates, kuru üzüm, kiraz, kara lahana, brokoli, kırmızı soğan ve kaparidir. Yeşil çay da kuersetin kaynaklarından biridir. Selenyum içeren besinler; ıspanak, yeşil bezelye, brokoli ve patates, hindi, tavuk, balık ve yengeç gibi deniz ürünleri, kuru fasulye, mercimek, esmer pirinç, yoğurt ve süzme peynir gibi süt ürünleri, ayçiçeği çekirdeği ve fındık, yumurta ve bazı tahıllar olarak sıralanabilir. Karotenoidler bitkilere sarı-turuncu-kırmızı rengi veren öğelerdir. Havuç ve bal kabağında çokça bulunan karoten, ıspanak, domates, havuç, marul, salatalık, karalahana, brüksel lahanası, maydanoz, fasulye, dolmalık biber, pancar, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra mısır, papaya, karpuz, kavun, elma, portakal, kayısı, incir, kivi, şeftali, mango ve ananasta da bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. Akciğer kanseri olan hastaların ameliyat, kemoterapi ya da radyoterapi alacağı dönemlere göre beslenme durumunun uzman hekimce belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, bazı besinler ilaçlarla etkileşime girebildiğinden kemoterapi dönemlerinde kullanılmaması gerektiğini dile getirdi. Radyoterapi alan hastalarda yemek borusu iltihabına bağlı yutma ve yeme güçlüğü yaşanabileceği için dikkatli olunması gerektiğini de aktaran Fındıkcıoğlu, akciğer kanseri ameliyatı olacak hastaların yine bu sürece yardımcı olacak, bağışıklık ve genel direnci arttıracak, vücutta yaygın enflamasyonu engelleyecek gıdaları tercih etmesini tavsiye etti.
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:59
Gençlerde de risk artıyor: İnme vakalarının yüzde 17’si 50 yaş altında
İnmenin her yıl dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Uzman Dr. Vugar Jafar, "’Acil bir beyin krizi’ olarak tanımlanan inmede hastalığın seyrini belirleyen kritik unsur, erken müdahaledir. Beyne giden damarlardan birinin tıkanması sonucu gelişir ve tıkanıklık süresince her dakikada yaklaşık 1 milyon 900 bin nöron ölür. İnmede zamanla yarışmak, tedavi başarısının temelini oluşturur" uyarısında bulundu. Medicana International İstanbul Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vugar Jafar, dünya genelinde her yıl 12 milyondan fazla yeni inme vakası görüldüğünü, 2021 yılında ise 11,9 milyon inme vakası ve 7,3 milyon inme kaynaklı ölüm bildirildiğini belirtti. İnmenin, dünya çapında ölüm nedenleri arasında ikinci, engelliliğe bağlı yaşam yılı kaybında ise üçüncü sırada yer aldığını ifade eden Uzman Dr. Vugar Jafar, "1990-2019 döneminde yeni inme vakalarında yüzde 70, ölümlerde yüzde 43 ve inme geçirmiş bireylerin sayısında yüzde 102 artış bildirilmiştir. Bu artış, toplumların yaşlanması ve risk faktörlerinin kontrolsüz artışıyla doğrudan ilişkilidir" dedi. Türkiye’de her yıl 200 bin yeni inme vakası Türkiye’de de benzer tablo olduğunu belirten Uzman Dr. Vugar Jafar, 2019 yılı tahminlerine göre ülkede yaklaşık 125 bin yeni inme vakası görüldüğünü, toplamda 1 milyon 80 bin kişinin inme geçirmiş durumda olduğunu aktardı ve ekledi: "Türkiye’de her yıl ortalama 200 bin kişi inme geçiriyor, bu hastaların yaklaşık 50 bini inme veya komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybediyor. Vakaların yüzde 17’si 50 yaş altı bireylerden oluşuyor. Bu, genç yaş grubunda da riskin arttığını gösteriyor. Ayrıca 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam 507 bin 938 ölümün 183 bin 109’unun kalp-damar hastalıklarına, 35 bin 880’inin ise inmeye bağlıdır. Bu rakamlar, inmenin ülkemizde kalp-damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenlerinden biri olduğunu göstermektedir." Belirtiler erken fark edilirse hayat kurtarır İnmenin belirtilerinin genellikle aniden ve beklenmedik şekilde ortaya çıktığını belirten Uzman Dr. Jafar, "Yüzde kayma, kolda veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, görmede bulanıklık ya da dengesizlik gibi bulgular görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalıdır. Çünkü her dakika, beynin onarılamaz hücre kaybı anlamına gelir. İnme belirtileri çoğu zaman ağrısız olduğu için hastalar ve yakınları tarafından göz ardı edilebilmektedir. Belirtiler geçici olarak düzelmiş olsa bile bu durum mutlaka bir uyarı sinyali olarak değerlendirilmelidir. İnme, kısa süreli geçici ataklarla da başlayabilir ve bu ataklar sonraki büyük inmenin habercisidir. Erken farkındalık hastalığın seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Kişinin yüzünde aniden asimetri oluşması, konuşmasının bozulması veya bir kolunu kaldırmakta zorlanması durumunda saniyeler bile değerlidir. Bu gibi durumlarda hastayı bekletmeden en yakın acil servise ulaştırmak, kalıcı hasarı önlemenin tek yoludur" sözleriyle toplumun bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti. Tedavide ’altın saat’ başarıyı belirliyor Tedavide ’altın saat’ olarak adlandırılan ilk 4,5 saatlik süreye dikkat çeken Uzman Dr. Jafar, "Bu sürede özel kan sulandırıcı tedavilerle damardaki pıhtı çözülebilir. Uygun hastalarda girişimsel nöroloji uzmanları tarafından yapılan beyin anjiyografisi veya trombektomi işlemiyle pıhtı mekanik olarak çıkarılır ve ciddi oranda başarı sağlanır. Erken müdahale hastanın yaşam kalitesini korumaktadır. İnme sonrası rehabilitasyon süreci, fiziksel ve bilişsel iyileşmede büyük rol oynar. İnmede en güçlü tedavi, farkındalık ve zamandır" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder