Son Dakika
|
İsrail-İran gerginliği uluslararası uçuşları etkiledi: 227 uçuş iptal edildi
ABD ve İsrail'in İran saldırıları New York'ta protesto edildi
İran saldırılarında Dubai Havalimanı da hasar aldı: 4 yaralı
Trump, İran’ın yeni lideri ile ilgili olarak: "Çok iyi bir fikrimiz var"
İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney hayatını kaybetti
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
Doha'ya düşen füze enkazı patlamaya yol açtı
Rusya Dışişleri: "ABD ve İsrail, bir kez daha tehlikeli bir maceraya girişti"
AB Başkanlarından İran’a saldırının ardından azami itidal çağrısı
İran Dışişleri: "Bu saldırıya karşılık vermek, İran’ın meşru hakkı''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Ecuador Prison Crisis and the Rise of Criminal Control
İran ordusu, ABD ve İsrail’e ait 12 İHA düşürdüklerini açıkladı
Putin, Güvenlik Konseyi üyeleri ile toplantı yaptı
Bakan Fidan, Birleşik Arap Emirlikleri, İspanya ve Macaristan Dışişleri Bakanları ile telefonda görüştü
İletişim Başkanı Duran: "Sıcak çatışma kabul edilemez bir durumdur"
İsrail ordusu: "İran’da yüzlerce askeri hedef hava saldırılarıyla vuruldu"
İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Şikarçi: "Bölgedeki tüm ABD üsleri hedef alınacak"
THY'den Ortadoğu seferlerine yönelik iptal duyurusu
SAĞLIK
Bingöl’de helikopter ambulans diyaliz hastası havalandı
28 Şubat 2026 Cumartesi - 21:01:26
Bingöl’ün Genç ilçesinde diyaliz hastası vatandaş, helikopter ambulansla hastaneye ulaştırıldı. Bingöl’ün Genç ilçesine bağlı Kepçeli köyü İmece mezrasında yaşayan 70 yaşındaki kronik böbrek hastası bir vatandaş, diyaliz ihtiyacı nedeniyle sağlık ekiplerinden yardım talebinde bulundu. Yoğun kar yağışı nedeniyle karayoluyla ulaşım sağlanamayınca hasta için helikopter ambulans devreye alındı. Kısa sürede mezraya ulaşan helikopter ambulans, hastayı bulunduğu noktadan alarak Genç İlçe Jandarma Komutanlığı’nda hazır bekleyen 112 Acil Sağlık ekiplerine teslim etti. Sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan hasta, ardından Genç Devlet Hastanesi’ne nakledilerek tedavi altına alındı. Zorlu hava şartlarına rağmen görevini özveriyle sürdüren sağlık ekiplerinin çalışmalarını aralıksız sürdürdüğü belirtildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 15:31
Kars’ta hasta kadın için ekipler seferber oldu
Kars’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Köyde rahatsızlanan kadın için sağlık ve özel idare ekipleri adeta zamanla yarıştı. Edinilen bilgilere göre, Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Melikköy de yaşayan ve aniden fenalaşan hasta kadın için yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ambulans, yoğun kar yağışı ve kapanan köy yolu nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Bir süre sonra kara saplanan ambulans hareket edemeyince durum yetkililere bildirildi. Bunun üzerine İl Özel İdaresi ekipleri iş makinesiyle olay yerine yönlendirildi. Kısa sürede ambulansın bulunduğu noktaya ulaşan ekipler, kar küreme ve kurtarma çalışması başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda kara saplanan ambulans bulunduğu yerden çıkarıldı. Yolun açılmasının ardından sağlık ekipleri köye ulaşarak ilk müdahaleyi evde gerçekleştirdi. Durumu kontrol altına alınan hasta kadın, daha sonra ambulansa alınarak Kars Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 15:28
Kars’ta hasta kadın için ekipler seferber oldu
Kars’ta etkili olan yoğun kar yağışı ve tipi, hayatı olumsuz etkilemeye devam ediyor. Köyde rahatsızlanan kadın için sağlık ve özel idare ekipleri adeta zamanla yarıştı. Edinilen bilgilere göre, Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Melikköy de yaşayan ve aniden fenalaşan hasta kadın için yakınları 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye sevk edilen ambulans, yoğun kar yağışı ve kapanan köy yolu nedeniyle ilerlemekte güçlük çekti. Bir süre sonra kara saplanan ambulans hareket edemeyince durum yetkililere bildirildi. Bunun üzerine İl Özel İdaresi ekipleri iş makinesiyle olay yerine yönlendirildi. Kısa sürede ambulansın bulunduğu noktaya ulaşan ekipler, kar küreme ve kurtarma çalışması başlattı. Yapılan çalışmalar sonucunda kara saplanan ambulans bulunduğu yerden çıkarıldı. Yolun açılmasının ardından sağlık ekipleri köye ulaşarak ilk müdahaleyi evde gerçekleştirdi. Durumu kontrol altına alınan hasta kadın, daha sonra ambulansa alınarak Kars Harakani Devlet Hastanesi’ne sevk edildi. Hastanede tedavi altına alınan hastanın sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
28 Şubat 2026 Cumartesi - 13:32
Ramazan’da sporcular için beslenme önerileri
Ramazan’da sporcular için beslenme önerilerinde bulunan Diyetisyen Deniz Türkaslan, "Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" dedi. Diyetisyen Deniz Türkaslan, Ramazan’da oruç tutan sporcuların kas kaybı yaşamaları ve daha rahat bir ramazan geçirmeleri için beslenme önerilerinde bulundu. Türkaslan, "Ramazan’da uzun süreli bir açlık söz konusu. İftar yemeğine değindiğimizde sporcu danışanlarımızda aşırı derecede kan şekeri dalgalanmasından kaynaklı olarak iftarda yemeğe saldırma durumunu görebiliyoruz. Yüksek yağlı yiyecek ve içecekler menümüzde olabiliyor. Bunlar bize en çok zarar verecek ve kas kaybını destekleyecek yiyeceklerdir. Sporcular iftarda çorba ve su ile başlayıp, kan şekerini dengeye sokmak için hurma tüketebilir. Yemekten sonra protein merkezli beslenme yapılabilir" ifadelerini kullandı. "Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor" Türkaslan, sahurda kahvaltılıkların yanına ceviz ve tahin gibi sağlıklı yağlar eklenerek tüketilebileceğini belirtti ve, "Sahurda ise protein ağırlıklı ve sağlıklı yağ ile desteklenecek yiyecekler kıymetli oluyor. Yumurta ve peynir gibi protein kaynakları tüketmeliyiz. Zeytin, ceviz, zeytinyağı, tahin gibi sağlıklı yağ kaynakları ekleyebiliriz. İftar ve sahur arasında da su tüketimine dikkat etmemiz gerekiyor. Uzun süreli bir açlıktan sonra vücut su kaybına girebiliyor ve kas kaybı ile karşı karşıya kalabiliyoruz. Bir anda tüketmek yerine aralıklarla su içerek vücudun su depolarını doldurmamız gerekiyor. Mineral ve vitamin kaynağı olan sebzeleri es geçmememiz gerekiyor. Hem sahurda hem de iftarda yüksek yağlı kızartmalar, şekerler ve hazır gıdalardan uzak durmamız gerekiyor. Bu yiyecekler gün içerisinde açlık hissini artırıp oruç tutarken zorlanmamıza, iftarda yemeğe saldırmamıza ve kan şekeri dalgalanması oluşturarak kas kaybına sebep olacaktır" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:29
Samsun Şehir Hastanesi’nde ilk ameliyat gerçekleştirildi
2
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:22
Profesör açıkladı: "Yaşayan her hücrenin sonu kanser"
3
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:15
"Migren hastalarına oruç tavsiyeleri"
4
28 Şubat 2026 Cumartesi- 10:56
Kovancılar’da bir ilk: Evde fizik tedavi uygulaması
5
27 Şubat 2026 Cuma- 15:10
GAÜN’de altın kan çalışmasına "En İyi Sözel Bildiri" birinciliği
10 Şubat 2026 Salı - 13:28
Bilecik’te çöp tesisinin suyu kesilince salgın riski oluştu
Bilecik’te çöp bertaraf işi yapan Biosun Entegre Katı Atık Tesisi ile Karasu Su Birliği arasında yaşanan anlaşmazlık sonrası tesisin suyu kesilirken kentte salgın riski oluştu. Bilecik Belediyeler Birliğine bağlı Biosun Entegre Katı Atık Tesisi ile CHP’li Bilecik Belediye Başkanı Melek Mızrak Subaşı’nın başkanlığını yürüttüğü Karasu Su Birliği arasında sayaç, abonelik ve metreküp fiyatının 5 TL’den 50 TL’ye çıkarılmak istenmesi üzerine anlaşmazlık yaşandı. Bilecik Karasu İçme Ve Kullanma Suyu İşletme Birliği Başkanlığı bunun üzerine tesisin 8 yıldır kullandığı suyu kesti. Yaşanan su kesintisi sonrası firma çevre ilçe ve köylerde tankerler su taşımaya başladı. Hal böyle olunca günde 200-225 ton çöpün toplandığı tesiste su sıkıntısı yaşanmaya başladı. İlgili kurumlara salgın riskine karşı dilekçe verdiler Biosun Entegre Katı Atık Tesisi yetkileri yaşanan bu olaylardan sonra Bilecik İl Sağlık Müdürlüğü ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne yazı yazdı. Yazıda, Bilecik’in evsel nitelikli katı atıklarının ve tıbbi atıklarının toplandığı tesiste bulunan işçilerin hijyeninin sağlanamadan şehre dağıldığı, evsel nitelikli katı atıkları ve tıbbi atıkları toplayan araçların yıkanması ve dezenfektesinin yapılamadığı konularına değinildi. Ayrıca dilekçede bu hususun Bilecik halkında salgına sebebiyet verebileceği bildirildi.
10 Şubat 2026 Salı - 13:25
Çanakkale’de prematüre bebeğe hayat kurtaran müdahale
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde bakımı süren prematüre bebeğin kalbinde açık damar cerrahi müdahale ile kapatıldı. Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde 26’ıncı gebelik haftasında 458 gram ağırlığında dünyaya gelen prematüre bebek tedavi altına alındı. Doğumun ardından yoğun bakım ünitesine alınarak yakın takibi yapılan bebek 48 gün sonunda 1 kilo 5 gram ağırlığına ulaştı. Entübe olarak izlenen prematüre bebek medikal tedavi almasına rağmen kalbinde bulunan Patent Duktus Arteriosus (PDA) damarının kapanmaması üzerine doktorlar tarafından cerrahi müdahale kararı alındı. İstanbul Cemil Taşçıoğlu Şehir Hastanesi Pediatrik Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Rıza Karaci tarafından, KVC Uzmanı Op. Dr. Engin Gürcü, Neonatoloji Uzmanı Uz. Dr. Müge Üstkaya Sungur, Çocuk Kardiyoloji Uzmanları Uz. Dr. Doğan Çağrı Tanrıverdi, Uz. Dr. Derya Aydın, Anestezi Uzmanı Uz. Dr. Yener Tutaş’ın da katılımıyla, bebeğin genel durumu göz önünde bulundurularak yenidoğan yoğun bakım ünitesinde yatak başı PDA ligasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat sonrası bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Sağlık hizmetlerimizdeki nitelikli yaklaşımın somut bir göstergesi Ameliyat ile ilgili açıklama yapan Başhekim Op. Dr. Hasan Keser, "Yenidoğan yoğun bakım ünitemizde son derece hassas bir süreçte izlenen prematüre bebeğimize, alanında uzman bir ekip tarafından zamanında ve doğru müdahale yapılmıştır. Multidisipliner iş birliğiyle gerçekleştirilen bu başarılı operasyon, sağlık hizmetlerimizdeki nitelikli yaklaşımın somut bir göstergesidir. Emeği geçen tüm sağlık çalışanlarımıza ve destek veren Prof. Dr. Ali Rıza Karaci hocamıza teşekkür ediyor, bebeğimize sağlıklı bir yaşam diliyorum" ifadelerini kullandı.
10 Şubat 2026 Salı - 13:07
Uzmanından açıklama: "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor"
Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Uzm. Dr. Serdar Eren, "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor. Çocukluk çağında başlayabilse de çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkıyor ve hastaların yüzde 80’inden fazlasında 30 yaşından önce başlıyor" dedi. Migren, yalnızca bir baş ağrısı değil; günlük yaşamı, iş verimini ve sosyal hayatı doğrudan etkileyen yaygın bir nörolojik rahatsızlık olarak öne çıkıyor. Saatlerce, hatta günlerce sürebilen ataklarla kendini gösteren migren; bulantı, ışık ve ses hassasiyeti gibi belirtilerle yaşam kalitesini ciddi biçimde düşürebiliyor. Toplumda sanılandan çok daha yaygın görülen bu hastalıkta, doğru tanı, tetikleyicilerin fark edilmesi ve güncel tedavi yaklaşımları migrenin kontrol altına alınmasında büyük önem taşıyor. Dünya nüfusunun yüzde 15’i migren hastası Migrenin tüm dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 15’ini etkilediğini belirten Uzm. Dr. Serdar Eren, "Kadınların yaklaşık yüzde 20’sinde, erkeklerin ise yüzde 8’inde migren görülüyor. Çocukluk çağında başlayabilse de çoğunlukla ergenlik döneminde ortaya çıkıyor ve hastaların yüzde 80’inden fazlasında 30 yaşından önce başlıyor" diye konuştu. Kadınlarda menopoz sonrası hormon düzeylerinin azalmasıyla migren ataklarının sıklığının genellikle azaldığını ifade eden Eren, çocukluk çağında araç tutması, baş dönmesi ve tekrarlayan karın ağrısı yaşayan bireylerin ilerleyen yaşlarda migren açısından risk taşıdığına dikkati çekti. Migrenin belirtileri saatlerce, günlerce sürebiliyor Migren ataklarının genellikle 4 ila 72 saat sürdüğünü aktaran Eren, en sık görülen belirtilere ilişkin, "Çoğunlukla tek taraflı baş ağrısı, zonklayıcı, orta veya yüksek şiddette ağrı, fiziksel aktiviteyle artan ağrı, bulantı ve kusma, ışık, ses ve kokuya karşı aşırı hassasiyet" açıklamasında bulundu. Bazı besinler ve yaşam alışkanlıkları migreni tetikliyor Migren ataklarını tetikleyen faktörlerin kişiden kişiye değişebildiğine de değinen Eren, en sık karşılaşılan tetikleyiciler arasında şunların yer aldığını söyledi: "Eski peynirler (kaşar, gravyer vb.), sakatatlar ve katkı maddeli et ürünleri, deniz ürünleri (kalamar, karides, midye), konserve gıdalar, turunçgiller, yağlı, baharatlı yiyecekler ve hazır soslar, kafeinli içecekler, uyku düzensizliği, stres, aşırı fiziksel aktivite ve uzun süreli açlık." Migren tanısı nasıl konuluyor Migren tanısının detaylı bir değerlendirme ile konduğunu vurgulayan Eren, "Öncelikle hastanın şikayetleri dinlenir ve tanı kriterlerine uygunluğu değerlendirilir. Nörolojik muayene yapılır. Ağrıya neden olabilecek başka bir hastalığı dışlamak için gerektiğinde MR, MR anjiyo, BT ve BT anjiyo gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur" dedi. Migren tedavisi kişiye özel planlanıyor Atak tedavisine ilişkin konuşan Eren, "Basit ve kombine ağrı kesiciler, migrene özgü ağrı kesiciler, bulantı ilaçları kullanılır" ifadelerini kullandı. Ayrıca botoks uygulamasının 1 hafta içinde etki göstermeye başladığını ve 4-6 ay sürebildiğini belirten Eren, sinir blokajı (nöral terapi), akupunktur gibi yöntemlerin de bazı hastalarda fayda sağladığını söyledi. Migren tedavisinde yeni dönem Son yıllarda migren tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığını belirten Eren, "Migren aşısı olarak bilinen ve beyindeki ağrı reseptörlerini bloke eden tedaviler ayda bir kez cilt altına uygulanıyor. Bunun yanı sıra, migren ağrı reseptörlerine özel geliştirilmiş tablet formundaki yeni ilaçlar hem atak tedavisinde hem de önleyici tedavide kullanılabiliyor" şeklinde konuştu.
10 Şubat 2026 Salı - 13:06
Tunceli’de tütün bağımlılığıyla mücadele eğitimi
Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde, tütün bağımlılığıyla mücadele eğitimi verildi. Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi’nde, Tütün Bağımlılığı Tedavi ve Eğitim Birimlerinde görev yapacak hekimlere yönelik Tütün Bağımlılığı Tedavi ve Eğitimi düzenlendi. Sağlıklı Hayat Merkezi eğitim salonunda gerçekleştirilen programda, tütün bağımlılığıyla mücadelede güncel yaklaşımlar ele alındı. Eğitim kapsamında Uzm. Dr. Özlem Even ve Dr. Sevinç Zengin tarafından tütün bağımlılığının önlenmesi, etkili tedavi yöntemleri ve sahada uygulanabilecek güncel yaklaşımlar hakkında katılımcılara bilgi verildi. Hekimlerin mesleki bilgi ve farkındalıklarını artırmayı amaçlayan eğitim programı, karşılıklı paylaşımlar ve değerlendirmelerle tamamlandı.
10 Şubat 2026 Salı - 13:00
Hayrabolu Devlet Hastanesi’ne kadın doğum uzmanı atandı
Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde kadın hastalıkları ve doğum branşında sağlık kadrosu güçlendi. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Büşra Gelir, hastanede hasta kabulüne başlayarak görevine başladı. Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan atama kapsamında Hayrabolu Devlet Hastanesi’ne görevlendirilen Uzm. Dr. Gelir, kadın hastalıkları ve doğum polikliniğinde hizmet vermeye başladı. 2021 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun olan Uzm. Dr. Büşra Gelir, ilk görev yeri olan Hayrabolu Devlet Hastanesi’nde vatandaşlara hizmet verecek.
10 Şubat 2026 Salı - 12:54
Ramazana hazırlıksız yakalanmayın
Ramazan ayı; öğün saatlerinin değişmesi, uzun süreli açlık ve uyku düzenindeki farklılaşmalar nedeniyle vücutta önemli fizyolojik adaptasyonlar gerektiren özel bir dönem olarak öne çıkıyor. Medicana Sağlık Grubu Beslenme ve Diyet Bölümü’den Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan ayının daha sağlıklı ve dengeli geçirilebilmesi için beslenme ve yaşam tarzı düzenlemelerinin en az 2-3 hafta öncesinden planlanması gerektiğine dikkat çekti. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bilimsel çalışmalar, metabolizmasını hazırlamadan oruç tutmaya başlayan bireylerde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi problemleri, baş ağrısı, halsizlik ve performans düşüşünün daha sık görülebildiğini ortaya koyuyor" ifadelerini kullandı. Medicana International İzmir Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi hazırlığın metabolizmanın açlık süresine uyum sağlaması açısından kritik öneme sahip olduğunu belirtti. "Ramazan ayı yalnızca öğün saatlerinin değiştiği bir dönem değil; aynı zamanda vücudun enerji kullanım biçiminin yeniden düzenlendiği fizyolojik bir adaptasyon sürecidir" diyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Bu sürece hazırlıksız girildiğinde kan şekeri dalgalanmaları, sindirim sistemi sorunları, gün içinde belirgin halsizlik ve dikkat azalması gibi etkiler daha sık görülebilir. Oysa beslenme düzeninde yapılacak küçük ama planlı değişiklikler sayesinde metabolizma uzun süreli açlığa daha rahat uyum sağlayabilir ve bireyler Ramazan ayını çok daha konforlu geçirebilir" ifadelerini kullandı. Gün içinde sık atıştırmaya alışkın bireylerde Ramazan ile birlikte ani öğün değişiklikleri metabolik stresi artırabileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, düzensiz beslenmenin insülin duyarlılığını olumsuz etkileyerek açlık-tokluk mekanizmasını bozabileceğini belirtti. Öğün düzenlemesi, metabolik adaptasyonu kolaylaştırır Uzm. Dyt. Mısra Aydın, öğün planlamasının Ramazan öncesi dönemin en önemli adımlarından biri olduğunu vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: "Gün boyunca kontrolsüz atıştırmak yerine ana öğünleri yapılandırmak, metabolizmanın ritmini düzenler. Öğün sayısını kademeli olarak azaltmak, geç saatlerde ağır ve yağlı yemeklerden kaçınmak ve akşam yemeklerini daha erken saatlere çekmek sindirim sisteminin yükünü hafifletir. Bu sayede Ramazan’da iftar sonrası sık karşılaşılan şişkinlik, mide yanması ve hazımsızlık gibi sorunların önüne geçmek mümkün olabilir." Uzun süreli açlık dönemlerinde kan şekerinin dengede kalmasının, hem fiziksel hem de zihinsel performans açısından büyük önem taşıdığına değinen Uzm. Dr. Mısra Aydın, düşük ve orta glisemik indeksli besinlerin, daha uzun süre tokluk sağlayarak ani açlık ataklarının önlenmesine yardımcı olduğuna dikkat çekti. Şeker ve un tüketimine dikkat edilmeli Uzm. Dyt. Mısra Aydın, Ramazan öncesi beslenmede tam tahıllar, kuru baklagiller, sebzeler, yeterli protein ve sağlıklı yağ kaynaklarının önceliklendirilmesi gerektiğini ifade ederek, "Rafine şeker ve beyaz un içeren besinlerin aşırı tüketimi kan şekerinde ani yükselme ve düşüşlere neden olabilir. Bu dalgalanmalar gün içinde yorgunluk, sinirlilik ve konsantrasyon güçlüğü olarak kendini gösterebilir. Dengeli bir makro besin dağılımı ise hem tokluk süresini uzatır hem de metabolik dengeyi destekler" diye konuştu. Yoğun çay ve kahve tüketimi olan bireylerde oruç tutarken görülen baş ağrısı ve halsizlik şikâyetlerinin önemli bir bölümünün kafein yoksunluğu ile ilişkilendirildiğini söyleyen Uzm. Dyt. Mısra Aydın, kafeinin ani kesilmesinin yorgunluk ve konsantrasyon bozukluğuna yol açabileceğini de ifade etti. Bu noktada kafein tüketiminin kademeli azaltımının önemine dikkat çeken Uzm. Dyt. Mısra Aydın, şöyle konuştu: "Oruç tutmaya başlamadan hemen önce kafeini tamamen kesmek yerine tüketimi aşamalı olarak azaltmak, vücudun bu değişime daha rahat uyum sağlamasına yardımcı olur. Aynı yaklaşım ilave şeker tüketimi için de geçerlidir. Tatlı isteğini dengelemek ve enerji dalgalanmalarını önlemek adına daha doğal ve kompleks karbonhidrat kaynaklarına yönelmek adaptasyon sürecini kolaylaştırır." Su tüketimi alışkanlığa dönüştürülmeli Sıvı tüketiminin iftar ve sahur arasına sıkışmasının dehidratasyon riskini artırabildiğini kaydeden Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Yetersiz su alımı baş ağrısı, kabızlık, kas krampları ve performans düşüşü ile ilişkilendiriliyor. Bu yüzden düzenli su içmek, alışkanlık haline gelmeli. Çünkü gün içine yayılan yeterli sıvı tüketimi yalnızca fiziksel dayanıklılığı değil, aynı zamanda zihinsel performansı da destekler. Susamayı beklemeden su içmek, Ramazan döneminde de oluşabilecek sıvı açığını yönetmeyi kolaylaştırır ve genel sağlık durumunun korunmasına katkı sağlar. Ayrıca lif yönünden zengin beslenme ve probiyotik tüketimi sindirim sisteminin Ramazan sürecine adaptasyonunu kolaylaştırıyor. Güncel çalışmalar, sağlıklı bir bağırsak mikrobiyotasının bağışıklık sistemi, inflamasyon kontrolü ve metabolik denge üzerinde belirleyici rol oynadığını gösteriyor. Sebze, meyve, tam tahıllar ve yoğurt gibi fermente besinlerin düzenli tüketilmesi bağırsak hareketlerini destekler ve sindirim konforunu artırır. Güçlü bir mikrobiyota yalnızca sindirim sağlığı için değil, genel metabolik denge için de önemli bir temel oluşturur" dedi. Kronik hastalıkları olanlar dikkat Bazı kronik hastalıklara sahip bireylerin mutlaka uzman kontrolünden geçmesi gerektiğini hatırlatan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "Diyabetli bireylerde uzun süreli açlık hipoglisemi ve hiperglisemi riskini artırabilir. Bu nedenle beslenme planı hekim ve diyetisyen kontrolünde oluşturulmalı, kan şekeri takibi aksatılmamalıdır. Hipertansiyon ve kalp-damar hastalarında ise yetersiz sıvı alımı tansiyon dengesini bozabilir; tuz tüketimi sınırlandırılmalı ve iftar sonrası aşırı besin tüketiminden kaçınılmalıdır" diye konuştu. Tiroid hastalarının da ilaç saatlerinin değişebileceğini vurgulayan Uzm. Dyt. Mısra Aydın, "İlaç kullanımı ve beslenme düzeni mutlaka uzman kontrolünde planlanmalıdır" dedi. Uzm. Dyt. Mısra Aydın, oruca hazırlanmanın yalnızca aç kalmaya alışmak anlamına gelmediğini belirterek, "Bu dönem; bilimsel temelli beslenme, yeterli sıvı alımı, düzenli uyku ve bireysel sağlık durumunu gözeten bütüncül bir yaklaşımla desteklenmelidir. Ramazan öncesinde yapılacak bilinçli ve planlı değişiklikler, sürecin daha sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir şekilde geçirilmesine yardımcı olur" ifadelerini kullandı.
10 Şubat 2026 Salı - 12:39
"Doğumsal kalp hastalıklarında erken teşhis hayat kurtarıyor"
Doç. Dr. Meki Bilici, "Her 100 çocuktan 1’i doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geliyor. Doğumsal kalp hastalıklarında erken teşhis hayat kurtarıyor" dedi. 7-14 Şubat Doğumsal Kalp Hastalıkları Farkındalık Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan İstanbul Liv Hospital Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Doç. Dr. Meki Bilici, doğumsal kalp hastalıklarının çocukluk çağında görülen en yaygın doğumsal hastalıklar olduğuna dikkat çekti. Bilici, her 100 çocuktan 1’inin doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini belirterek, erken tanının tedavi sürecinde belirleyici rol oynadığını vurguladı. "Erken teşhis edilmeyen hastalar ameliyat şansını kaybedebilir" Doç. Dr. Bilici, doğumsal kalp hastalıklarının görülme sıklığının birçok hastalığa göre oldukça yüksek olduğunu ifade ederek şu bilgileri paylaştı: "Her 100 çocuktan 1’i doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya gelmektedir. Bu oran, doğuştan kalça çıkığının 10 katı ve kistik fibrozisin 25 katı kadar yüksek bir orandır. Hastaların önemli bir kısmı, anne karnında yapılan fetal ekokardiyografi ile tanı alabilmektedir. Tanı almayan bebekler ise ailelerin, aile hekimlerinin veya çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanlarının dikkatli gözlemi ve muayenesi sayesinde teşhis edilebilir. Erken teşhis edilemeyen hastalar zamanla ameliyat şansını kaybedebileceği için erken tanı hayati önem taşır." "Morarma önemli bir bulgu, ancak tek belirti değil" Belirtiler arasında morarmanın önemli bir bulgu olduğunu belirten Doç. Dr. Bilici, morarma görülmeyen çocuklarda da doğumsal kalp hastalığı olabileceği uyarısında bulundu. Bilici, aileleri şu belirtiler konusunda uyardı: "Morarması olan çocukların önemli bir kısmında kalp hastalığı olabiliyor. Ancak vücudunda morarma görülmeyen bazı çocuklarda da çabuk yorulma, kilo alamama, kalpte üfürüm, gelişme geriliği, hızlı ve güçlükle nefes alıp verme, bayılma gibi şikâyetlerden biri varsa mutlaka çocuk kardiyoloji uzmanına başvurulmalıdır." "Fetal ekokardiyografi tanıda kritik rol oynuyor" Doç. Dr. Bilici, fetal ekokardiyografinin doğumsal kalp hastalıklarının erken tanısında önemli bir yer tuttuğunu belirterek bazı durumlarda bu tetkikin mutlaka yapılması gerektiğini ifade etti: "Annede, babada veya kardeşlerinde doğumsal kalp hastalığı bulunan bebekler ile ayrıntılı ultrasonda böbrek, beyin ya da bağırsak sisteminde anormallik saptanan bebeklere; ritim problemi olan, suyu az veya çok olan bebeklere fetal ekokardiyografi yapılması gerekir." "Türkiye, doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde güçlü bir konumda" Doğumsal kalp hastalıklarının tedavisinde Türkiye’nin önemli bir sağlık altyapısına sahip olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Bilici, Avrupa ve Orta Doğu başta olmak üzere birçok ülkeden hastaların ülkemize gelerek tedavi gördüğünü belirtti. Doç. Dr. Bilici ayrıca Türkiye’de her yıl yaklaşık 10-12 bin bebeğin doğumsal kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini ifade ederek, farkındalık çalışmalarının erken tanı açısından büyük önem taşıdığını belirtti.
10 Şubat 2026 Salı - 12:37
Eklem ağrılarının tedavisinde "Sanakin" dönemi
Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, eklem ağrıları olan vatandaşlara "Sanakin" tedavisi hakkında bilgi verdi. Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. İrfan Koca, hastanın kendi kanından elde edilen biyolojik bir yöntem olan Sanakin tedavisinin, özellikle diz kireçlenmesi, kronik eklem ağrıları ve doku hasarlarında umut verici bir seçenek olarak öne çıktığını söyledi. Doç. Dr. İrfan Koca, "Eklem kireçlenmesi ve kronik kas-iskelet sistemi ağrıları, modern dünyada yaşam kalitesini kısıtlayan en yaygın sağlık sorunlarının başında geliyor. Son yıllarda bu alanda sentetik ilaçlar yerine vücudun kendi onarım mekanizmalarını kullanan biyolojik tedavilere olan ilgi artarken, Sanakin (Sitokin Tedavisi) bu alandaki etkin çözümlerden biri olarak dikkat çekiyor" dedi. "Doğal ve güçlü bir içerik" Doç. Dr. İrfan Koca, "Sanakin tedavisi; hastadan alınan kanın, özel olarak geliştirilmiş cam kürecikler içeren tüplerde işlenmesiyle elde edilir. Bu işlem sayesinde kanda bulunan ve iltihabı baskılayan "akıllı proteinler" (interlökin antagonistleri) yönünden zengin bir serum oluşturulur. Elde edilen bu değerli sıvı, sorunlu ekleme enjekte edilerek yangıyı durdurmayı ve hasarlı dokuyu desteklemeyi hedefler. Kimyasal madde içermemesi, bu yöntemi kortizon ve benzeri sentetik ilaçlardan ayıran en büyük avantajdır. Bu yöntem, hastanın kendi kanındaki doğal koruyucuları kullanarak eklem içindeki yıkıcı süreci yavaşlatmayı amaçlar. Ancak eklem sağlığı sadece kıkırdak dokusundan ibaret değildir. Kas gücünün artırılması ve eklem mekaniğinin düzeltilmesi için Sanakin tedavisi mutlaka kişiye özel planlanmış fizik tedavi ve rehabilitasyon programlarıyla desteklenmelidir" ifadelerini kullandı. "Hangi durumlarda uygulanabilir" Tedavinin özellikle şu hasta gruplarında destekleyici ve iyileştirici olarak kullanılabildiği ifade eden Dr. Koca, "Diz, kalça ve omuz kireçlenmesi (Osteoartrit) olanlar, Menisküs yaralanmaları sonrası kronik ağrı yaşayanlar, tendinit, bağ zorlanmaları ve spor yaralanmaları, cerrahi müdahale için henüz erken evrede olan hastalar. Güvenli Uygulama, Minimal Yan Etki olanlar" dedi. Biyolojik bir yöntem olması sebebiyle yan etki riskinin oldukça düşük olduğunu belirten Doç. Dr. İrfan Koca, uygulamanın mutlaka steril klinik şartlarda ve uzman hekim kontrolünde yapılması gerektiğinin altını çizdi. Koca, tedavinin başarısının klinik muayene ve görüntüleme sonuçlarının titizlikle analiz edilmesine bağlı olduğunu da sözlerine ekledi.
10 Şubat 2026 Salı - 12:31
Dr. Sayar, "Karanlıkta kullanılan telefon ışığı göz sağlığını olumsuz etkiler"
Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, karanlık ortamda telefon kullanımının göz sağlığını olumsuz etkilediğini ve özellikle gençlerde göz numarasının ilerlemesine neden olabileceğini belirtti. Medical Point Gaziantep Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Akgün Sayar, özellikle karanlıkta telefon kullanma alışkanlığının gözlerde ciddi sorunlara yol açabileceği konusunda uyardı. Dr. Sayar, "Akıllı telefonların günlük yaşamda yoğun şekilde kullanılması, göz sağlığına yönelik riskleri de beraberinde getiriyor" dedi. Op. Dr. Sayar, ışıklar kapalıyken parlak ekrana bakmanın gözün daha fazla efor sarf etmesine neden olduğunu vurgulayarak, "Karanlık ortamda ekran ışığına maruz kalan göz, sürekli uyum sağlamak zorunda kalır. Bu durum göz yorgunluğunu artırır ve uzun vadede miyopi riskini yükseltebilir. Özellikle çocuklar ve ergenler bu konuda daha hassas" dedi. Mavi ışığın etkilerine de dikkat çeken Sayar, telefon ve tablet ekranlarından yayılan mavi ışığın karanlıkta daha yoğun algılandığını ifade etti. "Mavi ışık; göz kuruluğu, yanma, batma ve baş ağrısı gibi şikâyetlere yol açabilir. Aynı zamanda uyku hormonu olan melatoninin salgılanmasını baskılayarak uyku düzenini de olumsuz etkiler" diye konuştu. Göz sağlığını korumak için alınabilecek önlemlere değinen Op. Dr. Akgün Sayar, karanlıkta telefon kullanımından kaçınılması, ekran parlaklığının ortam ışığına uygun şekilde ayarlanması ve özellikle gece saatlerinde ekran süresinin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Ayrıca 20-20-20 kuralının göz yorgunluğunu azaltmada etkili bir yöntem olduğunu hatırlattı.
10 Şubat 2026 Salı - 12:27
Elazığ’da UKİP çerçevesinde numune alımı başladı
Ulusal Kalıntı İzleme Projesi (UKİP) kapsamında ilk 3 aylık program doğrultusunda numune alımlarına başlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı 2026 UKİP kapsamında ilk üç aylık program doğrultusunda numune alımlarına başlandı. Elazığ İl Tarım ve Orman Müdürlüğü personeli tarafından program kapsamında 2025 yılında; 485 adet broiler kas-karaciğer ve su, 40 adet büyükbaş sığır kas, 1 adet yumurta, 28 adet çiğ inek sütü, 56 adet alabalık ve 3 adet bal numunesi alınarak laboratuvarlarda analiz ettirildiği bildirildi. Yapılan analizler sonucunda 1 adet sığır kas ve 6 adet broiler kas numunesinde olumsuz sonuca rastlandığı, geri izleme sürecinde alınan numunelerde herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadığı aktarıldı.
10 Şubat 2026 Salı - 12:15
Burhaniyeliler kan bağışı paptı
Burhaniye ilçesinde, Balıkesir Kızılay Kan Merkezi’nin düzenlediği kampanya ilgi gördü. Çok sayıda vatandaş, Cumhuriyet Meydanı’nda konuşlanan Kızılay Kan Bağışı Otobüsünde kan vermek için sıraya girdi. Düzenlenen kampanyaların ilgi gördüğünü anlatan yetkililer, herkesi kan bağışı yapmaya çağırdı. İki haftada bir Burhaniye’ye gelindiğini kaydeden Kızılay yetkilileri her defasında bağışçı sayısının 45-50 rakamını düşmediğini kaydederken, bağışçılarda kan bağışı ile sıhhat bulduklarını söylediler. Çok sayıda kan verdiğini kaydeden Zeki Selçuk, "Ben uzun yıllardan beri kan verdim. Gerek Kızılay’a olsun, gerekse hastanede ihtiyacı olanlara olsun. Son zamanlarda dizimden bir rahatsızlık geçirdiğim için ara vermek zorunda kaldım. Şimdi gene meydanda Kızılay Kan Merkezinde kan vermeyi düşünüyorum. İnşallah, bundan sonra belli periyotlarda kan vermeye devam edeceğim" dedi. 27 defa kan verdiğini kaydeden Bahriye Özyılmaz da, "Bu gün Burhaniye de Kızılay geldi meydana. Bende 15 gün önce vermiştim. Bu gün de eşim verdi. 27 defa kan verdim. Herkesi kan vermeye kanı fazla olanları kan vermeye bekliyoruz. Önümüz Ramazan. Ramazan da daha çok azalıyor. Kana herkesin ihtiyacı var. Lütfen herkesin vermesini rica ediyorum" diye konuştu. Kan vermenin sağlık olduğunu kaydeden Nurettin İlhan " Kan vermek sağlıklı bir şey. Zaten İslami kurullara göre vücudun sağlığı sıhhati için kan verilmesi lazım. Vücudu yeniliyor. Organlara faydası oluyor. Hücreleri alyuvarları yeniliyor. Ben çok sağlık, sıhhat gördüm. Allah’a binlerce şükür vermeye devam ediyoruz" dedi.
10 Şubat 2026 Salı - 11:49
Şanlıurfa’da 30 yıllık bağımlılığa ücretsiz elveda
Şanlıurfa’da 30 yıllık sigara tiryakisi adam, sağlıklı hayat merkezi aracılığıyla bağımlılıktan kurtuldu. Sağlık Bakanlığı’nın "hastalığa değil, sağlığa yatırım" anlayışı doğrultusunda hizmet veren Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığı hizmetleri kapsamında vatandaşlara ücretsiz sigara bırakma desteği sunmaya devam ediyor. Eyyübiye, Haliliye 1 No’lu, Bamyasuyu, Akçakale ve Viranşehir ilçelerinde hizmet veren toplam 5 Sağlıklı Hayat Merkezi aracılığıyla, mesai saatleri içerisinde sigara bırakma polikliniklerinde ücretsiz danışmanlık ve tedavi hizmeti veriliyor. Yaklaşık 30 yıl sigara kullandıktan sonra sağlıklı hayat merkezine başvuran 49 yaşındaki Ali Duran, sigarayı bırakma sürecine ilişkin yaşadıklarını paylaştı. Kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorunun tavsiyesi üzerine sigarayı bırakmaya karar verdiğini belirten Duran, sigara bırakma polikliniğinde görev yapan hekimler ve uzman ekipler tarafından detaylı şekilde bilgilendirildiğini, gerekli ölçümlerin yapıldığını ve psikolojik destek aldığını ifade etti. Yaklaşık 3 aydır sigara kullanmadığını dile getiren Duran, nefes alışverişinin düzeldiğini, merdivenleri rahatlıkla çıkabildiğini ve enerjisinin arttığını belirterek, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine davet etti. Şanlıurfa Haliliye 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Tuğçe Berçin ise Mayıs 2024’ten bu yana sigara bırakma polikliniğinde hizmet verdiklerini söyledi. Sigara bırakmak isteyen hastalarla sürecin karbonmonoksit ve tansiyon ölçümleriyle başladığını ifade eden Dr. Berçin, hastalarla birlikte belirlenen sigara bırakma planı doğrultusunda ilk haftanın ardından yüz yüze görüşmeler yaptıklarını, devam eden süreçte ise aylık takiplerle gerek telefonla gerek yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı. Dr. Berçin, medikal tedavilerin yanı sıra sağlıklı hayat merkezlerinde görev yapan psikologlarla birlikte davranışsal ve motivasyonel destek sağlandığını belirterek, sigara bırakma polikliniği ile tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı hizmetlerinin tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu vurguladı. Yetkililer, daha sağlıklı bir yaşam için tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder