SAĞLIK
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32 Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
OMÜ’de ilk kez ameliyatsız "Mandallama"  operasyonu gerçekleştirildi
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:44 OMÜ’de ilk kez ameliyatsız "Mandallama" operasyonu gerçekleştirildi Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi, Kardiyoloji Anabilim Dalı, kalp sağlığı alanında önemli bir ilke imza attı. Üniversitenin kateter laboratuvarlarında, ileri derecede mitral kapak yetersizliği bulunan ve ameliyat riski yüksek olan hastalara yönelik ilk kez ameliyatsız "mandallama" (MitraClip) yöntemi uygulandı. Dünyada 2014 yılında onaylanan ve Türkiye’de bugüne kadar genellikle Ankara ve İstanbul gibi büyük merkezlerdeki seçilmiş hastalara uygulanan bu tedavi yöntemi, artık Samsun’da da hayata geçirildi. İşlem, açık kalp ameliyatı olamayacak kadar veya cerrahi riski çok yüksek olan hastalar için hayati bir alternatif sunuyor. Güçlü bir ekip çalışması Hastanenin Kardiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Metin Çoksevim ve ekibinin öncülük ettiği bu zorlu operasyonlarda, İstanbul Aydın Üniversitesi ve Medical Park Florya Hastanesi’nden gelen tecrübeli isimler Prof. Dr. Hakan Uçar ve Doç. Dr. Sinem Özyılmaz da yer alarak destek verdiler. Prof. Dr. Mahmut Şahin ise bu girişimin üniversite ve hastalar için hayırlı olmasını dileyerek ekibe desteklerini sundu. Hastanın konforu ve işlemin başarısı için büyük önem taşıyan Prof. Dr. Deniz Karakaya ve Doç. Dr. Sezgin Bilgin liderliğinde anestezi ekibi de operasyon boyunca kardiyoloji ekibiyle omuz omuza çalışarak sürecin sorunsuz ilerlemesini sağladı. Yaşam kalitesini artıran teknoloji Tıbbi literatürde "Transkateter Uçtan Uca Tamir" (TEER) olarak da bilinen bu yöntem hakkında bilgi veren uzmanlar, işlemin hastaların yaşam kalitesini artırdığını, hastaneye yatış sıklığını düşürdüğünü ve ölüm oranlarını azalttığını vurguladı. İlk etapta iki vakanın alındığı laboratuuvarda, işlemlerin başarıyla sonuçlanması ve bu tedavinin bölgedeki hastalar için standart bir hizmet haline gelmesi hedefleniyor. (FAU
Fabrikalar sağlık merkezine dönüştü, hastaneye gitmeye gerek kalmadı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:43 Fabrikalar sağlık merkezine dönüştü, hastaneye gitmeye gerek kalmadı DÜZCE (İHA) – Sağlık Bakanlığı himayesinde Düzce İl Sağlık Müdürlüğü tarafından başlatılan "Sağlığım İş Yerinde" projesi kapsamında, Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) 15 bin çalışan kanserden diyabete, psikolojik destekten sigara bırakma yardımına kadar geniş bir yelpazede taramadan geçiriliyor. Fabrika sahalarında gerçekleştirilen taramalarla hastalıkların erken teşhisi ve çalışan sağlığının korunması hedefleniyor. Düzce 1. OSB’de başlatılan projeyle, işçilerin mesai saatleri içinde sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak hedefleniyor. Fabrika bahçelerine kurulan mobil araçlarda çalışanlara kanser, diyabet ve solunum yolu taramaları yapılırken; psikolog, diyetisyen ve sigara bırakma birimleri de danışmanlık hizmeti veriyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun liderliğinde projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Düzce’de 15 bine yakın vatandaşımızın tarama programına almış bulunuyoruz. Sağlık taraması programı içinde kanser taraması yapacağız, diyabetle ilgili çalışmalar yapacağız. Diyetisyenimiz, psikologlarımız, doktorlarımız burada olacak; mobil sigara bırakma aracımızda iş yerlerinde olacak. Bu şekilde bütün çalışanlarımızı tarayarak, onların sağlıklarına bir nebze olsun dokunma noktasında çalışma yapmış olacağız. İnşallah hayırlara vesile olur" dedi. "Parmak ısırtan ülkeler arasında yer alıyoruz" Ayrıca Dr. Yasin Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık alanında yapılan önemli yatırımlara dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Sağlık alanında dünyada parmakla gösterilen ülkeler arasında yer almaktayız. Milli ilaç, milli tıbbi cihaz konusunda da büyük hamleler gerçekleştirdik. Bunun yanında covid döneminde de güçlü sağlık altyapımızla birçok dünya ülkesine göre başarılı çalışmalar yaptık ve vatandaşlarımıza çok güzel hizmetler sunduk. Bunun yanında daha önceki zamanlarda doktora ulaşma konusunda büyük sıkıntılar yaşanırken, şuanda bu projede de bir örneğini göreceğiniz üzere vatandaşlarımızın ayağına kadar sağlık hizmetini götürme noktasına gelmiş durumdayız." "Ayağımıza kadar geldi" İşçilerden Berfin Cebeci, sağlık taramasının kendileri için oldukça avantajlı olduğunu belirterek, "Biz sağlık taramasına gidemiyoruz ancak özellikle kadınlar için yapılan bütün sağlık tarama hizmeti ayağımıza kadar geldi. Katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. Bütün her şey mevcut. Kan alma biriminden, kadınlarla ilgili tüm hastalıklara kadar kontrol ediliyoruz. Daha önce böyle bir tarama yaptırmadık. Burada çok kapsamlı bir tarama oluyor. Çok memnunuz. Kan verdik, mamografi çekilecek. Diyetisyen ve sigara bırakma birimi de geldi. Hastaneye gitsek yaklaşık 5 günümüzü alacaktı. Burada hepsini yaptırma şansı bulduk. Çok şanslıyız" diye konuştu. "Erken tanı önemli’ Engelli bir kadın çalışan ise erken teşhisin önemine değinerek, hastane ortamında beklemenin kendisi için zor olduğunu, bu hizmet sayesinde kontrollerini kolayca yaptırdığını ifade etti. İşçi, "Hizmet ayağımıza geldi. Ben engelliyim ve hastanede beklemek zor oluyor. Benim açımdan güzel bir hizmet. Erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu.
Fabrikalar sağlık merkezine dönüştü, hastaneye gitmeye gerek kalmadı
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:42 Fabrikalar sağlık merkezine dönüştü, hastaneye gitmeye gerek kalmadı Sağlık Bakanlığı himayesinde Düzce İl Sağlık Müdürlüğü tarafından başlatılan "Sağlığım İş Yerinde" projesi kapsamında, Organize Sanayi Bölgelerindeki (OSB) 15 bin çalışan kanserden diyabete, psikolojik destekten sigara bırakma yardımına kadar geniş bir yelpazede taramadan geçiriliyor. Fabrika sahalarında gerçekleştirilen taramalarla hastalıkların erken teşhisi ve çalışan sağlığının korunması hedefleniyor. Düzce 1. OSB’de başlatılan projeyle, işçilerin mesai saatleri içinde sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak hedefleniyor. Fabrika bahçelerine kurulan mobil araçlarda çalışanlara kanser, diyabet ve solunum yolu taramaları yapılırken; psikolog, diyetisyen ve sigara bırakma birimleri de danışmanlık hizmeti veriyor. Çalışmaları yerinde inceleyen Düzce İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz, Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun liderliğinde projeyi hayata geçirdiklerini belirterek, "Düzce’de 15 bine yakın vatandaşımızın tarama programına almış bulunuyoruz. Sağlık taraması programı içinde kanser taraması yapacağız, diyabetle ilgili çalışmalar yapacağız. Diyetisyenimiz, psikologlarımız, doktorlarımız burada olacak; mobil sigara bırakma aracımızda iş yerlerinde olacak. Bu şekilde bütün çalışanlarımızı tarayarak, onların sağlıklarına bir nebze olsun dokunma noktasında çalışma yapmış olacağız. İnşallah hayırlara vesile olur" dedi. "Parmak ısırtan ülkeler arasında yer alıyoruz" Ayrıca Dr. Yasin Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde sağlık alanında yapılan önemli yatırımlara dikkati çekerek, şöyle konuştu: "Sağlık alanında dünyada parmakla gösterilen ülkeler arasında yer almaktayız. Milli ilaç, milli tıbbi cihaz konusunda da büyük atılımlar gerçekleştirdik. Bunun yanında covid döneminde de güçlü sağlık altyapımızla birçok dünya ülkesine göre başarılı çalışmalar yaptık ve vatandaşlarımıza çok güzel hizmetler sunduk. Bunun yanında daha önceki zamanlarda doktora ulaşma konusunda büyük sıkıntılar yaşanırken, şuanda bu projede de bir örneğini göreceğiniz üzere vatandaşlarımızın ayağına kadar sağlık hizmetini götürme noktasına gelmiş durumdayız." "Ayağımıza kadar geldi" İşçilerden Berfin Cebeci, sağlık taramasının kendileri için oldukça avantajlı olduğunu belirterek, "Biz sağlık taramasına gidemiyoruz ancak özellikle kadınlar için yapılan bütün sağlık tarama hizmeti ayağımıza kadar geldi. Katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz. Bütün her şey mevcut. Kan alma biriminden, kadınlarla ilgili tüm hastalıklara kadar kontrol ediliyoruz. Daha önce böyle bir tarama yaptırmadık. Burada çok kapsamlı bir tarama oluyor. Çok memnunuz. Kan verdik, mamografi çekilecek. Diyetisyen ve sigara bırakma birimi de geldi. Hastaneye gitsek yaklaşık 5 günümüzü alacaktı. Burada hepsini yaptırma şansı bulduk. Çok şanslıyız" diye konuştu. "Erken tanı önemli’ Engelli bir kadın çalışan ise erken teşhisin önemine değinerek, hastane ortamında beklemenin kendisi için zor olduğunu, bu hizmet sayesinde kontrollerini kolayca yaptırdığını ifade etti. İşçi, "Hizmet ayağımıza geldi. Ben engelliyim ve hastanede beklemek zor oluyor. Benim açımdan güzel bir hizmet. Erken tanı hayat kurtarır" şeklinde konuştu. (TS-HFV-
Kolesterol tedavisinde kullanılan ilacın damar sağlığına etkileri mercek altında
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:28 Kolesterol tedavisinde kullanılan ilacın damar sağlığına etkileri mercek altında Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji ana bilim dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burak Önal, yüksek kolesterol hastalarında yaygın olarak kullanılan ilacın etken maddesi olan atorvastatinin, damar sağlığıyla ilişkili biyolojik göstergeler üzerindeki etkilerinin bilimsel olarak araştırıldığını belirtti. Doç. Dr. Önal, araştırmanın; Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Sezai Yıldız, Dr. Tuğçe Kaya ve İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Dr. Melik Yiğit Bayındır ile iş birliği içinde planlandığını ifade etti. Çalışmaya ayrıca Biruni Üniversitesi’nden Zülal Çelik ve Aslıhan Şeyda Doğan da katkı sağlayacağını dile getirdi. Kolesterol düşürmenin ötesine bakılıyor Doç. Dr. Burak Önal, araştırmanın atorvastatinin vücutta oluşturduğu etkileri daha kapsamlı şekilde değerlendirmeyi amaçladığını belirterek, "Atorvastatin çoğu zaman yalnızca kolesterol düşürücü bir ilaç etken maddesi olarak biliniyor. Oysa bu tür ilaçların damar