SAĞLIK
Anne adayları artık doğal doğumu tehcih ediyor 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:58:24 Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, Ebeler Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada anne adaylarının sezeryana kıyasla normal doğumu tehcih ettiklerini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Ebelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Büşra Cesur, 21-28 Nisan Ebeler Haftası dolayısıyla ebelik mesleğinin sağlık sistemindeki yeri, eğitim süreçleri ve geleceğine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Ebelik mesleğinin sağlık sisteminin temel yapı taşlarından biri olduğunu belirten Cesur, ebelerin sağlığın korunması, geliştirilmesi, hastalıkların önlenmesi ile tedavi ve bakım hizmetlerini bir arada sunduğunu ifade etti. Ebelerin birinci, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin tamamında aktif rol aldığını vurgulayan Cesur, köyden kente kesintisiz sağlık hizmeti sunarak toplumun her kesimine ulaştıklarını söyledi. Anne ve bebek sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Cesur, ebelerin anne ve bebek ölümlerinin azaltılmasında en önemli meslek gruplarından biri olduğunu belirtti. Sağlıklı gebelik planlamasından doğum ve doğum sonrası sürece kadar geçen tüm aşamalarda ebelerin aktif görev aldığını dile getirdi. İstihdam alanları güçlenmeli Türkiye’de ebelik alanında son yıllarda akademik ve klinik anlamda önemli gelişmeler yaşandığını ifade eden Cesur, akademik kadronun güçlendiğini, bilimsel çalışmaların arttığını kaydetti. Ancak mesleğin yetki, görünürlük ve istihdam alanlarında daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Toplumda ebelik mesleğine yönelik yanlış algıların bulunduğunu da belirten Cesur, ebelerin yalnızca doğum yaptıran sağlık çalışanları olarak görülmesinin doğru olmadığını ifade etti. Ebelik hizmetlerinin gebelik öncesinden başlayarak lohusalık dönemine kadar uzanan geniş bir süreci kapsadığını vurguladı. Doğuma karşı yaklaşım değişti Ebelerin doğum sürecinde sadece tıbbi değil aynı zamanda psikolojik destek de sunduğunu dile getiren Cesur, anne adayının kaygısını azalttıklarını ve doğum deneyiminin daha olumlu geçmesine katkı sağladıklarını belirtti. Günümüzde doğum yaklaşımlarının değiştiğini ifade eden Cesur, kadın merkezli ve kanıta dayalı uygulamaların ön plana çıktığını, doğal doğuma yönelimin arttığını söyledi. Sezaryen oranlarının dengelenmesi yönünde çalışmaların sürdüğünü belirten Cesur, ebelerin bu süreçteki öneminin giderek daha fazla anlaşıldığını kaydetti. Aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştiriliyorlar Ebelik eğitimi hakkında da bilgi veren Cesur, bölümde teorik ve uygulamalı derslerin dengeli şekilde, öğrencilerin aktif öğrenme yöntemleriyle yetiştirildiğini ifade etti. Simülasyon teknolojileri, sanal gerçeklik ve dijital eğitim materyallerinin eğitim sürecine entegre edildiğini belirtti. Bölümün akademik çalışmalarına da değinen Cesur, 2023 yılında akredite olduklarını ve Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ) logosu almaya hak kazanan Türkiye’deki ilk ebelik bölümü olduklarını söyledi. Bu durumun mezunların uluslararası düzeyde tanınırlığını artırdığını ifade etti. Ebeler Haftası mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem Mezunların hastaneler, aile sağlığı merkezleri, toplum sağlığı merkezleri ve akademide görev alabildiğini belirten Cesur, birçok mezunun akademik ve idari kariyerlere yöneldiğini de sözlerine ekledi. Teknolojinin ebelik mesleğine katkı sağladığını vurgulayan Cesur, öğrenmeyi kolaylaştırdığını, problem çözme ve karar verme becerilerini geliştirdiğini ifade etti. Ancak veri güvenliği ve mahremiyet konularına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Ebeler Haftası’nın mesleğin görünürlüğünü artıran önemli bir dönem olduğunu belirten Cesur, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara verdiği öneme dikkat çekerek, sağlıklı nesillerin temelinde ebelerin önemli bir rol üstlendiğini ifade etti. Cesur, sözlerini "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı anneler ve bebeklerdir. Ebeler bu sürecin güvencesidir" ifadeleriyle tamamladı.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:18 Eskişehir İl Sağlık Müdürü Bildirici’den Dünya Sıtma Günü uyarısı: "Risk tamamen bitmedi" Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 2008 yılından bu yana her yıl 25 Nisan’da anılan Dünya Sıtma Günü kapsamında açıklamalarda bulundu. Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtmanın; plasmodium cinsi paraziti taşıyan dişi anofel sivrisineklerin ısırığı yoluyla bulaşan ve kırmızı kan hücrelerini enfekte ederek hayatı tehdit edebilen ciddi bir hastalık olduğunu belirtti. Hastalığın ilk belirtilerinin genellikle sivrisinek ısırığını takip eden 10-15 gün içerisinde baş ağrısı, titreme ve ateş şeklinde ortaya çıktığını ifade etti. İnsanlarda sıtmaya yol açan beş farklı plasmodium türü bulunduğunu dile getiren Bildirici, özellikle P. falciparum ve P. vivax türlerinin en büyük riski oluşturduğunu, falciparum tipinin tedavi edilmediği durumlarda kısa sürede ağır seyrederek ölüme neden olabildiğini vurguladı. "Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı sıtma riski altında" İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, dünya nüfusunun yaklaşık yarısının sıtma riski altında bulunduğunu, bu riskin özellikle Sahra altı Afrika ülkelerinde yoğunlaştığını ifade etti. Türkiye’de geçmiş yıllarda yaygın olarak görülen sıtmanın, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen etkin çalışmalar neticesinde yerli bulaşının sona erdiğini belirtti. Bildirici, ülkemizde sıtma etkenini taşıyabilecek sivrisinek türlerinin halen bulunduğuna dikkat çekerek; iklim ve çevresel faktörler, artan uluslararası seyahatler, endemik bölgelerden gelen vakalar ve düzensiz göç hareketleri nedeniyle yurtdışı kaynaklı sıtma vakalarının görülebildiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin subtropikal kuşakta yer alması ve iklim değişikliğine bağlı sıcaklık artışlarının da hastalık riskini artırabileceğini dile getirdi. "Vatandaşlarımız riskli bölgelere seyahat ederken dikkat etmeli" Doç. Dr. Yaşar Bildirici, sıtma riskinin tamamen ortadan kalkmadığını, bu nedenle Sıtma Eliminasyon Programı kapsamında yürütülen çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğünü belirtti. Vatandaşların özellikle riskli bölgelere seyahat öncesinde gerekli koruyucu önlemleri almaları ve hastalık belirtileri görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurmaları gerektiğini ifade etti.
