SAĞLIK
04 Nisan 2026 Cumartesi - 19:24 MSKÜ Tıp Fakültesi öğrencilerinden sokak hayvanları için sosyal sorumluluk projesi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Dönem 1 öğrencileri, sosyal sorumluluk projesi kapsamında toplum sağlığına ve hayvan refahına dikkat çeken bir etkinlik gerçekleştirdi. Dr. Öğretim Üyesi Fulden Cantaş Türkiş yürütücülüğünde düzenlenen etkinlik, Dünya Sokak Hayvanlarını Koruma Günü öncesinde Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında hastaneye başvuran vatandaşlara sokak hayvanlarının doğru beslenmesi, bakım süreçleri ve bu hayvanlardan bulaşabilecek hastalıklarla ilgili toplumda yaygın olan yanlış inanışlar hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler tarafından hazırlanan broşürler eşliğinde gerçekleştirilen bilgilendirme faaliyetleri, katılımcılar tarafından ilgiyle karşılandı. Ayrıca etkinlikte, vatandaşların sokak hayvanlarını destekleyebilmeleri amacıyla kuru mama dağıtımı da yapıldı. Etkinlik alanında kurulan standı, Başhekim Yardımcıları Doç. Dr. Ercan Saruhanlı ve Dr. Öğretim Üyesi Ahmet Demir ziyaret ederek öğrencilerden bilgi aldı ve yürütülen çalışmaları yerinde inceledi. Dr. Öğretim Üyesi Fulden Cantaş Türkiş, etkinliğin amacının yalnızca hayvan beslemeyi teşvik etmek değil, aynı zamanda bilinçli ve sağlıklı bir yaklaşım kazandırmak olduğunu vurgulayarak, toplumda doğru bilginin yaygınlaşmasının hem insan hem hayvan sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 16:31 Yalova’da "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" Yalova’da Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü tarafından "Emzirme Danışmanlığı ve Ulusal Değerlendirici Sağlık Personeli Eğitimi" düzenleniyor. Yalova’nın Termal ilçesindeki Termal Otel’de bir hafta sürecek eğitime 12 ilden 32 sağlık personeli katılıyor. Çocuk ve Ergen Sağlığı Daire Başkanlığı’nda Anne Sütünün Teşviki ve Bebek Dostu Sağlık Kuruluşları Programı Sorumlusu Hamide Uyar, eğitimle ilgili, "Şu anda ulusal değerlendirici eğitimimizi tamamlamaya çalışıyoruz. Amacımız bebeklerimizin annesi ile doğar doğmaz buluşmasını sağlamak. 32 katılımımız mevcut Türkiye’nin farklı illerinden. Buraya gelen sağlık personeli, Sağlık Bakanlığı’ndan bu eğitimi aldıktan sonra illerine vardıkları zaman bu 20 saatlik eğitimle kendi bulundukları illerde sağlık personelinin eğitimlerini yapacaklar. Daha sonra da kendi illerinde bulunan bebek dostu hastaneler, aile hekimlikleri, bebek dostu kurum ve kuruluşların değerlendirmelerinde rol oynayacaklar" dedi. Eğitime katılan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esin Aydın Aksoy, anne sütünün önemine değinerek, "Anne sütü bir bebeğin hayata en güçlü başlangıç şeklidir. Anne sütü sayesinde bebekleri enfeksiyondan koruyoruz, bağışıklıklarını güçlendiriyoruz, büyüme ve gelişmelerini sağlıyoruz. Anne ile bebek arasındaki bağımlı kuvveti bildiriyoruz. O yüzden aslında sadece bir beslenme şekli değil, aslında bir yaşam tarzı anne sütü. Anne sütü canlı yaşayan bir varlık aslında. Çünkü bebeğin ihtiyacına göre şekilleniyor. Erken doğmuş bir bebekten zamanında doğmuş bir bebeğe kadar her bebeğin ihtiyacını karşılayabiliyor. Bebeğin ihtiyaçlarına göre içeriği değişiyor" diye konuştu. Bebek Dostu Otel çalışması çerçevesinde ayrıca otel personeline de eğitim verildi.
Toros Devlet Hastanesi, sağlık okuryazarlığına önem veriyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 17:06 Toros Devlet Hastanesi, sağlık okuryazarlığına önem veriyor Mersin Toros Devlet Hastanesi, toplumda sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik yürüttüğü çalışmalarla dikkat çekiyor. Bu kapsamda, hastane bünyesinde hazırlanan ’Toroslar’dan Gelen Sağlık’ programının moderatörü ve Hemodiyaliz Ünitesi Sorumlu Hekimi Dr. Ruhsar Uçar’a, katkılarından dolayı Başhekim Op. Dr. Özgür Ozan Karak tarafından teşekkür belgesi takdim edildi. 2025 yılı Şubat ayında yayın hayatına başlayan ’Toroslar’dan Gelen Sağlık’ programı, bu hafta 25’inci bölümüyle izleyiciyle buluşuyor. Toros Devlet Hastanesi ve Nil RTV iş birliğiyle hazırlanan program, Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ve Mersin Valiliği’nin onayıyla yürütülüyor. Tamamen kamu yararı amacıyla, reklamsız ve maddi beklenti olmaksızın hazırlanan program, bu yönüyle Türkiye’de bir kamu hastanesi tarafından yürütülen önemli bir programı olma özelliği taşıyor. Programın temel amacı, toplumun sağlık okuryazarlığını artırarak erken teşhis ve tedavi bilincini güçlendirmek, kronik hastalıkların önüne geçmek, polikliniklerdeki yoğunluğu hafifletmek ve acil servislere gereksiz başvuruları azaltmak olarak öne çıkıyor. Ayrıca yanlış ve gereksiz ilaç kullanımı konusunda farkındalık oluşturmak, doğru bilinen sağlık yanlışlarını bilimsel verilerle düzeltmek de programın hedefleri arasında yer alıyor. Dr. Ruhsar Uçar’ın moderatörlüğünde yayınlanan programda, alanında uzman hekimler ve sağlık profesyonelleriyle birlikte her hafta farklı bir sağlık teması ele alınıyor. Bilgiyi sade, anlaşılır ve bilimsel bir dille sunan program, koruyucu sağlık hizmetlerinin önemine dikkat çekiyor. Dr. Uçar, "Sağlık sadece hastalığın yokluğu değil, bilinçli bir yaşamın bütünüdür" anlayışıyla, koruyucu sağlık kültürünü toplumun her kesimine ulaştırmayı amaçladıklarını ifade etti. Toros Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Özgür Ozan Karak ise toplumun sağlık bilincinin artmasının sağlık sisteminin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, programa verdikleri destek için Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici’ye teşekkür etti.
Aile Sağlığı Merkezleri’nde "Sigara Bırakma Polikliniği" dönemi başladı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 16:14 Aile Sağlığı Merkezleri’nde "Sigara Bırakma Polikliniği" dönemi başladı Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik değişikliğiyle birlikte Aile Sağlığı Merkezleri’nde ’Sigara Bırakma Polikliniği’ dönemi başladı. Uygulamanın ilk örneği ise Ankara’da hayata geçirildi. Sağlık Bakanlığı’nın yönetmelik değişikliğiyle birlikte birinci basamak sağlık kuruluşlarında yeni bir dönem başladı. Vatandaşlar için artık Aile Sağlığı Merkezleri’nde ’Sigara Bırakma Polikliniği’ hizmeti verilecek. Uygulamanın ilk örneği ise Ankara İlk Sağlık Müdürlüğü tarafından Sincan Abdurrahim Karakoç Eğitim Aile Sağlığı Merkezi’nde hayata geçirildi. Açılış konuşmalarıyla başlayan tören, tedavi amaçlı gelen ilk hastanın hekim ile görüşmesiyle sürdü. "400’e yakın ’Sigara Bırakma Poliklinik’ sayımızı şu an itibarıyla 850’ye çıkardık" Koruyucu sağlığın öncelikli hale gelmesiyle birlikte sigara konusunda heyecanlı adımlar atmaya başladıklarını belirten Demirkol, "Bu kapsamda 400’e yakın ’Sigara Bırakma Poliklinik’ sayımızı şu an itibarıyla 850’ye çıkardık. Bu yıl sonuna kadar da Türkiye’nin her noktasında poliklinik sayımızı bine çıkartmayı hedefliyoruz. Türkiye’de bin 300’e yakın gezici timimiz, yaklaşık 4 bine yakın personelimizle tüm kafelere, vatandaşlarımızın bir araya geldiği alanlara giderek tütünle mücadele konusunda kendilerine profesyonellerimiz tarafından bilgi veriliyor. Sadece ceza kesmeye gitmiyoruz. Aynı zamanda bu işle mücadeledeki sağlık okuryazarlığını artırmaya çalışıyoruz. Mobil Sigara Bırakma aracımız Türkiye’de şu an 225’e yaklaştı. Bir hekimimiz oluyor ve ortaya koyduğumuz kolaylıkla birlikte timlerimiz vatandaşlarımıza sigaranın sıkıntıları ve bırakmayla ilgili yaptığımız hizmetleri anlatırken artık polikliniğimize gelin demiyorlar. Sigara içen vatandaşlarımızın aslında zihnindeki bahaneleri ortadan kaldırıyor. Ankara’da ilk örneğini başlattığımız, tüm Türkiye’de uygulattığımız yaklaşık bin 500’e yakın kurumumuzda yerinde sigara bırakma hizmeti veriyoruz" diye konuştu. "Ankara’da toplamda 58 tane Sigara Bırakma Polikliniğimiz mevcut" Kurtcebe, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Ankara’da toplamda 460 tane Aile Sağlığı Merkezimiz, bin 900’ün üzerinde birimle ve aile hekimimizle hizmet vermekteyiz. Bunlardan da bir kısmı Eğitim Aile Sağlığı Merkezi şeklinde yapılanmış durumda. Bu merkezlerin farkı hem bir eğitim yuvası olması hem de vatandaşlarımıza aile sağlığı hizmetlerinin sunulmasıdır. Cumhurbaşkanımız önderliğinde, Bakanımız Memişoğlu’nun önderliğinde koruyan, geliştiren, üreten sağlık modeliyle birlikte sağlıklı Türkiye vizyonu kapsamında Bakanlığımızın yeni uygulamaları var. Bağımlılıkla mücadelede bizim önem verdiğimiz hususlardan biri. Bunu da ilk polikliniğimizi açarak gerçekleştiriyoruz. Ankara’da toplamda 58 tane Sigara Bırakma Polikliniğimiz mevcut. 13 tane de yerinde bırakma dediğimiz danışmanlık merkezlerimiz mevcut." "Tek bir kurummuş gibi halkımıza daha iyi bir hizmet götürmenin kaygısı içerisindeyiz" Belediye olarak güzel işlere vesile olmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Ercan, "Sincan çok hızlı büyüyen bir ilçe. Yıllık nüfus artışı 25 bin civarında. Ankara’nın en hızlı büyüyen bölgesi. Gündüz nüfusu 800-900 binlere ulaşan bir ilçe. Birlikte omuz omuza tek bir kurummuş gibi halkımıza daha iyi bir hizmet götürmenin derdi ve kaygısı içerisindeyiz. Burayı ilk açarken bu noktaya gelinceye kadar 40 bin kişinin hizmet almış olması, 6 bin 500 kayıtlı hasta rezervinin olması ve sayısız doktorların yetişmesi, Sigara Bırakma Polikliniği’nin açılıyor olması beni çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. Tören sonunda protokol üyeleri hekimlerle birlikte aile fotoğrafı çekildi. Açılış törenine Halk Sağlığı Genel Müdürü Muhammed Emin Demirkol, Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Sincan Belediye Başkanı Murat Ercan, davetliler ve vatandaşlar katıldı.
