Son Dakika
|
Antalya’da feci kaza: 3 kişi hayatını kaybetti
Trump: "İran’ın cehennemi yaşamasına 48 saat kaldı"
ABD'de ortalama benzin fiyatı 2022'den bu yana ilk kez 4 doların üzerinde
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, İstanbul’da
Kamyon dehşet saçtı: Yaşlı adam feci şekilde can verdi
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Van’da sabah saatlerinde 5.2'lik korkutan deprem!
Trump: "(İran’da düşürülen ABD savaş uçağı) Bu bir savaş, savaş halindeyiz"
Bakan Fidan’dan diplomasi trafiği
Mardin’de kaybolan yaşlı kadın ölü bulundu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
A Genocide Survivor Searching the Ruins of Sabra in Gaza
Antalya’da feci kaza: 3 kişi hayatını kaybetti
Trump’tan İran’a saldırı açıklaması: "Birçok askeri lider ortadan kaldırıldı"
Arakçi: "İsrail saldırıları bölgeyi radyoaktif kirlenme tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor"
Bakan Fidan, Suriyeli mevkidaşı Şeybani ile telefonda görüştü
Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, Fener Rum Patriği Bartholomeos ile görüştü
Portakal Çiçeği Karnavalı’nda renkli kortej
Kadınlar basketbolda şampiyon Fenerbahçe
SAĞLIK
Bahar aylarında bu hastalıklar peşinizi bırakmayabilir
05 Nisan 2026 Pazar - 09:56:01
Mevsim geçişlerinde yaşanan ısı değişimleri, birçok hastalık gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarına da zemin hazırladığını belirten uzmanlar, bazı konularda uyarılarda bulundu. Üst solunum yolları enfeksiyonları, doktora başvurmanın önde gelen sebepleri arasında yer aldığını ifade eden uzmanlar, zayıflayan bağışıklık sistemiyle birlikte vücut direncinin düşmesi, bu dönemlerde üst solunum yolu enfeksiyonlarında artış yaşanmasına sebep olduğunu söyledi. Üst solunum yolu enfeksiyonları, dünyada en çok görülen ve en fazla iş gücü kaybına neden olan hastalıkların başında geldiğini belirten Medicana Bursa Hastanesi KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, "Üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olan faktörler virüslerdir. Virüslerin zayıf düşürdüğü bireylerde diğer bakteriyel enfeksiyonlar da görülebilir. En çok bilinen üst solunum yolu enfeksiyonları nezle ve grip olmakla birlikte, bu hastalıklar sinüzit, tonsillit (bademcik iltihabı), orta kulak iltihabı ve larenjite neden olabilir" dedi. Üst solunum yolu enfeksiyonuna yatkınlığı artıran faktörleri anlatan Op. Dr. İdil Öztürk, "Alerjik bünyeye sahip olma, burun kemiği eğriliği veya konka büyüklüğü gibi anatomik sorunlar nedeniyle ağızdan nefes alıp verme, sigara içme, düzensiz beslenme gibi faktörler riski artırabilir. Bu hastalıklar daha çok mevsim geçişlerinde ve kalabalık ortamlarda sık görülür. Damlacık enfeksiyonu biçiminde ortaya çıkar, yani yakın mesafeden konuşma, öpme, öksürme sonucunda bulaşırlar. Bulunulan ortamda havalandırmanın yetersiz olması da bulaşmalarını kolaylaştırır. Virüs, bulaşı olan yüzeylere temas sonrası ellerin yıkanmaması ile de bulaşır. Gereksiz antibiyotik kullanımını önlemek amacıyla üst solunum yolu enfeksiyonlarının tanısında viral hastalık farklarının bulunması gerekir" diye konuştu. Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. İdil Öztürk, erişkinlerde sıkça görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını şöyle sıraladı: "Nezle birden çok virüsün yol açtığı, kişiden kişiye bulaşan, üst solunum yollarını tutan hafif seyirli bir hastalıktır. Üşütme, soğuk algınlığı olarak da bilinir. Soğuk mevsimlerde daha sıktır. Sigara içenlerde daha sık görülmez fakat ağır seyreder. Bir insan, ömrü boyunca yaklaşık olarak 300 defa nezle olur. 5 yaşın altındaki çocuklar yılda ortalama 8-10 kez üst solunum yolu enfeksiyonu geçirir. Klinik belirtiler genellikle hafiftir. Hafif ateş, burun akıntısı, hapşurma bazen öksürük, en sık rastlanan belirtilerdir. Özel bir tedavisi yoktur. Komplikasyon gelişmezse hastalık kendini sınırlar ve ortalama bir hafta sürer. Antibiyotik kullanımı gereksizdir. Burunu açmak için okyanus suyu içeren spreyler, bazen ateş düşürücü-ağrı kesiciler, destekleyici tedavi olarak uygulanır. Hastayı izleyen doktor ikincil bakteri enfeksiyonu eklendiğini görürse antibiyotik başlayabilir." İnfluenza virüslerinin yol açtığı üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk, "Virüsün 3 tipi vardır. Tip A insanlar, domuzlar ve kümes hayvanlarında, Tip B sadece insanlarda hastalık yapar. Tip C ise insanlarda çok hafif belirtilere yol açar. Sıklıkla ani başlayan yüksek ateş, öksürük, boğaz ağrısı, baş ve kas ağrıları, bitkinlik, burun akıntısı veya tıkanıklığı ile kendini gösterir. Ateş genellikle 5 gün ya da 1 hafta sürer. Tanıda grip benzeri hastalık belirtileri olan ve bu şikâyetlerden herhangi biri ile başvuran olgulardan boğaz, burun ya da geniz sürüntüsü alınarak yapılan hızlı tarama testleri kullanılabilir. Tedavide dinlenme çok önemlidir. Ateş düşürücüler, bol sıvı tüketimi ve iyi beslenme önemlidir. Viral bir hastalık olduğu için antibiyotik verilmez ancak orta kulak iltihabı, sinüzit, zatürre gibi ikincil enfeksiyon, komplikasyon olarak eklenmiş ise antibiyotik kullanılır. Tedavi için bazı antiviral ilaçlar kullanılabilir ancak etki için tedaviye hızlı başlanması gerekir ve hastalığın seyrini ancak 1-2 gün kısaltır. Bu yüzden ilaç kullanımı daha ciddi enfeksiyonlar açısından risk taşıyan çocuklar veya hastaneye yatırılması gereken vakalar için önerilmektedir. Grip, bazı insanlar için daha tehlikelidir. Bebekler ve küçük çocuklar, 65 yaş ve üzerinde olanlar, gebeler, bazı hastalıklara sahip kişiler ve bağışıklık sistemi zayıflamış olanlar en yüksek risk altındadır. Gripten korunmanın en etkin yolu, grip aşısıdır. Dünya Sağlık Örgütü 6 aydan büyük tüm çocuklar ve erişkinlere her yıl aşı uygulanmasını önermektedir. İki tip aşı mevcuttur. İlki 6 aylıktan büyük herkese uygulanabilen ölü virüs içeren aşıdır. İkincisi burun spreyi olarak uygulanan canlı zayıflatılmış grip aşısıdır, bu aşı 5-49 yaş arası sağlıklı, ek kronik hastalığı bulunmayan bireylere uygulanmak üzere onay almıştır. 