duvarı, iltihaplanma süreçleri ve damar sertliğiyle ilişkili mekanizmalar üzerinde de etkileri olabileceği düşünülüyor. Biz bu çalışmada bu etkileri güncel bilimsel verilerle ortaya koymayı hedefliyoruz" dedi. Damar sertliğiyle ilişkili göstergeler izleniyor Araştırma hakkında bilgi veren Doç. Dr. Burak Önal, "Yüksek kolesterol tanısı olan hastalarda atorvastatin tedavisi süresince kanda ölçülebilen ve damar sağlığıyla ilişkili olduğu bilinen bazı biyobelirteçlerde meydana gelen değişimler takip ediliyor. Bu göstergeler, kalp ve damar hastalıklarının gelişim sürecinde erken ipuçları sunuyor. Damar sertliği çoğu zaman sessiz ilerliyor. Bu nedenle erken dönemde değişen biyolojik işaretleri takip etmek, riskin daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir" diye konuştu. Tedavi sonuçları daha bütüncül değerlendirilecek Çalışmanın, kolesterol tedavisinin yalnızca sayısal kolesterol değerleri üzerinden değil, damar sağlığı üzerindeki etkileriyle birlikte değerlendirilmesine katkı sağlamasının hedeflendiğini söyleyen Doç. Dr. Önal, "Bir ilacın etkisini değerlendirirken sadece kan tahlilindeki düşüşlere bakmak yeterli olmayabilir. Bu tedavinin damar sağlığı açısından ne anlama geldiğini de görmek gerekiyor. Bu yaklaşım, tedaviye bakış açısını daha bütüncül hale getiriyor" ifadelerini kullandı. Bilimsel literatüre katkı hedefleniyor Doç.Dr. Önal, "Araştırmanın, yüksek kolesterol ve buna bağlı kalp-damar hastalıkları alanında yürütülecek yeni çalışmalara zemin oluşturmasını bekliyoruz. Çalışmayla elde edilecek bulguların, klinik uygulamalarda ve bilimsel literatürde yol gösterici nitelik taşımasını amaçlıyoruz" dedi.
"Doğru beslenme ile böbrek taşı riskini azaltmak mümkün"
11 Şubat 2026 Çarşamba - 09:22 "Doğru beslenme ile böbrek taşı riskini azaltmak mümkün" Böbrek taşlarının ciddi ağrıya ve böbrek fonksiyonlarında bozulmaya yol açabildiğini belirten Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cevdet Kaya, "Doğru beslenme ve yaşam tarzı değişiklikleriyle hastaların büyük bir kısmında taş oluşumu önlenebilir" dedi. Böbrek taşlarının yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren önemli bir sağlık sorunu olduğunu dile getiren İstinye Üniversitesi Medical Park Gaziosmanpaşa Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Cevdet Kaya, taş oluşumunun idrardaki bazı minerallerin kristalleşmesi sonucu meydana geldiğini söyledi. Prof. Dr. Kaya, "Kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi maddeler idrarda yoğunlaştığında ve yeterli sıvı alınmadığında kristaller birleşerek taş halini alır. En sık görülen taş türü ise tüm taşların yaklaşık yüzde 80’ini oluşturan kalsiyum oksalat taşlarıdır" diye konuştu. Kimler risk altında? Böbrek taşı oluşumunda bazı grupların daha yüksek risk taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, "Yetersiz su tüketimi en önemli risk faktörüdür. Ailesinde böbrek taşı öyküsü bulunan kişilerde risk daha yüksektir. Ayrıca fazla tuz tüketenler, aşırı hayvansal protein alanlar ile obezite ve hareketsiz yaşam tarzına sahip bireylerde taş oluşumu daha sık görülmektedir" ifadelerini kullandı. "Taş oluşumunu önlemek için öneriler" Koruyucu önlemlerin büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Kaya, böbrek taşından korunmak için şu önerilerde bulundu: "Günde ortalama 1,5-2 litre su içerek idrar renginin açık sarı ya da renksiz olmasını hedeflemek gerekir. Tuz tüketiminin azaltılması, idrarda kalsiyum atılımını düşürerek taş oluşumunu tetikler. Limon ve portakal gibi sitrat bakımından zengin içecekler kristal oluşumunu doğal yoldan engelleyebilir. Halk arasında sanılanın aksine, süt ve yoğurt gibi besinlerle alınan kalsiyum taş riskini azaltır; çünkü kalsiyum bağırsakta oksalata bağlanarak emilimini önler. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmek ise idrarın asit dengesini düzenler." "Bazı besinlere dikkat" Özellikle kalsiyum oksalat taşı olan hastaların bazı gıdalara dikkat etmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Kaya, "Ispanak, pancar, çikolata ve kabuklu yemişler gibi yüksek oksalat içeren besinlerin aşırı tüketilmemesi gerekir. Gazlı ve şekerli içecekler de taş riskini artırabilir" dedi. "Ağrıdan önce uyarı veren belirtiler" Böbrek taşlarının bazen uzun süre belirti vermeden böbrekte kalabildiğini ifade eden Prof. Dr. Kaya, "Taş hareket ettiğinde ya da idrar yolunu tıkadığında vücut çeşitli sinyaller verir. İdrarda kan görülmesi, ateş, bulantı, kusma, titreme, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma ve genital bölgede ağrı bu belirtiler arasında yer alır" açıklamasında bulundu. "Ağrı bel ve kasık bölgesine yayılabilir" Ağrının genellikle taşın idrar yoluna girmesiyle başladığını belirten Prof. Dr. Kaya, "Kaburga altından başlayıp bel ve yanlara yayılan ağrı, zamanla kasıklara ve cinsel organlara kadar ilerleyebilir. Ağrı bazen hafif ve sürekli, bazen de dalgalar halinde şiddetli olabilir" dedi. "İdrar ve sindirim sistemi bulguları" İdrarda renk değişikliğinin önemli bir bulgu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kaya, "İdrar pembe, kırmızı ya da çay rengi olabilir. Sık idrara çıkma, yanma hissi veya idrar akışının aniden kesilmesi görülebilir. Ayrıca böbreklerle mide arasındaki sinirsel bağlantılar nedeniyle bulantı, kusma ve soğuk terleme de sık karşılaşılan şikâyetlerdir" ifadelerini kullandı. "Enfeksiyon hayati risk taşıyabilir" Taşın idrar akışını engellemesi durumunda enfeksiyon gelişebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Kaya, "Ateş, titreme ve idrarın bulanık ya da kötü kokulu olması ciddi bir tabloya işaret eder ve acil müdahale gerektirir" uyarısında bulundu. "Çocuklarda belirtiler farklı seyredebilir" Çocuklarda böbrek taşı belirtilerinin daha farklı olabildiğini söyleyen Prof. Dr. Kaya, "Bebeklerde huzursuzluk ve sürekli ağlama, küçük çocuklarda ise karın ağrısı ve idrarda kanama ön planda olabilir. Bu belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden bir uzmana başvurmak, böbrek fonksiyonlarının korunması açısından büyük önem taşır" dedi.
Manisa CBÜ’nün uzmanları uyardı: "Su buharı değil, ağır metal karışımı"
10 Şubat 2026 Salı - 16:53 Manisa CBÜ’nün uzmanları uyardı: "Su buharı değil, ağır metal karışımı" Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nden (MCBÜ) yayımlanan açıklamada, elektronik sigaranın sanıldığı gibi masum olmadığı vurgulanarak, bu ürünlerin akciğerde geri dönüşü olmayan hasarlara ve ölümcül EVALI hastalığına yol açabileceği uyarısında bulunuldu. MCBÜ’lü uzmanlar, tütün endüstrisinin özellikle gençleri ve sigarayı bırakmak isteyenleri hedef alarak elektronik sigarayı "daha az zararlı" algısıyla pazarladığı, bunun ise büyük bir yanılgı olduğunu belirtti. MCBÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı tarafından yapılan açıklamada, elektronik sigaranın akciğerdeki doğal savunma mekanizmasını ciddi şekilde bozduğu ifade edildi. Normalde mikropları dışarı atan mikroskobik tüycüklerin (silya), elektronik sigara kullanımıyla kısaldığı, yavaşladığı ve bazı bölgelerde tamamen yok olduğu vurgulandı. Bu durumun ise kronik öksürük, balgam ve sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına zemin hazırladığı kaydedildi. "Su buharı değil, ağır metal karışımı" Halk arasında elektronik sigaranın "sadece su buharı" olduğu yönündeki yanlış algıya dikkat çeken uzmanlar, bu ürünlerin aslında nikotin, ağır metaller, ince partiküller ve uçucu organik bileşikler içerdiğini belirtti. Açıklamada, bu kimyasal karışımın akciğer dokusunda sessiz ve ilerleyici hasara yol açtığı, EVALI adı verilen ve ani solunum yetmezliğiyle seyreden ölümcül tabloların ortaya çıkabildiği ifade edildi. Gençler sosyal medya tuzağında MCBÜ Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşın Şakar Coşkun, özellikle gençler arasında elektronik sigara kullanımının hızla arttığına dikkat çekerek, "Sosyal medya üzerinden oluşturulan ‘modern ve daha az zararlı’ algısı, gençlerde çok daha güçlü bir bağımlılığa neden oluyor. Sigarayı bırakmak için elektronik sigaraya yönelenlerin büyük bölümü ya sigarayı bırakamıyor ya da her iki ürünü birlikte kullanarak vücuduna aldığı toksik yükü iki katına çıkarıyor" dedi. Elektronik sigaranın bir bırakma yöntemi olmadığını vurgulayan MCBÜ’lü uzmanlar, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara bilimsel olarak kanıtlanmış yöntemleri önerdi. Açıklamada, bilişsel ve davranışsal psikolojik danışmanlık ile kanıta dayalı ilaç tedavilerinin, kişisel denemelere göre başarı şansını en az 3 kat artırdığı belirtildi. Uzmanlar, vatandaşların MHRS üzerinden randevu alarak Uzaktan Hasta Değerlendirme çevrimiçi danışmanlık hizmetlerinden ya da Sigara Bırakma Polikliniklerinden profesyonel destek alabileceğini hatırlattı.
Uzmanından uyarı: "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın"
10 Şubat 2026 Salı - 13:45 Uzmanından uyarı: "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın" Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, "Sigara içenlerde özellikle sabahları koyu renkli balgamla birlikte öksürük görülebilir. Öksürüğün sigaraya bağlanıp önemsenmemesi, KOAH gibi hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabilir. Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın" dedi. Kış mevsiminde oldukça sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarının en yaygın belirtilerinden biri öksürük olarak tanımlanıyor. Ancak genellikle grip gibi hastalıklardan kaynaklı olduğu düşünülerek fazla önemsenmeyen öksürüğün, eğer 8 haftadan uzun süre geçmiyor ise göz ardı edilmemesi gerekiyor. Medline Adana Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Mustafa Faysal Baysal, inatçı öksürüğün altında yatabilecek nedenlere dikkat çekti. "Alerjik astımda sabaha karşı artan öksürük ve eforla hışıltı görülebilir" Kronik öksürüğün astımın en belirgin özelliklerinden olduğunu belirten Dr. Baysal, "Kronik öksürük, astımın en belirgin belirtilerinden biridir. Hırıltılı solunum, nefes darlığı ve göğüste sıkışma hissi eşlik edebilir. Öksürük genellikle kuru, gıcık tarzında ve özellikle geceleri artan bir özellik taşır. Alerjik astımda ise sabaha karşı artan öksürük ve eforla hışıltı görülebilir. KOAH’ta kronik ve ilerleyici nefes darlığı ile seyreden önemli bir hastalıktır. Bu hastalarda öksürük genellikle uzun süreli ve çoğu zaman balgamlıdır. Nefes darlığı ve göğüste tıkanma hissi de öksürüğe eşlik edebilir" ifadelerini kullandı. "Geceleri nöbet şeklinde gelen öksürük reflü belirtisi olabilir" Öksürüklü reflü ve bronşite de dikkat çeken Dr. Baysal, "Reflü, mide asidinin yemek borusuna kaçmasıyla tahriş oluşturarak öksürüğe neden olabilir. Kahve, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden sonra artan, geceleri nöbet şeklinde gelen ve uzun süren öksürük reflü belirtisi olabilir. Göğüs yanması da sık görülür. Bronşit de öksürüğün yaygın nedenleri arasındadır. Kronik bronşit, iki yıldan uzun süren ve yılın en az üç ayında balgamlı öksürükle kendini gösteren bir tablo oluşturabilir" diye konuştu. "İlaç değişikliği doktor kontrolünde olmalı" Kalp yetmezliği ve bazı hipertansiyon ilaçlarına da dikkat edilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr.Baysal, daha sonra şunları söyledi: "Öksürük bazen kalp yetmezliğinin önemli bir belirtisi olabilir. Özellikle yatınca artan, oturunca ya da ayağa kalkınca hafifleyen öksürük dikkat çekicidir. Bazı hastalarda pembe renkli balgam görülebilir. ACE inhibitörleri olarak bilinen bazı tansiyon ilaçları kuru öksürüğe neden olabilir. Bu öksürük tedavi başladıktan birkaç saat sonra ortaya çıkabileceği gibi, haftalar ya da aylar sonra da görülebilir. Böyle bir durumda doktor kontrolünde ilaç değişikliği yapılabilir." "Sigara, solunum yollarını etkiliyor" Sigara tüketiminin solunum yollarını tahriş ettiğine de vurgu yapan Dr. Baysal, "Kış aylarında ortaya çıkan inatçı öksürük sizi yanıltmasın. Sigara, solunum yollarını tahriş ederek kronik öksürüğe neden olur. Sigara içenlerde özellikle sabahları koyu renkli balgamla birlikte öksürük görülebilir. Öksürüğün sigaraya bağlanıp önemsenmemesi, KOAH gibi hastalıkların tanısının gecikmesine yol açabilir. Sinüslerin iltihaplanması, kronik öksürüğün önemli nedenlerinden biridir. Genellikle geniz akıntısına bağlı olarak gelişir ve kuru öksürük şeklinde görülür. Yapılan çalışmalarda kronik öksürüğü olan her üç hastadan birinde sinüzit tespit edilmektedir" şeklinde konuştu. "Öksürük kuru ve kesik kesik olabilir" Akciğer ve gırtlak kanserine de dikkat çeken Dr. Baysal, "Kimi zaman akciğer tümörleri yerleşim yerine göre öksürük yapabilir. Özellikle yoğun sigara içen kişilerde yeni başlayan öksürük, öksürüğün karakterinde değişiklik veya kanlı balgam görülmesi akciğer kanserinin habercisi olabilir. Öksürüğe ses kısıklığı eşlik ediyorsa gırtlak kanseri açısından da değerlendirme gerekir. Zatürre başlangıcında öksürük kuru ve kesik kesik olabilir, ilerleyen süreçte balgam ve göğüs ağrısı eşlik edebilir. Tüberkülozda öksürükle birlikte kanlı balgam görülebilir. Ayrıca sarkoidoz, non-astmatik eozinofilik bronşit, bronşektazi, interstisyel akciğer hastalığı, psikojenik öksürük ve pulmoner emboli gibi hastalıklar da kronik öksürüğe neden olabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Tekerlekli sandalyeyle getirilen hasta tedavi sonrası yürüyerek çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 13:42 Tekerlekli sandalyeyle getirilen hasta tedavi sonrası yürüyerek çıktı Kahramanmaraş’ta geçirdiği trafik kazası sonrası yürümekte güçlük çeken hasta, gerçekleştirilen başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuşarak yeniden ayağa kalktı. Kahramanmaraş’ta yaşayan Cafer Gök, geçirdiği trafik kazası sonrası yürüme güçlüğü yaşamaya başladı. HG Hostpital’a başvuran hasta burada yapılan başarılı ameliyatlar ve fizik tedavi ile yeniden yürümeye başladı. Hastanın tedavi süreci hakkında bilgiler veren HG Hospital Ortapedi Uzmanı Dr. Coşkuner Kalın, "Kliniklerde sıklıkla rastlanmayan nadir görülen bir vaka. Hastamız bize bir ay önce başvurmuştu. Çeşitli hastanelere bacağındaki lezyon nedeniyle başvurmuş ancak fayda görememiş. Biz bir multidisipliner olarak birkaç bölüm birden değerlendirdik. Trafik kazası sonrası her iki uyluğunda geniş moralleve lezyonu olduğunu tespit ettik. Hastanın tedavilerinden fayda görmediği ve şikayetlerinin azalmadığını tespit ettik. Tarafımca öncelikle cerrahi tedavi uygulandı her iki uyruğundaki sıvı boşaltıldı, vak tedavisi uygulandı ve fizik tedavi bölümüne devrildi. Yapılan tedaviler sonrasında hastamız şifasına kavuştu. HG Hospital Fizik Tedavi Uzmanı Mehmet Küçüker, hastamızı değerlendirdikten sonra cerrahi tedavisi yapıldı ve sonrasında sıvı dolmaması için ultrason eşliğinde hastamızın yan sıvısı boşaltılıp iyileştirici bir solüsyon verildi. Yaklaşık 5-6 seans devam etti ve yürümesi düzeldi" diye konuştu. Yaşadığı kaza hakkında bilgi veren Cafer Gök ise, "Bir arkadaş tavsiyesiyle geldim. Doktorlarımız çok iyi ilgilendiler, iyileştim. Tekerlekli sandalye ve baston ile geldim. Yürüyemiyordum ve oturup kalkamıyordum. Şimdi artık yürüyebiliyorum" ifadelerini kullandı.
Tekerlekli sandalyeyle getirilen hasta tedavi sonrası yürüyerek çıktı
10 Şubat 2026 Salı - 13:41 Tekerlekli sandalyeyle getirilen hasta tedavi sonrası yürüyerek çıktı Kahramanmaraş’ta geçirdiği trafik kazası sonrası yürümemekte güçlük çeken hasta, gerçekleştirilen başarılı ameliyatların ardından sağlığına kavuşarak yeniden ayağa kalktı. Kahramanmaraş’ta yaşayan Cafer Gök, geçirdiği trafik kazası sonrası yürüme güçlüğü yaşamaya başladı. HG Hostpital’a başvuran hasta burada yapılan başarılı ameliyatlar ve fizik tedavi ile yeniden yürümeye başladı. Hastanın tedavi süreci hakkında bilgiler veren HG Hospital Ortapedi Uz. Dr. Coşkuner Kalın, "Kliniklerde sıklıkla rastlanmayan nadir görülen bir vaka. Hastamız bize bir ay önce başvurmuştu. Çeşitli hastanelere bacağındaki lejyon nedeniyle başvurmuş ancak fayda görememiş. Biz bir multidisipliner olarak birkaç bölüm birden değerlendirdik. Trafik kazası sonrası her iki uyruğunda geniş moralleve lezyonu olduğunu tespit ettik. Hastanın tedavilerinden fayda görmediği ve şikayetlerinin azalmadığını tespit ettik. Tarafımca öncelikle cerrahi tedavi uygulandı her iki uyruğundaki sıvı boşaltıldı, vak tedavisi uygulandı ve fizik tedavi bölümüne devrildi. Yapılan tedaviler sonrasında hatamız şifasına kavuştu. HG Hospital Fizik Tedavi Uzmanı Mehmet Küçüker , hastamızı değerlendirdikten sonra cerrahi tedavisi yapıldı ve sonrasında sıvı dolmaması için ultrason eşliğinde hastamızın yan sıvısı boşaltılıp iyileştirici bir solüsyon verildi yaklaşık 5-6 seans devam etti ve yürümesi düzeldi" diye konuştu. Yaşadığı kaza hakkında bilgi veren Hasta Cafer Gök, "Bir arkadaş tavsiyesi ile geldim. Doktorlarımızı çok iyi ilgilendiler iyileştim. Tekerlekli sandalye ve baston ile geldim yürüyemiyordum ve oturup kalkamıyordum. Şimdi artık yürüyebiliyorum" ifadelerini kullandı. (HLL-HİV-