Nakilden önce ’Ölüme gidiyorsun’ diyenlere aldırmadı şimdi torunlarına bakıyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:16 Nakilden önce ’Ölüme gidiyorsun’ diyenlere aldırmadı şimdi torunlarına bakıyor Antalya’da 1994 yılında anne olduktan kısa süre sonra kalp yetmezliği tanısı alan Hamide Akman, 1998 yazında 24 yaşındaki bir donörden alınan kalbin nakledilmesiyle yeniden hayata tutundu. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin ilk kalp nakilli hastası olarak 28’inci yılına giren Akman, "Herkes dedi ki sen ölüme gidiyorsun İyi ki de nakil olmuşum. İyi ki de şansımı denemişim. 28 yıldır çok güzel bir hayat yaşıyorum" dedi. Prof. Dr. Ömer Bayezid ise "Organ bağışı bir hayat bağışıdır. Bilinen maddi değerlerle bedeli ölçülemez" ifadelerini kullandı. Hamide Akman, 1994 yılında kalp hastası olduğunu bilmeden hamile kaldı. Kızını dünyaya getirdikten kısa süre sonra halsizlik, bitkinlik ve kilo kaybı yaşamaya başladı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne başvuran Akman’a yapılan muayenelerin ardından kalp yetmezliği teşhisi konuldu. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Bayezid’in yönlendirmesiyle kalp nakli listesine alındı ve uygun donör beklemeye başladı. ‘İyi ki de nakil olmuşum’ Akman, 1998 yılının yazında, beyin ölümü gerçekleşen 24 yaşındaki bir kadından alınan kalbin Prof. Dr. Ömer Bayezid ve ekibi tarafından kendisine başarıyla nakledilmesiyle hayata tutundu. O günleri şöyle anlattı: "Ben 1994 yılında anne oldum. Anne olduğumda öğrendik bu kalp yetmezliğini. Uzun bir süre teşhis konamadı. Bayağı bir süreç yaşadık. Sonra Ömer Bayezid hocayla tanıştık. Hocam nakil teşhisi koydu. İki yılda onunla çalıştık. Ondan sonra nakil sırasına, listesine girdim. Çok kısa bir sürede nakil çıktı. Antalya’da ilk nakli ben oldum, hiç önümde olan yoktu. Herkes dedi ki sen ölüme gidiyorsun. Hani hiç olan var mı? Önünde hiçbir görebileceğin bir şey yok dediler. Dedim öyle de olsa böyle de olsa benim sonum ölüm. Çünkü son günlerimi yaşıyordum. Çok kötüydüm. 43 kiloyla ameliyata girdim ben. İyi ki de nakil olmuşum. İyi ki de şansımı denemişim. 28 yıldır çok güzel bir hayat yaşıyorum." Bir haftada gelen donör Akman, nakil sonrası değişimi ve ailesiyle geçen yılları şu sözlerle aktardı: "Nakil olduğumda çocuğum çok küçüktü, 4 yaşındaydı. Çocuğumu büyüttüm, okuttum, evlendirdim. Şimdi çocuklarına bakıyorum, torunlarıma bakıyorum. Tabii ki torunlarım benim moral kaynağım. Cuma günü nakil sırasına girdim. Ertesi hafta Cuma akşamına oradan nakil çıktı. Ailemin bile gönlü yoktu. Sen ölüme gidiyorsun dediler, hiç olan var mı önünde dediler. Dedim ben öyle de olsa, böyle de olsa sonum ölüm. Ben şansımı deneyeceğim dedim. Ve en büyük destekçim de eşimdir. Çok güzel hayatlar yaşadık. İyi ki de girmişim.Doktorlarım her zaman bana çok iyi moral verdi. Hocam dedi ki, "önce Allah, sonra biz kızım, İnşallah çok iyi olacaksın." Dediği gibi de çok iyi oldum. Hiçbir sıkıntı yaşamadık. Sürekli anjiyolarıma, biyopsilerime, tedavime her zaman dört dörtlük uydum. Ve çok şükür bugüne de geldim. Hiçbir sıkıntım yok. Normal bir insandan daha sağlıklıyım ben şu an da. Normal bir hayat sürüyorum. Sadece ilaçlarımı düzenli alıyorum, diyetime dikkat ediyorum. Sterilliğe dikkat ediyorum. Başka bir şey yok." ‘Organ bağışı bir hayat bağışıdır’ Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Prof. Dr. Ömer Bayezid, Akman’ın tıbbi öyküsünü ve organ bağışının önemini şöyle anlattı: "Hamide Peripartum kardiyomiyopati (PPKM), dediğimiz bir kalp yetmezliği hastası. O yıllarda hızla ilerleyen hastalık. Son dönem kalp yetmezliğine gelince Sağlık Bakanlığı’na, organ bekleme lisesine alındı. Kısa sürede uygun bir kalp çıktı kendisine. 24 yaşında bir genç kızın kalbi takıldı. Onunla sağlıklı, konforlu bir hayat sürdü. Yani uzun yaşamak kadar kaliteli de yaşayabiliyor bu hastalar, organ naklinin önemini anlatmak çok önemli. Çünkü organ naklinin önemini anlaşılınca bağışlanan organ sayısı da artacak." Prof. Dr. Ömer Bayezid, Hamide Akman’ın yalnızca başarılı bir operasyonun değil, Türkiye’de kalp nakli alanında toplumsal farkındalığın da sembolü olduğunu vurguladı. Bayezid, "Hamide, bekleyen hastalar için çok iyi bir örnek oldu. Ameliyat sonrası özellikle erken dönemde morali bozuk olan hastalarla kendi isteğiyle görüşür, onları rahatlatır. Bizim için bu ameliyat sadece tıbbi bir başarı değil, aynı zamanda umut hikayesidir" dedi. Kalp nakli için bin 540 kişi sırada bekliyor Türkiye’de bin 540 kişinin kalp nakli bekleme listesinde bulunduğunu belirten Bayezid, bunlardan 370’inin Akdeniz Üniversitesi bünyesinde takip edildiğini söyledi. Bayezid, "Kalp nakli bekleyen hastaların dörtte biri bizim listemizde. Organ bağışını bu nedenle özellikle vurgulamak gerekiyor. Çünkü organ bağışı bir hayat bağışıdır. Bilinen maddi değerlerle bedeli ölçülemez. Bir vericiden alınan organlar sayesinde 6-7 hasta yaşama, hatta görme şansına kavuşabiliyor" diye konuştu. ‘Toplumsal bilincin gelişmesi gerekiyor’ Organ bağışı konusunda kamuoyunda doğru bilgilendirme yapılmasının önemine değinen Prof. Bayezid, "Toplumda bir sosyal bilincin oluşması gerekiyor. Beyin ölümünün ne olduğunu bilmeliyiz. Çünkü beyin ölümü gerçekleşen bir hasta asla geri dönmez. Beyin sapı fonksiyonlarını yitirmiştir, solunumu ve refleksi yoktur" ifadelerini kullandı. Kalp naklinin diğer organ nakillerine kıyasla daha karmaşık bir süreç olduğunu hatırlatan Bayezid, "Organ bağışı yapılan kişilerin yalnızca dörtte birinde kalp kullanılabiliyor. Çünkü kalp, en hassas organdır; zedelenmemesi, resüsitasyon uygulanmamış olması gerekir. Bu yüzden diğer organlara göre daha az nakil yapılabiliyor" dedi. Türkiye’de modern kalp naklinin öncüsü Prof. Dr. Ömer Bayezid, Türkiye’de modern kalp nakli uygulamasının geçmişine de değinerek, "1988 yılında Cambridge’de Papworth Hastanesi’nde altı ay süreyle kalp nakli eğitimi aldım. Türkiye’de o dönemde Kemal Bayazıt ve Siyami Ersek tarafından iki nakil yapılmıştı ancak hastalar yoğun bakım sürecinde kaybedildi. Biz modern anlamda kalp transplantasyonunu Türkiye’ye getirdik. Cevat Yakut Hoca’yla birlikte ülkemizin ilk başarılı kalp naklini gerçekleştirdik. O hasta uzun yıllar yaşadı. Ancak şu anda en uzun yaşayan hastamız Antalya’da, Hamide Hanım" ifadelerini kullandı.
Ödemle baş etmenin etkili yolları
22 Ekim 2025 Çarşamba - 15:01 Ödemle baş etmenin etkili yolları Vücutta şişkinlik, ağırlık hissi ve rahatsızlık oluşturan ödemle doğru beslenme alışkanlıkları sayesinde baş etmek mümkün. Büyük Anadolu Samsun Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Dyt. Elanur Yılmaz Akay, ödemin nedenleri ve çözüm yolları hakkında önemli bilgiler paylaştı. Toplumda sık görülen ödem probleminin, vücut dokularında fazla sıvı birikmesi sonucu ortaya çıktığını belirten Dyt. Akay, "Genellikle ayak bilekleri, bacaklar, eller ve yüz gibi bölgelerde görülen ödem; ciltte gerginlik, şişlik, bastırıldığında çukurlaşma ve hareket kısıtlılığı ile kendini gösterir" dedi. Ödemi tetikleyen nedenler Beslenme alışkanlıklarının ödem oluşumunda kritik rol oynadığını vurgulayan Akay, "Aşırı tuzlu yiyecekler, turşular, hazır soslar, cips, paketli ve işlenmiş gıdalar, gazlı içecekler, fazla karbonhidrat, alkol ve kafein ödemi tetikleyen başlıca etmenlerdir. Ayrıca uzun süre ayakta kalmak, hareketsizlik ve bazı ilaçlar da ödeme neden olabilir" diye konuştu. Doğal ödem atıcılar Ödemle mücadelede en etkili yöntemin yeterli su tüketimi olduğunu ifade eden Dyt. Akay, şu besinlerin ödem atmada destek sağladığını belirtti: "Kabak: Lifli yapısıyla sindirimi kolaylaştırır ve ödemi azaltır. Maydanoz: Doğal idrar söktürücü etkiye sahiptir. Ananas: Bromelain enzimi sayesinde iltihap ve ödemle savaşır. Kiraz sapı çayı: Geleneksel olarak ödem atıcı olarak bilinir. Salatalık ve yeşil çay: Antioksidan özellikleriyle ödemi hafifletir." Yaşam tarzı değişiklikleri şart Karbonhidrattan uzak durmak, düzenli uyku ve hafif egzersizlerin de ödemin azalmasına katkı sağladığını belirten Akay, "Günlük su tüketimi birincil öneme sahip. Kabak, maydanoz, ananas gibi doğal ürünler ödemi azaltmada yardımcıdır. Bu basit ama etkili adımlarla ödemle baş etmek mümkündür" diyerek herkesi bilinçli beslenmeye davet etti.
Dünyada bir ilk: Pan-Hastalık Atlası
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:52 Dünyada bir ilk: Pan-Hastalık Atlası Bilim dünyasının en saygın ve etkili dergilerinden Science’ta yayımlanan uluslararası bir çalışma, tıp bilimine yeni bir yön kazandırarak insan sağlığını yalnızca hastalıklar üzerinden değil, moleküler bütünlük düzeyinde ele alıyor. Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hasan Türkez’in araştırmacı olarak yer aldığı bu çalışma, "A Human Pan-Disease Blood Atlas of the Circulating Proteome" başlığıyla yayımlanarak bilim dünyasında büyük yankı uyandırdı. Dünyada bir ilk: Pan-Hastalık Atlası Beş farklı ülkeden 46 kurumun katılımıyla yürütülen bu dev araştırma; İsveç’in Wellness, HDBA, BAMSE ve Uppsala-CAN kohortları ile İngiltere merkezli Pharma Proteomics Project kohortlarına ait veriler kullanılarak gerçekleştirildi. Prof. Dr. Hasan Türkez, araştırmaya ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: "Bu çalışma, bugüne kadar dağınık biçimde yürütülen biyobelirteç araştırmalarını tek bir çatı altında toplayarak ‘pan-hastalık atlası’ yaklaşımını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle, insan sağlığının moleküler düzeyde bütüncül biçimde anlaşılmasına yönelik dünya çapında bir ilk niteliği taşımaktadır. Atatürk Üniversitesi olarak, bu denli güçlü uluslararası iş birliklerinde ülkemizi temsil etmekten büyük bir gurur duyuyoruz." Atatürk Üniversitesi adresli yüksek etki değerli yeni çalışmalar yolda Science dergisinde elde edilen bu başarıyı, Atatürk Üniversitesi bünyesinde yürütülen yeni araştırmalar takip ediyor. Prof. Dr. Hasan Türkez, devam eden projelere ilişkin şu bilgileri paylaştı: "Tıp Fakültemizin farklı uzmanlık alanlarından öğretim üyelerimizin yer aldığı geniş bir araştırma ekibiyle, insan sağlığını moleküler düzeyde anlamaya yönelik kapsamlı kohort çalışmalarını tamamlamak üzereyiz. Bu çalışmalar; genom, transkriptom, proteom, metabolom ve metagenom gibi çok katmanlı biyolojik verilerin üretimini ve analizini kapsayacak. Yakın zamanda tamamlanacak bu dev projelerimiz, hem Türkiye’nin hem de insanlığın sağlık bilimlerindeki ilerlemesine katkı sunacak ve Atatürk Üniversitesi adresli, yüksek etki değerli dergilerde yayımlanacak özgün bilimsel makalelere dönüşecektir." Rektör Hacımüftüoğlu: "Atatürk Üniversitesi, küresel bilim ekosisteminde etkin bir güç" Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hacımüftüoğlu, bu önemli başarıya ilişkin yaptığı değerlendirmede: "Üniversitemizin, dünyanın önde gelen bilim kurumlarıyla aynı platformda yer alması, bilgi üretiminde ulaştığımız seviyeyi açıkça ortaya koymaktadır. Prof. Dr. Hasan Türkez hocamızın Science dergisindeki katkısı, Atatürk Üniversitesinin sadece ulusal değil, küresel bilim ekosisteminde de etkin bir aktör haline geldiğinin somut bir göstergesidir. Yakında tamamlanacak yeni moleküler tıp projeleriyle, Sağlıklı Türkiye Yüzyılı vizyonuna katkı sağlayacak öncü bilimsel çıktılar üretilecektir. Bu başarı, Atatürk Üniversitesi’nin sağlık bilimleri, biyoteknoloji ve bireysel tıp alanlarındaki uluslararası görünürlüğünü, iş birliği kapasitesini ve akademik liderliğini daha da güçlendirmiştir" ifadelerini kullandı.
Bursa surlarında ‘Meme kanseri’ farkındalığı
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:13 Bursa surlarında ‘Meme kanseri’ farkındalığı Bursa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, meme kanserinde erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla Cumhuriyet Caddesi’nde yürüyüş etkinliği düzenlendi. Yürüyüşün ardından şehrin merkezi noktalarından olan Tophane surlarına meme kanserinin simgesi olan dev ‘Pembe kurdele’ asıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından ülke genelinde yürütülen 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte Cumhuriyet Caddesi’nden Zafer Meydanı’na doğru yoğun katılımla gerçekleşen bir yürüyüş yapıldı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Bandosu’nun marşlarıyla eşlik ettiği yürüyüşe; İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. İrfan Oğuz, Kamu Hastaneleri Başkanı Dr. Melike Savaş, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluşları, kanser dernekleri ve öğrenciler katıldı. Vatandaşların yoğun ilgiyle takip ettiği etkinlikte, lise öğrencileri ellerinde tuttuğu meme kanserinin simgesi olan dev ‘pembe kurdele’ ile cadde boyunca yürüyüşe eşlik etti. Yürüyüşün ardından Zafer Meydanı’nda konuşan Bursa Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. İrfan Oğuz, meme kanseri konusunda toplumsal bir bilinç oluşturabilmek adına etkinliği düzenlediklerini söyledi. Meme kanserinin kadınlarda kanser türlerinin içerisinde ölüm nedenlerinde ilk sıralarda geldiğini hatırlatan Dr. Oğuz, ‘Bu çerçevede bizler de geçen sene sağlıklı hayat merkezlerimiz ve ikinci basamak kuruluşlarımızda 276 binden fazla kişiye kanser taraması yaptık. Bunların arasında meme kanseri, kolorektal ve rahim ağzı kanseri olmak üzere, 210 kişide kanser erken dönemde teşhis edildi. İşin sadece mali boyutunu düşünsek bile bir kanser hastasını erken dönemde yakalamak hem hasta, hem devletimiz için birçok mali yükten kurtulmak demektir. Bunun yanında kanser hastalığının sosyal ve psikolojik kısımları da fazlasıyla yıpratıcı olmaktadır" diye konuştu. ‘Erken teşhis hayat kurtarır’ Bursa’da 13 adet Sağlıklı Hayat Merkezi olduğunu hatırlatan Dr. Oğuz, ‘Bunların 10 tanesinde mamografi cihazımız var, mamografi cihazlarımız ileri teknoloji ürünü cihazlar. Kolorektal ve rahim ağzı kanserlerinin de bu merkezlerimizde taramaları yapılabilmektedir. Kanser taramaları için MHRS üzerinden, aile hekimlerinden ya da sağlıklı hayat merkezini direkt arayarak başvurular oluşturulmaktadır. Erken teşhisin hayat kurtaracağını bir kez daha hatırlatıyor, vatandaşlarımızı bu merkezlerimize bekliyoruz" dedi. Tophane surlarına ‘Pembe kurdele’ asıldı Konuşmaların ardından sağlık çalışanları ve öğrenciler, meme kanserinin simgesi olan dev ‘pembe kurdeleyi’ Bursa’nın birçok noktasından görülebilecek olan Tophane surlarına astılar. ‘Pembe Kurdele’nin toplumsal bilinç oluşturmak amacıyla ay sonuna kadar şehrin farklı noktalarında asılı kalacağı bilgisi verildi.
"İnfluenza nadiren şiddetli komplikasyonlara yol açabilir"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 12:00 "İnfluenza nadiren şiddetli komplikasyonlara yol açabilir" Çocuklarda influenza enfeksiyonunun son günlerde sık karşılaşıldığını belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pelin Aytaç Uras, "İnfluenza, sağlıklı çocuklarda genellikle kendi kendini sınırlayan komplikasyonsuz bir enfeksiyon olarak görülür, ancak nadiren de olsa ölüme dahi neden olabilen komplikasyonlara yol açabilir" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzman Dr. Pelin Aytaç Uras, "influenza" hakkında bilgilendirmelerde bulundu. "Kişiden kişiye damlacık yoluyla bulaşır" İnfluenza enfeksiyonunun etkeninin, influenza A, B ve C virüsleri olduğunu dile getiren Uzman Dr. Uras, "Kişiden kişiye damlacık yoluyla bulaşır ancak bulaşmada yüzeylerin rolü genellikle göz ardı edilmektedir. Kişi bol miktarda virüs barındıran masa, kapı kulpu, oyuncak gibi yüzeylere temas ettikten sonra temasta bulunan elini konjonktivaya veya ağız mukozasına değdirirse bulaş meydana gelebilir. Bu yol, özellikle çocukların enfekte olması açısından önemlidir. Kuluçka süresi 1-4 gündür, nadiren 7 güne kadar uzayabilir. Virüsün yayılması hastalığın başlamasından 24-48 saat sonra doruğa çıkar, sonra yavaş yavaş azalır. Küçük ve bağışıklığı baskılanmış çocuklarda bulaştırıcılık süresi daha da uzun olabilir" diye konuştu. "Halsizlik görülebilir" Belirtilerden bahseden Uzman Dr Uras, "İnfluenzanın klasik şekli ateş, baş ağrısı, miyalji ve halsizlikle başlar. Bu ilk belirtileri boğaz ağrısı, öksürük ve burun akıntısı izler. Yakınmalar, genellikle iki-beş gün içinde hafiflemeye başlar. Şiddetlenen veya yeni ortaya çıkan ateş gibi belirtiler ve bulgular, akut otitis media başta olmak üzere komplikasyon geliştiğinin bir habercisi olabilir. Virüsün yayılımı, genellikle hastalığın başlangıcından sonraki ilk 5 gün içinde olur; bu nedenle influenzayı doğrulayıcı tetkikler için alınacak örneğin bu süre içinde alınması gerekir. İnfluenza enfeksiyonu şüphesi veya tanısıyla hastaneye yatırılan, ağır, komplikasyonlu ya da ilerleyici yakınmaları ve bulguları olup, influenza şüphesi veya tanısı olan, influenza aşısı öyküsüne bakılmaksızın influenzayı ağır veya komplikasyonlu geçirme riski taşıyan çocuklara tercihen ilk 48 saat içinde antiviral tedavi başlanmalıdır" şeklinde konuştu. "Korunmanın en iyi yolu aşılanma" İnfluenzadan korunmanın en etkili yolunun her yıl aşılanmak olduğunu söyleyen Uzman Dr. Uras, "Her yıl aşılanma gereği olmasının nedeni, aşının sağladığı bağışıklığın bir sonraki yıl azalmasıdır. İnfluenza aşıları, her yıl bir sonraki influenza mevsiminde dolaşımda olacağı öngörülen virüs tiplerinden üçünü içerecek şekilde yeniden hazırlanır. İnfluenza tedavisinde semptomatik tedavi, bol sıvı alımı, dengeli beslenme önerilir. Antibiyotik tedavisinin yeri yoktur. Erken tanı ve tedavinin önemli olduğu bu hastalıkta dirençli ateş ve iştahsızlık olan çocuklarda çocuk hekiminiz ile iletişime geçmenizi öneririm" ifadelerini kullandı.
Güroymak’ta şap aşısı çalışmaları aralıksız sürüyor
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:57 Güroymak’ta şap aşısı çalışmaları aralıksız sürüyor Bitlis’in Güroymak İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, şap aşısı ve güncelleme çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Güroymak genelinde hayvancılıkla uğraşan üreticilerin refahını artırmak ve salgın hastalık riskini en aza indirmek amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen şap aşısı kampanyası hız kesmeden devam ediyor. Güroymak’ta da veteriner hekimler, köy köy gezerek hayvanların aşılanmasını titizlikle gerçekleştiriyor. Şap aşısı çalışmaları ile ilgili bilgi veren Güroymak Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Reşit Kardaş, şap hastalığı ile mücadele amacıyla 2025 sonbahar dönemi şap aşılama kampanyasının devam ettiğini söyledi. Kardaş, "Hayvancılığa ekonomik anlamda büyük kayıplar, hayvan verimlerinde düşüşlere sebep olan şap ve brusella hastalığıyla mücadelede aşılama çalışmaları büyük önem taşımaktadır. Ayrıca hayvan sevklerinde şap hastalığının yayılmasını önlemek amacıyla aşı şartı bulunmaktadır. Yeni doğan buzağı ve malaklarda destekleme alınabilmesi için aşılamanın eksiksiz yapılması gerekmektedir. Aşılama çalışmalarında işletme güncelleme çalışmaları da devam etmektedir. Daha önce satılmış ve işletmelerde bulunan hayvanların mutlaka silinerek işletmelerin güncel hale getirilmesi sağlanmalıdır" dedi.
"Erken tanı ve düzenli takip meme kanserinde iyileşme oranını artırıyor"
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:48 "Erken tanı ve düzenli takip meme kanserinde iyileşme oranını artırıyor" Meme kanseri sıklığının giderek arttığını ve kadınlar arasında en sık görülen kanser türü haline geldiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Meme kanseriyle savaşmanın en etkili yolu, hastalığı erken evrede yakalamaktır. Erken tanı ve düzenli takip, hem yaşam kalitesinin korunması hem de tedavide iyileşme oranı açısından büyük önem taşır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, meme kanserinde modern cerrahi yaklaşımlar hakkında açıklamalarda bulundu. Geçmişte meme kanseri tanısı konan birçok hastaya, memenin tamamen alınması yani mastektomi önerildiğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Günümüzde hem tanı hem de cerrahi planlama teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde artık bu zorunluluk ortadan kalktı. Meme koruyucu cerrahi ile sadece tümörlü bölge ve çevresindeki sınırlı miktarda doku çıkarılır, geri kalan meme dokusu korunur. Böylece hem estetik görünüm korunur hem de hastalık kontrol altına alınır. Ameliyat sonrası radyoterapi ile tedavide iyileşme oranı artırılabilir" diye konuştu. "Sentinel lenf nodu biyopsisi gereksiz doku kaybını önler" Meme koruyucu cerrahinin en önemli tamamlayıcılarından birinin sentinel (Bekçi) lenf nodu biyopsisi olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu yöntemle koltuk altındaki lenf bezlerinden yalnızca ilk tutulan ’bekçi’ lenf nodları özel boyama ve tekniklerle bulunur ve incelenir. Eğer kanser hücresi teşhis edilmezse diğer lenf bezlerinin alınmasına gerek kalmaz. Böylece gereksiz doku tespiti ve kolda şişlik (lenfödem) gibi komplikasyonlar büyük oranda önlenir" şeklinde konuştu. "Onko-plastik cerrahi uygulanabilir" Cerrahideki bir diğer önemli yeniliğin onko-plastik cerrahi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arıcı, "Bu yöntem, kanser cerrahisi ile estetik cerrahinin prensiplerini birleştirir. Cerrah, tümörü çıkarırken aynı seansta memeyi yeniden şekillendirir. Böylece hastanın hem sağlığı korunur hem de estetik kaygısı minimuma indirilir" dedi. Arıcı, onko-plastik cerrahinin faydalarını şu şekilde sıraladı: "Memenin görünümünde bozulma en aza iner, psikolojik iyileşmeyi destekler, hastanın yaşam kalitesini artırır." "Tüm memenin alınması gereken durumlarda bile yeniden yapım mümkün" Bazı durumlarda tüm memenin alınmasının gerekebileceğini belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu durumda bile artık kadınlar memelerini kaybetmek zorunda değil. Meme rekonstrüksiyonu (yeniden yapımı) işlemi, aynı seansta veya daha sonra gerçekleştirilebilir. Bu işlemde silikon protezler veya hastanın kendi dokusu kullanılarak doğal bir meme görünümü oluşturulur. Amaç, hastalığı tamamen ortadan kaldırırken estetik bütünlüğü korumaktır" açıklamasında bulundu. "Yüksek riskli kadınlarda koruyucu cerrahiyle risk yüzde 90’a kadar azaltılabilir" Ailesinde genç yaşta meme kanseri görülen veya BRCA1-2 gen mutasyonu taşıyan yüksek riskli kadınlarda, henüz kanser gelişmeden profilaktik (koruyucu) mastektomi yapılabileceğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Bu cerrahi ile meme kanseri gelişme riski yüzde 90’a kadar azaltılabilir. Ancak bu karar mutlaka genetik danışmanlık ve uzman hekim değerlendirmesi sonrasında verilmelidir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarır" Meme kanserinin erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Yeni cerrahi yöntemler sayesinde artık kadınlar sağlığına kavuşurken beden bütünlüğünü de koruyabiliyor. Kendi kendinize muayeneyi ihmal etmeyin, düzenli kontrollerinizi yaptırın. Unutmayın: Erken teşhis hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.
Manisa’nın mobil mamografi aracı Türkiye birincisi oldu
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:31 Manisa’nın mobil mamografi aracı Türkiye birincisi oldu Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürütülen çalışmalar Manisa’da büyük bir başarıya dönüştü. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait mobil mamografi aracı, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla meme kanseri taraması yapan araç olarak birinciliğe ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2,3 milyon, Türkiye’de ise 27 bin kadın meme kanseri tanısı alırken, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü programlar çerçevesinde 40-69 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz mamografi taramaları yapılarak erken teşhis için önemli bir çalışmaya imza atılıyor. Manisa’da bu hizmet, KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Mobil Kanser Tarama Aracı aracılığıyla geniş bir kesime ulaştırılıyor. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesine kazandırılan ve 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen özel bir törenle hizmete giren mobil mamografi aracı, ülke genlinde ekim ayında en fazla tarama yapan mobil araç olarak birincilik elde etti. Ekim ayı değerlendirmelerinde konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Manisa’nın toplamda yüzde 57 mamografi tarama oranına ulaştığını belirterek, "Mobil mamografi aracımız, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla tarama yapan araç oldu. Ayrıca ülke genelindeki tüm tarama merkezlerinden daha fazla sayıda tarama gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı" dedi. Başarının sadece sağlık çalışanlarının gayretiyle değil, Manisalı kadınların duyarlılığı sayesinde elde edildiğini vurgulayan Zeren, "Kanserle mücadele ekip işidir. Biz taramaları yaygınlaştırmak için çalışıyoruz, ancak vatandaşlarımızın kendi sağlıkları konusunda bilinçli davranması bu başarının en önemli parçası" ifadelerini kullandı. Zeren, meme kanseri dışında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramalarının da ücretsiz olarak sürdüğünü hatırlatarak, tüm vatandaşları düzenli tarama yaptırmaya davet etti.