SAĞLIK
08 Nisan 2026 Çarşamba - 16:32 İran’daki savaş mağdurları için Van’dan 3 yardım tırı gönderildi Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla hazırlanan ilaç, tıbbi sarf malzemesi ve tıbbi cihaz taşıyan 3 yardım tırı, Van’dan İran’a gitmek üzere yola çıktı. Bölgede devam eden savaş nedeniyle yaşanan insani drama sessiz kalmayan Türkiye, sınır komşusu İran’daki tıbbi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yardım seferberliği başlattı. Son iki gündür Türkiye’nin çeşitli illerindeki hastane ve sağlık tesislerinden gönderilen tıbbi malzemeler Van’da toplandı. Gerekli kontrolleri ve yükleme işlemleri tamamlanan 3 tır, bugün öğleden sonra Van’dan uğurlandı. Tırların, Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde bulunan Gürbulak Sınır Kapısı üzerinden İran’daki ihtiyaç sahibi bölgelere ulaştırılması hedefleniyor. "Hummalı bir çalışma yürütüldü" Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Van İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Muhammed Tosun, tırların yola çıkışı öncesinde tüm sağlık personelinin gece boyunca seferber olduğunu belirtti. Yardım malzemelerinin eksiksiz ve sağlıklı bir şekilde teslim edilmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığını ifade eden İl Müdürü Tosun, "Maalesef hepinizin de bildiği gibi bir aydır bölgemizde bir savaş devam etmekte. Dün gece itibarıyla kısmi bir ateşkes başlamış durumda. Dün geceden itibaren gerek Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan gerek ülkemizin dışişleri bürokratları ve Sağlık Bakanımız Kemal Memişoğlu’nun talimatlarıyla ilimizden 3 tane ilaç, tıbbi sarf ve tıbbi cihaz yardım tırı toplandı. Bunlar da bugün itibarıyla İran sınırından, İran’daki ihtiyacı olan tıbbi bölgelere götürülmek üzere yola çıkacak" dedi. Çeşitli sağlık tesislerinden Van’da toplanan cihazların tamamen kontrollerinin yapıldığını dile getiren Tosun, "Dün gece saatlerinde gelen talimatla da bugün tırların karşı tarafa geçirilmesi bizlere iletildi. İl Sağlık Müdürlüğümüzün çalışanları, hastanelerimizin çalışanları ve yöneticilerimiz hummalı bir çalışmayla bu 3 tırı, tüm imkanlarımızı seferber ederek hazırladı. Bakanımızın talimatıyla inşallah bugün Van’dan yola çıkarak Doğubayazıt’taki sınır kapısından İran’daki kardeşlerimize yardım amaçlı teslim edilmek üzere gidecek. Bizim temennimiz bu savaşın tamamen sona ermesidir. Bu savaşın tamamen sona ermesi için de Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük bir öncülük ettiğini biliyoruz. Bu yardımlar büyük ihtimalle devam edecek. Biz de Van İl Sağlık Müdürlüğü olarak bakanımızın öncülüğünde bunları eksiksiz bir şekilde karşıdaki hem meslektaşlarımıza hem de ihtiyacı olan İranlı kardeşlerimize ulaştırmak için elimizden gelen her şeyi yapacağız" diye konuştu.
Artritte erken tanı çok önemli
13 Ekim 2025 Pazartesi - 19:09 Artritte erken tanı çok önemli Eklemlerin iltihaplanması (artrit) hakkında bilgiler veren İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Şule Ketenci Ertaş, "Brusella, tüberküloz gibi mikroorganizmalar sonrasında da artrit gelişebilir" dedi. Acıbadem Kayseri Hastanesi İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Şule Ketenci Ertaş, artrit hastalığının erken tanı ile eklemlerde kalıcı hasar bırakmadan tedavi edilebileceğini söyledi. Yaş gruplarına ve ek hastalıkların durumuna göre kişiye özel tedavi planı hazırlandığını belirten Ertaş, "Artrit hastalığı, eklemlerin iltihaplanmasıdır. Bizim alanımıza giren kısım, çoğunlukla bağışıklık sistemine bağlı eklem iltihaplarıdır. Ancak brusella, tüberküloz gibi mikroorganizmalar sonrasında da artrit gelişebilir. Bizim daha çok polikliniğimizi oluşturan kısım mikroorganizma dışı, iltihabi ve bağışıklık sistemi sorunlarından kaynaklanan artritlerdir. Bunların içerisinde romatoid artrit, ankilozan spondilit ya da gut artrit gelmektedir. Bu noktada bize düşen kısım bu artritleri tanımak, onlar arasındaki ayırıcı tanıyı yapabilmek ve tedavi etmektir. Bizler, yaş grubu ya da ek hastalıkların durumuna göre tanı koyma yoluna gitmeye çalışıyoruz. Kronik artritlerde erken tanı oldukça önemli" dedi. "Tedavi aslında kişiye özel" Ertaş, kalıcı hasarın önlenmesi ve hastalığın ilerlemesinin durdurulabilmesi için erken tanının büyük önem taşıdığını belirtti. Artrit tanısı konulan bireylerde bulunan diğer hastalıkların da dikkate alınarak tedavi planının oluşturulduğuna dikkat çeken Ertaş, "Hastalığın ilerlememesi için erken tanı, hastanın yaşam kalitesi için oldukça önemli. Bu iş gücü kaybı, öğrenciler için okuldan uzak kalma ya da günlük hayatın fonksiyonlarını yerine getirememe durumuna neden olur. Bu nedenle biz 12 Ekim gününü Dünya Artrit Günü olarak farkındalığı artırmak amacıyla 1996 yılından beri toplumu bilgilendirerek, farkındalık çalışmalarıyla bu hastalığa dikkati çekmek istiyoruz. Romatolojik hastalıklarda tanı konduktan sonra hastaya uygun tedaviyi seçmeliyiz. Kortizon gibi steroid temelli ilaçları kullanabildiğimiz gibi, kortizon içermeyen ağrı kesiciler verebiliriz. Hastalığı modifiye eden, durduran, ilerlemesini engelleyen ilaçlar kullanıyoruz. Zaman zaman organ tutulumu olduğunda beyin, akciğer ya da böbrek tutulumu durumlarında daha komplike ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanıyoruz. Tedavi aslında kişiye özel. Hastalığın başlarında verdiğimiz ilaçlar ile daha geç evrelerde verdiğimiz ilaçlar farklıdır. Gebe hastalara, kalp hastası, böbrek hastalığı olan hastalarımıza verdiğimiz ilaçlar farklıdır. Aslında tedavi, her hastaya özel olarak verilen bir durumdur. En az yan etki ile en kısa sürede etki gösterecek şekilde hastaların tedavilerini düzenliyoruz" şeklinde konuştu.
Annesini organ yetmezliğinden kaybetmişti, ablasının 3 organını bağışladı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:55 Annesini organ yetmezliğinden kaybetmişti, ablasının 3 organını bağışladı Düzce’de beyin ölümü gerçekleşen 62 yaşındaki kadının organları, İstanbul ve Ankara’da bulunan 3 hastaya şifa oldu. 1995 yılında annesini organ yetmezliğinden kaybeden ve ablasının beyin ölümünün ardından organlarını bağışlayan Hüsnü Başoğlu, ablasının organlarının 3 hastaya gitmesinden dolayı mutlu olduğunu belirtti. Yaklaşık 10 gün önce 62 yaşında ki Ayşe Gül, beyin kanaması teşhisiyle Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Yoğun bakıma alınan hastanın beyin ölümü gerçekleşince, hastanenin Yoğun Bakım Uzmanı ve Organ Nakli Koordinatörü Uzm. Dr. Zehra Mermi Bal, aile üyeleriyle irtibata geçti. Organlarının nakil bekleyen hastalara şifa olabileceğinin belirtilmesi üzerine Ayşe Gül’ün kardeşi Hüsnü Başoğlu, ablasının organlarının nakil olmasına onay verdi. Ankara’dan gelen doktorların ameliyatlarıyla birlikte beyin ölümü gerçekleşen Gül’den alınan 3 organ, Ankara ve İstanbul’da nakil bekleyen hastalara gönderildi. Başoğlu ise ablasının cansız bedenini defnetti. "Annemi organ yetmezliğinden kaybettim" Ablasının organlarını bağışladığı için mutlu olduğunu ve annesini de organ yetmezliğinden kaybettiğini belirten Hüsnü Başoğlu: "Ablamın böbreklerinin başka insanlarda yaşadığına seviniyorum. Annemin böbrek yetmezliği hastalığı vardı. Biz de 3-4 sene uygun organ aradık. Ama annemin ömrü yetmedi. 1995 yılında hayatını kaybetti. Bu durum sonrasında başka hastalara da faydamız olsun diye ablamın organlarının alınmasına izin verdim. Organ bağışlamada bir sakınca yok bence daha çok yayılması lazım. Organlar toprağın altında çürüyeceğini bir insana faydalı olması daha güzel. O insana da bir hayır sağlamış olunuyor" dedi. "Türkiye’de 35 bin hasta organ bağışı bekliyor" Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Yoğun Bakım Uzmanı ve Organ Nakli Koordinatörü Uzm. Dr. Zehra Mermi Bal ise, "Hastamız Ayşe Gül’ü 10 gün önce geçirdiği rahatsızlık sonrası yoğun bakımda izlemeye aldık. Yaptığımız tedavilere hastamız yanıt vermedi ve beyin ölümü tanısı koyduk. Hasta yakınlarıyla yaptığımız organ bağışı görüşmemiz olumlu geçti ve organ bağışında bulundular. Organ nakli konusunda ülkemiz canlıdan canlıya nakillerde neredeyse ilk sıralarda yer alıyor. Bu da bizim toplumumuzda aile bağlarımızın güçlü olmasına dayanıyor diyebiliriz. Aileden doku bulamayan veya uygunluk bulamayan hastaların tek şansı kadavradan alınan nakillere bağlı ve ne yazık ki aynı fedakarlığı bu durumda göremiyoruz. Kadavradan organ bağışı verileri çok düşük. Ülkemizde organ bağışı bekleyen 35 bin hasta mevcut. Bu hastalara her gün bir yenisi ekleniyor. Bazı hastalar ise bu şansı elde edemedikleri için hayatlarını kaybediyorlar" şeklinde konuştu. "Duyarlılığın daha çok artması lazım" Atatürk Devlet Hastanesi Başhekim Yardımcısı Uzm. Dr. Milas Mafizer, "Organ bağışının kritikliği ihtiyaç sahibi aileler tarafından daha çok ciddiye alınmakta. Maalesef ülkemizde bu oranlar çok düşük. Ülkemizde daha çok nakiller aile bağlarından dolayı canlıdan canlıya yapılıyor. Beyin ölümü olmuş hastalardan nakil oranları çok düşük seviyede. Toplumda duyarlılığı arttırmak için bu konuda daha fazla çalışma yapılmalı" ifadelerini kullandı.
Marmaris Devlet Hastanesi’nde MR cihazı hizmete girdi
13 Ekim 2025 Pazartesi - 16:10 Marmaris Devlet Hastanesi’nde MR cihazı hizmete girdi Muğla’nın Marmaris ilçesinde geçtiğimiz yıl yeni binasında hizmet vermeye başlayan Marmaris Devlet Hastanesi’nde, Muğla’nın en yeni ve en kısa sürede görüntüleme alabilen MR cihazı bugün itibarıyla hizmete girdi. Özellikle yaz aylarında nüfusu beş katına çıkan ve motosiklet kazalarının en sık yaşandığı ilçelerden biri olan Marmaris’te, uzun süredir beklenen MR cihazının faaliyete geçmesiyle önemli bir eksiklik giderilmiş oldu. Cihazın hizmete alınması dolayısıyla düzenlenen programa Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya, Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Erciyes, Muğla İl Sağlık Müdürlüğü Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Esin Balaban ve yardımcısı Uzm. Dr. Hurşide Uslu, İlçe Sağlık Müdürü Dr. İmran İnce, hastane idari kadrosu katıldı. Radyo dalgaları ve manyetik alan yardımıyla vücuttaki iç yapıların net görüntülenmesini sağlayan MR cihazı, birçok hastalığın teşhis ve takibinde önemli rol oynuyor. "Yeni cihazımız yapay zeka teknolojisiyle entegre çalışıyor" Açılışta konuşan Marmaris Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Oğuzhan Erciyes, cihazın uzun süredir beklenen bir hizmet olduğunu belirterek "Bugün burada, uzun süredir hizmete kazandırmak için yoğun çaba sarf ettiğimiz MR cihazımızın açılışını gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Sağlık Bakanlığımızın, İl Sağlık Müdürlüğümüzün, Kamu Hastaneleri Başkanlığımızın ve sayın vekilimizin destekleriyle MR hizmetini artık Marmaris Devlet Hastanesi’nde vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş bulunuyoruz.Yeni cihazımız, en son teknolojiye sahip yeni nesil bir MR cihazıdır. Eski nesil cihazlara göre çekim süresi yaklaşık yüzde 50 daha kısadır. Ayrıca yapay zeka teknolojisiyle entegre çalışan ilk cihazlardan biridir. Bu cihaz, Türkiye’nin birçok noktasında kurulma aşamasında olup, bugünden itibaren Marmaris Devlet Hastanesi’nde vatandaşlarımızın hizmetinde olacaktır. Muğla’nın en yeni ve en kısa sürede görüntüleme alabilen cihazı olan MR cihazımızın ilçemize ve vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuşarak cihazın Muğla’nın en yeni ve en hızlı görüntü alabilen cihazı olduğunu kaydetti. Başhekim Oğuzhan Erciyes, cihazın hızlı çalışması ile birlikte Muğla ve civar ilçelerdeki MR randevularındaki sıkışmalarında önüne geçeceklerini ifade ederek ’ Marmaris devlet hastanesi olarak diğer ilçelerdeki MR çekimleri hususunda yardımcı olacağız’ dedi. "Vatandaşlarımızın memnuniyeti en büyük kazancımız" Marmaris Kaymakamı Nurullah Kaya da, ilçede sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi adına önemli bir adım atıldığını belirterek ‘’Başhekimimiz de belirttiği gibi, Sağlık Bakanlığımızın titizlikle yürüttüğü sürecin bugün taçlandığı bir gündeyiz. MR cihazımızın hizmete girmesiyle hastanemizdeki önemli bir eksikliğimizi gidermiş olduk. Başta Cumhurbaşkanımıza, Sağlık Bakanımıza, Kamu Hastaneleri Birliği’ne, başhekimliğimize ve tüm sağlık personelimize teşekkür ediyorum. Bizler için en büyük kazanç vatandaşlarımızın memnuniyetidir. Onların hayır dualarını almak en büyük mutluluğumuzdur. İhtiyacımız olmasın ama eksikliğini de yaşamayalım. Hizmetimizin ilçemize hayırlı olmasını diliyorum" şeklinde konuştu.
Mersin’de sağlık teknolojileri güçleniyor
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:54 Mersin’de sağlık teknolojileri güçleniyor Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, kentteki sağlık yatırımları kapsamında yeni görüntüleme cihazlarının hizmete alındığını açıkladı. Ekici, yaptığı yazılı açıklamada, Mersin Şehir Hastanesi’ne üçüncü MR cihazının kurulduğunu, Toros Devlet Hastanesi’ne yapay zeka destekli MR ve 128 kesitli Bilgisayarlı Tomografi (BT) cihazının kurulma aşamasında olduğunu, Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’ne ise son teknoloji dental tomografi cihazı kazandırıldığını belirtti. "Tanı süreci hızlanacak, bekleme süresi azalacak" Ekici, Sağlık Bakanlığı’nın kalite politikaları çerçevesinde yapılan yatırımlarla sağlık hizmetlerinde erişilebilirlik ve kaliteyi artırmayı hedeflediklerini söyledi. Ekici, "Şehir Hastanemize üçüncü MR cihazını kurarak hizmete aldık. Bu cihazlarla birlikte tanı süreçleri hızlanacak, vatandaşlarımızın bekleme süreleri önemli ölçüde azalacaktır" dedi. Toros Devlet Hastanesi’nde eski MR cihazının yerine yapay zeka destekli yeni nesil MR cihazının kurulumunun başladığını ifade eden Ekici, "Ayrıca 16 kesitli BT cihazı yerine 128 kesitli yeni bir cihazı da hizmete alıyoruz. Bu sayede görüntü kalitesi, çekim hızı ve tanı kapasitesi artacak" diye konuştu. Dental tomografi cihazında son aşama Mersin Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi için de yeni bir dental tomografi cihazı temin edildiğini belirten İl Sağlık Müdürü Ekici, "Cihazın kurulumunda son aşamaya gelmiş bulunuyoruz. Mersin’imize ve vatandaşlarımıza hayırlı olsun" dedi. Ekici, açıklamasını "Tüm gayemiz iyi olanı daha iyi hale getirmek. Sağlıkta dijital dönüşüm ve teknolojik gelişmeleri kentimize kazandırmaya devam edeceğiz" diyerek tamamladı.
Su buharı ile 10 dakikada prostat ameliyatı dönemi başladı
13 Ekim 2025 Pazartesi - 15:06 Su buharı ile 10 dakikada prostat ameliyatı dönemi başladı Üroloji Uzmanı Op. Dr. Tuncay Şafak, prostat hastalıklarının tedavisinde devrim niteliğinde olan rezum (su buharı ile prostat ameliyatı) yöntemi hakkında bilgi verdi. Şafak, sadece 10 dakika süren bu işlemin özellikle cerrahi risk taşıyan hastalar için önemli bir alternatif sunduğunu belirtti. Genellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde sık görülen prostat hastalığı hakkında konuşan Op. Dr. Tuncay Şafak, yeni nesil tedavi yöntemlerine dikkat çekti. ‘Rezum’ tedavisinin minimal invaziv prostat ameliyatı olarak adlandırıldığını ifade eden Şafak, su buharının özel bir cihazla prostat içerisine, içinde mikro delikleri olan ve nanoteknolojiyle üretilmiş bir iğneyle verildiğini söyledi. 10 dakika gibi kısa bir sürede ameliyatın yapıldığını belirten Op. Dr. Şafak sözlerine şu şekilde devam etti: "Rezum yöntemiyle yapılan prostat ameliyatları 10 dakika gibi kısa bir sürede gerçekleştirilmektedir. Bu ameliyatın özelliği ameliyatların yan etkilerinden korkan, impotans yani iktidarsızlık ya da idrar kaçırma riskinden çekinen hastalar için alternatif bir tedavi yöntemi olmasıdır. Rezum yani su buharı ile ameliyat yöntemi bu tür riskleri bertaraf etmektedir. Kısa bir ameliyat süresi haricinde iyileşme dönemi de hızlı olmaktadır. Özellikle anestezi alamayacak kadar yaşlı hastalarda, lokal anesteziyle dahi uygulayabildiğimiz bir yöntemdir." "Kesi yok, iğne deliği ile yapılıyor" Prostat ameliyatından korkan insanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, hastaların en fazla tedirgin oldukları şeyin kanama riski ve idrar kaçırma olduğunu söyleyen Op. Dr. Tuncay Şafak, "Rezum tekniğinde kanama riski yok. Ayrıca bu tekniğin 10 dakikada uygulanması, hastanın çabuk taburcu olması ve hayati bir risk oluşmaması tercih sebebidir. Hastalarımız prostat tedavisinde genellikle ilaç kullanırlar. Tabii bu ilaç tedavilerinin uzun süre sonunda bir takım yan etkileri olmaktadır. Bu yan etkilerin içinde iktidarsızlık yer almaktadır. Hatta bazı hastalarımız tansiyon düşmesi, baş dönmesi gibi şikayetlerle ilaç kullanmaktan vazgeçebiliyorlar. Rezum ameliyatları bu konuda da alternatif olmaktadır. Bunun haricinde hastalarımızın en çok korktukları şey ise özellikle genç erkeklerde iktidarsızlık sorunudur. Rezum ameliyatının böyle bir riski yok. Ayrıca hasta çabuk taburcu olmakta ve hem iş hem sosyal hayatına hızla dönmektedir" diye konuştu.
Prematüre bebeklerde görme riskine dikkat
13 Ekim 2025 Pazartesi - 14:43 Prematüre bebeklerde görme riskine dikkat Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen, prematüre doğan bebeklerde görülebilen Prematüre Retinopatisi (ROP) hakkında önemli uyarılarda bulundu. Erken teşhis ve düzenli göz muayenelerinin, görme kaybı (kalıcı körlük) riskini büyük ölçüde önleyebileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Özmen, ROP’un özellikle erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde görüldüğünü söyledi. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Özmen, "Prematüre Retinopatisinin, erken doğumda göz damarlarının henüz tam gelişememesi nedeniyle geliştiğini belirtti. Bu bebeklerde erken doğum yaşı ve ağırlığı yanı sıra oksijen tedavisi, enfeksiyonlar veya diğer sistemik hastalıkların da (kalp, akciğer, beyin gibi) ROP gelişimini tetikleyebildiğini ifade etti. Dr Özmen ayrıca ROP’un bazı bebeklerde kendiliğinden düzelebildiğini, bazı bebeklerde ise görmeyi korumak için mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. ROP’un beş farklı evrede görülebildiğini söyleyen Prof. Dr Özmen, hastalığın evresine göre takip ve tedavi planlandığını belirtirken, "Evre 1 ve 2’de hastalık genellikle sadece takip edilirken Evre 3’te bazı bebeklerde lazer veya göz içi ilaç enjeksiyonun gerekli olabileceğini, Evre 4 ve 5’in ise daha ciddi evreler olup diğer tedavilerin yanı sıra cerrahi müdahalenin gerekebileceğini belirtti. Ancak tüm tedavilere rağmen bazı bebeklerde kalıcı görme kaybı gelişebilmektedir" şeklinde konuştu. Hastalığın seyrinin aniden kötüleşebileceğine dikkat çeken Hayat Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Tuncer Özmen, aileleri bebeklerinin kontrollerini aksatmama konusunda uyarırken şunları söyledi; "ROP takibinde tedavi genellikle Evre 3’te başlar ve bazen hastalık ani ilerlemeler gösterebilir. Bu nedenle takip muayeneleri aksatılmamalıdır. Erken teşhis ve zamanında tedavi ile görmeyi tehdit eden ciddi sorunlar önlenebilir. Bebeklerde ileri donemde göz titremesi, cisimlere odaklanamama, cisimleri izlememe gibi for me duyusunun yetersizlik belirtileri ve göz bebeğinde beyazlık (lökokori) görülebilir. Daha ileri yaşlarda ise retina dekolmanı, miyopi, şaşılık gibi kalıcı sorunlar ortaya çıkabilir." Göz muayenelerinin zamanlamasının büyük önem taşıdığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Özmen açıklamasını "ROP muayeneleri genellikle doğumdan 4-6 hafta sonra başlar. Göz doktoru, bebeğin göz durumuna göre takip sıklığını belirler. Retinada damar gelişimi tamamlanıp risk ortadan kalktığında kontrol muayeneleri sonlandırılır. Bu süreçte ebeveynlerin bu hastalık hakkında bilinçli olması, bebeklerin görme sağlığı açısından çok önemlidir" diyerek tamamladı.