SAĞLIK
Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" 04 Nisan 2026 Cumartesi - 16:31:47 Yalova’da Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" düzenleniyor. Yalova’nın Termal ilçesindeki Termal Otel’de bir hafta sürecek eğitime 12 ilden 32 sağlık personeli katılıyor. Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığı’nda Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı Sorumlusu Hamide Uyar, eğitimle ilgili, "Şu anda ulusal değerlendirici eğitimimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Amacımız bebeklerimizin annesi ile doğar doğmaz buluşmasını sağlamak. 32 katılımımız mevcut Türkiye’nin farklı illerinden. Buraya gelen sağlık personeli, Sağlık Bakanlığı’ndan bu eğitimi aldıktan sonra illerine vardıkları zaman bu 20 saatlik eğitimle kendi bulundukları illerde sağlık personelinin eğitimlerini yapacaklar. Daha sonra da kendi illerinde bulunan bebek dostu hastaneler, aile hekimlikleri, bebek dostu kurum ve kuruluşların değerlendirmelerinde rol oynayacaklar" dedi. Eğitime katılan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Aydın Aksoy, anne sütünün önemine değinerek, "Anne sütü bir bebeğin hayata en güçlü başlangıç şeklidir. Anne sütü sayesinde bebekleri enfeksiyondan koruyoruz, bağışıklıklarını güçlendiriyoruz, büyüme ve gelişmelerini sağlıyoruz. Anne ile bebek arasındaki bağımlı kuvveti bildiriyoruz. O yüzden aslında sadece bir beslenme şekli değil, aslında bir yaşam tarzı anne sütü. Anne sütü canlı yaşayan bir varlık aslında. Çünkü bebeğin ihtiyacına göre şekilleniyor. Erken doğmuş bir bebekten zamanında doğmuş bir bebeğe kadar her bebeğin ihtiyacını karşılayabiliyor. Bebeğin ihtiyaçlarına göre içeriği değişiyor" diye konuştu. Bebek Dostu Otel çalışması çerçevesinde ayrıca otel personeline de eğitim verildi.
Bahçelievler’de Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi
23 Ekim 2025 Perşembe - 15:10 Bahçelievler’de Meme Kanseri Farkındalık Yürüyüşü ve bilgilendirme etkinliği düzenlendi Bahçelievler Belediyesi, İlçe Kaymakamlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı çerçevesinde geniş katılımlı bir etkinlik gerçekleştirdi. Bahçelievler Belediyesi evi sahipliğinde İlçe Kaymakamlığı ve İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğiyle Meme Kanseri Farkımdalık Ayı çerçevesinde etkinlik düzenlendi. Programa Bahçelievler Belediye Başkanı Dr. Hakan Bahadır, Bahçelievler Kaymakamı Dr. Mehmet Boztepe, İstanbul Valisi Davut Gül’ün eşi Gülden Gül, uzman doktorlar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Etkinlikte ilk olarak bir farkındalık yürüyüşü gerçekleştirildi. Yürüyüşün ardından alnında uzman doktorlar, Nurettin Topçu Kültür Merkezi’nde vatandaşlara meme kanseri hakkında detaylı bilgiler verdi. "Erken teşhis çok önemli" Programın açılış töreninde konuşan Bahçelievler Belediye Başkanı Bahadır, meme kanserinin yaygınlığına dikkat çekerek, erken teşhisin önemini vurguladı. Radyoloji alanında uzman olduğunu belirten Başkan Bahadır, "Bir 31 Ekim Meme Farkındalık Ayı. Artık kanser o kadar ilerledi ki çok yaygın, sanki bir virüs, bir bakteri gibi. Ben radyoloji alanındayım, yani teşhis kısmındayım; meme ultrasonu, tomografi. Şunu söylemek istiyorum: Kadınlar 40 yaştan sonra muhakkak kontrol edilmeli. ’Sakın ışın alıyoruz’ diye bir algı oluşmasın. Dışarıda, cep telefonunda, AVM’lerdeki giriş kapılarında hepsinde radyasyon var. Burada önemli olan erken teşhis. Bu çok önemli, erken teşhis ne kadar erken olursa o kadar sonuç almış oluruz" dedi. "Eşim de erken teşhis sayesinde metastaz yaşamadı" Görüntüleme yöntemlerinin elle teşhis edilemeyen derinlikteki kanser hücrelerini bile gösterdiğini ifade eden Dr. Bahadır, erken teşhisin tedavi sürecindeki kritik rolüne kendi ailesinden bir örnekle dikkat çekti: "Bu görüntülemelerde sizin elle teşhis edemediğiniz derindeki kanser hücrelerini de görüyoruz. Erken başlayınca inanın hiçbir sorun yaşanmıyor. Benim eşim de aynı şekilde meme kanseri teşhisi aldı. Allah’a şükür erken tanı aldı. Beş yıl boyunca doktor kontrolünde oldu. Allah’a şükür hiçbir metastaz yaşanmadı. Bundan sonra da inşallah hayatında sıkıntı olmadan devam edecek. Burada kırmızı kalemle çiziyorum: Erken teşhis önemli." "KETEM’ler ücretsiz tarama yapıyor" Devletin kanserle mücadeledeki imkanlarına da değinen Başkan Bahadır, Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi’nin (KETEM) ücretsiz tarama hizmeti verdiğini belirtti. Bahadır, "Devletin imkanı var: Kanser Erken Teşhis Merkezi, yani KETEM’ler. Burada taramalar ücretsiz yapılıyor. Bundan 20-30 yıl önce böyle bir imkan söz konusu değildi. Ben Mersin Mut’ta mecburi hizmete gittiğimde eski bir ambulansımız vardı, o zaman biz hastaya ’benzini doldurursan götür’ diyorduk. Şimdi 112 acil hastayı nerede olursa alıyor; ambulansla alıyor, uçakla alıyor, gemiyle, helikopterle alıyor. İşte bunları yapan bir irade var ve bu iradenin bir lideri var, o da Recep Tayyip Erdoğan. Bunun hakkını vermek gerekiyor" ifadelerini kullandı. Belediyeden KETEM’e yer tahsisi ve evde bakım hizmeti Belediye olarak ilçedeki KETEM’in yerini tahsis ettiklerini dile getiren Dr. Bahadır, sağlık hizmetlerinde ayrım yapmadıklarını vurgulayarak sözlerine şunları ekledi: "Bunu sadece siyasi kimliğimle söylemiyorum, burada farklı kesimler, arkadaşlarımız var, onlar başımızın üstünde. Her partiye kapımız açık. Belediye olarak her ırka ve mezhebe açığız, insan ayırmıyoruz. Bundan 30 yıl önce filmlerden hatırlarsınız, bir Alman Fethiye’de kaza geçirse Almanya’dan bir ambulans uçak geliyordu, bu bize hayali geliyordu. Şimdi biz yurt dışından hastalarımızı alıyoruz. En son Gazze’den alınan aktivistleri Türkiye Cumhuriyeti’nin uçağı giderek aldı. Nereden nereye? Bu çok önemli. Belediye olarak ilçemizde KETEM’in yerini biz tahsis ettik. Bunun haricinde hastaneye gitmek zorunda olan hastalarımızı biz ambulansımızla götürüp getiriyoruz. Dört ambulansımızla Evde Hasta Bakımı yapıyoruz."
