SAĞLIK
Cizre’de hayvan sağlığı için yoğun mesai 18 Nisan 2026 Cumartesi - 14:51:49 Şırnak’ın Cizre ilçesinde hayvancılığın geliştirilmesi ve salgın hastalıkların önlenmesi amacıyla yürütülen küpeleme ve aşılama çalışmaları aralıksız devam ediyor. Cizre İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde görev yapan teknik personel, ilçe merkezi ve bağlı köylerde geniş kapsamlı bir saha çalışması başlattı. Hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların mağduriyet yaşamaması ve hayvan sağlığının korunması adına yürütülen çalışmalarda, ekipler en ücra yerleşim birimlerine kadar giderek aşılama hizmeti sunuyor. Saha çalışmaları kapsamında yeni doğan buzağı ve küçükbaş hayvanların küpeleme işlemleri yapılarak kayıt altına alınması sağlanırken, eş zamanlı olarak mevsimsel hastalıklara karşı koruyucu aşı uygulamaları gerçekleştiriliyor. Teknik personel, küpeleme sayesinde hayvan hareketlerinin takibinin kolaylaştığını ve hastalıkların yayılmasının önüne geçildiğini vurguladı. İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, çalışmaların planlanan program dahilinde titizlikle sürdürüldüğü belirtilerek, "Teknik personellerimizce yürütülen küpeleme ve aşılama saha çalışmalarımız aralıksız devam etmektedir. Amacımız, ilçemizdeki hayvancılık faaliyetlerinin sağlıklı ve sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesini sağlamaktır" ifadelerine yer verildi. Üreticiler ise kapılarına kadar gelen bu hizmetten duydukları memnuniyeti dile getirerek, ekiplere teşekkür etti.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:15 "Dijital oyunlarda şiddet, çocuklarda saldırganlığı tetikleyebilir" Psikolog Ozan Yazıcı, dijital oyunların çocukların gelişiminde önemli bir yer tuttuğunu ancak şiddet içerikli oyunların saldırgan davranışları tetikleyebileceğini belirtti. Günümüzde çocukların yalnızca fiziksel ortamlarda değil, dijital dünyada da büyüdüğüne dikkat çeken Liv Hospital Samsun’dan Psk. Ozan Yazıcı, "Dijital oyunlar çocukların hayal gücünü geliştiren ve eğlence sunan araçlar olabilir. Ancak bu dünyanın görünmeyen bir yüzü de var. Özellikle şiddet içerikli oyunlar, çocukların davranışlarını ve algılarını etkileyebilir" dedi. "Saldırganlık tamamen anormal değildir" Saldırganlığın insan doğasının tamamen dışında olmadığını ifade eden Psk. Yazıcı, "Saldırganlık, canlıların varlığını sürdürme sürecinde ortaya çıkan temel dürtülerden biridir. Ancak bu dürtü başkalarına zarar verme niyeti taşıdığında dikkat edilmesi gereken bir davranış haline gelir. Bu zarar bazen fiziksel, bazen de sözlü ya da psikolojik şekilde ortaya çıkabilir" diye konuştu. "Şiddet daha yıkıcı bir boyuttur" Şiddetin, saldırganlığın daha yoğun ve yıkıcı hali olduğunu belirten Psk. Yazıcı, "Çocuklarda bu durum akran zorbalığı, eşyalara zarar verme ya da ilerleyen süreçte daha ciddi davranış sorunlarına dönüşebilir" dedi. "Çocuklar gördüklerini taklit eder" Çocuklarda saldırgan davranışların oluşumuna değinen Yazıcı, "Bu durumun tek bir nedeni yoktur. Ancak sosyal öğrenme kuramına göre çocuklar çevrelerinde gördüklerini taklit eder. Saldırgan davranışlara maruz kalan çocuklar, bunu kendi davranış repertuarına dahil edebilir. Ayrıca engellenmişlik duygusu da saldırganlığı artırabilir" ifadelerini kullandı. "Şiddet içerikli oyunlar tehlikeli bir algı oluşturabilir" Dijital oyunların bu süreçte önemli bir etken olduğuna dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Şiddet içerikli oyunlarda çoğu zaman zarar veren karakterlerin ödüllendirildiğini görüyoruz. Bu durum çocuk zihninde ‘şiddet eşittir başarı’ gibi tehlikeli bir eşleşmeye yol açabilir" dedi. "Duyarsızlaşma ve empati kaybı görülebilir" Sürekli şiddet içeriklerine maruz kalmanın çocuklarda duyarsızlaşmaya neden olabileceğini belirten Yazıcı, "Başkalarının acısı zamanla daha az önemli algılanabilir. Empati kurma becerisi zayıflayabilir. Ayrıca çocuklar kontrol ettikleri karakterlerle özdeşim kurarak bu davranışları içselleştirebilir" dedi. "Davranış değişiklikleri dikkat çekiyor" Bu durumun çocukların sosyal ve akademik hayatını da etkileyebileceğini söyleyen Psk. Yazıcı, "Sosyal ilişkiler zayıflayabilir, yalnızlaşma görülebilir ve okul performansı düşebilir. Aynı zamanda daha kolay öfkelenen ve daha hızlı tepki veren bir davranış profili ortaya çıkabilir" ifadelerini kullandı. "Yasaklamak değil, yönetmek gerekiyor" Ailelere önemli uyarılarda bulunan Yazıcı, "Dijital oyunları tamamen yasaklamak yerine doğru şekilde yönetmek gerekir. Ailelerin çocuklarının oynadığı oyunları bilmesi, içerikleri değerlendirmesi ve sağlıklı sınırlar koyması çok önemlidir. Çünkü mesele yalnızca oyun değil, çocuğun dünyayı nasıl öğrendiğidir" şeklinde konuştu. "Ekrandaki davranışlar gerçek hayata yansıyabilir" Psk. Yazıcı, "Bazen bir ekranın içinde başlayan süreç, gerçek hayatta davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle ebeveynlerin bilinçli ve dengeli bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" diyerek sözlerini tamamladı.
18 Nisan 2026 Cumartesi - 13:11 Veteriner Hekimler Birliği Başkanı Eroğlu: "Çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor" Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, küresel ısınma, iklim değişiklikleri ve doğal alanların tahribatı gibi sorunların gelecekte de Covid-19 gibi salgın hastalıkların yaşanacağını bilimsel olarak ifade ettiğini söyledi. Türk Veteriner Hekimler Birliği Bölge Toplantısı’nın 4’üncüsü Şanlıurfa’da düzenlendi. Bölgenin oda başkanlarının katıldığı toplantıda, veteriner hekimler mesleğin sorunları ve hayvancılık politikalarını masaya yatırdı. Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak 7 bölgede, bölge toplantıları yapıyoruz. Yöredeki odalarımız katılıyor. İlk üçünü yaptık, dördüncüsü bugün Şanlıurfa’da düzenleniyor. Daha sonra Kastamonu, Rize ve Muş’ta bitecek. Toplantılar vesilesi ile sahadaki arkadaşlarımız, oda başkanlarımızın mesleğimizin sorunları, bölgedeki hayvancılık, veteriner hekimlerin sorumlulukları, görevleri hakkında çalışmalar yapacağız. Ben öncelikle Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okul saldırılarında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilere Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına ve ailelerine başsağlığı diliyorum. Yaralılara acil şifalar diliyorum. Bir daha böyle acı olayların yaşanmasını kesinlikle istemiyoruz. Veteriner hekimler hem insan sağlığı hem hayvan sağlığı hem de çevre sağlığı konusunda çalışmalar yapan meslek grubudur. Bizim ülkemizde hayvancılığımızla ilgili çeşitli sorunlar yaşıyoruz. Veteriner hekimler hayvancılığın aktörü olan hayvancılıkla ilgili konularda temel meslek grubu, özellikle hastalıklara karşı koruyucu çalışmalar ve hastalıklarla mücadelede aktif rol oynuyor. Özellikle hayvanlardan insanlara geçen hastalıklarda çalışmalar yürütüyoruz. Biliyorsunuz Covid-19 gibi bütün dünyayı etkileyen bir salgın yaşandı. Küresel ısınma, iklim değişiklikleri, doğal alanların tahribatı gibi durumlara baktığımızda çeşitli salgın hastalıkların gelecekte de yaşanacağı ifade ediliyor. İşte bunlara karşı veteriner hekimler önemli görevler yapıyorlar. Bu konular üzerinde yaptığımız çalışmaları devletin çeşitli makamlarına, Tarım ve Orman Bakanlığı’na, Sağlık Bakanlığı’na, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na ve İçişleri Bakanlığı’na sunuyoruz. Sahipsiz hayvanlar konusu var, zaman zaman çok acı olaylar yaşanıyor. Bütün bunları bu toplantılarda görüşüyoruz" ifadelerini kullandı. Toplantı, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı olarak devam etti.
‘Grip salgınına karşı en güçlü koruma: Aşı’
03 Ekim 2025 Cuma - 10:18 ‘Grip salgınına karşı en güçlü koruma: Aşı’ Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, "Soğuk algınlığı ve nezle ile karıştırılabilen grip, influenza virüsünün yol açtığı ve ciddi komplikasyonlar oluşturabilen bir hastalıktır. Viral salgınlarla mücadelede aşıların rolü tartışmasızdır. Covid-19 pandemisi bu gerçeği açıkça gösterdi. Aşılar, hastalık başlamadan önce vücudu savunmaya hazır hale getirerek ciddi koruma sağlar" dedi. Kış aylarının yaklaşmasıyla birlikte viral üst solunum yolu enfeksiyonları toplumda hızla yayılmaya başladı. Medical Park Ordu Hastanesi Göğüs Hastalıkları, İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ali Kutlu, hastalıklardan korunma yolları hakkında açıklamalarda bulundu. Grip ile soğuk algınlığı arasındaki farka değinen Prof. Dr. Kutlu, "Soğuk algınlığı genellikle hafif belirtilerle seyrederken, grip yüksek ateş, boğaz ağrısı, kas-eklem ağrıları ve halsizlikle kendini gösterir. Bazı vakalarda zatürre ve solunum yetmezliği gelişebilir. Özellikle riskli gruplarda ölümle sonuçlanabilecek komplikasyonlar gözlenebilir" diye konuştu. "Aşıların önemi göz ardı edilmemeli" Aşıların önemini vurgulayan Prof. Dr. Kutlu, "Viral salgınlarla mücadelede aşıların rolü tartışmasızdır. Covid-19 pandemisi bu gerçeği açıkça gösterdi. Aşılar, hastalık başlamadan önce vücudu savunmaya hazır hale getirerek ciddi koruma sağlar" ifadelerine yer verdi. "Grip virüsü sürekli değişim içindedir" Prof. Dr. Kutlu, grip virüslerinin mutasyon gösterdiğini hatırlatarak, "Dünya Sağlık Örgütü her yıl virüslerdeki değişiklikleri takip eder ve grip aşısının içeriğini günceller. Bu yüzden aşının etkinliği yüzde 50-80 arasında değişmekle birlikte, aşıya rağmen grip geçirenlerde hastalık çok daha hafif seyreder. Özellikle ileri yaştaki bireylerde aşı, komplikasyonları, hastane yatışlarını ve ölümleri azaltmaktadır" şeklinde konuştu. "Riskli gruplar dikkat etmelidir" Risk grubundaki bireylerden bahseden Prof. Dr. Kutlu, "65 yaş üzeri bireyler, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, kronik kalp-damar, böbrek, diyabet, astım gibi solunum hastalıkları olanlar, gebeler ve küçük çocuklar risk grubundadır. Gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterinde olan kadınlara da grip aşısı mutlaka önerilmektedir. Astımlı hastalarda ise grip, astım ataklarını tetikleyebilir; bu yüzden özellikle orta ve ağır astımı olan hastaların da aşılanması gerekir" açıklamasında bulundu. "Aşının zamanlaması önemlidir" Prof. Dr. Kutlu, aşının zamanlamasıyla ilgili olarak şu bilgileri paylaştı: "Grip aşısı sonrası koruyucu antikorların gelişmesi yaklaşık iki haftayı bulur. Bu yüzden en uygun aşı zamanı Ekim-Kasım aylarıdır. Ancak grip mevsimi boyunca, hatta şubat ayı sonuna kadar aşılama devam edebilir." "Alerjisi olanlarda dikkat edilmesi gerekenler" Alerjisi olan kişiler için uyarılarda bulunan Prof. Dr. Kutlu, "Daha önce grip aşısına karşı ciddi alerjik reaksiyon yaşamış bireyler aşılanmamalıdır. Yumurtaya ciddi alerjisi bulunanlar ise mutlaka acil müdahale imkânına sahip kliniklerde aşılanmalı ve 30 dakika gözlem altında tutulmalıdır. Grip, basit bir üst solunum yolu enfeksiyonu değildir. Özellikle riskli gruplarda ciddi komplikasyonlara ve ölümlere yol açabilir. Aşı, elimizdeki en güçlü korunma yöntemidir ve toplum sağlığı için her yıl zamanında yapılması büyük önem taşır" ifadelerine yer verdi.
Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk
03 Ekim 2025 Cuma - 10:12 Mevsim geçişlerinde gizli tehlike: uykusuzluk Mevsim geçişlerinde artan uyku sorunları yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebiliyor. Özellikle sonbahar-kış döneminde gün ışığının azalmasıyla uyku bozukluklarının ortaya çıktığını dile getiren Medicana Sağlık Grubu Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, bu durumun depresyon ve anksiyete belirtilerini tetiklediğini söyledi. Sonbaharda, güneş ışınlarının azalmasıyla birlikte uyku sorunları da gün yüzüne çıkabiliyor. Gün içinde odaklanmakta zorluk ve enerji düşüklüğü yaşanıyor, sık sık uyku ihtiyacı doğuyorsa, nedeni uyku bozukluğu olabiliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, uyku bozukluklarıyla başa çıkma yöntemlerini ve mevsim geçişlerinden etkilenmemenin yollarını anlattı. Melatonin salınım dengesi bozulabilir Çoğu kişide mevsim geçişi evresinde uykuyla ilgili problemler olduğunu aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Özellikle sonbahar-kış döneminde bu şikâyetler artar. Çünkü sonbaharda gün ışığı süresi kısalır. Biz farkında olmadan daha fazla karanlığa maruz kalırız. Sabahları daha geç saatte gökyüzü aydınlanmaya başlar. Gözümüzü karanlık bir ortama açmak, melatonin salınım dengesini bozar. Melatonin uyku dengesini sağlayan bir hormondur. Uyku biyolojik bir süreçtir ve sirkadiyen ritmimiz hormonlarla düzenlenir. Güneş ışığı sabah uyanıldığında "uyanıklık hormonu" salgılanmasını sağlar. Ancak uykudan kalkıldığında hâlâ karanlık bir ortam varsa, kişinin biyolojik saati gün başlangıcına tam senkronize olamaz. Vücut uyumuş olsa bile kişi dinlenmemiş hissedebilir" diye konuştu. Uyku iyi alınmadığında tablo daha da ağırlaşabilir Sonbaharda hava basıncı değişimi, sıcaklık dalgalanmaları ve güneş ışığının azalması sonucu insanlarda serotonin düzeyinin düştüğünü aktaran Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "Serotoninin düşmesiyle beraber insanlarda enerji kaybı ve yorgunluk oluşabilir. Özellikle bu durum gece uykusunun iyi alınmamasıyla daha da ağırlaşabilir. Gündüz uykulu olma hali, sersemlik ve dikkat dağınıklığı artar. Mevsimsel duygu-durum bozukluğu dediğimiz bir tablo oluşabilir. Özellikle depresyon ve anksiyete bozuklukları gibi ruhsal sorunlarda mevsimsel dalgalanmalar gözlenebilir. Sonbahar ve kış aylarında depresif belirtiler artabilir. İlkbahar döneminde ise özellikle bipolar bozukluğu olan kişilerde manik veya hipomanik dönemler daha sık görülebilir. Bu nedenle mevsimler ruhsal bozuklukları tetikleyebilir. Tabii uyku bozukluklarının sadece psikiyatrik nedenleri yoktur. Uyku apnesi, tiroit fonksiyon bozuklukları gibi durumlar da uykuyu bozabilir. O yüzden tetkiklerle değerlendirme yapmak gerekir" ifadelerini kullandı. Kısır döngüye neden olabilir Uykunun çok temel bir ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerine şöyle devam etti: "Uyku kötüyse sağlık açısından olumsuz sonuçlar oluşabilir. Uykusuzluğa sıklıkla depresif belirtiler, isteksizlik, keyif alamama, umutsuzluk ve mutsuzluk eşlik edebilir. Bunun yanında anksiyete belirtileri sıklıkla görülebilir. Ayrıca dikkat ve konsantrasyon sorunları çıkabilir. Uykusuz bir gecenin ertesinde kişi kendini, sisli, dalgın ve tahammülsüz hissedebilir. Uykusuzluk arttıkça sinirlilik ve gerginlik de artabilir. Bu süreç zamanla kişinin motivasyonunu düşürür, iş ve okul performansını azaltır. Öğrenme kapasitesi bozulur çünkü yeni öğrenilen bilgilerin işlenmesi uykuda gerçekleşir. Uzun vadede kişinin özgüveni sarsılabilir, sosyal izolasyon ve depresif duygular gelişebilir. Bu bir kısır döngüdür: Düşünceler uykuya engel olur, uyku kaçtıkça düşünceler artar." Uyku hijyenine dikkat etmek gerekir Tüm bu sorunların yaşanmaması adına uyku hijyenine dikkat etmek gerektiğinin altını çizen Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, "İlaç kullanan kişilerde bile uyku hijyeni sağlanmazsa ilacın etkisi sınırlı olur" dedi. Yaşar, şöyle devam etti: "Her akşam benzer saatlerde yatağa girmek, yatmaya yakın ağır egzersiz yapmamak, saat 18.00’den sonra çay, kahve, kola gibi kafeinli içecekleri tüketmemek, ılık duş rahatlatıyorsa uyumadan önce almak, ancak uyarıcı etki yapıyorsa bundan kaçınmak, oda sıcaklığını 22 derecenin altında tutmak, uyku kıyafetlerinin rahat, örtülerin hafif olmasını sağlamak, odanın tamamen karanlık olmasına özen göstermek, gece lambası kullanmamak, yatakta uzun süre uykuya geçilemediği durumlarda bir süre kitap okumak, mavi ekran maruziyetini en az 1-2 saat önceden kesmek uyku hijyeni için alınabilecek önlemlerdendir." Egzersizi ihmal etmeyin Dr. Öğr. Üyesi Müge Yaşar, sözlerini şöyle noktaladı: "Akşam ağır yemeklerden kaçınmak gerekir. Sabah gün ışığında egzersiz veya yürüyüş yapmak uyanıklığı artırır. Gün içinde aktif olmak, basit egzersizler veya ev işleriyle hareketli kalmak gece uykusunu kolaylaştırır. Çalışanlar için öğle arasında 10-15 dakikalık yürüyüşler faydalıdır. Öğrenciler akşam geç saatlere kadar ders çalışmak yerine sabah erken çalışmayı tercih etmelidir. Çünkü uyku öncesi yoğun zihinsel aktivite uyumayı zorlaştırır. Gün içinde uyunabilir ancak 20 dakikayı geçmemelidir. Daha uzun uyunduğunda gece uykusunu bozabilir."
Mersin’de kadınlara ve gençlere ücretsiz omurga sağlığı desteği
03 Ekim 2025 Cuma - 10:05 Mersin’de kadınlara ve gençlere ücretsiz omurga sağlığı desteği Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nin, 18-65 yaş arası kadınlara omurga sağlığı danışmanlığı, 10-18 yaş arası gençlere ise skolyoz tanısına yönelik bireysel egzersiz seanslarını tamamen ücretsiz sunarak kadınların ve gençlerin hem fiziksel hem de ruhsal sağlıklarını desteklediği bildirildi. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Kadın Sağlığı Danışma Merkezi, kadınların hem fiziki hem de mental açıdan daha sağlıklı bir yaşam sürmesini amaçlarken, tüm hizmetleri ücretsiz sağlayarak bütçelerine de dost oluyor. Omurga sağlığı sorunları yaşayan 18-65 yaş arası kadınlara egzersiz danışmanlığı hizmeti sunulurken, 10-18 yaş grubunda skolyoz tanısı konan genç bireyler için de bireysel destek seansları düzenleniyor. Verilen hizmetler sayesinde kadınlar ekonomik şartlara takılmadan, güvenilir bir kurum çatısı altında sağlıklarına katkı alabiliyor. "Kişiye yönelik egzersiz programları uyguluyoruz" Büyükşehir Belediyesi Kadın Sağlığı Danışma Merkezi’nde Fizyoterapist olarak görev yapan Ayşe Deniz, merkez hakkında bilgiler verdi. Deniz, "Burada 18-65 yaş arası omurga sağlığı problemi olan veya kas, iskelet sistemi hastalığı yaşayan danışanlarımıza, egzersiz danışmanlığı hizmeti veriyoruz. Aynı zamanda, 10-18 yaş arası Skolyoz tanısı alan hastaları da bireysel seanslara almaktayız" dedi. Skolyoz hastalığının son günlerde çok artış gösterdiği ifade eden Deniz, hastalığın detayları ve ilerleyiş süreci hakkında bilgiler vererek, "Eğriliği ve kişinin ağrılarını azaltmak için, 3 boyutlu Skolyoz egzersizleri yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. Merkeze gelen danışanların süreçleri hakkında da açıklamalarda bulunan Deniz, "İlk önce fiziksel bir değerlendirmeye alıyoruz. Kişinin varsa grafisi, Skolyoz tetkiki ve doktor onayı ile birlikte bir egzersiz programı belirliyoruz. Skolyozun eğriliğine ve yaşına bağlı olarak, kişiye yönelik egzersiz programları belirleyip bu yönde çalışıyoruz" diye konuştu. Haftanın 2 günü ve toplam 20 seans olacak şekilde danışanlara hizmet verdiklerini anlatan Deniz, "Sürecin sonuna doğru hastalıklarının son durumunu değerlendirip, ilerleme kaydetmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımız Alo 185 Teksin Çağrı Merkezi’nden kayıt oluşturarak bu hizmetten faydalanabilirler. Buradan hizmet alan 10-18 yaş arası bireylerin Skolyoz eğriliğinde ve ağrılarında azalma oldu. Büyükşehir Belediyesi olarak, bu alanda da bütün vatandaşlarımızın yanında olmaya devam ediyoruz" diyerek sözlerini tamamladı.
Kuduzdan dünyada her yıl 59 bin kişi yaşamını yitiriyor
03 Ekim 2025 Cuma - 09:55 Kuduzdan dünyada her yıl 59 bin kişi yaşamını yitiriyor Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şafak Özer Balin, kuduz hastalığından dünyada her yıl 59 bin kişinin yaşamını yitirdiğini belirterek, korunmanın tek yolunun hayvanların düzenli aşılanması olduğunu söyledi. Doç. Dr. Şafak Özer Balin, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü dolayısıyla Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesi’nde düzenlenen eğitimde kuduz hastalığı hakkında önemli bilgiler aktardı. Eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Doç. Dr. Balin, kuduzun insanlık tarihi kadar eski ve ölümcül bir viral enfeksiyon olduğunu belirterek, hastalığa dair ilk kayıtlara 4 bin yıl önce Babil dönemine ait yazıtlarda rastlandığını söyledi. Pasteur’ün 1885 yılında geliştirdiği aşıya kadar uzun yıllar etkili bir tedavi bulunmadığını hatırlattı. Dünya genelinde her yıl 59 bin kişinin kuduz nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Doç. Dr. Balin, bu ölümlerin yüzde 40’ını 15 yaş altı çocukların oluşturduğunu kaydetti. Balin, Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kuduz riskli temas bildirimi yapıldığını ve ortalama 1-2 vakanın görüldüğünü belirtti. Kuduzun özellikle köpek, tilki, kurt ve çakal gibi hayvanlardan bulaştığını dile getiren Balin, erken dönemde doğru uygulanan temas sonrası profilaksinin yüzde 100 etkili olduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Balin, özellikle kuduz riski taşıyan temaslarda yara bakımı, aşı ve immünglobulin tedavisinin hayati önem taşıdığını vurguladı.
Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde kuduz hastalığına dikkat çekildi
03 Ekim 2025 Cuma - 09:50 Fırat Üniversitesi Hastanesi’nde kuduz hastalığına dikkat çekildi Fırat Üniversitesi (FÜ) Hastanesinde düzenlenen etkinlikte, Doç. Dr. Şafak Özer Balin kuduzun ölümcül bir hastalık olduğunu ve korunmanın tek yolunun hayvanların düzenli aşılanması olduğunu vurguladı. FÜ Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Şafak Özer Balin, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 28 Eylül olarak ilan edilen "Dünya Kuduz Günü" kapsamında bir sunum gerçekleştirdi. Hastalık hakkında önemli bilgiler aktaran Doç. Dr. Balin, kuduzun insanlık tarihi kadar eski ve ölümcül bir viral enfeksiyon olduğunu belirterek, hastalığa dair ilk kayıtlara 4 bin yıl önce Babil dönemine ait yazıtlarda rastlandığını söyledi. Pasteur’ün 1885 yılında geliştirdiği aşıya kadar uzun yıllar etkili bir tedavi bulunmadığını hatırlattı. Hastanenin 6. Kat Konferans Salonu’nda düzenlenen eğitime çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Dünya genelinde her yıl 59 bin kişinin kuduz nedeniyle yaşamını yitirdiğini ifade eden Doç. Dr. Balin, bu ölümlerin yüzde 40’ını 15 yaş altı çocukların oluşturduğunu kaydetti. Türkiye’de yılda yaklaşık 200 bin kuduz riskli temas bildirimi yapıldığını, her yıl ortalama 1-2 vakanın görüldüğünü belirtti. Kuduzun özellikle köpek, tilki, kurt ve çakal gibi hayvanlardan bulaştığını dile getiren Balin, erken dönemde doğru uygulanan temas sonrası profilaksinin yüzde 100 etkili olduğunun altını çizdi. Özellikle kuduz riski taşıyan temaslarda yara bakımı, aşı ve immünglobulin tedavisinin hayati önem taşıdığını vurguladı. (RY-CK-
Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı
03 Ekim 2025 Cuma - 09:28 Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde 1-6 Ekim Kanser Haftası nedeniyle düzenlenen gecede, türkülerle erken teşhisin hayat kurtaracağı mesajları verildi. Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’ün öncülüğünde İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde kanser farkındalığına yönelik anlamlı bir etkinlik yapıldı. Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği iş birliğinde gerçekleştirilen konserde konuşan Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün, "Bu akşam burada sadece bir konser için değil, aynı zamanda çok önemli bir farkındalık için de bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kanserle mücadelede erken teşhisin önemini vurgulamak istedik. Çünkü kanser çağımızın en büyük sorunlarından biri. Hepimizin çevresinde, ailesinde, arkadaşlarda ne yazık ki bu hastalık mevcut. Ama bu hastalık tedaviyle ortadan kaldırılabilecek bir hastalık. Ama bunun için de erken teşhis çok önemli. Bu yüzden de müdürlüğümüz bünyesindeki KETEM’de yapılabilecek testlerle erken teşhisleri belirleyebilmek mümkündür" dedi. İnsan Hakları Savunucusu-Eğitim ve Toplum Gönüllüsü ve Bin Birlikte Umut Kanser Derneği kurucusu Semiramis Bektaş Karaarslan da, böylesi anlamlı bir gecenin düzenlenmesinde emeği geçen Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Belediye Başkanı Mesut Ergin ile İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’e teşekkür ederek, kanser rahatsızlıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği Korosu Şef Selami Seler öncülüğünde verilen konserle kulakların pası silindi. Programa; Ayvalık İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürü Volkan Oral, Ayvalık İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Osman Yalçın, AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın, İnsan Hakları Savunucusu-Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Bektaş Karaarslan’ın yanı sıra Küçükköy Muhtarı Umut Bakır ile vatandaşlar katıldı.
Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı
03 Ekim 2025 Cuma - 09:19 Ayvalık’ta türkülerle kanser farkındalığı Ayvalık İlçe Sağlık Müdürlüğü 1-6 Ekim Kanser Haftası nedeniyle kanser farkındalığına yönelik anlamlı bir etkinlik düzenledi. Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği ile ortaklaşa düzenlenen konser gecesinde, türkülerle erken teşhisin hayat kurtaracağının mesajları verildi. İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’ün öncülüğünde gerçekleşen konserde; Ayvalık İlçe Tarım ve Hayvancılık Müdürü Volkan Oral, Ayvalık İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Ali Osman Yalçın, AK Parti Ayvalık İlçe Başkanı Betül Akın, İnsan Hakları Savunucusu - Eğitim ve Toplum Gönüllüsü Semiramis Bektaş Karaarslan’ın yanı sıra Küçükköy Muhtarı Umut Bakır ile kalabalık bir vatandaş topluluğu hazır bulundu. Gecede konuşan Ayvalık İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün," Bu akşam burada sadece bir konser için değil, aynı zamanda çok önemli bir farkındalık için de bir araya gelmiş bulunuyoruz. Kanserle mücadelede erken teşhisin önemini vurgulamak istedik. Çünkü kanser çağımızın en büyük sorunlarından biri. Hepimizin çevresinde, ailesinde, arkadaşlarda ne yazık ki bu hastalık mevcut. Ama bu hastalık tedaviyle ortadan kaldırılabilecek bir hastalık. Ama bunun için de erken teşhis çok önemli. Bu yüzden de müdürlüğümüz bünyesindeki KETEM’de yapılabilecek testlerle erken teşhisleri belirleyebilmek mümkündür." dedi. Gecede konuşan İnsan Hakları Savunucusu - Eğitim ve Toplum Gönüllüsü ve Bin Birlikte Umut Kanser Derneği kurucusu Semiramis Bektaş Karaarslan da, böylesi anlamlı bir gecenin düzenlenmesinde emeği geçen Ayvalık Kaymakamı Hasan Yaman, Belediye Başkanı Mesut Ergin ile İlçe Sağlık Müdürü Dr. Saliha Baltacı Akgün’e teşekkür ederek, kanser rahatsızlıklarında erken teşhisin önemine dikkat çekti. Konuşmaların ardından Ayvalık-Küçükköy Halk Müziği Derneği Korosu sahne alarak, Şef Selami Seler’in öncülüğünde müthiş bir konser vererek, adeta kulakların pasını sildi.
Diyabet yaralarına çözüm olacak bor destekli proje
03 Ekim 2025 Cuma - 09:06 Diyabet yaralarına çözüm olacak bor destekli proje Bor destekli proje, diyabet hastalarının yaralarının daha hızlı iyileşmesine umut olacak. Dr. Öğr. Üyesi Elif Aydın’ın yürüttüğü proje, Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından desteklenmeye hak kazandı. Toplam 3 milyon TL bütçeye sahip proje, diyabet hastalarında sık görülen ve iyileşmesi güç yaraların tedavisinde yeni bir umut olarak değerlendiriliyor. Proje kapsamında geliştirilecek özel nanofiber yara örtülerinin, enfeksiyon riskini azaltarak yaraların daha hızlı iyileşmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Aydın, proje fikrinin diyabetik yaraların iyileşmesinde yaşanan zorluklardan doğduğunu belirterek, "Yaralar hem geç kapanıyor hem de sık sık enfeksiyon gelişiyor. Antibiyotiklere karşı direnç artınca tedavi daha da zorlaşıyor. Biz de hem enfeksiyon etkenlerini engelleyebilen hem de dokunun hızlı iyileşmesini destekleyen yeni bir yara örtüsü geliştirmeyi amaçladık" dedi. Projede borun doku yenilenmesini destekleyici özellikleri, gümüş nanopartiküllerinin ise bakterilere karşı etkisi birleştirildi. Ayrıca limon kabuğu gibi atık malzemelerden nanopartikül üretimiyle çevre dostu bir yöntem geliştirilmesi hedefleniyor. Bor/PVA nanofiber yara örtülerinin, antibakteriyel ve biyouyumlu özellikleriyle dokunun iyileşmesini hızlandırması, inflamasyonu azaltması ve cilt mikrobiyotasını koruması bekleniyor. "Antibiyotik ihtiyacını azaltarak direnç sorununa da katkı sağlıyor" Dr. Aydın, ürünün özellikle diyabet hastaları için büyük fayda sağlayacağını vurgulayarak, "Geliştirdiğimiz yara örtüsü enfeksiyon riskini azaltıyor, yaranın daha hızlı kapanmasını sağlıyor ve cildin doğal dengesini bozmadan etki gösteriyor. Böylece tedavi süreci kısalıyor ve hastaların yaşam kalitesi artıyor. Antibiyotik ihtiyacını azaltarak direnç sorununa da katkı sağlıyor" dedi. "Yara örtülerimiz tamamen yerli kaynaklardan üretilecek" Türkiye’nin bor zenginliğine de dikkat çeken Dr. Aydın, "Borun sadece sanayide değil, sağlıkta da stratejik ve yüksek katma değerli bir kaynak olarak kullanılabileceğini gösteriyoruz. Yara örtülerimiz tamamen yerli kaynaklardan üretilecek ve dışa bağımlılığı azaltacak" şeklinde konuştu. Projenin sonunda geliştirilecek ürünün klinik kullanıma uygun hale getirilmesi ve ticarileştirilebilir formda sunulması hedefleniyor. Nanofiber yara örtülerinin biyouyumluluk, toksisite ve etkinlik testleri hem laboratuvar hem de hayvan deneyleriyle kapsamlı şekilde değerlendirilecek. Böylece sağlık sektöründe uygulanabilir ve hasta kullanımına uygun bir ürün geliştirilmiş olacak.
Prof. Dr. Aysun Bay:  "Çağımızın gençleri üç büyük tehdit altında; elektronik sigara, şeker ve stres"
02 Ekim 2025 Perşembe - 23:14 Prof. Dr. Aysun Bay: "Çağımızın gençleri üç büyük tehdit altında; elektronik sigara, şeker ve stres" Sağlık Turizmi Konfederasyonu ve Sağlıklı Yaşam & Proaktif Yaşam Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay, elektronik sigara kullanımı, yüksek şeker tüketimi ve kronik stresin gençlerin sağlığını ciddi biçimde tehdit ettiğini vurguladı. Elektronik sigaraların masum ya da zararsız olduğuna dair oluşan yanlış algının bilimsel olarak çürütüldüğünü belirten Prof. Dr. Bay, elektronik sigaraların içerdiği nikotin ve kimyasalların bağımlılık oluşturduğunu, kalp-damar ve akciğer sağlığını olumsuz etkilediğini söyledi. Dünya Sağlık Örgütü’nün nikotini tek başına bir karsinojen (kanser tetikleyici) olarak tanımlamasa da, özellikle gelişim çağındaki bireylerde beyin gelişimini olumsuz etkilediğini aktaran Bay, Türkiye’de elektronik sigaranın yasak olmasına rağmen ortaokul ve lise çağındaki çocukların bu ürünlere kolayca ulaşabildiğini kaydetti. Prof. Dr. Bay, gençleri tehdit eden bir diğer önemli unsurun şekerli içecek ve atıştırmalıklarda bulunan yüksek şeker oranı olduğunu dile getirdi. Türk Şeker’in verilerine göre Türkiye’nin dünya genelinde en fazla şeker tüketen 12’nci ülke konumunda olduğunu belirten Bay, şeker tüketiminin özellikle gençler arasında her geçen gün arttığına dikkat çekti. Oxford Üniversitesi’nden Vasanti Malik’in araştırmasını örnek veren Bay, günde 1-2 adet şekerli içecek tüketmenin bile erken ölüm riskini yüzde 14 oranında artırdığını vurguladı. Stresin de artık tek başına güçlü bir karsinojen olarak değerlendirildiğini ifade eden Prof. Dr. Aysun Bay, kronik stresin bağışıklık sistemini zayıflattığını, hücresel düzeyde hasara yol açtığını ve kanser başta olmak üzere birçok hastalığın gelişiminde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Günümüz gençliğinin yoğun stres altında yaşadığını ve bu stresle baş etmek için şekerli ürünler ya da elektronik sigara gibi sağlıksız yöntemlere başvurduğunu belirten Bay, bu kısır döngünün gençleri daha büyük sağlık sorunlarına sürüklediğini kaydetti. Bu tehditlerin, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı" vizyonuna da ters düştüğünü ifade eden Prof. Dr. Bay, yeni ve daha kapsayıcı politikaların hayata geçirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Sorunların çözümünün ise yalnızca yasaklarla değil, eğitim, bilinçlendirme ve önleyici sağlık hizmetleriyle mümkün olduğunu ifade eden Prof. Dr. Bay, elektronik sigaralara yönelik denetimlerin artırılması, gençlere yönelik eğitimlerin yaygınlaştırılması, şekerli ürünlerle ilgili farkındalık kampanyaları düzenlenmesi ve okullarda stres yönetimi ile sağlıklı yaşam eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca koruyucu hekimlik uygulamalarının toplum genelinde güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizdi. Yarınları korumanın bugünden başladığını kaydeden Prof. Dr. Aysun Bay, "Sağlık yalnızca tedaviyle değil, önleyici ve bilinçlendirici adımlarla korunur. Çocuklarımızı ve gençlerimizi bu üç büyük tehditten korumak için her türlü bilimsel, sosyal ve hukuki desteği vermeye hazırız" diye konuştu.
Kilis’te aileler sağlıklı yaşam için el ele yürüdü
02 Ekim 2025 Perşembe - 21:32 Kilis’te aileler sağlıklı yaşam için el ele yürüdü Kilis’te Dünya Yürüyüş Günü kapsamında düzenlenen etkinlikte vatandaşlar, aileleriyle birlikte sloganlar eşliğinde sağlıklı yaşam için yürüdü. Fıstıklı Park önünden başlayarak Mehmet Abdi Bulut Parkı önünde son bulan yürüyüşe Kilis Vali Yardımcısı Okan Dağlı, İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Emre Çalğan ile vatandaşlar katıldı. Yürüyüş sırasında şiirler okunarak sağlıklı yaşamın önemine dikkat çekildi. Etkinlikte konuşan İl Sağlık Müdürü Kadir Söylemez, her yıl 3 Ekim’de kutlanan Dünya Yürüyüş Günü’nün, bireyleri harekete geçmeye ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemeye davet ettiğini söyledi. Söylemez, "Bu yılki yürüyüşümüzü, 2025 yılının ‘Aile Yılı’ ilan edilmesi vesilesiyle ‘Aileler ile El Ele Yürüyüş’ temasıyla organize ettik. Çünkü güçlü toplumların temeli, sağlıklı ve sağlam aile yapısından geçmektedir" dedi. Hareketsiz yaşam tarzının birçok kronik hastalığa yol açtığını belirten Söylemez, "Yapılan araştırmalar, 15 yaş üstü her 10 kişiden 4’ünün yetersiz düzeyde fiziksel aktivite yaptığını gösteriyor. Yürüyüş ise her yaş grubuna uygun, kolay ve etkili bir egzersizdir. Günlük hareketliliğe ek olarak haftada en az 5 gün, günde 30 dakika orta şiddette yürüyüş öneriyoruz" diye konuştu.