6 ay- 9 yaş arası küçük çocuklarda yüksek düzeyde yeterli cevap oluşması için, aşının bir ay ara ile iki doz yapılması önerilmektedir. Çocuklarda ve yüksek risk grubunda özelikle aşı uygulanması önerilmektedir" diye konuştu. AkutFarenjit ve tonsilit, yutak ve bademciklerin ani başlayan enfeksiyonu olduğunu belirten Öztürk şöyle devam etti; "Virüs veya bakteriyel kaynaklı olabileceği için etkene göre tedavi metodu değişiklik gösterir. Belirtileri yüksek ateş, boğaz ağrısı-yutkunma zorluğu, halsizlik-kırgınlık, baş-eklem-kas ağrıları, öksürük ve bazen de boyunda lenf bezlerinin şişmesidir. Bronşit ve zatürre önemli komplikasyonlardandır. Bakteriyel sebeplerle oluşan farenjitte hastalık daha ağır seyreder. Yapılan fizik muayene ve laboratuvar incelemeleri ( boğazdan alınan örnek ile hızlı antijen tarama testi) sonucu etkenin bakteri olduğu düşünülürse uygun antibiyotik tedavisi başlanmalıdır. Orta kulak iltihabı ise çocuklarda orta kulak enfeksiyonu daha sık görülür. Sıklıkla nezle, grip gibi enfeksiyonları takiben gelişen ikincil bakteriyel enfeksiyon şeklindedir. En sık 6-18 ay asındaki çocukları etkiler. 6 yaşından sonra hastalık sıklığında bariz azalma görülür. Çocukta huzursuzluk, sık ağlama ve kulaklarını tutma gibi belirtiler olur. Genellikle bakteriyeldir ve doktor kontrolünde antibiyotik tedavisi gerekebilir. Akut sinüzit, yüz kemiklerinin içerisinde sinüs adı verilen hava boşluklarının iltihabına sinüzit adı verilir. Yine sıklıkla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Vira enfeksiyonlardan sonra 7-10 günde tam iyileşme beklenirken genellikle burun doluluğu ve öksürük artışı olur. Büyük çocuklar ve erişkinlerde baş ve yüz ağrıları görülebilir. Antibiyotik tedavisi gerekebilir. Op. Dr. İdil Öztürk, söz konusu bu üst solunum yolu enfeksiyonlarından korunmak için hijyene ve el yıkamaya özen gösterilmesi, kalabalık ortamlardan uzak durulması, kalabalık ortamların sık sık havalandırılması, hasta kişilere mümkünse maske taktırılması ve fazla yaklaştırılmaması, yaşa uygun ve dengeli beslenilmesi, mevsime uygun giyinilmesi gerekir."
05 Nisan 2026 Pazar - 09:42
Polenler bahar aylarında alerjik şikayetleri arttırıyor
Bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğine değinen Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Doğukan Aydenizöz, bahar aylarında artan alerjik rinit şikayetleri ve alınabilecek önlemler hakkında açıklamalarda bulundu. Bahar aylarının gelmesiyle birlikte doğanın canlanmasının birçok kişi için keyifli bir dönem olduğunu dile getiren Op. Dr. Aydenizöz, "Ancak alerjik rinit hastaları için bu dönem tam tersi bir tablo oluşturabilir. Antalya gibi bitki çeşitliliği ve polen yoğunluğu yüksek bölgelerde, alerjik rinit şikayetleri Türkiye ortalamasının çok üzerinde görülebilir. Alerjik rinit, burun akıntısı, tıkanıklık, gözlerde yaşarma, hapşırma ve kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösterir ve günlük yaşamı ciddi şekilde etkileyebilir" diye konuştu. Alerjik rinit neden artıyor Op. Dr. Aydenizöz, bahar aylarında özellikle ağaç, çiçek ve çimen polenlerinin havaya karışmasının duyarlı kişilerde bağışıklık sistemini harekete geçirdiğini ifade ederek, "Bağışıklık sistemi bu polenleri zararlı algılayıp tepki verdiğinde, burun mukozalarında inflamasyon oluşur ve hapşırma, akıntı, kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkar. Bu süreçte gözlerde sulanma, kızarma ve hatta yorgunluk ile uyku kalitesinde bozulma gibi ek problemler de görülebilir" dedi. "Uzman hekime danışılması gereken durumlar" Aydenizöz, alerjik rinit şikayetlerinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek, "Şikâyetler iş yaşamını, okul başarısını veya günlük konsantrasyonu etkiliyorsa, uyku düzenini bozuyorsa, sık sinüzit veya kulak problemleri gelişiyorsa ya da mevcut ilaçlarla rahatlama sağlanamıyorsa mutlaka doktora başvurulmalıdır" dedi. "Tedavi ve hekim kontrolü" Alerjik rinit tedavisinde antihistaminikler, burun spreyleri ve bazı durumlarda immünoterapi (aşı tedavisi) kullanılabildiğini ifade eden Op. Dr. Aydenizöz, "Tedavi planı mutlaka uzman hekimler tarafından kişiye özel olarak hazırlanmalıdır. Her hastanın şikayetleri ve hassasiyeti farklıdır. Özellikle şikayetler uzun sürüyorsa veya günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek almak önemlidir" şeklinde konuştu. "Günlük yaşamda alınabilecek önlemler" Op. Dr. Aydenizöz, alerjik rinitin kontrolünde günlük önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayarak şunları söyledi: "Kapalı alanlarda koku kontrolü: Ofis veya ev gibi kapalı ortamlarda parfüm, deodorant, oda spreyi, tütsü, sigara ve dumanlı ürünlerden uzak durulmalıdır. Kokuları sınırlamak: Evde parfüm ve deodorantları duş bölgesinde kullanıp kapıyı kapatmak, saç spreyi ve yoğun kokuları sınırlamak rahatlama sağlar. Çok ihmal edilen bir diğer konu da sigara içmek veya kapalı ortamlarda dumanına maruz kalmak da yine alerjik rinit ile beraber burun etlerinde şişmelere neden olup belirtileri daha da artıracaktır. Bunların birlikteliği erişkin ve çocuk fark etmeksizin tüm yaş gruplarında fazlaca görülmekle beraber, çocuklarda daha bariz olmak üzere geniz eti büyümesi, ağız açık uyuma ve horlama ile dolaylı olarak sık kulak iltihaplanmalarına sebep olup operasyonlara kadar giden sürece katkıda bulunabilmektedir. Polen yoğunluğu dönemlerinde dikkat: Özellikle polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde mümkünse dışarı çıkılmamalıdır. Temizlik önlemleri: Dışarıdan geldikten sonra kıyafet değiştirilmesi ve duş alınması önerilir. Evde cam ve klima kullanımı: Evde camları özellikle rüzgârlı havalarda kapalı tutmak, polen filtreli klima veya hava temizleyici kullanmak faydalıdır. Çamaşırların kurutulması: Çamaşırları dış ortamda kurutmamak, polenlerin giysilere yapışmasını önler." Alerjik rinitin, doğru önlemler ve uygun tedavi ile kontrol altında tutulabileceğine dikkat çeken Op. Dr. Aydenizöz, "Bahar aylarını daha konforlu geçirmek için belirtileri hafife almamak ve gerekirse sağlık kuruluşlarına başvurmak son derece önemlidir. Unutulmamalıdır ki, şikayetlerin göz ardı edilmesi hem yaşam kalitesini düşürür hem de uzun vadede komplikasyon riskini artırabilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 23:40
Galata Kulesi’ne "Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır" mesajı yansıtıldı
"Ulusal Kanser Haftası" kapsamında farkındalık oluşturmak amacıyla Galata Kulesi’ne "Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır" mesajı yansıtıldı. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü tarafından "Ulusal Kanser Haftası" kapsamında Galata Kulesi’ne "Kanserde Erken Teşhis Hayat Kurtarır" mesajı yansıtıldı. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü ise mor ışıklar yakıldı. Konuya ilişkin, İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü, sosyal resmi sosyal medya hesabından yayınladığı mesajda, "Ücretsiz kanser tarama hizmetlerimizden yararlanmak için; Aile Sağlığı Merkezlerimize, Sağlıklı Hayat Merkezlerimize, KETEM’lerimize başvurabilirsiniz" ifadelerine yer verildi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 21:12
Çanakkale’de 54 günlük bebek uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 54 günlük bebek, uçak ambulansla Ankara’ya sevk edildi. Çanakkale’de doğumundan itibaren Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi yenidoğan yoğun bakım ünitesinde tedavi gören 54 günlük kız bebeğin tedavisinin tedavimi için Ankara’ya sevkine karar verildi. Yapılan takip, tetkiklerin ve tedavilerinin ardından, bebeğin tedavisi için gerekli sağlık merkezi belirlendi. Hava nakil planlaması yapıldı. 54 günlük kız bebeğin ileri tetkik ve tedavi amacıyla Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinesinde, Sağlık Bakanlığı Uçak ambulansıyla gerekli tüm tedbirler alınarak, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevki sağlandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
01 Nisan 2026 Çarşamba- 11:57
Tıbbın gücü kadar moralin de iyileştirici bir yönü var
2
04 Nisan 2026 Cumartesi- 11:04
Hisarcık’ta kan bağışı kampanyasına velilerden yoğun destek
3
04 Nisan 2026 Cumartesi- 09:50
Kanserle mücadeleye yeni vakıf: Önleme, erken tanı ve bilimsel araştırma hedefleniyor
4
04 Nisan 2026 Cumartesi- 12:01
Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"
5
03 Nisan 2026 Cuma- 14:00
Gördes Huzurevi’nde hem sağlık taraması hem moral etkinliği
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:48
"Erken tanı ve düzenli takip meme kanserinde iyileşme oranını artırıyor"
Meme kanseri sıklığının giderek arttığını ve kadınlar arasında en sık görülen kanser türü haline geldiğini belirten Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Meme kanseriyle savaşmanın en etkili yolu, hastalığı erken evrede yakalamaktır. Erken tanı ve düzenli takip, hem yaşam kalitesinin korunması hem de tedavide iyileşme oranı açısından büyük önem taşır" dedi. VM Medical Park Bursa Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Sinan Arıcı, meme kanserinde modern cerrahi yaklaşımlar hakkında açıklamalarda bulundu. Geçmişte meme kanseri tanısı konan birçok hastaya, memenin tamamen alınması yani mastektomi önerildiğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Günümüzde hem tanı hem de cerrahi planlama teknolojilerindeki gelişmeler sayesinde artık bu zorunluluk ortadan kalktı. Meme koruyucu cerrahi ile sadece tümörlü bölge ve çevresindeki sınırlı miktarda doku çıkarılır, geri kalan meme dokusu korunur. Böylece hem estetik görünüm korunur hem de hastalık kontrol altına alınır. Ameliyat sonrası radyoterapi ile tedavide iyileşme oranı artırılabilir" diye konuştu. "Sentinel lenf nodu biyopsisi gereksiz doku kaybını önler" Meme koruyucu cerrahinin en önemli tamamlayıcılarından birinin sentinel (Bekçi) lenf nodu biyopsisi olduğunu belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu yöntemle koltuk altındaki lenf bezlerinden yalnızca ilk tutulan ’bekçi’ lenf nodları özel boyama ve tekniklerle bulunur ve incelenir. Eğer kanser hücresi teşhis edilmezse diğer lenf bezlerinin alınmasına gerek kalmaz. Böylece gereksiz doku tespiti ve kolda şişlik (lenfödem) gibi komplikasyonlar büyük oranda önlenir" şeklinde konuştu. "Onko-plastik cerrahi uygulanabilir" Cerrahideki bir diğer önemli yeniliğin onko-plastik cerrahi olduğunu ifade eden Doç. Dr. Arıcı, "Bu yöntem, kanser cerrahisi ile estetik cerrahinin prensiplerini birleştirir. Cerrah, tümörü çıkarırken aynı seansta memeyi yeniden şekillendirir. Böylece hastanın hem sağlığı korunur hem de estetik kaygısı minimuma indirilir" dedi. Arıcı, onko-plastik cerrahinin faydalarını şu şekilde sıraladı: "Memenin görünümünde bozulma en aza iner, psikolojik iyileşmeyi destekler, hastanın yaşam kalitesini artırır." "Tüm memenin alınması gereken durumlarda bile yeniden yapım mümkün" Bazı durumlarda tüm memenin alınmasının gerekebileceğini belirten Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Bu durumda bile artık kadınlar memelerini kaybetmek zorunda değil. Meme rekonstrüksiyonu (yeniden yapımı) işlemi, aynı seansta veya daha sonra gerçekleştirilebilir. Bu işlemde silikon protezler veya hastanın kendi dokusu kullanılarak doğal bir meme görünümü oluşturulur. Amaç, hastalığı tamamen ortadan kaldırırken estetik bütünlüğü korumaktır" açıklamasında bulundu. "Yüksek riskli kadınlarda koruyucu cerrahiyle risk yüzde 90’a kadar azaltılabilir" Ailesinde genç yaşta meme kanseri görülen veya BRCA1-2 gen mutasyonu taşıyan yüksek riskli kadınlarda, henüz kanser gelişmeden profilaktik (koruyucu) mastektomi yapılabileceğini hatırlatan Doç. Dr. Arıcı, "Bu cerrahi ile meme kanseri gelişme riski yüzde 90’a kadar azaltılabilir. Ancak bu karar mutlaka genetik danışmanlık ve uzman hekim değerlendirmesi sonrasında verilmelidir" dedi. "Erken tanı hayat kurtarır" Meme kanserinin erken tanı ile tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Sinan Arıcı, "Yeni cerrahi yöntemler sayesinde artık kadınlar sağlığına kavuşurken beden bütünlüğünü de koruyabiliyor. Kendi kendinize muayeneyi ihmal etmeyin, düzenli kontrollerinizi yaptırın. Unutmayın: Erken teşhis hayat kurtarır" diyerek sözlerini tamamladı.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 11:31
Manisa’nın mobil mamografi aracı Türkiye birincisi oldu
Ekim ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürütülen çalışmalar Manisa’da büyük bir başarıya dönüştü. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait mobil mamografi aracı, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla meme kanseri taraması yapan araç olarak birinciliğe ulaştı. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünyada yaklaşık 2,3 milyon, Türkiye’de ise 27 bin kadın meme kanseri tanısı alırken, Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü programlar çerçevesinde 40-69 yaş aralığındaki kadınlara ücretsiz mamografi taramaları yapılarak erken teşhis için önemli bir çalışmaya imza atılıyor. Manisa’da bu hizmet, KETEM, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri ve Mobil Kanser Tarama Aracı aracılığıyla geniş bir kesime ulaştırılıyor. Manisa İl Sağlık Müdürlüğü bünyesine kazandırılan ve 3-9 Eylül Halk Sağlığı Haftası kapsamında düzenlenen özel bir törenle hizmete giren mobil mamografi aracı, ülke genlinde ekim ayında en fazla tarama yapan mobil araç olarak birincilik elde etti. Ekim ayı değerlendirmelerinde konuşan Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren, Manisa’nın toplamda yüzde 57 mamografi tarama oranına ulaştığını belirterek, "Mobil mamografi aracımız, ekim ayında Türkiye genelinde en fazla tarama yapan araç oldu. Ayrıca ülke genelindeki tüm tarama merkezlerinden daha fazla sayıda tarama gerçekleştirerek önemli bir başarıya imza attı" dedi. Başarının sadece sağlık çalışanlarının gayretiyle değil, Manisalı kadınların duyarlılığı sayesinde elde edildiğini vurgulayan Zeren, "Kanserle mücadele ekip işidir. Biz taramaları yaygınlaştırmak için çalışıyoruz, ancak vatandaşlarımızın kendi sağlıkları konusunda bilinçli davranması bu başarının en önemli parçası" ifadelerini kullandı. Zeren, meme kanseri dışında rahim ağzı (serviks) ve kolorektal kanser taramalarının da ücretsiz olarak sürdüğünü hatırlatarak, tüm vatandaşları düzenli tarama yaptırmaya davet etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:55
BUFSAD Osman Önder Kupası ödülleri Nilüfer’de sahiplerini buldu
Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi, BUFSAD Osman Önder Kupası 2025 Ödül Töreni ve Sergisi’ne ev sahipliği yaptı. Bu yıl ikincisi kez düzenlenen yarışmada 124 katılımcı arasından dereceye giren fotoğrafçılar ödüllerini aldı. Bursa’nın yetiştirdiği önemli fotoğraf ustalarından Osman Önder’in anısına düzenlenen BUFSAD Osman Önder Kupası 2025 Ödül Töreni ve Sergisi, Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirildi. Törende dereceye giren çalışmalar sergilenirken, katılımcılar ödüllerini aldı. Bursa Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Derneği (BUFSAD) tarafından Bursa’da pek çok fotoğrafçının yetişmesine katkı koyan Osman Önder’in anısını yaşatmak ve yenilikçi fotoğraf çalışmalarını teşvik etmek amacıyla ikinci kez düzenlenen yarışmaya büyük ilgi gösterildi. Yarışmaya 124 katılımcı, kendi içerisinde konu bütünlüğü olan 8’er fotoğraftan oluşan çalışmalarını gönderdi. Uzman jüriler tarafından titizlikle değerlendirilen eserler arasından 30 çalışma birinci turu geçmeyi başardı. İkinci tur değerlendirmelerinin ardından ise 5 çalışma dereceye girmeye hak kazandı. Törende BUFSAD Yönetim Kurulu adına konuşan Savaş Şener, etkinliğin bir kupa ve serginin ötesinde bir vefa toplantısı olduğunu vurguladı. Osman Önder’in hayatını fotoğrafla geçirmiş bir sanatçı olduğunu belirten Şener, "Bir sanatçıyı anmak, onun bıraktığı izleri takip ederek olur. Onu en kıymetli anma şekli budur. Bu yarışmaya başlatan, katılan tüm arkadaşlarımıza ve jüri üyelerimize teşekkür ediyorum" dedi. BUFSAD üyesi Hakan Aydın, Osman Önder’in insanları bir araya getirmesiyle tanınan bir fotoğrafçı olduğunu hatırlatarak, "O, rahmetli olmasına rağmen hala dostları bir araya getiriyor. Onun anısını bu fotoğraflar ve yarışmayla yaşatmak istedik. Bu organizasyonu gerçekleştirdiği için BUFSAD’a teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. BUFSAD üyesi Aylin Kırgözoğlu ise Osman Önder’in isminin bu yarışmayla yaşatılmasının önemini vurgulayarak, "Osman Önder demek fotoğraf demek, insanlık demek, iyilik demek, dostluk demek. Ondan çok şey öğrendik" diye konuştu. Konuşmaların ardından dereceye giren fotoğrafçılara ödülleri takdim edildi. Katılımcılar sergiyi gezerek birbirlerinin çalışmalarını inceleme fırsatı buldu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:48
Kütahya’da Beslenme Polikliniği açıldı
Kütahya Evliya Çelebi Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde, Aile Hekimliği Anabilim Dalı tarafından yürütülen Beslenme Polikliniği hizmet vermeye başladı. Yeni açılan poliklinikte; kanser hastalarının beslenme yönetimi, sporcu beslenmesi ve özel hasta gruplarına yönelik beslenme danışmanlığı konularında profesyonel destek sunuluyor. Polikliniğin koordinasyonu, Doç. Dr. Yasemin Kurtoğlu ve ekibi tarafından yürütülüyor. Hastane yönetimi, sağlığını korumak, hastalıklarla daha güçlü mücadele etmek ve doğru beslenme konusunda uzman desteği almak isteyen tüm vatandaşları Beslenme Polikliniği’ne davet etti.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 10:45
Yanlış ayakkabı, sağlıklı ayak yapısını bozuyor
Ayakkabılar, vücudun tüm yükünü taşıyan ayakların en önemli destekçileri olurken, çoğu kişi ayakkabı seçimini estetik kaygılarla yaparak, sağlık yönünü ihmal edebiliyor. Medicana Sağlık Grubu Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, ayak sağlığının ihmal edilmesinin ciddi sorunlara yol açabileceğini vurguladı. Gün boyunca bedenin yükünü taşıyan ayaklar, en az dikkat edilen organlar arasında yer alıyor. Op. Dr. Harun Kütahya, ayak sağlığının ihmal edilmesinin sadece ayakları değil; diz, kalça ve omurga sağlığını da tehdit ettiğine dikkat çekti. Yanlış ayakkabı seçimi vücutta zincirleme sorunlara yol açabiliyor Ayaklarda hiçbir sorun olmasa bile yanlış ayakkabı seçimi sağlığı bozabiliyor. Doğru ayakkabı seçiminin sadece konfor değil, uzun vadede eklem ve omurga sağlığı için de yatırım olduğunu ifade eden Medicana Konya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, ayak yapısına uygun olmayan ayakkabıların pek çok rahatsızlığa zemin hazırladığını söyledi. Op. Dr. Kütahya, "En sık karşılaştığımız problemler arasında tırnak batması, mantar enfeksiyonları ve nasırlar yer alıyor. Ayağın taban yapısı düz, yüksek kemerli veya taraklı olabilir. Buna uygun ayakkabı seçilmediğinde, bu sorunlar kaçınılmaz hale geliyor. Vücutta zincirleme sorunlara yol açabiliyor. Üstelik sadece ayağı değil; ayak bileği, diz, kalça ve omurga sağlığını da olumsuz etkiliyor" diye konuştu. Ayakkabı hijyeni en az ayakkabı seçimi kadar önemli Günlük yaşamda en çok temas edilen eşyalar arasında yer alan ayakkabıların, hijyenin de önemli bir parçası olduğunu ifade eden Op. Dr. Harun Kütahya, ayakkabıların dönüşümlü kullanılmasının da sağlık açısından önemli olduğunu söyleyerek şunları kaydetti: "Birçok kişi tek bir ayakkabıyı uzun süre kullanıyor. Oysa ayakkabının her gün giyilmesi havalanmasını engelliyor, nem birikimine yol açıyor. Uzun süre nemli ve havasız ayakkabı giymek, en sık görülen problemlerden biri olan ayak mantarına davetiye çıkartıyor. En azından gün aşırı ayakkabı değiştirmek gerekir." Yanlış ayakkabı, ayak sağlığının en büyük düşmanı olabilir Op. Dr. Harun Kütahya, "Yanlış seçilen ayakkabılar ayakta şekil bozukluklarına, nasırlara, ağrılara ve duruş bozukluklarına neden olabilir. Ayağın tam kalıbına uymayan modeller, özellikle uzun süreli kullanımlarda ciddi ortopedik sorunlara yol açar. Bu nedenle ayakkabı satın alırken rahatlık ilk kriter olmalıdır" dedi. Ayakkabı seçerken topuk yüksekliği ve taban desteğinin de dikkate alınması gerektiğini belirten Op. Dr. Harun Kütahya, "Uzun süre yüksek topuklu ayakkabı giymek bel ve diz ağrılarına, düz taban ayakkabılar ise ayak kavsinin bozulmasına neden olabilir. Günlük kullanımda 2-4 santimetre topuk yüksekliği idealdir. Ayrıca ayakkabının tabanı, ayak kavisini destekleyecek şekilde olmalıdır" ifadelerini kullandı. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. Harun Kütahya, "Ayakkabı seçimine özen göstermek yalnızca konfor değil, uzun vadeli ayak sağlığı açısından da gereklidir. Doğru ayakkabı seçimi, vücut duruşunu destekler, ağrıları önler ve yaşam kalitesini artırır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:58
Kütahya Şehir Hastanesi’nde özel ihtiyaçlı bireyler için Acil Muayene Odası
Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, Kütahya Şehir Hastanesi’nde özel ihtiyaçlı bireyler için oluşturulan Acil Muayene Odası’nın hizmete başladığını duyurdu. Doç. Dr. Durmuş, yaptığı açıklamada, özel ihtiyaçlı bireylerin yaşadıkları duyusal hassasiyetler nedeniyle acil servislere başvurma oranının diğer bireylere göre yaklaşık 30 kat daha fazla olduğunu belirtti. Ancak acil servislerin genellikle kalabalık, gürültülü ve yoğun ışık gibi uyaranlarla dolu ortamlar olması, bu bireylerin tedavi süreçlerini zorlaştırmakta ve uzatmakta. Yeni uygulama kapsamında, özel ihtiyaçlı bireylere acil servisin genel ortamından izole edilmiş, sessiz ve kontrollü bir alanda tedavi hizmeti sunulacak. Doç. Dr. Durmuş, "Bu uygulamayla özel ihtiyaçlı çocuklarımızın tedavi sürecini kolaylaştırmayı, onlara daha konforlu ve güvenli bir sağlık ortamı sunmayı hedefliyoruz. Kütahya olarak, bu önemli hizmeti vatandaşlarımızla buluşturmanın mutluluğunu yaşıyoruz" ifadelerini kullandı. Bu özel uygulama, Türkiye’de Muğla, Samsun ve Erzurum illerinin ardından Kütahya’da da hayata geçirilerek, özel ihtiyaçlı bireylerin sağlık hizmetine erişiminde önemli bir adım oldu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:43
Uzm. Dr. Altuncu, gıda zehirlenmeleri hakkında bilgi verdi
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, çocuklarda oluşabilecek gıda zehirlenmelerine karşı aileleri uyardı. Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, çocuklarda oluşabilecek gıda zehirlenmeleri ile ilgili bilgi verdi. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Erkan Altuncu, "Gaziantep’te son günlerde artan gıda zehirlenmesi vakaları, özellikle okul çağındaki çocukları tehdit ediyor. Beslenme çantalarındaki uygun saklanmayan gıdalar, kantin ürünleri ve dışarıdan alınan yiyecekler, çocukların sağlığını riske atıyor" dedi. Çocuklarda gıda zehirlenmesinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. M. Erkan Altuncu, "Gıda zehirlenmesi, bulantı, kusma, ishal, karın ağrısı ve ateş gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler basit bir rahatsızlık gibi düşünülmemeli. Özellikle küçük yaş gruplarında sıvı kaybı çok hızlı gelişir ve bu durum hayati tehlike oluşturabilir" ifadelerini kullandı. Beslenme çantası ve kantin ürünlerine dikkat Dr. Altuncu, çocukların okula götürdüğü gıdaların uygun şartlarda saklanmaması durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Özellikle yoğurt, süt, tavuk gibi çabuk bozulan gıdalar sıcak havalarda çok daha risklidir. Soğuk zinciri kırılan ürünlerde bakteri üretimi başlar. Veliler, beslenme çantasına koydukları yiyecekleri dikkatle seçmeli, tercihen soğuk tutan çantalar kullanmalı. Çocuk bol sıvı almalı, evde geçen hafif semptomlar bile ciddiye alınmalı, en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı. Basit görünen bir mide rahatsızlığı, aslında ciddi bir enfeksiyonun habercisi olabilir. Tanı ve tedavi mutlaka bir hekim tarafından yapılmalıdır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:38
Depremde dili boğazına kaçan Muhammed’in yaşam mücadelesi sürüyor
Malatya’da asrın felaketi sırasında korkuya kapılarak baygınlık geçiren ve dili boğazına kaçan 18 yaşındaki Muhammed Kuzu’nun beyin hücreleri zarar gördü. O günden bu yana yoğun bir tedavi süreci geçiren Muhammed, hala yürüyemiyor ve birçok temel ihtiyacını tek başına karşılayamıyor.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:33
"Karaciğer yağlanması sessiz ilerliyor"
Karaciğer yağlanmasının genellikle belirti vermeden ilerlediğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rabia Deniz Göktürk, "Karaciğer yağlanması başlangıçta sessiz ilerler ama erken dönemde teşhis edilirse tamamen geri döndürülebilir. Obezite, diyabet veya yüksek kolesterol gibi risk faktörleri olan herkesin düzenli sağlık kontrolünü aksatmaması gerekir" dedi. Medical Park Bahçelievler Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Rabia Deniz Göktürk, karaciğer yağlanması hakkında açıklamalarda bulundu. "Karaciğer hücrelerinde fazla yağ birikmesiyle oluşuyor" Karaciğer yağlanmasının karaciğer hücrelerinde normalden fazla yağ birikmesiyle oluştuğunu söyleyen Uzm. Dr. Göktürk, "Karaciğerin ağırlığının yüzde 5 ila 10’undan fazlası yağdan oluştuğunda, bu durum karaciğer yağlanması olarak adlandırılır" diye konuştu. Hastalığın aşırı alkol kullanımına bağlı (alkolik) ve alkolden bağımsız (alkolik olmayan) olmak üzere iki tipi bulunduğunu ifade eden Uzm. Dr. Göktürk, özellikle alkolik olmayan karaciğer yağlanmasının son yıllarda giderek yaygınlaştığını söyledi. "Obezite, hareketsizlik ve yanlış beslenme en önemli nedenler" Karaciğer yağlanmasında insülin direnci, obezite, yüksek kolesterol ve hareketsiz yaşamın başlıca risk faktörleri arasında yer aldığına dikkat çeken Uzm. Dr. Göktürk, "Fazla kilo, aşırı yağlı beslenme, şekerli ve işlenmiş gıdalar karaciğerde yağ birikimini artırır. Düşük lifli, yüksek kalorili diyetler ve früktoz içeren içecekler karaciğerin yağlanmasını hızlandırır. Hareketsiz yaşamın da süreci hızlandırmaktadır. Kaslar glikozu daha az kullandığında yağ yakımı azalır. Karın çevresinde biriken yağlar karaciğer için ciddi risk oluşturur" şeklinde konuştu. "Belirti vermeden ilerliyor" Uzm. Dr. Göktürk, karaciğer yağlanmasının genellikle belirti vermeden ilerlediğine dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı: "Birçok hastada tesadüfen yapılan ultrason veya kan testlerinde fark edilir. İleri evrelerde yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, karın sağ üst bölgesinde ağrı, kaşıntı veya sarılık görülebilir. Ancak erken teşhis edilirse karaciğer kendini tamamen yenileyebilir." "Tanıda kan testleri ve ultrason yeterli olabilir" Tanıda genellikle karaciğer enzimlerine ve ultrason bulgularına bakıldığını belirten Uzm. Dr. Göktürk, "Gerekli durumlarda karaciğerin yapısını değerlendirmek için MR ya da elastografi yapılabilir. Kesin tanı biyopsiyle konur ama bu her zaman gerekmez" dedi. "Haftada en az 150 dakika yürüyüş önemli" Karaciğer yağlanmasının tedavisinde en etkili yöntemin yaşam tarzı değişiklikleri olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Göktürk, "Akdeniz tipi beslenme, zeytinyağı, sebze, tam tahıllar, enginar ve yeşil çay gibi antioksidan içeriği yüksek gıdalar karaciğer dostudur. İşlenmiş gıdalardan uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak ve kilo vermek en etkili korunma yollarıdır. Haftada en az 150 dakika yürüyüş veya yüzme gibi aerobik egzersizler karaciğer sağlığını korur. Kilo kaybı yavaş ve dengeli olmalıdır. Hızlı kilo vermek karaciğeri zorlayabilir" dedi. "İleri evrelerde siroz ve kanser riski artıyor" Tedavi edilmeyen karaciğer yağlanmasının iltihaplanma (NASH) ve fibrozis gelişimine yol açabileceğini belirten Dr. Göktürk, "Bu durum ilerlerse siroz ve karaciğer yetmezliği hatta karaciğer kanseri gelişebilir. Ancak düzenli kontroller ve sağlıklı yaşamla bu tablo önlenebilir" dedi. "Erken fark edilirse tamamen geri döndürülebilir" Uzm. Dr. Rabia Deniz Göktürk, son olarak şu uyarıda bulundu: "Karaciğer yağlanması başlangıçta sessiz ilerler ama erken dönemde teşhis edilirse tamamen geri döndürülebilir. Obezite, diyabet veya yüksek kolesterol gibi risk faktörleri olan herkesin düzenli sağlık kontrolünü aksatmaması gerekir."
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:11
Hamilelikte grip riskine karşı aşı kalkanı
Kış mevsimiyle birlikte grip vakalarında artış yaşanırken, en büyük risk gruplarından biri de anne adayları. Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Aydın, gebelikte bağışıklığın doğal olarak baskılandığını belirterek, "Grip gebelerde daha ağır seyredebilir. Bu nedenle korunmanın en etkili yolu aşıdır" dedi. Soğuk havaların tetiklediği grip salgını, anne adayları için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Perinatoloji Uzmanı Doç. Dr. Emine Aydın, hamilelikte bağışıklık sisteminin doğal olarak baskılanmasının gribe davetiye çıkardığını belirtti. Dr. Aydın, "Hamilelikte grip hem daha kolay bulaşıyor hem de çok daha ağır seyrederek ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Aşı ise bu dönemde en önemli koruyucumuz" diyerek kritik bir uyarıda bulundu. Grip gebelerde daha ağır seyrediyor Her yıl dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 10 ila 20’sini etkileyen grip virüsünün kış aylarında gebelerde en sık rastlanan enfeksiyon etkeni olduğunu belirten Doç. Dr. Aydın, "Gebelikte bağışıklık sistemi fizyolojik olarak baskılanır. Bu nedenle anne adayları gribe daha kolay yakalanır ve enfeksiyon genellikle daha ağır seyreder. Özellikle gebeliğin son üç ayında geçirilen yüksek ateşli grip vakalarında erken doğum, su kesesinin erken açılması veya yenidoğanda enfeksiyon gelişimi gibi durumlar görülebilir" dedi. Zatürre ve bronşit riskine dikkat Grip enfeksiyonunun sadece üst solunum yollarını değil, akciğerleri de etkileyebildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Aydın, "Gebelikte grip bazen zatürre, bronşit ya da akciğer apsesi gibi ciddi tablolara yol açabilir. Bu nedenle korunma son derece önemlidir" diye konuştu. Gripten korunmanın en etkili yolunun aşı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Aydın, "Grip aşısı ölü, yani inaktif bir aşıdır. Bu nedenle gebelik ve emzirme döneminde güvenle yapılabilir. Amerikan Jinekolog ve Obstetrisyenler Derneği de 12’nci gebelik haftasından sonra, yani ikinci ve üçüncü trimesterde grip aşısı yapılmasını önermektedir" ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Aydın, aşının yalnızca anneyi değil, bebeği de koruduğunu belirterek, "Aşı sonrası oluşan antikorların bir kısmı plasenta aracılığıyla bebeğe geçer. Böylece doğumdan sonraki ilk aylarda da bebek gribe karşı korunur" dedi. Korunmak için hijyene dikkat Grip aşısına ek olarak alınabilecek önlemlere değinen Doç. Dr. Aydın, "Anne adayları kalabalık, kapalı ve havasız ortamlardan uzak durmalı, gerekirse maske takmalı. Sık sık el yıkamak ve genel hijyene dikkat etmek de koruyuculuğu artırır" dedi. Grip aşısının bebek açısından herhangi bir zararı olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Aydın, "Tam tersine yapılan araştırmalar, annenin geliştirdiği antikorların bir kısmının bebeğe geçerek onu da koruyabileceğini gösteriyor. Yani aşı yaptırmak, hem annenin hem bebeğin sağlığı açısından en güvenli adımdır" diye konuştu.