Şanlıurfa’da sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı için eğitim seferberliği başlatıldı
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:41 Şanlıurfa’da sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı için eğitim seferberliği başlatıldı Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve TBV böbrek sağlığı için protokol imzaladı
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:38 Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi ve TBV böbrek sağlığı için protokol imzaladı Zengin gastronomi kültürü ve köklü mutfak geleneğiyle bilinen Şanlıurfa’da, bu kez sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda önemli bir toplumsal farkındalık adımı atıldı. Türk Böbrek Vakfı ile Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan işbirliği protokolü ile kentte sağlıklı beslenme ve böbrek sağlığı konusunda kapsamlı bir eğitim programı başlatıldı. Engelliler Koordinasyon ve Yaşam Merkezi’nde düzenlenen imza törenine, Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Kasım Gülpınar, TBV Başkanı Timur Erk, Hilvan Belediye Başkanı Serhan Paydaş, Harran Üniversitesi Rektör Vekili Abdulcenap Cevheri ve çok sayıda davetli katıldı. Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi Dış İlişkiler Dairesi Başkanlığı koordinesinde düzenlenen protokol, Gülpınar ile TBV Başkanı Timur Erk arasında imzalandı. İş birliği kapsamında böbrek hastalıklarına karşı farkındalığın artırılması, erken teşhisin yaygınlaştırılması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Eğitim programları ve bilinçlendirme kampanyalarıyla toplumun geniş kesimlerine ulaşılması planlanıyor. Gülpınar, törende yaptığı konuşmada, toplum sağlığına verilen önemin sadece sözde kalmadığını, uygulamaya geçirilen projelerle sürekli vurgulandığını belirterek, "Toplum sağlığına verdiğimiz önemi, göreve geldiğimiz ilk günden bu yana hayata geçirdiğimiz ve inşallah geçirmeye devam edeceğimiz projelerle sürekli vurguluyoruz, vurgulamaya da devam edeceğiz. Bildiğiniz üzere, üzerinde özellikle durduğumuz Liman Ayık Projesi ile zararlı maddelerden etkilenen vatandaşlarımızın, yani çok değerli insanlarımızın tedavisi konusunda ilk adımı attık. Her zaman ifade ettiğimiz gibi bu proje, bizim en önemli çalışmalarımızdan biri oldu ve olmaya da devam edecek. Çünkü ne yaparsak yapalım, insan hayatına dair sunulan en küçük hizmet dahi son derece kıymetlidir" dedi. "Sağlık en büyük değer" Gülpınar, sağlığın en büyük değer olduğunu vurgulayarak, bu iş birliğinin sadece bir protokol değil, toplum sağlığına yönelik önemli bir adım olduğunu ifade etti. Sağlıklı bireylerin sağlıklı bir toplumun temelini oluşturduğunu vurgulayan Gülpınar, belediye olarak her kesime ulaşacak farkındalık çalışmaları yürütmeyi hedeflediklerini söyledi. TBV Başkanı Timur Erk ise konuşmasında, özellikle beslenme alışkanlıklarına dikkat edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Şanlıurfa mutfağının lezzetli ancak tuz oranı yüksek olabildiğini belirten Erk, tuz tüketiminin azaltılmasının böbrek sağlığı açısından büyük önem taşıdığını ifade etti. Erk, ayrıca Fırat Nehri suyunun önemine değinerek, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması gerektiğini vurguladı. TBV Başkanı Timur Erk, katkılarından dolayı Gülpınar’a teşekkür belgesi takdim etti. Programın ardından uzmanlar tarafından böbrek sağlığı ve sağlıklı beslenme konusunda katılımcılara bilgiler aktarıldı.
