SAĞLIK
09 Nisan 2026 Perşembe - 16:26 Türkiye’de tek örnekti, Muğla Büyükşehir’e devredildi Milas Güllük Mahallesinde su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilmesi ve terfi hatlarını da içeren altyapı işletme imtiyaz sözleşmesi 2005 yılında imzalanmıştı. Türkiye’de su ve kanalizasyon hizmetlerinin özelleştirilen tek mahallesi suyun tonunu 100 liranın üzerinde içmeye başlayınca vatandaşların da talebi ile şirket ile Muğla Büyükşehlir Belediyesi arasında hizmetlerin devri sözleşmesi imzalandı. 35 yıllığına özel bir şirkete devredilen bu proje, Türkiye’de su hizmetlerinin özelleştirilmesi konusunda ilk ve tek örnek olarak biliniyor. 7 kişi yaşamını yitirmişti Muğla’nın Milas ilçesi Güllük mahallesinde, Haziran 2013’te özel şirket tarafından işletilen atık su terfi istasyonunda meydana gelen faciada 7 işçi, metan gazı zehirlenmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Depoya bakım için inen işçilerin yüksek miktarda metan gazına maruz kaldığı ve olayın teknik tedbirsizlikten kaynaklandığı açıklanmıştı. 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri yapıldı Yıllar içerisinde şirket tarifelerinin MUSKİ’ye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksek olması, su kesintileri ve altyapı sorunları vatandaşların tepkisine neden oldu. Bölge halkı, artan mağduriyet nedeniyle MUSKİ ve CİMER’e yoğun şikâyetlerde bulundu. Yaşanan sorunlar üzerine Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın talimatıyla bir devir komisyonu kuruldu. Yapılan teknik ve mali incelemeler sonucunda işletmenin değeri belirlenirken, borç ve yükümlülükler düşüldükten sonra 187 milyon TL karşılığında MUSKİ’ye devri konusunda anlaşmaya varıldı. Tüm içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri MUSKİ’ye devroldu 1 Nisan 2026 itibarıyla özel şirketin imtiyaz sözleşmesi sona erdirilirken, Güllük, Kıyıkışlacık’ın bir bölümü ve Zeytinlikuyu Mahallesi’nde su ve kanalizasyon hizmetlerinde tek yetkili kurum MUSKİ oldu. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezinde Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül ve Şirket Yetkilisi İhsan Hızarcıoğlu’nun katılımıyla düzenlenen imza töreni ile Güllük’te yıllardır devam sorun çözüme kavuştu. Böylece yıllardır tartışma konusu olan yüksek su ücretleri sorunu çözüme kavuşmuş oldu. Devir töreninde konuşan Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, "Güllük Mahallesi, Kıyıkışlacık Mahallesi’nin bir bölümü ve Zeytinkuyu Mahallesi’nde içme ve atık su hizmetleri geçmişte yapılan bir imtiyaz sözleşmesiyle 35 yıllık bir süreyle arkadaşlar özel şirketlere devredilmişti. Türkiye’de ilk tek örnektir. O dönem aslında yaygınlaştırma amacıyla başlayan bu uygulama daha sonra durdurulmuş ve başka illere ilçelere sirayet etmemiş. Buradaki hemşehrilerimiz bizim MUSKİ’nin verdiği tabii ki hizmeti hem ücret açısından hem de hizmet açısından yaklaşık arkadaşlar maliyet açısından baktığınızda 110 bine yakın abone Muğla’daki tarifelerin yaklaşık iki katı civarında bir su ve atık su bedeli ödemek zorunda kalıyorlardı. Bugün bu sözleşmeyi imzalıyoruz. Tekrar teşekkür ediyorum. Özellikle MUSKİ Genel Müdürlüğümüz ve ekibine. Karşılıklı toplantılar yapıldı, değer tespitleri yapıldı ve Danıştay’a gönderildi. Danıştay onayladıktan sonra da evet bu devir yapılabilir dedikten sonra da biz artık bugün sizlerin karşısına gururla çıkmış olduk. MUSKİ tekrar bütün Muğla’da tarifeler neyse aynı tarifeleri orada uygulayacak. Aynı zamanda yatırım eksiklikleri varsa onları da tamamlayacak. Firmamızın çalışanlarını da mağdur etmek istemiyoruz. Çünkü oradan firma çekilince onun orada hizmet veren yıllardır emekçileri var. İşte burada arkadaşlarımız var, emekçi arkadaşlarımız. Bu zor şartlarda onların da işlerini kaybetmesine bizim gönlümüz kesinlikle razı vermiyor. 50’ye yakın çalışanımız var. Tabii biz o arkadaşlarımızı da yine aynı bölgede MUSKİ’nin çatısı altında bu sefer istihdam edeceğiz ve oradaki faaliyetleri aynı şekilde o arkadaşlarımızın emeğiyle devamını sağlayacağız. Bu sözleşmenin, bu devrin Miladımıza, Muğla’mıza, ülkemize hayırlı uğurlu olmasını diliyorum" dedi.
Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir
10 Ekim 2025 Cuma - 09:48 Yumurtalıklarınız sizden yaşlı olabilir Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu hayalini biraz daha erteleyen kadınlar için yumurtalık yaşı önem taşıyor. Medicana Sağlık Grubu Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’den Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, kadınların takvim yaşı ile yumurtalık yaşının aynı olmayabileceğine dikkat çekti. Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir" açıklamasında bulundu. Çocuk sahibi olmak isteyen ya da bu düşüncesini ileri yaşlara erteleyen kadınların 30 yaşından sonra özellikle yumurtalık yaşına dikkat etmesi gerektiğini dile getiren Medicana International İzmir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşı, kadının biyolojik doğurganlık süresini anlamak için kritik bir parametredir. Kadının takvim yaşı ile yumurtalık yaşı her zaman aynı değildir. Bazen 30 yaşındaki bir kadının yumurtalık rezervi 40 yaşındaki bir kadına benzer olabilir ya da tam tersi olabilir. Bu yüzden yumurtalık yaşı deyince sadece yaşa bakmak yanıltıcı olabilir" dedi. Yumurtalıkların sağlıklı olup olmadığına ve yumurtalık yaşının kaç olduğuna bakmak için belirli testler yapıldığını aktaran Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalık yaşının belirlenmesi; doğurganlık potansiyelini belirlemesi, tüp bebek (IVF) başarısına etkisi, üreme planlamasına yön vermesi ve de erken yumurtalık yetmezliği riski açısından uyarıcıdır" dedi. 30 yaşından sonra mutlaka baktırın Yumurtalık yaşını doğrudan ölçen bir test olmadığını belirten Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Ancak over rezervini gösteren testler sayesinde bu yaş tahmin edilebilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar; AMH (Anti-Müllerian Hormon) testi, Antral Folikül Sayımı (AFC), FSH, LH ve Estradiol (E2) testleridir" diye konuştu. Özellikle 30 yaş sonrasında gebelik planlayan kadınların yumurtalık rezervlerini ölçtürmesi gerektiğinin altını çizen Op. Dr. İlkay Nafiye Toplaloğlu, "Yapılan ölçümler sonucu yumurtalıklarda düşük rezerv tespit edilirse, yumurta dondurma gibi seçeneklerle gelecekteki gebelik şansı korunabilir" mesajını verdi. Planlı hareket edilmeli Özellikle 30 yaş sonrası kadınlar için düzenli AMH testi, ultrason takipleri ve planlı hareket etmenin fark oluşturabileceğini söyleyen Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Rutin kontrollerle yumurtalık rezervlerinin ölçülmesi, planlı gebelik veya yumurta dondurma gibi önlemlerin alınmasına fayda sağlayabilir. Sessiz ilerleyen erken over yetmezliğini (Bu durum adet düzensizliğinden önce ortaya çıkıyor) yakalamak mümkün olabilir. Tüp bebek ihtiyacının olup olmayacağını öngörebiliriz. Ayrıca üreme planlamasına yön vermek kolaylaşır. Yani planlı hareket etmek erken uyarı sistemi gibi çalışacaktır" açıklamasını yaptı. "Genç gibi" davranması mümkün olabilir Yumurtalık rezervini etkileyen pek çok faktör olduğuna vurgu yapan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yumurtalıklar biyolojik olarak daha ‘genç’ veya ‘yaşlı’ davranabilir. Yumurtalık yaşını etkileyen faktörlerden en önemlisi genetik faktörler. Her kadının doğuştan sahip olduğu yumurta sayısı farklıdır. Bazı kadınlar genetik olarak çok daha fazla yumurtayla doğar ve rezervi uzun yıllar iyi kalır. Diğer faktörler de çevresel faktörler ve yaşam tarzı. Ayrıca endometriozis, çikolata kisti ameliyatı, kemoterapi-radyoterapi, otoimmün hastalıklar gibi durumlar da yumurtalık rezervlerini azaltabilir" ifadelerini kullandı. Yumurtalık yaşı doğrudan geri çevrilmiyor Kadın doğurganlığı alanında en merak edilen konuların başında, yumurtalık yaşını küçültmenin mümkün olup olmadığı sorusunun geldiğini vurgulayan Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kronolojik yaş gibi yumurtalık yaşı da doğrudan ‘geri çevrilemez’ yani yumurtaları gençleştirmek veya yeniden üretmek günümüzde mümkün değil. Ama yumurtalık fonksiyonunu korumak, yaşlanma hızını yavaşlatmak ve bazı durumlarda fonksiyonel olarak yumurtalıkları ‘daha genç gibi’ çalıştırmak mümkün olabilir. Bu sayede rezerv azalma hızı düşebilir, yumurta kalitesi artabilir ve doğurganlık süresi uzayabilir" diye konuştu. Sağlıklı beslenin sigara içmeyin Yumurtalık yaşını olumlu yönde etkileyebilecek bazı rutinlerden bahseden Op. Dr. İlkay Nafiye Topaloğlu, "Yaşam tarzı ve beslenme ile yumurtalık fonksiyonunu desteklemek mümkün olabilir. Bunun için sigara gibi kötü alışkanlıklardan vazgeçilmeli. Antioksidan zengini beslenme düzenine geçilmeli. Özellikle C vitamini, E vitamini, koenzim Q10, resveratrol gibi antioksidanlar yumurta hücrelerini oksidatif stresten korumaktadır. Meyve, sebze, zeytinyağı, omega-3 açısından zengin gıdalar tercih edilmeli ve düzenli egzersizler yapılmalıdır. Düzenli uyku ve stres yönetimi de yumurtalık rezervi kalitesinin yükselmesine fayda sağlayabilir. Ancak, yumurtalık yaşını küçültmek mümkün değil. Ancak yaşlanma hızını yavaşlatmak, yumurta kalitesini artırmak ve fonksiyonel olarak yumurtalıkları daha genç gibi çalıştırmak; doğru beslenme, sağlıklı yaşam, doktor kontrolünde destek tedavileri ve gerekirse yumurta dondurma yöntemiyle mümkün kılınabilir" dedi.
Göz sağlığında 20-20-20 kuralının önemi
10 Ekim 2025 Cuma - 09:42 Göz sağlığında 20-20-20 kuralının önemi Günümüz şartlarında ekransız bir hayat düşünülemediği belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feray Aygül, ancak göz sağlığını korumak için sadece çocukların değil, yetişkinler için de en önemli olan 20-20-20 kuralını mutlaka uygulamaları gerektiğini söyledi. Bazı hastalıkların belirti göstermesiyle birlikte teşhis konulabildiğini, ancak bazı hastalıklarda ise hiçbir şikayet ortaya çıkmayabildiğini belirten Doruk Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Feray Aygül, o yüzden şikayeti olmayan glokom, diyabetik retinopati, sarı nokta hastalığı gibi hastalıklara karşı muhakkak göz muayeneleri olunması gerektiğine dikkat çekti. Kalıcı bir körlükle sonuçlanmaması açısından bu muayenelerin önemli olduğunu ifade eden Op. Dr. Aygül, "Düzenli göz muayenelerinin önemini aileler çok iyi bilmelidir. Hiç şikayeti olmasa da yılda en azından 1 kere muayene olunması gerekiyor. Sağlıklı beslenme, düzenli uyku, düzenli yapılan egzersizler, en az ilaçlar kadar önemlidir. Çocuklar açısından bakıldığında, doğumdan 3 ay sonrasında başlanmalıdır. Çünkü doğuştan gelen katarak ya da glokom tarzında hastalıkları önceden tespit etmek çok önemlidir. Ama ilerleyen yaşlarda, görme gelişimi devam ettiği için belirli aralarla rutin kontrolleri de yapmak gerekiyor. Genelde 2,5 veya 3 yaşında göz muayenelerini tekrarlamak ya da yıllık kontrollerle okul çağına kadar çocuğun muayenelerini devam ettirmek gerekiyor" diye konuştu. Çocukların aslında 3 yaşından önce ekrana bağımlı kalmamaları gerektiğini belirten Aygül, "Ancak günümüz teknolojisi ve çevremizdeki etkenler sebebiyle bunun mümkün olmadığını görebiliyoruz. Maalesef, günümüz şartlarında ekransız bir hayat düşünülemiyor. Sadece çocuk değil, yetişkinler için de en önemli kural, 20-20-20’dir. 20 dakika ekrana baktıktan sonra, 20 saniye 20 adım uzaklıktaki bir mesafeye bakıyoruz. Ama çocuklarda ekran süresini mutlaka kısıtlamak gerekiyor. İlkokul çağındaki çocuklar tabletle biraz uzun süre ilgileniyorlar. Onların sürelerini mutlaka 1 saatle sınırlandırmak gerekiyor" dedi. Göz tansiyonunun özellikle çok sinsi giden bir hastalık olduğuna da dikkat çeken Aygül, "Ailede varsa, hiç şikayet olmadan mutlaka kontrollerin yapılması gerekiyor. Aynı zamanda diyabet ve sarı nokta hastalığı da şikayetlere sebep olmadığı için sadece muayenelerde anlaşılmaktadır. Sadece rutin kontrollerle teşhis konulabilir. Erken dönem teşhis konulmasıyla da körlükten korunulabilir. Görmek yaşamaktır. Göz sağlığı yaşam kalitesidir. Kendimiz ve sevdiklerimiz için bir adım atalım. Gözlerimizi sadece görmek için değil, daha sağlıklı bir geleceğe bakmak için de kullanalım" şeklinde konuştu.
Kabuğun içindeki sağlık: Yumurta
10 Ekim 2025 Cuma - 09:31 Kabuğun içindeki sağlık: Yumurta Türkiye Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR), yumurtanın sağlıklı beyin, kas, cilt, göz ve sinir sistemi gelişimi sağladığını bildirdi. YUM-BİR’den Dünya Yumurta Günü dolayısıyla yapılan açıklamada, yumurtanın insan yaşamındaki yeri ve sağlıklı beslenmedeki rolüne dikkat çekildi. 1996 yılından bu yana her yıl ekim ayının ikinci cuma günü Dünya Yumurta Günü kutlandığı aktarılan açıklamada, burada yumurtanın beslenmedeki önemine vurgu yapmanın amaçlandığı ifade edildi. Yumurtanın, zengin ve eşsiz besin içeriği ile tüm dünya sofralarda yer edindiği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "Yumurta, içerdiği 14 esansiyel besin maddesiyle doğal bir vitamin kaynağıdır. Özellikle içindeki demir, çinko ve A, B, D, E vitaminleri, insan sağlığı için kritik önemdedir. Bunun yanı sıra yüksek kaliteli protein, amino asitler, kalsiyum, sodyum, iyot ve selenyum gibi besin ögeleri, beyin gelişimi için gerekli bol miktarda bulunan kolin, yumurtayı sağlıklı bir yaşamın vazgeçilmez beslenme aracı yapmaktadır. Yumurta, insan vücudunun hayati fonksiyonlarını destekleyerek sağlıklı beyin, kas, cilt, göz ve sinir sistemi gelişimi sağlamaktadır. Ayrıca, kalp hastalıkları riskini azaltma ve yaşa bağlı alzheimer önleme gibi faydaları ile de önem kazanmaktadır. Uygun fiyatlı bir hayvansal protein kaynağı olan yumurta, en ekonomik beslenme imkanı sağlamaktadır." Üretim ve ihracatta ilk 5 içindeyiz Türkiye’nin, yılda 22 milyar yumurta üretimi ve 450 milyon dolar ihracatı ile dünya sıralamasında ilk 5 içinde bulunduğu belirtilen açıklama, şöyle devam etti: "Dünya yumurta ihracatında üretimini ihraç eden lider ülkedir. Türkiye, yumurta üretim sektörü 135 milyon kurulu kapasitesi ve 110 milyon yumurtacı kanatlısı ile Afrika, A.B. ülkeleri, Körfez ülkeleri, ABD başta olmak üzere 56 ülkeye yumurta ihraç etme kapasitesine sahip olup hali hazırda 39 ülkeye sofralık ve kuluçkalık yumurta yanında likit ve toz yumurta da ihraç etmektedir. Tüm dünyayı saran kuş gribi salgını ile mücadelede, en başarılı mücadeleyi veren Türkiye, dünyada en güvenilir yumurta tedarikçisi olarak görülmektedir. Doğrudan ve dolaylı 300 bin kişiye istihdam sağlayan yumurta sektörünün çatı kuruluşu olan YUM-BİR, Dünya Yumurta Örgütüne (World Egg Organisation-WEO) üyedir." Çocukların yeterli ve dengeli beslenmesi sağlıklı toplum için en önemli ihtiyaç olduğuna dikkat çekilen açıklamada, "Okul çağındaki çocuklara günde en az 1-2 yumurta yedirme uygulaması, çocukların sağlıklarına katkıda bulunurken, aynı zamanda üreticinin sürdürülebilir üretim yapması da desteklenmiş olacak." ifadesi kullanıldı.
Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi
09 Ekim 2025 Perşembe - 19:21 Çanakkale’de ilk kez TAR yöntemi ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde ilk kez transversus abdominis release (TAR) tekniği ile dev insizyonel herni onarımı gerçekleştirildi. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesine, 35 yaşındaki erkek hasta önceki batın cerrahisine bağlı gelişen ameliyat yeri fıtığı nedeniyle başvurdu. Hastaya, Gastroenteroloji Uzmanı Op. Dr. Barış Türker ve Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kurtkulağı’nın gerçekleştirdiği cerrahi operasyonla, Çanakkale Devlet Hastanesinde ilk kez uygulanan open transversus abdominis Rrelease (TAR) tekniği kullanılarak başarılı bir onarım yapıldı. Bu yöntemde karın ön duvarı kas katmanları dikkatle ayrılarak yama kasların arkasına yerleştirildi. Böylece karın duvarı yeniden yapılandırılarak gerginliksiz ve kalıcı bir onarım sağlandı. Bu yöntem büyük ve tekrarlayan karın duvarı fıtıklarının tedavisinde modern cerrahinin altın standart yaklaşımlarından biri olarak kabul edilirken Op. Dr. Barış Türker, operasyonla ilgili şunları söyledi: "Hastamızda oldukça geniş bir karın duvarı defekti mevcuttu. TAR tekniği sayesinde hem fizyolojik bir karın duvarı bütünlüğü sağladık hem de gerginlik oluşturmadan kalıcı bir onarım gerçekleştirdik. Bu başarılı operasyon, hastanemizde ileri düzey karın duvarı cerrahisi açısından önemli bir adım oldu." Op. Dr. Özgür Kurtkulağı ise, "TAR yöntemi, özellikle geniş ve tekrarlayan fıtıklarda hastanın yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran, modern ve güvenilir bir yaklaşımdır. Bu operasyonun başarılı şekilde tamamlanması, ekibimiz adına büyük bir mutluluk kaynağı oldu" dedi. Hastaneden yapılan açıklamada, "Bu başarıyla birlikte cerrahi ekibimiz, hastanemizde kompleks karın duvarı rekonstrüksiyonlarında yeni bir dönemin kapısını aralamıştır" ifadelerine yer verildi.
SATKOF’tan Brezilya Büyükelçiliği ile sağlık diplomasisinde sürdürülebilir iş birliği adımları
09 Ekim 2025 Perşembe - 16:45 SATKOF’tan Brezilya Büyükelçiliği ile sağlık diplomasisinde sürdürülebilir iş birliği adımları Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay ve beraberindeki heyet, Brezilya’nın Türkiye Büyükelçisi Sayın Gilda Motta Santos Neves’i makamında ziyaret etti. Ziyarette, Türkiye ile Brezilya arasında sağlık diplomasisi, sürdürülebilirlik, iklim değişikliği ve çevre politikaları konularında iş birliği potansiyelleri ele alındı. Özellikle sıfır atık, yeşil dönüşüm ve çevresel sürdürülebilirlik temalarında ortak çalışma ve akademik iş birliği fırsatları gündeme getirildi. Prof. Dr. Aysun Bay, görüşmede 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir Balçova Termal Otel’de düzenlenecek olan "1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri: Türkiye’de Sağlık Diplomasisi ve İnovasyon Kongresi" hakkında bilgi verdi. Kongrenin, iki ülke arasındaki sağlık turizmi, çevre temelli sağlık politikaları ve inovatif yatırımların geliştirilmesi açısından önemli bir platform olacağı vurgulandı. Büyükelçi Gilda Motta Santos Neves ise Türkiye’nin sağlık ve çevre alanındaki başarılarını takdirle karşıladığını belirterek, Brezilya olarak sürdürülebilir sağlık ve çevre politikalarında ortak adımlar atmaya hazır olduklarını ifade etti. Ziyaret, iki ülke arasındaki sağlık diplomasisi ve sürdürülebilir kalkınma vizyonu çerçevesinde yeni iş birliklerinin temellerinin atılması açısından büyük önem taşıyor.
Gaziantep’te terör tatbikatında kendini rolüne kaptıranları ekipler güçlükle sakinleştirdi
09 Ekim 2025 Perşembe - 16:28 Gaziantep’te terör tatbikatında kendini rolüne kaptıranları ekipler güçlükle sakinleştirdi Gaziantep’te düzenlenen "Bombalı terör saldırısı" tatbikatına senaryo gereği ölü ve yaralı yakını rolündeki kişilerin sinir krizi geçirdikleri "iyi rolü" damga vurdu. Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü Ulusal Medikal Kurtarma Ekipleri (UMKE) tarafından gerçekleştirilen "Bombalı terör saldırısı" tatbikatı gerçeği aratmadı. Senaryo gereği ölü ve yaralı yakını rolündeki kişiler kendini rolüne öyle bir kaptırdı ki sağlık çalışanlarına ve polis ekiplerine zor anlar yaşattı. İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetleri Başkanlığı, İl Jandarma Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü, İtfaiye Daire Başkanlığı, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından "Yerel Düzey Türkiye Afet Müdahale Planı" projesi kapsamında tatbikat gerçekleştirildi. Sinir krizi geçiren ölü ve yaralı yakınlarını ekipler zorla sakinleştirdi Gerçeği aratmayan tatbikata senaryo gereği 5 kişi hayatını kaybederken, yaralanan ve bazı uzuvları kopan 20 yaralı için ekipler adeta dakikalarla yarıştı. Aralarında ağır yaralıların da bulunduğu yaralılar ekiplerin ilk müdahalesinin ardından bölgeye sevk edilen ambulanslarla hastanelere götürülürken, sinir krizi geçiren yakınlarını ise polis ve jandarma ekipleri sakinleştirmeye çalıştı. İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı UMKE ekibi yurt içinde ve yurt dışında meydana gelebilecek acil afetlerde ve terör saldırılarında, daha etkin hizmet sunabilmek amacıyla aldıkları eğitimi uygulamalı olarak tatbikatla sonlandırdı. Tatbikat katılımcılardan tam not aldı Gaziantep İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Acil Sağlık Hizmetleri Daire Başkanlığı’nın organizasyonuyla gerçekleşen ve filmleri aratmayan görüntülere sahne olan Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığı ekiplerinin ortak tatbikatı, katılımcılardan tam not aldı. 130 personel 29 araçla yapılan tatbikata Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi’ne yeni katılan gönüllüler için ormanlık alanda "Bombalı terör saldırısı"na müdahale tatbikatı düzenlendi. Yapılan makyajla gerçeğe yakın ölü ve yaralı görüntüsü oluşturulan tatbikatta senaryo gereği 5 kişi ölü ve 20 kişi yaralandı. Ölü ve yaralı yakınları "iyi rol" oynadı Erikçe Ormanı’nda düzenlenen tatbikatta temsili ölü ve yaralılara müdahale eden ekiplerin müdahale süresi, davranışlarında sergiledikleri performans ile senaryo gereği ölü ve yaralı yakını rolüne giren kişilerin rollerini çok iyi oynaması alkış topladı. Gerçeği aratmayan tatbikatta ekiplerin göstermiş olduğu performans, yöneticiler tarafından tam not aldı. Terör saldırısı tatbikatında her detay düşünülürken tatbikatın her aşaması nefes kesen görüntülere sahne oldu. Makyajla gerçeğe yakın ölü ve yaralı görünümüne kavuşturulan kişilere müdahale eden ekipler tatbikatı başarıyla tamamladı. Tatbikat öncesi UMKE ekipleri ormanda 3 gün boyunca kampa girdi. Yoğun programlar kapsamında katılımcılar, terör saldırılarına etkin müdahale kapasitesini geliştirmeye yönelik kapsamlı bir eğitim sürecinden geçti. Senaryo gereği gerçekleştirilen "Bombalı terör saldırısı" tatbikatında 112 komuta merkezinin anonsu üzerine harekete geçen ekipler, terör saldırısındaki patlama sonrası zarar gören vatandaşlara tıbbi aletlerle müdahale etti. Terör saldırısı senaryosu üzerinden kurgulanan tatbikat senaryosuna göre, bir terör saldırısı sonrası olay yerinde çok sayıda ölü ve yaralının bulunduğu karmaşık bir kriz durumu canlandırıldı. UMKE, polis ve jandarma ekipleri, senaryoya uygun şekilde hızla olay yerine intikal ederek olay yeri güvenliğini sağladı, triyaj alanlarını oluşturdu ve ilk müdahaleleri gerçekleştirdi. Tatbikat her yönüyle nefes kesti UMKE’ye dahil olabilmek için eğitimden geçen sağlıkçıların da katıldıkları tatbikat film sahnelerini aratmazken, tatbikat her yönüyle nefes kesti. 3 gün boyunca eğitmenler tarafından temel eğitimden geçirilen katılımcılar, eğitimin sonunda gerçeği aratmayan bir tatbikata katılan acil tıp uzmanı, doktor, paramedik ve hemşire ile farklı branşlardaki sağlıkçılardan oluşan ekip tatbikatı başarıyla yaptı. UMKE ekibinin tecrübe kazanabilmesi için tatbikat öncesi verilen eğitimlerde personellere olay yeri yönetimi, hasta ve yaralıların triyaj uygulamaları, acil müdahale ünitesinin hızlı ve etkin şekilde kurulumu, ekip koordinasyonu, kriz yönetimi ve medikal müdahale protokolleri gibi kritik konularda teorik bilgi ve pratik beceriler kazandırıldı. Yaralıların ve yakınlarının performansı tatbikata damga vurdu Tatbikatta rol alan ölü ve yaralıların vücutlarına makyaj malzemeleriyle de gerçekten farksız görünen yaralar açıldı. Kimi yaralıların öldüğü, kiminin de kolunun koptuğu tatbikatta ağır yaralılar gerçekten ölü ve yaralıymış gibi hareket etmesi dikkat çekti. UMKE ekiplerinin yaralarını hızla tedavi etmesini isteyen yaralıların ve yakınlarının performansı tatbikata büyük damga vurdu. Ölmeden tabuta girdiler Saldırının yaşandığı bölgeye hızlı bir şekilde sahra hastanesi kuran ekipler yaralıları hızla hastaneye taşıdı. Tatbikatta ölenlerin cenazeleri önce ceset torbalarına, daha sonra ise cenaze aracına kondu. Senaryo gereği ölenlerin ölmeden tabuta konduğu tatbikatta ölü ve yaralı rolündeki kişiler sinir krizi geçirerek gözyaşları içinde yakınlarının durumunu sordu. Bu sırada yaralı yakını rolündeki bazı kişiler, rolüne kendini iyice kaptırıp sinir krizi geçirdi. Senaryo gereği ekiplerin kriz yönetimini güçleştirmek için sürekli bilgi almaya çalışan ve olay yerine girmek isteyen kişiler, polis ekipleri tarafından güçlükle sakinleştirildi. Zaman zaman güvenlik güçlerini geçerek şerit ile çekilen alana girmek isteyen kişileri ekipler güçlükle sakinleştirirken, senaryo gereği ölen kişilerin yakınlarının sahra hastanesine girmesi engellendi. Ekipler hızları ve becerileriyle hem göz doldurdu hem de takdir topladı Gerçekten farksız olan bombalı terör saldırısı tatbikatını başarıyla geçen UMKE, polis ve jandarma ekipleri hızları ve becerileriyle hem göz doldurdu hem de takdir topladı. Kurulan acil müdahale ünitesinde, yaralılara gerekli medikal müdahaleler yapıldıktan sonra hastanelere sevk süreci başarıyla yürütüldü. Tatbikat sırasında zamanla yarışan ekipler, ekip içi koordinasyon, doğru iletişim ve hızlı karar alma süreçlerinde yüksek bir performans sergiledi. Tatbikat kapsamında Hasan Kalyoncu Üniversitesi Paramedik Bölümü öğrencileri ölü ve yaralı oyuncu olarak sahada yer aldı. Rolünü iyi oynayan öğrencilerin performansı tatbikata damga vurdu. Öte yandan, senaryo gereği olay yerinde bir şüpheli paket daha bulunduğu ihbarı üzerine bölgeye bomba imha uzmanları çağırıldı. Eğitimli köpeklerin getirildiği tatbikatta bomba imha uzmanları tarafından alan boşaltılarak önlem alındıktan sonra şüpheli paket fünyeyle patlatılıp imha edildi. Tatbikat sonrası açıklamalarda bulunan Gaziantep Acil Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Mehmet Akhan, tatbikatın başarıyla tamamlandığını söyledi. Tatbikatların önemine değinen Akhan, "Bugün burada Türkiye afetle müdahale programı kapsamında gerçeği aratmayacak bir tatbikatı uyguladık ve uygulamaya da devam ediyoruz. Burada 136 personel ile 46’sı sağlıkçı, 30 aracın da 10 tanesi sağlık ekibi olmak üzere emniyetimiz, jandarmamız, büyükşehir belediyemiz, zırhlı tugayımız, çevre şehircilik il müdürlüğümüz, tarım il müdürlüğümüz gibi paydaşlarımızla birlikte bir bomba olayını gerçeği yansıtacak şekilde yapılacak tüm işlemleri yaptık ve kurulması gereken çadırlarımıza kadar kurduk. Yaralı ve hastaların naklini gerçeği aratmayacak şekilde gerçekleştirdik. Tatbikatımızda 25 yaralımız bulunuyor. 5’i hayatını kaybeden vatandaş, yaralıların da kendi içinde sınıflandırılması devam edilmekte. Emniyetten de bomba ili ilgili araştırma yapmak için bombanın türü ve cinsiyle ilgili işlemleri gerçekleştirildi. Paydaşlarımızla işlemlerin tamamını başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Bu tatbikatı yılda bir defa Türkiye Afetle Müdahale Planı (TAMP) dediğimiz illerde herhangi bir afet olarak gerçekleştiriyoruz. Bugünkü senaryomuz bir bomba olayıydı. Herhangi bir olay olduğunda olaylara hızlı ve güvenli şekilde yetişebilmek için sahanın dinamikliğini geliştiriyoruz" dedi. Tatbikatta senaryo gereği ölü ve yaralı rolü oynayan kişiler, ilk defa bir tatbikata katıldıklarını ve rolünü çok iyi oynamak için ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdiler. (İK-SVY-Y)
Uzmanı uyardı: "Göz sağlığı düzenli olarak kontrol edilmelidir"
09 Ekim 2025 Perşembe - 15:49 Uzmanı uyardı: "Göz sağlığı düzenli olarak kontrol edilmelidir" Dünya Görme Günü dolayısıyla açıklamalarda bulunan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Özdemir, önlenebilir körlük ve görme kusurlarına dikkat çekerek, "Göz sağlığı doğumdan itibaren yaşamın her döneminde düzenli kontrol edilmelidir" dedi. Her yıl Ekim ayının ikinci Perşembe günü kutlanan Dünya Görme Günü, görme kaybı ve önlenebilir körlük konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla kutlanıyor. Sivas Numune Hastanesinde görev yapan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mesut Özdemir, bu özel günde yaptığı açıklamada, düzenli göz muayenesinin önemine dikkat çekti. Dünya genelinde her yıl milyonlarca insanın görme kaybı yaşadığını belirten Özdemir, "Dünya Görme Günü, önlenebilir körlük ve görme kusurlarına dikkat çekmek, farkındalık oluşturmak ve düzenli göz muayenesinin önemini vurgulamak amacıyla her yıl ekim ayının ikinci Perşembe günü düzenlenmektedir. Önlenebilir görme kaybı sebepleri her yaş grubunda farklılık göstermektedir" dedi. "Erken tespit önemlidir" Yaşamın her döneminde göz muayenesinin önemini vurgulayan Mesut Özdemir, "Yenidoğan bir bebekte ilk ay konjenital katarakt, konjenital glokom ve retinoblastom gibi hastalıkların tespiti, erken çocukluk döneminde miyopi, hipermetropi ve astigmatizma dediğimiz kırma kusurlarının eşlik edebildiği ambliyopi yani göz tembelliğinin ve göz kaymasının tespiti, çocukluk döneminden erişkin yaşa kadar her dönemde kırma kusurlarının tespiti, erişkin yaşta ise katarakt, glokom, yaşa bağlı makula dejenerasyonu ve diyabetik retinopati gibi hastalıkların erken tespiti çok önemlidir. Bu sebeple doğumdan itibaren yaşamın her aşamasında düzenli göz muayenesi önerilmektedir" dedi. "Gözler dünyaya açılan perdedir" Göz sağlığı için önerilerde bulunan Özdemir, "Düzenli göz muayenesinin yanı sıra A vitamini, lutein ve omega 3 yağ asitleri açısından zengin beslenmek göz sağlığı açısından faydalıdır. Bu sebeple balık, havuç ve yeşil yapraklı sebzeler tüketilebilir. UV ışığından korunmak amacıyla güneşli havalarda güneş gözlüğü kullanmak, uzun süreli aralıksız telefon ve bilgisayar ekranına maruz kalmamak ve düzenli egzersiz göz sağlığınızı korumanız açısından önemlidir. Unutmayın, gözlerimiz dünyaya açılan pencerelerimizdir" diye konuştu.
Çocuklarda baş ağrısı önemli hastalıkların habercisi olabilir
09 Ekim 2025 Perşembe - 14:48 Çocuklarda baş ağrısı önemli hastalıkların habercisi olabilir SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı / Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç, çocuklarda baş ağrısının hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı / Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hasan Kılıç, çocuklarda baş ağrısının önemli hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "Baş ağrısı çocuklarda sık görülür ve genellikle zararsızdır, ancak bazı durumlarda önemli hastalıkların habercisi olabilir. Ebeveynlerin bilinçli olması hem gereksiz kaygıyı önler hem de erken tanıya yardımcı olur" dedi. Baş ağrısının nedenleri Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "A. Birincil (Primer) baş ağrıları: Beyinde yapısal bir neden olmadan gelişir. Migren: Zonklayıcı, tek taraflı, bulantı ve kusma eşlik edebilir. Gerilim tipi baş ağrısı: Baskı veya sıkıştırma tarzında, stresle artar. İkincil (Sekonder) baş ağrıları: Başka bir hastalığın belirtisidir (Sinüzit, ateş, göz kusuru, tümör vb.)" dedi. Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, baş ağrısının dikkate alınması gereken durumları ise, "Sabahları uyandıran veya kusmayla birlikte olan ağrı. Gün geçtikçe şiddeti artan ağrı. Kafa travması sonrası başlayan ağrı. Ateş, ense sertliği, bilinç değişikliği, nöbet eşlik etmesi. Görme bozukluğu, çift görme, dengesizlik" ifadelerini kullandı. Tanı nasıl konur Tanıda doktorun ağrının süresi, sıklığı, eşlik eden belirtiler ve nörolojik muayeneyi değerlendirdiğini kaydeden Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "Gerekirse göz muayenesi, kan testleri veya beyin görüntülemesi yapılabilir" diye konuştu. Tedavi ve önlemler Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, tedavi ve önlemlere yönelik şunları ifade ederek, "Yeterli uyku, sıvı alımı, düzenli beslenme. Ekran süresinin azaltılması, stres yönetimi. Ağrı kesiciler yalnızca doktor önerisiyle kullanılmalıdır. Migrenli çocuklarda tetikleyici gıdalardan (Çikolata, salam, kafeinli içecekler) kaçınılmalıdır." Ailelere öneriler Ailelere önerilerde bulunan Dr. Öğr. Üyesi Kılıç, "Baş ağrısı günlüğü tutun: Ne zaman başladı ne kadar sürdü ne yedi? Ağrı sonrası uyku veya kusma varsa not alın, düzenli göz muayenesi yaptırın ve gereksiz tetkik veya ilaçtan kaçının, gerekirse çocuk nöroloji uzmanına başvurun. Çocuklarda baş ağrısı çoğu zaman geçicidir, ancak bazı durumlar ciddi olabilir. Ailelerin dikkatli gözlemi ve zamanında hekim değerlendirmesi, çocukların sağlıklı gelişimi için çok önemlidir" diye konuştu.