SAĞLIK
Ramazan’da böbrek sağlığı hakkında önemli bilgiler 01 Mart 2026 Pazar - 09:47:57 Ramazan ayı, hem manevi hem bedensel arınma dönemi olarak büyük önem taşıdığını belirten uzmanlar, böbrek hastaları ve böbrek taşı problemi olan bireylerin, oruç tutmanın böbrek sağlığı üzerindeki etkilerini merak ettiğini söyledi. Bilimsel araştırmaların bireylerde oruç tutmanın böbrek fonksiyonlarında kalıcı bir hasar oluşmayacağını kanıtladığını belirten Medicana Bursa Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Şahan, "Vücudumuz, gün boyunca susuz kalmaya karşı fizyolojik olarak uyum sağlar. Ancak iftar ile sahur arasında yeterli miktarda sıvı alınması çok önemlidir. Yetersiz sıvı tüketimi, böbreklerde yük artışına ve idrar yoğunluğunda yükselmeye sebep olabilir" dedi. Doç. Dr. Şahan, "Böbrek taşı hastalarının iftar ile sahur arasında en az 2-2,5 litre su tüketmeleri gerekmektedir. Ayrıca çay ve kahve tüketimini sınırlandırmalı, tuzlu ve işlenmiş gıdalardan uzak durmalıdırlar. Suyu aralıklı içmek ve düzenli doktor kontrollerini aksatmamak önem taşımaktadır" ifadelerini kullandı. Özellikle evre 3 ve üzeri kronik böbrek hastaları, tek böbreği olanlar, böbrek nakli hastaları ve kontrolsüz diyabet veya hipertansiyon hastaları oruç tutmadan önce mutlaka nefroloji veya üroloji uzmanına başvurması gerektiğini belirten Doç. Dr. Şahan, "Oruç böbreği dinlendirmez veya ekstra toksin temizlemez. Ayrıca sahurda tek seferde aşırı su içmek yerine, iftar ve sahur arasında suyu zamana yayarak içmek gerekir. Ramazan ayı, sağlık ve bilinçli yaşam için güzel bir fırsattır. Böbrek sağlığınızı korumak için yeterli sıvı alımına dikkat edin ve sağlık sorunlarınızı ihmal etmeyin" dedi.
Şanlıurfa’da 30 yıllık bağımlılığa ücretsiz elveda
10 Şubat 2026 Salı - 11:49 Şanlıurfa’da 30 yıllık bağımlılığa ücretsiz elveda Şanlıurfa’da 30 yıllık sigara tiryakisi adam, sağlıklı hayat merkezi aracılığıyla bağımlılıktan kurtuldu. Sağlık Bakanlığı’nın "hastalığa değil, sağlığa yatırım" anlayışı doğrultusunda hizmet veren Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığı hizmetleri kapsamında vatandaşlara ücretsiz sigara bırakma desteği sunmaya devam ediyor. Eyyübiye, Haliliye 1 No’lu, Bamyasuyu, Akçakale ve Viranşehir ilçelerinde hizmet veren toplam 5 Sağlıklı Hayat Merkezi aracılığıyla, mesai saatleri içerisinde sigara bırakma polikliniklerinde ücretsiz danışmanlık ve tedavi hizmeti veriliyor. Yaklaşık 30 yıl sigara kullandıktan sonra sağlıklı hayat merkezine başvuran 49 yaşındaki Ali Duran, sigarayı bırakma sürecine ilişkin yaşadıklarını paylaştı. Kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorunun tavsiyesi üzerine sigarayı bırakmaya karar verdiğini belirten Duran, sigara bırakma polikliniğinde görev yapan hekimler ve uzman ekipler tarafından detaylı şekilde bilgilendirildiğini, gerekli ölçümlerin yapıldığını ve psikolojik destek aldığını ifade etti. Yaklaşık 3 aydır sigara kullanmadığını dile getiren Duran, nefes alışverişinin düzeldiğini, merdivenleri rahatlıkla çıkabildiğini ve enerjisinin arttığını belirterek, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine davet etti. Şanlıurfa Haliliye 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Tuğçe Berçin ise Mayıs 2024’ten bu yana sigara bırakma polikliniğinde hizmet verdiklerini söyledi. Sigara bırakmak isteyen hastalarla sürecin karbonmonoksit ve tansiyon ölçümleriyle başladığını ifade eden Dr. Berçin, hastalarla birlikte belirlenen sigara bırakma planı doğrultusunda ilk haftanın ardından yüz yüze görüşmeler yaptıklarını, devam eden süreçte ise aylık takiplerle gerek telefonla gerek yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı. Dr. Berçin, medikal tedavilerin yanı sıra sağlıklı hayat merkezlerinde görev yapan psikologlarla birlikte davranışsal ve motivasyonel destek sağlandığını belirterek, sigara bırakma polikliniği ile tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı hizmetlerinin tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu vurguladı. Yetkililer, daha sağlıklı bir yaşam için tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
Şanlıurfa’da 30 yıllık bağımlılığa ücretsiz elveda
10 Şubat 2026 Salı - 11:38 Şanlıurfa’da 30 yıllık bağımlılığa ücretsiz elveda Şanlıurfa’da 30 yıllık sigara tiryakisi Ali Duran, sağlıklı hayat merkezi aracılığıyla bağımlılıktan kurtuldu. Sağlık Bakanlığı’nın "hastalığa değil, sağlığa yatırım" anlayışı doğrultusunda hizmet veren Şanlıurfa İl Sağlık Müdürlüğü, toplum sağlığı hizmetleri kapsamında vatandaşlara ücretsiz sigara bırakma desteği sunmaya devam ediyor. Eyyübiye, Haliliye 1 No’lu, Bamyasuyu, Akçakale ve Viranşehir ilçelerinde hizmet veren toplam 5 Sağlıklı Hayat Merkezi aracılığıyla, mesai saatleri içerisinde sigara bırakma polikliniklerinde ücretsiz danışmanlık ve tedavi hizmeti veriliyor. Yaklaşık 30 yıl sigara kullandıktan sonra sağlıklı hayat merkezine başvuran 49 yaşındaki Ali Duran, sigarayı bırakma sürecine ilişkin yaşadıklarını paylaştı. Kalp rahatsızlığı nedeniyle doktorunun tavsiyesi üzerine sigarayı bırakmaya karar verdiğini belirten Duran, sigara bırakma polikliniğinde görev yapan hekimler ve uzman ekipler tarafından detaylı şekilde bilgilendirildiğini, gerekli ölçümlerin yapıldığını ve psikolojik destek aldığını ifade etti. Yaklaşık 3 aydır sigara kullanmadığını dile getiren Duran, nefes alışverişinin düzeldiğini, merdivenleri rahatlıkla çıkabildiğini ve enerjisinin arttığını belirterek, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine davet etti. Şanlıurfa Haliliye 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görev yapan Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Tuğçe Berçin ise Mayıs 2024’ten bu yana sigara bırakma polikliniğinde hizmet verdiklerini söyledi. Sigara bırakmak isteyen hastalarla sürecin karbonmonoksit ve tansiyon ölçümleriyle başladığını ifade eden Dr. Berçin, hastalarla birlikte belirlenen sigara bırakma planı doğrultusunda ilk haftanın ardından yüz yüze görüşmeler yaptıklarını, devam eden süreçte ise aylık takiplerle gerek telefonla gerek yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiklerini aktardı. Dr. Berçin, medikal tedavilerin yanı sıra sağlıklı hayat merkezlerinde görev yapan psikologlarla birlikte davranışsal ve motivasyonel destek sağlandığını belirterek, sigara bırakma polikliniği ile tütün ve madde bağımlılığı danışmanlığı hizmetlerinin tamamen ücretsiz olarak sunulduğunu vurguladı. Yetkililer, daha sağlıklı bir yaşam için tüm vatandaşları sağlıklı hayat merkezlerine başvurmaya davet etti.
Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nden sigarayı bırakmak isteyenlere tam destek
10 Şubat 2026 Salı - 11:35 Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nden sigarayı bırakmak isteyenlere tam destek Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında Erzincan Sağlıklı Hayat Merkezi’nde düzenlenen programda, sigarayı bırakmayı başaran bir vatandaş ödüllendirilirken, uzmanlar sigaranın sağlık üzerindeki yıkıcı etkileri konusunda önemli uyarılarda bulundu. Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen etkinlik, Yunus Emre Mahallesi’nde bulunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’nde yapıldı. Polikliniğe başvurarak tedavi sürecini başarıyla tamamlayan Muhammed Emin Cebeci’ye, İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin tarafından başarı belgesi takdim edildi. Ayrıca, sigara bırakma polikliniğinde yürüttüğü özverili çalışmalardan dolayı Dr. Elif Pala Gün’e de teşekkür belgesi verildi. "Sigara önlenebilir en büyük sağlık tehdidi" Programda açıklamalarda bulunan İl Sağlık Müdürü Dr. Cihan Tekin, sigaranın insan sağlığına verdiği zararlara dikkat çekerek, "Sigaranın içinde 4 binden fazla kimyasal madde bulunuyor ve bunların 81 tanesi doğrudan kanser yapıcı etkiye sahip. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 8 milyon insan sigara ve pasif içicilik nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin 7 milyonu doğrudan sigara kullanımından, 1 milyon 200 bini ise pasif içicilikten kaynaklanıyor" dedi. Sigaranın en çok kansere, kalp-damar hastalıklarına ve KOAH’a yol açtığını belirten Tekin, sigarayı bırakmanın hastalık risklerini ciddi oranda azalttığını vurguladı. Erzincan’da sigara bırakma poliklinikleri aktif çalışıyor 2025 yılı Erzincan verilerini paylaşan Tekin, "Erzincan’da bu yıl 747 vatandaşımız sigara bırakma polikliniklerine başvurdu. 570 vatandaşımız ilaç tedavisi aldı ve 76 kişi sigarayı tamamen bıraktı. Bu oran yaklaşık yüzde 15 civarında olsa da mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor" ifadelerini kullandı. Erzincan genelinde 11 sigara bırakma polikliniğinin hizmet verdiğini kaydeden Tekin, Sağlıklı Hayat Merkezleri üzerinden çevrim içi görüşme imkânının da bulunduğunu hatırlattı. Ramazan öncesi çağrı: "Bugün milat olsun" Ramazan ayı öncesi vatandaşlara önemli bir çağrıda bulunan Tekin, "İftar sonrası sigara içimi, tansiyon yükselmesi ve kalp spazmı gibi ciddi riskleri artırıyor. Bu nedenle Ramazan gelmeden sigarayı bırakmak büyük önem taşıyor. Vatandaşlarımız ALO 171 hattı ve MHRS üzerinden randevu alarak polikliniklerimize başvurabilirler. Bugün sigarayı bırakmak için bir milat olsun" şeklinde konuştu. "Bir haftada sigara isteğim tamamen kayboldu" 12 yıl sonra sigarayı bırakmayı başaran Muhammed Emin Cebeci ise yaşadığı süreci, "Doktorumun önerdiği ilaç tedavisine başladım. Bir hafta içinde sigara isteğim tamamen kayboldu. Tedavi süresince sürekli destek aldım. Sigarayı bırakmak isteyen herkese polikliniklere başvurmalarını tavsiye ediyorum" sözleriyle anlattı.
ADÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yazıcı: "Her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor"
10 Şubat 2026 Salı - 11:28 ADÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yazıcı: "Her yıl 8 milyon kişi hayatını kaybediyor" Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 8 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle hayatını kaybettiğini belirtti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çeken ADÜ Hastanesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sağlık Örgütü verilerine dikkat çekerek bu verilere göre her yıl dünya genelinde yaklaşık 8 milyon kişinin tütün kullanımına bağlı nedenlerle yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu ölümlerin yaklaşık 1,3 milyonunun ise sigara içmeyen bireylerin pasif dumana maruz kalması sonucu gerçekleştiğini ifade eden Yazıcı, pasif içiciliğin de en az aktif içicilik kadar tehlikeli olduğunu vurguladı. Sigaranın başta akciğer kanseri, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH), kalp ve damar hastalıkları ile inme olmak üzere birçok ciddi hastalığın temel nedeni olduğunu dile getiren Yazıcı, pek çok kanser türü, kemik erimesi ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklarla da doğrudan ilişkili olduğuna dikkat çekti. Nargile, elektronik sigara, ısıtılmış tütün ürünleri ve nikotin içeren puffların da masum olmadığını belirten Yazıcı, bilimsel çalışmaların bu ürünlerin sigarayı bırakma yöntemi olmadığını, aksine bağımlılığa geçişi kolaylaştırdığını ortaya koyduğunu söyledi. Tütün kullanımının yalnızca insan sağlığını değil çevreyi de ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Doç. Dr. Onur Yazıcı, tütün üretiminin ormansızlaşmaya, karbon salınımına ve ekosistemlerin zarar görmesine yol açarak iklim krizini derinleştirdiğini ifade etti. Sigarayı bırakmanın sağlığın korunması açısından atılabilecek en önemli adımlardan biri olduğunu vurgulayan Yazıcı, bırakıldıktan kısa süre sonra vücutta iyileşme sürecinin başladığını, kan basıncının düştüğünü, akciğer fonksiyonlarının zamanla düzeldiğini ve kalp hastalığı riskinin azaldığını kaydetti. Sigara bırakmanın yaşam kalitesini artıran güçlü bir koruyucu sağlık davranışı olduğunu sözlerine ekledi. Sigarayı bırakmak isteyen bireylerin mutlaka uzman desteğinden yararlanması gerektiğini ifade eden Yazıcı, ülke genelinde hizmet veren sigara bırakma polikliniklerinde bilimsel olarak etkinliği kanıtlanmış tedavilerin sosyal güvenlik kapsamında sunulduğunu, hastanelerdeki sigara bırakma polikliniklerine randevu alınarak başvurulabileceğini söyledi. Doç. Dr. Onur Yazıcı, Dünya Sigarayı Bırakma Günü dolayısıyla tüm bireyleri sağlıklı bir yaşam için sigarayı bırakmaya davet etti.
Nilüfer Belediyesinden sigaraya karşı bilimsel söyleşi
10 Şubat 2026 Salı - 11:20 Nilüfer Belediyesinden sigaraya karşı bilimsel söyleşi Nilüfer Belediyesinin düzenlediği söyleşide, sigara ve elektronik sigara bağımlılığı bilimsel veriler ışığında ele alındı. Uzmanlar, özellikle gençler üzerindeki risklere dikkat çekti. Nilüfer Belediyesi, 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü kapsamında "Bağımlılık Şekil Değiştirir mi? Sigara, Elektronik Sigara ve Akciğer Sağlığı" başlıklı söyleşi düzenledi. "Her yıl 8 milyon insan sigaradan hayatını kaybediyor" Söyleşinin açılış konuşmasını yapan Prof. Dr. Yeşim Uncu, 9 Şubat’ın sigara kullanan bireylerin, bırakma konusunda kendilerini sorgulamaları açısından anlamlı bir gün olduğunu ifade etti. Uncu, her yıl dünya genelinde 8 milyon kişinin tütün ve tütün ürünlerine bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğini söyledi. Bu sayının, Covid-19 pandemisinde yaşanan ölümlerle kıyaslanabilecek düzeyde olduğuna vurgu yapan Uncu, "Sigara karşısında bir mücadele var ve bu mücadelede elimizdeki tüm imkânları kullanmamız gerekiyor. En önemli adım karar vermek. Bu kararın ardından Türkiye’nin her yerindeki sigara bırakma polikliniklerinden ücretsiz destek alınabilir" dedi. Çocuklar büyük risk altında Uzman Dr. Güler Yürekli ise sigaranın, esrar ve kokain gibi maddelerle kıyaslandığında çok daha hızlı bağımlılık geliştirdiğini belirtti. Sigaranın, yasal düzenlemelere rağmen her yaş grubundaki birey tarafından kolaylıkla ulaşılabilir olmasının büyük bir risk oluşturduğunu söyleyen Yürekli, "Sigara tüm sistemleri etkiliyor ancak en büyük hasar akciğerlerde görülüyor. KOAH, akciğer kanseri ve çeşitli enfeksiyonlara yol açıyor. Kalp-damar sistemi açısından ise kalp krizi, felç, damar tıkanıklığı ve hipertansiyon riskini artırıyor. Ağız, gırtlak ve mide kanserleri açısından da ciddi bir risk faktörü. Pasif içicilikte ise özellikle çocuklar büyük tehlike altında. Astım ve orta kulak enfeksiyonları bu çocuklarda daha sık görülüyor" diye konuştu. Sigaranın bir alışkanlık değil, doğrudan bir bağımlılık ve hastalık olduğunu vurgulayan Yürekli, günde içilen sigara sayısının önemli olmadığını, bırakmanın önündeki en büyük engellerden birinin ise ürüne kolay erişim olduğunu dile getirdi. Sigara kullanan her 10 kişiden yalnızca birinin kendi başına bırakabildiğini belirten Yürekli, "Bağımlılık psikolojik, davranışsal ve biyolojik boyutları olan çok ayaklı bir süreçtir. Bu nedenle mutlaka bir sağlık profesyonelinden destek alınmalıdır. Başarısız denemeler motivasyonu düşürmemeli. Sigara dumanında bulunan 7 bin toksik maddenin en az 80’inin kanserojen olduğu biliniyor. Puro, nargile, pipo ve elektronik sigara da aynı riski taşır" ifadelerini kullandı. Yeni tehdit elektronik sigara Bağımlılığın yeni bir boyutunun elektronik sigaralar olduğunu belirten Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ise elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu yönündeki söylemlerin gerçeği yansıtmadığını söyledi. Son yıllarda sigara kullanım oranlarının düşmesiyle birlikte tütün endüstrisinin kârlılığının tehdit altında kaldığını ifade eden Dilektaşı, bu nedenle elektronik sigara ve ısıtılmış tütün ürünlerinin "yenilik" olarak sunulduğunu belirtti. Tütün şirketlerinin "zarar azaltma" söylemiyle hareket ettiğini vurgulayan Dilektaşı, bunun yıllardır uygulanan bir endüstri stratejisi olduğunu kaydetti. Hedef pazar: Gençler ABD verilerine göre her 5 lise öğrencisinden birinin ve her 20 ortaokul öğrencisinden birinin elektronik sigara kullandığını dile getiren Dilektaşı, gençler arasındaki kullanım oranının hızla arttığına dikkat çekti. Elektronik sigaraların daha az zararlı olduğu iddiasının bilimsel verilerle çürütüldüğünü ifade eden Dilektaşı, "Geleneksel sigaralarda bulunan zararlı maddelerin tamamı elektronik sigaralarda da yer alıyor" dedi. Söyleşinin sonunda verilen ortak mesajda, tüm tütün ve nikotin içeren ürünlerden arınmış bir dünya hedeflendiği vurgulanarak, bu mücadelenin yalnızca sağlık ve eğitim sistemleriyle değil, toplumsal bir yaklaşımla yürütülmesi gerektiği ifade edildi. Programın sonunda Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin, konuşmacılara katkılarından dolayı teşekkür etti. Nilüfer Belediyesi Dr. Ceyhun İrgil Sağlık Müzesi’nde gerçekleştirilen söyleşiye, Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi akademisyenlerinden Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Yeşim Uncu, Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslı Görek Dilektaşı ile Uzman Dr. Güler Yürekli konuşmacı olarak katıldı. Söyleşiyi Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Okan Şahin de takip etti.
Bor madeninin kanser tedavisinde kullanımına yönelik çalışmalarda önemli sonuçlar elde edildi
10 Şubat 2026 Salı - 11:08 Bor madeninin kanser tedavisinde kullanımına yönelik çalışmalarda önemli sonuçlar elde edildi Kütahya Sağlık Bilimleri Üniversitesi (KSBÜ) Tıp Fakültesi bünyesinde faaliyet gösteren Merkezi Araştırma Laboratuvarı Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde (KUYAM) geliştirilen bor türevlerinin kanser hücrelerini yok ettiği ve çoğalmasını engellediği, sağlıklı hücrelerde ise hücre canlılığını artırdığı bildirildi. KUYAM koordinatörü Doç. Dr. Fatih Kar öncülüğünde yaklaşık 10 yıldır sürdürülen ve TÜSEB ile Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu tarafından desteklenen çalışmalarda, bor ve bor türevlerinin farklı kanser hücreleri üzerindeki etkileri araştırıldı. Daha önce bağırsak ve kıkırdak hastalıklarına yönelik ürünler geliştiren araştırma ekibi, son çalışmalarını kanser hastalıkları üzerine yoğunlaştırdı. Bor mineralinden sentezlenen beş farklı türev, hücre kültürü deneylerinde çeşitli kanser türleri üzerinde test edildi. "Kanser hücrelerini yok ediyor" Doç. Dr. Fatih Kar, geliştirilen bor türevlerinin kanser hücrelerini yok ettiğini, kanser hücrelerinin çoğalmasını engellediğini ve sağlıklı hücrelerde hücre canlılığını artırdığını ifade etti. Çalışmalar kapsamında özellikle beyin kanseri (glioblastoma) başta olmak üzere prostat, akciğer ve pankreas kanseri hücrelerinde etkili dozlar belirlendi. Hücre kültürü deneylerinin tamamlandığı, hayvan deneylerine yönelik çalışmaların ise sonuçlanmak üzere olduğu bildirildi. ’Antikanserbor’ adı verilen bor tabanlı bileşenler için patent başvurusunda bulunulduğu belirtilirken, çalışmaların tamamlanmasının ardından geliştirilen ürünlerin sağlık alanında kullanıma sunulmasının hedeflendiği kaydedildi. Yürütülen bilimsel çalışmalarda öğrenci ve akademisyenlerden oluşan 10 kişilik bir ekibin görev aldığını belirten Doç. Dr. Fatih Kar, projeye verdikleri desteklerden dolayı KSBÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Tekin’e teşekkür etti.
Prof. Dr. Karalezli’den topuk dikeni uyarısı: "Çözüm dikeni kırmak değil"
10 Şubat 2026 Salı - 10:49 Prof. Dr. Karalezli’den topuk dikeni uyarısı: "Çözüm dikeni kırmak değil" Muğla’nın tanınmış hekimlerinden Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, halk arasında ‘Topuk Dikeni’ olarak bilinen ve sabahları ilk adımda şiddetli ağrıyla kendini gösteren hastalık hakkında kritik uyarılarda bulundu. Pek çok vatandaşın sabah yataktan kalktığında topuğuna çivi batıyormuşçasına hissettiği o keskin ağrının ardında, aslında taban zarındaki bir zedelenme yatıyor. Prof. Dr. M. Nazım Karalezli, ‘Plantar Fasiit’ ve buna bağlı gelişen ‘Topuk Dikeni’ hakkında doğru bilinen yanlışları açıkladı. "Diken sebep değil, sonuçtur" Ayak tabanında topuktan parmaklara uzanan ‘Plantar Fasya’ adlı zarın esnekliğini kaybetmesiyle sürecin başladığını belirten Karalezli, "Vücut, buradaki mikroskobik yırtıkları tamir etmek için kalsiyum yığar ve o bölgede dikensi bir çıkıntı oluşur. Yani diken ağrının sebebi değil, vücudun kendini tamir etmeye çalışırken ortaya çıkardığı bir sonuçtur" dedi. Hastalığın en tipik belirtisinin sabah tutukluğu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Karalezli, hastaların birkaç dakika yürüdükten sonra bir ‘açılma hissi’ yaşadığını ancak gün sonuna doğru ağrının tekrar geri geldiğini vurguladı. Yanlış ayakkabı seçimi, aşırı kilo ve sert zeminlerin bu tabloyu ağırlaştırdığına dikkat çekti. Prof. Dr. Karalezli, halk arasında yaygın olan bir yöntem hakkında sert uyarılarda bulundu: "Topuğu sert yere vurarak dikeni kırmaya çalışmak gibi çok yanlış inanışlar var. Sakın yapmayın! Bu yöntem oradaki