Dr. Elbeyli: "Kanser hastalığı yaşam kayıplarının nedenleri arasında önemli yer tutmaktadır"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 16:31 Dr. Elbeyli: "Kanser hastalığı yaşam kayıplarının nedenleri arasında önemli yer tutmaktadır" SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı ve Onkoloji Merkezi Koordinatörü Prof. Dr. Levent Elbeyli, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre kanser hastalıklarının ülkemizde yaşam kayıplarının nedenleri arasında önemli yer tuttuğunu söyledi. Prof. Dr. Elbeyli, 1-7 Nisan Kanser Haftası nedeniyle yaptığı açıklamada, "Kanser hastalıklarına bağlı yaşam kayıpları içinde akciğer, hava yolu, soluk borusu kanserleri ile göğüs kafesi içinde yer alan yapılara ait kanserler önemli paya sahip olup, TÜİK verilerine göre kansere bağlı yaşam kayıplarının üçte birinden sorumludur" dedi. Bu tanıların, Türkiye’de kanser kaynaklı yaşam kayıplarının başlıca nedenleri arasında akciğer kanserinin yer aldığını gösterdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Elbeyli, "Akciğer kanserinin gelişiminde birçok çevresel ve kişisel risk faktörü vardır. Sigara bu faktörler arasında ilk neden olup, hava kirliliği, beslenme biçimi de önemli yer tutmaktadır. Ailede akciğer kanseri öyküsü bulunması da genetik bir yatkınlığa yol açabilir. Erkeklerde akciğer kanseri ilk sırada yer alırken, kadınlarda ise sigara kullanımının artması ile birlikte akciğer kanseri sıklığı artış göstermektedir. Pasif içicilik her iki cins içinde önemli bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir" ifadelerine yer verdi. Akciğer kanseri büyük ölçüde önlenebilir bir hastalıktır Akciğer kanserinin büyük ölçüde önlenebilir bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Elbeyli, "Risk faktörlerinden uzaklaşmak çok önemlidir. Yüksek risk gruplarının (Sigara içen, toksik gazlara maruz kalan, ailevi öyküsü olan ve 50 yaş üstü) düşük doz bilgisayarlı tomografi ile takibi bu hastalıklara bağlı yaşam kayıplarını azaltabileceğini göstermektedir" dedi. Tedavide erken dönemde tanı konulan hastalarda cerrahi yöntemler başta olmak üzere, güncel onkolojik ilaçlar (İmmünoterapi-hedefe yönelik ilaçlar) ve radyoterapi ile ve/veya multimodal yöntemlerle çok daha başarılı sonuçlar elde edilebildiğini söyleyen Prof. Dr. Elbeyli "SANKO Üniversitesi Hastanesi Onkoloji Merkezi olarak, tüm kanserli hastalarımıza tanıdan tedaviye güncel yenilikleri takip ederek hizmet vermekteyiz" diye konuştu.
Diyarbakır’da anne sütü seferberliği
06 Nisan 2026 Pazartesi - 15:49 Diyarbakır’da anne sütü seferberliği Diyarbakır’da anne sütü ile beslenmenin yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çalışmalar aralıksız devam ediyor. Diyarbakır Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde görev yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Heybet Tüzün, anne sütünün bebek sağlığı açısından vazgeçilmez olduğunu vurguladı. Dr. Tüzün, anne sütünün bebeklerin yaşamındaki en kritik başlangıç olduğunu ifade ederek, "Doğumdan hemen sonra anne ile bebeğin erken teması, sağlıklı bir yaşamın ilk adımıdır. İlk 6 ay sadece anne sütü, bebeğin tüm besin ve sıvı ihtiyacını karşılar. Ek gıdaya geçişle birlikte ise 2 yaş ve ötesine kadar emzirmenin devamı önerilmektedir" dedi. Türkiye’de ilk 6 ay sadece anne sütü ile beslenme oranlarının istenilen düzeyde olmadığını belirten Tüzün, bu oranların artırılması için sahada yoğun bir çalışma yürütüldüğünü kaydetti. Anne sütünün içerdiği bağışıklık güçlendirici bileşenler sayesinde bebekleri enfeksiyonlara karşı koruduğunu ifade eden Tüzün, aynı zamanda bağırsak mikrobiyotasının gelişimine katkı sağlayarak ilerleyen yaşlarda obezite, diyabet ve astım gibi kronik hastalıklara karşı koruyucu rol oynadığını dile getirdi. Öte yandan, Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk de il genelinde anne sütünü teşvik etmeye yönelik önemli çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. Asiltürk, "Sağlık Bakanlığımızın vizyonu doğrultusunda ilimizde gebe okulları, emzirme danışmanlığı hizmetleri ve laktasyon poliklinikleri ile annelerimize destek oluyoruz. Gebelik sürecinden itibaren verilen eğitimlerle annelerin bilinçlendirilmesini sağlıyor, doğum sonrası süreçte ise emzirme hemşirelerimiz aracılığıyla birebir destek sunuyoruz" ifadelerini kullandı. Özellikle yenidoğan yoğun bakım süreçlerinden sonra anne ile bebeğin en kısa sürede buluşturulmasının önemine dikkat çeken Asiltürk, bu yaklaşımın emzirmenin sürdürülebilirliğini artırdığını belirtti.
Hastalık haritası değişti: RSV düşüşte, grip tırmanışta
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:23 Hastalık haritası değişti: RSV düşüşte, grip tırmanışta Medical Point Gaziantep Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Ömer Evirgen, son dönemde üst solunum yolu enfeksiyonları ile ilgili bilgi verdi. RSV (Respiratuvar Sinsityal Virüs) vakalarında gerileme yaşanırken, nezle ve özellikle grip vakalarında belirgin bir artış gözlemlendiğini belirten Evirgen, mevsim kaymasının hastalıkların seyrini doğrudan etkilediğini vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Kış aylarında sık gördüğümüz RSV enfeksiyonları artık etkisini kaybetmeye başladı. Ancak bu durum, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, grip ve diğer viral enfeksiyonlar daha baskın hale gelmiş durumda" dedi. Mevsim kayması hastalık dağılımını değiştiriyor İklimsel değişiklikler ve mevsim geçişlerindeki düzensizliklerin enfeksiyon hastalıklarının görülme sıklığını etkilediğini belirten Evirgen, "Mevsimlerin kaymasıyla birlikte virüslerin dolaşım süresi uzuyor ve hangi hastalığın ne zaman görüleceği öngörülemez hale geliyor. Bu da hem tanı hem de tedavi süreçlerini zorlaştırıyor" ifadelerini kullandı. Yanlış tedavi uyarısı Hastaların benzer belirtiler nedeniyle kendi kendine tedaviye yönelmesinin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Evirgen, "Grip, nezle ve RSV enfeksiyonları benzer semptomlarla seyredebilir. Ancak her hastalığın tedavi yaklaşımı farklıdır. Özellikle antibiyotiklerin gereksiz kullanımı hem hastaya fayda sağlamaz hem de antibiyotik direncine yol açar. Bu nedenle belirtiler görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır" ifadelerine yer verdi. Risk grupları daha dikkatli olmalı Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan bireylerin enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğunu belirten Evirgen, bu grupların kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durması ve hijyen kurallarına özen göstermesi gerektiğini ifade etti. Korunma yöntemleri önemini koruyor Doç. Dr. Ömer Evirgen, mevsimsel hastalıklardaki değişime karşı toplumun bilinçlendirilmesinin önemine dikkat çekerek, erken teşhis ve doğru tedavinin sağlık açısından kritik rol oynadığını vurguladı. Doç. Dr. Ömer Evirgen, "Ellerin sık sık yıkanması. Kapalı ve kalabalık alanların düzenli havalandırılması. Maske kullanımının ihmal edilmemesi. Bağışıklık sistemini güçlendirecek dengeli beslenme ve uyku düzeni" diye konuştu.
ADÜ Hastanesi kardiyolojide bölgenin yükünü taşıyor
06 Nisan 2026 Pazartesi - 13:14 ADÜ Hastanesi kardiyolojide bölgenin yükünü taşıyor Aydın’da Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Hastanesi bünyesinde hizmet veren Kardiyoloji Kliniği, ileri teknolojik altyapısı ve geniş hizmet kapasitesiyle bölgesel sağlık hizmetlerinde güçlü konumunu sürdürüyor. Ege Bölgesi’nde öne çıkan merkezlerden biri haline gelen klinik, yalnızca Aydın’dan değil çevre illerden gelen hastalara da hizmet vererek referans merkez olma özelliğini koruyor. Klinikte tanı ve tedavi süreçleri modern tıbbi cihazlarla yürütülürken, 50 servis yatağı ve 10 koroner yoğun bakım yatağı ile kesintisiz sağlık hizmeti sunuluyor. İki koroner anjiyografi cihazının yanı sıra ekokardiyografi, transözofageal ekokardiyografi, EKG, tansiyon ve ritim holter ile tilt testi gibi birçok ileri tanı yöntemi aktif olarak kullanılıyor. Radyoloji birimiyle koordineli şekilde koroner BT anjiyografi ve kardiyak MR görüntülemeleri de etkin biçimde gerçekleştiriliyor. Girişimsel kardiyoloji alanında özellikle TAVI ve elektrofizyolojik ablasyon işlemlerinin yüksek başarı oranlarıyla uygulandığı klinikte, ritim bozukluklarının tedavisinde önemli sonuçlar elde ediliyor. Yüksek riskli hastalar için alternatif bir yöntem olan TAVI işlemleri sayesinde hastaların yaşam kalitesinde belirgin iyileşmeler sağlanıyor. Yeni nesil anjiyografi cihazı ile kalp pili, kapak ve kompleks damar işlemleri ileri düzeyde yapılabilirken, koroner anjiyografilerin büyük kısmı el bileğinden gerçekleştiriliyor. Kalp krizi geçiren hastalara 7 gün 24 saat müdahale edilen klinikte günlük 20’nin üzerinde girişimsel işlem yapılıyor. Üniversite yönetimi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Kardiyoloji Kliniği’nin altyapısının güçlendirildiği, hizmet kapasitesinin artırıldığı ve sağlık hizmetlerinin niteliğinin sürdürülebilir şekilde geliştirildiği belirtilirken; bu doğrultuda kliniğin, bölgedeki sağlık hizmetlerinde öncü rolünü sürdürmesi hedefleniyor.
’’Mevsim geçişleri hasta ediyor’’
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:40 ’’Mevsim geçişleri hasta ediyor’’ Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, ’’Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayarak alt solunum yollarına ilerleyebiliyor ve astım ataklarına neden olabiliyor. Mevsimsel alerjilerin yaklaşık yüzde 30’unun astıma dönüşebilmesi, erken tanı ve doğru önlemlerin önemini ortaya koyuyor’’ dedi. Mevsim geçişlerinde yaşanan ani ısı değişimleri, bağışıklık sistemini zorlayarak hastalıklara davetiye çıkarıyor. Özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında artan polen yoğunluğu, alerjik hastalıkların görülme sıklığını artırıyor. Liv Hospital Ulus Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ferah Ece, bu dönemde özellikle alerjik bünyeye sahip bireyler ve astım hastaları için düzenli tedavinin hayati önem taşıdığına dikkat çekiyor. "İyiyim diyerek ilaç bırakılmamalı" Prof. Dr. Ferah Ece, "Alerjik bünyelilerin ve astım hastalarının özellikle bu dönemde ilaçlarını düzenli kullanmaları çok önemli. ‘İyiyim’ diyerek ilaç kullanımını asla kesmemeliler" diyerek hastaların tedaviye devam etmesi gerektiğini vurguladı. ’’Alerjenler vücuda farklı yollarla giriyor’’ Prof. Dr. Ece sözlerine şöyle devam etti: ’’Alerjenler; solunum yoluyla, besin ve ilaçlar aracılığıyla, deri teması ya da enjeksiyon yoluyla vücuda girebiliyor. Bu durum vücudun farklı bölgelerinde çeşitli reaksiyonlara yol açabiliyor. Alerjik reaksiyonlar; deride ürtiker, gözlerde kızarıklık, burunda kaşıntı ve akıntı, solunum zorluğu ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. Mevsimsel alerji genellikle üst solunum yollarında başlayarak alt solunum yollarına ilerleyebiliyor ve astım ataklarına neden olabiliyor. Mevsimsel alerjilerin yaklaşık yüzde 30’unun astıma dönüşebilmesi, erken tanı ve doğru önlemlerin önemini ortaya koyuyor.’’ ’’Alerjenlerden korunmak hastalığın seyrini belirliyor’’ Alerjiyi tetikleyen başlıca etkenleri açıklayan Prof. Dr. Ece, ’’Alerjiyi tetikleyen başlıca etkenler arasında; ağaç polenleri, ev tozu akarları, evcil hayvan tüyleri ve hamam böcekleri yer alıyor. Bu nedenle alerjen maruziyetini azaltmak, hastalığın kontrol altına alınmasında en temel yaklaşım olarak öne çıkıyor’’ dedi. Ev tozu ve polene karşı alınabilecek önlemler Prof. Dr. Ece, ev tozu ve polene karşı alınabilecek önlemleri şöyle sıraladı: ’’Yatak odasında toz tutan halı, peluş ve dekoratif eşyalar bulundurulmamalı Çarşaf, nevresim ve yastık kılıfları haftada en az bir kez 60 derecede yıkanmalı Ağır perdeler yerine yıkanabilir, hafif perdeler tercih edilmeli Evcil hayvanlar yatak odasına alınmamalı Ortam nemi kontrol altında tutulmalı Klima ve hava filtreleri düzenli temizlenmeli Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah saatlerinde dışarı çıkılmamalı Çimen polenine alerjisi olanlar çim biçiminden uzak durmalı Giysiler polen mevsiminde açık havada kurutulmamalı Polen filtreli araçlar tercih edilmeli ve filtre bakımları ihmal edilmemeli Eve gelindiğinde kıyafetler değiştirilmeli ve duş alınmalı’’ Erken önlem, sağlıklı bir yaşamın anahtarı Mevsim geçişlerinde alınacak basit önlemler ve düzenli tedavi, alerjik hastalıkların kontrol altına alınmasında büyük rol oynuyor. Uzmanlar, özellikle risk grubundaki bireylerin bu dönemde daha dikkatli olması gerektiğini vurguluyor.
Doç. Dr. Balçık: "Kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor"
06 Nisan 2026 Pazartesi - 12:36 Doç. Dr. Balçık: "Kanserde erken teşhis hayati önem taşıyor" ALKÜ Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, kanserde erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurguladı. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Tıbbi Onkoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Onur Yazdan Balçık, 1-7 Nisan Kanser Haftası kapsamında toplumda farkındalık oluşturmak amacıyla önemli açıklamalarda bulundu. Kanserin günümüzde en sık görülen hastalıklardan biri olduğunu belirten Doç. Dr. Balçık, erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayarak, "Kanser, günümüzde sık karşılaşılan bir hastalık olsa da artık eskisi gibi çaresiz değildir. Tıptaki gelişmeler sayesinde birçok kanser türünde erken tanı ve doğru tedavi ile başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Özellikle erken evrede tespit edilen kanserler çok daha kolay tedavi edilebilir. Bu nedenle hiçbir şikâyetiniz olmasa bile düzenli sağlık kontrollerinizi ihmal etmeyin. Riskleri azaltmak ise büyük ölçüde sizin elinizdedir. Sigara kullanmamak, sağlıklı ve dengeli beslenmek, düzenli fiziksel aktivite yapmak ve ideal kiloyu korumak; kanser riskini azaltmada en önemli adımlar arasında yer almaktadır. Meme, kolon ve rahim ağzı gibi sık görülen kanser türlerine yönelik tarama testleri hayat kurtarıcıdır. Bu testler genellikle basit, ulaşılabilir ve çoğu zaman ücretsiz olarak yapılabilmektedir. Unutulmamalıdır ki kanser bir son değil, çoğu zaman yönetilebilir bir hastalıktır. Önemli olan korkmak değil, bilinçli hareket etmektir. Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Onkoloji Bölümü olarak; kemoterapi, immünoterapi ve tüm solid tümörlerin tedavi ve takibini gerçekleştirmekteyiz" ifadelerini kullandı.