SAĞLIK
01 Nisan 2026 Çarşamba - 17:26 Otizm spektrum bozukluğunda erken tanı hayatı değiştiriyor Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, nörogelişimsel bir bozukluk olan otizmde erken tanının önemini vurgulayarak, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız" dedi. 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü dolayısıyla otizm spektrum bozukluğu hakkında açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Cansu Mercan Işık, "Otizm; sosyal alanda zorluk, sınırlı ilgi alanları ve tekrarlayıcı davranışlarla karakterize nörogelişimsel bir bozukluktur ve yaşamın ilk üç yılında belirtiler ortaya çıkar. Genellikle bir yaş civarında sosyal gülümsemede eksiklik, göz teması kurmama ve isme bakmama şeklinde belirtilerle kendini gösterir. Sonrasında bu durum konuşma gecikmesi, akran ilişkilerinin gelişmemesi ve tekrarlayan davranışların artması şeklinde ilerleyebilir. Bu belirtiler her çocukta farklı yoğunlukta ve farklı biçimlerde görülebilir" ifadelerine yer verdi. Doç. Dr. Işık, hastalıkta erken tanıya değinerek, "Beynin ilk altı yaşındaki gelişimi oldukça hızlıdır ve ne kadar erken müdahale edersek o kadar hızlı ve etkili yanıt alırız. Bu nedenle ailelere bu süreçte önemli sorumluluklar düşmektedir. Tanıyı erteleme, korku nedeniyle başvuru yapmama ya da farklı bölümlerde zaman kaybetme gibi hatalar sıkça yapılmaktadır. Ancak şüphe duyulduğu anda vakit kaybetmeden bir çocuk ve ergen ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır. Çünkü erken tanı, otizm spektrum bozukluğunda sürecin en kritik basamaklarından biridir" dedi. Otizmin tedavisine değinen Doç. Dr. Işık, "Aslında tek bir yöntem ya da tek başına etkili bir ilaç tedavisi bulunmamaktadır. Medikal tedavi, yalnızca eşlik eden bazı durumlarda destekleyici olarak kullanılabilir. Bu süreçte en etkili yaklaşım bireyselleştirilmiş, yoğun ve sürekli özel eğitim programlarıdır. Bu nedenle ailelerin gecikmeden başvurmaları ve özellikle çocuk psikiyatrisi ekipleriyle iş birliği içerisinde hareket etmeleri büyük önem taşımaktadır" ifadelerine yer verdi. Toplumsal farkındalığa değinen Doç. Dr. Işık, "Bizlere düşen görev farkındalığımızı artırmak, otizmli bireyleri toplumsal yaşamın içine dâhil etmek ve birlikte yaşam kültürünü güçlendirmektir. Toplum olarak daha kapsayıcı, anlayışlı ve destekleyici sosyal ortamlar oluşturmalıyız. Unutulmamalıdır ki asıl değişim toplumda başlar ve farkındalıkla büyür" şeklinde konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:49 En ölümcül kanser türüne tarama önerisi Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, en ölümcül kanser türlerinden olan akciğer kanserinin erken evrede önlenebileceğini söyleyerek, sigara içen kişilerin ailesinde kanser öyküsü bulunuyorsa mutlaka tarama testi yaptırması gerektiğini söyledi. ERÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Nur Aleyna Yetkin, akciğer kanserinin erken tanı konmasıyla birlikte tedavi sürecinin çok daha rahat geçeceğini belirterek, ailesinde kanser öyküsü olan bireylerin kesinlikle bu testi yaptırmalarını gerektiğinin altını çizdi. Sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerektiğini aktaran Yetkin "Akciğer kanseri, dünyada ve ülkemizde en sık görülen ve en ölümcül kanser türüdür. Bu kanser en çok sigarayla ilişkilidir. Bununla bağlantılı olarak 50 yaş üstü kişilerde belli bir hesaplamamız bulunmaktadır. Belirli miktarda sigara içmiş kişiler için Sağlık Bakanlığımız kanser taraması önermektedir. Bizler de hem tütünün zararlarının farkındalığını artırmak hem de kanser taramalarının kimlere yapılması gerektiğini ve sigaraya bağlı oluşmuş solunum fonksiyon anomalilerini tespit etmek için arkadaşlarımızla birlikte bu etkinlikte bulunduk. Sigaranın pasif maruziyetinde bile insanlar, sigaranın oluşturduğu kanser hastalıklarına ve sadece kanserle ilişkili değil, birçok hastalığa yakalanabilmektedir. Kronik obstrüktif akciğer hastalığı dediğimiz kalıcı solunumsal sıkıntılara da sebep olabilmektedir. Sigara içmeyi bırakın; sigara içilen ortamda dahi bulunulmaması gerekmektedir. Sigara içilen ortamda güvenli bir süre yoktur; mümkün olan en kısa sürede o teması kesmek gerekmektedir. Sigara içen insanların ailesinde eğer kanser öyküsü varsa, 20 yıl boyunca günde 1 paket sigara içtilerse veya 10 yıl boyunca günde 2 paket sigara içtilerse; uzun süreli öksürük şikâyetleri, iştahsızlık, gece terlemeleri ve kilo kaybı varsa mutlaka vakit geçmeden göğüs hastalıkları hekimine başvurmaları gerekmektedir" dedi. "Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" Akciğer kanserinin tedavilerine değinen Yetkin, "Uzun yıllarda gelişen ilaçlar ve immünoterapiler ile daha yüz güldürücü sonuçlar elde edilmektedir. Bizim hedefimiz hastalığı erken dönemde yakalamak ve cerrahi ile birlikte hastaya uzun yıllar sağ kalım sağlayabilmektir. Cerrahi olamayan, sıçrama (metastaz) yaşanmış ve evresi ilerlemiş hastalarda ise tümörün tipine göre kullanılan ilaçlar değişiklik göstermektedir. Kemoterapiden daha masum sayılabilecek ilaçlar geliştirilmiştir. Bu ilaçlar ile tümörü stabil halde tutup hastaya uzun yıllar yaşam sağlanabilmektedir. Bizim önceliğimiz hastayı erken yakalayıp cerrahi şansını artırabilmektir" şeklide konuştu.
01 Nisan 2026 Çarşamba - 16:44 Pediatri dünyası İstanbul’da buluştu Türkiye’nin dört bir yanından çocuk ve aile hekimleri ile çocuk hemşireleri İstanbul’da buluştu. Türkiye’nin dört bir yanından çocuk ve aile hekimleri ile çocuk hemşireleri, 14. Çocuk Dostları Kongresi ve 3. Eurasian Pediatrics Congress ile 26-28 Mart tarihleri arasında İstanbul’da buluştu. Bir kongre merkezinde gerçekleşen "Çocuk ve İyilik: Geleceği Değiştiren Güç" temasıyla düzenlenen kongrenin açılışına Sağlık Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Elevli ve İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ile çok sayıda sağlık profesyoneli katıldı. 2 bini aşkın katılım 2 bini aşkın kişinin katıldığı kongrede "Doğum Sonrası İlk 7 Günde İzlem, Yenidoğan Taramaları, Yenidoğanda Alarm Belirtileri, Çocuklarda EKG; Yaşa Göre Normalleri ve Sistematik Yorumlanması" gibi birçok konu detaylı olarak masaya yatırıldı. Çocuk Dostları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Bülbül konuşmasında, "Çocuklar için yapılan iyiliğin aslında tüm dünya için yapılan bir iyilik olduğunu, çünkü sağlıklı, mutlu ve iyi yetişmiş her çocuğun daha adil, daha vicdanlı ve daha güçlü bir geleceğin temeli olduğunu" vurguladı. Toplam 14 kurs ve 112 oturumun gerçekleştirildiği kongrede, bilimsel paylaşım katılımcıları memnun etti.
Sağlıklı Hayat Merkezi’nde erken teşhisle kanseri yendi
28 Ekim 2025 Salı - 10:08 Sağlıklı Hayat Merkezi’nde erken teşhisle kanseri yendi Elazığ’da 42 yaşındaki Ravza Nur Yıldırım, Sağlıklı Hayat Merkezi’ndeki Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) sayesinde meme kanserini erken teşhisle yenmeyi başardı. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı 3 Nolu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde gerçekleştirilen rutin tarama davetiyle merkeze başvuran Ravza Nur Yıldırım’a yapılan tetkiklerde meme kanseri teşhisi konuldu. Hızla tedaviye başlayan Yıldırım, altı aylık süreçte kemoterapi ve radyoterapi tedavileri gördü. Yıldırım, tedavilerinin ardından sağlığına kavuştu. Erken teşhisin hayatını kurtardığını aktaran Yıldırım, 40 yaş üzeri kadınların hiçbir belirti olmasa da tarama yapması gerektiğini söyledi. Sağlıklı Hayat Merkezi hekimi Uzm. Dr. Mehmet Akif Açıkkapu erken teşhisin önemine dikkat çekerek, "Hastamız Ravza Nur Yıldırım tarafımızdan aranarak merkezimize davet edildi. Yapılan mamografi sonucunda meme kanseri tespit edildi ve ileri basamak hastaneye yönlendirilerek tedavisine başlandı. Tedavi sonrası oluşan yan etkiler için diyetisyen, fizyoterapist ve diş hekimi desteği sağlandı. Bakanlığımız, erken teşhis ve tedavi sürecinde tüm kurumlarıyla vatandaşlarımıza destek olmaktadır. 20 yaş üzeri kadınlara kendi kendine meme muayenesi, 40 yaş ve üzeri kadınlara yılda bir klinik muayene ve 40-69 yaş aralığındaki kadınlara mamografi çekimi öneriyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Aile Sağlığı Merkezleri bu hizmetleri ücretsiz olarak sunmaktadır" şeklinde konuştu. Erken teşhisin hayatını kurtardığını belirten Ravza Nur Yıldırım, "Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından mamografi çekimine davet edildim. Çekim ve tetkikler sonucunda meme kanseri olduğumu öğrendim. Eğer aramasalardı bunu fark etmeyecektim. Mamografiyle ilgili yanlış bilgilerden dolayı önyargım vardı ama kabul ettiğim için şimdi çok mutluyum. Tedavim sonrası merkezdeki fizyoterapist, diyetisyen ve psikologlardan destek almaya devam ediyorum. 40 yaş üzeri kadınların hiçbir belirtisi olmasa da mutlaka taramaya gitmelerini öneriyorum" dedi.
Doç. Dr. Kaplan: "Sessiz katil kapınızda olabilir, hipertansiyona dikkat"
28 Ekim 2025 Salı - 10:07 Doç. Dr. Kaplan: "Sessiz katil kapınızda olabilir, hipertansiyona dikkat" Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, hipertansiyonun "sessiz ama tehlikeli" bir hastalık olduğuna dikkat çekerek vatandaşları düzenli kontrol yaptırmaları konusunda uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Modern yaşamın getirdiği stres, yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşam tarzı, günümüzde en sık karşılaşılan sağlık sorunlarından biri olan hipertansiyonu (yüksek tansiyonu) her geçen gün daha yaygın hale getiriyor" dedi. Doç. Dr. Mehmet Kaplan, "Hipertansiyon, çoğu zaman belirti vermeden ilerler. Baş ağrısı, baş dönmesi ya da yorgunluk gibi şikayetlerle kendini gösterebilir ama çoğu hastada hiçbir belirti olmadan da ciddi kalp, böbrek ve beyin hasarına yol açabilir. Bu yüzden tansiyonunuzu düzenli ölçtürmek hayati önem taşır" ifadelerini kullandı. Kaplan, hipertansiyonun sadece ileri yaşlarda değil, genç nüfusta da görülmeye başladığını belirterek, dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve tuz tüketiminin azaltılmasının hastalığın kontrolünde büyük rol oynadığını vurguladı. Ayrıca, Medical Point Gaziantep Hastanesi’nde hipertansiyon hastalarına özel takip ve tedavi programlarının uygulandığını ifade eden Kaplan, "Erken teşhis ve doğru tedaviyle hipertansiyon kontrol altına alınabilir. En önemli adım, kişinin kendi sağlığına bilinçli yaklaşmasıdır. Tuzu azaltın, sebze ve meyve tüketimini artırın. Sigara ve alkolden uzak durun. Düzenli egzersiz yapın. Tansiyonunuzu düzenli aralıklarla ölçtürün" diye konuştu.
Diyarbakır’da kadınlar, meme kanseri taramaları için Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuruyor
28 Ekim 2025 Salı - 09:34 Diyarbakır’da kadınlar, meme kanseri taramaları için Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuruyor Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kanser taramaları için Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuran kadınlar, taşımayla Kayapınar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) getirilerek kanser taramaları yapılıyor. Diyarbakır’da 40-69 yaş arası kadınlar, meme kanseri taramaları yapılması için Bağlar Batıkent Aile Sağlığı Merkezi’ne başvurdu. Buraya başvuran kadınlar, İl Sağlık Müdürlüğü araçlarıyla Aile Sağlığı Merkezi’nden alınıp Kayapınar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) getirilerek taramaları yapılıyor. Halk Sağlığı uzmanı doktor Hikmet Emin Yorulmaz, meme kanserinin kadın kanserlerinde ilk sırada olduğunu 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir kez Meme kanseri taramalarını yaptırmaları için davet edildiğini ifade etti. Ayrıca iki kanser taramasının daha olduğunu belirten Yorulmaz, "50-70 Yaş arası kadın-erkek vatandaşlara 2 yılda bir Kalın Bağırsak Kanseri Taraması ve 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir kez Rahim Ağzı Kanseri Taraması yapmaktayız. Erken Teşhis tedavinin başarılı bir şekilde sonuçlanmasına sağlayarak sağ kalım oranını arttırmaktadır" dedi. Yorulmaz, hastanın kanser ilerlediği zaman kemoterapi, radyoterapi süreçleri ve daha zorlu bir sürece girdiğine dikkat çekerek, "Biz, erken teşhisle bunun önüne geçmiş oluyoruz, hastanın konforunu artırıyoruz. Taramalarımız 81 ilimizde. Diyarbakır’ımızda da, Kayapınar, Bismil, Yenişehir ve Bağlar ilçelerinizdeki KETEM’lerimiz de yapılıyor. Aynı zamanda Ergani ve Kayapınar Sağlıklı Hayat Merkezleri’miz de var. Burada da yapılıyor. Taşımalı hizmet sistemimiz var. Taşımalı hizmetimizde de yapılıyor. Aile Sağlığı Merkezleri’mizden yaş aralığı uygun olan kadınlar davet edilerek taşıma ile belirleniyor. KETEM’lerde uygun taramaları yapıyoruz. Tarama sonucu şüpheli kişiler Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hizmet veren ileri Teşhis Merkezi’ne sevk edilmekte, tanı takibi yapılmaktadır. Tanı alan kişilerin ise takibi tarafımızdan yapılmaktadır" şeklinde konuştu.
Kadınlar, meme kanseri taramaları için Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuruyor
28 Ekim 2025 Salı - 09:32 Kadınlar, meme kanseri taramaları için Aile Sağlığı Merkezi’ne başvuruyor Diyarbakır’ın Bağlar ilçesinde kanser taramaları için Aile Sağlığı Merkezine başvuran kadınlar, taşımayla Kayapınar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezi’ne (KETEM) getirilerek kanser taramaları yapılıyor. Diyarbakır’da 40-69 yaş arası kadınlar, meme kanseri taramaları yapılması için Bağlar Batıkent Aile Sağlığı Merkezine başvurdu. Buraya başvuran kadınlar, İl Sağlık Müdürlüğü araçlarıyla Aile Sağlığı Merkezinden alınıp Kayapınar Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezine (KETEM) getirilerek taramaları yapılıyor. Halk Sağlığı uzmanı doktor Hikmet Emin Yorulmaz, meme kanserinin kadın kanserlerinde ilk sırada olduğunu 40-69 yaş arası kadınların 2 yılda bir kez Meme kanseri taramalarını yaptırmaları için davet edildiğini ifade etti. Ayrıca iki kanser taramasının daha olduğunu belirten Yorulmaz, "50-70 Yaş arası kadın-erkek vatandaşlara 2 yılda bir Kalın Bağırsak Kanseri Taraması ve 30-65 yaş arası kadınlara 5 yılda bir kez Rahim Ağzı Kanseri Taraması yapmaktayız. Erken Teşhis tedavinin başarılı bir şekilde sonuçlanmasına sağlayarak sağ kalım oranını arttırmaktadır" dedi. Yorulmaz, hastanın kanser ilerlediği zaman kemoterapi, radyoterapi süreçleri ve daha zorlu bir sürece girdiğine dikkat çekerek, "Biz, erken teşhisle bunun önüne geçmiş oluyoruz, hastanın konforunu artırıyoruz. Taramalarımız 81 ilimizde. Diyarbakır’ımızda da, Kayapınar, Bismil, Yenişehir ve Bağlar ilçelerinizdeki KETEM’lerimiz de yapılıyor. Aynı zamanda Ergani ve Kayapınar Sağlıklı Hayat Merkezlerimiz de var. Burada da yapılıyor. Taşımalı hizmet sistemimiz var. Taşımalı hizmetimizde de yapılıyor. Aile Sağlığı Merkezlerimizden yaş aralığı uygun olan kadınlar davet edilerek taşıma ile belirleniyor. KETEM’lerde uygun taramaları yapıyoruz. Tarama sonucu şüpheli kişiler Gazi Yaşargil Eğitim Araştırma Hastanesi’nde hizmet veren ileri Teşhis Merkezine sevk edilmekte, tanı takibi yapılmaktadır. Tanı alan kişilerin ise takibi tarafımızdan yapılmaktadır" şeklinde konuştu.
Beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileri
28 Ekim 2025 Salı - 09:30 Beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileri Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden, beslenme alışkanlıklarının meme kanseri üzerindeki etkileriyle ilgili olarak, "Genç yaşta yüksek lif tüketimi, ileriki yıllarda meme kanseri riskini yüzde 12 oranında azaltabilmektedir. Beslenmede çeşitlilik ve denge olmalıdır" dedi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Ayşegül Akkaya Erden dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri ve beslenme ilişkisi ile ilgili önemli bilgiler verdi. Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre her 8 kadından 1’inin yaşamı boyunca bu hastalıkla karşılaşabildiğini belirten Diyetisyen Erden, genetik faktörlerin rolü büyük olsa da yaşam tarzı ve beslenme alışkanlıklarının meme kanseri riski üzerinde doğrudan etkili olduğunu dile getirdi. "Araştırmalar, doğru porsiyonda tüketimin riski azalttığı göstermektedir" Bitkisel besinlerin gücünün, meme kanserinden korunma ve kanser tedavisi sürecinde ispatlandığını vurgulayan Diyetisyen Erden, "Yapılan çalışmalar, doğru porsiyonda sebze ve meyve tüketiminin meme kanseri riskini azalttığını göstermektedir. Özellikle brokoli, karnabahar, lahana gibi turpgillerde bulunan sulforafan adlı bileşik, kanser hücrelerinin çoğalmasını baskılayabilmesi açısından her kadının beslenmesinde yer almalıdır. Yeterli lif alımı, bağırsak sağlığını desteklediği gibi östrojen metabolizmasını da düzenlemektedir. 90 bin kadın üzerinde yapılan bir çalışmaya göre, genç yaşta yüksek lif tüketimi, ileriki yıllarda meme kanseri riskini yüzde 12 oranında azaltabilmektedir" şeklinde konuştu. "Şeker ve karbonhidrat riski arttırıyor" Akdeniz tipi beslenmede öne çıkan zeytinyağı ve omega-3 yağ asitlerinin, anti-inflamatuar etki göstererek iltihaplanmayı azalttığını ve koruyucu niteliği olduğunu söyleyen Diyetisyen Erden, trans ve aşırı doymuş yağların aşırı tüketiminin ise risk artışıyla ilişkilendirildiğini ifade etti. Şeker ve rafine karbonhidrat tüketiminin meme kanseri riskini artıran diğer etkenlerden biri olduğuna dikkat çeken Diyetisyen Erden, "Yüksek glisemik indeksli beslenme, insülin direncini tetikleyerek tümör hücrelerinin büyümesine zemin hazırlayabilmektedir. Bu nedenle beyaz ekmek, şekerli içecekler ve paketli gıdaların sınırlandırılması önerilmektedir. Alkol ve salam, sosis, sucuk gibi işlenmiş et ürünleri de kanserojen etkilerinden dolayı meme kanseri için güçlü bir risk faktörü olarak sınıflandırılmaktadır. Risk artırıcı etkisi bilimsel olarak kanıtlanmış durumdadır" ifadelerini kullandı. "Akdeniz tipi beslenme koruyucu ve destekleyici" Yeşil çayda bulunan kateşinler, domatesteki likopen, üzüm ve yaban mersinindeki polifenollerin güçlü antioksidan etki göstererek hücreleri koruduğunu belirten Diyetisyen Erden bu besinlenmede çeşitliliğin ve dengeli bir tabak düzeninin önemli olduğu konusunda uyarıda bulundu. Yapılan bilimsel çalışmalarda ortak kararın Akdeniz tipi beslenmeye yakın bir model olduğuna işaret eden Diyetisyen Erden şunları dile getirdi: "Sebze, meyve, tam tahıl, baklagil, sağlıklı yağ ve balık ağırlıklı bir beslenme biçimi, hem koruyucu hem de tedavi sürecinde destekleyici rol oynamaktadır. Sağlıklı beslenme tek başına kanseri engellemez, fakat riski azaltmak ve tedavi başarısını artırmak için en güçlü yaşam tarzı araçlarından biridir."
Lokman Hekim Van Hastanesi’nde tıbbi onkoloji uzmanı hasta kabulüne başladı
28 Ekim 2025 Salı - 09:21 Lokman Hekim Van Hastanesi’nde tıbbi onkoloji uzmanı hasta kabulüne başladı Van’ın önde gelen sağlık kuruluşlarından Lokman Hekim Van Hastanesi, hasta odaklı sağlık hizmetini her geçen gün geliştirmeye devam ediyor. Kadrosuna katılan yeni hekimlerle hizmet kapasitesini artıran hastane, Tıbbi Onkoloji Bölümü’nde hasta kabulüne başlayan Uzman Dr. Ömer Faruk Akgül ile kanser tedavisinde kaliteli ve modern bir hizmet sunmayı hedefliyor. Konuya ilişkin konuşan Dr. Ömer Faruk Akgül, tıbbi onkolojinin kanserin ilaçla tedavisiyle ilgilenen bir branş olduğunu belirtti. Dr. Akgül, "Tıbbi onkoloji, kemoterapi, immünoterapi ve akıllı ilaç tedavilerini yönetir; bu tedavilere bağlı yan etkiler hakkında hastaları bilgilendirir ve gerekli önlemleri alır" dedi. "Meme kanserinde üç temel tedavi yöntemi uygulanır" Meme kanserinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Akgül, "Gün geçtikçe risk faktörlerinin çeşitlenmesi ve artması, vaka sayısında da ciddi bir yükselişe yol açıyor. Obezite, alkol ve sigara kullanımı bu hastalık için önemli risk faktörleri arasında yer alıyor. Bunlara ek olarak genetik yatkınlık, dışarıdan hormon kullanımı, geç yaşta doğum yapmak, hiç doğum yapmamak ya da emzirmemek; erken yaşta adet görmeye başlamak (erken menarş) ve geç menopoza girmek gibi durumlar da meme dokusunun uzun süreli hormona maruz kalmasına neden olarak meme kanseri riskini artırabiliyor. Meme kanseri tanısı konulduktan sonra ilk aşama, hastalığın evrelendirilmesidir. Çünkü meme kanserinde üç temel tedavi yöntemi uygulanır: cerrahi tedavi, radyoterapi (ışın tedavisi) ve ilaç tedavisi. Tıbbi onkoloji açısından bakıldığında meme kanseri tek bir hastalık değildir; birçok alt tipi vardır. Kabaca özetlemek gerekirse; hormon duyarlı tip, HER2 pozitif tip ve genellikle gençlerde görülen, daha agresif seyreden üçlü negatif tip olarak sınıflandırılabilir. Bu alt tiplerin her birinin tedavi yaklaşımı farklı olduğu için, tümörün biyolojik özelliklerinin belirlenmesiyle kişiye özel (bireyselleştirilmiş) bir tedavi planı oluşturulur" diye konuştu. "40 yaş üzerindeki kadınlar düzenli mamografi ve ultrason taramaları yaptırmalı" Ekim ayı farkındalık kampanyaları kapsamında ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ prensibine dikkat çeken Dr. Akgül, "Bu noktada iki önemli önerimiz var: Birincisi, kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmasıdır. Adet gören kadınlara: Adetten sonraki ilk hafta içinde, hormon seviyelerinin düşük olduğu dönemde memedeki şişlik ve hassasiyetin azaldığı zaman ayna karşısında veya duşta kendi memelerini muayene etmeleri önerilir. Menopoza giren kadınlara: Belirli bir adet döngüsü olmadığı için her ayın aynı gününde, düzenli bir alışkanlık haline getirerek muayenelerini yapmaları tavsiye edilir. Muayene sırasında memede sertlik, kitle, deride çekinti, renk değişikliği veya meme başında akıntı gibi bulgular fark edilirse vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır. Ayrıca 40 yaş üzerindeki kadınların düzenli olarak mamografi ve ultrason taramalarını yaptırmaları büyük önem taşımaktadır" şeklinde konuştu. Dr. Akgül, tıbbi onkolojinin yalnızca meme kanseri ile sınırlı olmadığını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Beyin, baş-boyun, akciğer, mide, özofagus, karaciğer, pankreas, bağırsak, böbrek ve üreme organları gibi birçok kanser türü de tıbbi onkolojinin ilgi alanına giriyor. Son yıllarda özellikle mide ve yemek borusu kanserlerinde immünoterapi ilaçlarının geri ödeme kapsamına alınmasıyla hastalara daha etkili ve konforlu tedavi seçenekleri sunulabiliyor." Van’da 10 koltuklu modern bir kemoterapi ünitesi kurulduğunu aktaran Akgül, hastaların burada güvenli ve konforlu bir ortamda tedavi aldığını kaydetti.
Dikme Köyü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı
27 Ekim 2025 Pazartesi - 20:39 Dikme Köyü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı KARS (İHA) – Hayırsever iş insanı kendi köyüne yaptığı Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı yapıldı. Merkez Dikme köyünde düzenlenen programa Vali Ziya Polat, Milletvekili Adem Çalkın, AK Parti İl Başkanı Muammer Sancar, Hayırsever Berat Yılmazer kurum daire amirleri ile köylüler katıldı. Programın açılışında konuşan Milletvekili Adem Çalkın, sağlık merkezinin hayırlı olması dileklerinde bulundu. Çalkın, "Biz sağlık alanında Cumhurbaşkanımızın önderliğinde çok büyük hizmetler yaptık. Elbette devletimiz güçlüdür. Burada çok ince bir durum var. Devletin yükünü alanlardan Allah Razı olsun. Örnek bir aile, örnek bir davranış, bu sağlık merkezinin köyümüze ve ilimize hayırlı olmasını diliyorum" dedi. Daha sonra söz alan Vali Ziya Polat ise sağlık merkezinin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti. Yapılan konuşmaların ardından Aile Sağlık Merkezi’nin açılışı yapıldı. Açılışı yapılan sağlık merkezi protokol üyelerince gezildi. Dikme Köyü Aile Sağlığı Merkezi 2023 yılında hayırsever Berat Yılmazel ile Sağlık Müdürlüğü arasında yapılan protokol doğrultusunda 2025 yılında yapımı tamamlanarak Sağlık Bakanlığı tarafından açılış onayı verildi. Sağlık evi toplam 100 metrekare olup, 1 acil müdahale odası, 1 muayene odası, 1 aşı gebe bebek izlem odası, 1 emzirme ve bebek bakım odası, 1 mutfaktan oluşuyor.
Balıkesir Üniversitesi Kardiyoloji Kliniği kalp sağlığında çığır açıyor
27 Ekim 2025 Pazartesi - 16:44 Balıkesir Üniversitesi Kardiyoloji Kliniği kalp sağlığında çığır açıyor Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı, kalp sağlığı alanında dikkat çeken bir başarıya imza attı. Artık Balıkesir’de başarıyla uygulanan elektrofizyolojik çalışma ve ablasyon işlemleri, bölge halkı için büyük bir kolaylık sağlıyor. Kalp ritim bozukluğu yaşayan hastalar, tedavi için büyük şehirlere gitmek zorunda kalmadan, yerel imkanlarla tedavi olabiliyor. Balıkesir Üniversitesi, kardiyoloji alanında güçlü akademik kadrosu ve modern altyapısı ile sadece bu bölgedeki değil, çevre illerdeki hastalar için de bir referans merkezi haline geldi. Kardiyoloji Anabilim Dalı, özellikle ritim bozukluğu tedavisindeki hızlı ve başarılı uygulamalarıyla dikkat çekiyor. Prof. Dr. Halil Kısacık, Prof. Dr. Eyüp Avcı, Doç. Dr. Tarık Yıldırım, Doç. Dr. Özgen Şafak ve Yrd. Doç. Dr. Mehmet Tolga Hekim’in yönetiminde yapılan ablasyon işlemleri, kalp hastalarının yaşam kalitesini önemli ölçüde iyileştiriyor. Prof. Dr. Eyüp Avcı, ritim bozukluklarının hem hayat kalitesini etkileyen hem de ciddi hayati riskler taşıyan hastalıklar olduğunu belirterek, "Ablasyon işlemiyle kalpteki hatalı ileti noktaları düzeltilerek, hastalar çoğu zaman ilaçsız bir yaşam sürebiliyor. Bu, kalp sağlığında devrim niteliğinde bir adım" dedi. Balıkesir Üniversitesi’nin Kardiyoloji Kliniği, sadece ritim bozukluğu tedavilerinde değil, tüm kalp ve damar hastalıklarının tedavisinde de son yıllarda kayda değer başarılar elde etti. Bu alandaki ilerlemeler, Balıkesir’i sağlıkta bölgesel bir merkez haline getiriyor. Balıkesir Üniversitesi’nin sağlık alanındaki bu başarısı, şehrin ve bölgenin gururu olmaya devam ederken, Kardiyoloji ekibi bu süreçte kendilerine büyük destek veren Balıkesir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yücel Oğurlu ve Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Bahadır Çağlar’a teşekkürlerini sundu.