SAĞLIK
Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Topaloğlu: "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" 15 Nisan 2026 Çarşamba - 17:10:11 Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor" dedi. Bilkent Şehir Hastanesi’nde 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası dolayısıyla düzenlenen programda, toplumda kalp ve damar hastalıklarına yönelik bilinç düzeyinin artırılması, erken teşhisin önemi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılması konuları ele alındı. Uzman doktorlar tarafından ‘koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli’ doğrultusunda sunumların yapıldığı etkinlikte Azize Nasıroğlu Eğitim ve Konferans Salonu’nun açılışı da gerçekleştirildi. Programda konuşan Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Serkan Topaloğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki dönüşümüne dikkat çekerek, koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Kalp sağlığının toplum sağlığı açısından kritik bir yer tuttuğunu belirten Topaloğlu, bu gibi çalışmalarla birlikte farkındalıkların artarak devam edeceğini söyledi. "Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni" Avrupa’da kalp damar hastalıkları sebebiyle ölüm sayısının azaldığını, fakat Türkiye’de bu sayının stabil kaldığını belirten Topaloğlu, "Kardiyoloji ve kalp damar cerrahisi, tıbbın en disiplinli ve belki de en özverili işleyen branşlarından bazıları. Türk Kardiyoloji Derneği ve Türk Kalp Damar Cerrahisi Derneği köklü saygın derneklerin başında olup, hem halk sağlığına hem de temsil ettikleri meslek gruplarına yönelik çok başarılı işlere imza atmışlardır. Kalp damar hastalıkları dünyada ve özellikle ülkemizde en önemli ölüm nedeni. Hatta aldığımız rakamlar artık Avrupa’da bu sayının geriye doğru gittiğini, Türkiye’de ise bu sayının korunduğunu gösteriyor. Biz kardiyologlar olarak kalp damar hastalıklarını önlenebilir sağlık sorunu olarak değerlendiriyoruz. Gerçekten hastanın sigara içmesine engel olabilirsiniz, tansiyonunu kontrol altına alabilirsiniz, diyabetiyle mücadele edebilirsiniz, hareketsizliğini engelleyip harekete geçirebilirsiniz. İşte bu durumda bu hastanın kalp hastalığını önleyebiliyorsunuz veya geciktirebiliyorsunuz. Bu nedenle hastalık oluşmadan mutlaka doktor olarak devreye girip, bu hastalıkları oluşmadan engellememiz gerekir" diye konuştu. "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi" Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun sağlık hizmetlerini kuvvetlendirmek için önemli çalışmalar yaptığını dile getiren Topaloğlu, "Bakanımız göreve geldikten sonra öncelik olarak koruyucu sağlık hizmetlerini önceliklendirdi. Bu konuyla ilgili de obeziteyle ve sigarayla ilgili mücadeleyi ön planda tuttu. Sağlık hizmetlerini kuvvetlendirdi. Vatandaşlarımızla birebir iletişimle birlikte kronik hastalık takiplerini yaptı. Sigarayla ve tansiyonla mücadeleyi başlattı. Bunlar şu anda bu mücadelenin önemli ayağını teşkil ediyor. Sağlık Politikalar Kurulu olarak bu yıl içerisinde Sağlık Bakanlığımızla çok önemli projeler gerçekleştirdik. Bunlardan en önemlisi otomatik eksternal defibrilatörler. Otomatik eksternal defibrilatörlerin kamusal alanda yaygınlaştırılmasıyla ilgili Sağlık Bakanlığımız yönetmeliği çıkardı. Bunun lansmanını yaptık. 3 yıl içerisinde 80 bin tane otomatik eksternal defibrilatörünü vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı bölgelere yerleştireceğiz" şeklinde konuştu. Programa Cumhurbaşkanlığı Sağlık Politikaları Kurulu Başkanvekili Prof. Dr. Serkan Topaloğlu’nun yanı sıra Ankara İl Sağlık Müdürü Ali Niyazi Kurtcebe, Bilkent Şehir Hastanesi Koordinatör Başhekimi Prof. Dr. Levent Öztürk, Türk Kalp ve Damar Cerrahisi Derneği Başkanı Doç. Dr. Murat Sarğın, Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan ve vatandaşlar katıldı. Program, hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:27 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ’Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
15 Nisan 2026 Çarşamba - 16:23 Uzmanı uyardı: "Büyüme geriliği hastalıkların habercisi olabilir" Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde görevli Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, çocuklarda sağlıklı büyümenin düzenli takip, doğru beslenme ve uyku ile mümkün olduğunu belirterek, büyüme geriliğinin hastalıkların habercisi olabileceğini söyledi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Elif Ünver Korğalı, 15 Nisan ‘Büyümenin İzlenmesi Günü’ dolayısıyla açıklamalarda bulundu. Korğalı, çocukların erişkinlerden farklı olarak büyüyen ve gelişen bireyler olduğunu belirterek, büyümenin düzenli takibinin hem kolay hem de etkili bir sağlık değerlendirme yöntemi olduğunu ifade etti. Büyümenin yaşa göre farklılık gösterdiğini kaydeden Korğalı, en hızlı büyümenin anne karnında gerçekleştiğini, doğumdan sonra ise özellikle ilk bir yaşta ve ergenlik döneminde büyümenin yeniden hız kazandığını söyledi. İlk iki yaşta beslenmenin büyüme üzerindeki en önemli faktör olduğuna dikkat çeken Korğalı, "İlk 6 ay yalnızca anne sütü öneriyoruz. Sonrasında uygun tamamlayıcı gıdalarla beslenmenin sürdürülmesi sağlıklı büyüme açısından büyük önem taşıyor" dedi. "Gelişim üzerinde etkisi var" Çevresel ve duygusal faktörlerin de büyümeyi etkilediğini belirten Korğalı, çocuğun sevgi dolu ve ilgili bir ortamda büyümesinin gelişim üzerinde belirleyici olduğunu vurguladı. Genetik özelliklerin de büyüme potansiyelini şekillendirdiğini ifade etti. Uyku düzeninin büyüme açısından kritik rol oynadığını dile getiren Korğalı, büyüme hormonunun özellikle gece saatlerinde salgılandığını belirterek, çocukların düzenli ve yeterli uyuması gerektiğini söyledi. Fiziksel aktivitenin de önemine değinen Korğalı, açık havada oyun ve sporun kemik ve kas gelişimini desteklediğini ifade etti. "Ölçümlerin düzenli yapılması gerekiyor" Büyümenin düzenli izlenmesinin çocuk sağlığı hakkında önemli ipuçları verdiğini kaydeden Korğalı, boy, kilo ve baş çevresi ölçümlerinin düzenli yapılması gerektiğini belirtti. Büyüme geriliğinin ciddi hastalıkların habercisi olabileceğine dikkat çeken Korğalı, "Çocuk sağlıklı görünse bile düzenli takip edilmelidir. Büyümede duraksama varsa altta yatan neden araştırılmalıdır" diye konuştu. Takip sürecinde büyüme eğrilerinin kullanıldığını ifade eden Korğalı, her çocuğun farklı persentil aralıklarında büyüyebileceğini ancak büyüme hızındaki düşüşlerin önemli bir uyarı olduğunu söyledi. "Kontrollerin sürdürülmesi gerekiyor" Çocukların doğumdan itibaren belirli aralıklarla kontrol edilmesi gerektiğini vurgulayan Korğalı, ilk yıl sık aralıklarla, sonrasında ise düzenli periyotlarla kontrollerin sürdürülmesini önerdi. Ailelere çağrıda bulunan Korğalı, çocukların sağlıklı görünse dahi düzenli olarak hekim kontrolüne götürülmesi gerektiğini belirtti. Öte yandan, üniversite bünyesinde açılan Çocuk Sağlığı İzlem Polikliniği’nde çocukların büyüme ve gelişim takibinin yanı sıra aşı, beslenme ve okul sağlığı konularında da danışmanlık hizmeti verildiği bildirildi.
Kepez Devlet Hastanesi’nde Gebe Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği açıldı
02 Ekim 2025 Perşembe - 16:06 Kepez Devlet Hastanesi’nde Gebe Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği açıldı Anne ve bebek sağlığını korumak amacıyla Kepez Devlet Hastanesi bünyesinde kurulan "Gebe Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği" hizmete açıldı. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan törende yaptığı konuşmada, hamilelik sürecinde düzenli ve doğru ağız-diş bakımının hem anne hem de bebek sağlığı açısından kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Gebelikte meydana gelen hormonal değişikliklerin diş ve diş eti hastalıklarını tetikleyebildiğine dikkat çeken Özkan, "Anne adaylarımızı düzenli kontrol yaptırmaya davet ediyoruz" dedi. Yeni uygulama kapsamında, Kepez Devlet Hastanesi’ne başvuran her gebe; kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından muayene edildikten sonra ebe eşliğinde Diş Kliniği bünyesinde oluşturulan Gebe Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği’ne yönlendirilerek diş hekimi kontrolünden geçirilecek. Ayrıca, hastane bünyesindeki Gebe Okulu müfredatına "Ağız ve Diş Sağlığı Eğitimleri" eklendi. Her hafta düzenli olarak verilen bu eğitimlerle anne adaylarının ağız ve diş sağlığı konusunda bilinçlendirilmesi hedefleniyor. Kepez Devlet Hastanesi Başhekimi Opr. Dr. Ramazan Gürkan, uygulamanın önemine değinerek, "Bu sayede anne adaylarımızın gebelik sürecini daha bilinçli, güvenli ve sağlıklı bir şekilde geçirmelerini amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı.
Diyarbakır Şehir Hastanesi’nde inşaat çalışmaları hızla devam ediyor
02 Ekim 2025 Perşembe - 14:16 Diyarbakır Şehir Hastanesi’nde inşaat çalışmaları hızla devam ediyor Diyarbakır’ın sağlık altyapısına büyük katkı sağlayacak olan şehir hastanesinin inşaatı tüm hızıyla sürüyor. 438 bin metrekare arsa üzerinde inşa edilen ve 265 bin metrekare kapalı alana sahip olan bin yatak kapasiteli dev sağlık kompleksi, yüzde 58 gerçekleşme oranına ulaştı. Yaklaşık 2 yıl önce yapımına başlanan hastanenin önümüzdeki 1 buçuk yıl içinde tamamlanarak hizmete açılması hedefleniyor. Hastanede yer alan bin odanın yüzde 90’ı tek kişilik olarak planlandı. İhtiyaç duyulması halinde yatak kapasitesi bin 500’e kadar çıkarılabilecek. Deprem güvenliği açısından da öne çıkan projede, 802 adet sismik izolatör yer alıyor. Bu sayede yüksek şiddetli depremlerde dahi sağlık hizmetinin kesintisiz sunulması amaçlanıyor. 2 bin 600 araçlık otopark kapasitesiyle dikkat çeken hastanenin çevresinde, ulaşım kolaylığı sağlamak amacıyla trafik simülasyonu çalışmaları yapıldı. Temmuz ayında düzenlenen toplantıda, çevre yolları, kavşaklar, otobüs durakları ve giriş yolları detaylı şekilde değerlendirildi. Aynı zamanda atık su, elektrik ve doğalgaz gibi altyapı çalışmaları da eş zamanlı olarak devam ediyor. Hastane tamamlandığında, yaklaşık 5 bin sağlık personeli görev yapacak ve günlük ortalama 15 bin hastaya poliklinik hizmeti sunulacak. Hasta yakınlarıyla birlikte günlük ziyaretçi sayısının 50 bin kişiye ulaşması bekleniyor. Bu rakam, yıllık yaklaşık 3 buçuk milyon hastaya hizmet verilmesi anlamına geliyor. Son teknoloji tıbbi cihazlarla donatılan Diyarbakır Şehir Hastanesi, ’akıllı hastane’ konseptiyle inşa ediliyor. Kompleks ameliyatlar, robot destekli ve laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilebilecek. Sadece Diyarbakır’ın değil, tüm bölgenin sağlık üssü olacak hastane, aynı zamanda sağlık turizmine de katkı sağlamayı hedefliyor. Çalışan anneler için tam kapsamlı kreş hizmeti de sunulacak. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, inşaatı süren şehir hastanesi önünde basın açıklaması yaptı. Asiltürk, "Bugün burada 438 bin metrekare arsa alanı üzerinde, 265 bin metrekare kapalı alana sahip Diyarbakır Kayapınar Şehir Hastane’mizin inşaatı hızla devam ediyor. Şu anda yüzde 58 gerçekleşme oranına ulaşılmış durumda. Kaba inşaat tamamen bitmiş, ince işçilik ve teknik işçilikler, elektrik ve bilgi sistem altyapısıyla diğer işler devam etmektedir. Yaklaşık 2 yıl önce inşaatına başlanan hastanemizin faaliyetleri gayet iyi bir şekilde sürüyor. İnşallah 1,5 yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor" dedi. Şehir hastanesinin konseptinin, akıllı hastane konsepti olduğunu dile getiren Asiltürk, "Son teknoloji tıbbi cihaz, donanım ve altyapıya sahip olacak bu hastanede, ileri merkezlerde mevcut tüm tıbbi cihaz ve donanımlar yer alacak. Böylece sadece Diyarbakır’ın değil, tüm bölgenin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline gelecek. Tüm bölgeden kastımız sadece ülkemiz sınırları değil; Irak, Suriye ve Türk Cumhuriyetleri de dahil olacaktır. Burada özellikle sağlık hizmetleri bilhassa olacak. Nedir bunlar; tam donanımlı bir kalp merkezi, çocuk kalp merkezi dahil olmak üzere. Radyasyon onkolojisi ve kemoterapiyi içeren tam kapsamlı bir onkoloji merkezi; lineart, domoterapi ve brachyterapi gibi en gelişmiş cihazların bulunduğu birim; PET, SPECT ve gama kameranın yer aldığı nükleer tıp merkezi; perinatal merkez; kronik yaralar, karbon monoksit zehirlenmeleri ve dalgıçlarda görülen vurgun tedavilerinde kullanılan hiperbarik oksijen tedavi merkezi; iyotlu tedavi merkezi; ayrıca bölgede olmayan çocuk kapalı psikiyatri servisi bu hastanede bulunacaktır. Kadın, erkek ve çocuklar için toplam 30 yataklı kapalı psikiyatri servisi özellikle bölgenin önemli bir ihtiyacını karşılayacaktır. Bunun yanında hibrit ameliyathane de bölgede ilk olacak. Son derece donanımlı tıbbi cihazların ve gelişmiş görüntüleme tekniklerinin bulunduğu, aynı anda birden fazla kompleks ameliyatın yapılabileceği bu merkez, bölgenin sağlık hizmetlerine büyük katkı sunacaktır. Böylelikle neredeyse tüm özellikli hizmetler burada sağlanacak ve hiçbir hastanın belirli bir tıbbi tedavi için il dışına çıkmasına gerek kalmayacaktır" ifadelerini kullandı. Asiltürk, hastane tıbbi altyapısı ve uzman hekim kadrosuyla aynı zamanda sağlık turizmi açısından da önemli bir merkez olacağını aktardı. Asiltürk, "Bu bağlamda yalnızca bölge değil, Irak, Suriye, Türk Cumhuriyetleri ve dünyanın farklı ülkelerinden gelen hastalar burada şifa bulabilecek, aynı zamanda bölge ekonomisine katma değer sağlayacaktır. Hastane bin yataklı olarak planlanmış, ancak ihtiyaç halinde bin 500 yatağa çıkarılabilecek kapasiteye sahiptir. Yatakların neredeyse tamamı tek kişilik oda şeklinde planlanmış, fakat çift kişilik kullanıma uygun olarak tasarlanmıştır. Ayrıca 250 poliklinik odası, 326 nitelikli yoğun bakım yatağı bulunacaktır. Bu yoğun bakım ünitelerinin devreye girmesiyle ilimizin kamu yoğun bakım kapasitesi yüzde 50 oranında artacaktır. Bunun yanı sıra 38 tam donanımlı ameliyathane, lineart, domoterapi ve kemoterapi cihazları, 5 anjiyo laboratuvarı, 3 MR, 3 BT ve 20 ultrason cihazı gibi saymakla bitmeyecek donanım da yer alacaktır. Hastane tam olarak hizmete girdiğinde 5 bin sağlık personeliyle görev yapacak, günlük ortalama 15 bin hastanın muayene edileceği, hasta yakınlarıyla birlikte günlük 50 bin civarında giriş-çıkışın gerçekleşeceği dev bir sağlık kompleksi olacaktır. Bu da yılda yaklaşık 3 buçuk milyon hastanın tedavi edilebilmesi anlamına gelmektedir. Bölgede yaşanan büyük depremler de dikkate alınarak, hastane 802 sismik izolatörle donatılmıştır. Böylece yüksek şiddetli depremlerde dahi sağlık hizmetleri kesintisiz bir şekilde sürdürülebilecektir" diye konuştu.
Sonbaharın gelmesiyle bu hastalıklara dikkat
02 Ekim 2025 Perşembe - 13:00 Sonbaharın gelmesiyle bu hastalıklara dikkat Soğuk hava, rüzgar ve ani sıcaklık değişikliklerinin bronşları tahriş ederek öksürük ve nefes darlığına yol açabildiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, "Astım hastalarında tetikleyici faktörler nedeniyle ataklar gelişebilir" dedi. Ani sıcaklık değişimleri, nem oranındaki artış ve kapalı ortamlarda geçirilen sürenin uzaması, sonbaharda bazı hastalıkların hızla yayılmasına yol açıyor. Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Meriç Zeydan, içinde bulunduğumuz dönemde en çok görülen hastalıkları anlatarak alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi. Gribin (İnfluenza), sonbaharın en yaygın viral enfeksiyonlarından biri olduğunu belirten Dr. Meriç Zeydan, "Yüksek ateş, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları, halsizlik, boğaz ağrısı ve burun akıntısı gibi belirtilerle kendini gösterir. Grip, özellikle kronik hastalığı olan yaşlılar, bebekler ve bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler için ciddi sorunlar oluşturabilir. Korunmak için elleri sık yıkamak, kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve hijyen kurallarına dikkat etmek gerekir. Grip belirtileri başlayan kişiler hem kendi sağlıkları hem de çevrelerindeki kişilerin korunması açısından mümkün olduğunca evde kalarak dinlenmelidirler" dedi. Soğuk algınlığı Soğuk algınlığının genellikle rinovirüs kaynaklı ve hafif seyreden bir üst solunum yolu enfeksiyonu olduğunu belirten Zeydan, "Burun tıkanıklığı, hapşırık, boğaz ağrısı ve hafif ateş, tipik belirtiler arasındadır. Dengeli beslenmek, vitamin açısından zengin gıdalar tüketmek ve düzenli uyumak önemli koruyucu adımlardır. Ayrıca ellerin sık yıkanması ve hasta kişilerle yakın temastan kaçınılması, soğuk algınlığı riskini önemli ölçüde azaltır. Hastalık genellikle kendi kendine iyileşir. Ancak belirtiler uzun süre devam ederse bir doktora danışılmalıdır" diye konuştu. Bronşit ve astım atakları Bronşit ve astım ataklarının sonbaharda artış gösterdiğini kaydeden Dr. Meriç Zeydan, "Soğuk hava, rüzgar ve ani sıcaklık değişiklikleri, bronşları tahriş ederek öksürük ve nefes darlığına yol açabilir. Astım hastalarında ise tetikleyici faktörler nedeniyle ataklar gelişebilir. Sigara dumanı, toz ve polen gibi çevresel faktörlerden uzak durmak, doktorun önerdiği ilaçları düzenli kullanmak ve evde ortamı nemli ve temiz tutmak, bronşit ve astım riskini azaltır. Bronşit belirtileri uzun süre devam ederse veya ateş, nefes darlığı gibi ciddi belirtiler ortaya çıkarsa bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Grip aşısı olmak da solunum yolu enfeksiyonlarına karşı önemli bir koruma sağlar. Sonbaharda vücut bağışıklığı zayıflar ve bu durum virüs ve bakterilerin yol açtığı mide-bağırsak enfeksiyonlarına karşı savunmayı zorlaştırır. Ayrıca havaların serinlemesiyle beraber insanlar daha çok kapalı ortamlarda bulunur. Bu da özellikle rotavirüs, norovirüs gibi virüslerin kişiden kişiye kolayca bulaşmasına yol açar. Korunmada, elleri hijyenine dikkat etmek, sebze ve meyveleri iyice yıkamak, çiğ gıda tüketiminde dikkatli olmak ve probiyotik açısından zengin beslenmek önemlidir. Mide ve bağırsak enfeksiyonlarında bol sıvı tüketimi ve dinlenme, iyileşme sürecini hızlandırır" şeklinde konuştu. Alerjik hastalıklar Alerjik hastalıkların da sonbaharda sık görüldüğüne de değinen Zeydan, "Polenler, tozlar ve mantar sporları, burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kaşıntı, deri döküntüleri ve bazen nefes darlığı gibi belirtilere yol açabilir. Polenlerin yoğun olduğu dönemlerde dışarıda uzun süre kalmamak, eve girince kıyafetleri değiştirmek ve elleri yıkamak alerjik reaksiyonları azaltır. Ev temizliğine özen göstermek, hava filtresi kullanmak ve gerektiğinde alerji ilaçlarını doktor kontrolünde kullanmak da önemlidir. Alerjik reaksiyonlar, bağışıklık sisteminin çevresel etkenlere verdiği aşırı tepkiler olduğu için önlem almak yaşam kalitesini artırır" diyerek sözlerini tamamladı.
Prof. Dr. Özkan: "Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek"
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:51 Prof. Dr. Özkan: "Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, rahim naklinde bağışıklık sistemini bastıran ilaçlar kullanıldığını ve bunun bebeğe de bir miktar zararı olduğunu belirterek, "Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var. Tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz, hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 2-3 Ekim tarihlerinde 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. Dünyada 130’dan fazla rahim naklinin ve 70’in üzerinde doğumun gerçekleştiği bu alandaki en önemli bilimsel etkinliklerden biri olan kongreye yaklaşık 20 ülkeden 100’e yakın bilim adamı katıldı. Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın başkanlığındaki kongrenin sekreterliğini Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan üstlenirken, Uluslararası Uterus Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Paige Parrot ve eski başkan Prof. Dr. Sara Brucker (Almanya) da katılımcılar arasında yer aldı. Kongrede canlı ve kadavra donörden uterus nakli cerrahisi, nakil sonrası gebelik ve doğum sonuçları, fertilitenin korunması ve etik tartışmalar, immünsupresyon yönetimi, komplikasyonlar, uzun dönem takip verileri ve deneysel yaklaşımlar gibi başlıklar ele alınacak. "Uterus naklinin 15. yılı" Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, açılış öncesi yaptığı konuşmada, "Uterus naklinin 15. yılına geldik. Kongremizin bu yıl 5’incisini düzenliyoruz. Dünyanın ekspertleri burada şu anda, 20’den fazla ülkeden bir katılım var. Dünyada 130’dan fazla nakil yapıldı, gayet iyi hissediyoruz" dedi. "Dünyada 70’in üzerinde bebek doğdu" İsveç’ten Prof. Dr. Mats Brnnström ise sözlerine Antalya’daki tarihi nakli hatırlatarak başladı. Brnnström, "Aslında 2011 yılının Ağustos ayında buradaydım. Çünkü Antalya’da ilk cerrahi olarak başarılı rahim naklini burada gerçekleştirmiştiniz. Ardından ertesi yıl dünyada ilk canlı donör naklini yaptık ve 2014’te ilk doğumları elde ettik. Bugün dünyada 120’den fazla işlem yapılmış durumda ve muhtemelen 60 ya da 70’ten fazla bebek doğdu. Şu anda bu işlemi yapan yaklaşık 25 merkez var. En büyük his, aslında bir aileyi tamamladığınızı gördüğünüzde yaşanıyor; anne babaların imkânsız olduğunu düşündükleri bir çocuğa kavuştuğunu görmek" diye konuştu. "Rahim nakli dünyası Antalya’da toplandı" Uluslararası Uterus Nakli Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Sara Brucker, kongrenin önemini şu sözlerle dile getirdi: "Biz küçük bir topluluğuz, küçük bir derneğiz fakat her yıl bir araya gelerek hem başardıklarımızı kutluyoruz hem de nereye gitmemiz gerektiğine bakıyoruz. Burada Asya’dan, Avustralya’dan, Güney Afrika’dan, Güney Amerika’dan, Kuzey Amerika’dan, Avrupa’dan gelenler var. Bugün rahim nakli dünyası Antalya’da toplanmış durumda. Bu bizim 5. kongremiz ve dünya Antalya’da Ömer, Mats Brnnström ve bir sonraki başkan olan Paige Birch ile birlikte buluşuyor. Burada bulunmak çok büyük bir onur." "Rahim naklinde en iyiler burada" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise şunları söyledi: "Çok heyecanlıyım. Çünkü 15. yıl. Dile kolay üzerinden 15 yıl geçmiş, çok hızlı geçti. Bu rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yapmak isteyen ekipler yine burada. Yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Burada en önemli şey, bu bir organ nakli. Rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıyoruz. O anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı oluyor. Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var. Tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz. Bazen başarılı oluyoruz, bazen başarısız oluyoruz. Şu anda çok ufak adımlar ama tabii en nihayetinde bir yere varacağız. Sonuç olarak yapay organ çok da kolay bir şey değil. Şu an bunları oluşturmak, birleştirmek çok mümkün gözükmüyor. Ama bunlar ilk adımlar. Bizden sonraki nesiller belki görür. Şimdiye kadar yapılanların hepsi tartışılacak. Nerede hata yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik? Bundan sonra nasıl daha iyi yapabiliriz? Kadınlar 5 binde bir rahimsiz doğuyor. Çok ciddi bir ihtiyaç var. Eğer rahmi yoksa hastanın bir tek yöntemi var. Ya çocuk evlat edinecek ya da kendi yumurtaları var ise rahim nakli yapılıyor. Her seferinde söylüyoruz ama eksik bir bilgi oluyor. Kaliteli yumurtası olan hastaların rahim nakli yapılıyor, kendi bebeklerini doğuruyorlar. Başkasının bebeğini doğurmuyorlar. Bunun yine altını çizelim. Bu etapta da bekleyen çok fazla hasta var, inşallah herkes günün sonunda istediği hedefe ulaşır."
Prof. Dr.  Özkan: "Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek"
02 Ekim 2025 Perşembe - 12:16 Prof. Dr. Özkan: "Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek" -Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr .Özlenen Özkan, rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıldığını, o anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı olduğunu belirterek " Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var, tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz" dedi. Dünyada ilk kadavradan rahim naklinin gerçekleştirildiği Akdeniz Üniversitesi, 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi’ne ev sahipliği yapıyor. Dünyada 130’dan fazla rahim naklinin ve 70’in üzerinde doğumun gerçekleştiği bu alandaki en önemli bilimsel etkinliklerden biri olan kongreye yaklaşık 20 ülkeden 100’e yakın bilim insanı katıldı. , Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, "Uterus naklinin 15’inci yılına geldik. Dünyanın ekspertleri burada şu an" şeklinde konuşurken, Akdeniz üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Hedefimiz ilaçsız rahim naklini yapabilmek" ifadelerini kullandı. 2-3 Ekim 2025 tarihlerinde düzenlenen 5. Uluslararası Uterus Nakli Derneği (ISUTx) Kongresi, Akdeniz Üniversitesi Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın kongre başkanlığında gerçekleştiriliyor. Kongre sekreterliğini Prof. Dr. Nasuh Utku Doğan üstlenirken, Uluslararası Uterus Nakli Derneği Başkanı Prof. Dr. Paige Parrot ve eski başkan Prof. Dr. Sara Brucker (Almanya) da katılımcılar arasında yer aldı. Kongrede; canlı ve kadavra donörden uterus nakli cerrahisi, nakil sonrası gebelik ve doğum sonuçları, fertilitenin korunması ve etik tartışmalar, immünsupresyon yönetimi, komplikasyonlar, uzun dönem takip verileri ve deneysel yaklaşımlar gibi başlıklar ele alınıyor. "Uterus naklinin 15’inci yılı" Organ Nakli Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, açılış öncesi yaptığı konuşmada şunları söyledi: "Uterus naklinin 15’inci yılına geldik, kongremizin bu yıl 5’incisini düzenliyoruz. Dünyanın ekspertleri burada şu anda, 20’den fazla ülkeden bir katılım var. Dünyada 130’dan fazla nakil yapıldı, gayet iyi hissediyoruz." "Dünyada 70’in üzerinde bebek doğdu" İsveç’ten Prof. Dr. Mats Brnnström ise sözlerine Antalya’daki tarihi nakli hatırlatarak başladı. Mats Brnnström , "Aslında 2011 yılının Ağustos ayında buradaydım çünkü Antalya’da ilk cerrahi olarak başarılı rahim naklini burada gerçekleştirmiştiniz. Ardından ertesi yıl dünyada ilk canlı donör naklini yaptık ve 2014’te ilk doğumları elde ettik. Bugün dünyada 120’den fazla işlem yapılmış durumda ve muhtemelen 60 ya da 70’ten fazla bebek doğdu. Şu anda bu işlemi yapan yaklaşık 25 merkez var. En büyük his, aslında bir aileyi tamamladığınızı gördüğünüzde yaşanıyor; anne babaların imkânsız olduğunu düşündükleri bir çocuğa kavuştuğunu görmek" diye konuştu. "Rahim nakli dünyası Antalya’da toplandı" Uluslararası Uterus Nakli Derneği eski Başkanı Prof. Dr. Sara Brucker, kongrenin önemini şu sözlerle dile getirdi: "Biz küçük bir topluluğuz, küçük bir derneğiz, fakat her yıl bir araya gelerek hem başardıklarımızı kutluyoruz hem de nereye gitmemiz gerektiğine bakıyoruz. Burada Asya’dan, Avustralya’dan, Güney Afrika’dan, Güney Amerika’dan, Kuzey Amerika’dan, Avrupa’dan gelenler var. Bugün rahim nakli dünyası Antalya’da toplanmış durumda. Bu bizim beşinci kongremiz ve dünya, Antalya’da Ömer, Mats Brnnström ve bir sonraki başkan olan Paige Birch ile birlikte buluşuyor. Burada bulunmak çok büyük bir onur." "Rahim naklinde en iyiler burada" Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise heyecanını şu sözlerle aktardı: "Çok heyecanlıyım çünkü 15. yıl. Dile kolay, üzerinden 15 yıl geçmiş, çok hızlı geçti. Bu rahim naklinde dünyanın en iyileri burada, yapmak isteyen ekipler yine burada. Yaklaşık 20 ülkeden 100 katılımcımız var. Burada en önemli şey, bu bir organ nakli. Rahim naklinde immune sistemini bastıran ilaçlar kullanıyoruz. O anlamda bebeğe de elbette bir miktar zararı oluyor. Buradaki hedef ilaçsız biz bu organ naklini nasıl yapabiliriz. Günün sonunda ufak ufak adımlar var ama daha çok yolumuz var, tabii bu ufak adımlarla sonuca eriyorsunuz en nihayetinde. Bu anlamda hem yapay organ, hem ilaçları nasıl minimalize ederiz hep bunun üzerine çalışılıyor. Hayvandan yine insana nakiller. Bunlar birkaç çeşit üzerine gidilen yeni modeller. Her şey önce hayal kurmakla başlıyor. Hayal kuruyoruz, ondan sonra o hayal nezdinde planlar yapıp devam ediyoruz. Bazen başarılı oluyoruz, bazen başarısız oluyoruz. Şu anda çok ufak adımlar ama tabii en nihayetinde bir yere varacağız. Sonuç olarak yapay organ çok da kolay bir şey değil. Şu an bunları oluşturmak, birleştirmek çok mümkün gözükmüyor. Ama bunlar ilk adımlar. Bizden sonraki nesiller belki görür. Şimdiye kadar yapılanların hepsi tartışılacak. Nerede hata yaptık, neyi daha iyi yapabilirdik? Bundan sonra nasıl daha iyi yapabiliriz? Kadınlar 5 binde bir rahimsiz doğuyor. Çok ciddi bir ihtiyaç var. Eğer rahmi yoksa hastanın bir tek yöntemi var. Ya çocuk evlat edinecek ya da kendi yumurtaları var ise rahim nakli yapılıyor. Her seferinde söylüyoruz ama eksik bir bilgi oluyor. Kaliteli yumurtası olan hastaların rahim nakli yapılıyor, kendi bebeklerini doğuruyorlar. Başkasının bebeğini doğurmuyorlar. Bunun yine altını çizelim. Bu etapta da çok fazla hasta var elbette bekleyen, inşallah herkes günün sonunda istediği hedefe ulaşır." (BA-
Balıkesir’de kapalı alanlarda sigara denetimi yapıldı
02 Ekim 2025 Perşembe - 11:56 Balıkesir’de kapalı alanlarda sigara denetimi yapıldı İlçe Sağlık Müdürlüğünün öncülüğünde kapalı alanlarda sigara denetimi yapıldı. Hürriyet ve Ali Çetinkaya caddelerinde kırtasiye dükkanından, çay ocağına ve ayakkabıcı dükkanına kadar 18 işyeri denetlendi. Burhaniye’de İlçe Sağlık Müdürü Uzman Dr. Betül Erten Akbey başkanlığındaki 5 kişilik sigara denetim ekibi 3 aylık rutin sigara denetimi yaptı. Denetimlerde, kapalı alanda sigara içilip içilmediği kontrol edilirken, işyeri sahipleri konu ile ilgili uyarıldı. İş yerlerinde denetim yapılması esnafları da sevindirdi. Denetimlerin devam edeceğini kaydeden İlçe Sağlık Müdürü Dr.Betül Erten Akbey, 4207 sayılı kanun gereğince halk sağlığını korumak için kapalı alanlarda sigara içilmesinin önüne geçmeyi amaçladıklarını söyledi. Dr.Akbey, iş yerlerinde konu ile ilgili olarak uyarı levhasının bulunmasının zorunlu olduğunu anlattı. Hiç sigara içmediğini kaydeden berber Hasan Özavcı, " Ben 57 yıllık esnafım. Şu ana kadar hiç sigarayla işim olmadı. Ara sıra devletin memurlarının sağlık ekiplerinin sigara denetimleri yaptıklarını görüyoruz. Bunlardan çok mutlu oluyorum. Ama, daha sık ve daha ciddi denetim yapılmasını istiyorum. Bu yasakları delmekle uğraşan çok insan var" diye konuştu. Emlak Danışmanı Eda Küçük de, " Bu gün ofisimize sağlıkçılar denetim için geldiler. Biz sigara içmiyoruz. Kapalı alanlarda sigara içilmesini istemiyoruz. Bu denetimlerin sık sık yapılmasını istiyoruz .Dilerim İnşallah, kimse sigara içmez. Teşekkürler" dedi.