SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu
07 Nisan 2026 Salı - 10:31 Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu Yoğun çalışma temposuna kısa bir mola veren Samsun’daki sağlık çalışanları, öğle arasında pickleball oynayarak ’sağlıklı ve hareketli yaşam’ mesajı verdi. Medicana International Samsun Hastanesi, "Hareket et, sağlıklı kal" teması ile pickleball etkinliği düzenledi. Tüm hastane çalışanlarının katıldığı etkinlikte raketlerini eline alan hastane personeli, kıyasıya mücadele etti. Hareketli yaşamın önemine dikkat çekmek için böyle bir etkinlik düzenlediklerini ifade eden Genel Müdür Yardımcısı Serdağ Coşkun, "Hastanemizdeki tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte bir spor aktivitesi düzenledik. Amacımız insanları bir araya getirmek, yaşam kalitesini artırmak. Bu nedenle her zaman spor ve sporcunun yanında olan bir grubuz" dedi. Sağlık ile hareketli yaşamın birbiri ile doğru orantılı olduğuna dikkat çeken Marka ve Kurumsal İletişim Müdürü Pirsu Düzgün Şenol, "Kolay öğrenilen, çok hareketli bir spor dalını ekip arkadaşlarımızla tanıştırmak istedik. Hastane çalışanları ile kısa bir ön izleme yaptık. Daha sonrasında pickleball turnuvası düzenleyebiliriz. Sporun sağlığımız için ne kadar kıymetli olduğunu sık sık altını çizen bir sağlık grubuyuz. Sporun ve sporcunun her zaman yanında olduğumuzu, hareketli yaşamın ne kadar kıymetli olduğunun altını çizmeye her zaman devam edeceğiz. Hareket et, sağlıklı kal temasıyla düzenlediğimiz etkinlikte doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık çalışanları katıldı. Baharın enerjisini de bu etkinlikle hissettik" diye konuştu. Spor ile sağlıklı yaşamın bir bütün olduğunu ifade eden Pickleball Samsun Derneği Başkanı Semih Üzer ise "Pickleball sporunun kurucusuyum. Bugün hareketli yaşam kapsamında Medicana çalışanları ile pickleball etkinliği düzenledik. Pickleball, son derece keyifli, oynaması basit, masa tenisi, badminton, kort tenisi karışımı, yeni gelişmekte olan bir spor dalıdır. Yakın zamanda 720 kişinin katılımıyla dünya şampiyonası niteliğinde Türkiye Şampiyonası düzenledik. Bu etkinlikte pickleball sporunu gerçekleştiren hastanemize şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, katılımcıların hareketli yaşama olan ilgisini artırdı.
Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu
07 Nisan 2026 Salı - 10:30 Sağlık çalışanları kortta buluştu: Hareketli yaşam için raketler konuştu Yoğun çalışma temposuna kısa bir mola veren Samsun’daki sağlık çalışanları, öğle arasında pickleball oynayarak ’sağlıklı ve hareketli yaşam’ mesajı verdi. Medicana International Samsun Hastanesi, "Hareket et, sağlıklı kal" teması ile pickleball etkinliği düzenledi. Tüm hastane çalışanlarının katıldığı etkinlikte raketlerini eline alan hastane personeli, kıyasıya mücadele etti. Hareketli yaşamın önemine dikkat çekmek için böyle bir etkinlik düzenlediklerini ifade eden Genel Müdür Yardımcısı Serdağ Coşkun, "Hastanemizdeki tüm çalışma arkadaşlarımızla birlikte bir spor aktivitesi düzenledik. Amacımız insanları bir araya getirmek, yaşam kalitesini artırmak. Bu nedenle her zaman spor ve sporcunun yanında olan bir grubuz" dedi. Sağlık ile hareketli yaşamın birbiri ile doğru orantılı olduğuna dikkat çeken Marka ve Kurumsal İletişim Müdürü Pirsu Düzgün Şenol, "Kolay öğrenilen, çok hareketli bir spor dalını ekip arkadaşlarımızla tanıştırmak istedik. Hastane çalışanları ile kısa bir ön izleme yaptık. Daha sonrasında pickleball turnuvası düzenleyebiliriz. Sporun sağlığımız için ne kadar kıymetli olduğunu sık sık altını çizen bir sağlık grubuyuz. Sporun ve sporcunun her zaman yanında olduğumuzu, hareketli yaşamın ne kadar kıymetli olduğunun altını çizmeye her zaman devam edeceğiz. Hareket et, sağlıklı kal temasıyla düzenlediğimiz etkinlikte doktorlar, hemşireler ve tüm sağlık çalışanları katıldı. Baharın enerjisini de bu etkinlikle hissettik" diye konuştu. Spor ile sağlıklı yaşamın bir bütün olduğunu ifade eden Pickleball Samsun Derneği Başkanı Semih Üzer ise "Pickleball sporunun kurucusuyum. Bugün hareketli yaşam kapsamında Medicana çalışanları ile pickleball etkinliği düzenledik. Pickleball, son derece keyifli, oynaması basit, masa tenisi, badminton, kort tenisi karışımı, yeni gelişmekte olan bir spor dalıdır. Yakın zamanda 720 kişinin katılımıyla dünya şampiyonası niteliğinde Türkiye Şampiyonası düzenledik. Bu etkinlikte pickleball sporunu gerçekleştiren hastanemize şükranlarımı sunuyorum" şeklinde konuştu. Renkli görüntülere sahne olan etkinlik, katılımcıların hareketli yaşama olan ilgisini artırdı. (ED-
Kütahya’da 4 yaşındaki hastaya umut olan başarılı beyin ameliyatı
07 Nisan 2026 Salı - 10:27 Kütahya’da 4 yaşındaki hastaya umut olan başarılı beyin ameliyatı Kütahya’da Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nda görev yapan Dr. Beyza Alkış Akdağ, dirençli epilepsi nöbetleri geçiren 4 yaşındaki bir hastaya uyguladığı cerrahi müdahale ile dikkat çekici bir başarıya imza attı. Uzun süredir tedaviye yanıt vermeyen nöbetler yaşayan küçük hastanın yapılan detaylı tetkiklerinde, beynin sağ hemisferinde yaklaşık 3 santimetre çapında bir tümör tespit edildi. Nöbetlerin kontrol altına alınamaması ve kitlenin oluşturduğu riskler üzerine cerrahi müdahale kararı alındı. Kütahya Şehir Hastanesi bünyesinde, Dr. Akdağ ve ekibince titiz bir planlama ve ileri cerrahi teknikler eşliğinde gerçekleştirilen ameliyat sırasında tümör dokusu tamamen çıkarılırken, çevredeki sağlıklı beyin dokusunun korunmasına azami özen gösterildi. Operasyon sonrası yapılan nörolojik değerlendirmelerde hastada herhangi bir kalıcı hasar (sekel) oluşmadığı tespit edildi. Klinik durumu stabil seyreden küçük hasta, kısa süre içerisinde sağlıklı şekilde taburcu edildi. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dr. Akdağ, erken tanı ve doğru cerrahi yaklaşımın bu tür vakalarda hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, dirençli epilepsi vakalarında altta yatan yapısal nedenlerin araştırılmasının önemine vurgu yaptı. Uygun hasta seçimi ve doğru tekniklerle yüz güldürücü sonuçlar elde edilebildiğini ifade etti. Gerçekleştirilen bu başarılı operasyon, Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin nöroşirürji alanındaki yetkinliğini ve sağlık hizmetlerindeki akademik gücünü bir kez daha gözler önüne serdi.
3 bin kişiyi arayarak kanser taramasına ikna eden ebenin azmi
07 Nisan 2026 Salı - 10:24 3 bin kişiyi arayarak kanser taramasına ikna eden ebenin azmi Samsun’da bir aile sağlığı merkezinde görev yapan Ebe Behice Bastem, 3 bin kişiyi arayarak kanser taramasına yönlendirdi. Yapılan taramalarda bazı hastalara erken evrede kanser teşhisi konulurken, hastalar vakit kaybetmeden tedavi altına alındı. Kanser hastalığında teşhisin erken evrede konulması hayat kurtarıyor. Sağlık Bakanlığı Samsun İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Altınkum Aile Sağlığı Merkezi’nde(ASM) görev yapan 18 yıllık Ebe Behice Bastem, meslek hayatının büyük bir bölümünde kanser taramaları hakkında çalıştı. Şu ana kadar 3 bin kişiyi arayan Bastem, bazı hastaların kanser hastalığının erken evrede teşhis edilmesini sağladı. "İnsani bir görev olarak görüyorum" Yaptığı çalışmaları anlatan 41 yaşındaki Ebe Behice Bastem, "2026 yılından beri kanser taramaları hakkında çalışıyorum. 3 bin hastayı kanser taramaları konusunda ikna etmeye çalışırken yüzde 90’ını ikna ettim. 500’e yakın kısmının kanser taramalarını bizzat kendim yapmaktayım. Ayrıca her gün düzenli aralıklarla polikliniğimize gelen hastalara kanser taramaları konusunda bilgilendirme yaparak ikna etmeye çalışıyoruz. Günde ortalama 60 kişiye ulaşıyorum. Ulaşamadığımız hastalar için KETEM’e gitmeleri amacıyla randevu oluşturuyoruz. İl Sağlık Müdürlüğümüzün servisi her gün düzenli olarak hastaları KETEM’e götürerek sağlık taramalarını yaptırıyor. Gerek birimimde gerek birimim dışında hastaları bilgilendirme, yönlendirme gibi her konuda destek sağlıyoruz. Kanser taramalarını ben mesleğimin dışında insani bir görev olarak görmekteyim. Bir insan olarak hastaları ikna ederek yönlendirmeye çalışıyorum. Bir hastamızı servis aracımızla kanser taramasına yönlendirmek istedik fakat gitmek istemedi. ‘Ben iyiyim, yaptırmama gerek yok’ gibi söylemlere çok maruz kalıyoruz. Onu da ikna ettim. Hastane sevki oldu. Yapılan tetkiklerde erken evrede kanser çıktı" dedi. "Ebe hanım söylemeseydi belki daha kötü şeyler olabilirdi" Kanser tanısı alan Havva Yapakçı, "Ben de 1 yıl önce meme kanseri olduğumu öğrendim. 1 yıldır tedavi görüyorum ve kontrol altındayım. Benim durumum KETEM’de çıktı. İyi ki buraya gelmişim. Ebe hanım söylemeseydi belki daha kötü şeyler olabilirdi. Ben buradan kadınlara sesleniyorum: Lütfen geciktirmeyin" diye konuştu. Ebe takip etti, 1. evredeki kanseri olduğunu öğrendi Kanser hastası Döne Göz, "Bundan 3 sene önce bu aile hekimliği beni çağırdı. Buradan araç ile bizi gönderdiler. O zaman muayene olmuştum ve hiçbir şey çıkmamıştı. Bu 4 ay içerisinde burada ebe hanım beni tekrar çağırdı. Tahlillerimde bir sıkıntı olduğunu söyledi ve beni genel cerraha yönlendirdi. Oraya gittim, ultrasona gönderdiler. Biyopsi alındı. Ameliyata alındım. Şu an kemoterapi alıyorum. 3-4 ay içerisinde her şeyim belli oldu. Şu an 1. evredeyim" şeklinde konuştu. Ebe Behice Bastem, Altınkum ASM’de görev yapan Aile Hekim Uzm. Dr. Seda Doruk Ay ile birlikte kanser tarama çalışmalarını sürdürüyor.
Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir
07 Nisan 2026 Salı - 10:14 Unutkanlık, beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir Unutkanlık, gündelik hayatın çoğu zaman sıradan bir parçası olarak görülüyor. Ancak bu her zaman masum olmayabiliyor. Medicana Sağlık Grubu Nöroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, unutkanlığın ne zaman normal sınırlar içinde kaldığını, ne zaman bir hastalığın habercisi olabileceğini anlatarak, "Aradaki fark bilginin kaybolup kaybolmaması" dedi. Bir çok insanın çok da üstünde durmadığı unutkanlık, bazen beynin verdiği önemli bir uyarı sinyali olabilir. Özellikle tekrar eden ve yaşam kalitesini etkilemeye başlayan unutkanlıkların "yaşla gelen doğal bir durum" olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çeken Medicana International İzmir Hastanesi Nöroloji Uzmanı Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, normal ve hastalığa bağlı unutkanlık arasındaki farkı şöyle açıkladı: "Unutmak, hepimizin hayatının bir parçası. Anahtarımızı nereye koyduğumuzu unutabiliriz, bir ismi hatırlamakta zorlanabiliriz ya da mutfağa neden girdiğimizi birkaç saniyeliğine hatırlamayabiliriz. Bunların çoğu aslında normaldir. Normal unutkanlıkta bilgi kaybolmaz, sadece ulaşmak gecikebilir. Bir süre sonra hatırlanır. Ama hastalığa bağlı unutkanlıkta bilgi gerçekten kaybolur. Yani kişi aynı soruyu tekrar tekrar sorar, aynı olayı yeniden yaşar gibi anlatır ve bunun farkında olmaz. İşte bu noktada unutkanlık artık bir ‘durum’ değil, bir ‘işaret’ haline gelir." Günlük yaşamı olumsuz etkileyebilir Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle günlük yaşamı etkilemeye başlayan unutkanlıklar bizim için alarmdır. Kişinin tanıdık bir yerde yolunu kaybetmesi, para işlerini karıştırması, yemek yaparken aşamaları unutması ya da kelime bulmakta belirgin zorlanması Bunlar ‘yaş aldım normaldir’ diye geçiştirilecek şeyler değildir" diye konuştu. Unutkanlığın en bilinen nedenlerinden biri olan Alzheimer hastalığının genellikle sinsi başladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "En erken dönemde hastalar yeni bilgileri öğrenmekte zorlanır. Aynı soruları tekrar eder, randevularını unutur, eşyalarını alışılmadık yerlere koyar. Ama burada önemli bir detay var; Alzheimer sadece unutkanlık değildir. Bir süre sonra kişi yönünü bulmakta zorlanır, karar vermede güçlük yaşar ve günlük hayatın organizasyonu bozulmaya başlar." dedi. Gençlerde unutkanlığın nedenleri Her unutkanlığın ciddi bir nörolojik hastalık anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, özellikle gençlerde farklı nedenlerin ön planda olduğuna dikkat çekti. Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Özellikle genç yaşta görülen unutkanlıkların büyük bir kısmı aslında beyin hastalığı değildir. Uyku eksikliği, yoğun stres, anksiyete, depresyon ve sürekli maruz kaldığımız dijital bilgi yükü Bunların hepsi dikkat sistemimizi bozar. Ve şunu unutmamak gerekir: Hafıza, dikkat olmadan çalışmaz. Ben bu durumu şöyle özetliyorum: Sorun bazen hafızada değil, dikkatin kendisindedir. Stresin hafıza üzerindeki etkisi ise düşündüğümüzden çok daha güçlü. Beynimiz stres altındayken öğrenmeye değil, hayatta kalmaya odaklanır. Bu nedenle bilgi kaydı zayıflar, dikkat dağılır ve kişi kendini ‘çok unutkanım’ diye tarif etmeye başlar. Aslında beyin o anda farklı bir önceliklendirme yapıyordur" ifadelerini kullandı. Erken tanı hastalığın seyrini değiştirebilir Unutkanlığın ilerleyici bir hal alması durumunda vakit kaybetmeden değerlendirme yapılması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu uyarılarda bulundu: "Eğer unutkanlık giderek artıyorsa, günlük yaşamı etkiliyorsa, yakınlarınız bu durumu fark ediyorsa ya da buna davranış değişiklikleri eşlik ediyorsa, zaman kaybetmemek gerekir. Çünkü erken değerlendirme, sadece tanı koymak için değil, süreci doğru yönetmek için de kritik öneme sahiptir. Tanı süreci de çoğu zaman sanıldığı gibi tek bir testten ibaret değildir. Bu bir bulmacaya benzer. Hastanın öyküsü, yakınlarının gözlemleri, bilişsel testler, kan tetkikleri ve beyin görüntülemeleri bir araya getirilir. Gerektiğinde daha ileri biyobelirteçler de kullanılabilir. Ama en önemli veri çoğu zaman hastanın hayat hikayesidir." Erken tanının, hastalığın seyrini yönetmede büyük avantaj sağladığını ifade eden Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, "Erken tanının önemi tam da burada ortaya çıkar. Çünkü biz hastalığı her zaman ortadan kaldıramayabiliriz, ama süreci yönetebiliriz. Erken tanı ile hastanın bağımsızlığı daha uzun süre korunabilir, uygun tedaviler zamanında başlanabilir ve aile bu sürece hazırlıklı hale gelir. Erken tanı, hayatın geri kalanını daha doğru planlayabilme şansıdır" dedi. Beyin sağlığı için yaşam tarzı belirleyici olabilir Hafızayı korumada yaşam tarzının belirleyici olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, şu önerilerde bulundu: "Beyin kullanılınca gelişir. Düzenli egzersiz, kaliteli uyku, sosyal etkileşim, yeni şeyler öğrenmek, okumak, üretmek Bunların hepsi beynin sağlıklı kalmasını destekler. Bunun yanında tansiyon, şeker ve genel sağlık kontrolü de en az zihinsel aktiviteler kadar önemlidir." Unutkanlığın nedenine göre geri dönüşünün mümkün olabileceğini belirten Doç. Dr. Hasan Armağan Uysal, sözlerini şöyle tamamladı: "Eğer altta yatan neden depresyon, vitamin eksikliği ya da uyku bozukluğu ise unutkanlık gerileyebilir. Ama Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklarda tamamen geri dönüş mümkün değildir. Ancak bu, hiçbir şey yapamayacağımız anlamına gelmez. Doğru tedavi ve doğru yaklaşım ile süreci yavaşlatmak ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür. Unutmak değil, unutmayı fark etmemek tehlikelidir. Çünkü beyin bize sinyaller verir. Önemli olan, o sinyalleri zamanında duyabilmektir."
Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu
07 Nisan 2026 Salı - 08:57 Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, istemsiz kas kasılmaları ve titremelere yol açan hareket bozukluklarının tedavisinde botulinum toksin (botoks) enjeksiyonuyla hastaların yaşam kalitesini artırdıklarını bildirdi. Hareket bozukluklarının hastalar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, "Bazı hareket bozukluklarında kaslar istemsiz kasılır, sertleşir ve titremeler olur. Bu günlük yaşam aktivitelerini bozar. Yemek yiyemez hasta, başını dik tutamaz, yazı yazamaz ve psikolojisi bozulabilir. Bu durum özellikle günlük yaşam aktivitelerini bozar, hastanın yaşam kalitesini düşürür" ifadelerini kullandı. Tedavinin amacına ve uygulandığı bölgelere değinen Demirel, "Peki biz botulinum toksin enjeksiyonuyla ne yapıyoruz? Bu kasların kasılmasını azaltmak, titremesini azaltmak ve aynı zamanda da ağrısını gidermek için yaptığımız bir yöntem. Biz bunu göz ve çevresindeki, göz kapağındaki kasılmaları gidermek, boyundaki kasılmaları ve titremeleri gidermek, eldeki kasılmaları ve titremeleri gidermek, yine tek taraflı yüz kasılmalarında uyguluyoruz" dedi. "Hasta günlük yaşamına devam edebilir" Uygulama sürecinin cerrahi bir işlem olmadığını ve hastanın aynı gün normal yaşantısına dönebildiğini vurgulayan Demirel, şunları kaydetti: "Tedavi kas içine uygulanan bir enjeksiyon yöntemidir. Hastalığın şiddetine, hastanın semptomlarına göre kas içerisine uygun dozlarda botulinum toksini enjekte edilir. Hastalığın şiddetine göre birkaç dakika ile 10 dakika arasına kadar sürebilir. Cerrahi bir işlem değildir. Hasta gün içerisinde günlük yaşamına tekrar aynı şekilde devam edebilir. Etkisi yaklaşık 10 günde başlar ama en etkin düzeye 2-4 haftada ulaşır. 3-4 ay kadar etkisi sürebilir, bu da tabii hastadan hastaya değişebilir. Belirli aralıklarla botulinum toksin enjeksiyonu yapılabilir." "BEUN’da etkili ve güvenli yöntemi uygulamaktayız" Yöntemin güvenilirliğine dikkat çeken Demirel, "Enjeksiyon yerinde ağrı, hafif morarma, geçici kas güçsüzlükleri olabilir ama bu etkiler geçici gerçekten ve çok nadir gördüğümüz yan etkiler. O yüzden oldukça etkili ve güvenli bir yöntem olarak uygulamaktayız. BEÜN’de hareket bozuklukları polikliniğinin adı altında botulinum toksin enjeksiyonları etkili ve güvenli bir şekilde yapılabilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu
07 Nisan 2026 Salı - 08:51 Nörolojik hastalıklarda botoks dönemi, sadece estetik değil şifa kaynağı oldu Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜN) Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, istemsiz kas kasılmaları ve titremelere yol açan hareket bozukluklarının tedavisinde botulinum toksin enjeksiyonuyla hastaların yaşam kalitesini artırdıklarını bildirdi. Hareket bozukluklarının hastalar üzerindeki olumsuz etkilerini anlatan Doç. Dr. Esra Acıman Demirel, "Bazı hareket bozukluklarında kaslar istemsiz kasılır, sertleşir ve titremeler olur. Bu günlük yaşam aktivitelerini bozar. Yemek yiyemez hasta, başını dik tutamaz, yazı yazamaz ve psikolojisi bozulabilir. Bu durum özellikle günlük yaşam aktivitelerini bozar, hastanın yaşam kalitesini düşürür" ifadelerini kullandı. Tedavinin amacına ve uygulandığı bölgelere değinen Demirel, "Peki biz botulinum toksin enjeksiyonuyla ne yapıyoruz? Bu kasların kasılmasını azaltmak, titremesini azaltmak ve aynı zamanda da ağrısını gidermek için yaptığımız bir yöntem. Biz bunu göz ve çevresindeki, göz kapağındaki kasılmaları gidermek, boyundaki kasılmaları ve titremeleri gidermek, eldeki kasılmaları ve titremeleri gidermek, yine tek taraflı yüz kasılmalarında uyguluyoruz" dedi. "Hasta günlük yaşamına devam edebilir" Uygulama sürecinin cerrahi bir işlem olmadığını ve hastanın aynı gün normal yaşantısına dönebildiğini vurgulayan Demirel, şunları kaydetti: "Tedavi kas içine uygulanan bir enjeksiyon yöntemidir. Hastalığın şiddetine, hastanın semptomlarına göre kas içerisine uygun dozlarda botulinum toksini enjekte edilir. Hastalığın şiddetine göre birkaç dakika ile 10 dakika arasına kadar sürebilir. Cerrahi bir işlem değildir. Hasta gün içerisinde günlük yaşamına tekrar aynı şekilde devam edebilir. Etkisi yaklaşık 10 günde başlar ama en etkin düzeye 2-4 haftada ulaşır. 3-4 ay kadar etkisi sürebilir, bu da tabii hastadan hastaya değişebilir. Belirli aralıklarla botulinum toksin enjeksiyonu yapılabilir." "BEUN’da etkili ve güvenli yöntemi uygulamaktayız" Yöntemin güvenilirliğine dikkat çeken Demirel, "Enjeksiyon yerinde ağrı, hafif morarma, geçici kas güçsüzlükleri olabilir ama bu etkiler geçici gerçekten ve çok nadir gördüğümüz yan etkiler. O yüzden oldukça etkili ve güvenli bir yöntem olarak uygulamaktayız. BEÜN’de hareket bozuklukları polikliniğinin adı altında botulinum toksin enjeksiyonları etkili ve güvenli bir şekilde yapılabilmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
3 bin 800 metrelik su isale hattı yenilendi
06 Nisan 2026 Pazartesi - 19:20 3 bin 800 metrelik su isale hattı yenilendi Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, Muğla genelinde eskiyen, şahıs arazisi içinde kalan ve sık sık patlayan su isale hatlarında yenileme çalışmalarını sürdürüyor. MUSKİ ekipleri son olarak Dalaman Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde 3 bin 800 metrelik su isale hattını hem yeniledi, hem de vatandaş mülkiyeti dışına çıkardı. MUSKİ Genel müdürlüğünden yapılan açıklamada, "Dalaman ilçemizin Şerefler Mahallesi Kırcagedire mevkiinde, ekonomik ömrünü tamamlayan içme suyu hatlarının yenileme çalışmalarına başladık. Kullanım ömrünü tamamlayan, çap yetersizliği nedeniyle basınç sorununa neden olan, mülkiyet içerisinden geçtiği için arıza ve bakım süreçlerinde erişim sorunu yaşanan 3 bin 300 metrelik hattı, kamusal yol güzergâhına alarak yeniliyoruz. Dalaman Belediyesi’nin bölgede gerçekleştireceği yol çalışmaları ile eş zamanlı yürüttüğümüz bu çalışma sayesinde hat kapasitesini artırarak basınç ve debi sürekliliğini sağlıyor, kayıp-kaçak oranlarını düşürüyor ve arıza ile bakım süreçlerini daha hızlı ve kontrollü hale getiriyoruz. Böylece mahallemize uzun yıllar sorunsuz hizmet verecek modern ve sürdürülebilir bir içme suyu altyapısı kazandırıyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Aras’ın il genelinde altyapının güçlendirilerek vatandaşlarımıza kesintisiz hizmet sunulması hedefi doğrultusunda çalışmalarımıza hız kesmeden devam ediyoruz" denildi.
Kanser farkındalığı: "Erken teşhis hayat kurtarır"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 17:30 Kanser farkındalığı: "Erken teşhis hayat kurtarır" Samsun’un Çarşamba ilçesinde kanserle mücadelede erken teşhisin önemine dikkat çekmek amacıyla farkındalık çalışmaları gerçekleştirildi. Çarşamba İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda, kanser vakalarındaki artışa ve erken tanının hayati önemine vurgu yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Muhammet Faruk Akyüz, yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2025 projeksiyonlarına göre dünya genelinde kanser vakalarının hızla artmasının beklendiğini belirtti. Dr. Akyüz, erken tanı ve gelişmiş tedavi yöntemleri sayesinde özellikle Avrupa’da kanser kaynaklı ölüm oranlarında düşüş gözlemlendiğini ifade ederek, "Akciğer, meme ve kolorektal kanserler en yaygın türler arasında yer alıyor. Vakaların yaklaşık yüzde 90’ı çevresel faktörler ve yaşam tarzından kaynaklanmaktadır" dedi. Türkiye’de yürütülen tarama çalışmalarına da değinen Akyüz, "Bir yıl içerisinde 7,7 milyon kişiye ücretsiz tarama yapılmış ve yüz binlerce riskli vaka erken dönemde tespit edilmiştir. Bu durum düzenli kontrollerin hayat kurtarıcı etkisini açıkça ortaya koymaktadır" diye konuştu. KETEM’lerde ücretsiz tarama imkanı bulunduğunu hatırlatan Akyüz, taramalarda şüpheli bulgulara rastlanan kişilerin ileri tetkik için ilgili sağlık kuruluşlarına yönlendirildiğini, teşhis ve tedavi süreçlerinin ise üst basamak sağlık kurumlarında sürdürüldüğünü kaydetti. Ulusal Kanser Tarama Programı kapsamında; 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri için yılda bir klinik muayene ve 2 yılda bir mamografi, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri için 5 yılda bir HPV-DNA testi, 50-70 yaş arası kadın ve erkeklere ise kalın bağırsak kanseri için 2 yılda bir gaitada gizli kan testi uygulandığı bildirildi. Ayrıca bu yaş grubuna 10 yılda bir kolonoskopi önerildiği belirtildi. Öte yandan, 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası kapsamında ilçede çeşitli farkındalık etkinlikleri düzenlendi.