22 Ekim 2025 Çarşamba - 09:05
Pembe balonlar meme kanserine farkındalık için uçuruldu
Aziziye İlçe Sağlık Müdürlüğü’nde 1-31 Ekim "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında kadınlara yönelik ücretsiz sağlık taraması yapıldı, Meme kanserinde farkındalık ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla ve kansersiz bir dünya temennisiyle ’pembe balonlar’ uçuruldu. İlçe Sağlık Müdürlüğü Yerleşkesinde düzenlenen farkındalık etkinliğinde, ’Bir Kontrol Bin Umut’, ’Bir Kadın, Bir Umut Bin Hayat’, ’Korkmak Çözüm Değil. Farkında Olmak Hayat Kurtarır’ ;’Bir Dakikanı Kendine Ayır, Bir Ömür Kazan’, ’Bir Gün Geç Kalmak, Bir Ömür Kaybettirebilir!’ hazırlanan farkındalık uyarı broşürlerine yer verildi. Etkinliğe Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Dr. Ahmet Sefa Bilici, Dr. Halime Özge Güzin, İl Sağlık Müdürlüğü Hastalıklar Birimi Sorumlusu Dr. Edanur Köyceğiz, Uzman Dr. Hüseyin Çelik, Birim Sorumlu Baş Hemşire Derya Şen, Sağlık Ocağı Çalışanları ile Aziziye İlçe Sakinleri katıldı. ’Gök yüzüne pembe balon bırakılar’ Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Doktor Ahmet Sefa Bilici, ilçede kanser taramalarında verimliliği sağlamak, ülkemizde ve dünyada kadınlar arasında ölüm oranının en yüksek olduğu tür olan meme kanserine dikkat çekmek amacıyla sağlık taraması ve farkındalık etkinliği düzenlendiklerini açıkladı. ’’Meme kanseriyle, en etkili strateji, erken teşhistir’’ Ererken teşhisin hayat kurtardığına işaret eden Aziziye İlçe Sağlık Müdürü Bilici, ihmal etmeden en yakın sağlık kuruluşlarna müracaat edilmesi konusunda hassasiyet gösterilmesini istedi. Doktor Bilici,"Erken Tanı Hayat Kurtarır" afişleriyle kurdukları stantlarda meme kanserinin nedenleri, belirtileri, meme muayenesi, kanserden korunma yolları ve erken teşhisin önemi konusunda ilçe sakinlerini aydınlattı. İlçe Sağlık Müdürü Doktor Bilici, ’Ülkemizde yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konmakta ve her 18 kadından biri, yaşamı boyunca bu hastalığa yakalanma riski taşımaktadır. Bu nedenle meme kanseri, erken teşhis ve bilinçlendirme yoluyla etkili bir şekilde mücadele edilmesi gereken önemli bir halk sağlığı sorunudur. Etkinliğimizde personelimiz ve ilçe sakinlerimizle birlikte meme kanserinde farkındalık ve erken teşhisin önemine dikkat çekmek üzere gökyüzüne, kansersiz bir dünya temennisiyle pembe balonlar uçurduk. Bu çalışmaların amacı; toplumun meme kanserine neden olan risk faktörleri hakkında bilgilendirilmesi ve erken teşhis için düzenli taramaların zamanında yaptırılmasının teşvik edilmesidir. Meme kanseriyle mücadelede en etkili strateji, erken teşhistir. Erken teşhis edilen meme kanseri vakalarının tedaviye yanıt verme oranı çok daha yüksektir. Bu nedenle ülkemizde Ulusal Kanser Kontrol Programı kapsamında Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), Sağlıklı Hayat Merkezleri (SHM), Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Mobil Kanser Tarama Araçları aracılığıyla, birinci basamak sağlık kuruluşlarında ücretsiz olarak yapılan kanser taramasından faydalanmalarını istiyoruz. Lütfen hep birlikte farkında olalım’’ diye konuştu.
21 Ekim 2025 Salı - 23:03
Sağlık Bakanı Memişoğlu: "Vatandaşlarımız e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabiliyor"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Vatandaşların artık hem e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabileceğini açıkladı. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Her Bağış Yeni Bir Hayattır’ diyerek organ bağışı sürecini çok daha kolay hale getirdik. Vatandaşlarımız artık hem e-Nabız hem de e-Devlet üzerinden organ bağışı vasiyetinde bulunabiliyor. Sizleri başka hayatlara dokunmak için organ bağışı yapmaya davet ediyorum. Bugün bir adım atalım. Yarın hiç tanımadığınız insanlara umut olalım. ‘Yaşamak Güzel, Yaşatmak Daha Güzel’" ifadelerine yer verdi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder