SAĞLIK
Atakum’da ücretsiz sağlık taramasına vatandaşlardan yoğun ilgi 12 Nisan 2026 Pazar - 15:18:53 Samsun’un Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen ücretsiz sağlık tarama hizmeti vatandaşlardan yoğun ilgi gördü. Atakum Belediyesi ile Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hemşirelik Bölümü iş birliğinde yürütülen sağlık tarama programı, ilk olarak Özgecan Kadın Danışma Merkezi’nde başlatılırken, Şehit Ömer Halisdemir Tesisinde devam etti. Sağlıklı yaşam konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen program, vatandaşların buluşma noktası oldu. Program kapsamında uzman sağlık personeli tarafından 18 yaş üstü kadınlar ve 50 yaş üstü erkeklere yönelik çeşitli sağlık hizmetleri sunuldu. Vatandaşlar tansiyon ve şeker ölçümü yaptırırken, kalp, böbrek, üreme sağlığı ve aile planlaması konularında da bilgilendirildi. Etkinlikte kanserde erken tanının önemine dikkat çekilirken, katılımcılar çeşitli tarama testlerinden geçirildi. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Halk Sağlığı Hemşirelik Bölümü 4. sınıf öğrencileri tarafından kurulan stantlarda ise idrar kaçırma, aile planlaması, diyabet, menopoz, kalp sağlığı ve kanser taramaları hakkında bilgilendirme yapıldı. Öğrenciler, etkinliğin temel amacının toplumda sağlık bilincini artırmak ve hastalıklar ortaya çıkmadan önlem alınmasını sağlamak olduğunu belirtti. Programa katılan vatandaşlar da hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirdi. Sağlık taramasına katılan bir vatandaş, düzenli kontroller yaptırdığını belirterek verilen bilgilerin faydalı olduğunu ifade etti. Bir diğer katılımcı ise hizmetin özellikle ileri yaş grubundaki vatandaşlar için önemli olduğunu vurgulayarak, toplumun sağlık konusunda daha bilinçli olması gerektiğini söyledi.
12 Nisan 2026 Pazar - 13:41 Genç neslin yeni tehdidi: Elektronik sigara alışkanlığı kalp krizini tetikliyor Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, genç yaşta kalp krizi görülme oranlarının arttığını vurgulayarak önemli uyarılarda bulundu. Özellikle yeni nesilde artış gösteren sigara ve elektronik tütün ürünleri kullanımıyla birlikte obezite ve modern yaşamın getirdiği psikolojik faktörlerin gençleri ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doğan, "Ben gencim, kalp krizi geçirmem" algısının yanlış olduğuna dikkat çekti. Kardiyovasküler hastalıklara bağlı can kayıpları dünya genelinde ilk sırada yer almaya devam ederken, kalp krizinin "yaşlı hastalığı" olduğu algısı her geçen gün değişmeye devam ediyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, özellikle gençlerde artan kalp krizi vakalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Özellikle sigara, elektronik tütün ürünleri ve hareketsiz yaşamın yanı sıra psikolojik faktörlerin de büyük bir tehdit oluşturduğunu belirten Doğan; yaşam tarzı değişikliğinin hayati önem taşıdığını ifade etti. "Genç nesilde kalp krizinin artmasının en önemli nedenleri sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması" Son dönemde modern yaşamın getirmiş olduğu olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risk faktörlerinin de kalp kirizine olan etkisinin sürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, şunları söyledi: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda." "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir" Kalp krizinin çoğu zaman öncesinde belirti verdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Doğan, "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. ’Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır’ diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında" şeklinde konuştu. "Şüphe varsa hemen 112 aranmalı" Doç. Dr. Doğan kalp krizi belirtilerinin ciddiye alınması gerektiğini vurgulayarak, "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır" dedi. "Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun" Kalp krizinden korunmanın mümkün olduğunu belirten ve dikkat edilmesi gerekenleri aktaran Doç. Dr. Doğan, şu ifadelere yer verdi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, ’Ben gencim, kalp krizi geçirmem’ anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle ’Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin’."
12 Nisan 2026 Pazar - 13:12 Uzmanından dünyada en çok öldüren 4’üncü hastalık için uyarı: "KOAH’ı sigarayı bırakmak, zatürreyi aşı durdurur" Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları Kliniği’nden Prof. Dr. Sait Karakurt, toplumda sık görülen Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) ve zatürre hakkında önemli uyarılarda bulundu. KOAH’ın ölümcül hastalıklar listesinde üst sırada yer alan ve toplumda sık görülen bir rahatsızlık olduğunu dile getiren Karakurt, "Vakaların yaklaşık yüzde 85’i sigara kullanımına bağlı" dedi. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi uzmanlarından Prof. Dr. Sait Karakurt, dünya genelinde can kayıplarına neden olan hastalıklar arasında 4’üncü sırada yer alan KOAH ve beraberinde getirdiği zatürre riskine karşı önemli açıklamalarda bulundu. Vakaların yüzde 85’inin sigara kullanımı kaynaklı olduğunu vurgulayan Karakurt, KOAH’ın önlenebilir bir hastalık olduğunun altını çizerken; özellikle 65 yaş üstü ve risk grubundaki bireylerin zatürreye karşı aşılama ve erken teşhis konusunda hassas olmaları gerektiğini belirtti. "KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır" KOAH’ın en büyük sebebinin sigara kullanımı olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sait Karakurt, hastalığın ciddiyetini ve önlenebilmesi için yapılması gerekenleri şu şekilde aktardı: "KOAH toplumda sık görülen bir hastalıktır ve yaklaşık toplumda bunu yüzde 10 civarında görüyoruz. KOAH, zararlı maddelerin akciğeri parçalamasıyla oluşan bir rahatsızlık ve bunun da en önemli nedeni sigara. Vakaların aşağı yukarı yüzde 85’i sigara kullanımından kaynaklıdır. Bunun dışında hava kirliliği, iş yerlerinde kimyasal maddelere maruz kalma ve enfeksiyonlar da yine KOAH’ın nedenleri arasındadır. KOAH’ın önemi şu; bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dünyada insanları öldüren hastalıklar listesinde ilk 10’da 4’üncü sırada yer alıyor. KOAH önlenebilir bir rahatsızlıktır; sigaranın bırakılmasıyla birlikte tamamen ortadan kalkacaktır." "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar" KOAH’ın akciğer dokusunu tahrip eden bir hastalık olduğunu ve bu nedenle de hastaların enfeksiyona açık hale geldiğine dikkat çeken Karakurt, "Akciğer dokusunun tahrip olduğu her durumda hastaların enfeksiyona karşı eğilimi artar ve enfeksiyona yakalandıkları zaman bunun geçmesi güç olur. KOAH’lı hastalar zatürre geçirdikleri zaman öksürük ve balgam artışı gibi bir takım belirtiler gelişir. Ayrıca ateşin 38,5 derecenin üstüne çıkması, nefes darlığının artması, titremeyle birlikte ateşin yükselmesi ve bir takım bilinç bozukluğu gibi belirtiler hastanın zatürre olduğunu gösterebilir. Bu nedenle hastaların erkenden doktora başvurmaları önemlidir" şeklinde konuştu. "Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir" Hastalarda bronşit ve zatürrenin ayırt edebilmesi için belirtilerin doğru tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Karakurt, "Hem zatürrede hem de bronşitte hastalarda öksürük, balgam ve ateş görülür ama burada ikisini ayırt etmek lazım. Bronşit daha çok hava yollarının yani bronşların iltihaplanmasıdır. Zatürre ise hava yollarının uçlarında bulunan ve karbondioksit değişimini sağlayan alveollerin yani hava keselerinin iltihaplanmasıdır. Bronşitten ölüm pek görülmez ama zatürre tehlikelidir; aşağı yukarı yüzde 10 gibi bir ölüm oranıyla seyreder ve bu ölüm oranı yaş arttıkça artar. Ayrım için ateşin yüksek olup olmamasına ve hastada bilinç bozukluğu, solunum sayısının artması ve morarma gibi belirtiler görüldüğü takdirde zatürre olabileceğini düşündürür. Bu gibi durumlarda en kısa zamanda bir sağlık kuruluşuna başvurmak gereklidir" ifadelerini kullandı. "Aşı olmak ve yaşam şartlarını düzeltmek zatürreden korunmak açısından önemlidir" Son olarak zatürrenin önlenebilir bir rahatsızlık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karakurt, "Zatürrenin aşısı var ve bunu mutlaka olmak gerekir. Zatürre riski genelde 5 yaş altı çocuklarda ve 65 yaş üstü bireylerde artar. Ayrıca hastalarda bilinçle alakalı sıkıntılar varsa örneğin felç gibi, ya da yutmayla alakalı sıkıntılar varsa çeşitli kas hastalıkları gibi zatürre de sıklıkla artar. Bir de daha sıkışık yaşamdan dolayı zatürre genelde kış aylarında daha çok gördüğümüz bir rahatsızlıktır. Bunun dışında okullar, kreşler, cezaevleri ve kışlalar gibi sıkışık yaşam şartlarında ve ekonomik düzeyin düşük olduğu durumlarda zatürrenin arttığını biliyoruz. Burada olabildiği kadar bu faktörleri düzeltmek ve aşı olmak zatürreden korunmak açısından önemlidir" dedi.
Ataşehir Belediyesi sağlık hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini genişletiyor
04 Ekim 2025 Cumartesi - 14:44 Ataşehir Belediyesi sağlık hizmetlerinin kapsamını ve niteliğini genişletiyor Ataşehirlilere sunduğu sağlık hizmetlerini artırmayı amaçlayan Ataşehir Belediyesi, bir yandan tıp merkezlerinin binalarını yenilerken bir yandan da araç filosunu genişletiyor. Ataşehir Belediyesi, ilçe halkının sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırmak amacıyla mevcut bulunan iki hasta nakil aracına ilave olarak, yeni bir hasta nakil aracı ve bir acil yardım ambulansı ekleyerek toplam araç sayısını 4’e yükseltti. Ataşehir Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü’nün sevk ve idaresinde, randevu sistemiyle çalışan hasta nakil araçları ve acil yardım ambulansıyla; Ataşehir’de ikamet eden binek araçlara binemeyecek durumda olan yatalak hastalara hafta içi mesai saatleri içerisinde nakil hizmeti sunuluyor. Sağlık merkezleriyle kapsamlı hizmet sağlanıyor Ataşehir Belediyesi sağlık hizmetleri kapsamında; "Prof. Dr. Türkan Saylan Tıp Merkezi", "Gönüllü Hizmet Vakfı Huriye Öğücü Sağlık Polikliniği" ile "Kadın Sağlığı, Mamografi ve Kemik Yoğunluğu Görüntüleme Merkezi" ile muayene ve tedavi sağlıyor. "Yeni Hayat Gençlik Merkezi" ile bağımlılıkla mücadele, aile terapisi ve psikolojik destek hizmetleri sağlayan Ataşehir Belediyesi, "Evde Sağlık" hizmetleriyle de hasta, yatalak, engelli veya kronik rahatsızlığından dolayı bakıma muhtaç tüm Ataşehirlilerin yanında olmaya devam ediyor. Tıp Merkezi ve Mamografi Merkezi tek bir yapı altında buluşacak Ataşehir Belediyesi tarafından Atatürk Mahallesi’nde yapımı devam eden Mustafa Saffet Sağlık Kompleksi; Prof. Dr. Türkan Saylan Tıp Merkezi ile Kadın Sağlığı ve Mamografi Merkezi’ne ev sahipliği yapacak. Tıp Merkezi; acil müdahale alanı, röntgen, biyokimya, mikrobiyoloji, radyoloji, laboratuvar, diş ve 7 uzmanlık alanında poliklinik hizmetini yeni yerinde vermeye yakın bir zamanda başlayacak. Kadın Sağlığı ve Mamografi Merkezi ise kadınlara yönelik sağlık hizmetlerine yeni yerinde devam edecek. Geçtiğimiz ay yeni binasında hizmet vermeye başlayan "Gönüllü Hizmet Vakfı Huriye Öğücü Sağlık Polikliniği" de, Ataşehir halkına daha geniş alanda daha kaliteli sağlık hizmetlerinin sunulmasına imkan sağlıyor. "Yatırımlarımızı sürdürüyor ve planlamalarımızı yapıyoruz" Ataşehir Belediyesi’nin sağlık hizmetleri hakkında bilgi veren Başkan Onursal Adıgüzel, "Ataşehirli komşularımızın güvenli ve kaliteli sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi için yatırımlarımızı sürdürüyor ve planlamalarımızı yapıyoruz. Tıp merkezlerimizi yeniliyor, araç filomuzu güçlendiriyoruz. İki hasta nakil aracımız vardı, şimdi filomuza bir hasta nakil aracı ve bir acil yardım ambulansı katarak filomuzu büyütüyoruz. Hasta nakil ve ambulans hizmetlerimizle ihtiyaç sahibi komşularımızın yanlarında olmaya devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.
Veteriner Hekimler Odası Başkanı Karanfil de hayvanları unutmadı
04 Ekim 2025 Cumartesi - 14:43 Veteriner Hekimler Odası Başkanı Karanfil de hayvanları unutmadı DÜZCE (İHA) – Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Veteriner Hekimler Odası Başkanı Şerif Ali Karanfil, yeni çıkartılan sahipsiz Hayvanlar yasasının sokak hayvanları sorununu azaltacağını umduklarını dile getirdi. Her yıl 4 Ekim’de kutlanan Hayvanları Koruma Günü dolayısıyla Düzce Veteriner Hekimler Odası Başkanı Şerif Ali Karanfil, basın açıklaması yayımladı. Vet. Hek. Karanfil açıklamasında yeni çıkartılan 5199 sayılı hayvanları koruma kanununun sahipsiz hayvanların korunması için bir sığınak olacağını umut ettiklerini belirterek şu ifadelere yer verdi, "İnsanoğlu, tabiatın dengesi için var olmaları gerektiğine inanmaya başladığı dünyamızın ortağı hayvanların daha iyi korunması, bakılması, beslenmesi, refahı amacıyla çeşitli örgütler kurmuştur. İlki Dünyada 1822 yılında İngiltere’de Hayvanları Koruma Birliği, ülkemizde 1908 yılında Hayvanları Koruma Derneği’dir. Hollanda’nın Lahey kentinde Dünya Hayvanları Koruma Federasyonu kurulmuş, 1931 yılında aldığı bir kararla 04 Ekim’i Hayvanları Koruma Günü ilan etmiştir. Her yıl ayrı bir tema ile kutlanan bugünün amacı evrende insanlardan başka canlılar olduğunu anlamak, onların yaşam alanlarına müdahale etmemek, yaşam hakkına saygı duymaktır. worldanimalday.org.uk’a göre bugünü kutlamanın misyonu ‘bir hayvanın statüsünü yükseltmek için dünya çapında hayvan standartlarını iyileştirmek’ olarak tanımlanmıştır. Bu yaşam ortaklarımızın beklentileri, yaşayacak kadar yemek-su, dışlanmamak, sevilmek ve güvenli bir bakıştır. Yaşam haklarına saygı duyulmayan, hayvan refahı hiçe sayılmış hayvan topluluğu yüreğimizi sızlatmalıdır." "Kanunun sahipsizlik kavramını bitirmesi açısından umut olacak" Şerif Ali Karanfil 5199 sayılı kanunun sahipsiz hayvanlar için sahiplilik kavramını getireceğine inandıklarını belirterek şunları dile getirdi, "Sahipsizlik kavramının sıkıntılarını hep yaşadığımız, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda eksikliğini düşünüp ifade ettiğimiz ve son değişiklikle belediye sınırları dışındaki hayvanlara sağlanacak hizmetler ve mücadele için, Özel İdarelere yetki ve sorumluluk verilmesinin, yaşadığımız sorunları önemli derecede azaltacağını düşünmekteyiz. 5199 sayılı yasada yapılan düzenleme ile sahipsiz hayvanları toplaması, kısırlaştırması ve aşılanıp sahiplendirinceye kadar hayvan bakımevlerinde tutma sorumluluğu ve yetkisi verilen Mahalli idarelerin sahiplendirme çalışmalarına, toplumun da öncelikle ticaretini yapanlardan ziyade bu idarelerden sahiplenme işlemini yaparak destek vermesi çözüme destek verecektir. Oda olarak bizler de hafta boyunca tüm Veteriner Hekimlerimiz ile birlikte okullarda bu bilinci ve hayvan sevgisini artırmaya yönelik programların içinde olmaktayız. Yeni düzenlemenin içinde nüfusu 25 binin altında kalan Belediyelerin Hayvan Bakımevi kurma zorunluluğu getirmemiş olması Ülkemizde 10 milyon, Düzce’de 10 bin civarında olan sahipsiz hayvan için yeni hayvan bakımevlerine ihtiyacını, mevcutlarının kapasitesinin artırılması zorunluluğunu beraberinde getirmektedir ki bu da on katı daha bakımevi anlamına gelmektedir. Yeni yaşam alanları oluşturulurken hayvan refahını önemsemek, asgari teknik ve hijyen şartlarına hassasiyet göstermek, yeterli derecede Veteriner Hekim, yardımcı veteriner sağlık personeli ve diğer personellerin istihdamı önemsenmelidir ki aksi bir durumunun çözüme katkı sağlamaktan uzaklaşacağı mesleki değerlendirmemizdir. Ülke çapında ihdasları yapılan Veteriner İşleri Daire Başkanlıkları ve Veteriner İşleri Müdürlüklerine teknik bir idarecilik olması da göz önünde bulundurularak Veteriner Hekimlerin atama ya da görevlendirmelerinin yapılması sorunun çözümü ve yönetilmesinde yapılacak en doğru uygulamaların başında gelecektir. Hayvan bakımevleri ve doğal yaşam alanlarında asgari teknik ve hijyen şartlarında yaşama fırsatı bulmuş yaşam haklarına saygı duyulan hayvanların varlığını gördüğümüz bir dünya ve Türkiye özlemi ile 4 Ekim Hayvanları Koruma Gününü kutluyorum."
Meme kanseri 20’li yaşlara kadar indi
04 Ekim 2025 Cumartesi - 13:33 Meme kanseri 20’li yaşlara kadar indi Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde "Meme Kanseri Farkındalık Ayı" kapsamında düzenlenen yürüyüş ve etkinliklerle erken tanının önemine dikkat çekildi. Tekirdağ sahilinde bir araya gelen vatandaşlar, pankartlarla marşlar eşliğinde sahil dolgu alanına kadar yürüdü. Yürüyüşe Tekirdağ Yelken Spor Kulübü sporcuları, denize açıldıkları yelkenlerle eşlik etti. Sahil dolgu alanında vatandaşlar, "Pembe Festival" sloganıyla kurulan stantları gezdi. Etkinlikte meme kanseriyle ilgili bilgilendirmeler yapılırken, erken teşhisin önemi vurgulandı. Tekirdağ Meme Hastalıkları Derneği Başkanı Prof. Dr. Sibel Gürdal, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Ekim ayı bilindiği gibi Meme Kanseri Farkındalık Ayı. Biz de bugün farkındalık etkinlikleri kapsamında meme kanserli hastalar için burada bir Pembe Festival düzenledik. Festivalde hem erken tanının önemini hem de meme kanserinin tedavi edilebilir, önlenebilir ve taranabilir bir hastalık olduğunu anlatabilmek için buradayız. Meme kanseri son yıllarda oldukça genç yaşlara kadar indi. 20’li, 30’lu yaşlarda görebiliyoruz. 40’lı yaşlardan sonra risk daha fazla artsa da artık erken yaşlara inmiş durumda. Buradan özellikle genç hastalara, gebelere ve lohusalara seslenmek istiyorum. Kanser tümörü süt gibi, süt bezesi gibi düşünülerek doktora gitmeleri geciktirilebiliyor. Bu çok önemli bir hata. Kadınların dikkatli olmaları gerekiyor, gebeyken de lohusayken de böyle bir ihtimali unutmadan doktora başvurmaları gerekir." Prof. Dr. Gürdal, ileri yaşlarda riskin daha yüksek olduğuna dikkat çekerek, "20’li ve 30’lu yaşlarda tüm meme kanserlerinin yüzde 3’ünü görüyoruz ama yine de ortaya çıkabiliyor. Eğer elinize bir kitle geliyorsa ya da bir bulgu varsa, bu bir enfeksiyon gibi de görünebilir. Özellikle gençlerde mastit düşünülerek doktora başvurmaları geciktirildiğinde, biyopsi alınması ertelendiğinde daha kötü seyreden meme kanserlerinin tanısı geç konulabiliyor" dedi.
Dünya Yürüyüş Günü’nde sağlıklı yaşam için adım attılar
04 Ekim 2025 Cumartesi - 13:03 Dünya Yürüyüş Günü’nde sağlıklı yaşam için adım attılar 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü çerçevesinde, sağlıklı yaşamı teşvik etmek ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla Kayseri İl Sağlık Müdürlüğü tarafından sağlıklı yaşam yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan’ın yanı sıra sağlık müdürlüğü yöneticileri ve sağlık personelinin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, fiziksel aktivitenin bireylerin sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine vurgu yapıldı. Yürüyüşün ardından açıklamalarda bulunan Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Duygu Horoz; "Teknolojide yaşanan gelişmeler, masa başı işlerin artması ve hareketli yaşamın giderek azalması bizi her geçen gün daha da hareketsizleştiriyor. Oysa hareket etmek birçok kronik hastalığın önüne geçme noktasında çok önemli bir aktivite. Günde en az yarım saat yürümek sağlıklı yaşam için önemli. Bizlerde sağlıklı yaşama dikkat çekmek maksadıyla tüm mesai arkadaşlarımızla yürüyüş yaptık. Aynı zamanda ekim ayının meme kanseri farkındalık ayı olması münasebetiyle pembe renklerde kurdele takarak farkındalık oluşturmak istedik. Bu vesileyle 40-69 yaş arası tüm kadınları ilimizde hizmet sunan 9 adet sağlıklı hayat merkezimize mamografi çektirmeleri için davet ediyoruz" dedi. İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan ise, Dünya Yürüyüş Günü’nün toplumsal farkındalık oluşturmak açısından değerli olduğunu ifade ederek; "Hareketsiz yaşam çağımızın en büyük sağlık sorunlarından biri. Bizler de hem vatandaşlarımıza örnek olmak hem de hareketli yaşam kültürünü yaygınlaştırmak için bu tür etkinlikleri önemsiyoruz" diye konuştu.
Rahim ağzı kanserinde erken teşhis umut oluyor
04 Ekim 2025 Cumartesi - 12:59 Rahim ağzı kanserinde erken teşhis umut oluyor Doruk Nilüfer Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merve Kahraman, kadın sağlığına dikkat çekmek amacıyla Odunluk Mahallesi’nde ‘Rahim Ağzı Kanseri ve Kadın Sağlığı’ konulu bilgilendirme semineri düzenledi. Katılımın yoğun olduğu etkinlikte, erken teşhisin önemi vurgulandı. "Yılda bir kez muayene hayat kurtarır" Rahim ağzı kanserinin önlenebilir bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Kahraman, düzenli kontrollerin, tarama testlerinin ve HPV aşısının önemini hatırlattı. Konuşmasında, "Her kadın yılda en az bir kez jinekolojik muayenesini yaptırmalı. Erken teşhis hayat kurtarır" ifadelerini kullanan Kahraman, bilinçli davranışların kadınların en güçlü koruması olduğunu söyledi. Merak edilen sorular yanıt buldu Seminer, interaktif bir şekilde ilerleyerek katılımcıların doğrudan sorularını yöneltmesine imkan sağladı. HPV aşısının koruyuculuğu, tarama testlerinin başlama yaşı ve erken tanının tedaviye etkileri en çok ilgi gören başlıklar arasında yer aldı. Dr. Kahraman, "Rahim ağzı kanseri erken evrede tespit edildiğinde tamamen önlenebilir bir hastalıktır" diyerek farkındalığın önemini bir kez daha vurguladı. Odunluk Muhtarlığı iş birliğiyle ücretsiz gerçekleştirilen etkinlik sonunda katılımcılar, bu tür bilgilendirme toplantılarının toplum sağlığı açısından büyük değer taşıdığını belirterek teşekkürlerini iletti.
PUADER Kastamonu Pediatri Günleri sempozyumu başladı
04 Ekim 2025 Cumartesi - 12:39 PUADER Kastamonu Pediatri Günleri sempozyumu başladı Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, çocukların sağlığına yapılan her yatırımın, aslında geleceğe yapılan bir yatırım olduğunu belirterek, "Çocukların gülümsemeleri, neşeleri ve sağlıklı bir hayat sürmeleri, bizler için önemli bir motivasyon kaynağıdır" dedi. Kastamonu Üniversitesi ile Pediatri Uzmanlık Akademisi Derneği tarafından düzenlenen "PUADER Kastamonu Pediatri Günleri" sempozyumu Kastamonu Üniversitesi Hoca Ahmet Yesevi Kültür Merkezi’nde başladı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, "Her bir çocuğun sağlıklı büyümesi, gelişmesi ve potansiyeline ulaşması, sadece onların değil, tüm insanlığın geleceği için hayati öneme sahiptir. Biliyoruz ki çocuklarımızın sağlığına yapılan her yatırım, aslında geleceğimize yapılan bir yatırımdır. Onların gülümsemeleri, neşeleri ve sağlıklı bir hayat sürmeleri, bizler için önemli bir motivasyon kaynağı. Siz çocuk hekimlerinin bu bilinçle özveri ve sorumlulukla çalıştıklarını görüyor ve gayretlerinize birer ebeveyn olarak yakinen şahit oluyoruz. Teknolojinin hızla ilerlediği, bilimsel bilginin sürekli yenilendiği bir çağda yaşıyoruz. Tüm alanlarda olduğu gibi Pediatri alanı da bu değişimden nasibini alıyor. Genetikten beslenmeye, aşılamadan kronik hastalıklara kadar geniş bir yelpazede, çocuklarımızın sağlığını daha iyi korumak ve iyileştirmek için sürekli yeni yollar araştırılmakta. Alanında uzman konuşmacılarımızın sunumları, vaka tartışmaları ile bilgi ve tecrübelerini paylaşma fırsatı bulacağı bu platformun, faydalı bir öğrenme ve iş birliği ortamı olacağına yürekten inanıyorum" dedi. "Anadolu’nun biraz sahipsiz kaldığını hissettik" Pediatri Uzmanlık Akademisi Derneği Başkanı Prof. Dr. Bumin Dündar ise, "Yaklaşık 2,5 yıl önce derneğe geldiğimizde, ‘acaba farklı bir şeyler yapabilir miyiz?’ düşüncesiyle yola çıktık. Çünkü aynı şeyleri tekrarlamak ya da başkalarının yaptığını yapmak bize uygun değildi. Bu sebeple Anadolu’nun biraz sahipsiz kaldığını hissettik. Anadolu’daki ateşi yeniden yakmayı kendimize görev bildik. Bu doğrultuda bölgesel toplantılar ve kongrelerimizi ‘Anadolu Şehir Kongreleri’ formatında yapmaya başladık. Şu ana kadar sayısız kongre ve toplantı düzenledik. Hakikaten talep çok fazla, biz de bunları karşılamaya çalışıyoruz. Amacımız, genç arkadaşlarımıza sahip çıkmak ve Anadolu’daki meslektaşlarımızın yalnız olmadıklarını hissettirmektir. Ben de 9 yıl Isparta’da çalıştım. Şu anda İzmir’den geliyorum ama Türkiye sadece üç büyük şehirden ibaret değil. Anadolu’da çok fedakar çalışan, büyük işler yapan meslektaşlarımız var. Ancak seslerini duyurmakta bazı sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Biz de bu konuda yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Bu nedenle bu tür toplantılar çok önemlidir" diye konuştu. "Hem bilimsel açıdan hem sosyal açıdan zengin bir program olacak" Bu yıl Bursa’da kongre yapma planlarının olduğunu söyleyen Dernek Başkanı Prof. Dr. Dündar, "Hem bilimsel açıdan hem sosyal açıdan zengin bir program olacak. Herkesi Bursa’ya bekliyoruz. Bunların dışında çocuk sağlığı kliniğimiz var. Buna da destek vermenizi istiyoruz. Pandemi döneminde bu fikir ortaya çıktı, fakat sadece pandemiyle sınırlı değil. Pandemide özellikle Anadolu’daki ve Türkiye’nin her yerindeki pediatri uzmanlarımıza, çocuk sağlığı yönetimlerine çok faydalı oldu. Bu nedenle eğitim toplantılarımızı da buradan yapıyoruz ve sürdürmeye çalışıyoruz" şeklinde konuştu. "Geleceğimiz hem beden hem de ruh sağlığı açısından ne kadar sağlıklı olursa, geleceğimiz de o kadar sağlıklı olur" Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Avcı da, "Çocuklar bizim için çok kıymetli ve çok önemlidir. Geleceğimiz hem beden hem de ruh sağlığı açısından ne kadar sağlıklı olursa, geleceğimiz de o kadar sağlıklı olur. Bunun bilincindeyiz. Ancak bizlere çok büyük görevler düşüyor. Ben kardiyoloji uzmanıyım. İhtisasa başladığım dönemde kardiyoloji, çocuk sağlığı ve hastalıkları en çok tercih edilen, herkesin girmek istediği branşlardı. Fakat geldiğimiz noktada bazı sıkıntılar olduğunu görüyoruz. Oysa bu alanlar çok önemli ve kesinlikle ihmal edilemez. Hepimizin çocukları ve geleceği var. Bu açıdan çocuk sağlığı ve hastalıkları alanındaki gelişmeleri ve ihtiyaçları her yönüyle meslektaşlarımıza, öğrencilerimize aktarmamız, bu branşın tekrar değerli olduğu yere gelmesini sağlamamız gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Çocuk sağlığı, yalnızca tıbbın bir dalı değil, toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır" Sempozyum Eş Başkanı aynı zamanda Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Eren Yıldız ise "Burada çocuk sağlığı ve hastalıkları alanında güncel gelişmeleri paylaşmak ve mesleki deneyimlerimizi aktarmak için bir aradayız. Etkinliğimizin Kastamonu’da düzenleniyor olması bizim için ayrı bir gurur kaynağıdır. Ülkemizin birçok noktasından değerli meslektaşlarımızın katılımı, bu sempozyumu ulusal ölçekte önemli bir bilimsel buluşma haline getirmektedir. Üstelik bu şehirde bugüne kadar bu büyüklükte bir tıp sempozyumu yapılmamış olması, bu sempozyumu Kastamonu için tarihi bir adım ve anlamlı bir başlangıç haline getirmektedir. Çocuk sağlığı, yalnızca tıbbın bir dalı değil, toplumun geleceğine yapılan en değerli yatırımdır. Sağlıklı büyüyen çocuklar; güçlü, üretken ve umut dolu bir toplumun teminatıdır. Bu nedenle çocukların sağlığını korumak ve geliştirmek, hepimizin en temel sorumluluğudur. Bilimsel sempozyumlar da bu sorumluluğu yerine getirmemizde bizlere yol gösteren en önemli platformlardır" dedi. Kastamonu Üniversitesi’nin bilimsel etkinliklere verdiği güçlü desteğin çok değerli olduğunu söyleyen Yıldız, "2019 yılında Kastamonu’ya uzman doktor olarak atandım. Hep aklımı kurcalayan bir hayalim vardı, Kastamonu’da bir sempozyum planlamak. 2 ay gibi kısa bir sürede temelleri atılıp büyüyen bir organizasyon oldu. 15-20 kişilik bir toplantı yapalım düşüncesi ile çıktığımız bu yolda 250 kişiyi bu salonda toplamış olmak bizim için ayrı bir gurur kaynağı oldu" diye konuştu. Konuşmaların ardından panele geçildi. Panelde konunun uzmanları tarafından katılımcılara bilgiler aktarıldı.
5. Uluslararası Rahim Nakli Kongresi tamamlandı
04 Ekim 2025 Cumartesi - 12:27 5. Uluslararası Rahim Nakli Kongresi tamamlandı Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen Uluslararası Uterus Nakli Kongresi sona erdi. Kongrenin kapanış oturumuna dünyada ilk rahim nakli yapılan Derya Sert oğlu "Ömer Özkan" ile, ikinci rahim nakli hastası Havva Erdem ise kızı "Özlenen" ile sahneye çıkarak deneyimlerini anlattı. Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde düzenlenen ve alanında dünyanın en önemli bilimsel buluşmalarından biri kabul edilen 5. Uluslararası Uterus (Rahim) Nakli Kongresi geniş katılımla tamamlandı. Dünyada kadavradan ilk rahim naklini gerçekleştiren Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ın başkanlığında 2-3 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen kongreye 20 ülkeden İsveç, ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, Güney Kore, Brezilya ve Hindistan’ın da bulunduğu öncü merkezlerden yaklaşık 100 bilim insanı katıldı. Gelecek odaklı tartışmalar İki gün süren kongrede nakil öncesi değerlendirme yöntemlerinden komplikasyonlara, gebelik süreçlerinden etik boyutlara kadar çok sayıda konu ele alındı. İkinci gün oturumlarında ise rahim naklinin geleceği ele alınarak, etik boyutlar, maliyet karşılaştırmaları ve yapay over çalışmaları tartışıldı. Kongrede Prof. Dr. Ömer Özkan’ın yönettiği "Hastaların Deneyimleri" başlıklı son oturumda, dünyada ilk rahim nakli yapılan Derya Sert, oğlu "Ömer Özkan" ile, ikinci rahim nakli hastası Havva Erdem ise kızı "Özlenen" ile yer aldı. Sahneye ailesiyle çıkan iki anne, yaşadıkları tarihi süreci ve duydukları mutluluğu katılımcılarla paylaştı. Bu özel anlar, kongreye ayrı bir anlam kattı. "İlk olmanın sorumluluğunu taşıyorum" Derya Sert, "Ömer hocamla karşılaşmamız 2008 yılına dayanıyor. Zor ama çok güzel bir süreç geçirdik. İyi ki Allah karşımıza çıkartmış. Önce Allah, sonra Ömer hocama ve Özlenen hocama teşekkür ediyorum. Çok başka bir duyguymuş annelik. Nakil olalı 15 yıl oluyor. 