SAĞLIK
21 Nisan 2026 Salı - 16:55 87 yıllık hastane yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan’da taşınıyor Zonguldak’ta 87 yıldır hizmet veren Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi, yapısal riskler nedeniyle 23 Nisan 2026 itibarıyla Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binası’na taşınıyor. Zonguldak’ta 87 yıldan bu tarafa vatandaşlara sağlık hizmeti sunan Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi 23 Nisan 2026 perşembe günü Atatürk Devlet Hastanesi Site Ek Binasına taşınacak olup, bu tarihten itibaren tüm birimleri ile yeni yerinde sağlık hizmeti verecek. İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün konu ile ilgili olarak yapmış olduğu açıklamada özetle şöyle dedi: "Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanemizin ana binasında, ilave binalar, poliklinik binası ile tanı ve arşiv binalarında ciddi yapısal riskler tespit edilmişti. Bunu için Sağlık Bakanlığımız Sağlık Yapıları Yıkım Değerlendirme Komisyonu tarafından 21 Mart 2025 tarihinde yıkım kararı alınmıştı. 26 Eylül 2025 tarihinde İl Sağlık Müdürlüğümüze iletilmişti, yapılan idari ve teknik değerlendirmeler sonucunda sağlık hizmetinde aksama yaşanmaması ve vatandaşlarımızın mağduriyetini en aza indirilmesi amacıyla Uzun Mehmet Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi Atatürk Devlet Hastanesi’ne bağlı site ek binaya taşınması Sayın Valimizin başkanlığında oluşturulan komisyon kararı alınmıştı. Yapılan düzenlemeler sonrası 23 Nisan 2026 Perşembe gününden itibaren Atatürk Devlet Hastanemiz Ek Binasında vatandaşlarımıza yeni yerinde sağlık hizmeti vermeye başlayacaktır."
Uzmanından uyarı: "Öğretmen ve yöneticiler ’akran zorbalığı’na karşı dikkatli olmalı"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 13:06 Uzmanından uyarı: "Öğretmen ve yöneticiler ’akran zorbalığı’na karşı dikkatli olmalı" Psikolog Ozan Yazıcı, öğrenci ve yöneticilerin "akran zorbalığı"na karşı dikkatli olması gerektiğini söyledi. Öğretmenlerin sınıf içinde proaktif bir rol üstlenmesi gerektiğini dile getiren Liv Sağlıklı Yaşam Merkezi’nden Psikolog Ozan Yazıcı, açık iletişim ortamı oluşturmanın önemine değindi. Akran zorbalığına karşı dikkat edilmesi gerekenler hakkında açıklamalarda bulunan Psk. Yazıcı, "Çocukların duygu ve düşüncelerini güvenle paylaşabildiği bir sınıf iklimi, zorbalığın önüne geçer. Öğretmenler öğrencilere empati, farklılıklara saygı ve sağlıklı iletişim becerilerini kazandırmalıdır. Net kurallar, düzenli bilgilendirme toplantıları ve veli iş birlikleri etkili yöntemlerdir. Müdürlükler, öğretmenlere destek olacak şekilde rehberlik servisleriyle koordineli çalışmalı, zorbalık vakalarında şeffaf ve hızlı müdahale süreçleri işletmelidir" dedi. "Zorbalıkla mücadele ancak bilinçli ve kararlı bir tutumla başarıya ulaşır" Son olarak tüm okul personeline yönelik eğitimlerin zorunlu hale getirilmesinin önemine dikkat çeken Psk. Yazıcı, "Öğretmen ve yöneticiler hangi durumda nasıl bir tutum sergileyeceğini bildiğinde, öğrenciler kendini daha güvende hisseder. Zorbalıkla mücadele, ancak bilinçli ve kararlı bir tutumla başarıya ulaşır. Ailelerle etkin bir iletişim süreci inşa edilerek, zorbalık davranışı sergileyen veya zorbalık mağduru olan öğrencilerin ev ortamında da gözlem, destek ve rehberlik ihtiyaçlarının karşılanması adına okul ve ebeveynler iş birliği içinde hareket edilmelidir" diye konuştu.
Sivaslılar bisiklet turunda buluştu, hareketlilik haftasına dikkat çekti
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:51 Sivaslılar bisiklet turunda buluştu, hareketlilik haftasına dikkat çekti Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında Sivas Valiliği, Sivas Belediyesi ve Sivas Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle bisiklet turu düzenlendi. Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu ve Sivas AB Bilgi Merkezi koordinasyonunda, Sivas Valiliği, Sivas Belediyesi ve Sivas Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğiyle düzenlenen Sivas Bisiklet Turu, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Recep Tayyip Erdoğan Bulvarı’nda başlayan etkinlikte yüzlerce bisikletli, hem sağlıklı yaşamın hem de çevre dostu ulaşımın önemine dikkat çekti. Etkinlikte konuşan Sivas Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Zeki Özdemir, "Sivas’ta ticaret ve sanayi hayatının gelişimi kadar, şehrimizin sosyal yaşamını da zenginleştiren etkinliklere destek veriyoruz. Avrupa Hareketlilik Haftası’nı sahiplenmek, geleceğe daha sağlıklı ve çevreci bir şehir bırakma yolunda önemli bir adımdır. İnsanların sağlıklı, güvenli ve çevre dostu bir yaşam sürebilmesine odaklanan projelere ihtiyaç var. Bundan sonra yapılacak şehir planlamalarında bisiklet yollarının artırılması, hem sağlıklı yaşamı destekleyecek hem de şehrimizin modern kimliğine katkı sağlayacaktır. Sivas Ticaret ve Sanayi Odası olarak biz, ekonomik kalkınmayı sosyal gelişimle birlikte ele alıyor; şehrimizin geleceğini şekillendirecek her projede toplumsal faydayı gözetiyoruz. Bu nedenle sosyal yaşamı zenginleştiren, çevreyi koruyan ve insan odaklı şehircilik anlayışını destekleyen her çalışmanın yanında olmaya devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
Prof. Dr. Aslan Güzel: "Beyin tümörlerinde erken teşhis hayat kurtarıyor"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:21 Prof. Dr. Aslan Güzel: "Beyin tümörlerinde erken teşhis hayat kurtarıyor" Medical Point Gaziantep Hastanesi Nöroşirurji Uzmanı Prof. Dr. Aslan Güzel, beyin tümörleri konusunda toplumda farkındalığın artırılması gerektiğini vurgulayarak, belirtiler, tanı yöntemleri ve modern tedavi seçenekleri hakkında önemli bilgi verdi. Beyin tümörü ile ilgili bilgi veren Prof. Dr. Güzel, "Beyin tümörleri, beynin içinde veya çevresinde bulunan zarların hücrelerinden kaynaklanan kitlelerdir. İyi huylu (benign) veya kötü huylu (malign) olabilirler. Her iki tür de beyinde bası oluşturarak hayati fonksiyonları etkileyebilirler. Tümörün yerleşimi, hastanın yaşadığı belirtilerini ortaya koyar. Örneğin motor korteksteki tümörler kol ve bacaklarda güç kaybı veya felce, konuşma merkezine yakın olanlar ise iletişim ve konuşmada sorun oluşturabilir. Beyin tümörleri sinsi ilerledikleri gibi ani belirtilerle kendilerini gösterebilir. Özellikle ani ortaya çıkan havale, dengesizlik, güç kaybı ve aşağıdaki şikayetler uzun süredir devam ediyorsa mutlaka uzman kontrolü önerilir, sabahları şiddetlenen baş ağrısı, görme bozuklukları, çift görme, denge kaybı, sersemlik, nöbet geçirme (epilepsi), unutkanlık, algı bozuklukları, kişilik değişiklikleri varsa öncelikle bir hekime başvurmaları önerilir" dedi. "Cerrahi endikasyonu olan bölgelerdeki tümörlerde cerrahi ile sonuçlar almaktayız" Prof. Dr. Güzel, "Baş ağrısı yaygın bir şikayet olsa da, alışılmadık şekilde artan, uykudan uyandıran ve bulantı-kusma ile birlikte ise ciddiye alınmalı ve tetkik edilmelidir. Beyin tümörlerinin teşhisinde Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG) ve Bilgisayarlı Beyin Tomografi (BBT) en etkili yöntemlerdir. Medical Point Gaziantep’te bu teknolojiler erken tanı için aktif şekilde mevcut durum hali hazırda yapılmaktadır. Gerekli durumlarda biyopsi ile tümörün kesin yapısı belirleniyor. Hastanın durumuna göre uygun tedavi seçenecek veya seçenekleri uygulanmalıdır. Tedavi, tümörün türü, büyüklüğü, yayılımı ve hastanın genel sağlık durumuna göre planlanıyor. Cerrahi müdahale, gamma knife, radyoterapi ve kemoterapi genellikle birlikte uygulanıyor. Cerrahi endikasyonu olan bölgelerdeki tümörlerde cerrahi ile sonuçlar almaktayız. Mikrocerrahi yaparken, nöronavigasyon ve intraoperatif Ultrasonografi - İntraoperatif Doppler tetkikleri yardımcı aletleri işin güvenini sağlamaktadır" şeklinde konuştu. "İyi huylu tümörler de tehlikeli olabilir" Beyin tümörleri konusunda ailelere ileriye yönelik takip ve tedavi konusunda açıklayıcı bilgiler paylaşılması gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Güzel, "İyi huylu tümörler metastaz yapmaz ancak büyüdüklerinde beyin dokusuna baskı yaparak ciddi sorunlara yol açabilir. Bunlarında bir kısmı maalesef tekrar edebilmektedir ve yakın takip gerekmektedir. İyi huylu olması zararsız olduğu anlamına gelmez. Örneğin görme siniri ya da beyin sapına ciddi bası yapan tümörlere erken müdahale gerektirebilir. Her baş ağrısı tümör belirtisi değildir, ancak kronikleşen ve nörolojik belirtilerle birlikte olan şikayetlerde mutlaka nöroloji uzmanı veya nöroşirurji uzmanına başvurulmalıdır. Erken tanı erken teşhis beyin tümörlerinde başarı şansını önemli ölçüde arttırmaktadır" diye konuştu.
Devletten destek alan diş hekimi laboratuvar kurdu
17 Eylül 2025 Çarşamba - 12:06 Devletten destek alan diş hekimi laboratuvar kurdu Uzman Diş Hekimi Özge Erarslan Gürbüz, devlet desteğiyle kurduğu laboratuvar sayesinde artan klinik sayısına ve yaz aylarında yoğunlaşan hasta taleplerine hızlı ve teknolojik cevap vermeyi hedefliyor. Tunceli’de diş kliniği sayısındaki artış, ve özellikle yaz aylarında kentin nüfus oranının 2-3 katına çıkması, beraberinde diş protezi talebini de yükseltti. Mevcut laboratuvarların kapasitesinin yetmediğini tespit eden Uzman Diş Hekimi Dr. Özge Erarslan Gürbüz, bununla ilgili bir araştırmalar yaptı. Araştırmalar neticesinde KOSGEB desteğiyle kendi laboratuvarını kurabileceğini öğrenen Dr. Gürbüz, gerekli başvuruları yaparak destek almaya hak kazandı. Gürbüz, devletten aldığı destek ile diş protez laboratuvarı kurdu. Son zamanlarda bölgedeki diş kliniği sayısında artış olduğunu ve talebi karşılayabilecek diş protez laboratuvarının bulunmadığını belirten Dr. Gürbüz, protetik diş tedavisi noktasında, işin mutfağında da bulunmak istediğini belirtti. KOSGEB desteğiyle hızlıca laboratuvar kurabildiğini ifade eden Dr. Gürbüz, "Son zamanlarda diş kliniği sayısında bayağı bir artış oldu. Ama bunu karşılayabilecek bir diş protez laboratuvarı ne yazık ki yok. Özellikle yazın Tunceli nüfusu yaklaşık 2-3 katına çıkıyor ve bu hasta sayısını da aynı oranda artırıyor. Özellikle bu hastaların buradaki vakitleri çok kısıtlı olduğundan dolayı hızlı bir iş akışı sağlamamız gerekiyor. Daha önceden iyi bir iş yapabilmek adına uzaktaki bazı şehirlere göndermek durumunda kalıyorduk. Bu fikrin doğuş noktalarından biri de buydu. Böylece kendi birimimizde bu işlemleri hızlıca tamamlayıp ilgili yerlere gönderebiliyoruz" dedi. Gürbüz, "Bu girişimde bulunmamın en büyük nedenlerinden biri, ben bir protetik diş tedavisi uzmanıyım ve protetik diş tedavisi diş hekimliği hastaların en yüksek estetik beklentiyle başvurduğu branştır. Burada işin yarısı hekime düşerken diğer yarısı teknisyene yani bu işi tasarlayan kişiye düşüyor. Bu yüzden bu işin sadece yüzde 50’sinde kalmak istemedim. Bir laboratuvar kurarak işin mutfağında da yer almayı çok istedim ve böyle bir girişimde bulundum. Bunu KOSGEB desteğiyle normalden biraz daha hızlı ve kolay bir şekilde bir şekilde yapma imkanım oldu. Daha güncel ve daha teknolojik cihazlarla, daha hızlı bir şekilde laboratuvarımı kurma şansım oldu. Şu an dijital iş akışıyla kliniklerden gelen dijital veya konvansiyonel ölçüleri tarayıp, üzerinde dişlerle ilgili tasarımlar yapıyoruz. Aynı zamanda kron, köprü, implant üstü ya da diş üstü protezlerin dizaynını yaptıktan sonra CAD-CAM cihazımızla üretimlerini sağlayıp hekimlere gönderiyoruz" şeklinde konuştu.
Dr. Arif Keleşoğlu: "Sonbahar alerjisinde şikâyetler doğru tedaviyle yüzde 80’e kadar azalıyor"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:51 Dr. Arif Keleşoğlu: "Sonbahar alerjisinde şikâyetler doğru tedaviyle yüzde 80’e kadar azalıyor" Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, sonbahar alerjisinin yönetilebilir bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, doğru tedavi ve basit önlemlerle şikâyetlerin yüzde 80’e kadar azaltılabileceğini söyledi. Yaprakların sarardığı, havanın serinlediği sonbahar ayları birçok kişi için alerji mevsimi anlamına geliyor. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, "Doğru tedavi ve önlemlerle sonbahar alerjisine bağlı şikâyetler yüzde 70-80 oranında azaltılabilir" dedi. "Sonbahar alerjileri astım ataklarını tetikleyebilir" Dr. Keleşoğlu, sonbahar alerjisinin genellikle mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) olarak bilindiğini belirterek, "Bağışıklık sistemi polen, küf sporları, ev tozu akarları gibi çevresel etkenlere aşırı tepki verir. Bu durum hapşırma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve astım ataklarını tetikleyebilir" dedi. "İlkbahar alerjisi olanlar daha riskli" Keleşoğlu, özellikle genetik yatkınlığı bulunanlar, astım hastaları, çocuklar, yaşlılar ve nemli bölgelerde yaşayanların sonbahar alerjilerine karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, "İlkbahar alerjisi öyküsü olanlar sonbaharda yeniden şikâyet yaşayabilir" uyarısında bulundu. "Kış aylarında da devam edebilir" "Sonbahar alerjileri Eylül ve Ekim’de zirve yapar, ancak küf ve ev tozu akarları nedeniyle kışın da sürebilir" diyen Keleşoğlu, tedavi edilmeyen vakalarda semptomların haftalarca devam edebileceğini söyledi. Dr. Keleşoğlu’ndan şikâyetleri azaltacak öneriler Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, şikâyetleri yüzde 70-80 oranında azaltabilecek önlemleri, "Polen yoğun günlerde dışarı çıkmayın, pencereleri kapalı tutun, klima filtrelerini düzenli değiştirin. Evde nem oranını yüzde 30-50 arasında tutarak küf oluşumunu önleyin. Dışarıdan gelince kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın. Antihistaminik ilaçlar, burun spreyleri ve alerji aşıları etkili tedavilerdir. Astım riski varsa inhaler kullanın" şeklinde sıraladı. "Bağışıklığı güçlendirmek destek sağlar" Beslenmenin önemine de değinen Keleşoğlu, "C vitamini açısından zengin meyveler, omega-3 yağ asitleri, probiyotikler ve D vitamini bağışıklığı destekleyerek alerjiye karşı dolaylı fayda sağlar" diye konuştu.
Yaklaşık 1 yıldır içemediği suyun ve yiyemediği yemeklerin acısını yaprak sarmasıyla çıkardı
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:31 Yaklaşık 1 yıldır içemediği suyun ve yiyemediği yemeklerin acısını yaprak sarmasıyla çıkardı Yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları gibi belirtileri olan Nazan Ekmekçi, yaklaşık 1 yıldır suyu bile zor içerken, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde uygulanan POEM (Peroral Endoskopik Myotomi) tedavisi ile sağlığına kavuşmanın mutluluğunu, sarma yiyerek yaşadı. Konya’da yaşayan ve 2 çocuk annesi olan Nazan Ekmekçi, Aralık 2024’ten beri yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları yaşamaya başladı. Yaşadığı rahatsızlıklar sonucu şifa bulmak üzere hastaneye başvuran Ekmekçi, reflü şüphesinden dolayı ilaç tedavisine başladı. Bir süre daha şikayetlerinin devam etmesiyle tekrar hastaneye başvuran Ekmekçi, Ankara’ya gitme tavsiyesi aldı. Bunun üzerine Başkent’e gelen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde muayene olan Ekmekçi, kendisine yapılan tetkikler sonucu yemek borusunun mide kısmındaki kaslardan oluşmuş kapağın gevşemesi nedeniyle yutma güçlüğü olarak bilinen ‘akalazya’ hastası olduğunu öğrendi. Burada uygulanan POEM tedavisi ile sağlığına kavuşan Ekmekçi, bu mutluluğu sarma yiyerek yaşadı. Ekmekçi, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığını ilk olarak yemek borusunda hissettiği takılmalar ile fark ettiğini belirterek, "Doktora danıştım ve reflü olabileceğini söyledi. İlaçlar hiç fayda etmedi. Tekrar doktorlara danışmaya devam ettim. Daha sonra çekilen film sonucunda akalazya olabileceği ve Ankara’ya gitmem gerektiği söylendi" diye konuştu. "Son 4 ay su bile içemedim, toplamda 14 kilo verdim" Belirtilerinin ilk olarak Aralık 2024’te yaşamaya başladığını ve içtiği suyu bile istifra ettiğini dile getiren Ekmekçi, "Son 4 ay su bile bile içemedim, çok zor yiyordum. Sadece çorba ve su içebiliyordum. Yaşam kalitem hiç yoktu, çok halsizdim. Toplamda 14 kilo verdim. Sonra Mahmut Hocama geldim ve burada tetkikler yapıldı. Daha sonra ameliyat denildi. Balon tedavisi veya başka bir tedavi görmedim. Sadece ameliyat oldum. Ameliyattan sonra ilk su içtiğimde çok rahatladım ve çok rahat gitti. Ardından çorba ve süt içebildim ve şu anda daha rahatım. Her şeyi rahatlıkla yiyebiliyorum. Kendime geldim, daha enerjiğim" dedi. "Ben yiyemediğim için ailem de ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı" Yaşadığı rahatsızlık sonucu ailesinin üzülmesine rağmen hiçbir zaman destek vermekten geri durmadıklarını söyleyen Ekmekçi, "Ben yiyemediğim için onlar da ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı. Herkes çok üzülüyordu ama çok şükür daha iyiyim. Onların bana çok destekleri oldu, hepsine çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1 yıl yaşadığı rahatsızlık sonucu en çok salata yemeyi özlediğini dile getiren Ekmekçi, sağlığına kavuşmasının ardından en çok salata yediğini de sözlerine ekledi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde çalışan Doç. Dr. Mahmut Yüksel ise Ekmekçi’nin yutma zorluğu, katı gıda yemekte zorlanma gibi belirtilerle başvurduğunu kaydederek, yaptıkları değerlendirmeler sonucunda akalazya teşhisi konulan Ekmekçi’nin POEM tedavisi ile kalıcı olarak sağlığına kavuştuğunu vurguladı. "Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor" Akalazya hastalığının toplumda bulunan ‘sadece yaşlılarda olur’ düşüncesinin aksine her yaşta meydana gelebileceğini belirten Doç. Dr. Yüksel, "Akalazya, yemek borusunun mideye bağlandığı kaslarda gevşememe ve aşırı kasılma gibi durumda lokmanın mideye geçememesiyle karakterize, yutma zorluğu ve göğüs ağrısıyla oluşabilen bir hastalık. Özellikle hastalar ‘suyu dahi içemiyorum’ semptomuyla bize başvuruyor. Biz de bu araştırmalarımızın sonunda tanıyı koyuyoruz ve gereken tedaviyi uyguluyoruz. Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor. Toplumumuzun nüfusu ve bizim de ileri bir merkez olduğumuz düşünülürse bize gelen hasta sayısı yeterince fazla. Eskiden botulinum enjeksiyonu ve kasları gevşetmek için balon tedavisi yapılıyordu. Bunların etki süresi maksimum bir yılı geçmediği için kalıcı bir çözüm bulunamıyordu. Son yıllarda güncel tedavi olarak POEM dediğimiz, yemek borusunu cerrahisiz, endoskopik bir tünel açarak kasları içeriden kesme dediğimiz yöntemle gevşetiyoruz. Bu sayede hasta ömür boyu şifa buluyor" ifadelerine yer verdi.
Dünyada 4 vakadan biri olan Myastenia Gravis hastası Türkiye’de tedavi edildi
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Dünyada 4 vakadan biri olan Myastenia Gravis hastası Türkiye’de tedavi edildi Kahramanmaraş’taki HG Hospital’de gerçekleştirilen operasyonlarla, dünyada yalnızca 4 kişide görülen nadir Myastenia Gravis vakasına yakalanan kadın hasta sağlığına kavuşmaya başladı. Uzun süredir tedavi gören hastanın başarılı ameliyatlarla yeniden toparlandığı bildirildi. Kahramanmaraş’ta yaşayan 33 yaşındaki Hatun Bolat, Myastenia Gravis (MG) hastası oldu. Hastanın farklı bir Myastenia Gravis formuna sahip olduğu, bu durumun dünyada yalnızca birkaç kez raporlandığı öğrenildi. Tanı süreci güçlükle ilerlerken, hastanın yaklaşık 20 kilo kaybettiği, 30 kiloya kadar düştüğü ve 4 yıl içinde 7-8 kez ameliyat geçirmek zorunda kaldığı kaydedildi. Çeşitli merkezlerde tedavi edilmeye çalışılan Hatun Bolat, HG Hospital’de Genel Cerrahi, Nöroloji, Yoğun Bakım ve Anestezi ekiplerinin ortak değerlendirmesiyle ameliyata alındı. Operasyonları gerçekleştiren HG Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Mehmet Yazar, "Hastamız çok nadir bir vakaydı. Dünyada yalnızca 4 kez raporlanan, bağırsaktan başlayan bu Myastenia Gravis formu, ömür boyu bir cerrahın karşısına belki bir defa çıkabilecek düzeyde ender görülen bir hastalık. Normalde bu rahatsızlık göz kaslarında güçsüzlükle başlar ancak Hatun’da bağırsaktan başlayan bir form gelişti. Bu nedenle tanı koymak oldukça zordu. Hastamız yaklaşık 20 kilo kaybetti, 30 kiloya kadar düştü ve 4 yıl boyunca 7-8 kez ameliyat olmak zorunda kaldı. Ameliyatların bir kısmı bağırsak yapışıklıklarından, bir kısmı da beslenme problemlerinden kaynaklandı. Bu süreçte yoğun beslenme desteği sağladık, günlük kalori hesapları yaptık. Çok ciddi solunum ve beslenme sorunları yaşadı, hatta zaman zaman ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu bir ekip çalışmasıydı. Cerrah arkadaşlarımız, hemşirelerimiz, yoğun bakım ekibimiz günlerce yanında oldu. Biz de ailemiz için yapmadığımız titizlikle Hatun’un beslenmesini takip ettik" dedi. Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu Hastanın sağlığına kavuşma süreceğine girdiğine değinen Doç.Dr. Yazar," Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu vaka, dünyada bildirilen en ağır Myastenia Gravis formlarından biri olarak değerlendirilebilir ve Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu. Bu tür vakalar bir cerrahın ömründe belki bir kez karşısına çıkar. Hastamızda bağırsaktan başlayan çok nadir bir form vardı. Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu nadir hastalığın tedavisinde Türkiye’de önemli bir başarıya imza atıldı" ifadelerini kullandı" diye konuştu. 33 yaşındaki hasta Hatun Bolat ise, ben mg hastasıyım dünyada 3-4 kişiden biriyim. Biz ilk başlarda ilaç, doktor bulamamıştık"ifadelerini kullandı. Tedavisinin belki birilerine umut ışığı olacağına da değinen Bolat, " Allah herkese şifa versin. 11. Ameliyatımı oldum. Fatih hocayla karşılaşmak bizim ve kentimiz için çok büyük bir şans"diyerek düşüncelerini anlattı. Hastanın ağabeyi Orhan Alaybeyoğlu ise, "Fatih Mehmet Hocamız Akdeniz ve Kahramanmaraş anlamında çok büyük bir değer bu hastalıkla ilgili çözüm bulabilecek en önemli hocalarımızdan biridir" diyerek teşekkür etti.
Op. Dr. Öztop: "Sağlıkta güvene devam edeceğiz"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28 Op. Dr. Öztop: "Sağlıkta güvene devam edeceğiz" İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. M. Burak Öztop, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. Burak Öztop, yaptığı açıklamada hasta güvenliğinin yalnızca bir gün değil, her gün merkeze alınması gereken bir kültür olduğunu vurguladı. Öztop, güvenli sağlık hizmetinin teknoloji kadar güvene dayalı kurum kültürü, eğitim, iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekti. "Kurum kültürü ve ekip çalışmasıyla mümkün" Op. Dr. Öztop şunları söyledi: "Uluslararası akreditasyonlara sahip olan hastanemiz, kalite ve akreditasyon süreçlerinde sürekli iyileşmeyi esas almakta; hasta ve çalışanlarımızın sağlığını korumak adına kalite ve güvenlik standartlarını en üst düzeyde uygulamaktadır. Bu yılın teması ‘Hasta Güvenliği Kültürünü Güçlendirmek’ olarak belirlenmiştir. Güvenli bir sağlık hizmeti ortamı yalnızca teknoloji ve altyapıyla değil; aynı zamanda güvene dayalı bir kurum kültürü, sürekli eğitim, şeffaf iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkündür. Medical Point Hastanesi olarak bizler, uluslararası hasta güvenliği hedeflerine tam uyum sağlıyor; tüm çalışanlarımız için düzenli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüyor, hatalardan ders çıkararak öğrenen bir sistemle hasta bakım süreçlerini sürekli geliştiriyor ve en önemlisi hastalarımızı ve ailelerini tedavi süreçlerine etkin biçimde dahil ediyoruz. Bu anlayışla, hasta güvenliğini yalnızca bir standart değil, tüm çalışmalarımıza yön veren temel bir değer olarak benimsiyoruz." Açıklamasında tüm sağlık çalışanlarına özverili emekleri için teşekkür eden Öztop, "Hasta güvenliği alanında yaptığımız her çalışmanın, hem bireyler hem de toplum için sağlıklı bir geleceğe atılmış sağlam bir adım olduğuna inanıyoruz. Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi.
Lenfoma, erkeklerde daha sık görülüyor
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:25 Lenfoma, erkeklerde daha sık görülüyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hatice Terzi, lenfoma hastalığı hakkında bilgiler verdi. Dünyada bir milyondan fazla kişinin lenfoma ile yaşadığını belirten Terzi, "Her gün ortalama bin kişi lenfoma tanısı almaktadır. Başlıca Hodgkin ve Hodgkin- dışı lenfoma olarak iki gruba ayrılan lenfomaların, 60’dan fazla alt tipi mevcuttur. Her alt tip farklı kliniğe farklı şikâyetler ile başvurur ve bunların tedavileri farklıdır" dedi. Lenfomanın çocukluk çağında en sık 5-10 yaş aralığında görüldüğünü belirten Terzi, "Hodgkin lenfoma erkeklerde daha çok görülürken, özellikle genç erişkinlik olarak tabir edilen 15-34 yaş aralığı ile 55 yaş ve üstünde daha sık ortaya çıkıyor. Hodgkin dışı lenfomaların görülme sıklığı ise yaşla birlikte artmaktadır" diye konuştu. Lenfoma belirtilerinden bahseden Terzi, "Lenfoma klinik olarak lenf bezlerinde büyüme ile kendini gösterir. Büyüyen lenf bezleri boyunda, koltuk altında veya kasıkta elinize gelebilir. Hastalıklı lenf bezlerinde genellikle ağrı olmaz iken, zaman içinde boyutunda büyüme ve sayısında artış görülebilir. Lenfomanın diğer belirtileri arasında ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi yer almaktadır. Bu şikâyetleri mevcut olan bireylerin doktorlarına başvurmaları önerilir. Ayrıca bu hastalarda halsizlik, kaşıntı, baş ağrısı, nefes darlığı gibi semptomlarda eşlik edebilir" ifadelerine yer verdi. Lenfomanın ortaya çıkış sebeplerinin tam olarak bilinmemekle beraber, erkeklerde kadınlara oranla daha sıklıkla görüldüğünü kaydeden Terzi, lenfoma tanısının hastalıklı dokunun çıkarılıp yapılacak olan patolojik incelemeyle konulabileceğini kaydetti. "Lenfoma tedavi edilebilir bir kanser türüdür" diyen Terzi "Lenfoma, modern kemoterapi, radyoterapi teknikleri ve kök hücre nakli sayesinde günümüzde tedavi edilebilir kanserler arasında sayılmaktadır. Hedefe yönelik akıllı moleküllerin kullanımı ile lenfomalar daha az yan etki profili ile daha başarılı yönetilebilir hastalıklar haline gelmiştir. Belirttiğimiz semptomlardan herhangi bir tanesi olan kişiler kontrol amaçlı polikliniklerimize başvursun" ifadelerine yer verdi.