SAĞLIK
En ölümcül kanser türüne tarama önerisi 01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:49:19 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi. ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin "Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikâyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir" dedi. "Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, "Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" şeklide konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:44 Pediatri dünyası İstanbul’da buluştu Türkiye’nin dört bir yanından çocuk ve aile hekimleri ile çocuk hemşireleri İstanbul’da buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından çocuk ve aile hekimleri ile çocuk hemşireleri, 14. Çocuk Dostları Kongresi ve 3. Eurasian Pediatrics Congress ile 26-28 Mart tarihleri arasında İstanbul’da buluştu. Bir kongre merkezinde gerçekleşen "Çocuk ve İyilik: Geleceği Değiştiren Güç" temasıyla düzenlenen kongrenin açılışına Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Elevli ve İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ile çok sayıda sağlık profesyoneli katıldı. 2 bini aşkın katılım 2 bini aşkın kişinin katıldığı kongrede "Doğum Sonrası İlk 7 Günde İzlem, Yenidoğan Taramaları, Yenidoğanda Alarm Belirtileri, Çocuklarda EKG; Yaşa Göre Normalleri ve Sistematik Yorumlanması" gibi birçok konu detaylı olarak masaya yatırıldı. Çocuk Dostları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Bülbül konuşmasında, "Çocuklar için yapılan iyiliğin aslında tüm dünya için yapılan bir iyilik olduğunu, çünkü sağlıklı, mutlu ve iyi yetişmiş her çocuğun daha adil, daha vicdanlı ve daha güçlü bir geleceğin temeli olduğunu" vurguladı. Toplam 14 kurs ve 112 oturumun gerçekleştirildiği kongrede, bilimsel paylaşım katılımcıları memnun etti.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:39 Uzmanından mevsimsel hastalık uyarısı: "Panik yapmayın" Acil Tıp Uzmanı Dr. Mehmet Tatlı, mevsim geçişlerinde artan üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı vatandaşları uyararak, her grip vakasında acil servislere başvurulmasının hastane yükünü artırdığını ve gerçek acil hastaların hizmet almasını zorlaştırdığını söyledi. Mevsim geçişleriyle birlikte üst solunum yolu enfeksiyonlarında yaşanan artış, acil servislerde yoğunluğa neden oluyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki vatandaşların tedbirli olması gerektiğini belirtirken, sağlıklı bireylerin basit semptomlar için acil servisler yerine aile hekimliklerini tercih etmesi gerektiğini vurguluyor. Hava sıcaklıklarının ani değişim gösterdiği bu dönemlerde, bağışıklık sistemi zayıflayan bireylerde virüslerin yayılımı hızlanıyor. Uzmanlar, kapalı alanlarda geçirilen sürenin artması ve yetersiz havalandırma gibi faktörlerin üst solunum yolu hastalıklarını tetiklediğine dikkat çekiyor. Bu süreçte özellikle vitamin değerlerinin kontrol altında tutulması ve bağışıklığın desteklenmesi büyük önem taşıyor. "Mevsim başlarında grip aşılarını olurlarsa bu tür hastalıkları hafif atlatırlar" İHA muhabirine konuşan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Tıp Kliniği Eğitim Sorumlusu ve Acil Tıp Uzmanı Dr. Mehmet Tatlı, üst solunum yolu enfeksiyonlarının insanlık tarihi boyunca her dönem görüldüğünü belirtti. Acil Tıp Uzmanı Dr. Tatlı, "Bu mevsim geçişlerinde hepinizin de bildiği gibi üst solunum yolu enfeksiyonları, sıklıkla karşılaşılan durumlar arasındadır. Halkımızın bu tür hastalıklarda çok panik olmasına gerek yoktur. Bunlar, insanlık tarihi boyunca her zaman olan ve her zaman karşımıza çıkan hastalık gruplarıdır. Özellikle dikkat etmemiz gereken hasta grupları yaşlılar, bağışıklık sistemi düşük olanlar ve kronik hastalığı bulunanlardır. Bu tür hastalarımızın öncelikle grip aşılarını olmalarını tavsiye ediyoruz. Mevsim başlarında grip aşılarını olurlarsa bu tür hastalıkları hafif atlatırlar. Hastalığı hafif atlatmakla birlikte, bazen bu durumlara bağlı olarak gelişebilen zatürre gibi komplikasyon riskleri de azalmış olur. Özellikle KOAH hastalarımızın bunlara dikkat etmesi gerekir" dedi. "Panik yapmaya gerek yok" Normal sağlıklı bireylerin vitamin eksikliklerini kontrol ettirmesinin önemine değinen Tatlı, "Normal sağlıklı bireylerin bu tür üst solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanmamaları ya da yakalandıklarında süreci rahat geçirmeleri için yapabilecekleri en önemli şey; normal bir zamanda aile hekimliğine ya da dahiliye polikliniklerine başvurarak vitamin eksikliklerinin olup olmadığını kontrol ettirmeleridir. D vitamini, çinko veya B12 gibi vücudun normal çalışmasını engelleyecek herhangi bir eksiklik olup olmadığı tespit edilmelidir. Bu tür eksiklikler tamamlandıktan sonra bağışıklık sistemleri daha güçlü olacağı için hastalıkları daha rahat atlatacaklardır. Panik yapmaya gerek yoktur; basit üst solunum yolu enfeksiyonları nedeniyle acil servislere başvurulması gerekmez. Bu tür durumlarda aile hekimlerimize başvurabiliriz. Gerçekten çok ağır atlatan, ateşi düşmeyen veya nefes alıp vermekte zorluk yaşayan hastalarımız elbette acil servislerimize gelebilirler. Ancak bunun dışında, basit bir grip vakasında acil servislere gelinmesine gerek yoktur" diye konuştu. "Yanlış algı hastanelerin yükünü ciddi manada artırıyor" Toplumda ‘serum takılmadan veya iğne yapılmadan iyileşilmez’ gibi yanlış bir algının oluştuğuna dikkat çeken Tatlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çok yanlış bir algıdır. Bu durum hem hastanelerin yükünü ciddi manada artırıyor hem de hastalar için herhangi bir fayda sağlamıyor. Aksine, acil servisleri gereksiz yere kalabalıklaştırarak hastalıkların başka insanlara bulaşmasına, çoğalmasına ve gerçek acil hastaların sağlık hizmetlerinden faydalanmasına engel olunmasına yol açabiliyor. O yüzden bu tür durumlarda sabırlı olmak lazımdır."
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:12 Manisa CBÜ Hastanesi’ne ’Bebek Dostu Hastane’ belgesi Sağlık Bakanlığı tarafından ’Bebek Dostu Hastane’ ilan edilen Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından verilen teşekkür belgesiyle ödüllendirildi. Başhekim Prof. Dr. Topçu, tüm personele teşekkür etti. Sağlık Bakanlığı tarafından "Bebek Dostu Hastane" ilan edilen Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından takdim edilen teşekkür belgesiyle onurlandırıldı. Manisa CBÜ Hafsa Sultan Hastanesi Başhekimlik Toplantı Salonu’nda düzenlenen törende, İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, Başhekim Prof. Dr. İsmet Topçu, müdür yardımcıları ve hastane personeli hazır bulundu. Törende konuşan Prof. Dr. İsmet Topçu, "Kurumumuzda bebek dostu hastane kültürü uzun yıllardır var. 2010 yılında Türkiye’de daha yeni yeni bilinen gebe okulunu açtık. Anne sütü teşviki ve bebek dostu uygulamalarını yıllardır yürütüyoruz. Yeni gelişmeler doğrultusunda daha fazla emzirme odası ve hasta bebek bakım odası açtık, kadın doğum ve çocuk hastalıkları servislerinin fiziksel altyapısını düzenledik. Tüm hekim, hemşire ve ebe arkadaşlarımız bu konuda fedakârca çalışıyor. Bakanlığımız ve müdürlüğümüzün takdiri bizleri çok motive etti. Tüm personele teşekkür ediyorum" dedi. Manisa CBÜ mezunu olduğunu belirten İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren ise, "Bu kurumda yetişmiş biri olarak burada bulunmak ve bu belgeyi takdim etmek büyük onur. İlimizdeki en üst düzey sağlık hizmetinin verildiği bu kurumda emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Anne ve bebekle temasta bulunan tüm çalışanlarımıza ayrıca minnettarız" diye konuştu. Konuşmaların ardından İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Fatih Zeren, teşekkür belgesini Başhekim Prof. Dr. İsmet Topçu’ya takdim etti.
ERÜ Hastanelerinden, Meme Kanseri Farkındalık Standı
30 Ekim 2025 Perşembe - 17:17 ERÜ Hastanelerinden, Meme Kanseri Farkındalık Standı Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Hastanelerinde, "1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında halkı bilinçlendirmek amacıyla stant açıldı. Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimliği ve Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nın katkılarıyla etkinlik düzenlendi. Gevher Nesibe Hastanesi Poliklinikler Girişinde açılan farkındalık standına, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, Genel Cerrahi AD. Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Celal Akcan, Doç. Dr. Mustafa Gök, öğretim üyeleri, hekimler, sağlık çalışanları ile hasta ve hasta yakınları katıldı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı ve Kayseri Meme Hastalıkları Araştırma ve Tedavi Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdullah Bahadır Öz, yaptığı açıklamada; "Her yıl ekim ayında meme kanserine dikkat çekmek için etkinlikler düzenlenmektedir. Kadınlarımıza meme kanseri ile ilgili bilgiler verilerek önemi hakkında farkındalık amaçladık. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanserdir. Erken teşhis ve tedavi ile hastalıktan tam olarak kür şansı elde edilmektedir. Bunun için kadınlarımızın her yıl düzenli bir şekilde meme kanseri taramasına gelmesi gerekmektedir. Bu önerilerimiz 20 yaşından itibaren her ay kendi kendine meme muayenesi yapması, bir farklılık tespit etmesi durumunda genel cerrahi uzmanına başvurması, 25 yaşından sonra klinik muayeneye gelmesi, 40 yaşından sonra ise mamografi çekilmesidir. Meme kanseri tarama sıklığı kişinin meme kanseri riskine göre değişebilmektedir. İlaveten sağlıklı bir yaşam tarzı, dengeli beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak meme sağlığı üzerine olumlu etkiler oluşturmaktadır" diye konuştu. Stantta görevli öğretim üyeleri, hekimler ve sağlık çalışanları, hasta ve hasta yakınlarına broşür dağıtarak, meme kanseri ve muayenesi konusunda bilgi verdi.
2025 Yılı 2. Bölge ASKOM Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi
30 Ekim 2025 Perşembe - 16:38 2025 Yılı 2. Bölge ASKOM Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü ev sahipliğinde düzenlenen 2025 Yılı 2. Bölge Acil Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Komisyonu (ASKOM) Toplantısı, Kayseri, Nevşehir ve Niğde illerinin katılımıyla Kayseri Şehir Hastanesinde gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya, Nevşehir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Hasan Tartar, Niğde İl Sağlık Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Doğan Bahadır İnan, Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Figen Gürbeden, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Dr. Ahmet Özyalçın, Kayseri Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Özcan, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastaneleri Başhekimi Prof. Dr. İbrahim Kafadar, Kayseri Devlet Hastanesi Başhekim Doç. Dr. İsmail Altıntop ve ilgili sağlık yöneticileri ve birim sorumluları katılım sağladı. Toplantı öncesinde acil sağlık hizmetlerinin etkin ve koordineli yürütülmesinin önemine değinen İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, "Hepinizin bildiği gibi ASKOM toplantılarımız, bölgemizde sunulan acil sağlık hizmetlerinin koordinasyonunu güçlendirmek ve yapılabilecek çalışmaları değerlendirmek adına bizler için kıymetli. Toplantı kapsamında bölge illerimizin acil sağlık hizmetleri sunumları ile iller arası hasta sevkleri ve nedenlerini değerlendireceğiz. Görüş ve önerileriniz bizler için büyük önem taşıyor. Katılımlarınız için teşekkür ediyor, verimli bir toplantı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Açış konuşmasının ardından, Kayseri Sağlık Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Hasan Şık, Niğde Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Harun Yardımcı ve Nevşehir İl Ambulans Servisi Başhekimi Dr. Çağrı Serçe’nin sunumu eşliğinde, illerin acil sağlık hizmet verileri, yıllık çağrı ve ambulans vaka sayıları, kırsal ve kentsel vaka ulaşım oranları, istasyon sayıları, il dışı hasta sevk sayıları ve vaka dağılım oranları hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklara kalkan olan 8 besini sıraladı
30 Ekim 2025 Perşembe - 15:01 Beslenme ve Diyet Uzmanı Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklara kalkan olan 8 besini sıraladı Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisyen Selva Oturakçıibogil, soğan ve sarımsağın, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan koruduğunu ve düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini desteklediğini söyledi. Havaların bir sıcak bir soğuk seyrettiği sonbahar aylarında, özellikle grip ve nezle gibi hastalıklar çok daha sık görülüyor. Bu dönemde sağlıklı kalmanın en etkili yolu ise güçlü bir bağışıklık sistemine sahip olmaktan geçiyor. Medline Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Diyetisten Selva Oturakçıibogil, bağışıklığı doğal yoldan desteklemenin en güzel yolunun taze sebze ve meyveleri sofralardan eksik etmemek olduğunu söyledi. Diyetisyen Oturakçıibogil, sonbaharda hastalıklardan korunmak için sofralarda mutlaka yer alması gereken 8 besini şöyle sıraladı: Turunçgiller Portakal, mandalina, greyfurt ve limon gibi turunçgiller, C vitamini yönünden oldukça zengin besinlerdir. Bu meyveler bir yandan bağışıklığı güçlendirirken bir yandan da zengin lif içerikleriyle sindirim sistemine destek olurlar. Soğan ve sarımsak Soğan ve sarımsak, mikroplarla savaşan doğal antibiyotik etkisi göstererek vücudu hastalıklardan korur, düzenli tüketildiğinde bağışıklık sistemini destekler. Aynı zamanda sindirim sistemini düzenleyip bağırsak sağlığını da korurlar. Ceviz, badem, fındık E vitamini, çinko, magnezyum ve Omega-3 açısından zengin olan bu yağlı tohumlar, bağışıklığı destekleyen en değerli besinler arasında yer alır. Bağışıklık sistemini güçlendirmek için bu besinlerden günde bir avuç çiğ olarak tüketmek oldukça faydalıdır. Zencefil İçeriğindeki "gingerol" maddesi sayesinde zencefil, vücudu enfeksiyonlara karşı korur ve bağışıklığı güçlendirir. Üstelik zencefil, isteğe göre çay olarak içilebildiği gibi yemeklerde de kullanılabilir. Balık Soğuk su balıkları, içerdikleri zengin Omega-3, A ve B vitaminleriyle bağışıklık sistemini destekler. Bu nedenle haftada iki kez, sağlıklı yöntemler olan ızgara, buğulama veya fırında pişirerek balık tüketmek önem kazanır. Yoğurt Özellikle doğal yollardan yelde edilen yoğurt, bağırsak florasını dengede tutarak bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca yoğurdun içerdiği laktik asit de mikroplara karşı vücuda koruma sağlar. Balkabağı Beta karoten ve lif içeriği oldukça yüksek olan balkabağı, vücudu mikroplardan korur, hücre yenilenmesine yardımcı olur ve bağışıklığı artırır. Aynı zamanda C vitamini içeriğiyle soğuk algınlığına karşı da etkin bir koruma sağlar. Bitki çayları Kuşburnu, ıhlamur, adaçayı ve ekinezya gibi bitki çayları, antioksidan içerikleriyle vücudu güçlendirirler. Özellikle adaçayı, boğaz ağrısı ve iltihaplanmalara karşı iyi gelir. Ancak kronik hastalığı olanların ve hamilelerin bu çayları tüketmeden önce doktoruna danışması önemlidir.
Yurt dışından gelen mide kanseri hastası Mersin’de sağlığına kavuştu
30 Ekim 2025 Perşembe - 14:29 Yurt dışından gelen mide kanseri hastası Mersin’de sağlığına kavuştu Yurt dışından mide kanseri tedavisi için Mersin’e gelen yabancı uyruklu hasta yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Sağlık turizmi kapsamında mide kanseri tedavisi için yurt dışından Türkiye’ye gelen 56 yaşındaki yabancı uyruklu Mahmoud Nashas, Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tetkiklerin ardından ameliyata alındı. Hastanın yapılan değerlendirmeleri sonucunda, Cerrahi Onkoloji Kliniği ekibi tarafından cerrahi tedavi uygulanmasına karar verildi. Cerrahi Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Cemil Yüksel ve ekibi tarafından gerçekleştirilen laparoskopik radikal subtotal gastroktomi ameliyatında, mide kanserine neden olan tümörlü bölge çevre dokulara zarar verilmeden çıkarıldı. Ameliyat sonrası süreci sorunsuz geçen Nashas, kısa sürede beslenmeye başladı ve hızla iyileşme gösterdi. Doç. Dr. Yüksel, hastanın genel durumunun iyi olduğunu belirterek, "Mide kanserinde erken tanı ve multidisipliner yaklaşım büyük önem taşıyor. Hastamızın tedavi süreci, ekip çalışmasının ve ileri cerrahi tekniklerin bir sonucudur" dedi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı ise yapılan başarılı operasyonun, kurumlarının uluslararası düzeydeki tıbbi yetkinliğini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Prof. Dr. Ballı, "Hastanemiz, ileri teknolojiye sahip ameliyathaneleri, alanında deneyimli uzman kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla hem ülkemizden hem de yurt dışından gelen hastalara en üst düzeyde sağlık hizmeti sunmaktadır. Sağlık turizmi kapsamında gerçekleştirilen bu başarılı operasyon Türkiye’nin sağlık alanındaki gücünü dünyaya yansıttığının en somut göstergesidir" ifadelerini kullandı.
Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "(Gazze’ye insani yardım) Açık olduğu müddetçe içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz"
30 Ekim 2025 Perşembe - 13:34 Türk Kızılay Başkanı Yılmaz: "(Gazze’ye insani yardım) Açık olduğu müddetçe içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, Gazze’ye gönderilen yardımlara ilişkin, "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" dedi. Her yıl Kızılay Haftası kapsamında kurulan ‘Kızılay Haftası Sokağı’nın açılışı Türk Kızılay Etimesgut Yerleşkesinde yapıldı. 330’dan fazla okuldan gelen anasınıfı ve ilkokul öğrencileri için düzenlenen etkinlik kapsamında, Kızılay’ın faaliyetlerinin tanıtıldığı ve uygulamalı olarak gösterildiği stantlar yer alıyor. 5 Kasım’a kadar açık olacak etkinlik alanında öğrenciler; afet parkuru, iklim kahramanları, dijital müze, iyilik kolisi gibi 12 farklı oyun ve etkinlik alanında eğlenceli zaman geçirirken, afet hazırlığı ve iklim değişikliği konusunda farkındalıklarını geliştirebilecek. Bu yılki teması ’İklim Değişikliği ve Afet Bilinci’ olan etkinliğin açılışında konuşan Türk Kızılay Başkanı Prof. Dr. Fatma Meriç Yılmaz, temaya ilişkin, "Afet riski engelleyebileceğimiz bir konu değil. Ama afet kaynaklı zarar görebilirlik bir taraftan maruziyetle bir taraftan da kırılganlıkla çok alakalı. Dolayısıyla toplumda bir direnç bir mukavemet oluşturmak bizim ana hedefimiz olmak durumunda. Burada direnç dediğimiz zaman birincisi başımıza her ne gelirse gelsin o afetle ya da o afet riskiyle baş etmeyi öğrenmek daha en küçük yaşlardan başlaması gereken bir konu. Burada çocuklarımıza herhangi bir afet durumunda sel olabilir, yangın olabilir, deprem olabilir. Kendilerini nasıl koruyacakları dışarıya çıkarken ellerindeki o afet çantasını nasıl hazırlayacakları Hangi durumda nasıl ayağa kalkabilmekle alakalı neler öğrenmeleri gerektiği bütün bunları öğretiyor" şeklinde konuştu. "Buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği" Türk Kızılay’ın her daim genç olduğunu dile getiren Yılmaz, "Aslında Kızılay’ın geleceğine yatırım yapıyoruz. Çünkü buraya gelen çocuklar Kızılay’ın geleceği. Kızılay 157 yaşında bir kurum ama her daim genç. Çünkü her zaman nesilden nesile bu bayrağı devretmeyi bilen bir kurum. Bunu da şu anda Kızılay Kolları’mızla yapıyoruz. 18 bin öğretmenimiz, 18 bin okulumuz 81 ilde 450 bin öğrencimize Kızılay Kolu esasında aslında faaliyetlerde bulunuyor. Kızılay haftasında da bu faaliyetleri yoğunlaştırmış olacağız" ifadelerini kullandı. "Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz" Gazze’ye gönderilen insani yardımlara ilişkin konuşan Yılmaz, şu ifadeleri kullandı: "Son ateşkesten sonra günlük 400 civarında bir tır içeri girmeye başladı. Bu işin güzel tarafı ama bizi tedirgin eden taraf şu ki ateşkese rağmen hala bombalamalar ya da ihlaller olduğu müddetçe insani yardımın da tekrar kesintiye uğraması riski var ve bu bir ciddi bir kırılganlık oluşturuyor. Dolayısıyla bir taraftan da bu kırılganlığın meydana gelmemesi için savunuculuğu devam ettiriyor olmamız lazım. Kalıcı barışa dönmesi için de aslında uluslararası kamuoyunun insani diplomasiyi yürütüyor olması son derece önemli. Yeni bir gemimizin hazırlığını yapmaya başladık. Açık olduğu müddetçe bizler çok hızlı bir şekilde içeriye insani yardım göndermeye devam edeceğiz. Ama dediğim gibi duamız kalıcı barışa dönüşmesi endişemiz ise bu kırılganlık ortamında yardımların tekrar kesintiye uğrama riski."
Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor
30 Ekim 2025 Perşembe - 12:13 Kapalı alanda geçen süre arttıkça solunum yolu enfeksiyonları da artıyor Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşandına dikkat çekti. Karaman, kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat edilmesi, sigara dumanından uzak durulması, kişisel hijyen ve grip aşısının ihmal edilmemesi konularında uyarıda bulundu. İzmir Can Hastanesi Çocuk İmmünoloji ve Alerji Uzmanı Prof. Dr. Özkan Karaman, hava sıcaklığının düşmesiyle birlikte kapalı alanlarda geçirilen sürenin arttığını, bunun sonucunda solunum yolu enfeksiyonlarının da artış göstermeye başladığını belirtti. Konuya ilişkin değerlendirme yapan Karaman, "Havalar soğumaya başladı ve aynı zamanda değişken hale geldi. Evde ve okulda toplu yaşamın artması, kapalı ortamlarda daha fazla vakit geçirilmesiyle birlikte damlacık yoluyla bulaşan solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin bir artış yaşanıyor. Tekrarlayan ve uzayan solunum yolu enfeksiyonlarının özellikle alerjik bünyeye sahip çocuklarda daha sık görülebiliyor. Her 8-10 çocuktan birinde alerjik bünye vardır. Alerjik yapı genetik özellik taşır, bu nedenle aile bireylerinde de benzer şikayetler gözlemlenebilir. Evde sigara içen kişiler varsa, çocuklarda öksürük, hırıltı ve nefes darlığı şikayetleri daha sık görülür ve tekrarlayıcı hale gelir." dedi. Yalnızca evde sigara içilmemesinin yeterli olmadığını vurgulayan Karaman, "Sigara içen kişilerin üzerindeki koku ve ifrazatlar da çocuklarda şikayetleri artırır. Aynı şekilde yoğun parfüm ve deodorant kullanımı da benzer şekilde solunum yollarını tahriş eder." uyarısında bulundu. Yılda bir kez grip aşısı Sık enfeksiyon geçiren, alerjik bünyeye sahip ya da kronik hastalığı olan çocuklar için yılda bir kez grip aşısı yapılmasının önerildiğini aktaran Prof. Dr. Özkan Karaman, "Grip aşısı yılda en az dört kez grip geçirilmesini engelleyebilir. Buna karşın, bağışıklık sistemini güçlendirdiği iddia edilen birçok ilacın bilimsel olarak hiçbir faydası bulunmamaktadır. Sonbahar ve kış aylarında çocuklarda artan öksürük ve solunum yolu enfeksiyonlarına karşı alınabilecek en etkili önlemler; kapalı alanlarda havalandırmaya dikkat etmek, sigara dumanından uzak durmak, kişisel hijyeni korumak ve grip aşısını ihmal etmemek." diye konuştu.
Erzurum’da doktordan hayat kurtaran kritik müdahale
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:58 Erzurum’da doktordan hayat kurtaran kritik müdahale Erzurum’un Oltu ilçesi Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde örnek bir tıbbi başarıya imza atıldı. Uzman Dr. Anıl Türköz, kalp zarında sıvı birikmesine (perikardiyal efüzyon) bağlı olarak kardiyak tamponad gelişen 76 yaşındaki Yusuf Özbek isimli hastaya, acil şartlarda perikardiyosentez işlemini başarıyla uyguladı. Hayati risk taşıyan bu müdahale, Oltu Devlet Hastanesi tarihinde ilk kez gerçekleştirildi. Genellikle ileri düzey kardiyoloji merkezlerinde yapılabilen bu nadir işlem, hastanenin acil servisinde mevcut teknik imkânlar kullanılarak başarıyla sonuçlandırıldı. Zamanında yapılan müdahale sayesinde hastanın kalp fonksiyonları normale döndü ve yaşamı kurtarıldı. İşlemin ardından bir gün boyunca yoğun bakımda takip edilen Özbek, serviste sürdürülen tedavisinin ardından şifa ile taburcu edildi. Uzman Dr. Anıl Türköz, olay anında gösterdiği hızlı ve doğru tıbbi yaklaşım sayesinde kritik bir anda zamanla yarışarak hastanın hayatını kurtardı. Bu başarı, Oltu Devlet Hastanesi’nin hekim kadrosunun bilgi, deneyim ve teknik donanım düzeyinin her geçen gün arttığını bir kez daha ortaya koydu. Hastanenin son dönemde acil servis ve yoğun bakım hizmetlerinin güçlendirilmesi, yeni cihaz yatırımları ve uzman kadro desteğiyle bölge sağlık hizmetlerinde referans merkez olma yolunda önemli ilerlemeler kaydettiği vurgulandı. Hastane yönetiminden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Bu tür kritik acil müdahalelerin başarıyla yapılabiliyor olması, bölgemizde sağlık hizmetlerine olan güveni artırmakta ve hastaların büyük merkezlere sevk edilme ihtiyacını azaltmaktadır. Sağlık ekibimizi tebrik ediyor, özverili çalışmalarının devamını diliyoruz." Oltu Devlet Hastanesi yetkilileri, hasta güvenliği ve tıbbi kalite standartlarını yükseltmeye yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceğini belirtti. Bu başarı hikâyesi, bölge halkına "Sağlık hizmetlerinde güçlü bir merkez artık çok yakınınızda" mesajını verdi.
Doç. Dr. Eser’den kanama ve pıhtılaşma bozuklukları uyarısı
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:58 Doç. Dr. Eser’den kanama ve pıhtılaşma bozuklukları uyarısı Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, kanama ve pıhtılaşma bozuklukları uyarısında bulundu. Kanama ve pıhtılaşma bozuklukları, çoğu zaman fark edilmeyen ancak ciddi sonuçlara yol açabilen hastalıklar arasında yer alıyor. Medical Point Gaziantep Hastanesi Hematoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Eser, toplumda sık görülen bu durumlara karşı erken teşhisin önemine dikkat çekti. Uzun süren burun veya diş eti kanamaları gibi belirtilerin pıhtılaşma bozukluklarının habercisi olabileceğini söyleyen Doç. Dr. Eser, "Vücutta nedeni açıklanamayan morluklar, uzun süren burun veya diş eti kanamaları gibi belirtiler pıhtılaşma bozukluklarının ilk habercisi olabilir. Bu tür durumlar asla hafife alınmamalıdır" dedi. Kan pıhtılaşmasının, vücudun kendini koruma mekanizması olduğunu ancak bazı durumlarda bu sistemin aşırı veya yetersiz çalışmasının ciddi sonuçlar doğurduğunu belirten Eser, "Pıhtılaşma sistemi dengesizleştiğinde, damarlarda istenmeyen pıhtılar oluşabilir. Bu da beyin, kalp veya akciğer gibi hayati organlarda tıkanmalara yol açabilir. Diğer tarafta, yetersiz pıhtılaşma ise kontrolsüz kanamalara neden olur. Her iki durum da hayatı tehdit edebilir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Eser, ailede benzer hastalık öyküsü bulunan bireylerin, sık sık morarma veya uzun süren kanamalar yaşayan kişilerin mutlaka bir hematoloji uzmanına başvurması gerektiğini vurguladı. Sağlıklı bir yaşam için düzenli kontrol ve erken tanının önemine değinen Eser, "Basit bir kan testiyle bile birçok kanama veya pıhtılaşma bozukluğu tespit edilebilir. Erken tanı hayat kurtarır" diye konuştu.
Uzmanı uyardı: "Akciğer kanserinde beslenme bağışıklığı etkiliyor"
30 Ekim 2025 Perşembe - 11:11 Uzmanı uyardı: "Akciğer kanserinde beslenme bağışıklığı etkiliyor" Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkcıoğlu, "Son dönemde üzerinde durulan Akdeniz tipi beslenmenin, özellikle taze sebze ve meyve tüketiminin akciğer kanseri gelişimine engel olabileceği düşünülmektedir" dedi. Kanser hastalarında beslenme önemli bir yer tutuyor. Konuyla ilgili bilgiler veren Acıbadem Adana Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Alper Fındıkcıoğlu, "Tedavi sürecinde ihtiyacımız olan şey hem psikolojik durumumuzun hem de vücudumuzun güçlü ve dirençli olmasıdır. Bunu sağlayabilmek için mümkün olduğunca iyi bir beslenme planı ve takviye gıdalar gerekecektir. Bilimsel veriler beslenme yetersizliğinin bağışıklık sisteminin çöküşüne ve kaşeksi olarak adlandırdığımız aşırı kilo kaybına bağlı hastalığın seyrinin kötüleşmesine yol açtığını göstermektedir" ifadelerini kullandı. Özellikle bazı kanser hastalarının iştahsız olmalarına rağmen şişmanlamış gibi yanıltıcı bir görünümde olduğunu belirten Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, bunun altında kas kitlesinin aşırı azalması ancak vücut yağ oranının aşırı artışı ile kendini gösteren ‘sarkopenik obezite’nin yattığını ve bunun da vücutta yaygın enflamasyonun göstergesi olduğunu söyledi. "Kilo, vücutta enflamasyonun artışına yol açıyor" Kanser hastalarında görülen kronik enflamasyon ve beslenme bozukluğunun tedaviye yanıtı ve bağışıklık sistemini etkilediğini vurgulayan Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, "Beslenme bozukluğunda bağışıklık sisteminden salınan ve kansere karşı hücrelerin savunmasını arttıran maddelerin üretimi bozulmaktadır. Obezitede ise yağ hücrelerinden salınan bazı maddeler vücutta enflamasyonun artışına yol açmaktadır. Yani hem beslenme bozukluğuna bağlı aşırı zayıflama hem de aşırı kilo alma kanserin gidişatını kötüleştiren ve tedaviye yanıtı olumsuz etkileyen durumlardır" diye konuştu. "Sigara ve hava kirliliği gibi çevresel etkenler de önemli" Akciğer kanseri olan hastanın beslenmesinde antienflamatuar ve antioksidan yiyeceklerin tedaviye olumlu katkı yapacağını aktaran Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, rafine gıdalar ve yağların kanser gelişimi üzerine olumsuz etkisi olduğunu anlattı. Kanserden korunmak için öncelikle çevresel faktörleri değiştirmek gerektiğinin altını çizen Fındıkcıoğlu, "Sigara, hava kirliliği gibi etkenlerin yanı sıra obezitenin de kanser oluşumunda önemli bir yeri olduğu bilinmektedir. Kilo kontrolü ve sağlıklı beslenme kanserden korunmak için alınabilecek başlıca önlemlerdir. Son dönemde en çok üzerinde durulan Akdeniz tipi beslenmenin kanser gelişimine engel olabileceği düşünülmektedir" şeklinde konuştu. "Ispanak, tavuk ve balık kuersetin içerir" Özellikle taze sebze ve meyve tüketiminin akciğer kanserini önleyebileceğine değinen Fındıkcıoğlu, "Bu besinler çok çeşitli fitokimyasallar, antioksidanlar, lifler ve mineraller içermekte, kanseri önlemede ve kilo kontrolünde önemli rol oynamaktadırlar. Bitkisel gıdalar bağışıklık sistemini ve koruyucu hormonları aktive etmektedir. Ispanak, brokoli, Brüksel lahanası, havuç, bezelye, domates, biber başlıca nişastasız sebze grubunda sayılabilir. Kuersetin içeren başlıca besinler; domates, kuru üzüm, kiraz, kara lahana, brokoli, kırmızı soğan ve kaparidir. Yeşil çay da kuersetin kaynaklarından biridir. Selenyum içeren besinler; ıspanak, yeşil bezelye, brokoli ve patates, hindi, tavuk, balık ve yengeç gibi deniz ürünleri, kuru fasulye, mercimek, esmer pirinç, yoğurt ve süzme peynir gibi süt ürünleri, ayçiçeği çekirdeği ve fındık, yumurta ve bazı tahıllar olarak sıralanabilir. Karotenoidler bitkilere sarı-turuncu-kırmızı rengi veren öğelerdir. Havuç ve bal kabağında çokça bulunan karoten, ıspanak, domates, havuç, marul, salatalık, karalahana, brüksel lahanası, maydanoz, fasulye, dolmalık biber, pancar, brokoli gibi sebzelerin yanı sıra mısır, papaya, karpuz, kavun, elma, portakal, kayısı, incir, kivi, şeftali, mango ve ananasta da bulunmaktadır" ifadelerini kullandı. Akciğer kanseri olan hastaların ameliyat, kemoterapi ya da radyoterapi alacağı dönemlere göre beslenme durumunun uzman hekimce belirlenmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Fındıkcıoğlu, bazı besinler ilaçlarla etkileşime girebildiğinden kemoterapi dönemlerinde kullanılmaması gerektiğini dile getirdi. Radyoterapi alan hastalarda yemek borusu iltihabına bağlı yutma ve yeme güçlüğü yaşanabileceği için dikkatli olunması gerektiğini de aktaran Fındıkcıoğlu, akciğer kanseri ameliyatı olacak hastaların yine bu sürece yardımcı olacak, bağışıklık ve genel direnci arttıracak, vücutta yaygın enflamasyonu engelleyecek gıdaları tercih etmesini tavsiye etti.
Gençlerde de risk artıyor: İnme vakalarının yüzde 17’si 50 yaş altında
30 Ekim 2025 Perşembe - 10:59 Gençlerde de risk artıyor: İnme vakalarının yüzde 17’si 50 yaş altında İnmenin her yıl dünya genelinde milyonlarca insanı etkileyen önemli sağlık sorunlarından biri olduğunu belirten Uzman Dr. Vugar Jafar, "’Acil bir beyin krizi’ olarak tanımlanan inmede hastalığın seyrini belirleyen kritik unsur, erken müdahaledir. Beyne giden damarlardan birinin tıkanması sonucu gelişir ve tıkanıklık süresince her dakikada yaklaşık 1 milyon 900 bin nöron ölür. İnmede zamanla yarışmak, tedavi başarısının temelini oluşturur" uyarısında bulundu. Medicana International İstanbul Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Vugar Jafar, dünya genelinde her yıl 12 milyondan fazla yeni inme vakası görüldüğünü, 2021 yılında ise 11,9 milyon inme vakası ve 7,3 milyon inme kaynaklı ölüm bildirildiğini belirtti. İnmenin, dünya çapında ölüm nedenleri arasında ikinci, engelliliğe bağlı yaşam yılı kaybında ise üçüncü sırada yer aldığını ifade eden Uzman Dr. Vugar Jafar, "1990-2019 döneminde yeni inme vakalarında yüzde 70, ölümlerde yüzde 43 ve inme geçirmiş bireylerin sayısında yüzde 102 artış bildirilmiştir. Bu artış, toplumların yaşlanması ve risk faktörlerinin kontrolsüz artışıyla doğrudan ilişkilidir" dedi. Türkiye’de her yıl 200 bin yeni inme vakası Türkiye’de de benzer tablo olduğunu belirten Uzman Dr. Vugar Jafar, 2019 yılı tahminlerine göre ülkede yaklaşık 125 bin yeni inme vakası görüldüğünü, toplamda 1 milyon 80 bin kişinin inme geçirmiş durumda olduğunu aktardı ve ekledi: "Türkiye’de her yıl ortalama 200 bin kişi inme geçiriyor, bu hastaların yaklaşık 50 bini inme veya komplikasyonları nedeniyle hayatını kaybediyor. Vakaların yüzde 17’si 50 yaş altı bireylerden oluşuyor. Bu, genç yaş grubunda da riskin arttığını gösteriyor. Ayrıca 2020 yılı verilerine göre Türkiye’de toplam 507 bin 938 ölümün 183 bin 109’unun kalp-damar hastalıklarına, 35 bin 880’inin ise inmeye bağlıdır. Bu rakamlar, inmenin ülkemizde kalp-damar hastalıklarıyla birlikte en sık ölüm nedenlerinden biri olduğunu göstermektedir." Belirtiler erken fark edilirse hayat kurtarır İnmenin belirtilerinin genellikle aniden ve beklenmedik şekilde ortaya çıktığını belirten Uzman Dr. Jafar, "Yüzde kayma, kolda veya bacakta güçsüzlük, konuşma bozukluğu, görmede bulanıklık ya da dengesizlik gibi bulgular görüldüğünde vakit kaybetmeden 112 Acil Servis aranmalıdır. Çünkü her dakika, beynin onarılamaz hücre kaybı anlamına gelir. İnme belirtileri çoğu zaman ağrısız olduğu için hastalar ve yakınları tarafından göz ardı edilebilmektedir. Belirtiler geçici olarak düzelmiş olsa bile bu durum mutlaka bir uyarı sinyali olarak değerlendirilmelidir. İnme, kısa süreli geçici ataklarla da başlayabilir ve bu ataklar sonraki büyük inmenin habercisidir. Erken farkındalık hastalığın seyrinde belirleyici rol oynamaktadır. Kişinin yüzünde aniden asimetri oluşması, konuşmasının bozulması veya bir kolunu kaldırmakta zorlanması durumunda saniyeler bile değerlidir. Bu gibi durumlarda hastayı bekletmeden en yakın acil servise ulaştırmak, kalıcı hasarı önlemenin tek yoludur" sözleriyle toplumun bilinçlenmesinin önemine dikkat çekti. Tedavide ’altın saat’ başarıyı belirliyor Tedavide ’altın saat’ olarak adlandırılan ilk 4,5 saatlik süreye dikkat çeken Uzman Dr. Jafar, "Bu sürede özel kan sulandırıcı tedavilerle damardaki pıhtı çözülebilir. Uygun hastalarda girişimsel nöroloji uzmanları tarafından yapılan beyin anjiyografisi veya trombektomi işlemiyle pıhtı mekanik olarak çıkarılır ve ciddi oranda başarı sağlanır. Erken müdahale hastanın yaşam kalitesini korumaktadır. İnme sonrası rehabilitasyon süreci, fiziksel ve bilişsel iyileşmede büyük rol oynar. İnmede en güçlü tedavi, farkındalık ve zamandır" dedi.