ödemi ve yırtığı artırarak iyileşmeyi geciktirir. Çözüm ’kırmak’ değil, o bölgeyi yumuşatmak ve esnetmektir" Ameliyatsız tedavi mümkün mü? Hastalığın yüzde 99 oranında ameliyata gerek kalmadan tedavi edilebildiğini belirten Karalezli, iyileşme sürecinin anahtarlarını şöyle sıraladı: Egzersiz: Ayağın altına buzlu su şişesi koyup yuvarlamak veya havluyla germe yapmak. ESWT (Şok Dalga): Topuğa dışarıdan ses dalgaları verilerek iyileşmenin tetiklenmesi. Doğru Terlik: Evde asla çıplak ayakla sert zemine basılmamalı, mutlaka yumuşak tabanlı terlik kullanılmalı. Diken erir mi? Prof. Dr. Karalezli, en çok merak edilen konuya da açıklık getirdi: "Oluşan kemik çıkıntısı kendiliğinden erimez. Ancak tedaviyle oradaki iltihap geçince ağrı biter. Dikenin orada durmasının hiçbir zararı yoktur"
Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi
10 Şubat 2026 Salı - 10:48 Moğolistan’daki ilk çocuk kemik iliği nakli Türk ve Moğol hekim ekipleri ile birlikte gerçekleştirildi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın ve beraberindeki Türk sağlık heyeti, Moğolistan’ın Ulan Batur şehrinde ülke tarihinin ilk çocuk kemik iliği naklini başarıyla gerçekleştirdi. Türkiye ile Moğolistan arasında yürütülen kapsamlı sağlık iş birliği kapsamında, Moğolistan’da çocuklara yönelik ilk kemik iliği (hematopoietik kök hücre) nakli uygulaması başarıyla gerçekleştirildi. Yapılan bu klinik uygulama, yalnızca bir çocuğun tedavi süreci açısından değil, ülkede çocuk kemik iliği nakli alanında sürdürülebilir bir sağlık kapasitesinin oluşturulması için önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. Çocuk hastalar kemik iliği nakli tedavi hizmetine kavuştu Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) desteğiyle, Medical Park Bahçelievler Hastanesi, Altınbaş Üniversitesi, TİKA Moğolistan Program Koordinasyon Ofisi, Türkiye Cumhuriyeti Moğolistan Büyükelçiliği, Moğolistan Sağlık Bakanlığı, Ulan Batur 1 No’lu Devlet Hastanesi ve Ulusal Anne ve Çocuk Sağlığı Merkezi iş birliğiyle yürütülen çok merkezli ve uluslararası proje kapsamında; Moğolistan’da çocuk kemik iliği nakli merkezinin hazırlanması, sağlık ekibinin eğitilmesi, teknik ve tıbbi altyapının güçlendirilmesi ile klinik uygulamanın birlikte gerçekleştirilmesi süreçleri tamamlandı. "Amacımız bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır" Projeye katılan Moğol sağlık çalışanları, Türkiye’de aldıkları eğitim sayesinde çocuk hastalar için ülkelerinde nitelikli tedavi hizmeti sunma imkanına kavuştu. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Çocuk Hematolojisi ve Onkolojisi Uzmanı Prof. Dr. Tunç Fışgın, projeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: "Bu çalışma, Moğolistan’da çocuk hematoloji ve onkoloji alanında kalıcı bir tedavi kapasitesi oluşturulmasına yönelik çok önemli bir adımdır. Klinik uygulamanın, eğitimli yerel sağlık ekipleriyle birlikte gerçekleştirilmesi, bu hizmetin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşımaktadır. Amacımız yalnızca bir hastanın tedavisine katkı sağlamak değil, aynı zamanda bilgi ve deneyimin kalıcı olarak aktarılmasını sağlamaktır." Uluslararası sağlık projelerinin sadece bireysel tedavilere değil, ülkelerin kendi sağlık sistemlerinde kapasite geliştirmelerine de katkı sağladığını ifade eden Prof. Dr. Fışgın, "Türkiye’nin bu alandaki bilgi birikiminin Moğolistan’daki sağlık hizmetlerine entegre edilmesi, uzun vadede çok sayıda çocuğun kendi ülkesinde tedavi edilebilmesine imkan tanıyacaktır" dedi. Proje katılımcılarından Moğolistanlı bir hekim ise, "TİKA’nın bize sunduğu bu imkan sadece bir eğitim değil; ülkemizde eksik olan bir tedavi kapasitesinin temellerini atmak anlamına geliyor. Türkiye’ye ve TİKA’ya minnettarız" ifadelerini kullandı. "Her çocuk kendi vatanında şifa bulsun" Operasyonun başarıyla tamamlandığını belirten TİKA Başkanı Abdullah Eren ise Türkiye’nin sağlık alanındaki bilgi ve birikimini dost ülkelerle paylaşmaya devam ettiklerini vurguladı. Çalışmanın yalnızca tıbbi bir operasyon olmadığını, aynı zamanda Moğolistan’daki çocuk kanseri tedavileri açısından bir dönüm noktası olduğunu ifade eden Eren, şu değerlendirmelerde bulundu: "Moğolistan’da yıllardır lösemiyle mücadele eden 15 yaşındaki Miçidmaa’nın kendi vatanında şifa bulması, tüm çocuklarımız için yeni bir umuttur. İstiyoruz ki her çocuk kendi vatanında şifa bulsun." Bu çalışmanın, teknik bir başarının ötesinde Türkiye ile Moğolistan arasındaki dostluğun ve dayanışmanın en insani tezahürlerinden biri olduğunu vurgulayan Eren, "Micidmaa’nın ülkede gerçekleştirilen ilk başarılı pediatrik kemik iliği nakli sayesinde hayata yeniden tutunması, bu iş birliğinin en somut göstergesidir" diye konuştu. TİKA destekleriyle alanında uzman hekimlerin ortak tecrübesinin yalnızca bir operasyonun başarıyla tamamlanmasını sağlamadığını belirten Eren, aynı zamanda Moğolistan’da çocuk kanser tedavilerinde sürdürülebilir bir kapasite artışına katkı sunulduğunu kaydetti. Micidmaa’nın kendi vatanında şifa bulmasının, Moğolistan’daki diğer çocuklar için de yeni bir umut kapısı araladığını ifade eden Eren, sürece katkı sunan tüm paydaşlara ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti. Türk ekibe Şeref Nişanı takdim edildi Nakil sonrası çocuk hasta tam remisyon ile taburcu edilirken, Moğolistan Sağlık Bakanı Jigjidsuren Chinburen tarafından Moğolistan Meclisi’nde gerçekleştirilen resmi törenle projede görev alan ekibe "Şeref Nişanı" takdim edildi. Ayrıca, Moğolistan Sağlık Bakanlığı yetkilileri ile ilgili hastanelerin yöneticilerinin katılımıyla düzenlenen basın toplantısında, iki ülke arasındaki sağlık alanındaki iş birliğinin önemi vurgulandı.
Sağlık-Sen heyeti, Cizre Sağlık Müdürü Karaşi ile bir araya geldi
10 Şubat 2026 Salı - 10:45 Sağlık-Sen heyeti, Cizre Sağlık Müdürü Karaşi ile bir araya geldi Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Cizre Sağlık Müdürü Olarak atanan Dr. Mehmet Karaşi’ye hayırlı olsun ziyaretinde bulunup, beyin Kanaması sonucu hayatını kaybeden sağlık çalışanı Remzi Ataman’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü dile getirdi. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, Cizre ilçe ve iş yeri temsilcileriyle birlikte Cizre Sağlık Müdürlüğüne yeni atanan Dr. Mehmet Karaşi ile makamında bir araya gelip sendikal çalışmalar ve kurumsal işbirliği ile çalışanların iş barışı ile çalışma ortamlarıyla ile ilgili bilgi alışverişinde bulundu. Başkan Anmal, geçtiğimiz hafta içerisinde geçirdiği beyin kanaması sonucu hayatını kaybeden Cizre İlçe Sağlık Müdürlüğü çalışanı Remzi Ataman’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü ifade edip, İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Karaşi’ye başsağlığı dileğinde bulundu. Anmal, "Kardeşimizin vefatı bize iyi niyetli yapıcı üslubun kurumda iş barışın nasıl sağlanacağını. Çevreye duyarlı bireyin de insanlığa katkı sağlamak amacıyla yapılan her çalışmanın ne kadar kıymetli olduğunu bizlere bir kez daha göstermiştir. Bizler Sağlık-Sen ailesi olarak idarecilere yardımcı olmak için gerekli çalışmaları yapıcı önerilerle çözüm odaklı sendikacılık misyonu gereği üzerimize düşeni yaptık ve bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz" dedi. Ziyaretinden duyduğu memnuniyeti ifade eden İlçe Sağlık Müdürü Mehmet Karaşi, kurumsal kimliğe uygun halka daha iyi hizmetin sunulması için yapılan önerileri dikkate alarak halka yönelik hızlı ve güvenli çalışmalarla önem vereceklerini söyledi.
Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlıkta örnek oluyor
10 Şubat 2026 Salı - 10:32 Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlıkta örnek oluyor Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında çok sayıda alanda ücretsiz danışmanlık ve tarama hizmeti sunuyor. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren Sağlıklı Hayat Merkezi, koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında yürüttüğü çalışmalarla vatandaşlara destek sağlıyor. Merkezde beslenme danışmanlığı, psikolojik danışmanlık, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı, sigara bırakma polikliniği ile KETEM taramaları gerçekleştiriliyor. MHRS üzerinden, telefonla ya da randevusuz şekilde başvuru yapılabilen merkezde, gerekli görülen durumlarda hastalar üst basamak sağlık kuruluşlarına yönlendiriliyor. "Vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz" Tunceli Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Adar Bulut, merkezde verilen hizmetlere ilişkin yaptığı açıklamada, "Sağlıklı Hayat Merkezimizde multidisipliner bir yaklaşım uyguluyoruz ve koruyucu sağlık hizmetleri vermekteyiz. Burada beslenme danışmanlığı, psikolojik danışmanlık, kronik hastalıklar ve fiziksel aktivite danışmanlığı veriyoruz. Aynı zamanda sigara bırakma polikliniğimiz de mevcut. KETEM taramaları yapıyoruz, kolorektal kanser, meme kanseri ve rahim ağzı (serviks) kanserini erken teşhis ediyoruz. Taramalarımızı genellikle Aile Hekimleriyle koordineli şekilde ya da vatandaşlarımızı buraya davet ederek yapıyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde aynı zamanda sağlık okuryazarlığını artırmak amacıyla halk eğitimleri düzenliyoruz. Vatandaşları buraya davet ederek bebek akademisi, üreme danışmanlığı, kronik hastalıklar danışmanlığı eğitimleri yapıyoruz. Burada vatandaşlarımıza koruyucu sağlık hizmeti vermeye çalışıyoruz. Sağlıklı Hayat Merkezimize tüm vatandaşlarımız başvurabilir. MHRS üzerinden ya da bizi arayarak randevu alabilirler. Randevusuz başvurduklarında da genellikle kayıtları kabul ediyoruz. Sağlıklı olan ya da kronik rahatsızlığı olan herhangi bir vatandaşımız bize başvurabilir. Burada bizden danışmanlık almaya gelen vatandaşta bir sorun tespit ettiğimizde eğer tedavi edilmesi gereken ya da uzman hekimin görmesi gereken bir durum olduğunu düşünürsek 2’nci ve 3’üncü basamağa sevkini sağlıyoruz. Sosyal çalışmacımız var. Bu aile içi şiddet, istismar durumu, bağımlılık gibi durumlarda diğer branşlarımız böyle bir durum olduğunu düşündüklerinde sosyal çalışmacımıza yönlendiriyorlar. Mesela danışan iyi beslenemiyordur maddi durumu yeterli değildir, o zaman sosyal çalışmacımız devreye giriyor ve ilgili kurumlarla iletişime geçiyor" şeklinde konuştu. "Amacımız sağlığın sürdürülmesi ve koruyucu sağlık hizmeti vermek" Dr. Bulut, "Sağlıklı Hayat Merkezi bünyesinde aynı zamanda sigara bırakma ve bağımlılık polikliniğimiz var. Sigara bırakma polikliniğinde sigarayı bırakmayı düşünen veya sigara bırakmanın herhangi bir evresinde olan vatandaşımız bize başvurabilir. Burada biz vatandaşı değerlendiriyoruz, gerekirse medikal tedavi veriyoruz. Medikal tedavi olmadan sigarayı bırakabileceğini düşünüyorsak medikal tedavisiz devam edebiliyoruz. Bir yandan sürekli irtibatta oluyoruz. Uyuşturucu bağımlılığı ve kumar bağımlılığı ile mücadele noktasında diğer kurumlarla iş birliği yaparak hizmet veriyoruz. Bu bağımlılıklar için vatandaş ya da vatandaşın yakını bize başvurabilir. Bize başvurmadan önce bir hastalığınızın olmasına gerek yok. Amacımız sağlığın sürdürülmesi ve koruyucu sağlık hizmeti vermek" dedi. Diyetisyen ile bire bir danışmanlık hizmeti alan danışan Tuğçe Aksoy ise "Buradan bir aydır hizmet alıyorum. Öncelikle spor hocası olduğumdan dolayı, sağlıklı yaşamın önemini çok iyi bildiğim için diyetisyen Ezgi Hanım’a geldim sağ olsun bizimle bireysel planlama yaptı ve yasaklı maddeler koymadan yenilmesi gereken besinlerle güzel bir liste oluşturarak bir başlangıç yaptık. Burası hem ücretsiz hem de burada bizlerin bireysel olarak sağlıklı yaşama adım atabilmemizi destekliyorlar. Çükü diyet kısa bir süreç değil, diyetten sonra beslenme alışkanlığı kazanarak hayata etme süreci. Bu konuda da bizi destekliyorlar. Her hafta düzenli olarak geliyoruz. Yağ analizleri, kilo ölçümleri yapılıyor. Ezgi Hanım bunları kontrol ediyor. Kilo veremediğimiz zaman ‘şunlar eksik’ diyor ve destek alarak tekrar iyi hale geliyoruz" ifadelerini kullandı.