Datça’dan Bodrum’a tüm engeller aşılıyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:37 Datça’dan Bodrum’a tüm engeller aşılıyor Muğla Büyükşehir Belediyesi, il genelinde ikamet eden en az yüzde 40 engel oranına sahip ve toplu taşıma araçlarını kullanamayacak durumda olan vatandaşlara yönelik engelli nakil hizmetini aralıksız sürdürüyor. Muğla Büyükşehir Belediyesi özel donanımlı 8 engelli nakil aracı ve alanında uzman ekipleriyle engelli bireylerin sağlık kuruluşları, bankalar, noterler, tamirat hizmeti veren işletmeler, gönüllü kuruluşlar ve sosyal etkinlik merkezlerine ulaşımını ücretsiz olarak sağlıyor. Bugüne kadar bu hizmetten 32 bin 187 özel ihtiyaçlı vatandaş yararlandı. Bu kapsamda, il genelinde yaşayan özel ihtiyaçlı bireyler evlerinden alınarak işlemlerini tamamladıktan sonra yeniden güvenli bir şekilde evlerine bırakılıyor. 4 yıldır engelli nakil hizmetinden yararlandığını söyleyen Anne Nargül Oğuz, "Büyükşehir Belediyemizin engelli nakil hizmetinden çok memnunuz. İstediğimiz zaman Büyükşehir Belediyemize ulaşabiliyoruz ve onlar da her konuda bize yardımcı oluyorlar. Bir arkadaşımın önerisiyle bu hizmetten haberdar oldum. Hastaneye randevu aldığımda aynı zamanda Büyükşehir Belediyemizden de nakil için randevu alıyorum. Gayet konforlu bir ulaşım sağlıyorlar. Bu hizmeti sundukları için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim" dedi. Annesi özel ihtiyaçlı olan Deniz Olgunman ise, "Engelli nakil aracıyla Datça’dan Menteşe’ye hastaneye geliyoruz. Bu araçlar, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin sunduğu en iyi hizmetlerden biri. 4 yıldır bu imkândan yararlanıyoruz. Datça’dan çok rahat bir şekilde gidip geliyoruz. Bizlere böyle bir kolaylık sağladığı için Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederiz" ifadelerini kullandı. Muğla Büyükşehir Belediyesi Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanı Ünsal Paşalı şu ifadeleri kullandı: "13 ilçemizde görev yapan 8 donanımlı engelli nakil araçlarımız ve alanında uzman ekibimiz, özel bireylerimizin yanında. Bu hizmetimiz ile vatandaşlarımızı evlerinden alarak sağlık kuruluşlarının yanı sıra banka, noter gibi resmi işlemleri için güvenli bir şekilde gidecekleri yere götürüyoruz. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın eşit ve erişilebilir bir kent hedefi doğrultusunda, özel ihtiyaçlı vatandaşlarımızın sosyal yaşamlarına dokunabilmek, yaşam kalitelerini artırmak ve kent yaşamına aktif katılımlarını desteklemek amacıyla birçok projeyi hayata geçirdik. Bu çalışmaları kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz" Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Muğla’mızda kimsenin kendini yalnız hissetmediği, herkesin eşit, adil ve erişilebilir bir şehirde yaşadığı düzeni kurmak için çalışmaya devam ediyoruz. Bu çalışmalarımızdan biri olan engelli nakil hizmetimiz ile vatandaşlarımızın hayatını kolaylaştırıyor, kent yaşamına eşit şekilde katılmalarını sağlıyoruz. Engelli nakil hizmetimiz dayanışmanın, empati ve sosyal belediyeciliğin en güzel örneklerinden biridir. Bunun yanında, Kısa Mola Merkezlerimiz, engelsiz plajlarımız, erişilebilir kent düzenlemelerimiz, evde bakım desteklerimiz ve sosyal etkinliklerimizle özel bireylerimizin her zaman yanındayız. Tüm vatandaşlarımızın yaşam kalitesini artırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz" dedi.
Diyarbakır’da kekemelik bu merkezde tedavi ediliyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:15 Diyarbakır’da kekemelik bu merkezde tedavi ediliyor Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Dil ve Konuşma Terapisi Polikliniği, vatandaşlara önemli bir sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Poliklinikte görev yapan Dil ve Konuşma Terapisti Üzeyir Aydın, kekemelikle ilgili önemli bilgiler paylaştı ve erken teşhisin önemine dikkat çekti. Aydın, ’’Kekemelik, konuşmada ses, hece ve kelime tekrarlarıyla kendini gösteren bir konuşma akış bozukluğudur. Kekemelik kimi zaman göz, kaş ve mimik hareketleriyle eşlik eden ikinci davranışlar sergiler. Bu belirtiler özellikle şiddetli kekemelik vakalarında görülebiliyor. Kekemeliğin tedavisine erken yaşta başlamak çok önemlidir. Erken müdahale ile kekemeliğin ilerlemesi yavaşlatılabilir hatta azaltılabilir. Kekemelik genellikle 2-5 yaş arasında kendini göstermeye başlar ve bazı çocuklarda bu durum geçici olurken, bazı bireylerde yetişkinliğe kadar devam edebilir. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisi Polikliniği’nde kekemelik için farklı yaş gruplarına yönelik çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor. 2-6 yaş arası çocuklar için oyun temelli Litcom yöntemi ile terapiler yapılırken, 7 yaş ve üstü çocuklarda ise kontrollü konuşma teknikleri kullanılıyır. Bu yöntemlerle kekemelik yavaşlatılabiliyor ve bireylerin konuşma akışı daha kontrollü hale gelebiliyor’’ dedi. ‘’Kekemelik bir hastalık değil’’ Kekemeliğin doğuştan gelen ve genetik faktörlerle eşlik eden bir durum olduğunu belirten Aydın, bunun bir hastalık olmadığını kaydederek, ‘’Kekemeler kendilerini bir hastalığa yakalanmış gibi hissetmemelidir. Kekemelik bir konuşma tarzıdır ve bu tarzla yaşamayı öğrenmemiz gerekir. Kekemelikle başa çıkmanın en önemli adımı bu durumu kabul etmek. Kekemeliği baskılamaya çalışmak durumu daha da kötüleştirebilir. Bireylerin bu durumu kabullenmesi tedavi sürecinde büyük önem taşıyor. Erken teşhisin ve hızlı bir şekilde terapiye başlanması kekemelik tedavisinde kritiktir. Kekemeliği fark eden ailelerin, erken yaşta dil ve konuşma terapisine başlaması çok önemlidir. Dil ve konuşma terapistleri olarak, çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir yaş aralığında tedavi yöntemlerimiz mevcut’’ diye konuştu.
‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı renkli görüntüler oluşturdu
23 Ekim 2025 Perşembe - 14:03 ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı renkli görüntüler oluşturdu Elazığ’ın Sivrice ilçesinde düzenlenen ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ programı renkli görüntüler oluşturdu. Sivrice ilçesi Atatürk İlkokulu Konferans Salonu ve tören alanında ‘Sağlıklı Çocuk, Sağlıklı Gelecek’ kutlama programı büyük bir katılımla ve coşkulu bir atmosferde gerçekleştirildi. Sivrice İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ile Sivrice Toplum Sağlığı Merkezi iş birliğinde düzenlenen program, çocuklarda sağlıklı yaşam bilinci oluşturmayı, sağlık okuryazarlığını artırmayı ve sağlık alışkanlıklarının kazandırılmasını amaçladı. Programa İlçe Milli Eğitim Müdürü Özdal Akdemir, Şube Müdürleri Emrah Altuntaş ve Metin Akın, Sivrice Toplum Sağlığı Merkezi Başkanı Taha Aksöz ve merkez yetkilileri, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler ve veliler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan programda, günün anlam ve önemini belirten konuşmaların ardından diş hekimleri tarafından etkili diş fırçalama teknikleri, ağız ve diş sağlığı için alınması gereken önlemler ve sağlıklı beslenmenin önemi üzerine bilgilendirme yapıldı. Aile hekimleri, öğrencilerle sağlıklı yaşamın temel adımları hakkında sohbet ederken, UMKE ekibi de arama-kurtarma faaliyetleri ve ilk yardım konusunda dikkat çekici bir sunum gerçekleştirdi. Programda fiziksel aktiviteler ve hazırlanan ‘Balta Balta’ gösterisi büyük beğeni topladı. Sivrice İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak, organizasyonda emeği geçen Sivrice Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlığı’na, diş hekimlerine, aile hekimlerine, UMKE ekibine, öğretmenlerimize ve öğrencilerimize teşekkür ederiz.
Prof. Dr. Gül: "Her bademcik sorunu ameliyat demek değil"
23 Ekim 2025 Perşembe - 12:57 Prof. Dr. Gül: "Her bademcik sorunu ameliyat demek değil" Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, bademcik ameliyatının gerekliliği kadar, hangi durumlarda yapılmaması gerektiğinin de doğru bilinmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Aylin Gül, "Bademcikler, boğazın her iki yanında yer alan ve vücudun savunma sisteminde önemli rol oynayan dokulardır. Çocukluk çağında sık görülen bademcik iltihapları, bazı durumlarda cerrahi müdahale (tonsillektomi) gerektirebilir. Ancak her bademcik büyümesi veya iltihabı ameliyatla tedavi edilmez" dedi. "Her bademcik sorunu ameliyat demek değil" Prof. Dr. Aylin Gül, "Bademcikler, özellikle çocukluk döneminde bağışıklık sisteminin bir parçasıdır. Bu nedenle her bademcik büyümesi veya sık iltihaplanması ameliyatla sonuçlanmamalıdır. Öncelikle medikal (ilaçla) tedavi yöntemleri değerlendirilmelidir. Aktif enfeksiyon döneminde: Hastanın bademcikleri akut iltihaplıyken ameliyat önerilmez. Kanama bozukluğu olan hastalarda: Öncelikle kanama riski kontrol altına alınmalıdır. Anesteziye uygun olmayan genel sağlık durumu: Kalp, akciğer veya sistemik hastalıklar ameliyat riskini artırabilir. Hafif ve seyrek bademcik iltihapları: Yılda bir veya iki kez görülen enfeksiyonlar genellikle cerrahi gerektirmez. Bademcik büyümesinin solunumu veya yutmayı etkilemediği durumlar: Sadece görsel büyüklük, tek başına ameliyat nedeni değildir" ifadelerine yer verdi. Prof. Dr. Gül, günümüzde bademcik ameliyatlarında farklı cerrahi tekniklerin kullanılabildiğini belirterek, "Klasik yöntemlere ek olarak lazer veya plazma enerjisiyle gerçekleştirilen buharlaştırma (vaporizasyon) teknikleri de bazı vakalarda tercih edilebilmektedir. Bu yöntemlerde bademcik dokusu tamamen alınmak yerine, yüzeysel olarak buharlaştırılarak küçültülür. Ancak her hasta bu yönteme uygun olmayabilir ve buharlaşma yöntemi de diğer cerrahiler gibi belirli durumlarda uygulanmamalıdır. Özellikle aktif enfeksiyon veya ciddi kanama riski olan hastalarda bu tür işlemler de ertelenmelidir. Ameliyat kararı, sadece tekrarlayan enfeksiyonlar veya bademcik büyüklüğüne bakılarak değil, hastanın genel sağlık durumu, solunum ve yutma fonksiyonları, yaşam kalitesi göz önünde bulundurularak verilmelidir" diye konuştu.
Her kadın kendi ritminde menopozu yaşıyor
23 Ekim 2025 Perşembe - 12:55 Her kadın kendi ritminde menopozu yaşıyor Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopozun yalnızca biyolojik bir dönem olmadığını, her kadının bu süreci kendi ritminde yaşadığını vurguladı. Menopozun, kadının doğurganlık döneminin sona erdiği, son adet kanamasının ardından başlayan doğal bir biyolojik süreç olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menapozun genellikle 45-55 yaş aralığında görülürken, Türkiye’de ortalama menopoz yaşının 45-50 civarında olduğunu belirtti. Açıklamasında, menopozu üç temel evreye ayırarak değerlendirmenin daha doğru olacağını belirten Op. Dr. Zeynep Çankaya, "Bunlar, Premenopoz- Menopoz öncesi geçiş dönemi, hormonal değişimlerin başladığı yıllar. Menopoz (Perimenopoz)- Adet döngüsünün düzensizleştiği ve sona ermeye başladığı dönem. Postmenopoz- Adetlerin tamamen kesildiği, menopoz sonrası yıllardır" dedi. Hayat Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz belirtilerinin her kadında farklı seyrettiğini dile getirirken şunları söyledi: "Menopoz süreci kadın bedeninde kişiye özel bir değişimdir. Bazı kadınlar bu dönemi hafif atlatırken, bazılarında sıcak basmaları, uykusuzluk, sinirlilik, konsantrasyon kaybı gibi erken dönem belirtiler yoğun şekilde görülebilir. Daha ileri dönemde ise kemik erimesi ve kalp-damar hastalıkları gibi sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Bu nedenle düzenli kontroller büyük önem taşır. Menopoz, kadının yaşam döngüsündeki doğal ama derin bir duraktır. Bu süreç yalnızca hormonlarla değil, duygularla da ilgilidir. Kadın bedeni her evrede farklı bir dil konuşur; menopoz da bu dillerden biridir. Bu nedenle her kadının deneyimi kendine özgüdür ve ‘tek tip’ bir çözümden söz etmek doğru olmaz." Op. Dr. Zeynep Çankaya, menopoz döneminde kadının hem yakın çevresinden hem de uzman desteğinden güç alması gerektiğini vurgularken de, "Sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, yeterli uyku ve psikolojik destek; bu dönemi çok daha konforlu hale getirir. En önemlisi de kadınların kendilerini bu süreçte yalnız hissetmemeleri gerekir. Menopoz, bir bitiş değil; yeni bir başlangıçtır. Menopoz, kadının yaşam yolculuğunda doğal bir dönüm noktasıdır. Bilinçli adımlar ve doğru destekle bu süreci daha sağlıklı, huzurlu ve güçlü geçirmek mümkündür. Her kadın kendi ritminde menopozu yaşar; önemli olan bu ritmi anlamak ve ona saygı duymaktır" dedi.
Okullar açıldı, grip riski arttı
23 Ekim 2025 Perşembe - 12:31 Okullar açıldı, grip riski arttı Okul sezonunun başlamasıyla birlikte grip vakaları da gündemimize girmeye başladı. "Çocuklar okulda virüslerle temas ediyor, hastalığı eve taşıyor ve bu durum kaçınılmaz olarak tüm aile bireylerini etkiliyor" diyen Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, grip aşısının yalnızca bireysel koruma sağlamadığını, aynı zamanda toplumsal bulaş zincirini kırarak salgınların önüne geçtiğini vurguladı. Çocuk Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Eda Kepenekli, yaptığı açıklamada okulların açılmasıyla birlikte grip vakalarında artış gözlendiğini belirterek, çocukların sınıf, servis, kantin ve oyun alanları gibi kapalı ortamlarda uzun süre bir arada bulunmasının virüsün hızla yayılmasına neden olduğunu ve bu dönemde grip aşısının çocuklar ile aileler için hayati bir öneme sahip olduğunu söyledi. Kepenekli, grip aşısının sadece bireysel değil, aynı zamanda toplumsal bir koruma sağladığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti: "Çocuklar okulda kaptıkları virüsü eve taşıyarak aile büyüklerine, belki kronik hastalığı olan kardeşlerine ve yaşlılara, risk altındaki diğer bireylere bulaştırabiliyor. Grip aşısı, hastalığın bulaşma riskini azaltırken aynı zamanda pnömoni ve kalp kası iltihabı gibi ciddi komplikasyonların önüne geçiyor. Böylece hem çocukların okul devamsızlığı hem de toplum genelinde hastalık yükü önemli ölçüde azalıyor." "Aşıyla bulaş zinciri kırılıyor" Çocukların okullar, kreşler ve oyun alanları gibi kalabalık ortamlarda uzun süre bir arada bulunmaları, sık temas etmeleri ve hijyen kurallarına tam olarak uyamamalarının, virüslerin hızla yayılmasına zemin hazırladığını hatırlatan Prof. Dr. Eda Kepenekli, "Aşı, bireyleri enfeksiyona karşı doğrudan korumanın yanı sıra, toplum genelinde yeterli aşılanma oranına ulaşıldığında virüsün dolaşımını zorlaştırarak bir ‘koruma kalkanı’ oluşturur. Bu etki, yalnızca aşı olanları değil, sağlık durumu nedeniyle aşı olamayan bireyleri de koruyan sürü bağışıklığı mekanizmasını devreye sokar" dedi. Kepenekli, grip aşısının, bu bulaş zincirini kırarak hem çocukların hem de çevrelerindeki yetişkinlerin korunmasına önemli katkı sağladığını vurguladı. "Yalnızca çocuklar değil, tüm aile korunmalı" Grip aşısının yalnızca öğrenciler için değil, aynı zamanda öğretmenler, okul personeli ve çocuklarla aynı evde yaşayan tüm aile bireyleri için büyük önem taşıdığını vurgulayan Kepenekli, "Okul, sadece öğrencilerin değil; öğretmenlerin, idarecilerin, temizlik ve servis görevlilerinin de sürekli etkileşim içinde olduğu dinamik bir ekosistemdir. Bu zincirin herhangi bir halkasında virüsün bulaşması, kısa sürede tüm okula ve ev ortamına yayılabilir. Dolayısıyla okul topluluğundaki tüm bireylerin aşılanması, sadece kendi sağlıklarını korumakla kalmaz; toplum genelinde bağışıklığın güçlenmesini, yani virüsün dolaşımının zorlaşmasını sağlar. Bu sayede, grip enfeksiyonu açısından yüksek risk grubunda yer alan bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireyler de dolaylı olarak korunmuş olur" ifadelerini kullandı. "Grip sezonu Nisan ayına kadar sürüyor, aşı için hiçbir zaman geç değil" Türkiye’de grip aşısı için en uygun dönemin Ekim ve Kasım ayları olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Eda Kepenekli, aşının zamanlamasının önemine de vurgu yaptı. Kepenekli, "Grip sezonu genellikle sonbaharda başlar ve Mart, hatta Nisan aylarına kadar devam eder. Bu nedenle ‘artık geç kaldım’ düşüncesiyle aşıdan vazgeçmemek gerekir. Sezon ilerlese bile aşı yaptırmak, hastalığın şiddetini azaltmak ve komplikasyonlardan korunmak açısından her zaman fayda sağlar" dedi. Kepenekli, çocuklarda aşı uygulamasının 6 aylıktan itibaren yapılabildiğini belirterek şu bilgileri paylaştı: "İlk kez aşılanan 6-8 aylık bebeklerde bağışıklığın tam gelişebilmesi için iki doz uygulanması gerekir. Daha önce aşılanmış veya 9 yaşından büyük çocuklar için tek doz yeterlidir. Aşının her yıl yenilenmesi de çok önemlidir, çünkü grip virüsleri her sezon yapısal değişiklikler gösterir. Bu da bir önceki yılın aşısının yeterli koruma sağlamayabileceği anlamına gelir." "Ek önlemler de şart" Aşının gripten korunmada en etkili ve güçlü yöntem olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Eda Kepenekli, bununla birlikte bireysel ve çevresel koruyucu önlemlerin de hastalığın yayılımını önemli ölçüde azalttığını belirtti. Kepenekli, şöyle devam etti: "Grip sadece bireyleri değil, okul, iş yeri ve ev gibi toplu yaşam alanlarını da etkileyen bir enfeksiyondur. Bu nedenle aşılamanın yanı sıra basit ama etkili hijyen alışkanlıklarının günlük yaşamın bir parçası haline getirilmesi çok önemlidir." Kepenekli, korunmada dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı: "Ellerin sabun ve suyla düzenli olarak yıkanması, sınıfların ve kapalı ortamların sık sık havalandırılması, öksürme ve hapşırma sırasında ağız ve burnun tek kullanımlık mendil veya dirsek içiyle kapatılması, ortak kullanılan oyuncak, masa ve eşyaların düzenli olarak temizlenmesi gibi basit uygulamalar virüsün bulaş riskini önemli ölçüde azaltır." Prof. Dr. Kepenekli, özellikle küçük çocuklar, yaşlılar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan bireylerin yüksek risk grubunda yer aldığını hatırlatarak, "Bu kişilerde hastalık daha ağır seyredebilir. Dolayısıyla risk grubundakilerin kalabalık ortamlarda maske kullanması, semptomlar ortaya çıktığında gecikmeden doktora başvurması ve gerekli tedbirleri zamanında alması son derece önemli" ifadelerini kullandı. "Geçen sezon ve yeni döneme dair öngörüler" 2024-2025 grip sezonunun önceki yıllara kıyasla orta-yüksek şiddette seyrettiğini hatırlatan Prof. Dr. Eda Kepenekli, özellikle çocuklar arasında artmış hastalık yükü ve yüksek komplikasyon oranları gözlendiğini belirtti. Kepenekli, bu durumun en önemli nedenleri arasında aşılama oranlarının düşüklüğü, toplumda süregelen yanlış bilgi ve aşı tereddüdü, ayrıca pandemi sonrası dönemde azalan korunma alışkanlıklarını gösterdiğini vurguladı. Kepenekli, "Grip bu yıl yalnızca okul çağındaki çocuklarda değil, daha küçük yaş gruplarında da ciddi solunum yolu enfeksiyonlarına ve hastane yatışlarına yol açtı. Ne yazık ki pediatrik ölümlerde de artış görüldü. Bu tablo, toplum bağışıklığının yeterince güçlü olmadığını gösteriyor" dedi. Kepenekli, benzer bir senaryonun gelecek yıl da yaşanmaması için erken uyarıda bulunarak şu ifadeleri kullandı: "Eğer aşılama oranları artırılmazsa, önümüzdeki sezon da aynı hatta daha ağır bir tabloyla karşılaşma riskimiz yüksek. Oysa bu risk, etkili bir aşılama programı ve basit korunma önlemleriyle önemli ölçüde azaltılabilir. Her aile üyesinin grip aşısını zamanında yaptırması, çocukların okullarda hijyen kurallarına uyması ve toplu yaşam alanlarında önlemlerin sürdürülmesi, sadece bireysel koruma sağlamakla kalmaz; virüsün toplum genelinde yayılmasını da büyük ölçüde önler." Kepenekli sözlerini, "Grip, hafife alınmaması gereken, her yıl kendini yenileyen ve hızlı bulaşan bir hastalıktır. Aşılanmak, hem kendimizi hem çevremizi korumanın en basit ve en etkili yolu" diyerek tamamladı.
"Bir sonraki durak: Mamografi"
23 Ekim 2025 Perşembe - 12:15 "Bir sonraki durak: Mamografi" Bursa’da bir hastanenin çalışanları, basketbol kulübü sporcularının da desteğiyle meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek için tren istasyonunu pembe balonlarla süsledi. Etkinlikte ’Bir Sonraki Durak: Mamografi’ sloganıyla gökyüzüne de pembe balonlar bırakıldı. Bursa metrosunda yolculuk yapan sporcular, ellerinde erken teşhis ve düzenli kontrol mesajlarının yer aldığı pankartlarla ’Bir sondaki durak: Mamografi’ olan durakta inerek, düzenli hekim kontrolü ve mamografinin erken teşhisteki kritik rolünü vurguladı. Odunluk metro istasyonunu kullanan vatandaşlar, pembe süslenen istasyonda meme kanserinde erken teşhise giden yolun haritası, kendi kendine meme muayenesi, düzenli hekim kontrolü ve mamografi mesajlarıyla kontrolün önemini bir kez daha akıllarına kazıdı. Yolculuklarını Odunluk istasyonunda tamamlayan sporcular, daha sonra hastane yönetimi, hekimler ve sağlık çalışanlarıyla birlikte Medicana Bursa Hastanesi önünde pembe balonları gökyüzüne bıraktı. Bu sembolik etkinlikle meme kanserinde erken teşhisin hayati önemi bir kez daha vurgulandı. Meme kanserinin toplumun her kesiminden kadının karşısına çıktığını, her 8 kadından 1’inin ise hayatının bir döneminde meme kanseriyle mücadele ettiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi Genel Müdürü Dr. Özcan Akan, etkinliğin amacının topluma sağlıklı yaşam ve erken teşhis bilincini kazandırmak olduğunu belirterek şunları söyledi: "Meme kanseriyle mücadelede en güçlü silah erken tanıdır. Her yıl düzenli mamografi kontrolü, birçok kadının hayatını kurtarabilir. Günlük hayatın yoğun temposu içerisinde kadınlar, çoğu zaman kendi sağlıklarını ikinci plana atabiliyor. Oysa yalnızca birkaç dakika süren bir mamografi taraması, erken teşhis açısından büyük önem taşıyor. Zaman darlığı, ihmal veya korku nedeniyle ertelenen bu hayati adımı hatırlatmanın en etkili yolu, kadınların her gün temas ettiği toplu taşıma alanlarında dikkat çekici ve farkındalık oluşturan mesajlarla karşılarına çıkmaktır. Medicana, bu stratejiyle meme kanseri bilincini toplumun her kesimine ulaştırdı." Dr. Akan, ayrıca şehir halkına ve yerel yönetimlere teşekkür ederek, "Özellikle BURULAŞ yönetimi ve ekibine projemize gösterdikleri duyarlı yaklaşımlarından dolayı teşekkür ediyoruz. Kadın sağlığı konusunda farkındalık oluşturmak hepimizin ortak sorumluluğudur" dedi.