SAĞLIK
Doç. Dr. Oğuz Kılıç: "Türkiye’de kalp krizi yaşı 35’e düştü" 20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:54:38 Karaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Oğuz Kılıç, son yıllarda kalp krizi vakalarının arttığına ve yaş ortalamasının ciddi şekilde düştüğüne dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Kalp krizi riskinin artmasında en önemli etkenlerin başında sağlıksız beslenme alışkanlıklarının geldiğini belirten Kılıç, toplumda karbonhidrat, yağ ve tuz ağırlıklı beslenmenin yaygın olduğunu ifade etti. Özellikle işlenmiş ve endüstriyel gıdaların fazla tüketildiğini vurgulayan Kılıç, "Daha çok sebze, meyve ve yeşillik ağırlıklı, sıvıdan zengin Akdeniz tipi beslenme tercih edilmeli. Tuz tüketimi azaltılmalı, kızartma ve hamur işlerinden uzak durulmalı" dedi. "Yürüyüş ve düzenli kontrol hayat kurtarıyor" Fiziksel aktivitenin önemine de değinen Kılıç, her gün düzenli ve tempolu yürüyüş yapılmasının kalp sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Diyabet ve tansiyon hastalarının ise düzenli takip ve kontrol altında olması gerektiğini vurgulayan Kılıç, hastaların en büyük hatalarından birinin şikayetleri önemsememek olduğunu söyledi. Özellikle göğüste baskı ve sıkışma hissi, nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini ifade eden Kılıç, bu tür şikayetlerin sırta, kola, boyuna veya çeneye yayılması durumunda vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerektiğinin altını çizdi. "Kalp krizi yaşı 35’e kadar düştü" Genç yaş grubundaki risk artışına dikkat çeken Doç. Dr. Oğuz Kılıç, "10-15 yıl önce kalp krizi yaşı 60-65 civarındayken, bugün 35-40 yaşlara kadar düşmüş durumda. Bunun en önemli nedenlerinden biri sigara ve alkol kullanımının artmasıdır" diyerek gençleri zararlı alışkanlıklardan uzak durmaları konusunda uyardı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:36 Polikistik over sendromu sadece jinekolojik bir hastalık değil Acıbadem Eskişehir Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Semavi Ulusoy, üreme çağındaki kadınlarda sık görülen polikistik over sendromunun (PCOS) yalnızca "yumurtalıklarda kist oluşumu" olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyerek "Hastalığın temelinde hormonal dengesizlikler yer alır. Yalnızca kadın hastalıkları ile sınırlı değildir, çoğu zaman insülin direnci ile birlikte seyreder" dedi. "Asıl sorun hormon dengesizliği" Polikistik over sendromunun adında "kist" ifadesi geçse de hastalığın ana probleminin bu olmadığını belirten Dr. Semavi Ulusoy, "Yumurtalıklarda görülen çok sayıda küçük folikül hormonal dengesizliğin bir sonucudur. PCOS’ta en sık karşılaştığımız durum androjen yani erkeklik hormonlarının normalden yüksek olmasıdır. Bu durum adet düzensizliklerine ve yumurtlama problemlerine yol açar" diye konuştu. Adet düzensizliği ve tüylenme en sık belirtiler PCOS’lu kadınların genellikle seyrek adet görme, uzun aralıklarla adet olma veya hiç adet görememe şikayetleriyle başvurduğunu belirten Ulusoy, "Bunların yanı sıra yüz, çene, göğüs ve karın bölgesinde artmış tüylenme, akne ve saç dökülmesi de sık görülür. Bu belirtiler hem fiziksel hem de psikolojik açıdan hastaları etkiler" dedi. Sadece jinekolojik değil, metabolik bir hastalık Polikistik over sendromunun yalnızca kadın hastalıkları ile sınırlı olmadığını vurgulayan Ulusoy, "Bu durum çoğu zaman insülin direnci ile birlikte seyreder. İnsülin direnci kilo alımını kolaylaştırır, kilo vermeyi zorlaştırır. Bu da uzun vadede tip 2 diyabet, yüksek kolesterol, hipertansiyon ve kalp-damar hastalıkları riskini artırabilir. Ayrıca uzun dönemde rahim içi kalınlaşma gibi jinekolojik riskleri de artırmaktadır. Tüm bunların yansımaları ruhsal olarak da özgüven kaybı, stres, anksiyete ve depresyon gibi sorunlara yol açabilir" ifadelerini kullandı. "Tedavinin temelini ise yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur" PCOS tedavisinin kişiye özel planlandığını belirten Ulusoy, "Hastanın yaşı, şikayetleri ve gebelik planına göre tedavi yaklaşımı değişmektedir. Tedavinin temelini ise yaşam tarzı değişiklikleri oluşturur. Dengeli ve düşük glisemik indeksli beslenme, düzenli fiziksel aktivite, yeterli ve kaliteli uyku, stres yönetimi önemlidir. Gerekli durumlarda hormonal tedaviler ve insülin direncine yönelik ilaçlar da kullanılabilir" dedi. "Erken müdahale sağlık risklerinin önüne geçer" Polikistik over sendromunun tamamen ortadan kaldırılamayan ancak kontrol altına alınabilen bir hastalık olduğunu belirten Ulusoy, "Doğru takip ve tedavi ile sağlıklı bir yaşam mümkün olur. Özellikle adet düzensizliği, aşırı tüylenme ve kilo kontrolünde zorlanma gibi şikayetleri olan kadınların vakit kaybetmeden bir uzmana başvurması gerekir. Erken müdahale hem mevcut belirtilerin yönetimi hem de ileride oluşabilecek sağlık risklerinin önlenmesi açısından büyük önem taşır" diye konuştu.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 10:04 Sağlıklıysanız az su içtim diye endişelenmeyin Su tüketimine ilişkin dikkat çeken bilgiler veren Medicana Sağlık Grubu Nefroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Sinan Erten, "Sağlıklı bireyler susadıkça istedikleri kadar su tüketebilir. Sağlıklı bireylerin ‘bugün çok mu su içtim ya da az mı içtim’ diye endişe içinde olması gereksizdir" dedi. Su her canlının hayatta kalmak için ihtiyaç duyduğu temel gıdalardan biri. Sağlıklı bir beden için susuz kalmak düşünülemez. Peki su tüketiminde neleri yanlış yapıyoruz? Su için öğütlenen gibi ‘günde 2,5 litre mi tüketmek’ gerekiyor? Bu ve benzeri sorulara Medicana International İzmir Hastanesi Nefroloji Uzmanı Uzm. Dr. Sinan Erten açıklık getirdi. Günlük su ihtiyacının belirlenmesi noktasında dikkat edilmesi gerekenleri sıralayan Uzm. Dr. Sinan Erten, "Günlük su ihtiyacı; kişinin yaşı, vücut kitle endeksi, iklim durumu, egzersiz seviyesi gibi birçok nedenlerden dolayı farklılık göstermektedir. ‘Günde 2-3 litre su tüketilmelidir’ gibi öneriler her kişi için her zaman uygun olmayabilir. Bu konuda oluşan kafa karışıklığını azaltmak adına günlük su tüketiminin minumum değeri 500 cc yani yarım litre olduğunu akıldan çıkartmamak gerekir. Ayrıca günlük gıdalardan 800 cc ve vücuttaki kimyasal olaylardan 300 cc kadar su oluşmaktadır" sözlerini kaydetti. Sağlıklıysanız az su içtim diye endişelenmeyin Vücudun su tüketimine ilişkin bilgi veren Uzm. Dr. Sinan Erten, "Vücudumuza aldığımız suyun vücutta dengesini sağlayan iki önemli organımız vardır. Böbrek ve beyindeki hipofiz bezidir. Böbrekler gereğinden fazla su tükettiğimizde idrar çıkışını arttırarak ya da az su tükettiğimizde idrar çıkışını azaltarak dengeyi sağlarken; Hipofiz bezi ise vücudun su miktarı azaldığında susama merkezini uyararak su içmemizi sağlamaktadır. Sonuç olarak sağlıklı bireyin bugün çok mu su içtim ya da az mı içtim diye endişe içinde olması gereksizdir" dedi. Öte yandan yaşlandıkça görme ve duyma duyularında zayıflama olduğu gibi susama hissinde de eski hassasiyetin kalmadığının görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Sinan Erten, "50 yaşından itibaren her 10 senede bir böbrek fonksiyonlarında yüzde 10 azalma görülmesi nedeniyle böbreğimizin su dengesini sağlamada eski hassasiyeti de azalır" dedi. Su tüketimi artırmada zarar görülmüyor Su tüketimini artırmanın sağlıklı bireylerde herhangi bir zararı olmadığını aktaran Uzm. Dr. Sinan Erten, "Böbrek taşı olan kişilerde taşın cinsinden bağımsız olarak tekrar oluşmasını azaltarak faydalı olabilir. Yaşlı bireylerde, su tüketimi artırıldığında bazı ilaçlar hiponatremiye (sodyum düşüklüğü) yol açabilir. Bu da bilinç kaybına kadar varan nörolojik semptomların görülmesine neden olabilir. Böbrek ve kalp hastalarında su kısıtlaması gerekmez. Bu hastalarda önemli olan tuz kısıtlamasıdır. Kişi tuzlu yerse su kısıtlanması mümkün olmamakta susadıkları için çok su içerek kalp yetmezliğini tetikleyebilirler. Tuzu kısıtladığımızda su tüketimi de azalacaktır" açıklamalarını kaydetti. Ayrıca gece yatmadan önce su tüketilmesinin böbreklere bir faydası olmadığını dile getiren Uzm. Dr. Sinan Erten, "Aksine tuvalet ihtiyacı için kişinin uyanmasına ve uykunun bölünmesine neden olabilir" dedi. Maraton koşmuyorsanız susadıkça için Özellikle yaz aylarında terlemeyle birlikte su kaybının artığını hatırlatan Uzm. Dr. Sinan Erten, "Yaz aylarında terle su kaybı arttığı için su tüketimini artırmak, susadıkça bol su içmek gerekir. Maraton koşusu yapanlarda kayıplarını sadece su ile karşıladıklarında ciddi hiponatremi görülebilir. Maraton koşusu yapmıyorsanız susadıkça su ihtiyacını antrenman sırasında ve sonrası karşılayabilirsiniz. İdrar rengi yediğimiz ve içtiğimiz gıdalardan etkilendiğinden kesin kural olmamakla beraber, koyu sarı renk su ihtiyacının olduğunu gösterebilirken rengin açılması su ihtiyacımızın azaldığını gösterebilir. Sonuç olarak sağlıklı bireyler susadıkça istedikleri kadar su tüketebilirler. Hastalığı olanlar hastalığın şiddeti ve evresine göre su tüketimini doktorlarına danışmalarında fayda vardır" açıklamalarını yaptı.
20 Nisan 2026 Pazartesi - 09:59 Uzm. Dr. Kurtulmuş: "Takviye edici gıdalar tek başına tedavi aracı değildir" Ege Üniversitesi uzmanları, son yıllarda kitle iletişim araçları ve sosyal medya platformlarında sıkça rastlanan takviye edici gıda kullanımıyla ilgili hayati uyarılarda bulundu. Toplumda, özellikle de gençler arasında hızla yayılan bu alışkanlığın beraberinde ciddi bir bilgi kirliliğini getirdiğini belirten Uzm. Dr. İlkçe Akgün Kurtulmuş, hekim kontrolü dışındaki uygulamaların geri dönüşü olmayan sağlık sorunlarına zemin hazırladığını ifade etti. Takviye edici gıdaların bir hastalık tedavi aracı olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Kurtulmuş, ilaç ve takviye arasındaki temel farkı net bir şekilde ortaya koydu. Kurtulmuş, "İlaç, vücutta var olan bir hastalığı medikal olarak iyileştiren araçtır. Örneğin demir eksikliği anemisi olan bir hastada bu bir tedavi sürecidir. Ancak sağlıklı bir bireyin besinlerle alması gereken elementleri dışarıdan alması takviyedir. Portakal suyundan aldığımız C vitamini ile bir kapsülden aldığımız arasında mantıksal bir fark yoktur. Temel ayrım, ortada tıbbi bir hastalığın olup olmamasıdır" dedi. "Bilinçsiz kullanım organ yetmezliğine yol açabilir" Özellikle Omega-3, D vitamini ve demir preparatlarının hekim danışmanlığı olmadan tüketilmesinin ağır sonuçları olabileceğini kaydeden Uzm. Dr. Kurtulmuş, "Kitle iletişim araçlarındaki logaritmik artış, konunun suistimal edilmesine yol açıyor. ’Genç kadınlar şunu, genç erkekler bunu kullanmalı’ gibi genel öneriler tıbbi değildir. Örneğin, kontrolsüz Omega-3 kullanımı beyin ve mide kanaması riskini artırabilir. Kandaki düzeyine bakılmadan alınan yüksek doz D vitamini ise böbrek taşlarına ve ölümcül kalsiyum yükselmelerine sebebiyet verebilir. Tıbbın ana prensibi olan ‘Önce zarar verme’ kuralını unutmamalıyız. Bir halsizlikten kurtulmak isterken, merdiven altı ürünlerle karaciğer yetmezliğine davetiye çıkarılmamalıdır" diye konuştu. "Orijinallik ve güvenlikten ödün verilmemeli" Tüketicilerin internet ve marketler üzerinden temin ettikleri ürünlerde seçici olması gerektiğini ifade eden Uzm. Dr. Kurtulmuş, merdiven altı ürünlerin yarattığı tehlikeye de değindi. Kurtulmuş, "Merdiven altı olarak tabir edilen sahte ürünler, içeriğindeki bilinmeyen maddeler nedeniyle karaciğer üzerinde yıkıcı ve geri dönüşümsüz olabilecek etkiler bırakabiliyor. Vatandaşlarımız mutlaka Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı ürünleri tercih etmeli ve bu onay numaralarını resmi sistemler üzerinden teyit etmelidir. Maddiyata bakıp güvenlikten ödün verilmemeli. Mutlaka uzman bir hekimin önerdiği laboratuvar testlerinden sonra takviyeye başlanmalıdır" uyarısında bulundu.
Uzmanlar uyarıyor: Grip aşısı için en uygun zaman şu an
26 Eylül 2025 Cuma - 09:10 Uzmanlar uyarıyor: Grip aşısı için en uygun zaman şu an Grip aşısı yaptırmak için en ideal dönemde olduğumuza dikkat çeken uzmanlar, özellikle risk grubundaki kişilerin vakit kaybetmeden aşı olmaları gerektiğini vurguluyor. Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, Sonbaharın gelişiyle birlikte grip mevsiminin kapıda olduğuna dikkat çekerek Eylül ve Ekim ayları grip aşısı için en uygun zaman dilimi olduğunu belirtti. Özlü, özellikle 65 yaş üzerindeki bireyler, kronik hastalıkları olanlar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler, gebeler ve sürekli aspirin kullanan çocuklar mutlaka aşı olmaları gerektiğini belirterek, "Grip aşısının etkisini göstermesi yaklaşık 15-20 gün sürüyor. Bu nedenle, Ekim ayından itibaren başlayan grip salgınlarına karşı vücudun zamanında bağışıklık geliştirebilmesi için aşının bir an önce yapılması büyük önem taşıyor. Aşının sağladığı koruma 6-7 ay sürebiliyor, bu da grip mevsimi boyunca yeterli koruma sağlıyor" dedi. Grip aşısı olmanın tam zamanı olduğunu kaydeden Özlü, "Aslında grip aşısı yaptırmak için tam zamanındayız, mevsim olarak en uygun dönemdeyiz. Özellikle risk grubunda olan, grip geçirme ihtimali yüksek ya da grip geçirdiğinde bunu ağır ve komplikasyonlu atlatabilecek hastalar için şu an aşının yapılması en uygun zamandır. Aşı yapıldıktan yaklaşık 15-20 gün sonra bağışıklık yeterli düzeye ulaşır. Zaten Ekim aylarından itibaren grip salgınlarının başladığını biliyoruz. Dolayısıyla salgınlar başladığında vücutta yeterli antikor düzeyi oluşmuş olacak ve bu şekilde iyi bir koruma sağlanacaktır. Aşının sağladığı koruma yaklaşık 6-7 ay sürer, bu da mevsim boyunca yeterli olur. Bu nedenle aşıların yapılması gereken ideal zaman şu andır. En ideali Eylül-Ekim aylarında yapılmasıdır; ancak unutulmuş veya gecikilirse daha sonraki dönemlerde de yapılabilir. Yani salgın bitmediği sürece grip aşısı yapılabilir çünkü aşıdan sonra 15 gün içinde koruyuculuk başlıyor" dedi. Kimler grip aşısı yaptırmalı? Grip aşısını özellikle risk gruplarına tavsiye ettiklerini ifade eden Özlü, "Grip aşısı özellikle risk gruplarına tavsiye edilmektedir:65 yaş üzerindeki herkes aşı yaptırmalıdır. 65 yaş altı ancak kronik hastalığı olanlar: Kronik akciğer hastalığı (astım, KOAH, bronşektazi, akciğer sertleşmesi gibi), kalp hastalığı, karaciğer veya böbrek hastalığı, şeker hastalığı gibi rahatsızlıkları olan kişilerin de aşı olması gerekir. Bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar veya bağışıklığı baskılanmış hastalığı olan kişiler aşı yaptırmalıdır. Gebeler: Grip sezonu içinde hamile kalacak veya hamile olarak bu döneme girecek olan kadınların da grip aşısı yaptırması gerekir. Çünkü gebelik, grip ile ilişkili komplikasyon riskini artırıyor. Bu aşı gebelere de yapılabilir. 6 aylık, 18 yaş arası sürekli aspirin kullanması gerekenler sağlık nedeniyle gençlere bu aşının yapılması gerekiyor" diye konuştu. Korunma yolları Gripten korunuma yollarıyla ilgili açıklamada bulunan Özlü, "Kış yaklaşıyor, sonbahara girdik ve okulların açılmasıyla birlikte salgınlar da başladı. Önce çocuklar hastalanıyor, ardından bu hastalık ailelere taşınıyor. Şu anda çok sayıda solunum yolu enfeksiyonu vakasıyla karşılaşıyoruz. Bu nedenle dikkatli olunması gerekiyor.Önerilerimiz: Hasta olan kişilerin, özellikle çocukların, mümkünse okula, işe, topluma karışmaması gerekir. Çünkü virüs hastadan sağlam kişilere bulaşır. Eğer hasta kişinin toplum içine çıkması gerekiyorsa mutlaka maske takması önerilir. Burada önemli olan, sağlıklı kişilerin değil, hasta kişilerin maske kullanmasıdır. Sağlıklı bireyler nasıl korunmalı? Hasta kişilerle temastan kaçınılmalı (hapşıran, öksüren, burnu akan, ateşi olan kişilerle mesafe korunmalı).Kalabalık, kapalı ve havasız ortamlardan uzak durulmalı. El hijyenine dikkat edilmeli. Ortak alanlarda başkalarının temas ettiği yüzeylere dokunulduğunda ya da tokalaşıldığında eller mutlaka yıkanmalı veya alkol bazlı dezenfektanla temizlenmelidir. Bunlar hastalıklardan korunmanın en etkili yollarıdır. Bunlara ek olarak, bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak için: Dengeli ve sağlıklı beslenmeli (mevsim sebzeleri, meyveleri, proteinli gıdalar),Yeterli miktarda su içilmeli, Düzenli egzersiz yapılmalı, Kaliteli ve yeterli uyku uyunmalıdır" dedi. (BK-ÖS-Y)
Halk Sağlığı Bölge Değerlendirme Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi
25 Eylül 2025 Perşembe - 16:48 Halk Sağlığı Bölge Değerlendirme Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi Halk Sağlığı Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammet Emin Demirkol’un başkanlığında düzenlenen, Halk Sağlığı Hizmetleri Bölge Değerlendirme Toplantısı Kayseri’de gerçekleştirildi. Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Nevşehir İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Hasan Tartar, Aksaray İl Sağlık Müdürü Dr. Abdullah Güleç, Yozgat İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Karaaslan ve ilgili başkanların katılım sağladığı toplantıda; illerde sunulan 1. basamak sağlık hizmetlerinin değerlendirilerek, halk sağlığı alanındaki mevcut durumları ayrıntılı olarak ele alındı. Ayrıca koruyucu sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması, toplum temelli uygulamaların güçlendirilmesi ve vatandaşlara sunulan sağlık hizmetlerinin kalitesini artırmaya yönelik yapılan çalışmalar ve planlamalar hakkında istişarelerde bulunuldu. Toplantının sonunda konuşan Demirkol, "Bugün bölge illerimizde sunulan halk sağlığı hizmetlerini değerlendirmek amacıyla Kayseri’de bir araya geldik. Birinci basamak sağlık hizmeti sunulan alanlardaki uygulamaların güçlendirilmesi ve koruyucu sağlık hizmetlerindeki hedeflerimize ulaşma noktasında iş birliği ve koordinasyonumuzu daha da geliştirmeye yönelik değerlendirmelerde bulunduk. Hepinizin bildiği üzere, son yıllarda Bakanlığımız hem aile hekimliğinde hem de Sağlıklı Hayat Merkezlerinde sunulan hizmetlere yenilerini ekleyerek hizmet yelpazesini genişletti. Bunların arasında dijital entegrasyon uygulamaları, kronik hastalık takip sistemleri ve SAHA eğitim programı gibi toplum sağlığını doğrudan etkileyen birçok proje yer almakta. Sisteme entegre edilen bu yeniliklerin topluma etkin şekilde ulaşması için sahada gösterilen özverili çalışmaların meyvelerini alıyoruz. Toplantılarımız vesilesiyle de illerden gelen geri bildirimler doğrultusunda geliştirilmesi gereken alanları belirleyerek çalışmalarımızı daha etkili hâle getiriyoruz. Hepinize katkılarınız ve gayretli çalışmalarınız için teşekkür ediyorum" dedi.
Yeşilyurt Belediyesi’nden ihtiyaç sahibi yaşlılara tansiyon aleti desteği
25 Eylül 2025 Perşembe - 15:50 Yeşilyurt Belediyesi’nden ihtiyaç sahibi yaşlılara tansiyon aleti desteği Malatya’nın Yeşilyurt Belediyesi, sosyal yardım hizmetleri kapsamında kronik rahatsızlığı bulunan ve düzenli tansiyon takibi yapması gereken ihtiyaç sahibi yaşlı vatandaşlara ücretsiz tansiyon aleti dağıtmaya başladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından başlatılan Yaşlı Destek Programı (YADES) çerçevesinde, Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından finanse edilen ve Yeşilyurt Belediyesi AR-GE Müdürlüğü aracılığıyla temin edilen 218 adet tansiyon aleti, ihtiyaç sahibi yaşlılara ulaştırılıyor. Yeşilyurt Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü toplantı salonunda düzenlenen özel programda, tansiyon aletlerinin ilk bölümü yaşlı vatandaşlara teslim edildi. Tansiyon aleti alan vatandaşlar uygulamadan duydukları memnuniyeti dile getirerek Yeşilyurt Belediyesine teşekkür etti. Tansiyon aletlerinin tesliminde konuşan Yeşilyurt Belediye Başkan Yardımcısı Cavit Aslan, hizmetin amacının yaşlıların evlerinde sağlık kontrollerini daha kolay yapabilmelerini sağlamak olduğunu belirtti. Başkan Yardımcısı Aslan, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız ve Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün katkılarıyla, ilçemizdeki ihtiyaç sahibi yaşlı vatandaşlarımıza toplamda 218 adet tansiyon aletinin dağıtımına başladık. Tecrübeleri ve deneyimleriyle bizlere yol gösteren büyüklerimizin sağlığı, huzuru ve mutluluğu bizim için çok kıymetlidir. Bu destekle onların yaşam kalitesini artırmayı, muhtemel sağlık sorunlarının erken fark edilmesine katkı sunmayı hedefliyoruz. Büyüklerimizin duaları bizler için en büyük güç kaynağıdır. Tansiyon aletleri hayırlı uğurlu olsun" diye konuştu.
Üriner sistem taş hastalıkları her yaş grubunda görülmektedir
25 Eylül 2025 Perşembe - 15:49 Üriner sistem taş hastalıkları her yaş grubunda görülmektedir SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı’nda görev yapan Opr. Dr. Ahmet Tüfekçi, halk arasında "böbrek taşı" olarak bilinen üriner sistem taş hastalığının, idrar yollarında taşların oluşmasıyla ortaya çıktığını söyledi. Taşların böbreklerde, idrar kanalında (Üreter) veya mesanede görülebileceğini belirten Opr. Dr. Tüfekçi, "İdrarın içerisindeki bazı maddelerin yoğunlaşması ve kristalleşmesi sonucu oluşan bu taşlar hem kadınlarda hem erkeklerde çocukluk çağı dahil her yaş grubunda karşımıza çıkabilir" dedi. Belirtileri Opr. Dr. Tüfekçi, üriner sistem taş hastalıklarının belirtilerini şöyle sıraladı: "Böğür ya da yan ağrısı (Genellikle çok şiddetli, "kolik" tarzında), idrarda yanma ya da idrara sik çikma, idrarda kan görülmesi, kusma ve bulanti, idrar akışında tıkanıklık hiss" dedi. Opr. Dr. Tüfekçi, bazı küçük taşları hiç belirti vermeden kendiliğinden düşebilirken, büyük taşların ise tıkanıklık yaparak ciddi ağrılara ve böbrek fonksiyonlarının bozulmasına neden olabildiğini anlattı. Risk faktörleri Opr. Dr. Tüfekçi, üriner sistem taş hastalıklarının risk faktörlerinin yetersiz su tüketimi, aşırı tuzlu ve hayvansal protein ağırlıklı beslenme, ailede taş hastalığı öyküsü ve bazı metabolik hastalıklar olduğunu ifade etti. Tedavi yöntemleri "Günümüzde taş hastalığının tedavisi oldukça gelişmiştir. Taşın yeri, büyüklüğü ve hastanın durumu göz önüne alınarak çeşitli tedaviler uygulanır" diyen Opr. Dr. Tüfekçi şu bilgileri paylaştı: "İlaç ve Bol Sıvı ile Takip: Özellikle 10 mm’den küçük ve izlem için uygun olan taşlar bazen ilaç ve bol sıvı desteğiyle kendiliğinden düşebilir. Burada önemli olan düzenli doktor takibi ve tavsiyesi ile sürecin yönetilmesi olup her an acil bir müdahale gerekebileceği akılda tutulmalıdır. ESWL (Taş Kırma Yöntemi): Vücut dışından ses dalgalarıyla taş hedeflenerek kırılır ve küçük parçalara ayrılır, parçaların idrarla kendiliğinden atılması beklenir. Endoskopik Yöntemler (URS - RIRS): İdrar yolundan kamera ile girilerek (Kapalı bir şekilde) taşa ulaşılır, taş lazerle kırılır ve büyük parçalar dışarı alınırken küçük kırıntıların idrar ile sağlanır. Bu işlem esnasında kullanılan teknoloji çeşidine göre ameliyatın konforu ve başarısı değişkenlik gösterebilmektedir ki bizde hastanemizde bu ameliyatı uygularken lazer teknolojisinin en gelişmişlerinden olan thulium lazer cihazını kullanmaktayız. Perkütan cerrahiler: Genellikle 2 cm’den büyük, böbrek yerleşimli taşlarda bel bölgesinden yaklaşık 2 cm’lik küçük bir kesi yardımı ile (Perkütan nefrolitotomi) böbreğe ulaşılarak taşlar temizlenir. Açık Cerrahi: Günümüzde çok nadiren gerekli olur, diğer yöntemlerin uygun olmadığı özel durumlarda tercih edilir. Hastanemizde taş hastalığının tanı ve tedavisi ile ilgili her türlü modern yöntem başarılı bir şekilde uygulanmaktadır. Hastalarımız, şikâyetlerine en uygun ve en güncel tedavi seçeneklerinden yararlanabilmektedir. Özellikle endoskopik cerrahilerde kullandığımız thulium lazer cihazı ile tam taşsızlık sağlama oranlarımız oldukça yüksek izlenmektedir." Korunma yollari Üriner sistem taş hastalığının Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çok sık görülmekle birlikte tedavisi olan bir sağlık sorunu olduğunu belirten Opr. Dr. Tüfekçi, korunma yolları ile ilgili şunları söyledi: "Bol su içmek, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak ve düzenli kontrollerle taş oluşumunun önüne geçmek mümkündür. Bu tarz şikayetleri olan ya da ailesinde taş hastalığı öyküsü olan hastalarımızın, vakit kaybetmeden bir üroloji uzmanına muayene olmasını öneriyoruz."
Canlı yayında zorlu beyin ameliyatı
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:19 Canlı yayında zorlu beyin ameliyatı İstanbul’da 17-21 Eylül tarihleri arasında düzenlenen Asya ve Avrupa Nöroradyoloji Dernekleri ile Türk Nöroradyoloji Derneği’nin ortaklaşa gerçekleştirdiği "Kıtaları Birbirine Bağlamak ve Kültürleri Birleştirmek" temalı uluslararası toplantıya, Malatya’dan katılan tıp ekibi damga vurdu. Toplantı kapsamında, İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Girişimsel Nöroradyoloji Ünitesi’nden Prof. Dr. İsmail Okan Yıldırım ve Doç. Dr. Ahmet Turan Kaya öncülüğündeki ekip, beyin damarlarında oluşan baloncukların (anevrizma) kapalı yöntemle tedavisini canlı yayında gerçekleştirdi. Ameliyata Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Bora Tetik de eşlik etti. Zorlu operasyon, dünyanın dört bir yanından gelen bilim insanları tarafından anbean takip edildi. Aynı anda iki ameliyat birden yapıldı Canlı yayın sırasında hastaneye acil olarak getirilen beyin kanaması vakasına da müdahale eden ekip, ikiye ayrılarak aynı anda iki ayrı ameliyatı başarıyla yönetti. Prof. Dr. İsmail Okan Yıldırım, operasyonlara ilişkin "Bir yandan canlı yayındaki hastayı yönetiyor, diğer yandan kameralarla ikinci ameliyatı takip ediyordum. Meslek hayatımın en zorlu günlerinden biriydi" dedi. "Dünyaya yön veren Türk hocalarımız var" Operasyon sonrası değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Yıldırım, "Türk biliminin ve tıbbının uluslararası alandaki yükselişini bir kez daha gösterme fırsatı bulduk. Özellikle girişimsel nöroradyoloji alanında dünyaya yön veren çok değerli Türk hocalarımız var. Bu başarı, sadece bizim değil deprem sonrası toparlanmaya çalışan Malatya’mızın ve üniversitemizin de başarısıdır" ifadelerini kullandı. Yıldırım, başarıda ekip çalışmasının ve güçlü altyapının önemini belirterek, desteklerinden dolayı İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat ile Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Aslan’a teşekkür etti.
Şırnak İl Sağlık Müdürü Sili, Cizre Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu
25 Eylül 2025 Perşembe - 13:16 Şırnak İl Sağlık Müdürü Sili, Cizre Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu Şırnak İl Sağlık Müdürü Op. Dr. Murat Sili, bölge hastanesi konumunda hizmet veren Cizre Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesinde incelemelerde bulundu. Hastane yönetimiyle bir araya gelen Sili, sağlık hizmetlerinin işleyişi, hasta memnuniyeti ve hizmet kalitesinin artırılması konularında kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Başhekimlik, servisler, poliklinikler ve destek birimlerini tek tek gezen Sili, sağlık çalışanlarına özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ederek sahadaki gözlemlerini yerinde gerçekleştirdi. Sili, acil servisten yoğun bakıma, hasta yataklarından tetkik birimlerine kadar pek çok noktada yaptığı incelemelerde, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilir kalitede sunulması adına gerekli talimatlar verdi. Sili, "Cizre’de yaşayan her vatandaşımızın kaliteli, güvenli ve ulaşılabilir sağlık hizmetine kavuşması en temel hedefimizdir. Sağlık sistemimizi güçlendirmek adına ekip ruhuyla çalışmaya, eksikleri tespit edip hızla çözüm üretmeye devam edeceğiz. Bu ziyaret sağlık hizmetlerinin iyileştirilmesi, personel motivasyonunun artırılması ve kurumsal yapının güçlendirilmesi açısından önemli bir adımdır. Şırnak İl Sağlık Müdürlüğü olarak, vatandaşlarımızın sağlığı için sahada olmaya ve hizmetin niteliğini yükseltmeye kararlılıkla devam edeceğiz’’ dedi.
’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:58 ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitimi Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde başladı Eskişehir Yunus Emre Devlet Hastanesi’nde Eskişehir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin katılımıyla, ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğtimi gerçekleştirildi. İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin açılış konuşmalarıyla 25 Eylül 2025 tarihinde Yunus Emre Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda ’Tanıdan Tedaviye Güncel Yaklaşımlar’ eğitiminin ilk günü gerçekleştirildi. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı’nin ’Koruyan Sağlık’ ve ’Geliştiren Sağlık’ yaklaşımı doğrultusunda düzenlenen program, aile hekimlerinin mesleki gelişimine katkı sunmak ve sağlık hizmeti basamakları arasında klinik entegrasyonu güçlendirmek amacıyla planlandı. Açılış konuşmalarında, aile hekimliği hizmetlerinin toplumun her kesimine eşit, etkin ve sürekli bir şekilde ulaşmasındaki stratejik öneme dikkat çeken İl Sağlık Müdürü Bildirici, bu tür eğitimlerin hekimlerimizin bilgi ve deneyimlerini artırarak hasta yönetiminde daha güçlü bir yapı oluşturduğunu ifade etti. Program kapsamında Dermatoloji Uzmanı Dr. Canan Yıldırım tarafından ’Dermatolojik Hastalıklara Güncel Yaklaşımlar’ başlıklı sunum gerçekleştirildi. Sunumda aile hekimlerimizin günlük uygulamalarında sıkça karşılaştığı deri hastalıklarının tanı ve tedavi süreçleri ayrıntılı olarak ele alındı. Katılımcı hekimlerimizin soru ve katkılarıyla interaktif şekilde ilerleyen eğitim, bilgi paylaşımı ve deneyim aktarımına zemin hazırladı.
Sağlık-Sen, Uludere’de sağlıkçıların özverisine değindi
25 Eylül 2025 Perşembe - 12:52 Sağlık-Sen, Uludere’de sağlıkçıların özverisine değindi Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabğatullah Anmal ve beraberindeki şube yönetimi, hastane iş yeri temsilcileri ile birlikte Uludere Devlet Hastanesinde idarecilerle bir araya gelerek bilgilendirmede bulundu. Göreve yeni başlayan Başhekim Dr. Akın Akkaya’yı de ziyaret eden Anmal, idarecilere başarılar temennisinde bulunarak sağlık camiasına sundukları hizmet ve profesyonel sağlık yöneticiliği ile sağlığa sundukları katkılarından ötürü teşekkür etti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Anmal, Uludere’de başhekim olarak göreve yeni başlayan Dr. Akın Akkaya’nın makamında bir araya gelerek sendikal çalışmalarla ilgili bilgilendirmede yapıp sağlık çalışanların sorun ve beklentileriyle ilgili bilgilendirmede bulundu. Şırnak’ın gelişmişlik düzeyi bakımında ihmal edilmiş olsa da Uludere’nin sağlık altyapısı fiziki olarak merkezde rahatlamış ancak kırsalda hala sorunların devam ettiğini ifade eden Anmal, ’’Uludere’de sağlık hizmeti sunan çalışma arkadaşlarımızın büyük özverileriyle sağlık hizmeti sunulmaktadır. Değerli sağlık çalışanların olağanüstü çabaları takdir ediliyor, bizlerde insanlığın hizmetinde kutsal bildiğimiz sağlık hizmetini büyük bir fedakarlıkla icra eden tüm çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyor çalışmalarında kolaylıklar diliyoruz. Bölgede çalışan sağlık çalışanların yönetim konusuna temkinli davrandıklarını bu bölgede nasıl sağlık hizmeti büyük bir özveriyle veriliyorsa idarecilerde sağlık çalışanları ile de diyalog içinde ekip ruhu ile çalışmalıdır. Sağlık çalışanların içinde bulunmadığı hiçbir toplantı sağlıkta başarıları getirmez, aksi takdirde yapılacak düzenlemeler büyük sıkıntılara sebebiyet verecektir. Sağlık hizmetlerine ayrı bir önem veren Şırnak Milletvekili Arslan Tatar’ın Bakanlıklar arasındaki işbirliğine de önemli bir yer ediniyor, bu nedenle idareci olarak bizler isteklerimizi projelendirip sağlık idarecileriyle gerekli istişareler sonunda talepleri yerli yerinde iletmemiz durumunda karşılık göreceğine inancımız tamdır. Bu nedenle sayın Arslan Tatar’ın özellikle Sağlık alanına ayrı önem vermesini önemsiyor ilgisine teşekkür ediyoruz. Bizler Sağlık-Sen ailesi olarak üzerimize düşen her türlü destekle birlikte halkımızın da kaliteli ve hızlı sağlık hizmetinden yararlanması için sağlık çalışanları ile birlikte yeter ki idareciler istekli olsun bizlerde katkı sunmaya hazırız Bu vesileyle de göreve yeni başlayan başhekimimizin çalışma isteği ve sağlık çalışanları ile istişare diyaloğunu önemsiyor Uludere özelinde insanlığın sağlık hizmetine önemli projelere vesile olması temennisi ile çalışmalarında başarılar dileriz" dedi.