9 yıl sonra yavrumuza kavuştuk. Gül vakti geldiği zaman açarmış, biz de o vakti bekledik. İyi ki Ömer hocamızın ve bizim bu sabrımız varmış." diye konuştu. Sert ayrıca, kendi izniyle sürecin kamuoyuna aktarıldığını belirterek, "İyi ki paylaşmışız, çünkü benim gibi çok kadın varmış. Bana ulaşan kadınlar oluyor, süreçle ilgili sorular soruyorlar. İlk ben olduğum için bu sorumluluğu taşımaktan mutluluk duyuyorum." dedi. "Akdeniz Üniversitesi bizim ikinci evimiz oldu" Havva Erdem ise, "Böyle değerli hocaların önünde konuşmak benim için onur. Ömer hocamın hastası olduğum için çok şanslıyım. Bizlere bu mutluluğu yaşattılar, bu mutluluğa sebep oldular. Ömer hocama ve Özlenen hocama çok teşekkür ediyorum. Akdeniz Üniversitesi artık bizim ikinci bir evimiz oldu. Orası bizim ailemiz. Dilerim ki bizden sonra bekleyen tüm kadınlar da bu mutluluğu yaşarlar." sözleriyle duygularını paylaştı. "Bilimsel öncülüğümüzden gurur duyuyoruz" Akdeniz Üniversitesi’nin gerçekleştirdiği dünyanın ilk rahim nakli ile bu alanda öncü olduğunun altını çizen Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Bugün dünyada 140’tan fazla rahim nakli yapıldı ve onlarca sağlıklı doğum gerçekleşti. Ama en önemlisi, burada yaptığımız çalışmaların insan hayatına nasıl dokunduğunu ve yaşamları nasıl değiştirdiğini kendi gözlerimizle gördük. İlk rahim nakli hastamız ve bebeklerimizin dünyanın en önemli bilim insanlarıyla aynı sahnede yer alması, bilimin hayata dokunan gücünün en somut göstergesidir. Bu, bizim için gurur verici bir andı." ifadelerini kullandı. "Gelecekteki bilimsel iş birliklerinin temelini oluşturacak" Kongre Başkanı Prof. Dr. Ömer Özkan ise rahim naklinin 15 yıllık yolculuğunda kaydedilen gelişmeleri değerlendirdiklerini belirterek şunları söyledi: "Bu kongre boyunca neler başardığımızı, daha güvenli ve başarılı nakiller için neler yapabileceğimizi konuştuk. Antalya’da dünyanın en önemli uzmanlarını ağırlamaktan büyük mutluluk duyduk. Rahim nakli, tıbbın yalnızca bilimsel yönünü değil, aynı zamanda insana umut ve yeni bir yaşam sunan yönünü de gözler önüne seriyor. Bu buluşma, gelecekteki bilimsel iş birliklerinin de temelini oluşturacak."
Organ bağışının lider bölgesi sempozyumda bir araya geldi
04 Ekim 2025 Cumartesi - 11:19 Organ bağışının lider bölgesi sempozyumda bir araya geldi Bursa İl Sağlık Müdürlüğü, organ nakli sürecinde görevli profesyonel sağlık çalışanlarının ve organ nakil koordinatörlerinin bilgi ve deneyimlerini artırmak amacıyla "Beyin Ölümü Tespiti ve Donör Bakımı Farkındalık Sempozyumu" düzenledi. Sağlık Bakanlığı’nın, son dönem organ yetmezliğinin tek tedavi şekli olan organ nakli konusunda ilgili sağlık profesyonellerinin eğitilmeleri ve vatandaşların farkındalıklarının arttırılarak toplumda organ bağışı konusunda bilinç oluşturulması yönünde çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bu sebeple, Organ ve Doku Nakli Bursa Bölgesi de, sahada vatandaşlara yönelik sürdürdüğü çalışmaların yanı sıra organ nakil süreçlerinde bulunan profesyonellerin deneyimlerini arttırabilmek amacıyla sempozyum düzenledi. Beyin ölümü tespiti ve donör bakımında karşılaşılan zorluklar ve organ bağışında medyanın rolü gibi konuların da ele alındığı sempozyuma; Sağlık Bakanlığı Ulusal Koordinasyon Merkezi Sorumlusu Ayşegül Şahin, Ulusal Koordinasyon Merkezi Koordinatörü Fatma Toprak, Organ Nakli Koordinatörleri Derneği (ONKOD) Başkanı Nilgün Bilal ile Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fahire Gündüz ve Bursa bölgesinde yer alan organ nakil koordinasyonu merkezlerinde görevli yaklaşık doksan kişi katıldı. Katılımcılar, Türkiye’de organ bağışı ve nakli ile ilgili yaşanan güncel gelişmeleri, etik ve yasal süreçleri, beyin ölümü tespiti için kullanılan en yeni teknolojileri ve donör bakımındaki en iyi uygulamaları tartışma fırsatı buldu. ’Organ Bağışı Toplum Olarak Duyarlı Olmamız Gereken Bir Konu’ Sempozyumun açılış konuşmasında, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Hizmetleri Başkanı Dr. Fahire Gündüz, organ bağışı konusundaki farkındalık eksikliklerinin giderilmesi gerektiğinin altını çizerek, bu tür sempozyumların çok önemli bir misyon üstlendiğini belirtti. Dr. Gündüz, "Beyin ölümü tespiti ve donör bakımı, sadece tıbbi bir süreç değil, aynı zamanda toplum olarak duyarlı olmamız gereken bir konu. Bu tür etkinlikler, daha fazla insanı organ bağışı yapmaya teşvik edecektir" dedi. Organ ve Doku Nakli Bursa Bölge Koordinasyon Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. Gülbahar Çalışkan ve farklı merkezlerden organ nakil koordinatörlerinin çeşitli sunumlarıyla devam eden sempozyumda, katılımcılar, beyin ölümü tespiti protokollerinin doğru şekilde uygulanmasının ne denli kritik olduğunu vurgulayan oturumlara katıldı. Oturumlarda ayrıca, donör bakımında karşılaşılan etik ve pratik zorluklar ele alındı.