Son Dakika
|
Kan donduran torun dehşetine rekor ceza
İzmir’de taksi şoförü cinayetinin iddianamesi kabul edildi
Avcılar kıyılarında tedirgin eden görüntü
Diyarbakır’da yolcu otobüsü devrildi: 1 ölü, 13 yaralı
Adalet Bakanı Gürlek: "Takipsizlik verilen tüm dosyalar incelenecek"
Bahçeli: "Okullarımızdaki saldırılar çok yönlü ele alınmalıdır''
Romanya'da enerji santralinde patlama
İzmir’de genç doktorun hayatını kaybettiği kazanın görüntüleri ortaya çıktı
İstanbul için şiddetli yağış uyarısı
Ankara’da boya fabrikasında çıkan yangında 1 işçi hayatını kaybetti
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Inside the Success of Sialkot’s Thriving Leather Hub in Pakistan
Beşiktaş’ın kupada rakibi Alanyaspor
Trump: "Ablukayı sonlandırırsak, İran’la asla anlaşma yapılamaz"
Pakistan Başbakanı Şerif’ten ABD Başkanı Trump’a ateşkes teşekkürü
Suriye Devlet Başkanı eş-Şara, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Selman ile görüştü
İran-ABD ateşkesi TSİ 03.00’te sona erecek
İletişim Başkanı Duran’dan Özgür Özel’e tepki
MHP Lideri Bahçeli’den Süper Lig’e yükselen Erzurumspor’a tebrik mesajı
SAĞLIK
Sarıkamış’ta fırınlara denetim: Hijyen ve gramaj ön planda
22 Nisan 2026 Çarşamba - 13:08:54
Sarıkamış’ta zabıta ekipleri, ilçe genelindeki fırınlara yönelik denetim gerçekleştirdi. Denetimlerde özellikle hijyen kuralları, ekmek gramajı ve üretim standartları mercek altına alındı. Çalışmaları Belediye Başkanı Serdar Kılıç yakından takip etti. Zabıta ekipleri tarafından yapılan kontrollerde, fırınların temizlik durumu, çalışan personelin hijyen kurallarına uygunluğu ve üretim alanlarının sağlık standartlarına uygunluğu detaylı şekilde incelendi. Eksiklik tespit edilen işletmelere gerekli uyarılar yapıldı. "Gramaj denetimi yapıldı" Denetimlerin önemli başlıklarından biri de ekmek gramajı oldu. Vatandaşların mağduriyet yaşamaması adına üretilen ekmeklerin standart ağırlıkta olup olmadığı kontrol edildi. Kurallara uymayan işletmelere cezai işlem uygulanabileceği belirtildi. Belediye Başkanı Serdar Kılıç, denetimlerin düzenli olarak devam edeceğini ifade ederek, halk sağlığının öncelikleri arasında olduğunu vurguladı. Kılıç, "Vatandaşlarımızın güvenle tüketebileceği ürünler sunulması bizim için çok önemli. Bu nedenle denetimlerimizi aralıksız sürdüreceğiz" dedi. Zabıta ekiplerinin ilçe genelinde gerçekleştirdiği bu tür denetimlerin belirli aralıklarla devam edeceği ve kurallara uymayan işletmelere gerekli yaptırımların uygulanacağı bildirildi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:54
Kalp hastalıkları sessiz ilerliyor: Uzmandan hayati uyarı
Kalp ve damar hastalıklarının çoğu zaman belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken kardiyoloji uzmanı, düzenli kontrollerin hayati önem taşıdığını belirtti. Özel Adatıp Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil Ulaş Bildirici, kalp sağlığının korunmasında erken teşhis ve düzenli takiplerin önemine ilişkin açıklamalarda bulundu. Bildirici, birçok kalp hastalığının erken dönemde belirgin şikâyet oluşturmadan ilerleyebildiğini ifade etti. Bazı kalp rahatsızlıklarının uzun süre fark edilmeden gelişebildiğini belirten Bildirici, "Yüksek tansiyon, ritim bozuklukları, damar sertliği ve bazı yapısal kalp hastalıkları erken dönemde belirti vermeyebilir. Ancak zamanında yapılan değerlendirmelerle risk faktörleri tespit edilebilir ve gerekli önlemler alınabilir" dedi. Risk grubundakilere düzenli kontrol önerisi Kalp sağlığının korunması için özellikle risk grubunda bulunan bireylerin düzenli olarak kardiyolojik değerlendirmeden geçmesi gerektiğini vurgulayan Bildirici, ailesinde kalp hastalığı öyküsü bulunanlar, yüksek tansiyon ve diyabet hastaları, kolesterol yüksekliği olanlar, sigara kullananlar ile hareketsiz yaşam tarzına sahip kişilerin kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini kaydetti. Bildirici, "Kardiyoloji muayenesi, EKG, efor testi, ekokardiyografi, tansiyon ölçümü ve kan tetkikleri başta olmak üzere gerekli durumlarda ritim ve tansiyon holter incelemeleri yapılabilir" diye konuştu. Erken farkındalık hayat kurtarır Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kalp sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını ifade eden Bildirici, "Düzenli egzersiz, dengeli beslenme, sigaradan uzak durma ve hekim kontrolünde yapılan takipler kalp sağlığını korumaya yardımcı olur. Şikayet olmasa dahi belirli aralıklarla kontrol yaptırılması büyük önem taşır" şeklinde konuştu.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 12:36
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan AÜ CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’ne tam destek
Antalya Diplomasi Forumu kapsamında Antalya’da bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşen Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, üniversite bünyesinde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi’nde önce kan kanseri tedavilerine başlanacağını, ardından diğer kanser türleri ve kanser dışı hastalıklara yönelik çalışmaların genişletileceğini belirterek, "Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız ve daha sonra diğer kanserleri ve kanser dışı hastalıkları da yönleneceğiz. Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Antalya Diplomasi Forumu için bulunduğu Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ile Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan’ı kabul etti. Görüşmede, Akdeniz Üniversitesi’nin sağlık alanında yürüttüğü projeler ile Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın destekleriyle hayata geçirilen İleri Sağlık Araştırma Merkezi bünyesindeki CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi hakkında bilgi verildi. Üniversitenin son dönemde attığı en stratejik adımlardan biri olarak öne çıkan merkezde, özellikle lösemi, lenfoma ve kemik iliği kanserlerinde kullanılan CAR-T hücre tedavisinin yerli üretimi ve klinik uygulamasına ilişkin çalışmalar yürütülüyor. Akdeniz Üniversitesi’nde kurulan CAR-T ve Hücresel Tedaviler Üretim Merkezi, Türkiye’de üniversite temelli olarak hayata geçirilen ilk CAR-T altyapısı olma özelliği taşıyor. "Cumhurbaşkanımız projeyi benden daha iyi hatırladı" Görüşme sonrası İHA’ya açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, göreve geldiği ilk yıl Cumhurbaşkanı Erdoğan’a projeyi anlattığını, son görüşmede ise Erdoğan’ın projeyi tüm ayrıntılarıyla hatırlamasının kendisini şaşırttığını söyledi. Özkan, "İlk göreve geldiğimiz yıl, hemen akabinde Cumhurbaşkanımıza gidip ne yapmak istediğimizi anlatmıştım. Akdeniz Üniversitesi sağlıkta gerçekten bir marka. Ben de bir tıp doktoru olarak, ilk rektör olduğum anda aklıma gelen projeler sağlıkla ilgiliydi. Özellikle insanın en büyük illetlerinden bir tanesi olan kanserle ilgili bazı planlarımız vardı. Cumhurbaşkanımıza o zaman konuyu açmıştım ve sağ olsun bize destek vermişti. Bu görüşmemizde de tekrar neler yaptığımızı anlattım. O zaman ne konuştuğumuzu yeniden dile getirdim. Çok ilginç bir şekilde o konuşmamızı ve projeleri benden daha iyi hatırladı. Bu da beni açıkçası çok şaşırttı" diye konuştu. "Tam destek aldık" Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın projeye büyük bir dikkatle yaklaştığını belirten Özkan, "Bir ülkenin en üst yöneticisi olarak, ülkeye çok ciddi bir hizmet getireceği için belki de çok yakından ilgilendi. O zaman da çok yakından ilgilenmişti. Hafızası beni gerçekten etkiledi. Bu konuşmamızda neler yaptığımızı ve bu merkezin daha neler yapabileceğini ele aldık ve tam destek aldık. Bu da bizi elbette çok mutlu etti" ifadelerini kullandı. "Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor" Merkezin en büyük hedefinin kanser tedavisinde en son teknolojiyi uygulamak olduğunu ifade eden Özkan, hücresel tedavilerin gelecekte çok daha geniş bir alanda kullanılacağını söyledi. Prof. Dr. Özkan, "Bu merkezin en büyük görevi kanser tedavisi. Bu, kanser tedavisinin en son teknolojisi. Bence bu süreç sadece kanserle sınırlı kalmayacak. CAR-T ve hücresel tedaviler, yalnızca CAR-T olarak değil, tüm hücresel tedaviler açısından bakıldığında önümüzdeki dönemde birçok tedavinin yerini alacak. Bu anlamda Türkiye’nin geç kalmaması gerekiyor. Biz de Türkiye’nin, dünyada 8’inci merkez olarak, üzerine düşen görevi yapmaya çalışıyoruz" dedi. Türkiye’nin sağlık hizmeti sunumunda güçlü bir ülke olduğunu ancak aynı zamanda teknoloji geliştiren bir ülke haline gelmesi gerektiğini vurgulayan Özkan, "Türkiye çok iyi sağlık hizmeti veren bir ülke. Ancak o hizmeti sunmanın yanında, o teknolojiyi geliştiren bir ülke de olması gerekiyor. Biz de bu sorumlulukla bu işe başladık. Bu merkezde kan kanseriyle başlayacağız, daha sonra diğer kanserlere ve kanser dışı hastalıklara yöneleceğiz" diye konuştu. "Hem milli ve yerli olacak hem daha güvenli hizmet sunulacak" Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinde sağlık alanının stratejik öneminin de gündeme geldiğini kaydeden Özkan, "Cumhurbaşkanımızla konuşurken, sağlığın savunma sanayi kadar önemli bir konu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin ülke stratejisi anlamında buna dikkat çekti. Çok haklıydı. Çünkü görüyorsunuz birçok savaş oluyor. Savaşta hava sahanız kapanıyor, kara sahanız kapanıyor. Birçok şeye ulaşmanız mümkün olmuyor. Bu anlamda kendi elinizdekilerle yetinmek durumundasınız" dedi. Söz konusu tedavinin en yakın uygulama merkezlerinden birinin İsrail’de bulunduğunu ve maliyetinin yaklaşık 1 milyon dolar seviyesinde olduğunu belirten Özkan, yerli üretimin stratejik ve ekonomik önemine işaret ederek, "Bu tedavi en yakın İsrail’de ve maliyeti 1 milyon dolar. Bu anlamda hem oraya gidip paramızı aktarmamamız gerekiyor hem de bunun milli ve yerli olması gerekiyor. Herhangi bir sıkıntı olduğu zaman, bu hizmeti halkımıza kendimizin sunabilmesi çok daha güvenli olacak. Kendi hastanıza kendiniz sunuyorsunuz; bu da ayrıca güven veriyor. Bu açıdan baktığınızda bir taşla birkaç hedefe ulaşmış oluyorsunuz" ifadelerini kullandı. "Birkaç yıl sonra hücresel tedaviler birçok alanda ilk basamak tedavi olacak" Prof. Dr. Özlenen Özkan, hücresel tedavilerin ilerleyen dönemde birçok hastalıkta ilk basamak tedavi haline gelebileceğini belirterek, "Bugün birçok hastalıkta belli algoritmalar var; önce bir tedavi uygulanır, sonuç alınamazsa başka bir basamağa geçilir. Bence ". Bu işi şimdi yapıyor olmak çok önemli. İnşallah sonu da çok iyi olur. Çünkü biz bu işe çok iyi niyetlerle başladık. Birçok hasta da bunu umutla bekliyor" dedi. "Ruhsatı alır almaz tedaviye başlayacağız" Merkezin ruhsat sürecine ilişkin de bilgi veren Özkan, hazırlıkların tamamlandığını ve ruhsat alınır alınmaz hastaların tedaviye kabul edileceğini söyledi. Özkan, "Şu anda bir müfettişimiz burada. Biz bu merkeze ruhsatı alır almaz, ki o ruhsatı almak için de hazırlıklarımızı tamamladık, tedaviye başlayacağız. Birçok hasta da bu ruhsatı bekliyor. Umuyorum en kısa zamanda hastalarımızı alnımızın akıyla, şifayla evlerine göndeririz" diye konuştu. Yeni hastane binası ve yoğun bakım vurgusu Yeni hastane binası ve yoğun bakım kapasitesinin artırılmasına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nin bölge için bir referans merkez olduğunu vurguladı. Özkan, "Akdeniz Üniversitesi Hastanesi bir referans hastane. Birçok travmada, birçok organ naklinde ilk akla gelen merkez olmak benim adıma büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu hizmeti verirken bizi en çok zorlayan konu yoğun bakım yetersizliğiydi. Biliyorsunuz bir bloğumuz yandı. Allah’a şükür Antalya’daki büyük kurumlar bize yardım edecek. O farkındalığın artması açısından da bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Yardımlarla birlikte yanan merkezimiz 6 ay içinde yeniden açılacak. Ayrıca Cumhurbaşkanımızın desteğiyle 900 yataklı hastanemiz de gündeme gelecek. Yoğun bakım sayımız artacak. Yoğun bakım kapasitesi, birçok tedaviyi uygularken bizi en çok yavaşlatan basamaktı. Yoğun bakım yetersizliği nedeniyle birçok hastamı kabul edemiyorum. Çünkü yoğun bakımlarım dolu" diye konuştu. Yeni hastanenin hizmete girmesiyle birlikte hem Antalya’nın hem de Türkiye’nin önemli ölçüde rahatlayacağını vurgulayan Özkan, "Bu hastane açılır açılmaz herkes çok rahatlayacak. O yüzden müteahhit firmayla çok yakın temas halindeyiz ve sürecin hızla tamamlanmasını istiyoruz. Yukarıdan gelen maddi destek de bu sürecin hızlanması açısından son derece önemli. Onlarla da sürekli temas halindeyiz. Bu hastaneyi en kısa zamanda Antalya’nın ve Türkiye’nin hizmetine açmayı çok arzu ediyorum" dedi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 11:40
Bilim dünyası Parkinson’da geleceğin tedavilerini konuştu
Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği tarafından düzenlenen ve 16-19 Nisan 2026 tarihleri arasında Bodrum’da gerçekleştirilen Parkinson Hastalığı ve Hareket Bozuklukları Sempozyumu başarıyla tamamlandı. Ana teması Nörogenetik olarak belirlenen Sempozyumda, Parkinson hastalığının tanı ve tedavisi, ileri evre Parkinson hastalığının yönetimi, Parkinson hastalığında non-motor semptomlara yaklaşım, Parkinson hastalığı patofizyolojisinde yenilikler, hareket bozukluklarında az konuşulan veya ender görülen durumlar, parkinsonizm izleminde nörogörüntülemenin geleceği, hareket bozukluklarına güncel genetik yaklaşım, hiperkinetik hareket bozukluklarında tanıdan tedaviye güncelleme ve hareket bozukluklarında yenilikçi ve rasyonel yaklaşımlar ile atipik parkinsonizmlerin yönetiminde güncel ve gelecek uygulamalar görüşüldü. Sempozyumun ardından değerlendirmelerde bulunan Sempozyum Başkanı Prof. Dr. Ayşe Bora Tokçaer, "Türkiye Parkinson Hastalığı Derneği olarak aslında iki aşamalı aktivitelerimiz var. Bunlardan biri nöroloji uzmanlık alanına yönelik ve nörolojinin de özellikle hareket bozuklukları, Parkinson hastalığı alt grubuna yönelik aktivitelerimiz, bir diğeri de toplumda öncelikle Parkinson hastalığı hakkında farkındalığı arttıracak aktivitelerimiz. Bu yıl tesadüfen bu iki gruba da etkinliklerimiz bir hafta arayla gerçekleşti. İlk aktivite 11 Nisan’da Ankara Büyükşehir Belediyesi ile paydaş olarak yaptığımız topluma yönelik ‘Parkinson Hastalığı Farkındalık Etkinliği’ idi. ‘Eğrisiyle Doğrusuyla Parkinson’u Konuşalım’ mottosu ile hastalıkla ilgili yanlış bilinenleri, yanlış olduğu sanılan doğruları uzman kişilerin ağzından aktarmaya çalıştık. Derneğimizin üyesi Öğretim Üyeleri tarafından da Türkiye’nin farklı illerinde, kurumlarda toplumsal aktiviteler yapıldı. Bilimsel aktivitemizi ise 16- 19 Nisan tarihleri arasında Bodrum Muğla’da gerçekleştirdik. Bu toplantıda Hareket Bozuklukları ve Parkinson Hastalığı alanında uzmanlaşmış akademisyen nörologlar, Fizyoterapi Uzmanları, Ses Konuşma Terapistleri yer aldılar ve yaptıkları çalışmaları günlük pratiklerindeki deneyimleri sahada çalışan, genel nörolojiyle uğraşan uzmanlar ile bilgi ve deneyim kazanmak isteyen araştırma görevlilerine aktardılar. Böylelikle hastalarımızın üçüncü basamak özelleşmiş polikliniklere ulaşmadan da doğru tanı, doğru tedavi ve doğru yönetime ulaşabilmesi için gerekli bilgilendirmeler yapıldı. Kongremizde genel güncel bilgilerin yanı sıra bizi ileride bekleyen yeni gelişecek, tanı yöntemleri ve tedaviye eklenecek yenilikler, özellikle gen tedavileri, kök hücre tedavileri, derin beyin uyarıları yerine ameliyat gerektirmeyen kafatası dışından uygulanabilen sinir sistemi işlevini düzenleyici tedaviler gibi konular da ele alındı" dedi. Hasan Eker yönetimindeki Burkon tarafından organize edilen Sempozyumda 14 Panel, 1 Olgu Sunumları Gecesi, 4 Uydu Sempozyumu, 2 Sözel Bildiri oturumu gerçekleştirildi. Sempozyumda biri uluslararası olmak üzere 11 sözel, 12 tartışmalı poster ve 65 e-poster sunuldu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
21 Nisan 2026 Salı- 16:20
Aile hekimliğinde yönetmelik ve maaş kesintisi tepkisi
2
21 Nisan 2026 Salı- 11:32
Dünya Kalp Cerrahisinin kalbi İstanbul’da attı
3
21 Nisan 2026 Salı- 16:53
Baygın haldeki genç kızın yardımına ambulans helikopter yetişti
4
21 Nisan 2026 Salı- 14:16
Eskişehir’de süt ve süt ürünlerine sıkı denetim
5
21 Nisan 2026 Salı- 14:01
Türkiye Aşı Enstitüsü Başkanı Kara: "Covid aşıları kalp krizini tetiklemez"
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:55
Mevsimlik tarım işçileri sağlık kontrolünden geçti
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığına bağlı Düzce Merkez Toplum Sağlığı Merkezi ve Çilimli Toplum Sağlığı Merkezi işbirliğinde Çilimli ilçesinde mevsimlik tarım işçilerinin sağlık taramaları gerçekleştirildi. Doğu ve güneydoğu illeri başta olmak üzere farklı şehirlerden Düzce’ye gelen mevsimlik tarım işçilerine yönelik saha çalışmalarımız her yıl olduğu gibi bu yıl da titizlikle yürütülmeye devam ediyor. Düzce Merkez ve Çilimli Toplum Sağlığı Merkezleri iş birliği ile ortaklaşa yürütülen saha çalışmasında 19:00 ile 23:00 saatleri arasında mevsimlik tarım işçileri yaşam alanlarında ziyaret edildi. Bebek, çocuk, 15-49 yaş kadın, gebe, lohusa izlemleri yapılarak tespit edilen eksik aşılar aile sağlığı merkezleri ile koordineli şekilde tamamlandı. Ayrıca, tansiyon ve şeker ölçümleri ile solunum testi, kan alma, hemogram ve hormon testleri üreme sağlığı hizmetleri, anne sütü ve emzirme danışmanlığı, aile planlaması, göz muayenesi ve işitme taraması gerçekleştirilirken hijyen, çevre sağlığı ve güvenliği, su güvenliği, kırım kongo kanamalı ateşi ile kanser taramaları konularında eğitimler verildi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:51
Dr. Arif Keleşoğlu: "Sonbahar alerjisinde şikâyetler doğru tedaviyle yüzde 80’e kadar azalıyor"
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, sonbahar alerjisinin yönetilebilir bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, doğru tedavi ve basit önlemlerle şikâyetlerin yüzde 80’e kadar azaltılabileceğini söyledi. Yaprakların sarardığı, havanın serinlediği sonbahar ayları birçok kişi için alerji mevsimi anlamına geliyor. Memorial Antalya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, "Doğru tedavi ve önlemlerle sonbahar alerjisine bağlı şikâyetler yüzde 70-80 oranında azaltılabilir" dedi. "Sonbahar alerjileri astım ataklarını tetikleyebilir" Dr. Keleşoğlu, sonbahar alerjisinin genellikle mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) olarak bilindiğini belirterek, "Bağışıklık sistemi polen, küf sporları, ev tozu akarları gibi çevresel etkenlere aşırı tepki verir. Bu durum hapşırma, öksürük, burun akıntısı, gözlerde sulanma ve astım ataklarını tetikleyebilir" dedi. "İlkbahar alerjisi olanlar daha riskli" Keleşoğlu, özellikle genetik yatkınlığı bulunanlar, astım hastaları, çocuklar, yaşlılar ve nemli bölgelerde yaşayanların sonbahar alerjilerine karşı daha hassas olduğunu vurgulayarak, "İlkbahar alerjisi öyküsü olanlar sonbaharda yeniden şikâyet yaşayabilir" uyarısında bulundu. "Kış aylarında da devam edebilir" "Sonbahar alerjileri Eylül ve Ekim’de zirve yapar, ancak küf ve ev tozu akarları nedeniyle kışın da sürebilir" diyen Keleşoğlu, tedavi edilmeyen vakalarda semptomların haftalarca devam edebileceğini söyledi. Dr. Keleşoğlu’ndan şikâyetleri azaltacak öneriler Uzm. Dr. Arif Keleşoğlu, şikâyetleri yüzde 70-80 oranında azaltabilecek önlemleri, "Polen yoğun günlerde dışarı çıkmayın, pencereleri kapalı tutun, klima filtrelerini düzenli değiştirin. Evde nem oranını yüzde 30-50 arasında tutarak küf oluşumunu önleyin. Dışarıdan gelince kıyafetlerinizi değiştirin ve duş alın. Antihistaminik ilaçlar, burun spreyleri ve alerji aşıları etkili tedavilerdir. Astım riski varsa inhaler kullanın" şeklinde sıraladı. "Bağışıklığı güçlendirmek destek sağlar" Beslenmenin önemine de değinen Keleşoğlu, "C vitamini açısından zengin meyveler, omega-3 yağ asitleri, probiyotikler ve D vitamini bağışıklığı destekleyerek alerjiye karşı dolaylı fayda sağlar" diye konuştu.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:31
Yaklaşık 1 yıldır içemediği suyun ve yiyemediği yemeklerin acısını yaprak sarmasıyla çıkardı
Yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları gibi belirtileri olan Nazan Ekmekçi, yaklaşık 1 yıldır suyu bile zor içerken, Ankara Bilkent Şehir Hastanesinde uygulanan POEM (Peroral Endoskopik Myotomi) tedavisi ile sağlığına kavuşmanın mutluluğunu, sarma yiyerek yaşadı. Konya’da yaşayan ve 2 çocuk annesi olan Nazan Ekmekçi, Aralık 2024’ten beri yutma güçlüğü, katı gıda yemekte zorlanma ve şiddetli göğüs ağrıları yaşamaya başladı. Yaşadığı rahatsızlıklar sonucu şifa bulmak üzere hastaneye başvuran Ekmekçi, reflü şüphesinden dolayı ilaç tedavisine başladı. Bir süre daha şikayetlerinin devam etmesiyle tekrar hastaneye başvuran Ekmekçi, Ankara’ya gitme tavsiyesi aldı. Bunun üzerine Başkent’e gelen ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde muayene olan Ekmekçi, kendisine yapılan tetkikler sonucu yemek borusunun mide kısmındaki kaslardan oluşmuş kapağın gevşemesi nedeniyle yutma güçlüğü olarak bilinen ‘akalazya’ hastası olduğunu öğrendi. Burada uygulanan POEM tedavisi ile sağlığına kavuşan Ekmekçi, bu mutluluğu sarma yiyerek yaşadı. Ekmekçi, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, hastalığını ilk olarak yemek borusunda hissettiği takılmalar ile fark ettiğini belirterek, "Doktora danıştım ve reflü olabileceğini söyledi. İlaçlar hiç fayda etmedi. Tekrar doktorlara danışmaya devam ettim. Daha sonra çekilen film sonucunda akalazya olabileceği ve Ankara’ya gitmem gerektiği söylendi" diye konuştu. "Son 4 ay su bile içemedim, toplamda 14 kilo verdim" Belirtilerinin ilk olarak Aralık 2024’te yaşamaya başladığını ve içtiği suyu bile istifra ettiğini dile getiren Ekmekçi, "Son 4 ay su bile bile içemedim, çok zor yiyordum. Sadece çorba ve su içebiliyordum. Yaşam kalitem hiç yoktu, çok halsizdim. Toplamda 14 kilo verdim. Sonra Mahmut Hocama geldim ve burada tetkikler yapıldı. Daha sonra ameliyat denildi. Balon tedavisi veya başka bir tedavi görmedim. Sadece ameliyat oldum. Ameliyattan sonra ilk su içtiğimde çok rahatladım ve çok rahat gitti. Ardından çorba ve süt içebildim ve şu anda daha rahatım. Her şeyi rahatlıkla yiyebiliyorum. Kendime geldim, daha enerjiğim" dedi. "Ben yiyemediğim için ailem de ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı" Yaşadığı rahatsızlık sonucu ailesinin üzülmesine rağmen hiçbir zaman destek vermekten geri durmadıklarını söyleyen Ekmekçi, "Ben yiyemediğim için onlar da ‘çorba pişir, biz de çorba içelim’ diyorlardı. Herkes çok üzülüyordu ama çok şükür daha iyiyim. Onların bana çok destekleri oldu, hepsine çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1 yıl yaşadığı rahatsızlık sonucu en çok salata yemeyi özlediğini dile getiren Ekmekçi, sağlığına kavuşmasının ardından en çok salata yediğini de sözlerine ekledi. Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Gastroenteroloji Bölümünde çalışan Doç. Dr. Mahmut Yüksel ise Ekmekçi’nin yutma zorluğu, katı gıda yemekte zorlanma gibi belirtilerle başvurduğunu kaydederek, yaptıkları değerlendirmeler sonucunda akalazya teşhisi konulan Ekmekçi’nin POEM tedavisi ile kalıcı olarak sağlığına kavuştuğunu vurguladı. "Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor" Akalazya hastalığının toplumda bulunan ‘sadece yaşlılarda olur’ düşüncesinin aksine her yaşta meydana gelebileceğini belirten Doç. Dr. Yüksel, "Akalazya, yemek borusunun mideye bağlandığı kaslarda gevşememe ve aşırı kasılma gibi durumda lokmanın mideye geçememesiyle karakterize, yutma zorluğu ve göğüs ağrısıyla oluşabilen bir hastalık. Özellikle hastalar ‘suyu dahi içemiyorum’ semptomuyla bize başvuruyor. Biz de bu araştırmalarımızın sonunda tanıyı koyuyoruz ve gereken tedaviyi uyguluyoruz. Hastalık yüz binde 7-10 oranında görülüyor. Toplumumuzun nüfusu ve bizim de ileri bir merkez olduğumuz düşünülürse bize gelen hasta sayısı yeterince fazla. Eskiden botulinum enjeksiyonu ve kasları gevşetmek için balon tedavisi yapılıyordu. Bunların etki süresi maksimum bir yılı geçmediği için kalıcı bir çözüm bulunamıyordu. Son yıllarda güncel tedavi olarak POEM dediğimiz, yemek borusunu cerrahisiz, endoskopik bir tünel açarak kasları içeriden kesme dediğimiz yöntemle gevşetiyoruz. Bu sayede hasta ömür boyu şifa buluyor" ifadelerine yer verdi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:31
Midyat’ta özel gereksinimli bireyler için genel anesteziyle diş tedavisi başladı
Mardin’in Midyat ilçesinde Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi ile Devlet Hastanesi arasında yapılan protokolle, özel gereksinim gerektiren bireylerin genel anestezi altında diş tedavilerine başlandı. Tedaviler, Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi hekimlerinden Dt. Ömer Faruk Aksoy tarafından Midyat Devlet Hastanesinde gerçekleştirilecek. Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Yunus Deniz ile Midyat Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Mehmet Burak Peköz’ün girişimleriyle imzalanan bu protokol sayesinde, artık özel gereksinimi gerektiren vatandaşların çevre illere gitmesine gerek kalmadan tedavileri Midyat’ta yapılabilecek. Hastaların öncelikle Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde muayeneleri gerçekleştirilecek, gerekli tetkiklerin ardından genel anestezi altında diş çekimi, dolgu, kanal tedavisi gibi işlemler tek seansta yapılabilecek. Protokol kapsamında 6 yaş ve üzeri hastalar tedaviye alınacak. Bu uygulama, özellikle şiddetli kooperasyon sorunu yaşayan, davranışsal yöntemlerle işlem yapılamayan ve lokal anesteziyi tolere edemeyen hastalar için büyük bir kolaylık sağlayacak.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28
Dünyada 4 vakadan biri olan Myastenia Gravis hastası Türkiye’de tedavi edildi
Kahramanmaraş’taki HG Hospital’de gerçekleştirilen operasyonlarla, dünyada yalnızca 4 kişide görülen nadir Myastenia Gravis vakasına yakalanan kadın hasta sağlığına kavuşmaya başladı. Uzun süredir tedavi gören hastanın başarılı ameliyatlarla yeniden toparlandığı bildirildi. Kahramanmaraş’ta yaşayan 33 yaşındaki Hatun Bolat, Myastenia Gravis (MG) hastası oldu. Hastanın farklı bir Myastenia Gravis formuna sahip olduğu, bu durumun dünyada yalnızca birkaç kez raporlandığı öğrenildi. Tanı süreci güçlükle ilerlerken, hastanın yaklaşık 20 kilo kaybettiği, 30 kiloya kadar düştüğü ve 4 yıl içinde 7-8 kez ameliyat geçirmek zorunda kaldığı kaydedildi. Çeşitli merkezlerde tedavi edilmeye çalışılan Hatun Bolat, HG Hospital’de Genel Cerrahi, Nöroloji, Yoğun Bakım ve Anestezi ekiplerinin ortak değerlendirmesiyle ameliyata alındı. Operasyonları gerçekleştiren HG Hospital Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Mehmet Yazar, "Hastamız çok nadir bir vakaydı. Dünyada yalnızca 4 kez raporlanan, bağırsaktan başlayan bu Myastenia Gravis formu, ömür boyu bir cerrahın karşısına belki bir defa çıkabilecek düzeyde ender görülen bir hastalık. Normalde bu rahatsızlık göz kaslarında güçsüzlükle başlar ancak Hatun’da bağırsaktan başlayan bir form gelişti. Bu nedenle tanı koymak oldukça zordu. Hastamız yaklaşık 20 kilo kaybetti, 30 kiloya kadar düştü ve 4 yıl boyunca 7-8 kez ameliyat olmak zorunda kaldı. Ameliyatların bir kısmı bağırsak yapışıklıklarından, bir kısmı da beslenme problemlerinden kaynaklandı. Bu süreçte yoğun beslenme desteği sağladık, günlük kalori hesapları yaptık. Çok ciddi solunum ve beslenme sorunları yaşadı, hatta zaman zaman ölüm riskiyle karşı karşıya kaldı. Bu bir ekip çalışmasıydı. Cerrah arkadaşlarımız, hemşirelerimiz, yoğun bakım ekibimiz günlerce yanında oldu. Biz de ailemiz için yapmadığımız titizlikle Hatun’un beslenmesini takip ettik" dedi. Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu Hastanın sağlığına kavuşma süreceğine girdiğine değinen Doç.Dr. Yazar," Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu vaka, dünyada bildirilen en ağır Myastenia Gravis formlarından biri olarak değerlendirilebilir ve Türkiye’de başarıyla tedavi edilmiş oldu. Bu tür vakalar bir cerrahın ömründe belki bir kez karşısına çıkar. Hastamızda bağırsaktan başlayan çok nadir bir form vardı. Çok şükür artık sağlığına kavuşma sürecine girdi. Bu nadir hastalığın tedavisinde Türkiye’de önemli bir başarıya imza atıldı" ifadelerini kullandı" diye konuştu. 33 yaşındaki hasta Hatun Bolat ise, ben mg hastasıyım dünyada 3-4 kişiden biriyim. Biz ilk başlarda ilaç, doktor bulamamıştık"ifadelerini kullandı. Tedavisinin belki birilerine umut ışığı olacağına da değinen Bolat, " Allah herkese şifa versin. 11. Ameliyatımı oldum. Fatih hocayla karşılaşmak bizim ve kentimiz için çok büyük bir şans"diyerek düşüncelerini anlattı. Hastanın ağabeyi Orhan Alaybeyoğlu ise, "Fatih Mehmet Hocamız Akdeniz ve Kahramanmaraş anlamında çok büyük bir değer bu hastalıkla ilgili çözüm bulabilecek en önemli hocalarımızdan biridir" diyerek teşekkür etti.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:28
Op. Dr. Öztop: "Sağlıkta güvene devam edeceğiz"
İEÜ Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. M. Burak Öztop, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü kapsamında yaptığı açıklamada, "Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) Medical Point Hastanesi Tıbbi Koordinatörü Op. Dr. Burak Öztop, yaptığı açıklamada hasta güvenliğinin yalnızca bir gün değil, her gün merkeze alınması gereken bir kültür olduğunu vurguladı. Öztop, güvenli sağlık hizmetinin teknoloji kadar güvene dayalı kurum kültürü, eğitim, iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkün olduğuna dikkat çekti. "Kurum kültürü ve ekip çalışmasıyla mümkün" Op. Dr. Öztop şunları söyledi: "Uluslararası akreditasyonlara sahip olan hastanemiz, kalite ve akreditasyon süreçlerinde sürekli iyileşmeyi esas almakta; hasta ve çalışanlarımızın sağlığını korumak adına kalite ve güvenlik standartlarını en üst düzeyde uygulamaktadır. Bu yılın teması ‘Hasta Güvenliği Kültürünü Güçlendirmek’ olarak belirlenmiştir. Güvenli bir sağlık hizmeti ortamı yalnızca teknoloji ve altyapıyla değil; aynı zamanda güvene dayalı bir kurum kültürü, sürekli eğitim, şeffaf iletişim ve ekip çalışmasıyla mümkündür. Medical Point Hastanesi olarak bizler, uluslararası hasta güvenliği hedeflerine tam uyum sağlıyor; tüm çalışanlarımız için düzenli eğitim ve farkındalık çalışmaları yürütüyor, hatalardan ders çıkararak öğrenen bir sistemle hasta bakım süreçlerini sürekli geliştiriyor ve en önemlisi hastalarımızı ve ailelerini tedavi süreçlerine etkin biçimde dahil ediyoruz. Bu anlayışla, hasta güvenliğini yalnızca bir standart değil, tüm çalışmalarımıza yön veren temel bir değer olarak benimsiyoruz." Açıklamasında tüm sağlık çalışanlarına özverili emekleri için teşekkür eden Öztop, "Hasta güvenliği alanında yaptığımız her çalışmanın, hem bireyler hem de toplum için sağlıklı bir geleceğe atılmış sağlam bir adım olduğuna inanıyoruz. Sağlıkta güveni birlikte inşa etmeye devam edeceğiz." dedi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:25
Lenfoma, erkeklerde daha sık görülüyor
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi (SCÜ) Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Hatice Terzi, lenfoma hastalığı hakkında bilgiler verdi. Dünyada bir milyondan fazla kişinin lenfoma ile yaşadığını belirten Terzi, "Her gün ortalama bin kişi lenfoma tanısı almaktadır. Başlıca Hodgkin ve Hodgkin- dışı lenfoma olarak iki gruba ayrılan lenfomaların, 60’dan fazla alt tipi mevcuttur. Her alt tip farklı kliniğe farklı şikâyetler ile başvurur ve bunların tedavileri farklıdır" dedi. Lenfomanın çocukluk çağında en sık 5-10 yaş aralığında görüldüğünü belirten Terzi, "Hodgkin lenfoma erkeklerde daha çok görülürken, özellikle genç erişkinlik olarak tabir edilen 15-34 yaş aralığı ile 55 yaş ve üstünde daha sık ortaya çıkıyor. Hodgkin dışı lenfomaların görülme sıklığı ise yaşla birlikte artmaktadır" diye konuştu. Lenfoma belirtilerinden bahseden Terzi, "Lenfoma klinik olarak lenf bezlerinde büyüme ile kendini gösterir. Büyüyen lenf bezleri boyunda, koltuk altında veya kasıkta elinize gelebilir. Hastalıklı lenf bezlerinde genellikle ağrı olmaz iken, zaman içinde boyutunda büyüme ve sayısında artış görülebilir. Lenfomanın diğer belirtileri arasında ateş, kilo kaybı ve gece terlemesi yer almaktadır. Bu şikâyetleri mevcut olan bireylerin doktorlarına başvurmaları önerilir. Ayrıca bu hastalarda halsizlik, kaşıntı, baş ağrısı, nefes darlığı gibi semptomlarda eşlik edebilir" ifadelerine yer verdi. Lenfomanın ortaya çıkış sebeplerinin tam olarak bilinmemekle beraber, erkeklerde kadınlara oranla daha sıklıkla görüldüğünü kaydeden Terzi, lenfoma tanısının hastalıklı dokunun çıkarılıp yapılacak olan patolojik incelemeyle konulabileceğini kaydetti. "Lenfoma tedavi edilebilir bir kanser türüdür" diyen Terzi "Lenfoma, modern kemoterapi, radyoterapi teknikleri ve kök hücre nakli sayesinde günümüzde tedavi edilebilir kanserler arasında sayılmaktadır. Hedefe yönelik akıllı moleküllerin kullanımı ile lenfomalar daha az yan etki profili ile daha başarılı yönetilebilir hastalıklar haline gelmiştir. Belirttiğimiz semptomlardan herhangi bir tanesi olan kişiler kontrol amaçlı polikliniklerimize başvursun" ifadelerine yer verdi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:12
NDH Başhekimi Akkaya: "Hasta güvenliği, sunduğumuz sağlık hizmetinin temel önceliğidir"
Hasta güvenliğini önceleyen hizmet anlayışını sürdürdüklerini ifade eden Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya; "Hasta güvenliği, sunduğumuz sağlık hizmetinin temel önceliğidir" dedi. Nazilli Devlet Hastanesi, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü kapsamında hasta güvenliğinin sağlık hizmetlerinin en temel önceliği olduğunu vurguladı. Sağlık Bakanlığı tarafından tüm sağlık kuruluşlarında uygulanan Sağlıkta Kalite Standartları (SKS) ve Sağlık Tesisleri Değerlendirme Standartları (SDS) ile hasta ve çalışan güvenliğinin esas alındığını belirten Nazilli Devlet Hastanesi, güvenli sağlık hizmeti sunma kararlılığını yinelerken Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Necati Akkaya; "Sağlıkta güven, hizmette kalite mottosuyla hareket ediyoruz. Hasta güvenliği, sunduğumuz sağlık hizmetinin temel önceliğidir. 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü vesilesiyle, Nazilli Devlet Hastanesi olarak güvenli sağlık hizmeti sunma kararlılığımızı yineliyorum" dedi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:07
Samsun’dan Çin’e canlı yayın: Türk hekimlerin başarısı kongrede izlendi
Samsun’da Türk hekimlerce gerçekleştirilen tam tıkalı kalp damarı açma operasyonu, Çin’de düzenlenen bir kongrede canlı yayınla izlendi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, uluslararası alanda büyük bir başarıya imza attı. Çin Halk Cumhuriyeti’nin Guangzhou şehrinde düzenlenen CTO (Kronik Tam Tıkalı Kalp Damarı) Kongresi’nde, Samsun’da IVL Yöntemi ile gerçekleştirilen bir tam tıkalı kalp damarı açma operasyonu canlı olarak yayınlandı. Türk hekimlerce gerçekleştirilen kalp operasyonu, Çin’deki hekimler tarafından canlı olarak izlendi. Kongreye katılan çok sayıda Çinli doktor, bu operasyonu izleyerek Türk hekimlerinin başarılı yöntemlerini öğrenme fırsatı buldu. Operasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Korhan Soylu ve Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksakal, tıkalı damarların açılmasındaki başarılarını tüm dünyaya gösterdi. "Yeni teknoloji denendi" Operasyon sırasında, özellikle kireçlenmiş kalp damarları için geliştirilmiş yeni bir cihaz kullanılarak etkinliği test edildi. Canlı yayın, Türk ve Çinli doktorlar arasında faydalı bir bilgi alışverişi ortamı oluşturdu. Etkinlik, hem Samsun’un hem de Medical Park ailesinin tıbbi alandaki uzmanlığını ve yenilikçi yaklaşımlarını uluslararası tıp arenasında sergilemesi açısından büyük bir gurur kaynağı oldu.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 10:04
Kahta’da Gebe Okulu açıldı
Adıyaman’ın Kahta Devlet Hastanesi, anne adaylarının gebelik sürecini daha bilinçli ve sağlıklı geçirmelerini sağlamak amacıyla Gebe Okulu projesini hayata geçirdi. Hastane bünyesinde ücretsiz olarak sunulan bu eğitim programıyla, gebelik ve doğum süreci hakkında kapsamlı bilgi ve eğitimler veriliyor. Gebe Okulu’nda, anne adaylarına gebelik süresince dikkat etmeleri gereken konular, doğru beslenme, düzenli egzersiz, sağlıklı yaşam alışkanlıkları gibi başlıklarda uzman sağlık personeli tarafından eğitim veriliyor. Ayrıca doğumun aşamaları, doğum yöntemleri, doğum sırasında yaşanabilecek durumlar, doğum sonrası bakım ve emzirme hakkında da detaylı bilgilendirme yapılıyor. Gebe Okulu sadece fiziksel sağlığı değil, anne adaylarının psikolojik ve duygusal ihtiyaçlarını da göz önünde bulunduruyor. Gebelik sürecinde sıkça karşılaşılan duygusal dalgalanmalar, kaygılar ve stresle baş etme yöntemleri üzerine rehberlik sağlanıyor. Kahta Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Mustafa Akel, "Gebe Okulu ile anne adaylarımıza hem fiziksel hem de psikolojik yönden destek sağlamayı amaçlıyoruz. Bu okulda, gebelik sürecinin her aşamasına dair doğru ve bilimsel bilgi verilerek, annelerin kendilerini daha güvenli ve hazırlıklı hissetmeleri sağlanacak. Ayrıca emzirme, doğum sonrası bakım ve duygusal değişimlerle baş etme konularında da uzmanlarımız tarafından rehberlik edilecek. Tüm anne adaylarımızı ücretsiz olarak sunduğumuz bu hizmetten yararlanmaya davet ediyoruz. Öte yandan bu ve benzeri sağlık hizmetlerinin ilçemize kazandırılmasında emeğe geçen başta Milletvekilimiz Doç. Dr. İshak Şan’a ve İl Sağlık Müdürü Mehmet Şirik’e emeklerinden dolayı teşekkür ediyorum " dedi.
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:47
Elektronik sigara gençler için gizli tehdit olabilir
Son yıllarda özellikle gençler arasında hızla yaygınlaşan elektronik sigaralar, çoğu zaman "daha az zararlı" ya da "sigarayı bırakmaya yardımcı" olarak tanıtılırken, Medicana Sağlık Grubu Göğüs Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, bilimsel verilerin bu ürünlerin sanıldığı kadar masum olmadığını ortaya koyduğunu söyledi. Elektronik sigaraların sıvılarında nikotin, çeşitli kimyasallar ve aroma verici maddeler bulunuyor. Nikotinin güçlü bir bağımlılık yapıcı madde olduğuna dikkat çeken Medicana Konya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülfem Yıldırım, özellikle genç yaşta maruziyetin astım ve KOAH hastaları için tehlikeli olduğunu ve ilerleyen yıllarda geleneksel sigara kullanımına zemin hazırladığına dikkat çekti. "EVALI" vakaları endişe veriyor Son yıllarda "EVALI" adı verilen elektronik sigara ilişkili akciğer hasarı vakalarının görüldüğünü hatırlatan Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, bu durumun kısa sürede bile ağır solunum yetmezliğine yol açabileceğini ifade etti. Ayrıca kalp-damar hastalıkları riskini artırdığı ve bağışıklık sistemi üzerinde olumsuz etkiler gösterdiği de biliniyor. Elektronik sigaradaki kimyasalların akciğer dokusunda hasara neden olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Bu ürünler solunum yollarında tahriş yaparak astım ataklarını tetikleyebilir. KOAH hastalarında ise tabloyu ağırlaştırarak solunum kapasitesinin daha hızlı bozulmasına yol açabilir" dedi. Sigara bırakmada etkili değil Elektronik sigaraların sigarayı bırakmada kesin bir faydasının kanıtlanmadığını dile getiren Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, "Birçok kullanıcı hem normal sigara hem de elektronik sigarayı aynı anda kullanmaya devam ediyor. Bu da bağımlılığın sürmesine yol açıyor" diye konuştu. "En doğru yol, bilimsel yöntemlerle bırakmak" Uzm. Dr. Gülfem Yıldırım, elektronik sigaranın güvenli bir seçenek olmadığını vurgulayarak şu çağrıyı yaptı: "Sigara ya da elektronik sigarayı bırakmak isteyenler mutlaka hekim desteği almalı. Nikotin replasman tedavileri, ilaçlar ve davranışsal danışmanlık en etkili ve güvenli yöntemlerdir. Elektronik sigara ise bağımlılığı sadece farklı bir şekilde sürdürür."
17 Eylül 2025 Çarşamba - 09:42
"İnsan ömrü arttıkça kanser riski artıyor"
Prostat kanserinin 60 yaşından sonra en yüksek görülme sıklığına ulaştığını belirten Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah, "Tıp ilerledikçe insan yaşı artıyor. Yaş arttıkça da kanser riski artıyor. Erken teşhis çok önemli" dedi. Erkeklerde akciğer kanserinden sonra en sık tanı konulan ikinci kanser prostat. 50 yaş ve üzeri erkeklerde daha sık görülen prostat kanserinin, erken teşhis ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla önlenebildiği ifade edildi. Özel Medline Adana Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Dr. Cem Şah prostat kanseri ile ilgili bilgi verdi. Dr. Şah, "Erkeklerde genelde 50 yaşından sonra başlayan ve 60 yaşından sonra en yüksek seviyeye ulaşan bir kanser türüdür. Yaş arttıkça prostat kanseri riski artar. Ömür uzadıkça prostat kanseri riski artıyor. Çok yağlı yiyenler, çok fazla süt ürünü tüketenlerde prostat kanseri riski daha çok artıyor. Bu hastalara Akdeniz tipi beslenme, daha formda olma öneriliyor" ifadelerini kullandı. "Kandan PSA bakılarak riskininiz anlaşılabilir" 40 yaşından sonra prostat kanseri riskine karşı kontrollerin başlaması gerektiğine değinen Dr. Şah, "Yaşam tarzı değişikliği birçok kanserde olduğu gibi prostat kanserinde de önemli. Ailede hiçbir kimsede kanser yoksa 40 yaşından sonra kandan PSA bakılarak riskininiz anlaşılabilir. Riske göre doktorunuz size MR önerir" diye konuştu. "Erken yaşta görülen kanserler daha agresif olabiliyor" Erken teşhisin bütün kanser türlerinde olduğu gibi prostat kanserinde de önemli olduğuna vurgu yapan Şah, "Tıp ilerledikçe insan yaşamı artıyor. Yaş arttıkça da kanser riski artıyor. Domateste bulunan likopenin prostat kanserinden önleyici etkisi olduğu araştırmaları yapılmış. Prostat kanserinde erken yaşta görülen kanserler daha agresif olabiliyor. Erken teşhis bu açıdan da önemli" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder