Son Dakika
|
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Erbaa’da öğrenci servisi ile otomobil çarpıştı: 10 öğrenci yaralandı
Bulgaristan’da seçimin galibi eski Cumhurbaşkanı Radev’in partisi oldu
Japonya'da 7,5 büyüklüğünde deprem: Tsunami uyarısı yapıldı
İran Dışişleri Bakanlığı: "ABD ile bir sonraki müzakere turu için planımız yok"
Eyüpsultan’da İETT otobüsünde korkutan yangın
Eşme Belediye Başkanı Tozan ve 5 şüpheli adliyeye sevk edildi
Uşak Belediyesi’ne ikinci dalga operasyonda gözaltı sayısı 28’e yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
ABD Kongresinde İran savaşını protesto eden gazilere gözaltı
Galibaf’tan ABD’ye uyarı: "Tehditlerin gölgesinde yapılacak herhangi bir müzakereyi kabul etmiyoruz"
Venezuelalılar ABD yaptırımlarının kaldırılması için yürüyüş başlattı
Netanyahu Macaristan’ı ziyaret etmesi halinde tutuklanabilir
Süper Lig’de 30. hafta görünümü
Bulgaristan’da mecliste 5 parti yer alacak
Trump: "İran’la yapmakta olduğumuz anlaşma, JCPOA’dan çok daha iyi olacak"
SAĞLIK
Organ bekleyen İzmirli genç kız için nefes kesen nakil
21 Nisan 2026 Salı - 10:20:06
Karaciğer nakli beklerken moral bulmak amacıyla memleketine babaannesini ziyarete giden İzmirli lise öğrencisi, uygun organın bulunması üzerine 12 saatlik kritik sürede ambulans uçakla hastaneye yetiştirildi. Zamana karşı verilen yarışın ardından hızla ameliyata alınan genç kız, başarılı geçen operasyonla sağlığına kavuştu. İki yıl önce karaciğerinde 10 santimetrelik kitle saptanan ve Abernethy sendromuna bağlı yetmezlik ile kanser mücadelesi veren Karsu Oktay (16), 1,5 yıl boyunca umutla beklediği organ bağışı gelmeyince, 2009 yılında kaybettiği biyolojik babasının memleketi Kars’a gitti. Moral bulmak amacıyla babaannesi ve kuzenlerini ziyaret eden genç kıza hayat verecek müjdeli haber, 8 Nisan gece saatlerinde annesi Şafak Tayfun’a ulaştı. Haber üzerine zamana karşı bir yarış başladı ancak hava muhalefeti nedeniyle Kars’tan uçuş yapılamadı. Bunun üzerine akrabaları tarafından hızla Erzurum’a götürülen genç kız için anne Şafak Tayfun ile 5 yıl önce evlenen Garip Tayfun devreye girdi. Genç kıza babalık yapan üvey baba Garip Tayfun’un yoğun girişimleriyle ayarlanan ambulans uçak, sabah 05.00’te Erzurum’dan havalanarak İzmir Adnan Menderes Havalimanı’na indi. Hazır bekletilen kara ambulansıyla Acıbadem İzmir Kent Hastanesi’ne ulaştırılan genç kız, Prof. Dr. Murat Kılıç başkanlığında; Doç. Dr. Cahit Yılmaz, Opr. Dr. Kamil Kılıç, Opr. Dr. Rasim Farajov, Doç. Dr. Mert Akan, Uzm. Dr. Alihan Pirim ve Uzm. Dr. Özgür Bolat’tan oluşan cerrahi ekip tarafından 9 Nisan’da ameliyata alındı. Başarıyla tamamlanan ameliyatın ardından sağlık değerleri normale dönen genç kız, taburcu edilmeye hazırlanıyor. Umudunu kaybettiği anda müjdeli haberi aldı Grip ve nezle şikayetiyle başvurduğu hastanede karaciğer fonksiyonlarının çok yüksek çıkmasının ardından nakil sürecinin başladığını belirten Karsu Oktay, "İki kez biyopsi olduktan sonra ameliyat kararı alındı ve 2024 yılında nakil sırasına girdim. İki yıllık bekleme sürecinde zaman zaman umutsuzluğa kapıldım ve hiçbir yere gidememek canımı çok sıkıyordu. Ramazan Bayramı’nı geçirmek için Kars’taki dedem ve babaannemin yanına gitmiştim. Oradayken annemden uygun organın bulunduğuna dair bir telefon alınca sevinçten elim ayağım titredi. ’Yetişebilecek miyim?’ korkusu yaşadım ama başardım" ifadelerini kullandı. "Ameliyata girerken hiç korkmadım" Haberi alır almaz Kars’tan Erzurum Havalimanı’na geçtiğini ve babasının ayarladığı özel uçakla kente geldiğini vurgulayan Oktay, "Havalimanından ambulansla alınarak direkt acile giriş yaptım ve ameliyat hazırlıkları başladı. Doktorum Murat Hoca olduğu için kendimi emin ellerde hissettim ve ameliyata girerken hiç korkmadım. Bir gece yoğun bakımda kaldıktan sonra servise çıkarıldım ve şu an gayet iyi hissediyorum. Bu süreçte doktorlarıma ve beni hastaneye yetiştiren babama teşekkür ediyorum. Cemil Midilli Meslek Lisesi Yenilenebilir Enerji bölümünde okuyorum; okulumu bitirip yenilenebilir enerji mühendisi olmayı ve bütün hedeflerimi gerçekleştirmeyi amaçlıyorum" dedi. "Beklerken telefonlarımı hiç kapatmadım" Kızının zorlu organ nakli sürecini ve mutlu sonu anlatan anne Şafak Tayfun, tedavi sürecinin ardından organ bağışı kaydı oluşturduklarını söyleyerek, "Organ bulunduğuna dair haber alınca çok heyecanlandım, ne yapacağımı bilemedim. Kars’ta uçak bulamadık ancak eşimin çalıştığı yerden çok yardım ettiler ve hemen bir uçak ayarlandı. Karsu’yu Erzurum’dan alıp buraya getirdiler. Çok şükür yetişti. Organ bağışını yapan insanlara çok teşekkür ediyorum, Allah razı olsun. Benim kızıma can ve gerçekten umut oldular. O iki yıllık uzun bekleme sürecinde hiç umudumu kaybetmedim. Beklerken telefonlarımı hiç kapatmadım, yanımdan ayırmadım. Hep dua ettim ve inandım. Kızımı böyle sağlıklı gördüğüm için gerçekten çok mutluyum" şeklinde konuştu. "Duyarlı insanların bağışıyla hayata tutundu" Zorlu bekleme sürecinin ardından yapılan organ bağışıyla kızlarının yaşama bağlandığını kaydeden üvey baba Garip Tayfun, "Kızımıza teşhis konduktan sonra zorlu bir süreç başladı ancak hiç pes etmedik. Karaciğerlerimiz uymadığı için kadavra sırasına girdik ve duyarlı insanların organ bağışı sayesinde kızımız hayata tutundu. Bu süreçte psikolojik olarak bunaldığı için babaannesini görmek istemişti, biz de onu memleketimiz Kars’a göndermiştik. Organ nakli haberi tam da bu döneme denk geldi. Ambulans uçakla kızımızı yaklaşık 4-5 saat içerisinde, sabaha karşı hastaneye getirdik. İki yıldır beklediğimiz bu bağış kızımıza yeni bir can oldu; organ bağışının ne kadar hayati bir öneme sahip olduğunu herkesin bilmesini istiyorum" ifadelerini kullandı. "Hem yetmezlikten hem de kanserden kurtardık" Hastanın Abernethy sendromuna bağlı karaciğer yetmezliği ve kanseri ile mücadele ettiğini belirten Acıbadem İzmir Kent Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü Uzmanı Prof. Dr. Murat Kılıç, "16 yaşındaki hastamız yaklaşık iki yıl önce bize başvurdu. Karaciğere gitmesi gereken damarın organa ulaşmaması sonucu beslenmenin bozulduğu bir hastalığı bulunuyordu. Bu kronik durumun üzerine iki ayrı odakta karaciğer kanseri gelişti. Bekleme süresinde kanser gelişimini durdurmak amacıyla hastamıza damar içi kemoterapi uyguladık. Gece saat 02.00 sıralarında 17 yaşındaki bir vericiden çok uygun bir organ çıktı. Hastamız tatil amacıyla Kars’taydı ancak uçak ambulans sayesinde sabah 08.00’de hastanemizde olması sağlandı. Organların çıkarıldıktan sonra buzda bekleme süresinde ideal sınır olan 12 saati aşmadan, 8-9 saat içinde nakli başarıyla gerçekleştirdik. Kanser etrafa yayılmadan hastamızı hem karaciğer yetmezliğinden hem de kanserden kurtarmış olduk. Değerleri gayet iyi durumda ve bir iki gün içerisinde kendisini taburcu etmeyi planlıyoruz" dedi.
21 Nisan 2026 Salı - 10:00
Bayburt’ta personele yönelik düzenlenen eğitimde kalp sağlığına dikkat çekildi
Kalp Sağlığı Haftası kapsamında Bayburt İl Sağlık Müdürlüğü personeline yönelik hizmet içi eğitim düzenlendi. Eğitimde, kalp-damar hastalıkları, sağlıklı beslenme, obeziteyle mücadele, diyabet ve fiziksel aktivite başlıkları ele alındı. Türkiye Kalp-Damar Hastalıkları Önleme ve Kontrol Programı çerçevesinde gerçekleştirilen eğitimde, kalp sağlığının korunması, risk faktörlerinin azaltılması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının yaygınlaştırılmasına ilişkin bilgiler paylaşıldı. ’Kalbinizi Korumak Ellerinizde’ temasıyla düzenlenen eğitim, Diyetisyen Senem Kırlıoğlu tarafından verildi. Eğitimde, kalp-damar hastalıklarının önlenmesinde beslenme düzeni, fiziksel aktivite, obeziteyle mücadele ve diyabet kontrolünün önemine dikkat çekildi. Eğitimde ayrıca, kalp hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir olduğuna vurgu yapıldı.
21 Nisan 2026 Salı - 09:55
Bingöl’de vatandaşlar sağlıklı hayat merkezi ile yaşam kalitesini arttırıyor
Bingöl’de Sağlıklı Hayat Merkezi’nde ücretsiz olarak sunulan fizyoterapi hizmetleri sayesinde vatandaşlar yaşam kalitelerini artırıyor. Bingöl’de faaliyet gösteren Sağlıklı Hayat Merkezi’nde verilen ücretsiz fizyoterapi hizmetleri, özellikle kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları yaşayan vatandaşlara umut oluyor. Uzmanlar eşliğinde sürdürülen uygulamalarla birçok kişi günlük yaşamda yaşadığı ağrılardan kurtulurken, hareket kabiliyetini de yeniden kazanıyor. Merkezde hizmet alan Matematik Öğretmeni Hacer Gökbörü, tedavi sürecinden memnun olduğunu belirterek, "Günlük hayatta zorlandığım hareketlerim vardı. Fizyoterapistim sayesinde yapamadığım birçok hareketi yapabildiğimi fark ettim. Her gelmemde bana bir şeyler kattı. Özellikle meslek hastalığım olan boyun ağrılarım vardı, buna çok iyi geldi. Denge problemim olduğunu fark ettik ve bunun üzerine çalışmalar yaptık. Gittikçe ağrılarımın azaldığını hissediyorum" dedi. Fizyoterapist Hülya Kaya ise merkezde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi vererek, "Amacımız günlük yaşamda sık karşılaşılan bel, boyun ve sırt ağrıları, duruş bozuklukları ve hareket kısıtlılıkları gibi sorunlarda vatandaşlarımıza destek olmak. Kişiye özel değerlendirme ve egzersiz programlarıyla yaşam kalitesini artırmayı hedefliyoruz. Daha sağlıklı bir yaşam için herkesi merkezimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Uzman Doktor Rümeysa Albayrak da merkezin hizmetlerine ilişkin, "Merkezimizde sağlıklı bireylerin yaşam kalitesini artırmak, hastalık oluşmadan önlem almak ve toplumun sağlık okuryazarlığını geliştirmek amacıyla hizmet veriyoruz. Başvurular geçen yılın aynı dönemine göre üç buçuk kat arttı. Hizmetlerimiz tamamen ücretsizdir. Beslenme, fiziksel aktivite, psikososyal destek, sigara bırakma ve çocuk gelişimi gibi birçok alanda hizmet sunuyoruz. Randevular MHRS, aile hekimleri veya doğrudan merkezimiz aracılığıyla alınabiliyor" diye konuştu. Uzmanlar, erken müdahale ve düzenli egzersizin birçok hastalığın önlenmesinde önemli rol oynadığını vurgularken, vatandaşların bu tür ücretsiz sağlık hizmetlerinden faydalanmasının büyük önem taşıdığına dikkat çekti.
21 Nisan 2026 Salı - 09:29
Kadın Doğum Hastanesi binası, Aydın Devlet Hastanesi olarak hizmet verecek
Aydın Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin Aydın şehir Hastanesi’ne taşınmasının ardından boşaltılan binanın Aydın Devlet Hastanesi olarak hizmet vereceği öğrenildi. Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, Aydın Devlet Hastanesi yeni hizmet binası olarak planlanan Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin eski hizmet binasında kapsamlı bir inceleme ve değerlendirme ziyaretinde bulundu. Gerçekleştirilen ziyaret kapsamında, söz konusu sağlık tesisinin mevcut fiziki durumu, teknik altyapısı ve hizmet sunum kapasitesine ilişkin olarak Hastane Başhekimi ile İdari ve Mali Hizmetler Müdüründen bilgi alan Müdür Şenkul, poliklinik alanları, acil servis, ameliyathane, yataklı servisler başta olmak üzere ilgili birim ve ünitelerin fiziki mekanları yerinde değerlendirdi. Müdür Şenkul, ayrıca, sağlık hizmetlerinin daha etkin, verimli ve sürdürülebilir bir şekilde sunulabilmesi amacıyla yürütülmekte olan bakım, onarım ve iyileştirme çalışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Taşınma sürecinin önümüzdeki günlerde planlanarak tamamlanması bekleniyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
20 Nisan 2026 Pazartesi- 13:19
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi
2
20 Nisan 2026 Pazartesi- 09:57
Türkiye glutensiz yaşamda stratejik bir üst haline geldi
3
20 Nisan 2026 Pazartesi- 11:33
İş kazalarında erken müdahale uzvun durumunu belirliyor
4
20 Nisan 2026 Pazartesi- 10:04
Sağlıklıysanız az su içtim diye endişelenmeyin
5
19 Nisan 2026 Pazar- 13:17
’’Okullardaki şiddetin çözümü sorumluluğu paylaşmaktan geçiyor’’
22 Eylül 2025 Pazartesi - 13:17
Bir buçuk yıllık öksürüğün sebebi kabak çekirdeği çıktı
Malatya'da geçmeyen öksürük şikayetiyle hastaneye başvuran hastanın, öksürüğünün nedeninin akciğerine kaçan kabak çekirdeği olduğu ortaya çıktı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:33
Sürekli halsizlik ve yorgunluğa dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Uzm. Dr. Mehmet Çakır, "Basit bir yorgunluk gibi görünse de, ciddi hastalıkların belirtisi olabilir" dedi. Medical Point Gaziantep Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mehmet Çakır, halsizlik ve yorgunluk şikayetlerinin altında yatan hastalıklarla ilgili bilgi verdi. Dr. Çakır, halsizlik ve yorgunluğun sadece fiziksel değil, aynı zamanda ruhsal ve metabolik birçok problemin habercisi olabileceğine dikkat çekerek, "Mevsimsel geçişler, yoğun yaşam temposu ve stres derken, birçok kişi kendini sürekli yorgun ve halsiz hissettiğini dile getiriyor. Ancak bu şikayetler geçici olmaktan çıkıp kronik hale geldiyse, mutlaka ciddiye alınmalı. Yorgunluk masum olmayabilir. Her gün dinlenmiş uyanmak yerine bitkin kalkıyor, gün içinde enerjinizi toparlayamıyor ve sosyal hayatınıza dahi devam etmekte zorlanıyorsanız, bu bir uyarı sinyalidir. Özellikle bu durum iki haftadan uzun süredir devam ediyorsa, altta yatan nedenlerin araştırılması şart" ifadelerini kullandı. "Takviyeye başlamadan önce mutlaka bir doktora danışılmalı" Toplumda sık yapılan hatalardan birinin, halsiz hissedildiğinde bilinçsizce vitamin ya da enerji takviyesi almak olduğunu söyleyen Dr. Çakır, "Demir eksikliği ve anemi, tiroid bezinin yavaş çalışması (hipotiroidi), b12 ve d vitamini eksiklikleri, kronik stres ve depresyon, uyku bozuklukları ve uyku apnesi, şeker hastalığı (diyabet), karaciğer ve böbrek hastalıkları, bu gibi durumlar genellikle basit kan testleriyle teşhis edilebilir ve uygun tedaviyle kişinin yaşam kalitesi kısa sürede yükseltilebilir. Birçok kişi B12, demir ya da multivitamin takviyeleriyle kendini tedavi etmeye çalışıyor. Ancak bu maddelerin fazlası da en az eksikliği kadar zararlı olabilir. Bu yüzden herhangi bir takviyeye başlamadan önce mutlaka bir doktora danışılmalı" şeklinde konuştu. "Mümkün olduğunca stresten uzak durun" Yapılması gerekenleri anlatan Dr. Mehmet Çakır, "Halsizlik ve yorgunluk 2 haftadan uzun süredir devam ediyorsa. Sabahları dinlenmiş uyanamıyorsanız. Uykuya rağmen gün boyu kendinizi bitkin hissediyorsanız. İştahsızlık, kilo kaybı, unutkanlık gibi ek şikâyetler başladıysa. Günlük yaşam kaliteniz düştüyse. Yaşam Tarzınızda Küçük Değişiklikler, Büyük Etkiler oluşturabilir. Uyku düzenine dikkat edin. Sağlıklı ve dengeli beslenin. Bol su tüketin. Egzersizi ihmal etmeyin. Mümkün olduğunca stresten uzak durun" diye konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:22
Dil ve Edebiyat Konağı’nda tarih rüzgârı esti
Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi, 11 yıldır kesintisiz sürdürdüğü geleneksel tarih sohbetlerini bu yıl farklı bir atmosferde başlattı. Tarih sohbetlerinin ilk dersi, Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’nin yönetim merkezi olan Dil ve Edebiyat Konağı’nda yapıldı. Tarihî ve kültürel dokusuyla dikkat çeken konak, Erzurumlu gençlerin tarih yolculuğuna yeni bir soluk kazandırdı. Her hafta öğle arasında gerçekleştirilen sohbetlerde öğrenciler, kendi seçtikleri tarih ve edebiyat konularını hazırlayarak sunuyor. Bu etkinlik, gençlerin yalnızca tarihî bilgilerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda onları araştırmaya, okuma alışkanlığı kazanmaya, düşüncelerini ifade etmeye ve topluluk önünde konuşmaya teşvik ediyor. Öğrenciler, ders kitaplarının sınırlarını aşarak tarihe farklı pencerelerden bakma fırsatı buluyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi Başkanı Murat Ertaş, etkinlikle ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: "Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi olarak hedefimiz, şehrimize dil ve edebiyat alanında katkı sağlamak ve gençlerimize tarih ile dil şuurunu kazandırmaktır. Dil ve Edebiyat Konağı bu noktada önemli bir merkezdir. Gençlerimizi tarihle, edebiyatla ve kültürel mirasımızla buluşturmak bizim için kıymetli bir görevdir. Bu anlamlı etkinliğe ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyuyor, Nurettin Topçu Sosyal Bilimler Lisesi’ne teşekkür ediyorum. Etkinlikte söz alan tarih öğretmeni, araştırmacı ve yazar Taner Özdemir ise sohbetlerin gençler açısından büyük önem taşıdığını vurgulayarak, "Tarih sohbetleri, öğrencilerimizin tarihî olaylara olan ilgisini artırmak, onların araştırma ve sunum becerilerini geliştirmek için bir okul niteliği taşıyor. Her hafta farklı bir konuyu öğrencilerin kendi hazırlıklarıyla sunmaları, onların hem bilgi hem de ifade gücünü pekiştiriyor. Bu güzel imkânı sağlayan Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şubesi’ne teşekkür ediyorum" dedi. Programda öğrenciler, tarihî olaylardan edebî şahsiyetlere, medeniyetler tarihinden millî mücadeleye kadar birçok konuda hazırladıkları sunumları paylaştı. Katılımcılar, öğrencilerin heyecanı ve ilgisinin, sohbetlerin amacına ulaştığını ortaya koyduğunu belirtti. Erzurum’un kültür ve düşünce hayatına uzun yıllardır katkı sağlayan Dil ve Edebiyat Konağı, bu defa gençlerin tarihî birikimlerini paylaşmasına sahne oldu. Tarih sohbetleri, ilerleyen haftalarda da öğrencilerin belirleyeceği yeni konularla sürecek. Böylece Erzurum, hem gençlerin ufkunu açan hem de şehrin kültürel hayatına canlılık katan bir etkinliğe ev sahipliği yapmaya devam edecek
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:06
Çayırova’yı sevindiren haber: Hastane inşaatı yeniden başlıyor
Çayırova Devlet Hastanesi’nin inşaat süreci yeniden başladı. Yeniden yapılan ihalenin ardından çalışmalar için yüklenici firma sahada faaliyete geçti. Geçtiğimiz aylarda ihalesi tamamlanan Çayırova Devlet Hastanesi Projesi’nde inşaat çalışmaları yeniden başlatıldı. Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, yüklenici firma yetkilileriyle birlikte alanda incelemelerde bulunarak süreçle ilgili bilgi aldı. "Sözümüz sözde kalmasın" Proje alanında Çayırova Devlet Hastanesi’nin inşaat sürecine ilişkin açıklamalarda bulunan Başkan Çiftçi, şunları dile getirdi; "Sözümüz, sözde kalmaz. Göreve geldiğimiz ilk günden bu yana Çayırova’mızın en büyük ihtiyacı ve hepimizin en büyük hayali olan Devlet Hastanesi için gece gündüz demeden mücadele ediyoruz. Hayallerimizin peşini hiçbir zaman bırakmadık. Bizim hiçbir sözümüz sözde kalmadı, inşallah kalmayacak. Bildiğiniz gibi koronavirüs salgını ve depremden dolayı hastane inşaatımızın ihalesi iki defa iptal edilmişti. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın olurlarıyla, geçtiğimiz aylarda yeniden yapılan ihalenin ardından hastanemizin inşaatı yeniden başlıyor. Artık, hayallerimizin gerçeğe dönüşeceği bir sürecin içindeyiz. Bundan sonra da adım adım, kararlılıkla ve sabırla hastanemizin inşaatını takip edecek, bu eseri en kısa sürede Çayırova’mıza kazandıracağız inşallah. Rabbim hayırlı eylesin" dedi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 12:03
Ailedeki meme kanseri öyküsü prostatın habercisi
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, "Ailede meme kanseri riskini artıran genler (BRCA1 veya BRCA2) varsa veya ailede meme kanseri öyküsü varsa, prostat kanseri riskiniz daha yüksek olabilir" dedi. Medicana International Samsun Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Önder Çinar, "prostat kanseri" hakkında bilgilendirmede bulundu. Babada ve erkek kardeşlerde prostat kanseri teşhisi mevcutsa, prostat kanseri riskinin artabileceğine değinen Doç. Dr. Çinar, "Ayrıca, ailede meme kanseri riskini artıran genler (BRCA1 veya BRCA2) varsa veya ailede güçlü bir meme kanseri öyküsü varsa, prostat kanseri riskiniz daha yüksek olabilir. Obez olan kişilerde prostat kanseri riski, sağlıklı kilolu olduğu düşünülen kişilere kıyasla daha yüksek olabilir, ancak araştırmalar karışık sonuçlar vermiştir. Obez kişilerde, kanserin daha agresif olması ve ilk tedaviden sonra geri dönme olasılığı daha yüksektir. Prostat kanseri tanısında altın standart yöntem, prostat iğne biyopsisidir, PSA yüksekliği olan veya rektal muayenede anormal bulgular saptanan hastalara prostat iğne biyopsisi önerilmektedir. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan 40 yaşın üzerinde olan erkeklerde, ailesinde prostat kanseri öyküsü olmayan 50 yaşın üzerindeki erkeklerde en az yılda 1 kez PSA kontrolü ve parmakla rektal muayene önerilmektedir" diye konuştu. Prostat kanserinin tedavisi hastalığın klinik evresine göre değişiklik gösterdiğini ifade eden Çinar, "Prostatta sınırlı hastalığı olan bireylerde eğer metastaz bulgusu da yoksa genellikle prostat kanserine yönelik tedavi seçenekleri gündeme gelmektedir. Bunlar içerisinde 1 aktif izlem, 2 radikal prostatektomi, 3 radyoterapi, gibi seçenekler mevcuttur. Radikal prostatektomi açık, laparoskopik ya da robotik şekilde yapılabilir. Bu üç tekniğin, hastalığın kontrolü açısından birbirine üstünlüğü yoktur. Laparoskopik ve robotik cerrahi ise açık cerrahiye oranla daha az kan kaybı, daha az ağrı ve daha az hastanede yatış süresi gibi avantajları vardır" şeklinde konuştu.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:23
Üroloji uzmanı uyardı: "45 yaş üstüne prostat ve böbrek muayenesi şart"
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Şakir Aydoğan, "İlerleyen yaş ile birlikte artan risk faktörleri, günlük hayat temposu ve beslenme düzensizliği erkek sağlığında prostat ile böbrek hastalıklarına yol açabiliyor. 45-50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka böbrek taşı ve prostat muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları önem arz etmektedir" dedi. Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Şakir Aydoğan yaz mevsiminde artış gösteren böbrek taşı ve prostat hastalıkları konusunda uyarılarda bulunarak önemli bilgiler verdi. "Sıcak havalarda taş oluşumu riski artıyor" Yaz aylarında terleme yoluyla artan sıvı kaybı, idrarın yoğunlaşmasına ve böbrek taşı oluşumuna zemin hazırladığına dikkat çeken Opr. Dr. Şakir Aydoğan, "Özellikle yeterli su tüketmeyen bireylerde taş oluşumu riski ciddi oranda artmaktadır. Bu anlamda günde en az 2-2.5 litre su içilmeli, tuz tüketimi azaltılmalı ve düzenli egzersiz ihmal edilmemelidir" diye konuştu. "Bu belirtilere dikkat" Dr. Aydoğan hastalık belirtileri ile ilgili, "İlerleyen yaşlarda ortaya çıkabilen ve belirtilerinde sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, idrar yapmaya başlamadan önce bekleme süresinin uzaması, Mesanenin tam boşalmadığı hissi gibi durumu da erkeklerde sık görülen iyi huylu prostat büyümesi veya prostat kanseri gibi hastalıklar karşımıza çıkmaktadır. Bunun için yukarıda saydığımız belirtiler dikkate alınmalıdır. Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi korunabiliyor hem de tedavi süreci daha başarılı ilerlemektedir" şeklinde konuştu. "Düzenli muayene ile etkin tedavi" Aydoğan şunları söyledi: "İlerleyen sağlık teknolojileri sayesinde uygulanan kapalı böbrek taşı ameliyatları (PNL, RIRS) ve kapalı prostat ameliyatları (TUR-P) gibi modern cerrahi yöntemler, hastaların kısa sürede sağlığına kavuşmasını sağlamaktadır. Ayrıca, HoLEP gibi lazer teknolojileriyle yapılan prostat tedavileri, minimal invaziv yaklaşımla daha az komplikasyon riski sunmaktadır. Bu anlamda 45-50 yaş üzeri erkeklerin mutlaka böbrek taşı ve prostat muayenelerini düzenli olarak yaptırmaları önem arz etmektedir."
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:17
Ekranla büyüyen nesil, uzağı göremiyor
Dijital ekran kullanımının artması ve açık havada geçirilen sürenin azalmasıyla birlikte çocukluk çağında başlayan miyopi (Uzağı görememe), yaygın bir göz hastalığı haline geliyor. Uzmanlar, miyopinin tedavi edilmemesi durumunda kalıcı görme tembelliğine yol açabileceği uyarısında bulunurken, Dünya Sağlık Örgütü 2050 yılına kadar dünya nüfusunun yarısının miyop olacağını öngörüyor.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:09
Löseminin sessiz türünden korunmak için kan testi kritik önemde
Kronik Miyeloid Lösemi’nin (KML) sessiz ilerleyen, ancak erken teşhisle tedavi başarısı artan bir hastalık olduğunu belirten Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "KML çoğu zaman rutin kan testlerinde tesadüfen tespit ediliyor. Erken dönemde fark edilmesi, hastalığın kontrol altına alınmasında büyük avantaj sağlıyor. Erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam kalitesinin korunması ve uzun dönem sağ kalım sağlanabilir" dedi. Kronik Miyeloid Lösemi hakkında detaylı bilgi veren VM Medical Park Bursa Hastanesi Hematoloji Uzmanı Dr. Nihan Alkış, "KML; kemik iliğinde kan oluşturan ana hücrelerden gelişen, olgunlaşmamış hücre birikimiyle seyreden yavaş ilerleyici bir kan ve kemik iliği hastalığıdır. Çoğu KML’li hücrede, 9. kromozomdan bir parçanın kopup 22. kromozoma gelmesi, 22. kromozomdan bir parçanın da 9. kromozoma gitmesi sonucu anormal protein üreten (BCR:ABL1 geni ve proteini) ve beyaz kan hücrelerinin kontrolsüz çoğalmasına yol açan genetik değişiklik (translokasyon) bulunur. Bu yeni gelişen anormal kromozoma, keşfedildiği şehre ithafen "Philadelphia kromozomu (Ph kromozomu)" adı verilmektedir. Hastalığa sebep olan bu anormal kromozom kodlarından esinlenilerek, her yılın Eylül ayının (9. ay) 22. günü Dünya KML Farkındalık Günü olarak anılmaktadır" diye konuştu. "Belirtiler halsizlikten karında dolgunluk hissine kadar uzanıyor" KML’de anormal şekilde kemik iliğinde artan beyaz kan hücrelerinin kansızlığa yol açabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Alkış, bu durumun halsizlik, yorgunluk, nefes darlığı, baş dönmesi, çarpıntı ve kemik ağrıları gibi yakınmalara neden olduğunu belirtti. Dalak büyümesinin de sık görülen belirtiler arasında olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Alkış, "Karın sol üst kısmında dolgunluk hissi veya yemeklerde erken doyma şikâyeti olabilir. Bazı hastalar kilo kaybı yaşayabilir. Ancak hastaların önemli bir kısmı herhangi bir şikâyet olmaksızın rutin kan tetkiklerinde lökosit yüksekliği tespit edilerek hekime yönlendirilir" dedi. "Tanı kan sayımı, kemik iliği incelemesi ve genetik testlerle tanı konuyor" KML tanısının rutin kan sayımı, periferik kan yayması, kemik iliği aspirasyon ve biyopsisi ile konduğunu aktaran Dr. Alkış, "Hastaların yaklaşık yüzde 90-95’inde Philadelphia kromozomu (t(9;22)) pozitif tespit edilir. Bu genetik inceleme, tanının doğrulanması açısından kritik öneme sahiptir" diye konuştu. "Modern yaklaşımlarla uzun sağkalım mümkün" Uzm. Dr. Alkış, KML’nin kronik, akselere (hızlanmış) ve blastik evre (akut lösemiye dönüşme) olarak üç safhada seyrettiğini belirterek, "Hastalar genellikle kronik evrede tanı alır ve bu dönemde süreçlerini ayaktan sürdürebilir. Düzenli takip edilmediğinde veya yanıt alınamadığında hastalık ilerleyerek akselere ve ardından blastik evreye geçebilir. KML’de hedefe yönelik "tirozin kinaz inhibitörleri" (imatinib, nilotinib, dasatinib ve bosutinib; bazı dirençli hastalarda ponatinib ve asciminib) ile uzun sağ kalım süreleri elde edilebilmektedir. Kök hücre nakli ise bazı dirençli olgularda önemli bir seçenektir" dedi. "Düzenli takip hayat kurtarır" Dr. Alkış, KML hastalarının düzenli kontrollerini aksatmamasının sürecin başarısında kritik önemde olduğunu vurgulayarak, "Erken tanı ve düzenli takip sayesinde hastalığın kontrol altında tutulması, yaşam kalitesinin korunması ve uzun dönem sağkalım sağlanabilir" ifadelerine yer verdi.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:07
Kütahya’da sağlıklı yaşam farkındalığı için festival düzenlendi
Kütahya’da, Ayaz Ata Sağlık Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği öncülüğünde "Minik Adımlar Sağlıklı Yarınlar" anlayışıyla MİNSAFEST Festivali gerçekleştirildi. Çocukların geleceğe güvenle adım atmalarını, gençlerin bilinçle yetişmelerini ve yetişkinlerin sağlıklı bir yaşam sürmelerini desteklemek amacıyla düzenlenen festivale yoğun katılım sağlandı. Gençlik ve Spor İl Müdürü Bülent Küçük de etkinliğe katılarak, bu organizasyonda emeği geçen sivil toplum kuruluşlarına ve gönüllülere teşekkür etti.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 11:05
Şeker tüketimini azaltmak kişinin elinde
Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Dâhiliye Uzmanı Prof. Dr. Devrim Sinem Küçüksaraç Kıyıcı, özellikle çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıklarının, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturduğunu belirtti. 19-25 Eylül Dünya Şeker Tüketimine Dikkat Haftası kapsamında açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Kıyıcı, şekerin yalnızca çay ve kahveye katılan bir gıda olmadığını dile getirdi. Hazır gıdalarda, paketli ürünlerde, meşrubatlarda, tatlılarda hatta tuzlu atıştırmalıklarda bile yüksek miktarlarda gizli şeker bulunduğunu vurgulayan Kıyıcı, "Ne yazık ki bu da günlük ihtiyacımızın çok üzerinde şeker tüketimine sebep oluyor" dedi. Dünya Sağlık Örgütü’nün tüketilen günlük serbest şeker miktarının toplam kalori ihtiyacının yüzde 10’unu geçmemesine hatta mümkünse yüzde 5’in altına indirilmesini önerdiğinin altını çizen Kıyıcı, "Yani ortalama sağlıklı bir yetişkin için günlük tüketilebilecek şeker miktarı 50 gramın hatta daha iyisi 25 gramın altında olmalıdır. Bu miktarda yaklaşık 6 ile 12 çay kaşığı arasına tekabül ediyor. Ancak ülkemizde ve dünyada tüketim bu miktarın çok üzerindedir" şeklinde konuştu. Şeker tüketiminin kilo fazlalığı başta olmak üzere; insülin direnci, tip 2 diyabet, karaciğer yağlanması, kalp damar hastalıkları ve diş çürüklerine yol açtığı bilgisini veren Kıyıcı, "Üstelik çocukluk çağında edinilen yüksek şeker tüketim alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda ciddi sağlık problemlerinin temelini oluşturuyor. Oysa sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla bu riski azaltmak elimizdedir. Şekerli içecekler yerine suyu tercih etmek, tatlı tüketimini özel günlerle sınırlamak, paketli yapımlar yerine ev yapımı doğal besinlere yönelmek sağlığımız için büyük yatırım olacaktır" diye konuştu. Şekerin tamamen yasaklanması değil, ölçülü ve bilinçli tüketilmesi gerektiğine işaret eden Kıyıcı son olarak, "Vücudumuzun ihtiyacı olan şekerin doğal besinlerden, meyvelerden karşılanması en doğrusudur. Bu hafta vesilesi ile herkesi şeker tüketimini gözden geçirmeye, kendisi ve sevdikleri için daha sağlıklı seçimler yapmaya davet ediyoruz. Sağlıklı gelecek, bilinçli tercihlerle başlar" ifadelerini kullandı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:55
İzmir’de Burkina Fasolu sağlıkçılar sertifikalarını aldı
Burkina Faso’dan gelen 16 sağlık çalışanı, İzmir’de verilen acil ve afet konulu kapsamlı eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını aldı. Program, 43 ülkeden toplam 923 sağlık profesyoneline verilen uluslararası eğitimlerin bir parçası oldu. Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında İzmir’de 43.’sü gerçekleştirilen eğitim programını başarıyla tamamlayan Burkina Fasolu sağlıkçılara sertifikaları törenle teslim edildi. Programa, İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak, Burkina Fasolu sağlık çalışanları ve Acil Sağlık Hizmetleri başkanlığı yöneticileri ve eğitimciler katıldı. "43 ülkeden 923 sağlık çalışanına eğitim" İzmir İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ayhan Kul yaptığı konuşmasında Burkina Faso’dan gelen sağlık çalışanlarını ülkemizde özellikle İzmir’de ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Kul: "Bakanlığımız koordinasyonunda devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Eğitimleri kapsamında bugüne kadar Burkina Faso’dan gelen misafirlerimizle birlikte toplam 43 ülkeden 923 sağlık çalışanına İzmir’de eğitim verilmiştir. Acil sağlık hizmetleri alanında eğitim verilen bu programlar, yalnızca bilgi ve deneyim paylaşımını değil, aynı zamanda dostluk ve işbirliği köprülerinin güçlenmesini de sağlamaktadır. Eminim ki burada edindiğiniz tecrübeler, ülkelerinizde birçok hayatın kurtarılmasına vesile olacak ve meslek yaşamınıza değerli katkılar sunacaktır" şeklinde konuştu. TİKA Uzmanı, Proje Koordinatörü Salih Çolak’ta bu proje kapsamında verilen eğitimlerin İzmir’de devam edeceğini vurgulayarak emeği geçen herkese teşekkür etti. Burkina Faso Eğitim Koordinatörü Anestezi Uzmanı Prof. Dr. Armel Flavien Kabore de yaptığı konuşmasında, eğitim programından ve organizasyondan çok memnun kaldıklarını, acil ve afet konularında oldukça verimli bir eğitim süreci geçirdiklerini belirtti. Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü ile Avrupa birliği ve Dış ilişkiler Genel Müdürlüğü organizasyonuyla devam eden Uluslararası Acil Sağlık Hizmetleri Uygulayıcı ve Eğitici Eğitimleri kapsamında Burkina Faso’dan gelen 9 doktor, 7 hemşireden oluşan toplam 16 sağlık profesyoneline acil ve afet konularında eğitimler verildi. İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Acil Sağlık Hizmetlerinde görev yapan uzmanlar tarafından; acil sağlık hizmetleri alanında dünyaca kabul edilmiş eğitimlerin yanında, ülkemizin tanıtımını içeren sunumlar, acil sağlık sistemi organizasyonu, UMKE eğitimleri ve hastane hizmetlerinin tanıtımı konularında kapsamlı bilgiler aktarıldı.
22 Eylül 2025 Pazartesi - 10:44
Hakkari’de iş yerlerine yönelik sıkı denetim
Hakkari Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekipleri, vatandaşların sağlığını ve bütçesini korumak amacıyla yoğun bir çalışma yürütüyor. Ekipler, fahiş fiyat uygulamalarına ve tarihi geçmiş ürünlere karşı sıkı denetimlerini aralıksız sürdürüyor. Market, bakkal, manav ve zincir mağazalarda tek tek inceleme yapan ekipler, hem rafları hem de kasa fiyatlarını titizlikle kontrol ediyor. Vatandaşların mağdur olmaması için gece gündüz çalışan ekiplerin bu özverili çabası, halkın takdirini kazanıyor. Ticaret İl Müdürlüğü ve zabıta ekiplerinin koordineli yürüttüğü denetimlerde; etiketsiz ürünler, kasa-raf fiyat farklılıkları ve son kullanma tarihi geçmiş gıdalar mercek altına alınıyor. Kurallara uymayan işletmelere ise cezai işlem uygulanıyor. Hakkari’de sürdürülen bu titiz çalışmalar, hem tüketicilerin güvenini artırıyor hem de sağlıklı ve adil bir piyasa ortamı oluşturuyor. Halk, yetkililerin yoğun gayreti sayesinde gönül rahatlığıyla alışveriş yapmanın mutluluğunu yaşıyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder